Saturday, September 29, 2007

Zeytinyağı tüketiminde 'sınıfta kaldık'‏

ANADOLU AJANSI

Önemli zeytinyağı üreticisi ülkelerden biri olmasına karşın,Türkiye'de kişi başına zeytinyağı tüketiminin yılda yaklaşık 1 litre olduğu bildirildi.

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Alhat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Binbir derde deva'' olduğu kabul edilen zeytinyağının sağlık açısından sayısız yararlarının bilimsel olarak da kanıtlandığını söyledi.

Çeşitli hastalıklarla birlikte kanser riskini de azalttığı vurgulanan zeytinyağı kullanımının, ağırlıklı olarak ''Akdeniz tipi beslenme tarzı''nın benimsendiği batı ülkelerinin yanı sıra ABD ve Uzakdoğu'da yaygınlaşmaya başladığını belirten Alhat, zeytinyağından binlerce yıldır hem bir tür ilaç hem de güzellik ürünü olarak yararlanıldığını ifade etti.

Alhat, sağlık açısından yarattığı birçok mucizeye ek olarak zeytinyağını, cildi, saçları beslemesi ve parlaklık kazandırması,hücreleri yenilemesi, yaşlanmayı geciktirmesi gibi bilinen ve bilinmeyen birçok faydasıyla mucize bir ürün olarak değerlendirmenin yanlış olmayacağını söyledi.

'DÜNYA GENELİNDEKİ ORTALAMA TÜKETİM 12 LİTRE'

Türkiye'de kişi başına zeytinyağı tüketiminin yılda yaklaşık 1 litre olduğuna işaret eden Alhat, şöyle konuştu:

''Bu miktar, zeytinyağı ülkesi olmakla övünen ülkemiz için son derece azdır. Dernek olarak bu miktarı en az 2 litreye çıkarmak için çalışmalar yapıyoruz. İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Suriye gibi rakip ülkelerdeki tüketim, Türkiye'nin kat kat üstünde. Üretici ülkelerde, yıllık kişi başı tüketim 12 litre civarındadır. Ülkemizdeki tüketim düşüklüğünün ana sebebi her zaman gelir düzeyine bağlanmıştır. Ancak ülkemizdeki her evin sabah kahvaltısında zeytin yenildiği düşünüldüğünde, zeytinyağının tüketim kültürünün ülke genelinde oluşmadığı, zeytinyağının diğer yağlarla olan artılarının bilinmediğive tanınmadığının daha gerçekçi bir neden olduğunu söyleyebiliriz.''

Alhat, Türkiye'de zeytinyağının başta Ege Bölgesi olmak üzere zeytin yetiştirilen yörelerde tüketildiğini belirterek, bunun da Türkiye'de zeytinyağının üretildiği yerde tüketildiğini gösterdiğini söyledi.

'ZEYTİNYAĞINI ANLATABİLDİĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM'

Çeşitli faaliyetler ve kampanyalar düzenleyerek, ülke genelinde zeytinyağının yararları konusunda herkesi bilinçlendirmeyi amaçladıklarını ifade eden Alhat, şunları kaydetti:

''Zeytinyağını tam olarak anlatabildiğimizi düşünmüyorum. Örneğin,zeytinyağı ile yapılan yemeklere diğer yağlardan daha az miktarda zeytinyağı koyduğunuzda daha yüksek yağlayıcılık özelliği olduğu görülmektedir. Ayrıca, kızartmalarda rafine edilmiş zeytinyağı kullanılırsa dumanlanma sıcaklığının daha yüksek olduğu, bu nedenle dedaha fazla patatesin daha az zeytinyağında pişirilebildiği görülür. Böylelikle zeytinyağının daha ekonomik olduğunu anlayabiliriz. Yine de'pahalı, biz bunu tüketemeyiz' diye düşünenler şu hesaplamayı dikkate alabilirler; 4 kişilik bir aile, zeytinyağını tüm yemeklerinde aşırıya kaçmadan sağlıklı beslenme kuralları çerçevesinde kullanırsa, 1 ayda en fazla 6 litre zeytinyağı harcayabilir. Günde 1 paket sigara içilen bir ailenin bütçesinden bir ayda zeytinyağına verilecek tutarın en az 4 katı çıkmaktadır. Ayrıca, diğer yağları da fazla fazla kullanarak o tutardaki parayı ödemiş oluyoruz. Zamanla bu gerçekler anlaşıldıkça ve beslenme kültürü geliştikçe zeytinyağı tüketiminin artacağına inanıyoruz.''

Kuraklığa rağmen zeytinyağında 72 bin ton rekolte bekleniyor


Dünya Gazetesi
29/09/2007


İZMİR - İzmir Ticaret Borsası (İTB) koordinatörlüğünde Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ve Marmarabirlik'in katkılarıyla Türkiye genelinde yapılan 2007-2008 sezonu zeytin-zeytinyağı rekolte tahmini çalışmasına göre, bu yıl sıcak ve kurak hava şartlarına rağmen yok yılı ortalamasının üzerinde rekolte bekleniyor. Rapora göre bu sezon son 6 yok yılının ortalaması olan 65 bin tonun üstünde, 72 bin ton rekolte elde edilecek.

2007-2008 Sezonu Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Tahmin Heyeti, raporunu İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Manisa, Aydın ve Muğla illerinin ilçe, köy ve beldelerinde bulunan zeytinliklerde teknik incelemeler ve üreticilerle görüşerek hazırladı. Son 6 yılda Ege Bölgesi'nde 18 milyon, Türkiye genelinde ise 35 milyon zeytin fidanının dikildiğinin belirtildiği raporda; Ege'de yeni dikilen 2 milyon ağaçtan bu yıl meyve alındığı bilgisi yer aldı. Yapılan rekolte tahmin çalışmasına göre Türkiye genelinde 200 bin 370 ton sofralık, 381 bin 278 ton yağlık zeytin üretileceği ve kilogramda 5.3 randımanla 72 bin 21 ton zeytinyağı elde edileceği vurgulandı.

Raporla ilgili İTB'de düzenlenen basın toplantısında konuşan İTB Meclis Başkanı Ayhan Baran, 14 yıldır bilimsel temellerle yapılan zeytin ve zeytinyağı rekolte tahminlerindeki sapmaların yüzde 10'u bulmadığını söyledi. Baran, gelecek yıl uzaydan algılama tekniğini de devreye sokarak daha kesin sonuçlar elde etme imkanı bulacaklarını belirtti.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Danışmanı Mustafa Tan da, bu sezon zeytininden 72 bin ton yağ üretileceğini, buna ek olarak stokta bulunan 60 bin ton zeytinyağıyla birlikte iç pazar ve ihracatta değerlendirilmek üzere 130 bin ton zeytinyağı elde edileceğini vurguladı. Zeytin üreticisinin don ve kuraklık riskine karşı desteklenmesini isteyen Tan, geçen yıl önceki yıllara kıyasla daha az zeytinyağı ihraç edilmesinin nedenini, sektörün AB ülkeleriyle rekabet edesi olarak açıkladı.

...
Zeytinyağında 72 Bin Ton Rekolte Bekleniyor

(Cihan Haber Ajansı) 28.09.2007


İzmir Ticaret Borsası (İTB) başkanlığında oluşturulan rekolte tahmin heyeti, 2007-2008 sezonunda toplam 72 bin 212 ton zeytinyağı ve 200 bin 370 ton zeytin üretileceğini açıkladı. Zeytinyağında kuraklığa rağmen rekoltenin, yok yılı ortalamasının üzerinde olacağı belirtildi.

İzmir Ticaret Borsası (İTB) başkanlığında oluşturulan rekolte tahmin heyeti, 2007-2008 sezonunda toplam 72 bin 212 ton zeytinyağı ve 200 bin 370 ton zeytin üretileceğini açıkladı. Zeytinyağında kuraklığa rağmen rekoltenin, yok yılı ortalamasının üzerinde olacağı belirtildi.

Tarım il ve ilçe müdürlükleri, Tariş ve Marmarabirlik kooperatiflerinden alınan bilgiler ve zeytinliklerde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan tahmin raporu, İTB'de düzenlenen bir toplantıyla açıklandı. Rapora göre Ege ve Marmara bölgelerinde 81 milyon 62 bin 533 meyve veren ağaç bulunuyor. Bu ağaçlardan 47 bin 59 ton zeytinyağı ve 151 bin 419 sofralık zeytin elde edilmesi tahmin ediliyor. Güneydoğu Anadolu ve diğer üretim bölgeleriyle birlikte Türkiye'de 102 milyon 254 bin 394 adet meyve veren zeytin ağacı bulunuyor. Bu ağaçlardan 581 bin 642 ton zeytin tanesinin toplanacağı tahmin edildi. Toplanan zeytinlerin 200 bin 370 tonunun sofralık olarak değerlendirileceği, kalan kısmından ise 72 bin 21 ton zeytinyağı elde edilmesinin tahmin edildiği kaydedildi. Raporu açıklayan İTB Zeytin ve Zeytinyağı Meslek Komitesi Başkanı Selim Kantarcı, geçen yıldan 60 bin ton stok devredildiğini belirterek, "Stokla birlikte bu sezon Türkiye'nin elinde 130 bin ton civarında zeytinyağı olacak. Bu miktar ihracata da iç piyasaya da yeter" dedi.

Friday, September 28, 2007

Uluslararası Zeytin Konseyi (IOOC ) Zeytin Ürünleri Piyasası Raporu Özeti


Ağustos 2007 Pazar Yorumu -No.17

Derleyen , Çeviren : M. Hakkı Yazıcı


2006/07 sezonu zeytinyağı üretimi aylar önce bitti. Genelde, daha önceki yorumlarımızda belirtildiği gibi, bu yılın üretimi, ilk üretim beklentileri ve üretici fiyatlarıyla olağanın dışındaki 2005/06 sezonunun ardından, normal olarak değerlendirilebilir.

IOC tarafından gelecek üyeler meclisi oturumunda kontrol edilip ve onaylanacak olan en son tahminlere göre, İspanya 1.108.700 ton, üretim yaptı. Bu miktar, bir önceki yılın % 34, son dört sezonun ortalamasının ise % 8 üzerindedir.

İtalyan İstatistik Enstitüsü ISMEA tarafından yayımlanan rapordaki en son rakamlara göre, İtalya’nın üretimi 591.700 tondur. Yunanistan zeytinyağı üretimi için tahminler yaklaşık 370.000 ton iken Tunus için 170.000 ton civarındadır.

2006/07’de Türkiye 166.000 ton, Suriye 154.000 ton ve Fas 75.000 ton üretim yaptı. 2006/07 sezonunda toplam dünya zeytinyağı üretimi, 2005/06 sezonundaki 2.593.000 tonluk üretime karşılık, % 9,31’lik artışla 2.834.500 ton olarak hesaplanmaktadır.

2006/07 sezonundaki sofralık zeytin sektörüne dönüldüğünde, dünya üretimi 2005/06 sezonundaki 1.762.500 tonluk üretime göre hafif bir artışla 1.832.500 ton olarak kaydedilmiştir. İspanya, 2006/07’de bir önceki sezonun % 18 üzerinde olan 501.500 tonluk üretimle bu artışın en büyük kısmını gerçekleştirdi.

En önemli Avrupa Birliği ülkeleri piyasalarındaki haftalık, aylık rafine ve extra virgin zeytinyağı için üretici fiyat değişikliklerine bakıldığında;

-Ağustos 2007 sonunda, başlıca AB ülkeleri piyasalarında virgin zeytinyağı fiyatları, geçen ayların düşük seviyesinde kalmış veya bir miktar toparlanmıştır.
-Virgin zeytinyağı için fiyatlar, bir önceki yıla göre, İtalya’da % 15, İspanya’da % 25, Yunanistan’da % 27 düşük gerçekleşmiştir.
-Rafine zeytinyağı için de fiyatlar, bir önceki yılla karşılaştırıldığında, İtalya’da % 24, İspanya’da % 25, Yunanistan’da % 27’lik düşme göstermiştir.
-Rafine ve virgin zeytinyağı için üretici fiyatları, belirgin bir şekilde aynı eğilimi korumuşlardır.
-2007 baharında, başlıca AB ülkeleri piyasalarında virgin zeytinyağı fiyatları, 2006’nın aynı döneminin fiyatları ile karşılaştırıldığında düşmüştü. Bu düşüş eğilimi, Haziran 2007 sonu itibarıyla, biraz toparlanma gözlemlendiğinde durdu. Daha önceki rapor özetlerinde yorumlandığı gibi, bu olağandışıydı; zira üretici fiyatları, önceki yılların bahar aylarında genellikle hafif bir yükselişe sahip olduğu kaydedilmiştir. Bu durumun bazı açıklamalarıyla ilgilenenler Haziran 2007 raporumuza başvurabilir.

2007/08 sezonu için ihtimallere bakılırsa, hem sofralık zeytinde, hem de zeytinyağında 2006/07 sezonuna göre bir miktar artan üretim beklenmektedir. Son aylarda üretim alanlarının çoğunda iyi bir hasadın müjdecisi uygun hava koşulları kaydedildi. Hala pek çok konuda tahmin için erken olmakla birlikte bu parlak bakış, 28 haziran 2007’deki IOC Danışma Komitesi’ndeki görüşmelerde teyit edildi. Bu üretim seviyesi öngörülerek, önümüzdeki aylar için İspanya zeytinyağı piyasa fiyatları beklentileri düşüktür.

Thursday, September 27, 2007

Tüccarlar zeytinyağını stokladı ramazanda fiyatlar arttı‏


Mine Özdemir, REFERANS
27.09.2007

Türkiye'nin en az bir yıl üretim yapmasa bile iç tüketime yetecek kadar ürün stoku olduğunu söyleyen Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, tüccarların daha çok para kazanmak amacıyla ürün stokladığını bu yüzden Ramazan'da fiyatların arttığını belirtiyor.

Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı sektörü son 5 yılda üretim açısından hızlı bir büyüme sürecine girdi. Çiftçiye verilen destekler sayesinde zeytin ağacı varlığı 150 milyonun üzerine çıktı. Ancak sektör temsilcilerine göre ihracat ve iç piyasa bu hızlı büyümeden payını almıyor.

Sektörün son 5 yılda üretim açısından büyüdüğünü ifade eden Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, "Ağaç varlığının artmasıyla Türkiye'nin üretim potansiyeli de arttı. Ancak bu büyümenin karşılığı ihracattan ve iç piyasadan tam olarak alınamıyor. Türkiye son iki yıldır zeytinyağı ihracatında ivme kaybetti. 2 yıl önce 92 bin ton ihracatımız oldu. Ekim sonrasında varacağımız rakam 42 bin ton olacak. Zeytinyağı ihracatında hamle yapılmış gibi görünse de bu durum geçicidir" diyor.

Ramazan'da zeytinyağı fiyatlarında artış yaşandığını dile getiren Ölken, bunu iki sebebe bağlıyor: "Bu yıl hiç olmaması gereken bir artış yaşandı. Türkiye'nin en az bir yıl üretim yapmasa bile iç tüketime yetecek kadar ürün mahsulü ve stoku var. Ürünlerdeki fiyat artışına spekülasyon yaratarak daha çok para kazanmak amacıyla ürünü elinde tutan tüccarlar neden oldu. Önümüzdeki dönemde de fiyat artışı yaşanacak ve bu raflara yansıyacak."

80 bin ton rekolte bekleniyor

Türkiye'de üreticilerin yanlış yönlendirildiğini belirten Ölken, TARİŞ başta olmak üzere bazı siyasetçilerin fiyatlarda spekülasyonuna yol açacak demeçlerde bulunmaları nedeniyle üreticinin malı satmadığına ve depolarda beklettiğine dikkat çekiyor. Zeytin ağacının kuraklığa dayanıklı olduğu için bu yıl yaşanan kuraklıktan zarar görmediğini anlatan Ölken, geçen yıl 170 bin ton olan zeytin rekoltesinin bu yıl 80 bin ton olacağını tahmin ettiklerini belirtiyor. Bu yıl mayıs ayında zeytin ağaçlarının çiçekten meyveye dönerken iklim koşulları uygun olmadığı için istenilen mahsulün elde edilemediğini ifade eden Ölken, "Bu durumun kuraklıkla ilgisi yok. Ağaç çok iyi yağış da alsaydı, istenilen hava şartları gerçekleşmezse ürün olmaz" diye konuşuyor. Bu yıl Türkiye'nin yok yılı olduğuna işaret eden Ölken,mayıs ayında hava koşulları sorun yaratmasaydı 140 bin ton ürün elde edileceğini kaydediyor.

Zeytinyağında rekolte az olduğu için ihracatla ilgili sıkıntıların devam edeceğini anlatan Ölken, istikrarsız bu yapıda markalı ürün satmada zorlandıklarının altını çiziyor. Hammadde tedarikindeki sorunlardan dolayı uzun vadeli markalı yatırım yapılamadığına dikkat çeken Ölken, bu durumda ortaya çıkacak yatırım maliyetleri riskine katlanmayı göze alamadıklarını dile getiriyor. Türkiye'de zeytinyağı tüketiminin kişi başına 1 kilo gram olduğunu kaydeden Ölken, tüketilen yağların 25 bin tonun markalı olduğunu belirtiyor.

Tanıtım yapmak gerek

Sağlık açısından yararlı olduğu için zeytinyağının tüketilmesinin çok gündemde olduğunu ifade eden Ölken, bu durumun istatistiksel rakamlara yansımadığını dile getiriyor. Zeytinyağını Türk insanının çok fazla tanımadığını vurgulayan Ölken, "1 litre zeytinyağı 10 liradan satılıyor. Bu rakam çok da ekonomik değil. Bizim yapmamız gereken Türkiye genelinde bir tanıtım yapmak," diyor. Devletin zeytinciliği teşvik ettiğini dile getiren Ölken, "Türkiye'de zeytinyağı üretim potansiyeli olduğu için aşırı stok tehlikesi bulunuyor. Ürün yetiştikten sonra devletin destek vermesi gerekiyor," diyor.

Verde ihracat ağını genişletiyor‏


27.09.2007 / Referans

Zeytinyağı sektöründe boy gösteren Verde A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gençer Ulukartal, bu sezon için önlerine üç temel hedef koyarak bu hedeflere ulaştıklarını belirterek, "Bunlardan ilki yurtiçi ve yurt dışında ambalajlı ürün sayısını arttırmak, ikincisi yurtdışındaki klasik pazarlarımız olan ABD, İtalya ve İspanya'nın dışına çıkarak ihracat pazarlarımızı genişletmek, üçüncüsü ise yurt içinde bayilik teşkilatımızı oluşturmaktı. Bu üç hedefe de ulaştık" diye konuştu.

Yurt içinde zincir marketlerde yaptıkları çeşitli aktivitelerle ambalajlı ürün sayısını artırdıklarını söyleyen Ulukartal, yurtdışında ise klasik ihracat pazarlarının dışına çıkarak Rusya, Ukrayna,Çin ve İran gibi pazarlara da ürün vermeye başladıklarını kaydetti. 2006 yılında Türk zeytinyağı sektörünün ihracat açısından zor günler geçirdiğini dile getiren Ulukartal, bunun temel nedeninin yurt içinde oluşan fiyatların yurt dışı fiyatlarının üzerinde kalması ve ihracatçının yurt dışında fiyat tutturmasında zorluk yaşaması olduğunu söyledi.

Karasu havuzuna yarım milyon YTL'lik yatırım

Verde'nin bu sezon daha ziyade altyapı, çevre ve sistem yatırımlarına ağırlık verdiğini aktaran Ulukartal, zeytinyağı sektörünün önemli bir sorunu olan karasu atığını bertaraf etmek üzere, yarım milyon YTL'ye ulaşan dev bir karasu havuzuna yatırım yaptıklarını ve bunun Türkiye'de bir ilk olduğunun altını çizdi. Ulukartal, yağ stoklama kapasitelerini yüzde yüz artırdıklarını ve rafinelerini modernleştirdiklerini belirterek, "Yaptığımız çalışmalarla ISO 9001 ve ISO 22000 belgelerini almaya hak kazandık. Bu dönemde yapılan yatırımlar 2 milyon dolara yaklaştı. Önümüzdeki yıl da yatırımlarımıza devam ederek, şişeleme kapasitesini artırmaya yönelik ek yatırımlar yapmayı hedefliyoruz" dedi.

Ramazan ayına özel etkinlikler

Genel anlamda her Ramazan ayında zeytinyağı tüketiminin arttığını söyleyen Ulukartal, firma olarak zeytinyağını tüketiciye en uygun fiyatla sunmak ve zeytinyağı tüketim alışkanlığını artırmak için,Ramazan ayı boyunca zincir marketlerde çeşitli etkinlikler düzenlediklerini kaydetti. Ramazan öncesi ve Ramazan boyuncazeytinyağı hammaddesine gelen zamları firma olarak fiyatlarına yansıtmadıklarını dile getiren Ulukartal, fiyatlarını makul düzeyde tutmak için direndiklerinin altını çizdi.

Türk-İş 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı' Araştırması


-Zeytin yine yoksulun katığı.
-Birçok Gıda maddesinin fiyatı arttı; zeytin, zeytinyağının fiyatı artmadı.


Kaynak:(YZE-MAY-SN-Y) (İhlas Haber Ajansı)
27 Eylül 2007 Perşembe

Türk-iş'in Araştırmasına Göre Ramazan Ayı ile Birlikte Birçok Temel Gıda Maddesinin Fiyatı Arttı. Kutsal Ay Ramazan Ayı Fırsat Bilinerek Yapılan Fiyat Artışları Aile Bütçesini Olumsuz Etkiledi. Vatandaşlar Sadece Temel Gıda Maddelerine Geçmiş Aya Göre 28 YTL Daha Fazla Harcama Yapmak Zorunda Kaldı. Mutfak Enflasyonu Eylül 2007 İtibariyle Aylık Yüzde 4.46 Oranında Artarken, Son 12 Ay İtibariyle ...

Türk-İş'in araştırmasına göre Ramazan ayı ile birlikte birçok temel gıda maddesinin fiyatı arttı. Kutsal ay Ramazan ayı fırsat bilinerek yapılan fiyat artışları aile bütçesini olumsuz etkiledi. Vatandaşlar sadece temel gıda maddelerine geçmiş aya göre 28 YTL daha fazla harcama yapmak zorunda kaldı. Mutfak enflasyonu Eylül 2007 itibariyle aylık yüzde 4.46 oranında artarken, son 12 ay itibariyle fiyat artışı yüzde 12.29 olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ tarafından 20 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yapılan 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı' araştırmasının Eylül 2007 ayı sonuçları açıklandı. Buna göre, Eylül 2007 itibariyle, 4 kişilik bir ailenin 'mutfak' için yapması gereken harcama tutarı (açlık sınırı) 655.65 YTL olurken, gıdanın yanı sıra konut, giyim, ulaşım, sağlık, eğitim, kültür gibi diğer zorunlu harcamaların karşılanabilmesi için eve girmesi gereken toplam tutar (yoksulluk sınırı) 2.135.65 YTL olarak hesaplandı. Gıda maddelerine Ramazan ayı fırsat bilinerek yapılan fiyat artışları, aile bütçesini olumsuz etkiledi. Sadece temel gıda maddeleri nedeniyle, geçmiş aya göre 28 YTL daha fazla harcama yapmak durumunda kalındı. 2006 yılının aynı ayında sadece gıda harcamasının 583.90 YTL olduğu dikkate alındığında, son bir yıl itibariyle mutfağa gelen ek yük 71.75 YTL olarak hesaplandı. Asgari ücretin halen net 419.50 YTL olduğu dikkate alındığında, 4 kişilik bir ailenin sadece beslenme ihtiyacının karşılanabilmesi için 1.5 asgari ücret gerektiği ortaya çıktı.

Ankara'da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 4.46 oranında arttı. Böylece yılın ilk 8 ayında meydana gelen fiyat artışının yaklaşık iki katı bu ayda gerçekleşmiş oldu. Gıda harcaması çalışmasına temel alınan beslenme kalıbında yer alan bazı ürünlerin fiyatlarında Eylül 2007 itibariyle gözlenen değişim şu şekilde oldu:

"Süt, yoğurt, peynir grubunda; ürünlerin hemen tümünde fiyat artışı tespit edildi. Yoğurtta fiyat artışı yüzde 10 olurken, süt ve peynirde artış oranı yüzde 3 düzeyinde kaldı. Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat gibi ürünlerin bulunduğu grupta; kıyma et fiyatı arttı, sakatat ve tavuk fiyatı aynı kaldı. Balık mevsiminin başlamasıyla tezgahta satışına başlanan istavrit, hamsi gibi nispeten ucuz türler beslenme harcamalarında nispeten ucuz alternatif oldu. Okulların açılmasıyla birlikte yumurta fiyatı yüzde 5 oranında arttı. Bakliyat ürünlerinden (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya vb.) mercimek fiyatında artış, nohut fiyatında gerileme gözlenirken diğerlerinin fiyatının aynı kaldığı belirlendi. Meyve-sebze grubu ortalama fiyatı bu ay fazla değişmedi. Ancak ortalama sebze fiyatı geçen aya göre artarken, meyve fiyatı geriledi. Geçtiğimiz ay fiyatı kilogramda 10 YKr gerileyen patates ve kurusoğanın fiyatı bu ay aynı tutarda zamlandı. Ekmek, pirinç, un gibi ürünlerin bulunduğu grupta; genelde bu ay 'Ramazan pidesi' tercih edildiğinden, 300 gram pidenin 75 YKr fiyatı harcamaları kısmen yükselten unsur oldu. Makarna ve bulgur fiyatı artarken, pirinç ve irmik fiyatı ise değişmedi.

Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden; tereyağı ve zeytinyağı fiyatı değişmedi, ayçiçek yağı ve margarin fiyatı ise arttı. Siyah ve yeşil zeytin, şeker, reçel ve tuz fiyatı aynı kalırken, bal ve pekmez fiyatı bazı marketlerde geriledi. Çay fiyatı artarken, yeni ürün ıhlamur fiyatı yüzde 30 oranında artışla raflarda yerini aldı, salça fiyatında da bu ay artış meydana geldi."

Wednesday, September 26, 2007

haberler...haberler...haberler...haberler...


Mut, Zeytin Üretiminde İddialı

(HÇ-MT-MEF-E) (İhlas Haber Ajansı)

Mersin'in Mut ilçesinde, zeytin üretiminde bu yıl rekoltenin 65 bin tonu aşmasının beklendiği bildirildi.

80 bin dekar alanda zeytin yetiştiriciliği yapılan ilçede son 5 yılda 10 milyon zeytin fidesi dikildiği, bu yıl zeytin rekoltesinin 65 bin tonu, zeytinyağı üretiminin ise 4 bin tonu aşmasının beklendiği belirtildi.

Mut Ziraat Odası Başkanı Ali Çelik, ilçede 260 bin dekar ekili arazinin 80 bin dekarında zeytin yetiştiriciliği yapıldığını belirterek, bu yıl rekoltenin 65 bin tonu aşmasının beklendiğini ifade etti. İlçede zeytin ağaçlarının her geçen gün inanılmaz şekilde arttığını belirten Çelik, hedeflerinin zeytin üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer almak olduğunu vurguladı. İlçede Ayvalık ve Gemlik cinsi zeytinin ön plana çıktığını ifade eden Çelik, ilçede son teknolojiyle donatılmış 5 zeytinyağı fabrikası bulunduğunu, ancak bu fabrikaların yetersiz kaldığını sözlerine ekledi.


Bursa'da zeytin halkalı leke ile mücadele başladı
Dünya, 26/09/2007


BURSA - Bursa'da, "Zeytin halkalı leke hastalığı"yla ilgili sonbahar dönemi mücadelesinin başladığı bildirildi. Bursa İl Tarım Müdürü Hüseyin Yıldızer, söz konusu hastalığın zeytin ağaçlarında yaprak dökülmesine, verimin yüzde 30-40 azalmasına, sürgün ve ince dalların kurumasına neden olduğunu ifade etti. Hastalığın, il genelinde 9.5 milyon zeytin ağacını etkileyebileceğini belirten Yıldızer, hava sıcaklığı ve hava nispi rutubetinin uygun gitmesinin, hastalığın yaygınlaşması için uygun şartları oluşturduğunu kaydetti. Yıldızer, üreticilerin zeytinliklerinde hastalık görülmeden tedbirlerini almaları gerektiğini dile getirdi.
...

Zeytin Halkalı Leke Hastalığı ile Mücadele Dönemi Başladı
26.9.2007, Cihan Haber Ajansı


Zeytin ağaçlarına zarar vererek büyük kayıplara yol açan Zeytin Halkalı Leke Hastalığı ile mücadele dönemi başladı. Zeytin ağaçlarında büyük zarara neden olan Zeytin Halkalı Leke Hastalığına karşı başta ilaçlama olmak üzere gerekli tedbirlerin alınması konusunda uyarı yapıldı. Bursa İl Tarım Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada Zeytin Halkalı Hastalığı ile mücadele zamanının geldiği belirtilerek, "Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın, zeytin ağaçlarında yaprak dökülmesi ile yüzde 30-40'lara varan bir verim düşüklüyüne sebep olduğu bildirildi. Açıklamada, "Bunu yanında sürgün ve dallarında kurumasına sebep olan Zeytin Halkalı Leke Hastalıkla sonbahar mücadele dönemi başladı." ifadeleri kullanıldı. Hava sıcaklığı ile birlikte nisbi rutubetinde Zeytin Halkalı Leke Hastalığı açısından olumlu gitmesinin yayılmasına zemin hazırladığına işaret eden İl Müdürü Hüseyin Yıldızer, "Üreticilerimizin zeytinliklere hastalık girmeden ilaçlama yaparak tedbirlerini almaları gerekmektedir. Bunun içinde Tarım İl Müdürlüklerine de tavsiye edilen yüzde 1'lik bordo bulamacı, hazır bordo bulamacı, hazır bakırlı ve bitertanol etkili maddeli ilaçlardan kulanılmalıdır." şeklinde konuştu.


Tütün yerine zeytini seçince zengin oldular
Kaynak : http://www.tarimsalbilgi.org/

Manisa Seyitoba köyündeki çiftçiler 5 yıl öncesine kadar sadece tütüncülükle geçiniyordu. Ancak ek bir işe yönelen ve iyi cins zeytin fidanı yetiştiren çiftçiler yılda toplam 3.5 milyon YTL kazanmaya başladı.

Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Seyitoba köyündeki çiftçiler tütün yerine zeytini seçince gelirleri arttı. 130 haneli köyde muhtar olan Hasan Sarıdağ, yetiştirdikleri zeytin fidanlarını Türkiye'nin çeşitli bölgelerine gönderdiklerini, zeytin fidanı yetiştiriciliği sayesinde köy ekonomisinin 3 yılda neredeyse ''zirveye ulaştığını'' ve yıllık gelirlerinin 3.5 milyon YTL'yi bulduğunu söyledi.

FİDANLAR SERTİFİKALI

5 yıl önceye kadar köyde tütün yetiştirildiğini ancak tütüne alternatif ürün arayışına girdiklerinde, zeytin fidanı yetiştirme...

...

1.Aydın Zeytin & Zeytinyağı Şenliği kapsamında kitapçık basılacak.

29 Ekim-03 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan 1.Aydın Zeytin & Zeytinyağı Şenliği kapsamında Zeytin,Zeytinyağı Sektör Kitapçığı basılacaktır. Bu kitapçığın içeriğinde zeytinyağı tadım kriterleri,tadım yöntemleri, zeytinyağı kalitesini etkileyen faktörler v.b.bilgiler ile sektörde faaliyet gösteren firmalarımız yeralacaktır.Kitapçığın asıl basım amacı zeytin ve zeytinyağı sektöründe faaliyet gösteren tüm firma, kurum ve tedarikçilerin bilgilerinin bir arada toplanarak sektöre dağıtılması yönündedir. Kitapçık şenlik süresince Türkiye'nin dört bir yanından gelen tadımcılar ve çeşitli firmalara dağıtılacaktır. Ayrıca Z&Z Dergisinin Kasım Ayı sayısıyla birlikte dağıtımı yapılacak olup 17-18-19 Nisan tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek olan Anatolive 2008 fuarında da dağıtılacaktır. Zeytin,Zeytinyağı Sektör Kitapçığında yer almak isteyen firmaların 10 Ekim 2007 tarihine kadar aydintadimpaneli@gmail.com adresine mail atmaları gerekmektedir.

...

Edremit Altınoluk'taki tarihi zeytinyağı fabrikası müze oluyor...

BALIKESİR'in Edremit İlçesi'ne bağlı Altınoluk Beldesi'nde bulunan tarihi zeytinyağı fabrikasının restore edilerek müze haline getirilmesi kararlaştırıldı. Çam Mahallesi Kuyudere bölgesinde bulunan İbrahim Erdim'e ait zeytinyağı fabrikasını belediyenin olanaklarıyla restore ederek zeytinyağı müzesi haline getireceklerini açıklayan Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, "Mülk sahibi ile anlaşma sağlandı. Restorasyon projesi yapılıyor" dedi. Altınoluk'ta turizmin gelişmesi için alternatif projeler hazırladıklarını belirten Aynur,"Fabrika müzeye dönüştükten sonra eski taş baskı üretim sistemi ve makineler aslına uygun olarak korunacak"

...

Edremit Körfezi'nde bu yıl zeytin ilaçlaması yapılmıyor..
Kaynak :www.tarimmerkezi.com
27-Eylül-2007 Persembe

Balıkesir Tarım İl Müdürü Ruknettin Ceyhun, zeytin ilaçlamasının bu yıl yapılmayacağını söyledi. Havran AK Parti İl Genel Meclis Üyesi ve Ziraat Odası Başkanı Emin Ersoy'u makamında ziyaret eden İl Tarım Müdürü Ceyhun, Edremit Körfezi'nde her yıl uçak ile yapılan zeytin ilaçlamasının bu yıl ihalede çıkan pürüzler sebebiyle yapılamayacağını söyledi. Ceyhun,"Körfezde beş ilçe bulunmakta. Bu beş ilçenin ziraat oda başkanları bir araya gelip, bu ilaçlama konusunu çözebilirler. Her oda yönetiminden üç kişiden oluşan yönetim kursalar, ortak bir de başkan belirlediklerinde kendileri birlik kurmuş olacaklar. Ziraat odaları istese bütçeleri ile zeytinleri ilaçlamak için uçak bile alabilirler. Körfezin en önemli geçim kaynağı zeytin. Bu yüzden üreticiler hasat döneminde biraz daha bilinçli davransalar, daha çok verim elde edebilirler," dedi.

...

Bafa Zeytinyağları'ndan yeni ürün‏

Referans, 27.09.2007

Bafa Tarım Ürünleri Sanayii Limited Şirketi adıyla 1996 yılında kurulan ve 2001'den beri Bafa Zeytinyağı markasıyla sızma, naturel ve riviera tipi zeytinyağı üreten firma ürün portföyüne yeni bir ürün ekledi. "Kendi Bahçemizden Sızma Zeytinyağı" adlı ürünü piyasaya süren firma,özel bir teknikle üretilen ve filtre edilmeden güneş ışığını geçirmeyen koyu renk şişelerde satışa sunulan ürünüyle, geniş bir tüketici kitlesine hitap etmeyi hedefliyor.

Tuesday, September 25, 2007

Reform yapmazsak Tanrı’yı gücendirmiş oluruz


Fethi Coşkuntuncel/Adana Ticaret Borsası Başkanı

Referans
20.09.2007


Gelişmek, insanına daha refah dolu bir ortam yaratmak isteyen Türkiye’nin atması gereken ilk adım, tarımda yapacağı reformdur. Türkiye, bu reformu sadece AB süreci için değil, bir türlü düzeltemediği ekonomisi, işsiz olduğu için mutsuz olan halkı için yapmak zorundadır. Tarımda şiddetle ihtiyaç duyulan reformları yapmazsak, bu ülkeye bu toprağı, bu iklimi, bu suyu, bu güneşi veren Tanrı’yı da gücendirmiş olacağız.

Yıllar önce tarımda kendi kendine yeten bir ülkeydik. Ancak, bugün insanların beslenme alışkanlıkları değişti. Türkiye elbette tarımsal ithalat yapacak. Ancak, planlamayı iyi yaparak. Yani yetiştiremediği, rekabetçi olamayacağı ürünleri elbette dışarıdan satın alacak. Bugün yaptığımız ithalatı kastetmiyorum. Üretebileceğimiz ne varsa ithal ediyoruz bu doğru değil. Zaten Türkiye'de tarımın sorunlarını çözmek isterseniz ilk yapacağınız gümrüklere bakmak olmalı. Ne satın alıyoruz? Pamuk, yağlı tohum, mısır hatta buğday alıyoruz. Yazık bu memlekete ve ödediğimiz milyar dolarlara. Bu paraların bir kısmını Türk çiftçisine teşvik primi olarak versek dağda taşta üretim olur. İşsiz insan kalmaz. Tabi sadece gümrüklere bakmak yetmez. Biraz da kafayı kaldırıp dünyaya bakmak lazım.

Sıkıntılı bir dönem geçireceğiz

Adana'nın can damarı pamuk. Varsa zenginlik vardır, yoksa sıkıntı. Bir dönem pamuktan uzak kalmamız Adana'ya ciddi zararlar verdi. Bu kentin ekonomik kalkınma enstrümanı, her şeyidir pamuk. Altınkoza Festivali'nin, Adanaspor'un amblemine kazınmıştır. 2006 yılı pamuk ekim alanları 2005 yılından yüzde 35 daha fazlaydı. Ülke pamuk ihtiyacını karşılamaya doğru giderken bu kez düşük döviz ithal pamuğu cazip hale getirdi, Türk pamuğu rekabet edemedi. Hükümet, bu sıkıntıyı bir nebze olsa gidermek amacıyla prim sistemini harekete geçirdi. Oldukça da faydalı oldu. Ama pamuk üreticisi beklediği karlılığı yakalayamadı. O nedenle bu yıl yeniden mısıra yöneliş var. İl Tarım Müdürlüğü ile yaptığımız çalışma pamuk ekim alanlarının yeniden mısıra yöneldiğini gösteriyor. Yine sıkıntılı bir dönem geçireceğiz.

Hatırlarsanız 2005'te mısır bolluğu çiftçiyi üzmüştü. Ürünler Ceyhan nehrine dökülmüştü. Bu yıl aynısını yaşarız diye kaygılanıyorum. Bereketli yılın üreticiyi perişan ettiği dünyanın tek ülkesi Türkiye'dir. Çünkü tarımımızın bir üretim programı yok. Ne üretmeliyiz? Ne kadar üretmeliyiz? Sorularına cevap verecek üreticiyi yönlendirecek bir yetkili yok. Mısır üretiminde Türkiye'nin ihtiyacı 600 bin ton. Şimdiden 900 bin ton ithal mısır bağlantısı yapılmış. Şu ana kadar 670 bin tonu ülkeye girmiş. Türkiye'nin 2 milyon ton mısırı dünya satamaz. Ofis satıyor ama tonunu 220 dolara aldığı mısırı 135 dolara ihraç etme gibi bir başarı (!) sağlıyor. Böyle plansız programsız bir sistem kimsenin yüzünü güldürmez.

Çiftçi arazisinden uzaklaşırsa maliyetleri artar

Benzer bir başka sorunumuz daha var. Özellikle Adana'da yaşanıyor. Çiftçinin 24 saati arazisinde geçmeli. Bizde her çiftçinin kent merkezinde evi var. Her gün aracı ile arazisine gidip-geliyor. Çocukları okul için kent merkezinde kalıyor. Çiftçi arazisinden uzaklaşırsa maliyetleri artar. Onu üretim yaptığı alanda tutacak altyapıyı hazırlamak lazım. Tarımın en önemli sorunlarından biri de yüksek girdi maliyetleri. Türk çiftçisinin dünya ile rekabet etme şansı yok. Yunanistan'da mazotun litresi 0,60 euro iken bizde 2 euro. Yunanistan çiftçisi Irak'a, İran'a tarım ürünleri ihraç ediyor biz yanı başımızdaki bu ülkelere yüksek girdi nedeni ile ürün satamıyoruz. Türkiye 1,2 milyar dolarlık pamuk bir o kadar bitkisel yağ, et ithal ediyor. Bu tabloyu kimse bize yakıştıramıyor. Bu kadar israfı, ithalatı taşıyabilecek bir ülke değiliz. Dış ve iç borç 180 milyar doları bulmuş. Bizim böyle israfa ve vakit kaybına tahammülümüz yok. Kesintiye uğramazsa son beş yılda yüzde 7 büyümüşüz. Şükürler olsun, son 4 yılda bir kriz yaşamadık. Şimdi reform yapma zamanı. Ama, bir daha seçilememe riski ile siyasetçi yapılması gereken reformları yapmıyor.

Bu ülkenin geleceğini düşünen radikal kararı almasını bilmeli.

Ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatına ekimde vize


Dünya
25/09/2007


GAZİANTEP - Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan (DTM) yapılan bir açıklama ile ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalat yasağının yaşanan kuraklık nedeniyle beş aydan iki aya düşürüldüğü duyuruldu. Ekim ayının başından itibaren bu ürünlerde ithalat yapılabilecek.
Yerli üreticinin korunması amacıyla 1 Ağustos-31 Aralık döneminde uygulanan ithalat yasağının 1 Ağustos-30 Eylül dönemiyle sınırlandırılması ile ilgili DTM'den yapılan açıklamada, şunlar ifade edildi: "Bu yıl kuraklıktan dolayı yurtiçi ve yurtdışı yağlık ayçiçek tohumu rekoltesinde yaşanan düşüş, yerli ayçiçek tohumu üreticilerimizin 2007-2008 kampanya dönemi ürününün satışlarını tamamlamış olmaları ve dış piyasa fiyatlarında ortaya çıkan önemli artışlar dikkate alınarak, bitkisel yağ ihracatçılarımızın hammadde temininde sıkıntı yaşamamaları, fiyat artışından kaynaklanan ilave finansman yüküyle karşılaşmamaları ve yurtdışında kazandıkları pazarlarını kaybetmemeleri amacıyla dahilde işleme izni belgesi kapsamında 1 Ağustos-31 Aralık döneminde uygulanan mamul ürün ihracatı öncesi ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatı yasağının 5 aydan 2 aya düşürülerek, 1 Ağustos-30 Eylül döneminde uygulanmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır."

Yaşanan kuraklık nedeniyle, ürün azlığının Türkiye'de büyük bir yağ açığı doğurduğunu söyleyen Kadooğlu Yağ Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Müdürü Celal Kadooğlu ise "Bu ithalat yasağının sürecinin aşağı çekilmesi yerinde bir karardır. Bu sayede ihracat rakamımız yükselecek. Artık ihracat yaptığımız kadar ithalat yapma olanağımız var" şeklinde konuştu. Irak ve Ortadoğu pazarına başka ülkeler tarafından yağ satılmaya başlandığını, bunun da Türkiye'deki yağcılara pazar kaybı yaşattığını söyleyen Kadooğlu, "Yasak sürecinin geriye çekilmesiyle pazar kaybımızı minimuma indirmiş olacağız. Farklı pazar arayışlarına yönelip, ihracatımızı daha rahat yapacağız" dedi.
...


Vergisiz ayçiçek ithaline izin çıktı ihracatçı rahatladı

Sinan Doğan /Referans Gazetesi
25.09.2007



Dış Ticaret Müsteşarlığı ayçiçek üreticisinin ürününü satması üzerine hammadde sıkıntısı çeken yağ üreticilerinin taleplerini karşılayabilmesi için ithalata izin verdi. Dahilde işlem rejimi kapsamında yağ firmaları 1 Ekim'den itibaren ham ayçiçek yağı ve tohumu ithal edebilecek.


Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) İhracat Genel Müdürlüğü, 18 Eylül'de aldığı karar ile dahilde işleme izin belgeleri kapsamında yapılan ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatını kolaylaştırdı.

Yerli ayçiçek üreticisini korumak için Ağustos 2004 tarihinden itibaren 1 Ağustos ile 31 Aralık tarihleri arasındaki 5 aylık sürede firmalara ihracatın önceden yapılması kaydıyla ithalat izni veren Dış Ticaret Müsteşarlığı, kuraklık sonucu azalan ürün rekoltesi ve artan fiyatları dikkate alarak 30 Eylül tarihinden sonra ithalat için önce ihracat yapma şartını kaldırdı.

Üreticinin de 2007-2008 kampanya dönemi ürününün satışını tamamladığına dikkat çeken müşteşarlık, bitkisel yağ ihracatçılarının hammadde temininde sıkıntı yaşamamaları, fiyat artışından kaynaklanan ilave finansman yüküyle karşılaşmamaları ve yurtdışında kazandıkları pazarların kaybedilmemesi için bu kararın alındığını da açıkladı. Böylece bitkisel yağ firmaları 1 Ekim'den itibaren dahilde işleme rejimi çerçevesinde ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithal edip bunları işleyecek. Firmalar, ihracatlarını ise ithalattan sonra gerçekleştirebilecek. Ülke gruplarına göre ayçiçek tohumu ithalatında yüzde 27 ile yüzde 45, ham ayçiçek yağında ise yüzde 19,5 ile yüzde 60 arasında Gümrük Vergisi alınıyor. Dahilde işleme rejimi çerçevesinde ise teminat karşılığında Gümrük Vergisi ödenmeden ithalat yapılıyor.

İhracatçı rahatlayacak

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın kararının, işleyecek hammadde bulmakta sıkıntı çeken bitkisel yağ firmalarını rahatlatacağını kaydeden Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı A. Edip Uğur, ihracatta da sorun yaşanmayacağını kaydetti. Ülkenin yağlı tohum üretiminin ihtiyacının çok gerisinde kaldığına dikkat çeken Uğur, "Yağlı tohum ihtiyacının yüzde 70'ini ithal etmek zorunda kalıyoruz. Yağlı tohum ve ham yağ açığımız giderek artıyor. Geçen yıl tonu 600-650 dolar olan mısır yağı 1250 dolara kadar çıktı. Palm, ayçiçek ve diğer yağların fiyatları da hızla artıyor. Yapılan düzenleme, özellikle Irak gibi bölge ülkelerine çalışan ihracatçıları rahatlatacak" dedi.

Dış piyasalara bağlı olarak iç piyasa fiyatlarının da yükseldiğini belirten Uğur, düzenlemenin içerdeki fiyatları baskı altına almayacağını kaydetti. Uğur, "Üretici ayçiçek tohumunu 82.5 yeni kuruştan Trakya Birlik'e sattı. Ayrıca 20 yeni kuruş prim ödemesi bekleniyor. Bu şekilde üreticinin eline 1 YTL'nin üzerinde para geçecek. İthalattaki kolaylıklar, üretici fiyatları üzerinde baskı yaratmaz" dedi.

Sektör finans yükünden kurtulur

Orkide markasıyla yağ üreten Küçükbay AŞ'nin Dış Ticaret Müdürü Ahmet Kuddusi Us ise düzenleme ile bitkisel yağ firmalarının büyük bir finansman yükünden kurtarıldığını kaydetti. Firmaların beş ay boyunca kendi finans imkânları ile ihracat yaptığını, bu süreden sonra dahilde işleme çerçevesinde vergisiz ham yağ ithal edebildiğini dile getiren Us, "Bu uygulama küçük üreticilerin belini büküyordu. Düzenleme ihracatçıları bu yükten kurtardı" diye konuştu. Sektörün hammadde bulma konusunda sıkıntılarının devam ettiğini kaydeden Us, yerli hammadde üretiminin ihtiyacın sadece beşte birini karşıladığını kaydetti.

Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen, dahilde işleme rejimi kapsamında ithalatın kolaylaştırılmasının bu sezona özgü olarak üreticiye yönelik bir sorun yaratmayacağını ancak bu uygulamanın kalıcı hale gelmemesi gerektiğini söyledi.

Monday, September 24, 2007

Ege’de sabaha karşı


Cüneyt ÜLSEVER
culsever@hurriyet.com.tr

Hürriyet İnsan Kaynakları Eki, 23 Eylül 2007 Pazar


Bir arkadaşımın uyarısı ile sabaha karşı uyandım. Denize karşı oturdum. Karşımda Midilli Adası. Edremit Körfezi’nin ortasındayım. Arkama aldığım kara parçası zeytin ağaçları ile dolu. Küçükkuyu ile Assos arasında bir yerdeyim. Denizde deli dalgalar, gelip kayaları yalıyorlar. Etraf zifiri karanlık. Karşıda Midilli’deki yerleşim bölgelerinden tek tük sarı ışıklar yansıyor.

Keza, Küçükkuyu’dan uzanan birkaç ışık huzmesi de var. Denizin üzerine ise sadece yarım ayın ışık yolu düşüyor.

Karanlıkta dalgaların sesini dinliyorum. Denizde kavga var. Sular Tanrılardan birisine bozulmuşlar. Büyük tepki veriyorlar. Anladığım kadarı ile mesele büyük. Araya girmiyorum. Ne olur, ne olmaz! Deniz habire kayaları dövüyor. Hırsını alamıyor, tahta iskeleyi de tokatlıyor. Kayalardan garip bir homurtu göğe doğru yükseliyor.Karanlıkta ben şahadetimi gizlemeye çalışıyorum.

Sonra aniden Edremit tarafındaki dağlar kızarmaya başlıyor. Önce kızıllık hafif, sonra yavaş yavaş kızıl renk büyüyor, hakimiyetini artırıyor. Sanki dağların arkasında başka bir alem var. Kızılın büyümesi ile o taraf aydınlanmaya başlıyor. Ama tanıdığıım bir aydınlık değil. Herşey gözüküyor ama bildiğim renkleri ile değil. Küçükköy tarafı giderek belirgin olmaya başlıyor. Ama sanki başka bir görüntü çıkıyor ortaya. Tanıdık, bildik değil.

Assos tarafı, Midilli Adası hala zifiri karanlık.

Sağım gece, solum gündüz.

O anda garip bir duyguya kapılıyorum.

Sağımda ve solumda iki ayrı evren var. Karanlık tarafta bildiğim tanıdığım evren. Diğeri tanımadığım, hiç bilmediğim bir evren: Paralel Evrenler!

*** *** ***

O sıra içime dolan duygu; sanki ben evrenlerin dışına çıkmışım da hem bildik, tanıdık olanı, hem de ilk kez tanıştığımı birlikte seyrediyorum.

Diğer evreni ilk kez görüyorum ama meğerse o hemen dibimizdeymiş. İki evren esasında iç içe imişler. Paralel ama dipdibe var olurlarmış.

İkisine de dışarıdan bakınca ikisi de hem çok uzak, hem çok yakın gözüküyorlar.

Kızıl olanı seyrediyorum. Sanki ardında büyük bir güç var. Devamlı renk değiştiriyor. Renk değiştikçe boyutlar da değişiyor. Bir ara küçük olan sonra büyük oluyor. Bir ara büyük olan sonradan küçülüyor. Yakın olan birden uzaklaşıyor.Uzak olan aniden yaklaşıyor.

Karanlık tarafa bakıyorum. O tanıdığım, bildiğim şekilde olduğu gibi duruyor.

*** *** ***

Birden garip bir duyguya kapılıyorum. Karanlık olan ve tanıdık gözüken "bu dünya", tanımadığım, adeta ilk defa gördüğüm "öbür dünya" olabilir mi?

Kızıl, kıpkızıl olanın içinde 5 duyu ile algılayamadığım, bana sadece bir an için gözüken bir gerçeklik olabilir mi?

Öbür dünya ile bu dünya iç içe mi?

Esasında öbür dünya yok da, öbür dünya bu dünyanın içinde mi?

İkisi iç içe de biz sadece 5 duyumuzun izin verdiği kadarını mı görüyor, hissediyor, fark ediyoruz?

Bizim duymadığımız bazı sesleri köpekler nasıl duyar? O sesler nerede?

Neden kediler insanların suratına bakmaz da sanki suratları etrafında bir hare varmış da ona bakıyorlarmış gibi bakarlar?

*** *** ***

Kızıl büyüdükçe kırmızılaştı, karanlığı giderek teslim aldı. Karanlık da aydınlık olmaya başladı. Ama o kızıllaşmadı, doğrudan aydınlık oldu.

Kızıl büyüyünce bildik, tanıdık bir aydınlık oldu ve karanlığı teslim aldı. Esasında tanımadığım büyüdü ve tanıdığımı teslim aldı. Gariptir, tanımadığım tanıdığımı değiştirerek tanıdığım oldu. İkisi birleşince tek evren oldular ve ben iki evreni birden seyrettiğim yerden çıktım, tanıdık ve bildik tek evrene geri döndüm. Acaba tanımadığımız, tanımadığımız için ürktüğümüz, gidip de geri dönen olmadığı için hakkında somut bilgi alamadığımız "öbür taraf" esasında "bu taraf" ile iç içe mi?

Oraya gidenler aramızda dolaşır ve bizi seyrederken biz onları görmüyor, hissetmiyor, fark etmiyor olabilir miyiz?

*** *** ***

Gün doğup her şey normale dönüşünce seyrin tadı kalmadı.

Gittim, tekrar yattım!

Antalya Tarım İl Müdürü Bedrullah Erçin:Zeytincilik bölgede alternatif ürün haline geliyor


Kaynak : www.tarimmerkezi.com
22-Eylül-2007 Cumartesi


Antalya Valiliğince, son 10 yılda üreticilere dağıtılan zeytin fidanı sayısı
617 bin 881 oldu.

Antalya Tarım Müdürü Bedrullah Erçin yaptığı açıklamada, üreticilere alternatif ürün olarak zeytin yetiştirmeleri amacıyla zeytin fidanları dağıtıldığını hatırlatarak, son 10 yılda Valilik tarafından üreticilere dağıtılan zeytin fidanı sayısının 617 bin 881'e ulaştığını kaydetti. Bölgede 1999 yılında 13 bin 113 ton olan sofralık zeytin üretiminin, geçen yıl 15 bin 622 tona ulaştığını vurgulayan Erçin, yağlık zeytin üretiminin de 18 bin 933 tondan 31 bin 629 tona çıktığını
bildirdi.

-ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İŞLEME TESİSLERİ ARTIYOR-

Erçin, alternatif ürün haline gelen zeytinciliğin bölgede gelişmesiyle, zeytin ve zeytinyağı işleme tesislerinin de arttığına dikkat çekti. 10 yıl önce çok az sayıda olan zeytin ve zeytinyağı işleme tesisi sayısının bugün 18'e ulaştığını, bu tesislerin hızla markalaşmaya çalıştıklarını ifade eden Erçin, şunları söyledi:
"Antalya'da son yıllarda zeytin üretimi giderek artıyor. Ege ve Marmara, zeytincilik bölgesi olarak biliniyor, ancak Antalya'da da zeytinciliğe çok yoğun talep var. Böyle giderse Antalya, Ege ve Marmara bölgelerini geçebilir."

Zeytinin yıllık yağışın en az 600 mm olduğu alanlarda sulanmadan da yetiştirilebileceği konusunda yaygın görüş olduğunu dile getiren Erçin, ancak Türkiye'de yağış seyrinin düzensiz oluşunun, su ihtiyacının en yüksek olduğu yaz aylarında yeterli yağış düşmeyişinin, yağmura bağımlı zeytin alanlarında ürün ve kalite sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabileceğine işaret etti. Zeytin üreticiliğinde yetersiz toprak nemi koşullarında en kritik periyotlardan birinin çiçeklenme ve meyve bağlama dönemi olduğunu ifade eden Erçin, bu yıl yaşanan aşırı kurak ve ılık hava şartlarının çiçek ve küçük meyve dökümlerine sebep olduğunu, bunun da mevsim ürününü ciddi biçimde olumsuz etkilediğini kaydetti.

Erçin, şöyle devam etti:
"Zeytin ağaçlarının en çok su tükettiği Temmuz ve Ağustos aylarında su eksikliği halinde, sürgün gelişmesinde yetersizlik, fotosentez ürünlerinin yapımında azalma, meyve dökümlerinde artış, kalite sorunları özellikle yetersiz irilik ve buruşukluk ile karşılaşılmaktadır. Bu durumda gelecek yılın meyve gözlerinin oluşumunu da engelleyeceği için verim ve kalite kaybı sonraki yıllara da yansımaktadır.Dünya genelinde yaşanan küresel ısınma sürecinin en çok tehdit ettiği ülkeler arasında Türkiye de yer almaktadır. Küresel ısınma zeytin üretimini olumsuz etkiliyor."

-ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİNİN SORUNLARI-

Erçin, zeytin yetiştiriciliğinin de sorunları bulunduğuna işaret ederken, bu sorunların başında aşılı fidan kullanımı yerine daha ucuz fakat sorunları olan vejetatif fidan üretiminin geldiğini belirtti.

Erçin, şunları kaydetti:
"Zeytin üreticiliğinin sorunları arasında, öncelikli olarak yetersiz ürün ve kalite kaybına neden olan gübreleme gelmektedir. Zeytin yetiştiriciliği, sulama, budama ve toprak işleme hataları ile devam etmektedir. Türkiye genelinde mevcut zeytin ağacı varlığımızın yüzde 75 kadarı yamaç ve dağlık alanlarda yer alır. Bu arazilerde sulama, yağmur sularıyla sağlanmaktadır. Böyle arazilerde toprak işlemesi yapılamamakta veya çok az yapılabilmektedir. Mevcut zeytin alanlarımızın yarısına
gübre uygulanmamaktadır. Aynı şekilde budama ve zeytin sineğine karşı mücadelede de yetersiz kalınmaktadır.Bu sorunların sonucunda hasat sonrası işlemlerde kalite sorunu görülmektedir. Hasat sonrasında elde edilen zeytin danelerinin uluslararası geçerli standartlara uymayan ülkeler için dünya pazarında rekabeti zorlaşmaktadır. Ülkemizin en önemli problemlerinden biriside budur."

hhaberler...haberler...haberler...haberler...haberler...


Aydın Zeytinyağı Şenliği 27 Ekim'de..‏

Zeytin ve zeytinyağının Aydın ekonomisinde önemli bir yere sahipolduğunu belirten EBSO Aydın Şubesi Başkanı Ercan Çerçioğlu, Aydın'dazeytinyağı sanayisinin gelişmesi yönünde yatırımların da devam etmesigerektiğini söyledi. Zeytinyağının ve Aydın'ın tanıtımını yapmak üzere27 Ekim'de Zeytinyağı Şenliği düzenleyeceklerini bildirenÇerçioğlu,"Altı gün sürecek şenlikte ilk üç gün İspanya'dan gelen ikihoca eşliğinde 60 kişilik bir guruba zeytinyağı tadım kursu verilecek.Geri kalan üç günde hasat şenliği yapılacak" dedi.

...

Ravika Çinliler`e zeytinyağı yedirecek‏
Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında 1,5 milyon dolar yatırımlakurduğu ve yaklaşık 6 milyon dolara mal olan Ravika Zeytinyağı,uluslararası pazarda hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor

Bugün Gazetesi


Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında 1,5 milyon dolar yatırımlakurduğu ve yaklaşık 6 milyon dolara mal olan Ravika Zeytinyağı,uluslararası pazarda hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Bu konuda yapılan açıklamaya göre şirket, Çin'in devlete bağlı Shenfafirması ile anlaştı. Bu kapsamda ilk altı ayda 120 bin litrezeytinyağı ihraç edilecek. Önümüzdeki yıl Çin'de profesyonel birpazarlama ekibi kurularak toplam 10 bin noktada satışa sunulacak olanRavika Zeytinyağı için, Çin'in Lanzhou, Gingdao, Nantong, Shangai,Yichang, Zhuhai ve Kunming şehirlerinde 7 bölge bayiliği oluşturuldu.Şirket, 2008 yılında ise Çin'e 750 bin litre zeytinyağı ihracatıgerçekleştirmeyi hedefliyor.

...

Ayda 100 YTL`ye Kiralık Zeytinyağı Fabrikası

Milliyet Gazetesi, 21.09.2007

Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Umurlu mevkinde bulunan 4 bin metrekarelik zeytinyağı fabrikası ve depo binalarını 25 yıllığına kiraya verecek. Yerli ve yabancı kuruluşların birlikte veya münferit olarak katılabilecekleri ihale kapalı teklif usulüyle yapılacak.

Toplam muhammen bedeli 982 bin 923 YTL olarak belirlenen ihalede katılımcılardan 29 bin 487 YTL tutarında geçici teminat bedeli alınacak. İhale, 4 Ekim 2007 tarihinde saat 10.00`da Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü`nde gerçekleştirilecek.
Zeytinyağı fabrikası için hazırlanacak rölöve ve restorasyon projelerinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu`nun onayı için geçen 2 yıl ve sonrasındaki 3 yıllık restorasyon süresince kiracıdan ayda 100 YTL kira alınacak. Altıncı yıl kira bedeli aylık 1000 YTL olacak. Sonraki yıllarda kiraya ÜFE oranında artış yapılacak.

Thomas L. Friedman'in 1999 yilinda yazmis oldugu ve Ocak 2000'de Boyner Yayinlarindan Elif Ozsayar'in tercumesiyle cikan "Kuresellesmenin Gelecegi / Lexus ve Zeytin Agaci" adli kitabin, esere ismini veren bolumunu sizlerle paylasmak istiyorum.

Mahmut Caner OZDOLAP

LEXUS ve ZEYTİN AGACI


1992 Mayisinda Japonya'da dunyanin en modern treninde saatte 325 kilometre hizla ilerlerken, dunyanin en eski kösesi hakkindaki bir haberi okumaktaydim. Birden aklimdan su dusunce gecti: Az önce Lexus fabrikalarini gezdigim ve o anda trenleriyle seyahat etmekte oldugum Japonlar, olaganustu ileri teknolojiyle ve robotlarin yardimiyla dunyanin en iyi luks otomobilini uretiyorlardi. Ve orada, Herald Tribune'un ucuncu sayfasinda, Beyrut'ta ve Kudus'te insanlar hala hangi zeytin agaci senin, hangisi benim diye kavga ediyorlardi. O anda fark ettim ki Lexus ve zeytin agaci aslinda bu Soguk Savas sonrasi dönem icin hic de fena semboller degildi: Dunyanin yarisi Soguk Savas'tan daha iyi bir Lexus uretme azmiyle cikmisti; kuresellesme sisteminde gelisip zenginlesebilmek icin ekonomisini modernlestirmeye, özellestirmeye ve daha verimli kilmaya kararli görunuyordu. Diger yarisi ise - bazen ayni ulkenin bir yarisi, bazen de ayni insanin bir yarisi - hala hangi zeytin agaci kimin kavgasiyla ugrasiyordu.

Zeytin agaci önemlidir. Bizi bu dunyaya baglayan, bizlere kimligimizi kazandiran ve dunya uzerindeki yerimizi belirleyen her seyi temsil eder ister aile baglarimiz, ister bir topluluga, bir kabileye, bir ulusa, bir dine ve her seyin ötesinde "yurdum" dedigimiz bir yere duydugumuz baglilik olsun. Zeytin agaci bize ailenin sicakligini, birey olmanin hazzini, kisisel rituellerin mahremiyetini, özel iliskilerin derinligini ve baskalariyla bulusmak, onlarla karsilasmak icin gerek duydugumuz guven ve emniyeti veren seydir. Bazen zeytin agaclarimiz icin kiyasiya savasiriz; cunku, iyi tarafindan bakarsak, insan hayati icin ekmek kadar elzem olan bir seyi, özguven ve aidiyet duygusunu saglarlar.

Ama kötu tarafindan bakarsak, ifrata vardirildiginda, eski zeytin agaclarimizi saplanti haline getirmek, baskalarinin disarida birakilmasi uzerine kurulu kimlikler, baglar ve topluluklar icat etmemize yol acar. En kötu durumda da bu saplantilar gercekten kontrolden ciktiginda, Almanya'da Nazilerin ve Yugoslavya'da Sirplarin yaptigi gibi baskalarinin ortadan kaldirilmasina ön ayak olur.

Peki, o halde Lexus neyi temsil ediyor? Ayni ölcude asli, insanlik kadar eski bir durtunun - hayati idame ettirme, gelisme, refaha kavusma ve modernlesme - bugunun kuresellesme sistemi icindeki karsiligini temsil ediyor. Bugun daha yuksek yasam standartlarini kovalarken kullandigimiz butun yukselen piyasalari, finansal kurumlari ve bilgisayar teknolojilerini temsil ediyor. Yine de, gelisme yolundaki ulkelerde yasayan milyonlarca insan icin, maddi ilerleme ugruna verilen mucadele hala kuyudan su cekmeyi, bir ökuzun arkasinda yalin ayak tarla surmeyi veya kestigi odunu basinin ustunde on kilometre tasimayi gerektiriyor. Bu insanlar gecimlerini hala "yuklenerek" sagliyorlar, "yukleyerek" degil.

Kuresellesme caginda Lexus'un zeytin agacini gözardi etmesine iliskin bir örnek, bir arkadasimin bana gönderdigi bilgisayar parcasiyla ilgili. Parcanin arkasinda söyle yaziyordu: .Bu parca Malezya, Singapur, Filipinler, Cin, Meksika, Almanya, ABD, Tayland, Kanada ve Japonya'da imal edilmistir. Yapim yerlerinin coklugu nedeniyle, uretici ulke olarak belirli bir ulkeyi gösteremiyoruz..

İcinde bulundugumuz kuresellesme caginda ulkeleri ve bireyleri bekleyen sinav, bir tur kimlik, yurt ve topluluk duygusunu korumak ile kuresellesme sisteminde ayakta kalmayi saglayacak seyleri yapmak arasinda saglikli bir dengeyi kurabilmektir. Bugun ekonomik olarak refaha ulasmak isteyen her toplum, hic durmadan daha yeni bir Lexus yaratmanin ve onu kuresel pazara surmenin yollarini aramak zorunda. Ama kimse, bu kuresel ekonomiye katilmanin bir ulkeyi saglikli kilmak icin yeterli oldugu hayaline kapilmamali. Eger bu katilim o ulkenin kimligi pahasina gerceklesirse, eger bireyler zeytin agaclarinin köklerinin bu kuresellesme sistemi tarafindan ezildigi ya da yok edildigi duygusuna kapilirlarsa, bu kökler baskaldiracaktir. Ayaga kalkacak ve sureci islemez hale getireceklerdir.

Bir sistem olarak kuresellesmenin kalici olup olamayacagi, kismen, hepimizin bu dengeyi kurmadaki basarisina bagli olacak. Lexus'u olmayan bir ulke hicbir zaman buyuyemeyecek, cok ileriye gidemeyecek. Saglikli zeytin agaclari olmayan bir ulke, dunyaya butunuyle acilmak icin kendini hicbir zaman yeterince saglam, yeterince guvende hissedemeyecek. Ama bu ikisi arasinda bir denge kurmak kesintisiz bir mucadeledir.

Burhaniye Zeytincilik Organize Sanayi Bölgesi 2008 Yatırım Programına Alınacak


Balıkesir'in Burhaniye İlçesinde Kurulması Planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi İnşaatının 2008 Yılı Yatırım Programına Alınacağı Bildirildi.
(İhlas Haber Ajansı)(SŞ-MŞ)
24.09.2007


Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde kurulması planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatının 2008 yılı yatırım programına alınacağı bildirildi.

AK Parti Burhaniye İlçe Teşkilatı'nı ziyaret eden Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün, ilçede kurulması planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatının 2008 yatırım programına alınacağını müjdeledi. Özgün, parti binasında İlçe Başkanı İhsan Karagöz ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile görüştü. İl Genel Meclisi'nden gerekli onayın çıktığını belirten Özgün, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan ÇED raporu alınacağını bildirdi.

Zeytincilik OSB konusunu yakından takip ettiklerini belirten Özgün, "Zeytincilik OSB inşaatının 2008 yılı programına alınmasını sağlayacağız. İl Genel Meclisi'nden çıkan onaydan sonra şimdi Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan ÇED raporu çıkacak. Bunun devamında da 2008 yılı yatırım programına alınmasını sağlayacağız. Milletvekili arkadaşlarımızla beraber bunu titizlikle takip ediyoruz. Ayrıca kuraklıktan zarar gören zeytin üreticilerinin borçlarının bir yıl ertelenmesi ve zeytinyağına verilen pirimin artırılması için de çalışıyoruz" dedi.

Milletvekili İsmail Özgün, AK Parti İlçe Başkanı İhsan Karagöz ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak alanda incelemeler yaptı.

Sunday, September 23, 2007

Zeytin ihracatçısı belde, 'yol'suzluktan şikâyetçi


Muharrem Gökçen
Zaman, 23 Eylül 2007, Pazar


Manisa'nın Akhisar ilçesine bağlı Zeytinliova beldesi, ABD, Almanya, Yunanistan ve Bulgaristan'a yılda 8 bin tondan fazla zeytin ihraç ediyor. İç piyasaya da 36 bin ton ürün veren beldenin yıllık zeytin cirosu 100 milyon yeni lira.

Ancak kasabanın 'yoluyla' başı dertte. Yaklaşık 5 bin nüfuslu beldede 60'tan fazla zeytin işletmesi bulunuyor. Buralarda işlenen zeytinler TIR'larla İzmir Limanı'na gönderiliyor. Ürün almak için bölgeye gelen gelen TIR'lar, yolun darlığı ve bozukluğu nedeniyle büyük sıkıntı çekiyor. Şoförlerin kabusu haline gelen Zeytinliova yolunda iki araç yan yana geçmekte zorlanıyor. Tek TIR'ın bile güçlükle geçtiği virajlarda tehlike daha da büyüyor. Zeytin işletmecileri, bozuk yol nedeniyle TIR şoförlerini beldeye getirmekte güçlük yaşıyor.

Eser Zeytincilik İşletme Müdiresi Gülsen Aydemir, bozuk ve dar yolun imajlarına büyük zarar verdiğini düşünüyor. "Pazar sıkıntımız yok, tek derdimiz yol." diyen Aydemir, 30 yıl önce yapılan yolun daha sonra hiç bakım görmediğini ifade ediyor. Araçları zarar gördüğü için TIR şoförlerinin beldeye gelmek istemediklerini aktarıyor. Yetgin Zeytincilik'in sahibi İsmail Yetgin de bu yolun dünyaya zeytin ihraç eden Zeytinliova'ya yakışmadığını dile getiriyor. Yetgin, belde yolunun acilen genişletilmesi gerektiğini kaydediyor. TIR şoförü Sadullah Kumanova ise kullanılan yolun araçlara değil, ancak at arabalarına uygun olduğunu vurguluyor. Kumanova, "Buraya her gelişimizde aracın alt takımlarında mutlaka hasar oluşuyor. Kazandığımız, tamir parasına gidiyor. Bu yüzden Zeytinliova'ya gelmek istemiyoruz." şeklinde konuşuyor. Belde halkı, sorunlarının çözümü için AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber'e talepte bulunmuş. Berber ise bir türlü yapılmayan yolun düzeltilmesi için gerekli girişimlerde bulunma sözü vermiş.

Yol sorununu aşamayan Zeytinliova sakinleri, şimdi de kuraklıktan endişe ediyor. Yağışın düşmesiyle zeytinde yüzde 20 verim kaybı bekleniyor. Bulgaristan ve Almanya'ya zeytin ihraç eden İsmail Yetgin, "Kuraklık devam ederse ağaçlarımız kurur. Şu an Zeytinliova'daki kuyuların yüzde 10'u kurudu. Akhisar bölgesine acilen baraj ve gölet yapılması lazım ki yeraltı suları beslensin." önerisinde bulunuyor. Yetgin, gelecek yıl ihraç edecek ürünü bulamamaktan endişe ediyor. Bölgede bazı çiftçiler zeytin ağaçlarını tankerlerle başka yerlerden getirilen suyla besliyor. Bu da çiftçinin masraflarını artırıyor. Çiftçi Ahmet Önder, hiç bu kadar kurak bir dönemle karşılaşmadığını vurguluyor. Yağmur yağmadığı için zeytin tanelerinin gelişmediğini belirten Önder, bu yüzden sofralık zeytin rekoltesinde büyük düşüş olacağını anlatıyor.

Friday, September 21, 2007

ÜRETİCİNİN MALINI UCUZA KAPATMAK İSTEYENLER KİM?


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu adına Başkan Metin ÖLKEN
21/09/2007

ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ BASIN BÜLTENİ

Türk zeytin ve zeytinyağı sektöründe ne zaman bir sıkıntı baş gösterse, hemen malum açıklamaların arkasına sığınılarak gerçek dışı yönlendirmelerle kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır.

Benzer açıklamaların bu dönemde de sık sık yapıldığı görülmekte ve dünya gerçeklerinden uzak demeçlerle hayali düşmanlar yaratılarak, sektör sözüm ona hizaya sokulmak istenmektedir.

Yurtdışı mihraklar, üretici düşmanı senaristler hatta vatan hainleri gibi suçlamaların yine havalarda uçuştuğu bir dönemde Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Sayın Cahit Çetin'in medyaya yansıyan son sözleri sektörde ciddi sıkıntılar doğurmuş ve sektör zan altında bırakılmıştır.

Sayın Çetin'in isim vermeden genel ifadelerle, sürekli olarak ; "spekülatörler, üreticinin malını ucuza kapatmak için çirkin senaryolar ortaya koyanlar, dış mihraklar" gibi ne olduğu ve kimi kastettiği belirsiz tanımlamalarına açıklık getirerek sözünü ettiği kişi ya da kişileri açıklamasını bekliyoruz.

Sektörün en önemli kurumlarından birinin başında bulunan bir kişinin genel olarak sektörü kapsayacak şekilde açıklamalarda bulunmak yerine, iddia ettiği senaryoları yazanları açık açık belirtmesi gerekir.

Sektörün en büyük sivil toplum örgütü olmanın sorumluluğu gereği Sayın Çetin'den kamuoyu önünde sözünü ettiği kişi veya kişileri açıklamasını istiyor ve bu açıklamanın yapılmamasının sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde yaralayacağını kamuoyuna duyurma gereği duyuyoruz.

Saygılarımızla

Zeytinyağı strateji ararken‏


NEDİM ATİLLA, AKŞAM -EGE
nedim.atilla@aksam.com.tr
21 EYLÜL 2007


Geçen hafta yazdığımız "Zeytinyağında eski bir film" başlıklı yazımıza aldığımız desteklerin yanı sıra, konu ile "alakasını" kendisinin bile anlatmakta zorluk çekeceğini bildiğimiz "bir takım" adamlar tepki gösterdiler. En başından beri söylüyoruz; biz üreticinin yanındayız,üretici birliklerinin yanındayız, Türkiye'ye kazandırmaya çalışan memleketini çok seven ihracatçıların yanındayız... Kimlerin karşısında olmamız gerektiğini de gazete kupürleri bize gösteriyor zaten. Bu konuda kim tertemizdir, kimin defteri kabarıktır sektör iyi biliyor...Bize gerçek adıyla e-posta bile göndermekten aciz figüranların durumu da malum...

Öncelikle bir karışıklığı giderelim, geçen haftaki kargaşa içinde sızma yağ ihracatına karşı çıkıyormuşuz gibi bir izlenim ortaya çıkmış. Böyle anlayanlardan özür dileriz. Türkiye'nin kendi markasıyla sızma yağı ihracatından gurur duyarız, bizim derdimiz ham yağı ihraç etmek isteyenlerle. Ham yağı ihraç ederseniz, bu yağ daha sonra İtalya veya İspanya menşeli gibi dünya piyasasında yer alırsa, bunu yapana karşı çıkmak vatanseverlik görevidir... Bu görevi de yaşadığımız sürece koruruz...

UZZK Başkanı ile

Figüranlara bu kadar cevap yeter... Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan ile konuştum zeytinyağı üzerine...Tan, "Türk zeytincilik sektörünün her üretici ülkede olduğu gibi geçmişten gelen ve güncel sorunları var bundan sonra da olacak. Anavatanı Anadolu'dan ağaç sayısı ve üretiminde lider olarak çıkıp İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus ve şimdilerde Suriye ardından 6.sıralara gerilemişiz. Ağaç başına zeytin ve zeytinyağı verimimiz düşük, kalite ve standarda ve pazarlamaya ilişkin sorunlarımız var.Aslında en verimli ve kaliteli ürünleri üretmeye uygun toprak ve iklim koşullarına sahip olduğumuz halde bu sorunlardan bahsediyoruz," diyordu.

Ülkemiz yılda yaklaşık 1 milyon bitkisel yağ ithalatına 1.5 milyar dolar harcıyor. Oysa ortalama 120 bin ton zeytinyağı üretiyoruz.İspanya ortalama 1 milyon ton üretiyor. Top yekün düşünceyle ve yerinde ve somut desteklerle ülkemiz zeytincilik sektörü bu miktar zeytinyağını 10-15 yılda üretir hale gelebilir. Bu durumda sadece zeytinyağından yaklaşık 5 milyar dolar bir döviz geliri elde ederiz. Zeytin ile yaratılan katma değer mislince katlanır. Böylesine önemli bir katma değer ve istihdam yaratabilir bu ürün. Zaten tüm din kitaplarında kutsal bir ürün değil mi? Ve daha ne bekliyoruz bu kutsallığı yaymak için.

Peki UZZK ne yapacaktır?

Dr. Tan'ın bu konudaki yanıtı şöyle:"Türkiye'yi zeytinyağı kültürünün uluslararası düzlemde tanınan en önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi, üretim kalitesini arttırmayı, markalaşmayı, iç bitkisel yağlar piyasasında ve uluslararası zeytinyağı piyasasında zeytinyağımızın payını arttırmayı amaçlıyoruz."

Kurak yılın dertleri

Bu yılki kuraklık ve sonrası için zeytin üreticisinin durumunu UZZK Başkanı nasıl değerlendiriyordu? Tan, "UZZK Yönetim Kurulu olarak biz prim konusunda bir sistem oluşturulmasından yanayız yani prim miktarının da bu sistem ile kolaylıkla belirlenmesine yardımcı ve kalıcı olan bir sistem" karşılığını verdi. Bundan sonrası için düşünceleri ise şöyle: Bir memlekette dertli ve dert varsa derdin sahibini anlayışla karşılamak lazım. Derde çare, ancak derdin sahibinin kendisini ifade etme imkanı varsa bulunur. İnsanlarımız prim sorunundan bahsediyor, son verilen prim 1 kg zeytinyağı için 11 YKr. İçinde bulunduğumuz kampanya ve gelecek için kaygı duyduğumuz kuraklık sorunu var, üretim verimliliği düşük, işletmelerin, ihracatçıların sorunları var.

Sektör, Avrupa Birliği'nde, ABD'deki destekleri hayranlıkla izlerken kendi ülkesinde neden yapılamıyor diye kederleniyor şevki kırılıyor.İyi şeyler de yapılmıyor değil zaman zaman, hükümet ilk kez bir Tarım Kanunu çıkardı. Yeni tesis zeytinliklere dekara 250 YTL dikim yardımı yapıyor. Bu fidan üretimini ve zeytin dikimini arttırdı. Damlama sulama için teşvikler geldi artarak gelişecek. Prim bir sisteme oturacak gibi. Henüz aksıyor ayağa kaldırmamız gerekiyor...

Evet, sektörde karara bağlanmış bir strateji maalesef henüz yok. Ancak zeytinciliğin stratejik bir tarımsal sektör olduğu genel bir kabul. Zeytincilik desteklenmekte. Ancak mevcut destekler yeterli değil. Devamlılığı olmazsa yapılan yardımlar da boşa gidebilir. Yani devlet bir fidan dikiyor sulamazsa fidan kuruyacak.

Manisa'da Üretilen Ravika Zeytinyağları Çin Pazarını Ele Geçiriyor


(Cihan Haber Ajansı)
21 Eylül 2007

Manisa'nın Akhisar ilçesinde Ravika marka zeytinyağlarını üreten Keskinoğlu Şirketler Grubu, Çin zeytinyağı pazarının yüzde 5'i için Çin devletine bağlı Shenfa Trade Co. ile anlaştı. İlk altı ayda 120 bin litre zeytinyağı Çin'e ihraç edilecek ve yedi bölge bayiliğiyle 2008 yılında toplam 10 bin noktada satışa sunulacak.

Manisa'nın Akhisar ilçesinde Ravika marka zeytinyağlarını üreten Keskinoğlu Şirketler Grubu, Çin zeytinyağı pazarının yüzde 5'i için Çin devletine bağlı Shenfa Trade Co. ile anlaştı. İlk altı ayda 120 bin litre zeytinyağı Çin'e ihraç edilecek ve yedi bölge bayiliğiyle 2008 yılında toplam 10 bin noktada satışa sunulacak.

Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında Akhisar'da yaklaşık 6 milyon dolara malolan Ravika Zeytinyağı Fabrikası, uluslararası pazarda büyümeye devam ediyor. Şirket, gelecek yıl Çin'de profesyonel bir pazarlama ekibi kurularak toplam 10 bin noktada satışa sunulacak olan Ravika için Lanzhou, Gingdao, Nantong, Shangai, Yichang, Zhuhai ve Kunming şehirlerinde yedi bölge bayiliği kurdu. 2008 yılında bu ülkeye 750 bin litre zeytinyağı ihracatı hedefleniyor.

101 Yaşındaki Dedenin Çok Yaşama Sırrı: Az Yemek, Çok Gezmek


(AT-SŞ-MŞ-MEF-Y)(İhlas Haber Ajansı) 20.09.2007

Sabah kahvaltılarında ekmeğini zeytin yağına bandığını ve tarhana çorbası yediğini belirten Hüseyin Karakaya, "Hayatım hep köyde geçti. Kendi ellerimle 400 zeytin ağacı yetiştirdim.

Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde yaşayan 101 yaşındaki Hüseyin Karakaya, bir asrı deviren ömrünü az yemek ve çok gezmeye borçlu olduğunu söyledi.

Hayatının hiç bir döneminde içki ve sigara içmediğini belirten Karakaya, çay ve kahve de içmediğini bildirdi. Sabah kahvaltılarında ekmeğini zeytin yağına bandığını ve tarhana çorbası yediğini belirten Hüseyin Karakaya, "Hayatım hep köyde geçti. Kendi ellerimle 400 zeytin ağacı yetiştirdim. 12 yıl önce eşim Makbule'yi kaybettim. Son zamanlarda ilçe merkezinde oturan kızlarım Seyhan ve Ceyhan'ın yanında kalıyorum. Allah'a çok şükür sıhhatim iyi. Bu güne kadar önemli rahatsızlığım olmadı. İlçede gezip dolaşıyorum. Hayatım boyunca hep az yedim ve çok gezdim. Uzun ve sağlıklı yaşamımı da buna borçluyum. Hiç alkol ve sigara içmedim. Hamdolsun çok iyiyim" dedi.

Güreli: "Tariş Başkanı Cahit Çetin'i Spekülatörlerin İsimlerini Açıklamaya Davet Ediyoruz"


Cihan Haber Ajansı
21 Eylül 2007

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin'i, basında yer alan, "Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor." şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin'i, basında yer alan, "Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor." şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

Çetin'in sözlerini ihracatçılar olarak üzerlerine almadıklarını belirten Güreli, Türkiye'de zeytinyağı fiyatlarının ihracat yapabilmek için uygun olmadığını daha önce basın aracılığıyla kamuoyu ile paylaştığını, zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olmaya devam ettiği sürece de dile getirmeyi sürdüreceğini, görüşlerinin Çetin'in ifadesiyle "spekülatörlük", bazı köşe yazarlarının ifadesiyle "vatan hainliği", "minarenin kılıfını çalmak" şeklinde nitelendirilmesinin düşüncelerini değiştirmeyeceğini söyledi.


BASIN BÜLTENİ

EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli;

TARİŞ Başkanı Cahit Çetin’i
spekülatörlerin isimlerini açıklamaya davet ediyoruz


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin’in basında yer alan, “Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor” şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Başkanı Cahit Çetin’in sözlerini ihracatçılar olarak üzerlerine alınmadıklarını belirten Güreli, Türkiye’de zeytinyağı fiyatlarının ihracat yapabilmek için uygun olmadığını daha önce basın aracılığıyla kamuoyu ile paylaştığını, Türkiye’de zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olmaya devam ettiği sürece de dile getirmeyi sürdüreceğini, görüşlerinin Çetin’in ifadesiyle “spekülatörlük” bazı köşe yazarlarının ifadesi ile “vatan hainliği”, “minarenin kılıfını çalmak” gibi nitelendirilmesinin düşüncelerini değiştirmeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin zeytinyağında 2006-07 sezonunda var yılı olmasına rağmen zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üstünde olması nedeniyle, yok yılı olan 2005-06 sezonundaki ihracat rakamının altında kaldığını anlatan Güreli şöyle devam etti: “09 Eylül itibariyle Suriye’de 2 asit zeytinyağının tonu 2100 Avro, İspanya’da 2275 Avro iken Türkiye’de 2410 Avro’dur. Türkiye’deki zeytinyağı fiyatları dünyanın en yüksek zeytinyağı fiyatı haline gelmiştir. Bir önceki var sezonu olan 2004-2005 sezonunda 92 bin ton ihracat yapan Türkiye, geçen sezon 45 bin ton zeytinyağı ihraç edebilmiştir. Bu ihracattaki yüzde 52’lik gerileme zeytinyağı üreticise daha az gelir olarak geri dönecektir.”

Türkiye’de zeytinyağı tüketim alışkanlığının çok az olduğuna işaret eden Güreli, “Türkiye’de kişi başı zeytinyağı tüketimi 1 kg.’ı dahi bulmamaktadır. En iyimser ifade ile 70 bin ton iç tüketim olduğunu düşünecek olursak Türkiye bu ürünü ihraç etmek zorundadır. İhracatçıları üreticiye öcü gibi göstermek üreticiye yapılacak en büyük yanlıştır. Üretici ve ihracatçı aynı gemidedir, kimse ihracatçıları üretici karşıtı gibi göstermeye kalkışmasın” diye konuştu.

SEZONLAR İTİBARİYLE ZEYTİNYAĞI
ÜRETİM, İÇ TÜKETİM VE İHRACAT RAKAMLARI


SEZONLAR 2006/2007 2005/2006 2004/2005
Üretim 166.000 ton 93.000 ton 163.000 ton
İç Tüketim 65.000 ton 64.000 ton 60.000 ton
İhracat 45.000 ton 47.000 ton 92.000 ton

Thursday, September 20, 2007

Zeytinyağında sezon rekolte tartışmaları gölgesinde başlıyor‏


Sinan Doğan/ REFERANS GAZETESİ-TARIM EKİ
20.09.2007


Aşırı sıcaklar ve kuraklığın etkisi nedeniyle yeni sezonda üretimin büyük miktarda azalacağı tahmin ediliyor. İzmir Ticaret Borsası başkanlığındaki rekolte tahmin çalışmaları önümüzdeki hafta tamamlanacak. Kimi tahminlere göre üretim 100 bin tonun altına düşecek.

Türkiye, uluslararası piyasaların etkisiyle zeytinyağında sıkıntılı bir sezon geçirdi. Fiyatların sürekli aşağı doğru gittiği, ihracatın son yılların en kötü performansını gösterdiği, iç tüketimde ise beklenen artışın sağlanamadığı bir sezon yaşayan zeytinyağında,kasımda başlayacak 2007-2008 sezonu öncesinde gözler rekolte miktarına çevrildi.

Aşırı sıcaklar ve kuraklığın etkisi nedeniyle yeni sezonda üretimin büyük miktarda azalacağı tahmin ediliyor. İzmir Ticaret Borsası başkanlığındaki rekolte tahmin çalışmaları önümüzdeki hafta tamamlanacak. Zaten 'yok yılı' olan sezonda, geçen yıl 166 bin ton olan üretimin büyük ölçüde düşmesi bekleniyor. Kimi tahminlere göre üretim 100 bin tonun altına düşecek. Özellikle Kuzey Ege'de üretim miktarı pek iç açıcı değil. Ancak mevcut sezondan devretmesi beklenen yaklaşık 80 bin stoğun, yeni sezonda iç ve dış piyasaların ihtiyaç duyduğu ürün miktarını karşılaması bekleniyor. Bu noktada özellikle Tariş tarafından belirlenecek alım fiyatı önem taşıyor. İhracatçılar üreticiye verilecek yüksek fiyatın ihracatı zor duruma sokacağını savunurken, sektörün diğer temsilcileri ise üretimin desteklenmesi için maliyetlerin üstünde fiyat verilmesi gerektiğini savunuyor.

Zeytinyağında işler iyiye gidiyor

İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Kristal markasının üreticisiTicaret ve Sanayi Kontuvarı A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanvekili AyhanBaran, zeytinyağının dünyada yükselen değer olduğunu belirterek,"Zeytinyağına olan talep sürekli artıyor. Buna bağlı olarak üretimdede büyük artışlar görülüyor. Türk zeytinyağı sektöründe işlerin kötüyegittiği yönündeki görüşe katılmıyorum. Doğru markalaşma, düzenli ürüntemini ve üreticinin desteklenmesi ile daha iyi noktalara gideceğiz," dedi.

Dünya zeytinyağına yöneliyor

Geçtiğimiz günlerde Aydın'da dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip zeytinyağı rafine tesislerinden birini kuran Aydın Ortak Girişimciler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Prof.Dr. Özcan Güven, dünyanın hayvansal yağlar ile diğer bitkisel yağlardan hızla uzaklaşarak zeytinyağına yöneldiğini söyledi. Bu gelişmeleri dikkate alarak yatırım yaptıklarını ifade eden Güven, "7-8 milyon YTL harcama ile dördüncü teknoloji olarak nitelenen rafineri tesisi kurduk. Tamamen ihracata yönelik çalışacağız. Yeni sezonda ihracata başlayacağız" diye konuştu.

İhracatçı yurtdışına kaçabilir

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli ise yüksek maliyetlerin zeytinyağı ihracatçılarını sıkıntıya soktuğunu ifade etti. Fiyatlar üzerinden popülizm yapıldığını öne süren Güreli, "Dünyanın en pahalı zeytinyağı Türkiye'de. İhracatçılar yurtdışına zeytinyağı satamıyor. Bu fiyatlarla ihracat zor. Bu nedenle ilk önce zeytinciler Mısır gibi ülkelerde tesis kurdu. Şimdi zeytinyağı ihracatçıları da Suriye, Tunus gibi ülkelerde tesis kurmayı planlıyorlar. Orada dolum yapıp Kanada,ABD gibi pazarlara ihracat yapmayı hedefliyorlar" şeklinde konuştu.

Aydın'da zeytinyağı üreticisi Hasan Köşklü, Türkiye'nin zeytinyağında daha iyi rekoltelere imza atması gerektiğini ama pazarlama sorununu da çözmesi gerektiğini söyledi. Köşklü geçen yıl uygulanan fiyat politikası nedeniyle Türkiye'nin dünya fiyatlarından koptuğunu savundu.

Sektör prim sistemi istiyor

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan,zeytinyağı üretiminin primle desteklenmesi gerektiğini belirterek,"Biz prim konusunda bir sistem oluşturulmasından yanayız. Zeytinyağına son verilen prim kilogram başına 11 Yeni kuruştu. İçinde bulunduğumuz kampanya ve gelecek için kaygı duyduğumuz kuraklık sorunu var, üretim verimliliği düşük. İşletmelerin ve ihracatçıların sorunları var.Avrupa Birliği'ndeki destekleri hayranlıkla izlerken, kendi ülkemizde neden yapılamıyor diye kederleniyoruz," dedi.

Zeytinyağında gelecek öngörüleri

OLUMLU FAKTÖRLER
* Zeytinyağına talep artıyor.
* Ülker pazarda büyüyecek.
* Tariş, ihracatta güçleniyor.
* Ağaç sayısı 125 milyona çıktı.
* Marmarabirlik zeytinyağına ağırlık verecek.
* Akdeniz ve Ege'de yerel markalar hızla artıyor.
* Zeytin dikimi artarak devam ediyor.

OLUMSUZ FAKTÖRLER
* Fiyatları hala İtalya-İspanya belirliyor.
* Üreticinin eline geçen para düşüyor.
* Var yılı-yok yılı farkı giderilemedi.
* Markalı ihracat yeterli değil.
* İç pazar büyümüyor.
* İhracatta istikrar yok.
* Karışım yağ sıkıntı yaratıyor.

Zeytinyağında rekabet artacak

Dünyada zeytinyağına olan talebin hızla arttığını gören sektördeki firmalar da, yeni sezonda pazara daha fazla ağırlık verecek. Ülker Grubu'nun Kuzey Ege'de zeytinyağı alım ağını giderek genişlettiği belirtiliyor. Tariş Zeytinyağı'nın ihracata yönelik etkin pazarlama çalışmaları, ana faaliyeti zeytin olan Marmarabirlik'in zeytinyağına yönelik yeni yatırımları, Arkas Grubu'nun Kristal'e ortak olması,Tariş Ayma'nın zeytinyağında belirlediği hedefler ve Anadolu Grubu'nun Kırlangıç markasıyla pazar payını artırmaya yönelik çalışmaları da zeytinyağında pazarın büyüyeceğine işaret ediyor.

Tariş, Avrupa'da ilk mağazasını Düseldorf'ta açacak


Dünya Gazetesi
20/09/2007


İZMİR - TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliğinin zeytinyağı butik mağazası Ta-Ze'nin ilk Avrupa mağazası Almanya'nın Düsseldorf kentinde açılacak.
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, birliğin satış ve pazarlama şirketi Tariş Zeytin AŞ kanalıyla yurt içi ve yurt dışında özel zeytinyağı butikleri açtıklarını belirterek, Ta-Ze konseptini Türkiye'den sonra yurt dışında da tanıtmak amacıyla ABD ve Kanada'da mağazalar açtıklarını hatırlattı. Avrupa'daki ilk mağazanın Almanya'nın Düsseldorf kentinde yarın açılacağını bildiren Çetin, mağazayla TARİŞ zeytinyağı markasına kalıcı pazarlar yaratılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Yeni açılacak mağazayla yurt dışı mağaza sayısının 4'e ulaşacağını ifade eden Çetin, şu görüşleri bildirdi:

"Almanya zeytinyağı pazarında Türk ürünlerinin payının yüzde 2 gibi çok düşük seviyelerde kalıyor. Düsseldorf yatırımıyla hedefimiz çok düşük seviyede olan Türk zeytinyağına, TARİŞ zeytinyağına yer açmak. Ürünümüzün farklı tatları ve zenginlikleri, Avrupa piyasasında başarıyla yer edinmesini sağlayacaktır."

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Genel Müdürü Güngör Şarman da sağlık trendinin tüm dünyada ve özellikle Avrupa'da hızla artmasına paralel zeytinyağı tüketiminin öneminin de arttığını ifade etti. Şarman, son yıllarda Almanya'da zeytinyağı tüketiminin yüzde 400 artışla kişi başına yıllık 1.6 kilogram seviyesine ulaştığına işaret eden Şarman, kısa sürede bu rakamın 2 kilogram seviyelerine ulaşacağının öngörüldüğünü anlattı.

Düsseldorf mağazasında 300 kalem ürünün satışa sunulacağı belirtildi.

"Spekülatörler zeytinyağınında, fiyat düşürmeye çalışıyor"


Dünya Gazetesi
20/09/2007


İZMİR - TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, zeytin ve zeytinyağı sektöründe piyasayı kötü senaryolar kurarak yönlendirmek isteyen kesimlerin bulunduğunu savundu.

Rekolte tespit çalışmaları sonuçlanmadan 2007-2008 zeytinyağı üretimi konusunda rakam vermenin doğru olmadığını ifade eden Çetin, her yıl olduğu gibi bazı çevrelerin üretici fiyatlarını aşağı çekmek için çalıştıklarını belirterek, "Bunun için kimi zaman rekoltenin yüksek olduğu, kimi zaman dünya fiyatlarının gerilediğini gündeme getirerek üretici fiyatlarını geriletmek istiyorlar. Bu kez de bunlara ilave olarak üreticiyi malını satmayarak, ihracatın önünde engel olarak gösteriyorlar. Geçen yıl daha ağaçlar çiçeklenmeden yüksek rekolte olacağını söyleyerek, fiyatları geriletmek isteyenler, bu kez de üreticiyi, ihracatı engelleyen olarak göstermeye çalışmaktadır.

Çetin, zeytinyağında geçen yıl belirlenen 11 YKr'lik primin kaynak israfından öteye geçemediğini ifade ederek bu konunun pazarlık konusu olmaktan çıkarılarak, bir sisteme oturtulması gerektiğine değindi.

Bu yıl kuraklık nedeniyle küçük taneli zeytinlerin de sofralıktan yağlığa kayacağını tahmin ettiklerini ifade eden Çetin, "Her yıl sofralık zeytinden yaklaşık yüzde 20-25 oranında yağlığa kayan zeytinlerde bu sezon kuraklık nedeniyle bu yönelişin yüzde 50 seviyesine ulaşması mümkündür. Öte yandan 2006-2007 üretim sezonundan yaklaşık 30-35 bin ton zeytinyağının da yeni sezona devredeceği düşünülürse, iç tüketim ve ihracat için yeter miktara ulaşılacaktır" diye konuştu.

Wednesday, September 19, 2007

Zeytin ihracatçısı UGS, Multiscan firmasının makineleri ile iç pazarda


Dünya Gazetesi, 19/09/2007

İZMİR - Henüz 19 yaşındayken Babası Yavuz Bozkurt'un yanında başladığı zeytin ticaretini uluslararası pazarlara taşıyan ve dünyanın en önemli zeytin alıcılarına zeytin satmayı başaran Erol Avni Bozkurt, İspanyol Multiscan firmasının zeytinde renk ayırıcı makinelerinin Türkiye distribütörlüğünü aldı. Makineleri sofralık zeytin ve zeytinyağı üretimi yapan firmalara makine satacaklarını belirten Bozkurt, yüksek teknoloji ürünü makinelerin sektörün önünü açacağını söyledi. Multiscan firmasıyla distribütörlük görüşmesine 7 ay önce başladıklarını kaydeden Bozkurt, iklimsel koşulların zorlaşması nedeniyle ürünlerdeki kusurların arttığını ve bu tür makinelerin sektörde ciddi ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Bozkurt, "Makine, son ürün kalitesine büyük katkı sağlıyor. Kendimiz için aldığımız ürünü Türkiye pazarına sunmak konusunda İspanyol firmadan öneri geldi, biz de kabul ettik. Makine, zeytin hammaddesinin ya da fermente olmuş stok zeytini renklerine, kusurlarına ve boylarına göre ayırarak sonraki sürece hazırlıyor. Saatte 10 tondan 20 tona kadar ürünü ayırma kapasitesine sahip makineler, sektördeki yüksek teknoloji ihtiyacına cevap verecek. Ayrıca bu makineler, son dönemde sadece sofralık zeytin üretimi yapan firmalar tarafından değil, zeytinyağı fabrikaları tarafından da tercih edilmeye başlandı" dedi.

ABD'ye ihracat yapıyoruz

Zeytin ihracatı konusundaki çalışmalarına da değinen Bozkurt, Aydın ve Akhisar zeytinlerini İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'ndeki tesislerinde işlemden geçirerek, dünyanın önde gelen zeytin alıcılarına gönderdiklerini açıkladı. ABD, Kanada, Avustralya gibi ülkelere en fazla zeytin ihraç eden Türk firmalarından biri olduklarını anlatan Bozkurt, şunları söyledi: "Son yıllarda ihracatta gösterdikleri başarılı performans ile İzmir Ticaret Odası ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından ödüllendirildiklerini de kaydetti. Bozkurt, "26 yıldır sektörün geleceğini görerek bu işe yatırım yapıyoruz. Şu anda Türkiye'den ABD'ye ihraç edilen zeytinlerde ciddi bir pazara sahibiz. Bu pazarlardaki etkinliğimizi artırarak devam ettirmek istiyoruz."

Tuesday, September 18, 2007

Çin otomobil gönderip, mermer, zeytinyağı ve şarap götürecek


Dünya, 2007-09-13

Türkiye`de yola çıkmak için uzun süre vize bekleyen Çin malı otomobiller, ihracat karşılığında gelecek. Mermerler Grubu , Çin`den ithal edilecek olan Chery marka otomobillere karşılık, Chery `nin kardeş kuruluşu olan Kowin`e krom, mermer, zeytinyağı ve şarap ihraç edecek.

Önümüzdeki ay ise Çin Kowin şirketinden 5 kişilik bir heyet Türkiye`ye gelerek, satın alınacak ürünler ve miktarlarında mutabakat sağlamaya çalışacak. Grup, 5-6 ay içerisinde ise bir ofis kurarak, depolama ve dağıtım yapacak. İthalata karşılık ihracat yapılması, Çin ile Türkiye arasında Türkiye aleyhine olan dış ticaret dengesizliğini olumsuz etkilemeyecek.

Türkiye`den Çin`e mal ihraç etmek için çalışmalara başladıklarını söyleyen Mermerler Grubu Başkanı Yüksel Mermer, ilk olarak geçen ay numune olarak mermer gönderildiğini söyledi. Bu sayede Türkiye`nin Çin `e olan ihracatını artırmaya çalışacaklarını söyleyen Mermer, muhtelif malların yıl sonundan önce gönderilmesi için çalışılacağını ifade etti.

5 kişilik alım heyeti pazarlığa gelecek

Ticari ilişkilerin başlatılması amacı ile önümüzdeki ay Çin Kowin şirketinden bir heyetin geleceğini bildiren Mermer,`Gelecek ay Çin`den 5 kişilik bir alım heyet gelecek. Biz numuneleri gönderdik. Fiyat, şartlar ve ne miktardan mal alınacağı görüşülecek` dedi. Çin`e gönderilmesi düşünülen ürünler arasında mermer, krom, zeytinyağı, şarap ve hatta fındık olduğunu belirten Mermer, ne kadar ürün gönderileceği konusunda bir limit koymadıklarını bildirdi. Mermer,`Limitimiz yok; ne kadar mal talep ederlerse, o kadar göndereceğiz . Ne kadar alım yapacağını şimdiden kestirmek zor. Çin, başka ülkelerden büyük ölçüde mal alımı gerçekleştiriyor. Biz bu alımı Türkiye `ye çevirmeye çalışıyoruz` açıklamasında bulundu. Kowin şirketi alım heyetinin ardından Chery `den 10 kişilik bir yatırım heyetinin de yine İstanbul`a geleceğini açıklayan Mermer,`Önümüzdeki ayın sonuna doğru da yatırım için bir heyet daha gelecek. 10 kişilik bu heyet de yan sanayiye de bakacak . Üretim için henüz belirlenen bir yer yok. Bununla ilgili ihracat birimimiz ilgileniyor. Butün bu çalışmalarla Türkiye `ye döviz getirmek için uğraşıyoruz,` dedi.

Kuraklık Zeytini de Vurdu


İhlas Haber Ajansı(BT-MŞ)
16.09.2007

Edremit Ticaret Odası (Eto) Zeytin ve Zeytinyağı Meslek Komitesi Başkanı Doğan Öge, Zeytin Yağı Fiyatı Konusuna Açıklık Getirdi.


Edremit Ticaret Odası (ETO) Zeytin ve Zeytinyağı Meslek Komitesi Başkanı Doğan Öge, zeytin yağı fiyatı konusuna açıklık getirdi.

Doğan Öge, "Biz 2006-2007 yılları, (yani geçen yıl) sızma zeytin yağı fiyatının 5- 5,5 YTL arasında olduğunu söyleyerek, aynı dönem 5 asit ham zeytin yağının 3,5 -4 YTL arasında olduğunu belirttik. Bu yılki fiyatlar ise henüz belli değildir. Bu yıl 2007-2008 yılı için sızma zeytin yağı ve 5 asit ham zeytin yağı fiyatı dünya piyasası fiyatları ile orantılı olarak arz ve talebe göre oluşacaktır. 2007- 2008 sezonu için ağaç üzerinde bu yıl 1 çuval yağlık zeytin fiyatını minimum 40 YTL olarak belirledik," dedi.

Kuraklığın zeytin ağacını çok olumsuz etkilediğini de söyleyen Öge, "Bu da yağ veriminin düşük olmasına sebep olacaktır. Aynı zamanda kalibrenin küçük olması salamur zeytininde de büyük düşüş yaşatarak üreticimizi olumsuz etkileyebilir. Zeytinde verimin artması için sulama ve ilaçlama imkanı bulunan üreticinin kendi imkanlarını seferber etmesi gerekmektedir. Bu sezonda zeytin zararlıları ile mücadelede geç kalınmıştır. Bu da verimi büyük ölçüde düşürecektir. Devletimizden zeytinciyi bu yıl da kaderi ile baş başa bırakmamasını bekliyoruz. Şu an zeytinyağına ödenen prim desteği çok komik bir rakamdır. Bunun diğer zeytin yetiştiren ülkelerdeki üreticiye ödenen rakamlara yakın olması gerekmektedir. Üreticimiz ancak bu şartları getirilse rekabet edecek şansı yakalayabilir. Aynı zamanda bu şartlar tüccar ve ihraçatcıyı da dünya piyasalarında rekabet şansını arttıracaktır," şeklinde konuştu.

Yüksek zeytin fiyatı zeytinyağı ihracatını vurdu üretici primi artırılsın‏


Anadolu Ajansı / REFERANS GAZETESİ
18.09.2007


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, yurtiçi fiyatlardaki yükseklikten dolayı zeytinyağı stoklarının son yıllarınen yüksek rakamına ulaştığına dikkat çekti.

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, sektörün,ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybettiğini söyledi. Ölken,zeytinyağı stoklarının son yılların en yüksek rakamına ulaştığını ifade etti.

Ölken, Türkiye'de son 10 yılda gerçekleştirilen yeni dikimler sonrasında zeytin ağacı varlığının 150 milyonun üzerine çıktığını,sağlanacak üretim artışıyla dünya üretim sıralamasında zeytinde birinciliğe, zeytinyağında da ilk üçe ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. Ölken, üretimde sürekliliğin sağlanmasının iç tüketim ve ihracatta istikrar getireceğini ifade ederek şöyle konuştu: "Üretim sürekliliği açısından zeytin ağacı sayısını tahmin etmekle beraber üretim teknolojilerinin henüz istenilen düzeyde olmayışı, üretim istikrarı açısından olumsuz bir noktadadır. Biz ise ne yazık ki yıllardır üreticiyi korumanın sadece taban fiyatlarıyla tarım satış kooperatiflerini kullanarak yapılabileceğinden başka bir düşünce geliştiremediğimiz için bu geçiş sürecinde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Görev zararı adıyla trilyonlarca lira harcanarak üreticiye şirin gözükme ve oy toplama amacı ile birliklerin finanse edilmesi yerine üretimin istikrarlı ve randımanlı duruma getirilmesine harcanmış olsaydı, bugün sektör ayakları üzerinde duran ve dünya lideri konumunda olabilirdi" diye konuştu.

Zeytinyağı stoklarının son yılların en yüksek rakamına ulaştığına dikkat çeken Ölken, "Sektör, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybetmiştir. Dünya gerçeklerini değerlendiremeyen birtakım kişi ve kurumların yanlış yönlendirmeleri sonucunda, yüksek fiyat beklentisine sokulan üreticiler ürünleri satmamış, finansman ihtiyaçlarını özel bankalardan tarımsal krediler alarak beklemeye geçmişlerdir" dedi.

Fiyatlar düşme eğiliminde

Ölken, dünya fiyatlarının, mart ayından beri genel olarak düşme eğiliminde olduğunu, şu anda Türkiye'de fiyatların dünya fiyatlarının üzerinde seyrettiğini belirterek şöyle devam etti:

"2007-2008 rekolte beklentisi dünya genelinde iyi olduğundan fiyatlardaki baskının devam edeceği düşünülmektedir. Tüm bu gelişmeler üreticilerin de aleyhinedir. Durum böyle olunca sektörün sağlıklı gelişmesi için zorunlu olduğunu her zaman ifade ettiğimiz üretim primleri konusunda 'zeytinyağına 1 YTL, zeytine 20 YKr prim için elele' adında bir kampanya başlattık."

Ölken, kampanyanın amacının, bugüne kadar "üreticiye mavi boncuk" niyetiyle verilen üretim prim mantığını değiştirerek üreticinin üretim maliyetlerine ciddi bir destek olunmasını ve bir borsa malı olan zeytinyağının fiyat hareketlerinden üreticinin korunmasını sağlamak olduğunu anlattı. Ölken, "Avrupa Birliği'nde (AB) 2 YTL olan bu primin ülkemizde de en azından 1 YTL olarak tespit edilmesi için sektörde tek ses olarak Ankara'ya bu talebimizi iletmek için girişimlerde bulunuyoruz" dedi.

Damla sulamaya geçilmeli

Ölken bu arada, küresel ısınmaya karşı en dayanıklı ağaçlardan birisi olan zeytin ağacının, olumsuz etkilerden korunmasının damla sulama sistemine geçilmesiyle mümkün olduğunu da vurguladı. Ancak Türkiye'de bu sisteme dahil olan üretici oranının henüz onda 1'e bile ulaşmadığını anlatan Ölken, rakip ülkelerden İspanya'da bu oranın yüzde 50'nin üzerinde olduğunu, AB dışındaki rakiplerin önemli bir bölümünün bu konularda Türkiye'den çok önde bulunduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye'nin zeytinyağı ihraç ettiği ilk 10 ülke (2006/2007 sezonu)

Ülke Miktar (kg) Tutar (&)

Birleşik Devletler 11.033.895 35.637.941
İtalya 9.594.640 30.429.963
Kanada 3.324.838 12.397.744
İspanya 2.404.620 7.223.796
Fildişi Sahili 1.915.820 6.713.703
Japonya 1.762.962 6.964.064
Avustralya 1.561.774 5.762.495
Seyşel Adaları 921.040 3.465.799
Güney Kore 409.622 1.610.953
Suudi Arabistan 316.256 1.035.270
Genel Toplam 36.742.778 125.289.673

Kaynak: Ege Zeytin-Zeytinyağı İhracatçıları Birliği

***

Zeytinyağı ihracatçısı yüksek fiyattan şikayetçi‏

-DÜNYA GAZETESİBURSA -
18/09/2007


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, sektörün, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybettiğini söyledi.Ölken, Türkiye'de son 10 yılda gerçekleştirilen yeni dikimler sonrasında zeytin ağacı varlığının 150 milyonun üzerine çıktığını,sağlanacak üretim artışıyla dünya üretim sıralamasında zeytinde birinciliğe, zeytinyağında da ilk üçe ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti.

Ölken, üretimde sürekliliğin sağlanmasının iç tüketim ve ihracatta istikrar getireceğini ifade ederek, "Üretim sürekliliği açısından zeytin ağacı sayısını tahmin etmekle beraber üretim teknolojilerinin henüz istenilen düzeyde olmayışı, üretim istikrarı açısından olumsuz bir noktadadır. Biz ise ne yazık ki yıllardır üreticiyi korumanın sadece taban fiyatlarıyla tarım satış kooperatiflerini kullanarak yapılabileceğinden başka bir düşünce geliştiremediğimiz için bu geçiş sürecinde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Görev zararı adıyla trilyonlarca lira harcanarak üreticiye şirin gözükme ve oy toplama amacı ile birliklerin finanse edilmesi yerine üretimin istikrarlı ve randımanlı duruma getirilmesine harcanmış olsaydı, bugün sektör ayakları üzerinde duran ve dünya lideri konumunda olabilirdi. "Sektör, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybetmiştir. Bugün için zeytinyağı stokları,son yılların en yüksek rakamına ulaşmıştır. Ancak dünya gerçeklerini değerlendiremeyen birtakım kişi ve kurumların yanlış yönlendirmeleri sonucunda, yüksek fiyat beklentisine sokulan üreticilerin ürünleri satmamış, finansman ihtiyaçlarını özel bankalardan tarımsal krediler alarak beklemeye geçmişlerdir."

Fiyat baskısı

Ölken, dünya fiyatlarının, mart ayından beri genel olarak düşme eğiliminde olduğunu, şu anda Türkiye'de fiyatların dünya fiyatlarının üzerinde seyrettiğini belirterek, "2007-2008 rekolte beklentisi dünya genelinde iyi olduğundan fiyatlardaki baskının devam edeceği düşünülmektedir. Tüm bu gelişmeler üreticilerin de aleyhinedir. Durum böyle olunca sektörün sağlıklı gelişmesi için zorunlu olduğunu her zaman ifade ettiğimiz üretim primleri konusunda "Zeytinyağına 1 YTL,zeytine 20 YKr prim için el ele" adında bir kampanya başlattık.Kampanyanın amacı bugüne kadar 'üreticiye mavi boncuk' niyetiyle verilen üretim prim mantığını değiştirerek, üreticinin üretim maliyetlerine ciddi bir destek olunmasını ve bir borsa malı olan zeytinyağının fiyat hareketlerinden üreticinin korunmasını sağlamayı amaçlıyoruz. AB'de 2 YTL olan bu primin ülkemizde de en azından 1 YTL olarak tespit edilmesi için, sektörde tek ses olarak Ankara'ya bu talebimizi iletmek için girişimlerde bulunuyoruz. Talep ettiğimiz seviyelerde bir üretim priminin sektörün önünü açacağına inanıyoruz."