Wednesday, October 31, 2007

Egeli İhracatçılara Ödül Yağdı


Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından bu yıl 10.'su düzenlenen Dış Ticaret Haftası kapsamında verilen "2006 Yılı Başarılı İhracatçılar" ödüllerinden yedisi Egeli ihracatçılara gitti.

Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından bu yıl 10.'su düzenlenen Dış Ticaret Haftası kapsamında verilen "2006 Yılı Başarılı İhracatçılar" ödüllerinden yedisi Egeli ihracatçılara gitti. Bugün Ankara Swiss Otel'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın katılımıyla düzenlenen törende ödüller, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) üyesi firmalara verildi.

Zeytin ve Zeytinyağı ihracatında ise bu yıl zirvenin yeni sahibi Nejat Atalan Dış Ticaret AŞ oldu. Yönetim Kurulu üyesi Ali Nedim Güreli'ye birincilik ödülü Tüzmen tarafından verildi.

CNBC-E ‘de zeytinciliğin sorunları


CNBC-E televizyonunun İş Dünyasından isimli programının bugünkü (31 Ekim 2007 Çarşamba saat 13.30) konusu Zeytin ve Zeytinyağı idi.

Banttan yayımlanan kısımda Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri yönetim kurulu üyesi Sn. Metin Ölken ile yapılan söyleşide zeytinyağı ihracatında yaşanan sıkıntılar anlatıldı.

Canlı yayında konuşan Marmara Birlik Başkanı Refi Taviloğlu da Metin Ölken’in konuşmalarını destekler mahiyette bir konuşma yaparak zeytinciliğin sorunlarını aktardı.

Gazze'deki Zeytin Üreticileri Zor Durumda


31 Ekim 2007, Çarşamba
(EL-SŞ-SŞ-ÖZ-D) (İhlas Haber Ajansı)


Gazze Şeridi'nde Yaşayan Filistinliler, Uluslararası Ekonomik Ambargo Sebebiyle Bu Yılki Zeytinyağı Satışlarından Büyük Ölçüde Maddi Zarara Uğrayacaklarını Tahmin Ediyor.

Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinliler, uluslararası ekonomik ambargo sebebiyle bu yılki zeytinyağı satışlarından büyük ölçüde maddi zarara uğrayacaklarını tahmin ediyor.

Uluslararası ambargo ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle Filistinliler'in karşılaştıkları en büyük sıkıntıların başında mallarını pazarlamak geliyor. Filistinliler, İsrail'in gümrük geçiş noktalarına bazı sınırlamalar getirmek suretiyle dışarıya yağ ihracatını yavaşlatmasından korkuyor. Filistinli bir çiftçi olan Abdurrahman İştevi, zeytin mevsiminin Filistinli çiftçilerin geçimini sağlaması için çok önemli olduğunu belirterek, "Filistinli çiftçilerin çoğu, zeytinyağı üretimi sebebiyle arazilerinin büyük bir kısmına zeytin fidanları dikiyor. Çiftçiler elde ettikleri zeytinin bir kısmını kendileri için depoluyor, bir kısmını da yıl boyunca dayanabilme özelliğine sahip olduğu için zeytin yağına dönüştürüyor. Kalan kısmını da iç piyasada satışa sunuyor ya da ihraç ediyor. Bu yılki mahsul geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 20 kadar daha az. Gazze Şeridi'nin doğusundan güneyine kadar olan bölgede zeytin ekili arazilerin İsrail buldozerleri tarafından sürülmesi bu yıl elde ettiğimiz zeytin miktarını etkiledi.

Dışişleri ve Tarım Bakanlıkları İsrail'in kullanılmaz hale getirdiği arazilere yeniden zeytin fidanları dikti" dedi.

İştevi, son intifada dönemi boyunca arazileri kullanılmaz hale getirildiği ve buna bağlı olarak üretimde kaydedilen düşüşün Filistinli çiftçilerin ekim dikim masraflarını karşılamaz hale geldiğini söyleyerek, Filistinli çiftçilere destek veren tüm kurumların yardımlarını arttırmalarını istedi.

Diğer bir Filistinli çiftçi Muhammed Ebu El Akın da üretimin azlığından ve mahsulün hastalıklar nedeniyle istenen kalitede olmadığından şikayet ederek, çiftçilerin durumlarının iyileştirilmesi için mahsullerinin yetkililer tarafından bakım ve gözetim altında tutulmasını istedi. Zeytinyağı atölyesi sahibi Ebu Avde ise, Filistinli çiftçilere ait zeytinliklerin yüzde 50'sinin İsrail tarafından sürülmesine ve buna bağlı olarak üretimde yaşanan düşüşe ilaveten Akdeniz havzasındaki tüm devletlerdeki zeytinlerin bu yıl olumsuz bir şekilde etkilendiğini söyledi. Ebu Avde, ambargo dolayısıyla zeytin ağaçlarına musallat olan haşereler için ilaç alamadıklarını, bu yüzden de zeytinlerin kalitesinin düşük olduğunu, bunun da körfez ülkelerine yapılan ihracatı olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

Marmarabirlik'in zeytin alım fiyatına tepki


Dünya
31/10/2007


BURSA - Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin (Marmarabirlik), açıkladığı 2007-2008 ürünü zeytin alım fiyatlarına üretici kooperatiflerinden tepki geldi. Kuraklıktan etkilenen üreticilerin, birliğin aldığı kararla ikinci kez yıkıldığını savunan kooperatif yöneticileri, fiyatların yeniden gözden geçirilmesini istedi. TBMM Tarım Komisyonu üyesi ve Bursa milletvekili Ali Koyuncu da 300-360 daneli zeytine uygulanacak kotanın kaldırılmasını talep etti.
Marmarabirlik, bu sezonun zeytin baş fiyatını 5 YTL olarak belirlerken, 360 dane/kilogram 1.4 YTL, 370-410 dane/kilogram (ezmelik) için 1.25 YTL fiyat açıkladı. Birlik, üst yağlık zeytinin kilogramın 1.10 YTL, dip yağlığın ise 0.75 YTL'den alacağını duyurduğu açıklamasında, 300-360 daneli ürünlere kota uygulanacağını da anımsattı.

AKP Bursa Milletvekili ve TBMM Tarım Komisyonu üyesi Ali Koyuncu'nun da katıldığı bir toplantıyla bir araya gelen üretici kooperatifleri ise, birliğin alım rakamlarına tepki gösterdiler. Marmarabirlik Başkanı Refi Taviloğlu'nun toplantıya katılmamasını eleştiren Ali Koyuncu, birlik yönetimine tepki göstererek, üreticilere destek verdi. DÜNYA'nın sorularını yanıtlayan Koyuncu, kuraklık nedeniyle dane kaybı yaşayan zeytin üreticilerinin, ciddi bir sıkıntı içinde olduklarına dikkat çekerek, birliğin 300-360 dane arasındaki zeytine koyduğu kotanın kaldırılmasını istedi.

Ezmelik zeytin fiyatının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Koyuncu, "Birlik, 2005 yılında 360 dane zeytini 2.15 YTL'den almış. Bu yıl ise 1.40 YTL'ye alacak. Acaba piyasadaki zeytin fiyatlarında bir düşüş oldu da, Marmarabirlik'in belirlediği baremler arasında bir fark mı oluştu? Yahut seçim var diye, popülist politikalar mı uygulandı? Bu farklılığın kamuoyuna açıklanması gerek. Birliği oluşturan, üreticilerin, kooperatiflerin sorunlarının konuşulduğu bir toplantı düzenleniyor, ama birlik başkanı buna katılmıyor. Alım fiyatları kooperatif başkanlarının görüşü alınmadan belirleniyor. 50 bin ortaklı Marmarabirlik'i yönetemeyenler, çekip giderler" dedi.

Fiyatlar tekrar gözden geçirilmeli

Gemlik Zeytin Tarım Kooperatifi Başkanı İbrahim Aksoy, birlik yönetiminin kooperatiflerden görüş almadan fiyat belirlediğini belirterek, "200 daneli zeytin 3.90 YTL'den 5 YTL'ye çıkarılmış. Buna itirazımız yok ama, 360 daneli ürün, bir önceki sezona göre sadece 10 YKr artmış. Birine yüzde 28, bir diğerine ise yüzde 7'lik zam yapılmış. Yağlık zeytinin fiyatı eskisi gibi kalmış. Bu kararlarda, ne akıl ne de mantık var. Üreticimizin mağdur edilmesini istemiyoruz. Fiyatların tekrar gözden geçirilmesini istiyoruz" diye konuştu.


Marmarabirlik: Kimin gideceğine genel kurulumuz karar verir

2000 yılında gündeme gelen kooperatiflerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümet uygulamasını yerine getirmeye çalıştıklarını anlatan Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, "2004-2005 sezonunda aldığımız 360 daneli zeytinde arz fazlalığı yaşadık. Stoklarımızı halen tüketmiş değiliz hiç almamak yerine, üretici mağdur olmasın diye, bu yıl daha az fiyat verdik. Zaten piyasada 300 danenin üzerinde ürün bulamazsınız" diye konuştu. Yönetim kurullarının siyasi bir amacı olmadığını kaydeden Taviloğlu, "Hükümetle ters düşen bir eylemin içerisinde olmadık. Neden hedef alındık bilmiyorum. Üreticinin tepkisini, iktidar yerine birliğimize yöneltmek için söylenmiş olabilir. Söylenenleri talihsiz bir açıklama olarak görüyorum. Görevimizin başındayız. Kimin gelip gideceğine genel kurulumuz karar verir" dedi.

Taviloğlu, 2007-2008 zeytin alım fiyatlarını tespit ederken, tahmini rekolte miktarı, ürünün niteliği, çeşitli kuruluşlar ve Marmarabirlik uzmanlarınca yapılan maliyet hesaplamaların dikkate alındığını söyledi. Taviloğlu, şöyle devam etti: "Rekolte beyannamesi öncesi tespit edilmiş olan 300-360 daneli zeytinlerin alımında sınırlama, ilan edildiği ve kooperatiflere bildirildiği şekliyle uygulanacak. 200 ile 290 dane arası zeytinlerin alımında kota söz konusu değil. Yağlık ve ezmelik zeytinlerin alımında da kota uygulanmayacak. Bu kategorilerde gelen ürün yakından takip edilecek, ancak birlik imkanlarını zorlayacak hale gelirse, bu konu yeniden değerlendirilerek kamuoyuna duyurulacak."

Marmarabirlik'ten 13 milyon dolarlık ihracat


Dünya
30/10/2007


BURSA - Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin (Marmarabirlik), 1 Kasım 2006 tarihinde bugüne kadar 13 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiği bildirildi.

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, yazılı açıklamasında, birlik olarak ''Dünyanın en büyük zeytin üreticisi'' unvanının hakkını ve Marmara bölgesindeki 35 bin zeytin üreticisinin alın terinin karşılığını verebilmek için var güçleriyle çalıştıklarını belirtti.

Çıtayı her geçen gün yükselttiklerini ifade eden Taviloğlu, ihracatta 13 milyon dolar rakamına ulaştıklarını kaydetti. Taviloğlu, ihracatı artırmada fuarların büyük önemi olduğunu, bu çerçevede, Almanya'nın Köln kentinde 13-17 Ekim tarihleri arasında düzenlenen dünyanın en prestijli gıda fuarı ANUGA'da stant açtıklarını ifade etti.

Marmarabirlik markasını iç pazarda daha da tanınır kılmak ve satışı artırmak için yurt içi fuarlara da büyük önem verdiklerini ifade eden Taviloğlu, bu amaçla İstanbul'da 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek ''Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı''nda, geniş bir stantla yer alacaklarını söyledi.


Marmarabirlik Anuga'dan Sonra İstanbul Gıda Fuarı'nda

(Cihan Haber Ajansı)
30.10.2007


2007-2008 ürün alım sezonunu 5 YTL baş fiyatla açan Marmarabirlik, hem yurt içinde, hem de yurt dışında düzenlenen fuarlar aracılığıyla pazar payını artırıyor. Marmarabirlik, ekim ayı ortasında Almanya'nın Köln kentinde düzenlenen dünyanın en prestijli gıda fuarı ANUGA'nın ardından, 31 Ekim'de İstanbul CNR Expo'da açılacak 15. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı'na katılacak.

Marmara Zeytin tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik) Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, "dünyanın en büyük zeytin üreticisi" unvanının hakkını ve Marmara Bölgesi'ndeki 35 bin zeytin üreticisinin alın terinin karşılığını verebilmek için var güçleriyle çalıştıklarını belirterek, çıtayı her geçen gün yükselttiklerini, ihracatta 13 milyon dolar rakamına ulaştıklarını söyledi. İhracatı artırmada fuarların büyük önemi olduğunu vurgulayan Refi Taviloğlu, bu çerçevede, Almanya'nın Köln kentinde düzenlenen dünyanın en prestijli gıda fuarı ANUGA'da stant açtıklarını söyledi. 2009 ANUGA'da Marmarabirlik'in daha geniş yer alacağını ifade eden Taviloğlu, yanı sıra, Marmarabirlik markasını iç pazarda daha da tanınır kılmak ve satışı artırmak için yurt içi fuarlara da büyük önem verdiklerini bildirdi. Başkan Taviloğlu, bu amaçla da İstanbul CNR Expo'da, 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında 15.'si düzenlenecek olan Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı'nda da geniş bir stantla yer alacaklarını ifade etti. Bu arada Marmarabirlik, hafta sonunda 2007-2008 sezonu zeytin alım fiyatlarını açıklamış ve 200 tane/kg. zeytine 5 YTL, 360 tane/kg. zeytine de 1.40 YTL fiyat vermişti.

Tuesday, October 30, 2007

Doğu Akdeniz zeytinciliğine Gemlik modeli


Zaman
30 Ekim 2007, Salı

Bursa'nın Gemlik ilçesiyle özdeşleşen 'Gemlik zeytini' Akdeniz iklimine de uyum sağladı.

Doğu Akdeniz Zeytin Birliği Başkanı Mehmet Güler, Türkiye'de zeytinyağı üretimini artırmak için Çukurova bölgesindeki yetiştiricilerin Gemlik tipi zeytine ağırlık vermesi gerektiğini ifade etti.

Monday, October 29, 2007

Türk Zeytinyağına İtalyan Markası


(HT-AB-MEF-E) (İhlas Haber Ajansı)
28.10.2007

ABD'nin Adana Konsolosu Eric F. Green, Türk zeytin yağının ABD pazarına ulusal marka ve isimle girebilmesi için gereken desteği verebileceklerini söyledi.

Green, Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) Başkanı Mehmet Güler'i ziyaretinde yaptığı açıklamada, ABD'nin zeytinyağı ihtiyacının yüzde 68'ini ithal ettiğini belirterek, İtalyan firmaların Türkiye'den satın aldığı zeytinyağlarını İtalyan isim ve markalarla ABD'de pazarladığını ve tüketicilerin bunun Türk zeytinyağı olduğunu bilmediklerini vurguladı.

Türk zeytin yağının kalitesiyle dünya pazarında tanınmadığını belirten Green, yakın tarihte ABD'li zeytinyağı tedarikçileri ile Türk üreticilerini bir araya getirmeyi arzu ettiklerini söyledi. Green, Türk zeytinyağının, ABD pazarına ulusal isim ve markalarla girebilmesi için gereken desteği sağlayabileceklerini sözlerine ekledi.

DAZB Başkanı Mehmet Güler ise, dünya zeytin üretiminin yaklaşık 18 milyon ton, zeytinyağı üretiminin ise yaklaşık 3 milyon ton olarak tespit edildiğini, zeytinyağı tüketiminin sürekli artarak devam etmesi nedeniyle dünya zeytinyağı üretiminin de her yıl 100 bin ton açık vermesine neden olduğu söyledi.

Türkiye'de hükümetin "Zeytin Fidanı Dikim Projesi" ile bölgede son yıllarda dikilen zeytin bitkisinin 10 kat artış gösterdiğini ifade eden Güler, Türkiye'nin resmi zeytin ağacı sayısının, Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda 20 milyon adet iken, 2007 yılında 134 milyona ulaştığını ancak bunun da yeterli olmadığını vurguladı.

Halen zeytinyağı üretiminin 200 bin ton civarında olduğunu belirten Güler, üretimin en kısa sürede 500 bin ton seviyesine yükseltilmesi gerektiğini kaydetti.

Ülkede kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi artışının da dikkate alınması gerektiğini kaydeden Güler, bunun AB ülkelerine göre oldukça düşük olduğunu ancak iyi bir tanıtım faaliyetiyle iç tüketimin 2 kat artabileceğini söyledi.

Yağışlar Zeytin Üreticisini Memnun Etti


(ES-YK)(İhlas Haber Ajansı)
28.10.2007


Manisa'nın Salihli ilçesine Ekim ayı boyunca yağan 51.8 kg yağış hem vatandaşların hem de üreticilerin yüzünü güldürdü. Özellikle zeytin üreticileri yağan yağmurlarla rahat bir nefes aldı. Manisa'nın Salihli İlçesi'ne 14-25 Ekim tarihleri arasında yağan yağışlar kuraklık endişesi taşıyan üreticileri sevindirdi. Yağmurun çok büyük bir nimet ve bereket olduğunu söyleyen çiftçiler , yağmur sayesinde ürünlerinin yeniden canlanmaya başladığını belirttiler. Son günlerde aralıklarla devam eden yağışların zeytincinin yüzünü güldürdüğünü belirten çiftçiler, "Bu yağışlar uzun süredir kuraklık çeken üreticimizin keyfini geri getirdi. Biz yağışları bereket olarak değerlendiriyoruz" dediler. Yağan yağmurların, en çok zeytin üreticisini sevindirdiği ve yağışların devam etmesi halinde küresel ısınmadan kaynaklanan kuraklık yüzünden yaşanan mağduriyetlerin az da olsa telâfîsinin sağlanabileceği vurgulandı.


Öte yandan Salihli Meteoroloji İşleri Müdürlüğü verilerine göre ilçe geneli uzun yıllar Ekim ayı yağış ortalamasının metrekareye 32.2 kilogram olduğu öğrenildi. Buna göre Manisa'nın Salihli İlçesi'ne 14 Ekim 2007 tarihinde 14.7, 15 Ekim 2007 tarihinde 0.2, 21 Ekim 2007 tarihinde 4,8, 23 Ekim 2007 tarihinde 16.5, 24 Ekim 2007 tarihinde 0,6 ve 25 Ekim 2007 tarihinde 15 kg olmak üzere toplam 51.8 kg yağış düştü.

Marmarabirlik, zeytin alım fiyatlarını belirledi/ Baş fiyat 5 YTL


Dünya
27/10/2007


İSTANBUL - Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), 2007-2008 ürünü zeytin alım fiyatlarını belirledi. Birliğin, baş fiyatı 5 YTL olarak açıkladığı bildirildi.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Kooperatiflerin, bölgelerindeki talebe göre 29 Ekim Pazartesi gününden itibaren alımlara başlayabileceklerini söyledi.

200 dane/kilogram zeytine 5 YTL baş fiyat açıklayan birlik, 360 dane/kilogram için 1,4 YTL, 370-410 dane/kilogram (ezmelik) için 1,25 YTL fiyat verdi. Ayrıca, üst yağlık 1,10 YTL ve dip yağlık da 0,75 YTL olarak belirlendi.

Friday, October 26, 2007

Zeytin sepetleri satışa çıktı


Zeytin sezonunun yaklaşması ile birlikte sepet satışları da başladı.

Seyfettin ŞEKERSÖZ-gemlik korfez gazetesi
25.10.2007


Yaklaşık 4-5 kilo arasında zeytin alabilen sepetler zeytin mevsiminin vazgeçilmezi
durumunda.
Merdiveni ağaca dayayan toplayıcılar bellerine astıkları zeytin sepetleri ile daha kolay zeytin toplayabiliyorlar.
Tanesi 7.5 YTL'den satılan zeytin sepetleri önceleri Gemlik ve yöresinde yapılmakta iken şimdilerde çevre ilçelerden getiriliyor.
Keles ve köylerinde yapımı süren sepetler zeytin mevsiminin başlamasıyla ilçe pazarına getirilerek satışa sunuluyor.

Tariş, Almanya'da Ta-Ze Mağazası Açtı


26.10.2007,Cuma

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Avrupa'daki İlk Butik Mağazasını Ta-ze Adıyla Almanya'nın Düsseldorf Kentinde Açtı. Almanya, Tariş'in ABD ve Kanada'dan Sonra Yurtdışında Açtığı Dördüncü Mağaza.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Avrupa’daki ilk butik mağazasını Ta-Ze adıyla Almanya’nın Düsseldorf kentinde açtı. Almanya, Tariş’in ABD ve Kanada’dan sonra yurtdışında açtığı dördüncü mağaza. Sevens Shopping Center’da 50 metrekare büyüklüğündeki Ta-Ze mağazasında yaklaşık 300 çeşit ürün satışa sunuldu. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, "Stratejik adımların Avrupa ayağını da harekete geçirmiş olacağız. Hedefimiz Avrupa kıtasının ilk Ta-Ze mağazası ile Türk zeytinyağı ve Tariş zeytinyağı markasına kalıcı pazarlar yaratmak" dedi. Çetin şunları "Düsseldorf yatırımıyla hedefimiz, çok düşük seviyedeki Türk zeytinyağına, Tariş zeytinyağına Avrupa azarında yer açmak. Tariş zeytinyağının farklı tatlarının ve zenginliklerinin Avrupa piyasasında başarıyla yer edinmesini sağlamak. Ülkemizin ve kurumumuzun zeytinyağında iddialı üretici olduğunu sergileyerek, bu merkezden Avrupa’ya yayılmak hedefindeyiz. Orta vadede Duesseldorf mağazamızın bizi taşıyacağı önemli satış noktaları ve kanalları olacak."

Thursday, October 25, 2007

VE İŞTE GELDİ HASAT ZAMANI...


M.Hakkı Yazıcı
Kaynak : http://www.zzdergisi.com


Hasadımız Verimli Olsun…

Yaz bitip, sonbahar da yarılanınca, doğada yeşilin yerini alan başka renklerin dansı başladığında zeytin köylerinde bir tatlı heyecan, telaş görülür. Köylüler, hasatta kullanacakları ellerindeki malzemeleri; sepetlerini, kasalarını, yaygılarını, üç ayak merdivenlerini, sırıklarını, taraklarını, makinelerini gözden geçirir, onarırlar; işgücü eksiği varsa Ege köylerinde “tayfa” diye adlandırılan zeytin işçilerinin temini için uzak köylere gider, konuşur, anlaşırlar.

Yeşiline ihanet etmeyen ölümsüz zeytin ağaçları, tanrının insanoğluna armağanı olan meyvelerini vermeye hazırdır artık. Tabii ki zeytin köylüleri de… Hele hele verimli bir yıl yaşanıyorsa, fiyatların iyi olacağı umuluyorsa bu heyecana sevinç de karışır; umutlanılır, hayaller kurulur.

Bu yıl da bütün zeytin köylerinde, geçen sezonun hasadının hemen arkasından, zeytinlikler sürüldü, budama, aşılama, gübreleme, ilaçlama, sulama işleri yapıldı; bahardan itibaren ağaçların tomurcuklanması, somakların patlaması, çiçeklenmesi, tanelenmesi dikkatle izlendi. Taneler irileşmeye, yağlanmaya başladı. Ve işte geldi hasat zamanı…

Geçen senenin piyasa olumsuzluklarına, bu yıl yaşadığımız kuraklık felaketine rağmen iyi bir sezon yaşayacağımızı umuyor ve diliyoruz.

Hasat Süresi

Zeytin hasadı, yöresine, iklimine, senesine göre değişmekle birlikte genellikle Eylül ayı sonunda başlayıp, Şubat sonuna kadar sürer. En önce sofralık yeşil zeytinler, arkasından erken hasat yağlık zeytinler, sonra siyah sofralık ve yağlık zeytinler toplanır.

Hasat şekli tercihi ister istemez hasat süresini de etkiler. Mekanik hasat teknikleri kullanılmadığında hasat süresi uzar, Mart ve hatta Nisan ayının sonuna kadar sarkabilir.

Hasatta en meşakkatli ve pahalı olan yöntem, en kaliteli ürünü almayı da sağlayan tek tek elle toplamaktır. Ancak bunun yerine, giderek daha yaygınlaşan, ağacı sallama, taraklama ya da sırıklama yöntemi kullanılıyor. Mekanik hasat yöntemleri giderek yaygınlaşıyor.

YAZININ TAMAMINI Z&Z DERGİSİ'NİN 7. SAYISINDA (EKİM-KASIM 2007) OKUYABİLİRSİNİZ.

Wednesday, October 24, 2007

Zeytin Yasası, Kaz Dağları ve Madra Dağı'na Etkileri Masaya Yatırıldı


(SŞ-OMR)(İhlas Haber Ajansı)
24.10.2007


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Araştırma Komisyonu tarafından Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli Belediyesi’nin organizasyonunda “Zeytin Yasası, Kaz Dağları ve Marda Dağı’na Etkileri” konulu toplantı düzenlendi.

Zeytinli Rio Clup salonunda gerçekleştirilen toplantıya çok sayıda CHP’li katılırken, altın arama çalışmaları hakkında görüşler belirtildi. CHP’nin, Kaz Dağları'nda yapılan siyanürle altın arama çalışmalarının etkisiyle bölgede meydana gelebilecek çevre kirliliğini ve bölgenin diğer sorunlarını yerinde incelemek üzere kurduğu komisyonun başkanı İstanbul Milletvekili Bihlul Tamaylıgil ve diğer üyeler, Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur, Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan, Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız, Eskişehir Milletvekili Murat Sönmez, İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'den toplantıyı sonuna kadar takip ederek halkın görüş ve düşüncelerini not aldı. Akçay Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu, Güney Marmara Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) Başkanı Mehmet Akif Öznal, Edremit Ticaret Odası Başkanı ve Akçay Belediye Meclis Üyesi Erol Ürer gibi isimlerinde katıldığı toplantı yaklaşık 3 saat sürdü. Konuşmalar yapan GÜMÇED Başkanı Öznal ile Başkan İnceoğlu, görüşlerini ve yapılması gerekenleri ortaya koyarken izleyicilerden alkış aldı. Sırasıyla söz alan CHP’liler ve vatandaşlar ise rahatsız oldukları konuları ayrıntılarıyla anlatma imkanı buldu. Toplantı boyunca CHP Araştırma Komisyonu üyeleri konuları not alarak değerlendireceklerini söyledi. Ayrıca toplantı sırasında yağan sağanak yağmur nedeniyle elektrikler kesildi ve toplantı sonuna kadar ışık ve ses tesisatları kullanılamadı.

Ege'de yağış zeytinciyi sevindirdi, pamukçuyu üzdü


Dünya
24/10/2007


İZMİR - Kuraklığın en ağır şekilde hissedildiği yerlerden olan Ege Bölgesi'nde yaklaşık 4 gündür devam eden yağışlar üreticinin de can suyu oldu. Özellikle zeytin üreticileri yağışlara sevinirken, pamukçular buruk bir mutluluk yaşadılar.
Meteorolojiden alınan bilgiye göre İzmir ve çevresine yağışın şiddetini en çok artırdığı gün olan pazartesi, metrekareye 41 kilogram yağış düştü. Meteoroloji uzmanları, kentte ekim ayı uzun yıllar ortalamasının 39 kilogram olduğunu, bu yılın ekim ayı içinde şu ana kadar ölçülen yağış miktarının ise 74 kilograma ulaştığını belirttiler.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin, yağışların zeytin üreticisi için çok olumlu olduğunu söyledi. Yağmurun rekolteyi olumlu etkileyeceğini ve sofralık zeytin konusundaki endişeleri ortadan kaldıracağını ifade eden Çetin, şunları söyledi:

"Son yağmur kuraklık bahanesini ortadan kaldırdı. Yağışlar zeytin için tam zamanında geldi. Rekolte konusundaki tartışmaların da bu yağışlardan sonra son bulması gerekiyor. Artık kimse kuraklık bahanesinin arkasına sığınamaz. Zeytinin olgunlaşması için kasım sonuna kadar, sofralık zeytinin olgunlaşması için de aralık sonuna kadar zaman var. Yağmurlar zeytin için çok iyi oldu. Topraktaki su seviyesinin ve barajların doluluğunun artması açısından da çok önemli."

Ege Çiftçiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hulusi Tanman da, yağışın artmasının genel olarak olumlu olduğunu, ancak pamuk üreticisi açısından sıkıntı yarattığını kaydetti. Üreticinin uzun süren kuraklık dönemi yaşadığını dile getiren Tanman, yağışların devam etmesinin topraktaki taban suyu seviyesini artırması açısından sevindirici olduğunu ifade etti.

Tuesday, October 23, 2007

Zeytinyağının bilinmeyen özellikleri


Zeytinyağı evimizle, ahalimizle, güzelliğimizle yani her şeyimizle ilgileniyor. Belki de yüzyıllardır bu yüzden vazgeçilemeyen bir tutku.

Kaynak : http://www.haber7.com/
22 Ekim 2007


Amerikalı yazar Carol Firenze de, zeytinyağı ile hayatı güzelleştirmenin 101 yolunu keşfeden bir araştırmacı. Tüm deneyimlerini “Zeytinyağı Tutkusu” kitabında bir araya getiren yazar, bu tutkunun peşinden öylesine gitmiş ki, Mısır piramitlerinin sırrının zeytinyağıyla ilgisi olduğunu söylüyor.

Zeytinyağı özel bir gıda. Sağlık için sayılamayacak kadar çok yararı var. Bu nedenle olsa gerek Ege ve Akdeniz kültüründe büyüyenler için olmazsa olmazdır. Mobilyaların temizlenmesinden bebeklerin bakımından evcil hayvanların beslenmesine, çok özel yemek tariflerinden yüz maskelerine kadar pek çok alanda işe yarıyor. 3 bin yıl yaşayabilen belki de tek ağaç. Gövdesi yok olsa bile kökü yeniden filizleniyor. Bereketli mi bereketli. Ama yine de çok az insan bu bereketinin farkında. Semavi dinlerde de zeytine kutsallık atfedilmiş.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas), bir hadisinde, zeytinyağının yetmiş hastalığa faydasını ifade eder. Zeytinyağına tutkuyla bağlananlardan biri de Amerikalı yazar Carol Firenze. Rengine, tadına, kıvamına, çeşidine, mistikliğine, kokusuna, her şeyde kullanılabiliyor olmasına, kısacası her şeyine tutkun. Firenze, Amerika’daki “Zeytinyağı Tutkunları Kulübü”nün kurucusu. Komili’nin katkılarıyla LEda Yayınları’ndan çıkan “Zeytinyağı Tutkusu” kitabının da yazarı. Firenze, İtalya’daki Carli Zeytin Ağacı Müzesi’ndeki bilgilere göre bir yetişkinin bir yıl boyunca spor, kişisel temizlik ve tedavi gibi sebeplerle kullandığı zeytinyağı miktarının ortalama 55 litre olduğu bilgisini de okuyucularıyla paylaşıyor.

Carol Firenze, kitabında yüzyıllardır sırrı çözülemeyen mimari harikası Mısır piramitlerinin ardındaki sırrın, piramitleri oluşturan taşların hareketini kolaylaştıran maddenin, zeytinyağı olma ihtimalinden de söz ediyor. Olur mu olur! Bu özel gıda, kendisiyle ilgisi olmasa dahi “Zeytinyağı gibi üste çıkmak” deyimini hiç hak etmiyor.

En iyi tıraş köpüğü, zeytinyağı

Piyasada erkekler için sayısız tıraş köpüğü var. Ama Carol Firenze, en iyi tıraş losyonunun zeytinyağı olduğunu iddia ediyor. Zeytinyağı, yüzünüzü yumuşatmada ve rahatlamada bire bir. Hem de basit kesik ve sıyrıkları da tedavi etme özelliğine sahipmiş. Bir dahaki sefere yeni bir kozmetik almadan önce zeytinyağı ile tıraş olmayı deneyebilirsiniz. Carol Firenze nasıl tıraş olacağınızı da tarif ediyor:

* Yüz kıllarını mutlaka profesyonel kesim aleti yardımıyla kısaltın.

* Yüzünüzü öncelikle sıcak havlu koyarak yumuşatın.

* Daha sonra zeytinyağı ile ovun ve birkaç dakika bekleyin.

* Jilet veya elektrikli tıraş aletiyle saç ve kılların yönünü dikkate alarak tıraş edin, ara sıra su serpmeyi unutmayın.

* Zeytinyağını yeniden sürüp tıraş ettiğiniz yeri ters istikamette tekrar tıraş edebilirsiniz.

* Tıraştan sonra yüzünüze soğuk ıslak havlu bastırın. Kurulayın ve tıraş losyonu sürün.

Altın sıvının şaşırtan yararları

* Şaşıracaksınız ama, havadaki sigara dumanını ve kirliliği temizleme yollarından biri de zeytinyağı kullanmak. Zeytinyağına bandırılmış pamuk ya da keten fitilleri yakarak odanızın havasını değiştirebilirsiniz.

* Astım hastalığı olanlar zeytinyağı kandillerini rahatlıkla kullanabilir.

* Yumuşak bir bezin üzerine birkaç damla zeytinyağı dökün ve değerli takılarınızı ovun.

* Kızartma tavalarınızı asla bulaşık makinesinde yıkamayın. Elde yıkayıp, bir havluyla kuruladıktan sonra zeytinyağıyla iyice ovarsanız ömrünü uzatırsınız.

* Eğer bir balık tutkunuysanız, oltanızın ucuna ve ipine sertleşmemesi için zeytinyağı sürebilirsiniz.

* Evinizdeki büyük yapraklı bitkilere ya da çiçeklere ayda bir kez, bir tatlı kaşığı zeytinyağı dökerseniz hem canlanır hem de beslenmiş olur.

* Sıkışan fermuarlarınızı zeytinyağı ile çözebilirsiniz.

* Sivrisinekler zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmıyor. Yaz mevsiminde, aklınızda bulunsun.

* Doğumda sonra oluşan çatlaklar zeytinyağı sürüldüğünde büyük oranda yok oluyor.

* Bebeğinizin ıslak mendilini kendiniz yapabilirsiniz.

Monday, October 22, 2007

Atso Başkanı Hikmet Çinçin; Hatay Zeytincilikte Hak Ettiği Yerde Değil


Türkiye'de zeytin üretiminde ilk 5'in içinde yer alan Hatay'da zeytin ve zeytinyağının sorunları masaya yatırıldı.

(Cihan Haber Ajansı)
22.10.2007


Türkiye'de zeytin üretiminde ilk 5'in içinde yer alan Hatay'da zeytin ve zeytinyağının sorunları masaya yatırıldı.

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası(ATSO) tarafından düzenlenen seminerde, zeytinyağının laboratuar analizlerinden yurt dışı satışına kadar tüm sorunlar dile getirildi. ATSO Başkanı Hikmet Çinçin, Hatay'ın sahip olduğu zeytin ve zeytinyağı varlığını aktardı. Hatay'ın zeytin ve zeytinyağı üretiminde hak ettiği yerde olmadığını dile getiren Çinçin, 540 bin 300 hektar arazisi bulunan Hatay'da, 45 bin 901 hektarlık bölümde zeytin üretimi yapıldığını ifade etti.

Zeytinler, elmaslar gibi parlıyor


Monet, Picasso ve Dali zeytinin büyüsüne kapılmış, onu resmetmiş. Sadece ressamlar değil, şairler ve yazarlar da etkilenmiş Akdeniz'in bu en kutsal ağacından. Chaucer onu barış ağacı olarak tanımlarken Shakespeare bir şiirinde zeytin ağaçlarının yaşının belirsiz olduğunu ve barışı ilan ettiğini söyler

TİJEN İNALTONG

Radikal Kitap
19/10/2007


Sırtını o bilge bedene yaslayıp oturmadan, meyvesini toplamadan, dallarının türküsünü dinlemeden, yağına ekmek banmadan zeytin ağacını seviyorum demek mümkün mü? "Yeterince zamanım ve resim yeteneğim olsaydı, birkaç yılımı sadece zeytin ağaçlarının resmini yapmaya adardım. Bir tek konu üzerine bu ne çeşit zenginliği" diyor Aldoux Huxley. Van Gogh'un ona olan hayranlığını yazdığı mektuplardan biliyoruz. St. Remy'de yaşadığı dönemde 'karakteristik' bulduğu zeytin ağaçlarını resmetmekte zorlansa da 'gümüş rengiyle çalışma fikri'ne karşı koyamayan Van Gogh, gümüşi renkli yapraklarıyla kutsal zeytin ağacını tuvaline aktaran tek ressam değil. Çalışma odasının önündeki zeytin ağacına hayran olan Renoir, "Zeytinlerdeki ışığa bakın. Elmaslar gibi parıldıyor. İşte pembe, işte mavi ve ışığına oynaşan gökyüzü; insanı deli etmeye yetiyor" demekten alamıyor kendini.
Sadece Renoir ve Van Gogh değil, Monet, Picasso, Velasquez, Chagall ve Dali de zeytinin büyüsüne kapılmış, onu resmetmiş. Sadece ressamlar değil, şairler ve yazarlar da etkilenmiş Akdeniz'in bu en kutsal ağacından. Chaucer onu barış ağacı olarak tanımlarken Shakespeare bir şiirinde zeytin ağaçlarının yaşının belirsiz olduğunu ve barışı ilan ettiğini söyler, Seferis toprağın derinliklerine ulaşan kökleriyle yaşama sımsıkı tutunan zeytinin ölümsüzlüğünden dem vurur, Nazım ise " Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamı,/Yetmişinde bile,/Meselâ, zeytin dikeceksin/Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,/Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,/Yaşamak, yani ağır bastığından" diyerek gösterir ona olan sevgisini.

A'dan Z'ye zeytin
"Yalnızca zeytin dalına değil, zeytin tanesi, zeytin yaprağı ve genel olarak zeytin ağacına da çok eski zamanlardan beri benzer sembolik anlamlar yüklenmiştir. Zeytin barışın, bolluğun, ölmezliğin, yeniden doğuşun ve bazen de zaferin sembolüdür" diyor Zerrin İren Boynudelik ve Mahmut Boynudelik, Zeytin Kitabı'nda. Yılın bir kısmını Kazdağları'nda, Adatepe köyünde, zeytinlikler arasındaki evlerinde geçiren çift, Adatepe Zeytinyağı Müzesi'nin de kurucularından. Mahmut Boynudelik zeytin üreticiliği ve zeytinyağı imalatı yapar, zeytinyağı müzesini zenginleştirmek için araştırmalarını sürdürürken, Zerrin Hanım YTÜ'deki öğretim üyeliği görevini sürdürüyor. Zeytin, hayatlarının ortak imgelerinden biri Boynudelik çiftinin. Sahir Erdinç'in resimleri ve tasarımıyla, tarihten günümüze yerli ve yabancı sanatçıların resim ve fotoğraflarıyla zenginleşen kitapta, zeytin ağacının tarihten bugüne yolculuğu, ağacın bakımından ürünün hasadına, zeytinyağı üretiminden kullanımına pek çok konuda eğitici bilgi yer alıyor. Çok zengin bir kaynakçası olan kitabın sonunda bir de zeytin sözlüğü var. Soframızdaki zeytin ve zeytinyağının tadına varmanın öneminden dem vurulan bölümlerde zeytinyağını saklama koşullarını ve Antik Roma'da zeytinyağının nasıl sınıflandırıldığını öğreniyor; zeytinyağının kullanım alanlarının anlatıldığı bölümlerde soframıza gelmeden önceki dönemlerde ilaç olarak, bedene sürülerek ve aydınlatma aracı olarak kullanıldığını okuyor; sayfa aralarında gezinirken kumaşlardan fresklere, tablolardan tabaklara, rölyeflerden seramiklere zeytini konu alan sanat eserlerini görüyorsunuz. Belli ki kitap uzun bir araştırma ve çalışmanın ürünü. Belli ki zeytini çok seven insanlar tarafından yazılmış. Belli ki sayfalarının arasında dolaşmak bile zeytin ve ağacına verdiğimiz önemi artıracak, sofralarımıza gelen bu mucizevi meyve ve suyunun bir kez daha kutsanmasını sağlayacak. Bunca sanat eseri arasında beni yine de kitabın kapağında ve sayfalar arasında rastladığım Anadolu kadınının yüzü etkiledi ya, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

ZEYTİN KİTABI
Zeytinden Zeytinyağına
Mahmut Boynudelik, Zerrin İren Boynudelik, Oğlak Yayıncılık, 2007, 176 sayfa, 20 YTL.

* * * * *

Antik Roma'da zeytinyağı sınıflandırması
Olei Floris-Yağın çiçeği: Roma İmparatorlarının en üstün yağı. Zeytin hamurlarının ilk kez sıkılmasıyla elde edilir.
Olei Sequentis-Takip eden yağ: Torbaların ikinci kez, üzerine sıcak su dökülerek, daha fazla güç kullanarak sıkılmasıyla elde edilen yağ.
Olei Cibari-Halk yağı: İkinci baskıdan çıkan hamurların üçüncü kez ve kaynar su verilerek sıkılmasıyla elde edilen yağ. Olei Cibari bazı Romalı yazarlar tarafından bozuk dip zeytinlerinden elde edilen yağ olarak tanımlanmıştır.

Satacak zeytinyağı yok Uzakdoğulu müşterilerin telefonuna çıkamıyorum


Piyasaya 150 bin tonluk zeytinyağı sürüleceğini belirten Ekiz Yağ AŞ'nin CEO'su Muhittin Ekiz, buna rağmen yurtdışı pazarlarına gönderecek ürün bulamadıklarını söyledi. Ekiz, "elinde ürünü tutanlar fiyatların yükselmesini bekliyor, ihracat yapamıyoruz" dedi.


Sinan Doğan-Referans Gazetesi
22 Ekim 2007


Türkiye'nin en eski zeytinyağı markalarından Ekiz Yağ AŞ'nin CEO'su, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Muhittin Ekiz, son 4 yıldır büyük uğraşlarla kazandıkları Hindistan, Çin ve Japonya gibi pazarları rakip ülkelere kaptırmaya başladıklarını söyledi. Ekiz, "Hindistan ve Çin'den gelen talebi karşılayamıyoruz. Onlar da 'siz bu işi bilmiyorsunuz' deyip başka ülkelerden yağ alıyor. Üzüntümden müşterilerimin telefonuna bile çıkamıyorum" dedi.
Zeytinyağı sektörünün fiilen 55 yıldır içinde olduğunu belirten Ekiz, bugüne kadar böyle bir sezon görmediğini söyledi. Piyasada bu sezondan devredecek 70 bin ton ile yeni sezondan 80 bin ton olmak üzere toplam 150 bin ton ürünün önümüzdeki günlerde pazara çıkacağını aktaran Ekiz, bu rakama karşın ihraç edecek ürün bulamadıklarını kaydetti. "Elinde ürünü tutanlar fiyat yükselecek diye beklemeye devam ediyor. Piyasadan biraz ürün almaya çıktığımızda fiyatlar hemen yükseliyor" diyen Ekiz, yurtdışında ton başına 2500 euro olan fiyatların içeride 300 euro daha yüksek olduğunu ifade etti.

Pazarları İtalyanlar kapıyor
Fiyat yüksekliği nedeniyle sadece içerde satmak için az miktarda ürün aldıklarını belirten Ekiz, dış pazarları kaybetmemek için sadece bu sezona özgü olarak dahilde işleme rejimi kapsamında zeytinyağı ithalatı istediklerini dile getirdi. Ekiz, "Bu dökme yağı satmak için değil kutulu ve markalı ihracat için istiyoruz. Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan onay bekliyoruz. Rekabet edebilmemiz için uluslararası piyasadan kopmamak gerekiyor" diye konuştu.
Türk zeytinyağı ihracatçılarının yeni pazarlar bulmak için ülke ülke dolaştığını anlatan Ekiz, kendisinin de Hindistan, Pakistan, Çin, Japonya, Kore ve diğer Uzakdoğu ülkelerine gittiğini, bu ülkelerdeki marketlere girmeyi başardıklarını belirtti.
Ekiz, "Geçmişte 3-4 ayda bir konteyner mal verdiğimiz yerlere artık 10 konteyner mal gönderiyoruz. Yurtdışı pazarları zeytinyağımıza alıştırmışken, ürün bulamaz hale geldik. Koşarken tökezledik. Bu sene ihracatımız hiç olmadığı kadar düştü. Biz milyar nüfuslu bu pazarları kolay kazanmadık. Çinli bir müşterimizi ikna etmek için 1.5 yıl zaman harcadık. Adamlara bir kere ürün gönderdik, ikinciyi gönderemedik. Bu sefer müşteri başka ülkelere kaçmaya başladı. Bizim bıraktığımız pazarlara İtalya yeniden giriyor. Bu kadar mücadele sonunda geldiğimiz nokta şevkimizi kırıyor" diye konuştu.

İspanya'dan getirmek karlı
İthalatı üreticiyi baskı altına almak için istemediklerini kaydeden Ekiz, "Biz üretici ile yıllardır birlikte çalışıyoruz. Onlar bizim velinimetimiz. Piyasada sirkülasyon olacak ki hem üretici hem biz kazanacağız. Yeni sezonda 80 bin ton ürün var ama var yılı olan bir sonraki sezon gümbür gümbür yağ geliyor. Üretim tahminen 250 bin tona yükselecek. Bu kadar yağı kim yiyecek? Yurtdışı pazarları kaybedersek, bu yağı nereye satacağız? İçeride kişi başı 800-900 gram yağ tüketiyoruz. Oturup bu yağı biz mi yiyeceğiz? Son 10 yılda milyonlarca yeni zeytin fidanı dikildi. Yarın ürün satılmayınca bu insanlar ağaçlarını söküp atacak. İşte bu nedenle ihracat yaptığımız pazarları kaybetmemeliyiz" şeklinde konuştu.
İthalat konusunda ısrarlı olmadıklarını ifade eden Ekiz, fiyatların dışarı ile dengeye oturması halinde içeriden ürün alacaklarını açıkladı. Ekiz, şöyle konuştu: "İspanya'da bir kooperatif mal satmıyorum derse yurtdışı fiyatları yükselir. O zaman dışarıdan gidip almak, burada işlemek, sonra satmak gibi yüke girmeyip kendi yağımızı alırız. İthalat iznimiz var diye ithalatta ısrar etmeyiz. Arada ton başına 100 euro fark olsa bile dışarıdan getirtmeyiz. Ancak şu an dışarıda fiyatlar çok ucuz. Uygun fiyata Suriye'den ürün alabiliriz. Hatta İspanya'dan ürün alıp işleyip ihraç etsek ton başına 50 dolar para kazanırız."

Halk pahalı diye zeytinyağı yiyemiyor
Türk halkının zeytinyağı tüketim miktarını bir türlü yükseltemediklerini kaydeden Ekiz, "Halka zeytinyağını yedirmek için de bir fiyat dengesi gerekiyor. Pahalı olursa zeytinyağı yenmiyor. İtalya'da, Yunanistan'da 15-20 kg yağ tüketilirken, biz 800-900 gram yağ yiyoruz. Keşke bütün kanallar 10 dakika zeytinyağını anlatsalar. O zaman ürettiğimizi biz yeriz, geri kalanını ihraç ederiz" diye konuştu.

Libya'ya ilk ihracatı Ekiz yaptı
*Ekiz Yağ'ın yıllık üretim kapasitesi yıllık 24 bin ton.
*1972'de İtalya'ya 1 kilogramlık ambalajlarda 7 milyon kutu yağ göndererek ihracata başladı.
*1972'de Libya'ya 10 bin ton yağ satarak Afrika kapılarını Türk firmalara açtı.
*2005'te 40 milyon dolarlık, geçen yıl ise 30 milyon dolarlık kutulu ve markalı ihracat yaptı.

Saturday, October 20, 2007

Katırlı Köyü Kalkınma Kooperatifi zeytin alımlarına başlıyor


Seyfettin ŞEKERSÖZ / gemlik korfez gazetesi
20.10.2007


Katırlı Köyü Tarımsal Kalkındırma Kooperatifi Başkanı Ahmet Hulusi Bayrak, önümüzdeki hafta sonunda zeytin alımlarına başlayacaklarını açıkladı.

Üreticinin birinci elde korunduğu Katırlı Tarımsal Kalkındırma Kooperatifi ortaklarına yönelik başlatacağı zeytin alımlarında, henüz kararmaya başlayan zeytinlerin alımının yapılacağı bildirildi. Kooperatif Başkanı Ahmet Hulu si Bayrak, yaptığı açıklamada; 26 Ekim 2007 Cuma gününden itibaren geçen yılın fiyatları korunarak avans mahiyetinde zeytin alımı yapılacağını söyledi.
Üyelerinin zeytin ürününü en iyi şekilde değerlendirmek için erken alımlara başladıklarını belirten Bayrak, "Amacımız üyelerimizin henüz kararmakta olan zeytinlerinin ağaç dibine dökülmeden toplanarak değerlendirmektir. Seyrek ürün olan ağaçlarda zeytin olgunlaştı ve karardı. bunları toplayan ortaklarımızın ürünlerininin Bu sayede üyelerimizin ürünü yerde kalmayacak ve değerlendirilecektir" dedi

Friday, October 19, 2007

Marmarabirlik, 'avans fiyat' uygulamasından vazgeçti


Dünya
17/10/2007


BALIKESİR - Marmarabirlik Erdek Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Başkanı Recep Eren, 300-360 tane aralığındaki zeytinden 1350 ton zeytin alımında bulunacaklarını belirterek, Marmarabirlik'in iki yıldır uyguladığı avans fiyat uygulamasından vazgeçtiğini açıkladı.
Erdek Kooperatifi Başkanı Recep Eren, Marmarabirli'in küçük taneli olarak bilinen 300-360 taneli aralığındaki zeytinden kendisine bağlı 8 kooperatiften toplam 6000 ton alabileceği uyarısında bulundu. Eren yaptığı açıklamada, "Marmarabirlik 2007-2008 dönemi ürün alımı kampanyasına ilişkin arz fazlası 300-360 taneli aralığındaki siyah sofralık zeytinlere azami teslimat miktarı sınırı getirdi. Birlik ayrıca bu tür zeytinler dışında kalan tüm zeytin teslimatlarının ise sınırlandırma yapmaksızın teslim alacağını duyurdu. Öte yandan Marmarabirlik iki yıldır uyguladığı 'avans fiyat' uygulamasından da bu yıl vazgeçtiğini açıkladı" ifadelerini kullandı. Kooperatif Başkanı Eren, 2007-2008 dönemi zeytin alım kampanya dönemine ait alım fiyatlarının da Kasım ayının ilk haftasında açıklanacağını kaydetti.

BİTKİSEL YAĞ FİYATLAR 900 DOLARDAN 1.500 DOLARA FIRLADI


Yeni Asır
19 EKİM 2007, Cuma


İhracat durma noktasında

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Uğur, "Acil önlem alınmazsa zorlukla kazandığımız pazarları kaybedeceğiz" dedi



Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Edip Uğur, döviz kullanım oranından dolayı bitkisel yağ ihracatının durma noktasına geldiğini ifade etti.
Uğur, "Küresel ısınmaya bağlı olarak tarım ürünlerinin azalması ve dünya biyodizel üretimindeki hızlı artıştan dolayı, ham yağa olan talebin de artması sonucunda, fiyatlar kısa zamanda tarihte görülmemiş rekor fiyatlara tırmandı" dedi.

Firmalar zararda
Yıllardır dünya borsalarında 600-900 dolar arasında seyreden ham yağ fiyatlarının son birkaç aylık dönemde bin 400-bin 500 dolara ulaşarak rekor fiyatlara çıktığını ve bu tırmanışın da nerede duracağının kestirilemediğini kaydeden Uğur, "Buna bağlı olarak dahilde işleme izin belgesi kapsamında bitkisel yağ ihraç eden firmalar büyük ölçüde zarar görüyor" diye konuştu. Bu olumsuz durumun kısa ve orta vadeli etkilerini açıklayan Uğur şu bilgileri verdi: "Kısa vadede dahilde işleme izin belgesi kapsamında bitkisel yağ ihraç eden firmalar yüzde 80 döviz kullanım oranını yakalamak zorundadırlar. Fakat ham yağ fiyatlarının bin 500 dolar düzeyine çıkmasıyla ihracatçı firmalar yurtdışı rekabet fiyatlarını yakalayamıyor."

İthalat yasağı
Ham yağ fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle rekabet yaratacak fiyat oluşturulamadığını belirten Uğur, "Türkiye ihraç fiyatları ton başı 100 dolar yüksek kalıyor. Bu durumda bitkisel yağ ihraç eden firmalar müşterilerini kaybediyor. Dahilde işleme izin belgesi kapsamında bitkisel yağ ihraç eden firmalar ihraç ettikleri rafine ayçiçeği yağına karşılık, ithalatlarını ekim ayında yapabilecekler. Daha önce ithal yasağı Ağustos-Ocak dönemiydi. Yeni düzenleme ile ithal yasağı Ağustos-Eylül dönemine çekildi. Ancak bu durum ithal yasağı döneminde öncesinde ve sonrasında ihracatını yapıp, ithalatını yapmamış firmaları olumsuz etkiledi. İhracatçı firmalar ham yağ girdilerini 800-900 dolar arasında hesaplarken, ithal yasağının kalktığı dönemde ham ayçiçeği yağı fiyatı Türkiye teslim bin 400-bin 500 dolar düzeyine çıktı. İhracatçı firmalar ihraç ettikleri malları nasıl yerine koyacaklarını düşündükleri gibi yüzde 80 döviz kullanım oranını da yakalamaları hayal oldu" dedi.
Bitkisel yağ ihraç eden firmaların müşterilerini kaybedecek duruma geldiklerini belirten Uğur, "Bu firmalar dahilde işleme izin belgesi kapsamında sözlerini yerine getiremeyecek, büyük cezalar ödemek zorunda kalacak, istihdam yaratamayacak, katma değer üretemeyecek ve ülke ekonomisine yeterli katkıda bulunamayacak" diye konuştu. Bu durumdan kurtulmak için Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bir an önce acil önlemler alması gerektiğine dikkat çeken Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Uğur şunları söyledi: "Bunun başlangıcı olarak döviz kullanım oranında yeni bir düzenlemeye gidilerek yüzde 90 oranına geçilmesi yerinde olacaktır. Aksi takdirde her geçen gün bitkisel yağ ihraç eden firmalar, müşterilerini ve pazarlarını kaybedecek ve bitkisel yağda ihracat durma noktasına gelecektir."

Thursday, October 18, 2007

TARİŞ'teki kavga 'konsey formülü'yle tatlıya bağlandı


Dünya
17/10/2007


İZMİR - TARİŞ'in 4 birliği yeniden yapılandırma sürecinde yaşanan sorunları çözmek amacıyla güç birliği kararı aldı. Mevcut yapılarını koruyacak olan birlikler, birlikteliklerini başkanlar konseyi ile sağlayacak.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin 2005 yılında müşterek kadrolardan ayrılmasıyla başlayan kavga tatlıya bağlandı. TARİŞ'in 4 birlik başkanı, genel müdürler ve yönetim kurulu üyeleri TARİŞ Genel Müdürlüğü'nde düzenledikleri ortak basın toplantısında güç birliği kararını açıklandı.

TARİŞ'in bir aile olduğunu vurgulayan TARİŞ Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Basri Özçoban, "Ayrılmayı hiç istemedik, ufak tefek nedenlerle ayrı düştük. Artık yeter, bir araya gelip bir çatı altında yeniden beraber olduğumuzu dosta düşmana karşı gösterelim" dedi.

Hükümete seslenen Özçoban, birliklerin üzerindeki stok maliyeti kaldırılmadığı takdirde kooperatif gibi değil, basiretli bir tüccar gibi davranacaklarını söyledi.
Basın toplantısında TARİŞ birliklerinin dağıtım şirketi olan TARİŞ Ayma'nın Ayma markasıya zeytinyağı pazarlamasının devam edip etmeyeceği yönündeki soruyu yanıtlayan Özçoban, "TARİŞ Ayma, TARİŞ Zeytinyağı Birliği'nin de pazarlama şirketidir. Zeytinyağı Birliği mal verirse elbette pazarlayacaktır.
Yaşanan hatalar varsa onları da ortadan kaldıracağız" dedi.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin, beraberlik kararıyla başkanlar konseyi oluşturduklarını, genel müdürlerin de görüşleri alınarak hareket edeceklerini söyledi.

Geçmişte yaşanan ayrılık sürecini tartışmanın kimseye faydası olmadığını vurgulayan Çetin, "TARİŞ olarak bizi birleştiren ortak yapımızdır. Dört birlik başkanının bir araya gelip beraberlik kararı alması önemli bir gelişmedir. Sorunlarımızı bir çatı altında çözmeliyiz, beraber hareket etme zaruretimiz var. Bu çatı altında daha sık beraber olacağız. Ayrılık gibi görünen süreçte hiçbir zaman ayrılmadık, müşterek kadro sayılarımızı aza indirdik. 3 kardeş birliğimizle sorunlarımızın çözümü konusunda tek vücut harekete edeceğiz. Yeniden yapılandırmanın ne olacağı konusunda tavrımız net ve tek olacak" diye konuştu.

2000 yılında yürürlüğe giren özerklik yasasıyla birliklerin rehabilite edilemediğinin altını çizen Çetin, sistemin yanlışlarının birliklere yüklendiğini ifade etti. Çetin, TARİŞ Ayma'nın Ayma markasıyla zeytinyağı işine devam etmesini istemediklerini belirterek, TARİŞ Ayma'ya mal vereceklerini söyledi.

Stok maliyeti Hazine'nin üzerinde olmalı

TARİŞ Üzüm Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Türker, "TARİŞ bize emanet, biz de bu emanete ihanet edemeyiz. Bugün kimsenin kimseye küsme lüksü yok. Merkez Bankası'nın asli görevi gibi piyasayı regüle etme görevi olan birlikler kaldırılmak isteniyor. Türkiye'nin stratejik ürünlerini üreten birlikleriz. Sesimizi gür çıkarmak zorundayız. Önce TARİŞ'in 4 birliği daha sonra 16 birlik tek vücut olarak Ankara'ya karşı tavrımızı ortaya koymalıyız. Birliklerin üzerindeki en büyük yük olan stok maliyeti Hazine'nin üzerinde olmalıdır" dedi.

Diğer birlikleri de bir araya getirecek

TARİŞ Pamuk ve İncir Birliği Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu, 4 birliğin güç birliğini yeniden tesis etmesiyle bu bayram çifte bayram sevinci yaşadıklarını dile getirdi. TARİŞ'e geldiğinde güç birliği konusunda hızlı bir şekilde harekete geçtiklerini anlatan Velioğlu, "Tarım, Türkiye'nin olmazsa olmazı, birlikler de tarımın olmazsa olmazı. Sonsuza dek güç birliği içinde omuz omuza atalarımızın bize emanet ettiği TARİŞ'in liderliğinde diğer birlikleri de bir araya getireceğiz. Abi birlik olarak TARİŞ ev sahipliği yapacak. Siyasal otoritenin karşısına güç birliği halinde çıkarak uzlaşma zemini arayacağız" dedi.

Ayrılık süreci 2005'te başlamıştı

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Genel Müdürü Güngör Şarman da 4 birlik arasındaki bu güzel gelişme ile TARİŞ'i daha ileriye taşıyacaklarını dile getirdi.
TARİŞ İncir Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Avcu ise bu beraberliğe en çok sevinen kişi olduğunu, kooperatiflerin de birleşerek eski günlere dönülmesini arzu ettiğini ifade etti.

Ayrılık sürecinin başladığı 2005 yılında TARİŞ Pamuk Birliği'nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Cavit Ancın da bu beraberlikten en çok kendisinin mutlu olduğunu belirterek birlik başkanlarına teşekkür etti.

Büyükbelen Zeytin Festivali başladı


Yenigün Gazetesi
18 Ekim 2007, Perşembe

Saruhanlı’nın Büyükbelen kasabasında 5. Zeytin Festivali törenle başladı. Belde meydanında düzenlenen festivale Manisa Valisi Refik Arslan Öztürk de katıldı. Büyükbelen Belediye Başkanı Süleyman Çınar açılış konuşmasında, 78 bin dekar tarım arazisinin 30 bin dekarında zeytin üretiminin yapıldığını belirterek, "Zeytinde önce markalaşmayı hedefliyoruz. Kaliteli zeytinimizi önce ülkemize sonra da dünyaya tanıtmayı amaçlıyoruz. Beldedeki zeytinyağı fabrikalarında günlük 100 bin ton üzerinde zeytinyağı üretiliyor" dedi. Başkan Çınar, kaliteli yağının yanı sıra Büyükbelen’in sofralık zeytin ve zeytin fidancılığında da önemli bir paya sahip olduğunu ifade etti ve ne ürettiyse zarar eden çiftçinin, zeytin hasat sezonu başlangıcında düzenlenen festivalle adeta çifte bayram yaşadığını söyledi.

Tuesday, October 16, 2007

İngiltere, obezite ve kalp krizi riskini artıran trans yağı yasaklıyor


Sabah
16 Ekim 2007, Salı


25 yıl içinde nüfusunun yüzde 86'sının obez olma riski taşıdığı hesaplanan İngiltere, kalp krizi riskini iki, obezite riskini beş kat artıran trans yağı yasaklamaya hazırlanıyor..

İngiltere, kalp krizi riski oluşturan, obeziteye neden olan trans yağ asitlerinin kullanımını yasaklamaya hazırlanıyor. Sıvı bitki yağlarının hidrojenizasyonu ile oluşan trans yağların insan sağlığını tehlikeye sokması üzerine bu konuda araştırma yaptırtan İngiliz hükümeti yasaklama projesi üzerine çalışıyor. Hafta sonu yayımlanan bir araştırmada gelecek 25 yıl içinde ülke halkının yüzde 86'sının obeziteyle karşı karşıya kalacağının tespit edilmesi üzerine yasaklama kararı üzerine çalışmaya başlayan Sağlık Bakanı Alan Johnson, İngiltere Gıda Standartları Ajansı'nın devreye girdiğini, yeni uygulama için çalıştıklarını kaydetti.

ŞİKAGO'DA YASAKLANDI
Geçen yıl da ABD'nin New York eyaleti sağlık yetkilileri, margarinlerde ve birden fazla kızartmada kullanılan sıvı yağlar ile salam, sosis gibi ürünlerde bulunan trans yağ asitlerinin kullanımının yasaklanması yönünde bir öneride bulunmuş, Şikago'da da cirosu 20 milyon doların üstünde olan şirketlerin bu yağları kullanmasını yasaklanmıştı. Tüm dünyada benzer yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi dolayısıyla, gıda şirketleri de trans yağların kullanımını sıfırlamaya çalışıyor. Araştırmalar; hazır gıdalardaki aşırı doymuş yağ ve trans yağ oranının sigaradan daha zararlı olduğunu ortaya koyuyor. Trans yağların obezite riskini beş kat, kalp rahatsızlığı riskini ise yüzde 106 artırdığı belirtiliyor.

Türkiye'de etiket zorunluluğu geldi

Özgür Gürbüz/ SABAH


Türkiye'de de trans yağlarla ilgili tüketicilerin bilinçlendirilmesi konusunda da ağustos ayında önemli bir adım atıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yayımladığı tebliğle, gıdalarda bulunan trans yağ asitleri miktarının etikette yer alması zorunluluğu getirildi. Kararı olumlu karşıladıklarını belirten Unilever Türkiye'nin Ar-Ge Direktörü aynı zamanda da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Etiketleme İhtisas Alt Komisyon Üyesi Bil Ergin, bu konuda şunları söyledi: "Basında yeralan trans yağları içeren margarin ve bu yağlar ile üretilmiş olan gıda maddeleri hakkında bilinçli bilinçsiz pek çok olumsuz haber yayımlandı. Gıda sanayine yönelik trans yağ tartışması tüketicilerimizin aklını karıştırıyor ve güvenini sarsıyor. Bugünkü teknoloji yağ üretiminde trans yağları en az seviyeye indirebilecek alt yapıya sahip."

Tariş'te Ayrılık Sona Eriyor


Tariş'ten Birlik Çağrısı

(YB-YK-HO-E) (İhlas Haber Ajansı)
16 Ekim 2007, Salı

2005 Yılında Yollarını Ayıran Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin ile Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği Başkanı Basri Özçoban Bugün Tekrar Bir Araya Geldi. Basın Toplantısında, Birlikler Arasında Beraberlik Olması Gerektiği Vurgulandı.

Birleşme dolayısıyla düzenlenen basın toplantısına Cahit Çetin, Basri Özçoban, Üzüm Birliği Başkanı Ali Rıza Türker, İncir Birliği Başkanı Muzaffer Avcu, Tariş Genel Müdürü Hüseyin Velioğlu ile Tariş Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu ve Genel Müdürü Güngör Şarman katıldı.

Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği Başkanı Basri Özçoban, "Biz bir aileyiz. Aramızda ufak tefek şeyler çıkar ama biz ayrılamayız" dedi. Zeytinyağı Birliği ile hiç ayrılmayı istemediklerini ancak bazı sebeplerden dolayı ayrı düştüklerini belirten Özçoban, kooperatifçiliğin ancak birlik ve dayanışma ile mümkün olabileceğini söyledi. Amaçlarının yeniden yapılanma olduğunu ancak bunun ayrılma gibi algılandığını ifade eden Özçoban, "Yeniden yapılanma içinde araba bozuldu. Şimdi onarıldı, yola devam" dedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin de, fiili bir ayrılığın söz konusu olmadığını, ayrı kalınan dönemde ise yeni bir kadro sistemi kurulduğunu belirtti. Tariş'in dört birliğinin de beraber davranma zarureti olduğunu ifade eden Çetin, "Hata birliklerde değil. Hata sistemin yanlışlıklarının doğru rehabilite edilememesinde. Ayrılık gibi görünen süreçte Tariş hiçbir zaman ayrılmadı ancak öyle göründü. Artık tek vücut olarak hareket edilecektir" diye konuştu.

Birliklerin misyonunu kaybettiklerine ilişkin açıklamaların kendilerini çok üzdüğünü ifade eden Çetin, şöyle konuştu: "Birliklerin misyonunu kaybettiğinin söylenmesi haddini aşan bir ifadedir. Bunu kim dediyse çok bekler. Birliklerin misyonunun bitmeyeceğini göreceksiniz."

Üzüm Birliği Başkanı Ali Rıza Türker de, Tariş'in kendilerine bir emanet olduğunu ve asla emanete hıyanet edemeyeceklerini söyledi. Birliklerin birbirlerine küsme gibi bir lüksleri olmadığını anlatan Türker, sözlerine şöyle devam etti: "Düne kadar ithalatçı olan ülkeler bugün ihracatçı oldu. Mevcut 16-17 birlik bu ülkenin stratejik ürünlerini üreten kurumlardır. Tariş Türkiye'de birliklere örnek olmuştur. Biz kendi aramızdaki meseleleri burada çözmeliyiz."

Birliklerin zor bir süreçten geçtiğini belirten Türker, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Artık finans özel bankalardan temin ediliyor. 4572 sayılı kanunla devlet desteği ortadan kalktı. Bu ülkede tüten bacalar yokken incir vardı, üzüm vardı, tütün vardı, zeytin vardı. Sesimizi biraz daha gür çıkarmak zorundayız. Tüm birlikler tek vücut halinde hareket etmek zorundayız."

İncir Birliği Başkanı Muzaffer Avcu ise, birleşmeden dolayı son derece mutlu olduğunu, birliklerin eskisi gibi hep birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

Tariş Genel Müdürü Hüseyin Velioğlu da, tarımın Türkiye'nin olmazsa olmazı, birliklerin de tarımın olmazsa olmazı olduklarını söyledi. Tüm dünyada tarımın birlikler üzerinden yönetildiğini belirten Velioğlu, "Alman kooperatif birlikleri şu an bizim konuğumuz. Biz onlara devlet desteğinin neden çekildiğini anlatamıyoruz. Yakın süreçte 17 birliği toplayarak siyasal otoritenin önüne güç birliği içinde çıkarsak inşallah devlet desteğine tekrar kavuşacağız" dedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Genel Müdürü Güngör Şarman ise, tarımda elle tutulur yegane kuruluşların kooperatifler olduğunu belirtti. Tariş'in her zaman sürükleyici, lokomotif görevi gören bir kurum olduğunu ifade eden Şarman, "Kooperatiflerin durumunu daha da iyileştirmek için görüşmelerimizi gerçekleştirerek Ankara'ya ileteceğiz. Bundan sonra birlikler için durumun çok daha iyi olacağını buradan müjdeliyoruz" diye konuştu.

Parola Kanola


Levent SEĞMEN
Hürriyet Gazetesi
16 Ekim 2007


Misafir Odası’nda bu sefer de 1980 sonrası siyasi yaşamın en renkli isimlerinden birisini, Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli’yi ağırladık. Kapısını yeniliğe her zaman açık tutan ve aktif siyaset yaptığı dönemde Türkiye’ye sayısız hizmeti olan Pakdemirli ile son dönemde büyük emek verdiği bambaşka bir yeniliği, ’biyodizel’i konuştuk.

Levent Seğmen: Yıllarca siyasetin en üst kademelerinde hizmet eden birisi olarak, bugün temelinde ’yağ’a dayanan bir sektöre, biyodizel sektörüne önemli yenilikler getirme çabası içindesiniz. Siyasetteki ’yağcılık’ ile ekonominin konusu olan yağcılık arasında ne tür farklar var?

Ekrem Pakdemirli: Siyaseti çürüten ve yıllarca benim de karşısında olduğum yağcılık ne yazık ki ülkemize her zaman büyük zararlar verdi. Ancak sektörel anlamda yağcılıktan bahsedildiğinde, bugün için karşımızda siyaseti çürüten değil, yanlış politikalarla çürütülme tehlikesi içinde olan bir yapı duruyor. Bizim inancımız, tarımda geleceğin şifresinin mucize bitkiler olan kanola ile aspirde yattığı şeklinde. Siyasetin sizin bahsettiğiniz anlamdaki yağcılık yerine, sektörel bazdaki yağcılık ile uğraşması, hassasiyet göstermesi ülkeye gerçek fayda sağlayacaktır diye düşünüyorum.

O halde siyaseti çürüten ’yağcılık’ kavramını bir tarafa bırakıp, biz de ekonominin konusu olan yağ sektöründen konuşalım. Türkiye’de bu sektör ile ilgili genel tespitleriniz nedir?

Türk toplumu yağ tüketen bir toplum ve maalesef yağlık tohum ve yağın miktarı olarak da büyük açığı olan bir toplum. Bu açığını kapatmak için, bunu ya üreteceksiniz ya da ithal edeceksiniz. Biz ülke olarak çok uzun yıllardır yağı ithal ediyoruz. Her ne kadar zeytinyağının bir kısmını ihraç ediyorsak da, bu zeytinyağının pahalı olması ve Orta Anadolu’da, Doğu Anadolu’da pek kullanılmamasından kaynaklanıyor. Zeytinyağı üretiminde bir fazlalık olsa da, ithal ettiğimizin yanında devede kulak kalıyor, onda bir düzeyinde.

TEŞVİK YERİNE CEZALANDIRMA

Peki sofralık yağ, zeytinyağı nasıl oldu da alternatif bir yakıt olarak biyodizele konu oldu?

İki yıl önce ham petrol fiyatları tırmanmaya başladı. Herkes (Ham petrolün bir alternatifi var mı?) diye baktı. Vardı ve bu biliniyordu. Bu alternatif biyodizel, yani sıvı yağlardan yapılan yakıt idi. Köylüye ve ekonomiye önemli destek sağlayacak bu yakıtın bir başka önemli özelliği ise ’çevreci’ olmasıydı. Fosil kökenli yakıtlarda 7 bin ppm ile 50 ppm arasında kükürt var. Bu kullanıldığında kükürtdioksit olarak havaya çıkıyor ve su ile birleşerek zararlı madde olarak tekrar doğaya dönüyor. İnsan sağlığına da zararlı. Oysa bitkisel yağdan elde edilen biyodizelde kükürt oranı azami 10 ppm’dir. Dolayısıyla en iyi mazottan beş defa daha çevreci bir yakıttır.

Çevreci olarak nitelediğiniz bu yakıt konusunda, biraz önce siyasetin, yani hükümetin tavrını eleştirdiniz. Nedir bu eleştirinizin kaynağı?

Ham petrolde fiyatlar bir anda artınca, biyodizel furyası başladı. Biyodizel yapanlar hemen yağa saldırdı, böyle olunca da yağ fiyatları yükseldi. Hükümet bu esnada (Büyük çapta vergi kaybı oluyor) gerekçesi ile biyodizele ÖTV getirdi. Ancak getirilen 65 YKR tutarındaki ÖTV, çok yüksek bir rakam oldu. Bu yüksek bedeli merdiven altında üretim yapanlar ödemiyorlar. Sağlam büyük firmalar var ancak, onlar da üretim yapamıyorlar. Böyle bir kısırdöngünün içine girildi maalesef.

Yağ açığımız herkesin malumu, teşvik edip bu açığı kapayıp, çevreci bir yakıt üreteceğimize, öncelikle teşvik yerine cezalandırma getiriyoruz. Üretimin önünü kapatıyoruz.

Tek eleştiri noktanız yüksek tutulan ÖTV miktarı mı?

Yapılmış olan bir çok başka yanlışlıklar da var. Bir örnek verecek olursak, restoranların, otellerin, bazı kamu kuruluşlarının atık yağlarını gösterebiliriz. Bu yağların mutfakta kullanımının bir limiti var. Teknoloji müsaitse, bu atık yağdan biyodizel yapmak mümkün. Ama buna da ÖTV muafiyeti getirilmedi. Bu nedenle buralardan toplanan yağlar üç dört firmada duruyor, bekletiliyor. Ne yapılacağı meçhul, bu yanlışlığın düzeltilmesi lazım.

LİTERATÜRÜN YAZDIĞINDAN DAHA İYİ SONUÇ

Yönetim Kurulu Başkanı olduğunuz Çevresel Kimya A.Ş.’nin, tarımsal üretimden başlayıp biyodizel üretimine giden bir konsepti var. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Biz Türkiye’de bu işe girerken, yağlı tohumla beraber girmemiz gerektiğine inandık. (Bunun ziraatına girmemiz lazım) dedik. Öncelik olarak gelir gruplarının düşük olduğu yörelerden başlanması gerektiğine inandık ve 18 ay önce Kars’a gittik. Yağlık tohum bitkisi kanola için orada bir üretim başlattık. Yine bir başka yağlık tohum bitkisi olan aspiri de bölgede destekledik. Ama o dönemde Kars’ta yağmurların yağmaması, sırf o bölgeye mahsus büyük bir kuraklık yaşanması başarılı olmamızı engelledi. Geçen yıl Eylül ayında Türkiye’nin her tarafına ekim yaptırdık. Bundaki amacımız, hangi bölgelerde kanola bitkisinin çok daha verimli olacağını ve tutacağını tespit etmekti. Trakya’da, Karadeniz’de, Urfa ve GAP’ta, Adana’da, Konya, Bursa ve daha birçok yerde yüz bin dekar ektirdik. Bu ekimler sonucu tespitlerimizin ışığında bazı bölgelerde tekrar ekim yaptırdık. Önümüzdeki Mayıs ayında dördüncü hasadımızı yapacağız. Yaptığımız bu dört hasat ile Türkiye’de önemseyeceğimiz bölgeleri tespit etmiş olacağız. Ekim sahalarına ağırlık veriyoruz. Bugüne kadar yaptığımız üç hasattan, Trakya bölgesinde ve Samsun’da çok iyi sonuç aldık. Oralarda bazı yerlerde bizim düşündüğümüzden ve literatürde yazılandan çok daha fazla ürün alındı.

Kuraktan olumsuz etkilenen çiftçilerin tepkisi ne oldu?

Kuraklıktan etkilenen çiftçilerde, doğal olarak bu şartlara dayanan bitki arayışı var. Bu nedenle de aspire yöneldiler. Yağı kanolaya göre daha az ama, çok kurak iklimde üretilebiliyor. Biz de geçen yıl aspir alımı yapacağımızı ilan ettik, ama tohum dağıtmadık. Aspire de 40 YKR fiyat verdik. Ayrıca yağ fiyatları artarsa, alım fiyatlarını arttıracağımızı duyurduk. Böylelikle Anadolu’da yeteri yağış alamayan bölgelerde aspir’e kayış oldu. Zannediyorum aspirden de memnun kalacaklar. Kuraklık yaşanan yerlerde de çiftçiler diyor ki, (Bu sene kuraklık nedeniyle bizim arpalar da kavruldu, buğday da eksik oldu. Zaten bir şey elde edemeyecektik.)

Çiftçinin cebine iki kat fazla para giriyor

Kanola ve aspir, ekim yapan çiftçinin cebine giren para açısından ne ifade ediyor?

Biz ürünü, alım garantisi ile ektirtiyoruz. Tohum veriyoruz, bilgi veriyoruz, gübrede yardımcı oluyoruz. Bazı fakir yerlerde mazot desteği de veriyoruz. Trakya, Samsun Bafra yöresindeki çiftçiler çok memnun. Alım fiyatlarımız da fevkalade iyi. Bu yıl ürünü çiftçiden 55 YKR’den aldık. 22 YKR de devlet teşvik veriyor. Çiftçimiz, kanola ektiği bu yerlere arpa yulaf ekseydi, bunun yarı parasını elde edecekti. Buğday satarsa kilogram bazında 40 YKR civarında para alıyor çiftçi, kanola satarsa bu 80 YKR’ye kadar çıkabiliyor. Tarımda, buğday ve arpada belirli bir arazi büyüklüğünde ne kadar ürün alınıyorsa, yağlı tohumda da aynı miktarda ürün alınıyor. Dolayısıyla önemli olan bu noktada satış fiyatı.

SAPINDAN BENZİN TOHUMUNDAN DİZEL

"Bu sistem çok iyi oldu. Hiç olmazsa insanlar biliyor ki, fosil yakıtlar tükenecek. Fosil yakıtlar da belirli güçlerin elinde. Ama insanımız biliyor ki, artık bunun alternatifi var. (Falanca ülke bize mazot vermezse, kendi mazotumuzu, kendi benzinimizi üretiriz) diye bir alternatifimiz var. Bana göre şuur altında toplumun bir rahatlaması da var. Petrol darboğazı önemi kaybediyor. Kanolanın sapından alkol ve benzin türevlerini elde ederim, yağında da mazot elde ederim. Başka alternatif yakıt arayışlarına girmeden, mevcut yakıtların alternatiflerini tarımdan elde etmiş olacağız."

VAKIF GİBİ ÇALIŞTIK

Çevresel Kimya A.Ş. olarak ektirdiğimiz alan ve aldığımız ürün olarak, biz bir numarayız. Bazı firmalar küçük çapta ekimler yaptırdılar ama, sonunda döndüler yine bize sattılar ürünlerini. Dolayısıyla kanolada Çevresel Kimya A.Ş. öncü ve çok büyük bir hamle yaptı. Ankara’da bir vakıf gibi çalıştık. İnsanlara, çiftçilere bilgi aktardık, her türlü desteği verdik. Bu bizim yüklendiğimiz bir misyon oldu. Biyodizel fabrikası kurarsak, mutfağa gidecek olan yağdan alacaktık. Ama bu yağ yine ithal olacaktı. Oysa Türkiye’de zaten yağ açığı var. Onun yerine biz üretim yapalım, ürünümüzü işleyelim dedik. Tarımdan başlayalım, sanayiye kadar götürelim. Düşündüğümüz ve planladığımız gibi de yaptık. Gayemiz, tohum üretimini büyütebilirsek, yağ sıkma tesislerini de Anadolu’nun belli yerlerine kurmak. Başarılamıza yenilerini ekleyerek, bu amacımıza kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum.

BİRLİKLERİN KADERİNDEN EGE RESTORANI’NA


Dilek GAPPİ
e-mail : dgappi@gozlemgazetesi.com.tr
Gözlem Gazetesi
16 Ekim 2007, Salı


Adı “Tarımda Reform Uygulama Projesi”ydi (TRUP) ama Türk tarımını iflasın eşiğine getirdi. IMF ve Dünya Bankası patentli proje, özellikle tarım satış kooperatifi ve birliklerini kördüğüme sürükledi.
Proje; Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri’nin 4 yılda yeniden yapılandırılmasını öngörüyordu. Bu amaçla 16 Haziran 2000’de “4572 Sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Yasası” çıkarıldı. Yasada, birliklerin 4 yılda yeniden yapılandırılması ve özerk bir yapıda yollarına devam etmeleri öngörülüyordu. 2000’den bu yana 7 yıl geçti.
Birliklerin çoğu şimdi reanimasyon ünitesinde eskisinden de umutsuz yatıyor.
Aralarında Tariş Zeytin ve Zeytinyağı gibi şirketleşerek kendine farklı yol çizmeyi başaranlar var ama sayı az, çok az.
****
2007 sonunda yeniden yapılanma süreci tamamlanacak. Bu süreci yönetmek üzere oluşturulan Yeniden Yapılandırma Kurulu’nun görev süresi bitecek ancak hâlâ bundan sonra ne olacağına yönelik bir açıklama yok.
Bu belirsiz süreçte ise yolda umut veren bir gelişme var.
Daha doğrusu bildiğimiz eski model, farklı şekilde yol almaya başladı.
AYMA, üretici kooperatiflerinin ürünlerini perakende pazarda satmak için Tariş tarafından 1947 yılında kuruldu.
Tam 65 yıl önce... Ancak kadro açısından birer siyasi çiftliğe dönüşen birliklerin hantal yapısı Ayma’yı da etkiledi, pasifleştirdi. Kaliteli üretime rağmen, birliklerin ürünleri piyasada kendine yer bulamadı, silik kaldı.
Şimdi karşımıza çıkan model ise devlet ve özel sektör tecrübesinin biraraya gelmesiyle oluşmuş bir satış politikası.
Üç yıl önce Tariş’in içinden yetişmiş, camiayı iyi bilen, ardından uzun süre özel sektör tecrübesi edinmiş Ruhkan Alkan Genel Müdürlüğe getirildi.
Ayma; Taskobirlik’in meyve sularını, Fiskobirlik’in iç fındık, fındık ezmesi gibi ürünlerini, Güneydoğubirlik’in Antep fıstığı ve kırmızı pul biberi ile Tariş’in üzüm ve incirinden deterjana, margarine, zeytinyağına, yumuşatıcısından sabuna, sirke- pekmez, kuru üzüme ve daha birçok ürününe kadar geniş ürün gamının markalı satış ve pazarlamasını yapıyor. Zeytin zeytin ezmesi, çay gibi ürünlerde de Ayma markalı fason üretim gerçekleştiriyor.
****
Birlikler için Ayma’nın yaptığı satışlar hayati önem taşıyor.
Avrupa ve Amerika’da üreticiye ciddi destekler verilirken Türkiye’de yaşam savaşı veren birlikler hâlâ üreticinin en sağlam dayanağı. Pamuk, üzüm, incir, ayçiçeği, fındık, zeytin ve zeytinyağı gibi 20’den fazla stratejik üründe piyasayı regüle etmede birliklerin inkar edilemez payı var.
Tariş’ten ayrıldıktan sonra Sabancı Holding’de de çalışan Alkan, omuzlarındaki yükün ağır olduğunun farkında. Ancak artık bazı kriterleri var. Öncelikli kriter geçmişin acısından hareketle alınmış; özerk çalışacak ve siyasi baskıdan uzak tutulacak. Pazarlama uzmanlarının yer aldığı ekibiyle gelen Alkan, öncelikle iç pazarı toparlamayı hedeflerken ihracatta da agresif davranmaya kararlı. Görüştüğümüz gün 10 konteyner Amerika’ya zeytinyağı ihracatı bağlantısı yapan Ayma, Çin’e de ilk ihracatını 1 ay içinde gerçekleştirmeyi planlıyor. Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan, Özbekistan’la önemli iş fırsatları sözkonusu.
Tariş’in zeytin ve zeytinyağına her yerde rastlıyorduk. Özerkliğini daha önce ilan eden Zeytin ve Zeytinyağı Birliği ile anlaşmalarını yapmışlar. Ayma zeytinyağını ise Ayma markasıyla ürettirecek. Genel Müdür Ruhkan Alkan’ın satışta iki yıl içinde rekorlar kıracaklarına inanırken, geçmişten bu yana ellerindeki 60 bin satış noktasına ve satış ağına güveniyor. 2006’da mağazalar projesini başlatan Ayma’nın, ilk etapta İzmir’de 4 mağazası açıldı, yıl sonuna kadar 7, 2008 sonuna kadar 20 mağazanın art arda açılması planlanıyor.
Ankara’daki mağazanın ise bir sürprizi olacak. Kentin girişinde hazırlanan 2 katlı mağazanın üst kısmında Ege yemeklerine özgü restoran yer alacak. Üstte Ege yemekleri, alt katta Ege ağırlıklı olarak doğrudan üreticiden sofraya, hiçbir kuşku duyulmadan üretilen toprağın kokusunu taşıyan ürünler bulunacak.
Anlattığımız hikayenin en önemli kısmı başı. Birliklerin toplam borcu göz önüne alındığında Ayma’nın satış stratejisi etkili olur mu meçhul, ama büyük önem taşıyacağı gerçek. Umudun 60 yıl sonra, yolun sonuna doğru karşımıza çıkması ise belki de hikayenin en trajik yanı.

1.Aydın Zeytin - Zeytinyağı Şenliği


29 Ekim-04 Kasım 2007 tarihleri arasında, ulusal basından 40 tanınmış gazeteci (köşe yazarı), Sayın Oğuz Satıcı, Sayın Kürşat Tüzmen, Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu ve pek çok bürokratın, milletvekilinin katılımıyla gerçekleşecek olan "1.Aydın Zeytin Zeytinyağı Şenliği" programı aşağıdaki şekildedir.

1.Aydın Zeytin Zeytinyağı Şenliği Programı

•29 -30- 31 Ekim 2007

08:30- 18:30 1.GrupTadım Uzmanı Yetiştirme Eğitimi/ Aydın Ticaret Borsası Gıda Kontrol Laboratuvarında

•01-02- 03 Kasım 2007

08:30- 18:30 2. GrupTadım Uzmanı Yetiştirme Eğitimi/ Aydın Ticaret Borsası Gıda Kontrol Laboratuvarında

•03 Kasım 2007 Cumartesi

08:45-09.15 Zeytin bahçesinde hasat
09:30-10:30 Nysa Antik Tiyatroda kahvaltı ve zeytinyağı tadımı
10:45-11:15 Nysa Antik kent gezisi
11:30-12:00 Nysa Zeytinyağı fabrikası yağ sıkımı
12:30 - 14:00 Öğle yemeği
14:15-15:00 Hakkıusta Oğulları fabrika ziyareti
15:15 Aydın Ticaret Borsası’na varış
15:30-18:30 Aydın Ticaret Borsası Konferans SalonundaPanel ve sertifika töreni
20:00 Nysa Otel'de Gala yemeği

•04 Kasım 2007 Pazar

09:30-10:30 Atay Holding zeytin plantasyonu ve damlama sulama projesi gezisi
11:00-12:00 Cihanoğlu Külliyesi –Tralles ziyaretleri
12:00-14:00 Tralles Antik Kent zeytin bahçesinde şenlik kutlamaları ve yöresel yemek ziyafeti ve zeytinyağı tadımı
14:00 Kapanış


Zeytin Zeytinyağı Sektör Kitapçığı Basılacak

29 Ekim-03 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan 1.Aydın Zeytin Zeytinyağı Şenliği kapsamında Zeytin Zeytinyağı Sektör Kitapçığı basılacaktır. Bu kitapçığın içeriğinde zeytinyağı tadım kriterleri, tadım yöntemleri, zeytinyağı kalitesini etkileyen faktörler v.b. bilgiler ile sektörde faaliyet gösteren firmalarımız yer alacaktır.Kitapçığın asıl basım amacı zeytin ve zeytinyağı sektöründe faaliyet gösteren tüm firma, kurum ve tedarikçilerin bilgilerinin bir arada toplanarak sektöre dağıtılması yönündedir.

Kitapçık şenlik süresince Türkiye’nin dört bir yanından gelen tadımcılar ve çeşitli firmalara dağıtılacaktır. Ayrıca Z&Z Dergisinin Kasım Ayı sayısıyla birlikte dağıtımı yapılacak olup 17-18-19 Nisan tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek olan Anatolive 2008 fuarında da dağıtılacaktır.

8 Ayda 17 Bin Ton Zeytinyağı Tüketildi


16.10.2007
Kaynak : haberler.com


DÜNYADA sağlıklı ürünler sıralamasında adı ilk sıralarda yer alan zeytinyağında, yıllardır iç tüketimini artıramayan Türkiye, son dönemde önemli bir mesafe katetti.

Zeytinyağı ürünlerinin market satışları yüzde 21.7 artarken, en doğal tüketim çeşidi olan sızma zeytinyağında tüketim yüzde 37 arttı. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin yaptığı piyasa araştırmasından derlenen bilgilere göre, marketlerde satılan zeytinyağı miktarında ocak-ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21.7 artış yaşandı. Her yıl ortalama 20 bin ton seviyesinde olan satış 8 ayda 17 bin tona ulaştı. Zeytinyağında özellikle bilinçli tüketicinin tercihi olan ve ürünün en doğal hali olarak gösterilen sızma zeytinyağı tüketimindeki artış dikkat çekti. Sızma zeytinyağı satışları, geçen yıla göre yüzde 36.9 oranında arttı.

Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Çetin: 20 yıldır uğraştığımız kültür yerleşiyor


Dünya
16/10/2007


İZMİR - Zeytinyağında, yıllardır iç tüketimini artıramayan Türkiye, son dönemde önemli bir mesafe katetti. Devletin zeytinyağına sağladığı desteklerle birlikte ağaç sayısındaki hızlı artışa parelel, zeytinyağı ürünlerinin market satışlarında yüzde 21.7 artış yaşandı. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin yaptığı piyasa araştırmasına göre, marketlerde satılan zeytinyağı miktarında ocak-ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21.7 artış yaşandı. Her yıl ortalama 20 bin ton seviyesinde olan satış 8 ayda 17 bin tona ulaştı.
Zeytinyağında özellikle bilinçli tüketicinin tercihi olan ve ürünün en doğal hali olarak gösterilen sızma zeytinyağı tüketimindeki artış dikkat çekti. Sızma zeytinyağı satışları, geçen yıla göre yüzde 36.9 oranında arttı. Riviera zeytinyağı satışı da yüzde 12.5 büyürken, sağlık değerlerinin daha düşük olduğu rafine zeytinyağında tüketim yüzde 9.3 geriledi.

Markalaşma satışı artırdı

Yıllık yaklaşık 120 bin ton üretimin yapıldığı zeytinyağında 70 bin ton civarındaki miktarın iç piyasada tüketildiği tahmin ediliyor. Bu miktar içinden ancak 20-25 bin tonluk kısmı marketlerde satılıyor.

Marketlerde son dönemde değişik zeytinyağı markalarının boy gösterdiği dikkat çekiyor. Yapılan araştırmaya göre, Ağustos ayı sonunda pazarda Komili yüzde 27.9 ile lider olurken, Tariş yüzde 22.6 ile ikinci oldu. Kristal yüzde 13.3 ve Kırlangıç markaları da yüzde 5.4 paya sahip. Ölçümlenebilen verilere göre, 50'yi aşkın markanın bulunduğu diğer markaların payının ise yüzde 17.8 olduğu tahmin ediliyor.

Çetin: Her yeni marka pazarı büyütüyor

Rakamlarla ilgili değerlendirme yapan Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, 20 yıldır Türkiye'de zeytinyağı kültürünü yerleştirmeye çaba gösterdiklerini, son dönemde sağlıklı gıda tüketiminde artan bilinçle birlikte zeytinyağının da yıldızının parladığını ifade etti.

Zeytinyağının diğer yağlara göre daha pahalı bir ürün olması nedeniyle kişi başına gelirle de doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Çetin, şöyle konuştu: "Zeytinyağında 20 yıldır yerleştirmeye uğraştığımız kültür gelişiyer. Bunu sevinçle izliyoruz. Artık bu ürünün tüketiminin önünde hiç bir engel yok. Katlanarak artacak. Pazara giren her yeni markayla pazar da büyüyor. Tariş olarak ihracattan önce iç tüketimin artmasını hedefliyoruz. İç tüketimde artış haberlerine ihracattan daha çok seviniyoruz."


"Zeytinyağında iç tüketim destekle artar"

Türkiye'deki zeytinyağı fiyatlarının Avrupa ülkelerinin oldukça üzerinde olduğuna işaret eden Boltaç Zeytinyağları'nın sahibi Sadık Boltaç, "AB ülkelerinde zeytinyağı fiyatının düşük olmasının sebebi devlet tarafından desteklenmesi. Türkiye'de de zeytinyağı devlet tarafından desteklenirse hem iç tüketim artar hem de ihracata yönelim fazlalaşır" diye konuştu.

Tarsus'ta 1928 yılından bu yana 5 kuşaktır zeytinyağı üretimi yapan Boltaç Zeytinyağları sahibi Sadık Boltaç, Türkiye'deki zeytinyağı fiyatlarının Avrupa ülkelerinin oldukça üzerinde olduğuna işaret ederek, "Örneğin İspanya'da zeytinyağının litresi 2 bin 100 Euro iken Türkiye'de 2 bin 600 Euro. AB ülkelerinde fiyatların düşük olma sebebi ise devlet tarafından desteklenmesi" diye konuştu. Boltaç, Türkiye'de de zeytinyağının devlet tarafından desteklenmesi halinde üretimin artacağını ve fiyatların düşeceğini vurguladı.

Bu yıl yağlık zeytin rekoltesinde yüzde 50'lere varan düşüş yaşanmasını beklediklerine dikkat çeken Boltaç, "Zeytin olmaması halinde zeytinyağı fiyatlarının artacağı düşünülebilir ancak böyle değil çünkü geçen yıldan üreticinin elinde 80 bin ton civarında zeytinyağı stoku var. Zeytinyağı, fiyatlar yüksek olunca tüketilmeyen bir ürün, ancak bu yıl hem geçen yılın stoğu hem de bu yılın üretimi eklenince ürün miktarının artmasını, böylece fiyatların da daha çok düşüp tüketimin de buna paralel olarak artmasını bekliyoruz."

Sunday, October 14, 2007

Yabancılar, 'İlk El'den zeytinyağını seviyor


Tariş'in, butik mağazaları Ta-Ze'lerin sayısı artarken en çok ilgiyi 'İlk El' ve 'Erkence' zeytinyağlarıyla, el-vücut losyonu, şampuan gibi ürünler görüyor

Radikal
13/10/2007

DHA - İZMİR - Avrupalı Zeytinyağında 'İlk El' ve 'Erkence'yi sevdi, Tariş'in yurtdışındaki hedefleri büyüdü. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Ta-Ze adı altında yurtdışında açtığı butik mağazalarının sayısı dörde çıkarken, mağazalarda zeytin ve zeytinyağlarının yanı sıra lifli sabunlar ile kişisel bakım ürünleri de büyük ilgi görüyor. Tariş'in, ABD, Kanada ve Almanya'da mağazaları bulunuyor.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Ta-Ze adı altında yurtdışında açtığı mağazalarda en çok 'İlk El' ve 'Erkence' markalı zeytinyağları satılıyor. Kentlerin en işlek caddelerindeki alışveriş merkezlerinde 50 metrekare büyüklüğünde açılan butik mağazalarda zeytinyağı başta olmak üzere, zeytin, gurme ürünler, kişisel bakım ürünleri, aksesuvarlar ve kitaplar olmak üzere 300 ürün satışa sunuluyor.

ABD'liler lifli sabun seviyor
Mağazalarda Milas zeytinlerinden yapılan 'İlk El', Tepeköy zeytinlerinden yapılan 'Erkence' ile Havran zeytinlerinden yapılan 'İncecik' markalı zeytinyağlarının ardından organik zeytinyağları en fazla ilgiyi görüyor.
ABD'de en fazla İlk El, Eskisi Gibi, Kidonia, Erkence ve kooperatif yağlarından Milas, Edremit, Ayvalık, Ezine yağları satılıyor. Bunun dışında palamut kırma zeytinle badem ve domates dolgulu zeytinler ABD'deki sofralarda yerini alıyor. Lifli sabunlar ve kişisel bakım ürünleri ABD'lilerin tercihi oluyor. Kanada'daki Toronto ve Montreal mağazalarında İncecik, Erkence ile aromalı yağlar satışta başı çekerken, zeytinlerde yine badem ve domates dolgulu ürünler isteniyor.
Düsseldorf mağazasında da en fazla ilgiyi İlk El, Erkence, İncecik ve kooperatif yağları gördü. Mağazalarda gurme ürünlerden doğal deniz tuzu, nar ekşisi, soslar, deniz börülcesi, turp otu, şevketi bostan, sütotu satılıyor. El ve vücut losyonu ile zeytinyağlı şampuan ve saç bakım yağı ve sabunlar en çok satılan ürünler arasında.

Dünyanın en pahalı zeytinyağı Türkiye'de


Ali Rıza Karasu
Zaman
14 Ekim 2007, Pazar


Üretici ülkeler arasında en pahalı zeytinyağı Türkiye'de tüketiliyor. Üretimde dünyanın bir numarası İspanya'da tonu 2 bin 350 Euro olan (1. asit) zeytinyağı, İtalya'da 2 bin 300, Suriye'de 2 bin 150 Euro'dan satılıyor.

Aynı yağın Türkiye'deki fiyatı ise 2 bin 700 ile 2 bin 830 Euro arasında değişiyor. Türkiye, üretici fiyatlarında olduğu gibi, market fiyatlarında da en pahalı ülke. İspanya'da market fiyatı 6,3 yeni lira olan sızma yağın eşdeğeri Türkiye'de 10,4 ila 12,5 YTL'den tüketiliyor. Bu durumun sektördeki yanlış politikalardan kaynaklandığı öne sürülüyor. TARİŞ, fiyatların yüksek seyretmesi için ithalat yasağının sürmesini istiyor. İhracatçılar ise 'sırtını devlete dayayarak' alım yapmanın serbest piyasa koşullarına aykırı olduğunu savunuyor.

Dünyada fiyatlar aşağıya doğru giderken Türkiye'de tam tersi yaşanıyor. Fiyatların dünya ortalamasının üzerine çıkması ihracatı da olumsuz etkiledi. İhracat bir önceki var sezonuna (2004-2005) göre yüzde 50 geriledi. Var sezonunda 93 bin ton olan Türkiye'nin zeytinyağı ihracatının, bu sezon 45 bin tona gerilemesi bekleniyor. Sektörde gözler, kasım ayında başlayacak yeni sezona çevrildi. Aşırı sıcaklar ve kuraklık, üretimi fazla etkilemedi. Rekolte yüksek bekleniyor. İzmir Ticaret Borsası'nın rekolte tahmini 72 bin ton, ihracatçıların ise 84 bin ton civarında. Gelecek yıl stokla birlikte Türkiye'nin elinde 130-150 bin ton arasında zeytinyağı olacak. Sektör temsilcileri, bu rakamın ihracat ve iç piyasaya yeteceğine dikkat çekiyor. Kutulu ihracata Türkiye'ye yüksek gümrük uygulayan İspanya ve İtalya, bu sezon dökme alımlarını da yüzde 50'nin üzerinde düşürdü. İhracatın düşmesi fiyatların dünya piyasalarına göre yüksek olmasına bağlıyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri Başkanı Ali Nedim Güreli, "Dünyanın en pahalısı bizde olunca alıcı tabii ki ucuz ülkeye gider." diyor. Güreli, Türkiye'de fiyatların dünya ortalamasının üzerinde olmasını zeytinyağının tefecinin eline geçmesine bağlıyor. Sezon başında verilen "Yok yılındayız, fiyatlar iki üç kat artar. Ürününüzü satmayın." demeçleriyle sektörle hiç ilgisi olmayan kişilerin alım yaptığını vurguluyor. Güreli, zeytinyağı iç pazarını 4-5 firmanın kontrol ettiğini vurguluyor. "İtalya'nın en ünlü markası Bertoli zeytinyağının kilosu 4,5 Euro'dan satılırken, Türk halkı zeytinyağına 9 Euro ödüyor." diyen Ali Nedim Güreli, "Pazar dört beş firmanın elinde olunca fiyatı istediği gibi belirliyorlar. Çiftçiden kilosunu 5 yeni liradan alıp raflarda 10 yeni liraya satarak kurdukları saadet zinciri devam etsin isteniyor." eleştirisinde bulunuyor. Birliklerin sırtını devlete dayayarak alım yapmasını eleştiren Güreli, "Trilyonlarca lirayı batırmalarına rağmen yöneticilerinden hesap sorulmuyor. Benden alınan vergiyle benim rakibimin borçları siliniyor. Kooperatiflerden çok daha fazla ihracat yapan firmalar batarken borçları silinmedi." açıklamasını yapıyor. Zeytinyağında ABD, Kanada, Japonya ve Güney Kore gibi pazarların kaybedilmeye başlandığı uyarısında bulunuyor.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Hakan Özdolgun ise zeytinyağının Türkiye'de İspanya'dan ton başına 400-500 dolar daha pahalıya satıldığını savunuyor. Birlik Yönetim Kurulu Üyesi Muhittin Ekiz de, Türk zeytinyağını markalı ihraç etmek için önemli teşvikler verildiğini, bunun sayesinde ambalajlı Türk zeytinyağının dış pazarlardan pay almayı başardığını vurguluyor. Ekiz, ihracatın devamı için ucuz zeytinyağı ithalatına izin verilmesini istiyor. TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, ithalata izin verilmesinin ülke menfaatine olmadığını savunuyor. İhracatçıların talebini fiyatları aşağı çekmeye yönelik bulan Çetin, üreticinin fiyat artar beklentisiyle stokta kalmayı tercih ettiğini dile getiriyor.

Ülke - Ton fiyatı (Euro*)

İspanya: 2.275

Suriye: 2.100

Türkiye: 2.650

İtalya: 2.300

*2 asit zeytinyağı fiyatı

Ülke - Ton fiyatı (Euro**)

İspanya: 2.350

Suriye: 2.150

Türkiye: 2.831

İtalya: 2.30

**1 asit zeytinyağı fiyatı 9 Ekim itibarıyla

Domat yerine Gemlik zeytini diken yakında ağlayacak


Güngör Uras
guras@milliyet.com.tr

Milliyet
14 Ekim 2007 / Pazar

İyi haber şu: İnsanlarımız zeytin ağacı dikmeye başladı. 90 milyon ağaçtan 130 milyon ağaca eriştik. Kötü haber şu: Zeytin ağacı dikenler, "domat" ve "uslu" zeytin yerine "Gemlik" türü ağaç dikiyor.
İhracatta talep "domat" türü zeytine, ama "Gemlik" türü ağaç dikmek hem daha ucuz hem daha erken ürün elde ediliyor. İşte bunun için de dikilmeyecek yerlere "Gemlik" türü zeytin ağacı dikiliyor. Çok yakında "ürün fazlası piyasaya dökülünce, zeytinciler destek isteyecek."
Bu gibi yanlışları daha başlangıçta önlemek gerekir. Zaman geçince ağacı sökmek de güç, piyasaya dökülen zeytine alıcı bulmak da zor.
Var yılında 1 milyon 600 bin ton zeytin ürünü elde ediliyor. (Yok yılında bu rakam yarıya düşüyor). Üretimin 300 bin tonu sofralık zeytin olarak, kalanı yağ çıkarmada değerlendiriliyor.

İhracat için "domat"
Var yılında 1 milyon 300 bin ton zeytinden 180-200 bin ton yağ çıkarılıyor. Bunun 40-50 bin tonu ihraç ediliyor.
Bizde yeşil zeytinin, yurtdışında ise bizim sofralık zeytinimizin talebi yok. Bizim ihraç ettiğimiz sofralık zeytinleri genelde yurtdışındaki Türkler yiyor.
Yıllık sofralık zeytin ihracatımız (var yılında) 45-50 bin ton. Bunun sadece 8 bin tonu domat ve uslu denilen yeşil zeytin.
Batı ülkelerinde domat (yeşil zeytin) kokteyllerde, pizza üretiminde tüketiliyor.
Tarım konularını çok iyi izleyen gazeteci dostum Ali Ekber Yıldırım'dan öğrendiğime göre, son yıllarda başta Akhisar olmak üzere Ege Bölgesi genelinde, Marmara Bölgesi, Antakya, Nizip ve çevre bölgelerde zeytin dikim alanları hızla gelişiyor. 100 Gemlik fidanından en az 60-70'i tutuyor. 3 yılda ilk ürün alınıyor, 5'inci yıl verim başlıyor.

"Gemlik" türü olmuyor
Halbuki domat ve uslu türü yeşil zeytinde dikilen 100 fidanın 25-30'u tutuyor. Bakımı eziyetli. Verim daha uzun sürede alınabiliyor.
Ege İhracatçı Birlikleri'nin verilerine göre, 1 Ekim 2006-30 Eylül 2007 arasında 8.378 ton yeşil zeytin, 44.302 ton siyah zeytin ihraç edildi. Toplam 60 milyon dolar gelir sağlandı. Yeşil zeytinin kilosu ortalama 1.72 dolardan, siyah zeytinin kilosu 1.02 dolardan alıcı buldu.
Türkiye'de Gemlik zeytini türü sofralık zeytin bolluğu varken yeşil zeytin (domat ve uslu) türü zeytin yeterli miktarda üretilmediğinden zaman zaman ihracatçılar "ihraç kaydı ile yeşil zeytin ithali" için istiyor.
İş işten geçmeden Tarım Bakanlığı'nın iyi niyetli üreticileri uyarması, bundan sonra Gemlik türü zeytin ağacı dikmek yerine domat ve uslu türü zeytin ağacı dikimini teşvik etmesi gerekiyor... Gerekiyor da... Bunu yapan yok... Biz yazıyoruz... O kadar...

...

Murat Özçakır'ın açıklaması :

Sayın Uras

Öncelikle zeytin konusunda ki yazınızı ilgiyle okudum. Sizin zeytinciliğin sorunlarını irdeleyen yazlar yazmanız biz zeytin gönüllülerini çok sevindirmiştir. Yazınızda belirtiğiniz konu ülke zeytinciliği acısından çok önemli ve de genelde bakıldığında doğrudur. Yalnız ayrıntıda size aktaran bilgi kaynağından kaynaklanan1-2 konuya açıklama getirmek istiyorum.
"100 Gemlik fidanından en az 60-70'i tutuyor. 3 yılda ilk ürün alınıyor" Bu ifade okunduğunda sanki araziye dikildiğinde dikilen fidanın % 60-70 tutuyor "domat ve uslu türü yeşil zeytinde dikilen 100 fidanın 25-30'u tutuyor. Bakımı eziyetli. Verim daha uzun sürede alınabiliyor." ifadesi de aynı anlamı taşıyor gibi geliyor. Ancak burada anlatılmak istenen çeşitlerin fidan üretiminde karşılaşılan farklılıklar anlatılmak istenmiştir.
Konuyu kısaca açmak gerekirse; Zeytin fidanı iki şekilde üretilir :
1- Çelikle ;çelik zeytin ağaçları üzerinde bulunan 1 yıllık sürgünlerin 20-25 cm uzunluğunda kesilip hormanlanarak özel köklendirme ortamlarında nem ve sıcaklık verilerek köklendirilmesidir. İlke olarak bir çiçek dalının koparılarak toprak içine sokulmasından farkı yoktur. Ancak zeytin çeşitleri bu üretim şekline farklı tepki gösterir.Örneğin gemlik ve manzanilla çeşidinde % 80-90 köklenme sağlanırken, Ayvalık çeşidin de % 40 köklenme sağlamak başarıdır. Domat,memecikve uslu gibi çeşitlerde ise % 5 - 10 ancak köklenme sağlanır.Köklenme ortamına koyulduktan sonra 18 ay içersindede en geç satışa fidanlar sunulabilir.
2- Aşı ile üretim: Bu üretim şekli çelikle zor köklenen çeşitlerde uygulanır. Zeytin tohumları çimlenme yastıklarına ekilerek çimlendirilir. Burada çıkan çöğürler torbalara alınarak 2 yıl aşı kalınlığına gelmesi için bakım işleri yapılırdaha sonra hepsi tek tek aşılanır. 1 veya 2 yıl daha bakım yapılır ve daha sonra gerekli büyüklüğü geldiğinde satışa sunulur. Yani yaklaşık olarak bir fidanın satışa sunulması yaklaşık olarak 4 yıl alır.

Yukarıda sayılan nedenlerle kolay üretilebildiği ve ayrıca kendi ekolojisinde (Gemlik Mudanya,Orhangazi ve cevresinde) iyi gelir getirdiği için son yıllarda dikimi yapılan fidanların % 80-85 gemlik çeşidinden oluşmaktadır.

Yazınızda belirtiğiniz diğer konu olan Tarım Bakanlığının iyi niyetli üreticileri uyarması ve teşvik konusunda ise, tüm çeşitlerin dikiminde eşit olarak uygulanan teşvik miktarı 2007 yılında farklılaştırılmış gemlik çeşidi için dekar başına 45 ytl , diğer çeşitler için 250 ytl olarak yani 5 misli olarak uygulanmaya başlamıştır. Bu da gemlik çeşidinin dikimini azaltmıştır.

Saygılarımla

Murat KÜÇÜKÇAKIR