Saturday, January 31, 2009

EİB MİKRO EĞİTİM EKİBİ VE İHRACATÇI BULUŞMASININ YENİ ADRESİ AKHİSAR

31 Ocak 2009,C.Tesi

MİKRO EĞİTİM MAKRO HIZLA DEVAM EDİYOR

Küresel krizin etkilerinin derinleştiği günümüzde, ihracatçı küçük ve orta boy işletmelerin Devlet Yardımlarından daha çok ve hızlı bir şekilde faydalanmalarını sağlamak ve uygulamada karşılaştıkları sorunları çözmek amacıyla Ege İhracatçı Birlikleri tarafından başlatılan Eğitim Projesi, İzmir ve Afyon’dan sonra üçüncü ayakta Akhisar Ticaret Borsası’nda ihracatçılara anlatılacak.

Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Emin Demirci’nin talebiyle, 5 Şubat 2009 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan “Devlet Yardımları Bilgilendirme Toplantısı”nda Ege İhracatçı Birlikleri AR-GE, Eğitim ve Mevzuat Şube Müdürü Mustafa San, Ege İhracatçı Birlikleri Şefi Nigar Semerci ve Ege İhracatçı Birlikleri Uzmanı Baki Kaynakgöz’den oluşan Ege İhracatçı Birlikleri Uzmanları, firma temsilcilerinin Devlet Yardımları konusunda yaşadıkları sıkıntıları tespit edip, bu sorunlara çözüm önerileri geliştirip, Uygulama Usul ve Esaslar çerçevesinde uygulamada yaşanmış örnekler hakkında bilgi verecekler.

Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Vekili Aziz Ercan Çelikli, Küresel krizin olumsuz etkilerinin gün geçtikçe arttığı ortamda, KOBİ niteliğindeki ihracatçılarımıza daha fazla destek olmak amacıyla Mikro Eğitim Projesi adını verdikleri çalışmayı hayata geçirdiklerini belirterek, “Amacımız üyelerimizin Devlet Yardımlarından daha fazla yararlanmasını sağlamak. Devlet Yardımları mevzuatına hakim uzman personelimiz tecrübelerini firma temsilcileriyle onların ayağına giderek paylaşıyorlar. İhracatçı firmalarımızın özellikle yurtdışı fuarlara katılım giderlerinin, yurtdışında pazar araştırması faaliyetlerine ilişkin giderlerin, yurtdışında ofis-mağaza-depo açılması giderleri ile yurtdışında tanıtım yapılmasına ilişkin giderlerin desteklenmesi için izlenmesi gereken prosedürler ve dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda bilgi veriyoruz” şeklinde konuştu.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin eğitim çalışmalarının önümüzdeki süreçte artarak devam edeceğini anlatan Çelikli şöyle konuştu: “Artık günümüz enformasyon çağı. Mikro Eğitim projesiyle Türkiye’de bir ilke imza attık, üyelerimizden bu eğitimlerin devamı talep edildiği sürece gerçekleştireceğiz. Her zaman ihracatçımızın yanında olacağız ve onların daha rekabetçi olabilmeleri ve pazarda rakiplerine fark atabilmeleri için her türlü eğitimi kaynaklarımız elverdiğince düzenlemeye çalışacağız. ”

SIVI YAĞ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ


Diyetisyen Gülcan Emirza
Zaman Gazetesi Cumartesi eki
31 Ocak 2009,C.Tesi


Önceden yemekler ve kızartmalar için ayçiçeği yağı ve tereyağı, salatalar için zeytinyağı alınırdı. Bu kadarcık çeşit arasından tercih etmesi kolaydı. Şimdi öyle mi? Market raflarında envai çeşit yağ var. Fındık, pamuk, mısır ve kanola derken, bu yağlardan hangisini, niçin tercih edeceğimizi şaşırdık.


"Ucuzunu alalım" desek bu sefer bir sürü dedikodu kulağımıza geliyor; yok genetiği oynanmış, yok içinde kanserojen madde varmış... "En iyisi bilindik markaları tercih etmek" deyip işin içinden çıkıyoruz. Bu sefer de bu bilindik markanın hangi çeşit yağını kullanacağımıza karar vermek gerekiyor. Hadi yağı satın aldık, ya sonra nasıl muhafaza edeceğiz? Biz de bu çok bilinmeyenli denklemin içinden bilene sorarak çıkalım dedik. Uzun yıllar yağ fabrikalarında üretimden sorumlu yönetici olarak çalışan kimya mühendisi Faik Kula ve gıda mühendisi Faruk Öner, sorularımıza cevap verdi.

Önce yağ seçimi:
Satın alınacak yağın berrak olmasına dikkat edilmeli. Yağın rengi, elde edilen bitkiye göre değişebilir. Yağın kalitesini rafine ünitesinin teknolojisi ve işleme metodu da belirliyor. O sebeple markalı yağları tercih edin.

Hangi yağ niçin tercih edilmeli?:
Raflarda yan yana duran pamuk, fındık, ayçiçeği, kanola ve mısır yağını seçerken ne için kullanacağı düşünülmeli. Kızartmalar için -ısıya dayanıklılığı yüksek olduğu için- ayçiçeği ve pamuk yağı tercih edilmeli. Mısır ve fındık yağı, diğerlerine göre sıcaklığa dayanıklılığı daha az olduğu için yemeklerde ve salatalarda kullanılmalı. Zeytinyağı ise doymamış yağ oranı kızartma için uygun gibi görünse de ülkemizde rafine değil de sızma şeklinde üretildiği için daha çok salatalarda ve yemeklerde kullanılmalı. Rafine yağlar, tat ve koku olarak nötr yağlardır. Yani kendilerine has tadı yoktur. O sebeple birbirine karıştırdığınızda bir farklılık olmaz. Yani soğuk yemeklerde daha çok zeytinyağı, fındık ve mısır yağı, kızartmalarda ayçiçeği, pamuk ve kanola yağı kullanılabilir. Sıcak yemeklerde ise fındık ve mısır yağının yanı sıra zeytinyağı kullanılabilir. Kızartmalık denilen ayçiçeği ve pamuk yağı da sıcak yemeklerde kullanılabilir. Vücut için faydaları düşünüldüğünde salatalarda ve soğuk yemeklerde zeytinyağı gibi çörekotu, keten tohumu, üzüm çekirdeği, kabak çekirdeği, kayısı çekirdeği ve susam yağı da kullanılabilir. Katı yağ gerektiren unlu mamullerde ise tereyağı kullanmak tercih edilmeli. İlla da margarin kullanılacaksa mutlaka çok iyi bir marka tercih edilmeli.

Kanola yağı nedir?:
Kuraklık ve kriz üst üste gelince, yağların maliyeti daha bir arttı. Dolayısıyla üretici, ucuza yağ elde edebileceği bitkilere yöneldi. Kolza bitkisi bunlardan bir tanesi. Fakat dünyada erüsik asit ve metabolizmaya zararlı etkileri olabileceği düşüncesiyle yağı üretilmemeye başlanmıştı. Sonra kolzanın bu özelliklerinden arındırılarak geliştirilen yeni hali piyasaya sürüldü. Buna kanola deniyor. Kanola bitkisinin yağ oranı yüzde 47. Yaz-kış üretimi yapılabiliyor. Bu sebeple de maliyeti oldukça az. Ama yine de birçok kişi bu yağa ihtiyatlı yaklaşıyor. Bunlardan birisi Faik Kula. Gıda mühendisi Önel ise bu bitkinin tohumunun sanıldığı gibi genetikle değil hibrit çalışmalarıyla elde edildiğini, tohumdan çıkan yağın da Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olduğunu söylüyor.

Yağ evde nasıl muhafaza edilmeli?:
Yağların muhafazası çok ihmal edilen bir konu. Fakat uzmanlar, yağların en büyük düşmanının havadaki oksijen, nem yani su ve ışık olduğunu söylüyor. O yüzden sıvıyağların ışık görmeyeceği, oda sıcaklığında bir yerde nemden uzakta ve ağzı kapalı bir kapta muhafaza edilmesi gerekiyor. Eğer yağda tortu oluşuyorsa (zeytinyağında çok olur) tortudan kurtarılmalı, filtre edilmeli. Ayrıca kızartılacak madde -mesela patates- kuru olmalı.


Yağları birbirine karıştırarak tüketin
Yağ en çok enerji veren besin bileşenidir. 1 gr yağda yaklaşık 9 kcal enerji var. Ancak ihtiyaçtan fazla alınan yağlar depolanmaya başlar. Sağlıklı bir tercih yapmamız gerekirse, yemeklerimize 2 ölçü mısırözü-ayçiçek-fındık yağına 1 ölçü zeytinyağı veya kanola yağı ilave etmemiz uygun olur. Kalp-damar sağlığı için hangi yaşta olursa olsun yağ dengesini iyi kurmak lazım. Doymuş yağ oranını azaltabilmek için de yağsız etler, yarım yağlı süt-yoğurt-peynir tercih edilmelidir. Ciddi bir sağlık sorunu yoksa kişilerin yemeklere lezzet ve koku verecek kadar az miktarda tereyağı kullanmasında sakınca olmayabilir.

Friday, January 30, 2009

Tarım ürünlerinde maliyet hesabı yanlış yapılıyor

Mithat Direk
Referans
29 Ocak 2009,Perş.


Tarım ürünlerinde maliyet hesaplama çoğu zaman yanlış yapılmaktadır. Zira tarım işletmelerinde standart bir maliyet söz konusu olmamakta, bölgeden bölgeye hatta işletmelerden işletmelere değişkenlik göstermektedir. Ayrıca bir işletmede faaliyetlerin birbirlerini etkilemesi de masraf unsurlarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Bir de çiftçi nazarında söz konusu masraflar vardır ki, bunlar çiftçilerin cari masraflarını kapsamakta, demirbaş eksilmesi ya da artışı ile sabit masraflardaki değişimleri göz ardı etmektedir. Bu nedenle çiftçi açısından maliyet, cari masrafların karşılanması olarak algılanmaktadır.
Tarım, kendine özgü birtakım özellikleri nedeniyle çiftçilerin yoğun ilgi ve dikkatine ihtiyaç göstermektedir. Çiftçiler sadece hatırladıkları masraf kalemlerini dikkate aldıkları için maliyetlerde de cari harcamaları karşılayan gelirin yeterli görünmesi bu nedendendir. Ayrıca sıkça yapılan ürün fiyatı, girdi fiyatı karşılaştırması vardır ki verimlilik ile faaliyetler arası ilişki tamamen göz ardı edilmektedir. Oysa maliyet hesaplama işi basit olmayıp bilimsel araştırma bilgi ve tekniklerine gereksinme gösterir. Yapılan araştırmalar tarım ürünlerinde en iyi maliyet hesaplamada, maliyet muhasebe tekniklerinin uygulanması gereğine işaret etmektedir. Özellikle büyük tarım işletmelerinde etkin maliyet muhasebe tekniklerine olan ihtiyaç, rekabetin arttığı günümüzde daha da önem kazanmıştır.

Başarıyı devam ettirmek güçtür
Tarım aynı zamanda yıllar itibariyle ve yıl içinde değişen doğa koşullarının etkisi altında kalmaktadır. Bu nedenle zaten karmaşık bir üretim yapısına sahip olan tarım işletmelerinin risk ve belirsizliklerle baş ederek başarı sağlaması, dahası bu başarıyı devam ettirmesi oldukça güçtür. Çiftçiler risk ve belirsizliklerle mücadele etme yolunu üretim sistemini birden çok ve birbirini tamamlar faaliyetlere yöneltme şeklinde görmektedirler. Bunun için muhasebe kayıtlarının sağlıklı ve bir faaliyet alanının kârlılığının ölçümü net olarak yapılamamaktadır. Muhasebe kayıtları olmadan üretim maliyetlerini doğru ve sağlıklı bir şekilde ortaya koymak, dahası kâr hesaplamak sadece tahminden ibarettir. Başa baş noktası ise ekonomide kâra geçiş noktası olarak adlandırılmakta, işletmeler ancak bu noktadan sonra kârlarını maksimize etmek için çalışmaktadır. İşte tarımsal faaliyetlerin diğer üretim faaliyetlerinden farkı da burada ortaya çıkmaktadır. Tarım dışı sektörlerde kâra geçiş ya da kapatma noktası olarak adlandırılan nokta tarım için faaliyetin devamı ya da bitirilmesi olarak görülmemektedir. Üretim eşiği düzeyinde ise işletme faaliyetini durdurmak yerine devam ettirmek zorunda kalmaktadır.
Zira tarım işletmelerinde birbiri içine girmiş ve bir diğerinin zararını telafi eden bir tarım sistemi sürdürülebilirliği sağlamaktadır. İşte bu karmaşık durum tarım işletmelerinin maliyetlerinin daha titiz bir şekilde yapılmasını ve politikalar ile desteklemelerin bu yapı üzerinden verilmesini gerekli kılmaktadır.
Sonuç olarak çiftçilerin faaliyet dalları itibariyle kâr ya da zarar durumlarını bilmesi masraf analizi yapılabilmesine, işletmenin sağlıklı karar alma süreçleri geçirmesine, politikaların hedefine doğru bir şekilde ulaşmasına neden olur. Böylece sürdürülebilir üretimin ve gıda güvenliğinin sağlanması teminat altına alınır.

Thursday, January 29, 2009

Yeni Bir Tasarım ve Üretim Projemiz: Türkiye'nin Zeytinyağı Şişesi

Anadolu Cam Haber Bülteni‏
29 Ocak 2009,Perş.


Genelde dökme olarak satılan, tanıtım ve markalaşma eksikliği nedeniyle kalitesi tüketicilerce çok bilinmeyen Türk zeytinyağı lezzeti ve yüksek üretim kapasitesi ile dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Anadolu Cam, yenilikçi ve dinamik bir şişe tasarımı ile zeytinyağımızın katma değerini arttırarak kaliteli Türk zeytinyağının öne çıkarılmasına destek olmayı hedeflemektedir.

Marka yönetiminde ambalajın ürün kadar önemli ve karar aldırıcı olduğunu bilen Anadolu Cam, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile birlikte,zeytinyağı üreticileri ve Ege İhracatçı Birlikleriyle yaptığı görüşmelerle Türk Zeytinyağını doğru temsil edecek yeni cam şişenin tasarım özelliklerini belirlemiştir.

Anadolu Cam, Türk Zeytinyağının ambalajlı pazarda büyümesini ve global markalaşma sürecini desteklemek amacıyla belirlenen tasarım özelliklerine uygun yeni cam şişe tasarım projesini hayata geçirmek üzere dünyaca ünlü tasarımcılarımızdan dördünü davet etmiştir.

Alev Ebüzziya Siesbye, Aziz Sarıyer, Defne Koz ve Gamze Güven eserleri ile gelenek, kültür ve bilgeliği bir modern çağ ürününe dönüştürmekonusunda bu tasarım projesine destek vermektedir.

Bu eserlerin cam modelleri Haliç - Hasköy'de bulunan Rahmi M. KoçMüzesi'nde Mart ayında bir ay süre ile sergilenecektir. Sergi bir açılış kokteyli ile basına ve kamuoyuna tanıtılacaktır. Sergi sonrası tasarımlar zeytinyağı üreticilerinin ticari kullanımına hazır hale getirilecektir.

Wednesday, January 28, 2009

Zeytincilik sektöründe "ortak akıl" toplantısı

Zeytindostu Derneği, 26 Şubat 2009 Perşembe tarihinde İzmir'de, Ege İhracatçı Birlikleri-Genel Kurul Salonu'nda zeytin-zeytinyağı sektörünün sorunlarını tartışmak üzere bir "Ortak Akıl" toplantısı düzenleyecektir.

Toplantıyla ilgili Dernek Merkezi'nden yapılan açıklama şöyledir:

"Zeytin ve zeytinyağı sektörü dünyada büyük bir hızla gelişirken ne yazık ki ülkemizde sektörde birlik sağlanamadığı için hala daha pek çok sorun çözüme kavuşamamıştır. Bu şartlarda sektörün kalkınması ve dünya zeytin zeytinyağı sektöründeki gelişime ayak uydurması mümkün görünmemektedir. Bu durum her geçen gün gerek üreticiyi gerekse ihracatçıyı ve sektörün diğer bileşenlerini çaresizliğe sürüklemektedir. Bir an evvel, sektörde yaşanan bölünmüşlüğe son vererek ORTAK AKIL oluşturulması ve alınan kararların ciddiyetle uygulanması gerekmektedir.
Sektörde “AYNI MASAYA OTURABİLMEK” sorunların çözümünde ilk ve önemli adım olacaktır. Sektörümüzün bu zor günlerinden kurtularak daha umutlu bir yarına ulaşması için, sorumluluk duyan ve çözümün bir parçası olmayı kabul eden, elini taşın altına koyarak benmerkezcilikten ödün verecek tüm sektör temsilcileri toplantıya davetlidir.

Pek çok sorunu bulunan sektörümüzde konuların birer birer ele alınarak çözüme kavuşturulması için aşağıdaki gündem maddeleri ile 26 Şubat 2009 tarihinde İzmir’de sektörde güçbirliği ve ortak aklı oluşturmaya yönelik toplantılarımızın ilkini gerçekleştireceğiz. Bu önemli buluşmada sizleri de mutlaka aramızda görmek istiyoruz."


Tarih:
26 Şubat 2009 Perşembe günü saat: 10:00
Yer: Ege İhracatçı Birlikleri-Genel Kurul Salonu-Alsancak/İzmir

Toplantı Gündemi:
1.Üretim primi
2.İç tüketimin az olma nedenleri ve çözüm önerileri
3.İhracatta yaşanan düşüş ve çözüm önerileri
4.Görüşler ve dilekler

DOĞU AKDENİZ ZEYTİN BİRLİĞİ BUDAMA KURSU AÇIYOR

CHA
27 Ocak 2009,Salı


Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) Adana'da 9-15 Şubat tarihleri arasında 'Zeytin Budama Kursu' açıyor.

DAZB Başkanı Mehmet Güler, Seyhan Kaymakamı İsmail Hakkı Develi'yi makamında ziyaret ederek Zeytin Budama Kursu hakkında bilgi verdi. Kursa son müracaat tarihinin 30 Ocak olduğunu aktaran Güler, kursun 9-15 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirileceğini kaydetti. Kurs süresince iki ara ve bir final sınavı yapılacağını bildiren Mehmet Güler, kursta başarı notunun 50 ve üzeri olduğunu belirterek, Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce konuyla ilgili görevlendirilen Şakirpaşa Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle başarılı kursiyerlere törenle sertifika verileceğini açıkladı.

Güler, ilk defa geçen yıl düzenlenen 'Budama Kursu'na 50 kişinin katıldığını, bu yıl kursiyer sayısının daha fazla olacağını tahmin ettiklerini söyledi. Şu anda müracaat sayısının 100 kişiye yaklaştığını aktaran Güler, sayı sınırlaması olmayan kursun 09-15 Şubat tarihleri arasında düzenleneceğini kaydetti. Zeytin Budama Kursuna katılmak isteyenlerin 'zeytindoktoru@windowslive.com' e-posta adresine yazılı olarak taleplerini bildirmeleri gerektiğini aktaran Güler, telefon ve faks ile yapılan müracaatların ise kabul edilmediğini ifade etti.

Seyhan Kaymakamı İsmail Hakkı Develi de zeytinciliğin Adana ve Türkiye ekonomisi için çok önemli olduğunu belirterek, her tür desteği vereceklerini kaydetti.

Tuesday, January 27, 2009

YUNANİSTAN'DA ÇİFTÇİLER EYLEMLERİNİ TIRMANDIRIYOR

CHA
26 Ocak 2009,Pazartesi


Yunanistan Tarım Kalkınma Bakanlığı, Yunanistan Tarım Kordinasyon Komisyonu'yla bu akşam yaptığı toplantıdan sonra 500 milyon Euro destek ve tazminatın nasıl dağıtılacağını açıkladı.

Tarım Kalkınma Bakanlığı tarafından açıklanan çeşitli ürünlerde 500 milyon Euro'luk yardım paketinin dağıtımının içinde Zeytinyağıyla ilgili yardım şöyle olacak:

Zarar tespitine göre kilo başına 30 sente kadar ödeme yapılacak. Öte yandan meyve üreticileri de tazminat ödemelerinden yararlandırılacak.

KARAMANLİS: TRAKTÖRLER EVLERİNE DÖNSÜN

Başbakan Kostas karamanlis, bu akşam yaptığı açıklamada, "yolların acilen açılmasını" istedi. Tarım Kalkınma Bakanı Sotiris Hacıdakis de, 500 milyon Euro yardım destek paketinin hangi ürünlere ve ne kadar ödeneceğinin belirlenmesiyle, çiftçi taleplerinin karşılandığını söyledi. Çiftçilerin protestolara devam etme nedenleri kalmadığını belirten Hacıdakis, eylemlere son verilmesi çağrısında bulundu. Hacıdakis, "ne 1 Euro aşağı ne 1 Euro yukarı. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yüklenecek." dedi.

ÇİFTÇİLER HAYIR DEDİ

Yunanistan Tarım Kordinasyon Komisyonu, bakanlığın açıkladığı ayrıntılı yardım dağıtım paketine olumlu karşılık vermedi. Komisyon, eylemlerin tırmandırılacağını açıkladı.

Yunanistan Sanayi ve Ticaret Odası da, çiftçilerin karayollarını trafiğe kapatma eyleminin kabul edilemez olduğunu açıklarken, kamyon ve tır sahipleri temsilcileri ise yol kesme eylemlerine derhal son verilmesini talep etti.

Hacıdakis, önceki gün yaptığı açıklamada hükümetin açıkladığı yardım paketine 1 Euro dahi ilave yapılmayacağını açıklamasından sonra çitçiler, dün ve bugün eylemlerini genişletmişlerdi.

Monday, January 26, 2009

Ali Nedim Güreli ile Cahit Çetin arasındaki tartışma kızışıyor

Serkan AKSÜYEK
Gözlem
23 Ocak 2009


Tariş ile EZZİB arasındaki tartışma sertleşiyor. EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli, Cahit Çetin'in DİR tartışmasında kendileri gibi düşündüğünü, Ancak bunu söylersem beni bu koltukta oturtmazlar dediğini öne sürdü.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Başkanı Ali Nedim Güreli, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin'in, Gözlem'in geçen haftaki sayısında yer alan iddialarına sert yanıt verdi.

Tariş'in Dahilde İşleme Rejimi'ne (DİR) bakkal hesabıyla karşı çıktığını öne süren Güreli, "Dahilde İşleme, kapalı ekonomiye kendini adamış insanların düşündüğü gibi bir sistem değildir. Yani bu ülkede 10 kilo mal var, bunun 5 kilosu içeride tüketiliyor, kalan 5 kilosunu da ihraç edelim demek kapalı ekonomi sistemidir. Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda uygulanırdı bu sistemler" dedi.

Cahit Çetin'in, "İhracatçı bindiği dalı kesiyor" eleştirisine de tepki gösteren Güreli, bunu yapanın düşük zekâlı olacağını, ihracatçıların zararını kendisinin karşıladığını buna karşılık Tariş'in zararını kimin ödediğinin bilindiğini söyledi.

Soruna bir ara formül bulunması için Ekiz Yağları'ndan Muhittin Ekiz ve Olivos Yağları'ndan Hakan Özdolgun ile Cahit Çetin'i ziyarete giderek sıkıntıyı anlattıklarını vurgulayan Güreli, Çetin'in kendilerine "Yüzde 100 haklısınız ama ben bunu savunursam bu koltukta beni oturtmazlar" dediğini aktardı. Güreli, "Bu ziyarete ses kayıt cihazı ile gitmedik tabii. Ucuz taktikler gütmedik. Orada politika yapıyor Cahit abi. Delegeleri var, o var, bu var. Bizim böyle bir kaygımız yok, işimize bakıyoruz, işimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Tariş'i yönetenler o işin sahibi değil. 100-200 ağaç zeytini olan adam, orada yönetici oluyor." şeklinde konuştu.

"Bizim konuşmamız fiyatı belirlemez"
Zeytinyağı fiyatlarının, ihracatçının konuşmasıyla değil, arz-talep dengesiyle düşeceğini kaydeden Ali Nedim Güreli, şu değerlendirmeyi yaptı: "Maden öyle Tariş yüksek fiyatla ürün alsın, fiyatlar da düşmesin. Cahit abinin söylediklerinde ekonomik bir bütünlük yok.

Ya rakamları karıştırıyor ya da yaşlandı, unutuyor, doğru söylemiyor. Biz ihracatçı olarak Türkiye'nin yaptığı 130 milyar dolarlık ihracatın yüzde 80'inde uygulanan bir şeyi talep ediyoruz. Bunu üreticilerin ekmeği ile oynamak olarak adlandırmak hamasettir. Ben bu hamasetten korkmam. Kendisinin basında çıkmak gibi bir ihtiyacı var.

Vakti çok, iş yapmıyor çünkü. İtalya'nın yağ ithalat gerekçesini iç tüketime bağlıyor. Peki İspanya'da ne oluyor? Yılda 1.3-1.4 milyon ton yağ üretiyorlar, iç talepleri ise 650 bin ton. Cahit abinin bakkal hesabına göre ürettiğinin yarısını dahilde tüketiyor. Yağ ithalatı yapmaması lazım. Buna rağmen DİR kapsamında ithalat serbest. Kendisi de İspanya'da bunun serbest olduğunu çok iyi bilir. Çünkü Tariş de İspanya'ya yağ satıyordu. Peki Tariş'in sattığı dökme yağ, Türk yağı olarak mı gidiyor? Aynı gemide üstüne Tunus yağı basılıyor. Üzerine de Made in Spain yazılıp Amerika'ya gönderiliyor. Demek ki eleştirdiği sisteme Tariş de su veriyor. Tariş'in sattığı yağlar, üzerine Cahit Çetin'in fotoğrafı ile raflarda satılmıyor ki. Ayrıca araştırın bakın, Türkiye'nin dökme yağ şampiyonu Tariş'tir. Devletin rakamları ortada."

"Hem mason hem ulusalcı olunmaz"
Türkiye'de 5-10 milyon doların üzerinde zeytinyağı ihracatı yapan pek çok firmanın iflas ettiğini, piyasada neredeyse firma kalmadığını sözlerine ekleyen Güreli, tüm işi tarım satış kooperatifleri yapsın, senede 500 milyon dolar zarar etsinler, bu zararı da devlet karşılasın demenin de bir düşünce olduğunu kendilerinin buna da saygı duyacağını söyledi.

Güreli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir insan sosyalist olur, tüm üretimi devlet yapacak der ona da saygı duyarız, üzülmeyiz. Eyvallah der bildiğimiz başka bir iş yaparız. Bütün sistem böyle olacaksa ona da rızamız var. İyi de o zaman Sümerbank'ı neden sattı bu devlet, neden Petkim'i özelleştirdi? Siz bankanızı, sigorta şirketinizi, binanızı, arsanızı satacaksınız; ama üç tane tarım satış kooperatifi hariç. Onları tuttuğunuz zaman ulusal devleti kurtarmış olacaksınız. Bu bir sinir harbidir. Bana abuk sabuk mail atanlar var, kimlerle muhatap oluyorum bilemezsiniz. Adam hem mason hem ulusalcı meselâ. Yağını pahalı alıyorlar organik diye; aslansın kaplansın çek bir mail diyorlar. Biz bunları açık oturumda her zaman tartışmaya hazırız. Ama onlar gelmez küserler."

Zeytinyağında rekolte tahminini Tariş, İzmir Ticaret Borsası ve Ege İhracatçı Birlikleri'nin yaptığına işaret eden Ali Nedim Güreli, kendileri için Tariş'in rekolte tahmininin önemli olmadığını, her zaman ayrı bir B Planı yaptıklarını sözlerine ekledi. "Borsa'da kavga çıkmasın diye Tariş'in her söylediğine evet dedik" diyen Güreli, Tariş'in stokta gitmek istediği yıl fiyatı az gösterdiğini, kendilerinin ise reel fiyat neyse onu bilmek istediklerini sözlerine ekledi.

"DİR, ÜRETİCİYE EK BİR TALEP YARATACAK"
EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli, DİR talebini 4 aylığına istediklerini, sistemin işletilmesi halinde yerli üreticiye de ek talep yaratacağını savundu. Sürenin 4 aydan uzun tutulması halinde malı getirip, iç piyasaya sürenlerin çıkabileceğine dikkat çeken Güreli, arzuladıkları sistemin işleyişini şöyle açıkladı:

"Yüzde 50-50 katkı üretici korkmasın diye biz koyduk. Yani 1000 ton mal getiren ihracatçı, 1000 ton da yerli mal kullanmak ve 2000 bin ton ihracat yapmak zorunda. İthal etmeden önce Dış Ticaret Müsteşarlığı'na gümrük ve vergilerini kapsayan önden anka teminat mektubunu vereceksiniz. Bunu vermeden devlet size izin vermez. Adam bunu dahilde satarsa devlet teminatı paraya çevirir. Malı gerçek ihracatçının getirmesi için 4 ayla sınırlı olsun. O sürenin üzerinde getiren adam, macera arayan adamdır. Teminatı verdin, malın gelmesi 1.5 ay, 15 günde imal ettin, ihraç ettin ve paranızı aldın, süre 4 ay. Bu yerli üreticiye ek talep getirecek. Diyelim ki İspanya'da yağ 2000 euro, Tunus'ta 1700 euro, Türkiye'de ise 2100 euro. Tunus'tan yağ alan ihracatçı, kapatma zorunluluğu olduğu için yurt içinden 2200 euro yağı alacak ve dahilde talep artacak"

NEDİM GÜRELİ'DEN AĞIR ELEŞTİRİLER

** Bu Cahit Çetin ile benim yarışım değil. Kendi üyeleri içinde onu madara edelim bakalım nasıl oluyor mu diyeceğiz?

** "Beni bayramlarda arar bayramlaşır" diyor. Bunlar magazinel laflar. Ben aramadım mı, neden beni aramadın diye o arıyor. Ama şimdi aradım diye nedamet getiriyorum (pişman oluyorum).

** Benimle aynı düşünmeyen insanlarla da medeni ilişkimi sürdürürüm. Cahit abinin namuslu bir adam olduğuna ve sektörü en az benim kadar sevdiğine inananıyorum. Ama metodu farklı. O benim penceremden bakmıyor, bakmayabilir. Ama Cahit abi onun gibi düşünmeyen herkesi yok farz ediyor.

** Tariş'in de İspanyol kooperatifleri gibi kâr edip üyelerine kâr dağıtmalarını dilerim. Yani yaptığı cironun yarısını batırıp, sonra Don Kişot gibi yel değirmeni arıyorlar.

** Bir açık oturuma çıksak, 70 trilyon ciro yapıp nasıl 36 trilyon zarar ettiğini sorarım. Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin raporu var. Yani mecrayı kaydırmaya çalışmam, yapıyı düzeltmeye çalışırım. Tariş'in içinde iç çekişme var. Cahit abinin rakibi olan adamlar yolluyor bana bunu.

** Geçmişte ihracatçı birlikleri başkanları Tariş'e karşı çok daha galiz laflar ederlerdi. Ben etmem. Çünkü ben de Tarişçi bir ailenin çocuğuyum. Benim dedem de Tariş'in üyesiydi.

** Bu söylediklerimi herkese söyledim. Bakana da, Cahit abiye de.. Ama ihracatçi birliği başkanlarının genel tarzı bu değildir. Ne şiş yansın ne kebap, işimizi görelim tarzıdır. Ben haklı olduğuma inanıyorum. Medeni seviyemi de, Cahit abi müsaade ettiği sürece korurum. İstemiyorsa da aramam bayramlarda.

** Benim kamuoyum varmış, onun için DİR'i istiyormuşum. Ben başkansam ve çoğunluğun bir düşüncesi varsa, ben ya o düşünceyi savunurum ya da ayrılırım. DİR olmazsa ne mi olur? Bir şey olmaz. İhracatçı bir sene daha sabreder ama bütün dünyada raf kaybederiz. Seneye dünyanın en ucuz yağı Türkiye'de olur, kim bu işleri yapıyorsa 5 senede kazanmadığı kadar para kazanır, çıkar demeç verir köylümüz aslandır falan der. Sonra köylü bu kepazeliğin suçlusunu arar. Biz de fiyat budur seni aslanların korusun deriz.

* GÖZLEM'İN NOTU

BU DOSTLUĞA GÖLGE DÜŞMESİN

Geçen haftaki sayımızda, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin'nin, ihracatçılara ve başkanları Ali Nedim Güreli’ye yönelik sert eleştirilerini sayfalarımıza taşımıştık. Bu hafta, tarafsız gazetecilik ve yanıt hakkına duyduğumuz saygı nedeniyle EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli'nin yanıt ve yorumlarını aktarıyoruz. Sektörün çekirdekten yetişme iki önemli ismi arasındaki "ağabey-kardeş" ilişkisinin bozulmamasının; hem ihracatçımız hem de üreticimiz açısından yaşamsal önemde olduğunu düşünüyoruz. Okurlarımıza bu hususu önemle belirtiriz..

CAHİT ÇETİN NE DEMİŞTİ?

** Ama herkesi yanılttıkları hadise şu: Ambalajlı ihracat için %50-%50 yağ karıştırmayı, buna karşılık genel ihracatın azalmasını, ithalat izni verilmeyişine bağlıyorlar. Aldatmaca burada. Ama kamuoyu bunu fark ediyor.

** "İhracat yapamadık raflardan düştük" diyorlar. Bu da yanlış. İthalat izni verilmedi diye aman amanlık bir düşüş yok.

** ihracatçı birliğinin istediğiyle, söylediği arasında da ciddi çelişkiler var.

** İtalya'da bu ithalat yapılıyor. Ama aradaki farkı Ali Güreli hepimizden daha iyi bilir. Güreli kamuoyunun bunu bilmediğinden yararlanarak demogoji yapıyor adeta. Neden İtalya ithalat yapıyor? Çünkü ürettiği 300-350 bin ton yağın tamamını iç tüketiminde kullanıyorlar.

** Birçok yönetim gördüm, içlerinde de bulundum. Ama hiçbir böylesine sektörü geren bir üslûpla karşılaşmadım.

** Sektörel mutabakat dediğiniz, herkesin birbirinin haklarına saygı göstermesi ile mümkün.

** O zaman bu karşılıklı ihtiyaçları bir mutabakat haline getirelim. Kimse kimsenin gırtlağına basmasın. İthalatın arkasındaki tek gerçek, üretici fiyatlarını baskı altına almaktır.

** İspanyol kooperatifçilerle temasımız bile eleştiri konusu oldu. Ben, Yunan Ticaret Odası'na gideceğim demedim. Ha, kendisi gidecekse buyursun gitsin. Biz tüccar değiliz, çiftçiyiz.

Zeytine değil 'tuz'a para veriyoruz

Haber Ekspres
26 Ocak 2009,Pazartesi


Yediğimiz sofralık zeytinlerde tuz oranı yüzde 18'e kadar çıkıyor. Tuzlu zeytin hem sağlık sorunu yaratıyor, hem de haksız kazanç sağlıyor

Böylece kilosu 1 lira olan tuzu, zeytinin içinde 8-10 liraya satıyorlar.
Zeytinde en önemli sorunun kimyasalla boyama ve zeytin parlatma uygulamaları olduğu bilinir. Ancak bir de tuz sorunu var. Zeytinde normal tuz oranının yüzde 5-8 arası olması gerekiyor. Ancak bu oran bizde 18'e kadar çıkabiliyor. Böylece tüketici hem aşırı tuz alarak sağlığından oluyor, hem de kilosu 1 lira olan tuzu zeytin fiyatına alıyor.
Doğu Akdeniz Zeytin Birliği Başkanı Dr. Mehmet Güler, aşırı tuzlu sofralık zeytinin halk sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Tarım dergisi Hasad'a açıklamalar yapan Dr. Güler şunları söyledi: "İşinin sağlık boyutu var. Kimse onu masaya yatırmıyor. Türkiye'de zeytin hala 100 yıl önceki tekniklerle salamura yapılıyor. AB ülkelerinde zeytindeki tuz oranı yüzde 5-8, bizde 12- 18. Teknolojinin, bilimin bu kadar geliştiği bir çağda bu kadar tuzlu zeytin üretmenin mantıklı bir açıklaması yok. Bu kadar çok tuzlu zeytini Türk halkından başkasına yedirmemiz mümkün değil. İhraç edemiyoruz."
Marmara Birlik yetkilisi Ertuğrul Doğanalp, geleneksel yöntemle yapılan salamurada zeytindeki tuz oranının yüzde 18'e kadar çıkabildiğini belirtti. Doğanalp, "Biz Maramarabirlik olarak zeytin dane tuz oranını yüzde 3.5-4.0 seviyesine kadar düşürebildik. Yüzde 3 hedefimize ulaşabilmek amacıyla çalışıyoruz" dedi.

Üç beyazdan kaç

Ece Zeytin yöneticisi Mustafa Gökalp, "25 ülkeye ihracatımız var. Pastörize zeytin danesinde tuz oranı yüzde 5-6. Dünya üç beyazdan (şeker, tuz ve un) kaçıyor. Türkiyede yediğimiz çok tuzlu zeytini yurtdışına satma şansımız yok. Az tuzlu zeytin yapıp ihraç edemezsek, zeytin pazarı da fındık gibi sıkıntıya girer" dedi.

Hindistan ve Çin'in yağ talebi fiyatları uçurdu

Özgül Öztürk
Referans
22 Ocak 2009


Son aylarda düşük seyreden yağ fiyatları Çin ve Hindistan'ın yaptığı yüklü alımlarla yeniden yükselişe geçti. Hamyağın tonunda görülen yüzde 15 artışın şubat ayından itibaren raflara yansıması bekleniyor.

Yağlık hammadde üretimindeki artışla son 3-4 aydır düşük seyreden yağ fiyatları Çin ve Hindistan'ın yaptığı yüklü alımlarla yeniden yükselişe geçti.
Bu yıl başta Ukrayna gibi büyük üreticiler olmak üzere dünya yağlı tohum üretimindeki artış yağ fiyatlarının geçen yıla göre ciddi oranda gerilemesine neden olmuştu. Bu durum her ne kadar yüksek fiyattan aldığı yağları stok yapan firmaları zor duruma düşürse de tüketici düşük seyreden fiyatlardan memnundu. Ancak geçen ay Çin'in ve birkaç gün önce Hindistan'ın Ukrayna'dan 300 bin ton civarında ayçiçek yağı alması fiyatların yeniden yükselmesine neden oldu. Yılbaşı öncesi tonu 650 dolar olan dünya ham yağ fiyatları şimdi 740 dolara yükseldi. Yurtdışındaki fiyat artışı iç piyasaya da yansıdı. Yılbaşı öncesi tonu bin 600 TL'ye satılan ham yağın ton fiyatı 2 bin TL'ye yükseldi. Sektör temsilcileri yeni ithalat bağlantılarının yapılacağı gelecek günlerde yağ fiyatlarındaki artışın raflara da yansıyacağını belirtiyor. İç piyasada şu anda 40-50 bin tonluk ayçiçeği tohumu kaldığına dikkat çeken Edirne Yağ Sanayi'nin sahibi Edip Ağaoğulları, bunun da en fazla 1 ay daha iç piyasanın ihtiyacını karşılayabileceğini söyledi.
Bir ay sonra yeniden ithalata başlanacağını ifade eden Ağaoğulları, "Bu yıl Ukrayna'daki ürün miktarı dünya yağ ihtiyacını karşılayacak oranda. Ancak Çin ve Hindistan'ın alımlarıyla yurtdışında da yağ fiyatlarının yukarı doğru yükseldiğini görüyoruz. Bu durum bir haftadır iç piyasada da yağ fiyatlarının yüzde 15 civarında artmasına neden oldu. Fiyat artışları şubat gibi raf fiyatlarına yansıtılacak" dedi.

Fiyat palm yağının bile altına inmişti
Dünya genelinde bitkisel yağ fiyatlarının soya yağına endeksli olduğuna dikkat çeken Zade Yağları Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Büyükhelvacıgil, soya, kanola ve palm yağı fiyatlarının son birkaç aydır ayçiçek yağı fiyatlarının altında seyrettiğini söyledi. Bu durumun ayçiçek yağına olan talebi artırdığını dile getiren Büyükhelvacıgil, "Ayçiçek yağı ucuz olduğu için Çin ve Hindistan bu yağın alımına yöneldi. Normalde soya yağı alımı yapan Çin, geçtiğimiz aylarda Ukrayna'dan yüklü miktarda ayçiçeği tohumu aldı. Yine Hindistan da ciddi bir alıcı şu an. Çin'in ayçiçeği alımı yapması önümüzdeki dönemde ayçiçeği fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket yaşanacağının göstergesi" dedi.
Kriz nedeniyle döviz kurlarında yaşanan oynaklığın yağ hammaddesi ithal eden firmaları zor durumda bıraktığını vurgulayan Büyükhelvacıgil, böyle bir ortamda finans gücü iyi olmayan ve yüksek fiyattan stok yapan firmaları kapanmaya götürebileceğini belirtti.

Üretici ayçiçeği yerine mısır ekiyor
Trakya Birlik Başkanı Rafet Sezen, Trakya'da ayçiçeği ve kanolada hasat başlarken hem iç piyasadan hem de yurtdışından yüksek fiyattan alım yapan firmaların düşen fiyatlar karşısında çok büyük zarara uğradığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Kriz tüm sektörlerde olduğu gibi bitkisel yağ sektörünü de etkiledi. Kuraklık nedeniyle 2007-2008 yılları arasında yağ fiyatlarında ciddi artış oldu. 2008'in ikinci yarısından itibaren ise hem rekoltedeki artış hem de kriz nedeniyle fiyatlar ciddi oranda düştü. 2007 Mayıs-Haziran aylarında bin 950 dolar olan ham yağın tonu ağustosta bin 200 dolara yılbaşı öncesi ise 650 dolara geriledi. Bu durum bir önceki sezondan stok yapan yağ firmalarını ciddi zarara uğrattı. İleri vadeli bağlantı yapan firmalar büyük sıkıntıyla düştü. Yağ sektöründe de işçi çıkaran küçülen pek çok firma oldu."
Yağ fiyatlarındaki düşüşün Hindistan ve Çin'deki firmaları Ukrayna'dan yüklü miktarda alım yapma yoluna ittiğini anlatan Sezen, "Ayçiçeği yağı palm yağının bile altında fiyatla satıldığı için Hindistan'ın Ukrayna'dan 300 bin tonluk ayçiçeği yağı bağlantısı yapıldığını öğrendik. Bu durum tabi ki üreticiyi olumsuz etkiliyor. Bu yıl ayçiçeğine verilen birim destek 1 kuruş artırıldı. Bu tabi ki yetersizdi. Önümüzdeki yıl ayçiçeği ekim alanlarının yüzde 15 azalacağını düşünüyoruz. Bu durum önümüzdeki günlerde yağ fiyatlarını artırmasını bekliyoruz" dedi.

Kırma fabrikaları zor durumda
Yağ fiyatlarındaki düşüş en fazla Edirne'deki kırma fabrikalarını etkiliyor. Ukrayna'dan ithal edilen ucuz yağ ve küspe nedeniyle bir çok firma sattığı üründen zarar eder hale geldi. 2007'de tonu 390 bin TL'ye satılan küspe 2008'de 130 TL'ye piyasaya verildi. Kırma fabrikaları şu anda yem sanayiine küspenin tonunu 160-170 TL aralığında satabiliyor.
Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Alemdar Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Alemdar, bu yıl düşük seyreden ürün fiyatlarının ayçiçeği kırma tesislerini ciddi zarar uğrattığını söyledi. Bölgede 30-40 kırma fabrikasının faaliyet gösterdiğini anlatan Alemdar, firmaların yarısının kapasite azaltıp işçi çıkardığını ifade etti.

Kurdaki yükseliş maliyetlere yansıyacak
Dünya yağlı tohum üretimi son 5 yılda 330 milyon tonlardan 400 milyon tona yükseldi. 2007 yılındaki fiyat artışları yağlı tohum ekim alanlarını genişletmiş, yağışlarında geçen yıla göre daha iyi olması nedeni ile 2008 rekoltesinin bir önceki yıla göre yüzde 5-6 dolaylarında artış görülmüştü.Bu yıl krizle birlikte sektörde henüz önemli bir dönüşüm görülmemekle birlikte, ileriki dönemlerde yaşanacak talep daralmasından sektörün olumsuz etkileneceği belirtiliyor. Şu anda kanola, ayçiçeği ve pamuk tohumunda hasat mevsimi sonrası dönem olduğundan sektör hammadde ihtiyacını yurt içinden karşılıyor. Ülke içinde sektörün ana hammaddesi olan yağlı tohum stoku bittiğinde ise ihtiyaç ithalatla karşılanacağından hem finansman temini açısından hem de kur artışı nedeniyle maliyet artışından sektörün sıkıntılarla karşılaşacağı belirtiliyor. Türkiye'de bitkisel yağ üretimi yağlı tohumlu bitkiler üretiminin normal olduğu yıllarda ortalama 550-600 bin ton, kuraklık ve diğer nedenlerle üretimin düşük olduğu yıllarda ise 450-500 bin ton civarında seyrediyor. Geri kalan ihtiyacımız olan yaklaşık 1.2 milyon ton yağ açığı ise ithalatla karşılanıyor. Türkiye 2007'de 1.7 milyar ödediği yağlı tohum ve türevlerine 2008 yılının ilk 11 ayında 2.5 milyar dolar ödedi. Türkiye bitkisel yağ sektörü 3 milyar doların üzerinde büyüklüğe sahip.

Friday, January 23, 2009

AKHİSAR TİCARET BORSASI SEÇİMLERİNİ DEMİRCİ'NİN LİSTESİ KAZANDI

AHA
23 Ocak 2009,Cuma


Akhisar Ticaret Borsasında 40 yıldır Başkan olarak hizmet veren Önder Yamanel bir daha aday olmayacağını açıklamasının ardından yapılan seçimlerde 2 liste kapıştı.
Akhisar Ticaret Borsası seçimleri Emin Demirci'nin listesi kazandı



Akhisar Ticaret Borsasında 40 yıldır Başkan olarak hizmet veren Önder Yamanel bir daha aday olmayacağını açıklamasının ardından yapılan seçimlerde 2 liste kapıştı. Sabah saat 09:00 başlayan oy kullanma saat 17:00'de son buldu. 317 üyeden 284 üyenin katıldığı seçimleri Emin Demirci 160 oy alırken Mustafa Bayraktar'ın listesi 124 oyda kaldı. 36 oy farkı ile 160 oyla seçimleri kazanan Emin Demirci'yi ilk tebrik eden 40 yıllık başkan Önder Yamanel oldu. Akhisar Ticaret Borsasında 40 yıldır Başkan olarak görev yapan Önder Yamanel, seçimleri kazanan grubun Başkanı Emin Demirci'yi tebrik ederek koltuğu teslim etti.

Akhisar Ticaret Borsası seçiminden zaferle çıkan Başkanı Emin Demirci yaptığı ilk açıklamada şunları söyledi. Demirci;" Akhisar'da iyi hizmet etmek için iyi bir ekip kurduk, bu ekip Akhisar'ı daha iyi tanıtacak. Ekibimizle Akhisar'ın bir tane Zeytinini, bir tane buğdayını daha fazlasını daha iyi satmak için çalışacağız. Benimle birlikte bu çalışmalara katılarak seçimi kazandık. Bu döneme kadar çalışan arkadaşlarımızın da hizmetlerine teşekkür ediyorum, onlarda çok güzel hizmetler yaptılar. Ben Ticaret Borsasında bir dönem görev alacağım." dedi.

Eski AKP İlçe Başkanı Fettah Gürmen;" Aslında Önder Yamanel ağabeyimiz bırakmadı biz her zaman onunla birlikte olacağız. Başımızın tacısın, ve bizim Onursal Başkanımızdır "dedi.

Akhisar Ticaret Borsasında 40 yıldır Başkan olarak görev yapan Önder Yamanel, seçimleri kazanan grubun Başkanı Emin Demirci'yi tebrik etti. Önder Yamanel;" ABD Başkanı Obama başladı, ben bıraktım. Sizlere yardımım olursa her zaman buradayım, sizlerin her zaman yanında olacağım. Biz 40 sene Başkanlık yaptık inşallah sizlerde başarılı olursunuz, hepinize başarılar diliyorum" dedi.

Akhisar Ticaret Borsası seçimi kazanan Emin Demirci'nin listesindeki Arkadaşları Durular KOLL.ŞTİ. Mehmet Durul, Şerafettin-Erman Alkın Ortaklığı Şerafettin Alkın, Belenlioğlu ZEY.Z.Y.FFİ.F.O.TRO.Y.P. Tİİ. M.M.İ. LTD.ŞTİ. Ali Bulanık, Ahlatoğlu Zeytincilik Gıda SAN.TİC.LTD.ŞTİ. Mustafa Ahlatoğlu, Akhisar Ak Tarım Pamuk Çırçır SAN.TİC.LTD:ŞTİ. Mehmet Uz, Aydar Zeytincilik TAR:ÜR.SAN.TİC:LTD:ŞTİ: İhsan Aydar, Gizem Yağ SAN:TİC:LTD:ŞTİ: Tuncay Bilen, İbrahim Aslan, Hisar Zeytincilik Gıda MAD:TİC:LTD:ŞTİ: Fettah Gürmen, Nuri Güler, Mustafa Yıldırım,Çiloğlu Zeytin Gıda SAN.TİC:LTD:ŞTİ: Ali Çiloğlu, Yıldırım Gıda SAN:TİC:LTD:ŞTİ Mustafa Yıldırım'dan oluştu.

Thursday, January 22, 2009

3.uluslararasi “Armonia” zeytinyag yarismasi - Alma trophy

3.uluslararası “Armonia” zeytinyağı yarışması - Alma trophy, uluslararası yüksek kalite sızma zeytinyağı üreticileri için sızma zeytinyağını “lezzet ve zeytinyağı” ikilisinin uyumu açısından gurme okulları ve İtalya, NewYork,Toronto, Montreal,Heilderberg ,Tokyo,San Paulo,ve Seul'deki uluslararası restoranlar aracılığı ile biliçlendirmeyi ve bir farkındalık yaratmayı teşvik etmek amacındadır.

Kuzey yarımküre:İtalya,İspanya, Fransa, Portekiz, Slovenya, Hırvatistan, eski-Yugoslavya, Arnavutluk, Yunanistan,Türkiye, Kıbrıs,İran,Irak, Suriye, Filistin, İsrail, Lübnan, Mısır, Cezayir,Tunus, Fas,USA ve diğer zeytinyagı üreten ülkeler içindir.

Zeytinyağı numunelerinin ve başvuru evraklarının 10 subat 2009'den önce teslim edilmesi gerekmektedir.

Kurallar, başvuru formu,İngilizce ve diğer dillerde www.oliveoilagency.org sitesinde bulunmaktadır.

Daha fazla bilgi için:

Ms Sara Viti
Uluslararası “Armonia”zeytinyağı yarışması sekreteri
Via nursina 2 ,CRA - istituto sperimentale di olivicoltura,06049 Spoleto (PG) Italya
Tel:0039 349 89 65 939
Fax:0039 0743 43 634
Email: premio.armonia@gmail.com
Web: www.oliveoilagency.org
Skype contact:sara_viti

MANAVGAT'TA 5 YIL İÇİNDE 60 BİN TON ZEYTİN ÜRETİLMESİ HEDEFLENİYOR

CHA
20 Ocak 2009,Salı


Antalya'nın Manavgat ilçesinde kullanılmayan tarım arazilerine zeytin fidanı dikilecek. İlçede Tarım İlçe Müdürlüğü, Ziraat Odası ve 8 zeytinyağı fabrikasının başlattığı 'Gelecek Nesillere Bırakacağınız Bir Zeytin Ağacınız Olsun' adlı kampanya kapsamında 5 yıl içinde 5 milyon zeytin fidanının dikilmesi hedefleniyor.

Manavgat'ta 150 bin dönümlük arazi, ekim ve dikim yapılmadığı için atıl olarak bekletiliyor.

Manavgat Tarım İlçe Müdürü Sadık Ay, ilçede 2008 yılında 16 bin dekarda 10 bin ton zeytin üretimi gerçekleştiğini, kampanya ile bu yıl bu rakamı 12 bin tona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. İtalyan zeytinyağı fabrikalarının bölgede yetişen zeytinyağı kalitesini nitelikli ve kaliteli bulduğunu ifade eden Ay, 2009 yılında 2 bin 500 litre zeytinyağı üretmeyi tahmin ettiklerini kaydetti. Ay, bu yıl içinde sivil toplum kuruluşları, MZO ve zeytinyağı fabrikalarıyla birlikte 1 milyon zeytin fidanı dikeceklerini söyledi.

Mehmet Çavuş Zeytinyağı Fabrikası İşletme Müdürü İlhan Cesur da 5 yıl içinde bölgede zeytin rekoltesini 10 bin tondan 60 bin tona çıkarmayı planladıklarını belirtti. Manavgat'ın iklim yapısının kaliteli ve nitelikli zeytin üretimine uygun olduğunu belirten Cesur, son 3 yıl içinde kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte 1 milyon 500 bin fidan dikimi yapıldığını ifade etti. Fidan dikim kampanyasıyla bölgede turizm ve tarım gelirlerinin at başı gitmesi için uğraştıklarını belirten Cesur, ilk etapta 80 bin dönüm araziyi ağaçlandırarak ekonomiye kazandıracaklarını söyledi. Cesur, "Zeytincilik İtalya ve İspanya gibi ülkelerde gelişmiş durumda. Ülkemizde her geçen gün dünyada zeytin üretiminde söz sahibi olmaya doğru ilerliyor. Ürettiğimiz ürünü pazarlamak içinde acil bir birlik kuracağız. Bölgemizde zeytinden 5 yıl sonra 150 milyon TL'lik ekonomik girdi oluşmasını bekliyoruz," diye konuştu.

Avrupa kalitesinde zeytin sıkımı ve zeytinyağı üretimi yaptıklarını belirten Doğan Zeytin Yağı Fabrikası Sahibi Doğan Barut, fabrikalarında günlük 40 ton sıkma yaptıklarını kaydetti. Öte yandan, bölgede zeytin yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak için Manavgat Kaymakamlığı ile Akdeniz Üniversitesi Manavgat MYO birlikte akademik çalışma yapacağını bildirdi. Kaymakam Dayıoğlu, ilçede zeytin üretiminin bir numara haline gelmesi için köylerde çiftçilere eğitim vereceklerini belirtti. Dayıoğlu, Manavgat'ın iklim ve toprak yapısının zeytin üretimine çok uygun olduğunu ifade etti.

YUNANİSTAN'DA ÇİFTÇİLER TRAKTÖRLERLE YOLLARA DÖKÜLDÜ

CHA
20 Ocak 2009,Salı


Çiftçilerin öncelikli talepleri arasında zirai ürünlerde geçen yıla göre yüzde 50'ye varan düşük fiyatların yukarı çekilmesi,3'er bin Euro'luk maddi destek sağlanması, çiftçi kooperatiflerinin desteklenmesi ve ürünlerinin korunması, bütün tarım ürünleri fiyatlarının garanti altına alınması, zeytinyağındaki en düşük fiyatın 2,80 Euro olması, tarımda kullanılan yakıta verdi indirimi yapılması, ödeyemedikleri kredilerin 3 yıl süreyle dondurulması var.

Yunanistan'da çiftçiler, Kostas Karamanlis hükümetinin tarım politikasına başkaldırarak traktörlerle yollara döküldü.

Yunanistan'da çiftçiler, daha önce duyurdukları 20 Ocak'ta traktörlerle yollarda barikat kurarak dikkat çekme girişimlerini bugün uygulamaya koydu. Ülkenin Larisa, Karditsa, Trikala, Argolida, Selanik, Lamiya ve Girit gibi önemli tarım şehirleri başta olmak üzere 10 farklı kavşakta noktada toplanan çiftçiler, yol kesme eylemlerine başladı.

Bugün saat 12:00'da Kavala-Selanik otobanını kesen çiftçiler, aynı eylemi saat 16:00'dan 17:00'a kadar tekrar edecek. 13:00'da Atina-Selanik karayolunun Tembi kısmında da yol kesen çiftçiler ulaşımın durmasına sebep oldu. Yunanistan'ı başkent Atina ile taşra arasında bağlayan çevreyolu ve otoban üzerinde yüzlerce traktörle barikat kuran çiftçiler, hükümetten bir dizi talepte bulunuyor.

Çiftçilerin öncelikli talepleri şunlar: Çiftçilere pamuk, hububat, mısır ve diğer zirai ürünlerde geçen yıla göre yüzde 50'ye varan düşük fiyatların yukarı çekilmesi, 3'er bin Euro'luk maddi destek sağlanması, çiftçi kooperatiflerinin desteklenmesi ve ürünlerinin korunması, bütün tarım ürünleri fiyatlarının garanti altına alınması, zeytinyağındaki en düşük fiyatın 2,80 Euro olması, tarımda kullanılan yakıta verdi indirimi yapılması, ödeyemedikleri kredilerin 3 yıl süreyle dondurulması.

Öte yandan Tarım Bakanı Sotiris Hacidakis, yaptığı açıklamada çiftçilerin eylemlerinde haklı olduklarını ancak "yol kesmemeleri" uyarısında bulundu. Bakan, çiftçi temsilcileriyle en kısa sürede diyalog kurarak neler yapılabileceğini konuşacaklarını kaydetti.

Wednesday, January 21, 2009

Eleotechnia 2009

ULUSLAR ARASI YAG VE YAG MAKINELERI FUARI
AKDENİZ ZEYTİN VE ZEYTİNYAGI FUARI


Atina-Yunanistan
8-10 Mayıs 2009


Dünyanın üçüncü büyük yağ üreticisi olan ve Balkanlar ve Ortadoğu ülkelerinin birleşme noktasında bulunan Yunanistan'da, bugüne kadar zeytin yetiştiriciliği sektörü için bölgesel bir fuar düzenlenmemişti. Bu sektör yağ üreticileri, yağ presçileri, tüccarlar gibi 1.000.000'dan fazla aileyi ilgilendiren ve bu ailelere is veren, ulusal ekonomimize önemli katkıları bulunan bir sektördür. Bu boşluk simdi Compass Expo Limited şirketinin düzenlediği Eleotexnia sektörel fuarıyla dolduruluyor.
Eleotexnia 2009, Uluslararası Kuruluşlarla birlikte, yabancı kurumların ve medya ortağı/sponsor olan önemli Kitle İletişim Araçlarının katılımıyla ajansların ve mesleki kurumların himayesinde düzenleniyor. Fuarın, Yunanistan’ın dört bir yanından ve yurtdışından ilgili taraflar, is adamları ve alıcılar tarafından ziyaret edilmesi beklenmektedir.
Fuar çerçevesinde önemli paralel etkinlikler (Kongreler, Bir Günlük Toplantılar ve Şirket Sunumları, vb.) düzenlenecektir. Önemli şirketlerin, süper market zincirlerinin, vb. yetkilileri için ayrıntılı ve özel resepsiyon, ağırlama ve rehberli tur hizmetleri programlanmıştır.

Uluslararası Eleotexnia 2009 Fuarı’nın hedefleri:

• Dünyanın her yerinde zeytinyağı ve yenilebilir zeytin üretim ve isleme sektörü ile ilgilenen herkes için eksiksiz brifing.
• Yeni ürünlerin sergilenmesi.
• Yeni girişimcilik ilişkilerinin oluşturulması.
• Alıcıların ve acentelerin ilgilerinin güçlendirilmesi.
• Yunanistan içinde ve dışında kârlı sözleşmelerin yapılması.

Bu sektörle ilgili yıllık bir etkinlik düzenleme düşüncesi ile şunlar planlanmıştır:

• Tüm isletmelerin ve kooperatif kuruluşlarının ürünlerini sergileme olanağı sağlar.
• Sektördeki ürün ve hizmetlerin arz ve talebini bir araya getirir.
• Tüm ilgili tarafların, gerekli mekanik ekipman (yağ fabrikaları, standartlaştırılmış isletmeler vb. için), fidelik malzeme, ambalaj malzemeleri, bilinen standartlaştırılmış yağlar, analiz laboratuarları, vb. ile ilgili en son gelişmeler hakkında bilgilendirilmeleri olanağını sağlar.
• Yurtdışı dağıtım ve kullanım kanallarına sahip Yunan standart koyucuları – ihracatçıları ile irtibata geçme amacındadır.
• Kolektif sektörlere faaliyetlerini ve çalışmalarını sergileme olanağı sağlar.
• Zeytinyağı ve yenilebilir zeytin konusundaki her şeyi tek bir yerde sunar.

Serginin sektörel birimleri :

• Zeytinyağı isleme ve standartlaştırma makineleri
• Zeytin isleme ve standartlaştırma makineleri
• Kalite kontrol laboratuarları ve kuruluşları
• ISO ve HACCP standartları doğrultusunda belgelendirme, Pompalar, Motorlar, Tanklar, Fıçılar, Paslanmaz yapılar, Beyaz kalay çalışmalar
• Fidelikler, Yağ ağları, Yağ dövme çubukları, Tarımsal ekipmanlar ve bağlantı parçaları
• Kağıt ve cam ambalaj, ambalaj makineleri, Etiketleme
• Tesis hijyeni, İsçiler için koruma araçları, nakliye ekipmanı
• Kamu kuruluşları, Mesleki Birlikler, Finans kuruluşları, vb.

TURKİYE SATIŞ ACENTESI
MESSE TURKEY Messe Turkey Int.Fair
Bağdat Caddesi No:169/6 Arda Apt. Kat:4 Selamiçeşme 34730
KadIköy - İstanbul - TURKEY
Tel : + 90 216 385 32 64
+ 90 216 358 01 03
Fax: + 90 216 385 16 53
e-posta: info@messeturkey.com
www.messeturkey.com

ULUSLARARASI ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ, 23-25 OCAK ARASINDA YAPILACAK

CHA
21 Ocak 2009,Çarş.


Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bu yıl beşincisi düzenlenecek olan Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, 23-25 Ocak arasında yapılacak.

Festivalle ilgili bir basın açıklaması yapan Burhaniye Belediye Başkanı Fikrek Akova, kış olmasına rağmen zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğini söyledi.

Faaliyetleri yıl içine yayarak ticari hayatı hareketlendirmeyi hedeflediklerini belirten Akova, kış ayları hava şartları bakımından festival için riskli olmasına rağmen ilçede ticari ve sosyal faaliyetlerin yanında zeytine hak ettiği değerin verilmesi için 5. Uluslararası Burhaniye Zeytin ve Zeytinyağı Festivali'ni düzenlediklerini anlattı.

Bu yıl deve güreşlerini de kapsayan festival programında Bahçeşehir Burhaniye Belediyespor ile Ankara Çankaya Üniversitesi 1. Bayan Basketbol Lİgi müsabakasının da yer alacağını aktaran Başkan Akova, düşük bütçeye rağmen basketbol takımının yaşayabilmesi için çalıştıklarını söyledi.

Akova, "Kış döneminde hava şartlarını kestiremiyorsunuz ancak yine de hareketlilik sağlanması gerekiyor. Biz de dolu dolu geçecek bir festival programı hazırladı. Sosyal, kültürel ve aynı zamanda eğlenceli olacak. Yeni kurulan Balıkesir Oda Orkestrası da ilk konserini burada verecek." dedi.

5. Uluslararası Burhaniye Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, açılış töreninin ardından resim ve karikatür sergisiyle devam edecek.

Yağlı boya resim sergisi, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılacağı söyleşi, Burhaniye Belediyesi Gençlik Merkezi etkinlikleri ve Balıkesir Oda Orkestrası konseriyle ilk gün sona erecek.

İkinci gün saat 11.00'de zeytinyağlı yemekler yarışmasıyla başlayacak programın devamında, güreşlere katılacak develer festival geçişi yapacak. Daha sonra ise Uğur Mumcu'nun 16. ölüm yıldönümü anma programı düzenlenecek.

Bayan basketbol maçı, film gösterimi, deveciler gecesi ve gençlik konseri de ikinci gün faaliyetleri arasında. Son gün ise Hacı Ahmet Mahallesi Ethem Tolun Zeytinyağı Fabrikası'nda deve güreşleri düzenlenecek.

Tuesday, January 20, 2009

Çiftçi krize karşı acil önlem istiyor

Yılmaz İşel
Olay
20 Ocak 2009,Salı


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün 2008 yılını değerlendirdi ve 2009 yılı beklentilerini de açıkladı.

Bayraktar açıklamalarının hemen başında “2007’de büyük oranda gerileyen tarım sektörü için 2008 yılı da iyi olmadı. 2009 yılı ise özellikle bütçe kesintisini göz önüne alırsak, çiftçilerimiz için IMF’nin baskısı altında ve çok zor geçeceğe benziyor. 2009 yılı için iyimser olmamıza imkan görünmüyor” değerlendirmesini yaptı.
Bu genel değerlendirmenin ardından Bayraktar sektörün 2008 yılını anlattı ve ortaya şöyle bir tablo koydu:

“- 2008’in 9 aylık dönemi için tarımda yüzde 0.7 büyüme belirlenmiştir. 2008 yılında tarımda belirli bir büyüme olmaması kötü gidişin devam ettiğini göstermektedir. Bazı bölgelerde yaşanan kuraklığın yanı sıra, maliyetlerin yüksekliği, desteklerin yetersizliği, kredi kullanımındaki zorluklar gibi çiftçilerimizin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşulların da bu sonuçta payı bulunmaktadır.
- Hayvancılıkta en önemli olay destekleme sisteminin değiştirilmesi ve süt fiyatlarının bir yılda iki defa düşmesi olmuştur. 2008 Ocak ayında kilosu 63 kuruş olan çiğ süt fiyatı Aralık ayında bazı illerde 45 kuruşa kadar düşmüş, fiyatlar 5 yıl geriye gitmiştir. Bunun sonucu değerli damızlık süt sığırları kasaba gönderilmeye başlanmıştır.
- 2008 Ekim ayı itibarıyla son bir yılda gübre fiyatlarında yüzde 98-154 oranlarında artışlar olmuştur. Son bilgiler 2008 yılında gübre tüketiminin yüzde 30 azaldığını ortaya koymaktadır. Kullanılamayan gübre üretim ve verimde azalmaya yol açacaktır.
- Ürün fiyatlarındaki düşmeler karşısında çiftçilerimiz kredi borçlarını ödeyemez hale gelmiş ve icraya verilmeye başlanmıştır. 2009 yılının ilk ayından itibaren icralık durumların ve tarla satışlarının hızla artması beklenmektedir.
- 2008 yılında çiftçinin ürünleri para etmemiştir. 2008’de yıllık üretici fiyatlarındaki artış yüzde 8,11 iken, ÜFE alt gruplarından tarım fiyatları yüzde 0,1 artmıştır.”

Destekten kesinti!..

2008’de çiftçilere ödenen destek toplamının 5,4 milyar lira olduğunu, buna ilave olarak ayrıca 535 milyon lira da kuraklık desteği ödendiğini açıklayan Bayraktar, “2009 yılı mazot destekleri için ayrılan kaynak 583 milyon liradır. 2008-2009 üretim sezonunda çiftçilerimiz yaklaşık 9,5 milyar lira mazot bedeli ödeyecektir. Çiftçilerimiz bu mazot bedelinden devlete 1,72 milyar lira KDV, yaklaşık 3,4 milyar lira da ÖTV ödeyecektir. Dolayısıyla destekleme amacıyla verilen 583 milyon lira, mazot giderinin yaklaşık yüzde 6’sını karşılayacaktır” diye konuştu.
Bayraktar 2009 yılı destekleme bütçesinin yetersizliğine de değinerek şunları söyledi:

“2009 yılı tarımsal destek bütçesi 5,5 milyar lira olarak açıklanmış, ancak bu miktar bile yetersiz olmasına rağmen tarımsal destekleme bütçesinde yüzde 10 kesinti yapılmıştır. Tarım Kanunu’na göre 11 milyar lira olması gereken destekleme bütçesi 4,95 milyar liraya düşürülmüştür. Bu durumda çiftçilerimize 2009’da verilecek desteklerin azaltılması veya bir kısmının gecikmeli ödenmesi gerekecektir. Biz krizden destekleme bütçesinin artırılmasını beklerken tam tersi yapılmıştır.”

Acil beklentiler…

Kriz ortamında işini kaybedenlerin köyüne döndüğünü ve tersine göç başladığına dikkat çeken Bayraktar, ekonomik krizin çiftçiler üzerindeki olumsuzluklarını azaltmak için acil beklentilerini ise şöyle sıraladı:

“Tarımsal kredi ve elektrik borçları yeniden yapılandırılmalı, esnafa verilen can suyu kredisi gibi çiftçilerimize de faizsiz kredi kullanma imkanı sağlanmalıdır. Desteklemeler yeterli seviyeye çıkarılmalı, bunun için tarımsal destek bütçesi artırılmalıdır. Çok yüksek düzeyde seyreden girdi maliyetlerini azaltmak üzere gübrede gümrük vergisi kaldırılmalı, girdilerde uygulanan KDV’lerde indirim yapılmalıdır. TMO’nun daha etkin bir müdahale kurumuna dönüşümü sağlanmalıdır. 5 başın altında hayvana sahip işletmeleri dışlayan yeni hayvancılık destekleme sistemi düzeltilmelidir. Arazi toplulaştırma çalışmalarına hız verilme, tarımın modernizasyonu sağlanmalıdır.^

Bayraktar’ın açıkladığı son önlem bir uyarı niteliğinde ve şöyle:

“Bütün bu önlemlerin bir program dahilinde ve bir bütün olarak uygulanması, tarımda yapısal bir dönüşümün gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

Bir not da ben ekleyeyim.

Tüm bu sorunları bu akşam Olay Tv’de saat 20.00’de yayınlanacak “Ekonomik Forum” programında enine boyuna konuşacağız. Bakalım Bayraktar programda başka neler söyleyecek?

Saturday, January 17, 2009

Öde kardeşim yüzde 31.4 vergini yap paşa paşa ithâlatını!

Gözlem Gazetesi
16 Ocak 2009,Cuma


Dahilde İşleme Rejimi kapsamında zeytinyağı ithalatı isteyen ihracatçı ile üretici arasındaki söz düellosu alevlendi.


Türk zeytinyağı pazarında yüzde 24.5 payla liderliği elinde tutan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Başkanı Cahit Çetin, tepkisinin dozunu artırıyor: "Bu adamların söyledikleriyle istedikleri arasında fark var!

Bizi tahrik etmeyin, ödeyin vergisini, yapın ithalâtınızı!"

Röportaj:Serkan AKSÜYEK

Markalı ihracatın artması, rekolte düşüklüğü, yurt içindeki fiyatın dünya ölçeğine göre fazla olduğu gerekçesi ile zeytinyağı ihracatçıları, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithalat yapmak istiyor. Bu isteği dile getiren kurumların başında Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) var.

Geçen yıl Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından kabul görmeyen bu talebin yeniden gündeme getirilmesine, sektörün en büyük oyuncusu Tariş tepkili.

28 bin ortağı bulunan ve 33 kooperatifin oluşturduğu Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Başkanı Cahit Çetin, bu talebin "yeniden ısıtılıp gündeme getirilmesini" inandırıcı bulmuyor.

23 yıldır birlik başkanlığı yaptığını anımsatan Çetin, bu süre içinde EZZİB'de pek çok ihracatçı ile tanıştığını, hiçbirinde bugünkü kadar "tahrik edici ve dürtücü" bir tavırla karşılaşmadığını vurguluyor.

Gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmayan Cahit Çetin ile Atatürk OSB'deki fabrikalarında buluştuk.

Sektörün gelecek vizyonunu konuştuk, ihracatçılara yönelik eleştirilerini dinledik...

EZZİB bu yıl DİR kapsamında ithalat talebini bu yıl "sürekli gündemde tutma" kararı aldı. Geçen sezon ihracatın 10 bin tonlara düşmesi, bu talebin temel gerekçesini oluşturuyor. Bunu gerektirecek bir durum sözkonusu mu?

ÇETİN: Hayır değil. Bir kere DİR ile ithalat sisteminin kriterleri belli. Yönetmeliklerde açıkça yazılı. Ülkede o malın varlığı yeterli seviyede olmayacak ve kalitesi düşük olacak. Ama her iki hâlde dikkat edilecek husus, yerli üretime zarar vermemek. AB'de DİR kapsamlı ithalat, toplam içinde yüzde 3-6 aralığındadır. Türkiye'de bu oran 55-60'a çıkmış. Bu çok vahim. Ayrıca İhracatçı Birliği ambalajlı zeytinyağının pazar payının kaybedildiğini öne sürüyor gerekçe olarak. Aslına bakarsanız bu talep salamuracıların, yani sofralık zeytin ihracatçılarının talebiydi öncelikle. Sonra zeytinyağcılar da buna dahil oldu. Ve geçen seneden başlayan, şimdi de hak olarak devamını isteyen bir mantık var.

Baştan Ali Güreli (EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli) dostum, "Reklam yapmayacağız, zeytinyağı fiyatları çok yüksek, ithalat olmazsa pazar kaybedeceğiz" demişti. Ambalajlı ihracatta pazar kaybının önlenmesini istiyorlar. Zeytinyağında genel ihracatımız düştü. Geçen sene de düşmüştü, bu yıl daha ne olacağı belli değil. Avrupa'da christmas tatili 12 Ocak'a kadar sürdü. Tatil olduğu için ticaret de durdu. Şimdi gelişmeleri göreceğiz.

Yağ eksiği yok

Peki ihracatçı mal bulmada zorlanıyor mu? Arz eksikliği söz konusu mu?

ÇETİN: Ben sezon başında 140-150 bin tonluk bir öngörüde bulundum. Bu benim şahsi tahminim, kurumumu kesinlikle bağlamaz. Bazılarına göre bu daha düşük, 120 bin ton civarında... İhracatçı birliklerinin yaptığı toplantılarda 166 bin ton rekolte çıktı. Ali Güreli'nin memurlarının da imzası var bunun altında. O toplantıdan sonra Ali Güreli çıktı, "Bu rekolte daha fazla, geçen seneden sarkan stokla beraber 200 bin ton yağ var" dedi. Şimdi bu tahminlere artı-eksi yüzde 10 hata payı bırakalım. 150 bin ton olduğunu varsayalım. Bugün 70 bin tonu dahili tüketimde. 15-16 bin ton da ambalajlı ihracatımız var. Etti mi sana 85 bin ton. Kalan yağ nedir bu durumda..

Sorun o yağın ihraç edilebilecek kalitede olup olmadığı...

ÇETİN: Tabii ki kaliteli.. Türkiye'deki yağın kalitesine kimsenin söyleyecek lafı olamaz. Ama herkesi yanılttıkları hadise şu: Ambalajlı ihracat için %50-%50 yağ karıştırmayı, buna karşılık genel ihracatın azalmasını, ithalat izni verilmeyişine bağlıyorlar. Aldatmaca burada. Ama kamuoyu bunu fark ediyor. Ayrıca, "Ambalajlı ihracat azaldı" diyorlar. Geçen seneki ambalajlı ihracatla, üç senenin ortalamasına bakıyoruz, azalma falan yok. Ambalajlı ihracatı artırmanın yolları farklı. Bugün Türkiye'de yeterli kalitede ve miktarda yağ var. İhracat için döviz kurları da uygun.

İhracatçılar kendi aralarında çelişkili

Peki sorun nedir?

ÇETİN: "İhracat yapamadık raflardan düştük" diyorlar. Bu da yanlış. İthalat izni verilmedi diye aman amanlık bir düşüş yok. O da ekonomik krizle ilgili. Pazarlar daralmış, 300-500, bilemediniz 1000 tonluk bir eksilme var. Yani burada ihracatçı birliğinin istediğiyle, söylediği arasında da ciddi bir çelişki var. Bakıyoruz ECE zeytinlerinden Mustafa Bey, (Ece Zeytinleri Yönetim kurulu Başkan Mustafa Gökalp) çok sevdiğim bir arkadaşımdır, ilginç bir ifadesi var. "Bu seneki ambalajlı ihracatımız geçen seneye göre yüzde 17 arttı" diyor. Bu adamların söyledikleriyle istedikleri arasında fark var.

Siz markalı ihracattaki azalışı, ihracatçı firmaların kendi problemlerine bağlıyorsunuz anladığım kadarıyla...

ÇETİN: Bakın ihracat azalmadı. Zeytinde ihracat yüzde 17 arttı. Zeytinyağında geçen sene ile önceki sene arasında dikkat çekici bir eksilme yok. Az önce bahsettiğim, en çok bin tonluk azalma var o da tüketim kaynaklı.

İtalya'nin ithalat gerekçesi haklı

"İtalya ve İspanya'da DİR benzeri sistemle ihracat yapılıyor" savunmasını nasıl yorumluyorsunuz?

ÇETİN: Bu iddia İhracatçı Birliği başkanımızın sık söylediği bir söz. Evet, İtalya'da bu ithalat yapılıyor. Ama aradaki farkı Ali Güreli hepimizden daha iyi bilir. Ama kamuoyunun bunu bilmediğinden yararlanarak demogoji yapıyor adeta. Neden İtalya ithalat yapıyor? Çünkü ürettiği 300-350 bin ton yağın tamamını iç tüketiminde kullanıyorlar. Kişi başına 15-16 kilogram tüketimleri var. Dünya pazarlarındaki hacimlerini sürdürebilmeleri için 500 bin ton civarında yağa ihtiyaçları var. Sırası gelmişken bir şey daha söyleyeyim. Çok rahatsız olduğum bir şey var. Ben 23 senedir bu birliğin başkanıyım. Halis Komili'den bu yana pek çok ihracatçı birliği başkanı gördüm, benim kurumum da o yönetimin içindeydi. Çok da saygı gördüm onlardan. Ali Güreli ile de iyi tanışırız. Beni bayramlarda arar, iyi niyetlerini iletir. Şahsi diyaloglarımda sorunum yok. "Benim kamuoyum bunu istiyor" diyor. İyi de benim kamuoyum da, farklı düşünüyor.

Birçok yönetim gördüm, içlerinde de bulundum. Ama hiçbir böylesine sektörü geren bir üslûpla karşılaşmadım.

Bu üslûbu yadırgıyorum ve kınıyorum. Bağdaştırıcı, birleştirici değil; tam tersine tahrik edici, dürtücü, yanlışları doğruymuş gibi gösteren bir üslûp. İhracatçı birliğinin tarzı bu olmamalı.

Türkiye'nin gerçeklerine yönelelim. Bu gerçek, Türkiye'nin zeytinyağı ithalatına uygun olmadığını gösteriyor.

Bu dikkat çekici gerginliğin çözümü için öneriniz nedir peki?

ÇETİN: Akıllı bezirgan üreticiyi destekler. Bir malın üretimi yoksa ticareti de yoktur, ihracatı da yoktur. Yani sektörel mutabakat dediğiniz, herkesin birbirinin haklarına saygı göstermesi ile mümkün.

Biz, sanayicinin ve ihracatçının varlığına sonsuz saygı gösteririz. Çiftçi ürettiği malın pazarlanması için ihracatçıya ve sanayiciye muhtaçtır. Ama sanayici de, kendi mesleki faaliyetlerini sürdürmek için üreticiye muhtaç. O zaman bu karşılıklı ihtiyaçları bir mutabakat haline getirelim. Kimse kimsenin gırtlağına basmasın. İthalatın arkasındaki tek gerçek, üretici fiyatlarını baskı altına almaktır. Yıllardan beri bu ülkede ithalat izni verilir. Ayrıca şunu da herkes bilsin. İthalat yasak değil memlekette. Ver yüzde 31.4 gümrük vergisini paşa paşa istediğin memleketten zeytinyağı ithal et.

Ama hem devletten destek al, hem doğru dürüst ithalat yapma. Bugün Tarım Bakanlığı dünya ikinciliğini hedefliyor. Eğer böyle saçma sapan bir ithalat izni çıkarsa, bu hedef mahvolur. Tarım Bakanı kendi katrilyonlarının heba olduğunu çok acı bir şekilde görecek.

Ona mı soracağım nereye gideceğimizi?

EZZİB'nin açıklamasında "İspanyol kooperatiflerine, Yunan Ticaret odalarına destek verdiğiniz" iddiası var. Böyle bir destek veriyor musunuz?

ÇETİN: İspanya'daki bir kooperatifle kardeşlik ve işbirliği ilişkimiz var. Kooperatifçilik evrenseldir. Türkiye'de bu sistemin içinde. Dünyanın her yerinde bu iş aynı mantıkla yapılır. Üreticinin haklarını, özel sektör zihniyetinden korumaktır amaç... Bizim İspanyol kooperatifçilerle temasımız bile eleştiri konusu oldu. Ben, Yunan Ticaret Odası'na gideceğim demedim. Ha, kendisi gidecekse buyursun gitsin. Biz tüccar değiliz, çiftçiyiz. Açıklamada isimimi vermiyor ama beni kastediyor. Sana mı soracağım nereye gideceğimi? Tabii ki başka kooperatiflerle istişare edip, bilgilerinden yararlanacağız.

Zeytinyağı fiyatlarının dünyadaki düşme eğilimini, ambalaj işiyle uğraşan birkaç uluslararası karteline bağlıyorsunuz. Bu teşhisinizi neye dayandırıyorsunuz?

ÇETİN: Sanayici ucuza alıp pahalı satmak, üretici de hakkını almak ister. İspanya da bir oligopol oluştu. Dünya pazarının yüzde 60'ını elinde tutan 6 büyük firma var. Üretici ile firmaların arz-talep güçleri arasında bir dengesizlik oluştu. İspanya'daki kooperatifler üretimin yüzde 70'ini sağlar. Kooperatifler Konfederasyonu var. Bunlar geçen kasım ayı sonunda bir araya geldiler. Hâlâ bu toplantı sürüyor. 300 bin ton yağı bloke etmeyi ve birleşerek kendi fiyatlarını deklere etmek için karar aldılar.
Bu karar sonucunda da üreticinin kâr eşiği olan ton başına 2.700 Euro seviyesine kadar fiyatı çıkarmayı hedef koydular, kamuoyuna deklere ettiler. İspanyol kooperatifleri bunu isterse yapar.

İhracatçı bindiği dalı kesiyor

Bizim için bu rakam nasıl bir anlam taşıyor?

ÇETİN: İhracatın oluşabilmesi için sektördeki belirsizliklerin ortadan kalkması lazım. İhracatçı bindiği dalı kesiyor. Devamlı fiyatlar üstünde baskı kurarak, üreticiyi nefs-i müdafaaya zorluyorlar. İnsanları çok zorlamayacaksın. Adam ürettiği ürünü denize döker. İspanyol çiftçisi eğer ton başına 2 bin 700 Euro fiyatı üreticinin kâr sınırı diye ilan ediyor. Bir de bunların kilo başına gerek ulusal bütçelerinden, gerek AB bütçesinden destek aldığını da hatırlayın.

Eğer onlar bu rakamı kâr sınırı olarak görüyorsa ve "1800 euroya düştüğü için battık, ölüyoruz" diyorlarsa Türk zeytincisi zaten bitmiş demektir. Bizim sınırımız da kilo başına 2.7 euro olmalıdır.

İhracatçı sizden kaça almak istiyor malı?

ÇETİN: Bulabilse 50 kuruşa alacak. Habire fiyat düşürüyorlar.

Ne kadar şu anda fiyat?

ÇETİN: Daha fiyat ilan etmedik, belirsiz bir ortamda fiyat ilan etmeyi doğru bulmuyorum. 5-6 asit baz yağın tonu 3 bin 300 TL civarında. Ekstra virjinler Edremit bölgesinde 4.500, Aydın bölgesinde de 4.500-4.600 arasında. Bunu euroya çevirdiğiniz zaman 1800-1700 euro ediyor. Açık çağrım şu: Benim çiftçime de kiloda 2 lira prim verilsin, istedikleri gibi ithalat yapsınlar.

"GIDA SAVAŞLARI ÇIKACAK" DİYE 10 YIL ÖNCE SÖYLEDİM

IMF'nin tarıma bakışını yıllardır eleştiriyorsunuz. Şimdi yeni bir IMF anlaşması kapımızda. Tarımda aynı ezberi yine uygulayacak mıyız?

ÇETİN: Bazı konular netleşti bile. 750 milyon liralık tarım sübvansiyonlarının öncelikle kaldırılması konusunda IMF ile mutabakat sağlandı. Anlaşmada bunu göreceğiz. 2008, tarımın bir silah olduğunun anlaşıldığı bir yıldı. Ben naçizane bunu on senedir gıda savaşlarının çıkacağını söylüyorum. Geçen sene kuraklıkla bu savaşların başlangıç tarihi biraz öne alındı. Keşke biz yanılsaydık. Bu konuda Türkiye çok fazla bir ivme kazanamadı. AB, tarımda Çin rekabetiyle mücadele etmek için onun tarımsal konuda eksiklerini fark ederek karşı politikalar uygulamaya başladı, tahviller çıkardı. Ve Çin'i hedef gösterdi. Bunu hisseden Çin, gitti Kuzey Afrika'dan toprak kiralayarak tarıma başladı. Yani dünyada tarımsal üstünlük konusunda bir mücadele var. Bunun farkında mıyız acaba? Sorunun ülkenin bağımsızlığıyla da doğru orantılı olduğunu fark eden ülkeler bu tedbirleri alıyor. Türkiye elindeki değerlerin farkında bile değil. Yahut farkında, IMF politikaları içinde uygulayamıyor. Mesela hibrit tohum başlı başına bir felaket, bir faciadır. Düşmana cephaneyi verme anlamına gelir. Tohum tarımın cephanesidir. Onun üretimini bile bir başkasına vermekle stratejik bir hata yapmıştır Türkiye. Bundan dönmek konusunda da hiçbir gayreti yok.

"DGD BİR TUZAKTI, VE BİZ O TUZAĞA DÜŞTÜK"

"2001 krizi sonrası IMF zoruyla başlatılan ve hâlâ uygulanan Doğrudan Gelir Desteği (DGD), Türkiye'deki tarımın bitirilmesi, en azından rölantiye alınması için bir tuzaktı. Türkiye bu tuzağa düştü. Biz baştan beri karşı olduğumuzu beyan ettik.. DGD Avrupa'da arz fazlası olan ürünlerin kontrolü için kullanılan bir araçtır. Ama Türkiye'de desteklemenin adı olarak kullanıldı. Avrupa Birliği bütçesinde desteklemelerin yüzde 50'sine yakınını, nerdeyse 100 milyar eurodur, tarım desteklemelerine aktarılıyor. Krizlerde takip edilecek bir yol vardır. Bu ev ekonomisinde bile böyledir. Senin gelirin daralıyorsa, girdilerin azalıyorsa, harcamalarını kısmak, çarşıdan yoğurt almak yerine koyun besleyip sütünden yoğurt yapmak zorundasın. Türkiye tarımını desteklemeli. Kurumlar batarsa bunu geri döndüremezsiniz. Adamın batışını engelleyecek istihdamı koruyacak, üretimini artıracak ucuz krediler bulmak lazım. Bu ucuz krediler devlete pahalıya mal olabilir. Ama o fabrikaların kapanmasının sonuçları çok daha pahalıdır."

TARİŞ, ZEYTİN İHRACINA HAZIRLANIYOR
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği yüzde 24.5'lik pazar payıyla sektörün en büyük oyuncusu. 28 bin ortağı bulunan ve 33 kooperatifin oluşturduğu birlik, Tariş zeytinyağı markasının yurt genelinde yaklaşık 5 bin satış noktasına tüketici ile buluşuyor. Zeytinyağı pazarının yüzde 50'sini temsil eden İstanbul pazarında ise tüm markalar içindeki payları yüzde 28'e ş durumda. Son dönemde organik zeytinyağı üretimine de ağırlık veren Tariş, bu alanda pazarın yüzde 80'ine egemen. 2008 yılında zeytinyağı piyasası miktar bazında yüzde 5 oranında büyürken, organik zeytinyağı pazarı yüzde 15 seviyesinde artış kaydetti. 38 ülkeye markalı ihracat yapan Tariş; ABD, AB ve Uzakdoğu gibi geleneksel pazarların yanında Kanada, Avustralya, Ortadoğu ülkelerine de satış yapıyor. Hatta adı sanı duyulmamış ülke raflarında bile Tariş'i görmek mümkün. Trinidad Tobago bu ülkelerden biri. Birliğin ürünlerinin satışını yapan Ta-Ze şirketi; Chicago, Toronto ve Düsseldorf'ta açtığı butik mağazalarla bu alanda bir ilke de imza atmıştı. Cahit Çetin'in verdiği bilgiye göre Tariş'in yeni hedefi zeytin ihracatı.

İHRACATÇILARIN DİR TALEBİ NEYE DAYANIYOR?
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Dahilde İşleme Rejiminde (DİR) en az yüzde 50 yerli mal kullanımı dışındaki diğer kısıtlayıcı maddeler ve süre kısıtlamasını kabul etmeyerek DİR'in sürekli sektörde uygulanması talebine devam etme kararı aldı. EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli, haklı taleplerini geri çekecek veya öteleyecek herhangi olumlu bir gelişme olmadığını belirterek, "Özellikle zeytinyağı ihracatı önce 90 bin tonlardan 38 bin tona, bu sene de 10 bin tonlara inmiştir.

Markalı ihracatın artmasını isteyen sektörün bir kesiminin markalı ihracatın en önemli unsuru olan DİR'e karşı çıkması anlaşılamamaktadır. Biz Yönetim Kurulu olarak prensipte zeytin ve zeytinyağı ihracatıyla alakası olmadığı halde bu konuda hemen hemen her gün beyanat veren kişi ve kurumları muhatap almamakla birlikte, kamuoyuna yanıltıcı bilgi verdiklerini düşünmekteyiz." demişti. Dünya zeytin ve zeytinyağı piyasaları ve fiyat yapılarından habersiz olan kişi ve kurumların popülist söylemleri ülkeye zaman kaybettirdiğini öne süren Güreli, Tariş'i kastederek, "sektörde birçok konuda muktedir olduğunu vurgulamak dışında hiçbir somut icraatı olmayan yarı sivil toplum kuruluşlarının AB çiftçisinin aldığı primin 10'da 1'inden daha azına razı olduklarını" söylemişti.

Thursday, January 15, 2009

MARMARABİRLİK ÖDEMEYİ ERKENE ÇEKTİ

CHA
14 Ocak 2009,Çarşamba


Marmarabirlik'in, Nisan ayında yapılacağını açıkladığı 2008-2009 ürün bedellerinin ikinci ödemesi, ekonomik durumun iyi gitmesi nedeniyle 9 Şubat'a çekildi.

Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), 2008-2009 ürünü sofralık zeytin bedellerinden geriye kalan yüzde 40'lık bölümünün yarısını 9 Şubat 2009 Pazartesi günü ödeyecek. Daha önce ürün bedellerinin yüzde 60'ını peşin ödeyen Marmarabirlik, geriye kalan yüzde 40'ı ise ikiye bölerek nisan ve temmuz aylarında ödeyeceğini duyurmuştu.

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, yaptığı açıklamayla, ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren zeytin üreticisine müjde verdi. Taviloğlu, zeytin üreticisinin ekonomik sıkıntılarının arttığını, bankalara olan borçlarının vadelerinin yaklaştığını söyledi. Taviloğlu, şunları söyledi:

"Birlik yönetim kurulumuz üretici ortaklarımızın bu durumunu hassasiyetle takip ediyor. Özellikle Kasım-Aralık 2008 ayları ve mevcut satışların da memnuniyet verici düzeyde gerçekleşmesi karşısında kaynaklarımızı azami düzeyde ortaklarımızın lehine değerlendirerek Nisan 2009'da yapılması planlanmış bulunan ödemenin erkene alınmasını kararlaştırdık. Ödeme 9 Şubat 2009 Pazartesi günü başlayacak. 500 liraya kadar alacağı olan üreticilere tamamı; diğer ortaklara ise 500 liradan az olmamak kaydıyla toplam alacaklarının yarısı ödenecek."

Marmarabirlik, bu yıl yaklaşık 29 bin ortağından 37 bin ton zeytin aldı. 4 Kasım-31 Aralık 2008 tarihleri arasında gerçekleşen alım kampanyasında yaklaşık 97 milyon liralık ürün alındı, bunun 50 milyon lirası peşin olarak ödendi.

BURSA'DA 'ZEYTİN KARA KOŞNİLİ' ZARARLISIYLA MÜCADELE BAŞLADI

CHA
14 Ocak 2009,Çarşamba


Bursa'da zeytin bahçelerinde görülen 'zeytin kara koşnili' hastalığana karşı mücadele başlatıldığı belirtildi.
Yazılı bir açıklama yapan Tarım İl Müdür Vekili Mehmet Ali Koçkaya, Bursa genelinde 9 milyon zeytin ağacı bulunduğunu söyledi. Ekiplerin yaptıkları araştırmada, zeytin bahçelerinde yoğun olarak 'zeytin kara koşnili' hastalığına rastlandığını belirten Koçkaya, şunları kaydetti: "Zararlının bulaştığı bahçelerde, mücadele kapsamında ruhsatlı yazlık mineral yağlar veya 'İmidaeloprid Mineral' etken maddeli ilaçlardan birisinin kullanılması gerekir. Bu tarımsal ilaçların ilimizdeki kullanım dozu, 1 ton suya 15 litredir. Bulaşık olmayan bahçelerde ise ilaç kullanılmamalıdır. Çevre sağlığı açısından ilaçların uygun zamanda ve belirtilen dozda kullanılması gerekmektedir."
MADRAN AJANS
14 Ocak 2009,Çarşamba


"Yemen Türküsü geleneğini bozmak" farklı bir yaklaşım ve bence olumlu,detaylar haberin içinde.Bilgisayarlı çalışması otamatik patlatmalı ve ısıyı 40 derecenin üstüne çıkarmadan sıkma özelliklerini ise zaten konuyu bilenler bilir.

MEMLEKETİNE YATIRIMLA DÖNDÜ

Mesleği marangozluk olan ve 1986 yılında gittiği Bodrum'da bugüne kadar çeşitli sektörlerde başarılı faaliyetler gösteren Akçaovalı İşadamı, memleketine yatırımla döndü.
Akçaovalı İşadamı Tahir Kahraman 1986 yılında Bodrum'a taşınarak mesleği marangozluğu orada sürdürdü. Daha sonra ticaretini genişleten Kahraman zamanla demir ferforje atölyesi kurdu, Çine Topçam Madran Suyu'nun bayiliğini aldı, sigorta acenteliği yaptı, Ulusoy Seyahat Acenteliği ile ulaşım sektöründe de yer aldı ve inşaat sektöründe de faaliyet gösteriyor.
44 yaşındaki girişimci işadamının son yatırımı ise memleketi Akçaova'ya oldu. Altınabat Köyü sınırlarında Aydın'ın en teknolojik ve en modern zeytinyağı sıkım tesislerini kurdu. Mart'tan sonra da bu alana zeytinyağı şişeleme tesisi kurmak için kolları sıvadı. Şuan 8 kişi istihdam ettiği fabrikasında şişeleme yatırımından sonra en az 30 kişi istihdam edecek. Onu memleketinde yatırım yapmaya sürükleyen neden ise, var olan zeytin potansiyeli ve zeytinlerin organik nitelikte olmasının yanı sıra, 'Yemen Türküsü Geleneği'ni bozmak.
"Giden gelmiyor" diyen Kahraman, "Başka yerlerde başka işler yapsak ve hayatımızı oralarda kursak da, burası bizim memleketimiz. Benim gibi gidip çok başarılı olan ve geri dönmeyen yüzlerce insan var. Maalesef Yemen Türküsü gibiyiz. Giden gelmiyor. Ben bu geleneği bozmak istedim. Yıllar önce satın aldığım bu araziye ağaçlar dikmiştim. Diktiğim bu ağaçlar benim gelip burada yatırım yapmama vesile oldu. O yüzden memleketten her gurbete giden bir ağaç dikip gitsin. 'Benim burada bir ağacım var' diyerek mutlaka bir gün benim gibi dönecektir. İşte o zaman Yemen türküsü Geleneği'ni tümüyle bozarız" dedi.

AYDIN'DA İLK VE TEK

Kahraman'ın aile şirketi olan İpeksu Limited şirketi tarafından Akçaova'da yine aile bireylerinin isimlerinin baş harflerinden oluşan TİBAK (Tahir, İpek, Bakiye, Ayşin ve Abdullah) markası ile kurduğu zeytinyağı üretim fabrikası bilgisayarlı otomasyon sistemi ve otomatik patlatma özellikleri ile çalışan Aydın'ın ilk ve tek tesisi. Aynı tesisten Ege Bölgesi'nde sadece Manisa Akhisar'da bulunduğunu söyleyen Tahir Kahraman, "bu sistemin en önemli özelliği ısısının 40 derecenin üstüne çıkmadan zeytini yağa dönüştürmesi. Böyle olunca üretilen yağ gerçek değerleri ve barındırdığı vitaminleri kaybetmiyor. Otomatik Patlatma sistemi de prina ve kızıl suya kaçan yağı tamamen engelliyor. Hem daha çok yağ elde ediliyor. Hem de üretilen yağ çok daha kaliteli oluyor" diye konuştu.

YAĞI ŞİŞEYE KOYACAK

İşadamı Kahraman'ın yatırımı zeytinyağı üretim fabrikası ile sınırlı değil, sezonun bitmesi ile birlikte Mart Ayı'ndan itibaren şişeleme tesisi kurmaya başlayacak ve TİBAK markası ile 2009 yılı içinde bölgenin yağını yurt içi ve yurt dışına pazarlamaya başlayacak.

Bölgenin zeytinlerinin tamamen ilaçsız ve gübresiz olduğu için, pazarda markasının sorun yaşamayacağından emin olduğunu söyleyen Kahraman, "Şimdiden İstanbul'da bağlantılarımız oluşmaya başladı. Üreteceğimiz yağları heyecanla raflarına koymayı bekleyen marketler var. Bu konuda bölgemizde öncü olmak istiyoruz. Amacımız. Yağımızın hak ettiği değerlerde tüketiciye bizden ulaşmasıdır. İlk etapta da en az 30 kişiyi istihdam yaratmayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu.

Kahraman, zeytinyağının yanı sıra 29. Maddeyi kapsayan ve bölgede bulunan çeşitli gıda ürünlerinin üretimlerini de TİBAK markası altında Akçaova'da üretip, pazara sunacaklarını da ifade etti.

YUNANİSTAN ÖRNEĞİ

Türkiye'de üretilen zeytinyağının ancak %8'inin iç pazarda tüketildiğine dikkat çeken Kahraman, "%92 yağımızı ihraç ediyoruz. Ama olması gerektiği gibi şişeye koyup, kendi markamızla değil, dökme yöntemle Yunanistan ve İtalya gibi ülkelere satıyoruz. Onlarda bizim yağımızı şişeye koyup, pazara sürüyorlar. Bizim yağımızla bizden daha çok kazanıyorlar. Örneğin Yunanistan'da üretilen zeytinyağının %88'i iç pazarda tüketilirken, zeytinyağı ihracatı üretiminin %100'ü seviyelerinde. Aslında %12'yi geçmemesi lazımdır. Çünkü iç tüketim sonrası stokunda kalan yağ oranı o. Ama bizim yağımızı alıp şişeye koydukları için üretimleri kadar ihracat yapıyor görünüyorlar. Bunu neden biz kendimiz yapmamalıyız" şeklinde konuştu.

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÇOK KIYMETLİ ÜRÜNLER

Zeytin ve zeytinyağının insan sağlığı açısından öneminin son yıllarda bilimsel olarak da kanıtlandığını belirten Kahraman, "insan vücudunu ve beynini geliştiren Omega 3 yağ asitleri eskiden tereyağından bulunurdu. Çünkü hayvanlar çimenlerle besleniyordu. Otlak hayvancılığı bitti tereyağında omega 3 kalmadı. Birde balıkta vardı. Çiftlik üretimi başladığından buyana da balıkta da neredeyse kalmadı. Sadece hamsi ve somonda yeteri oranda bulunuyor. O yüzden omega 3 yağ asitlerini yeteri oranda içinde barından tek ürün zeytin ve zeytinyağı kaldı. Onunda üretim şeklini ve doğallığını bozmadan koruduğumuz halde, bölgemizin zeytin ve zeytinyağları ile insanlığa vitamin ve şifa satarız. Bunun bize getirisi ise inanılmaz olur. O nedenle böyle bir yatırıma giriştik. Gelecek yıllar zeytin ve zeytinyağının değerinin artacağının ve tüketiminin daha da yaygınlaşacağını gösteriyor. Bu gösterge bölge ekonomimizin kalkınması içinde önemli bir fırsattır" dedi.

Friday, January 09, 2009

Zeytinyağlı Tatlar

Zeytindostu lacucinaitaliana Dergisi Ocak 2009 sayısında sayın Hasan Köşklü'nün bir yazısına yer vermiş.
Ülkü Ülken,"Hasan Köşklü, zeytinyağlı yemeklerle ilgili o kadar güzel bilgiler vermiş ki, bu yazıyı okuyup da bu tatları denememek mümkün değil. Kaleminize sağlık Hasan Bey....Zeytinyağı tanıtımına çok güzel bir katkı olmuş," diyor.
Biz de bu güzel yazıyı tüm zeytindostları ile paylaşmak istedik.
Teşekkürler Hasan Bey, teşekkürler lacucinaitaliana Dergisi.

Özgeçmiş: 1957 doğumlu, İzmir Atatürk Lisesi mezunu Hasan Köşklü, Üniversite eğitimini yarım bırakarak aile işi tarımsal üretime, çiftçiliğe 1978 yılında başladı. 1994-2007 yılları arasında Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Denetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Aydın Ziraat Odası ve Tariş adına Yurt içi ve dışındaki Uluslararası Zeytinyağı Konseyi(COI) ve benzeri kurum toplantılarına katıldı. Rakip ülkelerdeki tarımsal üretim ve Zeytin&Zeytinyağı sektörünü izleyerek toplam kalitenin artırma amacıyla gelişmeleri internet öbekleri, gazete, dergi ve TV yoluyla paylaşıyor.


Zeytinyağlı Tatlar
Hasan Köşklü


Tarihin tüm dönemlerinde zeytin ağacının ana ürünlerinden olan zeytinyağı, kutsal kitaplara konu olan pek çok yararı ve kullanım yönüyle insanları her zaman şaşırtmıştır.
Üç kıtada yaşayan insanların Akdenizlilik ve çabuk sinirlenme kadar ortak yanlarındandır zeytin ve zeytinyağı.
Yine de ülkemizi zeytinyağının üretildiği ve tüketildiği diğer ülkelerden ayıran en büyük özelliğimiz, mutfağımızda zeytinyağlılara ait özel bir bölümün olmasıdır.
Çok eskilere gitmeden yakın tarihimizdeki zeytinyağlılara ait gözlemlerimi ve tatları sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazımda.
Diğer yağlardan meyve suyu olması dışında da önemli özellikleri olan zeytinyağına ait ulaşabildiğim ilk reklam ülkemizde Uluslar arası Zeytinyağı Konseyi (UZK-COI) tarafından yapılmış.
İnsanlarımızın zeytinyağı tüketmesini sağlamak için yapılan bu reklamın verdiği mesaj çok açık; Her şey zeytinyağı ile…
Diğer reklamlar da birer klasik; en nefis yemekler zeytinyağı ile pişer… sağlığa faydalı yegane yağ zeytinyağı.
Bir diğeri de iki mesaj birden veriyor; doğanın asil yağı, zeytinyağı,,,Teşekkürler, sağlık verene, tok tutana ve lezzetli olana….
Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’nin daha sonraları bir kez daha ülkemizde yapmak istediği tanıtım ülkemizde zeytinyağı tüketimi değil üretim sorunu var gerekçesiyle reddedilir.
Tanıtım yapılabilseydi belki de zeytinyağı tüketimi arttığı için daha çok zeytin dikilecek ve daha çok zeytinyağı üretilecekti ülkemizde.
Ülkemizin insanları da bilim desteği ile kanıtlanan hemen her gün başka yararları da ortaya konan zeytinyağından daha fazla yararlanabilecekti.


Biz Her şey zeytinyağı ile olan bölüme dönelim.

Bir dönem promosyonu yapılan diğer bitkisel yağların zeytinyağına verdiği belki de en önemli zarar, mutfağımızdaki zeytinyağlıların diğer yağlar ile pişirilmesidir.
Düşünebiliyor musunuz, adları zeytinyağlı ama kendileri ayçiçeği-mısırözü ve benzerleri ile pişirilmiş zeytinyağlılar…
Tek kelime ile traji-komik.
Böyle traji-komik bir durumun daha kötüsü, olayın sizin başınıza gelmesidir.
Anlatayım.
Zeytinyağı tanıtımı amacıyla İstanbul’un ünlü otellerinden birisinde yemek verilecekti.
En iyi hazırlanılması gereken mutfak bölümünden gelen sipariş listesi içinde yer alan ve tanıtılması gereken zeytinyağı diğer bitkisel yağların yanında, deyim yerindeyse yok demeyecek kadardı.
Nedeni sorulduğunda, zeytinyağlıların soğuk dolabında donmaması ve kötü görüntü vermemesi için önce bitkisel yağlar ile pişirildiği, servis edilirken üzerine zeytinyağı döküldüğü, bu nedenle az miktarda zeytinyağına ihtiyaç olduğu yanıtı verildi.
İnanılması zor olan başımıza gelmişti. Zeytinyağı tanıtımı için yola çıkmıştık ve daha yolun başında rakiplerin kaleyi(mutfağı) çok önceden ele geçirdiğini görmüştük…
Yapılması gereken yapılmalıydı.
Her şey zeytinyağı ile pişirilecekti.
İsterlerse çok az miktarda diğer yağlardan kullanabilirlerdi ama bizim tercihimiz hiç kullanılmamasıydı.
Menü zeytinyağlılara göre değerlendirilirken misafirlere ikram edilecek baklava takılmıştı aklıma, Ege Bölgesinin pek çok yerinde zeytinyağlı yapılan baklavayı zeytinyağlı yapabilirler miydi??
Yanıt hayır dı, sonucu garanti edemeyiz di…
Bir arkadaşım aracılığıyla uygun kalitedeki zeytinyağları ile birlikte teklifi ülkemizin ünlü baklavacı ailelerinden birisine götürdük.
Yapılan ilk deneme üretimindeki mükemmelliğin ünlü baklavacıyı şaşırtması bize mutluluk vermişti.
Her şey zeytinyağı ile sunulabilecekti.
Etkinlik arasında öğle yemeğinde mükemmel görüntüleri ile belki de ilk defa gerçekten zeytinyağı ile hazırlanan zeytinyağlılar misafirlerin beğenilerine sunuldu.
Sıra tatlılara gelince zeytinyağlı baklavaya düşündüğüm kadar ilgi olmadığını gözlemledikten sonra ünlü imalatçıyı da belirterek misafirlere nedenini sorduğumda yanıtlar ağır geliyor, çok tatlı, rejimdeyim gibi klasik yanıtlar aldım.
Bu aşamada baklavanın da zeytinyağlı baklava olduğunun açıklanması aşamasıydı.
Hiç zeytinyağlı baklava olur muymuş??. Yine de bir kez denemek gerekiyordu..
Bir kez tadan bir daha tatmak istedi, yemeğini bitirenler de oluşan ilgi nedeniyle zeytinyağlı baklavayı tatmaya koştular ve zeytinyağlı baklava yoğun ilgiye fazla dayanamadı, tüm misafirlere de yetmedi.
Aslında Ege Bölgesinde gelenekselleşmiş olan zeytinyağının az bilinen bir kullanım şeklini sunmuştuk misafirlere.
Ben bayramlarda zeytinyağlı baklava geleneğini sürdürüyorum.

Tatlar böyledir, hep vardırlar ama siz yeni keşfedersiniz.

Ortadoğu’da geleneksel kahvaltılık olarak kullanılan ve bizde zahter olarak bilinen susamlı baharat karışımını da İspanya’da böyle keşfetmiştim.
Ziyarette bulunduğumuz firmanın misafirlere yönelik kullandığı ortamda zeytinyağı, ekmek ve susamlı baharat karışımı bize Filistin kahvaltısı olarak ikram edildi.
Ekmeğin öncelikle zeytinyağına sonrasında tutabileceği kadar baharat karışımına bandırılması yöntemi, Ege köylüsünün işe giderken çıkınladığı gibi, zeytinyağlı kesik peyniri eşliğinde mevsimine göre evde ne varsa; kuru soğan közlemesi, kuru biber kavsalaması veya zeytinyağlı sahanda yumurta yemeye alışkın bizlere yabancı değildi.

Zahterin Ortadoğu’da farklı bir tüketim yöntemi de, man'oosheh yani zeytinyağlı zahter böreği.
Zeytinyağlı zahter karışımı börek iç malzemesi olarak kullanılıyor ve fırında pişirildikten sonra üzerine fırça ile zeytinyağı sürülüyor ve işte size zeytinyağlı zahter böreği.

Zeytinyağlı denince akla ilk gelen sıcak ve soğuk yenebilen yemeğimiz zeytinyağlı kızartmadır, Mevsiminde patlıcan, kabak, patatates, kırmızı ve yeşil biber kullanılır.
Peki ya kuru biber kızartması, kızgın tavada kuru biberleri kırışıklıkları kaybolana, çıtır çıtır olana kadar zeytinyağında kızarttıktan sonra (dilerseniz) sarımsaklı yoğurt sosuyla hiç denediniz mi?
Kuru biber kızartması da unutulmak üzere olan tatlarımızdandır.

Pek çoğumuz Lokman hekimin ye dediği sarmısakı kokusu nedeniyle yemeyiz ama İtalya’da özellikle zeytinyağı fabrikalarında kullanılan tadım yöntemi belki ilginizi çeker ve verdiği o basit müthiş tadı evinizde deneyebilirsiniz.
İtalyanlar taze üretilmiş zeytinyağına iyice kızartılmış ekmeğin rende görevi gören üstüne diş sarımsakı sürterek yediriyorlar ve diledikleri kadar sarımsak sonrasında sarmısaklı ekmeklerini zeytinyağına doyuruyorlar ve afiyetle yerken de bu yöntemi zeytinyağlarının kalitesini belirlemekte de kullanıyorlar.
Pizzalarının üstüne zeytinyağı dökmeleri de herhalde tadı artırıyordur.

Kızarmış sıcak somun ekmeğin taze zeytinyağına bandırılması, ülkemizde zeytinyağı fabrikalarında çalışanların geleneksel yemeğidir.

Aydın’da kullanılan yöntemde ekmeğin yerini kuru incir alır. Fabrikada zeytinyağı çıkartacak olan üreticiler kuru incir ile zeytinyağı tadımı yaparlar. Bu yöntemde kuru incir ikiye bölünür, kaşık şekline sokulan yarım incirin içine alınan zeytinyağı kuru incir ile birlikte yenir. Besleyici ve enerji veren bir tadım yöntemidir, soğuk havalar ve güçsüz hissedenler için idealdir.

Zeytinyağı denince deniz ürünleri ve balık anımsanır. Söylenen doğruysa balık denizden çıkınca zeytinyağına girmek istermiş.
Bu nedenle de belki balıkların zeytinyağında pişirilmesi veya ızgara balığın zeytinyağı ile soslanması olağandır.
Peki balık zeytinyağı ile pişiriliyor da, neden karides güveç zeytinyağı ile pişirilmiyor hiç aklınıza geldi mi?
Karidesi bir kez, dilediğiniz kadar zeytinyağı ve isterseniz bir miktar sarmısak ile birlikte fırında veya tavada pişirerek denemenizi tavsiye ederim.

Tek başına bile katık olarak rafine tatlara rakip olabilen doğanın asil yağı, zeytinyağı dır.

Unutmayın, en nefis yemekler zeytinyağı ile pişer.

Teşekkürler, sağlık verene, tok tutana ve lezzetli olana.

Her şey zeytinyağı ile…

Saygılarımla

Thursday, January 08, 2009

Söke zeytinyağı Gelebeç markasıyla şişeye giriyor

Anadolu Ajansı
08 Ocak 2009,Perş.


Zeytin üretiminde söz sahibi olmasına karşın bölgedeki fabrikaları ile piyasada dökme zeytinyağı ile var olmaya çalışan Aydın'ın Söke ilçesinde, artık zeytinyağı şişeye girecek.

Güllübahçe beldesinde 39 ortaklı olarak kurulan Gelebeç adlı şirket, zeytinyağını aynı isimle şişe ve teneke ambalajına alarak sektöre adım atıyor.
Kuruluşundaki 1 milyon TL'lik sermayesini 2 milyon TL'ye yükselten, ardından da kırsal kalkınma destekleme yatırımları programına yapılan başvuru sonucu 175 bin TL'lik hibe desteğine hak kazanan Gelebeç AŞ'de, zeytinyağı şişeleme ve depolama hazırlıklarına başlandı.

Saatte 600 şişelik üretim

Güllübahçe Belediye Başkanı ve Gelebeç'in kurucu ortaklarından Yılmaz Salbaş, ilk aşamada en az 20-25 kişiye istihdam yaratmayı planladıklarını söyledi. Az sermaye ile büyük işler başarmanın örneğini oluşturmayı amaçladıklarını bildiren Salbaş, şunları kaydetti:

"Bu amacımız doğrultusunda ciddi mesafe aldık. Gelebeç AŞ olarak hammadde sıkıntısı yaşamayacağız. Şişeleme tesislerimizin montajı devam ediyor. İlk aşamada saatte 600 şişe ve saatte 30 teneke zeytinyağının ambalajlı olarak üretimini planlıyoruz. Ancak sektöre yeni bir marka olarak gireceğimizden pazar sorunu yaşanabileceğini göz ardı etmiyoruz. Bu nedenle bize Avrupa pazarını aralayacak yabancı ortak arayışımız olacak. Sofralık zeytin üretimine yönelmeyi de hedefliyoruz."