Wednesday, September 16, 2009

Zeytinyağında sahtekarlık

Hürriyet
16 Eylül 2009,Çarş.


İç tüketimin son yıllarda artışa geçtiği sızma zeytinyağında bazı firmaların rafinelik yağı ısıl işlemden geçirerek sızma etiketiyle rafa taşıdığı öne sürüldü.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan, diğer zeytin üreticisi ülkelerde de görülen uygulamanın şu anda Türkiye'de çok yaygın olmamasına rağmen önü alınmazsa ülke imajının zedelenmesine neden olabileceğini savundu.

Dünyada zeytinyağı üreticisi ülkeler arasında en düşük tüketimin gerçekleştiği Türkiye'de tanıtım çalışmaları sonuç vermeye başladı. İç talepte son yıllarda özellikle sızma zeytinyağında yükselme yaşandığını, yıllardır 70 bin ton seviyesinde gerçekleşen iç tüketimin 100 bin tonlara yaklaştığı ifade edildi.

Pazar büyümesiyle birlikte çok sayıda firmanın yatırım yaptığı sektörde raf fiyatlarında yaşanan rekabetin bazı sahtecilik girişimlerine de neden olduğu iddia edildi. Zeytinyağına diğer yağların karıştırılması olarak tanımlanan “tağşiş” ile uzun bir süredir mücadele eden sektörde son dönemde sızma yağ satışının artmasıyla başka bir karışım yönteminin de ortaya çıktığı öne sürüldü. Yemeklik olarak değerlendirilemeyen asidi yüksek, kötü koku ve görüntüye sahip rafinelik yağların ısıl işlemden geçirilerek sızma yağ standartlarına getirildiği ve sızma etiketiyle satıldığı iddia edildi.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan, raf fiyatlarında yaşanan dengesizlik üzerine yaptıkları analizlerle “kolon sızması” yöntemiyle yapılmış sızma etiketli ürünlere rastladıklarını ifade etti.

Sızma yağın kilogramının üreticiden 6.5 liraya alındığını, market rafında 5 liraya sızma yağın görüldüğünü ifade eden Tan, şu bilgileri verdi:

“Sızma zeytinyağının tanımında hiçbir ısıl işlem görmemesi gerektiği ifade edilir. Yani sızma zeytinyağı bir anlamda meyve suyu olmalıdır. Ancak son dönemde satışların artmasını kullanmak isteyen bazı fırsatçılar türedi. Dünyada zeytinyağı üreticisi bazı ülkelerde de uygulanan bir yöntemi kullanarak normalde rafine yapılması gereken yağların asidini düşürerek sızma gibi satmaya başladı. Şu anda çok rastlanan bir olgu değil. Ancak bunun önüne geçemezsek hem üretici hem de tüketici büyük zarar görecek. Bu da Türk zeytinyağı imajının zarar görmesine neden olacak.”

ETİKET DİKKAT

Tan, Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin diğer ülkelerde de görülen bu “sahtecilik” olayının önüne geçmek için çalışma yaptığını, sızma yağın analiz kriterleri belirlemeye çalıştığını ifade ederek Ulusal Konsey olarak kendilerinin de Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü ile çalışma yürüttüklerini ifade etti.

Bu yöntemle üretilen yağın besin değerlerinin sızma yağa göre önemli oranda düştüğünü, bunu yapan şirketlerin haksız kazanç elde ettiğini dile getiren Tan, “Bu tarzda hareket eden firmaları uyarıyoruz. Konuya şirket bazında değil sektörün geleceği açısından bakıyoruz. Umarız herkes yıllardır canlandırmaya çalıştığımız Türk zeytinyağı imajının zarar görmemesi için aynı hassasiyetle hareket eder” dedi.

Tüketicinin “kolon sızması” yöntemiyle üretilen yağı sızma yağdan ayırmasının mümkün olmadığını dile getiren Tan, aldanmak istemeyen tüketicilerin etiket bilgileri ve fiyata dikkat etmesi gerektiğini, üretici fiyatının altında satılan ürünlerin şüpheyle karşılaması gerektiğini kaydetti.

SEKTÖRÜN GÖRÜŞLERİ

Kristal Yağları'nın üreticisi Ticaret ve Sanayi Kontuvarı AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ayhan Baran, iç tüketimde yıllardır bekledikleri hareketliliğin başladığını, tüketimin 100 bin tona yaklaştığını ifade etti.

Bu tüketimde beyaz ambalaj diye tanımlanan kayıt dışı ve merdiven altı ürün tüketimin de bulunduğunu ifade eden Baran, sektörün denetim altına alınması için yapılan çalışmalara rağmen yeni “kalpazanlık” yöntemleriyle karşılaştıklarını ifade etti.

Son dönemde yüksek asitli yağların asit oranlarının düşürülerek sızma gibi satışa sürüldüğü yönünde duyumlar aldıklarını ifade eden Baran, bunun bir sahtecilik olmasına rağmen böyle bir olaya geçmişte rastlanmaması nedeniyle yürürlükte bulunan kodekslerde bunun bir suç olarak belirlenemediğini söyledi.

Bu firmaların “göz göre göre sahtecilik” yaptığını savunan Baran, tüm firmaları ahlaki sorumluluğa davet ettiklerini dile getirdi. Baran, “Bugün bunun önü açılırsa yarın zeytinyağına güven kaybolur” dedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Başkanı Cahit Çetin ise uluslararası akreditasyona sahip iki zeytinyağı laboratuvarından birinin bünyelerinde bulunduğunu belirterek, konuyla ilgili Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin analiz kriterlerini belirlemesi sonrası piyasadan yağ toplayarak analiz etmeye başlayacaklarını, çıkan sonuçları yetkili makamlara ileteceklerin söyledi.

Sorunun büyümesi halinde hem üretici hem de tüketicinin mağdur olacağını ifade eden Çetin, “Şu an için tehlikeli boyutlarda olmamasına rağmen böyle bir olayın görülmesi bile sektörün geleceği adına tehdittir. Şimdi engelleyemezsek yarın büyük bir sorunla karşılaşabiliriz” dedi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ise bu yöntemi kullanan şirketlerin bilindiğini savundu. Rafinaj sisteminin büyük yatırım gerektirdiğini, bunun küçük firmalar tarafından yapılamayacağını söyleyen Güreli, bu konuda üretici haklarını savunan kurumların etkin mücadele etmesi gerektiğini dile getirdi.

YAĞ ÇEŞİTLERİ

Zeytin ağacı meyvesinden, doğal özelliklerini değiştirmeyecek bir sıcaklıkta sadece mekanik veya fiziksel işlemler uygulanarak elde edilen yağlar “naturel zeytinyağı” olarak tanımlanıyor. Bu grup içinde en kaliteli grup olan sızma zeytinyağının koku ve tadında sorun olmaması ve serbest asitlik derecesinin en çok yüzde 1 olması gerekiyor. Bu grupta koku ve tattaki kusurları ve asit oranlarına göre naturel birinci ve naturel ikinci sınıflamaları bulunuyor.

Zeytinyağında asit oranı yüzde 3.3'ün üzerinde olan veya asit oranı düşük olsa bile koku ve tadı kötü olan yağlar yemeklik olarak tüketilemiyor. Bu nedenle ısıl işlemlerin de yer aldığı rafine işlemine tabi tutulması gerekiyor. Rafine işlemi görmüş yağların ya “rafine” ya da sızma yağlarla karıştırılarak “riviera yağ” etiketiyle tanımlanması gerekiyor.

Isıl işlem gören ürünlerin belirlenmesi için yapılan analizlerde hangi değerlerin standart olarak kullanılması gerektiği henüz belirlenemediği için sahtecilik yapan şirketler, analiz değerleri üzerinden suçlanamıyor. Bu tip firmalarla yasal mücadele başlatılabilmesi için Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin analiz kriterlerini belirlemesi ve bunun Türk Gıda Kodeksi'nde kabul edilerek uygulanması gerekiyor.

Zeytinyağında 'tahmin' kavgası

Referans
16 Eylül 2009,Çarş.


Tarım Bakanlığı zeytin ve zeytinyağında rekolte tahminleri için yetkiyi İTB'den alıp Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'ne verince konu kurumlar arası çatışmaya döndü. Her iki kurum da rekolte tahmini için 'Yetki bende' diyor.

Zeytin ve zeytinyağında rekolteyi kim tahmin edecek kavgası patladı. İzmir Ticaret Borsası ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) arasında çıkan kavgada her iki kurum rekolte tahminlerini yapmada kendilerinin yetkili olduğunu öne sürüyor. Rekolte tahminleri, zeytin ve zeytinyağı fiyatından ithalat ve ihracata kadar pek çok konuyu yakından ilgilendirdiği için açıklamalar büyük önem taşıyor.
Kavga, geçen cuma günü UZZK'nın Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın kararıyla artık zeytin ve zeytinyağında rekolte tahminlerini kendilerinin yapacağı açıklamaları üzerine başladı. UZZK Başkanı Mustafa Tan, dahilde işleme rejimi (DİR) kapsamında zeytinyağı ithaline izin verilmesini isteyen grup olarak tanımladığı rekolte tahmin heyetinde yer alan İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri ve Zeytindostu Derneği'nin kendilerine göre rekolte tahminlerini yaptıklarını öne sürdü.
Yıllardır çeşitli kuruluşlarla ortak rekolte tahminlerini yapan İzmir Ticaret Borsası'nın Başkanı Işınsu Kestelli ise bu açıklamalara sert tepki göstererek rekolte çalışmalarına şeffaf ve tarafsız bir şekilde devam edeceklerini söyledi.

Kavga nasıl başladı
Geçen hafta cuma günü UZZK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tan, ulusal resmi zeytin ve zeytinyağı rekolte tahminlerinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın kararıyla artık konseyin koordinatörlüğünde yapılacağını açıkladı. Tan, bu gelişmeyi sektör için tarihi bir gelişme olarak nitelendirdi. Her yıl açıklanan rekolte tahminlerinin dışında nerdeyse her kurumun kendine göre bir rekolte açıkladığını belirten Tan, bunun sektörde kargaşaya yol açtığını, bu durumun sağlıklı bir yol haritası çıkarılmasını engellediğini belirterek "Uluslararası kuruluşlara tek ağızdan bir rekolte sonucu verilemiyor. DİR talebinde bulunan kurum da bu heyette bulunduğu için bazı tahminlerde yanıltma ve yönlendirmeler görülebiliyordu" diye konuştu.

İTB de rekolte açıklayacak
Gelişmeler üzerine İzmir Ticaret Borsası (İTB) Başkanı Işınsu Kestelli de bir açıklama yaparak, zeytin ve zeytinyağı rekolte tahmin çalışmalarına tarafsızlık ilkesi doğrultusunda devam edeceklerini söyledi.
İTB'nin bu yıl başında önceki yıllarda rekolte çalışmalarına maddi destek veren kuruluşlara davet yazısı gönderdiklerini belirten Kestelli şunları söyledi: "UZZK reolte tahmini için çalışmada yer alma isteğini borsamıza iletti. Ancak rekolte heyet listelerinin kesinleşmiş olması ve diğer katılımcı kuruluşlara bu haliyle bildirilmiş olması gerekçesiyle talebe başlangıçta olumlu cevap verilemedi. Tariş ve Marmarabirlik'in, UZZK'nın da çalışmada yer almasının sektörün bütünlüğü açısından doğru olacağı yazısı üzerine UZZK'nın da katılımının uygun bulunduğu yazıyla bildirildi. Zeytindostu Derneği'nin de rekolte tahmin çalışmasına katılımı borsamızca uygun görüldü.
Ancak bu yazıların gönderildiği tarihten 2 gün sonra UZZK, Marmarabirlik ve Tariş, görülen lüzum üzerine, çalışmalardan çekildiklerini bildiren birer yazıyı borsamıza gönderdi.
Bütün bu gelişmelerin sonucunda, İTB koordinatörlüğünde, Ege İhracatçı Birlikleri, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, Zeytindostu Derneği ve çalışma yapılan alanlardaki borsaların destekleriyle 2009-10 rekolte tahmin çalışmalarına başlandı."

UZZK’yı kim istemedi?

Yenigün
16 Eylül 2009, Çarşamba


Olmadı Işınsu Kestelli. Tarım Bakanlığı’nın yazısını yok saymak İzmir Ticaret Borsası gibi köklü bir kuruluşun başkanına yakışmadı. Zeytin rekoltesinin Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından belirlenmesinden neden rahatsızlık duyuyorsunuz, doğrusu anlamadım. UZZK zeytincilik sektörünün çatı kuruluşu değil mi? Tarım Kanunu ile kurulan UZZK’yi İTB binasına sizler davet etmediniz mi? UZZK geçen yıl rekolte tahmin çalışmalarına İTB’nin davetiyle katılmadı mı? Şimdi neden bu rahatsızlık?

Son günlerde yaşanan bu tartışmanın perde arkasını yazalım da herkes gerçekleri bilsin. İTB’nin koordinatörlüğünde yapılan rekolte tahmin çalışmalarına Tariş, Marmarabirlik, İzmir Ticaret Odası ve Ege İhracatçı Birlikleri destek veriyor. Geçen yıl tahmin çalışmasına davet edilen UZZK, hava koşullarını da dikkate alarak kendi programını yapmak için İTB’ye bir yazı gönderir ve rekolte tahmin çalışmalarının hangi aşamada olduğunu sorar. Bu yazıyı katılım talebi gibi yorumlayan Işınsı Kestelli, önceki gün yaptığı yazılı açıklamada diyor ki; “Listeler kesinleştiği ve diğer katılımcılara ulaştığı için bu talebe olumlu cevap veremedik.”

Bu durumda birilerinin UZZK’yı istemediği, devre dışı bırakmaya çalıştığı açık. Bunu bilmek de hepimizin hakkı. Zaten bu yüzden UZZK Başkanı Mustafa Tan, ilgili bütün kuruluşlara bir yazı yazarak durum hakkında bilgi verir ve UZZK’nın kim tarafından istenmediğini sorar. Tariş ve Marmarabirlik yazılı olarak böyle bir durumdan haberdar olmadıklarını bildirir. Hatta İTB’ye başvurarak UZZK’nın çalışmalara dahil edilmesini ister. İzmir Ticaret Odası yetkilileri de UZZK’dan dolayı herhangi bir rahatsızlık duymadıklarını sözlü olarak belirtir.

Geriye bir tek Ege İhracatçı Birlikleri ve onun temsilcisi Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği kalıyor. Şuana kadar onlardan bir ses çıkmadığına göre UZZK’dan rahatsız olan onlar. Zaten gelen tepkiler üzerine UZZK yeniden çalışmalara dahil edilirken araya Zeytindostu Derneği’nin sıkıştırılması da amacın ne olduğunu gösteriyor. Yine kurnazlık peşindeler. Ama bu işler o kadar ucuz değil. Bu duruma tepki gösteren UZZK, Tariş ve Marmarabirlik çalışmalardan çekildi. Zeytinsever dostlara son darbeyi de Tarım Bakanlığı vurdu ve rekolte tahmin çalışmalarının UZZK çatısı altında yapılmasını istedi.

İTB Başkanı Işınsu Kestelli bu yaşananları ya anlamak istemiyor ya da işine gelmiyor. Bu saatten sonra İTB’nin yaptığı rekolte tahmin çalışmasının hiçbir resmi hükmü yoktur. İTB’nin yaptığı çalışma fuzuliyattan öteye geçmez. Bütün altyapısını hazırlayan UZZK, 19 valiliğe ve tarım il müdürlüklerine yazılan resmi yazılara verilecek cevaba göre son derece sağlıklı bir şekilde Türkiye’nin zeytin rekoltesini belirleyecektir. Tekrar soruyorum, bundan neden rahatsız oluyorsunuz? Yoksa sizde mi zeytin dostu oldunuz?

Tuesday, September 15, 2009

Zeytin savaşlarında “Borsa” atağı

Yenigün
15 Eylül 2009,Salı


Zeytin ve zeytinyağı sektöründe her yıl tartışmalarına neden olan rekolte tahminleri, bu yıl henüz açıklanmamasına rağmen, yeni tartışmalarla gündeme geldi. Zeytin ve zeytinyağı rekolte tahminlerinin 2009/2010 sezonuna yönelik çalışmaları öncesinde, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan’ın geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın “UZZK Koordinatörlüğü’nde Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Ulusal Resmi Tespit Heyeti’nin kurulacağının” bildirildiğini açıklaması tartışmaların fitilini ateşledi.

Mustafa Tan’ın açıklaması henüz gazetelerde yer almadan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, çeşitli resmi evrakların birer örneğini basın kuruluşlarına internet ortamında sundu. Söz konusu evraklarda, UZZK’nın İzmir Ticaret Borsası (İTB) koordinatörlüğünde yapılan rekolte tahmin heyetine katılmak için başvuruda bulunduğu ifade ediliyordu. Aynı gün gelen ikinci açıklamada ise, “İTB’den alınan bilgide bu yazışmaların nihai hali olmadığı, sonrasında UZZK ve İTB arasında yazışma trafiği olduğu öğrenilmiştir. Konu ile ilgili olarak İzmir Ticaret Borsası’ndan bilgilendirme yapılacaktır” denildi.

Borsa sessiz kalmadı
İzmir Ticaret Borsası’ndan beklenen açıklama dün yapıldı. İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, UZZK ile İTB arasındaki rekolte tahmin heyeti ile ilgili yazışmaları açıkladı. Marmarabirlik, Tariş, İTO ve EİB’nin rekolte tahmin çalışmalarına katılacaklarını bildirdiğini, daha sonra heyete katılmak için başvuruda bulunan UZZK’nın talebine ‘rekolte heyet listelerinin kesinleşmiş olması ve diğer katılımcı kuruluşlara bu haliyle bildirilmiş olması” gerekçesiyle başlangıçta olumlu cevap verilmediğini ifade etti.

Yaşanan gelişmeler üzerine katılımcı kuruluşlardan Tariş ve Marmarabirlik’ten İTB’ye iletilen yazılarda, ‘UZZK’nın da çalışmada yer almasının sektörün bütünlüğü açısından doğru olacağı’ yönünde yazılı talepler alındığını; konun yeniden değerlendirilerek, UZZK’nın katılımına onay verildiğini dile getirdi. Kestelli açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Benzer şekilde Zeytindostu Derneği’nin de rekolte tahmin çalışmasına katılımı, sektörün tüm bileşenlerini kapsaması açısından, Borsamızca uygun görülmüş ve ilgili kuruluşlara bilgi yazısı gönderilmiştir. Ancak bu yazıların gönderildiği tarihten 2 gün sonra UZZK, Marmarabirlik ve Tariş, görülen lüzum üzerine çalışmalardan çekildiklerini bildiren birer yazıyı Borsamıza göndermiştir. Rekolte çalışmasının başlamasına çok kısa bir süre kalmışken alınan yazılar Borsamızı da şaşırtmıştır. Bütün bu gelişmelerin sonucunda, İzmir Ticaret Borsası koordinatörlüğünde, Ege İhracatçı Birlikleri, İzmir Ticaret Odası’nın maddi ve personel, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, Zeytindostu Derneği ve çalışma yapılan alanlardaki Borsaların teknik ve personel destekleriyle 2009/10 rekolte tahmin çalışmalarına başlanmıştır ve halen sürdürülmektedir.”

Monday, September 14, 2009

İzmir Ticaret Borsası Basın Açıklaması

Işınsu Kestelli
İzmir Ticaret Borsası
Yönetim Kurulu Başkanı

14 Eylül 2009, Pazartesi


Sayın Basın Mensupları,
İzmir Ticaret Borsası koordinasyonunda ilgili meslek kuruluşlarının maddi ve personel katkıları, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nün teknik desteğiyle uzun yıllardır yapılmakta olan Zeytin ve Zeytinyağı rekolte çalışmaları ile ilgili olarak basında yer alan bazı haberlerde gördüğümüz eksiklikler nedeniyle doğru bilgilendirme yapılması gereğini duymaktayız. Kanımızca bu eksik anlatımlar kurumlar arasında gereksiz tartışmaların doğmasına ve kamuoyunda yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır.
İzmir Ticaret Borsası bu yıl da geçmiş yıllarda izlediği yöntemi izlemiş ve sene başında önceki yıllarda rekolte çalışmalarına maddi destek veren kuruluşlara davet yazısı göndermiştir. 25.05.2009 tarihli bu yazımıza karşılık ilgili kuruluşlardan Marmarabirlik, Tariş, İzmir Ticaret Odası ve Ege İhracatçı Birlikleri’nden katılım teyidi ve katılacak personel isimleri bildirilmiştir. (Tarihler: 27.05-08.06-22.06-25.06 2009) Bu arada ilk kez bir önceki sezon çalışmalarımıza sivil toplum kuruluşu olarak katılmış olan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi de (UZZK) çalışmada yer alma isteğini bir yazıyla Borsamıza iletmiştir (13.07.2009). Ancak rekolte heyet listelerinin kesinleşmiş olması ve diğer katılımcı kuruluşlara bu haliyle bildirilmiş olması gerekçesiyle talebe başlangıçta olumlu cevap verilememiştir. Buna mukabil, katılımcı kuruluşlardan Tariş ve Marmarabirlik’ten Borsamıza iletilen yazılarda, UZZK’nın da çalışmada yer almasının sektörün bütünlüğü açısından doğru olacağı ve bu nedenle davet edilmesinin gereği hakkında yazılı talepler alınmıştır (29-30.07.2009). Bu talepler doğrultusunda konu tekrar değerlendirilmiş ve talepte bulunan kuruluşlara ve UZZK’ya, UZZK’nın da katılımının uygun bulunduğu yazıyla bildirilmiştir (Tarih:25/08/2009). Benzer şekilde Zeytindostu Derneğinin de rekolte tahmin çalışmasına katılımı, sektörün tüm bileşenlerini kapsaması açısından, Borsamızca uygun görülmüş ve ilgili kuruluşlara buna ilişkin de bilgi yazısı gönderilmiştir (Tarih 24.08.2009). Ancak bu yazıların gönderildiği tarihten 2 gün sonra UZZK, Marmarabirlik ve Tariş, görülen lüzum üzerine, çalışmalardan çekildiklerini bildiren birer yazıyı Borsamıza göndermiştir.
Rekolte çalışmasının başlamasına çok kısa bir süre kalmışken alınan yazılar Borsamızı da şaşırtmıştır.
Bütün bu gelişmelerin sonucunda, İzmir Ticaret Borsası koordinatörlüğünde, Ege İhracatçı Birlikleri, İzmir Ticaret Odası’nın maddi ve personel, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, Zeytindostu Derneği ve çalışma yapılan alanlardaki Borsaların teknik ve personel destekleriyle 2009/10 rekolte tahmin çalışmalarına başlanmıştır ve halen sürdürülmektedir.
Borsamız, çalışmaların koordinasyonunda doğru ve tarafsız bilgiye ulaşılması prensiplerinden taviz vermeksizin gelen talepleri karşılamak doğrultusunda hareket etmiştir. Tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde ve geniş bir katılımla rekolte çalışmalarının uzlaşı içinde sürdürülmesi başta bölgemiz olmak üzere ülkemizin önde gelen zeytin ve zeytinyağı sektörü için kazanım olacaktır.
Unutulmamalıdır ki İzmir Ticaret Borsası ulvi bir görev gibi yıllarca tarımın Türkiye’de doğru işleyişi adına rekolte çalışmalarında önder görev almış ve asli görevi olmamasına rağmen organize etmeye çalışmıştır. Bunca yıldır bu denli başarılı çalışmaları gerçekleştiren borsamız tarafsızlık bakış açısını sürdürmeye devam edecektir.

Zeytin ve zeytinyağında rekor yılı

Para Dergisi

Bu sezon 180 bin ton zeytinyağı, 300 bin ton da sofralık zeytin rekoltesi bekleniyor. Üretici, geçen sezon birliklere kilosu 4.40 TL'den sattığı zeytin için bu yıl 5 TL fiyat bekliyor. Sızma zeytinyağı içinse 6.5-7 TL aralığı tahmin ediliyor...

2009-2010 sezonu zeytin ve zeytinyağı rekolte tahminleri henüz açıklanmadı. Rekolte Tahmin Heyeti, Türkiye genelinde yürüttüğü çalışmaların sonucunu bu ay sonunda açıklayacak. Para dergisi olarak üreticiler, tarım müdürlükleri, kooperatif ve ticaret odalarının temsilcileriyle görüşerek sektörün nabzını ölçtük.

Son yılları sıkıntılı geçiren sektörde bu yıl yüzler gülüyor. Zeytin ve zeytinyağında rekor rekolte bekleniyor. Sektör temsilcileri yeni sezonda 180 bin ton zeytinyağı ve 300 bin ton sofralık zeytin rekoltesi bekliyor...

MARMARA VE EGE MUTLU
Zeytincilikte önemli bir yere sahip olan Balıkesir, Ayvalık, Gömeç, Burhaniye, Havran, Edremit, Erdek ve Bandırma çevresindeki üreticiler ürün rekoltesinin yüksek olacağında hemfikir. Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gencer, "Son 3 yılımız çok zor geçti. Rekor üretim kayıpları yaşadık.

Friday, September 11, 2009

Tarsus zeytin ambarı olacak

Anadolu Ajansı
09 Eylül 2009,Çarş.


Mersin'in Tarsus İlçe Ziraat Odası Başkanı Ali Ergezer, ilçelerini Türkiye'nin zeytin ambarı yapmayı hedeflediklerini söyledi.
İlçede, zeytinciliğin geliştirilmesi amacıyla Ziraat Odası'nda toplantı düzenlendi. Ergezer, Ege Zeytin İhracatçıları Birliği, Tarsuslu zeytin üreticileri, zeytinyağı imalatçıları ile Zeytin Dostu Derneği ve İzmir İhracatçılar Birliği temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, Tarsus'ta 6 milyon adet zeytin ağacı olduğunu, ilçede yıllık zeytin rekoltesinin 70 bin tona, zeytinyağı üretiminin de 5 bin tona ulaştığını vurguladı.
Tarsus'un köylerinde zeytinciliğin geliştirilmesi amacıyla 1997'den beri 4 milyon zeytin fidanı dikildiğini, zeytin ağaçlarının yaş ortalamasının 6 olduğunu kaydeden Ergezer, "Tarsus'un yağlarının önemli bölümü sofralık olarak tüketiliyor. Özellikle Tarsus'a özgü olan ve patentini almak istediğimiz Sarıulak cinsi zeytin dünyanın en kaliteli zeytinlerindendir. Biz Tarsus'u Türkiye'nin zeytin ambarı yapmak, Ege Bölgesi'ndeki zeytinciliği geride bırakmak istiyoruz" dedi.

Kıraç araziye zeytin
Tarsus'ta kullanılmayan 550 bin dekar kıraç arazi mevcut olduğuna dikkat çeken Ergezer, "Bu arazileri zeytincilik ve bademcilikle doldurmak amacındayız. Çünkü bugün Tarsus çiftçisi tarımda teknolojiyi yakalamış durumda. Dünyada tarım küçülüyor ama biz tarımda büyümek istiyoruz. Büyümek için ise her türlü donanım ve altyapıya sahibiz" açıklamasında bulundu.
Ege Zeytin İhracatçıları Birliği, Zeytin Dostu Derneği ve İzmir İhracatçılar Birliği temsilcileri ise Çukurova bölgesindeki zeytinciliği incelemek ve zeytin çeşitlerini ve asit oranlarını öğrenmek amacıyla geldiklerini belirttiler.

Bitkisel yağda ithalat karmaşası

Selma Bektaş
Referans
09 Eylül 2009,Çarş.


Ayçiçeği tohumu ithalatında vergi oranını düşüren tebliğe, iç piyasadan alınan tüm ürünü işleme şartı konulması rahatsızlık yarattı. İşleme şartı, yağ hammaddesi ithalini zora soktu.

Bitkisel yağ sanayicileri, ithalat karmaşası yaşıyor. İthalata ilişkin düzenlemeyi içeren ve 15 Ağustos tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan "Tarife Kontenjanı Tebliği" sanayicilerin kafasını karıştırdı. Tebliğe göre sanayici, 8 Ağustos ile 15 Aralık 2009 tarihleri arasında işlediği ürün miktarına karşılık, 1 Ocak 2009 tarihinden 30 Haziran'a kadar, ayçiçeği tohumu ve ayçiçeği unu ithalatında yüzde 5, ham ayçiçeği ithalatında ise yüzde 17 Gümrük Vergisi ile ithalat yapma hakkı kazanacak. Normal koşullarda ayçiçeği tohumu ve ununda Gümrük Vergisi yüzde 27, ham ayçiçeği yağında ise yüzde 36 olarak uygulanıyor.
Bu uygulama ile yılbaşından itibaren önemli bir fırsat elde etmesi beklenen sanayici ise durumdan memnun değil. Çünkü hem üretici hem sanayici tebliğde iki önemli eksiklik olduğunu düşünüyor. Bu eksiklerden ilki, ithalat hakkının sadece yerli ürün işleyen sanayiciye verileceği yönünde açık bir ibare bulunmaması. İkincisi ise geçmiş yıllarda tarife kontenjanı için "işleme" şartı aranmazken son tebliğde bu şartın getirilmesi.

Büyük üretici sıkıntı yaşayacak
İşleme şartının özellikle büyük sanayiciyi rahatsız etmesi bekleniyor. Çünkü bu sanayiciler belirtilen tarihlerde aldıkları tüm ürünü 15 Aralık'a kadar işlemekle yükümlü tutulacak. Örneğin, bu yıl üreticiye 70 kuruş fiyat açıklayan Trakyabirlik, aralık ayına kadar satın alması beklenen 400 bin ton civarındaki ürünü işlemek zorunda. Ancak birliğin kapasitesi buna yeterli değil. Bu durumda birlik, 2 tehlikeyle karşı karşıya kalacak. Yılbaşından itibaren fiyatlar düşeceği için Trakyabirlik üreticiden aldığı pahalı ürünle baş başa kalacak ve ucuz ithal ürün fırsatından yeterince faydalanamayacak.
Sanayici bir an önce bu belirsizliğin ortadan kalkmasını beklerken, 60 bin üyesi bulunan Trakyabirlik de tebliğin amacına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyor. Sektörden gelen eleştiriler nedeniyle harekete geçen Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın (DTM), sektöre "Sorunu çözeceğiz, bekleyin" mesajı verdiği belirtiliyor.
Özellikle "işleme" sorununun çözüme kavuşturulacağı umudunu taşıyan büyük üreticiler, bugünlerde iç piyasadan alım yapmak yerine kısa bir süre sonra hasada başlayacak olan Bulgaristan ile bağlantılar kurmaya başladı. Şu anda iç piyasada 42 randıman ayçiçeği tohumu 700 TL'den işlem görürken, büyük sanayicinin 250-300 dolar arasında ürün bağlantısı yaptığı konuşuluyor.

Tebliği kimse benimsemedi
Tarife kontenjanının yerli üreticiyi korumak amacıyla uygulanan bir sistem olduğunu vurgulayan Edirne Yağ Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Edip Ağaoğulları, "Birçok sanayici 'Acaba bu tarihler arasında işlediğim ithal ürün için de bu hak verilecek mi?' diye düşünüyor. Bu karmaşanın ortadan kalkması hem tebliği amacına ulaştırır hem de sanayicinin belirsizliği ortadan kalkar" dedi.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Uğur ise tebliği bu haliyle ne üreticinin ne de sanayicinin benimsediğini belirterek, "Tebliğ beklendiği gibi iç pazarda özellikle ayçiçeği tohumu fiyatlarının gerilemesine engel olamayacak" diye konuştu. Uğur, DTM'nin Tarife Kontenjanı Uygulamaları'nı da iç piyasada alım yapılan tarihlerle eşzamanlı olarak yapması gerektiğine dikkat çekti. Sektörde son bir yıl içinde 7 tebliğ yayımlandığına işaret eden Uğur, "Sektör 2008 yılını zaten kan kaybederek geçirdi. 2009'da da yeni sorunlar eklendi. Son tebliğ sektörü karıştırdı. Bu tür sorunların ortadan kalkması için Türkiye'nin yapması gereken asıl şey üretimin artırılmasıdır" dedi.

BİTKİSEL YAĞ ÜRETİMİ YETERSİZ
Bitkisel yağ sektöründe ithalat önemli bir sorun. Çünkü 1 milyon 700 bin tonluk yıllık ihtiyaca rağmen Türkiye'nin üretim açığı büyük. Türkiye her yıl 1 milyon 200 bin ton civarında ithalat yapmak zorunda kalıyor. İthalat için ödenen döviz 3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bir yandan üretimi artırmaya çaba gösteren Türkiye, diğer taraftan da mevcut üreticiyi korumak ve üretimi cazip hale getirmek için ithalatın önüne birtakım engeller koyarak bu sorunu aşmaya çalışıyor. Bitkisel yağ ihtiyacının yüzde 75 oranında ayçiçeğinden karşılandığı Türkiye'de, bu yılki rekoltenin 850 bin ton olması bekleniyor. Sektör bu konuda umudunu Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın açıkladığı Havza Bazlı Üretim modeline bağlasa da kimi uzmanlar hâlâ belirsizliğini koruyan bu modelin de üretim artışı için çare olmayacağını savunuyor.

RAKAMLARLA BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜ-
Türkiye'de yılda toplam 1.7 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor.
- Bunun 950 bin tonu likit, 550 bin tonu margarin, 200 bin tonu yem, boya ve sabundan oluşuyor.
- Sektörün 5 milyon ton yağlı tohum işleme kapasitesi bulunuyor.
- Ayrıca 1.5 milyon ton rafine ve 1 milyon ton margarin üretim kapasitesi var.
- Ancak yıllar itibariyle değişse de iç piyasada ortalama 500 bin ton civarında üretim yapılıyor.
- Her yıl 1 milyon 200 bin ton ithalat yapılıyor.
- İthalat için yılda 3 milyar dolar ödeniyor.
- Bulgaristan, Ukrayna ve Rusya ithalat yapılan başlıca ülkeler.

Thursday, September 10, 2009

Zeytin üreticileri Tarsus'ta Toplandı

HaberFX
07 Eylül 2009


Tarsus Ziraat Odası Başkanı Ali Ergezer, zeytinciliğin modern tarım metotları ile yapıldığını belirterek, Türkiye'nin İspanya ile rekabet eder hale geldiğini söyledi..

Ergezer, Tarsus Ziraat Odası'nın önderliğinde İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi Rauf Delen, Zeytin Dostu Adana Temsilciliği Murat Öztanrıöver, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yöneticisi Mehmet Emre Uygun ve Tarsus'ta faaliyette olan zeytin yağı masura fabrika sahipleri ve zeytin bahçeleri bulunan üreticiler katıldığı toplantıda, Tarsus'ta 6 milyon zeytin ağacı ekildiğini, 80 ile 100 bin ton arasında üretim beklediklerini belirtti. Bu yılki rekoltenin 65 bin tonun sofralık, 15 bin tonun yağlık olarak beklediklerini kaydeden Ergezer, "Zeytincilik üretimimiz son derece modern tarım metotları ile yapılmaktadır. Bundan yola çıkarak İspanya ile rekabet eder hale geldik. Türkiye genelinde amacımız zeytin pazarını Tarsus'a çekmek. Bu fikirle yola çıkarak, zeytincilik konusunda elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz" dedi.

Zeytin bahçelerinin son dönemlerde damlama sistemi ile sulandığını vurgulayan Ergezer, "Zeytin ağaçlarımızın verimi ve kalitesi konusunda asla kuşkumuz yok. İklimimizde zeytin ekimine son derece elverişlidir. Keza pazar konusunda tercih edilen bir yer haline geldik. Türkiye'nin zeytincilik konusunda pazaryeri olmak istiyoruz" diye konuştu.

Zeytin imalatı ve toplama yöntemlerinin yurt dışındaki sistem ile yanı şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan İzmir Borsası Temsilcisi Rauf Delen de, zeytinin mutlaka doğru teknikler ile ambalajlanmasını savunarak, markalaşmanın önemine değindi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yöneticisi Mehmet Emre Uygun ise zeytinciliğin modern teknikler ile yapılarak, üreticilerin bu doğrultuda çalışmalarına devam etmeleri gerektiğini söyledi.

Toplantı karşılıklı fikir alışverişi ile sona erdi.

Erzurum’a “Zeytin Tüneli”

Manisa’nın Akhisar ilçesinde üretilen zeytin ve zeytinyağlarının Türkiye genelinde tanıtımı için kampanya başlatıldı. Akhisar Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği tarafından hazırlanan “Zeytin Tüneli” isimli otobüs, yürütülen kampanya kapsamında Erzurum’a da geldi.

03 Eylül 2009,Perşembe

Akhisar Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Çaldayı, Türkiye’nin, marka gıda ürünlerinden olan zeytini tanıtım için Türkiye genelinde kapsamlı bir tanıtım çalışması başlattıklarını söyledi.

ERZURUM’DA TANITIM
Tanıtım çalışmaları çerçevesinde şuana kadar 38 il ve 71 ilçeyi gezdiklerini söyleyen Çaldayı, “Türkiye’nin zeytin potansiyelinin yüzde 70’ini Akhisar karşılıyor. Gerek zeytin ve gerekse zeytinyağını tanıtmak amacıyla derneğimizin düzenlemiş olduğu “Zeytin Tüneli” aracı tüm Türkiye’yi dolaşıyor. Şuana kadar 38 il ve 71 ilçede zeytin ve zeytinyağını tanıtımını yaptık. Gittiğimiz illerde 3, ilçelerinde ise 2 gün kalıyoruz. Erzurum’da tam ise 5 gün süreyle kalacağız.” dedi.

ERZURUM’DA ZEYTİNYAĞI TÜKETİMİ
Tanıtım için çıktıkları turlarda zeytin ve zeytinyağı konusunda vatandaşların yeteri kadar bilgi sahibi olmadıklarını gördüklerini anlatan Çaldayı, zeytin ve zeytinyağının, doğal bir tabiat harikası ve şifa kaynağı olduğunu belirterek, “Vatandaşlarımız özellikle zeytinyağı konusunda çok fazla bilgi sahibi değiller. Biz burada kendilerini zeytin ve zeytinyağı konusunda bilgilendiriyoruz. Otobüsümüzde zeytin ve zeytinyağının nasıl üretildiğini ve bu ürünlerden hangi kazanımların elde edildiğini slâyt gösterisi ile anlatıyoruz. İki yıl içersinde 81 il ve tüm ilçeleri gezerek zeytin ve zeytinyağının tanıtımını yapacağız.” diye konuştu.
Akhisar’da 175 zeytin üretim fabrikası ile 35 yağ fabrikasının bulunduğunu aktaran Çaldayı, yıllık 150 bin tona yakın zeytin üretiminin yapıldığını kaydederek, amaçlarının üretimi artırmaya yönelik olduğunu söyledi.
Doğu insanının zeytin ve zeytinyağı konusunda çok ilgili olduğuna işaret eden Akhisar Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Çaldayı, özellikle de Erzurum’da, zeytinyağı tüketiminin diğer illere oranla fazla olduğunu öğrendiklerini ifade ederek, “Erzurum insanı zeytinyağı tüketiminin sağlık için faydalarının çoktan farkına varmış durumda. Tanıtım aracımızı gezen Erzurumlular, zeytinyağı konusunda istenilen düzeyde bilgiye sahip. Bu da bizi ziyadesiyle memnun etti.” dedi.

Beşparmak Dağları’nda Antik Dönem’den Kalan Zeytin Köyleri

08 Eylül 2009,Salı

Aydın’ın Söke ilçesi sınırlarındaki Beşparmak Dağları’ndaki Antik dönemden kalan zeytin köyleri ilgi odağı haline geldi.

AYDIN (İHA) - Aydın’ın Söke ilçesi sınırlarındaki Beşparmak Dağları’ndaki Antik dönemden kalan zeytin köyleri ilgi odağı haline geldi.

Akdeniz efsanelerinde adı Ölmez Ağaç ya da Hayat Ağacı olarak geçen zeytin ağacı, kimi zaman meyvasıyla kimi zaman yağıyla insanlığa sağlık, lezzet ve güzellik vaat etmiş. Romalılardan Mısırlılara, Semitlerden Greklere kadar birçok kültürde zeytinyağı önemli bir gıda maddesi olmanın dışında, kandillerde yakılarak geceleri aydınlatmış, yaralara sürülerek şifa olmuş, ciltler onunla ovularak güzelleştirilmiş.

Akdeniz havzasında yaşayan insanlar tarafından en çok saygı gören, çok değerli ve çok yararlı bir ağaç türüdür zeytin. Eski çağlarda kahramanlık gösterenler ve yarışmalarda galip gelenler, zeytin ağacının dallarından yapılan çelenklerle ödüllendirilmiştir. Romalı yazar Plinius “ insan vücuduna iyi gelen iki tür sıvı vardır. İçsel olarak şarap, dışsal olarak da zeytinyağı; her ikisi de ağaçlardan elde ediliyor, ama zeytinyağının yeri bambaşkadır” demiştir.

Beşparmak Dağları’nın doğu bölgesini fıstık çamları, batı bölgesini zeytin ağaçları sarmıştır. İnsanoğlunun hayatının içinde var olan zeytin, Beşparmak Dağları’nda binlerce yıldır bu bölgede yaşayanların en önemli besinini oluşturmuştur. Beşparmak Dağları’nın vahşi coğrafyasında bulunan bazı dağ köylerinde, İslamiyet öncesi yerleşme izlerine rastlanmaktadır. Bu yerleşim yerleri Beşparmak Dağları’nın kuzeyinde yer alan Ahlat ve Kaygıllı Kışlağı yerleşmeleridir.

Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği(EKODOSD)’un onursal üyesi Arkeolog Dr. Anneliese Peschlow’un araştırmalarında, terkedilen bu yerleşim yerlerinin Geç Antik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne kadar oturulduğu tespit edildi. Yerleşmenin etrafında bulunan kaya mezarları, bölgenin tarihi hakkında fikir veriyor. Yerleşmelerin çevresinde kaya mezarlarının yanı sıra, eski Osmanlı mezarları da bulunuyor. Bu yerleşim yerleri Osmanlı-Cumhuriyet Dönemi’nde terk edilmiştir. Bu yerleşimlerde yaşayan insanlar, Osmanlı Dönemi’nde birbirine yakın olan Çavdar, Kaygıllı ve Karakaya gibi dağ köylerine göç etmişlerdir.

Buralarda arazisi olanlar hayvanlarını yöre taşlarından yaptıkları duvarlarla kaplı alana salarak otlatmakta ve zeytin döneminde gelerek, zeytinlerini toplamaktadır. Eskisinden farklı olarak toplamış oldukları zeytinleri eşeklere yükleyip, traktörlerle ulaştıkları basit dağ yoluna getirerek, oradan da modern zeytinyağı fabrikalarına götürüp sıktırmaktadır. Toplanan zeytinler traktör yolunun olmadığı eski yıllarda, her evin taş değirmenlerinde “ayak yağı” denilen sistemle sıkılmaktaydı. Kış aylarında Ahlat ve Kaygıllı Kışlağı denilen yerleşim yerlerindeki evlerden birisinde Çavdar Köylülerinden bir aile yaşamını sürdürmektedir. Diğer arazi sahipleri günübirlik olarak traktörleriyle köyden gelip-gitmektedir.

Bu yerleşmelerin çoğu, günümüzden 30 yıl öncesine kadar devam eden zeytin ağacı yetiştirme ve işleme yeri olarak kullanılmıştır. Bu yerleşim alanında bulunan birçok zeytinyağı değirmeni ve çok sayıda zeytin toplama havuzcuklarına ait kalıntılar, geleneksel biçimde zeytin toplandığına ve zeytinyağı elde edildiğini göstermektedir. Son yıllarda modern ve daha karlı biçimde zeytinyağı elde edilmesi ve bu sarp yerlere traktörlerin çıkabilmesi nedeniyle, geleneksel biçimde depolama ve yağ elde etme sona ermiştir.

Yerleşmelerde zeytin sıkma araçlarının hepsi, yörede bulunan gnays kayalardan elde edilmekteydi. Dağdan toplanan zeytinler, köy içinde bulunan zeytin havuzlarında biriktirilirdi. Ahlat ve Kaygıllı Kışlağı zeytin yerleşimleri olduğu için, köylerin içinde birçok taş değirmen bulunmaktadır. Zeytinlerin sıkıldığı ahşap kütükler kullanılmadığından çürümeye terkedilmiş durumdadır. Binlerce yıldır süregelen zeytin ağaçlarının meyveleri olan zeytinlerin yağları artık modern fabrikalarda sıkılmakta, antik çağlardan günümüze kadar gelen taş düzenekler ise, atıl vaziyette ilgi beklemektedir. Bizans Dönemi’nde de oturulan ve daha sonra terkedilen bu yerleşimler, buraya göç eden yörükler tarafından tekrar iskan edilmiştir. Bugüne kadar gelebilmiş olmasının en büyük nedeni, arazi şartları uygun olmadığı için insan etkisinin olmaması ve bakir bir bölgede bulunmasıdır. Bölgede zeytinlikleri bulunan köylüler, zor yaşam koşulları nedeniyle sadece zeytinleri toplayıp gittiklerinden, burada bulunan yüzlerce yıllık miraslar doğa şartlarına daha ne kadar dayanacağı bilinmemektedir. Belki de Türkiye’deki en eski zeytin köyleri olan bu yerleşimler, güzel bir projeyle eski günlerine dönebilirler. Bu yerleşimlerde yapılacak iyileştirmelerle bazı köylülerin zeytin dönemlerinde buralarda kalmaları sağlanabilir. Yine eski yıllarda yapıldığı gibi, restoresi yapılan zeytin kuyuları ve taş düzeneklerde ayak yağları yapılabilir.

Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği Başkanı Bahattin Sürücü, bölgede yaptıkları incelemenin ardından, “ Bölgede yaşayan insanlar bu sistemi çok iyi bilmektedir. Buraları tekrar yaşayan zeytin köylerine dönüşebilir. Turizmde, antik dönemden bu yana yaşayan ve zeytinlerin yağını ilkel usullerle sıkan köyler olarak tanıtılabilir. Dünyada bu konuda meraklı olan ekoturistlerin köylülerle kalması sağlanabilir. Hem bölge insanı kazanmış olur, hem de günümüze kadar ulaşan bu tarihi doku yıllarca korunmaya devam eder. Ahlat ve Kaygıllı Kışlağı, Türkiye’nin Antik Dönem’den günümüze kadar gelerek yaşamını sürdüren bir açık hava müzesi yapılabilir” şeklinde konuştu.

Aydın'a Zeytinyağı Ve Incir Müzesi Kazandırma çalışmaları

HaberFX

Aydın'ın en önemli geçim kaynağı olan incir ve zeytin ürünlerinin sergilendiği bir müze yapımı için Aydın İl Genel Meclisi çalışmalarını sürdürüyor. Aydın'a gelen Kültür ve Turizm Bakanına konu hakkında bilgi veren Aydın İl Genel Meclisi Başkanı Akan Evren, müze yapımı için Bakan Günay'a dosya sunup destek istedi.

Aydın'daki turizm hareketini farklı yönlere kaydırmak ve turisti sadece deniz, kum, güneş olgularıyla Aydın'a bağlamamak için çeşitli çalışmaların yürütüldüğü Aydın'da zeytinyağı ve incir müzesi kurma çalışmaları sürüyor. Bugüne kadar Kuşadası Rehberler Derneği ve Kuşadası Ticaret Odasının çeşitli çalışmalar yaptığı zeytinyağı ve incir müzesi için şimdi de Aydın İl Genel Meclisi çalışma başlattı. Önceki gün çeşitli ziyaret ve açılışlara katılmak için Aydın'a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a proje hakkında bilgi veren Aydın İl Genel Meclisi Başkanı Akan Evren, projenin hayata geçmesi için bakandan müze olarak düşünülen yerin kamulaştırılması ve restorasyonu için ekonomik destek istediğini belirtti. Proje hakkında bilgi veren Akan Evren, "İlimizde turizmi geliştirmek için il genel meclisimize iki kez verilen ve meclisimizce oy birliği ile benimsenen Kültür ve Turizm Komisyonumuzun hazırladığı ve yerel yönetimlerin benimsediği projeye göre, turistler Kuşadası'ndan alınıp Selçuk'a getirilecek. Buradan trenle Çamlık Demiryolu Müzesine gelinecek, müze gezildikten sonra trenle Ortaklar'a hareket edilecek. Burada Magnesia harabeleri gezilecek. Yerel yönetimle ortaklaşa yapılması düşünülen zeytinyağı ve zeytin müzesi gezilecek. Selatin köyündeki anıt çınar ve çevresinde oluşturulan yöresel ürünler çarşısı gezildikten sonra Ortaklar'a gelinecek. Trenle Selçuk'a oradan da Kuşadası'na dönülecek. Biz bu proje için Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan müze olarak düşündüğümüz koruma altındaki 1930'lu yıllarda yapılan zeytinyağı fabrikasının kamulaştırılması ve restorasyonu için ekonomik destek istiyoruz. Devlet Demiryollarından da Selçuk-Ortaklar seferini yapacak buharlı trenin sağlanmasını talep ediyoruz" dedi.

ATIL DURUMDAKİ FABRİKA TURİZME KAZANDIRILACAK

Aydın İl Genel Meclisi'nin zeytinyağı ve incir müzesi yapmak için çalışma başlattığı zeytinyağı fabrikasının yıllardan beri atıl durumda beklediği bildirildi. Aydın'ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar Beldesinde bulunan zeytinyağı fabrikasının 1930 yıllarında yapıldığı ve şuanda koruma altında olduğu kaydedildi. Atıl durumdaki fabrika müzeye dönüştürüldüğü taktirde Türkiye'de Ayvalık'tan sonra ikinci bir zeytinyağı müzesi kurulmuş olacak ve ayrıca Magnesia Antik kenti, Ortaklar Zeytinyağı fabrikası ve Selatin Köyü'nü kapsayan alternatif bir tur programı da hayata geçecek. Bu proje gerçekleşirse, Aydın'da turizm sadece deniz kenarlarında kalmayıp iç bölgelere doğru yönelecek

Thursday, September 03, 2009

40 yıllık tekstilci Çinliler yüzünden zeytinyağcı oldu

Mete Tamer Omur
Referans
02 Eylül 2009,Çarş.


Tekstilci Kuloğlu Şirketler Grubu, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ucuz ve kalitesiz ürünleri ile mücadeleden bıkıp sektörünü bıraktı. Firma 2 yıllık hazırlık dönemi ve 5 milyon euroluk yatırımın ardından zeytinyağı üretimine başladı.

İzmir'de yaklaşık 40 yıldır tekstil sektöründe faaliyet gösteren Kuloğlu Şirketler Grubu, "Zeytin İskelesi" markasıyla zeytinyağı sektörüne girdi. Tekstilde başta Çin olmak üzere Pakistan ve Hindistan karşısında rekabet şanslarının giderek azaldığını söyleyen Kuloğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kuloğlu, zeytinyağında Çin tehlikesi olmadığını belirterek, "Çin'in zeytinyağı üretmemesi Türkiye için bir şans. Ayrıca yüzde 100 yerli bir üretime yatırım yapma kararı aldık" diyerek zeytinyağı sektörüne girişlerinin öyküsünü anlatıyor.
Yaklaşık 2 yıllık hazırlık döneminin ardından Zeytin İskelesi markasının ortaya çıktığını söyleyen Genel Müdür Fatih Cenikli ise, Tire Organize Sanayi Bölgesi'nde 22 dönüm üzerinde 5 milyon euroluk yatırım yaptıklarını anlattı. Cenikli, toplam 5 bin 500 metrekarelik kapalı alana sahip, tamamı İtalya'dan ithal son teknoloji ürünü makinelerin bulunduğu tesiste yıllık 15 bin ton naturel zeytinyağı işleme kapasitesine sahip olduklarını belirtti.
Cenikli, önceliği iç pazara vererek Türk tüketicisine kaliteli zeytinyağı sunmak hedefiyle yola çıktıklarını anlattı. Tariş'te uzun yıllar genel müdür olarak görev yaptığını ve oradaki bilgi-birikimini Zeytin İskelesi'ne taşıdığını söyleyen Cenikli, firma olarak sadece naturel zeytinyağları üzerinde uzmanlaşmak istediklerini vurguladı. Cenikli, "Üretim yelpazemizde sadece naturel sızma, naturel birinci ve naturel organik yağlar var. Ambalajda cam ve tenekeyi tercih ettik. 1 ile 5 litre arasında değişen ambalajlar var. Egeli üreticilerden toplayıp, Türkiye'deki sayılı tam donanımlı laboratuvarımızda 42 noktada kalite kontrolünden geçirdikten sonra şişeleyip tüketicinin beğenisine sunuyoruz" dedi.

Yurtdışına açılmayı planlıyoruz
Zeytin İskelesi'nin CarrefourSA ve Real mağazalarının raflarına girdiğini belirten Cenikli, Kipa ile anlaşma yaptıklarını, yakın bir zamanda orada da ürünlerinin bulunacağını ifade ederek, amaçlarının ulusal büyük hipermarket zincirlerinde butik ürün kalitesi ile yer almak olduğunu belirtti. Cenikli, yurtiçinde belirli bir pazara ulaştıktan sonra yurtdışına açılmayı planladıklarını söyleyerek, hedef kitlelerinin zeytinyağı tüketen herkes olduğunu ifade ederek, temel hedeflerinin, iç pazarda naturel zeytinyağı alanında önemli bir oyuncu olmak ardından da dünyaya Türk zeytinyağını aynı kalitede sunmak olduğunu kaydetti.

Şişeler İtalya'dan geliyor
Zeytinyağının en büyük üç düşmanının ısı, ışık ve havayla temas olduğunu belirten Fatih Cenikli, Zeytin İskelesi'nin farkının bu noktada ortaya çıktığını belirterek, "Zeytinyağını şişelere doldururken, gelişmiş bir teknolojiyle havayla temasını engelliyoruz. Hem boş hem de içine yağ doldurulmuş şişenin havasını alıyoruz. Böylelikle zeytinyağının uzun süre tazeliğini ve kokusunu korumasını sağlıyoruz. Azot yastıklaması dediğimiz bu yöntem sayesinde ürünümüz kapağı açılana kadar ilk günkü özelliğini koruyor. İtalya'da yeni yeni kullanılan bu yöntemi Türkiye'de ilk uygulayan firmayız. Işıkla temas edilmemesi için de maliyeti diğerlerine göre iki kat daha pahalı olan koyu renk şişe tercih ettik. Türkiye'de üretilmediği için dünyanın en eski cam imalatçılarından İtalyan Saint Gobain'den satın alıyoruz" bilgisini verdi.

Zeytinyağı ulaşılmaz hale geldi
Fatih Cenikli, son dönemde zeytinyağının pahalı ambalajlarda hediyelik eşyaymış gibi satıldığını ifade ederek, "Evlerin mutfakları yerine büfelerini süslemeye başladı. Ürün güzelleşti ama tüketim artmadı. Çünkü fiyatlar uçtu gitti. Zeytinyağı ulaşılmaz hale geldi. Biz bunda değişim yaratacağız. Ham yağ fiyatları değişmedikçe fiyatımız değişmeyecek. Yani hammadde fiyatı neyse raf fiyatı da öyle oluşacak" dedi.

Ayçiçeğinde mevzuat karmaşası…

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
3 Eylül 2009,Perş.


Çukurova ve yöresinde hasat büyük ölçüde bitti. Trakya’da ise devam ediyor. Bu yıl beklenen üretim 800 bin ton civarında.
Türkiye’nin yağlık ayçiçeği tablosu pek parlak değil. Yıllık üretim ortalama 800-850 bin ton. Bu üretim iç talebi karşılamıyor. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin verilerine göre, Türkiye, 2008’de 456 bin ton ayçiçeği tohumu, 411 bin ton ham ayçiçeği yağı ve 204 bin ton ayçiçeği küspesi ithal etti. İthalatta ayçiçeği unu ve benzeri ürünler de var. Bu rakamlar yıllara göre büyük değişiklikler gösteriyor. Örneğin, 2007’deki ayçiçeği tohumu ithalatı 596 bin ton oldu. 2006’da ayçiçeği küspesi ithalatı 423 bin ton gibi çok yüksek seviyeye ulaştı. Diğer yağlı tohumlar da hesaba katılınca Türkiye’nin sadece 2008’de bitkisel yağ ithalatına ödediği döviz 3 milyar dolar. Dışa bağımlılığın bu kadar yüksek seviyede olduğu sektörde, dış ticaret politikası özellikle de ithalata ilişkin kararlar çok büyük önem taşıyor.
Yerli üretimi artıracak, içerideki üreticiyi koruyacak bir politikanın uygulanması gerekiyor. Fakat, Dünya Ticaret Örgütü’ne verilen taahhütler, yapılan anlaşmalar Türkiye’nin elini kolunu bağlıyor. Bir çok tahıl ürünü yüzde 100’ün üzerindeki gümrük vergisi ile korunurken, yağlı tohumlarda bu oran çok düşük seviyelerde. Yağlık ayçiçeği tohumunda yüzde 27, ham yağda yüzde 36 gümrük vergisi uygulanıyor. Bu oranlar, koruma sağlamaktan çok uzak.
Bu şartlar altında, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü son bir yılda ayçiçeği tohumu, ayçiçeği unu, ham ayçiçeği yağı ithalatı mevzuatında o kadar çok değişiklik yaptı ki; üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, ithalatçının kafası karıştı. Piyasa alt üst oldu
Bu baş döndürücü gelişmeleri özetleyelim:
1- Geçen yıl Eylül’de ithalatta “referans fiyat” uygulamasına geçildi. Yağlık ayçiçeği tohumu ithalatı için ton başına 750 dolar, ham ayçiçeği yağı için ise ton başına 1650 dolar referans fiyat belirlendi. Bu, üreticiyi koruyan bir sistem olarak görüldü. Fakat, yasal düzenleme yerine, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü gümrüklere yazı göndererek referans fiyatların dikkate alınmasını istedi. İthalatçı firmalar bu uygulamayı yargıya götürdü. Referans fiyat üzerinden alınan gümrük vergisini talep etti. Bazıları geri aldı. Bazılarının mahkemesi sürüyor. Referans fiyat uygulaması ayçiçeği yağı piyasasında büyük bir karmaşaya neden oldu.
2- Dünyada fiyatların da düşmesi ile İthalat Genel Müdürlüğü, referans fiyatları aşağı çekerek, ayçiçeğinde 550$/ton, ayçiçeği yağında1250$/ton olarak belirledi. Bu değişiklik sorunu çözmek bir yana daha büyük bir karmaşaya yol açtı. Böylece üreticiyi koruyacak referans fiyat uygulaması fiyasko ile sonuçlandı. Dış Ticaret Müsteşarlığı bu uygulamadan vazgeçti.
3- Referans fiyat sisteminden vazgeçildikten sonra, 15 Temmuz 2009’da Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğ ile bu kez “ithalatta gözetim” uygulamasına geçildi. Ayçiçeği çekirdeğinde 425$/ton ve ham ayçiçeği yağın da 1000$/ton üzerinden, tohumda yüzde 27, ham yağda yüzde 36 gümrük vergisi uygulanması kabul edildi. Bundan taviz verilmeyeceği ifade edildi.
4- Taviz verilmeyeceği açıklanan tebliğ, sadece 20 gün sonra değiştirildi. Resmi Gazete’nin 6 Ağustos 2009 tarihli sayısında yayınlanan değişiklik ile daha önce, 425$/ton olan ayçiçeği tohumu gözetim birim kıymet (CIF) değeri 525 $/ton’a, 500 $/ton olan ayçiçeği tohumunun unu ve kaba unları birim kıymet değeri 525$/ton’a ve 1000 $/ton olan ayçiçeği tohumu yağı gözetim birim kıymet değeri değeri de 1250 $/ton’a yükseltildi.
5- Gözetim fiyatındaki değişiklikten iki gün sonra, 8 Ağustos tarihli Resmi Gazete’de Bakanlar Kurulu’nun “Yağlık Ayçiçeği Tohumu ve Ham Ayçiçeği Tohumu Yağı İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar”ı yürürlüğe girdi. Uygulama Tebliği 15 Ağustos tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile, tarife kontenjanı çerçevesinde 1 Ocak 2010 ile 30 Haziran.2010 tarihleri arasında ayçiçeği tohumu ve ayçiçeği unu ithalatında yüzde 5, ham ayçiçeği yağı ithalatında ise yüzde 17 gümrük vergisi uygulanması öngörülüyor. Bu tarihler arasında tarife kontenjanı çerçevesinde ithalat yapanlar, ayçiçeği tohumunda ve unda yüzde 22, ham ayçiçeğiyağında ise yüzde 19 daha az vergi ödeyecek. İlk bakışta çok önemli bir avantaj. Fakat, çok ciddi bir engel var. Geçmiş yıllarda tarife kontenjanından yararlananlar iç piyasadan satın aldıkları ayçiçeği tohumu kadar ürünü ithal edebiliyordu. Bu yıl ise, satın alınan ürün kadar değil, satın alınan ürünün 15 Aralık 2009’a kadar işlenen miktarı kadar ithal edilecek.
Okurumuz ve sektörün duayenlerinden Ruhi Çetin, 33 yıldır sektörde olduğunu ve hiçbir dönem bu yıl ki karışık bir piyasanın yaşanmadığını söylüyor. Bu politikalarla sektörün tamamen dışa bağımlı hale geleceğini ekliyor.
Tarife kontenjanı ile sektörü bekleyen tehlikeleri, sanayicinin, üreticinin görüşlerini gelecek yazıda paylaşacağız.

Friday, August 28, 2009

Tarım Bakanı, zeytincilere neden kızdı

Noyan Doğan
Referans
26 Ağustos 2009,Çarş.


Mehdi Eker, zeytine destek verilmediğini söyleyen üreticiye ve sürekli Yunanistan örneğinin verilmesine tepki göstererek, 'Dekar başına 90 lira hibe verdik. Zeytinde politikamız da var, desteğimiz de' diyor.

Geçen yazımda da belirtmiştim... Ulusal Süt Konseyi'nin toplantısında Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ile uzun sohbet etmiş ve sohbet sırasında da özellikle Eker'in, zeytin üreticileriyle ilgili yaptığı ilginç açıklamalara gelecek yazımda değineceğimi belirtmiştim.
Önce, kısaca bir çerçeveyi çizerek başlayalım. Gerek zeytin, gerekse zeytinyağı üreticilerinin savunduğu tez şu: Komşumuz Yunanistan'da kilo başına 1.32 euro destek verilirken, Türkiye'deki destek miktarı sadece ve sadece 18.9 kuruş. Aynı şekilde Yunanistan'da sofralık zeytinde kilo başına verilen destek 20 sent iken, Türkiye'de destek verilmiyor. Hal böyle olunca da üreticilerin yurtdışı rakipleriyle rekabet etmek şansı hiç olmuyor.
Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Üreticiler; hükümetin, daha doğrusu Tarım Bakanlığı'nın, zeytinle hiç ilgilenmediğini, destek vermediğini ortaya koyuyor. Bir adım daha ileri gidip, hükümetin zeytinde bir politikası olmadığını da savunuyor.
Evet, ortadaki durum aynen böyle. Ulusal Süt Konseyi'nin toplantısında işte bu konu da gündeme geldi. Ve Mehdi Eker'in, bu söylemler karşısındaki tavrı çok net oldu: "Yok böyle bir şey. Yalan söylüyorlar."

Dekar başına 90 lira hibe
Ardından da zeytinde yaptıkları ve izledikleri politikayı anlatıyor. Bugüne kadar toplam 50 milyon zeytin fidanı dikildiğini belirterek, "2006 yılında destekleri ben başlattım. İlk yıl yağlık ve sofralık zeytin eşit desteklendi. Sonra sofralık zeytin fidanı daha ucuz olduğu için üretici yüksek destek almak için sofralık zeytine yöneldi" diyor.
Bu durum karşısında da bakanlık, yağlık zeytinin desteğini yüksek tutmuş, sofralığınkini de düşürmüş.
Mehdi Eker, eskiden 99-100 milyon olan zeytin ağacı sayısının bugün 150 milyona çıktığının ve hepsinin de sertifikalı olduğunun altını çizerek söylüyor. Eker, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Zeytinde politika yok diyorlar... Destek verilmiyor diyorlar. Ben neler yaptığımızı anlatayım. Üreticiye, 'zeytin bahçesi kur' dedik. 'Sertifikalı fidan kullanacaksın' dedik. Ve bu bahçelerin de 2 ila 10 dekardan aşağı olmayacağını belirttik. 2 dekara, dekar başına 90 lira hibe desteği veriyorum. 10 dekara da 900 lira veriyorum. Yağ için de 18.9 kuruş veriyorum. Hani politikamız yoktu. Hani destek vermiyorduk."

Yunanistan ile bir miyiz
Mehdi Eker, Yunanistan konusuna da değiniyor ve lafı fazla uzatmadan, "Yunanistan ile mukayese edip duruyorlar. Yunanistan ile ben bir miyim? Ben 10 bin dolara daha yeni çıkıyorum. Bu mukayese çok yanlış ve doğru da değil" diyor.
Konuşmanın sonunda Mehdi Eker, ilginç bir tespitte de bulunuyor. Aynen kendi sözleri ile aktarıyorum:
"Çiftçiye nasıl olduğunu sorun... Sürekli, ‘Kötüyüm, geçen sene daha iyiydik' der. Yani, sorduğunuzda her sene, bir önceki seneden daha kötüdür. Böyle söyler. O zaman şimdiye kadar çiftçinin yok olması lazımdı. Öyle değil mi? Ama gördüğünüz gibi."
Mehdi Eker'in zeytin üreticilerine yönelik söylemleri böyle. Durum ortada. Belki üretici bu durumdan da memnun değil ama Tarım Bakanı'nın da altını çizdiği gibi. Şartlar bu.

Tuesday, August 25, 2009

ORTAK AKIL VE GÜÇBİRLİĞİ 4.TOPLANTISI

ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜ
ORTAK AKIL VE GÜÇBİRLİĞİ 4.TOPLANTISI
SONUÇ BİLDİRGESİ


26 Ağustos 2009 Çarşamba

Adana Ticaret Borsası ev sahipliğinde, Borsa Toplantı salonunda 26 Haziran2009 Cuma günü saat 10.30’da başlayan toplantıya Üniversiteler, Tarım İl Müdürlüğü, EZZİB, sektörün çeşitli kesimlerine mensup kurum temsilcileri, Doğu Akdeniz Zeytin Birliği ve Zeytindostu Derneği katılmışlardır.

Çukurova Bölgesinde yetiştirilecek zeytinin ürün bazında değerlendirilmesi ve pazarlama sisteminin oluşturulması bölümünde ürünün çeşitlendirilerek değerlendirilmesi ele alınarak bu güne kadar yaygın olarak dikimi yapılan ancak destekleme modelinin değişmesi nedeniyle dikimi azalan ve ürünlerinin değerlendirilmesinde sorun olacağı düşünülen trilye(gemlik) cinsi zeytinlerin ürünlerinin değerlendirilmesinde sorun olmadığı, farklı cinslerin karışımı ile damak tadına uygun kaliteli ürün elde etmenin mümkün olduğu, kooperatifleşme birleşme ve kaliteli üretim ile ürünün daha iyi değerlendirilebileceği, bölgesel çeşitlerin fidan üretimlerinin yetersizliği, geniş tarım alanlarında oluşturulacak yeni plantasyonlarda modern tarım tekniklerinin kullanılabileceği, envanter çalışması yapılmasının önemi, yeni çeşitlerin saptanmasında STK- Üniversite ve diğer kurumların birleşmesiyle oluşturulabilecek deneme bahçeleri ve AR-GE kurumlarının yararlı olacağı, ürüne olacak katma değeri nedeniyle Coğrafi İşaret çalışması ve her ürünün çeşidinin üreticisinin bahçesinin belirlenebileceği barkodu uygulaması yapılmasının önemi değerlendirildi.

Zeytin bahçesi tesisi yapılırken göz önüne alınacak faktörler ve fidan seçimi bölümünde fidanların güvenilir firmalardan temin edilmesi gerektiği, modern tekniklerin ve yeni gelişmelerin öğrenilmesinin önemi nedeniyle Zeytindostu Derneği’nce düzenlenen Yetiştirici Kursları’nın Adana’da da düzenlenmesi karara bağlandı.
Adana’da Çukurova Üniversitesi Araştırma Fakültesi bünyesindeki 105 dekarında adaptasyon çalışması yapılan 360 dekar büyüklüğündeki 86 çeşitten oluşan koleksiyon bahçesinin adana için önemi vurgulanarak koleksiyon bahçesi olarak kalabilmesi için çalışma yapılması karara bağlandı.
Prim Modeli bölümünde yeni ve tüm kurumlarca kabul edilebilecek yeni bir maliyet saptama modeli, yeni bir prim modeli arayışının gerekçeleri ve gerekliliği ile birlikte bugüne kadar yapılan çalışmalar değerlendirildi.

Tağşiş ve Kalite bölümünde denetim görevlilerinin denetimlerde ve sonrasında karşılaştığı zorluklar ile birlikte tağşişin ürüne zararı, bürokrasinin yavaşlığına özel akredite zeytinyağı ihtisas laboratuarlarının sağlayabileceği yararlar, tağşişli olduğu düşünülen zeytinyağı örneklerinden noter vasıtasıyla alınacak 4 numunenin eş zamanlı olarak Tarım Bakanlığı-Üniversite/Özel akredite laboratuarlar-İhracatçı Birliği aracılığıyla akredite yurtdışı laboratuarlara gönderilerek sonuç raporlarının eşzamanlı karşılaştırılarak farklılıklarının değerlendirilmesi gerektiği, beyaz tenekede ve markasız satışların ürüne zararı, satışa sunulan bazı markalı ürünlerdeki tüketiciyi yanıltıcı etiket-reklam bilgileri ve vatandaşlık bilinciyle hareketin önemi değerlendirilerek gündemdeki Gıda Polisi ve Gıda Müfettişliği konularındaki gelişmeler hakkında bilgi edinildi.

Dilek ve Temenniler bölümünde tanıtımın önemi ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu’nun kuruluşu, kaynakları ve çalışmaları hakkında bilgi verildi.
Katılımdan duyulan memnuniyet ifade edilerek Adana’da 2010 yılı Ocak ayında yapılacak benzeri bir toplantının bilgisi verilerek bir sonraki Ortak Akıl ve Güçbirliği Toplantımızın Nizip’te de yapılmasına karar verildi.

Zeytindostu 1. Uluslararası Fotoğraf Yarışması'nda Dereceye Giren Eserler Sergilenecek

CHA
25 Ağustos 2009,Salı


Merkezi İzmir'de bulunan Zeytindostu Derneği'nin düzenlediği "Zeytin ve Zeytinyağı" konulu 1. Uluslararası Fotoğraf Yarışması'na katılan eserler sergilenecek.
Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) ve Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) işbirliğiyle düzenlenen yarışmanın sergisi, yarın Ege İhracatçı Birlikleri'nde saat 11.00'de açılacak.

4 Eylül'e kadar devam edecek olan sergi, hafta içi her gün saat 09.00 ile 17.00 arasında gezilebilecek.

Dokuz ülkeden 78 sanatçının toplam 249 fotoğrafla katıldığı yarışmada 46 eser, FIAP ödüllerine ve sergilemeye değer bulundu.

Sergide, altın madalya alan Yunanistan'dan Savvas Kois'in Yunanistan "Gods Gift", gümüş madalya alan Türkiye'den Önder Turacı'nın Türkiye "Emek-2", bronz madalya alan İngiltere'den Peter Rees'in "Olive Grove Montalcino" adlı eserleri, ayrıca 6 adet mansiyon, Zeytindostu Derneği özel ödülü ve sponsor ödülünü kazanan fotoğraflar bulunacak.

Friday, August 14, 2009

Zeytinciler ayakta, madencilerin taarruzundan korkuyor

Funda Özkan
Radikal
12 Ag 2009,Çarş.


Ege’de, Çanakkale’de, Küçükkuyu’da, hafta sonu yerli-yabancı turistlerin uğrak yeri Adatepe’de insanların elinde dosyalar, imza topluyor.
‘Zeytin Yasası’ndan yapılacak değişikliğe itiraz ediyorum’ tepkisi bu.Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Dr. Mustafa Tan,
“Olmadı, eylem yapacağız” diyor. İddialı, gelmiş geçmiş en büyük üretici eylemine imza atmaya kararlı. Tariş de ayakta, Başkanı Cahit Çetin‘in de öfkesi Mustafa Tan‘dan farklı değil.
AKP‘li üç milletvekilinin ki, üçü de zeytin-zeytinyağı topraklarına uzak illerin vekilleri, geçen mayıs ayında bir ‘yasa değişikliği teklifi’ hazırlamıştı.
Mevcut ‘Zeytincilik Kanunu’nun bir maddesini değiştirmeyi öneriyorlar.
Mevcut Zeytincilik Kanunu’nda diyor ki, “Zeytinliklere üç kilometre mesafe içinde hiçbir tesis kurulamaz. Sadece zeytin ve zeytinyağı ile ilgili tesis kurulabilir. O da Tarım Bakanlığı’nın izni şartıyla.”
Üç AKP’li milletvekilinin teklif ettiği değişiklikte ‘yenilenebilir enerji ve diğer işletmeler’
ibaresi ekleniyor.
Şeytanın gör dediği yer burası. ‘Diğer işletmeler’e neler girmez neler! Başta da madencilik tesisleri. Malum madencilerin, altıncıların, cennetten farksız Kaz Dağları‘na yönelik iştahı hiç kapanmadı. Bu topraklarda ‘enerji’ var ama madencilerin iştahını kabartan enerji değil. Zeytinyağı var, turizm var, temiz hava var, çeşidi zengin bitki var.
Mustafa Tan, “Muhalefet karşı, aslında AKP’nin bölge milletvekilleri de bu yasadaki maddenin değiştirilmesine karşı” diyor.
AKP‘nin üç milletvekilinin ‘en’ iyi niyetle bakıldığında zeytinciliğe verecekleri zararı tahmin etmedikleri hesaplanıyor.
Korkulan da şu, yeni yasama döneminde görüşülecek ‘teklifin’ bir gece yarısı geçip, madencilerin de bayram etmesi.
Güney Marmara’dan Akdeniz’in kuzeyine kadar 500 bin ailenin geçimini sağladığı zeytincilikte hiç dert bitmiyor.
Elbette şu boyut da var. Mümkün olsa da mevcut yasa uygulanabilir kılınsa, yazlık-ikinci ev adı altında dev apartmanların inşa edilmesinin önüne de geçilse. Tapuda ‘zeytinlik’ olarak geçen hiçbir arazinin üç kilometrenin altında mesafede o apartmanların da inşa edilmemiş olması gerekiyor.

‘Asıl yeşil zeytin para kazandırır’
Küçükkuyu Belediyesi Başkanı Cengiz Balkan da, Tariş kökenli, zeytin, zeytinyağı kültüründen geliyor. Küçükkuyu’da bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nin yine çok önemli konukları var. Bulgaristan Halk Oyunları ekibi, Sırbistan Halk Oyunları ekibi, Midilli Halk Dansları Topluluğu, Ege’nin başladığı yerde, barış tohumları atıyor.
Başkan Cengiz Balkan bu sefer iki önemli panelin yapılmasını sağlıyor. Birinde ‘Ege’nin Değerleri’ tartışılıyor, diğerinde ‘Ege’nin Yeşil Zeytini.’
Adatepe‘de sabah Taş Mektep‘te, 68’lilerin önde gelen isimlerinden Fahri Aral‘dan ‘o günleri dinliyoruz.’ İstanbul Üniversitesi işgalinde Deniz Gezmiş‘in ve diğerlerinin şakalarını, hayata bağlılıklarını, keyifli bir dünya adına keyifle verdikleri mücadeleyi.
Öğleden sonra da festival kapsamındaki panel için biz konuşmacılar sıralanıyoruz.
Üretici Selim Kantarcı, “Bölge, yeşil zeytine sahip çıkmalı. Markalaşmaya, coğrafik tescile, organik üretime
dikkat etmeli” diye konuşuyor.
Bir değer üretici Mehmet Ok, “Yeşil zeytin için bilinç lazım. Yeşil zeytin dikkat ister, kalite ister” diyor.
Zeytinyağında oyuncular değişiyor, büyük markalar üretime geçtikçe, üreticinin-köylünün rekabet şansı azalıyor. Zeytinyağında üretici ne yerli devler, ne de olmayan destek primiyle (Yunanistan’da kilo başına 1.32 avro destek varken, Türkiye’deki 18.9 kuruşluk desteğe “olmayan destek” demek daha doğru değil mi?) yurtdışındaki rakipleri karşısında ayakta durabiliyor.
Oysa yeşil zeytinin getirisi daha fazla. İhracat şansı daha yüksek.
Yeşil zeytin destek istiyor, teşvik istiyor. Komşumuz Yunanistan sofralık zeytine de kilo başına 20 sent destek verirken, Türkiye’deki üreticinin yanına bile yaklaşan olmuyor.

Çukuru muhafaza etme stratejisi

Küçükkuyu Belediyesi’nin 6. Uluslararası Kültür Sanat Festivali’ndeki ‘Ege’nin Yeşil Zeytini’ panelinde konuşmacılardan biri olunca hemen Halim Mete‘yi aradım. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
(TOBB) Başkan Yardımcısı Halim Mete malum, anlattığı fıkralarla ünlüdür. “Hükümetin zeytin stratejisini bak şöyle özetle” dedi, dediğini yaptım.

“Çukuru muhafaza etme stratejisidir.”

Fıkra şu: Bizim Temel’in köyünün girişinde dev bir çukur varmış. Köye gelen düşüyor, çıkan düşüyor. Bakmışlar olmuyor, köy heyeti toplanmış. Biri demiş ki, “Çukurun yanına bir ambulans koyalım, çukura düşeni hemen ilçedeki hastaneye yetiştirelim.” Bir başkası demiş ki “Olur mu hiç. Ambulansla götürene kadar adam ölür, biz en iyisi çukurun yanına bir hastane kuralım.”
Temel gülmüş. “Kafaya bak kafaya. Ula ne uğraşacağız. Onun yerine kapatalım buradaki çukuru, gidip hastanenin yanına yeni çukur açalım.”
Halim Mete “İşte” dedi. “Hükümetin zeytin stratejisi budur.”
Panelde aktardım. Şunu da ekledim. Sadece mevcut hükümetin değil, maalesef ki tüm hükümetlerin zeytine de, zeytinyağına da, tüm tarım ürünlerine yönelik de stratejisi aynı.”

Tuesday, August 04, 2009

Röportaj - Mustafa Çakılcıoğlu ile Adatepe Zeytinyağı Müzesi ve Adatepe Zeytinyağı Üzerine

www.zeytinportali.com

Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde Küçükkuyu kasabasının girişinde yer alan Adatepe Zeytinyağı Müzesi, modern müzecilik anlayışı gereği olarak düzenlenmiş ve Türkiye'nin gelişen kültür turizmi için özgün bir örnek teşkil etmektedir.

Zeytin ve zeytinyağının kültürü o kadar derinlere iniyor ki, yazılmış tüm kutsal kitaplarda çeşitli şekillerde ifadesini buluyor. Ülkemizde bu kadar eski ve köklü bir kültürü olmasına karşın, bu ürüne ilişkin yazılı ve görsel malzemelerin yok denecek kadar az olması, Adatepe Zeytinyağı Müzesinin doğuşuna gerekçe olmuş. Küçükkuyu'daki tarihi sabunhane binası restore edilerek, bir yandan kuru baskı tarzında zeytinyağı üretimine devam edilirken, öte yandan civar köylerden toplanmış zeytin, zeytinyağı ve sabun üretimine ilişkin çeşitli araç -gereç ve aksesuarlar fabrika binasında sergilenmeye başlamış.

Adatepe Zeytinyağı Müzesi ve müzeyi işleten Adatepe Zeytinyağı, Mahmut Ş. Boynudelik, Erhan Şengel, Haluk Yurtkuran, Zerrin İren Boynudelik, Serdağ Yurtkuran ve Müfit Erkarakaş tarafından kurulmuş. Bu ekip, hijyenik ve taş baskıda geleneksel olarak üretim yapan Adatepe Zeytinyağı'nı bugünlere getirirken, Mayıs 2009'da bu ekibe, hikayenin baştan bugüne tüm evrimine şahit olan Mustafa Çakılcıoğlu eklenmiş. ODTÜ'den elektrik mühendisi olarak mezun olan Çakılcıoğlu, uzun yıllar profesyonel kariyerine devam ettikten sonra, emekliliğiyle birlikte hem ortak hem de işletme müdürü olarak Adatepe'ye katılmış. Kendisiyle müzecilikten zeytinyağına, ticaretten uluslarası piyasalara uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Zeytin Portalı - Adatepe Zeytinyağı'nın macerası kaç yılında başladı?

Mustafa Çakılcıoğlu - Yaklaşık 14-15 yıl önce. Mahmut Boynudelik, Haluk Yurtkuran, Erhan Şengel’le başlıyor zeytinyağı üretimi. Önce burada bir iki zeytinlik alıyorlar. Daha sonra o zeytinlikleri profesyonel hale dönüştürüyorlar. Sonra bir müze kurma fikri oluşuyor. Erhan, reklamcı arkadaşımız, o biraz daha görsel öğelere önem veriyor. Sonra bugün hem müzeyi hem de fabrikayı barındıran işte bu bina bulunuyor (Eliyle taş binayı gösteriyor). Bu bina eski bir sabun fabrikası.

Zeytin Portalı - Binanın tamamı orijinal mi?

Mustafa Çakılcıoğlu - Orijinal. Yani bir iki tadilat geçirmiştir tabi. 40’lı senelerin ortalarında yapılmış bu bina. Bir müddet sabun fabrikası olarak kullanılmış, sonrasında da düğün salonu olmuş. Bir dönem alt katı sinema salonu olarak kullanılmış. Bizimkiler aldığında marangozhaneymiş burası. İzbe bir görünümü varmış. Bu haline getirildi sonra. Aslına uygun olarak yapıldı tabii ki.

Zeytin Portalı - Şu andaki görüntüsü çok güzel gerçekten. Hasat döneminde, fabrikanın ve bahçenin sakin görüntüsünden eser kalmıyordur herhalde.

Mustafa Çakılcıoğlu - Evet, haklısınız. Hasat edilen zeytinler bahçeye indiriliyor. Müzeye ait eşyalar biraz toplanıyor. Buraya indiriliyor. Yıkama da burada yapılıyor. Butik üretim yaptığımızdan, zaten bizim öyle muazzam bir üretimimiz yok.

Zeytin Portalı - Kaç ton mesela bu sene?

Mustafa Çakılcıoğlu - Bu sene 70-80 ton kadar işlendi. Tabi 300 tona kadar işlendiği oluyor.

Zeytin Portalı - Yaklaşık 15-16 ton civarı yağ…

Mustafa Çakılcıoğlu - 1’e 5 evet… Bu sene çok zeytin olmadı zaten. Yani bizimkiler daha doğrusu çok fazla zeytin almamışlar. Kendi zeytinliklerimizden de çok fazla ürün çıkmadı.

Zeytin Portalı - Kurak geçti geçen sene biraz da…

Mustafa Çakılcıoğlu - Bizim şimdi şöyle… Mahmut (Boynudelik)’un da artık bu konuda bir uzmanlığı var. Bu senenin rekoltesinden elde edilen yağ 0,7 asit. Zaten her dolum öncesi yaptırıyoruz bu ölçümleri. 0.7 asit oldukça iyi bir derece. Kısıtlı tutulmuş bu sene üretim. Bu sene ihracat da çok olmadı. Talep de olmadığı için hani çok da zorlamadık.

Zeytin Portalı - Ama önümüzdeki sezon iyi bekleniyor. Edremit’te dolu yağdı geçenlerde… Sizi etkilemedi mi?

Mustafa Çakılcıoğlu - Burada şimdi çok enteresan… Ayvalık’a yağdı. Duyduk Edremit’e yağdı. Buraya yağmadı. Buraya rüzgarı geldi sadece. Sizin o anlattığınız durum olmadı. Altınoluk’tan buraya yağmadı ama Ayvacık’a yağmış. Bu ortası böyle boş kalmış.

Zeytin Portalı - Özellikle geçen senenin birkaç katı mahsul bekleyenler var ama geçen sene de taban yapmıştı her şey.

Mustafa Çakılcıoğlu - Tarlalar kötü… Hepsine bakılacak tabi…

Zeytin Portalı - Siz zeytinliklerinizin düzenli bakımını yapıyor musunuz? Zeytinlikler hep dik yamaçlarda gördüğümüz kadarıyla.

Mustafa Çakılcıoğlu - Yok, bizde öyle şey yok, her şeyi tabiata bırakmış durumdayız (Gülüyor) Sulama mümkün mertebe yapılıyor. İşte gübresi, altının sürülmesi… Onlar yapılıyor. Bizim burada diğer bölgelere göre dağlık… Engebeli arazi.

Zeytin Portalı - Zor şartlar var. Milas’a benzetiyoruz. Toplanan zeytinler eşek sırtında indirilecek gibi…

Mustafa Çakılcıoğlu - Aynen öyle. Yol yok bazı yerlerde. Gerçi bizimkiler yollu da… Yani yol yanından geçiyor. Bazı tarlalarda, köylü için söylüyorum, çok zor hakikaten. Çok masraflı. Birçok köylü zaten değmez diyor. Ürün de azsa bırakıyor dalında. Siz de işin çok içindesiniz, ben yeni gelen olarak söyleyeyim, bu iş hakikaten çok zahmetli bir iş. Hele bir de bizim gibi taş baskı ile imalat yapıyorsanız ayrıca bir külfeti var. İşçilik çok fazla. İnsana dayanıyor. İşte bu işi yapan bir iki ustamız var. Az önce görmüşsünüzdür, ortada dolaşıyordu, kendisi bu işi yapan ustalarımızdan biri. O her şeye bakar. Başka bir sabun ustamız var. Birkaç bayan arkadaşımız var. Tabi sezonluk işçilerimiz var. Ücreti, SSK’sı, yemeği vs derken maliyete vurduğunuz zaman, gelen gelir gerçekten hiçbir şeye değmiyor. Sonra bu zeytinyağı niye pahalı deniyor.

Zeytin Portalı - Alyattes’ten Reşat Akkan'la konuştuğumuzda şöyle diyordu. Size daha önce söylenen rakamlar neyse söylenen geliri ikiye böl, harcamaları 2’yle çarp.

Mustafa Çakılcıoğlu - Doğru bir laf… (Gülüyor)

Zeytin Portalı - Bunu yaptığınız zaman dedi baktınız hala çıkan o sonuç sizi tatmin ediyorsa bu işe devam edin.

Mustafa Çakılcıoğlu - Bu işte bir gönül meselesi. Dediğim gibi… Mahmut’la Haluk’un bir turizm şirketi var. Ben işte emekli oldum. Çok da bir şey beklenmiyor aslında. Burada olmanın kendisi çok keyifli bir şey aslında, her şey bir gönül meselesi… Öyle başladı ve gidiyor. Ümit ederim bir gün para da kazanırız (Gülüyor).

Zeytin Portalı - Zeytincilik işinde daha önce bulunmamış insanlara gelir aracı olarak zeytinciliği öyle bir empoze ettiler ki zeytinyağı, altın sıvı bu, 1 koyarsın 3 alırsın diye. İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayan insanlar doğa özlemi ile birlikte zeytin yetiştirmeye geldiler. Tekrar birileri sıfırdan girmek istese siz ne tavsiyede bulunmak istersiniz? Girin ya da girmeyin der misiniz?

Mustafa Çakılcıoğlu - Girsinler. Şöyle ki bu kültürün devamı için mutlaka bir kere girsinler. Çok ciddi bir kültür bu, zeytinyağı kültürü nedir? MÖ 4000 yılından beri en azından işte burada. Deliceden bir şekilde bu zeytine dönüştürülüyor. Özellikle Edremit bölgesinde birileri mutlaka bunu yapmalı. İtalya’yı Yunanistan’ı bir tarafa atıyorum, mesela en son Tunus’a turist olarak gittiğimde inanılmaz bir zeytin yatırımı gördüm Tunus’ta. Müthiş… Usulüne uygun, tarımı, ağaçların yapısı, bakımı… Bütün bu ülkelerin zeytin rekolteleri yükselirken, bizimki geriye gidiyor çünkü yatırım yok. Hem tarlalara yatırım yok, hem imalata yatırım yok. Ama hipermarketlere girin, koca büyüklükte zeytinyağı vitrinleri var. Siz de biliyorsunuz yalan yanlış isimlendirmeler var, tüketicinin algılarıyla oynuyorlar. Başka bir şey değil… Erken hasat ilk sızma zeytinyağı yazıyor etikette. Sen ilk sızma zeytinyağı satamazsın… O satılacak durumda değil. Şu kadar bir şey çıkar. (Parmak ucuyla çok az diye gösteriyor) 10.000 litrelik ilk sızma zeytinyağından bahsediyor. Yani bunu birileri de düzeltmiyor.

Zeytin Portalı - Birileri pazarlama aracı olarak çok güzel kullanıyor.

Mustafa Çakılcıoğlu - Bilinçli bilinçsiz birçok firma yapıyor maalesef... Yatırıma dönersek eğer, devletlerin ülkelerin bakışı da çok önemli. Yani bugün Türkiye’de ne destek var ne teşvik var. Üretici ne yaparsa yapsın. Aslında hangi tarafta var da bunda da olsun diyeceksiniz ama… Devletin öyle bir ilgisizliği var işte. Bugün yüzümüzü dış pazara yönlendirdiğimizde, bizi internetten bulup da iş yapmak isteyen bir sürü firma fiyat istiyor bizden. Satışa yönelik olabilecek bir fiyat veriyorsunuz, alıcı da size karşı bir fiyat öneriyor. Arada bir uçurum var. Yunanların, İspanyolların, İtalyanların verdikleri fiyat çok daha ucuz, yani o zaman oradan alın demek zorunda kalıyoruz.

Zeytin Portalı - Rekabet konusunda ciddi sıkıntılarımız olduğu açık...

Mustafa Çakılcıoğlu - Kesinlikle... Ve satıyorlar muhtemelen, ayrıca kaliteleri de yüksek hani yalan yanlış bir şey değil. Dolayısı ile ilk soruya geleyim. Birileri bu işe girecekse girsinler ama kafa yorarak girsinler. Bu işin iki adım ilerlemesi için ne yapılacaksa bence yapılsın.

Zeytin Portalı - Siz ortaklarınızla birlikte çok eğitimlisiniz bilgilisiniz bu işe girerken hesabını kitabını her şeyini yapmışsınızdır. Bize bu ne getirir bizden ne götürür… Tutmayan planlar neler oldu?

Mustafa Çakılcıoğlu - Tutmayan planlar para kazanmak. Para kazanmadık (Gülüyor). Gönül işi şeklinde duruyor devam ediyor.

Zeytin Portalı - Şu açıdan soruyorum. Yanlışım varsa düzeltin, elinizdeki ürünü çıkartmakla ilgili bir sıkıntı yaşamadığınızı düşünüyorum. Daha çok niş bir pazara hitap ediyorsunuz.

Mustafa Çakılcıoğlu - Hiçbir sıkıntı yaşamadık hatta malımız erken bitti.

Zeytin Portalı - Yani gelirler öngörüldüğü gibi olup da giderlerin çok yüksek olması mı planı bozan?

Mustafa Çakılcıoğlu - Dolayısıyla bu şu anda amatör bir ruhla bir profesyonellik gibi bir şey. Keyif almakla alakalı… Öteki türlü ben bu işten para kazanacağım dediğinizde yok bizim tip insanlar para kazanamaz.

Zeytin Portalı - 2006 yılında Adatepe markasında reklam ve pazarlama ile ilgili bir yoğunlaşma görüyoruz. Son 1-1,5 yıldır sanki daha az mı gözümüze batıyor?

Mustafa Çakılcıoğlu - Aslında çıkmaya devam ediyor… Biraz daha artacak tabi. Biliyorsunuz ki, siz gündemde olduğunuz sürece varsınız… Bizim internet üzerinden arayan ya da 800’lü hat üzerinden arayan kemik bir alıcı kitlemiz var. Ücretsiz hat üzerinden sipariş eden bir grup insanımız var tabi ama tabi onlara da kendimizi sık sık hatırlatmamız gerek çünkü piyasada başka iyi markalar da var. Bugün bir markete gittiğiniz zaman farklı markaların kaliteli ürünleri de satılıyor. Daha kolay ulaşılabiliyorlar. Biz de şunu yaptık. Kargo şirketiyle anlaştık bir süre önce. Hakikaten çok uygun fiyatlarla taşıyorlar ürünlerimizi.

Zeytin Portalı - Küçük miktarlarda da alan oluyor mu?

Mustafa Çakılcıoğlu - Alan var. Şöyle mesela 110 liraya kadar kargo ücreti bize ait dedik 110 liradan sonrası… Genelde şöyle yapıyorlar; iki arkadaş birleşiyor, 2 teneke aldığında 110 lirayı geçiyor. Biraz ona göre ayarladık işte. Bunun dışında bir şişe alan da var. Kargo veririm diyor öyle bir meraklı bir müşterimiz de var. Mesela burada yazlığına giderken bir şişe alıp götürüyor, dönerken 2 teneke alıp götürüyor evine. Biliyorsunuz ki eylül ekim kasım gibi 2 teneke daha sipariş verecektir. Öyle bir kitlemiz var. Dikkatli ve bizi izleyen…

Zeytin Portalı - Bizim gördüğümüz aslında insanlar almak istedikleri, duygu onun hissi… Zeytinyağı aslında her yerde üretiliyor. İyisini aradıktan sonra iyisi de var her yerde. Önemli olan sadece iyisini satmak değil, yanında zeytinyağını alana o kültürü de pazarlayabilmek. O açıdan baktığımızda sizin aslında zarf da mazruf da tam…

Mustafa Çakılcıoğlu - Ona biraz kafa yoruldu aslında. Müze konsepti ile imalat ve sunuş yaratıldı. Bizim dükkân daha ufaktı, bu sene itibariyle biraz daha büyüttük. Biraz daha göze hitap eder hale getirdik. Bu etkili oluyor tabi. Refika’nın hikayesi o ayrı bir şey. Köyün buraya yakın olması köyden ismimizi almamız hakikaten bunlar önemli unsurlar.

Zeytin Portalı - Refika’nın yüzü en tanıdık figürlerden birisi…

Mustafa Çakılcıoğlu - Arkadaşlarımız PR(Public Relations:Halkla İlişkiler) çalışmasında gerçekten başarılı olmuşlar ama bunu devam ettirmek de lazım. Gündemde kalmak diye bir şey var. Onu yapıyoruz. İşte onun yanında zeytinyağı ağırlıklı, zeytin ve zeytin türevi bir takım ürünler var. Zeytinlerimizin hepsi de Edremit cinsi. Bu bölgede sadece Edremit bulunur. 4 farklı şekilde değerlendiriyoruz, kırmamız var, çizik zeytinimiz var, yuvarlama ve sele de var. Hakikaten iyi oldu. Fiyat da fena değil biraz ucuz tuttuk herhalde. Onun dışında zeytin ezmesi var. Mesela yeşil zeytin ezmesine iyi talep var. Dükkânda bir tadım köşemiz var. Orada bu tatları tattırıyoruz, bu çok etkili oluyor. Dükkan satışına yönelik seramik ve zeytin ağacından yapılmış aksesuarlar bulunduruyoruz. Sanatçı arkadaşlarımız var, elleriyle zeytin ağacına bir kez daha hayat veriyorlar. Kitap yazmaya başladık, Mahmut’un zaten kitabı vardı, bir kitap daha geliyor. Kapsamlı ve güzel olacak. Mahmut’un eşi Zerrin Boynudelik, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde sanat yönetiminde öğretim görevlisi. Sanat Tarihinde Zeytin diye çok kapsamlı bir kitap yazdılar, Bilgi Üniversitesi basacak onu da… O çok ciddi ve güzel bir şey olacak. Zeytin kültürü üzerine A’dan Z’ye belli bir seviyede bilgi veriyor. Ayrıca bir hikaye kitabımız da var; Adatepe Öyküleri diye. 11-12 sene yaz kış Adatepe’de kalınca köylülerle konuşarak, onların hikayeleri çok basit ve tatlı bir anlatımla yazıya aktarıldı.

Zeytin Portalı - Ciddi anlamda göz nuru emek her şey var. Tüm bunları yaparken köylünün etkilenmesi nasıl oldu?

Mustafa Çakılcıoğlu - Çok ciddi bir saygı. Burada herkes zeytinci, bunu da unutmayalım. Komşunuz zeytinci, bilmem necisi zeytinci Küçükkuyu’ya girdiğinizde herkes zeytinci. Zeytincilik var, zeytinyağı var. Sonuçta biz, böyle bir ortamda saygınlık kazandık. Burası müze. (Eliyle müzenin girişini gösteriyor) Zeytinyağı fabrikasından çok zeytinyağı müzesi. Zeytinyağı müzesi olarak geçiyor. Belli bir saygınlığa kavuştu. Kabul gördü. Buranın yerel yönetimi, değişik iktidarlar geldi geçti, her konuda destek oldular. Burada bir festival olur, bizi de mutlaka bir danışma kuruluna alırlar. Yani öyle güzel bir iletişim oluştu. Bunu devam ettirdik, köyde bir dernek de kurduk. Gene biz önayak olduk. Köyün derneği olarak köyün bir takım dertlerinin çözümüne ön ayak olalım dedik. Mesela, bir projemiz var. Her eve bir SSK ya da bir sağlık güvencesi olsun dedik. Tek bir şey belki ama birer tane iş ayarladık hepsine. SSK yapılmasını sağladık. Köye de böyle bir katkımız olsun dedik. Köyün de bir şeyi yükselsin, güzelleşsin diye.

Zeytin Portalı - Peki uğraşırken müze statüsü kazanınca devletten herhangi bir teşvik ya da yardım oldu mu? Devletin özel müzeler için ayırdığı bir bütçe var mı?

Mustafa Çakılcıoğlu - Hayır, hiçbir teşvik olmadı. Avrupa fonlarıyla bir iki şeyimiz var. İleride Avrupa Birliği’nin bir takım projelerinde ulaşacağız belki. O süreç de epey zor bir süreç, bir takım şeylerle uğraşıldı ama. Adatepe Zeytinyağı Müzesi, özel müzecilik statüsünde Türkiye’deki tek örneği, Kültür Bakanlığı’na kayıtlı tek zeytinyağı müzesi. Çanakkale Müzesi ile iyi ilişkiler var zaten, oraya akredite. Bir takım envanter oradan onaylanıyor. Defteri oraya bağlı. Müzecilik de ayrı bir iş aslında. Zeytinyağının tamamen dışında bir uğraş, müzecilik. Ücretsiz yaptık. Buraya gezen mağazamızı da gelsin görsün dedik.

Zeytin Portalı - Peki, bu fikir tuttu mu?

Mustafa Çakılcıoğlu - Tuttu, evet. Müze olması bir iki puan getirmiştir bize. Gruplara özel sunumlar yapıyoruz. İsteyen herkese de açık aslında. Zeytinyağı ülkesiyiz diyoruz ama hakikaten gelen sorulardan, ülke olarak bilgisiz olduğumuzu görüyorum. İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan, Karadeniz’den her yerden insanlar geliyor buraya... Çok enteresan, kültür çok zayıf kalmış… Bu konuda zeytin, zeytincilik ve zeytinyağı üzerine kitlenin şeyine bağlı seviyesine ve ilgisine bağlı kimi zaman 10 dakika, kimi zaman bir saatlik böyle sunuşlarımız da oluyor. İlgi görüyor bu tabi zeytin satışına da etki ediyor.

Zeytin Portalı - Peki, bu sunumların yaz aylarında felsefeden seramiğe birçok farklı eğitimin verildiği Taşmektep ile bir bağlantısı var mı?

Mustafa Çakılcıoğlu - Hayır, bizim buradaki sunumlarımızdan tamamen bağımsız. Taşmektep kendi içinde dönen bir şey. Adatepe’nin kurucularının ortaklığı var tabii. O fikri yaratanların biri de Mahmut ve Zerrin, onlar daha çok önayak oldu. Taşmektep, çok güzel bir okuldur. Eğer o tarafa doğru gittiyseniz görürsünüz, okul 1940’lı senelerden kalma bir ilkokul, sonra öğrencisi kalmamış. Adatepe köyü eskiden 300 haneli büyük bir köymüş, zamanla Rumlar gidince Türkler ya kıyıya inmişler ya da yukarıda başka köylere göç etmişler. Önemini kaybedince hane sayısı düşmüş, öğrencisi olmayınca okul kapanmış tabi. Şimdilerde öğrencileri, taşımalı olarak Küçükkuyu’ya getiriyorlar. Okulun da öncesi var, köyün meydanında eski bir kilise varmış, okul onun taşları ile yapılmış aslında. Çok enteresan bir dönüşüm var orada. O çok hoş bir bina. 1940’ların mimarisi. O okul, muhtarlık kontrolünde boş duruyordu. İşte orası kiralandı, bakımı tadilatı yapıldı. Taşmektep seminerlerinin 10’uncu senesi bu sene. Her sene devam ediyor… Çok enteresan… Bazı şeyler çok ilgi çekiyor. Bu sene tanıtımına geç başladık. Hocaların durumu belli değildi, bakalım ne kadar ilgi olacak.

Zeytin Portalı - Müze konusuna dönecek olursak, bununla ile ilgili Türkiye’deki okullardan olsun, başka kuruluşlardan olsun kendinizi ve zeytinyağını tanıtmanız için davet ve istek geliyor mu? Fuarlar haricindeki istekleri soruyorum, fuarlardan davet aldığınızı biliyoruz.

Mustafa Çakılcıoğlu - Maalesef yok, bölgeden geçen turlar, okul turları haricinde, öyle bir şey istek olmadı bu güne kadar bildiğim…

Zeytin Portalı - Olur ya bu bilgi birikimini paylaşmak amacıyla istek oluyordur belki, şehir şehir gezecek kadar büyük çapta olmasa da…

Mustafa Çakılcıoğlu - Bizim eğitim sistemimizde keşke olsa… Ben şunu biliyorum, İtalya’da 15 gün dolaştığımda böyle gittiğimiz her yerde okul otobüsleri görüyordum. Onlar İtalyan… Çok hoşumuza gitti tabi. Kalkmış Milano’dan bilmem neredeki şeyi gezmeye çıkıyorlar. Kendi kültürünü gezmeye gidiyor adam. Bu ilkokul seviyesinde de var lise seviyesinde var. Bu kültür öyle gelişiyor. Yoksa buraya gelenlerin konuşmalarından anladığım kadarıyla bizde bu kültür çok eksik. Yani biz o aktüel kültür mü diyelim popüler kültür mü diyelim her şeyi onunla öldürmüş durumdayız. Çok daha değişik şeyler ön planda. Buraya ait veya bu şeyin parçası zeytincilik. Midesine düşkün bir ülkeyiz aslında. İnsan burada düşünüyor ki zeytinyağı nedir çiçek yağıyla arasındaki fark nedir herkesin aklında kolesterole iyi geliyormuş, “–muş” ama… O kadar…

Zeytin Portalı - Gider zeytinyağını küçük kapsüllerde alır ama yemekte kullanan olmaz.

Mustafa Çakılcıoğlu - Şehir efsanesi der ki zeytin çekirdeği yutsam bilmem neye iyi gelir mi? İnternette dolaştı bir ara. Odun yutsun daha iyi… (Gülüyor)

Zeytin Portalı - Siz normalde ihracat düşünmüyoruz dediniz ama bu büyük marketlerden talepler geldi mi?

Mustafa Çakılcıoğlu - Geldi şöyle… Bir dönem Migros’a ve Real’e verdik. Ancak onların ödeme politikaları farklı, o dönemde ürün de yetersizdi, bize hiç uymadı 9 ay sonra ödeme almak…

Zeytin Portalı - 6 ayı duymuştuk… 9 ay çok yüksek…

Mustafa Çakılcıoğlu - Migros ve Real’le biz o macerayı kapattık. Çok da güzeldi. Özellikle ben İstanbul’da 1 tane, Ankara’da 4-5 tane dolaştım. Aslında çok da güzel şeyler yaptılar. Bizden sonra butik zeytinyağları girdi. Onlara, güzel yerler verdiler. Ama ödemeleri pek uymuyor. Sonra bir de onlar fiyatları belirliyorlar. Bizim dışımızda kampanya yapıyor tamam yapsın ben cebime giren paraya bakarım. Peki, kabul ettik diyelim onu da inanılmaz uzun vadelerde ödüyor. Biz öyle yapamayız. O adam da diyor ki, ben herkese böyle ödüyorum, sana özel bir durum değil diyor.

Zeytin Portalı - Hangi yıldaydı?

Mustafa Çakılcıoğlu - 2007 senesinde.

Zeytin Portalı - Satış rakamlarına etkisi ciddi olmuştur öyleyse?

Mustafa Çakılcıoğlu - O dönem yapıldı zaten ona güvenerek o zaman mal vardı mesela bu sene isteseler uygun fiyata da olsa maalesef elimizde çok fazla ürün yok. İhracatta da öyle devamlılık da olmadığı için güvenemiyorsunuz. O zaman şöyle yapıyoruz. Bize geldi güvenilir bir de alıcı diyelim dost müttefik üreticiler var. Diyoruz ki ben Adatepe olarak ürün sağlayamam ama sana ismi cismi şu olan güvenilirliği bilinen bizce de bilinen şu üretici vardır veya üreticiler vardır. Onlara yönlendiriyoruz.

Zeytin Portalı - İhracatta devamlılığı sağlamak en büyük problem. Firmalar Amerikan pazarını zorluyor, düzgün mal sevkiyatı sağlayamayıp o kadar emeği boşa atıp 2 ay sonra pazarı terk ediyor. Bunlar hep konuşulan deneyimler...

Mustafa Çakılcıoğlu - Ağır tabi… Amerika’da gıda için resmi ve sektörel kriterler çok ağır… Ambalajlama çok ağır bir de tabi devamlılığı olması lazım malın… Biz mesela Japonya’ya sattık. Başarı hikayesi olarak anlatılabilir… Sabun satıldı çok ciddi miktarlarda. Zeytinyağı çok az. Sonra bir durgunluğa girdi ama hala düşünüyoruz. Görüştüğümüz insanlar var yine.

Zeytin Portalı - Onlarla bağlantı nasıl kuruldu?

Mustafa Çakılcıoğlu - Şöyle dediğim gibi bizim ortakların turizm şirketi Oasis, Japonya piyasasına ilk giren şirketlerden. Öyle bir Japon kültürü var arkadaşlarımızın. O kanalla Japonya ile özel bir bağlantı oldu. Hatta buraya Japonlar geldi, Adatepe’de ev aldılar o seviyede kaynaşma oldu… Bizim arkadaşlarımız sıklıkla gidip geliyorlar. Tabi zamanla Oasis’in işleri de değişti, Japonlar’dan daha çok, Türkleri yurtdışına seyahati işine dönünce ilişkiler eskisi gibi olmadı. Yine de Japonlarla münasebet ciddi anlamda devam ediyor.

Zeytin Portalı - Ekonomik anlamda getirisi olan bir iş oldu mu bu girişim?

Mustafa Çakılcıoğlu - Oldu tabi. Sabun işinden baya para kazanılmış o zaman.

Zeytin Portalı - Devamının gelmemesinin sebebi?

Mustafa Çakılcıoğlu - Yani bilmiyorum belki biz üzerine düşmedik veya oradaki ara satıcılar çok şey yapmadılar ama ürün çok ciddi satıldığını biliyorum yine yapılabilir. Şimdi yine bir Japon’la görüşüyoruz, numuneler gitti. Farklı gramajlarla farklı şeyler üretilecek. Şu anda ciddi bir girişim içerisindeyiz.

Zeytin Portalı - Japon pazarına doğru bir akım mı var?

Mustafa Çakılcıoğlu - Var çünkü Avrupa pazarına, ben öyle düşünüyorum, zeytinyağı olarak biz satış yapamayız. Yani İtalyanlar, İspanyollar, Yunanlar olduğu sürece… Fiyat rekabeti zor. Sonuçta Avrupa Birliği’nde diğer Akdeniz ülkeleri çok hakim. Mesela bir maceramız mı olacak bilmiyorum ama Güney Amerika’ya bir ihracatımız olacak. Venezüella’yla görüşmelerimiz devam ediyor. Oldukça uzak ama… (Gülüyor). Sabun konusunda özellikle. Amerika her zaman olabilir ama bilmiyorum çok uğraşmak lazım zor bir pazar.

Zeytin Portalı - Sizi Venezüella’dan internet aracılığıyla mı buldular?

Mustafa Çakılcıoğlu - Hayır, bir tesadüf olmuş. Bir tanıdığın tanıdığı üzerinden buradaki elçi üzerinden olmuş ortak tanıdıklar çıkıp neden olmasın diye bir maceraya başladık işte numuneler gitti görüşüyoruz. Fiyattı şartlardı tartışılıyor. Bu işlerde de o dakika olacakmış gibi düşündüğünüz iş o anda olmuyor. Bir vakit bir mail atıp unuttuğunuz bir iş bir ay sonra beş ay sonra dönebiliyor. Başka yerlerle de görüşüyorlar, dönüş ancak olabiliyor.

Zeytin Portalı - Bu arada konuşmanın başında emekli oldum demiştiniz öncesinde hangi görevlerde bulundunuz?

Mustafa Çakılcıoğlu - Emekli daha önce olmuştum. AGE diye büyük bir inşaat şirketi var. En son yaptığım iş Kuzey Irak’ta biz bir havaalanı yaptık ben 5 sene boyunca o havaalanı projesinin başındaydım. Üniversite binaları yaptık. Yurtlar yaptık. Kürt bölgesinde. Enerji nakil hatları işleri vardı. Televizyon binası yaptık. O orada mesela. Gana’da hastane projeleri vardı. Onun başındaydık. Yurtdışı dediysek Avrupa değil. İlginç yerlerde… En son yine şirket Arabistan’da bir iş aldı. Bana dediler sen git ben n’olur artık gitmeyeyim dedim. Şartlar çok ağırdı hakikaten, Kuzey Irak da öyleydi.

Zeytin Portalı - Ailece mi gittiniz?

Mustafa Çakılcıoğlu - Hayır, ben gittim. Eşim burada o da F16 Tusaş’ta bilgi işlem müdürüydü. 17-18 sene boyunca bilgi işlemdeydi. O da geçen sene emekli oldu. Ondan sonra buraya geldik. O vesile oldu işte. Gelip gidiyorduk zaten. 14 sene önce tam buranın kuruluş aşamalarında biz buraya tatile gelmiştik arkadaşlarımızı görmeye. Köyü çok beğendik tabi. Biz üç sene sonra size burada bir ev satalım dediler, peki dedik, sonraki 3 sene onun izinlerini bekledik. Ondan sonra inşaatı 2 sene sürdü. Yani rölantide gitti. 3-4 sene önce bitti ev. Orada artık oturuyoruz. Burada herkes çok rahattır. Hiçbir iş yaptıramazsınız. N’olur gel şu işi yap dersin, bir hafta beklersin… Bugün tesadüf kapı bozuldu, bir marangoz tanıdığımıza yaptırmaya çalışıyoruz, bir haftada ancak gelir herhalde. (gülüyor)

Zeytin Portalı - Büyükşehirlerdeki zamanın akış hızıyla buranınki çok farklı…

Mustafa Çakılcıoğlu - Buranın insanı öyleyse öyle ama insanı rahatsız ediyor tabi… Hele bir de düzenli hayattan sonra tabi… Bir de bizim mühendislikte öyle olmazsa olmaz. İş onu gerektiriyor. Şimdi buraya adapte ettik kendimizi.

Zeytin Portalı - Bu keyifli sohbet için teşekkür ederiz.

Mustafa Çakılcıoğlu - Ben teşekkür ederim.