Friday, February 27, 2009

ZEYTİN-ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE ORTAK AKIL ARAYIŞI

27 Şubat 2009,Cuma

Zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun yıllardır sektörün aktörleri arasında yaşanan gerginliği ortadan kaldırmayı hedefleyen, “Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı” Zeytindostu Derneği’nin Sekreteryası’nda, Ege İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Prim ödemelerinin arttırılması, iç pazardaki tüketimin arttırılması için yapılması gerekenler, ihracatta yaşanan sıkıntıların çözüm yolları ve Dahilde İşleme Rejimi(DİR) konularının ele alındığı toplantıda, zeytin-zeytinyağının milli ürün olarak kabul edilmesi istendi.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin-zeytinyağının milli ürün olarark kabul edilmesini önerdiğini söyledi.

Tarımsal sorunlar nedeniyle çiftçiler arasında intihar olaylarının arttığını ifade eden Uzunırmak, şunları söyledi: “GSMH’nın yüzde 1’nin tarım desteklerine ayrılması mevcut Hükümet döneminde kararlaştırıldı. Ancak henüz bu sağlanamadı. Bu yıl 11 milyar TL olması gereken tarım destekleri 5 milyar TL’nin altına düştü. Biz bunu bütçe gelirken de reel olmadığını belirtmiştik. En son gece operasyonu ile getirilen önerge ile destekler yüzde 10 daha kesilerek, 4,9 milyar TL’ye düşürüldü. Tarım desteklerinin yönlendirme fonu olarak kullandırılmasını savunuyoruz. Kaynakları yerinde etkin ve verimli kullandırmamamız lazım.”

TANITIM GRUBU ETKİN HALE GELECEK

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, kriz ortamında hamasetin karın doyurmadığını belirterek, 500 bin çiftçi ailesinin mutlu olması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti. Güreli, zeytin ve zeytinyağı tanıtım grubunu daha etkin hale getirmek için gerekli finansmanı bulacaklarını söyledi.

SİVİL ÇÖZÜM ARAYIŞI
Toplantının açılış konuşmasını yapan Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, sektörde iki yıldır kan kaybının devam ettiğini, sektördeki tüm kesimlerin çözüm arayışında olduğunu söyledi. Ölken, bu nedenle sivil insiyatifin katılımı ile toplantı düzenleme kararı aldıklarını belirterek, “ Daha önce devlet ve Hükümet yetkilileri ile bazı toplantılar düzenlenerek sorunlara yönelik çözüm önerileri arandı. İlk kez bir sivil insiyatifin öncülüğünde bir toplantı ile sıkıntıların giderilmesine yönelik çözüm aranıyor. Sektörde daha öncede kriz vardı. Bizim sektör dip yapmıştı o nedenle şimdiki krizin etkisi sınırlı oldu” dedi.

2. RAPOR MECLİSTEN GEÇTİ

Toplantının moderatörlüğünü yapan Hasan Köşklü, krizin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki zincirin tüm halkalarını tahrip eder şekilde devam ettiğini vurguladı. Köşklü, sektörün sorunlarına ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu’nun kurulduğunu hatırlatarak, bu kapsamda yapılan çalışmalarında sıkınıtılara çözüm getirmediğini söyledi.

TBMM Araştırma Komisyonu’nun zeytin zeytinyağı sektörüne ilişkin hazırladığı ikinci raporun meclisten yeni geçtiğini belirten Köşklü, raporda yeralan çözüm önerilerinin arkasında durulmasını istedi.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği eski Denetim Kurulu Üyesi Hasan Köşklü’nin fikir babası olduğu “Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı”na Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, İzmir Ticaret Borsası, Aydın Ticaret Borsası, Aydın Sanayi Odası, Akhisar Ticaret Borsası, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Zeytindostu Derneği temsilcileri katıldı.

Thursday, February 26, 2009

'ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI MİLLÎ ÜRÜN KABUL EDİLMELİ'

CHA
26 Şubat 2009,Perşembe


MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesi gerektiğni bildirdi.
Uzun yıllardır zeytin ve zeytinyağı sektörünün aktörleri arasında yaşanan gerginliği ortadan kaldırmayı hedefleyen "Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı", Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)konferans salonunda yapıldı. Prim ödemelerinin arttırılması ve iç pazardaki tüketimin çoğaltılması için yapılması gerekenler, ihracattaki sıkıntıların çözüm yolları ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konularının ele alındığı toplantıda, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesi istendi.

Açılış konuşmasını yapan Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, sektörde iki yıldır kan kaybının devam ettiğini, bütün kesimlerin çözüm arayışında olduğunu söyledi. Ölken, bu sebeple sivil inisiyatifin katılımıyla toplantı düzenleme kararı aldıklarını belirterek, "Daha önce devlet ve hükümet yetkilileriyle bazı toplantılar yapıldı ve çözüm yolları arandı. İlk defa bir sivil inisiyatifin öncülüğünde toplantı yapılıyor. Bizim sektör daha önce de krize girip dip yapmıştı, o sebeple şimdikinin etkisi sınırlı oldu." dedi.

Moderatör Hasan Köşklü ise, krizin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki zincirin bütün halkalarını tahrip eder şekilde devam ettiğini vurguladı. Köşklü, sektörün problemlerine ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlatarak, bu kapsamda yapılan çalışmaların da çözüm getirmediğini söyledi. Komisyonun zeytin ve zeytinyağı sektörüne ilişkin ikinci raporunun Meclis'ten yeni geçtiğini belirten Köşklü, burada yer alan çözüm önerilerinin arkasında durulmasını istedi.

Toplantıda konuşan MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesini önerdi. Uzunırmak, "GSMH'nin yüzde 1'inin tarım desteklerine ayrılması, mevcut hükümet döneminde kararlaştırıldı ancak sağlanamadı. Bu yıl 11 milyar lira olması gereken destekler, 5 milyar liranın altına düştü. En son gece operasyonuyla getirilen bir önergeyle de yüzde 10 daha kesilerek 4,9 milyar lira oldu. Tarım desteklerinin yönlendirme fonu olarak kullandırılmasını savunuyoruz." dedi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ise kriz ortamında hamasetin karın doyurmadığını vurgulayarak, 500 bin çiftçi ailesinin mutlu olması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Güreli, Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu'nu daha faal hale getirmek için finansman bulacaklarını da söyledi.

ANADOLU'DAN DÜNYAYA YAYILAN ZEYTİNİN KIYMETİNİ BİLMİYORUZ

Gıda Teknolojisi
26 Subat 2009,Perşembe


“Bir gün ağaçlar, aralarında birinin kral olmasını isterler. Uzun tartışmalardan sonra zeytin ağacını seçmeye karar verirler. Ancak zeytin ağacı; ‘İnsan türünün iyiliği için Tanrı’nın bana emanet ettiği görev, benim hükümet işleri ile ilgilenmemden çok daha önemlidir’ diyerek bu teklifi reddeder“ anekdotunu hatırlatan UZZK Başkanı Mustafa Tan, Anadolu’dan çıkıp diğer yerlere misafir olan zeytinin yeterince kıymetini bilmediğimizi söylüyor.

Tüm zeytincilik literatürlerinde zeytinin kökeni konusunda iki görüşe rastlanır. Birincisi, zeytinin ilk olarak Ege, Anadolu'nun Akdeniz kıyıları, Suriye ve Lübnan'da ortaya çıktığı; ikincisi ise, kökeninin bugünkü Mısır toprakları, Kuzey Afrika'nın Atlas dağları olduğudur. En parlak devirlerini Anadolu’ da yaşayan, aynı zamanda birçok savaşlara da burada şahit olan zeytin ağacı, dimdik duruşu ile bugünlere gelmiş ve bu süreçte geçtiği tüm Akdeniz çanağında uygarlıkların sembolü, çeşitli medeniyetlerin kuruluşunda en büyük etken, insanlığın en önemli gıdası, ortalığı aydınlatan ışığı, güzellik iksiri ve ticari geliri olmuştur.

Zeytine ülkemizde gereken değer veriliyor mu sizce?

Gerçekten de dünyanın en kalitelilerinden sayılabilecek nitelikte zeytinyağlarının, sofralık zeytinlerin, üretildiği bir ülkede yaşıyoruz. Üzerinde bulunduğumuz topraklarda bu ürünlere dair binlerce yıllık bir kültür birikimi var. Özellikle eşsiz iklim özelliklerine sahibiz ve en önemlisi Avrupa topraklarına göre çok daha temiz ve verimli topraklarda tarım ve zeytincilik yapıyoruz. Ancak bizlerin bugüne kadar bu değerli ürünlerimize yeteri kadar sahip çıktığımız, onlara gereken önemi verdiğimiz, ekonomik ve kültürel açıdan taşıdıkları önemi benimsediğimiz söylenemez. Bu yüzden üretim, kalite ve pazarlama açısından ne iç pazarımızda ne de dünya piyasasında Anadolu’nun hak ettiği yere gelemiyoruz.

Zeytinciliğimizin bugüne kadar ki geliş sürecinden bahseder misiniz?

Bugün % 98’ i Akdeniz ülkelerinde olan yaklaşık 900 milyon adede ulaşan zeytin ağacı, ne hazindir ki, Anadolu’dan misafir olarak gittiği ülkelerde baş tacı edilmiş, komşumuz Yunanistan’ da 170 milyon, İtalya’da 237 milyon ve İspanya’ da 308 milyon adet ağaç sayısına ulaşmıştır. Son 6 yıllık UZK verilerine göre, 2.213.600 ton ile dünya zeytinyağı üretiminin % 78’ini, 1.973.800 ton ile tüketimin % 71‘ini ve 322.600 ton ile dış ticaretinin % 55. 7’sini gerçekleştiren AB, dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi haline gelmiştir. Anlaşılıyor ki Anadolu insanı, zeytin ağacının Akdeniz’ deki Zafer Yürüyüşü’nü hayranlıkla izlerken kendi evinde adeta üvey evlat muamelesi görmesine uzun süre sessiz kalmış. Zeytinciliğimizin bugünlerine ve geleceğine ilk umut ışığı ise; 1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Yalova Millet Çiftliği’ne ziyareti olmuş. Ata’nın, Çiftlikte ki 4.000 ağaçlı metruk zeytinliğin imar ihyası için verdiği direktifler ve izlediği yol bugüne bile ışık tutacak devrimci davranışlar olarak tarihe geçiyor. Direktifleri İtalya’dan uzman getirtilir, bizim ziraatçılar ise İtalya’ ya uzman eğitimine gönderilirler, onların uzmanlığı ile yetiştirdikleri ve onlardan sonrakilerin da yetiştirdikleriyle, toplam zihniyet değişikliğinin getirdiği bilinçlenme, zeytinciliğimize yeni heyecanları doğurdu ve adeta zeytincilik seferberliği başlatıldı.

İHTİSASLI ZEYTİNCİLİK DÖNEMİ

İhtisaslı zeytincilik dönemi olarak adlandırılan bu süreçte yani 1934’te 26 milyon adet zeytin ağacımız var ve 1937 de Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü açılmıştır. 1950 yılında ağaç sayımız 30 milyon adeta ulaşır ve izleyen dönemler birbirini kovalamıştır. 1951-1960 teşkilatsız dönem ve 1960’da 55 milyon ağaç, 1960-1969 Kalkınma Planlı Dönem “ Zeytincilik Seferberliği Dönemi” 1964 de yaklaşık 2 milyon delice aşılanıp dağıtıldı ve 1969’ da 74 milyon ağaç ve, 1970-1982 arasında, Yatırımsız Dönem ve 81 milyon adet ağaç varlığına erişildi.

1982-1990 yılları hakkında bilgi verir misiniz?

1982-1990 yıllarında ‘Plansız Programsız Yatırımsız’ dönem başladı. Zeytin ağaçlarının turizm amaçlı kesildiği, zeytinciliğimizin zor yılları oldu bu yıllar. Bu dönemde bayrağı devralmak, mücadele etmek gerekiyordu. Üzerimize düşen görev ağırdı. Bu dönemde çok çalıştık gece gündüz üreticiyle, sektörle buluştuk. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi (COI) ya da UZK’dan alınan eğitimlerin bu yıllarda önemi çok büyük. Özellikle yaşlı ağaçların gençleştirilmesi, gübrelenmesi, damlama sulama, derin toprak işlemeden kaçınılması ve bunun gibi konularda teorik ve pratik eğitimlerin verilmeye başlandığı üreticilerin bu yenilikleri dikkatle izlediği önder üreticilerin yenilikleri uygulamaya başladığı yıllar. Sulu baskı geleneksel yağhanelerden modern kontinü zeytin sıkma tesislerine geçişin ilk temelleri atılıyor. Bu çalışmalar üreticinin ilgisini çekiyor.

Margarin ve diğer yağlarda halkı yanıltan bilgiler tüketiciye empoze ediliyor

Her ortamda zeytincilikten bahsedilirken, TV reklamlarında bugünlerde yine başladığı gibi margarin ve diğer yağlar hakkında halkı yanıltıcı bilgiler tüketicilere empoze ediliyor. Tıp doktorlarının diyet programlarında, tavsiyelerinde zeytinyağından çok margarin veya diğer bitkisel yağları betimlediği talihsiz yıllardır bu yıllar. Üretici ürettiğinin karşılığını yeterince alamadığı piyasada sadece 3-4 firmanın fiyat belirlediği ve zeytinyağının değerinin çok altında kaldığı yıllar… Ezilmiş üreticiler, birlik olma ve kooperatifleşmenin en büyük güvenceleri olduğunu fark etti. TARİŞ gibi kooperatifler ve birlikler Ar-Ge faaliyetlerine önem verdi. Zeytinde budama kursları sonucunda iri zeytin elde edilişi, sofralık zeytinin Marmara’dan sonra Edremit Körfez Bölgesi gibi diğer bölgelerde de ekonomik olacağını gösterildiği somut adımlar atıldı ve üretici zeytinyağının yanı sıra sofralık ticareti zeytini keşfetti.

1990-2000 yıllarında zeytin konusunda UZK’nın nasıl bir çalışması oldu?

1990 ve 2000 önemli bir dönem. Zeytin ağaçlarının büyük miktarı yaşlı ve verimden düşmüş ve bu derde çare olarak UZK kurslarından edinilen bilgiler ile eğitim-yayım teknoloji transferinin kişisel çabalarla ve yoğun yapılmaya başlandığı yıllar olarak değerlendirebiliriz. Bu dönemde, UZK yayınları ile UZK’dan eğitim alanların teorik ve pratik kurslar sonucu yaklaşık 30 milyon zeytin ağacı gençleştiriliyor.1987-1992 yıllarındaysa zeytin ağaçlarına kuraklık ve aynı yıllarda Kuzey Ege, Mamara’ da kuvvetli don zararları zeytinciliğimize darbe vurmuştur. Buna rağmen üretimde ve verimde artış sağlandı. Sektör hızla bilinçlendi. Bir anda beklenmedik bir gelişme ve sektörün frenine basıldı. 1998’de ülkemiz 35 yıldan beri üye olduğu UZK’ dan bir hükümet kararı ile çıkartıldı. Böylece üretici olup da UZK üyesi olmayan tek ülke konumuna düşüldü. Bu karar sektör tarafından tepki ile karşılandı. Bu tepki 1998’den itibaren UZZK’nın temellerinin atılmasını doğuruyor. 2000’li yıllara kadar hala 90 milyon zeytin ağacına ulaşılmışken, UZK’dan ayrılığa tepki gösterenler yılmadan çalışıyor köy köy zeytinciliği anlatıyorlar. 2000’den sonra zeytinciliğe gönül verenler, ona ilgi gösterenler emekleri karşılığını almaya başlıyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye yeniden zeytin ve zeytinyağı mucizesini keşfetmeye başlıyor.

UZK ayrılığı UZZK’yı mı doğurdu?

Önce 109 milyon zeytin ağacı varlığına ulaştık. Ama hala Yunanistan’ın ve Tunus’ un gerisindeyiz. Ama heyecan artarak devam etti. UZZK’nın ilk örgütlü çalışmaları 2002 yılı bu heyecanın doruğa çıktığı zeytinde yeni bir seferberlik isteminin meclis koridorlarına taşındığı yıllar… Madencilik kanunuyla delinmek istenen zeytincilik yasasının muhafazası için savaş verildi. Zeytin ağacını koruma çabaları, zeytin ağacını arttırma çabaları yeşerdi. Sektör temsilcileri UZZK kurucu girişimi adıyla güçlü bir sivil toplum insiyatifi haline gelerek bir taraftan UZK’ ya yeniden dönmeyi bir taraftan da kanuna dayalı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi UZZK’yı kurmak için çalışıldı. İnternet üzerinde zeytinciliğin sorunlarını ve çözüm yollarını tartışan bir grup zeytin sevdalısı, bu çabaları uygulamaya geçirmeye karar verdiler. Böylece, zeytin ağacına gönül verenler sık sık bir araya gelmeye başlar, birçok zeytinci ilde ve yörede geniş katılımlı sektörel toplantılar yapıldı. Bugün UZZK’nın yönetimini oluşturanlar o toplantılarda UZZK’nın yasasının çıkarılması ve yasaya dayalı bir Konsey kurulması için çalışmalar yapmak üzere yüzlerce sektör temsilcisi tarafından icra kurulu olarak seçildiler. Bu çalışmalar tamamen gönüllülük esasına göre ve hemen her hafta bir araya gelmek suretiyle devam etti. 5488 Sayılı Tarım Kanunu’nun çıkarılmasına çok önemli katkılar yapan grup, nihayet bu kanun çerçevesinde Ürün Konseyleri’nin kurulmasının önünü açmıştır. 21 Mayıs 2007’de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ilk kurulan ürün konseyi olarak tarihe geçti. Böylece 2002 yılından bugüne kadar kuruluşuna emek verenler UZZK Yönetmeliği doğrultusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ilk yetki belgesini alarak Kurucular Kurulu olarak göreve başladılar. Kurucular Kurulunca 6 ay süresince UZZK’ya her kesimden üye kaydı gerçekleştirildi ve, 12 Kasım 2007’de 1. Olağan Genel Kurula gidilerek kendinden sonra kurulan Pamuk, Fındık ve Turunçgil Konseylerine de önderlik yapıldı.

Zeytinciliğimizin durumu ve yapılması gerekenler hakkında bilgi alabilir miyim?

Sektörün yeniden uyanışı anlamındaki yoğun heyecan, ulusal çabalar hükümet önlemleri ile sinerji yaratarak meyvelerini vermeye başladı. Son dönemde yeni dikimlere teşvik verilmesi, il özel idare vb gibi yardımlarla fidan üreten ve fidan diken kişi sayısında önemli artışlar görülüyor ve 2007 TÜİK rakamlarına göre ağaç sayımız 140 milyon adete ulaştı. 2001 Yılı baz alındığında, 2006 yılında toplam zeytin alanında ki değişim oranının % 20’ ye yükseldiğini görüyoruz. Böylece;“Ülkemizde son 10 yıllık ortalamalara göre; sofralık zeytin üretimimiz 363.000 ton, yağlık zeytin üretimimiz 878.000 ton, zeytinyağı üretimimiz ise 120 bin tona ulaştı. Yıllara göre değişmekle birlikte dünyadaki yerimiz, sofralık zeytin üretiminde ikinci, zeytinyağı üretiminde ise beşincilik. Sofralık zeytin tüketimi ortalama 135.000 ton, zeytinyağı tüketimi ise 60.000 ton. Sofralık zeytin ihracatımız 35-70 bin ton arasında değişmekte, ihracatı gerçekleştirdiğimiz ülkeler AB ve Ortadoğu ülkeleri. Zeytinyağı ihracatımız ise ortalama 60 bin ton, ihracatımızın yarısından fazlasını (% 60-65) AB`ye gerçekleştiriyoruz. AB`ye gerçekleştirdiğimiz zeytinyağı ihracatında İtalya ve İspanya önemli bir yer tutmakta. İhracatımızdaki diğer önemli ülkeler ise ABD, Kanada ve Suudi Arabistan.

Türkiye zeytinyağı tüketimde kişi başı kaç kg’lık tüketime sahip?

Hala güzelim zeytinyağının girmediği binlerce ev, zeytinyağını yeterince tanımayan milyonlarca insan var bunu kişi başına yılda 1 kg zeytinyağı tüketmemizden anlıyoruz. En yakınımızdaki Yunanlı komşumuz ise kişi başına yılda 20 kg zeytinyağını salatasına, sıcak, soğuk yemeklerine ve tatlılarına katıyor. Saçına ve vücuduna sürüyor. Niye bizim insanımız zeytinyağı ve zeytin ile bunu gerçekleştirmesin neden daha sağlıklı, daha zeki, daha güzel olmasın? İlk aşamada kişi başına tüketimi 2 kg’a çıkarmak ve ürettiğimizi tüketir hale getirmeyi başaracağız. Bu durumda pazarlama sorunumuz kalmayacak daha fazla üretmeye yöneleceğiz.

Bu doğrultuda hedefler nelerdir?

UZZK nezdinde sektörün tüm temsilcilerince dile getirilen ve genel anlamda kabul gören ve zeytinciliğimizin gelecek yıllarda önce Yunanistan ve Tunus’u geçme ve daha sonra da İtalya’yı geçerek 10 yıl içinde İspanya’nın ardından 2. sıraya yerleşme hedefi ilk kez bir Tarım Bakanı tarafından da telaffuz edildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker Adana Zeytin Zirvesinde yapmış olduğu konuşmasında, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konsey Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesiyle, sektörün kurumsallaşmasının önünün açıldığını belirtmiş ve AB'ye tam üyelik gerçekleşmeden Türkiye'nin zeytincilikte bazı mesafeleri kat etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Sektörde geleceğe yönelik (2008-2020) beklentiler nelerdir?

AB’de üretim artış hızı azalacak ve tüketim artacak, piyasada arz-talep dengesi kısmen düzelecek. Tunus ve Suriye gibi başlıca AB dışı ülkelerde üretim artacak. Bu ülkelerin tüketimi hakkında öngörüde bulunulamamakta. Üretici olmayan veya çok az üretimi olan ülkelerde tüketimin az miktarda olsa da artması beklenmekte. Dünya çapında en önemli gelişme kalitenin (sızmalaşma, organik üretim, coğrafi işaretler) tüketici tercihlerinde giderek daha öne çıkacak olmasıdır. Türkiye’nin AB’ye 2015’te üye olacağı varsayılıyor. Zeytincilik sektörü 2008-2020 döneminde; kooperatifçiliği sağlıklı bir yapıya oturtmuş, kültürel uygulamalar konusunda ilerleme kaydetmiş, organik üretim potansiyelini gerçekleştirmiş, iç piyasada payını arttırmış, dış piyasada markalaşmış, yeni pazarlama kanalları aracılığıyla ihracatını genişletmiş ve derinleştirmiş, 2015 sonrasında ihracatta Tunus ve Yunanistan’ı geçmiş, Avrupa düzeyinde tanınan coğrafi işaretlere sahip ve AB tarım müktesebatını üstlenmiş, gerekli kurumsal yapıyı oluşturmuş, piyasayı izleyebilen, kamu sağlığını, rekabeti, tüketici haklarını koruyan bir halde olmalıdır.

Bakanlığın 2014 yılına kadar zeytincilik hedefleri

-Zeytin alanı: 700 bin ha’dan 1 milyon ha’a
-Zeytin ağacı sayısı: 140 milyondan 180 milyona
-Sofralık zeytin üretimi: 400 bin ton’dan 650 bin tona
-Yağlık zeytin üretimi: 800 bin ton’dan 3 milyon tona
-Zeytinyağı üretimi: 115 bin ton’dan 750 bin tona
-Zeytinyağı ihracatı: 70 bin ton’dan 300 bin tona
-Sofralık zeytin ihracatı: 50 bin ton’dan 200 bin tona
-Ağaç başına verimi: 12 kg’dan 25 kg’a
-Kişi başı Zeytinyağı tüketimi: 1 kg’dan 5 kg’a yani 250 bin tona
-Sofralık zeytin tüketimi: 6 kg’a çıkarılacak.

TARİŞ'İN ORGANİK ZEYTİNYAĞI ULUSLARARASI ÖDÜL ALDI

CHA
26 Şubat 2009,Perşembe


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Ürünü Olan 'Tariş Organik' Markalı Zeytinyağı Uluslararası Yarışmada Ödül Aldı.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin ürünü olan 'Tariş Organik' markalı zeytinyağı uluslararası yarışmada ödül aldı. Almanya'nın Nürnberg şehrinde 19-22 Şubat arasında düzenlenen ve dünyanın en büyük organik gıda fuarı olan Biofach'ta ziyaretçi ve katılımcıların tadımları sonucu verdikleri puanlarla Tariş, 72 zeytinyağı firması arasında dördüncü oldu.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, konuyla ilgili açıklamasında, bu yıl yirmincisi düzenlenen Biofach kapsamındaki 2. Zeytinyağı Tadım Ödülleri Yarışması'nda elde edilen başarının gurur verici olduğunu kaydederek, "Bu, 28 bin üretici ortağımızın başarısıdır." dedi.

Birlik Başkanı Çetin, sözkonusu yarışmaya birçok ülkeden 72 firma katılırken tek Türk firmasının Tariş olduğunu ifade etit. Çetin, "Tariş Organik zeytinyağının başarısı, bu toprakların ve onları işleyen çiftçilerin uluslararası kalite ve lezzet üstünlüğüdür.'' şeklinde konuştu. Çetin, Tariş organik zeytinyağının çevreye ve insana saygı ilkesiyle Küçükkuyu yöresinde yetiştirilen zeytinlerden elde edildiğini, uluslararası akreditasyon şirketi olan Ecocert tarafından da sertifikalandırıldığını vurguladı. Çetin, asit oranı 0.8 dizyem olan yağın, Edremit tipi zeytinlerden çıkarıldığını belirtti. Tariş'in organik zeytinyağında iç piyasa payının yüzde 80 seviyesinde olduğunu aktaran Cahit Çetin, dünyada organik ürünlere yönelik talep hızla artmasına rağmen Türkiye'de henüz dar bir alan olduğunu, ancak önümüzdeki yıllarda daha hızlı gelişme göstereceğine inandığını sözlerine ekledi.

Almanya'nın Nürnberg şehrinde bu yıl yirminci yılını kutlayan Biofach, dünyanın en büyük organik ürün fuarı. Son iki yıldır zeytinyağı ve şarap konularında tadım ödülleri verilen fuar Hindistan, Çin, ABD, Japonya ve Brezilya'da da düzenleniyor.

Biofach Zeytinyağı Tadım Ödülleri Yarışması, ilk olarak 2008 yılında yapıldı. Fuarda standı bulunan zeytinyağı firmalarının ürünleriyle katıldığı yarışma için bir tadım standı kuruldu. 'Damak Zevkinizi Gösterin' sloganıyla yapılan yarışmada fuar ziyaretçileri ve katılımcıları, kapalı usulle yağları 12 panelde tattı. Zeytinyağları, kimlik ve orijinleri belirtilmeksizin değerlendirildi. Verilen puanlar, fuardaki panolarda anında ziyaretçilerle paylaşıldı. Bu sene bazı firmaların birden fazla ürünle katıldığı fuarda 72 zeytinyağı yarıştı.

Wednesday, February 25, 2009

Zeytinyağı sektöründe “Ortak Akıl” sıkıntısı

SEDA GÖK
Ticaret Gazetesi
25 Şubat 2009,Çarşamba


Zeytin zeytinyağı sektörü, 26 Şubat’da gerçekleştirilecek Ortak Akıl Toplantısı’nda bir araya gelecek.

Zeytindostu Derneği’nin sekretaryasını yürüttüğü ve Ege İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek Ortak Akıl Toplantısı’nda; zeytinyağına uygulanan primin arttırılması, zeytinyağının iç pazardaki tüketiminin arttırılması, ihracat sorunları ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konuları ele alınacak.

Sektörün ortak akılda buluşması amacıyla düzenlenecek toplantıda uzun zamandır ihracatçılar ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) arasında yaşanan iletişim sıkıntısına da çözüm olması hedeflenirken, UZZK toplantıya katılmayacağını açıkladı.

İnternet ortamındaki zeytinyağı tartışma grubunda ortaya çıkan toplantı fikrinin hayata geçmesine öncülük eden Hasan Köşklü, “Sektörün bazı konularda anlaştığı ve kolayca yola gidebilecekleri halde çözüm bulunamaması nedeniyle yuvarlak masa toplantısı gündeme geldi.

Anlaşılan konu başlıklarında güç birliği oluşturulması gerekiyor. Bir de bizde eksik olan tartışma kültürünü geliştirmeyi ilke edindik. Bu toplantı İzmir’de çeşitli kurumların görüşlerine yer verildi. Sorunları karşılıklı dinlemek ve eşgüdüm yapıp müşterek yol almayı ilke edindik” dedi.

Toplantıdaki konuların başında üreticiye verilen primin arttırılması olacağını belirten Köşklü, ayrıca prim sisteminin zeytin üretiminde de uygulanmasının ele alınacağını kaydetti.

Köşklü, “İhracatçı birliği ayrı, Tariş ayrı, Ulusal Zeytin Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ayrı rapor hazırlayıp ilgililere gidiyor. Hiç kimse birlikte deklarasyon yayınlamıyor. Bunu yapmak istiyoruz. Ortak diğer konular ise iç tüketimin arttırılması ve lisanslı depoculuk” dedi.

Toplantı ile ilgili olarak UZZK ve Tariş Zeytin gibi üs kuruluşlara da resmi davet gittiğini belirten Köşklü, “Bu toplantının amacı sektördeki çözümsüzlükleri gidermek. Toplantı herkese açık” dedi.

SÜREKLİ DÜZENLENECEK

Toplantının organizasyon ve sekretaryasını yürüten Zeytin Dostu Derneği Başkanı Metin Ölken ise iki haftadır üzerinde çalıştıkları Ortak Akıl Toplantısı’nda prim, iç tüketimin arttırılması, ihracatçıların sorunlarının ele alınacağını kaydetti.

Toplantı için 200 kişiye davette bulunulduğunu ifade eden Ölken, gündem maddesinde talebe bağlı olarak yeni maddelerinde eklenebileceğini kaydetti.

Ölken, “Bu toplantıları periyodik olarak düzenleyeceğiz. Üretici ve ihracatçılarımız da sonrasında kendi aralarında daha sık toplanarak raporlama yapacak” dedi.

UZZK: KATILMAYACAĞIZ

Ortak Akıl Toplantısı için sektörün üs kuruluşu olan UZZK’ya davet gitti.

Ancak UZZK Başkanı Mustafa Tan, toplantıya katılmayacaklarını söyledi. Tan, toplantıya katılmama nedenleri hakkında ise şu bilgileri verdi:

“Yuvarlak masa toplantısının yeri UZZK’dır. Sektör temsilcileri bunu ilettiklerinde, biz bu toplantıları çeşitli vesilelerle zaten yapıyoruz.

Konsey dışında başka bir toplantıya gereklilik yoktur. Konsey sorunların ve çözüm önerilerinin farkındadır.

Sorunların çözümünü ifade etmek isteyenler öncelikle konseyde gelip masaya oturmalı.

Konseye üye olmayıp onlarla aynı masaya oturmamak ve sonrasında davette bulunmak mantıklı değil. Her kuruluş kendi başına Ortak Akıl Toplantısı yapmaya kalkarsa konseyin gerekliliği ortadan kalkar.

Amaç çok başlılığı ortadan kaldırmaktır. Toplantının biçim yanlışlığı var. İhracatçı birlikleri daha bizim üyemiz değil.

Toplantıda sektörün belası olan Dahilde İşleme Rejimi gündeme getirilecek. Bu sektörün moralini bozan bir söylemdir. Bunun konuşulmasını bile doğru bulmuyoruz.”

Tuesday, February 24, 2009

Zeytinyağı ve Kızartma



















Fatih Cenikli

Her Yemekte Zeytinyağı " ... Kızartmalarda da en uygun yağ zeytinyağıdır." (s.113)

" ...Yüksek sıcaklıklarda (~180 derece) yapılan kızartma işlemi (yağ-hava tepkimesi sonucu oluşan oksidasyon ve yiyecek – yağ arasındaki tepkimeler nedeniyle) oldukça karmaşıktır. Yağ asitlerinin ısıya stabil olması, iyi bir kızartma yağının, tamamının doymuş yağ asitlerinden oluşmasını desteklemesine karşın beslenme kalitesi yönünden bu olanaklı değildir ...

... Yağ asitlerinin ısıya karşı stabil olmaları oksidasyon olayının başladığı, doymamış merkezlere sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır. Gıda ve beslenme açısından yararlı ve oldukça az stabil olanlar, oleik asit gibi tek çiftebağlı doymamış yağ asitleridir. Oleik asit, zeytinyağındaki yağ asitlerinin yaklaşık %75-80'inini oluşturur. ...

... Oksidasyona direnç açısından bakıldığında, bu yüzden kızartmaya en uygun yağ zeytinyağıdır. ...

... Zeytinyağının yiyecekler ile arasındaki tepkimeleri aşağıdaki gibi sınıflandılabilemektedir.

- Kızarmış yiyecek tarafından absorbsiyon,
- Yiyecek ile uçucu ürünlerin tepkimesi,
- Yiyecek ile uçucu olmayan ürünlerin tepkimesi,

Zeytinyağı, daha az parçalandığından ve bu parçalanmış ürünler yiyecekler tarafından daha az absorbe edildiklerinden, stabil bir yağ olarak kızartmada kullanıldığı zaman yukarıda sayılan bütün bu olasılıklar minimuma indirilmiş olur. ...

... Zeytinyağı, diğer tohum yağlarından ayrı olarak, yüksek kızartma ısılarında bile özelliği değişmeden kalır, bunu sağlayan zeytinyağının antioksidan özelliği ve yüksek oleik asit miktarıdır, böylece oksidasyona açık olmaz ve sonrasında oluşan toksik maddeler oluşmaz (peroksitler ve polimerler gibi). Ayrıca, Varela ve ark., (1982) tarafından yapılan çalışmalar göstermiştir ki diğer katı ve sıvı yağlar gıdanın büyük bir bölümünün ya da her tarafının içine girerken zeytinyağı gıdanın içine girmez ve yüzeyinde kalır. Üst üste tekrarlanan et ve sardalyanın 10 kez kızartılmasında bile, kullanılan zeytinyağının sindirilebilirliği değişmemiştir. (Valera ve ark., 1984) ...

... Natürel zeytinyağında kızaran yiyecekler; su çekme yapıları nedeniyle, aromatik maddeleri absorbe ettikleri için özel bir tat verirler. ... " (Kaynak, "Uluslararası Zeytinyağı Konseyi" yayınları)

Zeytinde ağaç başına verim yeni fidanlarla 3 kat artacak

Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan: '15 kilo olan ağaç başına verim, yeni fidanlarla 40-50 kilolara ulaşacaktır'.

ADANA (İHA) -
22 Şubat 2009

Son 5 yılda 40 milyon zeytin fidanının dikildiği Türkiye'de, 15 kilo olan ağaç başına verimin yeni dikilen fidanlarla 40-50 kiloya ulaşması bekleniyor. Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan, zeytinciliğin her geçen gün geliştiği ülkemizde son 5 yılda yaklaşık 40 milyon yeni fidan dikildiğini, bu fidanlarla toplam zeytin ağacı sayısının 150 milyona dayandığını belirtti. Çiftçinin zeytinciliğe yönelmesinde dekar başına 250 TL desteğin de etkili olduğunu ifade eden Tan, devlet desteğinin devam etmesi durumunda her yıl 10 milyona yakın zeytin fidanının dikilebileceğini, bunun da 2014'te 180 milyon ağaç sayısına ulaşılması anlamına geldiğini kaydetti. Bu sayıya ulaşıldığında Türkiye'nin ağaç sayısı bakımından İspanya'nın ardından dünya ikincisi olacağını vurgulayan Tan, "Ağaç sayımızı 200 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Yeni fidanların devreye girmesiyle üretimde de misli misli artış olacaktır. 115 bin ton olan zeytinyağı üretimimiz kat kat artacaktır. Bugün Türkiye'de ağaç başına verim ortalama 15 kilo civarındadır. Avrupa'da ise 30 kilo civarındadır. Ama yeni üretilen fidanlarla ağaç başına verim ortalama 40-50'lere ulaşacaktır" dedi. Zeytincilik anlamında ülke için çizilen hedeflerin son derece önemli olduğunun altını çizen Tan, "Ancak sektörün geçmişten gelen ve devam eden sorunları vardır. Örneğin fidan üretimi teşvik edildi, yeni fidanlara destek verildi, o oranda da fidan üreticisi sayısında artış oldu. Ama şimdi destek miktarları düşürüldü, fidancılar iflas noktasına geldi. Bu konuda yeni önlemler alınmalı" diye konuştu.
Avrupa Birliği'ne (AB) girmeyi planlayan Türkiye'nin birliğe dahil olmadan ağaç sayısını artırabildiği kadar artırması gerektiğini ifade eden Tan, şunları söyledi: "Türkiye olarak AB'ye uyum sürecini yaşıyoruz. Muhtemel olarak 2014-2015'te AB'ye giriş hedefleniyor. Bu dönem zarfında AB'de artık zeytin dikim alanlarının kısıtlandığını görüyoruz. Yani daha fazla yeni dikimlere yardım yapılmıyor. Mevcut alanları destekliyorlar, ama ülkemiz henüz AB'ye girmediği için bu bölümü fırsat bilip AB sürecinde mümkün olduğu kadar fazla zeytin ağacı dikilmesini konsey olarak çok önemsiyoruz. Çünkü ne kadar fazla sayıda ağaç varlığıyla AB'ye girersek, o kadar ağaç miktarı kayıtlara girmiş olacak. Bu dikimleri o nedenle çok önemsiyoruz. İlk hedefimiz İspanya'nın ardından ikincilik, sonraki 10 yıl içinde de İspanya'yı geçmektir."

Hasan Köşklü :”Cahit Çetin’in politikaları yetersiz ve tutarsız.”

Söyleşi: Hasan Cengiz Yazar
Karasaban


DİR nedir ? ve sizin bu konuya bakışınız nasıldır?

Dahilde İşleme Rejimini bugün detaylı verilen hava raporlarındaki gibi açıklamak gerek.

Çeşitli kaynaklara göre DİR şöyle tarif ediliyor;
http://www.alomaliye.com/bulent_golgeli_dahilde_isleme.htm

Dahilde işleme rejimi ve geçici Kabul rejimleri ihraç edilecek olan malların üretiminde kullanılacak girdilerin ithal edilmesi halinde bu girdilere ilişkin olarak ithalde ödenmesi gereken vergilerin ödenmeyerek teminata bağlanmak suretiyle ertelenmesini ve bu girdiler kullanılmak suretiyle imal edilen malların ihraç edildiğinin tevsiki halinde, daha önce ertelenen vergilerin terkin edilerek bunlarla ilgili olarak verilen teminatların çözülmesini sağlamaya yönelik düzenlemeler bütünüdür.

Wikipedia’da;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dahilde_%C4%B0%C5%9Fleme_Rejimi

İhraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi aramallara ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir. İhracat yapmayı düşünen işletmeler, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılacak olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, ara malı ve ambalaj malzemelerinin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere ve devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yararlanabilirler.

Ekonomist öğretim üyesine göre DİR;
http://www.deu.edu.tr/userweb/dilek.seymen/dosyalar/Dahilde%20ve%20Haricte%20Isleme%20Rejimi.pdf

DİR, ihracatçılara, ihraç mallarında kullanılmak kaydıyla dünya piyasa fiyatlarından hammadde sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir teşviktir.

Rejim, ihraç ürünlerinin üretiminde kullanılan, ithalatı vergiye tabi ürünlere yönelik esasları belirlemektedir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Gümrük Birliği (GB) çerçevesinde doğrudan parasal teşviklerin kaldırılması ile DİR, Türkiye’de ihracatı artırmaya yönelik en önemli teşvik haline gelmiştir.

Türkiye İhracatının yaklaşık %40′ı DİR kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde DİR’in hissedilen anlamı çok farklıdır.

Kimilerine göre dışarıdan neredeyse gümrüksüz getirilen ürünün tekrar ihracı yerine ülkemizin en ücra sınır kapılarından ihraç edilmiş gibi gösterilebilecek olması bir kazanç kapısıdır.

Kimilerine göre her DİR konusu yukarıda bahsettiğim kötü örnekler nedeniyle hep suistimal edilen geçiçi değil daimi ithalat yoludur ve düzenbazla, vatan hainlerinin tercih ettiği bir uygulamadır.

Kimilerine göre özellikle sektörümüzde konusunun açılması, DİR kelimesinin telaffuz edilmesi bile üreticinin aleyhinedir ve konuşulmasına engel olunmalı, yasaklanmalıdır.

Bana göre zeytin ve zeytinyağı sektöründe DİR, diğer sektörlerde uygulanmasına rağmen, sektörümüz lehine uygulanabilir yöntemi bir türlü bulunamayan ne kuş, ne deve, ne de devekuşudur.

Sektörümüzün temel yanlışlıklarından bir tanesi, DİR uygulamasının yanlış olduğunu düşünenlerin Anayasa Mahkemesi’nce iptali dahil, uygulanmaması için gerekli işlemleri yapmamalarıdır.

Diğer temel yanlış, zeytinyağı gibi özel ve nitelikli bir üründe uygulanan politikaların ihracatçıya DİR istemekten başka çare bırakmamasıdır.

Bir başka deyişle, DİR istenmesinin asıl sorumlusu, DİR istenmesini gerektiren politikaları uygulayanlardır.

Sektör bileşenlerinin ve bireylerinin, geçmişteki kötü örnekleri nedeniyle ithalat sanılarak piyasa düşürücü etkisi olacak diye istenmeyen DİR ile ilgili olarak üzerinde önceden anlaştıkları, tanımlamaları yapılmış ve bir daha DİR spekülasyonu yapamayacakları bir formulasyon ile DİR ülke çıkarları doğrultusunda kullanılabilir duruma getirilmelidir.

Diğer yandan DİR’in ülkemize yararı yok olduğu değerlendiriliyorsa, gündemden kalıcı olarak kaldırılması tartışmaya açılmalı, fazlaca zarar veren spekülasyonu engellenmelidir.

TARİŞ’in açıkladığı fiyatlar konusunda ne düşünüyorsunuz?

Zeytin ve Zeytinyağı Birliği her zamankinden daha geç bir tarihte fiyat açıkladı. Gazete sütunlarından öğrendiklerimiz Birliğin gelecekteki dünya zeytinyağı fiyatlarını tahminde her zamankinden daha çok zorlandığı yönünde. http://zeytuni.blogspot.com/2009/02/zeytinyag-fiyatlar-son-10-yln-en-dusuk.html

Tariş’in bu sezon İhracatta kur farkıyla iyi bir yerde olabilme olarak açıklanan politikasını ve İspanya kooperatifçiliğinin anlatıldığı günlerde İspanya’da fiyatların oluşumu ve kooperatiflerin alımlarda uyguladıkları yöntemlerin ne şekilde olduğuna ilişkin yeterli bilgiyi vermemelerini değerlendirmeden yalnızca fiyatları değerlendirmek doğru olmaz.

16 Haziran 2000 yılında çıkan 4572 sayılı yasa ile özerkleşen Tariş, değişen şartlara uyacak, söylemlerde kalan evrensel kooperatifçiliğe geçişte uygun ve uyarlanabilen bir alım yöntemini uygulayamıyor.

Özerkleşmenin ve evrensel kooperatifçiliğin aksine ofis uygulamalarında olduğu gibi fiyat vererek kooperatifçiliği uyguladıklarını, piyasayı belirlediklerini, fiyatları daha fazla düşmekten kurtardıkları yanılgılarını yaşıyorlar.

Son 15 günlük bir değerlendirmede, 5asit zeytinyağı fiyatlarında körfez bölgesinde brüt2.9TL/Kg.-net 2.839TL/Kg. ve Aydın’da brüt3.6TL/Kg.-net3.524TL/Kg. seviyesinde iken Tariş’in brüt3.7TL/Kg.-net3.437TL/Kg. fiyatı ile daha fazla düşmemesini sağladıkları iddiasını doğrulamıyor

Bu arada son günlerde Kristal 5asit fiatını 3.7TL/Kg.(+KDV) seviyesine çekti.

Bu seviyelerde açıklanan fiyatlar ile tabii ki tüccar memnun ve Tariş ortakları memnun değil, basına da yansıdığı şekliyle.

Açıklanan fiyatlara basına yansıdığı şekliyle İhracatçı A.Nedim Güreli piyasaya uygun ve iç piyasaya çalışan Kristal’in Genel Müdürü Ayhan Baran açıklanan fiyatlar normal diyerek memnuniyetlerini, üretici temsilcileri memnun olmadıklarını açıkladılar ve üreticinin memnun olmadığı tüccarın memnun olduğu bir tablo ilk kez ortaya çıktı. http://yeniasir.com.tr/haber_detay.php?hid=18187 http://zeytuni.blogspot.com/2009/02/taris-onceki-gun-fiyat-politikasini.html

Aslında Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin “Fiyatlar uygun bir seviyede değil” diyerek gerçeği kendisi de teyit ediyor.

Çahit Çetin’in ve Ali Nedim Güreli’nin bu konudaki tutumunu nasıl buluyorsunuz?

Cahit Çetin’in politikaları yetersiz ve tutarsız.

Fiyatlara ilişkin son üç yıldaki değerlendirmeleri, beyanları çoğunlukla doğru çıkmadı.

Ülkesel dik duruş ile fiyatları belli seviyede tutmanın ülkemizin dünya üretimindeki payıyla mümkün olamayacağını değerlendiremedi.

Satmayın, zeytinyağı yükselecek fiyatlar 3200€/ton olacak söylemi de gerçekleşmedi.

AB fiyat düşürme politikası izliyor dedi.

Sonrasında DİR istenmesini fiyatların düşüşüne neden olarak gösterdi.

Bu yıl kartel değerlendirmesi var ki bu oluşum da yeni değil.

Oluşumun ilk başlangıcını kendisi bilir, bilgiyi veren ben olduğum için ben de bilirim. Basına da bu konuda yetersiz ve cılız beyanları oldu.

Öncesinden bildiği bir konuda yeterli tedbir almamasını kamuoyunun değerlendirmesine bırakmak gerek.

Şimdilik kartel konusunu ürünleri zarar gördüğünde bu fırsat kaçmaz dediği rakip ülke İspanya’nın kooperatifleriyle birlikte çözümlemeye çalışıyor

Ali Nedim Güreli bir ihracatçı ve EZZİB başkanı olarak diğer ihracatçıların görüşlerini, isteklerini seslendiriyor. Ticaret yaparken kural olarak da ticarette mal alırken para kazanılır ilkesini uyguluyorlar.

Ancak ülkemizde fiyatlar 1994 yılı öncesinde dökme zeytinyağı ihracatının yasak olduğu dönemlerdeki gibi iki-üç firma tarafından belirlenmiyor.

Yine mal alırken kazanılır ilkesini uygulayabilirler ancak bu fiyat dünya fiyatlarından çok aşağıda olamaz.

Dünya fiyatlarına uygun satış yapabilecek, maliyetlerini küresel maliyetlerin altında ile gerçekleştiren bir başka firma bu özel ürünü alır ve kolaylıkla ihraç eder.

Bu arada her fırsatta arkadaş-hemşeri ve ağabey-kardeş ilişkisi içinde olduklarını söyleyen ilgililer aynı fikirde oldukları prim gibi sektörel sorunları ayrı ayrı seslendirirler ama nedense üzerinde anlaştıkları sorunlara beraber çözüm aramazlar.

Z.yağı fiyat politikası nasıl olmalı ve buna göre bu yılki z.yağı fiyatları ne olmalı?

Konuya yalnızca bir fiyat politikası olarak bakmak yanlıştır.

Üreticinin mutluluğunu yalnızca fiyat vererek sağlamak mümkün değildir.

Açıklanan fiyatları dünya fiyatlarının altında-üstünde şeklinde değerlendirmek ve buna göre de çiftçimiz sahipsiz olmadığını gördü demek de doğru değildir.

Diğer yandan fiyatlar serbest piyasalarda zaten oluşmaktadır.

Sorun, oluşan fiyatların özellikle bu sezonda maliyetleri bile karşılamamasıdır.

Oluşan dünya fiyatlarından son birkaç yıldır koşulları olumsuz olarak değişen İspanyol üreticilerinin(özellikle klasik üretim yapanları) bu sezon hiç memnun olmadığını herkesin bilmesi gerek.

İspanyolları memnun etmeyen dünya fiyatları yüksek girdiler ile üretim yapan bizim üreticimizi hiçbir şekilde memnun edemez.

Dünya Ticaret Örgütü ticarette olduğu kadar tarımda pek çok ülkenin neyi ne kadar üreteceğine ve üretirken ne kadar teşvik-prim gibi uygulamalar yapabileceğine müdahil olmaktadır.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Gümrük Birliği (GB) çerçevesinde doğrudan parasal teşviklerin kaldırılması ile DİR, Türkiye’de ihracatı artırmaya yönelik en önemli teşvik haline gelmiştir.(Dr.Dilek Seymen) Küresel rekabetin ezici ve maliyetlerin hızla arttığı şartlarda üretim yapan üreticilerimizin üretim girdi maliyetlerinin düşürülmesine ve destekleme primlerinin artırılmasına, birim maliyetin azaltılması için de üretiminin artmasına ihtiyacı vardır.

Dünyada son yıllarda uygulanmaya çalışılan bir politika var, tüketiciye makul fiyatlardan zeytinyağı gibi zeytinyağı sunabilmek olarak ifade edilen.

Bu tür politikaların oluşturulduğu merkezleri etkileme gücümüz olmaması nedeniyle bizim fiyat yapmanın ötesinde, maliyet düşürme çalışmalarını hızlandırmamız, üreticimizi artan üretim, ucuzlatılmış gübre-mazot-ilaç-vb, artırılmış destekleme primleri ile güçlendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

Hasan Köşklü Kimdir ?

1957 doğumlu İzmir Atatürk Lisesi mezunu Hasan Köşklü, Üniversite eğitimini yarım bırakarak aile işi tarımsal üretime, çiftçiliğe 1978 yılında başladı. 1994-2007 yılları arasında Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Denetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Aydın Ziraat Odası ve Tariş adına Yurt içi ve dışındaki Uluslar arası Zeytinyağı Konseyi (COI) ve benzeri kurum toplantılarına katıldı. Rakip ülkelerdeki tarımsal üretim ve Zeytin&Zeytinyağı sektörünü izleyerek toplam kaliteyi artırma amacıyla gelişmeleri internet öbekleri, gazete, dergi ve TV yoluyla paylaşıyor.

Thursday, February 19, 2009

ZEYTİNYAĞI UZAKLARI SEVDİ

Sözcü
19 Şubat 2009,Perşembe


Türkiye, zeytinyağında AB pazarında gümrük vergileriyle mücadele ederken okyanus ötesindeki pazarlarda önemli başarılara imza atıyor. Japonya, Kanada ve Avustralya, bu üründe ''yıldız pazarlar'' haline gelirken, Ege'den Çin pazarına yapılan satış bir yılda üçe katlandı.

Türkiye İhracatçılar Merkezi (TİM) rakamlarından derlediği bilgilere göre Türkiye, İtalyan zeytinyağlarının etkili olduğu pazarlara yaptığı ihracatını hızla artırıyor. 5 yıl öncesine kadar çok küçük miktarlarda ihracatın yapıldığı Kanada'ya geçen yıl 11 milyon dolar, Japonya'ya 10 milyon dolar, ABD'ye 21 milyon dolar ve Avustralya'ya 7 milyon dolarlık zeytinyağı gönderildi.

Zeytinyağında ihracatın önceki sezona göre yarı yarıya azalarak 74 milyon dolar seviyesinde kapandığı geçen sezonda, uzak pazarlara yapılan ihracat artmaya devam etti. İtalya, İspanya gibi geleneksel pazarlarda önemli gerilemeler görülürken Avustralya 7 milyon dolar, Çin 3 milyon dolar ihracatla dikkat çeken ülkeler oldu. Filipinler, Fildişi Sahili, Güney Kore, Seyşel Adaları ve Tayland, ihracatta 1 milyon dolar sınırının aşıldığı ülkeler arasına girdi.

Dünyada zeytinyağına sürekli artan talep nedeniyle bir çok pazarda büyük potansiyelin bulunduğu belirten ihracatçılar, son dönemde özellikle Japonya pazarında Türk zeytinyağının kendini kabul ettirmesinin önemli başarı olduğuna dikkat çekiyor.

Uzak pazarlara en yüksek katma değerle, markalı olarak ihracat yapıldığına dikkat çeken yetkililer, devletin de desteğiyle zeytin ağacı sayısının son yıllarda arttığını, gelecek sezondan itibaren bunun üretime yansıyacağını ve ihracat miktarının da buna bağlı olarak katlanacağını tahmin ediyor.

AB pazarında ise uygulanan gümrük vergisi nedeniyle Türk ihracatçıların rakiplerle fiyat rekabetinde zorlandığı ve potansiyeline rağmen bu pazarda başarılı olunamadığı kaydediliyor.

ÇİN'DE TÜRK ZEYTİNYAĞI İMAJI-

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, ihracatçının sürekli yeni pazar arayışında olduğunu, bunun meyvelerinin alınmaya başladığını ifade etti.

Türk firmaların dünya genelindeki fuarlarda boy göstermeye başladığına, İtalya, İspanya ve Yunanistan yağlarının yanında artık Türk zeytinyağının da markalaşmaya başladığına dikkat çeken Güreli, son dönemde Japonya ve Çin'deki başarıların geleceğe yönelik umutları artırdığını kaydetti.

Geçen sezon toplam zeytinyağı ihracatının 7'de 1'lik bölümünün yapıldığı Japonya'nın tüm dünyada referans pazar olma özelliğine sahip olduğunu dile getiren Güreli, ''Hızla büyüyen başka bir pazar da Çin. Bu ülkede zeytinyağı kültürünün yeni yeni oluşması da bizim avantajımıza. Zeytinyağının tanındığı tüm pazarlarda İtalyan zeytinyağı imajına karşı mücadele veriyoruz. Oysa bu pazarda Türk zeytinyağı imajını oluşturma şansımız daha yüksek'' dedi.

Güreli, geçen yıl kötü bir sezon yaşayan sektörün bu yıl ihracattaki küçük artışlara rağmen önceki yıllarda yakaladığı performansa ulaşmasının zor olduğunu söyledi.

Küresel krizin zeytinyağına etkilerinin kısıtlı olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Güreli, dünya fiyatlarının gerilemesinin maliyetleri yüksek kalan Türk firmalarını zorladığını bildirdi.

Bu yıl 25 bin tonluk bir ihracat yapılacağını tahmin ettiklerini söyleyen Güreli, fiyatlarda yükselme beklemediklerini dile getirdi.

Öte yandan Ege'den Çin'e yapılan ihracat geçen yıl, önceki yıla göre tam üç kat artarak 2 milyon 400 bin dolara ulaştı.

Türkiye'den özellikle Yudum, Olio Verde, Tariş ve Orkide markalarının uzak pazarlara önemli miktarda ambalajlı ve markalı ihracat gerçekleştirdiği belirtildi.

Tuesday, February 17, 2009

Yunanlı çiftçilerin eylemi

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
17 Şubat 2009,Salı


Avrupa’nın örgütlü çiftçileri sık sık eylem yapıyor. Hükümetler çiftçiyi zor durumda bırakacak bir karar aldığında veya çiftçi ürününü satamadığında yollara dökülüyor.
Geçen yıl süt üreticileri Hollanda, Fransa ve Almanya’da eylemler yaptı. Çiğ süt fiyatının düşmesini protesto etti.
Bu yılın başında İspanya’da zeytinyağı üreticileri zeytinyağı alım fiyatının düşmesini protesto etmek için eylem yaptı. Önümüzdeki günlerde daha büyük eylemler yapılacak.
Fakat bu yıl asıl büyük çiftçi eylemleri, protestolar komşumuz Yunanistan’da yaşanıyor. Yunanlı çiftçiler uzun zamandan beri binlerce traktörle yollarda. Eylemlerin boyutu o kadar büyüdü ki, kapatılan yollar nedeniyle Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya’da taşımacılık sektörü olumsuz etkilendi. Bulgaristan, bu eylemler nedeniyle Yunanistan’ı Avrupa Birliği’ne şikayet etti.
Yunanistan ile Türkiye arasında tarımsal üretimde büyük benzerlikler var. İki ülkenin tarımsal potansiyelini karşılaştırmak doğru olmaz. Çünkü tarım alanları, ürün çeşitliliği ve sahip olduğu potansiyel ile Türkiye çok büyük bir avantaja sahip. Fakat bu avantajı doğru değerlendirdiğini söylemek zor. Bunun nedenlerini sık sık yazıyoruz.
Aynı iklim kuşağında olması nedeniyle özellikle Ege Bölgesi’nde yetişen bir çok ürün Yunanistan’da da üretiliyor. Bu nedenle bazı ürünlerde Yunanistan ile Türkiye arasında ciddi bir rekabet var.
Avrupa Birliği üyesi olmanın avantajı ile ciddi destekler alan Yunanistan, bazı ürünlerde Türkiye’ye üstünlükte sağlıyor. Bu ürünlerin başında pamuk var. Türkiye’de pamuk üretiminin yeterince desteklenmemesi nedeniyle üretim hızla düşerken, Yunanistan, Avrupa Birliği’nden aldığı desteklerle pamuk üretimini son yıllarda ciddi oranda artırdı. Ürettiği pamuğun çok büyük bölümünü de Türkiye’ye satıyor. Türkiye, Yunanistan’dan ortalama 200 bin ton pamuk alıyor ve bunun karşılığında 250 milyon dolar ödüyor.
Avrupa Birliği desteğine rağmen üretim maliyetlerinin çok yüksek, ürün fiyatlarının ise çok düşük olmasını protesto etmek ve daha fazla destek almak için Yunanlı çiftçiler eylem yapıyor.
Medyada yer alan haberlere göre hükümetin tarım alanındaki mali destek politikasını protesto eden Yunanlı çiftçiler, pamuğun dönümüne 60, buğdaya 30, mısıra 40 Avro destek istiyor. Ayrıca zeytinyağına da kilo başına en az 1 Avro destek verilmesini istiyor.
Tarım Bakanlığı ise mısıra dönüm başına 20, buğdaya 10, zeytinyağına ise kiloda 30 sent destek vermeyi, ayrıca 500 milyon Avro tutarında faizsiz kredi desteği vermeyi öngörüyor.
Ancak çiftçiler bu desteği yetersiz bulduğu için eylemlerini sürdürüyor.
Türkiye’de pamuğa kiloda 29 kuruş, mısıra 3.6 kuruş,buğdaya 4.5 kuruş ve zeytinyağına 21 kuruş destekleme primi verildiğini ve dünyanın en pahalı mazotunun Türk çiftçiler tarafından kullanıldığını hatırlatmakta yarar var.
Yunanistan’daki çiftçi eylemlerini yakından izleyen İngiliz Yayın Kuruluşu BBC’ nin Muhabiri Marc Mardell’ in Atina’dan yazdığı izlenimlere bakılırsa Yunanlı çiftçilerin tek derdi para yani destekler değil. Yunanlı çiftçiler sahip oldukları tarımsal potansiyeli en iyi biçimde değerlendirmek ve üretmek istiyorlar.
Yunanlı çiftçilerin bu görüşlerini Marc Mardell şöyle dile getiriyor:
”Tarlalarını bırakıp asfalt yollara dökülmelerinin nedenleri farklı farklıydı. Karmaşıktı. Hatta bazen basit bir haber başlığıyla ifade edilemeyecek kadar çelişkili gibi görünüyordu. Son derece dostça ve içtendiler ama konuştukça, öfkeleri ve tutkuları dışa vurmaya başlıyordu.
‘Atalarımız yaptı, ya biz?’
Bu, hükümetten daha fazla destek isteme eylemiydi, öyle değil mi?
Meğer değilmiş. Bir adama bunu söylediğimde, yarım yamalak, ama cana yakın İngilizcesiyle şöyle konuştu:
“Hayır hayır hayır, para değil!”
Ülkedeki protesto gösterilerinde de sık sık “Ne istiyoruz? Para değil… Ne zaman istiyoruz? Hiçbir zaman!” türünde sloganlar işitiyorduk.
Aslında söylemeye çalıştıkları, kendilerine demet demet para atılmasından daha fazla bir şeyler istedikleriydi.
Yüksek maliyet giderlerine ve düşük fiyatlara son verilmesini istiyorlardı. Özellikle tarımda doğru sulama yapılamamasından yakınıyorlardı.Hükümetin daha fazla planlama yapmasını istiyorlardı. Ucuz ithal ürünlerine engel konulmasını istiyorlardı. Takdir edilmek istiyorlardı.
“Güneşimiz var… En iyi ürünler bizde… Burada binlerce yıldır tarım yapıldı. Ailelerimiz nasıl olup da buradan ekmeklerini çıkardılar da, biz yapamıyoruz?” diyorlar. ”
Yunanlı çiftçilerin söylediklerine itiraz edecek bir tek çiftçi var mı?

Nineleri için zeytinyağı ürettiler

Milas'ın Ağaçlıhöyük Köyünde zeytincilik yapan Sitare ve Ali Osman Menteşe çifti, dedeleri Murat Salih Menteşe ile 1908 yılında Paris'te evlenen nineleri Fransız asıllı Suzanne Dugeny için, evliliklerinin 100.yıl dönümü anısına, "Suzan Nine" markalı zeytinyağı ürettiler.

Ümit KESKİN – Milas/Muğla
Haber Analiz
16 Şubat 2009


MENTEŞE ÇİFTİ, NİNELERİ İÇİN ZEYTİNYAĞI ÜRETTİ

Sitare Menteşe, Suzanne Dugeny'nin oğlu Behlül Menteşe'nin kızı, Ali Osman Menteşe ise Suzanne Dugeny'nin diğer çocuğu Ertuğrul Menteşe'nin oğlu.

Genç bir Süvari Subayı olan Murat Salih Menteşe, Sultan Abdülhamit rejimine karşı olanların arasındaydı ve daha sonra pek çok Osmanlı aydını gibi o da 1900'lü yılların başında Paris'e kaçtı, orada İttihat ve Terakki Örgütünün kuruluş çalışmalarında yer aldı. Menteşe, orada Suzanne Dugeny isimli genç bir Fransız kızıyla tanıştı ve onunla evlendi. Halk arasında "Madam Murat" olarak ta bilinen Suzenne Dugeny, Murat Salih Menteşe ile evlendikten sonra ömrünün çoğunu Milas'ta geçirdi ve 1976 yılında 95 yaşında Milas'ta vefat etti.

Milas'a bağlı Ağaçlıhöyük köyünde dedeleri ve ninelerinden kalan zeytinliklerde zeytin üreticiliği yapan ve butik tesislerinde kendi ürünlerini soğuk sıkım yöntemiyle sıkarak, kaliteli(Oleik asit maksimum %06) zeytinyağı elde eden Sitare-Ali Osman Menteşe çifti, çiftliklerinin zeytinlerinden elde ettikleri yağları, "Menteşe Som" ve "Menteşe Olio Mylasa" markalarıyla, ulusal ve uluslararası zeytinyağı fuarlarına katılarak, Milas yöresi Memecik zeytinlerinden elde edilen yağların tanıtımını yapmaktadırlar. "Menteşe Olio Mylasa" markalı sızma zeytinyağı, 2007 yılında İtalya'da düzenlenen bir zeytinyağı fuarında, "Uluslararası Sızma Zeytinyağı Kataloğu"nda(L'extravergine-2007), "Menteşe Som" da 2008 yılındaki aynı isimli katalogda yer aldı.

Zeytincilikte bilimsel yöntemleri kullanarak, Milas zeytin üreticilerinin ufkunu açan; budama, makinalı hasat, zeytinlerin kasalar içinde sıkım yerine taşınması ve soğuk sıkım gibi pek çok konuda Milaslı zeytin üreticilerine örnek olan Ali Osman Menteşe, eşiyle birlikte, babannesi Madam Suzanne(Suzan) Menteşe'nin ismini taşıyan yağı üretmelerinin gerekçesini şöyle açıkladı:"Bizler, bugünkü varlığımızı dedemiz Murat Salih ve babannemiz Suzan Menteşe'ye borçluyuz. Ninemizin, bizlerin yetişmesinde büyük emeği vardır. Evlenmelerinin 100. yılında, torunları olarak onlardan kalan arazilerde bulunan zeytinlerden elde ettiğimiz ürünlerden ürettiğimiz gerçek sızma zeytinyağına bu yıl "Suzan Nine-Grand Maman Suzanne" adını verdik ve bu şekilde onlara olan saygımızı ve sevgimizi ifade etmek istedik. Ninemiz Suzan Menteşe, bir Fransız olarak doğdu. Yaşantısının büyük bölümünü, Milas'ta, Türk örf ve adetlerine uygun olarak geçirdi. Çevresinden hep sevgi ve saygı gördü. 'Suzan Nine-Grand Maman Suzanne' zeytinyağı ile çok sevdiğimiz ninemizin anısını yaşatmak, ona olan vefa ve minnet duygularımızı anlatmak istedik."

Monday, February 16, 2009

Zeytincilik Kursu

Aydın Ticaret Borsası, Aydın Ziraat Odası ve Zeytindostu Derneği işbirliği ile düzenlenen kurs üreticilere yönelik olup, üretime yeni başlayacak kişiler de faydalanabilecektir.

Zeytincilik Kursu, Aydın dışından diğer illerden ve bölgelerden katılım göstermek isteyen tüm zeytindostlarına açıktır.

İlgilenen zeytindostları için kurs programı aşağıdadır:

Zeytincilik Kursu (Üretim)
Tarih: 05-06 Mart 2009
Yer: Aydın Ticaret Borsası Konferans Salonu
Katılım: Ücretsiz

AB pazarında gümrük vergisi ile mücadele eden zeytinyağı, uzak pazarlarda başarılı oldu

16 Şubat 2009,P.Tesi

Türkiye, zeytinyağında AB pazarında gümrük vergileriyle mücadele ederken okyanus ötesindeki pazarlarda önemli başarılara imza atıyor. Japonya, Kanada ve Avustralya, bu üründe ''yıldız pazarlar'' haline gelirken, Ege'den Çin pazarına yapılan satış bir yılda üçe katlandı.

Türkiye İhracatçılar Merkezi (TİM) rakamlarından alınan bilgilere göre Türkiye, İtalyan zeytinyağlarının etkili olduğu pazarlara yaptığı ihracatını hızla artırıyor. 5 yıl öncesine kadar çok küçük miktarlarda ihracatın yapıldığı Kanada'ya geçen yıl 11 milyon dolar, Japonya'ya 10 milyon dolar, ABD'ye 21 milyon dolar ve Avustralya'ya 7 milyon dolarlık zeytinyağı gönderildi.

Zeytinyağında ihracatın önceki sezona göre yarı yarıya azalarak 74 milyon dolar seviyesinde kapandığı geçen sezonda, uzak pazarlara yapılan ihracat artmaya devam etti. İtalya, İspanya gibi geleneksel pazarlarda önemli gerilemeler görülürken Avustralya 7 milyon dolar, Çin 3 milyon dolar ihracatla dikkat çeken ülkeler oldu. Filipinler, Fildişi Sahili, Güney Kore, Seyşel Adaları ve Tayland, ihracatta 1 milyon dolar sınırının aşıldığı ülkeler arasına girdi.

Dünyada zeytinyağına sürekli artan talep nedeniyle birçok pazarda büyük potansiyelin bulunduğu belirten ihracatçılar, son dönemde özellikle Japonya pazarında Türk zeytinyağının kendini kabul ettirmesinin önemli başarı olduğuna dikkat çekiyor. Uzak pazarlara en yüksek katma değerle, markalı olarak ihracat yapıldığına dikkat çeken yetkililer, devletin de desteğiyle zeytin ağacı sayısının son yıllarda arttığını, gelecek sezondan itibaren bunun üretime yansıyacağını ve ihracat miktarının da buna bağlı olarak katlanacağını tahmin ediyor.

AB pazarında ise uygulanan gümrük vergisi nedeniyle Türk ihracatçıların rakiplerle fiyat rekabetinde zorlandığı ve potansiyeline rağmen bu pazarda başarılı olunamadığı kaydediliyor.

Zeytinyağına da AB'den veto

Geçtiğimiz yıllarda, Türk geleneksel yemek kültürünün en önemli öğelerinden biri olan zeytinyağının da, Avrupa Birliği tarafından çifte standarda tabi tutulduğuna ilişkin haberler basında yer almıştı.

Kota ve miktar kısıtlamalarının tamamen kalkmasını öngören Gümrük Birliği anlaşmasına rağmen Avrupa, bazı ürünlerde Türkiye`den yapılan ticareti engelleyici önlemler almaya devam ediyor. Uzmanların `çifte standart` diye nitelediği bu uygulamalardan biri de zeytinyağı ithaline getirilen engeller. AB, özellikle kutulu zeytinyağında fiyatın yüzde 40`ını bulan oranlarda vergi uyguluyor. Dünyanın en büyük zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden Türkiye ise Avrupa pazarına ancak katma değeri düşük ham zeytinyağı satarak girebiliyor. Bu zeytinyağını ise İtalya ve İspanya gibi Akdeniz`in diğer büyük zeytin üreticisi ülkeler, ülkelerindeki dahilde işleme rejimi teşviklerini de kullanarak satın alıyor. İtalyan ve İspanyolfirmalar, zeytinyağını kutulayarak ABD, Kanada ve Japonya gibi en büyük zeytinyağı ithalatçısı ülkelerde Türkiyeli firmalardan daha iyi fiyatlarla pazar tutuyor. Böylece Türkiye bir yandan Avrupa`dan dışlanırken, bir yandan da büyük pazarlarda zemin kaybediyor.

Friday, February 13, 2009

KIRKAĞAÇ: Zeytin için statü değişikliği talebi yapıldı

AA
13 Şubat 2009,Cuma


Manisa'nın Kırkağaç ilçesinin Ziraat Odası Başkanı Süleyman Boğaz,yabani orman bitkisi kabul edilen zeytinin, önemli bir geçim kaynağıolduğunu belirterek, bu ürünün ''yağlı tohum ve endüstri bitkileri statüsüne alınması'' için yasa değişikliği yapılmasını talep ettiklerini bildirdi. Boğaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zeytinin yağlı tohum veendüstri bitkisi olarak kabul edilmesine ilişkin hazırladıkları dosyayı AK Parti Manisa Milletvekili İsmail Bilen'e teslim ettiklerini kaydetti.

Zeytinin hiç masraf edilmeden gelir sağlanan bir dağ bitkisi olarak görüldüğünü anlatan Boğaz,''Halbuki İlçe Tarım Müdürlüğümüz zeytinin, sulama ve toplama masrafı hariç dekar başına 457 TL masrafı olduğunu hesapladı. Zeytin günümüzde başlıca geçim sağlanan bir ürün haline geldi. Zeytinin şimdiki statüsünden çıkartılıp, yağlı tohum ve endüstri bitkileri statüsüne alınması gerekiyor,''dedi.

Boğaz, önerilerinin kabul edilerek gerekli yasal değişikliğin yapılması halinde zeytine verilen mazot ve gübre desteğinin artacağını ifade ederek şunları kaydetti:''Zeytine, şu anki statüsünde dekar başına mazotta 2, gübrede ise 3 TL destekleme ücreti veriliyor. Zeytin, yağlı tohum ve endüstri bitkileri statüsüne alınırsa, bu kez dekar başına mazotta 6, gübrede de 6 TL destekleme ücreti verilecek. Böylece zeytin üreticilerinin de yüzü gülecek.İlçemizde az sayılmayacak derecede zeytin üretimi yapılıyor. Kırkağaç'ta 45 bin dekar alanda zeytin üretiliyor. Bu yalnızca bizim ilçemizi değil, zeytin üretimi yapılan bütün bölgeleri ilgilendiriyor.Bunun için zeytin yasasında düzenleme yapılmasını istiyoruz.''

Thursday, February 12, 2009

Sektörlerde İhracat Düştü, Zeytinyağında Yüzde 25 Arttı

Son Dakika
10 Şubat 2009


Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (Uzzk) Başkanı Dr. Mustafa Tan, Adana'da Son Beş Yılda Zeytin Ağaç Varlığının Yüzde 200 Arttığını Söyledi. Tarım Bakanlığı'nın Desteklerinin Yeni Dikimlerde Etkili Olduğunu Hatırlatan Tan, Zeytin Fidanı Dikenlere Dekar Başına 250 Tl Yardım Verildiğini Hatırlattı.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Dr. Mustafa Tan, Adana'da son beş yılda zeytin ağaç varlığının yüzde 200 arttığını söyledi. Tarım Bakanlığı'nın desteklerinin yeni dikimlerde etkili olduğunu hatırlatan Tan, zeytin fidanı dikenlere dekar başına 250 TL yardım verildiğini hatırlattı. Tan, Adana'da 1 milyon civarındaki ağaç sayısının 3 milyona çıktığını, bu rakamın Türkiye genelinde 150 milyon adede dayandığını ifade etti. Şu anda 115 bin ton civarında yağ üretildiğini vurgulayan Tan, 6 yıl sonrası için bu rakamı 750 bin tona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Doğu Akdeniz Zeytin Birliği'nce (DAZB) düzenlenen 'Zeytin Budama Kursuna' katılmak üzere Adana'ya gelen Tan, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nde gerçekleştirilen toplantıda sektördeki gelişmeler hakkındaki görüşlerini paylaştı. Çukurova'nın zeytincilikte önemli bir potansiyele ulaştığını vurgulayan Dr. Mustafa Tan, "Biz UZZK olarak, dünyada Türkiye'nin en kaliteli zeytinyağı ve zeytin üretmeye en uygun ülke olduğunu düşünüyoruz. Çünkü zeytinin anavatanı burasıdır." dedi. DAZB'ın, önderliğini yaptığı ve Tarım İl Müdürlüğü ile Halk Eğitim Merkezi'nin destek verdiği 'Zeytin Budama Kursuna' 150 üreticinin katıldığını aktaran Tan, burada teorik ve pratik uygulamaların yapıldığını belirtti. Türkiye'nin AB'ne uyum süreci yaşadığına işaret eden Tan, Avrupa'da artık zeytin dikim alanlarının kısıtlandığını dile getirdi. 2015 gibi Türkiye'nin birliğe girmesi öngörüldüğüne dikkat çeken Tan, bu sürenin zeytin bakımından iyi değerlendirilmesini istedi. Tan, şöyle devam etti: "AB'ne çok daha fazla zeytin ağacı sayısı ile girmemiz gerekir. Şu anda 115 bin ton civarında yağ üretiyoruz. Altı yıl sonrası için bu rakamı 750 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla yeni dikimleri çok önemsiyoruz. Bunun ifadesi zeytincilikte İspanya'nın ardından dünya ikinciliğidir. Gelecek 10 yılda da bu ülkeyi de geçmeyi amaçlıyoruz."

"DİĞER SEKTÖRLERDE İHRACAT DÜŞTÜ, ZEYTİNYAĞINDA YÜZDE 25 ARTTI"

Çukurova'da pamuk, mısır, ayçiçeği ve buğday gibi ürünlerin yanında zeytinin ciddi bir seçenek olduğunun altını çizen Dr. Mustafa Tan, önümüzdeki dönemde zeytinde arz fazlalığı beklemediklerini açıkladı. Mevcut potansiyelin beşe katlanmasından bile kimsenin gözünün korkmaması gerektiğini savunan UZZK Başkanı Tan, "Türkiye'de kişi başına 1 kilogram zeytinyağı, 5 kilo sofralık zeytin tüketiliyor. Yunanistan'da bu rakam kişi başına 18 kilogramdır. Üretimden korkmamak lazım. Bütün ülkeler zeytin ağaç varlığını artırıyor. Kutsal bir ürün olan zeytinin yetiştiği yerler emin beldelerdir. Krizlere en dayanıklı ağaçtır. Bütün sektörlerde ihracat miktarı yüzde 28'le varan düşüşler gösterirken, zeytinyağı sektörü bir önceki yıla göre yüzde 25 oranında artış göstermiştir. Dolayısı ile bu kutsal ürün zor koşullarda daha fazla performans gösteriyor. Krizlere alışıktır, soğuktan, yangından ve bombalardan korkmaz." şeklinde konuştu.

"ARTAN DİKİME PARELEL DEPOLAMA ALANLARI YAPILMALI"

Sektörün sorunlarına da değinen UZZK Başkanı Dr. Tan, AB'de 1 kilogram zeytine 1.32 Euro yardım verildiğini vurguladı. Türkiye'de bu yardım miktarının 11 kuruştan 21 kuruşa çıktığını kaydeden Tan, bu artışı anlamlı bulduklarını; fakat kendilerinin 1, 1,5 TL beklediklerini söyledi. Tan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki yılların zeytincilere ait olacağını belirtiyoruz. Fakat bu yatırımın altyapısının da hazırlanması gerekir. Dikimlerle birlikte zeytinyağı depolama alanları şimdiden planlanmalı. Uygun olmayan plastik kap ve sac tanklarda zeytinyağı kalitesini kaybeder. Kalkınma Ajansları bu konudaki projeleri desteklemelidir. Ayrıca, bölgeye kapsamlı bir analiz laboratuarı kurulmalı. Üretilen zeytinyağı iç pazardan ziyade ihracata yönelik olmalı. Üretici bilinçlendirilmeli. Nasıl budama yapacak, ağaçların araları ne kadar olacak, nasıl hasat yapacak? Üretici, tüm bu soruların cevabını bilecek. Bundan dolayı kurslardaki bu eğitimler çok önemlidir. Kırsalda işsizliğin önüne geçmesi bakımından zeytinciliğin sosyo-ekonomik özelliğe haiz olduğu unutulmamalı."

Türkiye'de son beş yılda yaklaşık 35-40 milyon zeytin fidanı dikildiğini açıklayan Tan, şu anda ülkede zeytin ağacı sayısının 150 milyona dayandığını bildirdi. Türkiye'nin zeytin envanterinin çok iyi bilinmesi gerektiğini hatırlatan Tan, bu rakamların AB'den alınacak hibelerde büyük katkıları olacağına işaret etti. Tan, ağaç sayısının 200 milyona yükseltilmesinin planlandığını anlattı. Ülkede ortalama zeytin ağacı başına verimin 15 kilo civarında olduğunu vurgulayan Tan, AB'de bu miktarın 30 kiloyu bulduğunu kaydetti. Tan, yeni fidanlarda üretim ortalamasının 40-50 kiloya çıkacağını aktardı.

"BİR DEKAR BUĞDAYDAN 80, ZEYTİNDEN 2 BİN LİRA KAZANILIR"

DAZB Başkanı Mehmet Güler de Adana'daki 3 milyon ağacın geçmişte kesilerek yerine tütün ekildiğini, şimdi tekrar bu yanlıştan dönüldüğünü söyledi. 5 dekarlık alanda 250 ağacı olan bir kişinin köyden şehre gelmeden rahatlıkla geçimini sağlayabileceğini dile getiren Güler, işsizliğin azaltılmasında zeytinciliği önemli bir faktör olarak gördüğünü ifade etti. Dünyada çoğalan zeytin ağacı ile birlikte tüketimin de arttığına değinen Güler, bir dekar buğdaydan 80 lira, mısırdan 200 lira kazanılmasına karşılık, zeytinde 2 bin lira gelir elde edilebileceğini aktardı. Güler, bu bölgenin bitkisi olmasına rağmen yerel çeşitlerin kaybolduğunu anlattı.

15 Şubat'a kadar sürecek kursta, eski ağaçlarda yüzde 60'a yakın verim sağlamayı hedeflediklerini belirten Güler, zeytini gündemde tutmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Friday, February 06, 2009

Türkel Minibaş'ı kaybettik


06 Şubat 2009, Cuma

Gayrettepe’deki Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi’nde bir süredir mide kanseri tedavisi gören Prof. Dr. Türkel Minibaş, bugün 10.30 sularında yaşamını yitirdi. Prof. Dr. Türkel Minibaş için ilk tören yarın saat 10.00’da İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenecek.

Minibaş, Fatih Cami'nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazından sonra Balıkesir'in Ayvalık ilçesine götürülerek Alibey Adası'nda (Cunda Adası) babasının yanına defnedilecek.

Mustafa TAN:

"Acımız Büyük,
Ülkemiz ve Zeytinciliğimize aydınlık fikirleri ile ışık saçmış, yol göstermiş, çok sevgili arkadaşımız, dostumuz, yol arkadaşımız Onurlu ve Örnek İnsan Prof. Dr. Türkel Minibaş’ı maalesef yakalanmış olduğu amansız hastalık bizlerden kopardı.

Unutulmamalı ki O ve fikirleri ve daima özgürlük saçan mavi gözlerinde ki anlam ve bilgelik, Kutsal Zeytin Ağacının Gölgesinde ve yüce sevgisiyle yüreğimizin bir köşesinde sonsuza dek huzur içinde yaşayacak ve onu hatırlayanlara ışık saçmaya ilelebet devam edecek.

Türkel’ e Allah’ tan rahmet, Kederli Ailesine başsağlığı dilerim.Başımız sağ olsun."


Murat Narin :

"Birçoğumuzun yakından tanıdığı, ülkemiz ve dünya ekonomisi ile ilgili yaşamı boyunca ışığını üretenlerden yana yaymış, ülkemiz zeytinciliği için verdiği emekleri yakından bildiğimiz, aydınlık insan

Prof.Dr. TÜRKEL MİNİBAŞ bu sabah yaşama veda etti. Uzun süredir mücadele ettiği hastalığı onu en verimli çağında,genç yaşında aramızdan ayırdı..

Hastalığı ortaya çıkıp ameliyat olmuş ve kısa bir süre sonra, ağır ameliyatın arkasından,dinlenmeden çalışmaya başlamıştı. Ülkemiz zeytinciliğinin gelişme potansiyeli, zeytin dikilebilir 12 milyon hektar alanın ağaçlandırılması, ortaya çıkacak potansiyelin makro ekonomik sonuçları vb. planlamalarının yapılması ve bunun uygulamaya geçirilmek üzere kapsamlı bir çalışma yapmak üzere ön çalışmalara başlamıştık.

Sevgili Türkel hocanın yaşamının son dönemlerinde ölümsüz ağaç için çalışma kararını tamamlamasına hastalığı fırsat vermedi. Ama biliyorum ki o bize önemli başlıkları verdi,ve bu projeyi tamamlamak onun ruhunu mutlu edecek..

Onun için söylenecek çok ama çok şey var,şimdi söyleyemediğim.

O zeytin ağaçlarının ölümsüzlüğünde yaşayacak..

Işıklar içinde yat sevgili Türkel.."


Ali Ekber Yıldırım :

"Aynı panellerin, toplantıların konuşmacısı olduğumuz, görüşlerimizin ve yazılarımızın çok sıkça çakıştığı Türkel Hoca’dan çok şey öğrendik.
Ayvalık Zeytin Hasat Günlerinde zeytin toplayan kadınlarla objektifimize gülümseyen Türkel Hoca’yı yüzünden hiç eksilmeyen o gülümsemesi ile hep hatırlayacağız.
Zeytin, tütün, Tekel’ in özelleştirilmesi ve tarıma ilişkin diğer konulardaki yazıları ile “çiftçi dostu” olan Prof. Dr. Türkel Minibaş’ı saygıyla anıyoruz."

Thursday, February 05, 2009

MANİSA'DA 900 YILLIK ZEYTİN AĞACI

Zaman
05 Şubat 2009,Perş.


Ege Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma Manisa'da en az 900 yıldır zeytin yetiştirildiğini ortaya koydu. Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Süleyman Boğaz, "Bu çalışma, bin yıla yakın zamandır topraklarımızda zeytin üretildiğini, zeytinin birinci mahsul, yağının da zeytin gibi çok kaliteli olduğunu tescilledi," dedi.

Zeytinyağında kartelleşmeye karşı ortak hareket edilecek

Referans
05 Şubat 2009,Perş.


Dünya zeytinyağı fiyatlarını belirleyen İspanya'da büyük sanayicilerin oluşturduğu kartelleşmeye karşı yapılan eylemlere Türkiye'de destek verecek. İspanya'da zeytinyağı şirketlerinin birleşerek oluşturduğu kartellerin dünya fiyatlarını baskı altında tuttuğunu vurgulayan TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, bu yıl dünya çapında üretim artışı veya talep gerilemesi olmamasına rağmen fiyatların gerilediğini söyledi. İspanya'da üreticinin fiyat düşüşlerine ve sanayideki kartelleşmeye karşı tepki göstermek üzere büyük protesto eylemleri yaptığına dikkat Çetin, "İspanya'daki kooperatiflere destek amacıyla bu ülkeye giderek bazı temaslarda bulunduk. Yaptığımız görüşmelerde Akdeniz çanağındaki tüm zeytinyağı üreticileri için ortak bir tehdit olan kartele karşı ortak hareket etme kararı aldık. Buna göre, ülkelerdeki rekolte ve üretim bilgileri, piyasanın durumu, fiyat yapıları hakkında kooperatifler arası sürekli bilgi paylaşımında bulunma kararı aldık. İspanya'da verilen mücadelede kooperatifler başarılı olamazsa bu zincirleme bir etkiyle Türkiye'deki üreticileri de etkileyecek. Bu nedenle uluslararası bir mücadele yönetimi belirlendi" diye konuştu.

Fiyatlar son 10 yılın en düşüğü
Zeytinyağında dünya fiyatlarının son 10 yılın en düşük seviyelerinde olduğunu, buna rağmen kur avantajı nedeniyle ihracatta iyi bir yıl geçirmeyi beklediklerini anlatan Çetin, Türkiye'de bu yıl 165 bin ton zeytinyağı rekoltesi tahmin edildiğini, ancak bunun 150 bin ton seviyelerinde kalacağını belirtti. Çetin, 2008-2009 sezonunun durgun başladığını, piyasanın uzun süredir talepsiz konumda beklediğini, bir süre önce açıkladıkları fiyatların talepsizliğin doğurduğu sıkıntıyı giderdiğini belirterek, üreticinin günlük kaynak sıkıntısını giderdiklerini dile getirdi. Piyasanın geleceği konusunda tahminde çok zorlandıklarını, önceki yıllarda böyle bir dönem hatırlamadığını kaydeden Çetin, şunları söyledi: "Üreticinin hiç olmazsa zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak bir fiyat belirledik. TARİŞ bu konuda her zamankinden çok daha istikrarlı bir duruş sergiledi. Fiyatlar uygun bir seviyede değil ama TARİŞ olmasaydı bunun çok daha altında oluşur ve üretici perişan olurdu."
Çetin, son dönemde iç piyasada ise krizden etkilenmenin söz konusu olduğunu belirterek, market fiyatlarında yüzde 10 civarında gerileme yaşandığını ancak bunun ne kadar devam edeceğini bilemediklerini ifade etti.

KURED Zeytinyağı Şenliği

Kuşadalı Rehberler, 15- 22 Nisan tarihlerinde kutlanacak Turizm Haftası'na, KURED olarak, Zeytinyağı Şenliği ile katılmayı planlıyorlar.

Etkinliğin ana ekseni, büyük kooperatiflere üye olmayan, az miktardaki yağını kendi olanakları ile, pazarlarda plastik şişelerde satmaya çalışan küçük üreticilere destek vermektir.

Zeytincilik ve zeytinyağı üzerine İtalya'da master yapmış olan uzman Semra Bahcecik konuya ilişkin bir seminer verecektir. Seminerde işlenecek konular şunlardır:

ZEYTİNYAĞI HİKAYESİ SEMİNERİ

·Zeytinyağının tarihçesi ( ilk çağlardan günümüze zeytin ve zeytinyağı)

·Zeytin ağacının özellikleri ( zeytinlik için arazi satın alırken ve zeytinlik kurarken nelere dikkat etmek gerekir, iklim koşulları, toprak türü ve zeytin tür seçimi)

·Zeytinyağı ve sağlık üzerindeki etkileri

·Zeytinyağı ektrasyonu ( Değisik ekstraksyon-işleme sistemlerin anlatımı )

·Kaliteli zeytinyağı üretmek için neler yapılmalıdır?

·Değişik zeytinyağı çeşitlerinin ( naturel sızma, riviera, naturel birinci vb.) farkları

·Zeytinyağı tadımı ( duyusal özelliklerin anlatımı, iyi ve kötü yaglardan örnekler)

·Evlerimizde zeytinyağını nasıl saklamalıyız?

Wednesday, February 04, 2009

Zeytinyağı fiyatları son 10 yılın en düşük seviyesinde

Anadolu Ajansı
04 Şubat 2009,Çarş.


TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, zeytinyağında dünya fiyatlarının son 10 yılın en düşük seviyelerinde olduğunu, buna rağmen kur avantajı nedeniyle ihracatta iyi bir yıl geçirmeyi beklediklerini söyledi.
Çetin, Türkiye'de bu yıl 165 bin ton zeytinyağı rekoltesi tahmin edildiğini ancak bunun 150 bin ton seviyesinde kalmasının beklendiğini ifade etti.
Bu yıl dünya çapında üretim artışı veya talep gerilemesi olmamasına rağmen fiyatların gerilediğini belirten Çetin, dünya fiyatlarını belirleyen ülke olan İspanya'da zeytinyağı şirketlerinin birleşerek oluşturduğu kartellerin fiyatları baskı altında tuttuğunu ifade etti.
Çetin, bunun Türkiye'deki üreticiyi de etkilediğini, ihraç fiyatlarının son 10 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini dile getirdi.
İspanya'da üreticinin fiyat düşüşlerine ve sanayideki kartelleşmeye karşı tepki göstermek üzere büyük protesto eylemleri yaptığını bildiren Çetin, "İspanya'daki kooperatiflere destek amacıyla bu ülkeye giderek bazı temaslarda bulunduk. Yaptığımız görüşmelerde Akdeniz çanağındaki tüm zeytinyağı üreticileri için ortak bir tehdit olan kartele karşı ortak hareket etme kararı aldık. Buna göre ülkelerdeki rekolte ve üretim bilgileri, piyasanın durumu, fiyat yapıları hakkında kooperatifler arası sürekli bilgi paylaşımında bulunma kararı aldık. İspanya'da verilen mücadelede kooperatifler başarılı olamazsa bu zincirleme bir etkiyle Türkiye'deki üreticileri de etkileyecek. Bu nedenle uluslararası bir mücadele yönetimi belirlendi" diye konuştu.

AÇIKLANAN FİYAT
Çetin, 2008-2009 sezonunun durgun başladığını, piyasanın uzun süredir talepsiz konumda beklediğini, bir süre önce açıkladıkları fiyatların talepsizliğin doğurduğu sıkıntıyı giderdiğini belirterek, üreticinin günlük kaynak sıkıntısını giderdiklerini dile getirdi.
Piyasanın geleceği konusunda tahminde çok zorlandıklarını, önceki yıllarda böyle bir dönem hatırlamadığını söyleyen Çetin, şunları söyledi: "Üreticinin hiç olmazsa zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak bir fiyat belirledik. TARİŞ bu konuda her zamankinden daha çok istikrarlı bir duruş sergiledi. Fiyatlar uygun bir seviyede değil ama TARİŞ olmasaydı bunun çok daha altında oluşur ve üretici perişan olurdu. Açıkladığımız fiyatlarla üretici fiyatlarının daha fazla gerilemesinin önüne geçtik. Üreticinin önemli bölümü de TARİŞ'in mücadelesinin farkında.
TARİŞ olmasaydı fiyatın nerelerde olacağını bilen üreticinin desteğini gördük. Tabi fındık üreticisine sağlanan imkanlar zeytinyağına da sağlansa tablo çok daha farklı olurdu. Üretici böyle bir beklenti içindeyken daha beteriyle karşı karşıya kaldı ve 21 kuruş olarak açıklanan prim 18.9 kuruşa çekildi."

KRİZİN ETKİSİ
İspanya ve Yunanistan'da AB'nin sağladığı desteklere rağmen çiftçinin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle meydanlara indiğini, Türk çiftçisinin ise tüm olumsuzlara rağmen direnç gösterdiğini bildiren Çetin, çiftçinin bu duruşuna saygı gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.
Çetin, yeni dönemde döviz kurlarının da etkisiyle ihracat için uygun bir ortamın oluştuğunu, bu yıl ihracatta geçen yıla göre artış beklediklerini ifade etti.
Zeytinyağında küresel krizin büyük etkisinin görülmediğini dile getiren Çetin, talepte bir düşüş görülmemesine rağmen İspanya'daki gelişmelerin piyasayı olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Çetin, son dönemde iç piyasada ise krizden etkilenmenin söz konusu olduğunu belirterek market fiyatlarında yüzde 10 civarında gerileme yaşandığını ancak bunun ne kadar devam edeceğini bilemediklerini ifade etti.

Rusya Pazarında Zeytin-Zeytinyağı

M.Hakkı Yazıcı
e-posta : mhyazici@gmail.com


Rusya’da zeytin-zeytinyağı var mı?

Bir süredir Moskova'da yaşıyorum ve utanarak yazıyorum; ben de evimde ne yazık ki markette bulabildiğim İspanyol, İtalyan, Yunan zeytin ve zeytinyağlarını yiyorum.

Zeytin ve zeytinyağı ticareti ile ilgimi de bunun ülkemizde emek verenler için kazançlı bir noktaya geldiğine inandığım zamana kadar askıya aldım; ilgimi daha çok yazmak ve araştırmak düzeyinde sürdürüyorum.

Hemen dudak bükmeyin; geçen sene devam ettiğim iki aşamalı zeytinyağı tadımı eğitiminin deneyimiyle tattığım Rusya’daki marketlerden satın aldığım bu zeytinyağları hiç de fena değil; ancak yine de burada bulabildiklerim bizim Körfez zeytinyağlarının ve sofralık Gemlik zeytinimizin yerini tutamaz. Galiba memleket hasreti bende en çok bu konuda kendisini gösteriyor.

Keşke bizim güzelim ürünlerimiz de raflarda hak ettiği yeri alabilse.

Bu beni üzüyor, ancak bu duyguyu herkesin paylaştığını da sanmıyorum.

Görebildiğim kadarıyla bizim dünya pazarlarını anlayıp, iş yapabilmemiz için daha bir kaç fırın ekmek yememiz gerekecek. -Keşke onca ekmeği zeytinyağına banarak yesek ve hiç olmazsa iç tüketimi arttırsak.

Bütün Rusya için konuşamasak bile Moskova çok zengin bir şehir. Dünyanın en görgüsüz ve ölçüsüz zenginleri burada… Zeytinyağı da burada çok prestijli bir ürün ve tanınıyor. Rusya'da da bütün dünyada olduğu gibi margarin, sabun, güzellik müstahzarları gibi bazı ürünler, zeytinyağı imajı ile pazarlanıyor. Rusların çok tükettikleri mayonez üretimi yapan bir firmanın ambalajlarında bunun zeytinyağı kullanılarak imal edildiğini anlatan zeytin resimleri var.

Hemen her markette zeytin ve zeytinyağı var; bazen promosyonu bile yapılıyor.
Yılbaşı arifesinde gezinirken Kremlin’de Lenin’in Mozolesinin hemen karşısında bulunan GUM Alışveriş Merkezi’nin içindeki gurme marketi Gastronom’un orta yerinde kurulmuş muhteşem zeytinyağı standını inceledim. Gözlerim boşu boşuna aradı; ancak ne yazık ki bir tek şişe bile Türk zeytinyağı yoktu.
Kimse kusura bakıp alınıp kızmasın, benim şahsi düşüncem Moskovalıların zeytinyağını Erzurumlulardan, Konyalılardan, Kayserililerden, Trabzonlulardan daha fazla tanıdıkları ve tükettikleri… Ancak ne yazık ki Türklerin kurdukları Ramstore’larda bile Türk ürünü yok. Hem de Rusya burnumuzun dibinde olmasına ve navlun avantajımız bulunmasına rağmen.

Bu, tamamen dünya fiyatları ile piyasaya güçlü bir şekilde girememekle ilgili.

İşte böyle... Ne yazık ki biz hala iç kavgalarla uğraşıp burnumuzu dışarı çıkaramıyoruz.

Rusya perakende pazarı

Rusya pazarını küçümsemek safdillik olur. Özellikle 90’lı yıllardan sonra hızla büyüyen ve gelişen bir Rusya’dan bahsediyoruz.

Gelgitlerle dolu kriz zamanlarında kesin rakamlardan söz etmek çok doğru olmasa da yaklaşık bazı göstergelerle Rusya pazarına bakacak olursak ne kadar önemli olduğunu anlarız.

Economist Intelligence Unit tarafından hazırlanan rapora göre Rusya şu anda dünyanın en büyük on ikinci büyük perakende pazarı konumunda. Bu araştırmaya göre 2002 yılında 112 milyar ABD doları seviyesinde olan perakende pazarı sektörü hacmı 2004 yılında 190 milyar ABD dolarına yükselmiştir.

2010 yılında 450 milyar ABD dolarlık perakende pazarına sahip olması öngörülen, şu anda 270 milyar ABD dolarlık pazara sahip Rusya`da benim yaşadığım Moskova, sadece 68 milyar ABD doları ile önemli bir paya sahip.

Financial Times gazetesinin yaptırdığı araştırmaya göreyse Rusya’nın 2020 yılında Almanya’yı bile geçerek, Avrupa’nın en büyük perakende pazarına sahip olacağı, 2004 yılında 224 milyar ABD doları olan gıda, giyim ve dayanıksız tüketim mallarını kapsayan “grocery” sektöründe 2020 yılında 637 milyar ABD dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağı açıklanmıştır.

Rusya perakende pazarı, 2000 yılından beri yılda yaklaşık % 11 oranında büyüyerek gelişmektedir.

Renaissance Capital tarafından yapılan “Future of Russia’s Consumer Sector” araştırmasına göre, Rusya’da 2010 yılında satın alma gücü paritesine göre kişi başına harcanabilir gelir düzeyinin 10.550 ABD dolarına ulaşacağı beklenmektedir.

Rusya perakende pazarında Alman Metro (Metro, Cash&Carry, Real), Fransız Auchan önemli bir mağaza ve pazar payına ulaşmıştır. 1997 yılında, Moskova’da ilk Ramstore mağazasını açarak süpermarket-hipermarket sektöründe yabancı sermayeli girişimciliğin öncülüğünü yapan Türk Ramenka ise bu mağazaların önemli bir kısmını Fransız Auchan’a satarak sektörün liderliğini ne yazık ki yitirmiştir.

Rusya zeytin-zeytinyağında da önemli bir pazar

Türkiye’nin son iki senedir trajik bir şekilde gerileyen zeytin-zeytinyağı ihracatında toparlanıp atak yapabilmesi için hedef pazarlarını iyi belirlemesi gerekmektedir.

Süregelen koşullarda, AB ülkelerine ihracat yapabilmek için, zeytin üreticisi hemen her ülkeye verilen kotalardan her ne hal ise yoksun olan; zeytin üreticisi AB ülkeleri ve kotaya sahip AB üyesi olmayan diğer ülkelerle adil olmayan bir rekabete zorlanan Türkiye’nin ancak olağan dışı iklim koşulları sonrasında, kıtlık senelerinde malının talep edilir olacağını bilmek için biraz gerçekçi olmak yeterli...O da markalı-ambalajlı değil, dökmeci olarak…Bu gidişle çok yakın bir gelecekte ihracatta ancak Tunus’un dökme zeytinyağı tedarikçisi olabilirsek kimse şaşırmasın.

AB’den kota edinme mücadelesini bırakmadan, kararlı bir şekilde verirken alternatif pazarlarda yer edinmek çabası da sürdürülmelidir. AB ile vakit kaybetmek yerine ABD, Kanada, Çin, Japonya ve Rusya gibi pazarlara gereken önem verilmelidir.

145 milyon nüfusu bulunan, kişi başına düşen milli geliri ortalama 5 bin 260 dolar olan Rusya`da kişi başına düşen zeytinyağı tüketiminin de eğitim ve refah seviyesinin yükselmesine paralel olarak her geçen gün artması bekleniyor.

Zeytinyağı tüketiminde yüzde 78 ile İspanyol yağları birinci sırada yer alıyor. Pazarda İtalya, Yunanistan, Tunus ve Suriye zeytinyağları da hatırı sayılır oranda bulunuyor.

2005 yılında Rusya`nın yıllık ithalatı 6 bin ton iken Türkiye`nin Rusya`ya yaptığı zeytinyağı ihracatı 220 tondu. Bunun 150 tonu Tariş tarafından yapılan ihracat idi.

Rusya, Uluslararası Zeytin-Zeytinyağı Konseyi (IOOC) verilerine göre son yıllardaki zeytinyağı ithalatı 14 bin ton, sofralık zeytin ithalatı ise 90 bin ton civarında olmasına ve bu miktar 145 milyonluk bir ülke için henüz çok az olmasına rağmen önemsenmesi ve stratejik bir pazar hedefi olarak değerlendirilmesi gereken bir ülke.

Bazı fiyat bilgileri

Fikir edinmek isteyenler için Ocak 2009 başında Moskova’da çeşitli marketlerde not aldığım sızma zeytinyağı fiyat bilgilerini paylaşmak istiyorum:

Maestro de Oliva ( İspanya ), 1 Lt. tenekede, 312,09 Ruble,
Carbonel ( İspanya ) , 1 Lt. tenekede, 305,78 Ruble,
Terra Delyssa (Tunus ) , 1 Lt. cam şişede, 269,10 Ruble,
İliada (Yunanistan ) , 1 Lt. cam şişede, 476,90 Ruble,
Filippo Berio ( İtalya) , 1 Lt. cam şişede, 349,90 Ruble,
Monini ( İtalya) , 1 Lt. cam şişede, 387,90 Ruble,
La Espanola ( İspanya ) , 1 Lt. cam şişede, 424,90 Ruble,
La Espanola ( İspanya ) , 0,75 Lt. cam şişede, 293,79 Ruble,
Terra Delyssa ( Tunus ) , 0,75 Lt. cam şişede, 222,90 Ruble,
İliada ( Yunanistan ) , 0,75 Lt. cam şişede, 237,90 Ruble,
Borges ( İspanya ) , 0,75 Lt. cam şişede, 314,90 Ruble,
La Espanola ( İspanya ) , 0,5 Lt. cam şişede, 204,79 Ruble,
Borges ( İspanya ) , 0,5 Lt. cam şişede, 227,79 Ruble,
Bertolli ( İtalya ) , 0,5 Lt. cam şişede, 234,90 Ruble,
Carapelli ( İtalya ) , 0,5 Lt. cam şişede, 331,50 Ruble,
Gae ( Yunanistan ) , 0,5 Lt. cam şişede, 269,50 Ruble.

Fiyatları Türk Lirası cinsinden anlamak isteyenler Ruble cinsinden fiyatları 20’ye bölerlerse yaklaşık bir fikir sahibi olabilirler.
Fiyatlar, arasında görülebilecek değişkenlikleri pazarlama politikalarına bağlamak doğru olur sanırım.


Türkiye’nin Rusya pazarındaki zeytin-zeytinyağı pazarlama serüveni

Zaman zaman basında, örneğin Verde’nin Rusya’da ve Ukrayna’da temsilcilik açacağına, Ravika’nın ciddi kontratlar yaptığına dair haberler okuyup ümitleniyoruz.

Ocak 2007’de Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, basına yaptığı bir açıklamada zeytinyağı pazarında yüzde 78 pay ile Rusya`da liderliği elinde bulunduran İspanya`nın tahtını sallamayı hedeflediklerini, önümüzdeki 10 yılda Rusya pazarının yarısını ele geçirmeyi planladıklarını açıklamıştı.

Bugün, üzerinden iki yıl geçtikten sonra, Moskova’da yaşayan, ihtiyaçları için her gün marketlerden alışveriş yapan biri olarak üzülerek yazıyorum ki Tunus dahil, İspanya, İtalya, Yunanistan gibi zeytin-zeytinyağı üreticisi ülkelerin ürünleri raflarda boy gösterirken Türkiye, önemli bir zeytin-zeytinyağı üreticisi ülke olmasına rağmen pazarda yok denilebilecek bir seviyede yer alıyor.

Tariş’in ürününe sadece Enka’nın henüz Auchan’a devretmediği Ramstore’lardan birinde, Novokuznetskaya’daki TOPTİM- Arkadia Alışveriş Merkezi’ndeki ( Hoş, TİM ve Odalar Birliği’nin ortaklaşa yaptırdığı bu ticaret ve alışveriş merkezi de Ruslara satıldı ya! ) mağazada, ancak boyu uzun olanların fark edebileceği raflardan birinde rastladım. O da yalnızca tek bir tozlu şişe...Onun da ne zamandır orada olduğu ve peroksit değerinden ne kadar yitirmiş olduğu ayrı mesele…

Tariş’in çabalarını hiçe saymak da büyük haksızlık olur. İngiltere`nin Harris mağazasında ürünleri satılan, İzmir ve İstanbul`dan sonra, yurtdışında ABD`nin Chicago kentinde ardından Kanada`nın Montreal şehrinde, Almanya’da `Ta-Ze` adı verilen butik mağazalar açan, dünyada 38 ülkeye ihracat yapan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Moskova’nın en büyük iki alışveriş mağazasında `kiosk` adı verilen iki stand açmıştı.

Cahit Çetin, Rusya’da alım gücü ve eğitim seviyesinin yükselmesiyle büyüyen bu pazarda ilk yerleşen markaların büyük şans yakalanacağını düşündüklerini; Rusya`ya 34 çeşit mal ihraç ettiklerini ve en fazla sızma, erkence ve Milas ürünlerinin tercih edildiğini; 2007 yılında yüzde 5`ini hedeflediklerini, önümüzdeki 10 yıldaysa yüzde 50’yi hedeflediklerini söylemişti.

Bugün geriye bakıldığında eski günlerin aranır halde olduğu malum. Vardır bir sebebi…

Bunun sebepleri üzerine iki üç senedir dır “dir” kavgası yapılıyor. Kavga gürültü hoş olmayan bir şey bile olsa da, her kavganın sonunda bir çözüm olur. Uzun süren bu kavga artık bitse de çözüme ulaşsak; biz de dünya pazarlarında hak ettiğimiz yeri alsak.

Umudum sanıldığından çok daha zengin ve kaliteli ürünlerin talebinin olduğu Rusya'da bizim ürünlerimizin de pazarda en az diğerleri kadar yer bulması.

Rusların çok sevdiğim bir atasözü var:

“Umut, en son ölür.”

İspanya’nın La Alcarria Bölgesi Zeytinyağlarına AB’den Coğrafi İşaret

Evren GÜLDOĞAN

03 Şubat 2009,Salı

Avrupa Birliği İspanya’nın “Aceite de La Alcarria” isimli zeytinyağı coğrafi işaretini 2 Şubat 2009 tarih ve (AT) 98/2009 sayılı Komisyon Tüzüğü (OJ 2009/L 33/8) aracılığıyla tescil etti. Coğrafi işaret için yapılan başvuru Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde 7 Mayıs 2008’de yayınlanmıştı.

La Alcarria bölgesi orta İspanya’da yer alan Castile-La Mancha otonom topluluğu sınırları dahilinde yer alıyor ve Guadalajara ile Cuenca vilayetlerinden toplam 137 beldeyi kapsıyor. “Aceite de La Alcarria” yerel Castellana (Verdaja) cinsi zeytinlerden elde ediliyor. Avrupa Birliği’nin natürel sızma zeytinyağına ilişkin standartlarını karşılayan bu zeytinyağının azami asiditesi % 0,7 ile sınırlı tutulmuş. Başvuruda organoleptik veya duyusal nitelikleri açısından incelendiğinde meyvemsi ve aromatik olduğu belirtilen yağın çim ve fındıkımsı aromaları birleştiren belirgin bir yaprak kokusu olduğu ve bazen genizde baharatlı bir tat bıraktığı da yazılı.

“Aceite de La Alcarria” İspanya’da 2006 yılında tescil edilmişti. Avrupa Birliği mevzuatına göre coğrafi işaret başvuruları önce ulusal makamlara yapılıyor. İtiraz hakkı için tanınan süre dolduktan ve gerekli inceleme yapıldıktan coğrafi işaretlere ulusal düzeyde korunma tanınıyor ve başvuru aynı sürecin Avrupa düzeyinde tekrarlanması için Avrupa Komisyonu’na iletiliyor. İlgililere itiraz için başvurunun Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayınlanmasını takiben altı aylık bir süre tanınıyor.

“Aceite de La Alcarria” bir korunan menşe tayini (PDO) veya Türk hukukundaki eşdeğer karşılığı ile menşe adı başvurusu. Menşe adları coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, alan, bölge, çok özel durumlarda ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleriyle, bu yöre, alan veya bölge ile özdeşleşmiş veya yöre, alan, bölgeye özgü doğa ve insan faktöründen kaynaklanan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümüyle bu yöre, alan veya bölge sınırları içinde üretilen ürünleri tanımlıyor. Bu ürünler çağrıştırdığı özelliği ile ait oldukları coğrafi bölge dışında üretilemiyor. Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerden en az biri belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde gerçekleşen ürünler ise Avrupa Birliği’nde korunan coğrafi işaret (PGI), Türkiye’de mahreç işareti alabiliyor.

Monday, February 02, 2009

Stok mekanizması DİR tartışmasını bitirir

Serkan AKSÜYEK
Gözlem Gazetesi
30 Ocak 2009


Zeytinyağında DİR kapsamında ithalat tartışmasına sektörün duayen sanayicisi Ayhan Baran farklı bir yorum getirdi. Zeytinyağının özel bir ürün olduğuna dikkat çeken Baran, üretici ve ihracatçıyı koruyacak bir stok müessesesi kurulmasıyla sorunun çözüleceği görüşünde..

İki haftadır sayfalarımıza taşıdığımız zeytinyağında Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithalat tartışmasına Kristal Yağları'nın Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ayhan Baran da katıldı.

Gözlem Gazetesi ve EGE TV işbirliği ile yayınlanan Sektörel Gözlem programına konuk olarak sorularımızı yanıtlayan Baran, kendisinin sanayici olmasına rağmen, DİR'e, "üreticiye büyük zarar vereceği" gerekçesiyle karşı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yılda 800 bin ton civarında bitkisel yağ ithâl ettiğini, 150 bin ton civarında olan zeytinyağının desteklenmesi halinde, bu ithalâta gerek kalmayacağını savunan Baran, "Bu yıl var yılı olmasına rağmen üretici maliyetini bile karşılayamıyor. 2008 yılının primlerinde yüzde 10 kesinti yapılması yönünde kararname çıktı. Biz primde artış beklerken, geçen sene açıklanan ve üreticinin hak ettiği prim de elinden alınıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Genel bütçe ödemelerindeki tasarruf gerekçe gösteriliyor. Bugün AB ülkelerinde kilo başına ortalama 1.2 euro olan prim, bizde 21 kuruş. Bu rakam bile çok görülüyor" açıklamasını yaptı.

DİR, üreticiye büyük zarar verir
46 yıldır sektörün içinde yer aldığını anımsatan Ayhan Baran, DİR'e prensipte karşı olmakla birlikte, bugünkü destekleme sistemi devam ettiği sürece uygulanmasının üreticiye büyük zarar vereceğini kaydetti.

Baran, şöyle devam etti: "Sanayici olarak DİR'i savunmam gerektiği hâlde ben karşıyım. Bu durum pek çok sanayici ve ihracatçı arkadaşımın tuhafına gidiyor. Ama zeytinyağı özel bir ürün ve zaten değerlenemiyor. İthalât yapıldığı takdirde malın değerinin ne durumlara düşeceği beni korkutuyor. İhracatçı şurada haklı: İsteği zaman, istediği kadar ürünü bulamıyor. Çünkü mal küçük ellerde ve piyasa arzı çok zor. Firmalar bağlantı kuramadığı için ithalât istiyor. Ancak ben dışarıdan yağ getireceğime, kendi yağımın piyasa arzını nasıl sağlarım diye düşünürüm."

12 ay piyasa arzı sağlanmalı
Zeytinyağının yılın 12 ayı piyasaya arzını sağlayacak bir stok mekanizmasının kurulmasıyla sorunun büyük ölçüde çözüleceğine dikkat çeken Ayhan Baran, bu mekanizmanın üretici maliyetleri ve dünyadaki fiyat değişimlerini gözeterek fiyat oluşturabileceğine işaret etti.

Bu noktada, "Buğday da yılın 12 ayı hasat edilmiyor ama, Türkiye'de ekmek sıkıntısı yaşanmıyor. Çünkü TMO gibi dengeleyici bir mekanizma var" örneğini veren Baran, Türk zeytinyağının gelecekteki durumunu şu şekilde açıkladı: "Evet benim yağım pahalı. Neden, çünkü üreticime verilen destekle AB'deki muadilleri arasında uçurum var. Ama zeytinyağında geleceğimızın çok parlak olduğunu bilelim. Yıllardır ağaç dikiliyor. Yağ üretimimiz 5-10 yıl içinde bugünle kıyıslanamayacak oranda artacak. DİR'e sistem olarak karşı değilim. Ama bizim sektörde uygulanması uzun vadede üreticiye büyük zarar verir. Kimse unutmasın, bu yağ üreticiden çıkmıyorsa, sebebi üretici değildir. O zaman gelin piyasaya arzı sağlayacak mekanizmalar oluşturalım."

150 BİN TON YAĞ İÇİN TELAŞ YAPIYORUZ
Türkiye'deki zeytinyağı üretimi ile, sektörün İspanya'dan sonra dünyadaki ikinci büyük oyuncusu İtalya'yı kıyaslayan Ayhan Baran, bu ülkenin yıllık 400 bin üretim yaptığını ve bunun tamamını kendi insanına yedirdiğini hatırlattı. Buna karşın İtalya'nın Türkiye dahil pek çok ülkeden dökme yağ ithal ettiğini kaydeden Baran, "Biz tartışmasız dünyanın en kaliteli yağını üretiyoruz. En iyi olduğumuz sezon üretim 150 bin ton civarında. Bu malı telaş içinde ne yapacağımızı bilemiyoruz. Hem üreticinin hakkını vermiyoruz, hem de insanımıza bu sağlıklı yağı yedirmiyoruz. Bu çelişkiyi aşalım. Biz Kristal olarak, markalı ve ambalajlı dışında kesinlikle dökme yağ ihracatı yapmıyoruz. İstesek pekâlâ yapabiliriz. Ama 70 yıldır prensibimiz bu yönde" yorumunu yaptı.

KAYIT DIŞINI ÖNLE, ÜRETİCİYİ DESTEKLE
Türkiye'de yıllık 70-80 bin zeytinyağı tüketiminin 30-35 bin tonunun markalı ve ambalajlı, kalan kısmının ise kayıt dışı tüketildiği bilgisini veren Ayhan Baran, 40-45 bin ton arasındaki kayıt dışı tüketimin önlenmesinin yine üreticiye yarayacağını söyledi. Devletin buradan gelecek vergi gelirini, üreticiye prim olarak aktarması durumunda bile sorunun büyük ölçüde çözüleceğine değinen Baran, "Bunu yapacak yetki ne ihracatçıda ne de üreticide. Tek yetkili devlet. Aldığımız ham yağ fiyatına, raflarda zeytinyağı var" dedi.

Sektörün de kendi içinde eleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Baran, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) bünyesinde tarafların bir türlü buluşamadığını ve cepheleşmelerin başladığını anımsattı. Baran, devlete karşı ortak ses verilmesi için, sektörün önce kendi içinde bütünlük oluşturması gerektiğini sözlerine ekledi.