Wednesday, April 30, 2008

İhracatçı ve Tariş bu sene kavga etmeyecek

NİHAT DELİBAŞI
Yeni Asır
30 Nisan 2008,Çarş.


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birlik Başkanı Güreli "Bizi birbirimize düşürmek isteyenler bunu başaramayacak" dedi

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, zeytinyağı sektöründe sıkıntıların sona ermesine 7- 8 ay gibi bir süre kaldığını kaydetti. Güreli, "Tünelin ucu parlak. Sektör büyüklüğü artınca bugüne kadar ilgisiz kalan kurum ve kuruluşlar ilgi gösterecektir" dedi. Güreli ayrıca ihracatçı ile Tariş'i kavga ettirenlerin aradan sıyrılmak istediğini belirterek, "Çiftçi dostu biziz, çiftçi dostu Tariş'tir. Horozları kavga ettirip aradan sıyrılmak istiyorlar. Kavga ettik. Tamam. Ama bu sene öyle olmayacak" dedi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Genel kurulu dün yapıldı. Genel kurulda ham prina yağı ihracatının yasaklanmasını öneren Erden Bilginoğulları'nın önerisi oy çokluğu ile reddedildi. İhracatçının üreticiyi istismar etme gibi bir düşüncesi olmadığını vurgulayan Güreli, "Bu yönetim kurulu görevde olduğu müddetçe Türkiye'den zeytinyağı diye karışım yağ ihraç edilmeyecek. Üretim artışı ile sadece ihracat değil, iç tüketimi de artıracağız. Bunun için kurduğumuz tanıtım grubu önemli işler yapacak" diye konuştu.

Prina yağında zeytinin imajı bozuluyor kavgası

Referans
30 Nisan 2008,Çarşamba


Zeytin çekirdeğinden elde edilen prina yağının zeytin amblemiyle piyasaya sunulması zeytincileri karşı karşıya getirdi. İhracatçılar, içeriğinde yüzde 2 zeytinyağı olan prinanın zeytinyağı türevi olarak piyasaya sunulmasına karşı çıktı.

Zeytinin çekirdeğinden elde edilen prina yağının iç pazarda tüketilmesi, prina fabrikaları ile zeytinyağcıları karşı karşıya getirdi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, prina yağının zeytini simgeleyen amblemlerle ve zeytinyağı türevi olarak piyasaya sunulmasına karşı olduklarını söyledi. İzmir'deki tesisinde prina yağı üretimi yapan eski Birlik Başkanı Erden Bilginoğulları ise ayçiçeği yağı fiyatlarının artışına karşı prina yağı tüketiminin artması gerektiğini belirterek, bunun için ham prina yağı ihracatının yasaklanmasını istedi.

Dün, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Erden Bilginoğulları, Türkiye'de 8 prina fabrikası, 21 tane de zeytin çekirdeğinden etini ayıran tesis olduğunu söyledi. Son yıllarda düşük asitli prina yağı üretildiğini ve ürünün yemeklik olarak kullanımının önünün açıldığını ifade eden Bilginoğulları, "Artan bitkisel yağ fiyatları karşısında prina yağı artık sabunda değil yemeklik olarak kullanılıyor. İç pazarda yeterli ürün bulunması için ham prina yağı ihracatı yasaklanmalı" dedi.

Tüketici için endişeliyiz

Bilginoğulları'nın önerisine karşı çıkan Ali Nedim Güreli ise zeytinyağı tüketimini artırmaya çalışırken, prina yağının buna engel olacağını belirterek, "Biz tüm yasaklara karşıyız. Ham prina yağı ihracatı da yasaklanmamalı. Ayrıca prina yağında sadece yüzde 2 zeytinyağı var. Bu ürünün zeytin amblemi altında içeride tüketilmesinden endişeliyiz. Karma yağı ihracatını da Türkiye'nin imajı açısından doğru bulmuyoruz. Üstelik ham prina yağı tüketimi dikkate alınmayacak kadar az" diye konuştu. Türkiye'nin artan zeytin ağacı varlığı ve son yağışların zeytini olumlu etkilediğini belirten Ali Nedim Güreli, 2008-2009 sezonunda rekoltenin 200 bin tona yükselmesinin beklendiğini söyledi. Güreli, "Dünya fiyatlarına göre uğraşıp ihracatı artıracağız. Ayrıca tanıtım ile iç tüketimi yükseltmeliyiz" dedi.

Tartışmalardan sonra genel kurulda yapılan oylamada oy çokluğu ile ham prina yağı ihracatının devam etmesine karar verildi.

TÜKETİMDE YUNANİSTAN BİRİNCİ
Türkiye dünya zeytinyağı üretiminde İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus'tan sonra beşinci sırada yer alıyor. Türkiye'de tüketim alışkanlığı düşük olduğu için üretilen zeytinyağının önemli bölümü ihraç ediliyor. Zeytinyağı en çok İtalya, ABD, Suudi Arabistan ve Kanada'ya ihraç ediliyor. Türkiye'de beslenmede tüketilen sıvı yağların yüzde 40'ını ayçiçecek yağı, yüzde 30'unu pamuk yağı, yüzde 15'ini soya yağı, yüzde 8'ini zeytinyağı, yüzde 7'sini ise mısır yağı oluşturuyor. Türkiye'de kişi başı yağ tüketimi yıllık 14-17 kilogram arasında değişiyor. Kişi başına zeytinyağı tüketiminde yıllık 24.6 kilogram ile Yunanistan birinci, 14.9 kilogram ile İspanya ikinci, 13.7 kilogramla İtalya üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye'de kişi başına zeytinyağı tüketimi ise yıllara göre 0.8 kilogram ile 1.2 kilogram arasında değişiyor.

Zeytinyağı sektörü öksüz bırakıldı

Haber Ekspres
30 Nisan 2008,Çarşamba


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, son bir kaç yılda, 10-15 yılın "en başarısız ve en az ihracat yapılan" dönemini geçirdiklerini söyledi

Birliğin genel kurulunda konuşan Güreli, 2 yıl önce sektörün çok daha başarılı ve ışıltılı olmasını hayal ettiğini ancak küresel ısınma, dünyadaki tarım maliyetlerinin Türkiye'den daha düşük olması ve Türk çiftçisinin diğer ülke çiftçilerine göre iyi prim alamamasından dolayı sıkıntı yaşadıklarını belirtti.

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün Türkiye'nin büyüyen ekonomisinde çok büyük olmadığına dikkat çeken Güreli, şöyle konuştu:

"2,5-3 milyar dolarlık sektörüz. Yani Toyota'nın ihracatı kadarız. Ümidimiz Türk çiftçisinin, devletin de desteğiyle ağaç varlığını 2 katına çıkarmış olmasıdır. Üreticimiz önümüzdeki kasımdan itibaren daha iyi mahsul alacaktır. Ağaç sayımız ve artan katma değer üretimimizle Türkiye çok kısa sürede rakamları 2-3 misline çıkaracak. Sektör 3-4 milyar dolara geldiğinde halledilmesi çok kolay meselelerde bile, sizi önemsemeyen bürokratlar ayağınıza gelirler. Bizim için yolun çoğu bitti azı kaldı. Tünelin ucu parlak. Türkiye'de yaşanabilecek olası bir ekonomik kriz bizi çok da etkilemeyecek. Zaten bu krizi sektörümüz sürekli yaşıyor. 10-15 senenin en başarısız, en az ihracat yaptığımız son birkaç yılını geçirdik."

Sektörde yalnızız

Sektörlerine sahip çıkılmadığını öne süren Güreli, "Biz bu sektörde yalnızız, yetim, öksüz, anasız babasız. Sahibimiz yok. Ne Sanayi Ticaret Bakanlığı ne Tarım Bakanlığı. Önümüzdeki seneden itibaren artık böyle olmayacak. İnşallah bu yağmur süreciyle birlikte ürün 200 bin ton civarı olur" dedi.

Güreli, Türkiye'nin 700 bin ton yağ üreteceği günlerin geleceğini belirterek, "O zaman buraya yabancı sermaye gelir. Yabancı sermaye gelince de bizi yöneten politikacılar 15 dakikada dahilde işleme rejimini verirler" diye konuştu.
Zeytine prim verilmesi için Tarım Bakanlığı'na 4 kez gittiklerini, kendilerinden akademisyenden rapor alınmasının istendiğini anlatan Güreli, "Tarım Bakanlığı zeytine neden prim vereceğini bilmeyecek kadar saf ise yapacak bir şey yok" diye konuştu.

Yönetim kurulunun gelir gider raporlarının incelenip onaylanmasının ardından yönetim ve denetim kurulu ibra edildi.

Tuesday, April 29, 2008

Ege Or­man iki yıl­da 549 bin fi­dan dik­ti

ONUR ÇA­KIR
Milliyet
29 Nisan 2008,Salı


EGE Or­man Vak­fı Ge­nel Mü­dü­rü Me­tin Gen­çol, va­kıf ola­rak 2005’ten bu ya­na 549 bin fi­dan dik­tik­le­ri­ni söy­le­di. Ken­di­le­ri­ne ba­ğış­la­nan fi­dan sa­yı­sı­nın ise 503 bin 286 ol­du­ğu­nu be­lir­ten Gen­çol, şöy­le de­di: “Ay­rı­ca İz­mir Or­man Böl­ge Mü­dür­lü­ğü, Çev­re ve Or­man İl Mü­dür­lü­ğü’nün kat­kı­la­rıy­la yan­gın ha­vu­zu yap­tı­rı­yo­ruz. 2 bin 500 ton ka­pa­si­te­li. Ha­vu­za, vak­fı­mı­za 100 bin YTL ba­ğış­ta bu­lu­nan ha­yır­se­ver Ay­şe May­da’nın is­mi­ni ver­dik.”

YENİ HİBE TEBLİĞİ YAYINLANDI‏

A.Bahadır GEZİCİOĞLU
bahadir@bamer.com.tr
BAMER DANIŞMANLIK
28 Nisan 2008,Salı


T.C. Tarım Bakanlığı'nın , (2008/19) numaralı "KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE TARIMA DAYALI YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ TEBLİĞİ" 29.04.2008 Salı günü yayınlandı.

Bu Tebliğ, kırsal alanda ekonomik ve sosyal gelişmeyi sağlamak için, gerçek ve tüzel kişilerin ekonomik faaliyete yönelik yatırımları ile basınçlı sulama sistemlerinin geliştirilmesi amacıyla yapılması gerekenlere ilişkin hususları kapsamaktadır.

* 81 ilde yapılacak yatırımlar için başvurular kabul edilecektir.

* Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren doksan gün içerisinde tarım il müdürlüklerine müracaat edilmesi gerekmektedir.

* Yatırım projeleri, hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra onsekiz ay içinde tamamlanacaktır.

* Bu süre içinde tamamlanamayan projeler yatırımcı tarafından kendi ayni katkısı ile altı ayı aşmamak üzere tarım il müdürlüğünce verilecek süre içinde tamamlanacaktır.

* Ekonomik yatırımlar destekleme programı yatırım konuları proje tekliflerinde hibeye esas proje tutarı, gerçek kişi başvuru tekliflerinde 100.000 Yeni Türk Lirasını;

* Tüzel kişi başvuruları için ise 500.000 Yeni Türk Lirasını geçemeyecektir.

* Hibeye esas proje tutarının % 50 sine hibe yoluyla destek verilecektir.

* Proje bütçesi KDV hariç hazırlanacaktır.

Program çerçevesinde tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi ile ilgili aşağıdaki konular, kapsam içinde bulunmaktadır.

a) Ekonomik yatırımlar,

b) Basınçlı Sulama Sistemi yatırımları.

Ekonomik yatırımlar destekleme programı yatırım konuları :

a) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yeni yatırım tesislerinin yapımı,

b) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımı ve teknoloji yenilenmesine yönelik yatırımlar,

c) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına yönelik yatırımlar,

ç) Alternatif enerji kaynakları kullanan seraların yapımına yönelik yatırımlar,

desteklenir.

* Ekonomik yatırımlar programı kapsamında tarımsal ürünlerin üretimine yönelik bir hibe desteği bulunmamaktadır. (Birincil üretim)

* Tarımsal ürünlerin işlenmesi kapsamında, başka bir yatırım tesisinde ilk işlemesi yapılan mamul ürünün ikincil işlenmesine ve paketlenmesine yönelik yatırım teklifleri hibe desteği kapsamında değerlendirilmez. Sert kabuklu meyveler bu madde kapsamında değildir.

* Yatırımcılar bu Tebliğ kapsamında ekonomik yatırım konularında ülke genelinde sadece bir tek proje başvurusunda bulunabilir.

* Tebliğ kapsamında bulunan konularla ilgili tarımsal faaliyetlere yönelik yapılmış veya yapılacak tesislerde kullanılmak üzere, alternatif enerji kaynaklarından jeotermal, biyogaz, güneş ve rüzgar enerjisi üretim tesisleri hibe desteği kapsamında değerlendirilecektir.

Yeni Hibe Tebliği'nin uygulanmasında muhtemel proje örnekleri:

GENEL PROJE KONULARI :

1-Ürün kurutma ve depolama,
2-Ürün toplama,soğutma ve işleme,
3-Ürün işleme, ambalajlama, paketleme,
4-Alternatif enerji kaynakları kullanılan(jeotermel,güneş,rüzgar)seraların yapımı,
5-Bireysel veya grup damla sulama sistemi,
6-Bireysel veya grup yağmurlama sistemi,

ÖRNEK PROJE KONULARI :

Elma Tasnifleme Ünitesi,
Pekmez imalatı ve depolama tesisi,
Sirke tesisi,Bulgur paketleme tesisi,
Kestanenin depolanması ve işlenmesi,
Kuruyemiş imalatı ve paketleme tesisi,
Biber salçası yapımı,
Peynir yapımı,
Kesimhane ve et işleme tesisi,
Kırmızı,beyaz et paketleme,sucuk,köfte imalatı ve paketleme tesisi,
Döner eti,sucuk ve salam tesisi,
Pastırma tesisi,
Soğuk hava deposu,
Yem Fabrikası(Mısır,Arpa,Yulaf),
Süt ve Süt Ürünleri İşleme Tesisi,
Süt Toplama Merkezleri,
Tıbbi ve aromatik bitkiler veya kültüre alınmış endemik bitkiler kurutma ve ambalajlama tesisi,
Jeotermal enerji ile ısıtmalı sera,
Prina(Zetinyağı fabrika atığı)alternatif enerji kaynağı olarak sera projesi,
Zeytin salamura tesisi,
Zeytinyağı sıkma fabrikası,
Tohum selektör ve paketleme tesisi,
Bakliyat paketleme tesisi,
Buğday,mısır gibi ürünlerin depolanması amacıyla yapılan çelik silolar,
Tahıl depolama silolarının yapımı ve çeşitli yem bitkilerinin(Mısır silajı,fiğ silajı vb…)
Un fabrikası,
Yem kırma(Mısır,buğday,arpa) ve depolama tesisi,
Defne yaprağı kurutma ve paketleme ve tesisi,
Çekirdek,leblebi vb… kavurma,paketleme,tuzlama tesisi,
Üretilmiş olan yem bitkilerinin balyalanması ve bunlar için üstü kapalı depo tesisi,
Kanola yağı üretim tesisi,
Sera yapımı (alternatif ısınma sistemli; jeotermal, güneş, rüzgar)

Havran ile Çin Arasında Ticaret Köprüsü Kuruldu

İHA
29 Nisan 2008,Salı


"Anatolive 2. Avrasya Zeytin Zeytin Yağı ve Prosesleri Fuarı ve Kongresi"ne katılan Balıkesir'in Havran ilçesindeki firmalar, Çin Halk Cumhuriyeti şirketleri ile zeytinyağı ticareti yapmaya hazırlanıyor.

17, 18, 19 Nisan tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde yapılan "Anatolive 2. Avrasya Zeytin Zeytin Yağı ve Prosesleri Fuarı ve Kongresi"ne, Edremit Ticaret Odası olarak 12 firma katıldı. Havran ilçesinden ise sadece Akpak isimli şirket fuarda yer aldı. Akpak İşletme Müdürü Sedat Uysal, fuarın çok yararlı olduğunu belirterek çeşitli şirketlerle görüşmeler yaptıklarını, bunların başında Çin Halk Cumhuriyeti'nin geldiğini belirtti. Uysal, "Havran'da üretilen zeytin yağı Çin'e ihraç edilecek. Fuarda İtalyan, İspanyol, Yunan ve Japon firmaları ile görüşme yaptık. Bölgemizde zeytin ve zeytin yağı ticareti yapan firmalarımızın bu tür fuarlara gitmeleri çok faydalı olur. Değişen dünya ekonomisinde Türkiye'nin de entegre olması gerekiyor. Aksi halde çok geride kalınır" dedi.

Köylüler taş ocağını mahkemeye verdi

Haber Ekspres
29 Nisan 2008,Salı


Milas ilçesine bağlı Avşar köyünde bulunan taş ocağının köyün geçim kaynaklarından olan zeytincilik ve hayvancılığa zarar verdiğini iddia eden köylüler mahkemeye başvurdu.

1 Mart'ta Avşar'daki taş ocağının insanlara, hayvanlara ve zeytin ağaçlarına zarar verdiği iddiasıyla yol kapatma eylemi yapan Avşar ve Yaşyer köylüleri bu kez mahkemeye başvurdu. Taş ocağının kapatılması için imza toplayan köylüler, taş ocağında patlatılan dinamitlerin köy hayatına olumsuz zarar verdiği ve bu zararların köyün geçim kaynaklarını etkilediği iddiasıyla Milas Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliği'ne başvurdu. Köylüler taş ocağının kapanmasını istedikleri dilekçeleri Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü'ne ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderdi. Başvuru dilekçelerinde şu ifadelere yer verildi: "Şirketin işlettiği taş ocağının yakınında zeytinliğimiz bulunmakta. Söz konusu taş ocağının faaliyetlerinde dinamit kullanılarak yüksek sesli patlamalarla tarım arazileri ve zeytinliklerin zarar görmesine sebep olmakta, patlama ile birlikte taş parçalarının hızla saçılması nedeniyle zeytin ağaçlarının dallarının kırılmasına neden olmaktadır. Taş parçalarının sıçrayacağı korkusuyla hem zeytinliklerin bakım çalışmaları yapılamamakta hem de hasat toplanamamaktadır. Zira patlamalar ile sıçrayan taşlar insan yaralamalarını meydana getirebilecek şiddette etrafa saçılmaktadır."Başvuru dilekçelerinde ayrıca, "taş ocağının bir diğer faaliyeti olan taşların kamyonlarla taşınması sırasında da ağaçların ve tarım ürünlerinin tozla kaplanmasına sebebiyet verilerek bu ürünlerden fayda sağlanmasına ayrıca engel olunduğu" belirtildi.

İnsan sağlığına zararlı
Taş ocağının tarım arazilerine ve zeytinliklere verdiği zararlar yanında çevre kirliliği oluşturarak ayrıca anayasamızın 56. maddesinde yer alan 'herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir' hükmüne aykırı davranıldığının çok açık olduğu ifade edilerek şöyle denildi: "3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi 'çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur' hükmünü içermektedir. Bu hükme rağmen devam eden taş ocağı faaliyetlerinin oluşturduğu zararların tespiti için sayın mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur. Tüm bu nedenlerden gerek tarımsal alanlara gerek yaşamsal koşullara verdiği zararların olumsuz etkileri artarak devam eden taş ocağı faaliyetlerinin zeytinliğimize ve çevreye verdiği zararların tespitinin bilirkişi marifetiyle yapılmasını saygılarımızla arz ve talep ediyoruz."

Köylüler kışkırtılıyor
Köylülerin eylemi sonrasında bir açıklama yapan Doğan Yapı İnş. Tur.Tic. ve San.Ltd.Şti. yetkilisi Naşit Doğan, köylülerin bölgede rantı olan başkaları tarafından kışkırtıldığını söylemişti. Doğan, çevreye zarar vermemek için tüm önlemleri aldıklarını belirterek "Birilerinin rantına çomak mı soktuk diye düşünüyorum. Köylüleri büyük ihtimalle onlar kışkırtıyor. 17 yıldır bu ocakları işletiyoruz. Bu ocaklardan çıkan malzemelerle Milas-Bodrum Havalimanı ve birçok yol yapıldı. Hukuksal şartlarda çalışmaları yapıyoruz. Şirket bünyemizde çalışan 100 civarında işçimiz var. Çift vardiya sistemi ile 20 saat çalışıyoruz. Çalışmalarımız sırasında dinamit kullanıyoruz fakat çok sıklıkla değil" demişti.

Monday, April 28, 2008

Keskinoğlu Barselona'da Türkiye'yi temsil etti

Yeni Asır
28 Nisan 2008,Pazartesi


Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu, "Alimentaria 2008 Fuarı'na katılan dünya devlerinin arasında tek Türk firma bizdik" dedi

Alimentaria 2008 Uluslararası Gıda, İçecek ve Teknolojileri Fuarı'na katılan Keskinoğlu, Ravika zeytinyağları ile Barselona pazarına girdi. Dünya zeytinyağı üretiminin yarısını tek başına üreten İspanya'nın Gurme başkenti Barselona'da her 2 yılda bir düzenlenen ve bu sene 160 bin kişinin ziyaret edip, bin 600 firmanın katıldığı Alimentaria 2008 Fuarı'nda Ravika'nın topladığı ilgi İspanya basınında da geniş yer buldu.

MARKALAŞMA STRATEJİSİ
Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoglu dünya zeytinyağı devlerinin buluştuğu bu özel fuara katılmayı göze alan tek Türk firması olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Keskinoğlu ayrıca ülkemizdeki zeytinyağı tüketiminin yaygınlaşmasına katkıda bulunacaklarına inandıkları gurme yazarlar Ali Esad Göksel ve Yurtsan Atakan ile birlikte fuara katıldıklarını söyledi. Keskinoğlu ayrıca fuarda Ravika'ya gösterilen ilginin İtalyan ve Yunan yağlarına gösterilenden fazla olduğunu belirtti. Ravika Zeytinyağı Pazarlama ve Satış Müdürü Savaş Özaltun ise İspanya'daki bu çalışmaların Ravika'nın markalaşma stratejisinin bir başlangıcı olarak kabul edileceğini söyledi.

Pazar payı yüzde 9'a yükselecek
Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005'te butik üretimle pazara sunduğu Ravika Zeytinyağı, İstanbul'da düzenlenen Avrasya Zeytin, Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı'na (Anatolive) katıldı. Sadece zeytin ve zeytinyağına özel olarak düzenlenen Türkiye'nin tek fuarı olma özelliğini taşıyan Anatolive Fuarı'na yerli üreticilerin yanı sıra İtalya, İsviçre gibi ülkelerden yaklaşık 100 firma katıldı.
Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu, "Ravika, şu anda zeytinyağı pazarında oldukça hızlı adımlarla ilerliyor. Amacımız şu anda Türkiye pazarındaki yüzde 5 olan payımızı yüzde 9'a yükseltmek" dedi.

Emin Demirci:Zeytinde Romanya pazarı tehlikede!.

Tarım Merkezi
27 Nisan 2008,Pazar


İhracatta önemli bir pazar olan Romanya’dan tehlike sinyalleri geliyor. Başkan Vekili Emin Demirci, Mısır ve Yunanistan’ın öne geçtiğini söyledi.

ZEYTİNDE Romanya pazarını Mısır ve Yunanistan’a kaptırıyoruz. Romanya, son yıllarda gelir seviyesinin artmasıyla iri zeytine yönelmeye başladı. Türkiye’de yeteri kadar iri kalibrajlı zeytin üretimi bulunmaması bir yana, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ihracat kaydıyla zeytin ithalatına da izin çıkmayınca, ihracatçı Romanya pazarında kan kaybetmeye başladı.

MISIR HİÇ YOKTU
Geniş alanlarda iri kalibrajlı zeytin üretiminin yapıldığı Mısır’ın bu sayede Romanya pazarında 5 yıl önce hiç yokken şimdi güçlü bir oyuncu haline geldiğini söyleyen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Demirci, "5 yıl önce Romanya’da sadece bin tonluk üretim yapan Yunanistan ise Mısır’dan yaptığı ithalatla bu pazarda 5 kat büyüdü. Mısır ve Yunanistan Romanya pazarında Türk üreticisini tehdit eder hale geldi" diye konuştu.

14 BİN TON YATIRIM
Demirci, "2006 sonu itibarıyle rakamlara bakıldığında, Romanya’ya Yunanistan’dan yapılan ihracat 6 bin ton, Mısır ise 14 tona yükselirken, Türkiye’nin 15 bin tonda kaldığı görülür. Türkiye bir dönem yeşil mercimekte bir problem yaşadı. Mısır’a senelerce yeşil mercimek satıyordu. Bir sene tabiat şartlarının iyi geçmediği bir dönemde yeşil mercimek yok dedik. Kanada’ya yöneldiler. Şu anda Türkiye yeşil mercimeği Mısır’a satamıyor" diye konuştu.

Zeytinyağında kalite arttı

ZEYTİN ve zeytinyağı sektörünün en büyük sivil toplum örgütü Zeytindostu Derneği’nin, kalite karmaşasına son vermek amacıyla düzenlediği 1. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda ipi göğüsleyen firmalar ödüllendirildi. Yarışmaya katılan 24 zeytinyağı markasının Uluslararası Zeytin Konseyi’nin (IOC) kabul ettiği kriterlere göre Türkiye’den 2, İtalya’dan 1 laboratuvar tarafından değerlendirildiği yarışma sonucunda 8 marka ödüle değer bulundu. Dernek Başkanı Metin Ölken, Türk zeytinyağlarının ulaştığı yüksek kalite düzeyinin uluslararası kriterlere göre tescil edilmesi ve kalite kavramına yönelik suistimallerin önlenmesi amacıyla düzenledikleri yarışma ile Türk zeytinyağlarının kalite çıtasını yükselttiklerini belirtti. Yarışmaya Selatin markasıyla katılan Selin Ertür Zeytinyağları birincilik ödülüne değer bulundu.

Muğla’da Gemlik zeytin fidanı dağıtıldı

KADRİ GÜLER
Gemlik Körfez Gazetesi
28 Nisan 2008,Pazartesi

Muğla'da tütünden umduğunu bulama yan köylüler zeytine yöneldi.


Tütün kota nedeniyle para etmeyince zeytinciliğe yönelen köylülere, İl Özel İdaresi tarafından ucuz maliyetli Gem lik zeytin fidanları dağıtılıyor. 2004 yılından bu yana il genelinde yaklaşık 1 milyon zeytin fida nının dağıtıldığı açık lanırken, Muğla mer keze bağlı Taşlı kö yünde 184 köylüye toplam 12 bin 210 fidan dağıtıldı. Taşlı köyünde düzen lenen fidan dağıtım törenine AKP Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır, İl Genel Meclisi Başkanı Cem Erkin,İl Genel Meclis üyeleri, Tarım İl Müdürü Hadi Kayhan, muhtarlar ve köylüler katıldı. Törende konuşan Muğla Tarım İl Müdü rü Hadi Kayhan, Avrupa Birliği süre cinde zeytin fidanı dikiminin önemli olduğunu belirterek, "AB'ye girdikten sonra bu fidanları dikemeyeceğiz. AB'ye girerken istatistiki olarak zeytin ağacının çok olması önemli. Birlik üyesi ülkelere önemli teş vikler yapılmaktadır. Bu yıl içerisinde Muğla'da 300 bin zeytin fidanı dikimi gerçekleşti. Son dört yıl içinde ise bu rakam 1 milyona ulaştı. Merkez Taşlı köyüne bu üçüncü fidan dağıtışımız. Bu güne kadar toplam 23 bin fidan dağıtıl dı. Bugün de 184 çiftçimize 12 bin 210 adet zeytin fidanı dağıtıyoruz" dedi. Muğla milletvekili Mehmet Nil Hıdır ise Muğla'nın her bölgesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirte rek, "Fethiye'nin bir bölümü kiraz ekimine uygun, Milas'ın bir bölümü başka ürüne. Muğla ise zeytin fidanına uygun bir bölge. Siyasi parti ayrımı yapmaksızın İl Genel Meclisi üyesi arkadaşlarımız gece gündüz demeden Muğla'ya hizmet vermek için çalışıyor. Şehirde ne varsa köyde de o olacak. Köyden kente göçü önlemek zorundayız. Bunun için de köylerimizin ekonomik olarak gelişmesini sağlamak birinci görevimiz. Dağıtılan zeytin fidanları için gelecekte çocuklarımız, torunlarımız tarafından dikenlerden Allah razı olsun demeleri bize yeter" diye konuştu. Gemlik zeytin fidanlarından Taşlı Köyü İlköğretim okulu bahçesine de temsili olarak dikim gerçekleştirildi.

Marmarabirlik'ten Organik Tarım Çağrısı


İHA
28 Nisan 2008,Pazartesi


Orhangazi Marmarabirlik Zeytin Satış Kooperatifi Başkanı Remzi Bayram, zeytinciliği ancak organik tarımın kurtarabileceğini söyledi.

Organik tarımın Orhangazi zeytininin kurtuluş ve yol haritası olacağını belirten Bayram, çiftçilerin daha çok verim almak için zirai ilaçlara başvurduğunu belirterek, "Üretimde, mahsul kalitesinin iyileştirilmesi, maliyetlerin azaltılması, tabii kaynakların, insan ve çevre sağlığının korunması ikinci planda kalmıştır" dedi.

Bayram, birim alandan en yüksek ürünü alabilmek için yoğun girdi kullanılması ile toprak erozyonu, toprak yapısının bozulması, zararlı kimyasalların birikimi ve yer altı sularının kirlenmesi sonucu çevre sorunlarının ortaya çıktığını ve sürdürülebilir tarım yapma imkanının tehlikeye girdiğini söyledi. Aşırı zirai mücadele ilaçlarının kullanılması sonucu, doğada mevcut yararlı-zararlı böcek dengesinin ortadan kalktığını anlatan Bayram, "Bu ilaçların toprakta ve ürün üzerinde biriken kalıntıları, doğa ve insan sağlığını tehdit ediyor. Toprak mikroorganizma yapısının bozulmasıyla, toprak faunası olumsuz etkileniyor. Organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, çevreye ve insana dost üretim sistemlerini içerir. Organik tarım, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti, toprak muhafazası, bitkinin direncini artırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı ve bütün bu işlemlerin kapalı bir sistem içerisinde yürütülmesini amaçlayan üretim sistemidir. İnsana ve çevreye verilen zarar yüzünden tüm dünyada organik tarıma doğru bir yönelme mevcut. Organik tarım, daha az dış kimyasalın kullanıldığı, buna mukabil daha çok biyolojik yoğunluğun yer aldığı alternatif bir tarım sistemidir. Ayrıca kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden koruyan bu sistem sayesinde daha kaliteli ürün elde etmek mümkün. Enerji tasarrufunun da sağlandığı organik tarım, toprak erozyonunu önlemek, suyun kalitesini korumak, çiftçilerin ve tarımsal işletmelerde çalışanların sağlığını korumak ve ekonomiyi desteklemek için önemlidir. Bütün bunlar Orhangazili üreticilerin daha fazla kazanç elde etmesine imkan sağlar" diye konuştu.

Zeytin Güvesi Çiçek Nesli Yumurtalarına Karşı Mücadele Başlatıldı

İHA
28 Nisan 2008,P.tesi


Bursa İl Tarım Müdürlüğü, zeytinliklere zarar veren ve meyve tutumuna engel olan zeytin güvesine karşı mücadele başlattı.

Bursa İl Tarım Müdürü Mehmet Ali Koçkaya, yazılı bir açıklama yaparak zeytin güvesine karşı mücadele başlattıklarını söyledi. Bursa'daki zeytinliklerde bu dönemde çiçek tomurcuklarını ve çiçeği yemek suretiyle zarar veren, meyve tutumuna engel olan zeytin güvesinin çiçek neslinin yumurtalarına karşı 30 Nisan ile 4 Mayıs tarihleri arasında ilaçlı mücadele başlattıklarını açıklayan Koçkaya, "Bu dönemde kullanılan böcek büyüme engelleyici ilaçlar, bal arılarına ve balıklara zehirli değildir. Ayrıca zararlı böceklerin, doğal düşmanlarını öldürmeyen bu ilaçlar, doğal dengeyi bozmadan etki etmektedir. Zeytin güvesine karşı ruhsatlı diğer zirai ilaçları kullanmak isteyen üreticilerimiz için ise ilaçlama tarihi çiçeklerin yüzde 2-3 açtığı zamandır. Bölgemizde 9 milyon adet zeytin ağacı güve zararlarına maruz kalacak durumdadır. Mücadele yapılmadığı takdirde yüzde 30-60 meyve tutumu azalmaktadır" dedi.

Üreticilerin, köylerinde arazi çalışması yapan teknik elemanların duyurularını dikkate almasını isteyen Koçkaya, Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerince kendilerine tavsiye edilen Zeytin Güvesi ilaçarından birini kullanmalarını istedi. Kullanılacak ilaçların aynı zamanda Zeytin Pamuklu bitine de etkili olduğunu hatırlatan Koçkaya, bu zararlıya karşı ayrıca ilaçlama gerekmediğini vurguladı.

Kilis Zeytinyağı Dünyaya Tanıtılacak

İHA
27 Nisan 2008,Pazar


Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Kilis milletvekili Hüseyin Devecioğlu, Türk zeytinciliğinin sorunlarını tespit etmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde(TBMM) araştırma komisyonu kurulduğunu söyledi.

Devecioğlu, yaptığı açıklamada, Kilis zeytin yağının dünyaya tanıtılması için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti. Devecioğlu,"Kilis önemli bir zeytincilik merkezi olmasına karşın, Türkiye'de bir çok kişi Kilis'te, yüz yıllardan beri zeytin yetiştirildiğini bilmiyor. Burada zeytinciliğin olmamasını bilmeyenlerin hatası değil, bizlerin hatası. Demek ki iyi tanıtım yapılmamıştır. Kilisli zeytin üreticilerinin bir an önce kooperatifleşmesi gerekiyor. Ancak birlik ve beraberlik içerisinde olursak başarılı oluruz. Kilis zeytin yağı paketlenerek satılmaya başlandı. Tarım danışmanlarının sayısının arttırılması gerekiyor. Babadan dededen kalma zeytinciliği bir tarafa bırakarak, dünyanın son teknolojisinin kullanıldığı sisteme geçmemiz lazım, bu birden bire olamaz. Süreç içerisinde yapılması gerekiyor. Milletvekili olduğumdan itibaren zeytinciliğin sorunları ile uğraşıyorum. Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması konusunda çalışma yaptıktan sonra verdiğim önerge kabul edildi," dedi.

Türkiye'de zeytinciliğin masaya yatırıldığını kaydeden Devecioğlu, "Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu görevine başladı. Bu komisyonda Aydın milletvekili Ahmet Ertürk, Balikesir milletvekilleri Ahmet Edip Uğur, İsmail Özgün, Bursa milletvekili Ali Koyuncu, Denizli milletvekili Mehmet Salih Erdoğan, Hatay milletvekili Abdulhadi Kahya, Manisa milletvekili Recai Berber, Osmaniye milletvekili İbrahim Mete Doğruer, Yalova milletvekili İlhan Evcin ile birlikte çalışıyoruz. Komisyon Türkiye'nin dört bir tarafındaki zeytin üreticileri, birlikler ve kooperatiflerin sorunlarını dinliyor. Türkiye ve dünyada zeytinyağına olan talep her geçen gün artmaktadır. Zeytinciliğin, gerekli çalışmalar yapıldığı zaman iyi bir noktaya geleceğini düşünüyorum. Ziraat mühendisleri, İl Tarım Müdürlükleri, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, üniversiteden akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin görüşlerini, önerilerini alıyoruz,"diye konuştu.

Zeytin Budama Kursiyerleri Sertifika Aldı

Cihan Haber Ajansı
27 Nisan 2008,Pazar


Doğu Akdeniz Zeytin Birliği tarafından düzenlenen 'Zeytin Budama Kursu'na katılan 50 kursiyere sertifikaları verildi.

Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB), Adana Tarım İl Müdürlüğü ve Yüreğir Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 'Zeytin Budama Kursu' diploma törenine katılan Milletvekili Fatoş Gürkan, Türkiye'de en büyük sorunun mesleki eğitim olduğunu kaydederek, bu kursun mesleki eğitimde bir örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Yolgeçen Köyü Zeytin Fidanlığı'nda gerçekleştirilen törende, DAZB Başkanı Mehmet Güler'de Türkiye'de 2007 yılı sonu itibariyle 140 milyon adet dikili zeytin ağacı bulunduğunu hatırlattı. Güler, "Dünyada halen mevcut zeytinyağı açığının giderek büyümesine karşılık, bunun sadece 'Akdeniz' kıyısı ülkelerden temin edilmesi Türkiye'nin şansını artırıyor. Dünyada zeytin yağı tüketimi hızla artıyor. Gelişen pazarda ABD, Japonya, Hindistan, Çin ön plana çıkıyor." diye konuştu.

Güler, Doğu Akdeniz'de 10 yıl içinde 300 milyon zeytin ağacına ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Programa Tarım İl Müdür Vekili Aydın Yusuf İzzet Işık, Yüreğir İlçe Halk Eğitim Müdürü Hayrullah Daşkan da katıldı.

Saturday, April 26, 2008

Zeytinyağı ve şarabın başkanları Vinolive'de


Haberekspres
26 Nisan 2008,Cumartesi


İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Ticaret AŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen, 29 Mayıs-1 Haziran 2008 tarihleri arasında düzenleyecekleri Vinolive 2008 "5. Zeytin, Zeytinyağı, Şarap ve Teknolojileri Fuarı"na, Dünya Zeytin ve Zeytinyağı Konsey Başkanı Muhammed Sbitri, Dünya Bağcılık ve Şarapçılık Federasyonu Başkanı Peter Hayes ve Kuzey Amerika Zeytinyağı Birliği Direktörü Bob Bauer'in konuk olacağını söyledi.

İşleyen, üzümün ve zeytinin anavatanı Anadolu'nun ürün çeşitliliğini ve kalitesini sergilemek, Türk firmalarının global pazardaki rekabet güçlerini artırmasına yönelik girişimlere öncü olmak amacını taşıyan fuarda, ilk kez düzenleyecekleri uluslararası katılımlı Vinolive Sempozyumu'nun zeytin, zeytinyağı ve şarap üreticilerinin zirve toplantısına dönüşeceğini söyledi.

Sbitri'nin dünya zeytin ve zeytinyağı politikalarına yön veren örgütün dönem başkanlığını yürüttüğünü, Hayes'in, Türkiye'nin şarap zenginliği ve potansiyeline önem verdiğini, Bauer'in ise Türk zeytinyağı için en cazip ülke konumundaki ABD'nin zeytinyağı ithalatına yön veren kişi olarak dikkati çektiğini anlatan İşleyen, şu bilgiyi verdi:

"Sbitri ve Hayes fuar dolayısıyla ilk kez Türkiye'yi ziyaret edecekler. Konukların ağırlanması hem Türkiye, hem de İzmir için önemli bir fırsat olacak. Vinolive fuarına da dünya çapında büyük bir fuara dönüştürme arzusundayız. Yabancı yatırımcılara, bölgemizdeki zeytinyağı tesisleriyle şarap bağlarını gezdireceğiz. Anadolu'da zeytin ve şarap üretiminin antik yıllara dayandığını anlatacağız, sergileyeceğiz."

İşleyen, Kültürpark İzmir Fuarı Alanı'nda İZFAŞ tarafından düzenlenen fuara, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, İzmir Ziraat Odası ve TMMOB'a bağlı Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi, Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Üzüm Üreticileri Sendikası ve Şarap Sanayicileri Derneğinin destek verdiğini bildirdi.

İşleyen, fuarın katılımcı ve ziyaretçi profilinin, sektör üreticisi ve alıcıları, makine-yedek parça ve yan sanayi üreticileri, ziraatçılar, sektör tedarikçileri, lojistik destek hizmeti veren kuruluşlar, sektör dernek ve birlikleri, konsept otel ve zincir marketlerin oluşturduğunu söyledi.

Tadım merkezi ve organik ürünler

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi'nin sekreteryasını üstlendiği, fuar kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenecek uluslararası katılımlı Vinolive Sempozyumu ise zeytin, zeytinyağı ve şarap üreticilerinin zirve toplantısına dönüşeceğini ifade eden İşleyen, sempozyumunda, her iki sektörün bugünkü durumu, sorunları, çözüm yolları, geleceğe ilişkin yol haritası, ürün yetiştirilmesi ve pazarlaması, küresel ısınmanın zeytin ve üzüm yetiştiriciliğine etkisiyle ihracat ve teşvik politikalarının değerlendirileceğini kaydetti.

Fuar süresince "Akdeniz Mutfağı Yemekleri" tadım merkezler kurulacağını dile getiren İşleyen, bir holde de ilk kez Organik Ürünler Fuarı'nı gerçekleştireceklerini açıkladı. İşleyen, "Fuarımızda bu ürünlerin organik üretimlerinin yanı sıra, organik yiyecek ve içecekler ile organik giysi ve oyuncakları da tanıtacağız"dedi.
İşleyen, VINOLIVE 2007'ye 133 firmanın katıldığını, 5 bin 250 metrekare alan üzerinde gerçekleşen ve dört gün süren fuarı, 11 bin 687 kişinin ziyaret ettiğini hatırlattı.

Fuara 2004 yılında 97 firmanın katıldığı, 4 bin 273 kişinin ziyaretçi olarak geldiği, 2005'te katılımcı sayısı 100 olurken, ziyaretçi sayısının 6 bin 491'e yükseldiği, 2006 yılındaysa 104 katılımcıya karşılık 10 bin 233 ziyaretçinin fuarı gezdiği belirtildi.

Klozemani'de Aşık Veysel Oratoryosu

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Urla'daki Klazomenai Antik Kenti Zeytinyağı İşliği'nde görkemli bir konser vermeye hazırlanıyor.

Haberekspres
26 Nisan 2008,Cumartesi


Murat Kodallı'nın bestelediği ve yöneteceği "Aşık Veysel Oratoryosu"nu 8 Mayıs'ta, kazı çalışmaları sırasında gün ışığına çıkarılan 3 gözlü kesintisiz yağ ayrıştırma teknolojisinin kullandığı en eski işlik olan Klazomenai Antik Kenti Zeytinyağı İşliği'nde 150 sanatçı ile seslendirecek olan orkestraya, Belkıs Akkale ve Cem Çelebi solist olarak eşlik edecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZDSO iş birliğinde, Keskinoğlu ve Revika firmalarının sponsorluğunda gerçekleştirilecek konser öncesinde, tarihi mekanda düzenlenen basın toplantısında konuşan Klazomenai Kazı Başkanı Prof. Dr. Güven Bakır, "Zamanın en iyi zeytinyağı üreten ve en modern işliğine, senfoni orkestrası ruh verdi. Konserden sonra buraya ilginin artmasını bekliyoruz" dedi.

İZDSO Müdürü Kenan Gökkaya ise insanlık tarihinin en eski zeytinyağı işliği olarak açığa çıkarılmış olan bu önemli noktada ve 12 İyon kentinden birisi olan Klazomenai Antik Kenti'nde dönemin ilk konserini gerçekleştirmenin, mutlulukların en güzeli olduğunu kaydetti.

Gökkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Sanat Çoksesli Korosu ile birlikte İzmir Devlet Senfoni Orkestrasının konserinin yaklaşık 150 sanatçı ile gerçekleştirileceğini ifade ederek, konser için 6 bin davetiye bastırıldığını, bunun dışında biletlerin 3 ve 6 YTL'den satışa sunulacağını bildirdi.

Çevre köy ve ilçe sakinlerinin davetiye alabileceğini bildiren Gökkaya, davetiye ve biletlerin İZDSO gişeleri ile Urla Belediyesinden temin edilebileceğini söyledi.

Friday, April 25, 2008

Şimdi, margarin iyi mi kötü mü?

Ali Saydam
Akşam
25 Nisan 2008,Cuma


Uzun bir süre bekledim. Beslenme işinde uzman olanlar racon kessin diye... Boşuna... Kimseden tık çıkmadı... Benim de haddime değil. Margarinin ne kadar sağlıklı bir gıda maddesi olduğunu araştıracak son kişi benim herhalde...

Beni işin iş ve iletişim boyutu ilgilendirir. O konuda da diyecek iki çift lafımız illâ ki var!.. Hele bu konuya ilişkin bana gönderilmiş onca okur mektubu birikmişken...

Önden -bezik ve poker kültürüne göre: sanvuar- hemen söyleyelim. Margarincilerin kampanyası iletişim açısından gayet iyi bir iş. Ancak ‘doğru’ bir iş mi, orası tartışma götürür... Ben kendi adıma ilgili gazete kupürlerini kesip üniversitedeki derslerimizde kullanmak üzere sunuma ekledim.

Hangi kupürleri mi? Bir kere tabii ki ilanın kendisini... Üç beslenme uzmanı bir anaokulu yöneticisinin ifadeleriyle... Bizim ‘Algılama Yönetimi’ adlı kitabımızdaki 11 Temel kuraldan 7’incisine örnek olsun diye...

İkinci kupür ise 21 Nisan tarihli Taraf gazetesinin 5’inci sayfasında üst yarım sayfada 9 sütun üzerinden yapılmış olan haber... Alaz Kuseyri imzasıyla yayınlanan yazıda, gazete ilanında ve TV reklamında margarini öve öve bitiremeyen beslenme uzmanı Taylan Kümeli hanımın görüşlerine da yer verilmiş.

Kuseyri kaynak göstererek Kümeli’nin daha önceki yazılarında margarinin ne kadar kötü ve sağlığa zararlı olduğunun altını çizmesine dikkat çekiyor. Taylan Hanım şöyle yazmış: “Tereyağı ve margarinlerden kaçınmalı. Sıvı yağ kullanılmalı.”

Bir başka yazısında margarinin davranış bozukluklarına neden olduğunu söyleyen Taylan Hanım, kahvaltılık tuzlu margarinleri de beslenme listesinden çıkarmayı öneriyormuş. Son yılları flaş beslenme uzmanı web sitesinde bir ‘Beslenme Piramidi’ yayınlıyormuş. Haberde o piramidin de resmi var. Harvard Tıp fakültesinin ünlü ‘Beslenme Piramidi’ imiş bu... Ve bu temsili grafikle birlikte Harvard Tıp Fakültesi margarinin tamamen kaldırılmasını öğütlüyormuş...

Okurlarımızdan Ömür Öztürk demiş ki: “Tıpkı sigaralarda olduğu gibi, ‘sağlığa zararlıdır’ ibaresinin yazılması gerektiğini düşünüyorum!”

Öte yandan, kampanyanın en azından PR ayağından “Neden hekimler yok?” diye soranların sayısı az değil...

Özetle benim kafam karıştı... Benimki karıştıysa yıllarca sıvı yağın erdemlerini dinlemiş olan başkalarınınki de karışmıştır. Margarincilere kısa yoldan tavsiyem şu: Gayet iyi bir kampanya düşünmüşler. Ancak kilit mesajları taşıyacak diğer iletişim ayakları eksik. Onun için de ‘iş’ topallıyor. Dericilerin, tavukçuların kampanyaları neden sağlamdı hatırlasınlar... Bugünden tezi yok hemen gerekli iletişim ayaklarını devreye soksunlar. Yoksa gelen tepkilerden sezdiğim kadarıyla, iş topallamak bir yana yerden kalkamayacak...

Verde'de Hedef 45 Milyon Dolar İhracat

Hürriyet
25 Nisan 2008,Cuma


ZEYTİNYAĞI sektöründe yüzde 18’lik pazar payı bulunan Verde, yıllık 45 milyon dolarlık ihracat hedefliyor. Türk markalı zeytinyağı ihracatında lider durumunda bulunan Verde’nin CEO’su İsmail Ulukartal, "Zeytinyağının hem yurtiçinde hem de yurtdışında tüketimini teşvik etmek amacıyla yeni bayilikler vererek pazar payımızı genişletmek ve bu yolla ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz" dedi. Önümüzdeki yıl itibariyle ihratacatta 45 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak istediklerini belirten Ulukartal, amaçlarının Verde’yi bir dünya markası haline getirmek olduğunu belirterek, zeytinyağı sektörüne adım atılan ilk yıllarda Verde markasının İtalya’dan 49 yıllığına tescil ettirilmesinin sektördeki hedefleri için de açık bir gösterge oldğunu söyledi.

Zeytinyağı süper ligine yükseldi

Zaman
25 Nisan 2008,Cuma


Alimentaria 2008 Uluslararası Gıda, İçecek ve Teknolojileri Fuarı'na Türkiye'den katılmayı başaran tek firma olan Ravika'nın yıldızı İspanya'nın Gurme başkenti Barselona'da parladı.

Keskin Keskinoğlu, Ravika'ya gösterilen ilginin İtalyan ve Yunan yağlarına gösterilenden fazla olduğunu söyledi.

Thursday, April 24, 2008

Zeytin üreticisi tepkili

SEY­HAN KAL­KAN
Mil­li­yet
24 Nisan 2008,Perşembe


Ta­riş Zey­tin ve Zey­tin­ya­ğı Bir­li­ği Baş­ka­nı Çe­tin, sa­na­yi­ci­le­rin it­ha­lat ta­le­bi­ne bir kez da­ha tep­ki gös­ter­di. “Bir yan­dan it­ha­lat der­ken, öte yan­dan önü­müz­de­ki yı­lın re­kol­te­si­nin yük­sek ola­ca­ğı­nı söy­lü­yor­lar. Amaç­la­rı fi­yat bas­kı­sı” de­di

Ta­riş Zey­tin ve Zey­tin­ya­ğı Ta­rım Sa­tış Ko­ope­ra­tif­le­ri Bir­li­ği’nin 58. iş yı­lı­nı kap­sa­yan ge­nel ku­ru­lu, Ta­riş Zey­tin­ya­ğı Üre­tim Te­sis­le­ri’nde ger­çek­leş­ti­ril­di. Bir­lik Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı Ca­hit Çe­tin, sa­na­yi­ci­le­rin, zey­tin­ya­ğın­da it­ha­lat ta­lep­le­ri­ni ve çe­şit­li spe­kü­las­yon­la­rı ıs­rar­la sür­dür­dü­ğün­den ya­kın­dı. Bu tar­tış­ma­la­ra son ve­ril­me­si ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­yan Çe­tin, “İt­ha­lat is­te­yen­ler, bir yan­dan da ge­le­cek yıl için 250 bin ton tah­mi­ni re­kol­te­den bah­se­di­yor. Ma­dem o ka­dar yük­sek re­kol­te var, ni­çin it­ha­lat is­ti­yor­lar? Önü­müz­de­ki yı­lın re­kol­te­si­ni bas­kı al­tı­na al­mak için yi­ne it­ha­lat söz­le­ri­ni or­ta­ya atı­yor­lar” de­di.

Tem­muz ayında­ zey­tin­ya­ğı fi­yat­la­rın­da Av­ru­pa Bir­li­ği’n-den ge­len ta­lep­ler doğ­rul­tu­sun­da ha­re­ket­len­me ola­bi­le­ce­ği­ni di­le ge­ti­ren Cahit Çe­tin, ‘Ta­rım­da Ye­ni­den Ya­pı­lan­dır­ma’ sis­te­mi­ni de eleş­tir­di. Çe­tin, “2000 yı­lın­da Dün­ya Ban­ka­sı’nın pro­je­si olan ‘Ta­rım­da Ye­ni­den Ya­pı­lan­dır­ma’ sü­re­ci, ye­ni bir sis­tem or­ta­ya ko­ya­ma­dı” di­ye ko­nuş­tu. Sü­re­cin bu yıl so­nun­da so­na ere­ce­ği­ni ha­tır­la­tan Cahit Çe­tin, Ye­ni­den Ya­pı­lan­ma Ku­ru­lu’nun ba­şa­rı­lı iş­le­re im­za ata­ma­dı­ğı­nı, önün­de­ki en­ge­lin IMF po­li­ti­ka­la­rı ol­du­ğu­nu sa­vun­du.

‘Üreticiler güçlendirilmeli’ çağrısı

Bir mo­de­lin tut­ma­sı için ön­ce­lik­le üre­ti­ci­le­rin güç­len­di­ril­me­si ge­rek­ti­ği­ni ifa­de eden Çe­tin, sis­tem da­hi­lin­de­ki bin­ler­ce üre­ti­ci­ye ula­şı­la­ma­dı­ğı­nı kay­det­ti, söz­le­ri­ni şöy­le ta­mam­la­dı: “Ba­tı ko­ope­ra­tif­çi­li­ği­ne ge­çi­yo­ruz, ama na­sıl geç­ti­ği­miz bel­li de­ğil. Bu sis­tem ko­ope­ra­tif­le­ri ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma­mış­tır. Ye­ni sis­tem ön­ce­lik­le üre­ti­ci­ye an­la­tıl­ma­lı. Ko­ope­ra­tif­le­ri­miz güç­lü ol­mak zo­run­da. Ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma­nın ba­şa­rı­sız­lı­ğı­nı, Fis­kobir­lik-Top­rak Mah­sul­le­ri Ofi­si (TMO) iliş­ki­si or­ta­ya koy­du. TMO, fın­dık alı­mı ne­de­niy­le 2 kat­ril­yon li­ra za­rar et­ti.”

Ge­nel ku­ru­lu ta­kip eden AKP Ay­dın Mil­let­ve­ki­li Ah­met Er­türk ise TMO’nun za­ra­ra uğ­ra­ma­dı­ğı­nı söy­le­di. Çe­tin’in ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma ko­nu­sun­da­ki eleş­ti­ri­le­ri­ni hak­lı bu­lan Er­türk, “Bek­le­nen fay­da sağ­la­na­ma­dı. An­cak bir­lik­le­rin ya­şa­dı­ğı olum­suz­luk­lar, ye­ni ya­sal dü­zen­le­me­ler­le or­ta­dan kal­dı­rı­la­cak” de­di. Da­ha son­ra 2006-2007 iş yı­lı yö­ne­tim, de­ne­tim ku­rul­la­rı ra­por­la­rı ve bi­lan­ço oy­bir­li­ğiy­le ka­bul edil­di. Bir­li­ğin 2007-2008 iş yı­lın­da 4 bin 500 ton ürün al­ma­sı he­def­le­nir­ken, büt­çe­si 70 mil­yon YTL ola­rak be­lir­len­di.

***

TARİŞ 25 milyon YTL zarar etti

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin, birliğin 2006 – 2007 döneminde 25 milyon YTL zarar ettiğini açıkladı. Zararın AB’nin fiyatlar üzerinde baskı oluşturmasıyla fiyatların yüzde 50 oranında düşmesinden kaynaklandığını ifade eden Çetin, “AB’nin fiyatlara müdahalesiyle en fazla zararı Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği yaptı. Ancak bu durum diğer birlikler için de geçerli. Bu sistemle birliklerin kar etmesi mümkün değil. Piyasada fiyatlar yükselirse kar, düşerse zarar ediliyor. Bu sistem dünyada yok” dedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin 2006 – 2007 İş Yılı Olağan Genel Kurulunda konuşan Çetin, 2000 yılında birliklerin yeniden yapılandırılması kapsamında hazırlanan sistemin başarısız olduğunu belirterek, “Bu sistemle birliklerin kar etmesi mümkün değil. Piyasada fiyatlar yükselirse kar, düşerse zarar ediliyor. Bu sistem dünyada yok. 17 birlik beceriksiz diyemezsiniz. Bu kolaycılıktır. Sorunu çözmez. TMO da mı beceriksiz. O da zarar ediyor. O zaman sistemde hata var. Bu beceriksizliğin keyfi idarelere bağlarsanız o zaman ilahlara kurban verirsiniz. Ama sistemi düzeltemezsiniz. Böyle devam ederse Türkiye’de 17 birlik kalmayacak. Mektepler olmasa marifleri çok kolay yönetirdik. Birlikler olmazsa da tarımı çok kolay idare ederler” dedi.

Birliklerin bugüne kadar dolar ve enflasyon artışlarının kar gibi göründüğünü ifade eden Çetin, bunların reel karlar olmadığını söyledi. Çetin, kendilerinin de bunu yapabileceklerini ancak bu yola başvurmadıklarını kaydederek, “Kimseyi kınamıyorum. Birliğimiz bunu yapmak istemedi. Başka birlikler zararı kooperatiflere yüklüyor. Biz bunu yapmadık. Bizim felsefemizde kooperatiflerimiz güçlü olmak zorunda. Türkiye’nin hiçbir yanında bizim birliğimiz kadar güçlü kooperatifler yok” diye konuştu.

Sektördeki ihracatçıların Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki ithalat talepleriyle üreticinin ve var yılı olan önümüzdeki yıl fiyatlarını baskı altında tutulmaya çalışıldığını ileri süren Çetin, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bu konuya bir nokta koyması gerektiğini vurguladı. Çetin, zeytinyağı fiyatlarına da değinerek, “İspanya’da artan yağışlarla birlikte önümüzdeki yıl rekolte beklentesinin de artması nedeniyle fiyatlar geri çekildi. Kimse ürün satmıyor. Ancak Temmuz sonuna kadar AB’nin talebiyle fiyatlarda hareketlenme olmasını bekliyorum” dedi.

AKP Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ise, 2000 yılından bu yana Yeniden Yapılandırma ile kendi ayakları üzerinde durmak isteyen birliklerin 7 yılı geride bıraktığını hatırlattı. Bu birliklerin sürekli zarar etme lüksünün bulunmadığını dile getiren Ertürk, üreticilerin umutsuz olmamalarını istedi. Birliklerin üzerlerine düşen görevi yapması gerektiğini ifade eden Ertürk, DFİF kredi faizlerinin aşağı çekilebileceğini söyledi. Ertürk, çiftçinin güvenini kaybedip ürün alamaz hale gelen birliklerin olduğunu ileri sürdü. İthalat söylemlerine de dikkat çeken Ertürk, Tarım Bakanı ve Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı’nın da buna karşı çıktığını söyledi. Ertürk, ayrıca dökme ihracata destekleme yapmayacaklarını, 5 kilograma kadar olan markalı ambalajlı ihracatı destekleyeceklerini ifade etti.

Türk zeytinyağı çıtayı yükseltti


Akşam
24 Nisan 2008,Perş.


TÜRKİYE’DE ilk kez uluslararası standartlarda düzenlenen zeytinyağı kalite yarışmasının sonuçları açıklandı. Zeytin ve zeytinyağı sektörünün en büyük sivil toplum örgütü Zeytindostu Derneği’nin zeytinyağında kalite karmaşasına son vermek amacıyla düzenlediği 1. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda firmalar ödüllendirildi. Yarışmaya katılan 24 zeytinyağı markasının Uluslararası Zeytin Konseyi’nin (IOC) kabul ettiği kriterlere göre Türkiye’den 2, İtalya’dan 1 laboratuvar tarafından değerlendirildiği yarışma sonucunda 8 marka ödüle değer bulundu.

Türk zeytinyağlarının ulaştığı yüksek kalite düzeyinin uluslararası kriterlere göre tescil edilmesi ve kalite kavramına yönelik suiistimallerin önlenmesi amacıyla düzenledikleri yarışma ile Türk zeytinyağlarının kalite çıtasını yükselttiklerini belirten Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, “Daha önceleri objektif ve bilimsel olmayan yöntemlere göre bazı değerlendirmeler yapılıyordu. Ancak bu tür değerlendirmeler geçerliliği olmadığı gibi tüketicilerin de yanılmasına neden oluyordu. Sağlıklı bir kalite değerlendirmesinin yapılmaması sektörde haksız rekabetin yanısıra dünya pazarlarında Türk zeytinyağlarının kalitesi konusunda kuşkulara neden oluyordu. Sektörde yaşanan kalite karmaşasına son vermek amacıyla uluslararası kriterlere uygun bir kalite yarışmayı düzenlemeye karar verdik” dedi.

1.Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nın sonuçları Zeytindostu Derneği’nin bir organizasyonu olan Anatolive Zeytin-Zeytinyağı Fuarı’nda açıklandı ve başarılı bulunan markaların sahiplerine törenle ödülleri verildi.

Türkiye'nin Zeytin Ağaçlarını AB Sayacak

Evren GÜLDOĞAN
AB Uzmanı/İş Geliştirme Yöneticisi
evren@evrenguldogan.com


Avrupa Birliği (AB) tarafından Katılım Öncesi Araç Türkiye 2007 Programı, Bileşen 1 – Geçiş Desteği ve Kurumsal Yapılanma başlığı altında finanse edilecek olan “Tarım ve Köyişleri Bakanlığının İstatistiki Kapasitesinin Güçlendirilmesi için Veri Toplama ve Teknik Yardım” projesi kapsamında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile TÜİK arasında güçlü bir işbirliği kurulacak ve Bakanlık AB istatistik sistemi ile uygulamaları konusunda bilgilendirilecek.

Bakanlık personeline araştırma tasarımı ve birçok özel veri toplama yöntemi konusunda eğitimler verilecek. Bu özel yöntemler arasında zeytin ağaçlarının tam sayısının dökümü de yer alıyor. Düzenlenecek hizmet ihalesi sonucunda belirlenecek teknik yardım ekibi seçilen illerde zeytin ağaçlarının toplam sayısına ilişkin verileri toplayarak bir pilot proje de uygulamış olacak. Muammen bedeli 950.150 EUR olarak tespit edilen ihaleye 2008 yılının üçüncü çeyreğinde çıkılması planlanıyor.

AB üretim yardımları konusunda yaşanan usulsüzlük ve yolsuzluklar nedeniyle 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren zeytin ağaçlarının sayısını tespit etmeye yönelik çalışmalar yürütmeye başlamış, daha sonra zeytinci Üye Devletler’in bir zeytin coğrafi bilgi sistemi kurmasını şart koşmuştu.

Zeytincinin Günlüğü

İbrahim BABÜR
Gemlik Körfez Gazetesi


Yazıma, TÜRKİYE ZEYTİNCİLİK SEMPOZYUMU ( 6-9 HAZİRAN 2000 ) adlı kitabı bana hediye eden U.Ü.Gıda mühendisliği bölümünden sayın Doç. Mihriban Korukluoğlu'na teşekkür ederek başlıyorum.

Ayrıca Uludağ Üniversitesi'nin zeytincilerin yoluna ışık tutan araştırmalarını, Gemlik Ziraat odasının 2007 yılı çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Kendilerini tebrik ediyor, çalışmalarının ve başarılarının devamını diliyorum.

Zeytincinin günlüğü elbet çok gerilerden başlayacaktır. Seksene dayanmış yaşımın yarıdan çoğu zeytinle uğraşı içinde geçmiştir. Gemlik ve yöresinde zeytinin siyah altından siyah kadere dönüşünü yaşayarak gördüm.

Yazımda yukarıda sözü edilen kurumların geniş araştırmalarından değişik bazı hususlara değineceğim.

1940-1950 yıllarında Marmara Birlik kurulmazdan evvel, zeytin hasat mevsimi geldiğinde; Gemlik bayram yerine dönerdi. O dönem, sokaklar cıvıl cıvıl olurdu. Kahvelerde oturacak yer zor bulunurdu. Keles, Orhaneli, Bursa'nın dağ köyleri Gemlik'e taşınırdı adeta. Evlerin çoğu müstakil olduğu için işçilere yatacak yer verilirdi. (Mudanya'da belediyenin işçi evleri vardı)

Civar kasaba ve köylerden satılmak üzere zeytin getirmiş yüzlerce kamyon at arabası caddelere dizilirdi. (o zaman pek traktör yoktu) Ortalık aydınlandığında kamyona tüccarın biri iner, diğeri çıkardı. Kollarını çıkarırcasına, ellerini sallayarak pazarlık ederlerdi. Büyük zeytin tüccarlarının belli başlı köylerde devamlı alım yapan komis yoncuları vardı.. Mevsimler daha yağışlı, kışlar etkili ve uzun sürerdi.Zeytinler bu günlere göre, daha geç olgunlaşır, soğuktan buruşur kıvırcıklaşırdı. Toplamanın Şubat ayına sarktığını hatırlıyorum. Tüccar soğuk havada toplanmış kıvırcık zeytini tercih ederdi, yöresine de çok önem verirdi. Ayni kalibre zeytine, yöresine göre 5-10 kuruş fazla verirdi. Zeytinciler arasında ata sözü gibi yerleşmiş. Bir söylence vardı. (Zeytinin cinsini, yöresini tanımayan tüccarı piyasa tutmaz, barındırmaz) derlerdi. Marmarabirlik kurulurken bazı kriterler ko nulmuştu. Tüccar tarafından zeytini tutulmayan köyler ortaklığa kabul edilmemişti. (Kooperatifin kuruluş tüzüğü tetkik edilirse görülür.) Daha sonra siyasi baskılarla nice köyler, bölgeler ortak kaydedildi.. Bu yetmezmiş gibi, birçok etkili ve yetkili kişiler Aydın'dan, Akhisar'dan Burdur Bucak'tan, Mut'tan hatta Nizip'ten kamyonlarla zeytin getirip, Gemlik zeytini diye kooperatife verirlerdi. Tüccar da ayni fırsatı kullandı, sonunda milletin ağız tadı bozuldu. Millet zeytin yemez oldu.

2007 Yılı Ocak ayında askere gitmiş torunumun yemin töreninde bulunmak üzere Tekirdağ'a gitmiştik. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi uygulamalı otelinde geceledik. Temiz nezih oteldi. Sabah kahvaltı sında üç çeşit peynir, tereyağı, reçel, bal, yeşil ve siyah zeytin ikram etmişlerdi. Otelde İlkokullar arası satranç şampiyona sı için gelmiş yirmi civarında aile çocukları ile kahvaltı yapıyordu. Kahvaltıda siyah zeytinlerden birini ısırdığımda ağzım tuzlu suyla kaplanmıştı. Utanmasam ağzımdan çıkaracaktım.Kahvaltı sonunda baktım, zeytinlerin çoğu tabaklarda kalmıştı. Bu zeytini tatmış olanlar acaba kaç sene zeytini aklına getirmez diye düşündüm. Halbuki Burhaniye'deki yazlık komşularıma yaptığım yağlı selelerden, zeytinleri tarttığım marketçiye iki avuç hediye etmiştim. Üç gün sonra, abi o zeytinlerden bana birkaç kilo verebilir misin? dedi. (Daha önceki sohbetlerimizde kayın pederinin Edremit Kızılkeçili köyünde 500 ağaç zeytini olduğunu söylemişti.)

-Markette mi satacaksın? dediğimde,
-Hayır, zeytinler hoşumuza gitti eve alacağım, dedi. Demek ki halk iyi zeytini bulduğunda alıp yiyecektir.

ZEYTİN'E İLK DARBE

Gemlik ve civarının zeytinleri erken yağlandığı gibi, yağ oranı da yüksektir. (Adana tarım Müd.ce yayınlanan broşür, 2007 - yapılan araştırmada zeytinlerde en yüksek yağ oranı yüzde 29 Gemlik zeytinlerinde bulunmuştur.) denilerek sözlerim doğrulanmaktadır.
Şahsen yağ sıktırdığımda yüzde 35 bulduğum çok olmuştur. Eski insanlar yere dökülen zeytinleri karıncalar yemeğe başladığında, zeytinler yağlandı, deyip toplarlardı.

Yaptığım soruşturmada, bölgemiz dışında Kasım ayı girmeden yağhanelerin açıldı ğını duymadım.

Bizde 1950 li yıllarda Eylül ayının sonu gelmeden açılırdı. Dip zeytini diye adlandı rılan bu zeytinlerin 7-8 kilosundan bir kilo sabunluk yağ alınırdı. O sıralar Gemlik'te 10-15 işçi çalıştıran beş sabun fabrikası hatırlıyorum.
Haftada 3-4 posta, 6-7 ton zeytin yağından sabun imal ederlerdi.
Bugün aile işletmesi olarak çalıştırılan, küçük bir atölye kalmıştır.

Gençken ağabeyim, evimizin karşısındaki sabun fabrikasında işçi olarak çalışıyordu. Ara sıra yanına gittiğimde fabrika mis gibi sabun esansı kokardı. Aradan askerlik sebebiyle üç sene geçmişti Yine yanına uğradığımda, pis bir koku gelmişti burnuma.

-Ne bu koku, lağım mı tıkandı? diye sorduğumda
- Ne lağımı, artık zeytinyağından sabun yapmıyoruz.
Ucuz olduğu için dışarıdan, donyağı, içyağları, domuz yağları geliyor, onlardan sabun yapıyoruz, onlar kokuyor demişti.

Bu olaydan sonra; toplayana, toplatana, akmasa da damlayıp, kazanç sağlayan, dip zeytini zamanla gündeliği çıkarmaz oldu. Çok kişi boş zamanını değerlendirmek için topladı.

Sonunda çekilen eziyete değmiyor denildi, yerler sürülerek toprağa gömmek farz oldu.

İşte bu zeytine ilk darbe, büyük ölçüde ekonomik katma değer ve iş gücü kaybına sebep oldu. Akaryakıta avuçla döviz akıtırken heder edilen bu milli serveti, BİO DİZEL olarak ekonomimize kazandırmak aklımıza gelir mi ? Bilemem.

GEZDİĞİM BÖLGELERDEKİ GÖZLEMLERİM

Yöremizin zeytin ağaçları diğer bölge ağaçlarına göre, daha küçük, daha gevrek, daha kırılgandır. Yaprakları, diğer tiplere göre daha küçük daha ovaldir. Ot obur evcil hayvanların çoğu, Gemlik tipi zeytinlerin yapraklarını severek yerler.Bölgemiz dışında budanan dalların toplanıp kurutularak yapraklarının hayvanlara yedirildiğini pek görmedim. Bizde sırıkla toplama asla yapılmadığı gibi, yeni geliştirilmiş makineler filiz kırdığı gerekçesiyle pek yayılmamıştır. Yere düşüp delinen zeytin kaba girince yağ çıkarıp, kaliteyi etkilediğinden elle sepete toplama tercih ediliyor. Elle toplama maliyeti oldukça yükseltiyor.

İstatistiklere göre ağaç başı verim, bizde 9 Kg, diğer bölgelerde 30 Kg.dır. (U.Ü.1. Zeytin sempozyumu kitabının 375. sayfa, çizelge 2 ve 3'teki anket sonuçları toprak işleme, budama, ve hasat yönünden) Gemlik ve çevresi zeytinlerinin daha fazla bakım istedikleri tespit edildiği görülmektedir.

Bölgemiz işçilik maliyeti yönünden de diğer bölgelere göre farklıdır. Bursa bölgesinin hızla sanayileşmesi insani emek açığını büyüttü ve pahalandırdı. İşçi bulma olanağı zora girdi bu da üreticiyi geriyor, tedirgin ediyor.İşçi bulma işi gecikince dökümle ürün kaybı oluşuyor. Şimdi işçi işini sağlama bağlamak için avans dağıtanları duydukça, çocukluğumda kız kaçı ran oğlu ile yeni gelinini işe alması için zeytinciye dil döküp, yalvaran komşumuzu gözümde canlandırıyorum. Bölgemiz ve gezdiğim Ege bölgesinde, yaptığım sohbetlerde, üretimde şu farklılıkları gördüm: Bizde en az dört defa traktörle zirai müca dele yapılmakta, Egede iki defa havadan uçakla yapılmaktadır. (2006 yılı) Orada sırıkçılar 25 YTL , dipten yaygıyla toplayanlar 15-20 YTL.

Bizde ise sıradan 30 YTL'dir.

Orada her işçi 100 kg(bir çuval) toplamadan paydos edemez. Toplayamayanın açığı yardımlaşarak tamamlanır. Biz de bir işçi 40 ile 65 Kg toplayabilmektedir. Bizde bir römork sığır gübresi 70 YTL. Orada 40 Ytl.dir. Orada iki üç yılda bir kalın dal atma şeklinde 25-30 ağaç 25-30 Ytl'ye budanır. Bizde ise her yıl, ince ara şeklinde 10-15 ağaç, 35-40 YTL.'ye budanabilmektedir. Orada işçileri bulup getiren dayı başı kendi yevmiyesi ile vasıta kirasını işçilerin gündeliğinden keser.

Bizde işçi taşıyan aracın ücreti mal sahibi tarafından ödenir. Bu koşullar altında Gemlik zeytini dünyanın en iyi zeytini olsa da ayni kulvarda yarıştıkça, yarışı kaybetmeye mahkumdur.

KALİTE KRİTERİ

Günümüzde yalnız göz zevkine cevap veren , kalibre ve renk görüntüsü kaliteyi ifade edemez. Gıda değeri, yağ oranı, mineral zenginliği, ağız tadı kalitede esas aranılması gereken öğelerdir.

U.Ü. 1. Zeytincilik Sempozyum 2000 adlı kitabının 364. sayfasında; (sofralık zeytinlerde, asit oranının düşük, protein, yağ, şeker oranının yüksek olması, istenilen kalite kriterleri arasında yer almaktadır. Nitekim bu çalışmada ele alınan değişik yöreler içerisinde, kalite kriterlerini sağlayan en önemli yöre olarak, Gemlik ilçesi görülmektedir.) Bu satırlar Gemlik zeytin kalitesinin ilmen tescili demektir. Tanıtım eksik olunca malın değeri anlaşılmaz. Yöre zeytininin tanıtımı için düzenlenen festival hasat başlangıcında değil, (Ege bölgesinde olduğu gibi) dışarıdan gelenlerin en yoğun olduğu, deniz mevsiminde yapılmalıdır.

Orada tabaklar içinde çeşitli firmalar yağlarını kürdan batırılmış, lokma ekmeklerle ziyaretçilerin beğenisine sunmaktadırlar. Ayrıca bütün misafirlere ücretsiz çay ve kandil lokması ikram edilmektedir. Bizde de üretici veya tüccarın getireceği zeytinleri, halkın ağız tadına sunmamız gerekir. Festivalde verilen ödül, ham zeytin yerine damak zevkini en güzel karşılayan tatlanmış zeytine verilmelidir. Bir zeytinlikten bir sele süper iri zeytin toplamak basit olaydır.

Tatlandırma, hijyen gözetilerek, belli sürelerde periyodik (sekiz- onay)bakım, emek isteyen olaydır. Ödül böyle kaliteye yönelik verilirse, önümüze değişik tatların geleceğine inanıyorum.

Ege bölgesinde, küçüklü büyüklü belediyeler, Ticaret odaları çeşitli etkinlikler düzenleyerek yerel zenginliği tanıtmak için gayret ve faaliyet sarf etmektedirler. Bölgemizde, beni ilgilendirmez deyip zeytini aklına bile getirmeyen teşekküller var. Ege bölgesine yolu düşenler, üç ilçe gi rişinde (Havran, Edremit, Akçay) onbeş yıldan beri "Zeytin dalı sulhun simgesi, Zeytinyağı sağlığın reçetesi "Belediye başkanlığı imzalı panoları görmüşlerdir sanırım. Ayvalıkta yatlarla turlar düzenlenen liman karşısındaki, büyük binanın yan yüzü Dünyanın en güzel yağ beldesine hoş geldiniz.

Anlamında beş satırlık yazı ile kaplıdır. Bld. Bşk-.Tarişin kara yollarına serpilmiş çeşitli tabelaları göze çarpar, Marmarabirlik'in Kapısı önündeki tabeladan başkasını göremedim.

Yedi sekiz sene evvel Gemlik girişine, Bursa asfaltının Jandarma karakolu önündeki viraja konulmak üzere = Sofralık zeytinde seçim, Gemlik tek isim.= şeklinde bir slogan ve pano önermiştim.

İlgililer herhalde uygun görmemiş olacaklar, canları sağ olsun.

ZEYTİNDE DEĞER VE GİRDİ DEĞİŞİMLERİ

Çocukluğumda yaşlılar iyi zeytin fiyatını, teneke peyniri fiyatı ile oranlarlardı. İyi zeytinin toptan fiyatı, peynirle başa baş veya az bir farkla takip ederse, iyi fiyat derlerdi. Şimdi en iyi zeytin 4,5- 5 Ytl. Teneke peyniri 8 -10 YTL dir. Eskiden işçi ler bir sepet (5 -6Kg.)zeytine çalışıyor derlerdi. Zeytin 2 lira iken işçiler (10-12,5) lira gündelik alırlardı.

Günümüzde ortalama zeytin 2 YTL. Gündelik (30-35) YTL dir. Eskiden toplayıcı topladığının onda birini alırken, şimdi ¼ almaktadır.

Eğer zeytin kurak almış, ince kalmışsa bu oran yarıya çıkmaktadır.

Eskiden zeytin bedeli kap başında ödenirdi. 18 ayda ağaçtan nakit'e dönerdi. Şimdi 3 - 6 ay arasında vade isteniyor, nakit'e dönüş iki yıla uzanıyor.

İki yılda paraya dönüşen, elverişsiz kış günlerinde güçlüklerle hasat edilen başka ürün bulamadım. Piyasada, bir yıl emek isteyen ürün, üç ay emek isteyen üründen aynı birim ağırlıkta alamıyorsa, o ürünün ekonomik değeri kalmamış demektir. (1 Kg. yağlık ağaç zeytini 110 Ykr. 1 Kg. ıspanak, 1 marul 1,5 - 2 YTL).

Bazen Marmarabirlik'in yanlış kararları da üreticinin yarasına tuz biber ekmektedir. Örnek vereyim. Marmarabirlik 2005 yılında iki kontinü fabrika kiralamak suretiyle 10 Kasımda 1100 liradan yağlık ağaç zeytin kampanyasını açmıştı. Vatandaş birliğe sahip çıkmak veya bütün zeytinini aynı yerde teslim etme kolaylığı ile Kooperatifi tercih ediyordu.

Civardaki fabrikalar da zeytini aynı fiyata alıyorlardı.

Kooperatif yönetim kurulu ani bir kararla kampanyanın en canlı sürecinde 10 Aralık 2005 tarihinde alımı kesti. (Durumu ilan etmiş olabilirler, yalnız üreticinin sıkışık anında onu okuyacak zamanı var mıdır.) Türkçemizde bir atasözü vardır. (Hamile kadın ekşi erik yerse, karnındaki çocuğun dişleri kamaşır.)

Peki piyasada ne oldu?

Bütün yağhaneler elimizde çok sıkılacak zeytin var, kendimize çalışacağız diyerek kapılarını üreticiye kapattılar.

Size satalım denildiğinde, 700 liradan verirseniz veya iki ay vade ile 900 den alırız Bu kriz on gün kadar sürdü.

Daha sonra fiyatlar yükseldi.

1100-1200 derken hasat sonunda 1300'e çıktı.

Yöneticiler bir buçuk ay gibi kısa süre için önlerini görememişler, piyasayı okuyamamışlardı.

Yukarıda sıraladığım koşullar altında zey tincilik yapmak için, sihirbaz olmak gerek mektedir. Belki toprağı bol, taban, sulana bilen arazilerde iş yürüyebilir.

Bayır, işlenmesi güç yerler hayır getirmez.

Nitekim; böyle pek çok arazi viran ve bakımsız kalmıştır. Satılık zeytinlikler çoğaldığı gibi fiyatları da çok düşmüştür.

Çocukluğumda çoğu kişi yarı yarıya ortak bakmak için harıl harıl zeytinlik arardı. Şimdi ise ''3'te 1 mal sahibine vermek kurtarmıyor'' denilerek, 4'te 1'e tutulmaktadır.

Kahvede, topluluklarda karşılaşan insanların sohbetleri çoğunlukla, siyah zeytinle çizilen karanlık tablolar üzerinde dolaşmaktadır.

Aydın İl Tarım Müdürü Sadettin Öztürk:2008 yılı hasat dönemi öncesi üreticimize “Zeytin Halkalı Leke Hastalığı” konusunda uyarılarda bulunuyoruz


Tarım Merkezi
24 Nisan 2008,Persembe


Aydın İl Tarım Müdürü Sadettin Öztürk, 2008 yılı hasat dönemi öncesinde zeytin üreticilerini son yıllarda bölgede sıkça görülmeye başlayan “Zeytin Halkalı Leke Hastalığı” konusunda uyarılarda bulundu. Özellikle sulanan nemli ve ağır topraklarda hastalığın görülme olasılığının arttığına işaret eden Öztürk, hastalıkla ilgili olarak kültürel ve kimyasal mücadele çalışmalarının devam ettiğini belirtti.
Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Tarım İl Müdürü Sadettin Öztürk, Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın yaprakların üst yüzeyinde siyah ve gri renkteki yuvarlak noktalar şeklindeki görüldüğünü söyledi. Zamanla bu noktaların bulunduğu yerdeki rengin açılarak, çevresinde normal yaprak renginde bir halka oluştuğunu belirten Öztürk, “Bu görünümü nedeni ile hastalığa 'Halkalı Leke' adı verilmiştir. Bir yaprakta çapları 2-10 milimetreye kadar olan 2-30 adet leke bulunabilir. Hastalık sporlar vasıtasıyla bulaşıyor. Ege Bölgesi'nde hasta yaprakların dökülmesi Mayıs ayında başlar, Haziran ve Temmuz ayında tamamı dökülür. Hastalanan yapraklar fonksiyonlarını tam yapamadıklarından az meyve tutumuna ve meyvelerin erken dökülmesine neden olur. Bazı yıllar yaprakların tamamının dökülmesiyle ağaç çıplak kalabilir. Bu durumda zayıf düşen ağaçlarda sürgün ve ince dallar kuruyabilir. Verim yüzde 20-25 azalır ve meyve dallarının yüzde 15-20'si kuruyabilir. Özellikle sulanan nemli ve ağır topraklarda, denize yakın zeytinliklerde hastalığa her yıl rastlanmaktadır. İlkbaharın yağışlı ve serin geçtiği yıllarda hastalık daha çok görülür“ dedi.

İki türlü tedbir ile hastalıkla müdahale edilebildiğine değinen Sadettin Öztürk; kültürel tedbirler olarak bilinen birinci şekilde, ağır su tutan topraklarda, havasız ve nemli yerlerde zeytinlik tesis edilmemesini önerdiklerini ifade etti. Su tutan arazilerde tesis edilen zeytinliklerde drenaj kanalları açılarak fazla su akıtılması gerektiği bilgisini veren Öztürk, “Gübreleme ve sulama tekniğine uygun yapılmalı ve kireç bakımından zayıf topraklar kireçlenmeli veya kireçli gübre kullanılmalıdır. Ağaçlar havalanacak ve ışık alacak şekilde budanmalı, kuru dal ve dalcıklar budanarak temizlenmelidir. Yere dökülen lekeli yapraklar toplanıp yakılmalı veya derince sürülerek toprağa gömülmelidir. Kimyasal mücadele konusunda da, özellikle yağışların fazla olduğu yıllarda koruyucu ilaçlama mutlaka yapılmalıdır. İlkbahar sürgünleri görülmeden hemen önce ve çiçek somakları belirginleştikten sonra gerekli ilaçlamalar yapılması hastalıkla mücadelede de büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Zeytinlere ÇED'siz kıyım

TURAN GÜLTEKİN
Radikal
24 Nisan 2008,Perşembe


ENKA, Aliağa'da kurmayı planladığı termik santral için ön ÇED raporu başvurusu yapmadan, zeytinleri kesmeye başladı. Şirket kendine güveniyor: Bizim dosyamız dönmez

İZMİR - 16 yıl önce termik santral projesi Danıştay'a takılan İzmir'in yeşil koyu, yeni santral projesiyle önce zeytin ağaçlarını kaybetti. Aliağa ilçesine bağlı Çakmaklı Köyü'nde termik santral kurmak için lisans alan ENKA, Çevre ve Orman Bakanlığı'na 'ön ÇED raporu' için başvurmadan, arazideki zeytin ağaçlarını kesmeye başladı. ENKA Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, ÇED raporunun aleyhlerinde çıkması halinde ne yapacakları sorusuna, "Şu ana kadar devlete o kadar enerji işi yapmış bir kuruluşuz. Bizim dosyamız dönmez" yanıtı verdi.
Ağır sanayi tesislerinin yarattığı çevre kirliliğiyle sık sık gündeme gelen İzmir'in Aliağa ilçesi termik santral projesiyle yeniden gündemde. Danıştay'ın 1992 yılında Gencelli-Çakmaklı Köyü arasına kurulacak termik santrali iptal etmesinin ardından bu kez ENKA, 800 megavat gücünde termik santral için Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'ndan lisans aldı.

Denize 500 metre mesafede 300 dönüm araziyi toplayan ENKA, buradaki zeytin ağaçlarını kesmeye başladı. Yıllar önce bölgeye yapılmak istenilen termik santrala karşı mücadele verirken İzmir'den Aliağa'ya kadar insan zinciri oluşturan köylüler, ağaç kesimini tepkiyle karşıladı. Termik santralın çıkaracağı gazlardan en çok etkilenecek olan Horozgediği ve Kozbeyli köylerinin muhtarları yörenin kaldıramayacağı kadar çok fazla kirliliğin altında kaldığını söyleyerek köylerinin taşınmasını isterken, ENKA yetkilileri santralın dünyada kullanılan son teknolojiyle işletileceğini, ayrıca mümkün olduğu kadar az zeytin ağacını keseceklerini söyledi.
ENKA Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, "ÇED prosedürü uyarınca önce Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan ön ÇED oluru alınıyor ardından da ÇED hazırlıkları yapılıyor. Biz ön ÇED başvurumuzu önümüzdeki günlerde yapacağız" dedi. Özkan, Çakmaklı Köyü'nde bulunan 290 zeytin ağacı ile ilgili olarak Aliağa İlçe Tarım Müdürlüğü ve Menemen Zeytincilik Araştırma Enstitüsü'nden izin aldıklarını anlattı: "Ağaçlardan taşıyabileceğimiz kadarını Çakmaklı Köyü'nde bize gösterilen alanlara taşıyacağız. Taşıyamayacaklarımızı ise keseceğiz."

Santralın inşasına gelecek baharda başlamayı hedeflediklerini anlatan Selim Özkan, "Ya ÇED raporu olumsuz gelirse?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Şu ana kadar devlete o kadar enerji işi yapmış bir kuruluşuz. Aliağa'da kurulu 4 bin megavat gücünde santralımiz var. Bizim dosyamız dönmez."
Ege Çevre ve Kültür Platformu eski Dönem Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı ise zeytin ağaç kesimi işleminin Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun'a aykırı olduğunu savundu: "Ağaçların ne kadar, nasıl kesileceği ve zararın nasıl telafi edileceği ÇED raporlarıyla belirlenir. Henüz ÇED sürecine bile başlanmamışken böyle bir kıyımın yapılması yasaya aykırı."

Rapor Almadan Zeytin Kesti 'İsteyen Dava Açsın' Dedi


İHA
24 Nisan 2008,Perşembe


İzmir Aliağa’da termik santral izni alan Enka’nın Çevre ve Orman Bakanlığı’na ÇED Raporu için başvuruda bulunmadan ağaç kesmeye başlaması tepki çekti.
Enka Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, "ÇED raporu alamazsanız ne olacak" sorusuna, "Şu ana kadar devlete o kadar enerji işi yapmışız. Aliağa’da kurulu 4 bin megavat gücünde santralımız var. İsteyen dava açar" yanıtını verdi.

İZMİR’in Aliağa İlçesi’ne bağlı Çakmaklı Köyü’nde termik santral kurmak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) lisans alan Enka, Çevre ve Orman Bakanlığı’na ’Ön ÇED raporu’ için başvurmadan, topladığı arazideki zeytinleri kesmeye başladı. Enka Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, ÇED raporunun aleyhlerinde çıkması halinde ne yapacakları sorusuna, "Şu ana kadar devlete o kadar enerji işi yapmış bir kuruluşuz. Kurulu 4 bin megavat gücünde santralımız var. Bizim dosyamız dönmez" yanıtı verdi.

290 ZEYTİN AĞACI: Çakmaklı Köyü yakınlarında termik santral kurmak için denize 500 metre mesafede 300 dönüm araziyi alan Enka, buradaki zeytin ağaçlarını kesmeye başladı. Yaklaşık 20 yıl önce bölgeye yapılmak istenilen termik santrala karşı mücadele veren, İzmir’den Aliağa’ya kadar insan zinciri oluşturan köylüler, bu ağaç kesimini tepki ile karşıladı. Termik santralın çıkaracağı gazlardan en çok etkilenecek olan Horozgediği ve Kozbeyli köylerinin muhtarları yörenin kaldıramayacağı kadar çok fazla kirliliğin altında kaldığını söyleyerek köylerinin taşınmasını isterken, Enka yetkilileri kurulması planlanan termik santralın dünyada kullanılan son teknoloji ile işletileceğini ve çevreye zararı olmayacağını, mümkün olduğu kadar az zeytin ağacı keseceklerini söyledi.

DOSYAYI TAMAMLAYAMADIK: EPDK’dan lisans aldıktan sonra ’Ön ÇED’ raporu almak için çalışmalarına başladıklarını ancak henüz dosyayı tamamlamadıklarını söyleyen Enka Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, "ÇED prosedürü uyarınca önce Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan önce Ön ÇED oluru alınıyor ardından da ÇED hazırlıkları yapılıyor. Biz Ön ÇED başvurumuzu önümüzdeki günlerde yapacağız henüz dosyayı hazırlıyoruz" dedi. Çakmaklı Köyü’nde bulunan 290 zeytin ağacı ile ilgili olarak Aliağa İlçe Tarım Müdürlüğü ve Menemen Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden izin aldıklarını anlatan Özkan, "290 ağaç için izin aldık. Bunlardan taşıyabileceğimiz kadarını Çakmaklı Köyü’nde bize gösterilen alanlara taşıyacağız. Taşıyamayacaklarımızı ise keseceğiz" diye konuştu ve doğaya saygılı olduklarını söyledi.

İSTEYEN DAVA AÇSIN: Bu yılın ağustos ayından itibaren özellikle 2009 yılında enerji sıkıntısı çekileceğini bu nedenle Enka’nın termik santral kurma projesi geliştirdiğini ifade eden Selim Özkan, santralın inşasına gelecek yılın nisan ya da mayıs ayında başlamayı hedeflediklerini anlattı. Çakmaklı Köyü’nde arazi satın alırken köylülere termik santral kuracaklarını söylediklerini belirten Selim Özkan, onların da olurunu aldıklarını söyledi. "Ya ÇED raporu olumsuz gelirse?" sorusuna da Selim Özkan şu yanıtı verdi: "Danıştay’ın verdiği karar bundan 20 yıl önce yapılmak istenilen termik santrale yönelikti. O zamanki o teknolojiyle olmayacağına karar verildi ve Japonlar bavullarını toplayıp gitti. Bizim kuracağımız termik santral için de isteyen dava açabilir."

Yeni teknoloji ve 2.5 milyar dolarlık yatırım

ENKA’nın Çakmaklı Köyü’ne kurmayı planladığı 800 megavat gücündeki termik santral, AB’nin yaz aylarında uygulamaya koyacağı emisyon normlarında yapılacak. Toplam maliyeti 2.5 milyar dolar olacak olan santralın ilk etapta 1.5 milyar dolarlık bölümü yapılacak. Santralde Kolombiya, Endonezya, Güney Afrika ve Rusya’dan getirtilecek kömür kullanılacak. Bu kömür, dev gemilerle taşınacağı için sahile boyları 400 metreyi bulan gemilerin yanaşabileceği bir de liman inşa edilecek. Enka Teknik ve Yönetim Müdürü Selim Özkan, yer bulmak için Samsun’dan başlayarak Aliağa’ya kadar 9 ay boyunca araştırma yaptıklarını ancak Çakmaklı’dan uygun bir yer bulamadıklarını söyleyerek, "Burası enerji ihtiyacı doruk noktada olan bir yer, ağır sanayi tesislerinin enerjiye ihtiyacı var, yetişmiş eleman bulmak kolay, ayrıca da devletin bu tür yatırımlar için hedef gösterdiği bir yer" dedi.

CHP: Dava açacağız

CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol, 20 yıl önce burada termik santral kurulmasına karşı başlatılan direnişin öncülerinden. Şimdi de gelişmeleri yakından takip ettiğini, bir önceki termik santral hareketi gibi bir hareketi başlatmak için yeterli enerji ve güçlerinin olduğunu söyleyen Kemal Anadol, "Bu sefer yanımızda yerel yöneticiler olmayabilir, kendisi iktidarın emrindedir" dedi. İzmir Milletvekili Kemal Anadol, "Bizim Aliağa’da bu işi örgütleyeceğimiz ve yürüteceğimiz örgütümüz vardır. En kısa zamanda yürütmeyi durdurma istemiyle dava açacağız" diye konuştu.

Elektronik Mühendisinden Dermatolojik Sabun

İHA
23 Nisan 2008,Çarşamba


Balıkesir'in Gömeç ilçesinde yaşayan elektronik mühendisi Erhan Namlı, dermatolojik doğal sabun üretti. Namlı, sızma zeytinyağı kullanarak ürettiği ve hiçbir zararlı madde içermeyen sabunlarını da Amerika, Kanada ve İsveç'e ihraç etmeye başladı.

İstanbul'dan Gömeç'e bağlı Karaağaç beldesine gelen Erhan Namlı, sabun üretimi için 5 yıl araştırma yaptı. Binlerce deneme yapan elektronik mühendisi Namlı, 28 çeşit dermatolojik sabun üretmeyi başardı. Bir beyaz eşya fabrikasında AR-GE çalışması yaptığını belirten 44 yaşındaki 2 çocuk babası Erhan Namlı, "AR-GE çalışmasının ardından ithalat ve ihracat işleri yaptım. 6 yıl önce de Karaağaç beldesine geldim. Burada zeytinyağı işi yapmak isterken farklı bir ürün çıkarmak aklıma geldi. 5 yıl süreyle sabun üzerine çalışmalar yaptım. Bu arada binlerce denemenin sonunda sızma zeytinyağından 28 çeşit dermatolojik ve doğal sabun üretmeyi başardım. Sabunlarda sentetik maddeler kullanmıyorum. Gıda kalitesinde üretim yapıyorum" dedi.

Sabunlarda zeytinyağının yanı sıra palmiye ve Hindistan cevizi yağı da kullandığını anlatan Namlı, mükemmel bir sabun için çok çalıştığını ifade etti. Tamamen doğal ilk sıvı sabunu da yine zeytinyağından imal ettiğini hatırlatan Namlı. "Piyasada satılan çok sayıdaki sıvı sabunda kansorejen maddeler var. İmalatı tek başıma yapıyordum. Ancak işi büyütmek istiyorum. Ürettiğim sabunlar İstanbul'daki lüks mağazalarda satılıyor. Ayrıca Amerika, Kanada ve İsveç'e ihraç etmeye başladım. Bir grup arkadaşımızla Hollanda'da şirket kurduk. Buradan sabunlarımızı diğer Avrupa ülkelerine de satacağız. Dermatolojik ve doğal olan sabunlarımızı en hassas ciltli insanlar rahatlıkla kullanabilir. Kullananlardan da çok olumlu tepkiler alıyoruz" diye konuştu.

Wednesday, April 23, 2008

Yörükler’e 400 zeytin fidanı

Cemal Yıldırım
Hürriyet-Ege
23 Nisan 2008,Çarş.


Aydın'ın Çine İlçesi'ne bağlı Yörükler Köyü'nde, ağaçlandırma seferberliği kapsamında 400 zeytin fidanı dikildi.

Törene Çine Kaymakamı İbrahim Ballı ve Yörükler Köyü Muhtarı Nazmi Acar'ın yanı sıra köy halkı da katıldı. Aydın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan Gemlik cinsi 400 zeytin fidanı Yörükler Köyü Muhtarlığı'na ait 15 dönümlük arazide toprakla buluşturuldu. Kaymakam Ballı, "Bu fidanlara iyi bakılırsa, 5 yıl sonra köy bütçesine önemli katkı sağlar" dedi. Köy Muhtarı Acar ise fidanları korumanın görevleri olduğunu söyledi. Fidan dikiminin ardından protokol üyelerine köylülerin hazırladıkları yemekler ikram edildi.

Eto Başkanı Ürer, Edremit'in Kabuğunu Kırdığını Söyledi

İHA
22 Nisan 2008,Salı


Edremit Ticaret Odası (ETO) Başkanı Erol Ürer, ilçenin kabuğunu kırdığını belirterek, Edremit zeytin ve zeytinyağının Türkiye ve dünyada aranır hale geldiğini söyledi.

ETO Başkanı Erol Ürer, 2. Avrasya Zeytin Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı Kongresi'ne 11 zeytinyağı firmasıyla katıldıklarını dile getirerek, gösterilen ilgiden memnun kaldıklarını anlattı. Firmaların, Edremit'i en iyi şekilde temsil ettiğini vurgulayan Ürer, "Fuarda, Selin Ertür, 'Selatin' markasıyla 1.Ulusal Natürel Sızma Zeytinyağı kalite yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü. Semercioğlu firması da 'Semercioğlu' markasıyla 1.Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı kalite yarışmasında birinci mansiyon ödülüne layık görüldü. Bu dereceler İtalya'da yapılan tahliller neticesinde elde edilmiştir. Bu başarı tüm sektördeki arkadaşlarımızındır. Kendilerini kutlar, ileride daha büyük başarılara ulaşacaklarına inanıyorum," dedi.

Fuara Midas, Selatin, Akpak, Ören Zeytincilik, Drop, Semercioğlu, Ferhatoğlu, Yağsan, İdamis, Edremit, Yağcı Gıda firmaları katıldı.

Tuesday, April 22, 2008

Anatolive devlet ve sektörü biraraya getirdi

Anatolive, 2. Avrasya Zeytin – Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı 17-19 Nisan tarihleri arasında zeytin – zeytinyağı devlerini biraraya getirdi. Yunanistan’dan İtalya’ya, İngiltere’den Çin’e 13 ülkeden izleyici fuarı ziyaret etti.

Hem alan hem de firma bazında iki kat büyüme kaydeden fuar, yerli ve yabancı ziyaretçi açısından da geçen yıl ki rakamların üstüne çıktı.

İstanbul Fuar Merkezi’nde 17-19 Nisan 2008 tarihleri arasında DTM (Dış Ticaret Müsteşarlığı), TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) EZZİB’in (Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçılar Birliği) stratejik destekleri ve Zeytindostu Derneği’nin partnerliği ile Ezgi – A Fuarcılık tarafından düzenlenen Avrasya Zeytin, Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı üç gün boyunca zeytin – zeytinyağı sektörünün odak noktası haline geldi.

Açılışını Meclis Zeytin – Zeytinyağı Araştırma Komisyonu’nu Başkanı Ahmet Edip Uğur ,TİM Başkanı Oğuz Satıcı, EZZIB Başkanı Ali Nedim Güreli ve Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken’in yaptığı fuarda 98 firma 4 bin 750 metrekarelik alanda ürünlerini sergiledi. Fuara Türkiye dışında İtalya, Almanya, İspanya, Fransa, Çin, Çek, Polonya, Ukrayna, Avusturya’dan firmalar da katıldı.
Yurtiçi ve yurtdışından toplam 4 bin 115 izleyici fuarı ziyaret ederken Almanya, İngiltere, Çin, Japonya, Fas, Mısır, İtalya, Yunanistan, İspanya, İran, Azerbaycan ve Suriye’den de sektör profesyonelleri fuarı ziyaret etti.
Firmaların kendi markalarını ve ürünlerini tanıttıkları fuarda, kurumsal imajın pekiştirilmesinin yanı sıra sektör içi iletişimin sağlanması yönünden de bir platform yaratıldı.

Anatolive, geçen yıl yapılan ilk fuara göre katılımcıların yoğun ilgisi üzerine alan bazında yüzde 86, firma bazında yüzde 33’lük bir büyüme kaydetti.

Yurtdışından 13 ülkeden ziyaretçi
Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünü tek bir çatı altında buluşturan ve 13 ülkeden sektör profesyoneli ziyaretçisiyle yurtdışında işbirliği olanakları için de zemin hazırlayan Anatolive, ülkemizde varolan zeytin ve zeytinyağı potansiyelini yurtiçinde ve yurtdışında muhtelif etkinliklerle tanıtarak Türk zeytin-zeytinyağı sektörü ile endüstrisini ulusal ve uluslararası alıcılarla da buluşturmuş oldu.
Anatolive, bu yıl da gıdadan ayrı bir ihtisas fuarı olarak sektörün gücünü göstermesi açısından kendini özel olarak tanıtma şansına sahip olması Türk zeytin-zeytinyağı sektörünü uluslararası arenada da bir adım öne taşıdı.
Zeytin, zeytinyağı ve prosesleri sektörünün vitrini olan Anatolive Fuarı; katılımcı, izleyici ve kamuoyuna Türkiye'nin zeytin ülkesi olmasının yanında bölgelerin etnik ve kültürel özelliklerini ortak bir mekanda vurgulayabilecekleri, bölgelerini yine aynı mekanda tanıtabilecekleri bir ortam da hazırlamış oldu.

Avrasya Zeytin – Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı Anatolive’in 3’üncüsü 17-18-19 Nisan 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

‘Söz Sektörün’ TBMM Anatolive’e Taşındı
Zeytin ve Zeytinyağı sektörünün sorunlarını ve çözüm önerilerini yerinde değerlendirmek amacıyla Anatolive’in açılışında bulunan ve stand ziyaretleri de yapan Meclis Zeytin ve Zeytinyağı Araştırma Komisyonu’nda görevli milletvekilleri ile sektör temsilcileri ‘Söz Sektörün’ toplantısında biraraya geldi. Sektöre yönelik sorunlar ve çözüm önerilerinin tartışılarak değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda sektör söz sahibi olurken milletvekilleri de konuları dikkatle not aldılar.

“AB Yolunda Türk Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü”
Fuarın ikinci günü zeytin ve zeytinyağı sektörünün masaya yatırılarak AB sürecinin değerlendirildiği “AB Yolunda Türk Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü” konulu panel de sektörün birleşme noktası haline geldi.

1. Kaliteli Zeytinyağı Yarışması’nın Sonuçları Belirlendi
Zeytindostu Derneği’nin bu yıl birincisini düzenlediği 1. Kaliteli Zeytinyağı Yarışması’nın sonuçları da açıklandı. Yarışmada; Selatin markasıyla Selin Ertür birinciliği kazanırken, Ören A.Ş. Pelitköy markasıyla ikinciliği, Laleli Zeytin ve Zeytinyağları da Laleli markasıyla üçüncülüğü aldı. Sırasıyla Semercioğlu, Semercioğlu markasıyla, Ufuk Tarım Gelen Bey markasıyla, Dizem Yağları Dizem markasıyla, Jannak Ltd. Şti. Nysa markasıyla Gıdatay A.Ş’de Savrandere markasıyla mansiyon sahibi oldular.

Türk Kalp Vakfı’ndan ücretsiz tarama ve “Kalbimiz ve Zeytinyağı Paneli”
Kalp Haftası olması nedeniyle Anatolive fuarında ZeytinDostu Derneği ile işbirliği içerisinde çalışan Türk Kalp Vakfı’da katılımcı ve izleyiciler için fuarın ilk günü ücretsiz kalp taraması gerçekleştirdi. Ayrıca Türkiye’de düşük olan zeytinyağı üretiminin artırılması ve sağlık yönünden öneminin anlatılması açısından yine fuarın ilk günü konusunda uzman konuşmacıların yer aldığı “Kalbimiz ve Zeytinyağı” konulu panel de düzenlendi.

Fuarda Verde Mutfağı’nda Öztiryakiler sponsorluğunda gerçekleştirilen Türk-İspanyol Zeytinyağlı Yemeklerinin sunulduğu demonstrasyon alanında üç gün boyunca katılımcı ve ziyaretçiler farklı lezzetleri tatma şansına sahip oldular.

Fotoğraf sanatçısı İsmail Acar’ın açtığı Zeytinyağlı Yemekler Sergisi’de fuara renk katan enstantaneler arasındaydı.

TÜRK ZEYTİNYAĞLARININ KALİTE ÇITASI YÜKSELDİ

Türkiye’de ilk kez uluslararası standartlarda düzenlenen zeytinyağı kalite yarışmasının sonuçları açıklandı

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün en büyük sivil toplum örgütü Zeytindostu Derneği’nin zeytinyağında kalite karmaşasına son vermek amacıyla düzenlediği 1. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda ipi göğüsleyen firmalar ödüllendirildi.

Yarışmaya katılan 24 zeytinyağı markasının Uluslararası Zeytin Konseyi’nin (IOC) kabul ettiği kriterlere göre Türkiye’den 2, İtalya’dan 1 laboratuvar tarafından değerlendirildiği yarışma sonucunda 8 marka ödüle değer bulundu.

Türk zeytinyağlarının ulaştığı yüksek kalite düzeyinin uluslararası kriterlere göre tescil edilmesi ve kalite kavramına yönelik suistimallerin önlenmesi amacıyla düzenledikleri yarışma ile Türk zeytinyağlarının kalite çıtasını yükselttiklerini belirten Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, “Daha önceleri objektif ve bilimsel olmayan yöntemlere göre bazı değerlendirmeler yapılıyordu. Ancak bu tür değerlendirmeler geçerliliği olmadığı gibi tüketicilerin de yanılmasına neden oluyordu. Sağlıklı bir kalite değerlendirmesinin yapılmaması sektörde haksız rekabetin yanısıra dünya pazarlarında Türk zeytinyağlarının kalitesi konusunda kuşkulara neden oluyordu. Sektörde yaşanan kalite karmaşasına son vermek amacıyla uluslararası kriterlere uygun bir kalite yarışmayı düzenlemeye karar verdik” dedi.

3 AŞAMALI DEĞERLENDİRME

Yarışmaya katılan zeytinyağların 3 aşamalı bir değerlendirme sürecinden geçtiğini, yarışma numunelerinin bağımsız gözetim firması WIS Vakıfel ve dernek yetkilileri tarafından alınarak, her aşamada titizlikle değerlendirmeye tabi tutulduğunu kaydeden Ölken, yarışmanın işleyişi hakkında şu bilgileri verdi: “Yarışmamıza Türkiye’nin çeşitli yörelerinden 24 naturel sızma zeytinyağı markası katıldı.

Bağımsız gözetim firması tarafından alınan yarışma numuneleri önce Ege Gıda Analiz Laboratuvarı’nda kimyasal analize tabii tutuldu. Ön değerlendirmeyi geçen numuneler İtalya’da CRA Laboratuvarları’nda duyusal değerler açısından incelenerek başarılı bulunan ilk üç marka ve mansiyon kazanan 5 marka belirlendi. Üçüncü aşamada kimyasal sonuçlar Aydın Ticaret Borsası Laboratuvarı’nda çapraz testle kontrol edildi.”

SONUÇLAR ANATOLİVE ZEYTİN-ZEYTİNYAĞI FUARI’NDA AÇIKLANDI

1.Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nın sonuçları Zeytindostu Derneği’nin bir organizasyonu olan Anatolive Zeytin-Zeytinyağı Fuarı’nda açıklandı ve başarılı bulunan markaların sahiplerine törenle ödülleri verildi.

Ödül törenine TBMM Zeytinyağı Araştırma Komisyonu Başkanı Edip Uğur ve komisyon üyesi 18 milletvekili, TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

ÖDÜLLER

Yarışmaya SELATİN markasıyla katılan Selin Ertür Zeytinyağları birincilik ödülüne değer bulunurken, PELİTKÖY markasıyla Ören A.Ş. ikinci, LALELİ markasıyla Taylıeli Zeytinyağı İşletmesi ise üçüncülük ödüllerini kazandı.

Yarışmada ayrıca; SEMERCİOĞLU markasıyla Semercioğlu Zeytincilik, GELENBEY markasıyla Ufuk Tarım, DİZEM markasıyla Dizem Zeytinyağları, NYSA Markasıyla Jannak A.Ş. ve SAVRANDERE markasıyla Gıdatay A.Ş. firmaları da mansiyonla ödüllendirildi. Yarışmaya katılan tüm markalara ise katılım belgesi verildi.

Bitkisel yağda dışa bağımlılık kırılmalı

NİHAT DELİBAŞI
Yeni Asır
22 Nisan 2008,Salı


KÜÇÜKBAY YAĞ SANAYİ A.Ş.'NİN DIŞ TİCARET MÜDÜRÜ'NDEN HÜKÜMETE UYARI
Ahmet Us, "Türkiye'de bitkisel yağlık tohumların ekim ve dikimi teşvik edilmeli. Ayrıca hububat ve bakliyatlar için de aynı program uygulanmalı" dedi

Küçükbay Yağ Sanayi A.Ş. Dış Ticaret Müdürü Ahmet Us,
bir yıl içinde hammadde fiyatlarında 3 kat artış yaşandığını belirterek, iç dış piyasa fiyatlarında da buna bağlı yükselişler yaşandığını söyledi.
Us, 600 dolar olan ayçekirdeği ton fiyatının bin 800 dolar olduğunu kaydetti. Yaşanan artış karşısında Brezilya, Arjantin, Rusya ve Ukrayna'nın yağlık tohum ihracatına kota koyduğunu kaydeden Us, "Artan gıda talebinin yanı sıra petrol fiyatlarındaki yükseliş
karşısında özellikle Brezilya ve Arjantin'de biyoyakıt (etanol) üretiminde yağlık tohumlar kullanılıyor. Bu nedenle bitkisel yağlık tohumlarda hammadde sıkıntısı yaşanıyor. Dolayısıyla fiyatlardaki artış bir müddet daha devam edebilir" dedi.

İÇ PİYASA RAKAMLARI
Türkiye'nin 700-750 bin ton bitkisel sıvı yağ üretimi olduğunu, tüketimin ise 1.5 milyon tonu bulduğunu ifade eden Us, "Sektör 2.2 milyon ton yağ işliyor, Bunun 1.5 milyon tonu iç piyasada tüketiliyor. Sektör kalan yaklaşık 650- 700 bin tonu ihraç ediyor. Bu tabloya bakıldığı zaman ne yazık ki bitkisel sıvı yağda dışa bağımlı bir ülke olduğumuz ortaya çıkıyor" diye konuştu. Türkiye'nin bitkisel yağlık tohumların ekim ve dikimini tevşik etmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Us, "Ayçekirdeğinin kabuk hariç yağ oranı yüzde 40'tır. Ancak mısır bitkisinde bu oran yüzde 8. Dolayısıyla bitim yağ oranı yüksek bitkisel tohum üretimini desteklememiz gerekiyor" dedi. Us ayrıca ülkenin hububat, bakliyat üretim ve tüketim miktarının belli olduğunu belirterek, bu ürünlerin ekim ve dikiminde de benzer bir program uygulanması gerektiğini vurguladı.

80 ÜLKEYE İHRACAT
Küçükbay Yağ Sanayi'nin sektöründe en büyük ihracatçı konuma geldiğini ve diğer oyuncuların sahayı birer birer terkettiğini belirten Us, dünyanın dört bir yanına bitkisel sıvı yağ ihraç ettiklerini söyledi.
Us, "Singapur'dan ABD'ye, Şeysel Adaları'ndan Maldivlere kadar 80 ülkeye ihracat yapıyoruz. 24 saat taleplere yanıt verecek bir sistem kurduk. Bir anlamda nöbetçi yağcıyız. Dünyanın değişik saat dilimlerindeki ülkelerinden gelen taleplere anında yanıt vererek Orkide'yi sektöründe küresel tedarikçilerden biri haline getirdik" diye konuştu.
Us, 2007'de 60 milyon dolar olan ihracatı 2.5 kat artışla 150 milyon dolara çıkaracaklarını belirterek şöyle devam etti, "150 milyon dolarlık hedefin 85 milyon dolarlık bölümünü yılın ilk 4 ayında yaptık. Belirlediğimiz hedefe ulaşmada bir sıkıntı görmüyoruz. Ege Bölgesi'nin sektöründe en büyük ihracatçısı olan Küçükbay, 150 milyon dolarlık hedefe ulaştığı takdirde Türkiye'nin en büyük ihracatçıları arasına girmiş olacak."