Monday, July 11, 2011

Zeytinyağının Serüveni...

Serdar Kızık
Cumhuriyet
11 Temmuz 2011,P.Tesi


Anadolu’nun doğa ve kültür varlıklarının en önemlilerinden zeytinyağının tarihsel serüveni yüz yıllar ötesine uzanıyor.
Öyle de, 2 bin 500 yıl öncesi kadar bugün hak ettiği yeri alıyor mu?
Yüzyıllardır tanrıların iksiri, sağlığın, barışın ve merhametin simgesi, içinde yaşadığımız coğrafyayı besleyen, büyük bir kültür ve ekonomi yaratan zeytin ve yağının değerini biliyor muyuz?
Doğanın bu mucize iksirinin özellikle sağlık açısından önemi yeni yeni anlaşılıyor..
Akdeniz usulü beslenmenin öne çıktığı son yıllarda zeytinyağı bir çok derde deva.
Bunu anlatmaya sayfalar yetmez ama araştırmanın yanında, zeytinyağının binlerce yıllık serüveninin sergilendiği bir müzeyi görmenizi öneririm.
Çok özel bir müze.
Eşi benzeri yok.
Görünce gerçekten etkilendim, bu müzeyi kuranlar gelecek kuşaklara ne kadar önemli bir miras bırakmışlar...
Kuşadası Davutlar yolunda Değirmen’in bitişiğinde Turizmci Gürsel-Hasan Tonbul çiftinin kurduğu Oleatrium Zeytin ve Zeytinyağı Tarihi Sergi Alanı, bir başarı simgesi olarak duruyor.
Çevresinde organik tarım yapılan sergi alanını Hasan Bey, 30 yıllık bir çabayla oluşturmuş.
Eski zeytinyağı işliklerinden topladığı araçları bir araya getirmiş,
Büyük bir emekle hazırladıkları sergi alanını gezdiren Gürsel Hanım’ın heyecanı ve coşkusuna tanık oldum.
Zeytinyağının, dünyada bilinen en eski üretim tekniklerinden başlayarak erken sanayi dönemine uzanan sürecini, gelecek kuşaklara aktarmak istemişler.
Gerçek anlamıyla bir kültür mirası.
2 bin 500 yıl öncesinden başlayıp, yüz yıl öncesinden çıkan bir zaman tünelinde ilerliyorsunuz.
İnsan maketleriyle işliklerdeki araçların kullanımı sergilenip, görsellik kazandırılıyor.
İon döneminden bugüne uzanan bir yolculuk...
İşin ilginç yanı, sergilenen işliklerin büyük bölümü zeytinyağı üretilecek konumda.
Üretim biçimlerinin yanında bu mucize sıvının kullanım alanları da yansıtılıyor.
Öneririm, gezin. Temel bir beslenme ürünü zeytinyağının kültürel boyutunu da izlemek için kurulan sergi alanı çok ilginç.
Gürsel-Hasan Tonbul çiftine alkışlar…

Wednesday, June 08, 2011

Zeytinyağı sektöründe ithalat tartışması çıktı

MURAT ŞAHİN
Yeni Asır
08 Haziran 2011,Çarşamba


İzmirli bir firmanın İspanya'dan 20 tonluk zeytinyağı ihrac etmek için girişimde bulunması, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi üyelerinin tepkisini çekti. Üreticiler de, "İhracat olursa fiyatlar düşer" dedi

Yıllardır ihracat kaydıyla yapılacak ithalatlara izin verilmemesine rağmen, İspanya'dan 20 tonluk zeytinyağı ithalatı girişimi Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi ile üreticilerin tepkisini çekti. İzmirli ihracatçı bir firmanın yüzde 31.2 oranındaki gümrük vergisi ödeyerek yaptığı ithalat girişiminin, labaratuvardan gelecek sonuca göre sonuçlanacağı öğrenilirken, bu girişimin sektörde duyulması bile ortalığı karıştırdı.
Zeytinyağı üretiminde hızla büyüyen Türkiye'de bu ithalata gerek olmadığını ifade eden sektör yetkilileri, bunun fiyatları düşürürerek üreticileri soğutacağını, ithalatın mutlaka önünü geçilmesi gerektiğini vurguladı.

İKİNCİ SIRA HEDEFİ
İspanya'nın üretim fazlası olan zeytinyağını büyüyen Türkiye pazarında eritmeyi amaçladığı iddia edilirken, dünyada da ikinci sırayı hedefleyen Türkiye'nin ithalat ile bu hedefinden uzaklaştırılmasının planladığını öne sürüldü. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan, yıllardır dahilde işleme rejimi ile ithal edilmek istenen zeytinyağına karşı çıktıklarını belirterek, şimdi de farklı bir yöntemle ithalatın önünün açılmak istendiğini kaydetti.
Türkiye zeytinyağı piyasasında 50-60 bin tonluk ihraç edilebilecek nitelikte zeytinyağı bulunduğuna dikkat çeken Tan, ithalat girişiminin kimseye faydası olmayacağını öne sürdü.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin de ille de ithalat yapılmasını anlayamadığını vurgulayarak, ithalatın üreticinin heyecanını kıracağını ve üretim hacmini düşüreceğini savundu.

HUZURSUZ ETTİ
Türkiye'de zeytinyağında dahilde işleme rejimi uygulaması ile ihracat yapmak kaydıyla zeytinyağı ithalatı talepleri yıllardır geri çevrilirken, firmaların şimdi de gümrük vergisini ödeyerek ham yağ ithalatına başlaması, rakamlar küçük olsa da büyük sıkıntı yarattı. Üreticiler bu sıkıntının daha da büyümemesi için çözüm bulunmasını istedi.
Türkiye'nin zeytinyağında dünya ikinciliği hedefi olduğunu, bu hedefe ulaşılması için üreticiyi destekleyici politikalara devam edilmesi gerektiğini anlatan Mustafa Tan, zeytinyağı tüketiminin kişi başına 800 gramlardan 1.5 kilogramlara geldiği, üretiminin de 110 bin tonlardan 700 bin tonlara çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı. Zeytinyağında yıllık 150 bin ton üretim yapıldığını ve bu rakamın her yıl artacağına dikkat çeken Tan, "Yılda 110 bin ton zeytinyağı iç pazarda tüketiliyor. 50-60 bin tonda ihraç edilebilir durumda zeytinyağımız var. Bu ortamda ithalat yapmanın hiç bir mantığı yok. Türkiye hızla büyüyen bir pazar. Bu zeytinyağı üretiminde fazlası olan İspanya ile İtalya'nın iştahını kabartıyor. Özellikle İspanya fazla zeytinyağı için yeni pazarlar arıyor. Bu ithalat girişimlerini bu kapsamda değerlendirmek lazım" dedi.
Tan, "Getirilmek istenen yağların kalitesi daha düşük olacaktır. Türk üreticisi ve sektör için bu girişimi tehlikeli ve talihsiz buluyoruz. Sektörde huzursuzluk şimdiden başladı. Bunun önüne geçilmesi gerekir. Hükümetimizin de bu konuda üreticilerin yanında olacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Tehlikeli ve riskli girişim"
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, üretici üzerinde baskı kurmak için yıllardır ithalat sopasının gösterildiğini öne sürdü. Zeytinyağı sektöründe ithalata gerek olmadığını, sadece fiyatları terbiye etmek için bunun kullanılmak istendiğini iddia eden Çetin, şöyle konuştu: "Türkiye'de yeteri kadar yağ vardır. Bunun konuşuluyor olması bile sektöre darbedir. Biz zeytinyağının geleceğine ümitle bakıyoruz. Devletimiz birçok destek veriyor. İthalat sektörde üreticinin mağduriyetine sebep olacaktır. İlle ithalat yapmak istiyorlar. Bunu anlayamıyorum. Bunun sektöre hiçbir faydası yok. Bu, gelecek sezonun fiyatlarını kontrol etme amaçlıdır. Bunu üreticinin heyecınının ve üretim hacminin zedelemesi anlamında tehlikeli ve riskli görüyorum."

Güreli, ithalatı savundu
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ithalatı kendi ortak olduğu firmanın yaptığını belirterek, sektörde ithalatın bir sakıncası olmadığını savundu. Zeytinyağı ithalatının çok zor olduğunu, denemek için yaptıkları ithalattan pişman olduklarını anlatan Güreli, "Türkiye'nin zeytinyağı ihracatı 3 bin tona düştü. Şu anda piyasada zeytinyağı bulmak mümkün değil. İthalata gerek duyan, bu zorluğa katlanan ithalat yapar. Yasal olan ithalata kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok" açıklamasında bulundu.

Wednesday, June 01, 2011

Her zeytinin yağı yenmez

İBRAHİM ALTAY
Sabah
29.05.2011


Zeytinyağı üreticisi ve 'exper'i Selin Ertur, ürettiği yağla geçtiğimiz haftalarda İtalya'da yapılan zeytinyağı yarışmasında 'hafif meyvemsi' dalında ikinci oldu.

ADI: Selin Ertur. 1899'dan beri zeytincilikle uğraşan Edremitli bir ailenin dördüncü kuşak temsilcisi. İtalya'da, tarım fakültesinden dersler alarak ve beş yıl süren özel bir eğitimden geçerek 'zeytinyağı exper'i olmuş. Eğitimi bittikten sonra uzmanlığını orada pekiştirmiş. Eksperliği İtalya Tarım Bakanlığı ve Toscana bölgesinden resmi olarak onaylanmış. Tüm Avrupa Birliği ülkelerinde de bir yağı bilimsel olarak tahlil etme yetkisi var ve uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapabilecek saygınlığa kavuşmuş. O rengine, kokusuna ve tadına bakarak zeytinyağınızın kalitesini test ediyor. Onun vereceği karara bağlı olarak zeytinyağınızın kalitesi ve uluslararası standartlarda olup olmadığını anlayabilirsiniz. Selin Ertur, bir yandan da zeytinyağı üreticiliğini sürdürüyor. Hazırladığı yağlarla ciddiye aldığı uluslararası yarışmalara katılıyor. Geçtiğimiz haftalarda İtalya'da yapılan ve dünyanın en prestijlilerinden biri kabul edilen yarışmada 'hafif meyvemsiler' dalında ikinci oldu. Ertur'la 600 numunenin katıldığı uluslararası bir yarışmada jüri üyesi olarak Los Angeles'ta kaldığı 10 günün ardından Türkiye'ye dönüşünde görüştük.

- Nasıl zeytinyağı experi olunur?
- Bunun için ciddi bir eğitimden geçmeniz gerekiyor. Önce beş ay boyunca yağı sadece kokluyorsunuz. Kokuları ayırt etmekte başarılı olursanız gırtlak eğitimi başlıyor. Gırtlak eğitimi de beş ay kadar sürüyor. Bitirince size karanlık oda testi uyguluyorlar. Işıklar kapalı, sadece siz ve pipet... Yağın rengini göremiyor, kokusunu alamıyorsunuz. Sadece gırtlağınıza güvenmek zorundasınız. Exper olabilmek için bu testi de geçmeniz gerek ama iş burada da bitmiyor. Bu üç testi geçtikten sonra en az üç yıl bu çalışmaları bir labarutuvarda devam ettirmelisiniz. Çok iyi bir exper olabilmek için gereken eğitim süresi ortalama beş yıl sürüyor.

- Bitince ne oluyor?
- Eğer performans cetveliniz bu seneler içinde hep iyiyse yeni bir eğitime girmeye hak kazanıyorsunuz. Bu eğitimi de bitirirseniz 8 -10 kişilik bir eksper kadrosuna başkanlık yapabilme yeterliliğine sahip oluyorsunuz.

- Siz bütün bu eğitim süreçlerini tamamladınız yani?
- Evet. 2003'e kadar hepsini tamamladım. Halen yaz aylarında İtalya'ya gidip labaratuvarda çalışmaya devam ediyorum.

- Türkiye'de sizin anlattığınız ölçülere uyan kaç 'zeytinyağı exper'i var?
- Bu ölçülerde bir tek ben varım. Ama Türkiye'de benim dışımda da iyi experler var; Ayvalık'taki Selim Kantarcı gibi.

'EXPER'LERE MAKYAJ, PARFÜM, SİGARA YASAK

- Ne kadar zor bir iş 'exper'lik?
- Çok zor bir iş. Parfüm kullanmak yok, makyaj yapmak yok. Sinüziti olanı, sigara içeni bu işe zaten kabul etmezler; çünkü tütün algıyı öldürüyor. Tadıma yani değerlendirmeye girmeden üç saat öncesinden başlayarak çay, kahve içmek, yemek yemek yasak, baharatlı, koku içeren,asitli yiyecekler vs yasak. Sadece su. Bazen bütün günü iki üç dilim elmayla ve az bir yoğurtla geçiriyoruz. Labaratuvarda çalışıyorsanız suyun bile tuzu ayarlanmış oluyor, gırtlağı uyuşturmasın diye. Ayrıca çok iyi konsantre olmanız gerekiyor. Bir önceki numuneyle bir sonrakini karıştırmamak lazım, damak hafızanız yerinde olmalı.

- Zeytinyağının iyisini nasıl anlarız? Bize bir iki numara öğretseniz...
- Zeytinyağını ince dipli bir çay bardağına koyun. Avucunuza alarak bardağı hafifçe ısıtın. Ondan sonra da koklayın. Meyvemsi bir koku, mis gibi bir zeytin kokusu almanız gerekiyor. En kolay yapılabilecek test bu.


Zeytinyağında sıfır hata olmalı

- Bir yağın uluslararası standartlarda kabul görebilmesi için nelere dikkat etmek gerek?
- Uluslararası standartlarda bir yağın sızma olabilmesi için 'sıfır hatalı' olması gerekiyor. Sıfır hatalı olup pozitif değerlerinin yüksek çıkması gerek. Eğer bu yoksa zaten siz sızma üretmiyorsunuz demektir.

- 'Sıfır hatalı' ne demek?
- Zeytinin toplanmasından yağ haline gelmesine, filitre edilip paketlenmesine kadar bir süreç var. Bu süreçteki en ufak bir hata, sizi sızma kriterlerinin dışına çıkarır.

- Ne gibi hatalar bunlar?
- Biz yağı test ederken şunlara bakarız: Bu yağın zeytini dalından mı toplanmış, yerden mi toplanmış? Dalından toplanması makbul çünkü yerden toplanırsa yağa toprak tadı geçer.
Olgunlaşma zamanından önce mi toplanmış, zamanında mı toplanmış, sonra mı toplanmış? Yağda fermantasyon mu var, oksidasyon mu? Yağ, çürük zeytinden yada don tarafından vurulmuş buzlu zeytinden mi elde edilmiş? Siyah zeytinin yağı mı, yeşil zeytinin yağı mı?
Bayır zeytininin yağı mı, düz arazi zeytininin yağı mı? Yağa işleme sırasında makinalardan metalik tatlar geçmiş mi, makinanın diğer ısıları iyi ayarlanabilmiş mi? Filitrasyonda hata var mı? Yağın ağızdaki dengesi nasıl? Meyvemsi, yakıcı, burukluk hali hangi düzeyde, dildeki hafifliği, genel harmonisi nasıl? Bunların hepsi çok önemli. En ufak bir hata sizi 'sıfır hata'nın dışına çıkarır.

- Amma ayrıntılı bir işmiş. Siz bütün bu hataları anlayabiliyor musunuz?
- Kokladığım zaman nerede hata yapıldığını büyük ölçüde anlıyorum. Bu yüzden çoğu zaman gırtlak testi yapıp ağzımı kirletmiyorum bile. 'Zeytinyağı experi'yseniz bir süre sonra ağzınız kimya labaratuvarı gibi oluyor zaten.

Aşçılar bu konuda bilgisiz

- İtalya'da eğitim aldınız. İtalya'nın bu konudaki öncülüğü nereden geliyor?
- Dünyadaki en büyük zeytinyağı üreticisi İspanya. Onu İtalya takip ediyor.
Bu iki ülke, pazarı kapatmış. Ürettikleri yağlar bizdekilerden çok daha iyi. Çünkü İtalya'da toplam 700 tip zeytin var.
Türkiye'de 150 tip var ve bunların sadece 14'ü belirgin. Dolayısıyla İtalya'da çok daha farklı aromalar var.

- Türkiye'de en kaliteli zeytinyağı hangi bölgede üretiliyor?
- Edremit Körfezi'nde ama bu orada üretilen her yağın muhteşem olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü üretici hatası olabiliyor, hava şartları kötü gidebiliyor.

- En kaliteli zeytinyağı türü hagisi?
- En gözdesi 'sızma' zeytinyağı.

Zeytinyağı demek zeytinin suyu demek.

Gliserid artı oleik asit demek. Sızma dediğimiz zeytinyağında oleik asit oranı yüzde 0 ile 0.8 arasında olur.

- Sizin ürettiğiniz zeytinyağında bu oran kaç?
- Yarışmaya katılmak için hazırladığım zeytinyağında bu oran yüzde 0.36. Ama bu kimyasal oranlar da yağın kalitesini tek başına belirleyen şeyler değil. Bazen yağın asidi düşük olur ama tadı hiç iyi olmaz. İtalya'da yağın kimyası istediği kadar iyi olsun organoleptik testten geçmez ise iyi şişeye giremiyor.

- Şimdi siz bir yağ yaptınız ve yarışmaya katılıp derece kazandınız. Ne katacak bu sizin yağınıza?
- Dikkatinizi çekecek bir tanesini söyleyeyim. Parma'da çok ünlü bir yemek okulu var. Dereceye girenlerin yaptıkları yağlarla oradaki şefler bir mönü hazırlıyor. 70 şef benim bu yarışma için yaptığım yağı, o okulda salatalar ve giriş yemekleri için kullanmakta hemfikir.

- Her zeytinyağı her yemekte kullanılır mı?
- Bilinçli kullanmayı bilmek gerekir.
Türkiye'de aşçıların yüzde 80'i iyi bir zeytinyağının nasıl olması gerektiğini bilmiyor. Bazen gidiyorum, ekmekle yemek için önüme fermante olmuş bir yağ geliyor ya da riviera yağı salataya konuyor. İyi aşçıların, özellikle Türk aşçılarının bunu çok iyi bilmesi gerekiyor, çünkü dünyada 'zeytinyağlılar' adı altındaki mutfak bir tek bizde var.

Tuesday, May 31, 2011

ÖDÜL AVCISI LALELİ ZEYTİNYAĞLARI BİR ALTIN MADALYA DAHA KAZANDI

31 Mayıs 2011,Salı

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyesi Laleli Zeytinyağları ödüle doymuyor. Son 10 yıldır uluslararası platformda peş peşe aldığı ödüllerle ülkemizi gururlandıran Laleli Zeytinyağları, 2011 yılında da başarısını sürdürdü. Laleli Zeytinyağları, Uluslararası Kalite Sınıflandırma Enstitüsü Monde Selection (www.monde-selection.com) tarafından 2011 yılında Altın Madalya ile ödüllendirildi. Laleli Zeytinyağları, aynı ödülü 2010 yılında da kazanmıştı.

Laleli Zeytinyağları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yahya Laleli, gıda ürünlerini lezzet ve kalite açısından değerlendiren ve teşvik eden bir kuruluş olan International Taste & Quality Institute – ITQI (www.itqi.com) tarafından düzenlenen yarışmalarda, 2006 yılından beri her sene 2 yıldız ile sürekli ödüllendirilen zeytinyağları üretmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Laleli, “Zeytinyağımız, 2010 yılında zeytinyağı grubunda verilen ilk 3 yıldız ile büyük bir fark yaptı. Bu yıl da 2 yağımızla katıldığımız yarışmada, “Laleli Erken Hasat” ve “Laleli Organik” ürünlerimizin her ikisi de 2011 yılı sınıflandırmasında 2 yıldız ile ödüllendirildi” diye konuştu.

LALELİ ZEYTİNYAĞLARI ÖDÜL AVCISI

Uluslararası yarışmalarda Türkiye’nin en fazla ödül kazanan zeytinyağlarından olan Laleli Zeytinyağları 2010 yılında Alman Der Feinschmecker Magazine tarafından “En İyi 50 Zeytinyağı” listesine seçildi. 2009 yılında ise “Los Angeles International Extra Virgin Olive Oil Competition” yarışmasında Laleli Organik Zeytinyağı hem altın madalya kazandı, hem de Altın Madalya alan ürünler içinde de “Best of Class” ödülü alarak ikinci bir altın madalya ile ödüllendirildi.

“11 yıldır uluslararası platformda almış olduğumuz ödüller, Edremit körfezinde yetişen zeytinin lezzetini ve bu lezzetin yakıcılıkla birlikte gittiğini artık kanıtlamıştır” diye konuşan Prof. Dr. Laleli, “Zaten bu bölgenin ürünleri bu özelliğinden dolayı gerekli besin öğelerini dengeli bir şekilde içinde bulundurmakta ve bu da sağlıklılığımızın süreğenliğini arttırmaktadır” dedi.

Monday, April 18, 2011

Pilli Kuş

Bekir Coşkun
17 Nisan 2011


Çocuğun elinde naylondan bir pilli kuş vardı…
Ben hiç bu kadar çirkin kuş görmemiştim…
Rengi mor metalik, gözleri kedi gözü, gagası akbaba, kuyruğu martı, kafası leylek, ayakları iki küçük tekerlek…
Uçacakmış gibi yapıyor…
Annesi çocuğa “Yere ko da gidiversin guşgun” diye seslendi… Çocuk kuşu yere koyup bekledi, kuşun kanatları kıpırdamadı…
Çocuk havaya kaldırıp kendisi koştu, ki kuş uçmuş olsun…
Pili bitmişti çünkü…
*
Cennet gibi bir manzara…
İlerde çam ormanı ile zeytin bahçeleri birleşiyor…
Karşı dağların üzerinde hâlâ kar var… Karlı zirvelerden inen derelerin iki yanında sevdalı söğütler sıraya girmiş, su içer gibi…
Köylerin çevresindeki tarlalar yemyeşil, kimisi kahverengi belli ki nadasta…
Arada akıl almaz güzellikte göller…
Uzakta Ege Denizi…
Cennet buralar…
*
Ama bu toprakların altında birçok maden var…
Maden avcısı şirketler buraların peşindeler, çoğunu parsellemişler… Aslında çevreyi koruması gereken Çevre Bakanlığı ruhsat vermiş, tarumar ediyorlar doğayı…
Misal; nikel çıkartılacak…
Nikel, pil üretimi için…
*
Madenleri işlemek ve ayrıştırmak için yılda yüz binlerce ton asit kullanılacak…
Asit ve diğer kimyasalların derelere karışması, göllerde toplanması, toprağı zehirlemesi kaçınılmaz…
Kazılan çukurlardan milyonlarca ton toprak, kaya, kil, çakıl çıkartılıp çevreye yığılacak…
Ve 400 bin ağaç kesilecek…
*
Kaz Dağları’ndan başlayıp, tüm Ege kıyılarındaki bu akıl dışı yıkımdan dolayı zaten göllerde ve ırmaklarda balık kalmadı sayılır…
13 kuş türü bölgeyi terk etti…
Kalanların ölülerini buluyor köylüler…
*
Kuşları öldüre öldüre yapılan pillerin takıldığı çirkin pilli kuşun kanatları kıpırdamıyor çocuğun elinde…
Pili bitti…
Yeni pil için doğadaki martıların, çullukların, flamingoların, balıkçılların, ördeklerin, kuğuların ölmesi gerek…
Ki çirkin pilli kuş uçacakmış gibi yapsın…

Tuesday, April 05, 2011

Zeytin geni…

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
5 Nisan 2011,Salı


Gen kaynakları bir ülke için stratejik öneme sahiptir. Genetik kaynak olmadan yeni çeşit geliştirmek ve yeni çeşit olmadan da üretim artışı sağlamak olanaksız.Türkiye, gen kaynakları bakımından zengin bir ülke. Bu zenginliği kanıtlayacak önemli bir veri var. Avrupa’nın tamamında 12 bin çeşit tür tespit edilirken bunların 2 bin 400’ü endemik. Türkiye’de ise 12 bin 54 tür var. Bunun 3 bin 905’i endemik.Yani Türkiye’ye özgü.
Gen kaynaklarına sahip olmak kadar, korumak ve gelecek kuşaklara taşımak çok önemli. Bu amaçla gen bankaları kuruluyor. Ankara’da dünyanın 3. büyük gen bankası kuruldu. Daha bir yıl geçmedi. Adana’da Türkiye’nin ikinci büyük zeytin gen merkezi katlediliyor.
Buğday, arpa, nohut, mercimek, elma, armut, ayva, kayısı ve daha bir çok önemli bitkinin olduğu gibi zeytinin de anayurdu Anadolu’dur.
Binlerce yıl önce Anadolu’dan dünyaya yayılan zeytin, bugün anayurdunda adeta yok ediliyor.
Avrupa’nın tamamından daha zengin gen kaynaklarına sahip olan Türkiye, bir tarafta dünyanın 3. büyük gen bankasını kuruyor, diğer tarafta Adana’da Çukurova Üniversitesi’ndeki zeytin gen merkezindeki zeytin ağaçları 1 Nisan sabahı dozerlerle yok ediliyor. 1 Nisan şakası gibi.
Dozerlerin talan ettiği zeytin gen merkezinin bulunduğu alanın kullanım hakkı Çukurova Üniversitesi’ne ait. Adana Büyükşehir Belediyesi, 2008 yılında bu alana ilişkin imar değişikliği yapmış. Yapılan değişiklikle zeytin gen merkezine okul yapılması kararlaştırılmış.
Zeytin gen merkezinin gelecek kuşaklara aktarılması için yıllardır emek veren Çukurova Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayzin Küden, dağ bayır demeden zeytin çeşitlerini bulmak için çalışan zeytin sevdalısı Dr. Mücahit Taha Özkaya ve daha pek çok kişi ve kurum yoğun çaba harcadı. Yaklaşık 3 yıldır bu gen merkezinin korunması gerektiğini, okul yapılacak başka bir alanın bulunabileceğini anlatmaya çalışıyorlar. Görüşü sorulan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da bu alanın zeytin gen merkezi olduğunu ve korunması gerektiğini bildiriyor. Yükseköğretim Kurumu Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’na söz konusu alanın milli servet niteliği taşıdığı, gelecek nesillere bırakılacak zeytin gen merkezi üzerinde yapılması planlanan okul inşaatının bu alanda yapımının önlenerek Bakanlıkça uygun görülecek başka bir yere inşa edilmesini söylüyor.
Bu görüşlerin hiçbiri dikkate alınmıyor. İnadım inat denilerek Adana Valiliği’nin emri ile sabahın kör vaktinde 386 zeytin çeşit ve genotipi olan zeytin gen merkezine dozerler girip ağaçları köklüyor. Gün ağarınca Çukurova Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrenciler, duyarlı yurttaşlar dozerlerin önüne geçerek zeytin sökümünü şimdilik durdurmayı başarıyor. Fakat, kalan zeytinlerin sökülmeyeceği yönünde bir güvence yok.
Zeytinlerin sökülmesi sadece akla, bilime, mantığa değil, yasalara da aykırı. 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi olan bu alanın amacı dışında kullanılması yasaya aykırı.
Zeytin ağaçlarının söküldüğü alana Adana Merkezli Özler Tarım tarafından 32 derslikli Fen Lisesi yapılacak. Kuşkusuz çok önemli bir proje. Fakat, yararlı bir iş yaparken daha yararlı bir işi yok etmenin anlamı ne?
Zeytin gen merkezi üzerine okul yapacak olan Özler ailesi eğitimin önemini bildiği kadar tarımın önemini, toprağın değerini bilen bir aile. Projeyi başka bir alanda uygulamaya koyması en doğrusu olacak. Yapacakları bu hizmetle hem genç beyinleri hem de binlerce yıllık zeytin gen kaynakları gelecek kuşaklara taşımış olacak.
Gen merkezinin kurtarılması için en başta Özler ailesi, üniversite, Milli, Eğitim Bakanlığı ve Adana Valiliği’nin uzlaşması ve okul için yeni bir alanın bulunması şart. Eğer gen merkezi yok edilirse bunun zararını sadece Adana ve Türkiye değil, insanlık görür.
Yazıyı tamamlarken kötü bir haber de Bursa’dan geldi.Bursa’nın Gürsu İlçesi Ziraat Odası Başkanı Kamil Dönmez’in anlattığına göre Bursa Hafif Raylı Sistem çalışmaları kapsamında yeni bir ihale yapılacak. Gürsu İlçesi’ne 7 kilometre yakınındaki İğdir Köyü’ne bir istasyon yapılacak. Hafif Raylı Sistemin uzatılacak bölümü birinci derecede tarım arazisi ve seraların yoğun olduğu bölgeden geçirilecek. Kamil Dönmez’ in söylediğine göre, bu hattan yararlanacak insan sayısı çok sınırlı. Yerleşim merkezine uzak. Fakat, 400 dönüm seraya ve Bursa Ovası’ndaki tarımsal üretime çok büyük zarar verecek. Otoyola yakın bir mesafeden geçirilmesi için yapılan öneri dikkate alınmamış. Daha önce otobanla talan edilen Bursa Ovası’na bir darbe de tren yoluyla vurulacak.
Ülkenin hemen her yerinde benzer çirkinlikler yaşanıyor. Tarım toprağını yağmalama, hoyratça kullanma alışkanlığı var. Tarım toprağı yok ediliyor. Tarımsal üretim yok ediliyor. Her şey ithal ediliyor. Bu işin sonu felaket. Bu işin sonu açlık. Bizden uyarması.

Zeytincilik tarihine yolculuk...

04 Nisan 2011,P.Tesi

İON'LARDAN GÜNÜMÜZE ZEYTİNCİLİK TARİHİNE YOLCULUK.
AKDENİZ ÜLKELERİ ZEYTİN BİRLİĞİ GENEL BAŞKANI İLE TÜRKİYE ULUSAL ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI KONSEY BAŞKANI DİDİM'DE BİR ARAYA GELDİLER.AYDIN'IN DİDİM İLÇESİ'NİN İTALYAN KONUKLARI BİR DİZİ ZİYARET VE İNCELEMELERDE BULUNMAK ÜZERE ÜLKEMİZE GELDİLER.KONUKLAR DİDİM İLÇE MERKEZİ DAHİL OLMAK ÜZERE, BELDE VE KÖYLERİNDE BİR DİZİ ZİYARETLER GERÇEKLEŞTİRDİLER.KONUKLAR DİDİM ZİYARETİNİN SON GÜNÜNDE,TÜRKİYE'NİN İLK VE TEK AÇIK VE KAPALI ZEYTİNYAĞI MÜZESİNİ DOLAŞARAK, İON'LARDAN GÜNÜMÜZE UZANAN ZEYTİNCİLİK TARİHİNE TANIKLIK ETTİLER.

Aydın'ın turistik ilçesi Didim'in İtalyan konukları belde ve köy ziyaretleri de gerçekleştirdiler.Hafta sonunda Didim'e gelen İtalyan heyet,ilçenin yanı sıra bir dizi ziyaretler de gerçekleştirdiler.Heyet,Didim ziyaretinin son gününde birde sürprizle karşılaştılar.Dünya Akdeniz Ülkeleri Zeytin Üreticileri Birliği Genel Başkanı Enrico Lupi'ninde bulunduğu heyette, İtalya Zeytinyağı Şehirleri Birliği Kıdemli Başkan Yardımcısı Francesco Lombardo, İtalya Zeytinyağı Şehirleri Birliği Başkan Yardımcısı Antonio Savino Santarella ve İtalya Zeytinyağı Şehirleri Birliği Uluslararası İlişkiler Danışmanı Antonio Balenzano bulunuyor. İtalyan heyeti Didim'de Belediye başkanı Mümin Kamacı,Akbük Belediye başkanı Mehmet Erçin Sandalcı,Türkiye Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi başkanı Dr.Mustafa Tan,Didim Ziraat Odası başkanı Bahattin Gökdemir,Aydın Ziraat Odası başkanı Rıza Posacı,Germencik Ziraat Odası başkanı Ümmet Akın,İncirliova Ziraat Odası başkanı İhsan Ayaydın,Koçarlı Ziraat Odası başkanı Rıza Arslan,Kuyucak Ziraat Odası başkanı Kemal Emir,Nazilli Ziraat Odası başkanı Necdet İzgül yalnız bırakmadılar.heyet Aydın'ın ilk Organik Zeytinyağı işletmesi olan ARRAY'ı ziyaret ettikten sonra,Türkiye'nin ilk ve tek Zeytinyağı Müzesini gezdiler.Müzenin kurucusu turizmci Gürsel Tonbul'un 22 yıl emek vererek hazırladığı müzeyi gezen konuklar,İon'lardan günümüze uzanan zeytinyağı tarihine tanıklık ettiler.

1932 YILINDA İTALYA'DAN GETİRİLEN KONTİNİ SİSTEM ZEYTİNYAĞI MAKİNESİ DE VAR!!!
Organik sebze ve meyve üretimiyle de Kuşadası'nın ismini Dünya'ya duyuran müze sahibi Gürsel Tonbul,Zeytinyağını elde edebilmek için olmazsa olmazsa 3 unsurun ateş,su ve sıkma teknesi olduğunu söyledi.Açık ve kapalı müzede 1932 yılında İtalyanların bölgeye kazandırdıkları kontünü mekanik zeytinyağı makinesinden,1950'li yılarda insanların ayaklarıyla ezerek elde ettikleri sistemlere kadar zeytinyağı elde etme araçlarını bu müzede sergilendiğini söyledi.
Didim Ziraat Odası başkanı Bahattin Gökdemir,İtalyan konuklarına zeytin bahçeleri ve zeytinyağı fabrikalarını gezdiklerini söylerken,henüz resmi açılışı yapılmayan müze'nin kapısını ilk kez kendilerine açan Gürsel Tombul'a teşekkür etti.Dünya Akdeniz Ülkeleri Zeytin Üreticileri Birliği Genel başkanı Enrico Lupi'de,”Bu yaptığımız seyahat bizim için çok anlamlı ve güzel oldu.Türkiye'nin zeytinyağı ve zeytincilik açısından gerçeklerini gördük.Ayrıca iyi izlenimler edindik.Müze çok hoşumuza gitti” dedi.Dr.Mustafa Tan ise,”Bizde İtalyan ekibini burada ağırlamaktan son derece mutluyuz.Arkadaşlarla daha önceden tanışıyordum.Burada görmekten ayrıca mutlu oldum.İtalya Zeytin Belediyeler Birliği başkanı'nın bölgemizde olması önemli bir fırsattır.Türkiye zeytincilikte Dünya'da çok önemli yerlere hedefini koymuştur.Bu aşamada da İtalya gibi önemli bir zeytinci Ülkesi'nin hem İtalya'daki uygulamaları,hem de buradaki uygulamaları görüp, karşılaştırmak ve köprü oluşturmak anlamında büyük bir fırsattır.Biz bu tür çalışmaları son derece önemsiyoruz.Bu nedenle Didim Ziraat Odası başkanımızı kutluyorum.Bu ziyaretler çerçevesinde Türkiye'de Akdeniz Ülkeleri zeytincilik Birliğinin içerinde yer alacaktır” dedi

Thursday, March 24, 2011

ZEYTİNYAĞINDA DÜNYA İKİNCİLİĞİNİ HEDEFLİYORUZ AMA EN BÜYÜK PAZAR AB’YE KOTA YÜZÜNDEN İHRACAT YAPAMIYORUZ

24 Mart 2011,Perş.

İNGİLTERE SOFRALIK ZEYTİN İHRACATI İÇİN DEV PAZAR

Türkiye’de zeytin ağacı varlığını son 10 yıllık süreçte 90 milyondan 160 milyona çıkaran zeytincilik sektörü, yakın gelecekte yıllık 650 bin tonluk üretimle dünyanın ikinci büyük üreticisi olmayı hedefliyor. Türkiye’nin mevcut iç tüketim rakamları dikkate alındığında bu rekoltenin 500 bin tonluk kısmını ihraç etmesi gerekiyor. Dünya zeytinyağı tüketiminin yüzde 75’ini gerçekleştiren Avrupa Birliği’ne zeytinyağı ihracatının önünde ise tonda 1.125 Avro gümrük vergisi var.

Türkiye’nin yakın gelecekte ulaşacağı 650 bin ton zeytinyağı rekoltesini ihracatla eritebileceği gerçeğinden hareketle tüm dünyada tanıtım çalışmaları yapan Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi 13-16 Mart tarihleri arasında Londra-Excel'de gerçekleştirilen ve 2 yılda bir düzenlenen 12. IFE Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katıldı.

Fuar süresince Avrupalıların, Türk sofralık zeytin ve zeytinyağına yoğun ilgi gösterdiklerine şahit olduklarını belirten Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, zeytinyağında tonda 1.125 Avro gümrük vergisi nedeniyle bu ilgi realize olamadığını söyledi.

ZZTK IFE FUARINDA BÖLGESEL TÜRK ZEYTİNYAĞLARINI TATTIRMADI

ZZTK olarak IFE Fuarı’nda standart sızma Türk zeytinyağı tadımı yaptırdıklarını ancak bölgesel yağların tadımını ziyaretçilere yaptırmadıklarını dile getiren Ölken gerekçelerini ise şöyle özetledi: “Bunun da ana sebebi bugün için İngiltere’ye yapılacak olan zeytinyağı ihracatlarında uygulanan yüksek gümrük vergisi nedeniyle Türk zeytinyağlarının rekabet dışı kalmasıdır. AB kendi dışındaki hemen hemen tüm üretici ülkelere gümrüksüz ithalat için kota tanırken ülkemize tanınan kota ise 100 ton gibi komik bir düzeydedir. Tunus’a 56 bin ton, Suriyeye 10 bin ton düzeyinde yıllık kota veren Avrupa Birliği, Türkiye'ye sadece 100 ton kota vermiştir. Evet, evet yanlış okumadınız; SADECE 100 TON. AB’ye tam üyelik için müzakereleri sürerken işte bizim AB gözündeki yerimiz... ZZTK olarak fuarda sadece zeytin ve zeytinyağı üreticisi olarak ülkemizi hatırlatmaya yönelik çalıştık, var olduğumuzu anlattık ve de bu kota talebimizi gerek Türk ve gerekse AB’li yetkili ve ziyaretçilere yüksek sesle dillendirmeye çalıştık. Bu vesile ile başta AB ile müzakerelerden sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Egemen BAĞIŞ ve Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm yetkililere seslenmek istiyoruz. AB dünya zeytinyağı tüketiminin yüzde 75’ini tek başına gerçekleştirmektedir. Ülkemizin zeytinyağı üretiminde dünya ikinciliğini hedeflediği bu dönemde ne yazık ki bu önemli pazardan mahrum kalmaktadır. Sektörümüzün geleceği açısından DİR’in uygulamaya konulması kadar AB’nin Türk zeytinyağına uygulamakta olduğu yüksek gümrük vergisi engelinin kaldırılmasının sağlanması şarttır. Bu konuda alınacak olumlu sonuçlar yakın gelecekte sağlanacak üretim artışı ile birlikte zeytinyağı ihracatımızda çok önemli artışları da beraberinde getirecektir.”

İNGİLTERE DEV BİR PAZAR

ZZTK olarak İngiltere’yi hedef pazar olarak seçtiklerini anlatan Ölken, 12. IFE Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’nda, Türkiye’nin özellikle sofralık zeytin ihracatında İngiltere pazarında çok başarılı olabileceğini gözlemlediklerini kaydetti. Ölken şöyle devam etti: “Birleşik Krallık 63 milyon nüfusu, yaklaşık 35.000 USD kişi başı milli geliri ile Avrupa ekonomisinde oldukça önemli bir yere sahip bir ülke. Ülkenin sektörümüz açısından taşıdığı önemi ise rakamlar ile görmek lazım. 2003-2004 yılına kadar yıllık toplam 15.000 ton sofralık zeytin tüketimi son 5 yılda ciddi artış göstermiş ve yıllık 27 bin ton seviyesine ulaştı. Aynı şekilde 41 bin tonlarda olan zeytinyağı ithalatı son 5 yıllık ortalamada 55 bin tonlara yükseldi. Türkiye, İngiltere’ye yıllık 1.000 ton civarında sofralık zeytin ihraç ediyor ve pazarın yüzde 4’üne sahip, önümüzdeki süreçte oluşacak üretim artışı ile İngiltere pazarında yüzde 25 pazar payına ulaşmayı hedefliyoruz.”

12. IFE Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na Türkiye’den 18 firma katılırken, zeytin ve zeytinyağı sektöründe sadece Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi yer aldı. Toplamda 1.100 firmanın katıldığı fuarı 22 bin kişi ziyaret etti.

ZZTK’nın 2011 yılı hedef ülkeleri içinde yer alan İngiltere'de önceliklerinin zeytinyağı ihracatındaki gümrük vergisi nedeniyle sofralık zeytin ihracatını arttırmak olduğuna vurgu yapan ZZTK Başkanı Metin Ölken, “Piyasada ambalajlı olduğu kadar açıkta satılan zeytinler dikkatimizi çekti. Dökme olarak İngiltereye ithal edilen ürünler değişik sos ve katkılar ile tatlandırılıp büyük zincir marketler dahil piyasada açık olarak satışa sunulmakta. Piyasanın daha çok büyük kalibrede siyah zeytin talep ettiğini gözlemledik” dedi.

TÜRKLERİN YAŞAĞIDI BÖLGELERDE ZEYTİN REYONLARI DAHA BÜYÜK

İngiltere’deki temasları sırasında Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki market raflarında zeytin ve zeytinyağına ayrılan bölümlerin diğer bölgelerdeki marketlere göre daha fazla olduğunu gözlemlediklerini anlatan ZZTK Yönetim Kurulu Üyesi M. Kadri Gündeş; “Marketlerin zeytin ve zeytinyağı ürünlerine ayırdıkları raf ve reyonlar metre kare olarak büyük marketlerin birkaç misli daha fazla olduğunu, Bu yerel marketlerde birçok Türk firmasının zeytininin raflarda yer aldığını, hatta birkaç Türk zeytinyağı markasının mevcut olduğunu gördük. Ülkemiz menşeli zeytinler hem ambalajlı ve hem de dökme olarak mevcut olup, genelde gemlik tipi zeytinler ve çekirdeksiz, dilimli, biberli çeşitlerin satışları yüksek görünmektedir, Restoranlar sabah kahvaltılarına ağırlıklı olarak Aydın-Memecik ve Uslu tipi zeytin türlerini koymaktadırlar, akşam yemeklerinde ve meze olarak ise soslu ve baharatlarla karıştırılmış zeytin tüketimi yaygındır, restoran ve marketler ülkemiz menşeli zeytinleri genellikle Almanya’dan tedarik ettiklerini, ihtiyaç duyduklarında 2-3 palet ürünü diğer gıda ürünleri ile birlikte Almanya’daki aracı ve toptancılardan rahatlıkla tedarik edebildiklerini ifade ettiler” diye konuştu.

12. IFE Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’nda ZZTK’yı, ZZTK Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, ZZTK Yönetim Kurulu Üyesi M. Kadri Gündeş ve Ege İhracatçı Birlikleri Şube Müdürü Necdet Kömür’den oluşan heyet temsil etti.

Friday, March 18, 2011

Zeytinyağı'nda iki yanlıştan bir doğru çıktı

Yaşar Eyice
Yerel Gözlem
17 Mart 2011,Perş.



Sanıyorum en azından 20, hatta 25 yıl önce Edremit’te Zeytin ve Zeytinyağı konusunda iki üç gün süren bir toplantı yapılmıştı.

Siması gözümün önünde, ama ismini anımsayamadığım, hatta “Zeytinciliğin Babası” olarak adlandırılan bir uzman vardı konuşmacı olarak. Bornova’daki “Zeytincilik Enstitüsü”nden gelmişti. Zaten yurt içi ve yurtdışı sempozyumlarda Türkiye’yi o değerli bilim adamımız, zeytincimiz temsil ediyordu. Bu ismi zeytin ve zeytincilikle ilgili hemen herkesin bilmesi lazım, ama ben hafızamı o kadar zorlamama rağmen bulamıyorum.

Artık yoğun çalışmama, gece yarılarına kadar koşturmama veya Hürrem Sultan’ın dediği gibi ileri yaşıma verin.

Öyle ki, bana göre en çalışkan ve işine sadık kişilerden biri saydığım Murat Demircan’ın gönderdiği mailleri göremeyecek kadar zihnimin dolu olduğuna emin olabilirsiniz.

Hatta Ege İhracatçı Birlikleri Basın Müşaviri Murat Demircan, sitem kokan mailinde, “Zeytinyağı sektörü ile ilgili yazınızda son iki basın bültenimizin size ulaşmadığını anlıyorum. Konu ile ilgili basın bültenlerimizi iletiyorum” diyor sevgili Murat Demircan…

“İki çarpı iki eşittir yedi eder mi?” diye, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Yönetim Kurulu olarak aşağıdaki hususların kamuoyu ile paylaşılmasında fayda görüyor.

2010/11 sezonunun başlangıç tarihi olan 01 Kasım 2010’dan 28 Şubat 2011’e kadar geçen 4 aylık dönemde Türkiye’nin toplam zeytinyağı ihracatı, geçen sezonun aynı dönemine göre yüzde 69, ambalajlı zeytinyağı ihracatı yüzde 40 seviyesinde gerilemişken, UZZK Başkanı Mustafa Tan’ın son iki sezon rakamlarını görmezden gelip ambalajlı zeytinyağı ihracat rakamlarının arttığını belirten, kamuoyunu yanıltan beyanatları, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu tarafından şaşkınlıkla ve tepkiyle karşılandı.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklamada; “Türkiye’nin ihracat istatistikleri en güvenilir istatistikler olup, gerek ihracatçı birlikleri ve gerekse DTM sistemlerinde kayıtlıdır. Arzu eden herkes, ihracatın miktarı ve cinslerine kadar tüm verilere kolayca ulaşılabilir. Bu rakamlar üzerine, farklı yorumlar yapıp, başka başka fikirler üretmek, “2X2=7 eder” demekle eşdeğerdir” ifadesine yer verildi.

Türkiye’de İhracatçı Birlikleri’nin 5910 sayılı Kanunla kurulduğunu ve Birlik Genel Kurul toplantılarına kimlerin katılıp oy kullanabileceği, Birlik Yönetim Kuruluna kimlerin seçilebileceği hususlarının bahse konu Kanun ve bağlı mevzuatla belirlendiğine işaret eden EZZİB Yönetim Kurulu şu görüşlere yer verdi:

“İhracatçı Birliklerinde delege sistemi yoktur, yasal hükümlülüklerini yerine getiren (ihracat yapmış olan, belirtilen süre zarfında genel kurula katılım başvurusu yapmış olan) üye firmalar, genel kurul seçimlerine katılıp oy kullanabilirler.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin (EZZİB) üye olma zorunluluğu olmadığı ve Kuruluş Yönetmeliği’nin iptali için mahkeme yoluyla itirazda bulunduğu bir oluşumun, ihracatçı birliği yönetimine kimin girip kimin girmeyeceğini adeta sipariş verir gibi dikte ettirmeye çalışması ve bu öğütlerin ardından demokrat olduğunu savunması, şu günlerde bazı komşu ve çevre ülkelerde gündemde olan tek partili cumhuriyetlerin demokrasi anlayışını çağrıştırmaktadır. Bu zihniyetin seçimden anladığı delege sistemiyle yapılan ve delegelerinin bir şekilde sistemden istifade ettirildiği ve ticari olarak edilen zararın Devlet tarafından silindiği veya ödendiği sistemdir.”

Askıya aldırttı

UZZK Başkanı Mustafa Tan’ın basın açıklamasında UZZK için en yetkili, en başarılı ve ülkemizin ilk ürün konseyi olduğu ifadelerini kullanması da EZZİB tarafından eleştirildi. Türkiye’de Ulusal Pamuk Konseyi’nin de aynı tarihte kurulduğunu hatırlatan EZZİB Yönetim Kurulu açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de halen kurulması için çalışma yürütülen ‘Ulusal Kuru İncir’, ‘Ulusal Kuru Üzüm’ ve ‘Ulusal Kayısı Konseyleri’nin kuruluşları da yine arkadaşlarımızın başarılı ve örnek çalışmalarının bir sonucu olarak Tarım Bakanlığı tarafından ertelenmektedir.”

EZZİB Yönetim Kurulu, “Bundan böyle, “2X2=7 eder” diyenlere cevap verme gereği duymuyoruz. Mer’i kanun ve bağlı mevzuat çerçevesinde seçilmiş olan ve görev yapmakta olan EZZİB Yönetim Kurulu hak ve hukukunu bilecek düzeydedir” diyerek açıklamasına son verdi.

Birçok toplantıda, “Ben hesaptan hiç anlamam” dedikten sonra şöyle devam ederim:

“Öğretmenim Ruhat Hanım (Allah uzun versin, şu anda profesör Dr. Eşi Yavuz Beyi İstanbul’da kaybettikten sonra, İzmir’in yeri başka’ diyerek yaşamını Vali Konağı karşısındaki Mabel Çikolatanın üstündeki apartmanda sürdürüyor) ilkokulda bana ‘İki kere iki kaç eder?’ diye sorduğunda ‘Yirmi iki’ diye yanıt verdiğimde, cetvel atmıştı. (Burada abartı yapıyorum.) Ben iki tane ikiyi yan yana koyarak ‘yirmi iki’ demiştim, meğer o çarpım (kerrat) cetvelinden soru sormuş…”

Bu arada Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’nun, Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin (ZZTK) yurtdışı tanıtım çalışmalarına tüm gücüyle devam ettiğini öğrenmiş oldum

Bilindiği gibi; Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK), ülkemizin diğer ihraç ürünlerine ait tanıtım gruplarında (Fındık, Deri, Narenciye, Su Ürünleri, Makine, vb.) olduğu gibi, 9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 22/12/1995 tarihli ve 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı hükümleri çerçevesinde Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Yönetmelik ve Tebliğ hükümleri kapsamında 2007 yılında kurulmuştur. Geliri ve harcamaları sektörün genel kurulu ve Bakanlık tarafından denetleniyor.

İşte bu değerli komita üyeleri yaptıkları açıklamada; “UZZK ve yakınları son dönemde sistemli bir şekilde, ZZTK harcamalarının nerelerde yapıldığına ve/veya ZZTK’nın afonksiyonel olduğuna ilişkin hususları dile getirmek suretiyle Komitemize yönelik yıpratma çalışmalarını yürütmektedir. Bahse konu çalışmaları ve tartışmaları yapanların ise konuya hâkim olmadıkları anlaşılmaktadır.” diyorlar.

Açıklama şöyle devam ediyor:

“Keşke iddia edildiği gibi Komitemizin milyonlarca dolar düzeyinde bütçesi olabilseydi. Tanıtım Komitemiz, kendi yönetimi tarafından belirlenip TİM ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından onaylanan sektörün çıkarlarına ve bütçesine uygun uluslararası fuarlara gayet dar tutulan temsilci sayısı ile ancak verimli şekilde katılım sağlayarak ürünlerimizi, sektörümüzü ve ihracatçı firmalarımızı en iyi şekilde tanıtmaya ve temsil etmeye çalışmaktadır. Ayrıca, potansiyel alıcı ülkelerden firma temsilcileri çağrılarak firmalarımızla ikili görüşme organizasyonları gerçekleştirilmektedir. Katıldığımız fuar ve diğer etkinlikler, bazılarının alışageldikleri gibi ana fikri harcırah almak üzerine planlanmış etkinlikler değildir.

ZZTK yönetimi, kendi kıt kaynaklarını, kendi yaptıkları onaylanmış bütçe sınırları içinde değerlendirmeye muktedir kişilerden oluşmaktadır. Hiçbir geliri olmayan, politikalarını perde arkasındaki kişilerin yönlendirdiği, yolluk ve ulaşım giderleri, politikalarını belirleyen sponsorlar tarafından karşılanan oluşumlarla karıştırılmamalıdır. ZZTK’da yer alamadığı için eleştiride bulunan kişiler, arzu ettikleri takdirde yerel düzeyde oluşturulan tanıtım gruplarında yer alıp tanıtımlarını yapabilirler, buna mani hiçbir hal yoktur. Kaynak sıkıntısı çeken oluşumlar, ihracatçılarımızın kendi topladıkları kaynaklara göz dikmek yerine, kendi sponsorlarından destek beklemeye devam edebilirler.”

Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi tarafından yapılan açıklamaya ve bilgilendirmeye teşekkür ediyorum… Bu arada konuyu ilk kez açan “Zeytin Dostu” Hüsamettin Berber’e de teşekkürlerimi sunuyorum.

Yazı çok uzun olacak ama, bu arada; EZZİB Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Alhat'ın yaptığı yorumu da sizlerle paylaşmak istiyorum:

Mustafa Ahlat şöyle diyor:

Değerli Zeytindostları; Kısaca bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. “Altın fiyatları düştü.” diye bir haber okusanız hangi zaman aralığını dikkate alırsınız?

Altının fiyatını dakikalık takip eden var günlük takip eden var 10 yıl önce düğünde takılmış bilezik karda mı zararda mı? diye bakanda var...

Mustafa Tan Ağabey'im kendi iddiası boş çıkmasın diye beğenmediği verileri yok varsayabiliyor.

Aşağıya kopyaladım. 7 mart 2011 tarihli basın bülteninde DTM’ nin Kasım 2009-Ağustos 2010 verilerini kullandığını 2010-2011 yılı henüz tamamlanmadığından, bir önceki yıl da karşılaştırmada tek yıl olması nedeniyle (tek yıl olunca ne oluyor onu anlayamadım markalı satıştan bahsediyoruz raf diyoruz süreklilik diyoruz hala tek yıl çift yıl...) dikkate alınmamıştır şeklinde not düşmüş.

Yani verilerin en yenisinin 2009 yılı olduğunu 2010 yılının ve 2011 in bugüne kadar geçen dönemdeki trendin kendi istatistiğinde olmadığını belirtmiş.

Artık daha ne diyeyim.Gazetecilerde biraz dikkatli olacak elma ile Armutu ayırt edecek.

Aslında bizim gazeteciler zehir gibidir fakat iş zeytin konusuna gelince akıl tutulması oluyor nedense.

Biri çıksa elimde 2009 a kadar altının seyri ile ilgili istatistik var İstanbul Altın Borsası istatistikleri yanlıştır dese ciddiye alıp sayfalarına taşımazlar. Ama Mustafa Tan çıkıp EZZİB verileri yanlış deyince haber olabiliyor.

Aslında Sayın Yaşar Eyice güzel bir noktaya temas etmiş.Kurumlar'ın amaç ve görevlerini iyi anlamak lazım.

İhracatçı Birlikleri esas olarak İhracatın sürdürülebilirliği ve gelişimini temin edecek politikalar üretmek ve lobi faaliyeti uygulayıp hayata geçirmek durumundadır.

İhracatın düşmesi bizim sevindiğimiz yada gurur duyduğumuz bir durum değildir. Aksine yönetimimizin başarısız olduğunun göstergesidir. Dahilde İşleme Rejimi kararnamesini çıkarttıramadığımız için düşmüştür.

Aslında bizlerde DİR olsun istemeyiz.Çiftçi ihracatçının önüne dünya fiyat ve kalitesinde sürekli olarak ürünü koysun DİR'e gerek kalmaz. DİR markalı satıcının sigortasıdır. Bir gün var bir gün yok ürünü spot satarsınız.Hem markalı satılsın hem de Türkiye'de yeterince pamuk olduğu zaman satılsın diye bir şeyi tekstil sektöründe söyleyebilir misiniz?

Dünya fiyatlarının çok üstünde seyreden kırmızı et fiyatlarıyla işlenmiş kırmızı et ihracatı ne kadar yapılabiliyor?

Lütfen biraz daha ciddi olalım.Ciddiyeti söyleniş şeklinde değil manada arayalım. (Mustafa Ahlat- EZZİB yönetim kurulu üyesi)

UZZK’nın zeytinyağı ihracatının gerçeklerini gün ışığına çıkarması beni hiç ilgilendirmiyor. Rakamlara bakıyorum ve Ruhat Hocahanıma söylediğim gibi iki kere ikiden dört değil yirmiikiyi çıkarıorum. Kaç kat fazlası artık siz hesaplayın…

Benim üzüldüğüm nokta zeytincilerin birbirlerine girmesi. Sevindiğim nokta ise artık yanlıştan dönülüp, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi, yanlışlardan dönülüp doğruyu bulmaktır. Zaten doğru birdir. Ama unutmamak lazım iki yanlıştan da bazen bir doğru çıkar.

Wednesday, March 16, 2011

Zeytin'de suçlamalar birbirini takip ediyor


Yaşar EYİCE
Kobihaber
15 Mart 2011,Salı


Ege İhracatçılar Birliği nin çalışma düzenini tam bilemiyorum. Çünkü kuruluşunu ve amaçlarını okumadım ve incelemedim, sadece iyi niyetli insanların elinde olduğunu düşünüyorum.

Ancak 5 Mart tarihli açıklama beni düşünceye sevk etti.

Birlik yaptığı açıklamada; “UZZK, zeytinyağı ihracat rakamlarını çarpıtıyor” deniliyor.

İddiaya göre; Zeytinyağı ihracat rakamlarının sürekli gerilemesine rağmen, UZZK Başkanı Mustafa Tan’ın, “Sadece dökme zeytinyağı ihracatı geriliyor, ambalajlı zeytinyağı ihracatı düşmüyor” şeklindeki gerçeği yansıtmayan beyanatları Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin tepkisini çekti.

UZZK’nın açılımı şöyle: Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi…

Çocukluğumdan bu yana “zeytin” ve “zeytin ağacına” ilgim son zamanlarda arttı. Belki bunda “Zeytin dostu” Hüsamettin Berber’in de etkisi var. Ya da Urla’da üretici bir kadının “Hele şükür!” demesinin…

Urla’daki evimin çevresine “zeytin fidanları” dikerken, bana övücü sözler etmişti bu kadıncağız, ama istenen sonucu alamadım. Çünkü gelip geçenler mi, hayvanlar mı nedir bilemiyorum, bir süre sonra yok olmuşlardı.

Ama Göztepeli efsane futbolcu, Beşiktaş ve Milli takımın eski golcü oyuncusu Nihat Yayöz’ün villasının bahçesindeki küçük çiftliğinde yetiştirdiği zeytin ağaçlarının denelerinden yaptığı yeşil zeytinleri kısa sürede ya da bir çırpıda lezzet içinde bitirdiğimi söyleyebilirim.

İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen’in de en büyük zevklerinde birinin “zeytin” yetiştirmek olduğunu, danelerini toplarken duyduğu mutluluğu anlatırken gözlerinin “ışıldadığını” hatırlıyorum…

Örnekleri çoğaltabilirim…

Fransa’nın Sorbon Üniversitesi’nden Süreyya İnce Arıkan da, şimdi Alaçatı’da kurduğu çiftliğinde zeytincilik, bağcılık ve hayvancılık yapıyor. Ama onun da ticaretle işi yok… Sadece yabancı konuklarıyla sık sık Alaçatı’ya geliyor ve ciğerlerini ve beynini temizliyor. Rektefiye ediyor.

Şarlo’nun “sessiz filmlerinden” birini anımsıyorum… Çok zengin, bir o kadar da cimri (pinti) karısının tabağına sadece bir, en fazla iki zeytin koymasına içerlemiş ve “kendini” kaçırtmıştı… Fidye istiyordu karısından, ama onun para karşısında hiç önemi yoktu.

Herhalde şimdi de “zeytin” ya da “yağı” altında,paralar mı, mevkiler mi, koltuklar mı nedir bilemiyorum bir “savaş” açığa çıktı. İşin politik yanı da olabilir mi? Yine bilemiyorum!..

Bildiğim zeytin ve yağının uluslararası önemi olduğunu, sağlıklı yaşamın bir parçası olduğunu ve altın kadar kıymetli olduğu…

Açıklama şöyle:
Türkiye’nin zeytinyağı ihracat rakamlarının son yıllarda UZZK ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin sektöre zarar veren politikaları nedeniyle sürekli gerilediğini belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu, “Türkiye’de 2010/11 sezonu zeytinyağı ihracatının başladığı 01 Kasım 2010 tarihinden 28 Şubat 2011 tarihine kadar geçen 4 aylık dönemde ambalajlı zeytinyağı ihracatı 4 bin 475 ton olmuştur.

Geçen sezonun aynı döneminde Türkiye’nin ambalajlı zeytinyağı ihracatı ise 7 bin 377 ton olarak gerçekleşmiştir.

Ambalajlı zeytinyağı ihracatının yüzde 40 oranında gerilediği bir ortamda UZZK Başkanı Mustafa Tan’ın ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerilemiyor, dökme ihracat düşüyor şeklinde beyanat vermesini anlamak mümkün değildir” ifadesine yer verdi.

UZZK’nın Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünü tek çatı altında birleştirme iddiası bulunmasına karşın, üye sayısı son derece kısıtlı ve antidemokratik bir tüzükle Genel Kurul yapan bir kuruluş kimliğinde olduğuna işaret eden EZZİB Yönetim Kurulu, UZZK’nın tüzüğünün antidemokratik hükümlerinin iptali için yargıya başvurma kararı aldıklarını bildirdi.

Zeytinyağı ihracatında idealin ve hedefin ambalajlı ürün ihracatının arttırılması olduğunu belirten EZZİB Yönetim Kurulu şu görüşlere yer verdi:

Ambalajlı zeytinyağı ihracatını arttırabilmek ve dış pazarlarda için Dış Ticaret Müsteşarlığı sektörümüzce yeterli görülmese de belirli bir düzeyde destek veriyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ve Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi olarak tüm gücümüzle, Türkiye’nin ambalajlı zeytinyağı ihracatının arttırılması için çalışıyoruz. 2011 yılında hedef pazarlarda kısıtlı bütçe olanaklarımızla 6 tane gıda fuarına katılarak Türk zeytin ve zeytinyağını tanıtacağız. Ancak, önümüzdeki 3-5 yıllık süreçte yeni dikilen zeytin ağaçlarının ürün vermeye başlaması ile birlikte rekoltemiz 500 bin ton’a ulaşacak. Rekoltenin 500 bin tona yükseldiği gün bütün bu populist politikalar son bulacaktır. Bugün bu populist politikaları yapanlar rekoltenin altında ezilecektir.”

Türkiye’nin zeytinağacı varlığının yüzde 70 artışla 170 milyon seviyesine ulaştığına işaret eden EZZİB Yönetim Kurulu, yakın gelecekte artacak rekoltenin pazarlanacağı pazarların akşamdan sabaha kazanılmasının mümkün olmadığına işaret ederek, “Son üç yıldır zeytinyağında Türk markalarının bir çoğu dünya pazarlarındaki yerlerini zaten kaybetmiş durumdadırlar. Örneğin bundan 5 yıl kadar önce Kanada’nın büyük zincir marketlerinde en az 6-7 Türk markası boy gösterirken, şimdi bu ülke marketlerinin raflarında bir tane bile Türk markası kalmamıştır.

Durum ABD, Uzakdoğu ülkeleri ve hatta Avustralya’da farklı değildir.

Türkiye’nin, dünya pazarlarında güçlü bir oyuncu olabilmesinin en önemli şartı rakipleri ile aynı rekabet şartlarına sahip olabilmesidir. Dünya’nın en büyük zeytinyağı üretici ülkeleri İspanya ve İtalya dahilde işleme rejimi kapsamında tüm üretici ülkelerden zeytinyağı ithal edip ambalajlı olarak tüm dünyaya ihraç ediyorlar. Türk zeytinyağı sektörünün de dahilde işleme rejimi kapsamında ihraç kaydıyla zeytinyağı ithal etme hakkına sahip olması gerekir. Aksi takdirde rekoltemiz arttığında dökme ihracatçısı konumundan kurtulamayız” ifadelerine yer verdi.

İHRACATI DÜŞEN TEK SEKTÖR ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI

Türkiye, 2004/05 sezonunda 21 bin 596 ton ambalajlı zeytinyağı ihraç ederken 70 milyon 557 bin dolarlık döviz girdisi elde etti. 2005/06 sezonunda ambalajlı zeytinyağı ihracatı 11 bin 324 tona gerilerken getirisi 50 milyon 579 bin dolar oldu.

2006/07 sezonunda 15 bin 468 ton ambalajlı zeytinyağı ihraç eden Türkiye, 2008/9 sezonunda 16 bin 560 ton, 2009/10 sezonunda ise 14 bin 31 ton ambalajlı zeytinyağı ihraç etti. 2009/10 sezonunun ilk çeyreğinde 7 bin 377 ton ambalajlı zeytinyağı ihracatına karşılık 27 milyon 44 bin dolar döviz girdisi elde eden Türkiye, 2010/11 sezonunun ilk çeyreğinde ise yüzde 40’lık gerilemeyle 4 bin 163 ton ambalajlı zeytinyağı ihracatı karşılığı 17 milyon 46 bin dolarlık gelir elde etti. 2004/05 sezonunda toplam 92 bin 228 ton zeytinyağı ihraç eden Türkiye, sonraki yıllarda sürekli kan kaybederek 2009/10 sezonu sonunda 23 bin 199 tona kadar geriledi.

2011 yılı Şubat ayında Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, Türkiye’de ihracat kayıtlarının tutulduğu 24 ana sektörde 23 sektörün ihracat rakamları, 2010 yılı Şubat ayına göre artış gösterirken zeytin ve zeytinyağı ihracatı yüzde 37’lik gerileme ile ihracatı düşen tek sektör oldu.

Bu ihracat rakamları ortadayken, İhracatçı Birliği’nin üyesi olmadığı söz konusu Tarım Konseyi’nin Başkanı Sayın Tan, ihracatçının önünü daha da kesmek için rakamları çarpıtmakta, kamuoyunu yanıltmaktadır. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birliği her zamanki sorumluluk anlayışıyla kamuoyunu doğru verilerle bilgilendirmeyi görev kabul etmektedir. EZZİB bu görev ve sorumluluk anlayışıyla, gerçek amacı zeytinyağı ihracatının önünü tamamen tıkamak olan zihniyete karşı mücadelesini aynı kararlılıkla sürdürmektedir.

YAYLIM ATEŞİYLE CEVAP

Bu arada “Zeytinağacı” Dergisi’nden edindiğim bilgiye göre; Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin (EZZİB) yaptığı yazılı açıklamayla Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’ni (UZZK) ihracat rakamlarını çarptırdığı yönünde suçlamasının ardından, Konsey Başkanı Mustafa Tan da yine yazılı bir açıklamayla suçlamalara cevap verdi.

Tan’ın yanıtı ise adeta yaylım ateşi gibiydi. Konsey Başkanı açıklamasında adeta, Dahilde İşleme Rejiminden girdi, Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nden çıktı.

UZZK’nın Türkiye’nin ilk ürün konseyi olduğunun ve kanun-yönetmeliklerin dışına çıkmaksızın faaliyetlerini sürdürdüğünün altını çizen Tan, EZZİB’i ısrarla konseye üye olmamakla suçladı. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın konseye üye olduğu halde, bağlı kuruluşu Ege İhracatçı Birlikleri’nin üye olmamakta direndiğini savundu.

ÜYE OLMUYORLAR

Tan yaptığı açıklamada, “Ege ihracatçı Birliği Konseyimiz üyesi olmamak için direnmekte ve Konsey dışında kalarak UZZK Yönetmeliğimiz ve Yönetim başta olmak üzere basın ve diğer yollarla karalamalarına ve çeşitli merciler nezdinde yönetim kuruluz ve şahsımıza yönelik suçlama ve şikayetlerine devam etmektedirler” ifadelerine yer verdi.

“EKSİK BEYANAT VERİYORLAR”

İhracat rakamları konusunda asıl yanıltıcı açıklamaların EZZİB kanadından yapıldığını savunan Mustafa Tan, birlik yöneticilerini şu ifadelerle eleştirdi;

“Her zaman uyguladıkları yöntemlerden biri olan İhracat Rakamları ile ilgili yanıltıcı ve kışkırtıcı açıklamalarına yanıt; Ambalajlı ihracatın arttığına yönelik söylemlerimiz. Öncelikle, sadece Ege İhracatçı Birliğinin değil tüm ihracat miktarını verebilen ve EİB’ nin bağlı olduğu Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) verilerine göre ele alınmalıdır.

Buna göre adının önünde zeytin ve zeytinyağı ihracatçı birlikleri olmasına rağmen nedense dökme ihracatın yasak olduğu sofralık zeytin ihracatına yönelik açıklamaları bulunmamaktadır. Biz bu eksikliği belirterek öncelikle ülkemiz sofralık zeytin ihracat duruma bakalım;

Son 4 yıllık veriler incelendiğinde ortalama ambalajlı zeytin ihracatı 63.750 ton olup değeri ortalama 95.750 (Bin $) dır. Bir önceki 4 yıl ortalaması ise; 52.100 ton olup, bu miktarın değeri ortalama; 57.997 (Bin $)’dır buna göre son 4 yılda sofralık zeytin ihracatındaki artış oranı miktar bazında % 22, değer bazında ise; % 65’dir. Bu durum UZZK tarafından dile getirilen hususları, son yıllarda sofralık zeytin ihracatımızın arttığı ve Ülkemiz zeytin ihracatçılarının ihracatı daha fazla öğrenmeye başladıkları söylemlerini doğrulamaktadır.”

“DÖKME AZALIYOR” DA ISRAR ETTİ

Mustafa Tan, son 4 yılda dökme zeytinyağı ihracatının azalıp, ambalajlı ihracatın arttığı noktasında ısrar ederek, dökme ve ambalajlı ihracatı şöyle değerlendirdi;

“Dökme ve kutulu zeytinyağı bakımından aynı karşılaştırmalara bir göz atalım. Dökme zeytinyağı açısından durum; son 4 yılda dökme zeytinyağı ihracatımız ortalama 14.589.942 ton olup bunun değeri ortalama 55.140.770 $’dır. Bundan önceki 4 yılda 40.022.414 ton dökme ihracat yapılırken değeri ise; ortalama 74.061.728 $ olmaktadır. Burada son 4 yılda dökme zeytinyağı ihracatımızda miktarı bazında % 64, değer bazında da % 25 düşüş yaşanmıştır.

Şimdi de ambalajlı zeytinyağı ihracatımıza bakalım; son 4 yılda ambalajlı ihracatımızın ortalama miktarı 11.797.671 ton olup bunun değeri ortalama 47.527.835 $’dır. Bundan önceki 4 yılda ise kutulu ihracatımızın ortalama miktarı 11.088.626 ton, bunun da değeri ortalama 24.852.812 $ olmaktadır. Buna göre; son 4 yılda, önceki 4 yıla göre; ambalajlı ihracatımız miktar bazında % 6 artış, değer bazında da % 91 artış görülmüştür.”

“KARALAMA KAMPANYASI”

Mustafa Tan, EZZİB tarafından basın açıklamalarıyla bilinçli bir karalama kampanyası yürütüldüğünü savunarak, asıl hedefin dahili işleme rejimi kapsamında ithalat (DİR) istemleri olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 4 yıldır İspanya ve ABD gibi ülkelerin dökme zeytinyağı tedarikçisi olmaktan çıktığını anlatan Tan, Türk zeytinyağının “Made in Turkey” ibaresi ile tanınmaya başladığının altını çizdi.

ÇARPICI SATIRBAŞLARI

MUSTAFA TAN:
“Son dönemlerde İhracatçı Birliği’nin Yönetimine birçok kez ihracat birincilikleri almış olan ve bu yönetimden önceki yönetimlerde defalarca yer alan bulunan, Tariş, Marmarabirlik, Verde, Komili Yudum vb gibi birlik, kuruluş veya firmalar dahil edilmemekte ve üyeleri arasında huzursuzluk yaratan delege belirleme sistemi içinde seçilmeleri neredeyse imkansız kılınmaktadır.

UZZK yönetiminde ise; Türkiye zeytin ve zeytinyağı üretiminin iç ve dış pazarlamasının yaklaşık % 80’ini gerçekleştiren kurum ve kuruluş ya da firmaların temsilcileri yer almaktadır.

UZZK’ yı, Üyelerini ve yönetimini antidemokratik bulan ve tüzüğünün değiştirilmesini isteyen Ege İhracatçı Zeytin ve Zeytinyağı Birlikleri öncelikle kendi genel kurul delege seçim sistemini ve işleyişini irdelemek ve UZZK’ nın tüzüğü olan bir dermek olmadığını kanunu ve yönetmeliği olan bir konsey olduğunu öğrenmeyi tercih ederek bu suretle bilgi kirliliği yaratmaya devam etmekten ve kaçınmalıdır.”

ZZTK, ÇELİŞKİLER YUMAĞI

MUSTAFA TAN:
“Son olarak Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesinin Ege İhracatçı Birliklerinin Üyeleri ve DTM’ den kaynak sağlayarak oluşturduğu bütçe ile sektörel uzlaşıdan uzak yürütmekte olduğu zeytin ve zeytinyağı tanıtım komitesi ve yöntemleri ise tam bir çelişkiler yumağı haline bürünmektedir. Zira iç ve dış tanıtıma katkı vermek için kurulan ve adı geçen kişi ve kurumların bütçeleriyle faaliyet gösteren Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, programı bir yıl önceden belirlenmiş ve 3-6 Mart 2011 tarihlerinde İzmir’ de başta UZZK destekleri olmak üzere, sektör temsilcileri ve İzfaş organizasyonu ve sektörün en önemli temsilcilerinden 120 firmanın katılımı ve birçok yabancı ülke alıcısının katılımı ile gerçekleşen Olivetech Fuarına katılmayarak Moskova Fuarı’na gitmeyi tercih etmiş, Ülkemiz zeytincilik sektörü açısından böylesi önemli ve yegane fuara katılmayarak, tanıtım konusundaki zafiyeti ve niyeti gözler önüne sererek sektörel ayrımcılığı ve hadiseye ülke penceresinden bakmama alışkanlığını sürdürmeye devam etmiştir.”

Ben kim haklı, kim haksız kararına varamadım…

Bakalım sizler bu konuda ne diyorsunuz?

Önemli olan da bu…

2 bin yaşındaki zeytin ağacı Ukrayna'nın en yaşlısı

16 mart 2011,Çarş.

Ukrayna Çevre ve Tabiatı Koruma Bakanlığı tarafından yapılan "Ukrayna'nın Milli Ağacı" konulu yarışma ile ülkedeki ağaçların 'en'leri seçildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, 4 farklı kategoride gerçekleşen yarışmada en yaşlı ağaç dalında Kırım'daki 2 bin yaşındaki zeytin ağacı birinci oldu. Yarışmada "abide ağaçlar" kategorisinde; Lviv bölgesindeki 800 yaşındaki Bogdan Hmelnitskiy adındaki ıhlamur ağacı ilk sırayı alırken, "en tarihi ağaç" alanında 700 yaşındaki Zaparoj palamudu derece aldı.

Ülkenin en estetik ağacı ise Kiev'de bulunan 900 yaşındaki Grünevald adlı palamut oldu.

Her yıl binlerce turist bu ihtiyar ağaçları görmek ve tarihin canlı tanıkları olan ağaçlarla fotoğraf çektirmek için anıt ağaçların olduğu bölgeleri ziyaret ediyor.

Friday, March 04, 2011

Fuardan izlenimler...

Bahar Tapkaç
03 Mart 2011 Perşembe


Bugün ailecek fuardaydık... Eh, 1,5 yıl geçti son fuarın ardından, üstelik şarap kısmı ayrıldı, Vinolive oldu Olivtech. Heyecanla ve merakla bekliyordum, şarapsız zeytinyağı nasıl olacak diye... Her neyse, işte izlenimlerim:

- Fuar ağırlıklı olarak zeytinyağı üreticilerinden oluşuyordu, üretime destek verecek firmalardan çok az katılım vardı. Hani hasat aletleri, filtreleme, şişeleme, saklama, ambalajlama konusunda hizmet veren çok az firma vardı.
- Hakkı Usta çok modern yeni makinalar sergiliyordu. Atlantis Cam, yine tam kadro, tüm ürünleri ile oradaydı.
- Tattığımız zeytinyağları arasında bir numara bizce İthaca'ydı. Erken Hasat, Soğuk Sıkım, Taş Baskı, her biri ayrı ayrı mükemmeldi. Üstelik sunum, ambalajlar, tadım malzemeleri zeytinyağı fuarına yakışan kalitedeydi... Ellerine sağlık.
- Yine arkadaşımız Yaman'ın bize tattırdığı Benlioğlu'na ait özel üretim soğuk sıkım zeytinyağı pek lezzetliydi.
- Son olarak Nar Doğal Ürünler'in çeşnili natürel yağları (özellikle Bergamot) ve yöresel yağları damağımızı okşayan lezzetler olarak hatıralarımıza yerleşti.
- Edremit Zeytincilik Üretim Eğitim ve Gen. Merkezi fuarda zeytinyağı tattırmak yerine ilgilenenlere tadım yöntemlerini anlatmayı tercih etmişti. Sayın Murat Küçükçakır'ın güzel bir hareketi olarak yorumluyorum. Ağzınıza sağlık.
- Geçen fuarda olduğu gibi bu yıl da Celal Bayar Üniv. Akhisar MYO öğrencileri harikaydı. Çeşnili zeytinleri özellikle de portakallı olanı bu sene hayallerimizi süsleyecek. Ne yazık ki satış yapmıyorlar hala :) Ellerinize sağlık çocuklar.
- Son olarak gereğinden fazla zeytin ve zeytinyağı tüketmişken karşımıza çıkar Kırlangıç'ın zeytinyağlı sarma ve zeytinyağlı - patlıcan ezmeli ekmek sunumu çok iyi geldi. Fuarın hoş sürprizlerinden biriydi.

2 saatlik fuar gezimizden benim aklımda kalanlar bunlar. Atladıklarım olabilir, affola... Emeği geçen herkes sağ olsun.
Umarım Divolio olarak katılacağımız günleri de görürüz.

Thursday, March 03, 2011

Zeytin ve zeytinyağı dünyası İzmir’de buluşuyor

Milliyet
27 Şubat 2011,Pazar


Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün önde gelen isimleri İZFAŞ tarafından ilk kez düzenlenen Olivtech 2011 1. Zeytin, Zeytinyağı ve Teknolojileri Fuarı’nda buluşmaya hazırlanıyor.
Gelecek vaad eden sektörler arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü şimdi yeni bir ivme kazanıyor.
Sektör, ürünlerini ve teknolojide ulaştığı seviyeyi, 3 – 6 Mart 2011 tarihleri arasında düzenlenen Olivtech ile yurtiçi ve yurtdışından gelecek ziyaretçilerin beğenisine sunacak. Türk fuarcılığının doğduğu şehir olan, kentsel ve toplumsal yapısını fuarcılıkla şekillendiren İzmir, her yıl birbirinden başarılı organizasyonlara ev sahipliği yaparken, bu yıl ilk kez Olivtech Zeytin, Zeytinyağı ve Teknolojileri Fuarı gerçekleştirilecek. Zeytin ve zeytinyağı sektörünün ihracat potansiyeline önemli katkı koyması beklenen Olivtech’te öncelikle fuarın yabancı ziyaretçi sayısının artırılması hedefleniyor.
Profesyonel alıcıya yönelik bir ihtisas fuarı olarak planlanan ve sektörün güçlü firmalarının katılımıyla gerçekleşecek Olivtech, katılımcı ve ziyaretçilerini buluşturan önemli bir platform olacak.
Zeytin ve zeytinyağı sektörünün yeni adresi olmaya hazırlanan Olivtech, en iyiyi arayanları fuarda buluştururken, kutsal kitapların meyvesi zeytin ve Anadolu’nun altın sıvısı zeytinyağı Olivtech Fuarı’nda uluslararası ekonomik bir değere dönüşmeyi bekliyor.

İşleyen: İhracat ve tüketim için çalışıyoruz
Türkiye’nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden olan zeytin ve zeytinyağının potansiyeli dikkate alındığında, rekabet gücü yüksek ürünlerden biri olduğuna dikkat çeken İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen, fuarın bu yönüyle Ege Bölgesi’ne ve sektöre önemli kazanımlar sağlayacağına inandığını belirtiyor. İşleyen, fuarın bu yönüyle büyüyen bir organizasyon olması için çaba harcadıklarını belirtti. Sektörün uluslararası alanda potansiyelini daha iyi anlatması gereken bir süreç yaşadığına dikkat çeken İşleyen özellikle markalı ve kutulu ihracat için atağa geçilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. “ Fuar ve bu kapsamda düzenleyecekleri şölen ile hem Türkiye’de kişi başına düşen zeytinyağı tüketimini artırmayı hem de yabancı alıcılara kalite ve çeşitleri aktarmayı hedeflediklerini dile getiren İşleyen, sektörün gelişimi için tüm dinamikleri birlikte hareket etmeye çağırdı.

Şölenli fuar...
Fuar kapsamında 1. Olivtech Zeytinyağlı Lezzetler Şöleni de düzenlenecek. Ege’ye ait zeytinyağlılar, tatlılar, hamur işleri ve sebze/et yemekleri olmak üzere dört kategoride yemeklerin sergileneceği şölende, katılımcılar birden fazla yemek çeşidi ile yer alabilecekler. Toplanan tüm yemek tarifleri fuar bitiminde kitap haline getirilecek.

Fuar içinde lezzet şöleni

Hürriyet
25.02.11


İZFAŞ’ın Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) desteğiyle organize ettiği Olivtech 2011’de, Türk zeytin ve zeytinyağı, yurtiçi ve dışından gelecek ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.
3–6 Mart arasında Fuar Alanı’nda düzenlenen fuara 120 firma katılacak. Fuar kapsamında 5 Mart Cumartesi günü yapılacak Olivtech Zeytinyağlı Lezzetler Şöleni’nde ise birbirinden lezzetli zeytinyağlılar ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. İZFAŞ, İzmir Esnaf Sanatkârlar Odaları Birliği, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu, İzmir Lokantacılar Odası ve Ege TV işbirliğinde gerçekleşip, önümüzdeki yıllarda uluslararası hale gelmesi planlanan şölene Türkiye genelindeki lokanta ve restoranlar katılıyor. Fuar ve şölen ile Türkiye’de kişi başına düşen zeytinyağı tüketimini artırmaya yönelik seferberliğin de ilk adımları atılacak. Dört kategoride yemeklerin sergileneceği şölende, toplanan tüm yemek tarifleri fuar bitiminde kitap haline getirilecek.

Zeytinyağımız yeni pazarlara ulaşacak

Yeni Asır
23.02.11


1. Zeytin, Zeytinyağı ve Teknolojileri Fuarı (Olivtech 2011), 3–6 Mart 2011 tarihleri arasında İzmir Uluslararası Fuar Alanı'nda gerçekleştirilecek.
İZFAŞ tarafından Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin (UZZK) desteğiyle organize edilen Olivtech 2011'de, Türk zeytin ve zeytinyağı, yurtiçi ve yurtdışından gelecek ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. İzmir Uluslararası Fuar Alanı'ndaki 2 No'lu holde düzenlenecek fuara 120 firma katılacak. Yer tahsis çalışmaları devam eden fuar ilk yılından itibaren katılımcı ve ziyaretçilerine yeni pazarların kapılarını açmayı hedefliyor.
Fuar kapsamında 5 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Olivtech Zeytinyağlı Lezzetler Şöleni'nde ise birbirinden lezzetli zeytinyağlılar ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

Uluslararası olacak
İZFAŞ, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İESOB), Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu, İzmir Lokantacılar Odası ve Ege TV işbirliğinde gerçekleşecek ve önümüzdeki yıllarda uluslararası hale gelmesi planlanan şölene, Türkiye genelindeki lokanta ve restoranlar katılacak. Fuar ve şölen ile Türkiye'de kişi başına düşen zeytinyağı tüketimini artırmaya yönelik seferberliğin de ilk adımları atılacak.
Zeytinyağlılar, tatlılar, hamur işleri ve sebze-et yemekleri olmak üzere dört kategoride yemeklerin sergileneceği şölende, katılımcılar birden fazla yemek çeşidi ile yer alabilecek.
Toplanan tüm yemek tarifleri fuar bitiminde kitap haline getirilecek. Ayrıca aynı gün Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Başkanı Aykut Yenice'nin yönetiminde 'Türkiye'de Zeytinyağının Tüketimini Artırmak' konulu panel düzenlenecek.

Tuesday, February 22, 2011

15 yıllık eşi için zeytinyağı üretti

Hürriyet Gazetesi
14 Şubat 2011


Muğla Milas’a bağlı Ağaçlıhöyük’te zeytincilikle uğraşan Ali Osman Menteşe, 15 yıllık eşi Sitare Menteşe için özel zeytinyağı imal etti
Ali Osman Menteşe (65), eşi Sitare Menteşe’yle (65) 1996’da evlendi. Menteşe, evliliklerinin 15’inci yıldönümü dolayısıyla özel bir zeytinyağı üretimi yaptı. Milas’ta elde ettiği ürünleri butik bir işletmede işleyen Ali Osman Menteşe, “Zeytinyağı üretmek benim için büyük bir zevk ve paylaşım duygusu. Ürettiğim zeytinyağlarını genellikle çevremdeki dostlarımla paylaşıyorum. Zaman zaman belirli olayları bu zeytinyağı etiketlerinde taçlandırıyorum” dedi.
Bundan birkaç yıl önce dedesi Murat Salih Menteşe’yle 1908’de Paris’te evlenen babaannesi Fransız asıllı Suzanne Dugeny için evliliklerinin 100’üncü yıldönümü anısına ‘Suzan Nine’ markalı zeytinyağı ürettiğini söyleyen Menteşe, “Geçen yıl da torunum için ‘Torun Osman Reşat’ adı altında bir etiket hazırlamıştım” dedi.
İkinci evliliğini 1996’da Sitare Menteşe’yle yaptığını belirten Osman Menteşe, bu yıl evliliklerinin 15’inci senesi olduğunu, bunu kutlamak, dostlarına haber vermek ve onlarla bu duyguyu paylaşmak için etiket hazırladığını dile getirdi.

Sadece 500 adet şişelendi
Etiketi hazırlama öyküsünü de ‘ilginç’ olarak nitelendiren Menteşe, “Birkaç gün önce rüyamda bir ses bana böyle bir çalışma yapmamı söyledi. Sabahleyin uyandığımda ilk işim eşimle düğünümüzde çektirdiğimiz fotoğrafları elime almak oldu. İçlerinden birini seçerek bu yılın zeytinyağlarının üzerine ‘Sevgiyle ürettik’ sloganıyla yerleştirdik. Yaptığım çalışmadan eşimin haberi yoktu. Daha sonra gösterdiğimde çok mutlu oldu. Bunlar küçük ama önemli şeyler. Evlilik yıldönümümüz için hazırlattığım 500 zeytinyağını yine eşim ve dostumla paylaşacağım” diye konuştu.

Gümüş madalyalı
‘Menteşe Som’ ve ‘Menteşe Olio Mylasa’ markalarıyla ulusal ve uluslararası zeytinyağı fuarlarına katıldığını dile getiren Menteşe, şunları kaydetti: “Menteşe Olio Mylasa markalı sızma zeytinyağımız 2007’de İtalya’da düzenlenen bir fuarda Uluslararası Sızma Zeytinyağı Kataloğu’nda (L’extravergine–2007), Menteşe Som da 2008’deki aynı isimli katalogda yer aldı. Ayrıca memecik zeytinlerinden elde ettiğim Menteşe Som sızma zeytinyağıyla Belçika merkezli Monde Selection kalite değerlendirme kuruluşunca gümüş madalyayla ödüllendirildim. 31 Mayıs–1 Haziran 2009’da İtalya Venedik’te yapılan uluslararası toplantıda da gümüş madalya ve belge aldım.”

Zeytinyağında marka hedefi

Hürriyet Gazetesi
14 Şubat 2011


Körfez bölgesinde zeytin üreticileri ile oda ve borsa temsilcilerinin bir araya gelerek oluşturduğu tanıtım grubu atağa kalktı. İlk hedef markalaşmak.
Balıkesir Valiliği öncülüğünde 7 ilçenin tarım müdürlükleri, odalar ve borsaların bir araya gelmesiyle dört ay önce kurulan Balıkesir Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu (BZZTG), markalaşma atağına kalktı. Başkan Mehmet Semerci, “Dökme zeytinyağı ile değil, Made in Turkey olarak, yani katma değeri yüksek ürünlerle, dış pazarlarda yer almak istiyoruz” dedi. Bu konuda fazla rakip bulunmamasının önemli avantaj olduğunu kaydeden Semerci, “Akdeniz çanağına ait bu üründe İngiliz, Alman, Norveçli rakibiniz yok. Çinli rakibiniz olmayacak. Avustralya ve ABD-Kalifornia denedi, olmadı. Buna rağmen Türkiye tedarikçi durumunda. İspanya ve İtalya gibi ülkelere dökme ihraç ettiğimiz zeytinyağı, ambalajlanarak bu ülkelerin markaları altında satılıyor” dedi. Sektörün birlik içinde hareket ederek Türk mutfağını kullanmak suretiyle zeytinyağında kendi markasını yaratması gerektiğini savundu.

Semerini örnek
Geçen haziranda Kudüs’te Terra Olivo 2010 / Akdeniz Uluslararası Sızma Zeytinyağı Yarışması’na “Semercioğlu”, temmuzda ise Londra’da ‘Gread Taste Gold 2010’ yarışmasında “Semerini” markasıyla yine altın madalya kazandıklarını hatırlattı. Semerci, “Markalaşma yolunda bu önemli bir adım” dedi.

Marmarabirlik'ten, Irak'a ilk zeytin ihracatı gerçekleşti

Gözlem Gazetesi
11.02.11


Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), 27 ülkeye gerçekleştirdiği zeytin ihracatına Irak'ı da dâhil etti.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, yaptığı yazılı açıklamada, satış odaklı yeni stratejiyle şimdiye kadar ulaşılmamış pazarlara ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.
Geçtiğimiz yıl, 5 bin 374 ton sofralık zeytin ihracatı karşılığında 21 milyon 355 bin dolar döviz girdisi sağladıklarını hatırlatan Asa, şunları kaydetti: "Şimdiye kadar ABD'den Yeni Zelanda'ya, Güney Afrika'dan Finlandiya'ya kadar, dünyanın dört bir yanına zeytin ihracatı yapan Marmarabirlik'in yeni pazar arayışları sonuç veriyor. Son olarak Irak ile yaptığımız görüşmeler olumlu sonuçlandı. Erbil'e 20 bin dolar tutarında ürün gönderildi. Irak'a ilk aşamada gönderdiğimiz ürün miktarı çok olmasa da önemli olan yeni pazarın kapısının açılmış olmasıdır."
Yurt içi ve yurt dışında pazar arayışlarının devam ettiğini belirten Asa, Japonya, Ukrayna ve Suudi Arabistan ile görüşüldüğünü ifade etti.
Asa, ihracat yapılan ülke sayısını yakın zamanda ilave etmek istedikleri ülkeleri şöyle sıraladı: "Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Avusturya, Lüksemburg, ABD, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Avustralya, KKTC, İngiltere, Norveç, Gürcistan, Kanada, Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Yeni Zelanda, Dubai, Güney Afrika ve son olarak Irak'a ihracat yapıyoruz. Şimdi Japonya, Belarus, Ukrayna, Suudi Arabistan ve Kuveyt'e ihracat yapma girişimlerimiz sürüyor."

Zeytinyağı artık markalarına sızmalı

Yalçın Bayer
Hürriyet
20 Şubat 2011,Pazar


İDA’dayız...Kazdağları’nın(İda eteklerindeki cennet mekânlar...

Afrodit’in Hermes’le aşk yaşadığı, Paris’in Helena’ya aşkını sunduğu, tanrı Zeus’un Hera’yı gördüğü, mitoloji tanrılarının balayını geçirdiği, zümrüt taşlı efsanevi Kazdağı’nın eteği, Ege’nin başladığı yer Küçükkuyu... Biraz yukarıda Troya var. Dünyanın en büyük savaşlarının yaşandığı, tarih boyu türlü medeniyetlere eşlik etmiş demeyelim, beşiklik etmiş.
Küçükkuyu; Akçay, Altınoluk ve Assos’tan sonra adı öne çıkan bir belde. Kışları 6 bin, yazları 15 bine ulaşan bu beldede ‘2. Küçükkuyu Zeytin Kurtuluş Şenlikleri’ başladı dün... Neden ‘Kurtuluş’? Küçükkuyu’da zeytin hasadı diğer bölgelerin aksine kasım ayı başında başlayıp mart ortasında sona eriyormuş... İşte bu zahmetli işlemin bitmesi nedeniyle ‘kurtuluş’ deniyormuş.
Bölgedeki zeytin ağaçları dünyanın en ‘kısmetli’ zeytinleri sayılıyor.
Çünkü Kazdağları, rüzgârları kestiği için diğer bölgelerdeki üretimin aksine asidi daha düşük ve çok daha verimli kabul ediliyor. Yani dünyanın en leziz, düşük asitli ve kendisine has güzel kokulu zeytinyağı...

Zeytinler 4 bin yıllık usulle toplanıyor hâlâ...
Zeytinlerin daldan sofraya gelinceye dek geçirdiği geçirdiği üretim aşamaları, geleneksel ve modern tesislerin gezilmesi, taze köy ekmeğiyle zeytin ve zeytinyağı tadımının yapılmasından sonra ‘Zeytin ve zeytinyağında kalite ve markalaşma’ konulu bir panel vardı... Müjgan Suver’in moderatörlüğünde Mehmet Saffer Molvalı (Eren Holding), Haluk Yurtkıran (Adatepe Zeytinyağı Müzesi Kurucusu) ve Erdal Seyhan (Anadolu Cam Sanayii A.Ş.) ve Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan bize ilginç konuşmalar yaptılar. Keşke siyasi partilerden de katılanlar olsaydı... CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin ve Umut Oran’ın mesajları vardı sadece. Belediye Başkanı, Çinli düşünür Konfüçyüs’ten güzel bir söz aktardı:
“Karanlığa kızacağına bir mum da sen yak!”
Başkan da bu etkinliklerle Küçükkuyu markasını öne çıkarıyor.

Ayvalık’a, Edremit’e ve Gemlik’e rakip olmak için...
Evet... Zeytinin Türkiye’de 500 bin ailenin doğrudan, 10 milyon ailenin de dolaylı geçim kaynağı olduğunu, üretimin yüzde 70’nin zeytinyağı, geriye kalanının da sofralık zeytin olarak tüketildiğini... 160 milyon zeytin ağacı ile üretimde dördüncü sırada ama 150 bin ton zeytinyağı üretimiyle ancak 5. sırada olduğumuzu, Türk toplumunun kişi başına yılda 1.5 kilo zeytinyağı tükettiğini, Yunanistan’da ise bu rakamın 22, İtalya 12 ve İspanya’da 10 ve Suriye’de 6 kilo olduğunu kaçımız biliyoruz.
Küreselleşme ürecinde Tariş’ten sonra bir dünya markası yaratamıyoruz
Panelde üzerinde durulan en önemli konu buydu; üretmek yetmiyor, pazarlamak ve markalaşmak gerekiyor... Onu da camdaki görsellerle makyajlamak...
Çözüm önerileri, yatırım fırsatları, küreselleşme kıskacındaki Türkiye için çok önemli... Kırsal bölgede ihmaller sürerse, zeytin-zeytinyağı sistemi de çöker... Hiçbir ürünün fiyat ve pazarlamasını hâlâ belirleyemiyoruz.
Yanlış politikalara tek taraflı bakıldığında sorunu anlamak mümkün değildir. Acı olan budur.

Tariş’i anlamak

TÜRKİYE’de zeytin ve zeytinyağı konusunda bir otorite kabul edilen Tariş Başkanı Cahit Çetin, “Zeytinyağı tüketimi kültür seviyesiyle doğru orantılıdır. Zeytinyağı başlı başına bir kültürdür” dedi.
Birliğin Ege Bölgesi’nde 6 il, 33 kooperatif ve 28 bin üreticili temsili köylü markası ‘Tariş Zeytinyağı’ sarı tenekeden mükemmel şişelere girerek, dünyaya sızdığını kabul etmek gerekiyor.
Eleştirilecek tarafları olmasına rağmen Tariş, bu toprakların alın terinin bir markası...
Cahit Çetin devam ediyor:
“Uzun yıllar Türkiye’nin 30 bin ton ile 50 bin ton arasında değişen yıllık üretim rekoltesinin, bugün ulaştığı rakam yıllık ortalama 120-150 bin ton üretimdir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bundan son yıllarda başlattığı ‘zeytincilik kalkışmasıyla’ 2015 yılı hedefi yılda 700 bin ton zeytinyağı üretimi olacaktır.
Soru şu: Türkiye bunun için ne yaptı? Çetin şöyle diyor:
“Üretimin ilk ayağı olan ücretsiz zeytin fidanı dağıtımı, kontinü tesis kurulmasına yüzde 50 hibe kredi ve gelinen noktada Türkiye uzun yıllar 90 milyon adet olan zeytin ağacı varlığını, 150 milyon adet seviyelerine çıkardı. Bu gelişmeye paralel çiftçinin üretim heyecanını, geçmiş yıllarda müteahhitlere terk edilen zeytin alanları ve köklenen zeytin ağaçlarının dramlarını yaşamamak için öncelikle çiftçinin üretim heyecanını diri tutmak lazım.”
Bizi dışlayan AB’den Suriye’ye kıyak...

SURİYE, ki AB’nin kotasını kullandığı en önemli ülke. Yani, Avrupa’nın ambarı..

- Gümrük Birliği anlaşması olan Türkiye’ye göre Suriye zeytinyağında AB nezdinde daha avantajlı durumda. Türk zeytinyağı ise AB ülkelerine hâlâ girmekte zorlanıyor. Türk zeytinyağına ambalajlı ürün ihracatında neredeyse mal bedeli kadar gümrük vergisi uygulanıyor. AB, zeytinyağında en büyük üretici olduğundan kendi üreticisini ve ürününü korumak adına yapıyor bunu. AB ülkeleri dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 80’ini gerçekleştiriyor.
- Türk zeytinyağı ağırlıklı olarak İspanya ve İtalya’ya dökme olarak satılıyor. Bunun için gümrük vergisi uygulanmıyor, ancak ambalajlı ve markalı ürünlerde yüksek gümrük duvarlarına çarpıyor. Son yıllarda Türk zeytinyağının ambalajlı ve markalı satışı ivme kazanmış olsa da henüz istenilen seviyeye ulaşmadı. Yıllara göre 14-15 bin ton ambalajlı ve markalı satış gerçekleşiyor.

Sahte zeytinyağı ile mücadele sonuç verdi

Zaman Gazetesi
18 Şubat 2011,Cuma


Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile birlikte 17 sivil toplum örgütüyle hileli ve sağlığa zararlı zeytinyağına savaş açan Zeytindostu Derneği, 5 aylık mücadelesinde 41 çeşit ürünü market raflarından indirtti.
'El Ele Zeytinyağında Yüzde 100 Güvence Projesi' kapsamında tüketici şikâyetleri göz önüne alınarak market raflarından toplanan 82 natürel sızma zeytinyağı numunesinden 41'inin, Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliği'ne uygun olmadığı tespit edildi. Denetim ve uyarıların ardından ikinci turda alınan 38 numunenin tamamının Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olduğu belirlendi. Projenin sonuçlarını, düzenlediği basın toplantısıyla duyuran Dernek Başkanı Metin Ölken, "Bu projeyle sektörümüze çekidüzen vermeye başladık. Gıda alanında örnek bir otokontrolle kendi bahçemizi temizlemek istedik." diye konuştu.
Zeytin üreten tüm bölgelerdeki sivil toplum örgütlerinin desteğini alarak projeye başladıklarını ve özellikle zincir marketlerde çok önemli adımlar attıklarını aktaran Ölken, her kesimin bilinçlenmesiyle sistemin daha iyi oturacağını söyledi. Ölken, "Projemizde hiçbir kurumu karalama veya ayrıcalık sağlama amacında değiliz. Öyle bir irade ortaya koyduk ki, özeleştiri sağlayarak otokontrol yaptık." dedi. Dernek, bu projeyle bir yandan haksız rekabetin önüne geçmek, diğer yandan da tüketiciye sağlıklı ürünler sunmayı amaçlıyor. Proje kapsamında Metro, Migros, Tansaş, Şok, Makrocenter ve Pehlivanoğlu zincir marketleriyle işbirliğine giden Zeytindostu Derneği, numune alınan markaların isimleri hakkında bilgi vermedi. Bu mağazalarda satılan zeytinyağlarının kendileri tarafından analiz edildiğini hatırlatan Ölken, analizlerinin devam edeceğini ve vatandaşın sağlığıyla oynayan firmaların isimlerinin bir sonraki değerlendirme toplantısında açıklanacağını vurguladı. Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Borsası Laboratuar Genel Müdürü Ülkü Ülken ise bundan sonra diğer marketlerle görüşmeye devam edeceklerini, projenin ikinci aşamasında firmalara yönelik kalite kontrol çalışması yapacaklarını belirtti. Ülken, kontrolden geçen her ürüne 'Zeytindostu' kalite logosu vereceklerini, tüketicinin bu logoyu gördüğünde zeytinyağının güvenli olduğundan ve kontrolden geçtiğinden emin olacağını kaydetti.
TİM Başkan Vekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli de, 'bile bile' sahte ürünlerin satışına göz yumulduğuna dikkat çekti. Bununla mücadele için kendi sektörlerinde birkaç arkadaşlarıyla verdikleri mücadele ile sahteciliğin önüne geçtiklerini belirten Güreli, "İşte sivil toplum bu demektir. Sektörümüzdeki sahteciliği bu mücadelemizle yüzde 10 seviyesine indirdik. Türkiye'de birçok gıda ürününde sahte ürün üretiliyor. Ve bunun üstüne gidilemiyor. Zeytindostu Derneği'nin hallettiği bir konuyu devletin organlarının halletmeme ihtimali yoktur." diye konuştu.

17 sivil toplum örgütü taradı 41 zeytinyağı raftan indirildi

Hürriyet Gazetesi
18 Şubat 2011,Cuma


Zincir marketlerdeki 82 adet farklı zeytinyağını inceleyen Zeytindostu Derneği, 41 ürünün sağlığa uygun olmadığını tespit etti.
Zeytindostu Derneği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) öncülüğünde 17 sivil toplum örgütünün “El ele zeytinyağında yüzde 100 güvence” projesi kapsamında 5 aylık bir çalışma gerçekleştirildi. Zincir marketlerle koordine olarak çalışan uzmanlar 41 farklı zeytinyağı ürününün sağlığa uygun olmadığını tespit etti ve marketler bu ürünleri raftan indirdi. Proje kapsamında Metro, Migros, Tansaş, Şok, Makrocenter ve Pehlivanoğlu zincir marketleriyle işbirliğine giden Zeytindostu Derneği, bu marketlerden aldığı 82 çeşit numuneyi Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Prinayağı Tebliğine uygun olup olmadığını analiz etti. Analiz sonucunda 41 üründe kolon sızması tespit edilerek söz konusu marketlerin bu ürünleri raflarından indirmesi talep edildi. İkinci bir kolon analizinde ise 38 farklı marka zeytinyağının kimyasallarının gıda kodeksine uygunluğu tespit edildi.

Karalama yapmıyoruz
“Gıda alanında örnek bir otokontrolle kendi bahçemizi temizledik” diyen Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, şu bilgileri verdi: “Zeytin üreten tüm bölgelerdeki sivil toplum örgütlerinin desteğini aldık. Özellikle zincir marketlerde çok önemli adımlar attı. Her kesimin bilinçlenmesiyle sistem daha iyi oturacak. Projemizde hiçbir kurumu karalama veya ayrıcalık sağlama amacında değiliz. Adeta kendi bahçemizi temizlemek istedik.”

Sahte ürün yüzde 10’a indi
Sektördeki gelişmelerin umut verici olduğunu söyleyen TİM Başkanvekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, “Her sektör bu tür olaylarla kendi içerisinde çözüm bulmalı. Sivil toplum örgütleri bu tür çalışmalar için çok önemli bir noktada yer alıyorlar. Sektördeki arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalar netice verdi ve sahteciliğin önüne geçildi. İşte sivil toplum bu demektir. Sektörümüzdeki sahteciliği bu mücadelemizle yüzde 10 seviyesine indirdik” diye konuştu.



Muamele görmüş yağa devlet göz yummasın!

Yeni Şafak Gazetesi
18 Şubat 2011,Cuma


Zeytindostu Derneği'nin başlattığı 'el ele zeytinyağında yüzde 100 güvence' konulu proje ile marketlerdeki uygunsuz zeytinyağları kaldırıldı. İlk aşamada 82 adet natürel sızma zeytinyağı numunesi alınarak, kolon sızması analizi yapılan ürünlerin 41 adedinin Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Prinayağı Tebliğine uygun olmadığı saptandı. Konuyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, projenin herhangi bir firmayı karalamaya yönelik olmadığının altını çizerek, hedeflerinin sektör içindeki otokontrolü sağlamak olduğunu söyledi.

Bu marketlere güvenin
Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Ülken ise, proje ile tüm Türkiye'ye ulaştıklarının farkında olduklarını söyledi. "Metro, Migros, Şok, Makro Center, Tansaş ve Pehlivanoğlu projeye destek verdi. Bu marketlerde uygunsuzluk tespit edilen naturel sızma zeytinyağlarının tamamı raflardan indirildi" dedi.

Tüketici kandırılmamalı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ali Nedim Güreli ise, m 'Ekonomik tedbirlerle insanlara sağlıklı ve herkesin ulaşabileceği bir ürünü sunmak çok daha pahalı ve zahmetli bir yoldur. Buna katlanmıyorlar. Türkiye'de birçok gıda ürününde sahte ürün üretiliyor. Bugün Ülkü hanımın ve Zeytindostu Derneği'nin hallettiği bir konuyu devletin organlarının halletmeme ihtimali yoktur' diye konuştu. Güreli, 'muamele görmüş yemeklik yağların" tüketiciye sunulmasına göz yumulmaması gerektiğine vurgu yaptı.

Orkide'ye turizmci ve otelcilerden yoğun ilgi

Yeni Asır Gazetesi
21 Şubat 2011,P.Tesi


Orkide Yağları, Yiyecek ve İçecek İhtisas Fuarı "Food Product 2011" de geniş ürün yelpazesini sektörle paylaştı. Orkide Yağları ve İdeal Orkide ile hazırlanan pasta ve kurabiyeler, ziyaretçilerden tam not aldı.
Orkide Yağları Antalya EXPO Center'da düzenlenen 18'inci Uluslararası Yiyecek ve İçecek İhtisas Fuarı "Food Product 2011"de geniş ürün yelpazesini sektörle paylaştı.
İdeal Orkide markasıyla endüstriyel pazardaki ağırlığını artıran Orkide Yağları'nın renkli standı, özellikle otelciler ve turizm firmalarının ilgisiyle karşılaştı.
Orkide Yağları ve İdeal Orkide ile hazırlanan pasta, lokma ve kurabiyelerin konuklara ikram edildiği standa konuk olan yerli ve yabancı ziyaretçiler, Orkide ürünlerine tam not verdi.
Orkide Yağları yetkilileri, Anadolu, Avrupa ve Ortadoğu ülkelerindeki otel, restoran, fast food kuruluşları, kafeterya, pastane zincirleri, süpermarket, gıda toptancıları, üniversite, okul kantinleri, resmi kurumlar, hastaneler, yurtlar, orduevleri ve yemek fabrikalarının yoğun katılım gösterdiği fuarda bayi ve müşterileriyle bir araya gelerek önemli ikili görüşmelerde bulundu.

'Markamız biliniyor'
Orkide Yağları İç Satış ve Pazarlama Müdürü Kaya Büker, Endüstriyel Ürünler Satış Müdürü İbrahim Şener, Reklâm-Halkla İlişkiler Müdürü Ercan Erol ve İstanbul Bölge Müdürü Müfit Kantarcı'dan oluşan Orkide ekibi, fuarın marka bilinirliğini arttırmada çok büyük rol oynadığını ifade etti.

'Yabancıların gelmesi önem taşıyor'
Türk gıda sektörünün en büyük ticari fuarı olarak bilinen Anfaş Fuarı'nın Orkide markası için büyük önem taşıdığına vurgu yapan Orkide Yağları İç Satış ve Pazarlama Müdürü Kaya Büker, iç piyasa kadar yabancı sektör temsilcilerinin de fuarda bulunmasının ülkemizin gıda ve gıdaya bağlı sanayisinin gelişimi adına olumlu olduğunun altını çizdi.
Endüstriyel Ürünler Satış Müdürü İbrahim Şener de fuarın özellikle endüstriyel yağ pazarı için önemli bir platform oluşturduğunu söyledi.