Monday, November 30, 2009

ZZTK, ÇİNLİLERE TÜRK ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞINI YEDİRMEYE KARARLI

28 Kasım 2009,C.Tesi

Önümüzdeki 4-5 yıllık süreçte 650 bin tonluk üretimle dünyada ikinci büyük zeytin ve zeytinyağı üreticisi olmayı hedefleyen Türkiye, zeytin ve zeytinyağını pazarlamada aktif bir çalışma yürütüyor. Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, hedef ülke olarak belirlediği Çin’de 18-20 Kasım 2009 tarihleri arasında Şangay’da yapılan Food And Hotel China 2009 Yiyecek&İçecek Fuarı’na katıldı. ZZTK’nın hedefi şu anda yıllık 2.6 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihraç ettiğimiz Çin’e ihracatı kısa sürede 3-5 kat arttırmak.

Türkiye, 2000 yılında sahip olduğu 90 milyon zeytin ağacı varlığını, 2009 yılı sonunda 160 milyona ulaştırdı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın zeytinciliğe verdiği teşvik sayesinde birçok üretici farklı ürünlerden zeytine yöneldi. 2009/2010 sezonunda 170 bin ton civarında zeytinyağı, 400 bin ton civarında sofralık zeytin üretimi bekleyen Türkiye, önümüzdeki kısa vadede 650 bin ton zeytinyağı üretmeyi hedefliyor. Üretim artışı sonrasında üreticinin ürününün yok pahasına gitmemesi için Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından ortaklaşa 2007 yılında Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi kuruldu. ZZTK, dış piyasa ağırlıklı tanıtım çalışmalarına aralık vermeden devam ediyor.

ZZTK’nın Food And Hotel China 2009 Yiyecek&İçecek Fuarı’na Türkiye Milli katılım organizasyonu dahilinde katıldığını belirten ZZTK Yönetim Kurulu Üyesi M. Kadri Gündeş, fuara 60 ülkeden toplam 825 şirketin katıldığını, 27 ülkenin de milli pavyonunun bulunduğunu söyledi.
ZZTK standında Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin imaj ve endüstriyel tanıtım filmlerini izlettirdiklerini anlatan Gündeş, “Standımızda Çin ve Uzakdoğu ülkelerinden gelen fuar ziyaretçilerine Türk zeytin ve zeytinyağının tadımını yaptırdık. Diğer tanıtım materyalleri ile birlikte standımız, ziyaretçiler tarafından büyük beğeni topladı. ZZTK standı, gerek Çin’den gerekse Hong Kong, Japonya gibi diğer Asya ülkelerinden gelen ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bir stand oldu” diye konuştu.
ZZTK olarak, Çin pazarını hedef Pazar olarak belirlediklerini ve bu pazarda Türk zeytin ve zeytinyağının tanınırlığını arttırmak için etkinliklerine devam edeceklerini kaydeden Gündeş şöyle konuştu; “2010 yılı Mayıs ayında başlayacak Expo 2010 da dahil olmak üzere tanıtım faaliyetlerimize devam edeceğiz. Çin’de düzenlenecek fuarlara katılmayı sürdüreceğiz. Amacımız Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatında Çin’in en önde ülkelerden birisi olmasını sağlamaktır.”

TÜRKİYE ÇİN’E NE KADAR ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRAÇ EDİYOR?

Çin, Türkiye’nin en fazla dış ticaret açığı verdiği ülkelerin başında geliyor. Türkiye Çin’e karşı 12 milyar dolar seviyesinde dış ticaret açığı veriyor. Bu açıdan baktığımızda ülkemize her zaman net döviz girdisi sağlayan zeytin ve zeytinyağı sektörü, Türkiye’nin Çin’e karşı verdiği dış ticaret açığını azaltma şansına sahip bir sektör. Bugün için Türkiye Çin'e yaklaşık 2.6 milyon dolar civarında zeytin ve zeytinyağı ihraç etmekte olup, Çin'in bu konudaki ithalatından yüzde 5 seviyesinde pay almaktadır. ZZTK, şu anda İtalyan ve İspanyolların hakimiyetindeki pazarda yapacağı çalışmalarla payımızı arttırmayı hedefliyor.

Tablo 1: Çin’in Zeytinyağı İthalatı (2008)

Ülke Adı Miktar (kg) Değer ($)
İspanya 4.261.621 20.999.801
İtalya 3.263.207 15.617.490
Yunanistan 1.261.493 5.186.215
Türkiye 776.070 3.230.694
Avustralya 417.112 2.612.955
Toplam 10.179.275 48.592.736

Tablo 2: Çin’in Zeytinyağı İthalatı (2009 ilk 9 ay)

Ülke Adı Miktar (kg) Değer ($)
İspanya 3.774.586 14.798.991
İtalya 3.106.204 10.677.336
Yunanistan 842.330 3.052.468
Türkiye 408.544 1.525.851
Avustralya 354.389 1.943.819
Toplam 8.960.078 33.870.108

Sunday, November 29, 2009

"Türkiye'nin zeytinyağı çeşitliliği çok zengin"

Cumhuriyet
27 Kasım 2009,Cuma


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Emin Yılmaz, Türkiye'nin zeytinyağı çeşitliliği açısından oldukça zengin olduğunu bildirdi.

Çanakkale- Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Emin Yılmaz, yaptığı açıklamada, 2005 yılında gerçekleştirdikleri TÜBİTAK projesi kapsamında, Çanakkale ve ilçelerinde üretilen zeytinyağlarından örnekler aldıklarını söyledi. Bu yağları, laboratuvarda, temel, fiziksel ve kimyasal özellikleri açısından test ettiklerini belirten Yılmaz, aynı zamanda tüketici testi yaptıklarını ve yağların tüketicilerin tercihleri arasında bir farklılığı olup olmadığına baktıklarını kaydetti.
Genel olarak, o dönemde farklı özellikler gösteren ürünlerin çıktığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
''Bazı bölgelerin yağları diğerlerinden daha kaliteliydi. Tabi burada bir sürü faktör var. Yağın elde edildiği işleme yönteminden tutun, hasat zamanından, hasat şeklinden, depolama koşullarına kadar. Biz, bir sezonun ürünlerini alarak analiz yaptık. Maksat coğrafya farklılıklarının etkisini görmekti. Buna ilişkin analizler yaptık. Genel olarak bölgenin yağları, küçük farklılıklar olmakla beraber benzer özellikler taşıyor.
Buna ilişkin çalışma yaparak, Kilis, Antalya, Muğla, İzmir, Aydın, Edremit, Gönen ve Balıkesir'den yağ örnekleri aldık. Onları da benzer bir çalışmayla gruplamaya tabi tuttuk. Çanakkale ile Edremit Körfezi'nin yağları birbirine benzer karakterde çıktı. Güneydoğu Anadolu ve Antalya bölgesinin yağları ise birbirinden oldukça farklı çıktı.''
Doç. Dr. Emin Yılmaz, zeytinyağlarında farklı lezzet profillerinin ve özelliklerinin olmasının, aslında ticaret açısından iyi bir şey olduğunu belirterek, ''Dünyada farklı beklentileri olan tüketiciler var. Örneğin Amerikalı tüketici daha düz, az renkli, doğal zeytinyağı severken, Avrupa'nın özellikle güneyindeki tüketici daha aromatik, renkli ve kokusu belirgin yağları, Araplar ise daha keskin ve yakıcı yağları tercih ediyor'' dedi.
Zeytinyağını dünya pazarlarına açmak için, hedef marketlerde, tüketicilerin beklentilerine yönelik çalışmalar yapılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:
''Diyelim ki ürünü Japonya'da pazarlayacaksınız. Zeytinyağı Japonya'da üretilmeyen bir ürün. Oradaki tüketici bunu bilmiyor. Öncelikle bunun sağlık açısından faydalarını, lezzet özelliklerini belirterek, tanıtım yaparsınız. Oradaki tüketiciye farklı özelliklerdeki yağları sunabilirsiniz. Tüketicinin yoğun olarak neye yöneldiğini bilirseniz, o markete o ürünle girdiğinizde başarılı olma şansınız yüksek olur.
Türkiye zeytinyağı çeşitliliği açısından oldukça zengin. Zeytinyağlarımız iyi bir kaliteye sahip. Biz yaklaşık 4 yıl önce depolanmış yağlarda sorun gördük. Yağlar, paslanmaz çelik tanklar yerine, plastik büyük bidonlarda depolanıyordu. Bunlarda yağ bir kaç kaldığı zaman, etkileşim sonucu plastik kokusu sinebiliyor ve önemli derecede kalite kayıpları oluyordu.
Fakat sektör para kazanmaya başladıkça yatırım da yapmaya başladı ve plastik bidonların yerini günümüzde çoğunlukla paslanmaz çelik tanklar aldı ve azot gazı kullanılmaya başladı. Böylece kalite de arttı.''

Thursday, November 19, 2009

DESTEKLEME PRİMİ ÖDEMESİ UYGULAMA TEBLİĞİ

19 Kasım 2009 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 27411


TEBLİĞ

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:
2009 YILI ÜRÜNÜ KÜTLÜ PAMUK, YAĞLIK AYÇİÇEĞİ, SOYA FASULYESİ,
KANOLA, DANE MISIR, ASPİR VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNE
DESTEKLEME PRİMİ ÖDENMESİNE İLİŞKİN BAKANLAR
KURULU KARARI UYGULAMA TEBLİĞİ

(TEBLİĞ NO: 2009/58)

Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 2009 yılı ürünü kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir ve zeytinyağı üreterek satışını yapan üreticilere destekleme primi ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ 29/7/2007 tarihli ve 26597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007-2011 Döneminde Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır, Aspir ve Zeytinyağı Üreticilerine Destekleme Primi Ödenmesine Dair 2007/12415 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı esas alınarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde yer alan;
a) Banka: T.C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi’ni,
b) Bakanlık: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nı,
c) Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği: Sağlıklı tarım politikalarının oluşturulması için kurulan Çiftçi Kayıt Sisteminin güncellenmesi, geliştirilmesi ve tarımsal ürünlerin denetlenebilir, izlenebilir bir şekilde yürütülmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülen Yönetmeliği,
ç) ÇKS: Çiftçi Kayıt Sistemini,
d) İl Komisyonu: Vali veya görevlendireceği Vali Yardımcısı başkanlığında; Bakanlık, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Ziraat Odaları Birliği, Sanayi Odalarının ildeki temsilcileri ile bulunan yerlerde Ticaret Borsası temsilcisinden oluşturulan komisyonu,
e) İlçe Komisyonu: Kaymakam başkanlığında; Bakanlık, Maliye Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve İlçe Ziraat Odası temsilcilerinden oluşturulan komisyonu,
f) Kararname: 2007-2011 Döneminde Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır, Aspir ve Zeytinyağı Üreticilerine Destekleme Primi Ödenmesine Dair 29/7/2007 tarihli ve 2007/12415 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nı,
g) Prim veya destekleme primi: Kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir ve zeytinyağı üreticilerine Kararname uyarınca yapılacak ödemeyi,
ğ) Prim kayıt formu: Başvuru sahibi üreticiye ait özlük, prime esas üretim, verim, tohumluk, ürün satış bilgileri ve prime esas değerlendirmenin yer aldığı sistemden alınacak belgeyi,
h) Sertifikalı tohumluk: Yurt içinde üretilip, sertifikalandırılan elit, orijinal ve sertifikalı kademedeki tohumluğu,
ı) Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu: Tarım Kanunu’nun 17 nci maddesi ile verilen görevleri yerine getirmek üzere oluşturulan Kurulu,
i) Tasiriye faturası: Maliye Bakanlığı tarafından bastırılan, müteselsil seri ve sıra numarası taşıyan, vergi dairesine kayıtlı gerçek ve tüzel kişi niteliğindeki zeytin sıkma tesislerince üreticiden teslim alınan zeytinin sıkma bedeli karşılığında düzenlenen ve üreticinin adı soyadı, açık adresi (bağlı olduğu il, ilçe ve köyünü gösterir şekilde), üretici tarafından getirilen zeytinin kilosu, cinsi ve elde edilen yağ miktarını gösterir faturayı,
j) Tohumluk sertifikası: Tohumluğun sınıf ve kademesini belirten, Bakanlık tarafından görevlendirilmiş sertifikasyon kuruluşlarınca düzenlenen belgeyi,
k) Üretici: 2009 yılında çiftçi kayıt sisteminde özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olan ve bu arazilerinde prime esas ürünleri ürettiği il/ilçe tarım müdürlüklerince tespit edilen gerçek ve tüzel (kamu tüzel kişilikleri hariç) kişileri,
ifade eder.

Destekleme primi uygulama alanı, ödeme esasları, ödeme yer ve zamanı, ödeme şekli

MADDE 4 – (1) Alım satım işlemlerinin belirlenen usul ve esaslara uygun gerçekleşmesi koşuluyla; kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir ve zeytinyağı (ham rafinajlık veya natürel) üreticileri ile bu ürünlerin tohumluk üretici kuruluşları (Bakanlıkta kayıtlı) ile sözleşmeli üretim yapan üreticiler de prim ödemelerinden yararlanır.
(2) Üreticiler tarafından üretilen ve kamu kuruluşlarına yapılan kütlü pamuk teslimatları için bu Tebliğin 6 ncı maddesinde belirtilen belgelerin düzenlenmesi kaydıyla prim ödenir. Kamu kuruluşlarına tüccar tarafından yapılan satış ve teslimatlarda kütlü pamuk teslimat belgesi, tüccarın üreticiden yaptığı alım miktarları ile uyumlu bir şekilde her bir üretici adına ayrı ayrı düzenlenir. Bu belge tüccar tarafından üreticiye teslim edilir.
(3) Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu tarafından, 2009 yılı ürünü destekleme primi miktarları kilogram başına; kütlü pamuk için 35 Kr (sertifikalı tohumluk kullanımında 42 Kr), yağlık ayçiçeği için 21 Kr, soya fasulyesi için 23 Kr (sertifikalı tohumluk kullanımında 27,5 Kr), kanola için 23 Kr, dane mısır için 4 Kr, aspir için 25 Kr ve zeytinyağı için 25 Kr olarak belirlenmiştir.
(4) Üreticiler, bu Tebliğin 6 ncı maddesinde istenen belgeler ve farklı il/ilçelerde gerçekleştirdiği üretim ve satışlar ile ilgili tüm belgeleri sadece ÇKS’ye başvurduğu İl/İlçe Komisyonlarına ibraz eder.
(5) Önceki yıllara ait destekleme primi ödemeleri için haklarında destekleme primi ödemelerinden beş yıl süreyle yararlandırılmamaları yönünde karar alınan üreticilerin başvuruları, (Ek-2) de yer alan taahhütname ile kabul edilir.
(6) 5’inci fıkrada belirtilen üreticilerin, 2009 yılı destekleme primi ödemeleri için ödeme aşamasına gelinceye kadar tüm iş ve işlemleri (ÇKS kaydı, arazi tespitleri, başvuru sırasında istenecek diğer belgelerin alınması) yapılır. Kararın zaman içerisinde üretici lehine bozulması halinde, İl/İlçe Komisyon Kararı ile ödeme yapılır, aksi durumda müracaat dosyaları İl/İlçe Komisyon Kararı ile kapatılır.
(7) Ayrıca, sertifikalı tohumluk kullanmak suretiyle kütlü pamuk/soya fasulyesi üretimi yapan ve bu durumu belgelendiren üreticilere, ürüne verilecek prim miktarının % 20’si oranında fazla ödeme yapılır.
(8) İl komisyonları, ödemeye esas yapacakları incelemelerin sonuçlanmasını müteakiben ÇKS’den aldıkları ve onayladıkları il icmalini İl Komisyon Kararı ile birlikte Bakanlığa gönderir. Bakanlık ödemeye esas icmal listelerindeki toplam prim miktarlarını ödemelerin yapılabilmesini temin için elektronik ortamda bankaya gönderir. Gerekli kaynağın banka şubelerine aktarılmasından sonra prim ödemeleri yapılır.

Ödemelere ilişkin görev ve yetkiler

MADDE 5 – (1) Kararnamede yer aldığı üzere destekleme prim ödemelerine esas işlemlerin yürütülmesini ve denetimini sağlayacak tedbirleri almaya Bakanlık yetkili olup, bu amaçla yapılacak çalışmalarda gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluşlar, kooperatifler, ziraat odaları ve birliklerin hizmetlerinden de yararlanır.
(2) Buna göre uygulamanın yürütülmesi amacıyla il ve ilçe komisyonları oluşturulur.
(3) İl/ilçe komisyonları hazırlanacak olan çalışma planına ve gündeme göre toplanarak bu Tebliğ hükümleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde oy çokluğu ile karar alır.
(4) İlçe komisyonları;
a) Her ürün için üretici bazında bir dosya açar.
b) Üretici ve ürün bazında arazi miktarlarını belirlemek için, Bakanlık tarafından yürütülen ÇKS gereği yapılan örnekleme arazi tespitlerinde öncelikli olarak prime esas arazileri dikkate alır. Bu tespitler ayrıca tutanağa bağlanır.
c) Başvuru dilekçesi (Ek-1) ve 2009 yılı ÇKS kayıtlarında farklı il ve ilçelerde üretim yaptığını beyan eden üreticilerin; üretici ve ürün bazında ekim alanları/ağaçların bulunduğu alanlar ile ilgili bilgileri, prime esas alınan ortalama verimleri ve dekara kullanılan sertifikalı tohumluk miktarlarını (kütlü pamuk ve soya fasulyesinde) üretimin yapıldığı yerin İl/İlçe Komisyonlarından isteyerek değerlendirmede dikkate alır.
ç) Verimde etkili tüm faktörleri ve bilgileri değerlendirerek her ürün için ilçe ve köy bazında prime esas alınabilecek ortalama verimleri ve/veya bu verimlere ilişkin olarak ortalama tohumluk kullanım miktarlarını; birinci/ikinci ürün, sulu/kuru ve sertifikalı/sertifikasız tohumluk kullanımı şeklinde belirler.
d) Komisyon, prime esas üretim yapılan arazi ve bu arazide üretim ile ürün satışlarına ait belgelere dayalı bilgilerin yer aldığı sistemden alınacak prim kayıt formu üzerindeki kriterleri dikkate alarak karşılaştırma yapar. Ayrıca, zeytinyağında üretim miktarının belirlenmesinde tasiriye faturasını da dikkate alır.
e) Alıcının usulüne uygun olarak eksiksiz düzenlediği ve üreticiler tarafından komisyona ibraz edilen alım satım belgeleri (müstahsil makbuzu veya fatura) ve/veya borsa alım satım beyannameleri ve tasiriye faturalarının fotokopileri üzerine “Aslı Görülmüştür” ibaresini yazarak alır. Asıl nüshaların üzerine görünür şekilde, “2009 yılı kütlü pamuk/yağlık ayçiçeği/soya fasulyesi/kanola/dane mısır/aspir/zeytinyağı primi ödemesinde esas alınmıştır” ibaresini koyarak üreticiye iade eder. Bu belgelerin asıllarının üretici tarafından beş yıl süreyle saklanması zorunludur.
f) Kütlü pamuk/soya fasulyesi için sertifikalı tohumluk kullanımıyla ilgili tohumluk sertifika bilgilerinin sisteme girilmesini sağlar, mevcut tüm bilgileri, üreticinin ibraz ettiği satış faturası ile karşılaştırır ve değerlendirme sonucunda sertifikalı tohumluk kullanılarak gerçekleştirilen üretime ilave destekleme primi verilmesini temin eder.
g) Pamuk çırçır ve prese fabrikalarının faaliyet dönemine ait tüm bilgileri kontrol eder. Pamukların Çırçırlanması, Preslenmesi ve Depolanmasının Denetlenmesine Dair Tüzük çerçevesinde pamuk sezonu içerisinde faaliyetini sürdüren çırçır prese fabrikalarının düzenlemiş olduğu alım satım belgesine istinaden destekleme primi ödemesi yapılır.
ğ) Destekleme priminden, 2009 yılında ÇKS’de özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olan ve bu arazilerinde prime esas ürünleri ürettiğine ilişkin il/ilçe tarım müdürlüklerine müracaat eden çiftçilerin beyanları, ilgili köy muhtarı ve azaların onayı ile köy bazlı desteklemeye tabi olabilecek toplam üretim alanının, il/ilçe müdürlüklerince yapılan köy bazlı toplam üretim alanı tespitlerine uygun olması koşulu ile aksi ispatlanıncaya kadar verilen beyanlara itibar edilir.
h) Prime esas ekim/zeytinlik alanını, üretim miktarını ve ödenecek toplam prim miktarını her bir ürün için ayrı ayrı gösterecek şekilde ÇKS’den alacağı icmalleri ilçelerde ve köylerde on gün süreyle askıda bırakır. Askıya çıkma ve indirme tarih ve saati tutanağa bağlanır. Tutanağın muhtar ve/veya aza tarafından güncel tarihle imzalanması sağlanır. Askı süresince herhangi bir itiraz olmaz ise icmallerdeki bilgiler doğru kabul edilir. Daha sonra yapılacak itirazlar değerlendirmeye alınmaz ve herhangi bir hak doğurmaz. Bu süre zarfında yapılacak itirazların değerlendirilmesi çerçevesinde üretici bazında icmallerde düzeltme yapılmış ise icmaller sistemden tekrar alınır. Üretici bazında icmaller üzerinden düzenlenen, kesinleşmiş ilçe icmalini imzalayarak bir nüshasını bağlı bulundukları il komisyonu’na gönderir.
(5) İl komisyonları;
a) Merkez ilçe ve bağlı köylerde ilçe komisyonlarının yapmakla yükümlü oldukları görevleri yapar.
b) İldeki prime esas ürünlerin ekim/zeytinlik alanlarını, üretim miktarlarını ve ödenecek toplam prim miktarlarını her bir ürün için ayrı ayrı gösterecek şekilde ÇKS’den alarak mevcut bilgileri ilçe komisyonlarından intikal eden icmallerde yer alan bilgiler ile karşılaştırır ve il icmalini imzalar.
c) Ödemeye ilişkin komisyon kararının bir nüshasını ilçe komisyonlarına, il icmalinin ve ödemeye ilişkin komisyon kararının orijinal bir nüshasını da Bakanlığa gönderir.
(6) Bakanlık; il ve ilçe komisyonları tarafından belirlenen ödemeye esas icmaller ve komisyon kararlarını göz önüne alarak, bütçe imkânları dâhilinde ülke genelinde, ödemeye esas değerleri belirlemeye yetkilidir.
Prim ödemesi için kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir ve zeytinyağı üretimi yaparak satan üreticilerden komisyonlarca istenen belgeler ve yapılacak işlemler
MADDE 6 – (1) İstenecek belgeler ve bunlarla ilgili yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir.
a) Başvuru dilekçesi (Ek-1),
b) Kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir ve zeytinyağı için; üretim sezonuna ilişkin hasat tarihi ile son başvuru tarihi arasındaki süreyi içeren alım satım belgesi (müstahsil makbuzu veya fatura) ve/veya borsa alım satım beyannamesi,
c) Kütlü pamuk ve soya fasulyesinde, sertifikalı tohumluk kullanarak üretim yapan ve destekleme primi üzerinden % 20 sertifikalı tohumluk desteği kullanımından yararlanmak isteyen üreticilerden adına düzenlenmiş sertifikalı tohumluk satış faturasının aslı ile tohumluk sertifika belgesi, kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır ve aspir ürünlerinin satışını, sözleşmeli üretim yaptıkları tohumluk üretici kuruluşlarına (Bakanlıkta kayıtlı) yapan üreticilerin aldıkları alım satım belgesi,
1) Tohumluk fatura tarihi, tohumluğun kullanıldığı üretim sezonuna uygun olmalıdır.
2) Tohumluk faturalarında; faturayı düzenleyen firmanın adı, ili, vergi dairesi, vergi numarası, fatura no ve fatura tarihi bilgileri bulunmalıdır.
3) Tohumluk bayisi tarafından faturanın arkasına; "bu fatura ile satışı yapılan tohumluk, ..................... tarih ve .........…….. no’ lu tohumluk sertifikasına aittir." ibaresi yazılarak tasdik edilmiş olmalıdır.
4) İl/ilçe müdürlüklerince, ibraz edilen faturaların üzerine; "aslı görülmüştür ve sertifikalı tohumluk kullanım desteğinden yararlanmak üzere kullanılmıştır" ibaresi yazılarak, asıl nüshasının çiftçiye iadesi, fotokopisinin müracaat dosyasına eklenmesi gerekmektedir.
5) Tohumluk sertifikalarının; sertifika kuruluşunun adı, sertifika numarası ve sertifika tarihi bilgilerini içermesi, 1 Temmuz 2008, 31 Aralık 2009 tarihleri arasında düzenlenmiş olması gerekmektedir.
6) 1 Temmuz 2008 tarihinden önce sertifikalandırılan tohumluklar "Tohumluk Sertifikasyonu Uygulama Esasları Hakkında Talimat ve Değişikliği" hükümlerine uygun olarak Tohumluk Analiz Raporu alarak satışa sunulduğu takdirde desteklemeden yararlandırılır.
7) Sertifikasyon kuruluşları, düzenlemiş oldukları sertifikalara ait bilgileri ÇKS’ye tanıtılmak üzere, Bilgi İşlem Merkezi tarafından düzenlenen programa girerler. Sisteme tanıtılmamış sertifikalar üzerinden ödeme yapılmaz. Sistem, satış faturalarının bağlı olduğu sertifikaların parti büyüklüğünü aşmamasını kontrol eder. Parti büyüklüğünün aşılmış olması halinde tohumculuk mevzuatlarına göre gerekli işlem yapılır.
ç) Tasiriye faturası (Zeytinyağı için gerekli olan tasiriye faturalarının tarihi, hasat başlangıç tarihi ile son başvuru tarihi arasında olmalıdır.),
d) Zeytin sıkma tesisi, aynı zamanda üretici olan gerçek veya tüzel kişiliğe ait ise tasiriye faturası düzenlenemeyeceğinden, üretilen zeytinin maliyet bedeli ölçüsüne göre değerlenerek, tasiriye faturasında yer alması gereken bilgilerin doğrudan doğruya kanuni defterlere açıklama yapılmak suretiyle kayıt altına alınması gerekmektedir. Söz konusu kayıtlar, Bakanlık İl/İlçe Müdürlükleri tarafından uygun bulunup, kayıt fotokopileri üzerine “aslı görülmüştür” ibaresi yazılarak onaylanması halinde, tasiriye faturası yerine kabul edilir.
e) Belirtilen belgeler, işlenen tarım arazisinin mülkiyeti eşi ve/veya birinci derece akrabalarına (anne, baba ve çocuklarına) ait ise maliklerin onaylarının bulunduğu muvafakatname ve ürün satışı yapan kişinin vukuatlı nüfus kayıt örneği, tüzel kişiliklerde ise yetki belgesi istenir.
(2) Komisyonca istenecek tüm belgelerin asıllarının kaybolması veya zayi olması durumunda; belgeyi düzenleyen kişi veya kuruluştaki nüshasının noterce tasdikli örneği dikkate alınacaktır. Ancak, birlikler ve borsalar tarafından verilen belgelerin kaybolması veya zayi olması durumunda; “Bu belge, aslının zayi olması nedeniyle kişinin müracaatına binaen verilmiştir” ibaresi yazılmış ve tasdik edilmiş olması kaydıyla, komisyonlarca geçerli sayılır.
(3) Destekleme primi ödemesinden yararlanmak isteyen üreticilerin son başvuru tarihi Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulunca belirlenir. Bu tarihten sonraki başvurular kesinlikle kabul edilmez.
a) Destekleme primi ödemesinden yararlanmak isteyen üreticilerin son başvuru tarihi kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola ve aspir için 1/4/2010, dane mısır için 30/4/2010 olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonraki başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir.
b) Destekleme primi ödemesinden yararlanmak isteyen zeytinyağı üreticilerinin tasiriye faturaları ile yapılacak son başvuru tarihi 2/6/2010, ancak bu tarihten sonra satılan zeytinyağlarına ait alım satım belgelerinin son teslim tarihi ise 1/10/2010 olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonraki başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir.

Prim uygulaması dışında kalan haller

MADDE 7 – (1) Prim uygulamalarından;
a) 2009 yılı ÇKS’de özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olmayanlar,
b) ÇKS’de kayıtlı olduğu yer dışında başka yerde prime müracaat edenler,
c) 2009 yılı ÇKS’de kayıtlı olmayan arazilerinde prime esas ürünleri üretenler,
ç) Ara ziraatı olarak üretim yapan üreticiler,
d) Rafine edilmiş zeytinyağı üretenler,
yararlanamazlar.

Hukuki ve cezai sorumluluk

MADDE 8 – (1) Haksız yere yapılan destekleme ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte, anılan Kanun hükümlerine göre geri alınır. Haksız ödemenin yapılmasında ödemeyi sağlayan, belge veya belgeleri düzenleyen, kullanan, gerçek ve tüzel kişiler geri alınacak tutarların tahsilinde müştereken sorumlu tutulurlar. Destekleme primi ödemelerinden, idari hata sonucu düzenlenen belgeler ile yapılan ödemeler hariç haksız yere yararlandığı tespit edilen üreticiler, 5 yıl süreyle hiçbir destekleme programından yararlandırılmazlar.
Yürürlük
MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

Ek-1

BAŞVURU DİLEKÇESİ


---------------------------- Tarım İl/İlçe Müdürlüğüne
2007/12415 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar ve 2009 Yılı Ürünü Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır, Aspir ve Zeytinyağı Üreticilerine Prim Ödenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2009/58) gereğince yapılan Destekleme Primi Ödemesinden yararlandırılmam ve ödeme ile ilgili Prim Hakediş Belgemin ÇKS’de kayıtlı olduğum yerin bağlı bulunduğu Banka şubesine gönderilmesi için gereğini arz ederim.
Ödemeye ilişkin düzenlenen ve askıya çıkarılan icmallere, askı süresi içerisinde itiraz etmediğim takdirde kesinleşmiş icmal bilgilerinin doğruluğunu kabul etmiş sayılacağıma, ayrıca söz konusu ödemeyi Karar ve Tebliğ esaslarına aykırı olarak haksız yere aldığımın tespit edilmesi halinde, aldığım ödemeyi, ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile birlikte, gayrikabil-i rucu hiçbir itiraz beyan etmeden, ilk talepte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde geri vermeyi kabul ve taahhüt ederim. ... /..... /20..
Adı Soyadı / Unvanı:
TC Kimlik No:
Vergi No:
Adresi:
Telefon No:
İmzası:

Ek-2

TAAHHÜTNAME


…….. yılında hakkımda, “destekleme primi ödemelerinden beş yıl süreyle yararlandırılmama” yönünde karar alınmıştır. Bu kararın zaman içerisinde lehime bozulmaması halinde, müracaatımın herhangi bir ödemeye hak doğurmayacağını bildiğimi ve kabul ettiğimi taahhüt ederim. …/…/20..
Adı SOYADI
Adres: İmza

Wednesday, November 18, 2009

100 Bin ‘Islak İmza’...

OKTAY EKİNCİ
Cumhuriyet
18 Kasım 2009,Çarş.


TBMM’deki “kıran kırana” görüşmelerde bile anlaşılamayan “demokratik açılım”ı zeytincilerimiz gayet iyi “kavramış”lar..
Kanal B’deki İmar Dosyası’na konuk olan Güney Marmara Çevre Derneği Edremit Körfez Şubesi Başkanı Mimar Mehmet Akif Öznal diyor ki; “Demokratik açılımla birlikte talan yasaları hızlandı… Zeytinlikleri gözden çıkartan tasarı da aynı gürültü arasında sessizce devreye sokuluyor”. Programa katılan Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın’ın saptaması da benzer; “Odamız bir yana, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin bile haberi olmadan yasayı değiştirmeye çalışmak, demokratik açılımın gerçek yüzü olmalı”…
Nitekim tasarıyı hazırlayanlar, “zeytin yetişmeyen” illerin AKP milletvekilleri… Bu nedenle kendi seçim bölgelerindeki yerel basına bile yansımayan tasarıyı, “asıl ilgililer”inden kaçırarak TBMM’nin gündemine getirmek üzereler...
Peki, tasarı “ne”yi değiştiriyor?
Toprağı ve havayı kirletebilecek tesislerin zeytinliklere 3 km’den fazla yaklaşamayacağını öngören yasal kural kaldırılıyor. Böylece zeytinliklerin yakınında kurulamayan; ya da “kayırma”yla izin alsalar bile yargının engellediği tesislere, “buyurun, işletmenizi artık kurabilirsiniz” denilmek isteniyor.
Öznal diyor ki; “Başta altıncılar, diğer madenciler ve hatta taş ocakları, yasadaki bu yurtsever engeli aşmayı bekliyorlar...”
Altın madencileri, Kaz Dağı’ndaki siyasal destekli işgallerini, Akdeniz’in dünyaca ünlü zeytin ve zeytinyağını Anadolu’ya armağan eden zeytinliklerimize doğru genişletmek peşindeler..
Gökhan Günaydın da son yıllarda çoğalan “çimento” fabrikalarına dikkat çekerek şunu ekliyor; “AB ülkelerinin çimento ihtiyacını ‘Avrupa’yı kirletmeden’ karşılamak için tarım topraklarımıza göz dikilmiş durumda”...

Kaz Dağı ile Kandil Dağı
İşte böylesi “yüz kızartıcı niyetlerin yasa tasarısı”na karşı harekete geçen Egeli zeytincilerimiz Burhaniye’de toplandılar… 1995’te Zeytincilik Yasası’nı ülkeye kazandıran Balıkesir Milletvekili Melih Pabuççuoğlu’nun mezarını ziyaret ederek, ölümünün 100. gününde lokma döktürüp zeytin fidanı diktiler… Tasarının reddedilmesi için TBMM’ye ve hükümete sunacakları dilekçedeki “ıslak imza” sayısı 100 bini bulunca da 4 otobüsle Ankara’nın yolunu tuttular… 20 Ekim sabahı Anıtkabir’de Atatürk’ün huzurundaydılar; ardından da Meclis’te...
Ne var ki aynı gün Ankara, demokratik açılımın “doruğa çıktı”ğı Habur’daki karşılama gösterisiyle meşguldü. Kaz Dağı’ndan Ankara’ya “vatan değerlerini savunmak için” yola çıkanlarla ne medya, ne de yetkililer ilgilendiler... Kandil Dağı’ndan gelenler ise adeta “barışın kahramanları” ilan edilmişlerdi! Oysa, tarihten günümüze “barış”ın da evrensel simgesi “zeytin dalı” değil miydi? Hemen tüm inançlarda da en “kutsal” ağaç yine zeytin olmasına rağmen, iktidarın en dindarları bile oralı değillerdi...
Güm-Çed Edremit Körfez Şubesi’nin “kuşaktan kuşağa barışın efsanevi ağacını ve meyvesi”ni yağmacılara ve rantçılara karşı korumak için önderlik ettiği “Kaz Dağı’ndan Ankara’ya” yürüyüşüne katılanları başkentte “Tarım Bakanı” bile karşılamamıştı. Kandil’den gelenleri ise hâkimlerimiz “sınırda” karşılayarak serbest bıraktılar...
Sözü yine Öznal’a bırakalım: “Bir Akdeniz mucizesi olan zeytinin anavatanı Anadolu’dur. Bu topraklardaki 150 milyon zeytin ağacı; hem 365 gün kaybolmayan yeşiliyle, hem de sağlığımızı besleyen meyve suyu ‘zeytinyağı’yla, yaşamımıza inanılmaz katkılar yapmaktadır. Böylesi bir nimetin topraklarını rant için fabrika arsası yapmaya niyetlenmek, nasıl bir anlayıştır?”
Başbakan’ın “demokratik açılım her alanda sürecektir” sözünü, zeytin yasası için de anımsaması; zeytincilerin 100 bin imzayla isyan ettikleri tasarıyı yırtıp atması gerekiyor...

Tuesday, November 17, 2009

'Akdeniz usulü beslenme' Türk şirketleri için fırsat

Nur Demirok
Referans
17.11.2009,Salı


Değerli dostum Prof. Dr. Semih Ötleş, büyük emekle hazırlanmış kapsamlı bir kitabı geçenlerde imzalayıp adıma göndermiş. Prof. Ötleş, Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nün temel direklerinden bir bilim insanı. Kendisini araştırmacı kişiliği ve engin bilgisiyle tanıyorum.

Semih Ötleş ve arkadaşlarının hazırladığı kitabı "Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi" yayımlamış. Kendisiyle birlikte diğer editörler gastroenteroloji uzmanı Dr. Eren Akçiçek ve Dr. Mustafa Tan'ın da bu eserde büyük emeği var.
Kitap, bu bilim insanlarının görüşleriyle sınırlı değil. Konusunda uzman birçok yazarın orijinal makalesi üç yüz küsur sayfalık kitabı adeta bir referans eser haline getirmiş.
Kitabın yansıttıklarından algıladığım temel fikir şu: Artan nüfusla birlikte insanlık hem kötü beslenmeden hem de uygarlıktan kaynaklanan çeşitli hastalıkların ciddi tehdidi altında. Lif alımı azalmış, rafine edilmiş endüstriyel ürünlerle yağ ve şekere dayalı yapay bir beslenme rejimi yaratılmış.
Kanser ve metabolizma hastalıkları giderek artıyor, obezite yayılıyor. Tek çare "Akdeniz usulü" beslenmeyi önemseyip yaşama geçirmek. Kitap, bir bakıma Hipokrat'ın antik dönemden gelen sözünü doğrular nitelikte: "İlacınız gıda, gıdanız da ilacınız olsun."

Akdenizlilik bir kültür algısı
Bu kitabı gıdaya yatırım yapmış, beslenme alanında marka olmuş tüm şirket yetkililerinin ve de özellikle patronların dikkatle okumasını öneriyorum. Literatür karıştırmak, bilimsel eserleri okuyup düşünce ve buluş ufkunu yenilemek gerekiyor. Gıda sektöründe bir pazarlama yöneticisi ya da bir Ar-Ge uzmanı artık Akdeniz diyetinin inceliklerini iyice öğrenmek zorunda.
Eninde sonunda Akdeniz usulü beslenme evrensel nitelik kazanacak. Bu nedenle ister unlu mamul üretsin, isterse süt ürünü, her şirket kendi kültür dağarcığına zeytini, zeytinyağını ve nihayet Akdeniz'le özdeşleşmiş tüm besin çeşitlerini katacak.
En azından lezzet ve sağlık kaynağı zeytin gibi bir ağacın Anadolu için ne ifade ettiğini öğrenmek çok önemli. Zeytinle birlikte, meyve, sebze ve deniz ürünleri bu kültürün önemli bileşenleri arasında.
Aslında zeytin iksir değerinde bir meyve olmakla kalmayıp, bu kültürün en önemli unsuru. Örneğin bugün Akdeniz çanağında yer alan tüm ülkelere dağılmış 900 milyon zeytin ağacı var. Bu rakam dünyadaki zeytin ağaçlarının yaklaşık yüzde 98'i...

İlk adım zeytinle başlıyor
Anadolu'nun batısından yayılan zeytin ağacı bazı ülkelerin yalnız ekonomisine değil, toplum bilincine de katkı sağlıyor. Basit bir istatistik yeni bir kıvılcımın başlangıcı olabilir. Bugün 75 milyon nüfusa sahip Türkiye'de 90 milyon zeytin ağacı var. Oysa 11 milyonluk komşu Yunanistan'da 170 milyon zeytin ağacı bulunuyor.
İtalya ve İspanya ise Türkiye'yi birkaç kez katlıyor: İtalya 250 milyon, İspanya 310 milyon zeytin ağacına sahip. Sanki bu üç ülkedeki zeytin ağacı varlığı Avrupa Birliği'nin (AB) gelecekteki sağlık sigortası gibi. Son verilere göre böylece 2 milyon 200 bin tonla dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 78'i AB tarafından üretilmiş. Zeytinyağı dış ticaretinde de AB'nin payı yüzde 60'lara yakın.
Türkiye, yalnız zeytin ve zeytinyağıyla değil, Akdeniz usulü beslenmeyi organik boyutta endüstriyel üretime taşıyabilecek tek ülke. Bölgemizde tarımsal üretim anlayışı değişiyor. Temel neden ise ihtiyaçların hızla çeşitlenmesi...
AB'nin tekeline aldığı zeytinyağı ihracatında Anadolu neden başlı başına bir marka olmasın? Ve neden en uzun sahil şeridiyle Türkiye kültür balıkçılığında öne geçmesin? Türkiye denizel kültür balıkçılığından sadece 70 bin ton balık elde ederken Yunanistan 180 bin tonları çoktan aşmış.
Çare "kebap kültürü"nün yanı sıra, Akdeniz usulü beslenmenin getirdiği fırsatları iyi değerlendirmek. Eğer gerçekten Akdenizli bir ülke gibi hareket eder, buna uygun politikalar üretebilirsek Türkiye'nin önünde aydınlık bir gelecek var.

Not Defteri

"Yemek ağızda ortalama bir dakika, midede iki saat kalır. Kalçada ise günler, aylar ve de yıllarca."
(Molier'in "Kadınlar Okulu Komedisi"nden)

Reel sektör için zeytin duası

Selim Türsen
Referans
13.11.2009


Barack Obama, Beyaz Saray'a yerleştiği ilk aylarda New York Times'ta bir söyleyişi yayımlanmıştı. Çiçeği burnunda Başkan ABD'nin sağlık, eğitim, finans ve sanayide neden köklü reformlar yapması gerektiğini çok ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı. Obama, Japon arabalarıyla rekabet edemez duruma düşen köhneleşmiş Amerikan otomotiv sanayiinin teknolojisini yenilemesi gerektiğini, mühendislik yerine daha kolay kazandıkları için finas sektöründe para cambazlığı yapan iyi eğitimli işgücünün asıl işlerine döndürüleceğini, sanal kazançlarla ABD ekonomisine hâkim olacak büyüklüğe ulaşan finans sektörüne ciddi bir çekidüzen verileceğinden söz etmişti.
Görevdeki birinci yıldönümüne doğru Başkan planlarını hayata geçirmeye başlıyor. Büyük tartışmalar sonucu sağlık reformunun yasal düzenlemeleri tamamlandı.
Reel sektörü eski gücüne kavuşturacak, finans sektörüne çekidüzen verecek yasa taslağı da hazır. Taslak, sektörü yakın takibe alıp, üzerinde "Damokles'in kılıcı" gibi sallanacak üç yeni federal kurum kurulmasını öngörüyor. Bu kurumlar kredi ve kart konularında tüketicileri koruyup, bankaları kontrol altına alacak. Ayrıca türev ürünler, hedge fonlar, kredi derecelendirme kuruluşları ve yönetici ücretleri konusunda sert önlemler alınacak.
Bu yasal düzenlemeler sonucu zamanla reel sektörün, yani üretimin eski gücüne kavuşması sürpriz olmayacak. Artık paradan para kazanma devri sona ererken ABD'deki değişimin dünyanın diğer bölgelerini de etkilemesi kaçınılmaz olacak.
Üretim deyince Türkiye'de tarımsal üretimin giderek sanayileşmesi kanımca yeni dönemin yükselen değerleri arasında olacak. Yıllardır süren destekleme politikaları ile oy deposu haline dönen tarım sektöründeki kaynak israfı, 2001 krizinden sonra yeniden yapılanma ile bir ölçüde kontrol altına alınmıştı. Buna karşılık tarımdaki daralma bir yandan köyden kente göçü hızlandırırken öte yandan yeni işsizler ortaya çıkardı. Ancak, bu geçiş sürecinin olumsuzlukların, modern tarım ve hayvancılık işletmeleri ile bunlara bağlı gelişen tarıma dayalı sanayi ile zaman içerisinde bertaraf edilebilir.

Sopa yerine makine
Son dönemde yıldızı parlayan zeytin ve zeytinyağı buna iyi bir örnek. Geçen hafta Ayvalık'ta 5'incisi düzenlenen Zeytin Hasat Günleri Şenliği vardı. Festivalde benim dikkatimi çeken birkaç nokta vardı. Her şeyden önce zeytinlerin makinelerle toplanma gösterisi çok önemliydi. Yıllardır zeytincilik yapan bir akrabama zeytinde neden "var" yılı ve "yok" yılı olduğunu sorduğumda "Biz zeytini sopalarla döve döve yere düşürerek topluyoruz. Her sopa inişinde filizcikler, dallar kırılıp darbe alıyor. O nedenle bir yıl meyve verip, diğer yıl vermiyor" demişti. Halbuki sektörde Türkiye'nin en büyük rakipleri İtalya, İspanya çoktandır zeytini makinelerle toplamaya başlamışlar bile.
Efes Pilsen'in sahibi aynı zamanda yeni zeytinci Anadolu Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da vardı Ayvalık'ta. Birlikte makinelerle zeytinlerin nasıl toplandığını izledik. İki çeşit makine vardı. Biri sırta takılan ve dallar arasında dolaştırılarak zeytini aşağı indiren hızlı ve ağaca zarar vermeyen bir makine, diğeri ise hayli ileri bir teknolojiye sahip, ağacı kollarıyla sarıp 3-5 saniye titrettiğinde yağmur gibi zeytinleri yerdeki temiz örtülerin üzerine yağdıran bir makine.
Tuncay Özilhan ikinci makineye bayıldı. Hemen yanındaki yöneticilerden o makine üzerinde çalışmalarını istedi. Bir fikir olarak da 5-10 tane alınıp bölgedeki zeytincilere kiraya verilmesini önerdi. Hatta Anadolu Motor'un uzun vadede üretim ve montaj dahil bu iş üzerinde çalışabileceği konuşuldu.
İşte tarım ve tarıma dayalı sanayinin nasıl gelişebileceğinden ayak üzeri yaşadığımız bir örnek.
Gelişmeler, Türkiye'nin zeytin ağacı sayısında dünyada ikinci büyük ülke olabileceğini gösteriyor.
Türkiye'de 105 milyon 255 bin meyve veren ve 40 milyon 144 bin adet meyve vermeyen ağaç var. Ağaç başına ortalama 11.7 kilogram zeytin verimi ile 1 milyon 227 bin 474 ton zeytin üretimi olacak. Bu zeytinin yaklaşık 410 bin tonu sofralık zeytin olarak ayrılacak. 818 bin tonu yağlığa ayrılacak. Bundan da 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edilecek.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin öncülüğünde yapılan tahmine göre ise 1 milyon 126 bin ton zeytin üretimi olacak. Bunun 389 bin tonu sofralık olarak ayrılacak. Kalan zeytinden 147 bin 491 ton zeytinyağı üretilecek. Yani Türkiye'nin zeytinyağı üretimi 150 bin ton civarında olacak.
Ama Avrupa Birliği Türkiye'den giden ambalajlı ve markalı ürünlerden ton başına 1400 euro civarında vergi alındığı için ihracatın astarı yüzünden pahalıya gelebiliyor. O nedenle iç pazar şu an için önem kazanıyor.

Zeytinyağlı yiyemem aman
Türkiye'de kişi başı zeytinyağı tüketimi 1.5 kilo kadar. Avrupa'nın çok gerisinde. Türk halkı zeytinyağı tüketimine alışık değil. "Zeytin yağlı yiyemem aman. Basma da fistan giyemem" şarkısı bile buradan çıkmış. Halbuki kolestrolü düşürmekten kansere karşı koruyucu özelliğine kadar pek çok yönüyle dünyanın en sağlıklı ürünlerinden biri olduğu bilimsel olarak ispatlanmış zeytinyağının tüketimi dünyanın dört bir yanında artıyor. Türkiye'de ilk hedef kişi başına tüketimi 3 kiloya çıkarmak. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği, geçen günlerde Akhisar'da düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali tanıtım için önemli adımlar. Sözümüzü Ayvalık Kaymakamı'nın öğrettiği bir zeytin duasıyla bağlayalım.

Ömrünüz;
Zeytin ağacı kadar uzun ömürlü
Zeytin tanesi kadar bereketli
Zeytinyağı kadar sağlıklı olsun

Nihayet, zeytinyağı tüketimimiz arttı

FUNDA ÖZKAN
RADİKAL
17 kasım 2009,Salı


Ayvalık’taki Zeytin Hasadı Şenliği’nde Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Gençer müjdeliyordu:
“Bu yıl kişi başına yıllık tüketimimiz ilk defa 1.5 kilograma çıktı.”
“Zeytinin vatanı Anadolu” denir ama yıllardır da kişi başına yıllık tüketimin 1 kilogramın altında olduğu için hayıflanılır. Hele hele komşumuz Yunanistan ve Avrupa’daki diğer Akdeniz ülkelerine bakılıp, zeytinyağı tüketimleri kıskanılır.
Hesaplamayı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan yapıyor:
Bu yıl için üretim tahmini 147 bin ton.
Geçen yıl ihracat 23 bin tondu.
Bu yıl, hadi diyelim ihracat 50 bin ton oldu.
Küsuratı hesap hatasını diye kenara koysak, geriye 90 bin ton kalıyor.
Geçen yıldan 20 bin ton stokta kalmıştı.
Kabaca hesapla kişi başı tüketim 1.5 kilogram.
Nasıl oldu da tüketim arttı?
Rahmi Gençer, “Bunda siz gazetecilerin sürekli zeytinyağı yazılarınızın büyük etkisi var” diyerek, teşekkür ediyor.
Hem tadı güzel, hem sağlık iksiri olan zeytinyağının tüketimi daha da artsa da gelecek nesillerin sağlığını bir nebze garanti altına alsak.

Zeytin duası
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer’den öğrendim, zeytin duasını:
“Zeytin ağacı kadar uzun ömürlü
zeytin tanesi kadar bereketli
zeytinyağı kadar sağlıklı
bir hayat diliyorum.”

İkiz zeytin mucizesi
Ayvalık Zeytin Hasadı Şenliği’nde, Anadolu Grubu şirketlerinden Ana Gıda’nın Komili tesisine de uğradık. Bahçede Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan başta olmak üzere tüm yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerinin adını taşıyan plaketlerin çakılı olduğu zeytin fidanları dikim için bekliyordu.
Ana Gıda Pazarlama Direktörü Pelin Ersoy Bayraktar çocukluk ve dahası yatılı okul arkadaşım olunca, ‘senin malın benim malımdır’ ilkesini bir kez daha hayata geçirdim.
Kadınlar dayanışmasıyla, Pelin’in fidanına ben, Sabah’tan Şelale Kadak, Referans’tan Jale Özgentürk ve Star TV’den Emine Munyar ortak oluverdik.
Merakla gelecek yılı bekliyorum. Bakılım fidanımız ne kadar gelişip, gürbüzleşecek?
Bu arada bir de ikiz zeytinim oldu. Zeytinyağına, Ayvalık’a gönül verenlerden Ahmet Sucu, ikiz zeytin hediye etti.
Hasat zamanı, zeytin toplayanlar dört gözle birbirine yapışık ‘ikiz zeytin’ ararmış. Bulan, patrona koşar ‘makul bir bahşiş’ karşılığı verirmiş.
İkiz zeytin bir yıl boyunca sahibine ‘şans, mutluluk, sağlık’ getirirmiş. Ben de mucizelerin gerçekleşmesini bekleyeceğim.

Çağan Irmak’ın Kibele’si
Yerli dizileri seyretmeyi tercih etmem ama Çağan Irmak’ın imzasını taşıdığı için geçen sezon ‘Yol Arkadaşım’a rastladıkça televizyonun karşısına oturuyordum.
Ayvalık’ta ana kadın karakterin ekmeğini taştan çıkarma mücadelesinde, satacağı zeytinyağına tasarladığı bir şişe vardı.
‘Kibele.’
Tanrıça Kibele’nin ismini taşıyan çıplak kadın büstünden esinlenmiş zeytinyağı şişesi.
Cunda’da sokaklarda yürürken, ‘Has Ada Zeytincilik’in küçücük dükkânının vitrininde kalakaldım.
Yol arkadaşım’daki şişe, vitrini süslüyordu. Sahibi Hasan amca, (Hasan Gülören) “Yok kızım” dedi,
“Biz yıllar önce o şişeyi tasarlamıştık. Çağan Irmak’ın dizisiyle popüler oldu.”
Hasan amca şişenin adını ‘Athena’ diye değiştirmiş.
“Aklımıza isim tescilini yaptırmak daha önce gelmemişti. O dizinin yapımcıları Kibele’yi almıştır belki diye düşündük, hukuki sorun yaşamayalım diye bizimkinin adını Athena koyduk” diye anlattı.

Monday, November 16, 2009

Zeytinyağı tabii az tüketilir!

Yazgülü Aldoğan
Posta
15 Kasım 2009,P.Tesi


Ayvalık, zeytinyağının başkenti. Geçen Pazar, Ayvalık’a zeytin hasadına gittik! Kentte her yer zeytin ağacı, çarşı zeytinyağı satan dükkanlarla dolu, kordon boyunda bile zeytinyağı imalathaneleri var. Ve bir zeytin bahçesinde en son sistem elektrikli taraklar, ağacın gövdesini sarsarak zeytinleri döken makinelerle zeytin hasadını izlerken, doğanın bu güzel armağanının kıymetini yeterince biliyor muyuz diye düşünüyorum. Yere düşmüş bir zeytin tanesini alıp bakıyorum, sanki ağacından koptu, yere düştü diye ağlıyor, bir damla yağ akıyor düşerken ezilmiş kenarından! Hasat, çok zahmetli bir iş. Yere serilen örtülere dökülen zeytinler kadın işçiler tarafından toplanıyor, dallarda kalan tek tük zeytinler, tek tek elle. Toplanan zeytinlerin kimi yağ için kullanılıyor, kimi yemeklik zeytin için. Siyahı, yeşili, çiziği, selesi, kalamatası, çeşit çeşit zeytin.

Hasat şenliği

Ayvalık Ticaret Odası’nın beşincisini düzenlediği Hasat Şenliği’ne katılan firmaların ürünlerine bakıyorum, artık sadece zeytinyağı değil, şişeleri, duş jelinden sabuna, kreme yan ürünlerin kalitesi de artmış, çeşitleri çoğalmış. Yüzyıllar boyunca kutsal bilinmiş, sağlık, lezzet ve yaşam için kullanılmış bir ürün. Kimi yemiş, kimi yüzüne sürmüş güzelleşmiş, kimi sırtına sürmüş, yaşamını uzatmış! Üreticinin, satıcının ortak sıkıntısı yeterince tüketmememiz, en çok tüketen Avrupa’ya da gümrük vergilerinden ötürü yeterince satamamamız. Bizim az tüketmemizin nedeni, bence ne kültürel, ne de tanımama. Sorun tamamen “duygusal”! Zeytinyağı, kaliteli ve kıymetli, yani pahalı. Zeytinyağı yemeyen yiyemediğinden değil, alamadığından yemiyor! Yerine tereyağı yiyeyim diyen kaç kişi çıkar? Mis gibi yeni ürün, zeytin kokan taze sızma zeytinyağı yemek dururken kim niye yesin çiçek yağını? Efendim alışmayana kokuyormuş. Alışmayan şarap içerken de yüzünü buruşturuyor! Garibana sormuşlar ne yemek istersin diye “soğanın cücüğünü” demiş. Alabilecek olsa, öğrenecek, kuzu şaşlık isteyecek! Halkımızın cebi dolu olsa, bak nasıl yiyecek zeytinyağını, taze sıcak ekmeğini bana bana!

KUŞADASI’NDAKİ ZEYTİNCİLERE TARİŞ UYARISI

Aydın Haber
15 Kasım 2009,Pazar


PROF. DR. UYSAL:“TARİŞ’E SAHİP ÇIKIN, SONRA ÇOK PİŞMAN OLURSUNUZ “

Kuşadası‘nda, Tariş‘in düzenlediği bir toplantıda zeytin üreticileriyle biraraya gelen Prof. Dr. Yaşar Uysal, çiftçinin kurtuluşunun örgütlenmeden geçtiğini belirterek, zor durumdaki Tariş’e sahip çıkmalarını istedi.
Kuşadası Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, konuşmasında Kuşadalı zeytincilere kooperatifleşmenin önemi konusunda bilgiler verdi, zeytincilerin Tariş’e sahip çıkmalarını istedi.
76 sayılı Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifi üyesi çifçilerle biraraya gelen Prof. Dr. Uysal, Türkiye genelinde bugüne kadar 61 ilde 400 toplantı gerçekleştirdiğini ve bu toplantılarda çifçileri bilgilendirmeye çalıştığını belirtti. Devletin zeytin dikimini özendirdiğini belirten Prof. Dr. Yaşar Uysal, “Tarım Bakanlığı zeytinciliği teşvik ediyor. Ben de zeytinciyim. Sizleri aydınlatmak için buraya geldim. Bugüne kadar 61 ilin ilçe ve köylerinde 400 dolayında toplantı yaptım. Tariş, bu yıl zeytinyağının yanı sıra tane zeytin de alıyor. Çiftçiler olarak biz dünyanın en önemli işini yapıyoruz. Ancak örgütlenip hakkımızı aramıyoruz. Otomobil fabrikaları bunu iyi yapıyor. Türkiye’de çiftçiler bir partiyi iktidara getirebilecek güçtedirler. Hesap sorabilmemiz lazım. Sorunlarımızı anlatamıyoruz. Çiftçi örgütlenmeli. Hangi parti çiftçinin derdine derman olacaksa oylar oraya verilmeli. Günümüzde kooperatifler çok önemli hale gelmiştir. İşe köyden başlamak lazım. Bunun için köylerde toplantılar
yapıyorum. Herkes ekmeğini kazanacak. Ancak çiftçi ezilmemeli. Üretici kooperatifleşmeli. Çiftçiler birlik olmalı. Alırken de satarken de kooperatifleşmeliyiz. Zeytini sırıkla dövmeyelim. Meyve verdiği için zeytin gibi dövülen bir başka ağaç yoktur. Kuşadası Tariş Kooperatifi, 33 kooperatifin en önemlilerinden bir tanesidir. Burada üreticiler kooperatiflerine sahip çıkıyor. Çiftçiler süratle örgütlenmeli. Siyasiler çiftçinin örgütlenmesini istemiyorlar. Demokrasi örgütlü toplum işidir. Tariş’in 25 bin ortağı var. Burada kış aylarında her gün eğitim yapın. Tarımda gelişmenin yolu örgütlenmeden geçer. Ya örgütlenip güç olacağız ya da batacağız. Bereketli bir sezon diliyorum” dedi.
Prof. Dr. Yaşar Uysal, konferansın son bölümünde 76 sayılı Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifi üyesi çiftçilerden gelen soruları da cevaplandırdı.

Soros, Efes’ten iyi kazandı, Ana Gıda’yla yağa o yüzden döndü

Vahap MUNYAR
Hürriyet
14 Kasım 2009,C.Tesi


AYVALIK Ticaret Odası ile Ayvalık Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen “5’inci Zeytin Hasadı Şenlikleri”nin ana sponsorlarından Ana Gıda’yı bünyesinde bulunduran Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Murateli Köyü’nde zeytin toplarken yanındaki yöneticiyi tanıştırdı:
- Ümit Ersoy, Komili-Kırlangıç markalarını bünyesinde tutan Ana Gıda’nın Genel Müdürü...
Ümit Ersoy, hemen kendisiyle ilgili kısa bir bilgi verdi:
- Anadolu Grubu’nda yeniyim ama yağ sektöründe eskiyim.
Tuncay Özilhan, Ayvalık’taki etkinlikleri önemsemiş,
Metin Ecevit, Ahmet Boyacıoğlu ve Serdar Bölükbaşı gibi üst düzey yöneticileri de ona eşlik etmişti.
Özilhan ve ekibiyle Murateli Köyü’nde başlayan sohbetimiz, daha sonra Komili-Kırlangıç için yeni kurdukları fabrika binasında sürdü.
- Ünlü yatırımcı, spekülatör Geroge Soros, daha önce Türk yağ sektörüne Yudum’la girmişti. Sonra çıktı. Sizin Ana Gıda’ya ortak olup yeniden döndü. Ne kadar hissesi var?
- Yüzde 35-40 düzeyinde sanırım...
Özilhan’ın yanındaki yöneticiler düzeltme yaptı:
- Yüzde 45’e kadar yükseldi.
- Soros, Yudum’la Türkiye’de yağ sektöründe bulundu. Sonra da çıkmayı tercih etti. Sonra Ana Gıda’ya neden ortak oldu?
Tuncay Özilhan, Efes Breweries International’e (EBI) uzanarak yanıtladı:
- Soros’un ortak olduğu fonlardan biri, bizim Hollanda’daki şirketimiz EBI’ye ortaktı. Bizi oradan tanıyor. Komili’yi bünyemize katınca, gelin Ana Gıda’ya ortak olmak istedi. Biz de kabul ettik.
- Soros, EBI’den iyi kazanmış olmalı ki bu kez Ana Gıda’ya geldi...
- Rakam vermem doğru olmaz ama sanırım memnun kaldılar...
Özilhan, yanındaki Ümit Ersoy’a dönüp, Soros’la ilgili bir ayrıntıya girdi:
- Ümit Bey, Soros’un bir başka fonunun Yudum’un sahibi olduğu dönemde onlarla birlikte çalışmış. Ana Gıda’ya gelip ortak olduklarında, bize Ümit Bey’i tavsiye ettiler. Biz de Ümit Bey’i grubumuza kazandık.
Anadolu Holding, yağ sektörüne, Aydın Bolak’ın başında bulunduğu Türk Petrol Grubu’nun Abank’a borcu nedeniyle, Kırlangıç-Madra’yı devralarak girdi. Anadolu Holding yönetimi, Kırlangıç-Madra’yla “yağa bulaşınca”, durum değerlendirmesi yaptı:
- Ya bunları uygun ortam bulup satacağız, ya da daha güçlü olmak için iyi bir markayı bünyemize katacağız.
İkinci seçenek ağır bastı, Türkiye’nin en eski zeytinyağı markalarından Komili, geçen yıl Ana Gıda’nın çatısı altına girdi...
Böylece, Ana Gıda, ambalajlı zeytinyağı pazarının “3 K”sını ve pazarın da yüzde 35’ini kavradı...
Anadolu Grubu, şimdi Efes Pilsen’de, Coca-Cola İçecek’te yakaladığı başarıyı zeytinyağında da sergilemek için bu sektöre yüklenecek...
Ana Gıda gibi “güçlü ve iyi bir oyuncu”nun öncülüğü, Türk zeytinyağını da dünyada güçlendirecek...

Zeytinyağını üreten kavga ederse tüketim artar mı
AYVALIK’taki “5’inci Zeytin Hasadı Şenliği”, Ticaret Odası ve Belediye’nin öncülüğünde, tam anlamıyla “imece” yöntemiyle gerçekleşti...
Sezai ve Salih Madra başta olmak üzere, zeytin-zeytinyağı üreticileri, Cunda Adası’ndaki restoranlar seferber oldu.
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gencer, her zamanki uzlaşmacı tavrını bu kez de sergiledi:
- Zeytini üreten, sıkıp yağ yapan, ihraç eden, içerde-dışarda markasıyla öne çıkmaya çalışan herkes burada... Zeytin ve zeytinyağında Ayvalık’ı ve Türkiye’yi daha iyi noktalara taşımak için kavgayı bırakalım, el ele verelim. Bakın zar zor iç tüketim kişi başı yıllık 1.5 kilogramı bulabildi. Üreteni kavga eden bir ürünü vatandaş tüketir mi?
Türkiye, yeni dikilenlerle birlikte 150 milyon zeytin ağacıyla dünyada öne çıkıyor...
Çiftçi emeğinin karşılığını almayı, tüketici içerde bütçesine uygun zeytin-zeytinyağı tüketmeyi gözlüyor...
Bunun için el birliğiyle doğru politikalar oturtmak gerekiyor...

Ben burada ölürüm
TÜRK Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı Ümit Boyner, eşi Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner’i tam bir Ayvalıklı yapmış.
Cem Boyner, “Ayvalık 5’inci Zeytin Hasadı Şenlikleri” nedeniyle konuklarını ağırladığı evini aldığı günleri anımsadı:
- Burayı görür görmez, “Ben burada ölürüm” dedim.
Bunun üzerine Ümit Boyner’e takıldım:
- Madem bu kadar seviyorsunuz, neden evinize gelen yola bir el atıp yaptırmıyorsunuz?
- Yol asfalt olursa doğası bozulur diye korkuyoruz.
Ümit-Cem Boyner çift, sık sık Ayvalık’ın yolunu tutuyor, dostlarını da oraya çekiyor.

Friday, November 13, 2009

Zeytinyağının gücü

İsmail Uğural
Yeni Asır
13 Kasım 2009,Cuma


Aslında meyve suyu olarak kabul edilmesi gereken bir üründen söz ediyoruz. Dahası insan sağlığına yararı tartışılmaz bir katkı yaptığı zaten yıllardan beri herkesin malumu. Ayrıca medya bu konuya işin doğrusu epey zamandır geniş yer vermeye devam ediyor. Ama ben bugün olayın farklı bir yönüne dikkat çekmek istiyorum. Onun için yazının başlığında 'zeytinyağının faydası' değil de 'gücü' ifadesi var. Halen Türkiye'de zeytin ve zeytinyağının yarattığı ekonomik büyüklük, rakamlara girmeden söylersek küçümsenmeyecek boyutlara ulaştı. Giderek de artıyor. Bunlar güzel gelişmeler.
Tabii ki sektörde her şey toz pembe değil. Üreticinin sıkıntıları, karasuyu sorunu, önlenemeyen tağşiş konusu ve ihracatçının karşı karşıya kaldığı sorunlar gibi pek çok zorluk sektörün başını ağrıtmayı sürdürüyor. Söz gelimi çiftçiye bugün AB'de verilen destekleme priminin bırakın aynısını, yarısını verebilsek muhteşem bir şey olurdu. Gelin Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli'nin geçen gün basında yer alan, "Yunanistan'da zeytin üreticisi ton başına bin 300 euro prim alıyor. Türk üreticisi ise ton başına 100 euro alıyor" sözlerinden çıkan hesabı siz yapın...

SEKTÖRÜN DİNAMİZMİ
Ancak diğer yandan bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz husus, zeytin ve zeytinyağı sektörünün içindeki kendine özgü güç, yani bu sektörün ekonomik, sosyal ve kültürel dinamizmi. Bu husus çok önemli çünkü sizi kamuoyunun ve medyanın gündemine taşıyan esas güç burada. Peki bu dinamizm nereden kaynaklanıyor derseniz? Öncelikle bu sektörde yüzyılı aşkın bir üretim ve ticaret kültürü var. Başka ifade ile köklü bir ekonomik kültürü içine alan sektörel faaliyetin sonucu olarak ortaya çıkan üretim, ticaret, sanayi ve ihracat zinciri sayesinde bugün çapından çok daha büyük bir sektör manzarası görüyoruz.
Öyle ki günümüzde hububat, pamuk ve/veya süt hayvancılığının yarattığı katma değerin çok altında bile olsa artık zeytin ve zeytinyağı ekonomisinin kamuoyu gücü ön plana geçmiş bulunuyor. Kabul edelim, bu büyük bir başarıdır. Ayrıca diğer ürün sektörlerinin de bu başarılı modelden örnek almaları gerekir. Özellikle son yıllarda Tariş, Egeli ihracatçılar, İzmir Ticaret Borsası ve diğer ticaret borsaları, ziraat odaları, yerel yönetimler, üretici ve sanayiciler, tarım teşkilatı, tarımsal araştırma enstitüleri, Zeytindostu Derneği ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin yanı sıra birçok internet grubu da söz konusu başarı sürecinde etkin rol oynadılar. Yine son dönemde arka arkaya düzenlenen Akhisar, Ayvalık, Mut ve diğer bölgesel etkinlikler de sektörel başarıyı kurumsallaştıran ve zeytin-zeytinyağı tüketme kültürünü yaygınlaştırmada etkili olan faaliyetler olarak göze çarpmaya başladı.
Yine özellikle son on yılda medya iyi değerlendirildi. Tabii bu güzel ürünün sağlıkla çok yakın ilgisi medya başarısını pekiştirmeye yardımcı oldu. Yanı sıra sektörde markalaşma yönünde ciddi adımlar atıldı ve ambalajlamada doğrusu estetik açıdan yine başarılı sonuçlar alındı. Sonuç itibarıyla zeytin-zeytinyağı sektöründe var olan geleneksel 'entelektüel yapı' son dönemde daha da güçlenerek söz konusu ekonomik dinamizmi bugünlere getirdi. Mutlaka devamı gelecek, ona hiç şüphe yok.

YENİ ASIR TV
Geçen yazımızda da belirttiğimiz üzere "Ege Mutfak Zirvesi" 19 Aralık'ta yapılıyor. Bu arada altını çizelim, Ege Bölgesi'nin kendine özgü yerel ve ulusal lezzet markalarının bir araya gelmesinde ticaret, sanayi odaları ve ticaret borsaları ile birlikte yerel yöneticilere de görev düşüyor. Bizden hatırlatması... Yeri gelmişken söyleyelim, Yeni Asır TV'nin bu etkinliğin yanı sıra başka projelere de imza atmaya hazırlandığını görüyoruz. Başarılar.

Thursday, November 12, 2009

Zeytinde arz fazlası olur mu?

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
12 Kasım 2009,Perş.


Güngör abi(Uras) tarımın sorunlarını dert edinen, çiftçiyle, üretimle, fiyatla, pazarlamayla yakından ilgilenen, sadece bir felaket yaşandığında değil, her zaman tarım konularını kaleme alan ender yazarlardan biridir.
Son zamanlarda zeytin ve zeytinyağı konusunda her konuşmamızda; “ Dağ taş zeytin oldu. Bu zeytinler planlı, bilinçli olarak mı dikiliyor? Yoksa yarın öbür gün fındıktaki gibi zeytinde de arz fazlası olur mu?” diye sorar.
Güngör abi, sormakta haklı. Çünkü, son yıllarda zeytinciliğe olan ilgi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının destekleri ile 90 milyon olan zeytin ağacı sayısı 150-160 milyona çıktı. Birkaç yılda 70 milyon civarında yeni zeytin fidanı toprakla buluştu. Ağaç sayısındaki bu artış, zeytin ve zeytinyağı üretimini de zamanla iki üç kat artıracak.
Hedef, İspanya’dan sonra dünyanın ikinci büyük zeytin üreticisi olmak. Bilindiği gibi İspanya 300 milyon zeytin ağacı ile yıllık ortalama 1 milyon tonun üzerinde zeytinyağı üretiyor.
5. Ayvalık Zeytin Hasat Günleri’nde karşılaştığımız Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu’na yeni başlayan hasat sezonuna ilişkin çalışmalarını ve Güngör abinin sorularını sorduk.
Refi Taviloğlu’nun verdiği bilgilere göre, bu yıl Marmara Bölgesi’nde zeytin üretiminin 120 bin ton olması tahmin ediliyordu. Ancak, yağmur ve fırtınanın etkisi ile zeytinde dökülme olunca sofralık zeytin rekoltesinde yüzde 15-20 oranında düşüş bekleniyor. Marmarabirlik bu sezon 40 bin ton zeytin almayı planlıyor. Alacağı zeytinin yüzde 70’i orta taneli. Açıkladığı zeytin alım fiyatı ise şöyle: 200 tanesi bir kilo gelen zeytinin kilosu 4 lira, 460 tanesi 1 kilo gelen zeytin 1.5 lira ve yağlık zeytin de 90 kuruş.
Zeytin dikiminden korkmamak gerektiğinin altını çizen Refi Taviloğlu’nun görüşleri özetle şöyle: “ Üretimden korkmamak lazım. Ancak, bir ürünün üretimi, arzı artıyorsa, fiyatının gerileyeceğini de bilmek lazım. Fakat, bunu özellikle üreticiye kabul ettirmeniz çok zor. Zeytin dikimi yaygınlaşıyor, üretim artıyor,daha da artacak. Bunun planlı olarak yapıldığını söylemek mümkün değil. Olur olmaz her yere gemlik fidanı dikildi. Çünkü gemlik fidanı kolay tutuyor. 100 fidan dikerseniz 65-70’i tutar. Diğer çeşitlerde 100 fidan dikseniz 30 tanesi tutar. Gemlik çeşidi bu nedenle çok yayıldı. Türkiye’nin her yerinde gemlik zeytini var. Marmara’da ağaç başına 12- 13 kilo ürün alınırken, Akhisar’da 40-50 kilo alınıyor. Akhisar’da arazi düz, damla sulama yaygın, işçilik maliyeti daha düşük. Gemlik ve civarındaki üreticilerin bu şartlarda rekabet etmesi zor. Bu bölge için gençleştirme projesi uygulanmalı ve sofralık zeytine de prim desteği verilmeli. Gemlik zeytini ihraç edilen bir ürün değil. Üretici elindeki ürünün tamamını Marmarbirlik’e satmak istiyor. Üreticinin sorunları çözülmeyince onlar da her şeyi bizden bekliyor. Ama Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili yasal boşluk 11 aydır doldurulamadı. Birlikler gözden çıkarıldı. Bu şartlarda zeytin dikiminin ve üretiminin planlı yapıldığını söylemek zor.”
Tariş Zeytin ve Zetinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin’e de zeytin ve zeytinyağında arz fazlası olur mu? sorusunu sorduk. Çetin’in yanıtı kısa ve net oldu:”Zeytin ve zeytinyağında arz fazlası olmaz.”
Artan üretimin tamamının mevcut birlikler tarafından alınması yönünde bir beklenti olmaması gerektiğinin altını çizen Cahit Çetin’in görüşleri özetle şöyle: “ Zeytin ağacı varlığının ve buna bağlı olarak zeytinyağı üretiminin artmasından korkmaya gerek yok. Dünyada zeytinyağı tüketimi hızla artıyor. Talep hızla artıyor, arz aynı hızla artmıyor. Zeytinyağı talebi karşılanamadığı için tüketici başka yağlara yöneliyor. Karışım yağlar gündeme geliyor.
Türkiye’ye gelince, yılda 1 milyon 700 bin ton yağ tüketiliyor. Bunun yarısından fazlası ithal. Biz Yunanistan gibi kişi başına 20 kilo zeytinyağı tüketimine ulaşırsak, değil arz fazlası, açığımız olur. Bu nedenle zeytin dikiminden korkmamak ama önlemini de almak gerekir. Bugün İspanya’da zeytinyağında 43 birlik ve bu birliklere bağlı 957 kooperatif var. Zeytinyağının yüzde 75’ini kooperatifler pazarlıyor. Türkiye’de de bu yapının oluşturulması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi, desteklenmesi gerekir. Zeytin üretiminin yaygınlaştığı Antakya’da, Güneydoğu’da ve diğer bölgelerde çiftçiler kooperatifler, birlikler kurmalı. Ürettiği zeytine, zeytinyağına sahip çıkmalı.
Dünyada tüketilen 100 milyon ton civarındaki yağın sadece yüzde 3’ü zeytinyağı. Eğitim düzeyi ve gelir seviyesi yükseldikçe zeytinyağı tüketimi artıyor. Dünyada bir puanlık tüketim artışı, 1 milyon ton yeni zeytinyağı üretimi demektir. Dünya tüketiminde hedef yüzde 5 olduğuna göre, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde arz fazlası sorunu olmaz.”
Zeytin ve zeytinyağı konusunda Türkiye’nin en etkili iki ismi Refi Taviloğlu ve Cahit Çetin’in görüşleri özetle böyle. Zeytin dikimindeki artışın çok bilinçli olmadığı, planlamanın sağlıklı yapılmadığı buna rağmen arz fazlası olmayacağı konusunda görüş birliği var.
Çözüm, üreticinin kendi ürününe sahip çıkarak, pazarlama dahil her konuda gerekli adımları atarak, İspanya’da olduğu gibi etkin bir kooperatifçilik sistemini benimsemesi ve devletin de buna destek olmasıdır.

Tuesday, November 10, 2009

Ege’de zeytin hasadı…

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
10 Kasım 2009,Salı


Zeytin hasadı Ege’de şenliklerle kutlamalarla başladı. İlk şenlik Akhisar Ticaret Borsası’nın öncülüğünde, ilçedeki bir çok kuruluşun desteği ve işbirliği ile 30 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında yapıldı.
Zeytincilik sektörünün duayeni, Akhisar Ticaret Borsası Başkanı Emin Demirci dostumuzun daveti üzerine Akhisar’a doğru yola çıkmaya hazırlanırken Ankara’dan 2009 tarım destekleri ile ilgili belge geldi. İki gün üst üste manşetten verdiğimiz tarım desteklerini yazınca Akhisar’da olamadık.
Akhisar’da yapılan şenlikte sektör içindeki kavganın sona erdirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı.
Birkaç yıldır sektörde yaşanan iç kavganın zeytinciliğe yarardan çok zarar verdiği biliniyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi(UZZK)Başkanı Mustafa Tan’ın Akhisar’da aynı masada buluşması sektördeki iç kavganın bitmesi yönünde olumlu bir adımdı.
Bu hafta sonu gerçekleştirilen 5.Ayvalık Hasat Günleri atılan bu olumlu adımı daha da güçlendirdi. Sektörün tüm tarafları Ayvalık’ta buluştu.
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer ve çalışma arkadaşları 5 yıldır kavgadan uzak, zeytin ve zeytinyağının tanıtımı için gösterdikleri çabayı sürdürüyor. Bu çalışmalara Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen büyük destek veriyor. Bu yıl 3.sü düzenlenen “Ayvalık Zeytinyağı Pazarı” büyük ilgi gördü. Firmalar ürünlerini tanıttı.
Ayvalık’a birkaç kilometre ötedeki Murateli Köyü’nde yapılan hasat etkinlikleri kapsamında Gazeteci Yazar Mehmet Yaşin “Zeytinyağı ve Lezzet” konulu bir konuşma yaptı. Yılların birikimi ile konuşan Mehmet Yaşin’i yüzlerce kişi ilgiyle dinledi.
Murateli Köyü’ndeki hasat sonrası düzenlenen panelde konuşan Rahmi Gençer, gelecek için önemli mesajlar verdi. Ayvalık’ta 5 yıldan beri yapılan hasat etkinliklerini uluslararası bir şenliğe dönüşeceğini söyledi. Uluslararası şenliğe daha çok, zeytinyağı üreticisi olmayan ülkelerin davet edileceğini ve zeytinyağının tanıtılarak tüketiminin artırılacağını bildirdi.
Sektördeki her kesimin Ayvalık’ta buluşmasından son derece memnun olan Rahmi Gençer, zeytincilikte bazı çekişmelerin, kavgaların olduğunu ve bunu da doğal kabul etmek gerektiğini söyledikten sonra altına imza atılacak şu tespiti yaptı: “Bu tartışmaların, kavganın tüketime yararı yok. Zeytinyağının güzelliklerini, yararlarını tartışmalıyız. Sürekli kavga ile gündeme gelmek doğru değil. Tüketiciler bu kavgaları görüyor, medyada okuyor ve ‘bunlar hep kavga ediyor, biz niye bunların ürettiği yağı tüketelim’ diyorlar. Tartışma tüketimi artıracak yönde olmalı. Sektör birlikteliğini devam ettirir ve hükümeti de yanına alırsa Avrupa Birliği’nin ihracatta bizden aldığı ton başına 1120 dolar vergiyi lobi çalışmaları ile kaldırabiliriz.”
Ayvalık Hasat Günleri’nde Murat Narin ve Yahya Ağacık dostumuzla konuşurken Balıkesir Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Tarım Komisyonu Üyesi, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Uğur ile karşılaştık. Aylardan beri Kaz Dağları’nda madencilere karşı mücadele veren ve zeytinlikleri korumak için çaba gösteren ve bu amaçla 100 bin imza toplayan Murat Narin ve arkadaşları Edip Bey’e, Meclis gündemine gelen ve zeytin alanlarına sanayi tesisi kurulmasını, madenciliğe açılmasını öngören yasa teklifinin kabul edilmemesi için destek istedi.
Hasadı başlayan 2009-2010 sezonu için bu yıl iki ayrı rekolte tahmini yapıldı. İzmir Ticaret Borsası öncülüğünde yapılan rekolte tahminine göre, Türkiye’de 105 milyon 255 bin meyve veren ve 40 milyon 144 bin adet meyve vermeyen ağaç var. Ağaç başına ortalama 11.7 kilogram zeytin verimi ile 1 milyon 227 bin 474 ton zeytin üretimi olacak. Bu zeytinin yaklaşık 410 bin tonu sofralık zeytin olarak ayrılacak. 818 bin tonu yağlığa ayrılacak. Bundan da 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edilecek.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin öncülüğünde yapılan tahmine göre ise 1 milyon 126 bin ton zeytin üretimi olacak. Bunun 389 bin tonu sofralık olarak ayrılacak.Kalan zeytinden 147 bin 491 ton zeytinyağı üretilecek.
Yapılan iki tahminin hata payları da dikkate alındığında Türkiye’nin zeytinyağı üretimi 150 bin ton civarında olacak. Bu üretim iç piyasaya ve ihracata yetecek düzeyde. Üretimin 100 bin tonu içerde tüketilse bile ki bu iyimser bir beklenti, en az 50 bin ton ihraç edilebilir yağ kalıyor. Bu tabloda, sektördeki kavganın en önemli nedeni olan Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yağ ithalatı istemenin haklı hiçbir gerekçesi kalmıyor. Böyle bir talebin, iç piyasadaki fiyatı baskı altına almaktan ve piyasayı bozmaktan başka bir amacı olmaz.
Bu gelişmeler olurken Tariş zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Kuzey Ege Bölgesi sızma yağları için kilograma 5 lira, Güney Ege yağları için 4.3 lira açıkladı.
Zeytinde ise Marmarabirlik kalibresine göre kilogram başına 4 lira ile 1.5 lira fiyat açıkladı.
Ayvalık’ta karşılaştığımız Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu ile zeytinciliğin sorunlarını, dikilen 70 milyonu aşkın yeni zeytin ağacı ile artacak üretimin nasıl değerlendirileceği ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin durumunu konuştuk. Perşembe günü bunları paylaşacağız.

Thursday, November 05, 2009

Tütün diyarı Akhisar zeytin denizi oldu

Mete Tamer Omur
Referans
05 Kasım 2009,Perş.


Yıllardır tütün kenti olarak nam salan Akhisar, artık zeytiniyle anılmaya başladı. Zeytinin başkenti olma hedefi ile yola çıkan ilçe, sahip olduğu yaklaşık 10 milyon zeytin ağacı ile Türkiye sofralık zeytin üretiminin yüzde 70'ini karşılıyor.
Tütünden para kazanamayan Akhisarlı üreticiler, yaklaşık 15 yıl önce dikimini artırmaya başladıkları zeytin fidanları ile bugün Akhisar Ovası'nı bir zeytin denizi haline dönüştürdü. İlçe bugün Türkiye'de sofralık zeytin üretiminin yüzde 70'ini karşılıyor ve yaklaşık 41 ülkeye zeytin ihraç ediyor. Akhisar'da 10 milyon 275 bin zeytin ağacı var ve bunların yarısı meyve veriyor. Hedef ise her yere fidan dikip ağaç sayısında lider olmak.
Ege İhracatçı Birlikleri Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanvekili Mustafa Gökalp 1993'te fabrikalarını kurduklarında Akhisar'daki ağaç sayısının 3 milyon olduğunu hatırlatarak şimdi bu sayının 11 milyona ulaştığına dikkat çekti. Yöredeki bu başarının çevre ilçeleri de etkilediğini söyleyen Gökalp, "Gölmarmara, Salihli, Köprübaşı, Alaşehir gibi ilçeler de zeytinciliğe yöneldi, yöremizde zeytincilik hızla yayılmaya başladı. Akhisar'dan çıkan markalar Türkiye'nin dört bir yanına dağıldı. Toplam zeytin ihracatından önemli bir pay alan Akhisarlı zeytin ve zeytinyağı markalarımız, yurtdışında da kentimizi, zeytinimizi, yağımızı başarıyla tanıtıyor" diye konuştu.

Zeytinin yüzde 70'i sofralık
Türkiye'de en fazla sofralık zeytin çeşidinin bir arada bulunduğu yerin Akhisar olduğunu söyleyen Gökalp, bölgenin zeytinin yüzde 70'ni sofralık olarak değerlendirdiğini belirtti. Gökalp, "En önemli sofralık zeytin çeşitlerimizden Domat ve Uslu zeytinin orijini Akhisar'dır. Üstelik Domat, Uslu, Edremit, Gemlik çeşitleri sofralık zeytin olarak sanayi sektöründe işlenebilecek ve dünya pazarlarına sunulabilecek kalitede ve tonajlardadır ve Türkiye'nin hiçbir yerinde sofralık zeytin olarak 4 çeşit potansiyel ürün bulmak mümkün değil" diye konuştu. Gökalp'ın verdiği bilgiye göre coğrafi konumu ve ürün çeşidinin stratejik öneminden dolayı şu an Akhisar, Türk zeytinciliğinin merkezlerinden biri ve Akhisar'daki herkesin bu işe gönül vermesiyle gelecek yıllarda daha da önemli bir konuma gelecek.

Uslu ve Domat için başvuru
Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Emin Demirci ise zeytinin başkentinin Akhisar olduğunu belirterek "Ağaç varlığı en fazla olan bu bölge. Bu sezon burada yüksek bir hasat var. Bu sezon 5 milyon 400 bin meyve veren ağaçtan 200 bin ton verim elde edileceğini tahmin ediyoruz. Bunun 100 bin tonu yağ, 100 bin tonu ise sofralık olarak ayrılacaktır. 2015 yılında ise üretimin 400 bin tona çıkmasını bekliyoruz" dedi.
Demirci, 70'li yıllarda tütüncü şehri olarak anıldıklarını, artık tütüncü değil zeytin ve gıda şehri olmak için yol aldıklarını kaydetti. Demirci, Domat ve Uslu türü sofralık zeytin konusunda da Türk Patent Enstitüsü'ne coğrafi işaret için başvurduklarını vurguladı.
Akhisar Belediye Başkanı Salih Hızlı da zeytin ve zeytinyağının dünyada yükselen bir değerinin olduğunu belirterek hedeflerinin ilçenin sahip olduğu değeri tüm dünyaya tanıtmak olduğunu ifade etti.


3 AYDA 22 BİN KİŞİYE İŞ İMKÂNI
Ege İhracatçı Birlikleri Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanvekili Mustafa Gökalp, Akhisar'dan yaklaşık 200 bin ton zeytin çıktığını söyleyerek kişi başı 100 kg zeytin toplandığı hesap edildiğinde 3 ay boyunca 22 bin kişiye istihdam sağlandığını kaydetti. Gökalp ayrıca yıl içinde budama, ilaçlama, sulama, toprak işleme ve üretim işçiliği göz önüne alındığında sağlanan istihdamın büyüklüğünün ortaya çıktığını vurguladı.

400 BİN TON SOFRALIK ZEYTİN
Mustafa Gökalp, Türkiye'de her yıl zeytin miktarının arttığını söyleyerek bu yıl sofralık zeytin miktarının 400 bin ton öngörüldüğünü belirtti. İç piyasada sofralık zeytin tüketiminin 180-200 bin ton, ihracatın ise 60 bin ton civarında seyrettiğini dile getiren Gökalp, "Toplam 250 bin ton sofralık zeytin tüketebileceğiz" dedi.

Zeytin Sezonu ve Hasat Şenlikleri

Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN
03 Kasım 2009,Salı


Kasım, güz mevsiminin zeytin toplama ayıdır. Her ne kadar bazı bölge zeytinliklerinde hasat, eylül sonu itibariyle başlıyor olsa da, ekim, kasım hatta aralık ayları zeytin toplama dönemleridir.

Her zeytin toplama sezonunda, zeytin ve zeytinyağına dair yazılanlar çoğalır. Sanki sözleşmiş gibi bütün köşe yazarları ve ehil kişiler, davet edildikleri büyük zeytinliklerin ve butik zeytin bahçe ve de işliklerinin tesiri ile gaza gelip yazarlar da yazarlar. Zeytinyağı şöyle iyi böyle faydalı, aman daha çok tüketmeli, tarihçesi, kutsallığı, niye Türkiye'de bu kadar az tüketiliyor filan gibi yazılardan geçilmez bütün medyada...

Geçtiğimiz hafta sonu, zeytin sektörünün kalbi yurdumuzun önemli sofralık zeytin merkezlerinden Manisa Akhisar'da attı. Bütün büyükler Akhisar’da düzenlenen zeytin hasadı şenliğindeydi. Ne yürekli söylemler, ne keskin kararlar, ne çok umutlar savruldu sağa sola.

Dahilde İşleme Rejimi (DİR) nedeniyle çoktandır aralarında soğuk rüzgarlar esen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Akhisar'daki toplantıda buzları eritip sektörün sorunlarına ilişkin önemli söylemlerde bulundu. İnce ince bütün ayrıntılar bolca yazıldığı için ben tekrarlamak istemiyorum ama öyle bir temenni vardı ki şaşırmamak elde değil! Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı sayın Ali Nedim Güreli, “Türkiye zeytinde 3 yıl sonra ilk etapta dünya ikincisi, daha sonra dünya lideri olacak” gibi bir söylemde bulundu.

Türkiye önceleri fiyatı belirleyen ve söz sahibi kimliğindeyken daha sonraları hızla inişe geçip, fiyat politikalarının gündemine uzaktan bakış sendromu gibi bir tutukluk halini uygun bulmuştu kendine. Ve aradan geçen zamanda yine eski sahip olduklarımıza ulaşma hedefi konuşuluyor! Fındıkçıların düştüğü durumun benzeri bir durum..

Dünya zeytin ve zeytinyağı kanunnamesinde (!) Türkiye'nin haddi esamesi okunmazken, hiçbir sıralamada dişe dokunur bir yere konmazken ve hatta birçok önemli zeytin ve zeytinyağı yayınında kitabın en arkasında üçüncü dünya ülkeleriyle Afrikanvari birkaç satırlık alana sıkıştırılmışken, bu olup bitenleri anlayabilmek güç!

Zeytin ve zeytinyağı kurmaylarına neler oluyor da dünyada söz sahibi olmayı hedefleyen politikaları gündemlerinin en ön sırasına koyabiliyorlar? İlginç. Dünyayı sarsacak konuma gelebilmek için aşılması gereken pek çok engel ve eylem planı olduğunu pekala biliyoruz artık. Önce kapılarımızın önündeki bahçelerden, sağlıklı depolama ve işleme sistemlerimizin yenilenip geliştirilmesinden işe başlamaya ne dersiniz?

Önümüzdeki hafta sonunda Ayvalık'da 5. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği var. Bakalım orada neler söylenecek...

Tuesday, November 03, 2009

Zeytinyağı göçe de merhem oldu

Hürriyet
2 Kasım 2009,P.Tesi


Manisa'da asırlık zeytin ağaçlarının bulunduğu Çal dağının eteklerinde kurulu Büyükbelen beldesi, zeytin ağacıyla başlayan bir sosyal dönüşüme tanıklık etmeye başladı. Bir kaç yıl öncesine kadar sanayi bölgesindeki fabrikalarda çalışmak üzere kente göçen aileler, zeytine verilen teşvik ve pazarlama olanaklarının artmasıyla köylerine dönmeye başladı.

Ege'de “kalamata” olarak da bilinen “Büyükbelen Tekiri” zeytiniyle ünlü Saruhanlı'ya bağlı 3 bin 500 nüfuslu Büyükbelen beldesinde 2009- 2010 hasat sezonu başladı.

700 bini meyve veren yaklaşık 1 milyon 200 bin ağacın bulunduğu beldede genci, yaşlısı, herkes günün ilk ışıklarıyla zeytinliklerin yolunu tutuyor.
Beldede zeytin ağacına verilen teşvikler ve üretim tekniklerindeki değişiklikle kalitenin artması sonucu son 2 yılda önemli değişimler yaşanmaya başladı. Üreticinin gelirinin artmasına neden olan bu gelişim beldeyi yeniden cazip hale getirdi.

Belediye Başkanı Mehmet Keyik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplam 100 bin dekar arazisi bulunan beldede 10 yıl öncesine kadar tütüncülükle uğraştıklarını, ancak tütünde değişen politikalarla üreticinin alternatif aramaya başladığını söyledi. Bu süreçte bir çok üreticinin köyü bırakarak Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde açılan fabrikalarda çalışmak üzere ailece kente göçmeye başladığını anlatan Keyik, geçmişte 5 binler düzeyinde olan nüfusun önce 4 binlere 2004'den sonra da 3 binlere gerilediğini kaydetti.

Keyik, son 2 yılda ise geri dönüşlerle nüfusun tekrar tırmanmaya başladığını bildirdi. Beldenin yıllardır organik biçimde ürettiği zeytin ve zeytinyağını yeniden keşfettiğini, bir kaç yıl öncesine kadar sadece meyve satışı yapılan beldede, şu anda 8 zeytin işleme merkezi ve 6 kontinü yağ fabrikası kurulduğunu belirten Keyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zeytinde fidan başına verilen destekle ağaç sayısı kısa sürede yüzde 300 oranında arttı. Eskiden tütünün ekili bulunduğu araziler zeytin ağaçlarıyla doldu. Geçen yıl 2 bin 450 ton sofralık zeytin, 3 bin 500 ton da yağ çıkardık. Geçen yıla kadar düzensiz olarak Avrupa ülkeleri ve ABD'ye zeytin ve yağ gönderdiğimiz oldu. Ancak 2 yıldır İran'a büyük miktarda zeytin göndermeye başladık. İranlı girişimci beldemizde bir işleme tesisi kurmak istediğini söyledi. Şu anda uygun yeri belirlemeye çalışıyoruz. Gelecek sezon ilk yabancı yatırımımızı da çekmiş olacağız. Ayrıca Gemlik'ten de bir yatırımcı bölgemizde inceleme yapıyor. Üretimin artması ve işleme tesislerinin kurulmasıyla daha fazla çalışana ihtiyaç duyar hale geldik.

Hasat sezonunu açalı 10 gün oluyor. Bir hesap yaptık, bu sürede beldeye 3 milyon liraya yakın para girmiş. Hal böyle olunca göç eden vatandaş da geri dönmeye ikna oluyor. Zaten sanayide kriz var. Kimsenin iş garantisi yok. Çoğu asgari ücretle, bir kısmı sigortasız çalışıyor. Birebir görüştüklerimize 'Manisa'da kiralık evin önünde sabahın köründe fabrikanın servis otobüsünü bekleyeceğine gel köyüne tarlanın traktörünün başına geç, işini geliştir, daha rahat ve güvenilir bir ortamda yaşamını sürdür' diyoruz. Yaklaşık 1 yılda 35 aile geri döndü. Erkeklerin geri dönmeye kafası yatıyor ama kadınlar dönmek istemiyor. Ancak ben bir kaç yılda büyük bölümünün geri döneceğini düşünüyorum. Özellikle yeni nesilden çok umutluyuz. Üretim kalitesinin artmasında onların büyük katkısı var”
Keyik, beldede yıllardan bu yana organik üretim yapıldığını, 2 tesisin sertifika aldığını, belediyenin de 300 dönümlük arazisinde sertifika bulunduğunu, ancak maliyetli olması nedeniyle küçük üreticinin bu belgeyi alamadığını belirtti.

Beldedeki Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kanalıyla üreticilerin yaklaşık yüzde 60'lık bölümünün sertifikalandırılması için çalışma başlattıklarını anlatan Keyik, bunun gerçekleşmesi halinde üretici kazancının önemli oranda artacağını savundu.

Bölgenin potansiyelini kullanmaya başlamasıyla önemli başarılara da imza atmaya başladığına dikkat çeken Keyik, 2 üreticinin uluslararası yarışmalarda organik erken hasat sızma zeytinyağı alanında başarı dereceleri aldığını ifade etti.

DALDAN SOFRAYA ZEYTİNİN HİKAYESİ

Her yıl Ekim ayı sonunda başlayan hasat sezonu zeytincilikle geçinen bölgelere canlılık getiriyor. Büyükbelen beldesinde genci yaşlısı herkes günün ilk ışıklarıyla zeytinliklerin yolunu tutuyor. Belde nüfusunun yetmemesi nedeniyle hasat sezonunda çevre ilçelerden gelen tarım işçileri de toplamaya katılıyor. Her bir ağaçta 5 kişi, ağaç altına yaygılarını sererek başlıyor işe. Eskiden sırıklarla dallara vurarak düşürdükleri zeytinleri artık plastik taraklarla dalları tarayarak topluyorlar.
Meyveleri dallardan sıyırma işini genelde kadınlar yapıyor, erkeklerin görevi kasaları taşımak. Kasalarda toplanan zeytinler, vakit geçirmeden alım merkezleri, salamura veya zeytinyağı tesislerine gönderiliyor.

Zeytinler, salamura tesislerinde bir nevi elek olan kalibrasyon makinesine verilerek boylarına göre kasalara ayrılıyor. Yine genelde kadınların yaptığı bir işlemle çürük, ezilmiş meyveler ayıklanıyor. Salamura yapmaya uygun irilikteki zeytinler çizme makinesine giriyor. Eskiden 1 işçi günde 100 kilogram zeytin çizebiliyorken şimdi makineler sayesinde saatte 3 ton çizme yapılabiliyor. Çizik atılarak dövülen zeytinler, salamura için polyester tankların içine giriyor.

Tankların üzerine kapatılan delikli kapakların üzerine deniz tuzu ve su dökülüyor. Kapakların üzerinde eriyen tuzlu su tankı dolduruyor. Tuzlu su, tankın tüm alanına yayılması için ayda bir kez tankın dibinden çekilerek üstünden tekrar dökülüyor. Mart ya da Nisan ayında tanklar açılarak salamura yeşil zeytinlerin satışı yapılıyor. Beldede paketleme tesisi bulunmaması nedeniyle zeytinler Akhisar ve Gemlik'ten gelen şirketlere satılıyor ve başka bölgelerin markasıyla satılıyor.

Yağlık zeytinler ise kontinü sistemli zeytinyağı tesislerine gönderiliyor. Yıkanıp yapraklarından ayıklanan meyveler, hamur haline getirilip 45 dakika bekletildikten sonra sıkıma gidiyor. Beldede son yıllarda kurulan son teknoloji tesisler sayesinde zeytinler, çevre açısından sorun yaratan karasuyunu bırakmadan kendi suyuyla organik olarak sıkılıyor. El değmeden yapılan üretim süreci sonunda filtreden geçirilen yağın yüzde 12'si sıkma tesisine bırakılıyor. Sıkımdan çıkan posa olan pirina ise kurutularak ısınmada kullanılıyor. Bölgede bir çok evde ısınma pirina kazanlarıyla sağlanıyor. Beldede 6 tesiste günde 600 ton zeytinyağı sıkılıyor.

Bölgenin zeytinlerinin önemli bir bölümünü de İş Bankası iştiraklerinden olan Ant Gıda alıyor. Üreticilerin romörklerle alım merkezlerine getirdiği zeytinler bir eksperin nezaretinde kalibre ölçümüne tabi tutuluyor. Üretici zeytinini tanelerinin iriliğine göre belirlenen fiyat üzerinden satıyor. Salamuraya ayrılan iri zeytinler kilogramı 3,10 liradan satılırken yağlık zeytinler 60 kuruşa satılıyor.

Bölgede zeytinliği ve salamura işleme tesisi bulunan İsmail Susaklar, sırıkla vurulduğunda zeytine zarar verildiğini, bunun da yağın asidini artırdığını, sonraki yılda sürgün verecek filizlerin de tahrip olduğunu anlattı. Susaklar “Eskiden bu yüzden zeytinde var yılı ve yok yılı arasında büyük fark olurdu. Bir plastik tarakla bu sorun da çözüldü. Ancak siyah zeytini dalları sıyırarak değil, elle toplamak zorunda olduğumuz için daha uzun sürüyor. Yeşil zeytini bir kerede toplayabiliyorken siyah zeytin için en az 3 kez ağacın başına gitmek zorundayız” dedi.

Zeytinyağcılar da açılım modasına uydu

FUNDA ÖZKAN
Radikal
03 Kasım 2009,Salı


Zeytin ve zeytinyağı üretimiyle ilgili mikrofonu eline alan, başlar zeytin dalının 'adaleti, barışı' simgelediğinden. Ellerinde zeytin dalını tutarlar ama sektör temsilcileri...

AKHİSAR- Zeytin ve zeytinyağı üretimiyle ilgili mikrofonu eline alan, başlar zeytin dalının ‘adaleti, barışı’ simgelediğinden. Ellerinde zeytin dalını tutarlar ama sektör temsilcileri, diğer sektörlerden farklı değildir. ‘Çıkar çatışması’ zeytin ve zeytinyağında da geçerlidir.
Zeytin hasadı ve ‘zeytin-zeytinyağı’ toplantısı için gittiğim Akhisar’da da taraflar ‘kılıçları kuşanmıştır’ diye düşündüm. Bir bakıma yanlış da değildi. Zeytin ve zeytinyağı üreticilerin kooperatifi TARİŞ’in Başkanı Cahit Çetin, bir nevi protesto için davete icap etmemişti.
Önce kavganın temelini söyleyeyim. Sektörde bir kısım temsilciler ‘müstahsilleri’ savunur, bir kısmı ‘üreticiden ucuza zeytinyağını alıp, yurtdışına ihraç etme’ peşindedir, bir kısmı da ‘DİR’ diye ısrar eder. DİR, ‘Dahilde İşleme Rejimi’nin kısaltılmış hali, yurtdışından zeytinyağı ithalatını savunurlar.
Akhisar’daki toplantıda uzun zamandır aynı masayı paylaşmayan iki isim yan yana oturuyordu. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli.
Ali Nedim Güreli, UZZK kurulurken baş muhaliflerden biriydi. O zamanlar dış ticaretten sorumlu bakan olan Kürşad Tüzmen’in de desteğiyle bir grup, ‘alternatif’ temsilcilikler oluşturmaya kalkmıştı. Hatta zeytinyağı denilince ilk akla gelen yerlerden Ayvalık’ın beş yıldır düzenlediği Zeytin Hasat Şenliği’ne alternatif geçen yıl Mersin‘in Mut ilçesinde organizasyon yapılmıştı.
Akhisar’daki toplantıda, Ali Nedim Güreli söze “Ermeni, Kürt derken devlet barış ihtiyacı duyuyorsa, biz haydi haydi açılım uygularız” diye söze başlayınca pür dikkat kesildim. Bakın neler söyledi:
“Zeytin ağacının olduğu yerde medeniyet vardır. Bizler de düşüncelerimizin ayrı olanını muhafaza ederek, yine aynı yerde olabiliriz. Kim haklı, kim haksız, kim daha uzun boylu tartışmayalım. Doğru olan şeyde birlik olalım.”
‘Açılım’a uygun, döndü Mustafa Tan’a, ‘UZZK, tağşiş (bir şeyin içine başka bir madde karıştırma) yağ konusunda müthiş mücadele veriyor” dedi.
Mustafa Tan ise, ‘açılım’a hiç girmeden konuşma yaptı.
UZZK’yı her platformda daha önce şikayet etmiş olanlara şimdilik daha mesafeli duruyor.
Sadece toplantıda şunu söyledi: “Sektörün moralini bozacak tavır ve söylemlerden uzak durmalıyız.”
Bir günde baltaları gömmek kolay değil. O kadar ayrı düşülmüştü ki, bu yıla yönelik ‘rekolte tahmini’ni yapmak için bile aynı masada oturulmamış. İki taraf ayrı ayrı rekolte tahmininde bulunmuştu.

Maliye vergi oltası atıyor
Zeytinyağı üreticisi anlattı, ismini yazmayayım, Maliye ile arası ‘bozulmasın.’ Söylediklerini aktarıyorum: “Maliyeciler yeni yöntem bulmuş. Önce zeytinyağı makinesi imalatçılarına gidiyorlar. Makine bir saatte ne kadar enerji tüketir, ne kadar zeytinyağı işler? diye soruyorlar. Rakamları, teorik kapasite diye not ediyorlar. Sonra Çalışma Bakanlığı’nın verilerinden, bizler ‘günde kaç saat, kaç gün çalışmışız’ı öğreniyorlar. Bu iki rakamı çarpıp, yüzde 10 marj bırakıp, bizim önümüze faturayı koyuyorlar. ‘2 milyon kilogram zeytinyağı üretmiş olman lazım, senin 500 bin kilogram ürettiğinin beyanı var’ deyip, aradaki farkı istiyorlar, bir de ceza kesiyorlar, eksik beyandan.”
Gülerek dinliyoruz, zeytinyağı üreticisi anlatmaya devam ediyor: “Gittim, itiraz ettim baktım lafımı dinlemiyorlar, örnek verdim: Ben trafik polisiyim, siz de şoförsünüz. Yolda sizi durduruyorum, kafamı camdan içeri sokup diyorum ki, ‘arabanın kadranı 200, yüzde 10 eksik hesapla sen 180 ile gittin. Ver cezasını.’ Tabii ki karşı çıktılar. Oysa fark yok. Arabanın en yüksek hız kapasitesi, burada da makinenin en yüksek üretim kapasitesi.”
Şunları da anlattı:
“Üç, beş yılda bir Maliye ile mahkemeleşmemiz adet oldu. Bu aralar yine ceza yağdırıyorlar. En düşük ceza 70 bin TL, 400-450 bin TL’ye kadar çıkıyor.”
Ceza, ‘pirinanın’ (zeytinin küspesi) faturalaştırılmasından kaynaklanıyor. Üretici, “Her seferinde mahkemeye gidiyoruz, Danıştay dahil lehimize karar veriyor, ona rağmen Maliye yine de ceza yazıyor” diyor.

Monday, November 02, 2009

'Zeytinde dünya lideri olacağız'

KENAN MOLLA (AKHİSAR)
Yeni Asır
02 Kasım 2009 Pazartesi


Akhisar'da yapılan 4. Türkiye Zeytin Hasat Şenliği'ne katılan Ali Nedim Güreli, "Uluslararası piyasada fiyat belirleyici konuma geleceğiz" dedi

Akhisar Ticaret Borsası'nın öncülüğünde düzenlenen 4. Türkiye Zeytin Hasat Şenliği, Manisa'nın Akhisar ilçesinde gerçekleştirildi. Şenlik kapsamında düzenlenen panelde, Türkiye ve dünyadaki zeytin ve zeytinyağı sektörü ele alınırken, Akhisar'ın zeytin üretimindeki yeri konuşuldu.
Panelde konuşan Akhisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Emin Demirci "Akhisar, zeytinin başkentidir. Akhisar'da bugün 20 bin ton zeytinyağı hedefliyoruz. Bu şenliği yapmamızın nedeninden birisi Akhisar'ın artık tütün değil zeytin başkenti olma yoluna gittiğini göstermektir. Akhisar'da, 2015 yıllarında 400 bin ton zeytin elde etmeyi hedefliyouz. Bundan sonra Akhisar'ın yükselen bir zeytin merkezi olacağına inanıyorum" dedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, İspanya'nın 670 bin ton üretimle dünya lideri olduğunu belirterek, "İtalya da 370 bin tonla ikinci sırada. 4 yılda 600 bin ton üretime ulaşarak dünya ikinciliği hedefliyoruz. Hatta kısa bir süre içinde dünya lideri olarak uluslararası piyasada fiyat belirleyici konuma geleceğiz" diye konuştu.

ÇÖZÜM BULUNACAK
Tarımın dünyada devlet desteği ile ayakta kaldığını söyleyen Güreli, Türk mallarının Avrupa pazarındaki durumuyla ilgili olarak, "Her ülke kota almış. Alamayan tek ülke Türkiye ama üretimimizi artırınca biz istemesek de çözüm bulunacak. Türkiye'de üretim artınca, Wall-Mart'la kontrat yapacak arkadaşlarımız var" dedi.

'İşbirliği yapmalıyız'
Akhisar'ın zeytin ve zeytinyağında önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Akhisar Belediye Başkanı Salih Hızlı ise, "Zeytinin yükselen değerini tanıtmak adına iyi bir organizasyon yaptığımıza inanıyorum. Önümüzdeki günlerde potansiyelin yanında değerini de arttırmak en büyük hedeflerimizden birisi olacaktır. Bölgeler arası rekabet yerine bölgeler arası iş birliği içerisinde olmalıyız. Ürünün değerlerinin artırmak adına tüm kuruluşlarımız ile ortaklaşa iyi işler yapacağımıza inanıyorum" dedi.

Zeytinciler Akhisar'da birbirlerine zeytin dalı uzattı

Mete Tamer Omur
Referans
02 Kasım 2009,P.Tesi


Dahilde İşleme Rejimi nedeniyle karşı karşıya gelen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Akhisar'daki toplantıda buzları eritip sektörün sorunları ve Türkiye'nin dünya ikinciliği hedefi için birlik mesajı verdi.

AKHİSAR

Son yıllarda Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konusunda yaşanan tartışmalarla gündeme gelen zeytin ve zeytinyağı sektöründe barış rüzgârları esiyor. Sektörün üretici ve ihracatçı kesimi arasında yaşanan DİR tartışmaları, Akhisar'da hafta sonu gerçekleştirilen Zeytin Hasat Şenliği'nde yerini 2012'de İspanya'dan sonra dünya ikincisi olmayı hedefleyen Türkiye için birlikte hareket etmeye bıraktı.
Şenlikte, Türkiye'nin zeytin üreticileri arasında en düşük destek programı uygulanan ülke olmasına rağmen gelinen noktayı başarı olarak değerlendiren sektör temsilcileri üretim-tüketim dengesinin korunması, modernizasyon, entansif tarımın artması, stoklama ünitelerinin teşvik edilmesi, iç pazarda tüketimin arttırılması ve AB'nden kota alınması konusundaki çalışmaların hızlandırılması gerektiği mesajı verildi.
"4. Türkiye Zeytin Hasat Şenliği" Akhisar Ticaret Borsası'nın öncülüğünde Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin katkıları ile Manisa'nın Akhisar ilçesinden 30 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi. Zeytin ağacı sayısının 10 milyon 275 bine ulaşması ile "Akhisar Zeytin'in Başkenti" sloganının ön plana çıkarıldığı şenlikte, bölgenin bu yıl 200 bin ton zeytin rekolte elde edileceği tahmin ediliyor. Akhisar'ın Zeytinliova Beldesi'nde gerçekleştirilen hasadın ardından düzenlenen panelde son yıllarda özellikle DİR konusunda karşı karşıya gelen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan, bir araya geldi.

Ekonomik kriz bize yaradı
Panelde konuşan Ali Nedim Güreli, dünyada yaşanan ekonomik kriz sonrasında tarım sektörünün öneminin ön plana çıktığına dikkat çekerek, "Biz asıl krizi iki yıl önce küresel ısınma ile yaşamıştık. Bu nedenle krizlere karşı dirayetliyiz. Krizde gördük ki, önümüzdeki dönemde gıdanın önemi daha da artacak. Bugün bir çiftçi 2 ton ürün verip bir LCD televizyon alırken, ilerde gıda ihtiyacının ön plana çıkması ve kendi ürününün değerinin artmasıyla 500 kilo zeytin ile LCD alabilecek. Hiç ithalata girmeden, ihracatta ilk 100 firma arasında yerlerini alacaklar. İyi ki kriz oldu. Bu bize yaradı" ifadesini kullandı. Zeytin ve zeytinyağı sektörünün toplam cirosu itibariyle küçük bir sektör olduğunu dile getiren Güreli, ancak önümüzdeki dönemde gelişimin hızının daha fazla olacağını ifade etti. Güreli, "Kriz, yeni ekimler, hava koşullarının iyi gitmesi nedeniyle 3 yıl sonra daha iyi durumda olacağız. Türkiye olarak dünya ikincisi olacağız. Bunun için de yapmamız gereken üretmektir" dedi.

Zeytin insanı medeni yapar
Geçen dönemde UZZK ile görüş ayrılıkları yaşamalarına rağmen sektördeki her kesimin pazarın daha hızlı gelişimini arzu ettiklerini belirten Güreli, "Görüş ayrılıklarımız oldu. Ama ben bugün görüş ayrılığımız olan hiçbir şeyi konuşmayacağım. Bizim dargın olacak bir şeyimiz yok. Biz aynı kaptan yemek yiyoruz. Kendi içimizde suçlu aramaya başlamışız. Zeytin ağacı insanı medeni yapar. Ayrı görüşleri ayrı bir yere koyabiliriz, ama farklı konuları ele alabiliriz" diye konuştu.
Sektörde yaşanan tartışmalardan çok kalitenin arttırılması konusunda UZZK'ya sonuna kadar destek vereceklerinin altını çizen Güreli, "UZZK'ya başka yağların karıştırımasıyla kalitenin düşmesine neden olan tağşiş konusunda her kampanyayı sonuna kadar desteklememiz gerekiyor. Bu konuda birlik içinde olmak zorundayız" şeklinde konuştu.

Ürün artıyor lisanslı depoculuğu gündeme almalıyız
Mustafa Tan ise, Türkiye'nin dünya ikincilik hedefi için öncelikle pazarın talep ettiği iri zeytin çeşitlerinin dikiminin teşvik edilmesini önerdi. Tan, ileriki yıllarda üretim fazlası sorunun yaşanmaması için lisanlı depoculuk ve ürün borsacılığı konusunda da çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, "Modernizasyon, entansif tarım bu sektör için önemli. Stoklama üniteleri olanlara destek verilmeli. Kamu stoklama merkezleri kurulmalı. Stoklama kapasitemizin ne olduğunu bilmemiz lazım. Türkiye, zeytin sıkma kapasitesine ulaşılmıştır. Artık bu tesislere sınırlama konulması lazım. Paslanmaz çelik stoklama ünitelerine teşvik verilmeli. İç pazardaki tüketimi arttırmak zorundayız. Balıkesir, Aydın Manisa üçgeninde kümelenmeden zarar gelmez. Birlikten kuvvet doğar. Güç olduğumuz takdirde korkmamız lazım. Akhisar, domat zeytinine coğrafi işaret almak zorundadır. Bu ihmal edilmiştir" diye konuştu.

Zeytin ve zeytinyağını pahalı yiyoruz
Sofralık zeytin sektörünün pazarlamada yaşadığı en büyük sorunlardan birinin zincir marketler olduğunu söyleyen Ece Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp, "Fakat pazarlama konusunda bizi en çok rahatsız eden konu maalesef zincir marketlerle ilgili ortaya çıkan sorunlardır. Ulusal zincirlerde zeytin ve zeytinyağı tüketiciyle buluşurken fahiş fiyatları bulmaktadır. Bu durum çiftçiden ve fabrikalardan kaynaklanmamakta, raf bedelleri, katılım payları fiyatları çok etkilemektedir. Bu durum maalesef tüketicinin zeytini ve zeytinyağını gerçek değerinde ve kalitesinde dolayısıyla daha az oranda tüketmesine neden oluyor. Yurtdışında da durum maalesef bu şekildedir. Fakat bizler üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmalı, ülkemizi ve zeytin-zeytinyağımızı tanıtmalı tüketimi arttırmaya çalışmalıyız" dedi.