zeytinlik

Akdenizli olununca zeytinle aşk başlıyor zaten. Zeytinsiz kahvaltı, zeytinyağlısız yemek olmuyor. Sadece yemek mi güzel olan? Ya kültürü!... Bu blog, aşkımız zeytin ve zeytinyağı ile bilgileri sizinle paylaşmak arzumuzdan doğdu. Koray & Hakkı & Tülin Yazıcı e-posta : inproeurocom@hotmail.com

Sunday, April 15, 2012

Zeytindostu Derneği’nin Yeni Başkanı Mustafa Alhat


“Uzlaşmacı olacağız”

Zeytindostu Derneği’nin 4. Olağan Seçimli Genel Kurulu yapıldı. Seçime hazırladığı liste ile tek aday olarak giren Mustafa Alhat başkanlığa seçildi. 6 yıldır dernek başkanlığını sürdüren Metin Ölken’den görevi devralan Alhat’ın ilk mesajı, “Uzlaşmacı olacağız” oldu.

Zeytindostu Derneği 4. Genel Kurulu Ege İhracatçı Birlikleri toplantı salonunda gerçekleştirildi. Seçimli yapılan genel kurulda Mustafa Alhat Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. Derneğin 6 yıl üstüste başkanlığını yapan Metin Ölken’den görevi devrelan yeni başkanın zeytin ve zeytinyağı sektörünün tüm taraflarına gönderdiği uzlaşma ve diyalog mesajları dikkat çekti. Genel Kurulda bir konuşma yaparak, önceki dönemlerde de yönetimde yeraldığının altını çizen Mustafa Alhat, “Bu bir devam yönetimi olacak. Yeni dönemde herkesle konuşma yoluna gideceğiz. Belki daha uzlaşmacı bir tutum ortaya koyacağız. Bizim öncelikli hedefimiz sektor içinde ihtilaflı olunan konularda anlaşma sağlayamasak dahi sektörün tüm tarafları ile aynı masaya oturabilmek olacak” diye konuştu.

Ölken: bana ‘git’ diyenler, şimdi ‘kaçtı’ diyorlar

Dernek başkanlığı görevini Alhat’a devreden Metin Ölken ise yaptığı konuşmada görevde kaldığı süre boyunca üzerinden spekülasyon yapılmaya çalışıldığını savunarak, bu odaklara yüklendi. 1.5 ay önce gençlerin önünü açmak için başkanlığa aday olmayacağını açıkladığını hatırlatan Ölken, “Bana başkanlığım esnasında ‘git’ diyenler, şimdi ‘kaçtı’ diyorlar. Bu kesimlere bizim gibi yöneticiler her zaman gerekli. Çünkü bu arkadaşlara üzerinden spekülasyon üretebilecekleri birşeyler lazım” açıklamasını yaptı.

“Hep destek olacağiz”

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanvekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ise yaptığı konuşmada kendilerinin bu sektörden geçinen insanlar olduğunu savunarak “Biz önceden Zeytindostu Derneği’nin ne kadar arkasındaysak şimdi de aynı şekilde arkasında olacağız” dedi. Divan Başkanlığını Hasan Köşklü’nün yaptığı genel kurula eski ve yeni yönetim kurulu üyeleri tam kadro katıldı.

Yeni yönetimde kimler yer alıyor

Yönetim Kurulu: Başkan Mustafa Alhat, Başkan Yrd. Abidin Tatlı, Sayman Zeynep Aktürk, Genel Sekreter Serdar Öçten Ünsal, üyeler Semra Kara, Yahya Laleli, Anadolu Cam Sanayii, Zer Yağ San. Tic. A.Ş, Murat Çetin

Denetim Kurulu: Ali Nedim Güreli, Murat Öztanrıöver, Gemlik Ticaret Borsası

Disiplin Kurulu: Metin Ölken, Ahmet Ertür, Ülkü Ülken

Kalite yarişmasinda dereceye girenler ödüllerini aldı

Zeytindostu Derneği’nin 5 yıldır düzenlediği, geleneksel hale gelen ve sonuçları geçtiğimiz hafta açıklanan 5. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması ödül toreni de dernek genel kurulu öncesinde gerçekleştirildi.

Törende yarışmada birincilik ve üçüncülüğü elde eden Gıdatay Firmasının ödülünü Genel Müdürü Cenk Atay ve firma yöneticisi Cemal Güven, ikinciliği alan Seroliva’nın ödülünü firma sahibi Selçuk Altay alırken, yarışmada beşinci olan Öz-Em’in ödülünü ise Mehmet Manisalı aldı.

Monday, April 02, 2012

Baldan sonra şimdi de zeytinyağı

Burcu TANER/Radikal
02/04/2012


Baldaki taklit ve tağşiş olaylarının gündeme gelmesinin ardından, zeytinyağında aynı sıkıntının daha fazla olduğu öne sürüldü

Zeytinyağındaki sahtekarlıktan bunu yapmayan büyük firmaların da kazanç elde ettiği belirtiliyor

İZMİR - Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Aralık’ta yayınlanan son yönetmeliği çerçevesinde laboratuar incelemeleriyle taklit ve tağşiş (benzer başka ürün karıştırma) yapıldığı kesinleşen firmanın adı, ürün adı, markası gibi bilgilerinin Bakanlık resmi internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunulmasının ardından ilk skandal balda ortaya çıktı. Bu gelişmeleri yakından takip eden zeytinyağı sektörü ise kendilerinde sorunun çok daha büyük olduğunu ve daha etkin önlemler alınmasını istedi.

İSİM YAZMAK KESİN ÇÖZÜM DEĞİL
Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Başkanı Metin Ölken, uygulamanın yeni başladığını, pratikte nasıl karşılık bulacağını yaşayarak göreceklerini dile getirdi. Şimdiye kadar balda sadece iki firmanın açıklanmasının sistemin yavaş ilerlediğine işaret ettiğini kaydeden Ölken, zeytinyağında da benzer bir uygulamanın fayda getireceğini kaydederek, "Ancak isim yayınlamak kesin çözüm değil. Çünkü bunu yapan insanlar zaten vurgunu yapıp başka isimlerle ortaya çıkıyor" dedi.

EGE PİRİNASI ANTEP’TE ZEYTİNYAĞI OLUYOR
Para cezalarının da daha caydırıcı olması gerektiğini savunan Ölken şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu iş sırf balda değil. Bal zaten yıllardır konuşulan bir alandı. Geç kalınmış da olsa bir adım atılmasını önemsiyoruz. Bizim durumumuz baldan daha kötü. Beyaz tenekeden tutun, ambalajlı ürüne kadar pek çok taklit ve tağşiş sorunu hala dizboyu. Balda 1 ise zeytinyağında 5 sorun var. Örneğin Ege’den giden pirina (sabun yapımında kullanılan) Antep’te zeytinyağı diye satılıyor. Bu tür şeyleri önlemek lazım. Bu sahtekarlık işleri çözülmedikçe fiyatlar da dengeye giremeyecektir."

’BÜYÜK FİRMALARIN İŞİNE GELİYOR’

Zeytinyağındaki sahtekarlıktan bunu yapmayan büyük firmaların da kazanç elde ettiğine ve aslında sorunun çözümü için tam olarak irade konamadığına işaret eden Ölken, şunları söyledi:

"Bu sahtekarlığı yapmayacağını bildiğimiz markalar var. Onlar aslında bunun düzelmesini istemiyor. Çünkü tüketici, korkusundan ufak firmalardan mal almıyor. Bu yönüyle aslında büyük firmaların işine de geliyor ve böylece rekabet yanlış işliyor."

TAN: 117 ŞİKAYET İLETTİK
UZZK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tan ise Bakanlığın attığı adımların olumlu olduğuna dikkat çekerek, bugüne kadar kendilerine ulaşan 117 şikayeti Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ne ilettiklerini, iletmeye de devam edeceklerini söyledi. Tan, bu konuda takiplerin sürdüğünü de ifade ederek "Zeytinyağı biraz daha kontrollü şekilde gidiyor. Üreticilerin yüzde 80- 90’ı beyaz listede olduğu için yapanların oranı daha düşük kalıyor" bilgisini verdi.

ÇETİN: HERKES SORUMLU
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, sadece imal eden değil büyük marketlerin ve reklam yapan basın kuruluşlarının da sorumluluğu paylaşması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Katkılı ürün ve taklitle vatandaşın bariz şekilde aldatılması, insanın içini acıtıyor. Bu konuda bir yasal düzenleme şart. Üç kişiyi ilan etmekle bu iş bitmez. O çok uluslu, tüketiciye raflarında güven veren hipermarketler ve marketlerden tutun da, bu ürünlerin reklamlarını yayınlayan kuruluşlara kadar herkesin elini taşın altına koyması, sorumluluğu alması gerekiyor. Deşifre edilmesi, duyurulması çok yerinde bir uygulama ancak kalıcı çözüm için bu önerilerimiz hayata geçirilmeli. Marketler gerekirse laboratuvarda test etmeli, sertifika istemelidir."

TEK KRİTER UCUZLUK OLMAMALI
Tüketiciye ucuz ürüne şüpheyle bakmaları tavsiyesinde bulunan Çetin, yaşadığı bir olayı şöyle örnek verdi:

"Geçtiğimiz günlerde büyük bir marketin zeytinyağı rafını inceledim. 1 kilogramlık iki ürün yan yana duruyordu. Birinin fiyatı 7.5 TL, diğerinin ise 15 TL idi. Bir kere 7.5 TL’ye satabilmeniz için ambalajı, işçilik ve nakliye maliyetini de düşünürseniz yağı üreticiden 2.5 TL’ye almanız lazım. Öyle bir fiyat da yok. Üreticiden en az 5- 5.5 TL’ye alıyorsunuz. O yüzden tek kriter ucuzluk olmamalı. Taklit ve tağşiş olduğunu anlamak için illa uzman olmak gerekmiyor."

ZEYTİNYAĞINDA TAĞŞİŞ NEDİR?
Genelde sızma zeytinyağlarına belli ölçüde (genellikle yüzde 10) kanola, mısır veya ayçiçek yağı gibi daha ucuz yağlar karıştırılarak elde edilen yağdır. Tağşiş, yüksek teknolojik analizlerle tespit edilse de, tüketici de donma derecelerindeki farklılıklara bakarak yağın taklit ve tağşiş olduğunu anlayabilir. Derin dondurucuya 15 dakika bırakılan numune zeytinyağının bir kısmı donar, bir kısmı donmazsa tağşiş söz konusudur.

Bunun dışında farklı niteliklere sahip zeytinyağlarının karıştırılıp nitelikli zeytinyağı gibi satılması da tağşişe girerken; son yıllarda yapılan ’kolon sızması’ da yeni bir zeytinyağı sahtekarlığı olarak biliniyor. Bu yöntemde de asidi yüksek, kötü koku ve görüntüye sahip yağlar, ısıl işlemden geçirilerek sızma yağ standartlarına getiriliyor ve sızma zeytinyağı olarak satılıyor.

Monday, March 19, 2012

Zeytinyağının İtibarına Sahip Çıkalım Çağrısı

19 Mart 2012, P.Tesi

Balıkesir Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu (BZZTG) Başkanı Mehmet Semerci, tüketicinin zeytinyağında aldatılmasına neden olan hileli karışıma karşı, otokontrol sistemimin kurulması gerektiğini bildirdi.

Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu (BZZTG) Başkanı Mehmet Semerci, tüketicinin zeytinyağında aldatılmasına neden olan hileli karışıma karşı, otokontrol sistemimin kurulması gerektiğini bildirdi. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin (UZZK) bir kalite kontrol programı başlattığını belirten Semerci, zeytinyağı üreten firmalara, "Edremit Körfezi zeytinyağının itibarına sahip çıkmak zorundayız. Kalitenize güveniyorsanız, programa dahil olun" çağrısı yaptı.

Ayçiçek, kanola ve pamuk yağıyla karıştırılarak satılan zeytinyağında yıllardır süren soruna karşı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin (UZZK) bu konuda bir kontrol programı başlattığını belirten Mehmet Semerci, programa başvuran 5 firmadan 4'ünün bölge üreticisi olduğuna dikkat çekti. Yeni yasal düzenlemelerle tağşiş (hileli karışım) zeytinyağında sert yaptırımlar uygulandığını belirten Mehmet Semerci, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin (UZZK) oluşturduğu kalite kontrol programına Edremit Körfezi'nde üretim yapan Selim Kantarcı'nın ürettiği 'Selme Zeytinyağı', Ahmet Sucu'nun 'Özgün Zeytin ve Zeytinyağı', Mehmet Ok'un 'Damlıca Zeytinyağı' ve kendi üretimi olan 'Semercioğlu Zeytinyağı' markalarının programa başvuru yaptığına dikkat çekti.

Semerci, "Programa dahil olan firmalar, UZZK ile bir anlaşma imzalıyor ve ürünlerinin habersiz denetimlerine izin veriyor. Programa dahil olan beş firmanın bulunduğunu öğrendik. Bunun dördünün bölgemizde üretim yapan firmaların oluşturması ise bizim övünç kaynağı oldu. Kalitesine güvenen firmalar, bu programa mutlaka başvurmalı" diye konuştu.

ÜRETİCİ MÜFETTİŞ GİBİ OLMALI

Edremit Körfezi'nde üretilen zeytinyağının sektörde farklı bir yeri olduğunu, ekonomik değer açısından da her zaman yüzde 20-30 oranında yüksek fiyatla işlem gördüğüne dikkat çeken BZZTG Başkanı Semerci, bu yıl rekoltenin düşük olmasından yararlanan bazı paragözlerin, Bursa'nın Gemlik ilçesinden daha düşük fiyatla aldıkları 'Gemlik' cinsi yağlık zeytini bölgedeki fabrikalara getirip işlemeye başladığını ileri sürdü. Semerci, "Gemlik yağlık çeşidinden üretilen yağ piyasa da 4 lira ile 4 lira 50 kuruş arasında işlem görüyor. Edremit Körfezi'nde üretilen zeytinyağının fiyatı ise 6 ile 7 lira arasında değişiyor. Gemlik zeytinyağı'nı Edremit zeytinyağı' diyerek satmak tüketiciyi kandırmaktır. Bu yasal olmadığı gibi ahlaki de değil. Zeytinyağımıza itibar kaybettirir. Gelecek yıl yağımız elimizde kalır. Bir daha da kimseye kolay kolay yağ satamayız. Zeytin ve zeytinyağı üretici bu konuda müfettiş gibi çalışmalı. Nerde böyle tağşiş yağ satanı görürsek hemen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın '174 Alo Gıda' hattını arayalım, hileli karışımı haber verelim" dedi.

Thursday, March 15, 2012

Kim 1 milyon ister

Ahmet Şükrü Umur

ATV de yayınlanan yarışma programında sorulan soru:

Siyah zeytinin olgunlaşmamış haline ne denir??

a-Sele zeytin
b-Kırma zeytin
c-Yeşil zeytin
d-Salamura zeytin

Yarışmaci seyirci ve telefon joker haklarını kullandı.

Üstelik 40 yaşlarında bir bayan.

Şimdi soruyorum suç kimde? Bir zeytincilik ülkesinde 7 den 70 e herkes bu soruyu cevaplayabilmelidir. BU MU TANITIM , REKLAM, BİLİNÇLENDİRME.

Bırakın kendi kendimize gelin güvey olmayı bu ürünü halk yiyor. Ne yediğini bile bilmezken biz ne yapıyoruz. Bırakin artık böbürlenmeyi bir arpa boyu yol gidememişiz işte.

Haydi anlatalım bakalım bu halka çimen toprak duyusunu, aromatik aminleri, asiditeyi, meyvemsiliği, yakıcılığı her neyse insanım daha zeytini tanımıyor.

Anladım ki halka inmek için önce basitten başlayacağız.

Bak bu zeytin ağacı,
Bak bu zeytin yaprağı,
Bak bu zeytin yeşil zeytin kırması olur, bak bu pembesi çizmesi olur, bak bu siyah selesi olur...

Arpayla buğdayı, sapla samanı sonra öğreteceğiz.

Sektör olarak gelin güvey olmaya devam edelim, ama halka da inelim.

Saturday, December 24, 2011

Zeytine Güzelleme…

Mustafa Sönmez
24 Aralık 2011,C.Tesi


Çocukluğumda bana ezberlettirilen sureler arasında, hala bir çırpıda okuyabildiğim, içinde “zeytin” geçen Tin suresidir. Vettîni ve’z-zeytûni ve Tûr-i sînîne ve hâzel beledil emîn. Legad (kh)alagnel insâne fî ehseni tagvîm. Tefsiri şöyledir: İncire zeytine/Sina dağına/Ve şu emîn beldeye yemin ederim ki/
Biz insanı en güzel biçimde yarattık. –

Üstüne yemin edilen zeytin, sadece Kur’an’da değil, diğer kutsal kitaplarda da saygındır. Semavi dinlerden de önceye gider zeytine saygı. Arkeolojik ve jeolojik buluntular zeytinin M.Ö. 6000 yılından beri kullanıldığını gösterir. Zeytin yetiştiriciliğinin ilk insanlarla birlikte başladığı kabul edilir. Hatta denilir ki, “Zeytin bütün ağaçların ilkidir.” Zeytin, insanlık tarihinde kitabelerde, kutsal kitaplarda, yaradılış ve kuruluş efsanelerinde hep vardır… Zeytini yücelten nedir? Besleyen, doyuran, sağaltan ve sağlığı çoğaltan özelliği, elbette… İnsanlık, kullanarak öğrendi ki, zeytinyağı , bir kalori kaynağı (16 ml zeytinyağı 120 kalori içermektedir), E vitamini deposu, kalp-damar hastalıkları olmak üzere sindirim sistemi, kemik yapısı, beyin ve sinir dokuları üzerinde çok önemli fonksiyonlara sahip bir nimet…

***

Oldukça uzun yaşayan bir ağaç zeytin. 700 yıllık hatta 2000 yıllık ağaçlar bulabilirsiniz. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklı. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizleniyor. Ona ” Ölmez ağaç” denmesi belki de bundan…Bir yıl bol, bir yıl az ürün verir zeytin ağaçları. Zeytin tanesinin ağırlığının yaklaşık yüzde 20-30 kadarı yağdır. Nisan-mayıs ayları arasında yeşilimsi-beyaz renkli çiçekler açar, kışın yapraklarını dökmez. Killi, kireçli ve su geçirebilen topraklarda iyi yetişir. Engebeli ve yamaç, fakat ılık rüzgarlı yerleri sever. Zeytinin anavatanı Güneydoğu Anadolu’dur. Ege’ye, oradan da Yunanistan, İtalya, Fransa ve İspanya’ya kadar uzanmış, yine Güney Anadolu’dan Suriye, Mısır ve Fas’a kadar uzanarak bütün Akdeniz kıyılarını sarmıştır. Üçüncü bir kol olarak da Afganistan ve Pakistan’a kadar uzanmıştır.

Bugün de dünyanın en büyük zeytinlikleri Akdeniz çanağındadır. İspanya, zeytin üretiminin yüzde 41,5’una, İtalya yüzde 17,2’sine, Yunanistan yüzde 10 dolayına sahip iken Türkiye şimdilik yüzde 7 paya sahip(FAO İstatistikleri, 2009).

Türkiye’de dikili 170 milyon zeytin ağacı var ve 73 milyonluk bu memlekette zeytinyağı tüketimi yeterli boyutta değil. İç tüketimin arttırılması gerekiyor. 6 yıl önce kişi başına zeytinyağı tüketimi 800 gramdı. Bugün 2 litreye çıkmış. Hedef ise zeytinyağı tüketimini 2015’te 3,5 litreye çıkarmak. Bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK), birlikte hareket etme kararı almışlar. Zeytinyağı sektöründe kaliteyi ön plana çıkarıp, hem kaliteyi benimseyen firmaları hem de tüketicileri korumak için ‘UZZK Kalite Kontrol Programı’ başlatılmış ve buna bağlı olarak tüketici güvenliği için bir ‘beyaz liste’ oluşturulmuş. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Marmara Birlik, Kristal Zeytinyağı, Fora Zeytinyağı ve Komili ile Kırlangıç Zeytinyağı’nı bünyesinde barındıran Ana Gıda ve Aurum, İncecik, Kidonia, Damlıca, Özgün, Selme, Semerci markaları bu beyaz listede. Böylece, ambalajlı zeytinyağı pazarının yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan bir kapasite, kalite denetimine imza atmış durumda. Yeni katılımlar bekleniyor.

***

Zeytinyağı tüketimini artırmak için üretimi ve arzı çoğaltmak, fiyatı ucuzlatmak gerekiyor her şeyden önce. Bugün 1 litre zeytinyağı 11-12 TL iken aynı hacimdeki ayçiçeği yağı, fındık yağı, konola yağı ve margarin 5-6 TL dolayında. Az değil; 1’e 2…Alt ve orta sınıflar için bu durumda zeytinyağı bir lüks. Yağı ucuzlatmak için ağaç dikimini özendirmek gerekiyor. Burada geçen yıl şahit olduğum Akhisar gerçeğine değinmeden geçemeyeceğim. Adı tütün ile özdeşleşmişti Akhisar’ın. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş Akhisar Tütün Bankası bile vardı bir zamanlar. Adı sonra Yaşarbank oldu ve 2001 krizinde battı. İthal sigara ile birlikte şark tütünü gözden düşünce Akhisarlılar, Gemlik dolaylarından zeytin fidanı getirip tütün tarlalarına dikerler ve tutar. Öyle tutar ki, bugün Akhisar, imajını zeytin üstüne kurmakta, dağ-taş genç zeytin ormanlarına dönüşmekte. Bu heyecanı başka Ege beldeleri de deniyor ve alınan sonuçları gördükçe mutlu olmamak mümkün değil…

Türkiye’nin neredeyse tüm coğrafyaları zeytin ekimine uygun. Zeytin ekmeyi özendirmeli, hali vakti yerinde olanlar bile hobi niyetine zeytinlikler edinmeli ve çoğaltmalı. Zeytini çocuklara sevdirmeli. Balkonlarda, teraslarda bile saksıda büyüyor zeytin.Tecrübe ettim, oradan biliyorum. Belki pek ürün almazsınız ama çoluk çocuk zeytin ağacını tanır ve sever… Unutmayın, her şey sevmekle başlar…

Friday, November 25, 2011

Zeytini Kuşlar Diker

Kitap Tanıtımı:



Ayşe Aktül-Schäfer
Zeytini Kuşlar Diker


"Her yıl zeytin hasadında ağaçların tepelerinde kalan birkaç zeytin için büyüklerim 'onlar da kuşların göz hakkı' derler. Ben kuşların da zeytini sevdiklerini bilmezdim doğrusu!"
Zeytinle içiçe süren bir yaşam. Bu yaşamın içinde büyüyen çocuklar ve onlarla birlikte boylanan zeytin fidanları...
Ege'nin şirin bir köyünde yaşayan üç kişilik çekirdek bir ailenin zeytine olan tutkusu, inancı. Zeytinin Anadolu kültüründe yeri ve evrenselliği...
Zeytinin binlerce yıllık serüveninin izini sürerken çocukları da katmalı bu coşkulu yolculuğa. Hatta öyküyü onların bakış açısından anlatmalı ve heyecanlarını paylaşmanın tadına varmalı. Çocukların
meraklı sorularına yanıt ararken, onlarla birlikte araştırmalı, öğrenmeli zeytinle ilgili merak ettiğimiz birçok şeyi. Bunları yaparken zeytinin kültürleri birleştiriciliğine tanık olmalı...
Zeytini Kuşlar Diker, zeytinle ilgili önemli bir kaynak ve başvuru kitabıdır.
Ayşe Aktül-Schäfer bu kitabında bize zeytinle ilgili birbirinden değerli bilgileri, konunun uzmanlarıyla birlikte aktarıyor. Birçoğunu ilk defa göreceğiniz fotoğraflarla ve çizimlerle süsleyerek, keyifle okunmasını sağlıyor, sizi zeytinliğine misafir ediyor.

Ayşe Aktül-Schäfer 1960 Kütahya doğumlu. Evli ve bir kızı var. Türkiye’de liseyi bitirdikten sonra, Almanya’nın Wuppertal Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördü. Alman Kültür ve Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen olarak atanmadan önce, çeşitli gazete, radyo ve televizyonlarda muhabirlik yaptı. Anadolu kültürüyle ilgili bir radyo dizisi hazırlamak için gittiği Ege’nin sevimli bir dağ köyünde bakımsız kalmış bir zeytinlik satın aldı. Yılın bir bölümünü ailesiyle birlikte zeytinliğindeki evinde geçirmektedir. 2000 yılında eşiyle birlikte Köln’de Türkiye’nin zeytin kültürünü ve zeytinyağlarını tanıtım amaçlı Olea Organica adında bir şirket kurdu. İlköğretim okullarında zeytinle ilgili projeler yaptı. Almanya’nın tanınmış bağ bölgelerinden Mosel ve Rheinland-Pfalz bölgelerinde bağcılık yapan Alman arkadaşlarıyla birlikte, Türkiye’den getirdiği fidanlarla küçük zeytinlikler kurdu ve bu çalışmalarıyla Alman kamuoyunun büyük ilgisini çekti. Yazar Köln’de eşi ve kızıyla birlikte yaşamaktadır.

Thursday, October 27, 2011

Altın biter, zeytin bitmez…

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
27 Ekim 2011,Perş.


Zeytin ve zeytinyağı üretiminin artması için son yıllarda gösterilen çabalar sonuç verdi.Zeytinde “var yılı”,“yok yılı” dönemi kapanıyor. Her yıl var yılı olacak. Zeytin ve zeytinyağı üretimi artıyor. Bu artış trendi önümüzdeki yıllarda katlanarak devam edecek. Fakat, üretici hasada başladığı şu günlerde üretim sevincini doyasıya yaşayamıyor. Endişeli bir bekleyiş var. Üretim artışı ile birlikte hem zeytinde hem de zeytinyağında “fiyat düşer endişesi” bu. Oysa girdi fiyatlarında hiçbir düşüş yok. Maliyet artıyor. Üretim artışı için gösterilen çaba,tüketim için gösterilmediği için herkesin aklında aynı soru var:
Artan zeytin ve zeytinyağı üretimi nasıl pazarlanacak?
Geçen hafta sonu 7.Ayvalık Zeytin Hasat Günleri’nde bu soruya yanıt arandı.“Zeytinyağının İç ve Dış Pazarda Sorunları ve Hedefleri “ başlıklı panelde Uluslararası Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü Jean Louis Barjol, Konsey’in Tanıtım Komitesi Şefi Ender Gündüz, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, uzun yıllar Ayvalık Ziraat Odası Başkanlığı yaptıktan sonra kendi markasını yaratan Ahmet Sucu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu görüşlerini kalabalık bir dinleyici kitlesine anlattı. Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Gençer’in yönettiği panelde özellikle iç tüketimin artırılması gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.
Rahmi Gençer’in de söylediği gibi Türkiye, sofralık zeytin tüketiminde dünyada ilk sırada. Zeytini çok seviyoruz. Fakat zeytinyağı tüketiminde diğer üretici ülkelere göre çok gerilerdeyiz. Kişi başına tüketim 1.5 litre civarında. Bu 5 litreye çıksa uzun yıllar üretilen zeytinyağının pazarlama sorunu kalmaz. Komşumuz Yunanistan’da kişi başına tüketimin 21 litre seviyesinde olduğunu hatırlatmakta yarar var.
Uluslararası Zeytinyağı Konseyi Tanıtım Komitesi Şefi Ender Gündüz, zeytin hasadının yapıldığı Mutlu Köy’de ayaküstü sohbetimizde anlattıklarını panelde daha ayrıntılı dile getirdi. Konsey’deki deneyimlerine dayanarak, artan zeytinyağı üretimi için iç pazarın çok önemli olduğunu söyleyen Ender Gündüz, 74 milyonluk Türkiye’nin büyük bir fırsat olduğunun altını çiziyor.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan da iç piyasanın önemli bir pazar olduğu görüşünde. İhracatta ciddi bir değişim yaşandığını, dökme yağ yerine ambalajlı ve markalı ihracat yapıldığını anlatan Mustafa Tan, Türkiye’nin İspanya ve İtalya’nın tedarikçisi olmaktan kurtulduğuna dikkat çekerek şu bilgileri verdi:“İspanya ve İtalya’nın en önemli tedarikçilerinden birisi Tunus. Bu ülkeyi hepimiz biliyoruz. İki tane rafine ve bir dolum tesisi var. İtalya ve İspanya’ya olan bağımlılığı nedeniyle Tunus’ta zeytincilik gelişmiyor. Türkiye’de ise hızla gelişiyor. Markalı ve ambalajlı ihracat artıyor.” Tan, zeytinyağı rekoltesinin 191 bin ton olarak tespit edildiğini ancak, bazılarının fiyatları baskı altına almak için rekolteyi 220 hatta 250 bin ton göstermeye çalıştığını sözlerine ekledi.
Uzun yıllar Ayvalık Ziraat Odası başkanlığı yapan Ahmet Sucu, 1970’li yıllarda Türkiye’de kişi başına 2.5 litre zeytinyağı tüketildiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Bugün yılda 1.2 milyon ton bitkisel yağ ithal ediyoruz. Her yıl 3 milyar dolar civarında döviz ödeniyor. Bizim zeytinyağımız dururken neden bu ithalat yapılıyor?”
Zeytin üretiminin artışındaki çarpıklığa da dikkat çeken Ahmet Sucu: “Birkaç yıl öncesine kadar zeytin ağacı sayımız 90 milyondu. Şimdi 170 milyon oldu. Eskiden 90 milyon zeytin ağacı 400 bin ailenindi. Yeni dikilen 80 milyon ağaç ise 13 bin kişinin. Küçük üretici yok oluyor. Zeytinlikler büyüklerin elinde toplanıyor. Ben hem üretici hem de zeytin işleyen ve kendi markasıyla pazarlayan bir işletmeciyim. Üretici bir zeytin ağacından ancak 6 lira kazanıyor. Zeytin ve zeytinyağı üreticide ucuz, dev marketlerde ise çok pahalı. Üretici de tüketici de kazanmıyor. Kazanan başkaları” diye konuştu.
Sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek teröre karşı milyonlarca kişinin katılacağı sessiz bir yürüyüş planlayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu hasta olmasına rağmen geç de olsa panele katıldı. Çok önemli mesajlar verdi.
Son dönemde yaptığı bir çok konuşmada tarımın stratejik önemine dikkat çeken Rifat Hisarcıklıoğlu diyor ki; dünyada geleceği olan iki önemli sektör var, birisi tarım, diğeri enerji. Türkiye’nin tarım ve hayvancılıktan vazgeçemeyeceğini anlatan Hisarcıklıoğlu konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “İnsan ömrünü uzatan üç ürün var, üçü de Türkiye’de yetişiyor. Zeytin, fındık ve üzüm. Ama biz bunun kıymetini bilmiyoruz. İhraç ediyoruz ama kendimiz yemiyoruz. Tüketimin artması için kampanyalar yapılmalı. Bu yararlı ürünler ülkemizde tüketilmeli.”
Rifat Hisarcıklıoğlu, zeytincileri çok mutlu eden ve uzun süre alkışlanan sözleri ise konuşmasının final bölümünde söyledi: “Altın biter, maden biter ama zeytin bitmez. Bunun kıymetin, bilelim.” Zeytincilerin kabusu olan madencilere bundan daha güzel bir yanıt verilemezdi. Bu nedenle Ayvalık’ta herkes Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sözlerini ayakta alkışladı. Bu iyi bir moral oldu.
Ayvalık’tan yazılacak çok şey var. Geleneksel hale gelen Ayvalık Zeytin Hasat Günleri’nde bu yıl halkla bütünleşen bir zeytin pazarı açıldı. Pazara çıkan ürünler zeytinciliğimizin doğru yolda olduğunun en önemli göstergesi.
Karamsarlığa kapılmadan üretmeye ve elbette üretileni de başta iç pazar olmak üzere pazarlamaya devam etmek gerekir. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun dediği gibi altın biter, maden biter ama bize binlerce yıldır miras kalan zeytinciliğimiz asla bitmez.