Wednesday, January 21, 2009

Eleotechnia 2009

ULUSLAR ARASI YAG VE YAG MAKINELERI FUARI
AKDENİZ ZEYTİN VE ZEYTİNYAGI FUARI


Atina-Yunanistan
8-10 Mayıs 2009


Dünyanın üçüncü büyük yağ üreticisi olan ve Balkanlar ve Ortadoğu ülkelerinin birleşme noktasında bulunan Yunanistan'da, bugüne kadar zeytin yetiştiriciliği sektörü için bölgesel bir fuar düzenlenmemişti. Bu sektör yağ üreticileri, yağ presçileri, tüccarlar gibi 1.000.000'dan fazla aileyi ilgilendiren ve bu ailelere is veren, ulusal ekonomimize önemli katkıları bulunan bir sektördür. Bu boşluk simdi Compass Expo Limited şirketinin düzenlediği Eleotexnia sektörel fuarıyla dolduruluyor.
Eleotexnia 2009, Uluslararası Kuruluşlarla birlikte, yabancı kurumların ve medya ortağı/sponsor olan önemli Kitle İletişim Araçlarının katılımıyla ajansların ve mesleki kurumların himayesinde düzenleniyor. Fuarın, Yunanistan’ın dört bir yanından ve yurtdışından ilgili taraflar, is adamları ve alıcılar tarafından ziyaret edilmesi beklenmektedir.
Fuar çerçevesinde önemli paralel etkinlikler (Kongreler, Bir Günlük Toplantılar ve Şirket Sunumları, vb.) düzenlenecektir. Önemli şirketlerin, süper market zincirlerinin, vb. yetkilileri için ayrıntılı ve özel resepsiyon, ağırlama ve rehberli tur hizmetleri programlanmıştır.

Uluslararası Eleotexnia 2009 Fuarı’nın hedefleri:

• Dünyanın her yerinde zeytinyağı ve yenilebilir zeytin üretim ve isleme sektörü ile ilgilenen herkes için eksiksiz brifing.
• Yeni ürünlerin sergilenmesi.
• Yeni girişimcilik ilişkilerinin oluşturulması.
• Alıcıların ve acentelerin ilgilerinin güçlendirilmesi.
• Yunanistan içinde ve dışında kârlı sözleşmelerin yapılması.

Bu sektörle ilgili yıllık bir etkinlik düzenleme düşüncesi ile şunlar planlanmıştır:

• Tüm isletmelerin ve kooperatif kuruluşlarının ürünlerini sergileme olanağı sağlar.
• Sektördeki ürün ve hizmetlerin arz ve talebini bir araya getirir.
• Tüm ilgili tarafların, gerekli mekanik ekipman (yağ fabrikaları, standartlaştırılmış isletmeler vb. için), fidelik malzeme, ambalaj malzemeleri, bilinen standartlaştırılmış yağlar, analiz laboratuarları, vb. ile ilgili en son gelişmeler hakkında bilgilendirilmeleri olanağını sağlar.
• Yurtdışı dağıtım ve kullanım kanallarına sahip Yunan standart koyucuları – ihracatçıları ile irtibata geçme amacındadır.
• Kolektif sektörlere faaliyetlerini ve çalışmalarını sergileme olanağı sağlar.
• Zeytinyağı ve yenilebilir zeytin konusundaki her şeyi tek bir yerde sunar.

Serginin sektörel birimleri :

• Zeytinyağı isleme ve standartlaştırma makineleri
• Zeytin isleme ve standartlaştırma makineleri
• Kalite kontrol laboratuarları ve kuruluşları
• ISO ve HACCP standartları doğrultusunda belgelendirme, Pompalar, Motorlar, Tanklar, Fıçılar, Paslanmaz yapılar, Beyaz kalay çalışmalar
• Fidelikler, Yağ ağları, Yağ dövme çubukları, Tarımsal ekipmanlar ve bağlantı parçaları
• Kağıt ve cam ambalaj, ambalaj makineleri, Etiketleme
• Tesis hijyeni, İsçiler için koruma araçları, nakliye ekipmanı
• Kamu kuruluşları, Mesleki Birlikler, Finans kuruluşları, vb.

TURKİYE SATIŞ ACENTESI
MESSE TURKEY Messe Turkey Int.Fair
Bağdat Caddesi No:169/6 Arda Apt. Kat:4 Selamiçeşme 34730
KadIköy - İstanbul - TURKEY
Tel : + 90 216 385 32 64
+ 90 216 358 01 03
Fax: + 90 216 385 16 53
e-posta: info@messeturkey.com
www.messeturkey.com

ULUSLARARASI ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ, 23-25 OCAK ARASINDA YAPILACAK

CHA
21 Ocak 2009,Çarş.


Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bu yıl beşincisi düzenlenecek olan Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, 23-25 Ocak arasında yapılacak.

Festivalle ilgili bir basın açıklaması yapan Burhaniye Belediye Başkanı Fikrek Akova, kış olmasına rağmen zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğini söyledi.

Faaliyetleri yıl içine yayarak ticari hayatı hareketlendirmeyi hedeflediklerini belirten Akova, kış ayları hava şartları bakımından festival için riskli olmasına rağmen ilçede ticari ve sosyal faaliyetlerin yanında zeytine hak ettiği değerin verilmesi için 5. Uluslararası Burhaniye Zeytin ve Zeytinyağı Festivali'ni düzenlediklerini anlattı.

Bu yıl deve güreşlerini de kapsayan festival programında Bahçeşehir Burhaniye Belediyespor ile Ankara Çankaya Üniversitesi 1. Bayan Basketbol Lİgi müsabakasının da yer alacağını aktaran Başkan Akova, düşük bütçeye rağmen basketbol takımının yaşayabilmesi için çalıştıklarını söyledi.

Akova, "Kış döneminde hava şartlarını kestiremiyorsunuz ancak yine de hareketlilik sağlanması gerekiyor. Biz de dolu dolu geçecek bir festival programı hazırladı. Sosyal, kültürel ve aynı zamanda eğlenceli olacak. Yeni kurulan Balıkesir Oda Orkestrası da ilk konserini burada verecek." dedi.

5. Uluslararası Burhaniye Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, açılış töreninin ardından resim ve karikatür sergisiyle devam edecek.

Yağlı boya resim sergisi, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılacağı söyleşi, Burhaniye Belediyesi Gençlik Merkezi etkinlikleri ve Balıkesir Oda Orkestrası konseriyle ilk gün sona erecek.

İkinci gün saat 11.00'de zeytinyağlı yemekler yarışmasıyla başlayacak programın devamında, güreşlere katılacak develer festival geçişi yapacak. Daha sonra ise Uğur Mumcu'nun 16. ölüm yıldönümü anma programı düzenlenecek.

Bayan basketbol maçı, film gösterimi, deveciler gecesi ve gençlik konseri de ikinci gün faaliyetleri arasında. Son gün ise Hacı Ahmet Mahallesi Ethem Tolun Zeytinyağı Fabrikası'nda deve güreşleri düzenlenecek.

Tuesday, January 20, 2009

Çiftçi krize karşı acil önlem istiyor

Yılmaz İşel
Olay
20 Ocak 2009,Salı


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün 2008 yılını değerlendirdi ve 2009 yılı beklentilerini de açıkladı.

Bayraktar açıklamalarının hemen başında “2007’de büyük oranda gerileyen tarım sektörü için 2008 yılı da iyi olmadı. 2009 yılı ise özellikle bütçe kesintisini göz önüne alırsak, çiftçilerimiz için IMF’nin baskısı altında ve çok zor geçeceğe benziyor. 2009 yılı için iyimser olmamıza imkan görünmüyor” değerlendirmesini yaptı.
Bu genel değerlendirmenin ardından Bayraktar sektörün 2008 yılını anlattı ve ortaya şöyle bir tablo koydu:

“- 2008’in 9 aylık dönemi için tarımda yüzde 0.7 büyüme belirlenmiştir. 2008 yılında tarımda belirli bir büyüme olmaması kötü gidişin devam ettiğini göstermektedir. Bazı bölgelerde yaşanan kuraklığın yanı sıra, maliyetlerin yüksekliği, desteklerin yetersizliği, kredi kullanımındaki zorluklar gibi çiftçilerimizin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşulların da bu sonuçta payı bulunmaktadır.
- Hayvancılıkta en önemli olay destekleme sisteminin değiştirilmesi ve süt fiyatlarının bir yılda iki defa düşmesi olmuştur. 2008 Ocak ayında kilosu 63 kuruş olan çiğ süt fiyatı Aralık ayında bazı illerde 45 kuruşa kadar düşmüş, fiyatlar 5 yıl geriye gitmiştir. Bunun sonucu değerli damızlık süt sığırları kasaba gönderilmeye başlanmıştır.
- 2008 Ekim ayı itibarıyla son bir yılda gübre fiyatlarında yüzde 98-154 oranlarında artışlar olmuştur. Son bilgiler 2008 yılında gübre tüketiminin yüzde 30 azaldığını ortaya koymaktadır. Kullanılamayan gübre üretim ve verimde azalmaya yol açacaktır.
- Ürün fiyatlarındaki düşmeler karşısında çiftçilerimiz kredi borçlarını ödeyemez hale gelmiş ve icraya verilmeye başlanmıştır. 2009 yılının ilk ayından itibaren icralık durumların ve tarla satışlarının hızla artması beklenmektedir.
- 2008 yılında çiftçinin ürünleri para etmemiştir. 2008’de yıllık üretici fiyatlarındaki artış yüzde 8,11 iken, ÜFE alt gruplarından tarım fiyatları yüzde 0,1 artmıştır.”

Destekten kesinti!..

2008’de çiftçilere ödenen destek toplamının 5,4 milyar lira olduğunu, buna ilave olarak ayrıca 535 milyon lira da kuraklık desteği ödendiğini açıklayan Bayraktar, “2009 yılı mazot destekleri için ayrılan kaynak 583 milyon liradır. 2008-2009 üretim sezonunda çiftçilerimiz yaklaşık 9,5 milyar lira mazot bedeli ödeyecektir. Çiftçilerimiz bu mazot bedelinden devlete 1,72 milyar lira KDV, yaklaşık 3,4 milyar lira da ÖTV ödeyecektir. Dolayısıyla destekleme amacıyla verilen 583 milyon lira, mazot giderinin yaklaşık yüzde 6’sını karşılayacaktır” diye konuştu.
Bayraktar 2009 yılı destekleme bütçesinin yetersizliğine de değinerek şunları söyledi:

“2009 yılı tarımsal destek bütçesi 5,5 milyar lira olarak açıklanmış, ancak bu miktar bile yetersiz olmasına rağmen tarımsal destekleme bütçesinde yüzde 10 kesinti yapılmıştır. Tarım Kanunu’na göre 11 milyar lira olması gereken destekleme bütçesi 4,95 milyar liraya düşürülmüştür. Bu durumda çiftçilerimize 2009’da verilecek desteklerin azaltılması veya bir kısmının gecikmeli ödenmesi gerekecektir. Biz krizden destekleme bütçesinin artırılmasını beklerken tam tersi yapılmıştır.”

Acil beklentiler…

Kriz ortamında işini kaybedenlerin köyüne döndüğünü ve tersine göç başladığına dikkat çeken Bayraktar, ekonomik krizin çiftçiler üzerindeki olumsuzluklarını azaltmak için acil beklentilerini ise şöyle sıraladı:

“Tarımsal kredi ve elektrik borçları yeniden yapılandırılmalı, esnafa verilen can suyu kredisi gibi çiftçilerimize de faizsiz kredi kullanma imkanı sağlanmalıdır. Desteklemeler yeterli seviyeye çıkarılmalı, bunun için tarımsal destek bütçesi artırılmalıdır. Çok yüksek düzeyde seyreden girdi maliyetlerini azaltmak üzere gübrede gümrük vergisi kaldırılmalı, girdilerde uygulanan KDV’lerde indirim yapılmalıdır. TMO’nun daha etkin bir müdahale kurumuna dönüşümü sağlanmalıdır. 5 başın altında hayvana sahip işletmeleri dışlayan yeni hayvancılık destekleme sistemi düzeltilmelidir. Arazi toplulaştırma çalışmalarına hız verilme, tarımın modernizasyonu sağlanmalıdır.^

Bayraktar’ın açıkladığı son önlem bir uyarı niteliğinde ve şöyle:

“Bütün bu önlemlerin bir program dahilinde ve bir bütün olarak uygulanması, tarımda yapısal bir dönüşümün gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

Bir not da ben ekleyeyim.

Tüm bu sorunları bu akşam Olay Tv’de saat 20.00’de yayınlanacak “Ekonomik Forum” programında enine boyuna konuşacağız. Bakalım Bayraktar programda başka neler söyleyecek?

Saturday, January 17, 2009

Öde kardeşim yüzde 31.4 vergini yap paşa paşa ithâlatını!

Gözlem Gazetesi
16 Ocak 2009,Cuma


Dahilde İşleme Rejimi kapsamında zeytinyağı ithalatı isteyen ihracatçı ile üretici arasındaki söz düellosu alevlendi.


Türk zeytinyağı pazarında yüzde 24.5 payla liderliği elinde tutan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Başkanı Cahit Çetin, tepkisinin dozunu artırıyor: "Bu adamların söyledikleriyle istedikleri arasında fark var!

Bizi tahrik etmeyin, ödeyin vergisini, yapın ithalâtınızı!"

Röportaj:Serkan AKSÜYEK

Markalı ihracatın artması, rekolte düşüklüğü, yurt içindeki fiyatın dünya ölçeğine göre fazla olduğu gerekçesi ile zeytinyağı ihracatçıları, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithalat yapmak istiyor. Bu isteği dile getiren kurumların başında Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) var.

Geçen yıl Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından kabul görmeyen bu talebin yeniden gündeme getirilmesine, sektörün en büyük oyuncusu Tariş tepkili.

28 bin ortağı bulunan ve 33 kooperatifin oluşturduğu Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Başkanı Cahit Çetin, bu talebin "yeniden ısıtılıp gündeme getirilmesini" inandırıcı bulmuyor.

23 yıldır birlik başkanlığı yaptığını anımsatan Çetin, bu süre içinde EZZİB'de pek çok ihracatçı ile tanıştığını, hiçbirinde bugünkü kadar "tahrik edici ve dürtücü" bir tavırla karşılaşmadığını vurguluyor.

Gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmayan Cahit Çetin ile Atatürk OSB'deki fabrikalarında buluştuk.

Sektörün gelecek vizyonunu konuştuk, ihracatçılara yönelik eleştirilerini dinledik...

EZZİB bu yıl DİR kapsamında ithalat talebini bu yıl "sürekli gündemde tutma" kararı aldı. Geçen sezon ihracatın 10 bin tonlara düşmesi, bu talebin temel gerekçesini oluşturuyor. Bunu gerektirecek bir durum sözkonusu mu?

ÇETİN: Hayır değil. Bir kere DİR ile ithalat sisteminin kriterleri belli. Yönetmeliklerde açıkça yazılı. Ülkede o malın varlığı yeterli seviyede olmayacak ve kalitesi düşük olacak. Ama her iki hâlde dikkat edilecek husus, yerli üretime zarar vermemek. AB'de DİR kapsamlı ithalat, toplam içinde yüzde 3-6 aralığındadır. Türkiye'de bu oran 55-60'a çıkmış. Bu çok vahim. Ayrıca İhracatçı Birliği ambalajlı zeytinyağının pazar payının kaybedildiğini öne sürüyor gerekçe olarak. Aslına bakarsanız bu talep salamuracıların, yani sofralık zeytin ihracatçılarının talebiydi öncelikle. Sonra zeytinyağcılar da buna dahil oldu. Ve geçen seneden başlayan, şimdi de hak olarak devamını isteyen bir mantık var.

Baştan Ali Güreli (EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli) dostum, "Reklam yapmayacağız, zeytinyağı fiyatları çok yüksek, ithalat olmazsa pazar kaybedeceğiz" demişti. Ambalajlı ihracatta pazar kaybının önlenmesini istiyorlar. Zeytinyağında genel ihracatımız düştü. Geçen sene de düşmüştü, bu yıl daha ne olacağı belli değil. Avrupa'da christmas tatili 12 Ocak'a kadar sürdü. Tatil olduğu için ticaret de durdu. Şimdi gelişmeleri göreceğiz.

Yağ eksiği yok

Peki ihracatçı mal bulmada zorlanıyor mu? Arz eksikliği söz konusu mu?

ÇETİN: Ben sezon başında 140-150 bin tonluk bir öngörüde bulundum. Bu benim şahsi tahminim, kurumumu kesinlikle bağlamaz. Bazılarına göre bu daha düşük, 120 bin ton civarında... İhracatçı birliklerinin yaptığı toplantılarda 166 bin ton rekolte çıktı. Ali Güreli'nin memurlarının da imzası var bunun altında. O toplantıdan sonra Ali Güreli çıktı, "Bu rekolte daha fazla, geçen seneden sarkan stokla beraber 200 bin ton yağ var" dedi. Şimdi bu tahminlere artı-eksi yüzde 10 hata payı bırakalım. 150 bin ton olduğunu varsayalım. Bugün 70 bin tonu dahili tüketimde. 15-16 bin ton da ambalajlı ihracatımız var. Etti mi sana 85 bin ton. Kalan yağ nedir bu durumda..

Sorun o yağın ihraç edilebilecek kalitede olup olmadığı...

ÇETİN: Tabii ki kaliteli.. Türkiye'deki yağın kalitesine kimsenin söyleyecek lafı olamaz. Ama herkesi yanılttıkları hadise şu: Ambalajlı ihracat için %50-%50 yağ karıştırmayı, buna karşılık genel ihracatın azalmasını, ithalat izni verilmeyişine bağlıyorlar. Aldatmaca burada. Ama kamuoyu bunu fark ediyor. Ayrıca, "Ambalajlı ihracat azaldı" diyorlar. Geçen seneki ambalajlı ihracatla, üç senenin ortalamasına bakıyoruz, azalma falan yok. Ambalajlı ihracatı artırmanın yolları farklı. Bugün Türkiye'de yeterli kalitede ve miktarda yağ var. İhracat için döviz kurları da uygun.

İhracatçılar kendi aralarında çelişkili

Peki sorun nedir?

ÇETİN: "İhracat yapamadık raflardan düştük" diyorlar. Bu da yanlış. İthalat izni verilmedi diye aman amanlık bir düşüş yok. O da ekonomik krizle ilgili. Pazarlar daralmış, 300-500, bilemediniz 1000 tonluk bir eksilme var. Yani burada ihracatçı birliğinin istediğiyle, söylediği arasında da ciddi bir çelişki var. Bakıyoruz ECE zeytinlerinden Mustafa Bey, (Ece Zeytinleri Yönetim kurulu Başkan Mustafa Gökalp) çok sevdiğim bir arkadaşımdır, ilginç bir ifadesi var. "Bu seneki ambalajlı ihracatımız geçen seneye göre yüzde 17 arttı" diyor. Bu adamların söyledikleriyle istedikleri arasında fark var.

Siz markalı ihracattaki azalışı, ihracatçı firmaların kendi problemlerine bağlıyorsunuz anladığım kadarıyla...

ÇETİN: Bakın ihracat azalmadı. Zeytinde ihracat yüzde 17 arttı. Zeytinyağında geçen sene ile önceki sene arasında dikkat çekici bir eksilme yok. Az önce bahsettiğim, en çok bin tonluk azalma var o da tüketim kaynaklı.

İtalya'nin ithalat gerekçesi haklı

"İtalya ve İspanya'da DİR benzeri sistemle ihracat yapılıyor" savunmasını nasıl yorumluyorsunuz?

ÇETİN: Bu iddia İhracatçı Birliği başkanımızın sık söylediği bir söz. Evet, İtalya'da bu ithalat yapılıyor. Ama aradaki farkı Ali Güreli hepimizden daha iyi bilir. Ama kamuoyunun bunu bilmediğinden yararlanarak demogoji yapıyor adeta. Neden İtalya ithalat yapıyor? Çünkü ürettiği 300-350 bin ton yağın tamamını iç tüketiminde kullanıyorlar. Kişi başına 15-16 kilogram tüketimleri var. Dünya pazarlarındaki hacimlerini sürdürebilmeleri için 500 bin ton civarında yağa ihtiyaçları var. Sırası gelmişken bir şey daha söyleyeyim. Çok rahatsız olduğum bir şey var. Ben 23 senedir bu birliğin başkanıyım. Halis Komili'den bu yana pek çok ihracatçı birliği başkanı gördüm, benim kurumum da o yönetimin içindeydi. Çok da saygı gördüm onlardan. Ali Güreli ile de iyi tanışırız. Beni bayramlarda arar, iyi niyetlerini iletir. Şahsi diyaloglarımda sorunum yok. "Benim kamuoyum bunu istiyor" diyor. İyi de benim kamuoyum da, farklı düşünüyor.

Birçok yönetim gördüm, içlerinde de bulundum. Ama hiçbir böylesine sektörü geren bir üslûpla karşılaşmadım.

Bu üslûbu yadırgıyorum ve kınıyorum. Bağdaştırıcı, birleştirici değil; tam tersine tahrik edici, dürtücü, yanlışları doğruymuş gibi gösteren bir üslûp. İhracatçı birliğinin tarzı bu olmamalı.

Türkiye'nin gerçeklerine yönelelim. Bu gerçek, Türkiye'nin zeytinyağı ithalatına uygun olmadığını gösteriyor.

Bu dikkat çekici gerginliğin çözümü için öneriniz nedir peki?

ÇETİN: Akıllı bezirgan üreticiyi destekler. Bir malın üretimi yoksa ticareti de yoktur, ihracatı da yoktur. Yani sektörel mutabakat dediğiniz, herkesin birbirinin haklarına saygı göstermesi ile mümkün.

Biz, sanayicinin ve ihracatçının varlığına sonsuz saygı gösteririz. Çiftçi ürettiği malın pazarlanması için ihracatçıya ve sanayiciye muhtaçtır. Ama sanayici de, kendi mesleki faaliyetlerini sürdürmek için üreticiye muhtaç. O zaman bu karşılıklı ihtiyaçları bir mutabakat haline getirelim. Kimse kimsenin gırtlağına basmasın. İthalatın arkasındaki tek gerçek, üretici fiyatlarını baskı altına almaktır. Yıllardan beri bu ülkede ithalat izni verilir. Ayrıca şunu da herkes bilsin. İthalat yasak değil memlekette. Ver yüzde 31.4 gümrük vergisini paşa paşa istediğin memleketten zeytinyağı ithal et.

Ama hem devletten destek al, hem doğru dürüst ithalat yapma. Bugün Tarım Bakanlığı dünya ikinciliğini hedefliyor. Eğer böyle saçma sapan bir ithalat izni çıkarsa, bu hedef mahvolur. Tarım Bakanı kendi katrilyonlarının heba olduğunu çok acı bir şekilde görecek.

Ona mı soracağım nereye gideceğimizi?

EZZİB'nin açıklamasında "İspanyol kooperatiflerine, Yunan Ticaret odalarına destek verdiğiniz" iddiası var. Böyle bir destek veriyor musunuz?

ÇETİN: İspanya'daki bir kooperatifle kardeşlik ve işbirliği ilişkimiz var. Kooperatifçilik evrenseldir. Türkiye'de bu sistemin içinde. Dünyanın her yerinde bu iş aynı mantıkla yapılır. Üreticinin haklarını, özel sektör zihniyetinden korumaktır amaç... Bizim İspanyol kooperatifçilerle temasımız bile eleştiri konusu oldu. Ben, Yunan Ticaret Odası'na gideceğim demedim. Ha, kendisi gidecekse buyursun gitsin. Biz tüccar değiliz, çiftçiyiz. Açıklamada isimimi vermiyor ama beni kastediyor. Sana mı soracağım nereye gideceğimi? Tabii ki başka kooperatiflerle istişare edip, bilgilerinden yararlanacağız.

Zeytinyağı fiyatlarının dünyadaki düşme eğilimini, ambalaj işiyle uğraşan birkaç uluslararası karteline bağlıyorsunuz. Bu teşhisinizi neye dayandırıyorsunuz?

ÇETİN: Sanayici ucuza alıp pahalı satmak, üretici de hakkını almak ister. İspanya da bir oligopol oluştu. Dünya pazarının yüzde 60'ını elinde tutan 6 büyük firma var. Üretici ile firmaların arz-talep güçleri arasında bir dengesizlik oluştu. İspanya'daki kooperatifler üretimin yüzde 70'ini sağlar. Kooperatifler Konfederasyonu var. Bunlar geçen kasım ayı sonunda bir araya geldiler. Hâlâ bu toplantı sürüyor. 300 bin ton yağı bloke etmeyi ve birleşerek kendi fiyatlarını deklere etmek için karar aldılar.
Bu karar sonucunda da üreticinin kâr eşiği olan ton başına 2.700 Euro seviyesine kadar fiyatı çıkarmayı hedef koydular, kamuoyuna deklere ettiler. İspanyol kooperatifleri bunu isterse yapar.

İhracatçı bindiği dalı kesiyor

Bizim için bu rakam nasıl bir anlam taşıyor?

ÇETİN: İhracatın oluşabilmesi için sektördeki belirsizliklerin ortadan kalkması lazım. İhracatçı bindiği dalı kesiyor. Devamlı fiyatlar üstünde baskı kurarak, üreticiyi nefs-i müdafaaya zorluyorlar. İnsanları çok zorlamayacaksın. Adam ürettiği ürünü denize döker. İspanyol çiftçisi eğer ton başına 2 bin 700 Euro fiyatı üreticinin kâr sınırı diye ilan ediyor. Bir de bunların kilo başına gerek ulusal bütçelerinden, gerek AB bütçesinden destek aldığını da hatırlayın.

Eğer onlar bu rakamı kâr sınırı olarak görüyorsa ve "1800 euroya düştüğü için battık, ölüyoruz" diyorlarsa Türk zeytincisi zaten bitmiş demektir. Bizim sınırımız da kilo başına 2.7 euro olmalıdır.

İhracatçı sizden kaça almak istiyor malı?

ÇETİN: Bulabilse 50 kuruşa alacak. Habire fiyat düşürüyorlar.

Ne kadar şu anda fiyat?

ÇETİN: Daha fiyat ilan etmedik, belirsiz bir ortamda fiyat ilan etmeyi doğru bulmuyorum. 5-6 asit baz yağın tonu 3 bin 300 TL civarında. Ekstra virjinler Edremit bölgesinde 4.500, Aydın bölgesinde de 4.500-4.600 arasında. Bunu euroya çevirdiğiniz zaman 1800-1700 euro ediyor. Açık çağrım şu: Benim çiftçime de kiloda 2 lira prim verilsin, istedikleri gibi ithalat yapsınlar.

"GIDA SAVAŞLARI ÇIKACAK" DİYE 10 YIL ÖNCE SÖYLEDİM

IMF'nin tarıma bakışını yıllardır eleştiriyorsunuz. Şimdi yeni bir IMF anlaşması kapımızda. Tarımda aynı ezberi yine uygulayacak mıyız?

ÇETİN: Bazı konular netleşti bile. 750 milyon liralık tarım sübvansiyonlarının öncelikle kaldırılması konusunda IMF ile mutabakat sağlandı. Anlaşmada bunu göreceğiz. 2008, tarımın bir silah olduğunun anlaşıldığı bir yıldı. Ben naçizane bunu on senedir gıda savaşlarının çıkacağını söylüyorum. Geçen sene kuraklıkla bu savaşların başlangıç tarihi biraz öne alındı. Keşke biz yanılsaydık. Bu konuda Türkiye çok fazla bir ivme kazanamadı. AB, tarımda Çin rekabetiyle mücadele etmek için onun tarımsal konuda eksiklerini fark ederek karşı politikalar uygulamaya başladı, tahviller çıkardı. Ve Çin'i hedef gösterdi. Bunu hisseden Çin, gitti Kuzey Afrika'dan toprak kiralayarak tarıma başladı. Yani dünyada tarımsal üstünlük konusunda bir mücadele var. Bunun farkında mıyız acaba? Sorunun ülkenin bağımsızlığıyla da doğru orantılı olduğunu fark eden ülkeler bu tedbirleri alıyor. Türkiye elindeki değerlerin farkında bile değil. Yahut farkında, IMF politikaları içinde uygulayamıyor. Mesela hibrit tohum başlı başına bir felaket, bir faciadır. Düşmana cephaneyi verme anlamına gelir. Tohum tarımın cephanesidir. Onun üretimini bile bir başkasına vermekle stratejik bir hata yapmıştır Türkiye. Bundan dönmek konusunda da hiçbir gayreti yok.

"DGD BİR TUZAKTI, VE BİZ O TUZAĞA DÜŞTÜK"

"2001 krizi sonrası IMF zoruyla başlatılan ve hâlâ uygulanan Doğrudan Gelir Desteği (DGD), Türkiye'deki tarımın bitirilmesi, en azından rölantiye alınması için bir tuzaktı. Türkiye bu tuzağa düştü. Biz baştan beri karşı olduğumuzu beyan ettik.. DGD Avrupa'da arz fazlası olan ürünlerin kontrolü için kullanılan bir araçtır. Ama Türkiye'de desteklemenin adı olarak kullanıldı. Avrupa Birliği bütçesinde desteklemelerin yüzde 50'sine yakınını, nerdeyse 100 milyar eurodur, tarım desteklemelerine aktarılıyor. Krizlerde takip edilecek bir yol vardır. Bu ev ekonomisinde bile böyledir. Senin gelirin daralıyorsa, girdilerin azalıyorsa, harcamalarını kısmak, çarşıdan yoğurt almak yerine koyun besleyip sütünden yoğurt yapmak zorundasın. Türkiye tarımını desteklemeli. Kurumlar batarsa bunu geri döndüremezsiniz. Adamın batışını engelleyecek istihdamı koruyacak, üretimini artıracak ucuz krediler bulmak lazım. Bu ucuz krediler devlete pahalıya mal olabilir. Ama o fabrikaların kapanmasının sonuçları çok daha pahalıdır."

TARİŞ, ZEYTİN İHRACINA HAZIRLANIYOR
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği yüzde 24.5'lik pazar payıyla sektörün en büyük oyuncusu. 28 bin ortağı bulunan ve 33 kooperatifin oluşturduğu birlik, Tariş zeytinyağı markasının yurt genelinde yaklaşık 5 bin satış noktasına tüketici ile buluşuyor. Zeytinyağı pazarının yüzde 50'sini temsil eden İstanbul pazarında ise tüm markalar içindeki payları yüzde 28'e ş durumda. Son dönemde organik zeytinyağı üretimine de ağırlık veren Tariş, bu alanda pazarın yüzde 80'ine egemen. 2008 yılında zeytinyağı piyasası miktar bazında yüzde 5 oranında büyürken, organik zeytinyağı pazarı yüzde 15 seviyesinde artış kaydetti. 38 ülkeye markalı ihracat yapan Tariş; ABD, AB ve Uzakdoğu gibi geleneksel pazarların yanında Kanada, Avustralya, Ortadoğu ülkelerine de satış yapıyor. Hatta adı sanı duyulmamış ülke raflarında bile Tariş'i görmek mümkün. Trinidad Tobago bu ülkelerden biri. Birliğin ürünlerinin satışını yapan Ta-Ze şirketi; Chicago, Toronto ve Düsseldorf'ta açtığı butik mağazalarla bu alanda bir ilke de imza atmıştı. Cahit Çetin'in verdiği bilgiye göre Tariş'in yeni hedefi zeytin ihracatı.

İHRACATÇILARIN DİR TALEBİ NEYE DAYANIYOR?
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Dahilde İşleme Rejiminde (DİR) en az yüzde 50 yerli mal kullanımı dışındaki diğer kısıtlayıcı maddeler ve süre kısıtlamasını kabul etmeyerek DİR'in sürekli sektörde uygulanması talebine devam etme kararı aldı. EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli, haklı taleplerini geri çekecek veya öteleyecek herhangi olumlu bir gelişme olmadığını belirterek, "Özellikle zeytinyağı ihracatı önce 90 bin tonlardan 38 bin tona, bu sene de 10 bin tonlara inmiştir.

Markalı ihracatın artmasını isteyen sektörün bir kesiminin markalı ihracatın en önemli unsuru olan DİR'e karşı çıkması anlaşılamamaktadır. Biz Yönetim Kurulu olarak prensipte zeytin ve zeytinyağı ihracatıyla alakası olmadığı halde bu konuda hemen hemen her gün beyanat veren kişi ve kurumları muhatap almamakla birlikte, kamuoyuna yanıltıcı bilgi verdiklerini düşünmekteyiz." demişti. Dünya zeytin ve zeytinyağı piyasaları ve fiyat yapılarından habersiz olan kişi ve kurumların popülist söylemleri ülkeye zaman kaybettirdiğini öne süren Güreli, Tariş'i kastederek, "sektörde birçok konuda muktedir olduğunu vurgulamak dışında hiçbir somut icraatı olmayan yarı sivil toplum kuruluşlarının AB çiftçisinin aldığı primin 10'da 1'inden daha azına razı olduklarını" söylemişti.

Thursday, January 15, 2009

MARMARABİRLİK ÖDEMEYİ ERKENE ÇEKTİ

CHA
14 Ocak 2009,Çarşamba


Marmarabirlik'in, Nisan ayında yapılacağını açıkladığı 2008-2009 ürün bedellerinin ikinci ödemesi, ekonomik durumun iyi gitmesi nedeniyle 9 Şubat'a çekildi.

Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), 2008-2009 ürünü sofralık zeytin bedellerinden geriye kalan yüzde 40'lık bölümünün yarısını 9 Şubat 2009 Pazartesi günü ödeyecek. Daha önce ürün bedellerinin yüzde 60'ını peşin ödeyen Marmarabirlik, geriye kalan yüzde 40'ı ise ikiye bölerek nisan ve temmuz aylarında ödeyeceğini duyurmuştu.

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, yaptığı açıklamayla, ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren zeytin üreticisine müjde verdi. Taviloğlu, zeytin üreticisinin ekonomik sıkıntılarının arttığını, bankalara olan borçlarının vadelerinin yaklaştığını söyledi. Taviloğlu, şunları söyledi:

"Birlik yönetim kurulumuz üretici ortaklarımızın bu durumunu hassasiyetle takip ediyor. Özellikle Kasım-Aralık 2008 ayları ve mevcut satışların da memnuniyet verici düzeyde gerçekleşmesi karşısında kaynaklarımızı azami düzeyde ortaklarımızın lehine değerlendirerek Nisan 2009'da yapılması planlanmış bulunan ödemenin erkene alınmasını kararlaştırdık. Ödeme 9 Şubat 2009 Pazartesi günü başlayacak. 500 liraya kadar alacağı olan üreticilere tamamı; diğer ortaklara ise 500 liradan az olmamak kaydıyla toplam alacaklarının yarısı ödenecek."

Marmarabirlik, bu yıl yaklaşık 29 bin ortağından 37 bin ton zeytin aldı. 4 Kasım-31 Aralık 2008 tarihleri arasında gerçekleşen alım kampanyasında yaklaşık 97 milyon liralık ürün alındı, bunun 50 milyon lirası peşin olarak ödendi.

BURSA'DA 'ZEYTİN KARA KOŞNİLİ' ZARARLISIYLA MÜCADELE BAŞLADI

CHA
14 Ocak 2009,Çarşamba


Bursa'da zeytin bahçelerinde görülen 'zeytin kara koşnili' hastalığana karşı mücadele başlatıldığı belirtildi.
Yazılı bir açıklama yapan Tarım İl Müdür Vekili Mehmet Ali Koçkaya, Bursa genelinde 9 milyon zeytin ağacı bulunduğunu söyledi. Ekiplerin yaptıkları araştırmada, zeytin bahçelerinde yoğun olarak 'zeytin kara koşnili' hastalığına rastlandığını belirten Koçkaya, şunları kaydetti: "Zararlının bulaştığı bahçelerde, mücadele kapsamında ruhsatlı yazlık mineral yağlar veya 'İmidaeloprid Mineral' etken maddeli ilaçlardan birisinin kullanılması gerekir. Bu tarımsal ilaçların ilimizdeki kullanım dozu, 1 ton suya 15 litredir. Bulaşık olmayan bahçelerde ise ilaç kullanılmamalıdır. Çevre sağlığı açısından ilaçların uygun zamanda ve belirtilen dozda kullanılması gerekmektedir."
MADRAN AJANS
14 Ocak 2009,Çarşamba


"Yemen Türküsü geleneğini bozmak" farklı bir yaklaşım ve bence olumlu,detaylar haberin içinde.Bilgisayarlı çalışması otamatik patlatmalı ve ısıyı 40 derecenin üstüne çıkarmadan sıkma özelliklerini ise zaten konuyu bilenler bilir.

MEMLEKETİNE YATIRIMLA DÖNDÜ

Mesleği marangozluk olan ve 1986 yılında gittiği Bodrum'da bugüne kadar çeşitli sektörlerde başarılı faaliyetler gösteren Akçaovalı İşadamı, memleketine yatırımla döndü.
Akçaovalı İşadamı Tahir Kahraman 1986 yılında Bodrum'a taşınarak mesleği marangozluğu orada sürdürdü. Daha sonra ticaretini genişleten Kahraman zamanla demir ferforje atölyesi kurdu, Çine Topçam Madran Suyu'nun bayiliğini aldı, sigorta acenteliği yaptı, Ulusoy Seyahat Acenteliği ile ulaşım sektöründe de yer aldı ve inşaat sektöründe de faaliyet gösteriyor.
44 yaşındaki girişimci işadamının son yatırımı ise memleketi Akçaova'ya oldu. Altınabat Köyü sınırlarında Aydın'ın en teknolojik ve en modern zeytinyağı sıkım tesislerini kurdu. Mart'tan sonra da bu alana zeytinyağı şişeleme tesisi kurmak için kolları sıvadı. Şuan 8 kişi istihdam ettiği fabrikasında şişeleme yatırımından sonra en az 30 kişi istihdam edecek. Onu memleketinde yatırım yapmaya sürükleyen neden ise, var olan zeytin potansiyeli ve zeytinlerin organik nitelikte olmasının yanı sıra, 'Yemen Türküsü Geleneği'ni bozmak.
"Giden gelmiyor" diyen Kahraman, "Başka yerlerde başka işler yapsak ve hayatımızı oralarda kursak da, burası bizim memleketimiz. Benim gibi gidip çok başarılı olan ve geri dönmeyen yüzlerce insan var. Maalesef Yemen Türküsü gibiyiz. Giden gelmiyor. Ben bu geleneği bozmak istedim. Yıllar önce satın aldığım bu araziye ağaçlar dikmiştim. Diktiğim bu ağaçlar benim gelip burada yatırım yapmama vesile oldu. O yüzden memleketten her gurbete giden bir ağaç dikip gitsin. 'Benim burada bir ağacım var' diyerek mutlaka bir gün benim gibi dönecektir. İşte o zaman Yemen türküsü Geleneği'ni tümüyle bozarız" dedi.

AYDIN'DA İLK VE TEK

Kahraman'ın aile şirketi olan İpeksu Limited şirketi tarafından Akçaova'da yine aile bireylerinin isimlerinin baş harflerinden oluşan TİBAK (Tahir, İpek, Bakiye, Ayşin ve Abdullah) markası ile kurduğu zeytinyağı üretim fabrikası bilgisayarlı otomasyon sistemi ve otomatik patlatma özellikleri ile çalışan Aydın'ın ilk ve tek tesisi. Aynı tesisten Ege Bölgesi'nde sadece Manisa Akhisar'da bulunduğunu söyleyen Tahir Kahraman, "bu sistemin en önemli özelliği ısısının 40 derecenin üstüne çıkmadan zeytini yağa dönüştürmesi. Böyle olunca üretilen yağ gerçek değerleri ve barındırdığı vitaminleri kaybetmiyor. Otomatik Patlatma sistemi de prina ve kızıl suya kaçan yağı tamamen engelliyor. Hem daha çok yağ elde ediliyor. Hem de üretilen yağ çok daha kaliteli oluyor" diye konuştu.

YAĞI ŞİŞEYE KOYACAK

İşadamı Kahraman'ın yatırımı zeytinyağı üretim fabrikası ile sınırlı değil, sezonun bitmesi ile birlikte Mart Ayı'ndan itibaren şişeleme tesisi kurmaya başlayacak ve TİBAK markası ile 2009 yılı içinde bölgenin yağını yurt içi ve yurt dışına pazarlamaya başlayacak.

Bölgenin zeytinlerinin tamamen ilaçsız ve gübresiz olduğu için, pazarda markasının sorun yaşamayacağından emin olduğunu söyleyen Kahraman, "Şimdiden İstanbul'da bağlantılarımız oluşmaya başladı. Üreteceğimiz yağları heyecanla raflarına koymayı bekleyen marketler var. Bu konuda bölgemizde öncü olmak istiyoruz. Amacımız. Yağımızın hak ettiği değerlerde tüketiciye bizden ulaşmasıdır. İlk etapta da en az 30 kişiyi istihdam yaratmayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu.

Kahraman, zeytinyağının yanı sıra 29. Maddeyi kapsayan ve bölgede bulunan çeşitli gıda ürünlerinin üretimlerini de TİBAK markası altında Akçaova'da üretip, pazara sunacaklarını da ifade etti.

YUNANİSTAN ÖRNEĞİ

Türkiye'de üretilen zeytinyağının ancak %8'inin iç pazarda tüketildiğine dikkat çeken Kahraman, "%92 yağımızı ihraç ediyoruz. Ama olması gerektiği gibi şişeye koyup, kendi markamızla değil, dökme yöntemle Yunanistan ve İtalya gibi ülkelere satıyoruz. Onlarda bizim yağımızı şişeye koyup, pazara sürüyorlar. Bizim yağımızla bizden daha çok kazanıyorlar. Örneğin Yunanistan'da üretilen zeytinyağının %88'i iç pazarda tüketilirken, zeytinyağı ihracatı üretiminin %100'ü seviyelerinde. Aslında %12'yi geçmemesi lazımdır. Çünkü iç tüketim sonrası stokunda kalan yağ oranı o. Ama bizim yağımızı alıp şişeye koydukları için üretimleri kadar ihracat yapıyor görünüyorlar. Bunu neden biz kendimiz yapmamalıyız" şeklinde konuştu.

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÇOK KIYMETLİ ÜRÜNLER

Zeytin ve zeytinyağının insan sağlığı açısından öneminin son yıllarda bilimsel olarak da kanıtlandığını belirten Kahraman, "insan vücudunu ve beynini geliştiren Omega 3 yağ asitleri eskiden tereyağından bulunurdu. Çünkü hayvanlar çimenlerle besleniyordu. Otlak hayvancılığı bitti tereyağında omega 3 kalmadı. Birde balıkta vardı. Çiftlik üretimi başladığından buyana da balıkta da neredeyse kalmadı. Sadece hamsi ve somonda yeteri oranda bulunuyor. O yüzden omega 3 yağ asitlerini yeteri oranda içinde barından tek ürün zeytin ve zeytinyağı kaldı. Onunda üretim şeklini ve doğallığını bozmadan koruduğumuz halde, bölgemizin zeytin ve zeytinyağları ile insanlığa vitamin ve şifa satarız. Bunun bize getirisi ise inanılmaz olur. O nedenle böyle bir yatırıma giriştik. Gelecek yıllar zeytin ve zeytinyağının değerinin artacağının ve tüketiminin daha da yaygınlaşacağını gösteriyor. Bu gösterge bölge ekonomimizin kalkınması içinde önemli bir fırsattır" dedi.

Friday, January 09, 2009

Zeytinyağlı Tatlar

Zeytindostu lacucinaitaliana Dergisi Ocak 2009 sayısında sayın Hasan Köşklü'nün bir yazısına yer vermiş.
Ülkü Ülken,"Hasan Köşklü, zeytinyağlı yemeklerle ilgili o kadar güzel bilgiler vermiş ki, bu yazıyı okuyup da bu tatları denememek mümkün değil. Kaleminize sağlık Hasan Bey....Zeytinyağı tanıtımına çok güzel bir katkı olmuş," diyor.
Biz de bu güzel yazıyı tüm zeytindostları ile paylaşmak istedik.
Teşekkürler Hasan Bey, teşekkürler lacucinaitaliana Dergisi.

Özgeçmiş: 1957 doğumlu, İzmir Atatürk Lisesi mezunu Hasan Köşklü, Üniversite eğitimini yarım bırakarak aile işi tarımsal üretime, çiftçiliğe 1978 yılında başladı. 1994-2007 yılları arasında Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Denetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Aydın Ziraat Odası ve Tariş adına Yurt içi ve dışındaki Uluslararası Zeytinyağı Konseyi(COI) ve benzeri kurum toplantılarına katıldı. Rakip ülkelerdeki tarımsal üretim ve Zeytin&Zeytinyağı sektörünü izleyerek toplam kalitenin artırma amacıyla gelişmeleri internet öbekleri, gazete, dergi ve TV yoluyla paylaşıyor.


Zeytinyağlı Tatlar
Hasan Köşklü


Tarihin tüm dönemlerinde zeytin ağacının ana ürünlerinden olan zeytinyağı, kutsal kitaplara konu olan pek çok yararı ve kullanım yönüyle insanları her zaman şaşırtmıştır.
Üç kıtada yaşayan insanların Akdenizlilik ve çabuk sinirlenme kadar ortak yanlarındandır zeytin ve zeytinyağı.
Yine de ülkemizi zeytinyağının üretildiği ve tüketildiği diğer ülkelerden ayıran en büyük özelliğimiz, mutfağımızda zeytinyağlılara ait özel bir bölümün olmasıdır.
Çok eskilere gitmeden yakın tarihimizdeki zeytinyağlılara ait gözlemlerimi ve tatları sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazımda.
Diğer yağlardan meyve suyu olması dışında da önemli özellikleri olan zeytinyağına ait ulaşabildiğim ilk reklam ülkemizde Uluslar arası Zeytinyağı Konseyi (UZK-COI) tarafından yapılmış.
İnsanlarımızın zeytinyağı tüketmesini sağlamak için yapılan bu reklamın verdiği mesaj çok açık; Her şey zeytinyağı ile…
Diğer reklamlar da birer klasik; en nefis yemekler zeytinyağı ile pişer… sağlığa faydalı yegane yağ zeytinyağı.
Bir diğeri de iki mesaj birden veriyor; doğanın asil yağı, zeytinyağı,,,Teşekkürler, sağlık verene, tok tutana ve lezzetli olana….
Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’nin daha sonraları bir kez daha ülkemizde yapmak istediği tanıtım ülkemizde zeytinyağı tüketimi değil üretim sorunu var gerekçesiyle reddedilir.
Tanıtım yapılabilseydi belki de zeytinyağı tüketimi arttığı için daha çok zeytin dikilecek ve daha çok zeytinyağı üretilecekti ülkemizde.
Ülkemizin insanları da bilim desteği ile kanıtlanan hemen her gün başka yararları da ortaya konan zeytinyağından daha fazla yararlanabilecekti.


Biz Her şey zeytinyağı ile olan bölüme dönelim.

Bir dönem promosyonu yapılan diğer bitkisel yağların zeytinyağına verdiği belki de en önemli zarar, mutfağımızdaki zeytinyağlıların diğer yağlar ile pişirilmesidir.
Düşünebiliyor musunuz, adları zeytinyağlı ama kendileri ayçiçeği-mısırözü ve benzerleri ile pişirilmiş zeytinyağlılar…
Tek kelime ile traji-komik.
Böyle traji-komik bir durumun daha kötüsü, olayın sizin başınıza gelmesidir.
Anlatayım.
Zeytinyağı tanıtımı amacıyla İstanbul’un ünlü otellerinden birisinde yemek verilecekti.
En iyi hazırlanılması gereken mutfak bölümünden gelen sipariş listesi içinde yer alan ve tanıtılması gereken zeytinyağı diğer bitkisel yağların yanında, deyim yerindeyse yok demeyecek kadardı.
Nedeni sorulduğunda, zeytinyağlıların soğuk dolabında donmaması ve kötü görüntü vermemesi için önce bitkisel yağlar ile pişirildiği, servis edilirken üzerine zeytinyağı döküldüğü, bu nedenle az miktarda zeytinyağına ihtiyaç olduğu yanıtı verildi.
İnanılması zor olan başımıza gelmişti. Zeytinyağı tanıtımı için yola çıkmıştık ve daha yolun başında rakiplerin kaleyi(mutfağı) çok önceden ele geçirdiğini görmüştük…
Yapılması gereken yapılmalıydı.
Her şey zeytinyağı ile pişirilecekti.
İsterlerse çok az miktarda diğer yağlardan kullanabilirlerdi ama bizim tercihimiz hiç kullanılmamasıydı.
Menü zeytinyağlılara göre değerlendirilirken misafirlere ikram edilecek baklava takılmıştı aklıma, Ege Bölgesinin pek çok yerinde zeytinyağlı yapılan baklavayı zeytinyağlı yapabilirler miydi??
Yanıt hayır dı, sonucu garanti edemeyiz di…
Bir arkadaşım aracılığıyla uygun kalitedeki zeytinyağları ile birlikte teklifi ülkemizin ünlü baklavacı ailelerinden birisine götürdük.
Yapılan ilk deneme üretimindeki mükemmelliğin ünlü baklavacıyı şaşırtması bize mutluluk vermişti.
Her şey zeytinyağı ile sunulabilecekti.
Etkinlik arasında öğle yemeğinde mükemmel görüntüleri ile belki de ilk defa gerçekten zeytinyağı ile hazırlanan zeytinyağlılar misafirlerin beğenilerine sunuldu.
Sıra tatlılara gelince zeytinyağlı baklavaya düşündüğüm kadar ilgi olmadığını gözlemledikten sonra ünlü imalatçıyı da belirterek misafirlere nedenini sorduğumda yanıtlar ağır geliyor, çok tatlı, rejimdeyim gibi klasik yanıtlar aldım.
Bu aşamada baklavanın da zeytinyağlı baklava olduğunun açıklanması aşamasıydı.
Hiç zeytinyağlı baklava olur muymuş??. Yine de bir kez denemek gerekiyordu..
Bir kez tadan bir daha tatmak istedi, yemeğini bitirenler de oluşan ilgi nedeniyle zeytinyağlı baklavayı tatmaya koştular ve zeytinyağlı baklava yoğun ilgiye fazla dayanamadı, tüm misafirlere de yetmedi.
Aslında Ege Bölgesinde gelenekselleşmiş olan zeytinyağının az bilinen bir kullanım şeklini sunmuştuk misafirlere.
Ben bayramlarda zeytinyağlı baklava geleneğini sürdürüyorum.

Tatlar böyledir, hep vardırlar ama siz yeni keşfedersiniz.

Ortadoğu’da geleneksel kahvaltılık olarak kullanılan ve bizde zahter olarak bilinen susamlı baharat karışımını da İspanya’da böyle keşfetmiştim.
Ziyarette bulunduğumuz firmanın misafirlere yönelik kullandığı ortamda zeytinyağı, ekmek ve susamlı baharat karışımı bize Filistin kahvaltısı olarak ikram edildi.
Ekmeğin öncelikle zeytinyağına sonrasında tutabileceği kadar baharat karışımına bandırılması yöntemi, Ege köylüsünün işe giderken çıkınladığı gibi, zeytinyağlı kesik peyniri eşliğinde mevsimine göre evde ne varsa; kuru soğan közlemesi, kuru biber kavsalaması veya zeytinyağlı sahanda yumurta yemeye alışkın bizlere yabancı değildi.

Zahterin Ortadoğu’da farklı bir tüketim yöntemi de, man'oosheh yani zeytinyağlı zahter böreği.
Zeytinyağlı zahter karışımı börek iç malzemesi olarak kullanılıyor ve fırında pişirildikten sonra üzerine fırça ile zeytinyağı sürülüyor ve işte size zeytinyağlı zahter böreği.

Zeytinyağlı denince akla ilk gelen sıcak ve soğuk yenebilen yemeğimiz zeytinyağlı kızartmadır, Mevsiminde patlıcan, kabak, patatates, kırmızı ve yeşil biber kullanılır.
Peki ya kuru biber kızartması, kızgın tavada kuru biberleri kırışıklıkları kaybolana, çıtır çıtır olana kadar zeytinyağında kızarttıktan sonra (dilerseniz) sarımsaklı yoğurt sosuyla hiç denediniz mi?
Kuru biber kızartması da unutulmak üzere olan tatlarımızdandır.

Pek çoğumuz Lokman hekimin ye dediği sarmısakı kokusu nedeniyle yemeyiz ama İtalya’da özellikle zeytinyağı fabrikalarında kullanılan tadım yöntemi belki ilginizi çeker ve verdiği o basit müthiş tadı evinizde deneyebilirsiniz.
İtalyanlar taze üretilmiş zeytinyağına iyice kızartılmış ekmeğin rende görevi gören üstüne diş sarımsakı sürterek yediriyorlar ve diledikleri kadar sarımsak sonrasında sarmısaklı ekmeklerini zeytinyağına doyuruyorlar ve afiyetle yerken de bu yöntemi zeytinyağlarının kalitesini belirlemekte de kullanıyorlar.
Pizzalarının üstüne zeytinyağı dökmeleri de herhalde tadı artırıyordur.

Kızarmış sıcak somun ekmeğin taze zeytinyağına bandırılması, ülkemizde zeytinyağı fabrikalarında çalışanların geleneksel yemeğidir.

Aydın’da kullanılan yöntemde ekmeğin yerini kuru incir alır. Fabrikada zeytinyağı çıkartacak olan üreticiler kuru incir ile zeytinyağı tadımı yaparlar. Bu yöntemde kuru incir ikiye bölünür, kaşık şekline sokulan yarım incirin içine alınan zeytinyağı kuru incir ile birlikte yenir. Besleyici ve enerji veren bir tadım yöntemidir, soğuk havalar ve güçsüz hissedenler için idealdir.

Zeytinyağı denince deniz ürünleri ve balık anımsanır. Söylenen doğruysa balık denizden çıkınca zeytinyağına girmek istermiş.
Bu nedenle de belki balıkların zeytinyağında pişirilmesi veya ızgara balığın zeytinyağı ile soslanması olağandır.
Peki balık zeytinyağı ile pişiriliyor da, neden karides güveç zeytinyağı ile pişirilmiyor hiç aklınıza geldi mi?
Karidesi bir kez, dilediğiniz kadar zeytinyağı ve isterseniz bir miktar sarmısak ile birlikte fırında veya tavada pişirerek denemenizi tavsiye ederim.

Tek başına bile katık olarak rafine tatlara rakip olabilen doğanın asil yağı, zeytinyağı dır.

Unutmayın, en nefis yemekler zeytinyağı ile pişer.

Teşekkürler, sağlık verene, tok tutana ve lezzetli olana.

Her şey zeytinyağı ile…

Saygılarımla

Thursday, January 08, 2009

Söke zeytinyağı Gelebeç markasıyla şişeye giriyor

Anadolu Ajansı
08 Ocak 2009,Perş.


Zeytin üretiminde söz sahibi olmasına karşın bölgedeki fabrikaları ile piyasada dökme zeytinyağı ile var olmaya çalışan Aydın'ın Söke ilçesinde, artık zeytinyağı şişeye girecek.

Güllübahçe beldesinde 39 ortaklı olarak kurulan Gelebeç adlı şirket, zeytinyağını aynı isimle şişe ve teneke ambalajına alarak sektöre adım atıyor.
Kuruluşundaki 1 milyon TL'lik sermayesini 2 milyon TL'ye yükselten, ardından da kırsal kalkınma destekleme yatırımları programına yapılan başvuru sonucu 175 bin TL'lik hibe desteğine hak kazanan Gelebeç AŞ'de, zeytinyağı şişeleme ve depolama hazırlıklarına başlandı.

Saatte 600 şişelik üretim

Güllübahçe Belediye Başkanı ve Gelebeç'in kurucu ortaklarından Yılmaz Salbaş, ilk aşamada en az 20-25 kişiye istihdam yaratmayı planladıklarını söyledi. Az sermaye ile büyük işler başarmanın örneğini oluşturmayı amaçladıklarını bildiren Salbaş, şunları kaydetti:

"Bu amacımız doğrultusunda ciddi mesafe aldık. Gelebeç AŞ olarak hammadde sıkıntısı yaşamayacağız. Şişeleme tesislerimizin montajı devam ediyor. İlk aşamada saatte 600 şişe ve saatte 30 teneke zeytinyağının ambalajlı olarak üretimini planlıyoruz. Ancak sektöre yeni bir marka olarak gireceğimizden pazar sorunu yaşanabileceğini göz ardı etmiyoruz. Bu nedenle bize Avrupa pazarını aralayacak yabancı ortak arayışımız olacak. Sofralık zeytin üretimine yönelmeyi de hedefliyoruz."

İzmirli doktor ve pilotlar, "Orio" ile organik zeytinyağı pazarında

Referans
07 Ocak 2009,Çarş.


Hepsi İzmirli, 3'ü kaptan pilot, 1'i doktor, diğeri de mali müşavir olan beş arkadaş 3 yıl önce birikimlerini organik zeytinyağı üreticiliğine yatırdı. Büyük şehrin getirdiği yorgunluğu atmak için bir hobi gibi başlayan proje bugün önemli bir girişim haline geldi.

2005 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı'nın "Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı" çerçevesinde, gerek havadaki nem, gerekse toprak yapısı ve iklim şartları bakımından zeytine çok uygun bir yer olan Karaburun'da, daha önce tarım yapılmamış yaklaşık 800 dönüm arazide projelerini başlattıklarını belirten Dr.Alper Demirarslan, ‘arazi işlenerek toprak analizleri yapıldı ve organik zeytin fideleri dikildi.Ayrıca arazinin içinde Rumlardan kalma yetişmiş ama gençleştirilmemiş ve delice denen aşılanmamış zeytin ağaçları vardı. Onların da korunmasına dikkat edildi' dedi.Sulama konusunda da arazide 1600 tonluk 2 tane büyük havuzlarının bulunduğunu söyleyen Demirarslan, suyun bu havuzlarda depolanarak damla sulama yöntemiyle arazinin sulamasını gerçekleştirdiklerini belirtti.

Karaburun bölgesinde bu projeyle birlikte organik zeytinyağı üretiminin başlamasına öncü olduklarını belirten Dr. Demirarslan, bölgede birkaçyıl içinde yaklaşık bir milyon civarında ağaç olacağını ve Karaburun'un Türkiye'nin önemli organik zeytinyağı üretim merkezlerinden bir haline geleceğini söyledi.

Arazide toplam 17.500 ağaçlarının bulunduğunu , bu yıl bir deneme üretimi yaparak 2.500 ton ve 0.4 asit değerinde organik zeytinyağı elde ettiklerini anlatan Demirarslan, ‘erken hasat olduğu için aroması çok yüksek bir yağ ve artık heryıl artan miktarda ürün elde edilmeye başlanacak.'diye konuştu.

Ağaçlarının hepsine çocuklarına baktıkları gibi baktıklarını ve üretimde de ısıdan uzak durarak, zeytinlerin toplandıktan sonra birkaç saat içinde soğuk sıkma yöntemi ile sıkılmasına önem verdiklerini anlatan Demirarslan, prensiplerinin herhangi bir kimyasal maddenin arazi sınırları içine girmesine müsaade etmeden, tek bir bahçenin tek bir yağı biçiminde zeytinyağını doğal yollarla organik olarak üretmek olduğunu kaydetti.

Türkiye'de zeytin üretiminin ağaç başına yaklaşık 20 kilo olduğunu söyleyen Demirarslan, ‘Bu oran İspanya'da ağaç başına 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Bizim de Orio olarak hedefimiz Türkiye'deki bu oranı Avrupa seviyesine çıkarmak ve Türk zeytinyağının dünyada hakkettiği yere gelmesini sağlamaya yardımcı olmak' diye konuştu.

Ravika'dan zeytinyağı tanıtım projesi

Referans
07 Ocak 2009,Çarş.


Türk zeytinyağının dünyada hak ettiği konuma ulaşmasına destek olmak için büyük bir tanıtım projesi başlatan Ravika Zeytinyağı, ilk durak olarak Uzakdoğu'yu seçti.
Ravika, Türkiye ile Tayland arasındaki diplomatik ilişkilerin 50. yıldönümünde Bangkong'taki Dusit Thani Hotel'de "Ravika ile Türk Yemekleri Haftası" düzenledi. Özel bir gala yemeğiyle başlayan etkinliğe, aralarında çok sayıda bürokrat, michelin yıldızlı restoranların şefleri ve Uzakdoğu'nun en etkili gurmelerinin bulunduğu toplam 3 bin 600 kişi katıldı.

Gala yemeğinde konuşan Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Keskinoğlu, "Türk mutfağı, Asya'dan Avrupa'ya, Kafkaslar'dan Arap yarımadasına içinde birçok etkiyi barındıran binlerce yıllık bir kültürün sentezi. Üstelik zeytinyağlıları başlı başına bir kategori olarak ele alan tek mutfak. Biz Ravika ile başka ülkelerin kapılarını aralarken sahip olduğumuz bu büyük zenginliği de tüm dünyayla paylaşmak istiyoruz" dedi. Keskinoğlu, benzer etkinlikleri Toronto, New York, Singapur ve Hong Kong'da da hayata geçirmeyi istediklerini söyledi.

Tuesday, January 06, 2009

MECLİS, NUH'UN GEMİSİ'NİN YERİNİ AÇIKLADI

Haberler.com
06 Ocak 2009,Salı


Meclis’te kurulan Zeytin ve Zeytinyağı Sorunlarını Araştırma Komisyonu raporunda Nuh’un gemisinin Cudi’de olabileceği belirtildi.
Raporda "Beyaz güvercin Nuh’un gemisine zeytin dalı ile dönmüştür. Cudi ve Gabar dağlarında yabani zeytin ağaçlarının olması geminin Ağrı Dağı’na değil Cudi Dağı’na konduğu rivayetini güçlendirmektedir" denildi.

NUH’un gemisinin Ağrı Dağı’nda mı yoksa Cudi Dağı’nda mı olduğu konusunda yıllardır tarihçileri ve araştırmacıları bölen tartışmaya TBMM Zeytin ve Zeytinyağı Sorunlarını Araştırma Komisyonu da katıldı. Meclis’te geçen yıl kurulan araştırma komisyonunun raporunda tarihi tartışma şöyle işlendi:

Ağrı Dağı’nda değil

"Beyaz bir güvercinin Nuh’un gemisine tufan sonrası canlılık belirtisi olarak, ağzında zeytin dalı ile dönmesi nedeniyle, zeytin yüzyıllardır barışın simgesi kabul edilir. Deniz seviyesinden bin metre yükseklikte zeytin ağacı bulunması, Cudi ve Gabar dağlarında bol miktarda yabani zeytin ağaçlarının olması, Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’na değil Cudi Dağı’na konduğu rivayetini oldukça güçlendirmektedir."

Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz, "Raporu okuduğumda bu bana fantezi bir yaklaşım olarak gelmişti. Tarihi bilgi ve belgelerle uyuşmayan bir tespit. Sadece öyle değerlendirip geçtim, üzerinde durmadım. Yok sayabileceğim bir yaklaşım" dedi.

Uğur: Doğruladılar

Komisyonun başkanlığını yapan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Ağrı’da zeytin ağacı yok. O zaman Cudi olabilir. Uzmanların görüşü de bunu destekliyordu. Bu, zeytinin anavatanının Güneydoğu bölgemiz olduğunu, oradan dünyaya yayıldığını gösterir."

Nuh’un gemisinin yeri, geçen yasama döneminde de Meclis’te tartışma konusu olmuştu. Dönemin TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman, komisyona gelen başvurular üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın inceleme yapmasını isteyerek, "Kuran’da bile Cudi Dağı adres gösteriliyor" demişti. Akman’ın sözünü ettiği Hud Suresi’nin 44. ayeti şöyle: "Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu’ denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi’ye oturdu ve ’Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!’ denildi."

Marmarabirlik 86 milyon TL'lik zeytin aldı

Özcan Güneş
Referans
05 Ocak 2009


Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), zeytin alımlarını tamamladı. Marmarabirlik, bu yıl yaklaşık 29 bin ortağından 37 bin ton zeytin aldı.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, 2008-2009 ürünü sofralık siyah zeytin alım kampanyasını 4 Kasım 2008 tarihinde açtıklarını belirterek, birliklerine bağlı İznik, Orhangazi, Gemlik, Mudanya, Erdek, Edincik, Marmara Adası ve Mürefte kooperatifleri aracılığıyla 31 Aralık tarihine kadar toplam 37 bin ton ürün aldıklarını söyledi.

Ödeme temmmuzda bitecek
Büyük bölümü sofralık olmak üzere, yağlık ve ezmelik ürünlerin parasal değerinin yaklaşık 86 milyon TL olduğunu kaydeden Taviloğlu, "Şimdiye kadar üreticiye yaklaşık 50 milyon TL ödeme yaptık. Geri kalan 36 milyon TL'lik ödemeyi ise, nisan ve temmuz aylarında yapacağız. Kampanyanın başladığı andan itibaren çok kısa sürede yoğun ürün teslimatı oldu. Genellikle de iri kalibrajlı ürün geldi ve stoklarımız iri ürünle doldu. Satış politikamızı iri taneli ürünlere göre revize edip, ortaklarımızın ürününü en kârlı şekilde satmak için çaba harcayacağız" dedi.

Tariş Zeytinyağı Birliği liderlik gururu yaşıyor

Yenigün
6 Ocak 2009,Salı


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, ’’Pazar payımızı yüzde 24,5’e taşıyarak liderliğe ulaştık. 38 ülkede markamızla varız. Trinidad Tobago’ya giren tek Türk markasıyız,” dedi

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, zeytinyağı pazarında pazar paylarını yüzde 24,5’a çıkararak pazar liderliğine ulaştıklarını, zeytinde de ihracata başlayacaklarını bildirdi.Çetin, birliğin 2001 yılında kamu vesayetinin kısmen kalkması sonrası başlattığı markalaşma çalışmaları kapsamında önemli bir noktaya ulaştığını belirtti. Çetin 28 bin ortağı bulunan 33 kooperatifin oluşturduğu birliğin, 2000 yılında Türkiye pazarından ancak yüzde 9 pay alarak 5. sırada yer alabildiğini, markalaşma ve pazar payını artırma çalışmaları sonucu 7 yıl sonra yüzde 24,5’lik payla pazar liderliğine ulaştıklarını dile getirdi.

Organik üretim
Tariş zeytinyağı markasının yurt genelinde yaklaşık 5 bin satış noktasına taşındığını ifade eden Çetin, zeytinyağı pazarının yüzde 50’sini temsil eden İstanbul pazarında tüm markalar içindeki paylarının yüzde 28’e ulaştığını açıkladı. Markalaşmanın yanında son dönemde organik üretime de ağırlık verdiklerini dile getiren Çetin, şunları söyledi:
’’Tüm dünyada hızla gelişen bir alan olmasına rağmen maalesef ülkemizde organik ürünler piyasası halen çok düşük seviyelerde. Ancak hızla büyüyen bir pazar olduğunu da bugünden söylemek mümkün. 2008 yılında zeytinyağı piyasası miktar bazında yüzde 5 oranında büyürken, organik zeytinyağı pazarı yüzde 15 seviyesinde artış kaydetti. Ancak organik zeytinyağında pazarın toplam büyüklüğü 22 bin litre seviyelerindedir. Tariş zeytinyağı organikte yüzde 80 seviyesinde pazara hakimidir. Organik zeytinyağında en yakın rakibimizin payı yüzde 20’dir. Önümüzdeki yıllarda organik ürün piyasasının daha da büyüyeceğini umuyoruz.’’

İhracat pazarları
Yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da Tariş zeytinyağı markasının başarılı grafik izlediğini anlatan Çetin, ’’38 ülkede markamızla varız. ABD, AB ve Uzakdoğu gibi geleneksel pazarların yanında Kanada, Avustralya, Ortadoğu ülkelerine de girdik. Hatta adı çok az duyulan ülkelere bile markamızı sokmayı başardık. Örneğin bir Karayipler ülkesi olan Trinidad Tobago’ya giren tek Türk markası olduk. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’nin verdiği kalite garantörlüğü ve Chicago, Toronto ve Düsseldorf’ta açtığımız butik mağazalarımız markalaşma yolunda önemli avantajlar sağlıyor. Hedefimiz bu topraklardan zeytinyağında bir dünya markası yaratmak’’ dedi. Çetin, zeytinyağının ardından zeytinde de ihracata başlayacaklarını kaydetti.

*****

Karayipler'e giren tek Türk markası

Haber Ekspres
6 Ocak 2009,Salı


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, zeytinyağı pazarında pazar paylarını yüzde 24,5'a çıkararak pazar liderliğine ulaştıklarını, zeytinde de ihracata başlayacaklarını bildirdi.

Çetin, birliğin 2001 yılında kamu vesayetinin kısmen kalkması sonrası başlattığı markalaşma çalışmaları kapsamında önemli bir noktaya ulaştığını belirtti. Çetin 28 bin ortağı bulunan 33 kooperatifin oluşturduğu birliğin, 2000 yılında Türkiye pazarından ancak yüzde 9 pay alarak 5. sırada yer alabildiğini, markalaşma ve pazar payını artırma çalışmaları sonucu 7 yıl sonra yüzde 24,5'lik payla pazar liderliğine ulaştıklarını dile getirdi.

Tariş zeytinyağı markasının yurt genelinde yaklaşık 5 bin satış noktasına taşındığını ifade eden Çetin, zeytinyağı pazarının yüzde 50'sini temsil eden İstanbul pazarında tüm markalar içindeki paylarının yüzde 28'e ulaştığını açıkladı.
Markalaşmanın yanında son dönemde organik üretime de ağırlık verdiklerini dile getiren Çetin, şunları söyledi:
"Tüm dünyada hızla gelişen bir alan olmasına rağmen maalesef ülkemizde organik ürünler piyasası halen çok düşük seviyelerde. Ancak hızla büyüyen bir pazar olduğunu da bugünden söylemek mümkün. 2008 yılında zeytinyağı piyasası miktar bazında yüzde 5 oranında büyürken, organik zeytinyağı pazarı yüzde 15 seviyesinde artış kaydetti. Ancak organik zeytinyağında pazarın toplam büyüklüğü 22 bin litre seviyelerindedir. Tariş zeytinyağı organikte yüzde 80 seviyesinde pazara hakimidir. Organik zeytinyağında en yakın rakibimizin payı yüzde 20'dir. Önümüzdeki yıllarda organik ürün piyasasının daha da büyüyeceğini umuyoruz."

Yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da Tariş zeytinyağı markasının başarılı grafik izlediğini anlatan Çetin, şöyle devam etti:
"38 ülkede markamızla varız. ABD, AB ve Uzakdoğu gibi geleneksel pazarların yanında Kanada, Avustralya, Ortadoğu ülkelerine de girdik. Hatta adı çok az duyulan ülkelere bile markamızı sokmayı başardık. Örneğin bir Karayipler ülkesi olan Trinidad Tobago'ya giren tek Türk markası olduk. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin verdiği kalite garantörlüğü ve Chicago, Toronto ve Düsseldorf'ta açtığımız butik mağazalarımız markalaşma yolunda önemli avantajlar sağlıyor. Hedefimiz bu topraklardan zeytinyağında bir dünya markası yaratmak."

Çetin, zeytinyağının ardından zeytinde de ihracata başlayacaklarını kaydetti.

ZEYTİNCİLİĞİN KAPKARA YILI

Gülperi Sonerman
Haber Analiz
05 Ocak 2009,P.Tesi


Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin yıllarca sürdürdüğü yanlış tarım politikaları zeytin üreticisi de bitme noktasına getirdi. Zeytin toplayıcısından, sırıkcısından, tarla sahibine hatta fabrika sahibine kadar taraflar zeytinciliğin bitirildiğini ileri sürüyor.

İşçiler; ücretlerin düşük, sosyal hakların yok olduğunu söylerken tarla sahibi zeytin fiyatlarının düşüklüğünden, fabrika sahibi zeytinciliğin ülkede artık hobi haline geldiğinden yakınıyor.

Zeytin toplayıcısı kadın konuşuyor; " İvrindi'den Küçükkuyu'ya zeytin toplamaya geliyorum. Aldığım günlük ücret 17TL , bunun 5 TL'sini yol parası olarak veriyorum, yani 12 TL'ye soğuk'da, yağmurda çalışıyorum. Sigortam, hiçbir sosyal güvencem yok. Ayıca bu işte sürekli değil, yılda 2- 2,5 ay sürüyor.

AS Zeytin yağı Fabrikası sahibi, ziraat mühendisi Melike As şöyle konuşuyor" Ekmeğimizi kazanırken, ekmeğimizi çalacak hale geldik. Türkiye'de zeytinciliği, daha doğrusu tarımı bitirme politikaları , yıllarca bilinçli olarak sürdürülmüştür." Melike As konuşmasına devam ediyor " İspanya , İtalya , Yunanistan gibi ülkelerde zeytinciler destekleme fonlarında yararlanırken , Rusya bizden zeytin yağı almazken , hükümetlerimiz , Cezayir'den , Tunus'tan zeytin yağı ithal etmektedirler. Hatta Suriyeden ithalat yapılacağı söylentileri ayyuka çıkmıştır. Ülkemizde elektrik fiyatları % 70 artarken , mazot fiyatları, gübre fiyatları almış başını giderken, zeytinyağ fiyatları 5 yıl öncesine eşittir. Büyük tüccarlar kapasitemiz doldu diyerek yağ almamaktadır. Tariş kuruluş amaçlarına ters düşmüştür. Zeytin yağ alımı yaptığı halde fiyatları 15 Ocak'da açıklayacakları söylemektedirler. Üretici büyük tüccar karşısında yalnız bırakılmıştır. Tariş halkın beklentilerine yanıt vermemektedir. Zeytincilikde girdiler artığı halde fiyatlar yerinde saymakta hatta geriye gitmekdedir. Zeytincilik artık bir hobi ve alışkanlık haline dönüşmüştür," dedi.

Tarla sahibi İbrahim Burnaz ise zeytincilikde girdiler gün geçtikçe artığı halde , zeytin yağ fiyatları gerçek değerinin altındadır. Tarla sahipleri olarak düşük fiyatlar nedeniyle eski günleri arar hale geldik demektedir. Ayrıca zeytincilik bölgemizde büyük sorunlar yaşamaktadır, bölgede Ayvalıkdan daha çok " 1800 bin " zeytin ağacı olmasına rağmen marka olamadığımız için zeytin yağımız gerçek değerini bulamakdadır.

Tariş Zeytin Birliği Denetim Kurulu üyesi Zahit Mert'e Tariş'in fiyatları geç açıklama savlarını soruyoruz, şöyle yanıt veriyor;"

Tariş olarak geçen yıl olduğu gibi bu yılda fiyatları 15 Ocak'ta açıklayacağız. Dünya piyasalarını takip ediyoruz. Dünya bir ekonomik kriz ortamında bu nedenle dikkatli olmak zorundayız. Üyelerimiz 14- 15 bin ton zeytin yağ vermeyi taahüt etti, hepsini alacağız. Bugün ülkemizde 180 bin ton zeytin yağ üretilmekdedir. Bunun 80 bin tonu iç piyasada tüketilmektedir. Yani ülkemizin zeytin yağ ithalatına ihtiyacı yoktur. İleri sürülen savların aksine Tariş , üreticinin sigortasıdır." Dedi.

Pamuk, fındık, tütün, buğday ve sonunda zeytin üreticisini de bitirdiler. Çikita muz özlemleri , zeytin üreticisini açlığa götürüyor.

Zeytinyağ ihraç etmesi gereken bir ülke, zeytinyağı ithal ederek üreticisini perişan ediyor.

Yanınızdan traktör üstünde yağmurdan sırılsıklam olmuş zeytin toplayıcıları geçiyor. Ne sağlık ne de iş güvenceleri var..

Saturday, January 03, 2009

Rusya’da zeytin-zeytinyağı var mı?

M.Hakkı Yazıcı
mhyazici@gmail.com
3 Ocak 2009,C.Tesi


Bir süredir Moskova'da yaşıyorum ve utanarak yazıyorum; ben de evimde ne yazık ki markette bulabildiğim İspanyol, İtalyan, Yunan zeytin ve zeytinyağlarını yiyorum.

Zeytin ve zeytinyağı ticareti ile ilgimi de bunun ülkemizde emek verenler için kazançlı bir noktaya geldiğine inandığım zamana kadar askıya aldım; ilgimi daha çok yazmak ve araştırmak düzeyinde sürdürüyorum.

Hemen dudak bükmeyin; geçen sene devam ettiğim iki aşamalı zeytinyağı tadımı eğitiminin deneyimiyle tattığım Rusya’daki marketlerden satın aldığım bu zeytinyağları hiç de fena değildi; ancak yine de bizim Körfez zeytinyağlarının ve Gemlik sofralık zeytinimizin yerini hiçbir şey tutamaz. Galiba memleket hasreti ben de en çok bu konuda kendisini gösteriyor.

Keşke bizim güzelim ürünlerimiz de raflar da hak ettiği yeri alabilse.

Bu beni üzüyor, ancak bu duyguyu herkesin paylaştığını da sanmıyorum.

Görebildiğim kadarıyla bizim dünya pazarlarını anlayıp, iş yapabilmemiz için daha bir kaç fırın ekmek yememiz gerekecek. -Keşke onca ekmeği zeytinyağına banarak yesek ve hiç olmazsa iç tüketimi arttırsak.

Bütün Rusya için konuşamasak bile Moskova çok zengin bir şehir. Dünyanın en görgüsüz ve ölçüsüz zenginleri burada… Zeytinyağı da burada çok prestijli bir ürün ve tanınıyor. Rusya'da da bütün dünyada olduğu gibi margarin, sabun, güzellik müstahzarları gibi bazı ürünler, zeytinyağı imajı ile pazarlanıyor. Rusların çok tükettikleri mayonez üretimi yapan bir firmanın ambalajlarında bunun zeytinyağı kullanılarak imal edildiğini anlatan zeytin resimleri var.

Hemen her markette zeytin ve zeytinyağı var; bazen promosyonu bile yapılıyor.
Yılbaşı arifesinde gezinirken Kremlin’de Lenin’in Mozolesinin hemen karşısında bulunan GUM Alışveriş Merkezi’nin içindeki gurme marketi Gastronom’un orta yerinde kurulmuş muhteşem zeytinyağı standını inceledim. Gözlerim boşu boşuna aradı; ancak ne yazık ki bir tek şişe bile Türk zeytinyağı yoktu.

Kimse kusura bakıp alınmasın, benim şahsi düşüncem Moskovalıların zeytinyağını Erzurumlulardan, Konyalılardan, Kayserililerden, Trabzonlulardan daha fazla tanıdıkları ve tükettikleri. Ancak ne yazık ki Türklerin kurdukları Ramstore’larda bile Türk ürünü yok. Hem de Rusya’nın burnunun dibinde olmamıza ve navlun avantajımız olmasına rağmen.

Bu, tamamen dünya fiyatları ile piyasaya güçlü bir şekilde girememekle ilgili.

İşte böyle... Ne yazık ki biz hala iç kavgalarla uğraşıp burnumuzu dışarı çıkaramıyoruz.

Bir zerresi bile çöpe gitmiyor: İşte zeytinin faydaları...

Zaman
02 Ocak 2009,Cuma


Yaprağından kozmetik ürünü, meyvesinden kahvaltılık ve yağ elde edilen zeytinin, çekirdeğinden de kışlık yakacak elde edilmesiyle her parçası çöpe gitmeden değerlendiriliyor.

Türkiye ve dünyanın birçok yerinde 27 cinsi ve yaklaşık 600 türü bulunan zeytinin sağlık açısından faydalı olmasının yanı sıra ekonomik yönden de en fazla kazanç sağlayan ürünler arasında yerini koruduğu bildirildi.

Antakya Zeytinyağı Üreticileri Koruma Derneği Başkanı Yılmaz Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de yaklaşık 100 milyon zeytin ağacının bulunduğunu, mevcut potansiyel değerlendirildiğinde çiftçiye olduğu kadar ülke ekonomisi açısından da önemli faydalar sağlanacağını bildirdi.

Yaprağından ve meyvesinden sabun, şampuan gibi temizlik maddesi yapılmasının yanı sıra zeytinin kozmetik dünyasının en çok tercih ettiği ürünler arasında yerini koruduğunu ifade eden Dönmez, ekonomik açıdan bu kadar önemli olan zeytinin çekirdeğinin de kışlık yakacak olarak değerlendirildiğini bildirdi.

-''EN UYGUN VE SAĞLIKLI YAKACAK'' -

Zeytin çekirdeği ve zeytin yağı elde edilmesinden arta kalan posanın preslenerek toz haline getirildiğini ve daha sonra bunun kalıba konulduğunu ve kurumaya bırakıldığını vurgulayan Dönmez, prina adı verilen bu yakacağın, kömür ve oduna göre uygun fiyata satıldığını kaydetti.

Zeytin çekirdeğinden elde edilen prinanın çevre açısından da uygun bir yakacak olduğunu vurgulayan Dönmez, ''prina kömürden daha sağlıklı bir yakacak türü. Doğal olarak yetiştirilen meyvelerin çekirdeği değerlendirilerek yapılan bu yakacak vatandaşlar tarafından da sağlıklı olması ve uygun fiyatı nedeniyle çok fazla tercih ediliyor. Prinanın tonu yaklaşık olarak 300 TL'den başlayan fiyatlarla kömür ise 600 YTL'den satılıyor '' diye konuştu.

-''YETİŞTİRİYOR AMA TÜKETMİYORUZ'' -

Kozmetik, sanayi, gıda sektörü ve kışlık yakacak olarak bir zerresi çöpe gitmeden ekonomiye kazandırılan zeytinin yetiştiriciliği ile ilgili çok fazla sıkıntı olduğunu ifade eden Dönmez, şöyle devam etti:

''Her parçası ekonomiye kazandırılan zeytinin en büyük sorunu üreticilere gereken desteğin sağlanmaması. Şu an kilo başına 21 kuruş destekleme ücreti üreticilerimizi tatmin etmiyor. Zeytin üreticisine kilo başına en az 50 kuruş destekleme verilmesi gerekiyor. Ayrıca zeytinyağının tüketiminin daha da arttırılması lazım. Şu an Türkiye'de kişi başına bir kilo tüketim var. Ancak bu miktar Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde kişi başına 15 ile 20 kilo arasında değişiyor. Maalesef zeytini üretiyor, ancak sağlıklı olan bu ürünün yağını yeterli düzeyde tüketmiyoruz.''

Zeytinyağı ihracatının da yeterli düzeyde olmadığının altını çizen Yılmaz, Türkiye'nin geçen yıl 20 bin ton ihracat gerçekleştirdiğini, bu oranın 80 bin tona çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Dönmez, zeytin konusunda önemli bir üretim merkezi olan Türkiye'de üretici, ihracatçı ve tüketiciye yönelik ciddi adımlar ve tanıtımlar yapılarak, bu ürünün hak ettiği noktaya getirilmesi gerektiğini vurguladı ve ''bir zerresi bile çöpe gitmeyen zeytinin yetiştiriciliğinin yaygınlaşması ülke ekonomisine büyük fayda sağlayacak'' dedi.

Monday, December 29, 2008

Japonlara 9 Milyon $'lık Zeytinyağı Yudum'lattı

28 Aralık 2008,Pazar
Kaynak : www.zeytinci.org


Yudum'un zeytinyağı markaları Ciello ve Brillo, Japon mutfağının vazgeçilmezi oldu.

Türkiye'nin en eski ayçiçek markalarından biri olan ve Komili Ailesi'nin yarattığı Yudum, önce Unilever'e, sonra Soros'a, ardından da Kuveytli NBK Capital'a satılmış, en son geçtiğimiz yıl yapılan bir operasyonla da Suudi Savola'ya geçmişti. Dünyanın 6. büyük, Ortadoğu'nun ise en büyük yağ üreticisi Savola'nın Yudum operasyonun başında Turkuaz Grubu'nun ortağı İsmail Kavuncu bulunuyor. Kavuncu, bugüne kadar ayçiçek yağı ile bilinen Yudum'un ihracata özel zeytinyağı da ürettiğini belirterek, "İç piyasaya vermediğimiz ve önce Japon pazarına girdiğimiz Ciello ve Brillo markalarıyla, bir yılda 9 milyon dolar ihracat yaptık" dedi. Kavuncu, Yudum'un Ayvalık'taki tesislerinde üretilen Türk zeytinyağını Savola'nın knowhow'ıyla birleştirdiklerini söyledi.

Turkuaz Grubu'nun Savola'yla ortaklığı olmadığını belirten Kavuncu, şöyle konuştu: "2005'te Özbekistan'da kurduğumuz yağ fabrikasını Savola'ya satmıştık. Yudum'u alınca önceden tanıştığımız için yönetim kurulu başkanlığını bana verdiler. Dolayısıyla bir ortaklığım yok."

Savola'nın Türkiye'de gıda sektörünü mercek altına aldığını belirten Kavuncu, "Suudi hükümeti, ülke dışındaki gıda yatırımlarına destek veriyor. Türkiye hâlâ çok önemli bir tarım ülkesi. Savola başta şeker olmak üzere, Türkiye'deki fırsatları kolluyor" dedi.

Paranın renginin olmadığını belirten İsmail Kavuncu, Ortadoğu ve Orta Asya sermayesi şeklindeki sınıflamaya karşı olduğunu söyledi. "Bu yaklaşım doğru değil. Savola, finans ya da gayrimenkul yerine doğrudan üretim sektörüne girdi. Yani elini taşın altına koydu. Bu çok önemli" dedi. Kavuncu, "Global krizden çıkış reçetesi Orta Asya ve Ortadoğu sermayesini Türkiye'ye çekmekten geçiyor. Hem dini hem de milli bağlarımızın olduğu bu iki coğrafyadaki sermaye potansiyeli için en doğru adres Türkiye. İş dünyasının bunun bilinciyle hareket etmesi gerek" diye konuştu.

DİRenmek neye yarar

Cemal Sevgi
Yenigün Gazetesi
26 Aralık 2008,Cuma


Ben yazmaktan bıktım, zeytinyağı ihracatçıları istemekten bıkmadı. Bir Dahilde İşleme Rejimi tutturdular, gidiyorlar. İstedikleri şeyin Türkçesi şu; Biz Türk malı zeytinyağı ile yeterince para kazanamıyoruz, Suriye'den Tunus'tan ucuz yağ alalım, Türkiye'de işleyip satalım. Dışarıdan gelen ucuz yağ Türk üreticisinin kaliteli yağının fiyatını düşürecekmiş umurlarında değil. Onlara sorarsanız zaten böyle bir niyetleri de yok. Ama DİR'e izin çıkması durumunda ilk olacak şey bu. Türk üreticisinin yağını ucuza kapatacaklar. Üreticinin emeğine saygı göstermeyi bir türlü öğrenemediler.

Hep bana hep bana nereye kadar?
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu 22 Aralık'taki toplantısından sonra yazılı bir açıklama yaptı. "EZZİB, üyelerine uygulanması planlanan Dahilde İşleme Rejiminde (DİR) en az yüzde 50 yerli mal kullanımı dışındaki diğer kısıtlayıcı maddeler ve süre kısıtlamasını kabul etmeyerek DİR'in sürekli bir şekilde sektörde uygulanması talebine devam etme kararı almıştır." denilen açıklamanın sevindirici tarafı şu aslında. Galiba onlar da yavaş yavaş DİR'den umutlarını kesmeye başladılar. Hiç olmazsa yarısını kurtaralım diye yüzde 50 yerli ürün kısıtlamasına bile razı olduklarını beyan ediyorlar. Bu açıklamanın gerçek nedeni de bu galiba. Yoksa zeytinyağı ihracatı 10 bin tonlara kadar düşmüş, ihraç edecek zeytinyağı bulamıyorlarmış, Tunus kutulu ihracatta Türkiye'yi geçmiş, miş, miş, miş. Hepsi lafı güzaf, gerçekleri herkes biliyor.

Türk üreticisini artık aptal yerine koymaktan vazgeçin. Hak ettiği fiyatı veren herkese Türkiye'de yetecek kadar zeytinyağı var. Ama siz yok pahasına istiyorsunuz. "Kimsenin kazancında gözümüz yok" diyorsunuz ama üreticinin kazandığı üç kuruşa da göz diktiniz.
Kimsenin kimseyi engellediği yok. İsteyen istediği yer yağ ithal edebilir. Gücünüz yetiyorsa, kendinize güveniyorsanız yapın markanızı istediğiniz yere mal satın. Ama artık boşuna DİRenmeyin. Bu iş olmaz.

Saturday, December 27, 2008

Zeytinyağı sektöründe saflık tartışması

Sinan Doğan
Referans
26 Aralık 2008,Cuma


Küresel ısınmanın yarattığı kuraklık, zeytinyağının kimyasını da bozdu. Körfez yöresi olarak adlandırılan Ayvalık, Edremit, Burhaniye ve Güney Ege'de bazı bölgelerde bu sezon üretilen zeytinyağlarında saflık değerlerinden biri olan delta 7, gıda kodeksinde belirtilen değerin üzerine çıktı.
Bu durum yöre yağlarının ihracatında ve iç piyasada satışında sıkıntı yaratmaya başladı. Bazı firmalar yaklaşık iki haftadır üreticiden zeytinyağı alımını kesti. Zeytinyağı firmaları kilitlenen piyasayı açmak için Tarım Bakanlığı'na başvurmaya hazırlanırken, Ulusal Zeytin Zeytinyağı Konseyi'nin Kimya Komitesi de kriterin 0.5'den 0.6'ya çekilmesi talebini gündemine aldı.
Bu gelişme zeytinyağı sektörünü de ikiye böldü. Saflık değerinin değiştirilmesini isteyenler, bu sezon fiyat düşüşünün ve ihracatta yaşanacak sorunun önleneceğini savunurken, sektördeki bazı firma ve üreticiler ise değişikliğin zeytinyağına diğer bitkisel yağların karıştırılmasının önünü açacağını, Türk zeytinyağının dünya standardından kopacağını öne sürüyor.

Türk yağının imajı zedelenir
Zeytinyağı uzmanı ve kimya mühendisi Mümtaz Gökçebağ, saflık derecesinde değişikliğin dış piyasalar açısından yanlış anlamalara yol açabileceğini söyledi. Gökçebağ, "Delta-7 değeri yüksek çıkan bir zeytinyağına ayçiçeği ya da aspir yağının karıştırıldığından şüphelenirim. Bu değişiklik üç beş kişinin teklifi ile olamaz" dedi.
Zeytindostu Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Alhat, zeytinyağında yaşanan sorunun bölgesel olduğuna dikkat çekerek, "Bir bölge için yapılacak değişiklik, haksız rekabet yaratır. Türkiye'yi dünyadaki zeytinyağı standartlarından koparır. Zeytinyağına diğer yağların karıştırılmasına kapı açılır. Türk zeytinyağının kalitesini artırmak istiyorsak, standartlardan taviz vermeyelim" dedi.
Tariş Köşk Kooperatifi Başkanı Hasan Köşklü ise 1994'de Güneydoğu'daki zeytinyağının fıstık yağı özelliği gösterdiğini, 1999'da Güney Ege yağlarında beta değeri sorunu çıktığını hatırlatarak, "O zaman kodeks değişikliği talepleri geldi ama kabul edilmedi. Bu yağlar başka bölgedekilerle karıştırılıp sorun çözüldü. Şimdi neden kodeks değiştirilmek isteniyor. Bunu anlamak mümkün değil. Üstelik üretim sezonu başladı. Maç oynarken kurallar değiştirilmemeli" diye konuştu.

Değişiklik değil tolerans
İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Kristal Yağları'nı üreten Ticaret ve Sanayi Kontuvarı'nın Yönetim Kurulu Başkanvekili Ayhan Baran ise, küresel ısınmadan kaynaklanan sebeplerden dolayı Ege'deki bazı yörelerde zeytinyağının asit ve delta 7 değerlerinde farklılıklar yaşandığını doğruladı. Üreticilerden ve firmalardan gelen talebin Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin Teknik Komitesi'nde değerlendirildiğini ifade eden Baran, "Söz konusu olan gıda kodeksinin değiştirilmesi değil, bu sezona özgü bir tolerans. Telaş edecek bir durum yok. Dış piyasalar açısından da bir sorun yaşanmaz" dedi.
Baran, bölgelerden alınacak zeytinyağı örneklerinin analiz edileceğini, buna göre bir değişiklik gerekiyorsa Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na başvurulacağını söyledi.
Öte yandan, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yönetim kurulu, zeytin ve zeytinyağı ihracatında Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithalat yapılması taleplerinin devam ettiğini, bu konuda bazı kurumların kamuoyuna yanıltıcı bilgi verdiğini açıkladı.

Thursday, December 25, 2008

EZZİB’İN DAHİLDE İŞLEME REJİMİ (DİR) TALEBİ DEVAM EDİYOR















EGE ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU
25 Aralık 2008,Perş.


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 22 Aralık’ta yaptığı yönetim kurulu toplantısında EZZİB üyelerine uygulanması planlanan Dahilde İşleme Rejiminde (DİR) en az yüzde 50 yerli mal kullanımı dışındaki diğer kısıtlayıcı maddeler ve süre kısıtlamasını kabul etmeyerek DİR’in sürekli bir şekilde sektörde uygulanması talebine devam etme kararı almıştır.

EZZİB kamuoyuna defaatle bildirdiği haklı taleplerinden dolayı zeytin ve zeytinyağı ihracatında DİR talebini devam ettirmektedir. Bu talebimizi geri çekecek veya öteleyecek herhangi olumlu bir gelişme olmadığı gibi özellikle zeytinyağı ihracatı önce 90 bin tonlardan 38 bin tona, bu sene de 10 bin tonlara inmiştir.

Markalı ihracatın artmasını isteyen sektörün bir kesiminin markalı ihracatın en önemli unsuru olan DİR’e karşı çıkması anlaşılamamaktadır. Biz Yönetim Kurulu olarak prensipte zeytin ve zeytinyağı ihracatıyla alakası olmadığı halde bu konuda hemen hemen her gün beyanat veren kişi ve kurumları muhatap almamakla birlikte, kamuoyuna yanıltıcı bilgi verdiklerini düşünmekteyiz.

İç piyasa oligopolünü destekleyen bu kişi ve kurumların ihracat ile ilgili beyanat vermesi ve piyasada oluşan bazı gelişmelerin kendi inisiyatifinde olduğunu vurgulaması ihracattan geçinen üyelerimizin tepkilerine yol açmaktadır.

Sektörde birçok konuda muktedir olduğunu vurgulamak dışında hiçbir somut icraatı olmayan yarı sivil toplum kuruluşları üreticiye alınan primde yaptıkları büyük konuşmanın ardından AB çiftçisinin aldığı primin 10’da 1’inden daha azına razı olmuşlardır.

İspanyol kooperatiflerine, Yunan Ticaret odalarına destek vermek için gönüllü olan şahıs ve kurumlar umarız iyi ilişkilerini devam ettirirler ve yakın bir gelecekte oluşacak ilk yüksek rekoltemizde oluşacak satış zorluğunda Türk üreticisine destek için bu kurumlardan yardım talep ederler.

Dünya zeytin ve zeytinyağı piyasaları ve fiyat yapılarından bihaber olan bu şahıs ve kurumların popülist söylemleri ile ülkemiz zaman kaybederken zeytin ve zeytinyağında rakibimiz olduğunu zannetiğimiz İtalya, İspanya ve Yunanistan’ın dökme yağ deposu olarak bilinen Tunus’un dahi ABD ambalajlı yağ pazarında Türkiye’nin iki katı pazar payına sahip konuma gelmiş olduğunu biliyorlar mı?

Bizler, kendi üyelerimizin haklı taleplerini savunmaya, tanıtacak miktarda ve kalitede malımız olmasa da kendi üyelerimizin verdiği kaynaklarla zeytin ve zeytinyağını tanıtmaya devam edeceğiz.

Orkide'den margarine 15 milyon euroluk yatırım

Referans
25 Aralık 2008,Perş.


Orkide Yağları'nın üreticisi Küçükbay AŞ, 15 milyon euroluk yatırımla margarin üretimini geliştirmeyi planlıyor. Yatırım şirkete, enerji maliyetlerinde yüzde 25-30 tasarruf sağlayacak.
Orkide markalı yağları üreten Küçükbay AŞ, yeni yıla 15 milyon euroluk yatırımla adım atıyor. Yeni yatırımla sıvı yağ sektöründe ambalajlama ve dolum hatlarının yeni kuşak teknolojiyle modernizasyonu sağlanacak.
Orkide Yağları'nın Türkiye'de yıllık toplam 450 bin tonluk margarin sektörünün 350 bin tonluk bölümünü kapsayan endüstriyel pazarda atılım yapacağını belirten Endüstriyel Ürünler Müdürü İbrahim Şener, yeni yatırımla margarin üretimini önemli ölçüde geliştireceklerini kaydetti.
İdeal Orkide markasıyla "trans yağ içermeyen" (trans free) margarin üreten şirket, yeni teknolojiyle endüstriyel pazardaki ağırlığını ve ürün çeşitliliğini artırmayı planlıyor. Şirketten dün yapılan açıklamaya göre, 2009'un ilk aylarında tamamlanacak yatırım, şirkete enerji verimliliği konusunda önemli katkı yapacak ve enerji maliyetlerinde yüzde 25-30'a varan tasarruf sağlayacak. 80'in üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren Orkide Yağları, bu yatırım sayesinde kalite standartlarını da yükseltecek. Orkide, ihracatta dış pazarda aranan en önemli kriterler arasında yer alan standart ağırlık, standart ambalaj, hassas ölçüm ve kontrol sistemlerinin en gelişmişini uygulamaya başlayacak, ihracattaki hızını artıracak.

Krizden çıkmanın formülü yatırım
Kriz ortamında yaptıkları milyonlarca euroluk yatırımla dikkatleri çeken Orkide Yağları Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay, "Ekonomik krizin üretim, yatırım ve ihracat odaklı çalışılarak aşılabileceğine inandıklarını dile getirdi. Küçükbay, "Sadece sektörümüz değil ülke de bu formülle krizden çıkar. Grup olarak koşullar ne olursa olsun yatırım mantığı ile çalışıyoruz. Bu kriz de sona erecektir. Bu noktada önemli olan kriz sonrası potansiyelleri ve fırsatları yakalamak. Bunun yolu da ekonomik krize rağmen yatırımları durdurmamaktan geçiyor" dedi.

76 ülkeye ihracat
Ürünlerini yurtiçinde "Orkide" markasıyla yurtdışında da "Orkide" ve "Vera" markalarıyla satışa sunan Küçükbay AŞ, 76 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.
Küçükbay AŞ, yemeklik sıvı yağ üretiminin yanı sıra 2003 yılında margarin üretimine de başladı. Günlük 1000 ton rafine yağ, yıllık 250 bin ton sıvı yağ kapasitesi ile Türkiye'nin yıllık yağ üretim ihtiyacının yüzde 35'ini, sıvı yağ satışlarının ise yüzde 15'ini karşılayan Küçükbay AŞ, 250 çalışana sahip. Küçükbay AŞ, son 10 yıldır Türkiye'deki ilk 500 sanayi kuruluşu içinde yer alıyor.

Zeytinyağından margarin üretimi başlayabilir

Nur Demirok
Referans
25 Aralık 2008,Perşembe


Birkaç kez yazdım, yapay yöntemlerle katılaştırılan margarinler de bitkisel sıvı yağlardan üretilir diye. Bitkisel yağ ne demek? İçeriğinde kolesterol olmayan sağlığa yararlı yağ! Gelin görün ki bir margarinin sağlığa yararlı olması için katılaştırma (hidrojenasyon) sırasında "trans yağ asitleri" üretmemesi lazım. Şimdi yeni bir teknikle Türkiye'de de sağlıklı margarinler üretiliyor.
Yine de bazı margarinlerde "trans yağ içermez" ifadesi yok! Demek ki dikkatli olmak şart. "Trans yağ" içeren margarinler ve onlardan üretilen mamullerin sağlığa zararlı olduğu kesin. Bilinen konuyu tekrar etmeyeceğim. Son tıbbi araştırmalar "hidrojenasyon" sırasında oluşan trans izomerlerinin damar çeperinin morfolojik yapısını bozduğunu ve elastikiyetini ileri derecede azalttığını gösteriyor.

Sanayi yağlarının da temize çıkması lazım
Margarinciler de farkında ki bu "trans yağ" sorunu kızıştıkça orta vadede pazar etkilenecek. Raflarda verilen mesajlar bence yetmiyor; margarinle üretilen cips, bisküvi gibi mamullerde kullanılan sanayi yağlarının da temize çıkması şart! Kanaatimce burada iş yine "Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği"ne(MÜMSAD) düşüyor.
MÜMSAD, özel tasarlayıp tescilini yaptırdığı "trans yağ içermez" logosunu yalnız kendi üyelerine kullandırıyor. Çok da başarılı bu konuda! Bilinçlenen tüketici bu logoyu gördükten sonra alıyor margarini.
Şimdi düşünüyorum da MÜMSAD örneğin unlu mamul üreticilerine de bir logo oluşturamaz mı? Trans yağ içermeyen hazır ürünleri kendi şemsiyesi altına alarak?
Şu bir gerçek ki, margarin üreticileri artık sıvı yağcıların karşısında daha güçlü! En azından tehdidi fırsata dönüştürmüş durumdalar. Bugün inovasyon konusunda ambalaj değiştirmekten başka hiçbir yeniliği yaratamamış zeytinyağı üreticileri de bu yarışta çok geride kaldılar.
Duyumlarıma göre bu yıl zeytinde "var yılı" yaşanacak. Mahsul epey bol! Zeytinyağı üreticileri mutat olduğu üzere yine margarincilere yüklenecek gibi. Hatırlayacaksınız Unilever, "Sana" ve "Becel" için zeytinyağı katılmış margarinleri piyasaya sürünce kıyamet kopmuştu.
Ben Unilever'de başarılı çalışmalar yapan Özgür Kölükfakı'yı dışarıdan bir gözlemci olarak çok takdir ederim. Nitekim kısa bir süre önce, yağ ve sos grubunun başına pazarlama direktörü olarak getirildi. Kendisinden bu konuda yeni sürprizler bekleyebiliriz.
Yanlış hatırlamıyorsam Hakan Behlil döneminde margarinin zeytinyağıyla takviyesi gerçekleşmiş; yeni ürünlere dörtte bir "Komili Zeytinyağı" eklenerek zeytinyağının sağlık motifi margarin paketlerine taşınmıştı. Şimdi bu yenilikçi olma misyonunu Kölükfakı devam ettiriyor.
Uzun zamandır süregelen margarinci zeytinyağcı gürültüsünün, aslında zeytinyağı dünyasındaki çok başlılıktan ve zeytinyağcıların her konuda birbirlerine muhalif olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Zeytinyağında ambalaj dışında yenilik fikri yok
Zeytinyağı üreticisi işte yine zorda! Kendilerini zeytinyağcılığın duayeni sayanlar ile genç takım arasında ticari ve sınai kabuller açısından sürekli kavga var. İhracattan hükümet ilişkilerine, yenilikçi görüşlerden korumacı düşüncelere kadar sayılamayacak kadar ihtilaflı konu zeytinyağı sektörünü epey germiş durumda.
Şimdi düşünüyorum da örneğin Unilever tamamen zeytinyağından bir margarin üretirse ne olur? Zeytinyağcılar Unilever'le nasıl başa çıkacaklar? Zeytinyağcılara sorarsanız bu imkânsız! Tümüyle zeytinyağından margarin yapılması hem etik hem de teknik açıdan mümkün değil. Oysa Unilever şemsiyesi altındaki ünlü zeytinyağı markası "Bertolli" bu konuda oldukça aşamalar kaydetmiş. Avrupa'da sırf zeytinyağından sürülebilir formda başka markalar da gördüm.
Kısacası "zeytinyağında var yılı" yeni açılım ve rekabetleri gündeme getirebilir.

Sürülebilir zeytinyağından margarine doğru
Tümüyle zeytinyağından margarin yapmak (daha doğrusu zeytinyağını katı hale getirmek) bugünün teknik koşullarına göre pekâlâ mümkün. Eğer başarılabilirse Türkiye'de yeni bir kategori epey başarı kazanabilir. Şimdi çoğu ülkede zeytinyağını ekmeğin üstüne sürerek tereyağıyla rekabet moda olmuş durumda. Sürülebilir kıvamdaki zeytinyağını yanılmıyorsam tümüyle "hidrojenize" etmek de gerekmiyor. Yüzde 85 sızma zeytinyağı ile yüzde 15 "emulsifier vegetal mono glycerides" formülü geçerli. Bu grubun fesleğenlisi, limonlusu ve baharatlısı da var! Anlaşılan o ki yakında zeytinyağı modasında yeni açılımları, hatta zeytinyağından margarin üretimini bile görebileceğiz.

NOT DEFTERİ
Ampulü sayısız kez mükemmelleştirmek için çabalayıp sürekli başarısızlığa uğrayan Edison'a densizin biri sorar: "Üstat galiba on bininci başarısızlığa doğru yol alıyorsunuz! Daha ne bekliyorsunuz?" Edison cevap verir: "Hayır beklediğim filan yok, şimdi her defasında ampulü icat etmenin yeni bir yolunu keşfetmekle meşgulüm. Ama sonunda bulacağım ampulü mutlaka yakacağım!"