Tuesday, November 04, 2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 3. Yasama Yılı
12. Birleşim 04/Kasım /2008 Salı


4 Kasım 2008 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.

Bu kısımda yer alan Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 29 milletvekilinin, Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 20 milletvekilinin, Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 19 milletvekilinin, Balıkesir Milletvekili Edip Uğur ve 23 milletvekilinin ve Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 24 milletvekilinin önergeleri üzerine zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük'ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca kurulan (10/27, 34, 37, 40, 102) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu üzerindeki genel görüşmeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 29 Milletvekilinin, Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 20 Milletvekilinin, Bursa Milletvekili Ali Koyunca ve 19 Milletvekilinin, Balıkesir Milletvekili A.Edip Uğur ve 23 Milletvekilinin ve Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 24 Milletvekilinin, Zeytin ve Zeytinyağı İle Diğer Bitkisel Yağların Üretiminde VE Ticaretinde Yaşanan Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (10/27, 34, 37, 40, 102) (S.Sayısı: 296)(X)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Konuşma süreleri, Komisyon, Hükûmet ve siyasi parti grupları için yirmişer dakika, önerge sahibi ve şahıslar için onar dakikadır.

Geçen birleşimde önerge sahipleri olarak 3 milletvekili konuşmuştu. Şimdi, söz sırası önerge sahibi olarak Manisa Milletvekili İsmail Bilen'e aittir.

Sayın Bilen… Yok.

Diğer önerge sahiplerinden Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak.

Buyurunuz Sayın Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu üzerinde önerge sahibi arkadaşlarım adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, üzülerek hemen konuşmamın başında bir şeyi ifade etmek istiyorum, mutlaka ki zeytinyağı çok sağlıklı bir gıdadır. Bunu bütün dünya ve gıda uzmanları artık kabullenmiştir ve dünyada yükselen bir değerdir gıda açısından. Dolayısıyla, bugün ne yazık ki biz zeytinyağının üretimi ve zeytinin üretimiyle ilgili problemlerin, sorunların araştırılmasını önerge olarak vermiştik. Tarım Bakanı yok burada, herhâlde Sağlık Bakanı zeytinyağının gıda olarak çok sağlıklı olduğundan haberdar olmak istediği için bakan koltuğuna oturdu, gene de teşekkür ediyoruz tabii ki. Dolayısıyla, AKP Hükümetinin…

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Yine de teşekkür et sen.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Kıymetli arkadaşlar, konuşulacak çok mesele var. Biz milletvekilleriyiz. Elbette ki sistemimizin gereği olarak Meclis yasama ve denetim faaliyetlerini sürdürürken içerisinden çoğunluğa dayalı bir yürütme çıkartır ama siz milletvekillerinin -her ne kadar iktidar milletvekili de olsanız- yürütmenin birtakım eksiklerine ve yanlışlarına sahip çıkmak mecburiyetinde olmadığınızı kabullenmeniz gerekir. O zaman milletvekilliği bir anlam kazanır.

Bugün yürütme maalesef bu işlerin ciddiyetinde değildir. Dolayısıyla, buradan ders çıkartması gerektiği hâlde, komisyon üç yüz küsur sahifelik bir rapor hazırlamıştır ve bu, Meclis iradesidir ama yürütme, Tarım Bakanı yerine karşımıza Sağlık Bakanını getirmiştir. Bunu, siz kıymetli milletvekillerinin de aynı şekilde eleştirmesi gerektiği kanaatini…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sağlık Bakanı yok!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Sağlık Bakanı da mı gitti?

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Ben varım.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Oo maşallah! Hoş geldiniz Sayın Bakanım, hoş geldiniz!

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hoş bulduk. Hayırlı akşamlar diliyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben konuşmamda…

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Konunun kimle ilgili olduğunu bilmiyorsunuz Sayın Uzunırmak, rastgele konuşuyorsunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Tabii ki hep Hükûmet saklandığı için, gözümüzün önünde değil, gözümüzün önünde olsa görürüz. Yan tarafa saklanmış Hükûmet, saklanıyor hep.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Ezbere konuştuğundan göremiyorsun.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - İşte, tabii ki ezbere konuşmak önemlidir, bilerek konuşmak önemlidir. Maalesef, siz konuşamıyorsunuz bunları çünkü Hükûmetin baskısı altına girmişsiniz, milletvekili iradeniz yok sizin. Siz, yürütmenin kulu kölesi olmuşsunuz. Çünkü, doğru olmayan beyanlara siz karşı gelemiyorsunuz, yürütmenin beyanlarına.

Dolayısıyla, bakın, ben konuşmama başlarken her şeyden önce komisyonumuzdaki uzmanlara ve çalışanlara, gelip komisyonumuza bilgi veren bütün kuruluşlara, kurumlara, bunların çalışanlarına, gittiğimizde illerde bizi ağırlayanlara teşekkür etmek istiyorum. Bu rapor çok büyük emek karşılığında hazırlanmıştır. Bu emeğe saygının olması gerekir. Dolayısıyla, bu saygıyı göremediğim için üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Kıymetli arkadaşlar, tabii ki üretmek, bir bilgiyi, bir kültürü, bir teknolojiyi gerektirir. Üretmek bir emek ister, üretmek bir kültürdür. Ne yazık ki bugünkü yürütmenin başında olan arkadaşlarımız üretim kültürünü yok etmekteler ve üzülerek ifade ediyorum ki bu kültür yok olduğunda yeniden üretim kültürünü oluşturabilmek için uzun yıllar bir nesil yetiştirmemiz gerektiği kanaatine sahibim.

Nihayet Dış Ticaret Bakanımız gelmiş. Elbette ki çok güzel bir şey. 50 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı verdiğimiz ülkemizde bizim zeytin, zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlardan dış ticarete yılda ödediğimiz 1 milyar 400 milyon dolardır kıymetli arkadaşlar.

Saygıdeğer milletvekilleri, kalkınmanın en birincil şartı üretimdir. Üretmek çok önemlidir. Elbette ki ticareti esas alan dünyamızda birtakım ülkeler de vardır. Bu bir tercihtir: Üretim veya ticaret. Ticareti esas alan ülkelerin dış ticaret rakamlarına baktığımızda dış ticareti artı vermelidir ki o zaman bu ticaretten kazandığıyla ülke insanına bir refah getirsin. Ama Türkiye üretimi bitirmiş, ticareti de gereği gibi yapamamakta, dış ticareti 50 milyar dolarlarla açıklanan rakamlarla açık vermektedir. Dolayısıyla bu, tutarlı bir yönetim değildir.

Kıymetli arkadaşlar, üretirken her şeyden önce bizim üretim mantığını ve üretim kalitesini doğru olarak teşhis edip bu yönde üretimi geliştiren tedbirler almamız gerekir. Zeytin, zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlarla ilgili üretim, tarımsal üretimdir. Bugünkü Hükûmetin tarıma bakış açısını biz tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Konya'da sektörden sorumlu olan Bakanın "Gözünü toprak doyursun." diye çiftçiyi azarlamasından tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Sayın Başbakanın Mersin'de "Anamız ağladı." diyen çiftçiye "Al ananı git lan buradan!" demesinden tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Erzurum'da meydanda Sayın Başbakanın ağlayan çiftçiye "Bu memleket yatıp kalkıp size mi çalışacak?" demesinden anlıyoruz. İşte tarımsal üretime, tarıma bakış açısı budur.

Tabii ki bununla bitmiyor. Bu Hükûmetin becerdiği çok önemli bir şey var: Rakamları yalan söylettirerek halkı kandırmak. Rakamları yalan söylettiriyorlar. Tarım Bakanı, ümit ederim ki, zaman içerisinde gelecektir. Hatta ve hatta, Tarım Bakanlığı bütçesinde konuşurken bu meseleleri tartışacağız inşallah ve gerçek rakamların, gerçek desteklerin neler olduğunu göreceğiz.

Kıymetli arkadaşlar, gübrenin 35 bin liradan 110-120 bin liraya çıktığı ve üretim miktarlarının düştüğü bir Türkiye'de zeytin ve zeytinyağıyla ilgili primler de düşmüştür. İşte Mecliste iktidar milletvekili arkadaşlarımızın da olduğu Komisyonun raporlarındaki tespitinden görülmektedir. 2000 yılında 115 bin ton zeytinyağı olmasına rağmen prim 28 senttir. 2004'te bu miktar 94.264'e düşmüştür ve zeytinyağı primi de 25 kuruşa düşmüştür. Yani şunu söylemek mümkündür: Düşen üretim miktarının karşılığında siz daha çok prim verme imkânına sahipsiniz aynı miktar ödeneği ayırsanız ve dolayısıyla teşvik etmeniz gerekir. Oysaki düşen üretim miktarıyla birlikte prim miktarı da düşürülmüştür kıymetli arkadaşlar. Dolayısıyla yürütmedeki arkadaşlarımızın verdikleri rakamlar hiçbir zaman doğruyu ve gelişmeyi ifade etmemektedir.

Kıymetli arkadaşlar, bizim zeytin ve zeytinyağına ve diğer bitkisel yağlara bakış açımız şudur: Her şeyden önce biz, iç tüketim olarak da düşünsek, ülkemiz insanının güvenilir gıda, kaliteli gıda ile beslenmesini temin etmek durumundayız. Dolayısıyla zeytin ve zeytinyağı her şeyden önce güvenli ve kaliteli bir gıdadır. Bunu bütün dünya kabullenmiştir.

Diğer yandan meseleye baktığımızda, kıymetli arkadaşlar, ülkenin kalkınması, bugün dünyada yaşanan bir kriz var diye artık bazı arkadaşlarımızın da aklını başına getirdi ki, kendi öz kaynaklarımızın daha iyi değerlendirilmesiyle daha kısa yoldan mümkündür. Dolayısıyla, Allah'ın, tabiatın, coğrafyanın, iklimin, birtakım bize avantaj kıldığı sektörler lokomotif sektörler olarak desteklenmelidir ve dolayısıyla zeytin ve zeytinyağı bizim dünyada üretici olarak ilk dördün içinde olduğumuz bir üründür. Dolayısıyla özellikli olarak desteklenmelidir. Hele hele dünyada kalkınabilmemiz için benim arkadaşlarıma teklif ettiğim bir konu var ki, zeytin, fındık, incir, mermer, bor, krom gibi birtakım madenlerimiz, birtakım ürünlerimiz millî ürün olarak ilan edilmelidir ve bunlarda bir ölçü konulmalıdır. Dünya rezervlerinin veya dünya pazarlarının belli bir miktarını elimizde bulundurduğumuz ürünler ve madenler millî ürün olarak ilan edilmeli ve bunlar en uç noktalarına kadar katma değer ve istihdam yaratarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Korunmalıdır.

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …işlenebilir kılınmalı, korunmalı, desteklenmeli ve yönlendirilmelidir. Ancak o zaman biz rekabet şansını yakalayabiliriz.

Kıymetli arkadaşlar, incirde, benim bölgemin ürünü olan incirde, biz dünya pazarlarının aşağı yukarı yüzde 65'ine sahibiz ve bunun yüzde 80'e yakını Aydın'da üretiliyor ama dünyada piyasa yapıcı değiliz. Fındıkta, dünya pazarlarının, dünya üretiminin hemen hemen hepsine sahibiz ama piyasa yapıcı değiliz. Bu alanlarda tohumu toprağa koyduğumuzdan randıman ve rekolteyi, kaliteli üretimi, standart ve çok üretimi teşvik eden dünya pazarlarındaki raflara varıncaya kadar da sahip çıkan, destekleyen, yönlendiren bir politikanın gelişmesinde fayda vardır. Bu açıdan önemli gördüğüm bir konuyu ifade etmek istiyorum: Eğer pazar paylarımızı kaybetmememiz için dahilde işleme rejimi de ülke üretimine zarar vermeden desteklenebilirse bu noktada da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Lütfen tamamlayınız, bitiriniz.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …Dış Ticaret Bakanımızın burada olması bir avantajdır ama buradaki hassas konuya dikkat etmek gerekir. Dış pazarlarda tüccarımız raflarını kaybettiği, pazar paylarını kaybettiği gün Türkiye'deki ürettiğimizin dışarıya satılamadığında para etmemesi ihtimaldir, doğaldır. Dolayısıyla, bu işin toprağa bitkinin dikildiğinden dünya pazarlarındaki raflara varıncaya kadar tüccarımızı, üreticimizi, bütün bu zincirin halkalarındaki her unsuru koruyan, kollayan, teşvik eden bir rejim içerisinde ve bu gözle ele alınmasında fayda vardır.

İnşallah, Sayın Bakan -Tarım Bakanı gelse daha iyi olurdu ama- bu raporun iyi değerlendirilmesini, üreticimize, tüccarımıza, sanayicimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, teşekkür ediyorum çalışanlara ve emeği geçenlere.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Uzunırmak.

Önerge sahipleri adına Manisa Milletvekili İsmail Bilen.

Buyurunuz Sayın Bilen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan komisyonumuz raporunu tamamlayıp sizlere de dağıttı. Önerge sahipleri adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, benden önceki arkadaşlarım da konuşmalarında değinmişlerdi, sözün tekrarından da kaçınarak sektörün birkaç sorununu sizinle paylaşmak istiyorum. Önerilerimizi de raporlarımızda dile getirmiştik. İnşallah, bu, üreticimize, müstahsilimize, sanayicimize, tüccarımıza yol gösterici olacaktır. Buradan hem Hükûmetimize hem de sektöre reel çözüm önerilerinde de bulunmuştuk. İnşallah, bu rapor ülkemize hayırlı olur.

Değerli arkadaşlar, maalesef Türk tarımının yapısal ciddi sorunları bulunmakta. Dolayısıyla da bu sektör içerisinde hem zeytin ve zeytinyağı hem de bitkisel yağlar, yağlı tohum bitkileri ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmakta.

Zeytin ve zeytinyağındaki belli başlı sorunlar taklit, tağşiş, pazarlama, karasu gibi sorunlarla birlikte yine bitkisel yağlarla yağlı tohum bitkilerindeki sorunlarımız da üretim eksikliği ve üretim alanlarının darlığı sorunları. Bu ciddi manada geçmiş dönemlerde ihmal edilmiş sektör olan tarım sektörü -ne planlamada ne de yapılandırmada- yönlendirmede eksiklikler bulunmasına rağmen ve zaman zaman da popülizmle buraları oy depoları alanı olarak görüldüğü için de bir planlamaya gidilmemiş ve ülkenin arz fazlası olan ürünler… Âdeta ülkeyi idare edenler veya hükûmetler tarafından bu yığınlar arz fazlası ürünlere yönlendirilmiş ve bu arz fazlası ürünler zaman içerisinde ya yakılmış ya çöplüklere dökülmüş, hem millî servet heder edilmiş hem de sektöre ciddi manada bir çözüm önerilememiş ve getirilememiştir.

Dolayısıyla bu alanlarda bir planlama yapılmadığı için de -raporumuzda da belirttik- bu alanların yeniden belirlenmesi ve Tarım Bakanlığımızın da uygulamalarıyla, bu alanlardaki desteklemeleriyle üreticimizi, müstahsilimizi ülkenin arz eksiği olan bu ürünlere yönlendirerek millî servetin ülkemizde kalmasını, döviz kaynaklarımızın ülkemizde kalmasını ve müstahsilimize yönlendirilmesini sağlamıştır.

Bunlardan belli başlıcalarını daha önce de konuşmuştuk. Gerek 22'nci Dönemde kurulan komisyonumuz gerekse 23'üncü Dönemde kurulmuş bulunan komisyonumuzla ülkemizin birçok bölgesini, birçok şehrini dolaştık. Müstahsille ve bilim çevreleriyle, üreticilerle, sanayicilerle, sektörün içerisinde bulunan tüccarlarla karşılaştıkları sorunları ve bu sorunların çözümü noktasında alınabilecek tedbirleri birlikte konuştuk.

Tarım Bakanlığımız tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasında ciddi adımlar atmış, ülkenin arz eksiği bulunan ürünlere müstahsilin yönlendirilmesinde yönlendirici primleri devreye sokmuştur. Benden önceki arkadaşım primlerin zaman içerisinde eksiltildiğini, arz eksiği olmasına rağmen eksiltildiğini ifade etmişti. Doğrudur, zaman içerisinde bunlar olabilir. Yönlendirici primden maksat da zaten ülkenin arz eksiği olan ürünü daha fazla destekleyerek müstahsili oraya kanalize etmek, oraya yönlendirmek olmalıdır.

Yine müstahsilin eline geçen bu ürünlerden elde edeceği geliri, katma değeri artırmak adına Tarım Bakanlığının kırsal kalkınma projeleriyle devreye soktuğu yüzde 50 hibe destekli kredilerle sektör hem canlanmış hem de ürünümüz mamul hâle getirilerek iç piyasaya veya ihraca sunulur hâle, hazır hâle getirilmiş ve dolayısıyla müstahsilin ürünü biraz daha iç piyasada değerlenme imkânı bulmuştur.

Verilen primle, aynı zamanda arz eksikliği olan alanlarda, özellikle zeytin fidanlarında ve zeytin alanlarında ciddi oranlarda artış sağlanmış. İktidara geldiğimiz dönemde 100 milyon adet olan ağaç sayımız yaklaşık yüzde 50'ler nispetinde artarak 150 milyon adet ağaca ulaşılmıştır. Bununla birlikte hem zeytin üretimi hem de zeytinyağı üretimi önümüzdeki yıllarda ciddi manada artacaktır.

Peki, bu artışa paralel olarak, bu artıştan elde edilecek mamulün dışarıya veya iç pazara mamul bir hâlde satılmasına yönelik bu kırsal kalkınma proje desteklerinin yanında başka neler verilmiştir? Müstahsile yine üründeki verimliliği artıracak damlama sulama projeleriyle, sıfır faizli ve uzun vadeli, yaklaşık beş yıl geri ödemeli desteklemeler yapılmış ve müstahsil nispeten arz fazlası olan ürünlerden buraya kanalize edilmiştir.

Kendi şehrimle, seçim bölgemle ilgili örnekler de vermeye kalkacak olursam, geçmişte arz fazlası olan tütüne yönlendirilen müstahsil aile başına 200 kilogram tütün ekerken, tütünden elde ettiği gelirle de geçinemezken, bu alanlara zeytin fidanları dikilmiş, bu alanlarda müstahsil şimdi zeytinle tanışmış ve zeytinden elde ettiği gelirle hiç olmazsa ailesini geçindirebilecek bir seviyeye gelmiştir. Böylelikle, aynı zamanda bu arz fazlası olan tütüne verilen parayla alınan -tütün- zaman içerisinde -yaklaşık beş yılla sekiz yıl veya on yıl arasında- arz fazlası olan ürünler yakılmak zorunda kalmış, millî servet de, tarım sektörüne aktarılması gereken kaynak da maalesef yakılmış, heder edilmiş ve dolayısıyla potansiyel değerlendirilememiştir.

Bu yine İç Anadolu Bölgemizde alternatif ürün olabilecek işte mısırdır, soyadır, kanolıdır, ayçiçeğidir, teşvik edilmesi, desteklenmesi gerekirken, ikinci ürün olarak belki ekilmesi teşvik edilmesi gerekirken, yönlendirici primle müstahsilin teşvik edilmesi, buraya yönlendirilmesi hedeflenmesi gerekirken maalesef bu da eksik bırakılmış ve bunun karşılığında da yaklaşık 1,7 milyar dolarlık ya da 1,7 katrilyon liralık bir döviz kaynağının lüzumsuz bir şekilde yurt dışına çıkmasına vesile olunmuştur.

Yıllar içerisinde hem zeytinde hem bitkisel yağlarda ve zeytinyağı ile bitkisel yağ açıklarında olumlu mesafeler kat edilmiş olmasına rağmen arzulanan noktaya gelinememiş ve dolayısıyla da raporumuzda bunun da teşvik edilmesi, desteklenmesi hem Hükümetimize hem de Tarım Bakanlığımıza önerilmiştir.

Tarım sektörünün önündeki ciddi sorunlardan bir tanesi de makineleşmemesidir. Tarım sektörünün yine zeytin ve zeytinyağı da dâhil olmak üzere, bitkisel yağlar da dâhil olmak üzere sanayileşmemesi veya makineleşmemesi nedeniyle ciddi bir gelir kaybı söz konusu olmuş ve dolayısıyla da buranın teşvik edilmesi, bu makineleşmenin veya sanayileşmenin desteklenmesi gerekirken bunun ihmal edilmiş olması da müstahsile birtakım sıkıntılar getirmiş, elde ettiği ürünü hemen yakın bölgesinde değerlendirebileceği bir sanayi tesisi bulunmadığı için de pazar bulamamış ve dolayısıyla da ertesi sene bu üründen vazgeçer hâle gelmiştir.

Zeytinyağında da dâhil olmak üzere demiştim, zeytinyağında da çok önemli olan bir husus, zeytin toplandıktan hemen sonra, mümkünse hemen aynı gün sıkılmalı aksi takdirde zeytindeki gecikmeden ya da sıkılmadan sonraki gecikmeden kaynaklanan asit oranının yüksekliği dışarıda bize rekabet şansı tanımamış ya da rekabet edebileceğimiz ülkelerle rekabet edebilme imkânını kaybetmiş duruma, pozisyona düşmüş olmamızdı. Bu hususta da hem bölgemizde, Akdeniz'den, Marmara'dan yaklaşık -kendi ilim de dâhil olmak üzere- kırkın üzerinde bir tesis desteklenmiş ve aynı zamanda bu tesislerin bölgelere dağılımı da teşvik edilmiş. Dolayısıyla da buradan elde edilecek ürünün, mahsulün sıcağı sıcağına hemen, mümkünse aynı gün, değilse ertesi günlerde sıkılması vesilesiyle üründeki kalite de artırılmış ve dolayısıyla da ihracattaki pazar payımız da, şansımız da artırılmıştır.

Yine, zeytin ve zeytinyağındaki desteklemelerin eksik kaldığı yönündeki bilgi de tam doğru değil, isabetli değil. Demin söylemiştim, dekar başına yapılan desteklemelerde yağlık fidanlarda 250 milyon lira, bu yıl için söylüyorum dekar başına 100 milyon lira da sofralık zeytinlerde destekleme yapılmış ama geçmişte hem sofralıkta hem de yağlıkta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

İSMAİL BİLEN (Devamla) - …toplam 250 milyon liralık dekar başına bir destekleme söz konusu olmuştur.

Yine, hazırlanan tebliğ kapsamında sofralık zeytin için farklı kalemlerde tescilli Türk markalarıyla ihraç edilmesi durumunda ton başına 125 ile 200 dolar arasında bir destekleme öngörülmüş. Bunun dışında yine zeytinyağı için tescilli markalar ile "Made in Turkey" ibaresiyle ihraç edilmesi durumunda farklı ambalaj büyüklüklerine göre değişmek üzere ton başına 175 ile 400 dolar arasında bir destekleme yapılmıştır. Burada ambalaj küçüldüğünde destekleme daha fazla artmaktadır. Dolayısıyla da yurt dışına büyük tonajlı veya büyük meblağlı yağ ihracını engelleyerek küçük ambalajlarda tüketime yönelik ihraç desteklenmek istenmiştir, hedeflenmiştir. İnanıyorum ki raporumuzdan olumlu sonuçlar çıkacaktır ve hazırlanan bu raporda emeği geçen arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. Bu raporun müstahsilimize, sanayicimize, ihracatçımıza, tüccarımıza ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bilen.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Zeytin ve Zeytinyağı ile Diğer Bitkisel Yağların Üretimindeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; zeytin varsılın da, yoksulun da sofrasında olan, hepimizin bildiği bir ürün. Bu şu anda da görüşülmekte olan konuyla ilgili, sağlığı nedeniyle biraz önce Sağlık Bakanımız, ihracat nedeniyle Dış Ticaretten Sorumlu Bakanımız, şu anda da esas konunun tarafı olan Tarım Bakanı burada. Bu da gösteriyor ki bu zeytin ve zeytinyağı, bitkisel yağlar gerçekten ülkemiz açısından son derece önemli. Ama bu araştırma komisyonunun en zayıf taraflarından birisi de zeytin ve zeytinyağının diğer bitkisel yağlarla aynı potada değerlendiriliyor olması. Bize göre -Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına bize göre- bu bir eksiklik diye görüyorum.

Değerli arkadaşlar, zeytin, Akdeniz havzasının ve uygarlığının sembolü zeytin ağacı, altı-yedi bin yıllık tarihin derinliklerinden yakın dönemlere kadar tüm uygarlıklarda önemi öne çıkmıştır. Zeytinin öyküsüne tüm kutsal kitaplarda rastlamak mümkün. Arkeolojik ve jeolojik bulgular, buluntular ve efsanelerde zeytinin tarihselliği ayrı bir önemdedir. Zeytin, uzun ömürlü, yeşil yapraklı, dikensiz bir bitki. Baharın sonlarına doğru çiçek açan, etli ve yağlı meyveleriyle bildiğimiz, varsılın ve yoksulun sofrasından eksik etmediği bir bitki zeytin. Bol miktarda protein, yağ, vitamin, kalsiyum, flor, kükürt, magnezyum içermektedir.

Ülkemizde sofralık zeytin sektörünün çok eski geçmişi olmasına rağmen bugüne kadar küçük aile işletmeciliği bazında faaliyet göstermiştir. Sofralık zeytin sektörü, dünyada olduğu gibi ülkemizde de gelişme sürecindedir.

Zeytin ağacının olgun meyvelerinden mekanik yolla elde edilen, oda sıcaklığında sıvı olan, berrak, yeşilden sarıya değişen renkte, kendine özgü tat ve kokuda, doğal olarak tüketilebilen bitkisel kaynaklı önemli bir yağdır. Bu yağ, yüzyıllar boyunca insanlar için bir besin kaynağı olmuştur. Gerek hammaddesinin üretimi sırasında fazlaca el emeğine ihtiyaç göstermesi gerekse taneden elde ediliş safhasında diğer tohum yağlarına kıyasla ayrıcalıklı bir teknoloji gerektirmesi ve beslenme yönünden üstün nitelikli olarak doğal hâlde tüketilebilmesidir. Zeytinyağı bir meyve suyu olması nedeniyle daima diğer bitkisel yağlara kıyasla daha yüksek bir ekonomik değer bulmuştur.

Zeytin, zeytinyağının sayısız sorunları olduğunu bu araştırma komisyonu da gösterdi. Burada, üretim primi, zeytinyağının sorunları, üretici sorunları, tüketici sorunları, AB ile ilgili sorunlar, örgütlenme birlikleri, fidancılık gibi çok sayıda zeytin ve zeytinyağının sorunları olduğunu biliyoruz.

Zeytin, zeytinyağı ülkemiz ekonomisi ve halkımızın beslenmesi yönünden önemi büyük olan tarımsal ürünümüzdür. Türkiye'de zeytin üretimi Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılmakta olup son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar zeytinyağının üstün niteliklerini açıkça ortaya çıkarttığından dünyada zeytinyağına önemli yönelim gözlenmektedir. Bu nedenle dünya zeytinyağı fiyatları artış trendi göstermektedir. Türkiye'nin bu alanda yapabileceği girişimler mümkün, üretimi ve ihracatını artırma potansiyeline de sahiptir. Bu potansiyelin büyük ölçekli değerlere dönüştürülebilmesi için IMF ve AB kıskacından kurtulup tarımımızın ve üreticimizin sorunlarına kendi çözümlerimizi üretmemiz yönünde Hükûmet adım atmalıdır. Hatta tarım desteklerini kısmak yerine artırmalıdır. Yıllardır sadece tarım satış kooperatiflerinin taban fiyatları ile popülist yaklaşımlarla hareket edilmiş ve bunun sonucunda birliklerin iflası ve yüzlerce trilyon zarar söz konusu olmuştur. Devlet eliyle ticaret devri kapanmalıdır. Tarım Bakanlığı tarafından yürürlüğe sokulan ürün konseyleri ne yazık ki mevcut yönetmelikler çerçevesinde sivil inisiyatiften uzak, sektörü kucaklayacak yapıda değildir.

Zeytin-zeytinyağına fiyat belirlenirken maliyetler göz önünde tutulmalı, zeytinyağı primi üretim maliyetine eklenerek, çiftçi kârı dikkate alınarak belirlenmelidir. AB ülkelerinde uygulama örnek alınmalıdır. En büyük üretici olan AB'de zeytinciliğe verilen toplam üretim desteği 2.350 milyar avrodur. Ortalama yıllık üretime bağlı olarak bu destek zeytinyağında kilo başına 1.3 avro. Ülkemizde bu yıl verilen üretim primi zeytinyağında kilo başına 20 yeni kuruştur. Biraz önce konuşmacı arkadaşlarımız da bu dönemde zeytin ve zeytinyağı üreticisine ciddi desteklerin verildiği ne yazık ki söylendi. Oysa rakamlara baktığımızda bugün üretimin ilk uygulamaya başlandığı yıl verilen prim 40 sent, yani 50 yeni kuruş iken, bugün 20 yeni kuruş olduğunu görüyoruz. Bu da AKP'nin tarım ve zeytinciliğe bakışıdır diye düşünüyoruz. Üretim primi ne yazık ki bugüne kadar hep üreticiye yönelik bir mavi boncuk uygulaması olarak görüldü. Aslında üretim primi üreticiyi ürün fiyatlarındaki spekülasyona karşı koruyan, piyasa dengesine ve istikrarlı mal tedarikine imkân tanıyan bir sistem olmalıdır. Bugünkü koşullarda üretim primi zeytinyağında asgari kilo başına 1 YTL olmalıdır ve unutulmamalıdır ki, bu prim rakamıyla kayıt altına alınacak olan sistemin yaratacağı direkt ve endirekt vergilerle bütçe en az yüzde 60 azalacaktır.

Avrupa Birliği kilo başına uyguladığı yüksek primle hem üreticisini desteklemekte, piyasa fiyatını da uyguladığı prim haddini baskı altına alarak tüketicisine mümkün olan asgari fiyatlarda zeytinyağına ulaşmayı sağlamaktadır. Verilen primler maliyetlere destek anlamında son derece yetersizdir. Yağ bitkileri üretiminde başlıca üretim maliyetleri tohumluk, gübre, zirai ilaç, mazot ve işçilik sayılabilir. Üretim girdilerinde gübre ve mazot devlet tarafından desteklenmeli, gübrede uygulanan KDV oranı yüzde 1'e indirilmelidir. En son yaptığımız çalışmada, bölgemizdeki ekicilerin yükselen girdi maliyetleri nedeniyle bu dönem zeytinlerini sürdüremeyeceğini ve gübre atamayacağını ne yazık ki söylemektedir.

2008 yılının sonlarına yaklaştığımız bugünlerde, komisyon raporunda da yer alan, 2007 yılında zeytinyağı üreticilerine destekleme primlerinin ödenmediği görülmektedir. Zeytin sektörünün bir ülkede gelişmesi ya müteşebbislerin bu dinamikleri fark etmesiyle ya da devlet politikasıyla olmaktadır. İspanya devlet eliyle, hatta zorlamayla zeytinciliğine hamle yaptırmış ve bugün karşılığını hem üreticisi hem de devlet kat kat almaktadır. Sektörün öncelikli beklentisi devletin varlığını ve ilgisini hissetmektir.

Sektörde toplam başarı için yapılması gerekli olanlar elbette bunlarla sınırlı değildir. İç tüketimin artırılması, zeytinyağında haksız rekabetin önlenmesi, zeytinyağı stoklama sorunlarının çözümlenmesi ve en önemlisi, Türk zeytinciliğinin uluslararası kuruluşlara katılımı yoluyla dünyada daha iyi bir noktada konumlandırılması da çözüm bekleyen sorunlar arasındadır.

2007-2008 sezonunda, 31 Mart 2008 tarihi itibarıyla 34 milyon 421 bin 122 Amerika Doları tutarında zeytinyağı ihraç edilebildi. Geçen sezon aynı zaman diliminde yapılan ihracat 86 milyon 796 bin 137 dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracattaki gerileme oranı yüzde 60'ı geçti. Türkiye 1 Ekim 2007-31 Mart 2008 tarihleri arasında 56 milyon 955 bin 759 dolarlık zeytin ihraç etme başarısını gösterirken geçen sezon ise 45 milyon 708 bin 238 dolarlık zeytin ihracatı yapmıştır.

Türkiye sofralık zeytin ihracatında ise deyim yerinde ise yerinde saymıştır. İlerleme kaydedilememiştir. Zeytin ihracatçıları 2007-2008 sezonunun ilk beş aylık döneminde yüzde 11'lik artışla 56 milyon 955 bin 759 dolara ulaşırken siyah zeytin ihracatı 47 milyon 622 bin dolar, yeşil zeytin ihracatı ise 9 milyon 333 bin dolar olmuştur. Ülkemizde gerçekleştirilen sofralık siyah ve yeşil zeytin ihracatına ilişkin istatistikler incelendiğinde, Romanya ve Bulgaristan'ın siyah sofralık zeytinde ihracat pazarımızın yüzde 50-55'ini oluşturduğu görülmektedir. İri kalibrajlı zeytinde sıkıntı olduğu gözlenmektedir.

Kaliteye yönelik olumsuzlukları etkilerinden arındırıcı hasat sistemleri de geliştirilmelidir. Makineli hasat esas alınmalı, sırıkla hasat periyodisite şiddetini arttıran en önemli etken olduğundan mutlaka terk edilmelidir. Zeytin zararlıları ve hastalıkları ile mücadelede devlet katkısı en etkin biçimde sonuçları yönünden izlenmelidir. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan tüzük hükümleri kesinlikle tam olarak uygulanmalıdır. Yasa kapsamındaki alanlar turizm, konut yapımı, sanayi ve maden araması gibi faaliyetlere kesinlikle kapatılmalıdır. Özellikle var yıllarında hasat ekim aylarında başlayıp en geç ocak 15'te bitirilmelidir.

Zeytinyağı üretimi sırasında oluşan karasunun tüm zeytinci ülkelerde önemli çevre sorunlarına yol açtığı bilinmektedir. Bu ülkelerin hiçbirinde karasunun arıtılmasında bugüne kadar tatmin edici bir sonuca ulaşılamamıştır.

Zeytinyağında yıllardan beri önlenemeyen tağşişin yani diğer bitkisel yağların zeytinyağına karıştırılmasıyla gerçekleştirilen hilenin önlenebilmesi için denetlemelerin daha etkili yapılmasına ve uygulanacak yaptırımların caydırıcı olmasını sağlamalıyız. Bu konuda kanun teklifimizi de Meclisimize sunduk.

Ülke genelinde zeytinyağı tüketiminin, hâlen nüfusun önemli bir kesiminin zeytinyağı tüketim alışkanlığının oluşmaması da dikkate alınarak tüketimi artırmak amacıyla reklam ve tanıtım kampanyaları düzenlenmelidir. Zeytinyağı ülkemizde birçok vatandaşımız tarafından bilinmemekte, tüketimi o nedenle kişi başı 1 litre olduğu, oysa Tunus'ta -Akdeniz ülkesinde- 7 litre, Yunanistan'da 20 litrenin üzerinde olduğunu rakamlar göstermektedir.

Yine, diğer bazı tarımsal ürünlerde olduğu gibi zeytinyağında da arz-talep sağlayıcı stok kuruluşları oluşturulmalıdır. Zeytinyağı dış alımına izin verilmemelidir. Şu anda dış ticaretten sorumlu Sayın Bakanımızın da burada olduğu bir ortamda, bu taleplerle sıkça karşılaştık. Biz zeytin ve zeytinyağı üreticisi olan bir ülke olarak kesinlikle zeytinyağı dış alımına izin verilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ambalajlı ve dökme zeytinyağı dış satımının ortaya koyduğu avantaj ve dezavantajlar karşılaştırılarak dış satımı artıracak, ayrıca katma değeri ve dış satım gelirini yükseltecek kararların alınması gerekmektedir.

1996 yılında üyeliğinden ayrıldığımız Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'ne yeniden üye olunmalıdır. Buradan da hangi nedenlerle çıktığımızı bir türlü anlayabilmiş değiliz. Zeytinyağı üretiminde Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin belirlediği standartlara uyumda azami özen gösterilmelidir.

Yeni getirilecek bir kısım teşviklerle dış satımın artırılması ve zeytinyağında uygulanan gümrük vergilerinin Türkiye menşeli yağlar için kaldırılması veya düşürülmesi yönünde çabalar ortaya konulmalıdır.

Tarımın ve zeytinin içinde bulunduğu girdi fiyatlarını sürekli söylüyoruz. Şu anda da yine bölgemizde yaptığımız bir çalışma sonrasında zeytin üreticisinin içinde bulunduğu durumu özetleyen son derece çarpıcı bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum: 2001 yılında 50 kilogram zeytinyağına karşılık 20 çuval, yani 1 ton amonyum sülfat gübre satın alabilen çiftçi, bugün 50 kilogram zeytinyağına karşılık ancak 5 çuval, yani 250 kilogram amonyum sülfat satın alabilmektedir. Bu sonucu ve süreci yaratan, ülkenin gübre ve zirai mücadele ilacı bağlamında dışa bağımlılığın dayattığı bir açmazdır. Zirai Donatım Kurumu ve İGSAŞ özelleştirmesinin acı gerçeklerinin sonuçlarını burada da görüyoruz.

Yine, zeytin ve zeytinyağında yaşanan sorunların en önemlilerinden birisi de ilaçlama olduğu… Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Birliğimiz, Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Gömeç, Havran olmak üzere Körfez bölgesinde beş ilçede bulunan zeytinlik alanların zeytin sineği zararlısına karşı ilaçlanması amacıyla kurulmuş olup bu amaç doğrultusunda her yıl 650 bin dekar saha ve yaklaşık 11 milyonun üzerinde zeytin ağacı ilaçlanmaktadır. Güney Marmarabirlik'iyle kıyaslandığında onların yaklaşık 10 katı daha büyük saha ilaçlanmaktadır.

Bölgemizde hâkim çeşit Ayvalık yağlık çeşit olup ürün bölgemizdeki yaklaşık 120 adet büyüklü küçüklü yağ fabrikalarında işlenmektedir. Birliğimize üye yaklaşık 30 bin üretici bulunmaktadır. Güney Marmara zeytinlik sahalarında hâkim çeşit ise Gemlik sofralık çeşidi olup alıcısı Marmarabirlik olması nedeniyle ilaçlamada sorunun yaşanmadığı…

Birliğin yaşayabilmesi, tahsilatların kaynağından kesilmesi zorunludur. Bunun için ya zeytinyağı fabrikaları işledikleri ürün için aldıkları bedeli artırıp ilave ilaçlama bedeli alıp Birliğe ödeyecekler ya da devlet ilaçlama desteği verip bunu doğrudan Birliğe ödemelidir.

Fidancılıkla ilgili komisyon raporuna göre, 2002 yılında 101.630 zeytin ağacı var iken 1 milyon 800 ton zeytin üretilmiştir. 2006 yılında ise ağaç sayısı 129.265'e çıkmış olmasına rağmen zeytin üretimi 34 bin ton düşerek 1.766.740 tona düşmüş, gerilemiştir.

Ülkemiz zeytin üretiminde sürekli ilerleme göstermesi gerekirken rakamlarda gözüken bu gerilemenin sebebinin bir an önce araştırılması gerekmektedir.

Zeytin ağacı sayımızın AB'ye girmeden mümkün olduğu kadar artırılması hedeflenirken, desteklemeyle dikime hız verilmesi sağlanmışken, 15 Şubat 2007 tarih ve 2007/15 no.lu değişiklik tebliği ile desteklemenin Gemlik çeşidinde 45 YTL/dekar olarak düşürülmesi ve diğer çeşitlerde aynı kalmasından sonra bu tablo değişmiştir. Gemlik çeşidinin çok fazla ve adaptasyonun iyi olmadığı yerlere bile dikilmesi bu konuda bir tedbir almayı gerektirmiştir. Hâlbuki uzun yıllardır Gemlik fidanının diğer çeşitlerin fidanına göre açık arayla önde gittiği, yüzde 80-90 oranına sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Tedbirlerin en az beş yıl önce veya desteklemenin ilk uygulandığı yıl alınması uygun olmalı. Zeytinlik alanların artırılması politikasıyla bir bakıma çelişen bu karar, beklenmeyen ani ve biraz da sert bir müdahale hem fidancıları hem de dikicileri mağdur etmiştir. Nitekim piyasadaki fidanların yüzde 86'sı Gemlik iken, sezonun yarısında diğer çeşitlere ait sınırlı sayıda sertifikalı fidan var iken, desteklemedeki bu değişiklikle dikimin hızlı devam etmesi zorlaşmıştır. Ayrıca, tebliğe güvenerek bahçe tesis edenler mağdur olmuştur. Fidancıların etiketleri elde kalmıştır. Diğer taraftan fidan fiyatları düşmüş, fidancıların bir kısmı iflas etmiş, fakirleşmiştir.

Destekleme süresi 2007 sonunda bitti ve yenisi henüz çıkmadı.

Sonuç olarak bu sezon da biterken belirsizlik devam etmiştir. Fidancılar üretim planlaması yapamamıştır. Sertifikalı üretim için beyanname verme zamanı geldiği bugünlerde, geçen yılın sertifikaları elinde kalan fidancılar kararsız ve zor durumdadır. Destekleme tebliğlerin çıkış zamanı ile üretim ve dikim sezonu uyuşmamaktadır. Bu nedenle de hem piyasa istikrarı hem de üretim planlaması açısından yarar getirdiğini söylemek zor. Fiyat ve primlerin ilanları en geç hasat sezonu başında ilan edilmelidir. Var yılı-yok yılı ortalaması 12,5 kilo zeytin, verimli ağaç ortalaması 25 kilo zeytine yükseltilebilmesi için uygun bakım, gübreleme, budama ve sulama ile periyodisitenin olabildiğince azalması amaçlanmalıdır. Bu yıllarda oluşan fiyat istikrarsızlığı önlenmelidir.

Birlikler sabit maliyetleri kontrol altına alacak şekilde, AB'deki örnekleri paralelinde serbest piyasa koşullarında varlıklarını sürdürecek şekilde tekrar yapılandırılmalıdır.

Üreticinin ürünü stoklaması serbest bırakılmalı ancak stok edeceği mekânlarda ticari işletmelerde aranan hijyen ve gıda güvenliği koşulları aranmalıdır. Bu koşullarda stok yapamayacak üreticilerin yağlarını yağhanelerden doğrudan satmaları teşvik edilmelidir. Üreticinin doğrudan satış yapması, haksız rekabet ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele açısından ele alınmalıdır.

Karasu konusunda yerel yönetimlerin çözüm seçenekleri üretmede katılımcı olmaları, yağhanelerin atık suları konusunda yerel kolektif çözüm üretmeleri gerekmektedir. Zeytinyağı stoklama konusunda yeni yatırımlar desteklenmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Meclis Araştırma Komisyonunca hazırlanan rapor, sonuçta sektörün sorunlarına ışık tutmuş, çözüm önerilerini sıralamıştır ancak Hükûmet yasama organının bu çabasına karşı kayıtsız kalmamalıdır. Ülkenin genel ekonomik politikalarına çözüm aramadan tarımın sorunlarına çözüm bulunması mümkün değildir. Tarımın sorunlarına topluca çözüm tasarlamadan zeytin ve zeytinyağı üreticisinin sorunlarına çözüm bulmak da mümkün değildir. Burada tarımda yaşanan, ticarette yaşanan bütün sorunların zeytin ve zeytinyağında da yaşandığını ne yazık ki görüyoruz. Zeytin ve zeytinyağı, diğer bitkisel yağlara… Tabii bu konuya henüz girilemedi çünkü biraz önce söylediğim gibi bu zeytin ve zeytinyağının diğer bitkisel yağlarla aynı komisyonda oluşturulmuş olması kesinlikle doğru değildir. O diğer bitkisel yağların da ayrıca değerlendirilmesini ve bu konuda çalışmaların yapılmasını Meclisimize öneriyoruz.

Değerli arkadaşlar, zeytin ve zeytinyağının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Evet, bu Araştırma Komisyonunun sektörün ve üreticilerimizin içinde bulunduğu sorunları çözmesini en içten dileklerimizle diliyoruz ve bu üreticilerimizin mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini bekliyoruz.

Yeni başlayan 2008-2009 sezonunda şu anda Marmara'da üretim başladı, Marmarabirlik Kooperatifi de yarın alımlara başlayacak. Manisa bölgesinde ilk yağlar alınmaya başlandı. Bölgemizdeki üretimler de devam ediyor.

Geçmiş dönemde yaşanan sorunların bu dönemde yaşanmamasını, ülkemizin, çiftçimizin, tüccarımızın, sanayicimizin, ihracatçımızın tümünün bu yaşanan sıkıntılarının sona ermesini ve onlara iyilikler getirmesini temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydoğan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman.

Buyurunuz Sayın Büyükataman. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Zeytin ve Zeytinyağı ile Diğer Bitkisel Yağların Üretiminde ve Ticaretinde Yaşanan Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi partilerimizin müşterek iradesiyle kurulan Komisyonumuz dört ay boyunca özveriyle çalışmış, konunun tüm taraflarıyla istişare ederek üreticiden, tüketiciye herkesi dinlemiştir. Sunduğumuz teklif üzerine oluşturulan zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılmasıyla ilgili kurulan Komisyon çeşitli bölgelerdeki zeytin üreticileri, sektör temsilcileri ve ilgili kuruluşların uzmanlarıyla yaptığı değerlendirmelerin de sonucu olarak raporunu hazırlamıştır.

Öncelikle, bu raporun oluşturulması sırasında uyumlu çalışmaları nedeniyle başta Komisyon Başkanımız olmak üzere komisyon üyesi arkadaşlarımıza, uzmanlarımıza ve emeği geçen bütün personel arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Raporun üreticimiz ve sektör yanında konu hakkında derli toplu bir belge olması nedeniyle önümüzdeki süreçte araştırmalar için kaynak niteliğinde yararlar sağlayacağını da umut ediyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde bitkisel yağ tüketiminin yüzde 80'ini ayçiçeği yağı oluşturmaktadır. Toplam bitkisel yağ tüketimi 1,3 ila 1,4 milyon ton dolaylarındadır. Geriye kalan tüketim ise diğer bitkisel yağlardan oluşmaktadır. Bitkisel yağ üretiminde ülkemizde açığın kapatılması ve dünya pazarında sağlam bir yer edinebilmesi yağlı tohumlu bitkilerin ekim alanlarının artırılması ve üreticinin, çiftçinin teşvik edilmesiyle mümkün olacaktır. Bunun yanı sıra ülkemizde sulama ve su kaynakları da yetersiz kalmaktadır.

Ülkemizde yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin yetersizliğinden dolayı bitkisel yağ ihtiyacının önemli bir kısmı ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Özellikle zeytinyağı, ayçiçeği yağı, soya yağı ve kanola yağı bitkisel yağ üretiminin artırılması konusundaki en önemli kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Bitkisel yağ üretim kapasitesinin artırılması hem döviz kaybının önlenmesi hem de barındırılan potansiyelden yararlanılarak ihracat gelirlerinin artırılması bakımından önem taşımaktadır.

Ayçiçeği yağının 400-450 bin tonluk bölümü ülkemizde üretilirken geri kalan yaklaşık 400 bin tonluk ihtiyaç ise maalesef ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bununla birlikte son on beş yılda ayçiçeğinde ekim alanları ve üretim miktarında yüzde 50 civarında azalma görülmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, zeytinle ilgili politikaların önemli bir kısmı, genel olarak tarım politikası ve devletin piyasa gözetim ve denetim fonksiyonuyla birlikte düşünülmesi gereken politikalardır; aksi takdirde, yapılacak politikalar gerçek manada politika olmayacak, geçici tedbirlerden ileri gidemeyecektir. Bu yaklaşım içerisinde, zeytin politikasıyla ilgili aşağıda ifade edeceğim görüş ve öneriler bir plan ve bütünlük içerisinde uygulanmalıdır.

Serbest piyasa şartlarına uygun bir hal kanunu ve yönetmeliği düzenlenmeli, ülkemizdeki hallerin sayı ve sistemleri belirli bir düzene sokulmalı, ambalajlı ve ambalajsız tarım ürünlerinin -fiziki olarak girmesine gerek bırakmaksızın- üretildiği bölgeden nihai satış noktasına kadar elektronik ortamda takip edileceği elektronik veri sistemi oluşturulmalıdır. Hâlihazırda, hallerin yapısı tarım ürünlerinin takibini sağlamaya uygun olmadığı gibi, fiziki kontrole dayanan sistem yürümemektedir. Oluşturulacak yeni hal mekanizması, bütün tarım ürünlerinin tam anlamıyla elektronik ortamda piyasasının da oluşmasına katkıda bulanacağı gibi, gerekli altyapı oluşturulduktan sonra, üreticiyle nihai satış noktası arasındaki aracıların sayısı en aza indirgenecek, hem üretici hem de tüketicinin yararına piyasa oluşturulması sağlanacak, tarım ürünleri nihai satış noktalarına en kısa süre ve şekilde girebilecek, prosedürler de azaltılacaktır.

Yeni hal mevzuatında, salamura edilmiş ambalajlı ve dökme zeytin de üreticiden satışa kadar her aşamada bir ürün kimliğine sahip olmalıdır. Hal uygulaması, aynı zamanda zeytini de kapsamalıdır. Zeytinde olduğu gibi, bütün tarım ürünlerinde her türlü destek uygulamaları… Fiziki ortamın ikinci planda olduğu bu yeni hal sisteminde kayıt dışılığın da önüne geçecek bir sistem oluşturulmalıdır. Tarım ürünleri destekleri de satış ve yeni hal sistemiyle entegre olarak düzenlenmelidir. Devletimiz, çağdaş bir hal sistemi ve piyasa gözetim, denetim sistemi oluşturmak suretiyle serbest piyasa şartları içerisinde işleyen bir mekanizma oluşturduğu takdirde mevcut sorunların bir kısmı ortadan kalkacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, birbiriyle entegre politikalarla birlikte kayıtsız çiftçi BAĞ-KUR sistemi ve stopajı kesilmemiş ürünün piyasaya girişi mutlaka engellenmelidir. Mazot, sulama ve ürün destekleri dâhil her türlü destek, kayıt altına alınmış bu ürün miktarı üzerinden yapılmalıdır. Devletimizin kuruluşundan beri stratejik görevler ifa eden tarım satış birlikleri sistemi radikal şekilde reorganize edilerek yeniden fonksiyonel hâle getirilmeli ve başta zeytincilik olmak üzere tarım kesiminde bunlardan daha faal olarak faydalanılmalıdır. Bölgeciliğin ortadan kaldırılması, verimliliğin artırılması amacıyla birliklere bağlı kooperatiflerin şubeye dönüşerek ve birlik delegeleri arasından il encümeni benzeri yetkili bir kurul oluşturulmalıdır. Bu yaklaşım içerisinde birliklere tarım politikasında daha aktif görevler verilmeli, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca birlikler üzerinde daha etkin bir denetim sistemi oluşturulmalıdır. Zeytin alım ve satımında kalibre sayısının fazlalığı piyasada ve üretici nezdinde mağduriyetlere sebep olmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yapacağı düzenlemelerde kalibre sınıflamasıyla ilgili net düzenlemeler yapılmalıdır. Zeytin arazileri yalnız malikin değil milletin hazinesidir. Zeytinliklerin birleştirilerek parçalı arazilerin büyütülmesi teşvik edilmeli, bölünmesi engellenirken birleştirilmesiyle ilgili devirlerde vergi kolaylıkları sağlanmalıdır. Devletin e-Devlet Dönüşüm Kapısı Projesi kapsamında kooperatif ve birlikler ile ziraat odaları başta olmak üzere, işlemler elektronik ortamda takip edilmeli, oluşturulan veri düzenine tapu, vergi, borsa, BAĞ-KUR işlemleri de dâhil edilerek politikalar bu kapsamda oluşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, diğer ilgili kurumlar ve Devlet Planlama Teşkilatı bu konuya özellikle eğilmelidir. Yukarıda açıkladığım çeşitli uygulamalarla birlikte, yıllık arz miktarı kayıt yoluyla tespit edilerek verileri tutulmalı, politikaların üretilmesinde mutlaka istifade edilmelidir.

Ülkemizde zeytin üretimi, yıllık 280 bin tonu sofralık olmak üzere, toplam 880 bin ton civarındadır. Türkiye zeytin tüketimi ise ortalama 171 bin ton civarındadır. Ortalama ihracatımız ise 63 bin ton civarında bulunmaktadır. Bu durumda bile yaklaşık 46 bin ton zeytin üretim fazlası görülmektedir ancak zeytin fidan dikiminin teşvik edilmesi bu üretim fazlasını daha da artıracak ve zeytin tarımının da sonunun gelmesine neden olacaktır. Bu gidişle, önümüzdeki yıllarda üretilen zeytin arttıkça fiyatlar düşecektir. Bugün 110 milyon adet olan ağacın 2012 yılında 200 milyon ağaç olmasının planlandığı resmî açıklamalarda yer almaktadır.

Bu şartlar altında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının havzalara göre ürün planlamasına derhâl geçmesi gerekmektedir. Gemlik tipi zeytinin ekolojik yetişme alanı Güney Marmara havzasıdır. Gemlik tipi zeytinin bu havza dışına hızla yaygınlaştırılmasının teşvik edilmesinden vazgeçilmeli, her havzanın kendine has zeytin türü teşvik edilmelidir. Ayrıca, havzalar itibarıyla var olması gereken fidan sayısı belirlenmeli ve buna göre zeytinliklerin genişlemesi de durdurulmalıdır.

Zeytinlikler sertifikalandırılmalıdır, planlanmalıdır, zeytin üreticisine alternatif gelir kaynakları oluşturacak kırsal kalkınma programları oluşturulmalıdır.

Girdi fiyatları bilindiği gibi sürekli artmaktadır. Mazot, ilaç ve gübre destekleri satıştaki kayıtlı ürün miktarına orantılı olarak yapılmalıdır.

Zeytin salamura suyu ve zeytinyağı kara suyunun arıtılması için oldukça ağır bir çevre mevzuatı bulunmakla birlikte optimum işletme maliyetlerine uygun tesis kurulması mevcut bilimsel araştırmalara göre henüz ne yazık ki sağlanamamıştır. Çevre mevzuatının bu durum dikkate alınarak gözden geçirilmesi, arıtma tesisleri için yapılacak çalışmaların desteklenmesi, zeytin bölgelerindeki tesislerin belirli bir plan dâhilinde bir araya toplanması gerekmektedir.

Üreticinin aşırı ve bilinçsiz ilaç ve gübre kullanımını ortadan kaldırmak için ilçe tarım müdürlükleri, ziraat odası ve birliklerce müşterek bilinçlendirme faaliyetleri yapılmalı, bunlar için kısıtlama ve standartlar getirilmeli, gübre ve ilaç kullanımını azaltmak için yapılan araştırma faaliyetlerine destek verilmelidir.

Salamura havuzlarındaki gayrisıhhi şartlar giderilmeli, havuzlamaya mutlaka standartlar getirilerek denetlenmelidir.

Markalı ve ambalajlı zeytin satışları kayıtlı ekonomiye katkı sağlayacağı gibi zeytinciliğin geleceğine de yarar sağlayacaktır. Bu nedenle, genel teşvik, vergi ve diğer uygulamalarda başta birlikler olmak üzere bu tür firmalara imkân sağlanmalıdır.

Sulama imkânları artırılmalıdır. Zeytinliklerin yüzde 10 ila 15'lik kısmı ancak sulanmaktadır. Sulama yapılan alanlarda da salma sulama yerine damlama sulama yapılmalı ve yine bu konuda gerekli teşvikler mutlaka sağlanmalıdır. Ayrıca, hiç sulama imkânı bulunmayan yerler çoğunlukta olup buralara sulama için proje hazırlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sofralık zeytinde kayıt dışının ve standartlara uygun olmayan ürünün piyasaya sunulması kesin ve kararlı bir şekilde mutlaka önlenmeli ve haksız rekabet ortadan kaldırılmalıdır. Özellikle sağlığa zararlı merdiven altı işletmelerine, taklitçilere sıkı kontrol ve yaptırımlar getirilmeli, ilgili yasalar uygulanmalıdır. Ambalajlama tesisi olan firmalara özel destekler uygulanmalıdır. Küçük ölçekli tarım sektörünün orta ve büyük ölçekli işletmeler hâline dönüştürülmesine yönelik, devlet tarafından gerekli yasal çerçeve oluşturulmalı ve tarımda orta ve büyük işletmeler teşvik edilmelidir. Marmara Bölgesi'nin sofralık zeytininin değerlendirilmesine yönelik büyük önemi olan bir taze zeytin borsası oluşturulmalı ve lisanslı depolarla birlikte ticaret borsalarının etkinliğini artıracak düzenlemeler yapılmalıdır. Sofralık zeytindeki kayıt dışının yani merdiven altı üretimin kontrol altına alınması ve haksız rekabetin önüne geçilmesi için sektörün mutlaka envanteri çıkartılmalıdır. Ayrıca, hâlen taslak metin hâlinde olan sofralık zeytin tebliği en kısa zamanda yayınlanmalıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, dünyada zeytin ağaç varlığı ve dane zeytin üretimine paralel olarak zeytin üreten önemli ülkeler: İspanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri, Fas, Suriye ve peşinden Mısır gelmektedir. Türkiye, sofralık zeytin üretiminde Avrupa Birliği ülkesi İspanya'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye, dünya sofralık zeytin üretiminde siyah sofralık zeytin üretimiyle ilk sırada bulunmaktadır. Tüccarların, Gemlik, Orhangazi, İznik ve Mudanya ilçeleri yerine, Akhisar gibi Gemlik tipi zeytinin yeni dikim alanlarından zeytin almayı ve bu zeytinleri Bursa ili sınırları içerisinde havuzlamak suretiyle Güney Marmara Bölgesi zeytini olarak piyasaya sunmaya hazırlandıkları bölgemizde maalesef gözlenmektedir.

Sayın milletvekilleri, zeytin üreticisinin en önemli sorunu olan, maliyet-fiyat dengesini etkileyen belli başlı unsurları burada kısaca özetlemekte fayda görüyorum.

Zeytincilik doğal özelliği gereği başka tür ziraatçılığa pek de uygun olmayan, görece verimsiz, susuz, yamaç arazilerde yapılmaktadır. Tarihî uygulamalarında bu yerler bir sıra zeytin ağacı ve bir sıra üzüm gibi alternatifiyle birlikte ekilmekteyken, bugün zeytinlikler sadece zeytinlik olarak kullanılmaktadır. Özellikle Mudanya, Gemlik ve Erdek ilçelerindeki zeytinliklerin sulama imkânları hiç olmadığı gibi önemli bir kısmı nem etkisinden de yeterince yararlanamamaktadır.

Doğal özelliği gereği de aşırı iri olmayan Gemlik tipi zeytinin irilik derecesine göre vasıflandırılmak suretiyle fiyatlandırılması, sulama imkânları kısıtlı olan bu ilçelerdeki zeytin üreticisinin, maliyetinin altında kalmasında büyük bir etken olmaktadır. İri zeytinin maliyeti kurtaran fiyatı bulması üreticiyi aşırı ve bilinçsiz şekilde gübre ve ilaç kullanmaya itmektedir. Bu kullanış son yıllarda Gemlik tipi zeytinin yapısında önemli derecede bozulmalara sebep olmuştur. Zeytinde metal ve kimyevi maddelerde artış gözlenirken, daha havuzlama aşamasında zeytinde çürüme ve bozulmalar görünmeye başlanmıştır.

İlaçlama hataları, hasat sırasında yapılan hatalarla birleşince bu bölgelerdeki zeytinle ilgili ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Ayrıca birlik, havuzlama ve satış sırasındaki fire ve bozulmalar nedeniyle de ciddi şekilde zararlara uğramaktadır.

Değerli milletvekilleri, dört aylık süre içerisinde üniversitelerden, ilgili kamu kuruluşlarından, tarım satış birliklerinden, sanayicilerden pek çok kişiyi dinledik. Ege, Marmara, Güneydoğu Anadolu bölgelerine giderek meseleye farklı yönlerden, hatta birbirine göre karşı taraftan bakan kişilerle bir araya gelerek çok geniş katılımlı toplantılar düzenledik. Bu çalışmalar sırasında Komisyon olarak çok değerli bilgiler elde ettik. Sorunları ve önerileri bir beyin jimnastiği içerisinde toparlayıp birlikte süzgeçten geçirme imkânı bulduk. Bu raporun bundan sonra yapılacak çalışmalarda gerek Hükûmete gerekse ilgili kamu kuruluşlarına ciddi ölçülerde katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, özetlemek gerekirse, 29 arkadaşımızla beraber verdiğimiz teklif üzerine heyetimizin, yüce Meclisin de katkılarıyla kurulan Komisyon tarafından hazırlanan raporda zeytin hastalıkları, çevre ve arıtma sorunu, gıda güvenliği sorunu, kayıt dışı ekonomi, üründeki dönemsel arz-talep dengesizliği, zeytinliklerin yaygınlaşmasındaki sorunlar gibi pek çok konuya değinmeye çalıştık. Elbette ki Komisyon üyelerimizin çalışmalar sırasında dikkatini çeken konularla alakalı bireysel ve grup hâlinde kanun teklifleri de olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

İSMET BÜYÜKATAMAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Ancak icra makamının Hükûmet olduğunu, tespit edilen birtakım sorunların muhatabı olan ilgili kamu kuruluşlarının yapması gereken çalışmalar bulunduğunu ve bu konuda vatandaşımızın, üreticilerimizin ciddi bir beklenti içerisinde olduğunu ve bu Komisyonda yer alan iktidarı ve muhalefetiyle bütün milletvekili arkadaşlarımızın attığı imzaya sahip çıkması ve konuların takipçisi olması gerektiğini de özellikle ifade ederek hazırlanan bu raporun üreticimize, milletimize hayırlara vesile olmasını temenni ederken, bu konudaki çalışmalarda emeği geçen bütün arkadaşlarımı canı gönülden tebrik ediyor, yüce heyetinizi en derin saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Büyükataman.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün.

Buyurunuz Sayın Özgün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Zeytin ve Zeytinyağı ile Diğer Bitkisel Yağların Üretiminde ve Ticaretinde Yaşanan Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz bu rapor iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde zeytin ve zeytinyağı, ikinci bölümünde ise diğer bitkisel yağlar yer almaktadır. Rapor incelendiği zaman görülmektedir ki sektörle ilgili olarak bütün kesimlerle görüşülmüştür. Hepsinden bilgi alınmış, sorunlar detaylı bir şekilde konuşulmuştur. Gerek kamu kesimi gerekse özel sektör temsilcileri toplantılara gelerek önemli katkılarda bulunmuşlardır. Komisyon ayrıca sorunları yerinde dinlemek ve görmek üzere de Ankara dışında çalışmalar yapmıştır. Ege Bölgesi, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde incelemelerde bulunmuş ve toplantılar yapmıştır. Bu toplantılara da üreticiler, sanayiciler, kooperatifler, birlik temsilcileri, odalar, borsalar, resmî makamlar, üniversite yetkilileri herkes katılarak kendi görüşlerini ifade etmiş, katkı vermişlerdir.

Değerli arkadaşlar, insan beslenmesinde yağ önemli bir yere sahiptir. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin gereği olarak Dünya Sağlık Teşkilatının tavsiyesi, günlük toplam enerji ihtiyacının yüzde 25 ila 30'unun yağlardan sağlanmasıdır. 1 gram yağın 9,3 kalori verdiğini dikkate aldığımızda beslenmede yağın ne kadar önemli olduğu hemen anlaşılmaktadır. Elbette bu kalorinin önemli bölümü bitkisel ve sıvı yağlardan oluşması gerekmektedir. Son yıllarda dünyada sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları yanında uzun yaşama olan ilginin artması, insanların zeytin ve zeytinyağı tüketimini de artırmıştır. Üretici ülkeler için ekonomik ve sosyal açıdan önemli ürünlerden biri olan zeytin ve zeytinyağı, aynı zamanda Akdeniz'i simgeleyen kültürün de bir parçasıdır. Türkiye'nin önemli ihraç ürünlerinden birisi olan zeytin ve zeytinyağı, ülkemiz potansiyeli dikkate alındığında, mevcut sorunların çözüme kavuşturulmasıyla, özellikle Avrupa Birliği katılım sürecinde tarım sektörümüz için rekabet gücü olan ürünlerimizden birisidir.

Zeytincilik, cumhuriyet sonrası ülkemiz tarımının en önemli dallarından biri olmuştur. Uzun yıllar süren çabalar sonucu ülkemizde zeytincilik büyük bir hızla gelişmiştir. Yeni, bakımlı, sağlıklı ve verimli bahçeler ile sofralık zeytin ve zeytinyağı işleme tesislerine sahip olunmuştur. Ancak zeytinciliğe verilen bu önem 1950'li yıllardan sonra biraz zayıflamış, azalmış ve günümüze doğru da zeytin ağaçları sökülmesine kadar varmıştır. Ancak Hükûmetimizin 2006 yılında başlayan teşvik kapsamında 10 dekardan az olmamak ve sertifikalı fidan olmak koşuluyla dekara 250 YTL verilmesi fidan üretimini ve dikilen fidan sayısını da artırmıştır. Ancak İspanya'nın 1970'li yıllarda başlattığı gibi, belli bir plan ve program çerçevesinde yapılması, yani her bölge ve yöre için ayrı çeşit budama ve terbiye şekli gibi teknik konuların bir standarda bağlanmış olması da gelecek açısından büyük fayda sağlayacaktır.

Diğer tarım dallarında teknolojinin gelişmesine rağmen bu durum zeytin ve zeytinyağı üretimine tam anlamıyla yansıyamamıştır. Verimin düşük, maliyetin yüksek olduğu yıllarda üreticinin geliri düşük olmuştur. Verimi ve kârlılığı artırıcı tedbirler alınmaya devam etmelidir.

Hükûmetimiz Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde makine ve ekipman alımlarını desteklemektedir. Bu makine ve ekipman alımı kapsamına zeytin hasadında kullanılan makine ve ekipmanların da alınması sağlanmalıdır. Artık sırıkla zeytin hasadından vazgeçilerek makinelerle bu hasadın yapılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, zeytinyağı zeytinin preslenmesiyle elde edilen, herhangi bir kimyasal işleme tabi tutulmadan ve doğrudan tüketilebilen doğal bir meyve suyudur. Bitkisel yağlar içerisinde fiziksel metotlarla üretilebilen tek yağ olması zeytinyağının sahip olduğu bir ayrıcalıktır. Son yıllarda bu özelliği nedeniyle sadece üretimi yapılan ülkelerde değil, sağlıklı yaşam idealini ilke edinen ülkelerde de tüketilmeye başlanılmıştır.

Her zeytin meyvesi yaklaşık ağırlığının yüzde 18'i oranında yağ içerir. Dünya zeytin üretimi incelendiğinde genelde artan eğilim görülmektedir. Zeytinyağı üretiminin son on sekiz yıl ortalamasına baktığımız zaman yüzde 49'unu İspanya, yüzde 30'unu İtalya, yüzde 19'unu Yunanistan, yüzde 7'sini Tunus, yüzde 4,8'ini Türkiye, yüzde 4,6'sını Suriye üretmektedir. Görüldüğü gibi sıralamada 5'inci yerdeyiz.

Ülkemizdeki en kaliteli zeytinyağları da Balıkesir ilimizin Ege Körfezi'ndeki ilçelerimizde üretilmektedir. Ülkemizin ana üretim hedefi natürel sızma zeytinyağının üretiminin artırılması olmalıdır. Bunun için ağaçtan şişeye kadar üretimin her aşamasında verim ve kaliteye etki eden bütün faktörlere dikkat edilmelidir. Ülkemizde natürel sızma yağ üretimi yüzde 25 ila 30, rafine yağ üretimi ise yüzde 70-75 civarındadır. Oysa diğer önemli yağ üreticisi ülkelerde durum tam tersidir. Natürel yağ üretimi yüzde 80-90 oranındadır. Bu durum zeytinyağı ihracatımızı olumsuz yönde etkilemektedir.

Zeytinyağı sektörü farklı işletme tesislerinden oluşmaktadır. Entegre tesislerin yanı sıra sadece zeytin sıkma tesisleri, rafine yağ üretimi tesisleri, yağ dolum tesisleri bulunmaktadır. Hükûmetimiz, Kırsal Kalkınmayı Destekleme Programı kapsamında hibe yardımlarla zeytinyağı tesislerini de desteklemektedir ve son zamanlarda çok sayıda yeni tesis ve fabrikalar açılmıştır.

Önemli zeytinyağı üreticisi konumunda olan ülkemizde kişi başına düşen tüketim yaklaşık 1 kilogramdır. Diğer ülkelere şöyle baktığımızda, Yunanistan'da 21 kilogram, İtalya'da 11 kilogram, İspanya'da 13 kilogramdır. Türkiye'de zeytinyağı tüketimi gerek fiyat gerekse alışkanlıklar nedeniyle çok düşüktür. Bunun mutlaka artırılması gerekmektedir.

Ülkemiz zeytinyağını İtalya, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Suudi Arabistan gibi ülkelere ihraç etmektedir ve zeytinyağı ihracatı dış ticaretimiz açısından da son derece önemlidir. Buradaki hedefimiz, kaliteli üretim ve ambalajlı zeytinyağı ihracatı olmalıdır.

Değerli arkadaşlar, zeytinyağı maliyetlerindeki artışa bağlı olarak TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği alım fiyatlarında da bir artış gözlenmekte olup, devlet tarafından verilen prim destekleriyle zeytinyağı üreticilerinin maliyetlerinin üstünde bir gelir elde etmeleri için çalışılmaktadır.

Zeytinden elde edilen bir diğer ürün sofralık zeytindir. Sofralık zeytin üretiminde Marmara Bölgesinin ayrı bir yeri vardır. Çünkü bu bölgede üretilen zeytinin yüzde 80'i siyah sofralık olarak gözlenmekte ve çeşit olarak da Gemlik çeşidi ilk sırayı almaktadır. Sofralık zeytin üretimi 2001-2002 yıllarında 100 bin ton civarındayken, bugün 185 bin ton civarına gelmiş bulunmaktadır.

Türkiye'de üretimin önemli bir miktarı tüketime yönlendirilmekte, işleme tekniğindeki farklılıktan dolayı ihraçta aynı başarıyı gösterememekteyiz. Genellikle yüksek tuz içeren işletme tekniğiyle, başta Avrupa Birliği ülkelerinin, büyük tüketici ve ithalatçı ülkelerin damak zevkine hitap edilememektedir. Bu bakımdan bu konu üzerinde durulmalıdır. Aynı zamanda büyük kalibreli zeytin üretimi de teşvik edilmelidir.

İhracatımızı daha çok Türklerin yaşadığı Avrupa Birliği ülkelerine yaptığımız da görülmektedir.

Zeytin ve zeytinyağı sektörü için en önemli konuların başında prim ve diğer destekler gelmektedir. Zeytinyağı üreticilerine, dönemsel olarak değişmekle birlikte, destekleme primi adı altında doğrudan kilogram başına yapılan desteklerin tutarları belirlenirken iç ve dış piyasa fiyatları, üretim maliyetleri, bütçe imkânları göz önünde bulundurulmaktadır. 2002 yılında kilogram başına verilen prim 17,5 yeni kuruştur. 2007 yılında verilen prim ise kilogram başına 20 yeni kuruştur. 2008-2009 sezonu için oluşacak fiyatlar da dikkate alınmak suretiyle üreticiyi teşvik edecek, tatmin edecek bir prim açıklaması da üreticiler tarafından beklenmektedir.

Değerli arkadaşlar, zeytinyağı ve sofralık zeytin üreticilerine ayrıca genel bir destekleme sistemi olan doğrudan gelir desteği kapsamında 2000 yılından bu yana destek yapılmıştır. Zeytin üreticilerine prim desteği ve doğrudan gelir desteği ödemelerinin yanında 2003 yılından itibaren mazot ve gübre desteği de sağlanmaktadır.

Sertifikalı zeytin fidanı kullanımının artırılarak, sağlıklı fidanlarla en az 10 dekar kapama zeytin bahçesi tesisinin yaygınlaştırılması amacıyla 2006 yılından itibaren zeytin üreticileri desteklenmektedir. Sertifikalı fidan destekleriyle yaklaşık son üç yılda 30 milyon zeytin fidanı dikimi gerçekleştirilerek, zeytin ağaç varlığı ve alanı artırılmıştır.

Ayrıca Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması çerçevesinde ülkemizde ihracat desteği verilebilecek kırk dört ürün grubu içerisinde zeytinyağı ve sofralık zeytin ihracatında ihraç iadesi ödemesi yapılmaktadır. Küçük ambalajlarda ve markalı olarak yapılan ihracatta daha yüksek ihracat iadesi ödemesi verilmektedir.

Ülkemizin zeytincilikteki güçlü avantajını koruyabilmek için uluslararası platformlarda yer alarak teknolojik gelişmeleri takip etmesi, Türk zeytincilik sektörü menfaatlerine uygun politikalar oluşturması, bunların savunulması, kabul ettirilmesi gerekmektedir. Bunun için de uluslararası kuruluşa üye olunması zeytincilik sektörümüzün bir ihtiyacı olarak görülmektedir.

Sektörde karşılaşılan bazı sorunlara da değinmek istiyorum: Bir defa öncelikle, zeytincilik sektörüne verilen önem daha çok artırılmalı, üretimi, verimi ve kaliteyi artırıcı destekler daha çok teşvik edilmelidir.

Zeytincilik konusunda tek araştırma enstitüsü olan Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün millî projeleri yürütebilecek yeterli kalifiye elemana, araştırıcı ve mali desteğe daha çok ihtiyacı var, bunun yapılması gerekir.

Zeytin üretimi ve sanayisinin yaygın olduğu bölgelerde eğitim kuruluşlarının açılması teşvik edilmelidir.

4086 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinde zeytinlik sahalarının daraltılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme konusunda uygulamada da gerekli hassasiyetlerin gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Zeytinyağına diğer yağların karıştırılarak satışının engellenmesi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından denetimler artırılmalıdır.

Lisanslı depoculuk sisteminin ürün ihtisas borsalarına işlerlik kazandırılması gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak teşvik ve desteklere de önem verilmelidir. Zira, üretim kadar ürünün sağlıklı koşullarda saklanması, pazarlanması da o derece önemlidir.

Tarım sektöründeki en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkan tarımın kayıt altına alınması konusunda üretici örgütlerinden faydalanılmalıdır.

Birlik yönetimlerinin denetlenmesi ve yanlış yapan yönetimin cezalandırılması üretici güveninin tekrar kazandırılmasını sağlayacaktır.

Denetim sorunu için bağımsız denetim mekanizmalarının da işletilmesi sağlanmalıdır.

Yaprak ve toprak analizine dayalı gübrelemeyi teşvik edici önlemlerin acilen alınması gerekmektedir.

Damlama sulama yönteminin kullanımını zaten Hükûmetimiz teşvik ediyor, zeytincilikte de bunun teşvik edilmesi gerekir.

Çeşit bitki fizyolojisine uygun budama yapılmalıdır. Özellikle yaşlı ağaçların gençleştirme budaması, desteği olmalıdır.

Zeytinyağı tüketimini artırmak için tanıtım faaliyetlerine önem verilmelidir.

Sofralık zeytine de prim verilmelidir, ihracata uygun sofralık zeytin çeşitlerinin yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.

Bu raporun ikinci bölümünde yer alan yağlı tohum bitkileri konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Yağlı tohumlu bitkiler tohumlarındaki yağ ile gıda sanayisine ham madde sağlayan ürünler olarak tanımlanabilir. Ülkemizde yağlı tohumlu bitkilerde görülen en büyük sorun üretim yetersizliğidir. Üretimin yetersiz olmasının en önemli nedeni ise yağlı tohum ekin alanlarının artırılamaması ve yağlı tohum bitkilerinin rekabet ettikleri ürünlere göre veriminin düşük olmasından gelmektedir. Ülkemizde bitkisel yağ üretimi büyük oranda ayçiçeği ve pamuğa bağlıdır. Bu iki üründeki dalgalanmalar yağ üretimini olumsuz etkilemektedir. Bu bakımdan, yağ bitkileri üretimini çeşitlendirmek amacıyla ülkemizin çeşitli bölgelerine adapte olabilecek yağ bitkileri teşvik edilmelidir. Yağlı tohumlu bitkilerde üretim bir plan dâhilinde yürütülmelidir, gereken yağlı tohum üretimini karşılayacak şekilde ekim yaptırılmalıdır. Üretici birliklerinin sözleşmeli üretim yapmalarını teşvik etmeli ve üretici birlikleri de üretici adına sözleşme yapabilmelidir. Ekim alanları genişletilmelidir, yağışın yeterli olduğu bölgelerde kışlık kolza, ayçiçeği nispeten kurak ve verimsiz topraklarda aspir ekimi yapılabilir. Gerek birinci gerekse ikinci ürün olarak sulanabilir alanlarda soya kolaylıkla ekilebilir. Sertifikalı tohum desteği soya ve pamuk yanında kolza ve aspir için de, aynı zamanda ayçiçeği için de verilmelidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tüm tarım ürünlerini bünyesinde bulunduran, bu ürünlere ilişkin tüm politikaları belirleyen bir noktaya getirilmelidir.

Konuşmamın son bölümünde, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Kooperatif ve birliklerin yeniden yapılandırılması 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkındaki Kanun'la düzenlenmiş ve özerk bir yapıya kavuşturulmuştur. 30/7/2004 tarihinde silinen DFİF borcu 1 milyar 362 milyon 306 bin YTL'dir bu tarım satış kooperatifleri birliklerinin. 6/3/2008 tarihi itibarıyla -bakıyoruz hesaplarına- kredi bakiyesi 632 milyon 500 bin YTL'ye ulaşmış bulunmaktadır. 4572 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra kullanılan DFİF kredileri 1 milyar 467 milyon 900 bin YTL civarındadır. Bu durum tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin durumunu açıkça orta yere koymaktadır. Yeniden yapılandırma için yapılan gayretler henüz tam amacına ulaşmış bulunmamaktadır. Bu konu üzerinde de hassasiyetle durulmalıdır. Tarım satış kooperatiflerine ve birliklerine 4572 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle başlayan yeniden yapılandırma döneminde sağlanan desteklerin başında ayrıca istihdam fazlası personelin işten çıkartılması neticesi personele ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının karşılanması da vardır.

Değerli arkadaşlar, bu rapor inşallah bitkisel yağ sanayimizin geleceği, zeytin ve zeytinyağı sektörümüzün geleceği açısından ışık tutacaktır, Hükûmetimizin bundan sonraki çalışmalarına katkısı olacaktır. Raporun hazırlanmasında emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Raporun herkes için, bütün taraflar için, üreticilerimiz için, ihracatçımız için, sanayicimiz için, tüketicilerimiz için faydalı olacağı kanaatimi arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, hayat boyu başarılarımızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam, mutluluklarımızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli, yaşamımızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileklerimle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Hayırlı akşamlar diliyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özgün.

Şahısları adına Manisa Milletvekili Mustafa Enöz konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Enöz. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ENÖZ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırması komisyonu raporu üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, dünyaya baktığımızda, yüzde 98'i Akdeniz çanağında olmak üzere, 900 milyon kadar zeytin ağacının bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu ağaç varlığının 140 milyon dolayındaki sayısı ülkemizde bulunmaktadır. Ülkemiz, dünyanın önemli zeytin ve zeytinyağı üreticisi ülkeleri arasında yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin ekonomilerinde tarım çok önemli ve özel bir yere sahiptir. Ülkemiz ekonomisine katkısı açısından tarımsal ürünlerimize baktığımızda büyük öneme sahip ürünlerimizden biri de zeytindir. Ülkemiz, dünyada zeytin üretiminde 4'üncü, sofralık zeytin üretiminde 2'nci ve zeytinyağı üretiminde de 5'inci sırada olmasına rağmen, dünya tüketiminde yüzde 2,8 ile tüketici ülkeler arasında en son sıralarda yer almaktadır. Ülkemiz, dünya zeytin üretiminin yüzde 8,48'ini, zeytinyağı üretiminin yüzde 5'ini, sofralık zeytin üretiminin ise yüzde 11,2'sini gerçekleştirmektedir. Kişi başı zeytinyağı tüketimi Yunanistan'da 21, İspanya'da 12, İtalya ve Tunus'ta 9 kilogram iken Türkiye'de maalesef sadece 1 kilogram civarındadır. Bunun sebepleri olarak zeytinyağındaki perakende fiyat yüksekliği ve en önemlisi, halkımızın bu yağı tüketme alışkanlığının olmaması gösterilebilinir.

Değerli milletvekilleri, zeytin ve zeytinyağı, Avrupa Birliği tarım sektörü içerisinde bu ülkelerle rekabet edebileceğimiz ürünlerden birisidir. Dünyada çoğu ülke zeytinciliğin gelişmesi için üreticilerine teşvikler vermektedir. Ülkemizde ise zeytincilik yapan üreticilerimiz oldukça zor durumda bulunmaktadır. İzmir, Aydın, Muğla, Balıkesir, Bursa, Manisa, Çanakkale, Tekirdağ, Hatay, Adana illerimiz önemli zeytin üretici illerimizdir. Ülkemizde yaklaşık 500 bin aile geçimini zeytincilikten sağlamaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi zeytin, belirli işlemlerden sonra sofralık zeytin olarak tüketilen ya da belirli yöntemlerle yağı çıkarılmak suretiyle tüketilen gıda maddesidir. Dünyada zeytin ağacı varlığı ve dane zeytin üretimine paralel olarak sofralık zeytin üreten önemli ülkeler İspanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, Fas, Suriye ve Mısır'dır. Türkiye, sofralık zeytin üretiminde AB ülkesi İspanya'dan sonra 2'nci sırada yer almaktadır. Türkiye, dünya sofralık zeytin üretiminde siyah sofralık zeytin üretimi ile ilk sırada yer alırken yeşil sofralık zeytin üretiminde İspanya ilk sırada yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, zeytin üreticisinin en önemli sorunu olan maliyet dengesini etkileyen belli başlı unsurları kısaca özetlemek ve çözüm önerilerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Zeytincilik, doğal özelliği gereği başka tür ziraatçılığa pek de uygun olmayan, genelde susuz ve yamaç arazilerde yapılmaktadır.

Zeytinciliğin girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklanan sorunlara, ilgili çiftçi kuruluşları ile beraber Hükûmetçe sorumluluk bilinciyle çözüm üretilmesi gerekmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının zeytin üretimi ile ilgili, özellikle Gemlik tipi zeytin fidanı dağıtarak uyguladığı politika eksiktir. Bunun yerine, diğer tür sofralık zeytin türlerinin doğal havzalarında yaygınlaştırılarak alternatif çeşitlerin artırılmasının daha doğru bir politika olacağı inancını taşımaktayım.

Ağaç başına düşen verimi artırmaya yönelik çalışmalar yapılması, ARGE faaliyetlerine destek verilmesi, toprak analizleri yapılarak bunlardan elde edilen sonuçlara göre üreticilere yardımcı olunması, il tarım müdürlüğünün sahaya inerek burada çalışmalar yapması, sulama sorununun DSİ ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından müştereken çözümlenmesi ve bu sorunun çözümüyle birlikte damlama sulama yönteminin desteklenmesi gerekmektedir.

Genel tarım politikasıyla ilgili olmakla beraber küçük arazilerin birleştirilmesi, arazilerin böldürülmemesi, sofralık zeytinde destek uygulanması hâlinde bu desteğin satışla da irtibatlandırılarak böylece, kayıtlı ekonominin teşvik edilmesi gibi tedbirlerin de alınması gerekmektedir.

Özellikle herhangi bir marka ambalajlı üretim, ülkemiz için değer oluşturma, ekonominin kayıt altına alınması gibi bir sorunu bulunmayan tüccarlar karşısında, kayıtlı çalışan kuruluşlarımız oldukça zorlanmaktadır. Bu nedenle, zeytin teşvik, vergi, çevre ve diğer politikaların oluşturulmasında markalı, ambalajlı ve kayıtlı çalışan kurumlara katkı sağlayacak şekilde program ve düzenlemeler yapılması önem taşımaktadır.

Ülke genelinde kesin toplam zeytin ağacı sayısı bilinmediği için, üretim ve tüketimde bölgelere göre sağlıklı istatistikler yapılamamaktadır. Bu bağlamda, ciddi şekilde bölge ağaç sayımları yapılmalıdır. Sektör hakkında sağlıklı bilgilere ve doğru rakamlara ulaşılması gerekmektedir.

Sofralık zeytin sektöründeki zeytinliklerin küçük ve aile tipi işletmelerden oluşması maliyetleri yükseltmekte, bu da rekabet gücünü azaltmaktadır. Fidan dikiminde bölgelere uygun cins fidanların seçilmesi ve bu doğrultuda dikimlerin yapılması ve de üreticilerin bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Gübre kullanımı bilinçsizce yapılmaktadır. Zeytinliklerin bölgelere göre toprak, gübre haritası çıkarılmalı, yapılacak olan toprak ve yaprak analizleri sonuçları doğrultusunda gübreleme prosedürü oluşturulmalıdır.

Zeytinliklerin yüzde 10-15'lik kısmı sulanmaktadır. Sulama yapılan alanlarda da salma sulama yerine damlama sulama yapılması teşvik edilmelidir.

Zeytin üretiminde ağaç başına verim düşüklüğüne yol açmamak için toprağın işlenmesi hususunda üreticilerimiz bilinçlendirilmeli, bunun için öncelikle mazot, gübre vesair maliyetlerin azaltılması için politikalar üretilmelidir.

Türkiye'de büyük can ve ekonomik kayıplara sebep olan kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelenin en etkili ve ekonomik yolunun halkımızı bu hastalığa karşı uyarmak ve bilinçlendirmek olduğundan hareketle, zeytinyağının vücuttaki ana damarlarda ve kılcal damarlardaki kireçlenmeyi önleyerek damar sertliğinin oluşmasına engel olduğu, ayrıca dolaşımdaki kanda kolesterol parçacıklarının oluşmasını da önlediği bilinmektedir. Bu hususlar da göz önüne alınarak zeytinyağının iç tüketiminin arttırılması amacıyla zeytinin insan sağlığı ve beslenmedeki önemi tanıtım ve reklam kampanyalarıyla sağlanmalıdır.

Sofralık zeytinde kayıt dışının ve standartlara uygun olmayan ürünün piyasaya sunulması kesin ve kararlı biçimde önlenmeli ve haksız rekabet ortadan kaldırılmalıdır. İhracat iadesi yardımları sürdürülmelidir. Sofralık zeytin üretim sektöründe altyapı genelde küçük ve aile tipi işletmelerden oluşmakta ve maliyetleri yükseltmektedir. Bu nedenle yükselen maliyetler karşısında sofralık kalitede olmayan zeytinler, kısa zamanda nakde dönüştürmek amacıyla hijyenik olmayan koşullarda erken olgunlaştırma uygulamalarına başvurulmaktadır. Bu tür standart dışı üretimin ve yarattığı olumsuzlukların önlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca piyasada üretim izni olmadan zeytin işleyip pazarlayanların etkin şekilde denetlenmesi hem tüketici sağlığı hem de sektörün geleceği açısından çok önemlidir. Birliklerin sermaye yapılarını güçlendiren ve finansman sorunlarına çözüm getiren çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda özellikle kooperatif, birlik ayrışmasını engelleyici mümkün mertebe güçlü bir kurumsal yapı oluşturmaya müsait düzenlemelere yer verilmelidir. Zeytinyağının sağlıksız koşullarda uzun süreli depolanması sonucu oluşan kalite kayıpları her yıl büyük ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bunun için lisanslı depoculuğun teşvik edilmesi gerekmektedir. Zeytincilik ihtisas organize sanayi bölgelerinin bir an önce faaliyete geçirilmesi ve teşvik etmesi gereklidir.

Zeytinyağı ihracatı 2007-2008 sezonunda bir önceki sezona göre yüzde 60'lık bir düşüşle 34,5 milyon dolarlık bir ihracat gerçekleştirilmiştir. Ülkemizdeki ham madde fiyatlarının yüksekliği ve döviz kurlarının düşüklüğü üst üste gelince Türkiye dünya zeytin piyasalarında fiyat tutturamaz ve ihracat yapamaz konuma gelmiştir. Bu konuda hükûmetçe acil tedbirler alınmalıdır.

Bunun yanı sıra ülkemiz pazarlama stratejisini gözden geçirerek yeni pazarlama stratejileri hayata geçirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MUSTAFA ENÖZ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Sektör, genel gıda fuarlarındaki fark edilme çabası yerine uluslararası ihtisas fuarlarında yerini almalıdır.

Son yıllarda dünya genelinde yeni plantasyonlar ve üretimde belirgin bir artış görülmektedir. Zeytinyağı ve zeytine yönelik ilginin artmasına rağmen uzun vadede sektörün talep açısından sıkıntıya girme riski bulunmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizde yaygın bulunan küçük ölçekli tepelik, yamaçlık ve ekstansif zeytinliklerin rekabet imkânı ve katma değer hasılatının artırılması, kırsal turizm gibi yeni gelir kaynakları yaratılması ve organik zeytin ve zeytinyağı işletmeleri üretimi önemli fırsatlar sunabilir. Bunlar teşvik edilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Enöz.

Komisyon adına, Komisyon Başkanı Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Uğur.

(10/27,34,37,40,102) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU BAŞKANI AHMET EDİP UĞUR (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların sorunlarını tespit etmek ve çözüm yollarını araştırmak amacıyla oluşturulan komisyonumuzun raporu üzerinde komisyon olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

İnsan beslenmesinde yağ önemli bir rol almaktadır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin gereği olarak Dünya Sağlık Teşkilatı tavsiyesi günlük toplam enerji ihtiyacının yüzde 25-30'unun yağlardan alınmasını önermektedir. 1 gram yağ 9,3 kalori vermektedir. Beslenmede yağdan gelen kalorinin önemli bölümünü zeytinyağı ve bitkisel sıvı yağlar oluşturması gerekmektedir. Diğer yandan, son yıllarda dünyada sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları yanında uzun yaşama olan ilginin artması, insanların zeytin ve zeytinyağına olan tüketimini artırmıştır. Üretici ülkeler için ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir ürün olan zeytin ve zeytinyağı, aynı zamanda Akdeniz'i simgeleyen kültürün de parçasıdır. Türkiye'nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan zeytin ve zeytinyağı, ülkemiz potansiyeli dikkate alındığında mevcut sorunların çözüme kavuşturulmasıyla özellikle de Avrupa Birliğine katılım sürecinde tarım sektörümüz için rekabet gücü olan ürünlerden biridir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Meclisimizin kararıyla, ülkemiz zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların sorunlarını tespit etmek ve çözüm yollarını araştırmak amacıyla oluşturulan komisyonumuz, çalışmalarına 11 Mart 2008 tarihinde başlamıştır. Komisyonumuz dört aylık çalışma süresi içerisinde üreticiden ihracatçıya kadar zeytin, zeytinyağı ve bitkisel yağların üretimi ve ticaretinde yaşanan tüm sorunları araştırmış, alınması gereken önlemleri belirleyerek Meclisimizin önüne bir rapor hâlinde getirmiş, siz değerli milletvekillerinin takdirine takdim etmiştir.

Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağlar olmak üzere iki bölümden oluşan raporumuz, zeytincilik ve yağlı tohumlu bitkiler ve bitkisel yağlar konusundaki politikaların oluşturulmasında karar alıcılara önemli bir yol haritası niteliği taşımasının yanı sıra ilgili kamu kurum ve kuruluşları için de yararlanılabilecek temel bir çalışma olmuştur. Bu çalışmanın sorunların çözümüne katkıda bulunması en büyük temennimizdir.

Değerli milletvekilleri, zeytin ve zeytinyağı, insanoğlu yeryüzünde var olduğu günden bu yana vardır. Gıda maddesi olarak vardır, ticari anlamda bilinmektedir. Semavi kitaplarda da adı geçen, bin yaşına kadar yaşayabilen, barışın simgesi olmuş ölümsüz bitki zeytinin ana vatanı yukarı Mezopotamya'ya kadar Anadolu topraklarıdır. İnsan sağlığı için değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan zeytinin endüstriyel değeri de gıda değeri kadar önemlidir. Bu değeri gün geçtikçe artmaktadır. Ancak, bu değer artışıyla birlikte zeytinin sorunları da gün yüzüne çıkmaktadır.

Zeytincilik cumhuriyet sonrası ülkemiz tarımının en önemli faaliyet alanlarından biri olmuştur. Zeytincilik seferberliğinin başlatılmasıyla birlikte 1937 yılında Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kurulmuş, uzun yıllar süren bu faaliyetler sonucunda zeytinciliğimiz hızla gelişmiş ve bu gayretler sayesindedir ki yurt dışında eğitim görmüş uzmanlara, yeni, bakımlı, sağlıklı ve verimli bahçeler ile sofralık zeytin ve zeytinyağı işletme tesislerine sahip olunmuştur.

2006 yılında başlayan teşvik kapsamında 10 dekardan az olmamak ve sertifikalı fidan olmak koşuluyla dekara 250 YTL prim, daha sonra 100 YTL, Gemlik çeşidinde 40 YTL prim verilmesi fidan üretimini ve dikilen zeytin fidanı sayısını artırmıştır. Türkiye 650 bin hektarlık alan üzerinde yüz elli milyon adet zeytin ağacı varlığına sahiptir. Bu zeytin ağacı varlığıyla yılda 1 milyon 800 bin ton zeytin üretimi gerçekleşmiştir ve ülkemizin hedefi iki yüz milyon zeytin ağacıdır. Özellikle son yıllarda yapılan desteklemeler neticesinde Türkiye zeytin ağacı varlığında önemli artışlar sağlamıştır. Bu artışlarda özellikle dikim sıklığının artmasıyla alan olarak artışa göre ağaç sayısı artışı daha fazla olmuştur.

Ülkemizde yılda ortalama 100 ve 150 bin ton arasında zeytinyağı üretimi vardır. Dünyadaki zeytinyağı üretimi de 2 milyon 800 bin ile 3 milyon ton arasındadır. Yine ülkemiz 70 bin ton, kişi başına 1 kilo zeytinyağı tüketiyor, diğer kalan yağları yılda 60 bin ile 90 bin ton arasında da ihraç ediyoruz. Yine sofralık zeytin üretimimiz 270 bin ton civarında, dünyada ise 1 milyon 800 bin ton sofralık zeytin üretimi var. Sofralık zeytinimizde de yine yılda 60 ile 90 bin ton arasında bir ihracatımız var.

Diğer ülkelerdeki gelişmeleri göz önüne aldığımızda, zeytinciliğin bu ülkeler seviyesine getirilebilmesi için devletin yetkili organlarının faaliyette bulunması gerektiği düşünülmektedir. Çünkü üreticiler yeni bilgi ve teknolojiler yönünden eksiktirler. Dolayısıyla bilinçsiz yapılan tarım, bilinçsiz sofralık ve yağlık işleme ile birleşince verim ve kalite düşüklüğü meydana gelmektedir. Verimin az olması da toplam üretim maliyetini artırmakta, tüketimi ise azaltmaktadır. Ayrıca kalitenin düşük olması da sofralık zeytin ve zeytinyağının tüketimini azaltan etkenler arasındadır.

Avrupa Birliğinin zeytincilik sektörüne verdiği desteklerin oldukça yüksek olması da maliyetler açısından uluslararası rekabette ülkemiz açısından dezavantaj oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde yüksek gümrük vergileri nedeniyle ambalajlı olarak satılamayan Türk zeytinyağları için gerekli bürokratik çalışmalar düzenlenmeli, gerekirse dökme ihracat için de kota alınmalıdır.

Dünyada zeytin ve zeytinyağı üretimi yapan bütün ülkelerin üye olduğu ve dünya ticaretinde standartları belirleyen bir kurum olan Uluslararası Zeytin Konseyi (UZK) üyeliğinden ülkemizin 1998 yılında ayrılması nedeniyle teknik ve ekonomik anlamda dünya zeytinciliğiyle olan ilişkiler yavaşlamış ve zayıflamıştır. Ülkemizin yeniden UZK üyeliği için gerekli olan iç hukuk onay süreci de tamamlanamamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ülkemizde üretiliyor ancak tüketilmiyor. Biz ülke olarak üreten ve tüketemeyen bir bölgeyiz. Zeytinyağı ancak üretilen bölgelerde tüketiliyor. Zeytinyağını sorun olmaktan kurtarmak için öncelikle tanıtımını iyi yapmamız gerekiyor. Besin değerini, sağlığımıza olan yararlarını insanımıza çok iyi anlatmalıyız. Kişi başına -bütün arkadaşlar ifade ettiler- 1 kilo zeytinyağı tüketiyoruz. Genç ağaçların, yeni dikilen ağaçların da meyve vermesiyle önümüzdeki üç dört yıl içinde zeytinyağı üretimimiz 250-300 bin tonlara gelecek. Yunanistan 21 kilogram, İspanya 13 kilogram, İtalya 15 kilogram, Suriye bile kişi başına 4 kilogram yağ tüketiyor.

Reklam ve tanıtımın önemini belirtmek için bir örnek vermek istiyorum: Bugün ülkemizde mısırözü yağı 140 bin ton tüketiliyor ve Türkiye mısırözü yağında dünyanın en büyük ithalatçı ülkesi. Yıllarca "Mısırözü yağı sağlığımıza çok yararlıdır, kalbimiz için iyidir." diye bütün doktorların tavsiyesi mısırözü yağının kullanılması yönündeydi. Türkiye'de mısırözü yağı kullanımında bir alışkanlık meydana geldi ve bugün dünyada bir numaralı ithalatçı ülke Türkiye. Biz kişi başına mısırözü yağı tüketiminde Avrupa Birliğinden de, Amerika'dan da öndeyiz. Mısırözü yağını 140 bin ton tüketiyoruz, zeytinyağını 70 bin ton tüketiyoruz. Hâlbuki zeytinyağı sağlığımız için, kalbimiz için, her şeyimiz için bize daha yararlı. Onun için bizim en az mısırözü yağı kadar zeytinyağına önem vermemiz, reklamını yapmamız, tanıtmamız gerektiğine inanıyorum.

Bu Komisyon çalışmaları sürecinde zeytinyağı üreten bütün bölgelerin şikâyeti taklit ve tağşiştir, yani zeytinyağı içine ucuz yağ karıştırılarak bu karışık yağları ucuz fiyata zeytinyağı olarak satmaktır.

5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 29'uncu maddesine ek yapmak suretiyle cezaların ağırlaştırılmasını sağlayan ve caydırıcı olması beklenen bir düzenleme kanun teklifi hâlinde hazırlanarak bütün grupların iştirakiyle Meclis Başkanlığına sunulmuş bulunmaktadır.

Yine aynı teklif içerisinde 6831 sayılı Orman Kanun'a bir madde eklenerek yabani zeytinliklerin aşılanması, makilik alanlarda ve orman arazilerinde bulunan yabani ve ehil zeytin ağaçlarıyla ilgili bir düzenlemeyle de zeytinliklerin ekonomiye kazandırılması hedeflenmiştir. Huzurunuza geldiğinde destek ve katkılarınızı beklemekteyiz.

Değerli milletvekilleri, insan beslenmesinde enerji, hayvan beslenmesinde protein ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanılan yağlı tohumlu bitkiler son yıllarda özellikle biyodizel üretimine ham madde sağlanması nedeniyle dünyada ve ülkemizde yağ bitkilerinin önemi giderek artmaktadır. Yağlı tohumlu bitkiler, tohumlarındaki yağ ile gıda sanayisine, yağı alındıktan sonra küspesiyle yem sanayisine ham madde sağlayan ürünler olarak tanımlanabilir.

Dünyada bitkisel yağ üretimi 2007 yılında yaklaşık 130 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu 130 milyon ton yağ, 400 milyon ton yağlı tohumdan elde edilmiştir. Dünyada 42 milyon ton palm yağı, 39 milyon ton soya yağı, 19 milyon ton ayçiçeği yağı, 5 milyon ton pamuk yağı, 2,3 milyon ton mısır yağı ve 10 milyon ton diğer yağlar tüketilmektedir.

Biraz önce de ifade ettim: Mısır özü yağı bütün dünyada 2,3 milyon ton tüketiliyor, zeytinyağı 3 milyon ton tüketiliyor. Fakat biz maalesef zeytinyağını tüketmiyor da mısır özü yağı tüketiyoruz. Türkiye'ye geldiğimizde Türkiye ne kadar yağlı tohum ve yağ üretiyor, buna bakalım: Türkiye'de 850 bin ton ayçiçeği, 1 milyon ton çiğit, 50 bin ton kanola, 30 bin ton soyayla 2 milyon tona yakın bir yağlı tohum üretimimiz var. Bu yağlı tohumlardan 500 ile 550 bin ton arasında bir yağ elde ediyoruz.

Peki, Türkiye ne tüketiyor? 675 bin ton ayçiçeği yağı, 135 bin ton mısır yağı, 30 bin ton kanola, 45 bin ton pamuk ve 15 bin ton soyayla 950 bin ton likit sıvı yağ. Buna 550 bin ton tükettiğimiz margarini ilave edersek ve bunun yanında yem sanayisi, boya sanayisi, sabun sanayisi ve biyodizele giden 200 bin ton bitkisel yağı da ilave ettiğimizde ülke olarak tüketimimiz 1 milyon 700 bin ton bitkisel yağ. 500 bin tonunu kendi kaynaklarımızdan üretiyoruz, 1 milyon 200 bin tonunu da ithal yoluyla karşılıyoruz. Bitkisel yağ ihtiyacımızın yüzde 70'i ithal yoluyla karşılanıyor.

Zeytin Hasadı Başladı

Mehmet Vuran
http://garova.blogspot.com/
03 Kasım 2008,Pazartesi


Ege'nin önemli ve kökü çok, hem de çook eskilere dayanan ürünlerinden birisi de zeytin ve zeytinyağı. Zeytinyağı aydınlatmada kullanılmış, kozmetik maddesi olarak kullanılmış, yemeklerde kullanılmış, şifa niyetine kullanılmış, hatta vakti zamanında (ki bu zaman antik çağlar oluyor) yapraklarından yapılan taçlar yarışlarda madalya olarak bile kullanılmış. Artık varın kıymetini siz düşünün. Gün gelmiş küçük bir dalı barış mesajının simgesi olmuş... Columella ona boşuna dememiş "prima omnium arborum diye". Yani "ağaçlar arasında birinci". Ölmez ağaç zeytin. Efsanevi ağaç zeytin.

Ekim ayında yağan yağmurlar herkesin ama özellikle de zeytinlerin ve zeytin ağacı sahiplerinin yani aslında herkesin yüzünü güldürdü, burada zeytin ağacı olmayan kimse yoktur ki:) Ve geldik hasat zamanına... Biz de hasada başlayalı bir-kaç gün oluyor.

Yeri gelmişken bir blogtan bahsetmek istiyorum. Zeytin ve Zeytinyağıyla ilgili haberlerin derlenip toparlandığı zeytinlik adındaki bu blogun takipçisi oldum. Zeytin ve zeytinyağına ilgi duyan herkese tavsiye ederim.

Monday, November 03, 2008

İtalya seyahati izlenimleri

Haldun Coşkun

Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter” Georges Duhamel’e ait olan bu söz, gerçekten çok doğru. Zeytin ağacının olmadığı yerde “rahat” hissedemememiz, belki de bundandır. Yine zeytin’in peşinde, Adana Tarım İl Müdürlüğü personellerinden Selda ve Fatma hanım’ların organize ettiği eğitime katılmak için, Saygıdeğer bir beyefendi olan tarım il müdürümüz Fikret Coşkun ve diğer ekip arkadaşlarımızla 25 Ekim, 1 kasım günleri arasında İtalya’nın Umbria bölgesine bağlı Spoleto kasabasındaydık.

İtalya’nın sadece bir bölgesine yaptığımız bu gezide , sadece o yöreyi, ve benim görüş açımdan geçirerek sitemde paylaşacağım için, yorumlarım ülke genelini ve diğer kişileri bağlamayacaktır. Sizlerin de yorumlarınızla katkıda bulunmanızı bekliyorum…

İlk önce organik tarım yapılan bir çiftlikte hasata katıldık. Öncelikle, şunu belirtmeliyim ki erken hasat yapıyorlar ve bu hasata erken hasat demiyorlar. Hasat, zeytinler yeşilden mor ve siyaha dönerken yapılıyor.Yere naylon hasır benzeri bir örtü seriyorlar ve hava ile çalışan bir hasat makinesi kullanıyorlar. Ellerinden geldiğince zeytine ve ağaca zarar vermemeye gayret ediyorlar ancak, yine de ağaçların dalları etkileniyor. Naylon da yere serildiği için silkeleme esnasında zeytin taneleri yere çarpıyor, bu da ezilmelere sebep olabilecek bir durum. Benim beklentim, bu naylon hasırın yerden biraz yüksekte olması, dolayısı ile tanelerin yere çarpmasını engellemeleriydi. Fakat bu daha fazla bir teknik altyapı gerektiriyor.

Üretici, ağaç başına 20 kg ürün aldığını söylüyor. Çıkan yağ oranı ise yüzde 13 civarında olduğu ifade ediliyor. Hasat işlemi Ekim ayı başlıyor, kasım sonlanmadan bitiyor. Ondan sonra da mart ayına kadar budama işlemi yapılıyor. Enteresan bir durum, sulama yok… Yani ağaçlara çok da bakmıyorlar. Sanırım zeytinyağının tadının değişeceğinden endişe ediyorlar. Zira çoğunlukla Moriolo tipi olan zeytinlerden üretilen yağ tabiri caiz ise “pungent” yani keskin ve acı. Bizim Adana şalgamının keskinliği de sanırım bu söz ile ifade edilir.

Lakin, çiftlikte yeni sezon sıkılmış olarak tattığımız yağda meyve aroması, acılık dışında bir de asetik asit tadı aldım, tuhafıma gitmedi değil. Şu da bir gerçek ki, çiftlik sahibi, hasat ettikleri zeytinleri haftada 1 kez fabrikaya gönderdiklerini söyledi. Bunu ikinci kez sordum, teyit etti. 7 gün bekleyen zeytinden nasıl kaliteli bir yağ çıkar, bunu da bilemiyorum.

Şu bir gerçek, adamların adı çıkmış. Toptan perakende, fark etmiyor, yağını 10 eurolar düzeyinde kilo bazında değerlendirebiliyor. Sonuçta sulasa, belki yağ özelliğini yitirecek. Erken değil de biraz normal hasat olsa yine tad değişme riski var. Ağaç sayısı, ortalama hasat ve zeytinyağı miktarı belli, bozmak gibi bir niyetleri de yok.

Eggi, Spoleto’ya yakın bir yer, orada Monini’nin zeytinyağı fabrikasını ziyaret ettik. O kadar düzenli ve temiz ki hayran kalmamak elde değil. Taze toplanan zeytinler, en geç 48 saat içinde fabrikaya 200 kg lık selelerle taşınıyorlar. Kullandıkları makine Pieralisi, çok da memnun olduklarını ifade ettiler. Girişte yaprak temizleme ünitesinden geçen zeytinler,yıkanmaya giriyorlar. Sonrasında çok kısa bir sürede kırılan zeytin hamuru, malaksöre gidiyor ve yağ tanecikleri daha büyük kitlelere dönüşüyorlar. Burada prinadan ayrılan zeytin suyu ve yağı, seperatör vasıtası ile birbirinden ayrılarak zeytinyağı üretiliyor.

Burada önemli bir konu var, o da zeytin hamurunun hava ile temas etmemesi, zira oksijen devreye girdiği anda zeytinyağının olumlu özellikleri kaybolmaya başlıyor. Bu durumda eski sistem denen taş baskıda zeytin hamuru en az 30 dakika hava ile temas ettiğinden ve ilaveten kullanılan çuval şiltelerin pislik barındırması, sonrasındaki bakteri ve mikrop oluşma riski, bu tür sistemin artık kesinlikle kullanılmamasını gerektirmekte. Zaten bu sistemi neredeyse tamamen terk etmişler. Bizde de bu sistem yok olmak üzere.

Tadım konusu ise gerçekten apayrı bir konu. Tadımcı olmak öyle üç günde beş günde olacak iş değil. Bu tür eğitimlerin devamlı yapılması gerekiyor. Tadım ekibi en az 8 ve genel olarak 12 kişiden oluşuyor. Muhtelif özelliklere göre tadımcılardan yağa not vermesi isteniyor. Tadımlar, özellikle koyu mavi cam kaselerde yapılıyor ki tadımcı yağın rengine göre önyargılı davranmasın diye. Bence sigara içenler tadımcı olamaz. Ama yine de sigara içildikten en az yarım saat önce tadım yapılır diyorlar. Tadımda yağ yutulmuyor, geri çıkartılıyor. Kokuya göre gerekirse tadımcı ürünü tatmıyor bile.

Ben üstün kalitede bir “sarıulak” sızması götürmek isterdim. Ancak maalesef sadece 1 lt yeni ürün bulabildim. O da sıradan sayılabilecek bir yağdı. Tadımcı italyan profesör hanım yine de yağımıza on üzerinden altı verdi, ve sıkım yöntemini sordu. Ben de durumu açıklayınca “sarıulak” yağının on üzerinden dokuz notunu rahatlıkla alabileceğini, bunun için uygun şekilde üretim gerektiğini ifade etti. Şu konuyu da belirtmek isterim, diğer tadım yapan ekip arkadaşlarının çok beğendikleri yağa profesör hanım on üzerinden sekiz vermişti. Bu da sarıulak konusunda beni son derece ümitlendirdi.

Daha sonra yine başka bir yağ fabrikasına gittik. Burası bizim Anadolu’da binlerce olan yağ fabrikalarının bir kopyası gibiydi. Bir köylü topladığı zeytinleri sıktırıyordu. Fabrika bahçesinde, yine 200 kg lık selelerde durumu kötü olan zeytinler gördüm. Bu da gösteriyordu ki bu işin göbeğinde bile zeytinlere kötü muamele yapılabiliyor. Gerçi işletmeci karı koca, bize taze yağlarından ikram ettiler, çok da güzeldi. Bruccheta dedikleri ekmeklere sarımsak sürüyorlar ısıtıyorlar ve üstlerinde zeytinyağı gezdiriyorlar. Bir de tuz meselesi var ki gerçekten çok fazla kullanıyorlar. Bir çeşit alışkanlık olsa gerek…

Monini firmasına ait dolum tesisi gerçekten çok etkileyiciydi. Öncelikle bir salonda bize küçük bir tanıtım yapıldı, ve fabrikaya başlık ve önlük giydirilerek alındık. Fabrika tam fabrika, zira senede 30 bin ton zeytinyağı dolumu yapılmakta. Dile kolay, sadece bir fabrikada yapılıyor bu dolum.

Herşey bilgisayar kontrolünde. Ve % 100 “solo italiano” yani sadece “italyan zeytinyağı” kullandıklarını söylüyorlar. Dışarıda mal boşaltmak üzere olan TIR’ın plakası italyan değil

Dikkatimi çekiyor, şöförle konuşuyorum, almanca biliyor, soruyorum nereden bu yağ, “Yunanistan”dan diyor bana. Daha sonra üretim müdürünü sıkıştırıyorum, o da söylüyor zaten, “bazen Yunanistan ve İspanyadan da alıyoruz” diyor. İçimden bizden de alıyorsunuz diyorum, geçiyorum…

Hem toprak hem de kağıt filtre kullanıyorlar. Toprak filtreye bir tanktan gelen yağ, başka tanka gönderiliyor. O tanktan da kağıt filtreye ve sonrasında stoğa gönderiliyor.

Dolum sistemi ve makineler gerçekten etkileyici, kameralı sistemler dolum hattını inceliyor, ve bir hata olduğu zaman sistem duruyor, kamera, çektiği fotoyu gösteriyor, hata nerede hemen buluyorsun. Hata yapma riski neredeyse sıfır. Partikül kontrolünü nasıl yapıyorlar öğrenmek mümkün olmadı, ama mutlaka onu da yapıyorlardır.Üstelik bu fabrika 9 senelik…Yani çok yeni bir teknoloji de yok esasında.

Bu arada çıkışta belim tuttu, hemen yanımda bana sarılan Haluk bey olmasa düşebilirdim bile, kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum.

Sonuç olarak ders alabileceğimiz bir ülke, özellikle pazarlama konusunda. O kadar güzel ambalajlar var ki yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar. Bizim onların fiyatları ile mal satmamız çok zor, ancak kalite olarak hiç de aşağıda olmadığımızı yurtdışına mutlaka anlatmalıyız.

Her şeyden önce kaliteli üretebilmek çok önemli, örneğin monini, üretiminin %85 lik kısmının natürel sızma olduğu bilgisini vererek bununla övünç duyduğunu ortaya koyuyor. Oysa dünya üretiminin geneli rafinajlık yağ diye biliyorum.

Kaliteli ürettikten sonra yapılacak şey, planlı bir şekilde Türk insanına yağımızı pazarlamaktır diye düşünüyorum. Önce kendi vatandaşımız bu yağın nimetlerinden faydalanmalı. Bir program çerçevesinde zeytin yağının anlatmakla bitmeyen özelliklerinden bahsetmeliyiz. Bu da zamanla olacaktır, umuyorum.

Sonuç olarak “Devlet hizmet pasaportu” ile bu geziye katılmamı sağlayan çok değerli valimiz Sayın ”Fikret DENİZ”e, İl müdürümüz Sayın “Fikret COŞKUN” a ve tarım il md. çalışanlarına candan teşekkürlerimi sunuyorum.

Sunday, November 02, 2008

Verde, Ukrayna ve Rusya’ya da girdi 45 milyon dolarlık ihracat hedefi koydu

Hürriyet
2 Kasım 2008,Pazar


Türk zeytinyağı, gözünü Rusya ve Ukrayna pazarına dikti. İzmir Torbalı’daki tesislerinde zeytinyağı üreten Verde Besin Yağ, Rusya ve Ukrayna’da temsilcilik açarak, pazarda söz sahibi olmayı hedefliyor.

Verde Genel Müdürü Cemali Kırmızıoğlu, "Dünya markası olmak için emin adımlarla ilerliyoruz" dedi. Son olarak Paris’teki gıda fuarına katıldıklarını söyleyen Kırmızıoğlu, Türk zeytinyağını yabancı ülkelere tattırma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

45 milyon dolar

2008 yılında zeytinyağ sektöründe ihracat açısından bir durgunluk yaşanmasına rağmen Verde’nin ihracatını 10 milyon dolar seviyesinde tuttuğunu söyleyen Cemali Kırmızıoğlu, "2009 yılında ihracat hedefimiz 45 milyon dolar" dedi. Kırmızıoğlu, şöyle devam etti: "Verde’nin dış pazar hedefi, zeytinyağı tüketen ülkelerde Türk firmalarla rekabet etmek değil kendisine ve Türk zeytinyağına yeni pazarlar açmak. Rakiplerimiz diğer ülkelerdeki zeytinyağı firmaları. Zeytinyağı ile yakın zamanda tanışmış veya tanışmakta olan pazarlarda kendisine ve Türk zeytinyağına pazar aramak ve gelişen ve büyüyen Türk zeytinyağını tanıtmak istiyoruz. Türk zeytinyağının üretim miktarının büyümesi oranında dış pazarlarda aldığı payı korumak ve her geçen gün daha katma değerli ürün satmak ve marka yaratmayı hedefliyoruz."

İç pazardaki payı

Verde’nin, Türk gıda endüstrisinin önde gelen firmalarından biri olduğunu söyleyen Cemali Kırmızıoğlu, şöyle konuştu: "İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin İkinci 500 Büyük şirket sıralamasında 139’uncu olarak yerimizi aldık. Toplam ciromuzun yüzde 85’ini Amerika, Kanada, İspanya, İtalya, Rusya ve Çin’e gerçekleştirdiğimiz ihracatla sağlıyoruz. İç pazarda da pazar payımız yüzde 16 civarında.

Türk gıda sektöründe 1928’den beri faaliyet gösteren Ulukartal Ailesi, makarna sektöründe Kartal ve Pastavilla makarnalarıyla biliniyor. 1996 yılından itibaren ’Verde’ markasıyla zeytinyağı üreten aile, Verde markasını İtalya’dan 49 yıllığına tescil ettirmiş.

Saturday, November 01, 2008

MUT'TAKİ ZEYTİN ŞENLİĞİNE BAKAN TÜZMEN DE KATILACAK

CHA
01 Kasım 2008,Cumartesi


Mersin'in Mut ilçesinde 7-8 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek zeytin şenliğine Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in de katılacağı açıklandı.

7 Kasım'da başlayacak şenliğin birinci günü Mut'un Haydar Köyü'nden Abdullah ve Şevket Yalçın'a ait zeytin bahçelerinde hasat etkinliği ile başlayacak. Ardından Kurtsuyu Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ne ait zeytinyağı fabrikasında zeytinyağı sıkımı gerçekleştirecek. Burada yapılan halkoyunlarının ardından Kemenli Köyü'nde öğle yemeği yenilecek. Öğleden sonraki etkinliklerde ise Mut Ziraat Odası toplantı salonunda TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin oturum başkanlığını yürüteceği konferans ve paneller yer alacak. Şenliğin ikinci günü ise Yerköprü Şelalesi'ne gezi düzenlenecek.

Bu yıl zeytin hasadı Akhisar'dan başladı

Nedim Attila
Akşam
01 Kasım 2008,Cumartesi


Zeytin hasadını yapalı 15 gün oluyor ama bu yazıyı yazabilmek için tarihin 1 Kasım olmasını bekledim… Evet, gurmeler için erken hasat zeytinyağı çok önemli, biz de Mutfak Dostları Derneği Başkanımız Ahmet Örs'ün önderliğinde Akhisar yakınlarında Keskinoğlu Ailesi tarafından yeniden inşa edilen Ravika köyünde ekim ayı ortasında 'erken hasat' yaptık… Çok da lezzetli yağların tadına baktık, hele 'Akhisar domat'ı denilen zeytin türünün tadına doyamadık… Ama… İşte bu ama çok önemli.

Binlerce yıllık geleneklere göre, öncelikle yağın zeytin tanesini tam olarak doldurması için ekim yağmurlarının bitmesini beklemek şarttır. Bizim aile geleneğimizde -ayıptır söylemesi en az 6 nesildir yağ sıkar bizim aile- Cumhuriyet Bayramı'ndan önce yağ sıkılmaz… Cunda sokakları benim çocukluğumda da büyük bayramın ertesi günlerinde mis gibi yağ kokmaya başlardı… Bugün-yarın kokacağı gibi…

Elbette dünyada yükselen trendler var… (Trend yerine Türkçe karşılığı olan 'eğilim' yerine, daha güzel bir sözcük olan esintiyi kullanmak istiyorum, bilmiyorum uyar mı?) Bu esintilerin başında da yemyeşil, aroması sağlam, tadıldıktan sonra genizde biber tadı bırakan zeytinyağı aramak geliyor. Bu ve benzeri nedenle aile gelenekleri de kimseyi bağlamıyor, küreselleşen dünya her şeyi ezip geçtiği gibi binlerce yıllık alışkanlıkları da yok sayabiliyor. Litresi 100 Euro bile olsa. (Tayland'da litresi 400 Euro'ya yaklaşan fiyatlarla satılan İtalyan zeytinyağlarını görmüşlüğümüz vardır…)

Önce bir genelleme yapalım: Zeytin spesifik olarak Batı Anadolu'nun, tarihin bilinen dönemlerinden beri ayrılmaz bir parçası. Daha önce de yazdığımız gibi dünyanın en eski zeytinyağı işliklerinden biri, hatta en eskisi Urla'dadır. Antik çağ İoniasının Klozemani kentinde… Bu işlik, eski İon kültürünün uzak görüşlülüğünün günümüz tıbbı tarafından yeniden keşfedilmesi ve bu mutfağın sağlıklı yaşam için tavsiye edilmesini de kanıtlıyor zaten…

3 BİN YILLIK ZEYTİN TARIMI

Bizim bu yılın ilk hasadını gerçekleştirdiğimiz Akhisar ya da antik çağdaki adıyla Thyatira da en azından 3 bin yıldır zeytin tarımının yapıldığı bir yer. Akhisar'ın ünlü Yunanlı milyarder Onassis'in doğduğu yer olması, Onassis'in Atina'da Küçük Asya Araştırmaları Merkezi kurulurken verdiği manevi ve özellikle de maddi destek nedeniyle Akhisar'a özel bir yer ayrılmasına yol açmış. Biz bu merkezde diğer kitaplarımız için çalışırken Akhisar arşivlerine baktığımızda karşımıza çok eski bir zeytin-zeytinyağı geleneği çıkmıştı. Buradaki belgelere göre Akhisar'da bin yaşında ağaçlar olduğunu anlatmıştı mübadele göçmenleri. Bugün de Akhisar'ın en eski köylerinden biri olan ve Karaosmanoğlu Ayanlığının merkezi olan Yayaköy'de (Şimdilerde Zeytinli diyorlar) yaşları 500'ün üzerinde zeytin ağaçları var… Antik Thyatira kentinde yapılan kazılarda bulunan bazı mezar taşlarında zeytin dallarına rastlanması da önemli kanıtlardan biri.

Bu nedenle ben dostlarıma her zaman "En sevdiğim iki yağdan biri Akhisar'ın domat zeytininden yapılan yağdır" derim… Diğer yağlık türü de Edremit-Ayvalık Körfez zeytinidir. Bu yılın ilk hasat şenliğinde biz de hem yararlı hem de lezzetli bir yağın peşinde olmanın mutluluğunu yaşadık. Ravika köyü de bir mübadil aile olan Keskinoğlu Ailesi'nin Selanik yakınlarındaki köylerini aynen uyguladıkları bir nokta olmuş.

İYİ ZEYTİNYAĞI NASILDIR?

Bu arada etkinliğe katılan dostlarla bir kez daha "İyi zeytinyağı ne?" sorusuna yanıt aradık. Bizim cevabımızı verelim burada: Kaynağımız Prof. Dr. Yahya Laleli: İyi yağ ağzı yağlamaz, çünkü meyve suyudur, bölgesine özgü ön damaktan gelen nefeste hissedilen meyvemsi karakteri vardır ve ayrıca taşıdığı organik özelliklere bağlı olarak genizde biberimsi bir yakıcılık bırakır. Bu hislerin düzeyi yağın işlenme şekline göre az veya çok olabilir. Ama mutlaka olmalı. Bize göre kokusu, lezzeti ve acılığı olmayan, ağzı yağlayan, yağlı his bırakan yağ, hele istenmeyen -toprak- çimen-balık kokuları taşıyorsa iyi değildir.

İyi zeytinyağı sindirim sisteminin dostudur, yendikten sonra sindirilmesi için vücudu yormaz, tam tersine birçok fonksiyonu düzenler. Renk önemli değildir, bölgeye göre değişirse de erken toplanan zeytinden elde edilen yağ, geç hasada göre daha yeşildir.

İyi zeytinyağı aktiftir, mantar dahil olmak üzere birçok maddeyi eritir, onun için cam şişede korunmalı, mantar varsa temas ettirilmemelidir. İyi yağ deriye, saça sürüldüğünde kolay emilir, yumuşatır, parlatır, koku bırakmaz.

İyi yağ, hava ve sudan uzak saklanmış sıkılırken ısı kullanılmamış (biz en azından yüzyıldır yağlarımızı 30 santigrat derecenin altında ısılarda sıkarız), zedelenmemiş ve tercihen siyahlaşmadan -sarı yeşil-mor renk geçişindeki zeytinden elde edilen yağdır. Yandığında en az is yapan yağdır. İyi yağ yendiğinde farkını hissettiren yağdır.

Unutmayın dünya antioksidanların peşinde koşuyor, biz Türkiye'de yaşayan insanların ise büyük şansı var. Dünyanın en yaşlı ağaçları bizde, ağaç zenginliği bizde, zeytinyağı türü zenginliği bizde… Bir de kıymetini bilebilsek.

Bugün size sızma erken hasat ürünü yemyeşil yağın pek yakışacağı bir yemek sunmak istiyorum.

Güveçte kuru fasulye

Malzeme: 2 bardak kuru fasulye (iri cins), 3 adet kuru soğan, 5-6 diş sarımsak, 2 adet domates, 2 tane havuç, 1 demet maydanoz, 1 bardak zeytinyağı, yeterince tuz, 2 kesme şeker.

Hazırlanışı: Kuru fasulye akşamdan suya bırakılır. Ertesi gün bu su dökülerek, yeniden konulan su ile haşlanır. Güvece bir bardak zeytinyağının üçte biri konulur. Halkalar halinde doğranmış kuru soğan, 5-6 diş sarımsak, küçük küçük ya da ince ince kesilmiş havuçlar aynı anda konularak soğanlar pembeleşinceye kadar kavrulur. Üzerine kabukları soyularak küçük küçük doğranmış ya da rendelenmiş domates konularak 2-3 dakika daha kavrulur. Haşlanan kuru fasulye soğuk su ile yıkanır. Güveçteki malzemenin üzerine konulur. Üzerine tuz ve 2 kesme şeker konulur. İyice pişirilir. Piştikten sonra kalan yağ üzerine dökülür. Üzerine kıyılmış maydanoz ve bir parça limonla servis yapılır.

Bu arada önemli bir bilgi: Zeytinyağlı yemekler pişirildikleri tencerede soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra servis tabaklarına alınır ama güveçte kuru fasulyenin ılık yenmesi tavsiye olunur.

Ekonomik Kriz Çarşıda Pazarda Hissedilmeye Başlandı

Yeni Adana Gazetesi
28 Ekim 2008


SOFRALIK ZEYTİN ÜRETİCİNİN ELİNDE KALDI

Sofralık zeytin alıcı bulamayınca tezgahta çürümeye başladı

Sofralık zeytin fiyatları geçtiğimiz 2007 yılıyla aynı seviyede olmasına karşın satışlar yüzde 50 düştü. Geçen yıl çuvalla satılan zeytinler, bu yıl kilo hesabıyla satılıyor.

Mersin Metropol Miting Alanı'nda alınan özel izinler sonrasında kurulan Zeytin Pazarı'nda Gemlik türü sofralık zeytinin kilosu 1.5-2.5 YTL, Ayvalık türü zeytin 2-2.5 YTL, çil topağı 1.5-2 YTL, siyah Erdek 2 YTL, siyah Gemlik 2.5 YTL ve domat türü sofralık zeytin de 2.5-3 YTL'lik fiyatlarla tüketiciye sunuluyor.

Bu fiyatların da 2007 yılıyla aynı olduğu belirtiliyor. Söz konusu sofralık zeytin türleri arasında en fazla ilgiyi de Gemlik ve Ayvalık türü zeytinler görüyor. Pazarın zeytin ihtiyacı ise Mersin'in Mut ilçesinden karşılanıyor.

10 yıldan bu yana zeytincilikle uğraştığını belirten 45 yaşındaki Sami Çor, zeytin fiyatlarının geçen yılın fiyatıyla hemen hemen aynı olmasına karşın, satışların beklenilenin altında olduğunu söyledi. Çor, geçen yıl zeytin sezonunun sonlarına doğru kilo başına 4 YTL'lik satış gerçekleştirmelerine rağmen, bu yıl 2 YTL'lik satış yapmakta bile zorlandıklarını kaydetti.

Çor, "Sessiz ve derinden gelen ekonomik krizle birlikte vatandaşın zaten düşük olan alım gücü daha da zayıfladı. Geçen yıl 20-30 kilo zeytin alan biri, bu yıl 10 kilo zeytini zor alıyor. Talep olmayınca da satış yapamıyoruz. Elimizde kalan zeytin ya tezgahta çürüyor ya da onu fabrikaya gönderip yağ olarak değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.

Zeytin üreticisi Celal Çelik de 10 yıldan bu yana zeytincilik yaptığını vurgulayarak, 2007 yılında günlük satışının hiçbir zaman 100 kilonun altına düşmediğini, ancak bu yıl 50 ile 100 kilo arasında satış yaptığını belirtti.

Çelik, fiyatların geçen yıla göre daha düşük olduğunu, buna rağmen yine de satışlarının artmadığını ifade ederek, "Şu anda pazardaki en üst düzeydeki esnaf benim. Ancak buna rağmen bin YTL içerdeyim. Çalışıyorum ama vergimi dahi ödemekte zorlanıyorum. İş yok, güç yok. Vatandaşın durumu benden de kötü. Evine ekmek götürmekte zorlanıyor. Allah hepimizin yardımcısı olsun" diye konuştu.

Pazarda faaliyet gösteren hemen hemen her esnafın en az 5 bin YTL'lik borcu olduğuna dikkat çeken zeytinci esnafı Hasan Tekin (55) ise, satışlarda bir kısır döngü yaşandığını vurgulayarak, geçen yıl günlük ortalama 600 kilo satış yaparken bu yıl 250 kilo satışı zor yaptığını dile getirdi. Tekin, satın aldıkları malın yüzde 30'luk bir bölümünün fire verdiğini, satılmayan zeytinlerin de elde kalarak çürüdüğünü vurguladı.

Tekin, "İnsanların alım gücü her geçen gün daha da geriliyor. Eskiden çuval çuval zeytin alanlar, şimdi kilo hesabı yapıyor. Geçen yıl hiç 1 kiloluk zeytin satışı yapmamıştık ama bu yıl kilo başı satış gerçekleştiriyoruz. Bu da gelinen noktayı özetlemeye yetiyor" şeklinde konuştu.

Ev hanımı Nimet Kabaş (50), Zeytin Pazarı'nda satışa sunulan sofralık zeytin fiyatlarının dile getirildiği gibi ucuz olmadığı savunarak, alım güçlerinin de geçen yıla göre gerilediğini ve önceleri 40 kilo zeytin alırken, bu yıl 4 kilo zeytini bile zor aldıklarını söyledi.

Akife Zor (35) da fiyatların normal olmasına karşın, istedikleri kadar zeytin alamadıklarını belirterek, "Esnafa göre fiyatlar ucuz olabilir ama bize göre hiç de öyle değil. İstediğimiz kadar zeytin alamıyoruz. Aldığımızsa bize yetmiyor. Yine buna da şükür. Beterin beteri de var. Allah sonumuzu hayır etsin" dedi.

MERSİN ÜNİVERSİTESİ’NDEN

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU’DA ZEYTİNYAĞI VE ŞARAP ÜRETİMİ SEMPOZYUMU

Mersin Üniversitesi Kilikia Arkeolojisini Araştırma Merkezi (KAAM) tarafından organize edilen ve Mersin’de gerçekleştirilecek olan “Antik Çağda Anadolu’da Zeytinyağı ve Şarap Üretimi” başlıklı sempozyumun 06-08 Kasım 2008 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Oturumlar 06-08 Kasım 2008 tarihlerinde Mersin Üniversitesi Çiftlikköy Kampüsü “Prof.Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi, B Salonu”nda yapılacaktır.

“Antik Çağda Anadolu’da Zeytinyağı ve Şarap Üretimi” başlığı taşıyan ve arkeolojik materyallerin değerlendirileceği çalışmada, aşağıda belirtilen ya da bağlantılı konularda bildirilerin sunulması hedeflenmektedir:

1.Antik dönemde Anadolu’da zeytinyağı/bitkisel yağlar üretimi, şarap üretimi,

2.Arkeolojik kazılarda ya da yüzey araştırmalarında tespit edilen zeytinyağı/bitkisel yağlar üretim donanımları, şarap üretim donanımları ve tahıl işleme donanımları ve bunların tipolojileri (pres tipleri, vida pres tipleri, ağırlık taşları, zeytin kırma tekneleri, zeytin kırma taşları vb),

3.Zeytinyağı ve şarap üretimiyle bağlantılı, bölgesel yerleşim ve üretim ilişkileri, bölgesel ya da yerel üretim kapasiteleri, ticari bağlantılar, üretim nakliyeleri, nakliyede kullanılan donanımlar,

4.Anadolu ve diğer bölgeler arasındaki üretim donanımlarının benzerlikleri ya da farklılıkları,

•Tespit edilen üretim donanımlarının, arkeolojik çalışma konularında nasıl kullanılmaları gerektiği ve ne derecede arkeolojik çalışmalara katkı sağlayabileceklerinin ortaya konduğu bildirilerin de bu çalışma kapsamında ele alınması hedeflenmektedir.

•Anadolu’da tespit edilmiş zeytinyağı ve şarap üretimine ait arkeolojik verilerin birarada değerlendirilmesi bu çalışmanın hedefleri arasındadır. Son yıllarda ilginin artmakta olduğu tarımsal üretim teknolojileriyle bağlantılı konulardaki çalışmaları paylaşmak, bu konularda üretilen bilgiyi paylaşıma açmak ve katılımcıların karşılıklı olarak bilgi alışverişinde bulunmasını sağlamak sempozyumun hedefleri arasında yeralmaktadır.

•Sunulacak bildirilerin özgün bilimsel yenilikler içermesi ve ilk kez yayınlanacak olması beklenmektedir,

•Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiriler değerlendirmeye alınacaktır,

•Sempozyum kapsamında poster bildiriler de kabul edilecektir ve bunlar için inceleme ve sunum zamanı ayrılacaktır. Hakem değerlendirmesinden geçen poster bildirilerin de yayınlanması mümkün olabilecektir,

•Gerçekleştirilecek toplantıda sunulacak bildirilerin bir Sempozyum Kitabı olarak yayınlanması planlanmaktadır. Bununla birlikte, yayınlanacak makalelerin sempozyumun bilim/hakem kurulundan onay alması şartı aranacaktır.

Sempozyuma yaklaşık olarak 54 katılımcı 38 bildiriyle katılacaklardır.

Katılımcılar 19 farklı üniversite ve 2 enstitüye bağlı olarak çalışmalar sürdürmektedirler.

Sunulacak bildiriler Anadolu’daki üretime yönelik olmakla birlikte bölgesel olarak gruplanmaktadır. Buna göre Antik Çağlarda Anadolu’nun hemen her bölgesindeki üretimin açıklanmasına yönelik bildiriler çalışma kapsamında değerlendirilecektir. Bu kapsamda, aşağıda adı geçen üniversite ve Enstitütlerden katılım olacaktır:

Katılımcılar:
Mersin Üniversitesi
Selçuk Üniversitesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Trakya Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Sakarya Üniversitesi
Case Western Reserve University Cleveland-US
Muğla Üniversitesi
Adnan Menderes Üniversitesi
Ege Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
Universität Würzburg
Roma “La Sapienza” University-IT
CNRS – Institut Français d’Etudes Anatoliennes, Istanbul
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)
Mustafa Kemal Üniversitesi
Institute for Archaeological and Monumental Heritage – Italian National Research Council
Anadolu Üniversitesi
Pamukkale Üniversitesi
Gaziantep Üniversitesi
Purdue University

Sempozyuma destek verem kurum ve kişiler:
Mersin Üniversitesi Rektörlüğü
Mersin Üniversitesi Kilikia Arkeolojisini Araştırma Merkezi (KAAM)
Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü

Sadık BOLTAÇ
Boltaç Zeytinyağı Fabrikası
Kalburcu Yolu Üzeri TARSUS
KATKISI: Açılış Kokteyli

Hüseyin ŞENDAĞ
Şendağ Zeytinyağı Fabrikası
Çamlıyayla Yolu Üzeri Takbaş Mevkii TARSUS
KATKISI: Katılımcılara dağıtılacak sempozyum çantalarının ve diğer materyalin temini

Uğur PİŞMANLIK
ARATOS Dergisi
Kırkkaşık Bedesteni No:6 TARSUS
KATKISI: Tanıtım ve Organizasyon

Hasan ŞEMSİ
KETSAV
Çukurova Kültür, Sanat, Eğitim ve Turizm Vakfı
Tarsus Mersin Organize Sanayi Bölgesi Berdan Makina Ltd.Şti.TARSUS
KATKISI: Tanıtım ve Kırtasiye giderleri ve materyallerinin temini

Sinan KESKİN
ZZ Zeytin ve Zeytinyağı Akdeniz Kültürü Dergisi
Arkhe Yayıncılık 1451 Sok. No: 17/2 Kat: 1 Daire:2 Santa Apt. Alsancak İZMİR
KATKISI: Sempozyum Afişlerinin basımı

Bilgi İçin:
Doç. Dr. Ümit Aydınoğlu
MEÜ. Arkeoloji Bölümü
0 324 361 00 01

Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı; "Bu yıl zeytin de üretici büyük hayal kırıklığı yaşıyor."

Aydın Mücadele Gazetesi

Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı yaptığı açıklama ile zeytinde bu yıl yaşanan rekolte düşüklüğü ve çiftçinin sulama birlikleri ile yaşadığı sorunlara değindi.

Zeytinde var yılı olmasına rağmen rekoltenin beklenenin sadece yüzde 25'i kadar olduğunun altını çizen Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı "Bu yıl zeytin de üretici büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Geçimini ve tüm maliyetlerini zeytine bağlamış üretici için durum daha da can sıkıcı oluyor. Çiftçi açısından zor ve sıkıntılı geçen 2008 yılı yılın son dönemlerinde zeytindeki rekolte düşüklüğü ile devam etti" dedi.

Çiftçinin sulama birlikleri ile de sorunlar yaşamaya başladığının altını çizen Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı "Sulama birlikleri çiftçinin üstüne acımasız bir şekilde geliyor. Sulama birlikleri bu tavırlarını yeniden gözden geçirmeliler. Çiftçi maddi kriz içinde sulama birliklerine olan borcunu ödeyemiyor. Sulama birlikleri şimdi artezyenlerden de para talep ediyor. Bu durum sıkıntı içerisinde olan çiftçinin sıkıntısını büsbütün arttırıyor. Sulama birlikleri çiftçiye karşı daha vicdanlı davranmalı" diye konuştu.

AYDIN ZİRAAT ODASININ ÇÖZÜM ARAYIŞI

Aydın çiftçisi pamuk mahsulünün %60-80 'ni kaldırdığı halde halen resmi primlerin açıklanmaması Aydın Ziraat Odası Yönetimi harekete geçeceğini açıkladı.

Sorunların çözümü için Anakaraya gitme hazırlığı yapan Aydın Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Posacı:"Çiftçi girdilerdeki fiyat artışları; Tohum, gübre, ilaç, zirai aletler, mazot vb. sanayi ürünlerde ortalama % 45 artış görüldüğü halde çiftçi mahsullerinde geçen yıla nazaran fiyat artışları olmadığı gibi düşüşler yaşandı. Çiftçi para kazanmadığı gibi borçlu durumdalar. 2008 Yılı İlkbahardan beri problemler devam etti. Üretim maliyeti; Özellikle mazot ve gübrede %100-150 arasında artışlar oldu. Hal böyle olunca şuanda ovada pamuk %60- 80 bitmek üzere. Beklenen fiyat oluşmadı. Piyasada 825-835 civarında, resmi pamuk primi daha açıklanmadı. 46 kuruş olduğunu duyuyoruz. Bu konuda Tarım Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile beraber üçü bir arada bir rapor sunup; görüş ve taleplerimiz olacak. Sayın vekillerimizden bu konuda yardım istedik. Ama üç Bakanlığı da bir araya getiremedik. Üçünü beraber bulabileceğimiz bir ortam yakalayabilirsek Ankara'ya gidip sorunlarımızı bizzat aktaracağız. Zaten Sadece Tarım Bakanlığı tek başına bu işi çözeceğine inanmıyoruz. Pamuk açısından artık prim değil de fiyat farkının işlenmesini talep edeceğiz. Zamanlama olarak şuanda dünyada global bir kriz var. Bu Türkiye'ye nasıl yansıyacak onu bilemiyoruz. Çiftçinin temsilcisi olarak biz sorunlarımızı mutlaka yetkililere anlatacağız. Gerisini iktidar düşünsün. Bizim pamuk priminin 50 kuruş olmasını talep edeceğiz. Aydın'da pamuk Ekimi 90.000 hektardan 40.000 hektara düştü. Bu şekilde bu tablo devam ederse pamuk ekim alanları çok azalacaktır. Çiftçi mısır ya da buğdaya dönecek. Söke Ovası'nın tuzlu oluşu bu ürünlere dönme şansı yok. Onun dışındaki çiftçilerimiz pamuk ekemeyeceklerdir. Bu yıl zeytin yılı olmasına rağmen beklenen rakam %25-30 civarındadır. Zeytinyağı fiyatları beklenen seviyelerde değil. Yani 2008 yılını değerlendirirsek çiftçi açısından zor bir yıl. Sulama birlikleri çiftçilerin üzerine gelmektedir. Bunların para talepleri olmaktadır. Geçen yıl vadesinde ödenmeyen paralardan dolayı %20-25 indirimlerden yararlanamıyorlar. Sulama Birlikleri bir çiftçi kuruluşudur. Onlar da yeniden değerlendirme yapmaları gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

DUYUSAL ÖZELLIKLERI ILE ZEYTINYAĞI

Mücahit Kıvrak

Zeytinyağı geçmişten günümüze insanların en büyük şifa kaynağı olarak hem yemeklerinde hem de günlük hayatlarında tercih ettikleri en önemli besin maddesi olmuştur. Günümüz bilim insanları bu şifa kaynağının daha iyi nasıl kullanılacağına ve bunun ne şekilde elde edilmesinin daha iyi olacağı üzerinde araştırmalar yapmaktadır. Bu araştırmalar hem kimyasal yönden hem de organoleptik yani duyusal yönden devam etmektedir.

Zeytinyağı elde edilişi ile diğer yağlardan ayıran en önemli özelliği hiçbir kimyasal işleme tabi olmadan meyve suyu olarak üretilmesidir. Portakalı alıp nasıl sıkılarak suyu elde ediliyorsa zeytin meyvesi de aynı şekilde sıkılarak yağı elde edilir.

Hedefimiz çok daha iyi ve aromalı zeytinyağı elde etmektir. Bunun yolları araştırılırken bu yolların öğrenilmesindeki en önemli yapı taşı tadım eğitimlerinden geçmektedir. Ülkemiz zeytin ağacı bakımından üst sıralarda olmasına, zeytinyağı ve üretimde hatırı sayılır bir yerde iken, dikili ağacı olmayan Almanya’nın zeytinyağı tadım paneli olması bizim ise tadım panelini kuramayışımız bizi zeytinyağı liginde alt sıralara atmaktadır.

Dünya pazarında kimyasal özellikleri ön planda olan yağımız duyusal özellikleri yeterli gelmeyerek alıcı bulamamakta bu da bizim pazar kaybetmemize neden olmaktadır. Tadım bu yüzden önemlidir. Tadım ile zeytinyağı kusurlarını yada zeytinyağının değerli özelliklerini kolay bir şekilde anlarız.

Kendisini bu konuda yetiştirmiş kişiler, bunun eğitimini almış kişiler zeytinyağını tattıktan sonra bu yağın ne şartlarda sıkım işlemi gerçekleştiğini çok kolay bir şekilde anlarlar. En basitinden bekleme süresi hasat zamanı yapılan en büyük yanlıştır. Her hasat döneminde “Lütfen zeytinlerinizi bekletmeden sıkınız / sıktırınız” diye söyleriz. Bunun en önemli sebebi zeytin bekledikçe özellikle çuvalların içinde bekledikçe kızışması artar. Bu da zeytinyağının tadını kötü etkileyerek onun kalite değerlerini yitirmesine sebep olur.

Bir başka kusurumuz zeytinyağı sıkılırken sıcaklığın biraz arttırılmasıdır. Bu yağı pişirme anlamına gelir. Bu kötü tadı da tadarak anlayabilmekteyiz. Eğer bizler tadım eğitimi alarak örneğin bir İtalyan gibi zeytinyağı almaya başlarsak özellikle büyük tüccarların buna önem vermesi ile tabana yayılan hareketle bütün üreticilerimiz daha aromalı bir başka deyişle daha nefasetli zeytinyağı üretmenin peşine düşecekler böylece ülkemiz zeytinyağları kalite sınıfında üst sıralardaki yerini alacaktır.

Tadım önemli bir olgudur. Doğuştan yetenek kadar sonradan eğitim alarak bu duygu geliştirilebilmektedir. Böylece kişi tüketeceği yada pazarlayacağı yağı seçerek almakta sadece kimyasal analizlere bağlı kalmamaktadır. Kimyasal özelliklerinin yanında tüketiciye daha sağlıklı zeytinyağı sunmaktadır. İçerisinde meyvemsi özellikleri daha fazla olan zeytinyağı daha sağlıklı olup, tüketimi teşvik edici yönü ile pazarlamada mutlaka kullanılmalıdır.

Zeytinyağının soframıza gelmesi için bir kısım şartlar gereklidir. Bu şartlar zeytinin çeşidine, iklime, toprak durumu ve gübrelemeye, işleniş şekline ve hasat durumuna göre değişmektedir. Bu şartlarda yapılan hataları kimyasal analiz ile anlamak mümkün olmamakla birlikte eğer bizler tadım eğitimini tamamlar ve paneller oluşturabilirsek, zeytinyağının soframıza gelene kadar tüm süreçlerini dikkatlice geçirmesini sağlarız. Yoksa bugünkü gibi eski kara düzen işlemeye devam ederiz.
Bu da bizi ileri değil geri götürmektedir.

Ayrıca geçen yılın yağı ile bu yılın yağı, yada dip zeytini ile silkim zeytinin yağı karıştırılmayacak hepsi ayrı ayrı tasnif edilecektir. Hatta daha da ileri gidip bahçeler birbirinden ayrı bekleme kabına alınacak yada ambalajlanacaktır. Çünkü tadım ile kıymete bilinmeye başlanan zeytinyağına bireyler ve tüketiciler de gerekli özeni gösterecek ve emeklerin karşılığı alınacaktır.

En büyük sorunlarımızdan biri olan tağşiş tadım unsurlarının devreye girmesi ile önüne geçilmeye çalışılacaktır. Kimse yağının içerisine başka yağlar katarak bozmayacaktır.

Bölgesel olarak kime sorsanız “Bizim yağ en iyisi” der. Tadım kuralları devreye girdiğinde en iyi yağlar ortaya çıkacaktır. Böylece ortak bir dil kullanılacak her bölgenin zeytinyağı kendi içerisinde değerlenecek “paçal” olayı ortadan kalkacaktır.
Saklama koşulları ve ambalajlama şeklimiz değişecektir. Bahçeden separatörden çıkana kadar bütün her şeyi kontrol ettiniz ancak saklama koşullarına dikkat etmeden beklemeye aldığınız da zeytinyağınız kalite kaybına uğrayacaktır. Bunun bilincine tadarak anladınız. O zaman saklama şartlarınız değişecek, paslanmaz malzeme kullanacak hatta azotlu ortamda bekleteceksiniz.

Ambalajlamaya gelince bu kadar zahmete girdiğinizde bu zeytinyağını plastik ambalaj yerine koyu camda ambalajlayacaksınız. Ayrıca panel testler oluştuğundan panele göndermiş olduğunuz zeytinyağınızı panelin verdiği puana göre şişeleyip pazarlama yapabilirsiniz.

Panel testler oluşunca toplu ürün satımlarında fikir verecek verdiği fikirler ile ürünün pazarlanmasında direk etkin bir rol oynayacaklardır. Ayrıca panel testler devreye girince rekabet kaliteli ürün üretme yönünde artacak böylece toplumsal kalkınma gerçekleşecektir. Daha sağlıklı ve kaliteli ürünler için ağız tadımızın yerine gelmesi için mutlaka tadım eğitimlerine katılmalıyız.

Zeytinyağı sektörü kriterlere uyacak

26 Ekim 2008

Çukurovalı zeytinciler Avrupa Birliği Zeytinyağı pazarlama standartlarına uyum sağlamak için hazırlıklara başladı.

Zeytindostu Derneği, Çukurova bilgesinde zeytin ve zeytinyağı üreticiliğinin AB standartlarına uyum sağlamasını ve sektörün Çukurova bölgesinde en kısa sürede hak ettiği konuma gelmesi çalışmaları, Ticaret Borsası toplantı salonunda başladı. Zeytinyağı ve Prina Yağı Tebliği'nin tadım kriterleri 3 Ağustos 2010'da yürürlüğe girecek. Bu süreçten önce tüm zeytinyağı sektörü, zeytinyağı tadım kriterlerine uymakla yükümlü olacak.

Bu kriterin önemine dikkat çekmek üzere Zeytindostu Derneği konunun uzmanlarının da katıldığı panel düzenledi. Panele ulusal Zeytinyağı Tadım organizasyonu yöneticilerinden İtalyan Marino Giordani ile Fabrızıo Vıgnoloni katıldı.

Panelin açılışında konuşan Zeytindostu Derneği Adana Bölge Temsilcisi Ziraat Yüksek Mühendisi Murat Öztanrıöver, "3 Ağustos 2010 tarihinde yürürlüğe girecek olan Zeytinyağı Tadım kriteri sektörümüz için çok önemli. Bu kritere uymak için kalifiye eleman yetiştirme zorunluluğumuz var. Bugün burada konunun en yetkili isimlerini davet ederek Zeytinyağı tadım eğitimiyle AB standartlarını yakalamak istiyoruz. Tüm sektör firma temsilcilerine, tadımın temel kriterlerini öğretip ona göre üretim yapmasını sağlamak için değişik bölgelerde "birinci adım tadım" eğitimleri düzenleyeceğiz. Tadımda kendini geliştirerek uzmanlaşmak isteyen ve kurulacak akredite tadım panellerinde görev almayı hedefleyen adaylarımız için de düzenli aralıklarla kademeli uzmanlık eğitimi düzenleyeceğiz" dedi.

Daha sonra Ulusal Zeytinyağı Tadım organizasyonu yöneticilerinden İtalyan Marino Giordani ve Fabrizio Vignoloni, Tadım kriterleri ve AB standartları hakkında katılımcılara bilgiler aktardı.

Panele, Çukurova Üniversitesinden öğretim görevlileri, Tarım İl Müdürlüğü ve Gıda kontrol şube müdürlüğü personelleri, üretici birlikleri, Adana, Tarsus, Mut bölgesindeki zeytinyağı fabrikası sahipleri, birçok bölgeden Zeytin üreticileri ve özel sektör temsilcileri katıldı.

Zeytin tanesinin yanlızlığı....‏

"Ormanda tek başına olmak" olarak tarif edilen bir yanlızlık türü vardır, bizim minicik simsiyah zeytin tanesi'nin yanlızlığını tarif eden.
Aşağıdaki minik öykünün kaynağını bilmiyorum ama bizim içinde bulunduğumuz yanlızlığı minicik simsiyah zeytin tanesi'nile o kadar iyi anlatıyor ki, başka söze gerek yok..."

Hasan Köşklü


Çok büyük bir ağacın yüksek dallarının birinde, yaprakların arasında bir zeytin tanesi varmış. Minicik, simsiyah bir zeytin tanesi. Bu zeytin o kadar güzelmiş ki, etrafını saran yapraklar onu seyretmeye doyamazlarmış. Bir rüzgar esse üşümesin diye hemen etrafını sarar, onu rahat ettirebilmek için ellerinden geleni yaparlarmış. Sıcak yaz günlerinde ise, zeytin tanesi yine onu çok seven yaprakların gölgesine sığınırmış. Susadığı zaman, etrafındaki yapraklar yağmurlardan biriktirdikleri damlacıkları kendi elleriyle ona içirirlermiş.

Aylar, yıllar böyle geçmiş. Diğer ağaçlar hep onu taşıyan ağacı kıskanmış durmuş. O küçük zeytinin mutsuzluğunu görmeden.

Zeytinin yalnızlığını, herşeyini paylaştığı yapraklar bile anlamamış. Onlar, isteyebileceği herşeyi kendisine verdiklerini düşünüyorlarmış. Zeytin ise yapraklardan gizlenip saatlerce ağlıyormuş hep. Geceleri gökyüzüne bakıp yıldızların birbirine göz kırpmalarını seyrediyormuş. Ve onlardan biri olmayı hayal ediyormuş. Sabah olduğunda ise, başını gökyüzünden indirip, yaprakların arasında yıldızlar kadar güzel bir zeytin görebilir miyim diye aranıp duruyormuş.

Yıllar geçmiş. Ama tek bir zeytin tanesi dahi görememiş. Ve bir sabah, artık aramaktan vazgeçmiş. Kendisini tutan o incecik sapını bırakıvermiş. Yere düştüğünde son bir kez gökyüzüne bakmış, ve sonra yine son kez gözlerini yummuş...

Thursday, October 30, 2008

Sıkıntılar çok, peki ya beklentiler?

Bahattin OKTAV
Zeytindostu YK Üyesi


Epey uzun bir zamandır yeni hasat dönemini bekliyorduk. Körfez bölgesi hariç, zeytinci yaklaşık 20 aydır çalışma zamanını gözlüyordu. Döküntüler başladı, nasipse Aydın ve yakın çevresi 15 gün ya da 1 ay sonra yeni hasata başlayacağız. Her sezon olduğu gibi heyecan büyük, bu sene ilaveten de belirsizlik!

Ben politika yapmadan sektörün sıkıntı ve beklentilerini aşağıda belirteceğim. Altını çizmek istiyorum,yazacaklarım KENDİ DÜŞÜNCELERİMDİR...! Sıkılmadan okumanızı temenni ediyorum.

• Küresel ekonomik krizden öncede zeytinyağı piyasasında belirsizlik söz konusu idi. Özellikle dünyadaki büyük zeytinyağı markalarının el değiştiriyor olması ve İspanya’da ki büyük stok miktarları, dünya fiyatlarının son 2 sezondur çok oynaklık göstermesine neden oldu. Ulusal zeytinyağı politikamızın ve prim sistemimizin kısıtlıkları, üreticisinden sanayicisine kadar zeytinyağı tedarik zincirindeki birçok firmanın ciddi anlamlarda zararlar etmesine ve özellikle son 1 yıldaki olumsuz gelişmelerle pazar kaybetmelerine sebep oldu. Bu zaman aralığında zeytin ve zeytinyağı sektörüne giren yatırımcıların çoğu zararlarını uzun yıllar kapatamayacaklar gibi görünüyor. Elbette küresel krizin emtia piyasalarına etkileri bir noktada son bulacaktır. Ancak unutulmamalı ki zeytinyağı dünya piyasalarında adının pek fazla zikredilmediği bir üründür. Öyle ki sadece Türkiye’nin bitkisel yağ tüketimi 1.600.000 metric/ton olup, dünyanın toplam zeytinyağı üretimi 2.820.000 metric/ton (Kaynak: www.mfao.es) ’dur. Yani ülkemiz gibi 2 ülke yalnızca zeytinyağı kullanıyor olsa dünyada zeytinyağı kıtlığı olacak. Ancak bu şartlarda bile kısıtlı olan bir ürün, bu sene yeterli alıcı bulamadı. İspanya’da ki tüketim yaklaşık % 10 azaldı ( Kaynak: http://olivegazette.blogspot.com/2008/08/spanish-domestic-consumption-continues.html ). Bunun yanında İspanya ve İtalya arasında ki Pazar çekişmeleri, bu ülkelerin Dahilde İşleme Rejimini çok iyi kullanıyor olmaları özellikle yeni gelişen pazarlarda ülkemiz gibi bazı ülkelerin pazarlama faaliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yapmıştır. Peki ya beklentiler?

Beklentiler her zaman umutlu olmalı. Elbette bu işler bu noktada kalmayacaktır. Makro düşündüğümüzde bu ürünün kıymet ve değerinde ticarete konu olacağına bende inanıyorum. Ancak işlerin düzelmesi çok yakın görünmüyor. (Tabi bu duruma doğal afetler ve aşırı kuraklığı dâhil etmiyorum. Allah’ta göstermesin! ) Şöyle ki, bu sene özellikle Amerika ve diğer gelişmiş ülkelerde baş gösteren ekonomik kriz ve dalgalanma nihayetinde ekonomik büyümenin durmasına ya da yatay seyrine yol açacak. Zeytinyağı tamamen ekonomik büyüme ile doğru orantılı bir üründür. Büyüyen ve zenginleşen ülkelerde zeytinyağı tüketilir, çünkü diğer bitkisel yağlara göre pahalıdır. İsterseniz Amerika’da dönemsel olarak zeytinyağı tüketim eğrisine http://www.internationaloliveoil.org/downloads/USA_ang.PDF adresinden bir göz atalım. 1980 sonrası Amerika’nın önlenemeyen ekonomik büyümesi beraberinde zeytinyağı ithalatını 20.000 metric/ton seviyelerinden 280.000 metric/tonlara çıkarmıştır. Elbette bu ülkede yaşan İspanyol ve İtalyanların bunda katkısı şüphesiz ancak Türkiye bile en büyük zeytinyağı pazarlama kanallarını Amerika ve Kanada’da kurmaktadır. Alıcı ülkeler bunlardır ve bu ülkeler artık krizde. Gıda ticaretinin finansal krizden dolaylı etkileneceği de şüphesiz. (Durumu daha detaylı anlamak isteyenler için; kredi kullanan dış alıcılar ya da zeytinyağındaki fiyat spekülasyonundan faydalanan firmalar artık pozisyonlarını daha dikkatli kullanacaklar. Bunun yanında akreditiflerde de bankalar kanalıyla sorun yaşanması söz konusu olabilir.) Yani problemler derin. Cari açık fazlaları ve GSMH azalışları tüketime doğrudan etkisini zeytinyağı gibi ürünlerde daha derinden hissettireceğe benziyor.

Kısacası küresel piyasalarda 2008/2009 zeytinyağı sezonu büyük fiyat dalgalanmalarının olmayacağı, aksine özellikle İspanya’daki yüksek stok devri ve beklenen tarihi rekolte (Kaynak: http://olivegazette.blogspot.com/2008/09/record-inventories-in-spain.html) ile fiyatların daha da değişik bir hal içinde olacağını bekleyebiliriz. Bunun yanında şaşırtıcı bir şekilde ilk defa Naturel birinci ile Extra Virgin fiyatları birbirine o kadar yaklaştı ki, bu anlamda İspanya’da future işlem yapanların çoğu büyük miktarda zararlar etti. Yani bu sezon, zeytinyağı ticaretiyle ve ihracatıyla uğraşan firmalar için daha da meşakkatli geçeceğe benziyor.

•Üreticiler için sıkıntılar başlı başına bir kitap haline getirilebilir sanırsam. Nereden başlanacağı meçhul. Hani bir laf vardır ya “Çiftçiye kargalar bile düşmanmış” diye, aynen öyle. Özellikle son 3 senedir yaşanan aşırı kuraklık ve bununla birlikte gerekli sulamanın yapılamamış olması ağaç ve ürün kayıplarını yıldan yıla katlamaya devam ediyor. Kuraklığa ve Akdeniz sıcağına en fazla dayanan ağaçlardan biri olan Zeytin ağacı, Türkiye gibi ülkelerde, son yıllarda topraktan, az olan gıdasını bile alamamaya başladı. Son 10 senedir dikilen binlerce zeytin fidanı bile bu sene üretimimizi 200.000 metric/tonun üzerine çıkarmaya yetmeyecek belli oldu( Kaynak: İTB ve EİB 2008/2009 zeytinyağı rekolte tahminleri). Bunun yanında mazot, gübre ve işçilik maliyetlerinde ki astronomik artışlar, 1 kg zeytinyağının maliyetini 2 katına çıkarmış durumda, fiyatlar ise geçen senenin de altında. Yani zarar üstüne zarar. Bazı çiftçilerle konuştuğumda halen zeytini ağaçtan toplatıp toplatmama karasızlığı içindeler. Yani çiftçi ve üretici açısından durum pek de iştah açısı değil.

Üretici konularında politika ve uygulanacaklar ilgili kurumların projeleri ile belli olacak. Elbette bizlerin müdahale şansları az. Yine de şunu söyleyemeden edemeyeceğim, keşke PRİM 0.21 YTL değil de 0.75 YTL olsaydı. Keşke masrafların bir kısmını prim karşılasaydı. Ama zor, ama olmuyor işte.

Beklentiler ise üretici kesiminden olumsuz. Tayfa parasını hazır nakitten ödeyemeyecekler ve borçlu olanlar düşük fiyatlardan ürünlerini satacaklarını düşünüyorlar. Eve girecek yağlarda da, parası olan üretici 2 sene de bekletse yeterli fiyat yükselişinin gerçekleşmeyeceğine inançlı.

•Konu çok olsa da sayfaları daha da uzatmadan zincirin son halkası olan tüketicilerden bahsetmek istiyorum.
Türkiye’de kişi başına ne kadar zeytinyağı tüketiliyor? Hep bir ağızdan yanıt veriyoruz: “ 1 LT”, gerçekten öyle mi sizce? Bunun doğruluğunu hangi kurum raporu söylüyor. Marketlerinin satış rakamları üzerinden bu sonuca ulaşılıyor ise yanlış yaptığımız kesin. Aslında zeytinyağı sektörünün keşmekeşliği burada. Biz yapacağımız işlerde yol haritalarını belirlerken hesaplar üzerine değil hayaller üzerine düşünüyoruz. Bakın bakalım büyük markalar yıl içerisinde ne kadar ambalajlı ürün satmışlar, ya da üreticiler ne kadar tüketmişler, bir de buna beyaz tenekede satılan yağları ekleyin. Şahsen bende çıkacak rakamı çok merak ediyorum.

Bunun yanında son yıllarda zeytinyağını süs eşyası haline getirdik. Bu ülkede zeytinyağı depolarda yığın yığın dururken 500 ML’si 20 YTL’ ye yağ satılıyor. Satanı eleştirmiyorum, sonuçta ticaret bu, ancak sistem yanlış. Ürüne değil ambalaja para ödüyor bir kısım tüketici. Bu durumda ticaret hacminin azalmasına dolayısıyla tüketimin düşmesine neden oluyor. Küçük bir hesapla neden böyle olduğunu izah edeyim:
500 ML Sızma Zeytinyağı _ İthal Ambalajda 15-20 YTL arası, bu durumda kişiler bir anda bunun 1 LT’ sinin en azından 30 YTL olacağını tahmin ediyor. 5 LT için fiyat bile yazmıyorum. Gerçekte aynı markaların 5 LT’leri elbette çok çok çok pahalı değil ( yani pahalı aslında da! ) ama tüketici aldığı ürün üzerinden fiyatlandırmaya gidiyor. Ürün normalde ikamelerine karşı pahalı olduğundan bir anda zeytinyağı gıda değil de yıllarca saklanacak şarap kıvamına giriyor. Diğer yanda ise ürünün asıl sahibi olan üretici perişan. Büyük ihtimalle en iyi fiyat bölgesi olan Körfezde bile adamcağız ürününü 7 YTL’ye satmış. Yani işler bir anda ticaretten çıkıp, hobiye dönüyor.

Tüketicinin de beklentileri var elbette. Daha ucuza zeytinyağı tüketmek istiyor. Hem de son yıllarda artan marka sayesinde beyaz tenekeden uzaklaşmaya çalışarak. Sadece istediği kısıtlı ücretinden, gelirinden daha fazla pay ayırarak zeytinyağını market sepetine (market budget-İktisadın temel kavramıdır) dahil etmek. Çünkü ikamesi çok; yan yana raflarda ayçiçeği yağı, mısır özü yağı, soya yağı, kanola yağı, fındık yağı, bitkisel margarinler, tereyağı ve karışım yağlar var. Hem de marka çeşitliliğini katarsak onlarca ürün. Şimdi sizde asgari ücretle 2 çocuk baksanız, hadi asgari ücret demeyelim İstanbul gibi bir metropolde 1500 YTL gibi bir maaşla, ev kirası, çocuk masrafı v.b. ödeseniz 5 LT’si 12.90 olan ayçiçeği yağını mı yoksa 49.90 olan zeytinyağını mı tercih edersiniz? Realist olmak lazım.....

Yazdıklarımdan ve düşüncelerimden umutsuzluğa ben bile kapıldım Ama şunu unutmamak lazım, Türkiye önümüzdeki yıllarda 300.000 metric/ton zeytinyağı üretecek. Bu ürün göz nuru, çünkü kışın en soğuk günlerinde çıplak elle toplanıyor. Sıkıntısı ve emeği büyük. Dünyanın da en helal kazanç kapılarından biri. Acilen bu işi iyi bilenlerin bir şey yapması gerekiyor. Ben eminim ki yapılacak. Bir milyondan fazla kişinin ekmek yediği bu sektör bu günleri de atlatacak.

Hayırlı İşler, hayırlı hasatlar.

Wednesday, October 22, 2008

'Zeytinyağı' raporu TBMM Genel Kurulunda

Dünya Gazetesi
22 Ekim 2008,Çarşamba


Zeytin ve zeytinyağı sorunlarının çözümün tespiti amacıyla kurulan Araştırma Komisyonu Raporunun görüşülmesine başlandı

ANKARA - TBMM Genel Kurulunda, zeytin vre zeytinyağı ile diğer bitkisel ürünlerin, üretim sorunlarına yönelik çözüm üretmek amacıyla kurulan Araştırma Komisyonu Raporu görüşülmeye başlandı.

Önerge sahibi olarak söz alan CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, yağ alanında 1.7 milyar doların yurt dışına çıktığını belirterek, milli ulusal programla bu paranın vatandaşta kalmasını sağlamak gerektiğini söyledi. Demirel, TMO'nun fındıkta olduğu gibi zeytinde de devreye girmesi gerektiğini savundu.

AKP Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk de AKP Hükümeti döneminde 40 milyon fidan dikilerek, zeytin ağacı sayısının 100 milyondan 140 milyona çıkardıklarını, yeni fidanlardan bir yıl sonra ürün alınabileceğini söyledi. Ertürk, damlama yöntemiyle sulama yapan üreticilerle, paket ve ambalaj tesisi kuranlara yüzde 50 oranında destek verildiğini söyledi.

Önerge sahiplerinden AKP Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ise zeytinciliğin tarımsal üretimin yüzde 2,3'ünü oluşturduğunu belirterek, 400 bini üretici olmak üzere, 2 milyon kişinin doğrudan geçimini sağladığını anlattı.

Sektörde 1100 işletmenin faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Koyuncu, Türkiye'de kişi başına zeytinyağı tüketiminin düşük olduğunu söyledi. Türkiye'de kişi başına bir kilogram zeytinyağı tüketiminin Yunanistan'da 21, İspanya ve İtalya'da ise 10-12 kilogram olduğuna işaret eden Koyuncu, "Mutlaka zeytinyağı tüketimini artırmak zorundayız" dedi.

Başkanvekili Nevzat Pakdil, rapor üzerinde görüşmeler sürerken çalışma süresinin dolması üzerine, birleşimi yarın saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.

Monday, October 20, 2008

Filistin'de 'zeytin' gerilimi

BBC
20 Ekim 2008,Pazartesi


Filistin lideri Mahmud Abbas, zeytin hasadı yapan Filistinlilere saldıran Yahudi yerleşimcileri kınadı ve saldırıları durdurmak için çaba harcamadığı gerekçesiyle İsrail ordusunu eleştirdi.

Zeytin Batı Şeria'daki Filistinlilerin en önemli geçim kaynaklarından.

Hasat mevsiminin geçen hafta başlamasıyla, bölgedeki İsrailli yerleşimcilerin Filistinli çiftçilere saldırdığı haberleri geliyor.

Yerleşimciler ise Filistinlilerin kendi zeytin ağaçlarını ateşe verdiği, sonra da kendilerini suçladığını savunuyor.

Dün de Filistinlilerin önderliğindeki Uluslararası Dayanışma Grubu, 100 kadar Yahudi yerleşimcinin Kalkilya kasabası çevresindeki yollara barikat kurduğunu ve Filistinlilere taş attığını duyurmuştu.

Filistinlilere hasatta yardım eden bazı Yahudilerin de yerleşimcilerin saldırısına uğradıkları belirtiliyor.

Cumartesi günü ise Filistinlilere yardım eden bir İngiliz kadın ile bir Filistinli fotoğrafçı Yahudi yerleşimciler tarafından dövülmüş, olay Associated Press tarafından görüntülenmişti.

İsrail ordusu Yahudi yerleşimlerine çok yakın olan bu bölgelerdeki hasat işleminin kendileri ile koordinasyon içerisinde yapılmasını istiyor.

Aksi takdirde Filistinli çiftçileri koruyamayacağını dile getiriyor.

Saturday, October 18, 2008

Zeytinyağında hüsran

Telgraf
18 Ekim 2008,Cumartesi


Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Güler, bu yılın Gaziantep ve Kilisli zeytin üreticileri için ''hüsran'' yılı olduğunu söyledi. Güler, ''Gaziantep ve Kilis'ten 6 bin ton zeytinyağı bekliyorduk, ama üretim ancak 340 ton dolayında olacak'' dedi.

Güler, yaptığı açıklamada, küresel ısınma, kuraklık ve diğer bazı olumsuzluklar nedeniyle Gaziantep ve Kilis bölgesinde ağaçların zeytin tutmadığını belirtti.

Bölgede hasat edilecek zeytinin ve elde edilecek zeytinyağı miktarının beklenenin çok gerisinde kalacağını kaydeden Güler, ''Gaziantep ve Kilis'ten 6 bin ton zeytinyağı bekliyorduk ama üretim ancak 340 ton dolayında olacak'' dedi.

Güler, beklenen zeytinyağı rekoltesindeki düşüşte küresel ısınma ve kuraklık yanında çamur yağışı ve toz fırtınasının da payının olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Yapılan incelemeler sonucu 2008-2009 yılı döneminde Kilis ve Gaziantep'te az ürün yılı yaşandığı gözlenmiştir. Bu düşüşteki etkenlerden en önemlisi, gelişme dönemindeki kuraklık, 2008 Şubat ayında meydana gelen ve uzun süreli tespit edilen don olayı ve 2008 Nisan ayı son haftasında 36 derece olan yüksek sıcaklıktır. Kilis ve Gaziantep yöresinde 15 Nisan tarihinden itibaren çiçeklenmenin başladığı göz önünde tutulursa, yüksek sıcaklığın döllenmeye olumsuz etki yaptığı kanısına varılabilir.

Gaziantep ve Kilis'te rekoltenin düşmesinin bir diğer sebebi de 2008 Mart ayında tam bir hafta süreyle kesintisiz gerçekleştiği ifade edilen çamur yağmuru ve aynı hafta sürekli olarak yaşanan toz fırtınasıdır.''

Güler, zeytinyağı üretimine ilişkin Gaziantep ve Kilis bölgesinde iklim ve diğer koşullara bağlı olarak yaşanan olumsuzlukların yöreye uygun çeşitler tercih edilerek ve üretim sulu koşullarda yapılarak önemli ölçüde önüne geçilebileceğini vurguladı.

Bunun için GAP bölgesinde yer alan Gaziantep ve Kilis'te çiftçilerin sulama suyu ihtiyacının karşılandığı sulama tesisleri yapılması gerektiğini vurgulayan Güler, zeytincilikle bölgenin ekonomik kalkınmasına önemli katkı sağlanabileceğine dikkati çekti.

Güler, Gaziantep ve Kilis bölgesinde toplam 6 milyon 750 bin zeytin ağacı bulunduğunu, ağaçların yüzde 68'ini oluşturan 4 milyon 600 bininin meyve hasat edilecek yaşta olduğunu bildirdi.