Tuesday, November 17, 2009

Reel sektör için zeytin duası

Selim Türsen
Referans
13.11.2009


Barack Obama, Beyaz Saray'a yerleştiği ilk aylarda New York Times'ta bir söyleyişi yayımlanmıştı. Çiçeği burnunda Başkan ABD'nin sağlık, eğitim, finans ve sanayide neden köklü reformlar yapması gerektiğini çok ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı. Obama, Japon arabalarıyla rekabet edemez duruma düşen köhneleşmiş Amerikan otomotiv sanayiinin teknolojisini yenilemesi gerektiğini, mühendislik yerine daha kolay kazandıkları için finas sektöründe para cambazlığı yapan iyi eğitimli işgücünün asıl işlerine döndürüleceğini, sanal kazançlarla ABD ekonomisine hâkim olacak büyüklüğe ulaşan finans sektörüne ciddi bir çekidüzen verileceğinden söz etmişti.
Görevdeki birinci yıldönümüne doğru Başkan planlarını hayata geçirmeye başlıyor. Büyük tartışmalar sonucu sağlık reformunun yasal düzenlemeleri tamamlandı.
Reel sektörü eski gücüne kavuşturacak, finans sektörüne çekidüzen verecek yasa taslağı da hazır. Taslak, sektörü yakın takibe alıp, üzerinde "Damokles'in kılıcı" gibi sallanacak üç yeni federal kurum kurulmasını öngörüyor. Bu kurumlar kredi ve kart konularında tüketicileri koruyup, bankaları kontrol altına alacak. Ayrıca türev ürünler, hedge fonlar, kredi derecelendirme kuruluşları ve yönetici ücretleri konusunda sert önlemler alınacak.
Bu yasal düzenlemeler sonucu zamanla reel sektörün, yani üretimin eski gücüne kavuşması sürpriz olmayacak. Artık paradan para kazanma devri sona ererken ABD'deki değişimin dünyanın diğer bölgelerini de etkilemesi kaçınılmaz olacak.
Üretim deyince Türkiye'de tarımsal üretimin giderek sanayileşmesi kanımca yeni dönemin yükselen değerleri arasında olacak. Yıllardır süren destekleme politikaları ile oy deposu haline dönen tarım sektöründeki kaynak israfı, 2001 krizinden sonra yeniden yapılanma ile bir ölçüde kontrol altına alınmıştı. Buna karşılık tarımdaki daralma bir yandan köyden kente göçü hızlandırırken öte yandan yeni işsizler ortaya çıkardı. Ancak, bu geçiş sürecinin olumsuzlukların, modern tarım ve hayvancılık işletmeleri ile bunlara bağlı gelişen tarıma dayalı sanayi ile zaman içerisinde bertaraf edilebilir.

Sopa yerine makine
Son dönemde yıldızı parlayan zeytin ve zeytinyağı buna iyi bir örnek. Geçen hafta Ayvalık'ta 5'incisi düzenlenen Zeytin Hasat Günleri Şenliği vardı. Festivalde benim dikkatimi çeken birkaç nokta vardı. Her şeyden önce zeytinlerin makinelerle toplanma gösterisi çok önemliydi. Yıllardır zeytincilik yapan bir akrabama zeytinde neden "var" yılı ve "yok" yılı olduğunu sorduğumda "Biz zeytini sopalarla döve döve yere düşürerek topluyoruz. Her sopa inişinde filizcikler, dallar kırılıp darbe alıyor. O nedenle bir yıl meyve verip, diğer yıl vermiyor" demişti. Halbuki sektörde Türkiye'nin en büyük rakipleri İtalya, İspanya çoktandır zeytini makinelerle toplamaya başlamışlar bile.
Efes Pilsen'in sahibi aynı zamanda yeni zeytinci Anadolu Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da vardı Ayvalık'ta. Birlikte makinelerle zeytinlerin nasıl toplandığını izledik. İki çeşit makine vardı. Biri sırta takılan ve dallar arasında dolaştırılarak zeytini aşağı indiren hızlı ve ağaca zarar vermeyen bir makine, diğeri ise hayli ileri bir teknolojiye sahip, ağacı kollarıyla sarıp 3-5 saniye titrettiğinde yağmur gibi zeytinleri yerdeki temiz örtülerin üzerine yağdıran bir makine.
Tuncay Özilhan ikinci makineye bayıldı. Hemen yanındaki yöneticilerden o makine üzerinde çalışmalarını istedi. Bir fikir olarak da 5-10 tane alınıp bölgedeki zeytincilere kiraya verilmesini önerdi. Hatta Anadolu Motor'un uzun vadede üretim ve montaj dahil bu iş üzerinde çalışabileceği konuşuldu.
İşte tarım ve tarıma dayalı sanayinin nasıl gelişebileceğinden ayak üzeri yaşadığımız bir örnek.
Gelişmeler, Türkiye'nin zeytin ağacı sayısında dünyada ikinci büyük ülke olabileceğini gösteriyor.
Türkiye'de 105 milyon 255 bin meyve veren ve 40 milyon 144 bin adet meyve vermeyen ağaç var. Ağaç başına ortalama 11.7 kilogram zeytin verimi ile 1 milyon 227 bin 474 ton zeytin üretimi olacak. Bu zeytinin yaklaşık 410 bin tonu sofralık zeytin olarak ayrılacak. 818 bin tonu yağlığa ayrılacak. Bundan da 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edilecek.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin öncülüğünde yapılan tahmine göre ise 1 milyon 126 bin ton zeytin üretimi olacak. Bunun 389 bin tonu sofralık olarak ayrılacak. Kalan zeytinden 147 bin 491 ton zeytinyağı üretilecek. Yani Türkiye'nin zeytinyağı üretimi 150 bin ton civarında olacak.
Ama Avrupa Birliği Türkiye'den giden ambalajlı ve markalı ürünlerden ton başına 1400 euro civarında vergi alındığı için ihracatın astarı yüzünden pahalıya gelebiliyor. O nedenle iç pazar şu an için önem kazanıyor.

Zeytinyağlı yiyemem aman
Türkiye'de kişi başı zeytinyağı tüketimi 1.5 kilo kadar. Avrupa'nın çok gerisinde. Türk halkı zeytinyağı tüketimine alışık değil. "Zeytin yağlı yiyemem aman. Basma da fistan giyemem" şarkısı bile buradan çıkmış. Halbuki kolestrolü düşürmekten kansere karşı koruyucu özelliğine kadar pek çok yönüyle dünyanın en sağlıklı ürünlerinden biri olduğu bilimsel olarak ispatlanmış zeytinyağının tüketimi dünyanın dört bir yanında artıyor. Türkiye'de ilk hedef kişi başına tüketimi 3 kiloya çıkarmak. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği, geçen günlerde Akhisar'da düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali tanıtım için önemli adımlar. Sözümüzü Ayvalık Kaymakamı'nın öğrettiği bir zeytin duasıyla bağlayalım.

Ömrünüz;
Zeytin ağacı kadar uzun ömürlü
Zeytin tanesi kadar bereketli
Zeytinyağı kadar sağlıklı olsun

No comments: