Monday, September 06, 2010

Sızma zeytinyağında ‘kolon’ alarmı var

Erkan ÇELEBİ
Hürriyet
5 Eylül 2010


YASAĞA rağmen, piyasada satılan her iki sızma zeytinyağından birini, yüksek asit oranı kolon yöntemiyle düşürülmüş yağlar oluşturuyor.

Buna da, zeytinyağının sızma mı, kolon yağı mı olduğunu belirleyebilen tek laboratuvarın özel sektörde bulunması yol açıyor. Tarım Bakanlığı, özel laboratuvarların analiz sonuçlarının ‘resmi’ sayılması için çalışma yapıyor.

TARIM ve Köyişleri Bakanlığı’nın, üretim ve satış yasağına rağmen, piyasada satılan her iki sızma zeytinyağından birini, “çakma” olarak adlandırılan yüksek asit oranı kolon yöntemiyle düşürülmüş yağlar oluşturuyor. Buna da, bir zeytinyağının ‘sızma mı, yoksa çakma mı?’ olduğunu Türkiye’de sadece bir laboratuvarın belirleyebilmesi yol açıyor. Yüzde 2’leri bulan asit oranı kolon yöntemiyle işleme tabi tutularak, yüzde 0.8’lik sızma zeytinyağı seviyesine düşürülen bu yağlar, piyasadan toplanıp, analizleri yapılamadığı için yüzde 30’luk fiyat avantajı sayesinde market raflarında sızma zeytinyağı diye satılabiliyor.

Gıda değerini düşürüyor

Vitamin ve gıda değerlerinde kayba yol açan bu yöntem sayesinde yüksek asit oranlı zeytinyağları, yüksek ısıda vakumlama yöntemiyle işleme tabi tutularak, asit oranları sızma seviyesine (yüzde 0.8) kadar çekilebiliyor. Bir zeytinyağının doğal yöntemlerle mi yoksa kolon yöntemiyle mi sızmaya dönüştürüldüğü de ancak, laboratuvar ortamında yapılan testler sonucunda belirlenebiliyor. Bunun için de bazı özel cihazların olması gerekiyor. Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Teknik Komite Başkanı Ülkü Ülken, bu testleri de Türkiye’de tek laboratuvarın gerçekleştirebildiğine dikkat çekerek, “O da özel. Böyle olunca da meydan kolon yöntemiyle üretilen zeytinyağlarına kalıyor. Devletin kontrolünde bu analizleri gerçekleştirebilecek laboratuvarın olmaması, Tarım Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlık şimdi, özel laboratuvarlara denetim ve inceleme yapma yetkisi vermek için çalışmalar yapıyor. Bu gerçekleşirse, market raflarında yer alan bu tip ürünlerin özel laboratuvarda yapılan analizleri de resmi sayılacak. Uygun çıkmayan ürünlerle ilgili yasal işlemlerde kullanılabilecek” dedi.

Yarısı kolon yağı

Arkadaşımız Mehtap Özcan’ın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de yıllık zeytinyağı tüketimi, 100 bin tonu buluyor. Naturel sızma olarak piyasada satılan zeytinyağların yaklaşık yüzde 50’sini kolon yöntemiyle üretilen yağlar oluşturuyor. Bu yağların fiyatı ortalama yüzde 30 daha düşük olması nedeniyle özellikle marketlerde promosyon amaçlı kullanılıyor. Zeytinyağı pazarı büyüdükçe, piyasada istismar, tağşiş (karışım) yağ satışı artıyor. Piyasa, özellikle 15 markanın hakimiyetinde bulunuyor. Bunlar arasında Tariş, Komili, Kristal’in pazar payı toplamda yüzde 70’lere ulaşıyor.

Marketlere sorumluk yüklenmeli

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin, özellikle hammadde fiyatından daha ucuza satılan naturel sızma zeytinyağlarının alınmaması konusunda tüketicileri uyardı. Çetin, “Bakanlığın tebliği yayınlamış olması, tek başına bir şey ifade etmez. Burada en önemli konu denetimlerin yapılması. Şikayet üzerine yapılacak denetimden öte düzensiz aralıklarla da denetimler yapılmalı. Tespit edilen ürün ve markalara ciddi yaptırımlar uygulanmalı. Marketler de bu sorumluluğa dahil edilmeli. Halk da ucuz fiyatla satılan zeytinyağını sorgulamalı” dedi.

‘Kolon’la gerçek sızma arasında yüzde 30 fark var

ANA Gıda Genel Müdürü Ümit Ersoy, “Tebliğ yayın tarihinden önce yaptığımız tespitlerde kolon yağının tüm Türkiye çapında yaygınlaştığı ortaya çıktı. Kolon yağı ile naturel sızma zeytinyağı arasındaki maliyet farkı yüzde 30’u geçiyor. Bu nedenle özellikle zincir marketler, kendi markaları altında ürettirdikleri zeytinyağların kolon yağı olup olmadığına dikkat etmeli. Tüketicinin aldatılmasına aracı olmamalı” dedi.

Oksitlenme artıyor meyve aroma ve kokusu kayboluyor

KOLON sızması olarak adlandırılan zeytinyağları vakum altında ve yüksek sıcaklıkta işlem görüyor. Yüksek asitli zeytinyağlarının asitleri düşürülerek kötü tat ve kokuları bir miktar alınarak piyasaya naturel sızma zeytinyağı olarak satılıyor. Yani 1.5-2 asit zeytinyağı yüksek ısılara tabi tutulup sızma zeytinyağı haline getiriliyor. Oysa, natürel sızma zeytinyağı ise doğrudan tüketime uygun, serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden binde 8’i geçmeyen yağlar olarak sınıflandırılıyor. Kolon yağları işlem görmesi nedeni ile duyusal özellikler olarak naturel sızma zeytinyağında bulunan meyve aroması ve kokusunu yitirebiliyor. Kötü tat ve kokusu alınsa dahi, kusur içerip kısa sürede oksidasyona uğrayabiliyor. Yani bu yağlar uzun süre beklediği taktirde oksitlendiği için ransid olarak tanımlanan kusur oluşuyor.

Kişi başı tüketimde gerideyiz

Türkiye zeytinyağı üreticisi ülkeler içinde yer almasına karşın diğer üretici ülkeler karşılaştırıldığında halen kişi başına tüketim miktarı son derece düşük seviyede kalıyor.
Türkiye’de kişi başına tüketim yılda 1.5 kilogram seviyesindeyken bu rakam Yunanistan’da 22 kg, İtalya’da 12 kg, İspanya’da 10 kig ve Suriye’de 6.2 kg.
Bu tüketim ağırlıklı olarak üretim bölgeleri olan Ege, Marmara Bölgelerinde yoğunlaşıyor.

Ağaç sayısı 150 milyonu buldu

Türkiye’de 100 bin ton zeytinyağı tüketiminin yüzde 40’ı naturel sızmadan oluşuyor. Bilinçli tüketici giderek sızmaya yöneldiği için tüketimi artıyor.
Türkiye’de son yıllarda yeni dikilen ağaçlarla 150 milyon adet civarında zeytin ağacı bulunuyor. Bu da tüm dünyadaki zeytin ağaçlarının yüzde 10’unu kapsıyor.

Wednesday, September 01, 2010

Zeytinyağı ambalajında asırlık hafıza











Çeşitli defalar bu blogun konuğu olan,Z&Z Dergisi'nde yayımlanan yazılarıma ( http://zeytinkulturu.blogspot.com/search/label/Zeytinya%C4%9F%C4%B1%20Etiketi ) konu olan, tanışıklığımızın dostluğa dönüştüğü sevgili Mark Wickens'in öyküsünü bir kez de Zeytin Ağacı Dergisi'nden okuyalım:

20 YILDIR “DÜNYANIN” ETİKETİNİ TOPLUYOR

ÖZEL HABER: Nevin Silyanoğlu


Yirmi yıl öncesine dayanan bir ilgi bugün vazgeçilmez bir hobiye dönüştü.
Mekanın ve zamanın birbirini desteklediği dönemde küçük hikayeler bir araya gelerek bir sanatı yarattı.

Bir yaprak, gölgesinde meyvesi…Zarif bir el uzanıyor, gizemini yakalamak için…
Tasvirde geçen minik öykülerden biri bu. Şişelerin göğüslerinde yer tutan kareler, renkleriyle ve dilleriyle algılara sesleniyorlar.
İlgi evrenimizde neyin ne vakit vücuda gelip vazgeçilmezlerimizin arasında olacağını belirleyemeyiz. Ama öyle bir an gelir ki yeni bir başlangıçtır…
Tanrıça, doğayı kutsarken zeytin, güneşin tacı olmuş… O günden bugüne kadar da toprağın her yudumu bereketiyle resmedilmiş…
Yıllar öncesi…Yaklaşık yirmi yıl gibi uzun soluktan bahsediyoruz. Söz konusu olan birikimin dile gelmesi için…Doğumu yaklaşan yeni başlangıca doğru…
Kanada’da Quebec eyaletinde yaşıyor, Dr. Marc Wickens. Bir gün bir markete yolu düşüyor. Gereksinimi için raflara yönelirken yan yana sıralanmış şişeler, dikkatinin merkezine yoğunlaşıyor. Uzun gövdeli şişelerin göğüslerinde tabiatın her öğesi özenle anlatılmış ve her öykünün sonu siyah bir meyveyle noktalanmış. Zeytinden haber ediyoruz; tanrının gözetiminde özgürlüğün, barışın ve sevginin güçlü kodlanmasından…
Zeytin, bazen çekici bir kadınla bütünleşiyor, bazen bir annenin bağrına yumulmuş bebeğin tazeliğiyle örtüşüyor, bazen de vakurlu bir delikanlının duruşuyla zenginliğine ve asaletine vurgu yapıyor. Marc Wickens, işte bu anlatıların etkisiyle bir tarihi dosyalıyor. Zeytin ve zeytin yağının etiketlerinden oluşan, dönemlerin çeşitliliğini barındıran bir arşivin yaratıcısı oluyor.
Wickens’ın arşivinde, Akdeniz’in kasabalarında dolaşıyoruz. Kıtalardan, ülkelerden türlü türlü kompozisyonlarda etiketleri inceliyoruz. Yolculuğumuzu sürdürürken şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. Gördüklerimiz bizleri duygulandırıyor. Türk zeytin ve zeytinyağı firmalarına ait özel tasarımlı etiketlerle karşılaşıyoruz. Hasan Zeytinyağı etiketi bunlardan sadece biri. 1930’lu yıllara dayanıyor; adeta günümüze dair bir köprü niteliğinde…
Etiket, kabartmalı işlemesiyle Osmanlı sanatından da izler taşıyor. Türklüğün kültüründen, kokusundan gerçekten harika bir lezzet sunuyor. Etiket hoş bir tasarıma sahip; Türkiye’nin zeytin kokulu sahillerini ve İstanbul’un tarihi dokularını iki aynadan seyrediyoruz. Bütün bunların yanında, Hasan Usta’nın zeytinyağları, döneminde etkili hizmetlerde bulunmuş olmalı ki, bunu teyit eden ödüllerini tasarımının merkezinde görüyoruz.
Yine farklı bir etiketin farklı bir iklimindeyiz. Kaz dağlarının eteklerinde yeşillerle çevrili bir kasaba. Adatepe Köyü. Yörenin güzelliği, madalyon içinde Refika’nın resmiyle bütünleştirilmiş. Çağın Rum ve Türk toplumları tarafından çokça sevilen Refika, dostluğu, dansı, şarkıları ve çekiciliğiyle ün salmış köyünün bu bereketli diyarlarında. Bir nevi zeytini anlatmaya da eda olmuş.
Anadolu, uygarlığın doğup serpildiği topraklar olarak biliniyor…Bu özelliği bu kez başka bir etikette okuyoruz.
Lidya Kralı Alyattes, zeytin yağı etiketlerinde gücü, zenginliği, ihtişamı simgeliyor. Etiket, altın ve gümüş karışımı madenden üretilen aslan başlı sikkeyle açılıyor. Lidya Krallığı’nın arması olan sikke ve hükümdarın eline değen zeytin yağı, bir görkemliliğin başka türlü tanımı…İşte bu tür betimlemeler, Wickens’ı hayran bırakan ayrıntıları oluşturuyor.
Marc Wickens’ın koleksiyonunda Anadolu Türk Tarihi ve Kültürü’nden doğma yazılı, görsel eserler mevcut. Ürün kimlikleri görüldüğü gibi yalnızca etiket olmaktan ibaret değil, kültürümüzün, duruşumuzun da bir yansıması.
Wickens, koleksiyonununda 1853 ve 1930 yıllarına ait üç yüz elli adet nadir ve özel etiketlere sahip olduğunu söylüyor. Kanadalı koleksiyoncu, etiket arşivinin finansal değerinin de paha biçilemez olduğunu belirtiyor.
Dr. Wickens’a koleksiyonuyla ilgili ileri dönük projelerini sorduğumuzda önümüzdeki yıllarda zeytin ve zeytinyağı etiketlerinin devamını getirmek istediği yönünde yanıt alıyoruz. Ve arşivini genişletmiş haliyle Montreal’da bir üniversitede, ülkenin diğer şehirlerinde de
sergilemeyi planlıyor.
Wickens, birkaç yıl önce Türkiye’de bulunduğu sıralarda koleksiyonun sergilenmesi için bir müzeden teklif de almış. Umarız böyle bir girişimin ev sahipliğini de yaparız.
Ülkesinde zeytin ve zeytin yağı üzerine butik mağazaların olduğuna da işaret eden Dr. Wickens, zeytin ve zeytin yağı pazarının büyümekte olduğunu da vurguluyor.
Anadolu topraklarında derin geçmişi olan zeytin yağı, özgün tasarımlarımız ve benzersiz kültürel, sanatsal sunumlarımızla uluslar arası pazarlarda da gerçek yerini alacaktır. Wickens’ın deyimiyle dünya yeni bir fenomene kapılarını açıyor…

Tuesday, August 24, 2010

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI TANITIM KOMİTESİ, JAPONYA’DAN ZEYTİNYAĞI ALIM KOMİTESİ GETİRİYOR!

Zeytinyağı tüketiminin hızlı bir şekilde arttığı Japonya’yı 2010/11 sezonunda hedef pazar olarak belirleyen Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, Ege Bölgesi’nde Kasım ayında yapılacak olan Zeytin Hasat Şenlikleri’nden bir tanesinde, Japonya’dan “Zeytinyağı Alım Heyeti” getirmeyi planlıyor.
Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapılan “Japonya Zeytinyağı Pazarı Bilgilendirme Toplantısı”yla Türkiye'nin zeytinyağı ihracatında önemli bir yer tutan Japonya pazarı hakkında katılımcılara bilgi verildi. Toplantıda konuşan, Zeytin ve Zeytinyağı Tantım Komitesi Eşbaşkanı Metin Ölken, Türkiye'nin zeytinyağı ihracatında Japonya'nın çok önemli bir yer tuttuğunu belirterek, bu ihracatın gelişimi için çeşitli etkinlikler yaptıklarını kaydetti.
Mart ayında yapılan ''Foodex Japan 2010'' gıda fuarına katıldıklarını kaydeden Ölken, bu fuar süresince Türk ve Japon yemeklerinin zeytinyağı ile yapıldığı ve katılımcılara tattırıldığını söyledi. Ölken, “Türkiye’nin Japonya’ya zeytinyağı ihracatını arttırmak için Kasım ayında zeytin hasat şenliklerinden bir tanesine denk gelecek şekilde Alım Heyeti Organizasyonu gerçekleştireceğiz. Bu Alım Heyeti’ne Japonya’nın yanı sıra Çin ve Güney Kore’den de ithalatçıların katılımını organize edeceğiz. 2011 yılında Japonya’da Foodex Gıda Fuarı’na yine katılacağız. Japonya yükselen bir Pazar. Japonya'da sağlanacak başarı uluslararası arenada Türk zeytinyağı imajı yaratmada büyük katkı sağlayacak” diye konuştu.

JAPONYA’DA ZEYTİNYAĞI PAZARI GİDEREK BÜYÜYOR
Japonya’nın yıllık 35 bin ton zeytinyağı ithal eden bir ülke olduğunu ve bu rakamın sürekli arttığını belirten Japonya Zeytinyağı Tadımcıları Derneği Başkanı Toshiya Tada, ise “Japonya yıllık 2.3 milyon ton sıvıyağ tüketen bir ülke. Bu pazarda zeytinyağı yüzde 2 paya sahip ancak zeytinyağı tüketimi hızla artıyor. Türkiye, Japonya’ya yıllık bin 800 ton zeytinyağı ihracatı ile üçüncü ülke. Yeni bir fikir geliştirip, Türk Zeytinyağını bir çok kişiye tanıtmamız lazım'' dedi.
Japonya genelinde 1000 tane süpermarket ile 60 bin bakkal ya da büfe bulunduğunu belirten Tada, aynı zamanda 724 bin 295 restoran ve cafenin bulunduğu ülkede, gıda hizmetleri cirosunun 400 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.
Dünya genelinde Türkiye'nin 2008 rakamlarına göre en fazla zeytinyağı ihracatı yapan 5. ülke olduğunu kaydeden Tada, Japonya'nın zeytinyağı ithalat rakamlarında son yıllarda bir artış olduğunu söyledi.
Tada, Türkiye'nin Japonya'da 3. en büyük tedarikçi ülke durumunda olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İtalya'dan 8 bin 700, İspanya'dan 8 bin 200 ton zeytinyağı ithal edilirken, Türkiye'den bu rakam sadece bin 800 ton. Bu rakamların artabilir. Haziran ayında Japon ev kadınları ile yaptığımız ankette bu kişilere bazı sorular sorduk. Bu anket sonucunda sadece 7 kişi Türkiye'nin iyi bir zeytin üreticisi olduğunu biliyor. 95 kişi, İtalyanların zeytinyağı üretirken, Türk zeytinyağını kullandıklarını bilmiyor. Ankete katılanlardan sadece 3 kişi Türk zeytinyağı satın almış, o da web sitesinden. Son olarak ankete cevap verenlerin hiçbiri Türk zeytinyağı markası ismi bilmiyor. Japonya genelinde Türk ürünlerini satan yerler çok az. yeni bir fikir geliştirip, Türk zeytinyağını bir çok kişiye tanıtmamız lazım” dedi.

Monday, August 09, 2010

Çetin: Dünyanın gözü Tariş'te

07 Ağustos 2010,Cumartesi

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, "Birlik ve beraberlik ruhu içinde olursak hiç bir güç bizi parçalayamaz" dedi

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, dünya ülkelerinin gözünün Tariş'in üzerinde olduğunu söyledi. Balıkesir'in Havran ilçesinden gelen 60 kişilik Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Tarım Satış Kooperatifi üyelerini İzmir Tariş tesislerinde ağırlayan ve Tariş'in dünü ve bugünü konusunda açıklamalarda bulunan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, "Bütün dünya ülkelerinin gözü Tariş'in üzerinde.
Ancak yalan satış söylentileri çıkarılsa da, sizler Tariş'e birlik ve beraberlik ruhu içinde sahip çıktıkça, hiçbir güç bizim malımızı satın alamaz. Çünkü bizim malımızı satın alacak banknotları matbaalar basmadı" dedi. Ziraat Odası Başkanı Emin Ersoy'da zeytinlerin uçakla ilaçlanmasına müstahsillerin yüzde 80'inin karşı olduğunu, fakat doğru olanın da bu ilaçlamanın uçakla yapılması olduğunun altını çizdi.
Daha sonra söz alan Mehmet Tuna ise piyasada hiç kalite kontrolü olmadığını bu yüzden çok sahte yağ satıldığını bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını beklediklerini söyledi.

Monday, July 26, 2010

Zeytinde rekolte kavgası

Hürriyet Ege
24 Temmuz 2010,C.Tesi


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Nedim Güreli’nin bu yıl zeytinyağı rekolte tahmin çalışmalarını yapacağını açıklamasına, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan ve Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin tepki gösterdi. UZZK Başkanı Mustafa Tan, her kurumun tahmin çalışması yapabileceğini ancak ortaya çıkan rakamların Türkiye adına verilmiş resmi bir rakamı ifade etmeyeceğini söyledi.

DAVET YAZISI
Geçen yıl zeytinyağında yaptıkları 147 bin tonluk üretim tahmininin yüzde 100 gerçekleştiğini vurgulayan Tan, “Bize gelen Bakanlık yazısına göre Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Ulusal Resmi Tespit Heyeti’nin eylül ayında başlayacak çalışmaları için koordinatör olarak Ege ihracatçı Birlikleri, İzmir Ticaret Borsası, TOBB, TÜİK ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de içinde olduğu kurumlara davet yazısı gönderdik. Kısır tartışmalar yerine davetimize icabet edilmesini bekliyoruz” dedi. Tan, geçen yıllarda her kurumdan ayrı bir ses çıkmasından en çok üreticinin mağdur olduğunu dile getirdi.

DOĞRU DEĞİL
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin de “İhracatçılar Birliği’nin bu çıkışını doğru bulmuyorum. ‘Bu işten senin benim karnım doyuyor’ gibi bir polemik yaratmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Sektör bütün bileşenleri ile bütünse bir tane rekolte tahmini yapılır. Kavram kargaşası yaratmak en büyük kötülüklerden biridir” değerlendirmesinde bulundu. Tarım Bakanlığı’nın UZZK’ya genelgeyle yetki verdiğini ifade eden Çetin, “Diğer kurumlar da tahmin yapar ama bağlayıcı olmaz” diye konuştu.

Şekilleri neden bozuldu...

Yeni Asır
23 Temmuz 2010,Cuma


Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan, ''Ayvalık zeytin çeşidi meyvelerinde görülen şekil bozukluklarının olası nedenlerinin incelenmesi ve üreticiye yönelik uygulamaların geliştirilmesine'' yönelik hazırladıkları projeyi hayata geçireceklerini bildirdi. Tan, düzenlediği basın toplantısında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'ne (TAGEM) sundukları projenin 107 proje arasında en yüksek puanı olarak Ar-Ge programı kapsamında 300 bin liralık hibeyle desteklenmeye hak kazandığını söyledi.

Projeyi Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürüteceklerini aktaran Tan, İtalyan Bari Akdeniz Araştırma Enstitüsünden gelen İtalyan uzmanların bölgede zeytin virüsleri testleri yapacağını, Van 100. yıl Üniversitesi ve Ege Üniversitesi öğretim üyelerinin de çalışmalara katkı koyacağını dile getirdi. Tan, projeyle bor noksanlığı göstermese de halk arasında ''maymun surat ya da takoz'' tabir edilen şekil bozukluğu gösterdiği belirlenen ağaçlarda virüs analizlerinin, zararlı tür tanımlamalarının, halkalı yaprak lekesi hastalığı taramalarının yapılacağını, yaprak, toprak, meyve, su analizleri ve meyve et dokusunda bozulmaya neden olan ''pektinaz enzimi'' analizleriyle olası etmenlerin bir arada incelenmesinin hedeflendiğini anlattı.

ZEYTİN'DE 'VAR YOK YILI' KALKTI

Alınan analiz sonuçlarına göre uygun tanı ve uygulama programı oluşturulacağını ifade eden Tan, zeytindeki ''maymun surat'' sorunu nedeniyle sofralık zeytin oranının yüzde 50'lerden yüzde 3-10'lara düştüğünü, 3 yıl boyunca yürütülecek projeyle üreticiye yönelik uygulamalar geliştirileceğini söyledi. "Zeytinde ''var yılı-yok yılı'' ayrımı kalktı" Rekolte tahmin çalışmalarına dair yürütülen tartışmalara da değinen Mustafa Tan, bu görevin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından resmi olarak UZZK'ya verildiğini hatırlattı. Tan, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli'nin rekolte çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamayı ''dil sürçmesi'' şeklinde tanımlayarak, ''Biz bilimsel kriterlerle rekolte tahmini yapıyoruz. Arka planda başka düşünce yok. Ama sayın başkan yılda iki kez bunu gündeme getiriyor ve üreticiler üzerinde baskı oluşturuyor.

Aslında niyeti dahilde işleme rejimini (DİR), yani ithalatı gündeme getirmek. Oysa DİR tartışmaları bitti, gündemden kalktı. Biz yine de kendisine zeytin dalı uzatıyoruz ve bu söylemlerden vazgeçmesini istiyoruz'' diye konuştu. Bu yıl rekolte tahmin çalışmalarına yine Eylül ayında başlayacaklarını belirten Tan, geçen yıl yaptıkları 147 bin ton tahmininde yüzde 100 başarı sağladıklarını dile getirdi. Tan, zeytinde ''var yılı-yok yılı'' ayrımının kalktığını, bu yıl beklentinin geçen seneki seviyelerde olduğunu kaydederek, bundan sonraki hedeflerini ''rekoltenin her yıl artması'' şeklinde ifade etti.

Türkiye'nin 12 yıl aradan sonra Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'ne yeniden üye olduğunu hatırlatan Tan, geçen zaman zarfında Türkiye'nin kaybının büyük olduğunu, önümüzdeki süreçte bu kaybı kapatarak öne geçmeyi planladıklarını bildirdi. Tan, konseyin 21-25 Haziran günlerinde Fas'ta düzenlenen toplantısında Türkiye'den 6 kişinin komitelerde yer aldığını, bundan sonraki dönemde ülke olarak zeytinyağının resmi formatta tanıtımının yapılabileceğini söyledi.

Thursday, July 22, 2010

Müşterinin dikkatini 'ince bel'li yağ şişesiyle çekeceğiz

Zaman
22 Temmuz 2010,Perş.


Türkiye'nin önde gelen glikoz ve nişasta üreticilerinden Adana merkezli Sunar Grup, tasarım ödülü alan ince belli şişesi ve Sunar markasıyla sıvı yağ sektörüne giriyor.

Sunar Grup Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Çomu, bugüne kadar Türkiye'nin en önemli gıda markaları için üretim yapan şirketin, kendi markasıyla birlikte ilk kez doğrudan son tüketiciye hitap edeceğini söyledi. Sunar'ın yağ sektörüne girmesi, 2006'da 30 milyon dolarlık yatırımla Elita bitkisel yağ fabrikasının kurulmasıyla başladı. Tesisin devreye girmesiyle 2007 yılından itibaren iyi bir pazarlama ekibi kurduklarını ve markalaşma sürecine girdiklerini belirten Çomu, reklam çalışmalarına başlamadan önce 50'den fazla distribütör ile Sunar yağı bütün ülkede yaygınlaştırdıklarını aktardı. Bu süreçte ambalaj tasarımı üzerine de çalıştıkları bilgisini vererek, "Çok iyi bir ürün ürettik. Tüketicinin karşısına çıkmadan önce de ulaşılabilir, uygun fiyatlı bir malı, en iyi kalite ve en güzel ambalajla sunmamız gerekiyordu. 3 yıl bu altyapı ile uğraştık." dedi. Sunar Grup'un 10 ayda geliştirilen ince belli şişesi, Türk Standartları Enstitüsü'nden 'altın ambalaj' ödülünü aldı.

Adana'nın duayen sanayicilerinden, Ziraat Yüksek Mühendisi Nuri Çomu tarafından kurulan Sunar Grup, 40 yıla yakın süredir tarımsal sanayi ürünlerinde faaliyet gösteriyor. 80'li yıllardan sonra Çukurova'da pamuk ziraatının azalarak mısır ekiminin başlaması, mısır türevlerini işleyecek tarımsal sanayi kuruluşları ihtiyacını da gündeme getirmişti. O dönem büyük oranda ithalat edilen nişasta ve glikoz şuruplarını üretmek için çalışmalara başlayan Nuri Çomu, 1986'da Sunar mısır entegre tesislerini faaliyete geçirdi. Halen yıllık 400 bin ton yağlı tohum ve hububat işleme kapasitesine sahip Sunar Grup, kendi tesislerinde ürettiği nişasta, glikoz şurubu ve mısır yağını, kendi markasıyla 40'tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Grup ayrıca iç piyasadaki gıda markalarının da en önemli tedarikçilerinden.

Sunar Grup'un 80'li yıllarda yatırım yaptığı mısır, bugün Adana'nın en önemli zirai faaliyeti haline gelmiş durumda. Türkiye'de üretilen toplam mısırın yüzde 45'ni tek başına karşılayan Çukurova bölgesi, ülkenin mısırdaki dışa bağımlılığını da sona erdirmiş durumda. Mısırın gelişmiş ülkeler için vazgeçilmez bir tarım ürünü olduğunun altını çizen Hüseyin Çomu, mısırdan üretilen nişastanın gıda sanayiinin temel hammaddesi olduğunu aktardı. Stratejik önemi bir yana, mısır meselesi Türkiye'de son yıllarda hep GDO (Genetiği değiştirilmiş organizmalar) tartışmaları ile gündeme geldi. Hüseyin Çomu, bu sebeple Türkiye'nin mısırda kendi kendine yetmesinin GDO noktasında da önemli bir avantaj olduğunu düşünüyor. Çünkü Türkiye'de genetiği değiştirilmiş mısır ziraatı halen yasak.

Monday, July 19, 2010

İhracatçılar rekolte tahmininden vazgeçmiyor

SİNAN DOĞAN
Yeni Asır
19 Temmuz 2010,Pazartesi


Ege Zeytin ve Zeytinyağı ihracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, yeni sezon öncesi üretim tahminini ortaya koymak için önümüzdeki günlerde çalışmalara başlayacaklarını açıkladı

Geçen yıl Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği arasında sürtüşmeye neden olan rekolte tahmininde tartışmalar bu yıl da devam edecek. Egeli ihracatçılar, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin (UZZK) karşı çıkmasına rağmen, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da rekolte tahmin çalışması yapacak.
Geçtiğimiz yıl UZZK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tan, rekolte belirleme yetkisinin Tarım Bakanlığı tarafından kendilerine verildiğini savunmuş, ihracatçıların ve İzmir Ticaret Borsası'nın rekolte tahmin çalışmasının geçerli olmadığını öne sürmüştü.

YAZILI BAŞVURU
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, yeni sezon öncesi zeytinyağında üretim tahminini ortaya koymak için önümüzdeki günlerde çalışmalara başlayacaklarını açıkladı. Bu konuda işbirliği yapmak için İzmir Ticaret Borsası'na yazılı başvuruda bulunduklarını açıklayan Güreli, her ne olursa olsun rekolte tahmin çalışmasını yapacaklarını söyledi. UZZK'nın Tarım Bakanlığı'ndan resmi yetki aldığını savunduğunu hatırlatan Güreli, "Biz de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan yetki alırız. Bizimki de resmi olur. Mutlaka rekolte tahmini yapmak zorundayız. Sonuçta biz bu işten geçiniyoruz" dedi.
Bu sezon Ege Bölgesi'nde müthiş bir mahsul beklenmediğini, üretimin geçen yıl kadar olacağını tahmin ettiklerini belirten Güreli, "Tabi Güneydoğu'daki zeytinyağı trafiğini bilmiyoruz. O bölgeden Arap ülkelerine satış yapıldığını biliyoruz" diye konuştu.

BAKANA GİDECEKLER
Dahilde İşleme Rejimi'nin (DİR) zeytin ve zeytinyağında uygulanması taleplerinin devam ettiğini açıklayan Güreli, bu talep doğrultusunda Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'a ziyarette bulunacaklarını söyledi. Güreli, "Bu konuda talebimiz devam ediyor. Dahilde İşleme Rejimi, sektörün büyümesi için gerekiyor. İzin verilmediği takdirde Rekabet Kurulu'na gideriz" dedi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Mustafa Gökalp, Ece Zeytin olarak Avrupa'daki raflarda Türk ürünlerinin mutlaka düzenli şekilde olması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 4 yıl önce Türkiye'de zeytin olmadığı için Romanya'daki Carrefour mağazalarına mal gönderemediklerini hatırlatan Gökalp, "Şimdi duyduk ki Carrefour, raf bedelini tahsil etmek için Romanya'daki bayimizi mahkemeye vermiş. Dünyadan kendimizi izole edersek, uluslar arası pazarda başarılı olamayız" dedi.

Türkiye Uluslararası Konsey'de temsil edildi
Öte yandan Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'ne 12 yıl aradan sonra üye olan Türkiye, konseyin Haziran ayı sonunda Fas'taki toplantısında temsil edildi. Toplantıya ihracatçıları temsilen Birlik Yönetim Kurulu üyeleri Hakan Özdolgun ve Metin Ölken katıldı. Ölken, "Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nde 100 kişilik danışma kurulu olacak. Türkiye 6 sandalye ile temsil edilecek. Danışma komiteleri üretimi ve pazarlamayı konuşacak" dedi.

Wednesday, July 14, 2010

Ticaret Borsası Gıda Laboratuarı Türkiye'nin En İyisi Seçildi!

Aydın Ticaret Borsası'nda faaliyet gösteren Gıda Laboratuarı, Türkiye'nin en iyi gıda laboratuarı seçildi.
Konuyla ilgili ilk müjdeyi KOSGEB'in kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla Aydın Ticaret Borsası'nda düzenlenen toplantıda KOSGEB İdaresi Başkan Yardımcısı Hüseyin Tüysüz verdi.
Tüysüz, KOSGEB İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye'nin bir numarası seçilen Aydın Ticaret Borsası Gıda Laboratuarı'nın, en başarılı proje ödülüne layık görüldüğünü ve Ankara'da düzenlenecek olan ödül töreninde bu ödülün takdim edileceğini belirtti.
Aydın’daki Gıda Laboratuarı'nın kurulmasında ve bu başarıyı kazanmasında büyük gayretleri bulunan Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bosnalı ve KOSGEB Aydın Hizmet Merkezi Müdürü Turgut Gözen ise Aydın'da tarım sektörünü yakından ilgilendiren bu güzel gelişmeyi öğrenmekten duydukları gurur ve mutluluğu dile getirerek, bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür ettiler.

Zeytinciler, Amerika sizi konuşuyor

Selim ATALAY
Star
14 Temmuz 2010,Çarş.


Amerika’da zeytin ve zeytinyağı, milyar dolarlık pazar. Zeytinyağı şişeleri, şarap gibi etiketleniyor ve fiyatlanıyor. Yalnızca sızma zeytinyağına Amerika’da harcanan para, yılda 720 milyon dolar... Amerika, dünyanın üçüncü büyük zeytinyağı tüketicisi.

Zeytinin vatanı Anadolu - Ege... Ege’nin batı kıyısı Amerika’ya zeytinyağı yüklerken, Ege’nin doğu kıyısından fazla hareket yok... İspanya, İtalya, Fransa topraktan çıkanı şişeleyip ihraç edip, para kazanıyor. Zeytinin ve zeytinyağının faiz rasyosu yok, stres testi yok, iştirak riski yok, CDS’i yok... Ar-Ge’si, çevre sorunu, ithal hammaddesi, nakliye sorunu yok. Zeytinin ve yağının modeli geçmiyor. Beş bin yıldır tek model işliyor: Topraktan çıkanı şişeleyip, satmaca...

Amerika ekonomik krizin ardından şimdi tarıma bakıyor. Ve de zeytinyağı, katma değerinin de yüksek olmasıyla, öncelik alıyor.

Amerika ilk aşamada zeytin ağacı dikimine odaklanmakta. Orada da İspanya’nın icat ettiği akıllı bir dikim yöntemi olan Super High Density Planting-SHD yaygınlaşıyor. Türkiye’de de ‘sık dikim’ olarak kullanılmaya başlamış, ancak anladığımız Türkiye’de yaygın değil. Amerikan üniversiteleri çiftçilere bu yöntemi öğretmeye başladı.

Sık dikim şu: Normalde dönüme 70 ila 100 zeytin ağacı dikiliyor. Avrupa Birliği’nde 200 ağaç dikiliyor. Bunlar tek tek ayakta... Sıkı dikimde, dönüme 670 ağaç dikiliyor ve ağaçlar birbirinin içine geçip çalılık gibi uzuyor. Bakım lazım, sık sık budamak gerekiyor. O da makina işi.

Faydası ne ?

AB’nin 200 ağaçtan topladığı zeytinyağı yaklaşık 200 kilo... Sıkı dikimde 670 ağaçtan alınan zeytinyağı, 800 kilo. Hatta fidan sayısı 900’e dek çıkıyor.

Başka faydası: Tek tek ağaçtan zeytin toplamanın maliyeti ton başına 500 dolar. Sık dikim olunca, onun toplama makinası da var. Makina maliyeti 40 bin dolar. Makinayla sık dikimde ton başına maliyet 50 dolar.

Alemin tek akıllısı İspanya ile ABD mi ?

Portekiz, Arjantin, Avustralya, Şili, Fas, Tunus da sık dikime geçiyor.

Amerika’nın sık dikime geçmesi, zeytin toplayacak emek yok, olsa da çok pahalı. Ayrıca da Akdeniz’e en yakın iklim olan Kaliforniya’nın çöllerinin işe yaramasına çalışıyorlar. Kaliforrniya’da su kıt. Zeytine az su yetiyor. Buğday, yonca, mısır eken çiftçi de su sıkıntısından zeytine geçmekteler.

Sık dikim işi ABD’de o kadar etkili ki, ABD bu yıl Fransa’dan daha fazla sızma zeytinyağı üretecek. Hiç öyle, tadı iyi olmaz... vs diye itiraza gerek yok. Tad aynı. Aynı olmasa bile onu ayırt edecek tüketici fazla yok. Damgayı vurunca, yakışıklı bir şişe ve etiket olunca, 14-15 dolar. Hele organik diye birşey yazınca, 17 dolar ve yukarısı... Yerli ABD imalatı daha ucuz olursa, tüketici onu alır. Arizona ya da Iowa süpermarketinde kim Fransız olmazsa, sızma olmaz diyecek.

Sonuç: Topraktan çıkan ve üzerine katma değer eklenen ürün, para kazandırıyor. Amerika uzaya da gidiyor, zeytinyağı üretimini de teşvik ediyor. Söz ihracattan açılmışken hatırlatalım, dedik. Anadolu, icat ettiği zeytinyağında geride durmasın. Fidan sık dikilecek, çıkan zeytinyağı sıkı satılacak. Ve şişesi bilhassa yakışıklı duracak.

Thursday, July 01, 2010

ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE GELİŞMELER VE BEKLENTİLER EGE TV EKRANINDA..

Zeytinyağı sektöründe üretim,ticaret ve ihracat sorunları ve çözüm arayışlarını Ege TV'de uzmanlar tartışacak..

Üretici bu yıl hangi fiyattan ürününü satmayı bekliyor?
Üretimde kalite sorunu artıyor mu?
Yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda zeytiyağı talebini etkileyen unsurlar neler?
Türkiye'de kişi başına düşen tüketim artıyor mu? Son yıllarda hızla artan fidan sayısı önümüzdeki dönemde yeni sorunlara yol açacak mı?
Zeytinyağında markalaşma neden büyük önem taşıyor?

Ege TV Program Yapımcısı ve Dış İlişkiler Koordinatörü İsmail Uğural'ın hazırlayıp sunduğu "Tarım ve Ekonomi" programında Zeytin İskelesi Genel Müdürü Fatih Cenikli,Aydınlı üretici Hasan Köşklü ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü'den Dr.Harun Dıraman'ın stüdyo konuğu olarak katılacağı "Tarım ve Ekonomi" 1 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.30-23.00 arası canlı yayında ve Ege TV'de ekrana geliyor..

Wednesday, June 30, 2010

Zeytinciler ve bakanlık ‘karasu’ problemi için birlikte çalışıyor

Ticaret Gazetesi
30 Haziran 2010,Salı


Zeytin ve zeytinyağı sektörünün en büyük sivil toplum kuruluşu olan Zeytindostu Derneği, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın gündeminde olan ve binlerce zeytinyağı kontinü tesisini yakından ilgilendiren zeytin karasuyu sorununun çözümü için 2 fazlı kontinü sistemlerin uygulanabilirliğini sektör temsilcileri ile masaya yatırdı. Türkiye'de tamamına yakını 3 fazlı sistemle çalışan zeytinyağı tesislerinin, karasu çıktısı olmayan 2 fazlı sistemlere dönüştürülmesinin iyi bir altyapı hazırlanmadan mümkün olmadığı görüşünde birleşen sektör temsilcileri, yaklaşan yeni sezon öncesi üretimin tehlikeye girmemesi için Bakanlık'a taleplerini iletme kararı aldı.

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunlarına çözüm üretmek için sektörde ortak akıl ve güçbirliği oluşturma çabalarını sürdüren Zeytindostu Derneği, her üretim sezonunda fabrikacıların en büyük sıkıntısı olan zeytin karasu sorununun çözümü için Çevre ve Orman Bakanlığı'nın gündeminde olan 2 fazlı sistemler konusunda sektör temsilcilerinin görüşlerine başvurdu. Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Ertür ve Ülkü Ülken'in ev sahipliğinde Dernek Merkezinde düzenlenen toplantıya, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yağ Sanayi Meslek Komitesi Üyeleri, Akhisar ve Aydın Ticaret Borsası temsilcileri, Aydın Zeytin - Zeytinyağı İşletmecileri Dayanışma Derneği üyeleri, Edremit, Muğla, Nizip, İzmir'den çok sayıda zeytinyağı fabrikası sahibi katıldı. Çevre kirliliğine neden olduğu gerekçesiyle zeytinyağı fabrikalarının en önemli sorunu olan zeytin karasuyuna çözüm olarak düşünülen 2 fazlı sistemin uygulanabilirliğini tartışan katılımcılar, altyapısı hazırlanmadan Bakanlık tarafından alınacak bir kararın sektöre faydadan çok zarar getireceği uyarında bulundular. Sistem değişikliğinin yaratacağı maliyet ve kapasite kayıplarının yanı sıra 2 fazlı sistemden çıkacak sulu pirinanın nasıl değerlendirileceği konusunun da tartışmalı olduğunu belirten sektör temsilcileri, 2 fazlı sistemin dayatılması durumunda sektörün önemli ekonomik kayıplar yaşayabileceği görüşünde birleştiler.

Sektörde fikir birliği sağlanmadan karasu sorununa kalıcı bir çözüm bulunamayacağını belirten Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ertür, “Çevre Kanunu uyarınca karasuyun doğaya salınması yasak. Bakanlık kalıcı bir çözüm bulunana kadar işletmelere karasuyu sızdırmaz havuzlarda buharlaştırma veya 2 faz'lı çalışma zorunluluğu getirmişti. Şimdi de 3 fazlı sistemlerin 2 faza dönüştürülmesi ile kalıcı bir çözüm sağlama konusunda bir karar aşamasında. Zeytindostu Derneği olarak, fabrika sahiplerini görüşlerini alarak sorunun uzlaşma ile çözülmesi için çalışıyoruz. Yaptığımız toplantı sonucu sektörün görüşleri: 3 fazla devam edilmesi, dileyenlerin 2 fazlı sistem kullanması ve karasu arıtması için sırada bekleyen onlarca projenin sonuçları beklenmeden yurt genelinde 2 fazlı sıkımı zorunlu hale getirecek bir karar alınmaması yönünde. Ayrıca hem 3 faz için yatırım yapmış olanlar sızdırmaz havuzları kurmak için yaptıkları yatırımların atıl kalmasını hakkaniyetli bulmuyorlar hem de pirina fabrikalarına uzak yağhaneler için 2 faz'lı üretimden çıkacak sulu pirinanın nakliyesi eldeki araçlarla mümkün değil” dedi.

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Ülken ise, Bakanlığın 2 fazlı sistemleri yasal bir zorunluluk haline getirmesi durumunda sektörün bu dönüşümü nasıl gerçekleştireceği konusunu da masaya yatırdıklarını belirterek, “Söz konusu sistemden çıkacak sulu pirinanın kurutulması için çok büyük yatırımlar gerekiyor. Ayrıca bu şekilde elde edilen pirinanın kurutulduktan sonra yakıt olarak kullanımında nem ve yağdan dolayı yasal sıkıntılar doğabilir. Dolayısıyla bir sistem değişikliği yapılması durumunda ortaya çıkacak tabloyu da tasvir etmeye çalıştık. Bu konuları Bakanlık yetkilileri ile paylaşıp, hem doğaya hem sektöre zarar vermeyecek bir çözüme ulaşmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Tuesday, June 22, 2010

Alternatif Yaşam adlı bir kaynaktan 2006 yılına ait bir “Padişah Rüyası”

















Kaynak : http://www.msnburada.com/zeytin-olmez-agacin-verdigi-alternatif-yasam

Zeytin, Ölmez Ağacın Verdiği Alternatif Yaşam.

Alternatif Emeklilik için farklı ürünler ile bahçe kurulabileceğini, kişisel tercihimin cevizden yana olmasından dolayı ceviz bahçesi üzerine yoğunlaştığımı belirtmiştim.

Zeytin, çok seçici arazi istememesinden, uzun ömürlü bir ağaç olmasından, kısa sürede gelir getirmesinden ve kerestesinin kıymetli olmasından dolayı cevizden sonra bahçesini kurmayı düşündüğüm ikinci ürün.

Coca Cola’nın Formülü yazımızda yaptığımız hesaplamanın bir benzerini zeytin bahçesi için yapalım. Zeytin ağacı, ceviz ağacına oranla çok daha kısa sürede tam verime ulaşıyor ve yaptığımız yatırımı çok daha kısa sürede amorti ediyor.

Zeytin bahçesi uygulanabilirlik için kaynak olarak Pulp Tarım sitesindeki tabloyu kullandık. Türkiye için yeni bir cins olan ve fidanı ithal edilen Arbequina cinsi zeytin bahçesi oluşturduk. Arbequina cinsi zeytin, yüksek verimli ve erken verime yatabilen bir cins.

50 dönüm zeytin bahçesi için tarla bedeli (50 dönüm için 25.000 ytl) dahil toplam maliyetimiz 94.500 YTL. 2006 yılı sertifikalı fidanlar ile kurulacak bahçelere doğrudan gelir desteği çerçevesinde elli dönüm zeytin bahçesi için 12.500 YTL gelir desteğimiz olacaktır. Doğrudan gelir desteğini düştükten sonra toplam yatırım maliyetimiz 82.000 liraya inecektir.

Zeytinin kilosunu 80 kuruş üzerinden hesaplayarak, masraflarımızı düştükten sonra yıllara göre zeytin bahçemizden elde edeceğimiz gelir:

3. yıl için 7.000 ytl,
4. yıl için 20.000 ytl,
5. yıl için 60.000 ytl olacaktır.

5 sene içinde yatırım maliyetimizi çıkarmış olduk.

Bahçeden elde edeceğimiz gelir 5. seneden sonra aynı seviyede devam edecektir.

Bireysel Emeklilik Öldü yazımıza geri dönelim.

1) Grup emeklilikde olduğu gibi aynı şirkette çalışan 10 kişi olduğunu düşünelim.
2) 100 dönüm zeytin bahçesini, 10 kişilik grup adına çalıştıkları firma kursun. Yatırım maliyetimiz 164.000 ytl olacaktır.
3) 10 kişilik grup, bahçe kurma bedelini, çalıştıkları firmaya 20 yılda geri ödesin.
4) Bu durumda bahçe kuruma bedelinin kişi başına aylık maliyeti 68.34 ytl olacaktır.
5) Zeytin bahçesinin bakımından sorumlu kişinin aylık ücretini de hesaba kattığımızda kişi başı aylık prim bedeli 123 ytl olacaktır.

100 dönüm zeytin bahçemizden kişi başı aylık gelirimiz:

3. yıl için 200 ytl,
4. yıl için 458 ytl,
5. yıl için 1.125 ytl olacaktır.

Ürünümüzü katma değersiz satmak yerine zeytinyağı haline getirdiğimizi düşünelim. Zeytini işleyerek yağ haline getiren kontinu sistem firmalar ile anlaşarak yağ elde edebiliriz. Yağ işleyen firmalara elde edilen yağın %12 sini ve zeytinden kalacak prinayı vermeniz gerekiyor. Tabii isterseniz işlenen zeytinin kilo başına yağ çıkarma bedeli ödeyerek zeytinyağı elde edebilirsiniz. Zeytinden zeytinyağı elde etme oranı 1/5 yani 10 kilo zeytinden 2 kilo zeytinyağı elde edilebilmekte.

Zeytinyağına destekleme primi verilmekte. 2006 yılı için zeytinyağına kilogram baçına verilen destekleme primi 11 kuruş. Bu rakam geçmişte 40 kuruşa kadar çıkmış, 2006 yılı destek primi üreticide hayal kırıklığı yaratmış. Destekleme primleri ile ilgili haberi buradan okuyabilirsiniz.

Zeytinyağından elde edeceğimiz gelir, marka oluşturabilme, şişeleme, ihraç edebilme gibi değişkenlere bağlı olarak farkılılıklar gösterecektir. Yukarıda hesapladığımız gelir, zeytin bahçemizden elde edeceğimiz ürün ile sağlayabileceğimiz minimum seviyedeki gelir olup, katmadeğerli ürünler elde edilmesi durumunda çok daha fazla olabilecektir.

Artun Ünsal’ın Ölmez Ağacın Peşinde kitabı zeytin konusunda okuduğum ilk kitaptı. Gerek içerik, gerek resimler olarak çok zengin bir kitaptır. Tavsiye ederim.
İşte size başka bir ürün ile alternatif yaşam planlaması için gelir kaynağı.

Alternatif Yaşam

Tuesday, June 15, 2010

Fıstıklı 'zeytin' tatlısı

Radikal Yaşam
11 Haziran 2010,Cuma













Yaprağından kozmetik ürünü, çekirdeğinden kışlık yakacak, meyvesinden de kahvaltılık ve yağ elde edilen zeytin, şimdi de tatlısıyla sofralardaki yerini aldı

HATAY-Hatay Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nde yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği yapan Emine Durmaz, Hatay’da yaklaşık 15 milyon civarında zeytin ağacının bulunduğunu ve buraya özgü "halhalı", "savrani", "elmacık", "sarı haşebi", "sarı ulak", "karamani", "sayfi", "gemlik" gibi çeşitlerin yetiştiriciliğinin yapıldığını söyledi.

Her geçen yıl ekim alanları artan zeytinin farklı şekilde değerlendirmek ve tanıtmak için uzun zamandan bu yana çalışma yaptıklarını ifade eden Durmaz, denemeler sonucunda öğrencileriyle birlikte zeytinin tatlısını elde ettiklerini kaydetti.

Eylül, ekim döneminde satın aldıkları zeytinlerin makineyle çekirdeğini çıkartarak içerisine Antep fıstığı koyduklarının ifade eden, şöyle devam etti:

"Bazı bölgelerde bulunan ürünler, tatlısından turşusuna, yemeğinden mezesine kadar farklı şekilde değerlendiriliyor. Örneğin Karadeniz Bölgesi’nde hamsinin, Akdeniz’de de narenciyenin her şeyi yapılıyor. Hatay’da da yoğun olarak yetiştirilen zeytinin bu şekilde değerlendirilebileceğinden yola çıktık. Kahvaltılık olarak sofralarımızda yer alan, yemeklerimizde de yağını kullandığımız, çekirdeğinden kışlık yakacak elde edilen zeytinin tatlısını yapmak için kolları sıvadık. ’Niye olmasın’ diye başladığımız denemelerde 3 ay gibi kısa sürede her damak tadına uygun, güzel bir lezzet elde ettik. Zeytinin çekirdeklerini çıkartıp içerisine Antep fıstığı koyarak özel bir şıra ile tatlandırdığımız zeytin, yemeklerden sonra yenilebilecek hafif bir tatlı halini aldı."

Öğrencileriyle yaptığı tatlıyla, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında kentteki "Proje Tabanlı Beceri Yarışması"na katıldıklarını vurgulayan Durmaz, burada il birincisi seçildiklerini, ardından da Ankara’da düzenlenen ve farklı kentlerden gelen 50 proje arasından jüri özel ödülüne layık görüldüklerini söyledi.

SİPARİŞLERE YETİŞEMİYORUZ
Yapımı yaklaşık bir hafta süren tatlının satışına da başladıklarını belirten Durmaz, "Okulumuzda yaptığımız tatlıyı, jüri özel ödülüne layık görülmesinin ardından kentimizdeki ve İstanbul’daki lokantalara gönderdik. Müşterilerin yanı sıra yabancı turistlerden büyük beğenisini kazanan tatlımızla ilgili çok güzel eleştiriler aldık. Şu an siparişlere yetişemiyoruz. Kavanozunu 15 TL’ye sattığımız tatlımızın patentini almak için de okul adına başvuru yaptık" diye konuştu.

Durmaz, zeytinin ardından kentte yöresel olarak yetiştirilen annep, hambeles gibi meyvelerin de tatlısını yaptıklarını, bunların tanıtımıyla ilgili çalışmaların da devam ettiğini sözlerine ekledi.(aa)

Zeytinci nefes aldı

OZAN YAYMAN
Cumhuriyet
11 Haziran 2010,Cuma


Zeytin alanlarını madencilerin kullanımına açan düzenleme, TBMM’deki oylama öncesinde tasarıdan çıkarıldı

Mecliste alt komisyonlarda kabul edilen tasarı genel kurula geldiğinde zeytinlik ve yaban hayatı koruma sahaları kapsam dışı bırakıldı.
Tasarıya karşı uzun süredir mücadele eden oluşumlar, kararı sevinçle karşıladı.

Maden lobisinin uzun yıllardan bu yana göz diktiği zeytin alanları, üreticinin kararlı duruşu sonucu korundu. Yenilenen Maden Yasası’nın kapsamından, zeytinlik ve yaban hayatı koruma sahalarıyla ilgili düzenlemelerin “son anda” çıkarılması, sevinçle karşılandı.

SABAHA KARŞI...
Zeytincilik Yasası’nda yer alan, “Zeytin alanlarının 3 kilometre yakınında, zeytinyağı işliği dışında hiçbir endüstriyel tesis işletilemez” hükmü, yenilenen Maden Yasası’yla değiştirilmek istenmişti. Komisyonlardan geçen düzenlemeye karşın, TBMM Genel Kurulu, bu isteme “hayır” dedi. Konu dün sabaha karşı saat 04.30’da, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucu netlik kazandı. 23. maddeden oluşan yeni Maden Yasası’nın, 17. maddesinde yer alan, Zeytincilik Yasası’nı delme girişimi bir kez daha sonuçsuz kaldı.
TBMM Genel Kurulu’ndan çıkan karar, zeytin üreticisi tarafından sevinçle karşılandı. Meclisteki gelişmeleri yerinde izleyen Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan ile Yönetim Kurulu Üyesi Murat Narin, kazanımlarını koruduklarını, ancak yeni saldırılara karşı da hazırlıklı olduklarını bildirdi. Tan, bazı kesimler tarafından zeytin üreticisinin “Kızılderili” gibi görüldüğünü söyleyerek, “Zeytincilik konusunda yeni düzenlemelere gitmek istediler ve bu süreçte zeytincilerin görüşlerine başvurmadılar. Türkiye’deki 10 milyon insanı yok saydılar. Ancak kararlı duruşumuz ve yapılmak istenen yanlışı anlatmamız sonuç verdi ve kazanılmış haklarımızı koruduk” diye konuştu.
Tan, konu TBMM Sanayi ve Ticaret Alt Komisyonu’na geldiği andan itibaren Ankara’da kamp kurduklarını belirterek, bu süre içerisinde yaklaşık 150 milletvekiliyle görüştüklerini ve yapılmak istenen yanlışı dile getirdiklerini dile getirdi. Narin de, “Maden lobisinin istemlerini karşılığını bulsaydı, zeytin, anayurdundan sürgün gidecekti” dedi.
Narin, Türkiye’nin, Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’ne yeniden katıldığını da anımsatarak, “Son gerçekleştirilmek istenen değişiklik, yaşamsal karşılığını bulsaydı, Türkiye, uluslararası alanda da güç durumda kalacak ve yapılan yanlışı anlatamayacaktı” dedi.

REHAVET YOK!..
Küçükkuyu Belediye Başkanlığı’nın yanı sıra, Kazdağları ve Madra Dağı Belediyeler Birliği Başkanlığı’nı da yürüten Cengiz Balkan da, kararlılıklarının sonuç verdiğini söyleyerek, “Haklı olduğumuza inanıyorduk. Şimdi bu haklılığımız, TBMM tarafından da onaylanmış oldu. Demokratik kitle örgütleri, zeytin üreticileri, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, meslek örgütleri bu başarının gerçek mimarıdır. Şu an için tasarı geri çekildi ancak bu durum bizi rehavete sevk etmeyecek. Konunun takipçisi olacağız ve yeni yıkım yasalarına karşı her zaman hazırlıklı olacağız” diye konuştu.

Friday, June 11, 2010

Kaz’ı bilimsel yolacaklar

Kaynak: Taraf Gazetesi
11 Haziran 2010,Cuma


Kanuna göre, can ve mal güvenliği bakımından tehlikeli durum arzeden madenler kapatılacak. Her maden kendi istediğinde patlama gerçekleştiremeyecek. İçme ve kullanma suyu rezervlerinin bulunduğu alanlarda da patlamaya yapılamayacak. Madencilik faaliyetleri il özel idaresinin izniyle gerçekleştirilebilecek. Ruhsatsız madenlere el konulacak. En az 15 işçi çalıştıran her madende bir maden mühendisi bulundurulacak. Kanunun en çok tartışılan maddesi ise Kaz Dağları’nı ilgilendiren bölümleri oldu. “Kaz Dağları’nda altın madeni aramaya izin çıkıyor” diye eleştirilen madde de şu ibare dikkat çekti: Bilimsel ve teknik değerlendirmelere göre çevresel etkileri, alınacak önlemlerle giderilebilecek düzeydeki madencilik faaliyetleri kısıtlanamaz. Kanuna eklenen maddeye göre, zeytinlik sahalar içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek tesis yapılamayacak ve işletilemeyecek.

Ancak alternatif alan bulunamaması şartıyla; zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından izin verilebilecek. Bakanlık, bu yetkiyi gerektiğinde valiliklere devredebilecek.

Peki bu kanuni ifadeler ne anlama geliyor? Bu maddelere göre, milli park niteliğindeki Kaz Dağları’nda altın arama faaliyetlerine karşı eleştirilerin önüne geçmek için bu bölgelerde arama faaliyetlerine “bilimsel ayar” getiriliyor. Yani Kaz Dağları’nda “bilimsel ve teknik değerlendirmeler” tanımlaması adı altında altın arama faaliyetleri yapılamasının önü açılmış oluyor.

Kaz Dağları’nda maden arama izni alan, ancak Zeytin Yasası’na takılan aralarında Koza şirketi ve Kanada, ABD ve Hollanda şirketlerinin bulunduğu 80 şirket ise dağlara akın etmek için geri sayım yapıyor.

Wednesday, June 09, 2010

ZEYTİNİMİZE DOKUNDURTMAYACAĞIZ…

Yeşiller Partisi Eşsözcüleri
Yüksel Selek - Ümit Şahin


Türkiye’nin önemli doğal ekosistemlerini ve zeytinliklerini barındıran Kazdağları’nda altın arama faaliyetleri, bölge halkı ve zeytin üreticilerinin kararlı direnişiyle püskürtülen madenciler, yeniden daha sinsice bir saldırıya geçtiler.

Yoğun siyasi gündemin yarattığı toz dumanı fırsat bilen AKP hükümeti, yangından mal kaçırırcasına ‘’3573 sayılı Zeytincilik Yasası’’nda bir dizi değişiklik yaparak altın madencilerinin önünü açmayı hedeflemektedir. Yasa T.B.M.M üst komisyondan geçirilmiş ve yarın, 9 Haziran Çarşamba günü, T.B.M.M Genel Kurulu’nda görüşmeye açılacaktır. Bu yasa değişikliği kabul edildiği takdirde zeytinlik sahalarının maden arama ve işletme faaliyetlerine açılmasına olanak sağlayacaktır. Zeytinliklerin altın madencilerine açılması başta Kazdağı olmak üzere tüm Ege ve Akdeniz’in doğal ekosistemlerini geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edecek ve kalıcı bir felaketin başlangıcı olacaktır.

Zeytincilik yasası değiştirilirse madenciler “ tüket – yok et” anlayışıyla toprağı kazacaklar, kısa bir zaman sonra altın tükenince arkalarında bir enkaz bırakarak çekip gideceklerdir.

Bölge halkının dediği gibi: Kazdağları’nda hayat altından değerlidir. Sadece bu bölgeye özgü olan 32 endemik bitki türünün yanı sıra, son derece zengin bir bitki örtüsüne ve yabani hayvan varlığına sahip Kazdağları’nda, Alevi Türkmen ve Sünni Yörük kültürü yüz yıllardır doğa ile büyük bir uyum ve çeşitlilik içinde yaşamaktadır. Kazdağları aynı zamanda bölgede yaşayan insanların kutsal saydığı alanları da içermektedir.

Akdenizliler’in kendilerini ve kendilerinden bildiği herşeyi tanımladığı yüzlerce yıllık zeytinleri ve zeytinlikleri ellerinden aldığınızda onları kimliksizleştirilmiş bir halde bırakırsınız.

Zeytin ağacı barışın, bolluğun, bereketin, sağlığın ve hayata tutunmanın simgesidir. Zeytincilik yasasında yapılacak değişiklikler bu hayata çok ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Biz Yeşiller Partisi olarak yaşamın sürdürülmesinin bir avuç madencinin kâr hırsına feda edilmesine müsaade etmeyeceğiz. Bölgede maden arama ve işletme faaliyetleri sonucu yaşam alanlarını kaybedecek ama dilleri olmadığı için kendini ifade edemeyen börtü, böcek, kuş ve ağaçların da hukuki ve etik açıdan hakları olduğunu hatırlatıyoruz.

Yeşiller Partisi olarak bölge halkının zeytinliklerini ve hayatı savunmak için verdikleri mücadelenin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanında olacağız.

Tüm kamuoyunu Zeytincilik Yasası’nda yapılması düşünülen düzenlemelere karşı uyanık olmaya, iktidar partisini bir an önce değişiklik önerisini geri çekmeye, tüm muhalefet partilerini bu uğurda sonuna kadar direnmeye çağırıyoruz.

Tuesday, June 08, 2010

Yeşil yeşil diye diye madenciler taarruzda

FUNDA ÖZKAN
Radikal
08 Haziran 2010,Salı


Zeytin üreticileri, tüccarı olan tüm örgütler el ele verdi 'var olma' savaşı veriyor. Yanlarında Balıkesir AKP milletvekili Ali Osman Sali, İzmir CHP milletvekili Mehmet Ali Susam.
Zeytin üreticileri, tüccarı olan tüm örgütler el ele verdi ‘var olma’ savaşı veriyor. Yanlarında Balıkesir AKP milletvekili Ali Osman Sali, İzmir CHP milletvekili Mehmet Ali Susam.
İmza topluyor, Ankara’nın tüm mercilerine yazılar gönderiyorlar, gidip dertlerini anlatıyorlar. Çözüm bulabiliyorlar mı? Hayır. Çünkü Enerji Bakanı Taner Yıldız‘ın tavrı net:
“Altındaki, üstündekinden değerliyse kazalım.”
Madencilere yeşil ışık yakan daha da yukarıda. Başbakan Erdoğan da ‘cevherlerin gün yüzüne çıkarılmasından yana.’
Madenciler kazacak, asıl cevher Kaz Dağları, Madra Dağı yok edilecek.
Zeytinciler diyor ki, “Biz zeytincilerin kendi dertlerine ilave bu sefer MADEN LOBİSİ canımıza kastedecek mahiyetteki bir yasayı oldubittiye getirip Meclis Genel Kurulu’nda görüşülme aşamasına getirmeyi başardı.” Sesleniyorlar, “Ey sayın Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanlığı, Meclis yaz tatiline girmeden önce Genel Kurul’da görüşülecek 3213 sayılı Maden Kanunu tasarısında, alelacele ve kendi komisyonlarında görüşülmeden yer alan, maden lobisinin
oldubittiye getirerek değiştirmek istediği 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun’un 20. maddesinin 1.Fıkrası ve sonra gelen fıkralara eklenen yeni fıkralar Madra Dağları ve Kaz Dağları’ndaki tüm zeytin, orman ve yaban alanlarını talan edip, yok edecektir. Yeşile, suya ve toprağa verilecek zarar bölgenin ana geçim kaynağını ortadan kaldıracaktır.”
Edremit Körfezi’ndeki tüm zeytin üreticileri ve aileleri 3573 sayılı ZEYTİN YASASI’nın değişmesine karşı elbirliği yapıyor, tek ses çıkarmaya çalışıyor. Maalesef ki maden lobisi o kadar etkin ki, zeytincilerin sesi Ankara’da duyulmuyor.

‘Dünya kurnazlara ders verecek’
Maalesef yeni moda ‘yeşilim, yeşilsin’ modası. Dünyayı korumayı özümsemeden, bakıyorsunuz şirketler şimdilerde ‘yeşil ekonomi’ haberleri için birbiriyle yarışıyor.
Topluma yatırım, sosyal sorumluluk projelerinde de benzer bir yarış var. ‘Topluma yatırım yapıyorum’ diye kendi reklamını yapan şirketlere bu köşe, en azından uzak duruyor. İsveç-Stockholm‘de taksicilik yapan Yusuf Eryiğit‘in gönderdiği yoruma bayıldım, sizinle paylaşmak istedim.
“On yıldır Stockholm’de taksi sürmekteyim. İnsanlarıyla yüzleşirken, sokaklarını, kaldırımlarını karalama defterime tümden kaydettim. Yani, ayak basmadığım sokak, tanımadığım insan karakteri kalmadı. İsveçliler dediler ki ‘iklim değişikliği konusunda dünyaya örnek olacağız.’ Gazla çalışan arabalara büyük yatırım yaptılar, şehrin birbirinden uzak yerlerindeki benzin istasyonlarına gaz pompaları yerleştirdiler, gel gelelim gaz yok.”
Okuyucu içselleştirmeden yeşil dünya adına yapılan makyajları anlatmış ve şu yorumunu eklemiş:
“Zamanın kurnazlara ders verdiği dönemdeyiz. Doğal felaketlerle birlikte zamana kurgulanmış, korkunç savaşlar peşi peşine sökün edebilir. Amaç kurnazın daha da kurnazlaşmadan önünü kesmek.”

Önce zeytinin yol haritası çizildi, şimdi ‘yolu’ delik deşik ediyorlar
Türkiye’de zeytinciliği koruyan madde şu: “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az
3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın iznine bağlıdır” Bu maddeyi şöyle değiştiriyorlar:
“Bakanlıkça tespit ve ilan edilen zeytinlik sahaları içinde zeytinliklerin üreme ve gelişmesine mani olmayacağı Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde belirlenmiş olan zeytinyağı fabrikaları, zeytine dayalı tarımsal sanayi işletmeleri, madencilik arama ve işletme faaliyetleri ile geçici tesisler ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri, seracılık, termal tesisler yapılabilir ve işletilebilir.”
Şeytanın gör dediği madde de bu. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan da Ankara’ya gönderdiği itiraz dilekçesinde diyor ki,
“2006 ve 2009 yıllarında iki kez TBMM Zeytincilik Araştırma Komisyonu, zeytinciliğin sorunlarını ve yol haritasını ele almıştı.” Zeytinciliğin teşviki amaçlı yol haritası şimdi madenciler lobisi sayesinde delik deşik ediliyor.

Monday, May 31, 2010

Muğla'da 'zeytin' eylemi

30 Mayıs 2010,Pazar

Muğla'nın Bodrum ilçesinde düzenlenen ''Zeytinyağı Festivali'' kapsamında çevreciler ve vatandaşlar, Adaboğazı'nda zeytin ağacının yaşatılması için eylem yaptı.
Bodrum ve Bitez iskelelerinden hareket eden yaklaşık 20 tekne, Adaboğazı Koyu'na demirledi. Teknelerde bulunan Mavi Yol Girişimi ve Bodrumlu Gönüllüler Derneği üyeleri ile vatandaşlar üzerinde, ''Adaboğazı Zeytin Ağaç Varlığını Koruyalım'' yazan pankart açarak eylem gerçekleştirdi.
Bitez Belediye Başkanı İbrahim Çömez, Adaboğazı'nın imara açılacağı yönünde duyumlar aldıklarını söyleyerek, ''Üzerinde zeytin ağaçlarının da bulunduğu Adaboğazı'nın imara açılmasını istemiyoruz. Buradaki zeytin ağaçlarını yaşatmak için elimizden geleni yapacağız. Adaboğazı imara açılırsa üzerindeki zeytin ağacının varlığı da tehlikeye girer'' dedi.
Bodrum ve çevresindeki zeytinciliğe dikkat çekmek, zeytin alanlarının kaybolmasını önlemek istediklerini ifade eden Çömez, ''Bitez ile Bodrum arasında bulunan Adaboğazı bölgesi de zeytin alanı. Bazı yatırımcılar turistlik tesis yapmak amacıyla bu bölgeyi almak istiyor. Biz bu tür çalışmalarla bu girişimlerin önüne geçmeye çalışıyoruz. Bütün bunların ötesinde Bitez'de anıtsal değerde zeytin ağaçları var. Bu ağaçların korunmasını sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

Zeytin ve maden yasası

OZAN YAYMAN
Cumhuriyet
28 Mayıs 2010


Yıkım yasasına direniş

Zeytin alanlarını madencilerin kullanımına sunan tasarıya karşı İzmir - Çanakkale’ hattındaki oluşumlar bir araya gelecek
TBMM komisyonlarında kabul edilen yasa tasarısını 'yıkım yasası' olarak nitelendiren duyarlı çevreler, yerel yönetimlerin de desteğiyle pazar günü saat 13.00'da Burhaniye'den seslerini duyuracak.


Zeytin alanlarının madencilik çalışmalarına açılmasına neden olacak yasal düzenlemeye karşı, başta Ege Bölgesi olmak üzere ülke genelindeki zeytinciler ve yaşam savunucuları direnişe geçti. Zeytincilik Yasası'nın madencilik adına delinmek istendiğine vurgu yapan kitleler, konuya dikkat çekmek için alanlara çıkmaya ve hukuk mücadelesi başlatmaya hazırlanıyor.
Madencilik komisyonunda kabul edilen tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda da onaylanması durumunda yasalaşacak. Tasarıya göre, zeytinlik alanlardaki maden faaliyetlerini düzenlemesi için “Zeytincilik Sahaları Koruma Kurulu” oluşturulacak. Zeytin sahalarında, alternatif alan bulunamaması ve kurulun uygun görmesi durumunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca madencilik yapılmasına izin verilebilecek. Bakanlık, bu yetkiyi gerektiğinde valiliklere devredebilecek. Zeytincilik Sahaları Koruma Kurulu, ilgili bakanlıklar ve sektör temsilcilerinden oluşacak.
Yasa tasarısına karşı, pazar günü İzmir- Çanakkale hattında yer alan belediyeler, muhtarlıklar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, kooperatifler ve duyarlı yurttaşların katılımıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Burhaniye'de saat 13.00'da başlayacak toplantıda, “yıkım yasası” olarak nitelenen düzenlemenin TBMM Genel Kurulu'ndan geçmemesi ve olumsuz bir halde atılacak yasal adımlar değerlendirmeye alınacak.
Burhaniye'deki toplantıya o gün yörede olacak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve İzmir'den 15 belediye başkanının da katılması bekleniyor. Kazdağları ve Madra Dağı Belediyeler Birliği'nin öncülüğünde yapılacak toplantı öncesi açıklama yapan Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan, yaşam alanlarının ve ülke değerlerinin yok edilmesine karşı çıktıklarını ve bu tavırlarından ödün vermeyeceklerini söylüyor. Balkan, “Burada en trajedik olanı, zeytinliklerle ilgili söz söyleme hakkının maden komisyonuna bırakılmasıdır” yönünde görüş belirtiyor.
Balkan, Anayasa Mahkemesi'nin, 2009 yılının 11 Haziran tarihinde konuyla ilgili karar verdiğini ve TBMM Genel Kurulu'na sevk edilen söz konusu tasarının 11 Haziran 2010 tarihinden önce çıkarılmak istendiğini söyleyerek, “Bu tarihe kadar yasayı geçiremezlerse, bir yıllık süre dolacağından eski yasa geçerli olacak. Madenciler de bunu istemiyor ve yasanın, 11 Haziran tarihine kadar TBMM Genel Kurulu'na büyük baskı yapıyorlar” dedi.
Zeytincilik Yasası'nın, madencilik faaliyetleri adına delinme girişimleri TBMM gündemine ilk kez 2000 yılında geldi ancak maden lobisi başarılı olamadı. İkinci kez 2004 yılında denenen değişiklik isteminden yine sonuç alınamadı. İstemin gerçekleştirilmesi adına son olarak atılan adım da, TBMM Genel Kurulu'na kadar ulaşıldı.
TBMM Sanayi Ticaret Enerji Tabi Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'ndan geçen ve TBMM Genel Kurulu'na sevk edilen yasa tasarısının, Anayasa ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtiliyor. Yasanın öngördüğü haliyle, zeytin alanlarında madencilik yapmak ve petrol ile doğalgaz arama faaliyetlerinde bulunma girişiminin geri dönüşü olmayacak zararlara yol açacağı savunuluyor.
İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan, Anayasa'nın 90. maddesinin uluslararası anlaşmalar bölümünü içerdiğini ve iç hukuktaki yerini aldığını belirterek, “Uluslararası anlaşmalar yasa hükmündedir” diyor. Özkan, Türkiye'nin de tarafı olduğu “Birleşmiş Milletler 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması”na da dikkat çekiyor.
Özkan, söz konusu anlaşmanın 1 Aralık 2009 tarihinde TBMM'de kabul edildiğini belirterek, anlaşmanın iç hukuktaki yerini aldığını vurguluyor.

İnkârcılık ve Yağma!..

Murat NARİN
Cumhuriyet
30 Mayıs 2010,Pazar


Ülkenin siyasi,ekonomik ve toplumsal gündemi çok yoğun..
Zorlu Bir maratonun son metrelerindeki gibi.. Bir o,bir öteki konu dakikalar içerisinde öne geçiyor..
Ortalık toz duman içerisinde.. Bir telaş var, “kaybetmek korkusu” nun telaşı. Kaybettiğini bilmenin telaşı demek daha doğru olmalı.
“Tenekeler” çalınıyor saraylarda “padişahın” uykularını kaçıran…Rüyaların parçalanmasının telaşıyla saraylardan kaçırılacaklar apar-topar valizlere yerleştiriliyor. Hazineleri boşaltılıyor ülkenin..
Kırk yamalı bohçaya dönmüş bir hukuk sistemi.. Değiştirilerek güçlünün hukuku esas haline getirilmiş. Başta anayasası olmak üzere bütün yasal düzenlemeleri ya işlemez ya da ilgililerinin çıkarlarına uygun hale getirilmiş bir “sistemsizlik manzumesi”.. Güçlünün hukuku esas kabul edilmiş!
Ya yağma ve işgalin esiri olarak imha olan bir toplum olmanın “kader” olduğunu kabullenerek uçurumun dibinde parçalan kocaman bir kar yumağı olmak!.
Ya da toplumsallığın, aklın, bilimin esas alındığı yeniden yapılanmayı gerektiriyor bu ülke.
Uluslar arası güçlerin tasarımladığı değil, kendisinin kendini yönettiği bir ülke olmak istiyor toplum.
Bu istek ve iradeye karşı olan bir yasa, “güçlülerin/paydaşların yasası” TBMM gündeminde. “Maden kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun”. Tam bir yağma, işgal,inkar ve güçlülerin kanunu! Anayasa mahkemesinin iptal ettiği 2 maddesini yeniden düzenlemek yerine, 23 maddeden oluşan ve 3 kanunu daha değiştiren bir torba kanun olması özelliği ile “torbaya” doldurulanlardan!
Nasıl mı?
Başta zeytin yasası olmak üzere, orman yasası ve yaban hayatı doğa koruma kanunlarında yaptığı değişikliklerle.
Orman yasasında yapılan değişiklikle Kaz ve Marda dağları, Toroslar,Karadeniz dağları, orman alanlarımız emperyalist yağmacıların talanına açılacak. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda bu günkünün sekiz katı olan ormanlarımız, endemik bitkilerimiz ve bir bütün yaşamı ile bir daha geri döndürülemez biçimde yok edilecek.
Yaban hayatı ve doğa koruma kanunu ile doğal yaşamı koruyan, madencilik faaliyetlerinin önünde mahkemelerin verdiği kararları veremez hale getirecek bir düzenleme ile tam bir dikensiz gül bahçesi!
Zeytin kanununu değiştirmekle de TBMM, dün söylediğini bu gün iktidar
çıkarları-mecburiyetleri için inkar eder duruma düşürülerek. Nasıl mı? 1 Aralık 2009 tarihinde TBMM den oy birliği ile çıkarılan, kısaca Türkiye’nin “Uluslar arası Zeytin Konseyine Üyelik anlaşması” olarak adlandırdığımız sözleşmenin kabul edildiği kanun yok hükmüne gelecektir.
Sizin, uluslar arası bir sözleşmeyi bir başka kanunla ortadan kaldırmış olmanız, uluslar arası skandal değimlidir? Anayasada bu anlaşmalar, ulusal yasaların bile önünde olduğu yazılı iken anayasaya aykırılığı aleni olan bir yasanın kabul edilmesi ne demektir?
Yağma için inkar “caizdir” mi diyeceksiniz!
Zeytine and olsun diyen Tanrı buyruğuna rağmen!
Din tacirliğinin en pespaye örneğidir yapılan..

Nasılsa yolun sonu göründü, telaşla kılıfına uydurmak bile gerekmiyor.
Buyruklarla, gece yarılarında komisyondan geçirilip, apar topar genel kurul gündemine getirmek sıradan bir durum oldu..
Maden kanununa ilişkin; 89 mahkeme kararı,Yerel mahkemeler, Danıştay,Anayasa mahkemesi, AHİM olmak üzere.. Hukukumuzu düzenleyen dünya yüzünde daha başka mahkeme kalmamışken.. Üçyüze yakın hakimin kararına rağmen..
Dünyada böylesine bir adaletsizlik örneği daha varmıdır?
Ya da böyle bir Guinness rekoru var mıdır?

Tuesday, May 25, 2010

Madenciden yasa için zeytin dalı

Burcu TANER
Hürriyet
25 Mayıs 2010,Salı


Madencilik Yasası’nda yapılması planlanan değişiklik zeytincilerin isyanına yol açarken, Egeli maden ihracatçıları “zeytinciliğe uyumlu madencilik” mesajı verdi.

ZEYTİN alanlarının madencilik ve enerji yatırımlarına açılmasını öngören Madencilik Yasası’ndaki değişiklik tasarısıyla ilgili tartışmalar büyürken, madencilik sektörü temsilcileri zeytincilere “Zeytinciliğe uyumlu madencilik, madenciliğe uyumlu zeytincilikte birleşelim” çağrısı yaptı.

Sektör zor durumda
Maden Kanunu’ndaki değişiklikler için yoğun çalışma yürüten Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Arslan Erdinç, tarım alanları ve turizm bölgelerinde yapılacak madencilik faaliyetinin Bakanlar Kurulu’nun çıkaracağı yönetmelik iznine bağlanmasını öngören 7’inci maddenin kaldırılmasını istedi.
Erdinç, bu madde nedeniyle sektörün zor durumda kaldığını, birçok madencinin işletme ruhsatını yenileyemediğini öne sürdü.

Ocakçılık durdu
Erdinç, “Türk ekonomisine verdiği kayıp ihracatla birlikte 25 milyar doları bulan bu maddenin mutlaka çıkması gerekiyor. Bu milyarlarca dolarlık kaybın önüne geçmeliyiz. Madencilik ve ocakçılık durmuş vaziyette” diye konuştu.

Thursday, May 20, 2010

ZEYTİNİ ÖLDÜRMEK

GAZETE İZMİRLİ
SEFA TAŞKIN
20 Mayıs,2010,Perşembe


Zeytin ağacı binlerce yıldır Akdeniz, Ege insanının günlük yaşamının bir parçasıdır.
Yeşil, alaca, siyah zeytin tanesi sofrada insanın ekmeğine katıktır. Meyvesinin suyu, yani zeytin yağı yeryüzünün en sağlıklı, doyurucu besinlerinden biridir. Odunu kışın ocaklarda insanı üşütmez. İstenirse yağı kandilde çevreyi aydınlatır. Dalları, yaprakları kızgın yaz güneşine gölgedir.
Toprağa düşen çekirdekten üreyen fidan, bildiğimiz zeytin ağacı değildir. Egeliler doğada kendiliğinden büyüyen yabani zeytin fidanlarına “delice” derler. Çalıya benzer bu bitki yaşamak için kayalık toprağa deli gibi saldırır, kök salmasını bilir. Ancak, küçücük meyvelerinin yağı yok denecek kadar azdır. Yani bu bodur ağaç yağ üretecek kadar “akıllı” değildir!
Deliceler, Ege’nin bu delişmen makileri bilgili çiftçiler tarafından aşılanır, akıllı hale dönüştürülür. Bugün bizim zeytin ağacı olarak bildiğimiz ağaçlar bu akıllı ağaçlardır.

Bu bilge ağaç Anadolu toprağının ürünüdür.
Günümüz zeytincilik biliminin en önemli isimlerinden Jose M. Blazquez, zeytin yetiştiriciliğinin yaklaşık 6 bin yıl önce Anadolu’da başladığını söylüyor.
Bunca zaman içinde, koyu yeşil yapraklı zeytin ağacı insanlığı derinliğine etkilemiş, inanç sayfalarında da baş köşeye oturmuş, kutsal sayılmıştır.
Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan, onlara cinselliklerini tanıtan “bilgi ağacı”, incir ağacı ise, onun hemen yanındaki “ölümsüzlük ağacı” da zeytin ağacıdır.
Elbette, herkes bilir ki zeytin ağacı gerçek yaşamda da kolay kolay ölmez. Dallarını kesseniz bile kökünden ya da kesildiği yerden yeniden fışkırır. Kolları budandıkça daha da gürleşir. Saç gibi yayılan kılcal kökleriyle toprağa sıkı sıkıya bağlanır. Kökün bir yanı kopsa, kurusa bile, diğer yanı ağacın varlığını sürdürmesine, gelişmesine yeter.
Akdeniz-Ege insanı zeytin ağacının “ölümsüz” olduğunu kabul eder. “O”, ölmeyen bir ağaçtır!
Gel gör ki şimdi, Türkiye’de, 21. yüzyılın başında bu olağanüstü bitkiyi öldürmek isteyenler var. Ege’nin lacivert sularına yaslanmış Anadolu yamaçlarını süsleyen, sonsuzluğu bekleyen zeytinlikler yok edilmek isteniyor.
Gözü paradan başka bir şey görmeyenler, maden aramak gerekçesiyle Kaz Dağları ve Madra Dağları’nı delik deşik ettikleri yetmiyormuş gibi, yeni çıkarılmak istenen Maden Yasası çerçevesinde Zeytincilik Yasası’nı da değiştirerek tüm zeytinlikleri maden alanı yapmaya; toza dumana boğmaya, kesip parçalamaya kalkışıyorlar.
İzmirli kör ozan Homeros’un üçbin yıl önce “sıvı altın” dediği zeytin yağını üreten zeytinliklerin bağrına siyanürlü, ağır metal atıklı, zehirli toprağı bırakmak istiyorlar.
Oysa Türkiye’nin zeytinlikleri, kapladığı alan bakımından dünyada beşincidir.
Son yıllarda Anadolu insanı, devlet tarafından da desteklenen girişimcilikle, büyük bir istekle dağa taşa zeytin ekiyor. Zeytin ağacı varlığımızın 100 milyondan 160 milyona ulaştığı ifade ediliyor. Ülke hızla dünyada ikinci büyük zeytinliklere sahip ülke olma yolunda ilerliyor.
Uzmanlar, daha 12 milyon zeytin dikilebilecek alan olduğunu bildiriyor. Bu potansiyel değerlendirildiğinde Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 15’inin zeytin ağaçlarından sağlanabileceği hesaplanıyor.
Kutsal ağacın kendi varlığını sürdürme çabasının yanı sıra ekonomik anlamda insanlığa yaptığı katkı açıktır.
Şimdi Ege, yok etmek isteyenlere karşı zeytinliklerini korumak için ayaktadır!
Zeytin ağaçlarını öldürmeyiniz!
Onlar, doğayla bütünleşmiş insanlık aklının ve becerisinin ürünüdür!
Onları öldürmek, biraz da bugünümüzü ve geleceğimizi öldürmektir!

Monday, May 17, 2010

ZEYTİN AĞACI

T. Ayhan ÇIKIN
Milas 2008


çığlık çığlığa mayıslarda zeytin çiçekleri
yitik adresidir serçelere kül rengi dalları
bir akdeniz sıcaklığında kurulur sofralara
ana kucağı gibi sarar ege'de uygarlıkları

Tuesday, May 11, 2010

Zeytin

CENGİZ BEKTAŞ

Zeytinin anavatanı Anadolu… Anadolu’nun Akdeniz iklimi etkisindeki kıyıları… Bu kıyılara ulaşan akarsular boyunca derinlere Akdeniz ikliminin uzandığı yerler…
Zerrin İren Boynudelik – Mahmut Boynudelik çiftinin yapıtı “Zeytin kitabı”nda kimi sayılar aktarılıyor. Dünya Zeytinyağı Konseyi’nin yayınından, ortalama sayılar aktardıkları… Buna göre Türkiye’de 870 bin hektar zeytinlik alanı varmış. Bunca alanda 95 milyon zeytin ağacı varmış. 120 bin ton zeytinyağı, 139 bin ton da sofralık zeytin üretiliyormuş.
Oysa örneğin komşumuz Yunanistan’da 730 bin hektar zeytinlik alanı, 123 milyon zeytin ağacı varmış… 350 bin ton zeytinyağı, 144 bin ton sofralık zeytin üretiliyormuş orada…
Aradaki üretim ayrımına bakın!
Neden böyle?
Çünkü biz ne toprağın ne de bitkilerimizin değerini biliyoruz.
Çünkü biz tembeliz de denilebilir.
Toprağın, bitkinin değerini bilenlerimiz yok mu?
Var!..
Var ama bu bilgiyi, bilinci yaygınlaştıramamışız…
Zeytin ağacı kutsal bilinmiş eskil çağda…
Ürünleri yenmiş içilmiş ya… Bununla da kalınmamış, aydınlatma için kullanılmış. Örneğin zeytinyağı doldurulmuş kandile, fitil bandırılmış, yakılmış… Işığı parlak, üstelik havayı temizliyor.
Bir sağlıklaştırıcı olarak da kullanılıyor üstelik. Sağlıklaştırıcı, koruyucu olarak…
Zeytinyağının içine kantaron çiçeğini koyup beş hafta beklettiniz mi bir iksir elde ediyorsunuz. Her türlü ağrı sızı için birebir…
Okumaktan, duymaktan değil, kendi deneyimimden biliyorum.
Bir yapının ortalama yaşamı 25 yıl bizim ülkemizde… İnsan ömrünün ortalamasını sizde biliyorsunuz. Zeytin ölmeyen bir ağaç… 1100 yaşında olduğu söylenen ağaçtan zeytin yedim ben… Bizim Güre’de 500 – 600 – 700 - 800 - 900 yaşında olanları var…
Zeytin ağacının dibine asit döküp kurutan, yerine ona göre en az yirmi kez kısa ömürlü bir ev yapan kişiye “bilisiz” demek yeterli olur mu? “Kötü” demekle yetinebilir misiniz? Hepimizin bindiğimiz dalı, ağacı kesen adama ne denir? 7.5 lira idi bir zamanlar bir zeytin ağacını kesmenizin ya da kurutmanızın cezası…
Fatih gibi boynunu vurmayalım elbette… Ama yaptığı kötülükle oranlı olsun ona keseceğimiz “ceza” değil mi?
Bergama’lıların savaştan sonra Roma’lılara, yaptıkları gibi “ağaç dikme” cezası vermeliyiz en azından kestiğinin 50 katı – 100 katı…
Yerini de sağlayarak…
Ya altıncıları ne yapacağız?
İda dağından on binlerce yüz binlerce ağacı, milyonlarca ağacı yok etmeye kalkışanları… Bunlar bizim canımıza kıymıyorlar mı? Canımızın yağıları değiller mi?

2.Ulusal Öğrenci Zeytin Kongresi‏

20.05.2010( PERŞEMBE )
U.Ü.GEMLİK ASIM KOCABIYIK M.Y.O. SEMİNER SALONU

10:00 AÇILIŞ PROGRAMI
Saygı Duruşu ve İstiklal MarşıProtokol Konuşmaları
Davetli Konuşmacı ( Prof.Dr.İsmet Şahin )
Konu: " Zeytinciliğimizin Önemi ve Değerlendirme Sorunları"

12:00- 13:00 YEMEK ARASI

13:00-14:15 1. OTURUM
Oturum Başkanı : Prof.Dr.Bahattin ÇETİN
Davetli Konuşmacı ( Prof.Dr.Azmi Telefoncu )
Konu: " Zeytinyağı ve Sağlık"
1- Deniz AVCI,Gökçen YILDIZ,Vildan UYLAŞER"Oleuropeinin Antioksidann Etkisi"
2- Mümine YAVUZ,Duygu BEKTAŞ" Sofralık Zeytin Fermantasyonu ve Mikroflorası"

14:15-14:30 Kahve Molası

14:30-15:45 2.OTURUM
Oturum Başkanı : Doç.Dr.Himmet TEZCAN
Davetli Konuşmacı ( Dr.Mustafa Tan )
Konu:"Dünyada,Türkiyede Zeytincilik ve Gelecek Önerileri"

3- Ünsal SÖYLEMEZ,Derya TAŞÖZ,Zuhal KÖSEM,Nazan KORKMAZ"Muğla İli Zeytinciliğinde Milas Örneği"
4- Oya Irmak ŞAHİN,Aytül AKA,Arzu AKPINAR BAYAZIT,Ebru BALTAŞ MİNAS"Sofralık Zeytin Üretim Tesislerinde Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin Uygulanması"

15:45-16:00 Kahve Molası

16:00-17:15 3. OTURUM
Oturum Başkanı : Prof.Dr.Ali BAYRAK
Davetli Konuşmacı ( Metin Ölken )
Konu: "Türkiye Zeytin,Zeytinyağı İhracatının Değerlendirilmesi ve Pazar Payının Arttırılması Yönünde Yapılan Çalışmalar"

5- Mücahit KIVRAK"Zeytin Tarımı,Zeytinyağı Üretim Teknolojisi ve Sofralık Zeytin İşleme Teknolojisinde Son Gelişmeler"
6- Hatice Aybüke BAŞYURT, İrem YILMAZ,Gökçen YILDIZ"Zeytinyağı Kalite Özellikleri"
7- Hasan Yalçın ERGİN,Sema BAĞDAT YAŞAR"Sıvı Yağlarda Demir Tayini İçin ( N,N-bis( 5-metoksi-salisiliden)-etildiamin)-Fe3+ Kompleksleşmesinin Kullanılması"

21.05.2010 ( CUMA)
U.Ü.GEMLİK ASIM KOCABIYIK M.Y.O.SEMİNER SALONU

09:30-10:45 4. OTURUM
Oturum Başkanı : Prof.Dr.Utku ÇOPUR
Davetli Konuşmacı ( Ülkü Ülken )Konu : " Zeytinyağında Kalite Kriterlerinin ve TağşişinTespit Yöntemleri ve Ülkemizdeki Laboratuarların Durumu"

8- İrem YILMAZ,Vildan UYLAŞER"Depolama Süresince Naturel Zeyitnyağının Stabilitesi Üzerine Etki Eden Faktörler"
9- Hasan Hüseyin KARA,Mustafa KIRALAN,Ali BAYRAK"Zeytinyağı Üretim Aşamalarının Uçucu Aroma Bileşenleri Üzerine Etkisi"

10:45-11:00 Kahve Molası

11:00-12:00 5.OTURUM
Oturum Başkanı : Prof.Dr.Gürcan GÜLERYÜZ
Davetli Konuşmacı : Prof.Dr.Şeref GüçerKonu : "Zeytin, zeytinyağı vb.ürünlerde kalite kontrol ve akreditasyonun önemi"

10- Sema BAĞDAT YAŞAR,Feyzullah TOKAY"Sulu Ortamda Çözünebilen Bir Schiff Bazı Kullanılarak Zeytinyağında Bakır Ekstraksiyonu ve FAAS İle Tayini"
11- Gülçin DAZKIR (ŞİŞMANOĞLU),Dilek HEPERKAN"Sofralık Siyah Zeytinde Aflatoksin Varlığının İncelenmesi"

12:00- 13:00 Yemek Arası

13:00- 14:15 6.OTURUM
Oturum Başkanı : Prof Dr.Aziz TEKİN

12- Ayhan DAĞDELEN,Gülendam TÜMEN"Güney Marmara'da Yetiştirilen Bazı Önemli Zeytin Çeşitlerinin Olgunlaşma Boyunca Bazı Fiziko-Kimyasal Özellikler Bakımından Karşılaştırılmaları"
13- Serap KIRMIZI,Hülya ARSLAN,Gürcan GÜLERYÜZ"Olea europea L.(Zeytin) Türünün Nitrat Redüktaz Aktivitesi (NRA)"
14- Buket ORHAN,Süreyya BÜYÜKÇORAK,Gökçen YILDIZ,Vildan UYLAŞER"Zeytin Karasuyu ve Değerlendirilmesi"
15- Fulya HARP,Türkan KEÇELİ MUTLU"Zeytin Yaprağında Bulunan Fenolik Maddeler"

14:15 - 14:30 Kahve Molası

14:30 - 15:45 7.OTURUM
Oturum Başkanı : Yard.Doç.Dr.Sema BAĞDAT YAŞAR
16- Gökçen YILDIZ,Vildan UYLAŞER"Oleuropeinin Kimyasal Yapısı ve Antimikrobiyel Etkisi
17- Tuğçe ERMİ ,Iraz ÖKSÜZ ,Azime ÇALIŞKAN"Zeytin Ağacında Budama Şekilleri"
18- Zehra KIRHALLI,Kübra NAĞMAN, Merve SEVİNÇ"Zeytinden Üç Farklı Damak Tadı"
19- Tülay ÇAPKIN"Zeytin Likörü Yapımı"
20- Cihan KOCABIYIKOĞLU"Yeni Bir Zeytin Ürünü"

15:45 - 16:00 Kahve Molası

16:00 - 16:45 8.OTURUM
II. Ulusal Öğrenci Zeytin Kongresi'nin Değerlendirilmesi ve Kapanış Oturumu

19:30 GALA YEMEĞİ

22.05.2010( CUMARTESİ )
GEMLİK ZEYTİN İŞLETMELERİ VE ÇEVRE GEZİSİ
10:00-16:00

Monday, May 10, 2010

Panel Duyurusu

Havran Ziraat odası, Dünya Çiftçiler günü etkinlikleri kapsamında, 14 Mayıs Cuma günü "Bölge Tarımının Sorunları ve Cözüm Önerileri" konulu bir panel düzenleyecektir.

Panele Zeytin konusunda konuşmacı olarak Ege İhracatcılar Zeytin Birliği Başkanı Ali GÜRELİ ve Edremit Zeytincilik Üretim ve Eğitim ve Gen Merkezi Müdürü Mehmet BALCI konuşmacı olarak katılacaklardır.

Panel,Havran Belediyesi Kışlık Düğün Salonunda Saat 14'de başlayacaktır.

Friday, May 07, 2010

TÜRKİYE'NİN EN KALİTELİ SIZMA ZEYTİNYAĞLARI BELİRLENDİ‏

Türkiye'de uluslararası standartlara uygun olarak yapılan ilk ve tek zeytinyağı kalite yarışmasıyla geçtiğimiz sezonun en kaliteli sızma zeytinyağları belirlendi.

Zeytindostu Derneği 3. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması'nda birinci, geçen yıl olduğu gibi yine Edremit'ten çıktı.

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün güçlü sivil toplum kuruluşu olan Zeytindostu Derneği 'nin geleneksel hale getirdiği ve sonuçları tüm dünyada geçerli olan yarışmada 2009 yılının en kaliteli naturel sızma zeytinyağları ödüllerini Ege İhracatçı Birlikleri'nde düzenlenen törenle aldı. Türkiye'nin farklı bölgelerinden 15 zeytinyağının katıldığı yarışmada birinciliği Edremit'ten Semercioğlu Zeytincilik kazandı.

Yarışmanın ikincisi Manisa'nın Soma İlçesi'nden Terzioğlu Zeytinyağı olurken, 3.sırada Mut'tan yarışmaya katılan ve geçtiğimiz yıl düzenlenen yarışmada mansiyon almaya hak kazanan İzorya Zeytinyağları yer aldı.

Kimyasal ve duyusal analizlerden geçmeyi başaran 5 zeytinyağı da başarı sertifikası almaya hak kazandı.

Zeytindostu Derneği tarafından bu yıl 3.'sü düzenlenen Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması'na Türkiye'nin farklı zeytinci bölgelerinden katılan 15 zeytinyağı numunesi önce Aydın Ticaret Borsası Laboratuarı'nda tam kimyasal analizden geçirildi. Bu aşamayı geçen yarışma numuneleri İtalya'ya gönderilerek Uluslararası Zeytin Konseyi (UZK) akreditasyonu bulunan O.N.A.O.O. Laboratuarları'nda duyusal analize alındı. Duyusal analizden alınan puanlamaya göre Türkiye'nin en kaliteli sızma zeytinyağları belirlendi. Yarışmaya katılan 15 zeytinyağından 8'i duyusal analizlerden geçmeyi başardı.

Yarışmaya Edremit'ten katılan Semercioğlu Zeytincilik duyusal analizden aldığı en yüksek puanla Türkiye'nin en kaliteli sızma zeytinyağı seçilirken, ikinciliği Soma'dan Terzioğlu, üçüncülüğü ise Mut'tan İzorya Zeytinyağları kazandı. İlk üçün ardından dereceye giren zeytinyağları ve bölgeleri ise şöyle sıralandı: 4. Ekbir Zeytinyağları (Ayvalık), 5. Dizem Zeytinyağları (Çanakkale), 6. Marmarabirlik (Bursa), 7.Gıdatay (Aydın), 8. Can Emre Zeytincilik (Gömeç)

ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ BAŞKANI METİN ÖLKEN: "SONUÇLAR TÜM DÜNYADA KABUL GÖRÜYOR"
Yarışmanın Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) kriterlerine göre düzenlenen tek kalite yarışması olduğunu vurgulayan Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, "Daha önce el yordamıyla ya da eş dost tavsiyesi ile yapılan değerlendirmelerin zeytinyağı kalitesini belirleme konusunda geçerliliği yoktu. Derneğimiz tarafından IOC kriterlerine göre ve IOC'ye akredite laboratuarlarca yapılan bu yarışmanın sonuçları tüm dünya ülkeleri tarafından dikkate alınmakta ve kabul görmektedir. Bu yıl 3.kez düzenlediğimiz ve geleneksel olarak her yıl yapmaya devam edeceğimiz yarışmanın sektörde önemli bir gereksinimi yerine getirdiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz" dedi.

ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ YENİ YÖNETİMİNİ SEÇTİ‏

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün güçlü sivil toplum kuruluşu olan Zeytindostu Derneği 3. Olağan Genel Kurulu'nda 2 yıl için görev yapacak yeni yönetimini seçti.

Mevcut yönetim kurulu üyelerinin ağırlıkta olduğu tek liste gidilen seçimlerde 9 yönetim kurulu üyesi, 3 denetim ve 3 disiplin kurulu üyesi oyların büyük çoğunluğunu alarak göreve seçildi.

Ege İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu'nda yapılan ve Türkiye'nin değişik illerinden çok sayıda Zeytindostu Derneği üyesinin katıldığı Genel Kurul'da yönetim organlarının seçimine mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken'in de yer aldığı tek liste ile gidildi.

Seçimler öncesi yapılan tüzük değişikliği ile daha önce 7 olan yönetim kurulu üye sayısı 9'a çıkarıldı. Tüzük değişikliği sonucu Zeytindostu Zeytin ve Zeytinyağı Derneği olan dernek adının sadece Zeytindostu Derneği olarak değiştirilmesine de karar verildi. Seçimlerde toplam 79 oy kullanılırken, 1 oyun boş, 2 oyun da geçersiz sayılmasıyla 76 oy alan yönetim kurulu adayları 2 yıl süre ile yönetime seçildi.

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Metin Ölken, "Kurulduğu günden bu yana sektörün ulusal ve uluslararası boyutta hak ettiği seviyeye çıkarılmasını temel amaç edinen Derneğimiz, yeni yönetimiyle de aynı amaca ulaşmak için çalışmaya devam edecek. Temel prensibimiz daha önce de olduğu gibi sektörün tüm oyuncularını bir araya getirmek ve makro menfaatlerine yönelik faaliyetler gerçekleştirerek, sektör sorunlarına çözüm aramak olacak. Bugüne kadar tüm zorluklara rağmen ortak akıl ve güç birliği aramaya devam eden Zeytindostu Derneği, bundan sonra da ortak aklı ve güçbirliğini temel alacak. Zeytin üretiminde dünya ikinciliğini hedefleyen Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün bu hedefine ulaşması için üzerimize düşen her görevisektörün en önemli sivil toplum kuruluşu olduğumuz bilinciyle yerine getirmeye devam edeceğiz" dedi.

Geçmiş yönetim kurulu üyelerinden 5 ismin tekrar yer aldığı, 4 üyenin ise yönetime ilk defa aday olduğu yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:
Ahmet Ertür, Gemlik Ticaret Borsası (Özden Çakır tarafından temsil edilecek), Metin Ölken, Mustafa Alhat, Murat Öztanrıöver, Semra Kara, Zeynep Aktürk, Ülkü Ülken, Abidin Tatlı.
Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri:
Gökhan Böcekli, Zeynettin Yılmaz, Süleyman Zemin, Nazan Elgün, Erdoğan Hüsnü Şentürk, Barbaros Özcan, Emre Uygun, Cem Yağcı, Doğan Öge
Denetim Kurulu: Evren Güldoğan, Hüseyin Bozkurt, Ali Nedim Güreli
Denetim Kurulu Yedek Üyeleri: S. S. Bademli Kooperatifi ( Selçuk Bilgin tarafından temsil edilecek), Burcu Keser, Bahattin Okur
Disiplin Kurulu: Fettah Gürmen, Gözde Şahin, Belenlioğlu Ltd. (Ali Bulanık tarafından temsil edilecek)Disiplin Kurulu Yedek Üyeleri: Hakan Gökalp, Dr. Recep Çöpten, Rahşan Pehlivan