Wednesday, March 11, 2009

Ortak akıl kurnazlığı

Cemal Sevgi
Yenigün
06 Mart 2009


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Zeytinyağı Tanıtım Grubu, Zeytin Dostu Derneği. Zeytinyağı sektörünün kendi içindeki bölünmüşlük öteden beri beni çok rahatsız eder. Sektörün geleceği için hep birlikte hareket edilmesi kaçınılmaz bir gerçek ama yaşananlara bakınca bunun pek de mümkün olmadığını da görüyorum. Bu kafayla bu işler yürümez. Geçtiğimiz hafta Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ortak Akıl ve Güçbirliği Toplantısı yapıldı. Bu toplantıya TARİŞ ve UZZK katılmadı. İlk bakışta sektörün bir araya geldiği bu toplantıya neden katılmadıkları benim de kafamı kurcalamıştı ama sonuç bildirgesinin okuyunca katılmamakta son derece haklı olduklarını bir kez daha anladım.

“Dervişin fikri ne ise zikri de o olur” misali bu adamların da Dahilde İşleme Rejimi’nden (DİR) vazgeçmeye niyetleri yok. Tutturmuşlar bir DİR sanki ondan başka bir şey bilmiyorlar.Güçbirliği toplantısının sonuç bildirgesinin Dış Pazar Sorunları bölümünde aynen şöyle deniyor; “Ürün miktar çeşit ve kalitesinin artırılması amacıyla üretici sorunlarının çözülmesi, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’ne (COI) üye olunması, periyodite ve kuraklığa bağlı ürün çeşit-miktar yetersizliğinden kaynaklanan pazar kayıplarının engellenmesine yönelik DİR uygulamasına geçilmesi öncelikle ve acil olarak, AB’ye ihracatta rakip ülke Tunus benzeri kota temin edilmesinin, sürekli ve kaliteli ürün temini ile tağşişin önlenmesi ve veri tabanı oluşmasına yönelik olarak lisanslı depoculuk kurumlarının oluşturulmasının en kısa sürede sağlanması değerlendirilmiştir.”

Acaba bu sonuç toplantıya katılan 79 kişinin orta fikri mi yoksa organizasyonun niyet beyanı mı? Bu konuda da bazı tereddütler var ama sonuçta ortada böyle bir açıklama var. Böyle bir sonucun çıkacağı belli olan toplantıda Tariş ile UZZK’nın ne işi var. “Şu birlikler olmasa zeytinyağı sektörü ne güzel idare edilir” misali bazı uyanıklar Tariş’i devre dışı bırakmaya çalışıyor ama nafile. Üreticinin hakkını gasp edemezsiniz.

NOT: Öldük, bittik, satacak yağ bulamıyoruz diyenlerin acaba ihracat rakamlarından haberi var mı? Yarın.

MANAVGAT'TA ÇİFTÇİLER EĞİTİM SEMİNERLERİYLE DAHA BİLİNÇLİ TARIM YAPACAK

CHA
10 Mart 2009,Salı


Manavgatlı çiftçiler, 'Türkiye ve AB Arasında Sivil Toplum Diyaloğunu Geliştirme Hibe Projesi (CSD)' çerçevesinde eğitilerek daha bilinçli hale getiriliyor.
Manavgat Ziraat Odası (MZO), Tarım İlçe Müdürlüğü, Ilıca Belediyesi, CSD ve AB Merkezi Finans ve İhale Birimi(MFİB)'nin Nisa Düğün Salonu'nda düzenlediği eğitim seminerinde, çiftçiler, tarım ürünlerini pazarlama yöntemleri, ürün çeşitliliği, etkin kaynak kullanımı, organik tarım, zeytin aşılama ve budama konularında bilgilendiriliyor. Üç gün sürecek eğitim çalışmasının ilk gününde Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Orhan Özçatalbaş ve Doç. Dr. Salih Ülger sunum yaptı. Akdeniz Bölgesi'nin iklim yapısının siyah salamura zeytin üretimine uygun olmadığını belirten Salih Ülger, 'zeytine su verilirse verimi az olur' düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi. Kaliteli ve nitelikli zeytinin su verimiyle mümkün olacağını ifade eden Ülger, babadan kalma yöntemlerle çiftçilik yapmanın tarihe karıştığını söyledi.


Ülger, "Dünya'da zeytin üretiminin lider ülkeleri İspanya, İtalya ve Yunanistan. Zeytinin anavatanı Türkiye olmasına rağmen, istediğimiz ölçüde ürün elde edemiyoruz. İspanya'da yıllık 5 milyon ton zeytin üretimi oluyor. Tunuslu çiftçiler geçiminin yüzde 80'ini zeytin üretiminden sağlarken, ülkemizde ise yüzde 2,5. Ülkemizde 2001 yılında 99 milyon adet fidan varken, 7 yıl içinde 140 milyona ulaştı. Kaliteli ürün elde etmek istiyorsak işimizi profesyonel yapmak zorundayız. Üretilen nitelikli ürünün dünya pazarında her zaman alıcısı olacaktır. Ürün kaliteli ve nitelikli olursa pazar bulmada sıkıntı olmaz." diye konuştu.

Ülke genelinde yetişen zeytin ürününün yüzde 90'ının Gemlik türü olduğu bilgisini veren Ülger, bazı bölgelerde toprak analizi yapılmadığı için dikilen fidanlardan istenilen ölçüde ürün alınamadığını söyledi. Çiftçiler arasında zeytine su verilirse ürünün kalitesinin düşeceği inancının yanlış olduğunu belirten Ülger, "Su verilen ağacın meyvesi daha kaliteli ve lezzetli olur." dedi. Zeytin ağacı dibine hayvan sığır gübresi atımının zararlı olduğunu ifade eden Ülger, at ve tavuk gübresinin meyvenin olgunlaşması için yararlı olduğunu söyledi. Ülger, "Su olmadan zeytin üretimi olmaz. Kuzey Afrika ülkeleri Tunus, Fas, Cezayir, Libya, Mısır ve Sudan zeytin üretiminde büyük oranda su sorunu çözdü. Su sorunu çözmeden kaliteli ve ihracata yönelik zeytin üretemeyiz. Kulaktan duyma ve babadan kalma yöntemlerle zeytin üretimi tarihe karış. Yoksa zeytin üretiminde rakibimiz olan İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Fas ve Suriye ülkeleriyle yarışamayız." diye konuştu.

AB entegrasyonda MFİM projelerinin çiftçi eğitimi ve kaliteli ürün elde etmenin önemli olduğunu belirten Orhan Özçatalbaş, çiftçi eğitimine yönelik ilk projeyi Burdur Ziraat Odası (BZO) ile yaptıklarını söyledi. Kaliteli ürün elde etmenin ilk yolunun bilinçli tarım yapmaktan geçtiğini belirten Özçatalbaş, topraktan bire on ürün almak istiyorsak çiftçilerin bilinçli tarım yapmak zorunda olduğunu kaydetti. MZO Başkanı Rasim Metin ve Ilıca Belediye Başkan Yardımcısı Bekir Çakar, bölgede meyve ve sebze üretim rekoltesini yükseltmek için çiftçi eğitimine devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Çiftçini kahvede pineklet, tarımda üretme, ithâl et!

Serkan AKSÜYEK
Gözlem
07.03.2009


Dünyanın en verimli tarım topraklarına sahip Türkiye, akıl almaz hatalar ve vizyonsuz siyasal iktidarların elinde heba olup gidiyor.

Resmi rakamlara göre son 5 yılda 2 milyon çiftçi tarımdan çekilerek, büyük kentlerin varoşlarında yeni bir hayatın kapısını çaldı. Yıllarca "Dünyada kendi kendisine yeten yedi ülkeden birisiyiz" diye övünen Türkiye, artık tarımda net ithalatçı konumunda. İşin acı yönü, Türkiye'nin kendi verimli topraklarında rahatlıkla üretebileceği tarım ürünlerini, ithâl etmek zorunda olması...

İşte resmi rakamlar eşliğinde son durum...
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre; geçen yıl 6.4 milyar dolar tarım ürünleri ithalatı yapan Türkiye, bu alanda 2.5 milyar dolar dış ticaret verdi. Ulaşılan bu rakam 86 yıllık Cumhuriyet tarihinin pik noktası olarak dikkat çekiyor.

Bu durumu tamamıyla kuraklık gerekçesine dayandırmak mümkün değil. Zira 2007 yılında da Türkiye'de kuraklık yaşanmasına rağmen, tarım ürünleri ihracatı 3 milyar 724 milyon dolar, buna karşılık ithalat 4 milyar 640 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti. Dış ticaret açığı ise 1 milyar doların altında (916 milyon dolar) kalmıştı.

Yine TÜİK'in verilerine göre; geçen yıl kuraklığın da etkisiyle rekolte düşüşlerinde 'dramatik' rakamlara ulaşıldı. Normal ürün yıllarına göre kırmızı mercimekte yüzde 80; arpa, soya fasulyesi ve yeşil mercimekte yüzde 40; pamuk, çiğit ve zeytinde yüzde 25; kuru fasulyede yüzde 20; buğday, ayçiçeği ve nohutta yüzde 10 rekolte kaybı yaşandı.

İşte tarımın çöküş tablosu (*)
Yıl İhracat İthalat Dış Ticaret Dengesi
1996 2.153 2.166 -13
1997 2.354 2.417 -63
1998 2.357 2.125 232
1999 2.058 1.649 409
2000 1.659 2.123 -464
2001 1.976 1.409 567
2002 1.754 1.703 51
2003 2.121 2.535 -414
2004 2.542 2.757 -215
2005 3.329 2.801 528
2006 3.481 2.902 579
2007 3.725 4.641 -916
2008 3.928 6.392 -2.464
(*) Milyon dolar

Bu Ürünleri Kendimiz Üretemedik, Satın Aldık
Fasıllar 2007 2008 Değişim (%)


Hububat 973 2.137 119,6
Yağlı tohum ve meyveler 1.020 1.465 43,6
Hayvansal, bitkisel yağlar 796 1.658 108,3
Gıda sanayii kalıntı ve döküntüleri 548 773 41,0
Tütün ve tütün mamulleri 302 392 29,6
Gübreler 997 1.482 48,6

İthalatı Hububat ve yağlar sürüklüyor

Türkiye'nin tarım desteklemelerini her geçen yıl tırpanlaması
üretebileceği ürünleri, satın almasına neden oluyor. Buna en dikkat çeken örnekler; hububat ve bitkisel-hayvansal yağ ithalatında yaşanıyor.

2008 yılında 2007'ye ithalattaki en yüksek artış hububat; hayvansal ve bitkisel yağlar; gübreler ile yağlı tohum ve meyvelerde gerçekleşti. 2007 yılında 973 milyon dolar olan hububat ithalatı 2008'de yüzde 119,6'lık artışla 2 milyar 137 milyon dolara ulaştı. Yağ ithalatı 796 milyon dolardan 1 milyar 658 milyon dolara, gübreler 997 milyon dolardan 1 milyar 482 milyon dolara, yağlı tohumlar ise 1 milyar 20 milyon dolardan 1 milyar 465 milyon dolara yükseldi.

Tariş Zeytin Ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin:
Türkiye'nin küresel krizi derin hissetmesinde, tarım ürünlerinde yaşanan ithalâtın büyük rolü olduğunu savunan Cahit Çetin, "Hudutlarda kanını dökmekte tereddüt etmeyen Türk çiftçisi, tarlaya alnının terini dökmeye seve seve razı. Biraz imkân ve destek ile her güçlüğü aşabilecek iradeye sahibiz." diyor..

Küresel krizin yarattığı etki sadece reel sektöre yansımıyor. IMF politikalarıyla açlığa, sefalete ve büyük kentlere göçe zorlanan Türk çiftçisi de bu krizin vurduğu kesimler arasında.

IMF'nin Türk tarımına bakışıyla ilgili sert eleştirileri ile tanınan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, Türkiye'nin krizi derinden hissetmesinin "görünmeyen nedenini", yurt içinde üretilecek iken, ithal edilen tarım ürünleri olarak gösterdi..

Gözlem Gazetesi ve EGE TV'nin işbirliği ile hazırlanan Sektörel Gözlem programına konuk olan Cahit Çetin, Türkiye'nin yılda 1.6 milyar dolar tutarında bitkisel ve hayvansal yağ ithal ettiğini anımsattı.

Aynı durumun pamukta da yaşandığını belirten Çetin, "Türkiye'de dünyanın en kaliteli pamuğu, tütünü, bitkisel yağı üretilirdi. Yanlış tarım politikalarıyla bunları üreten insanlar hor görüldü, desteklenmedi ve ithalat yoluna sapıldı. 2001 yılında yaşadığımız kriz lokaldi. Ama şu anda küresel kriz yaşanıyor. Eğer biz bazı tarım ürünlerini ithâl ediyor olmasaydık krizi bu kadar derin hissetmezdik. Kendi kaynaklarına dayanmayan bir ekonomiye sahipseniz, krizler sizde çok daha derin yaralar açar. Borç alan emir de alır." dedi.

İspanya'da sıkıntı
"Türkiye'nin tarım ürünlerinde ve tohumda tam bir kuşatma altında olduğunu" savunan Cahit Çetin, 24 yıllık başkanlık döneminde ilk kez İspanyol çiftçisinin isyanına tanık olduğunu kaydetti.

Çetin, geçen haftalarda gerçekleştirdiği İspanya seyahati ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: "İspanya'daki üreticinin tepkisi kasım ayında başladı ve bugüne kadar aralıksız sürdü. Bu ay eylem yapmaya başlayacaklar. İlk defa bu fiyatlara isyan ediyorlar. Onlar isyan ediyorsa biz öldük demektir. Çünkü onlar gerek kendi hükümetlerinin gerekse AB'nin destekleriyle donatılmış hâldeler. Dünya üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyorlar. Orada kooperatifler üreticiden tüketiciye değil, sanayiciye giden bir yol içinde. Genelde dökme satarlar sanayiciye... Düne kadar her şey iyi gidiyordu. Özellikle son iki senede şirket evlilikleriyle bir kartel oluştu. Üretici bu kartele karşı bir direnç içinde. Şimdi İspanyol kooperatifleri hızla tüketiciye ulaşmaya çalışıyor, formüllerini üretiyor."

'İthalat istemini anlamak imkansız'
Cahit Çetin, ihracatın yüzde 65 oranında ithalâta bağımlı olduğu bilindiği hâlde, ihracatçı birliklerinin "dahilde işleme rejimi kapsamında zeytinyağı ithalatı" istemesini anlayamadıklarını da vurgu yaptı. Türk çiftçisinin dünyanın en kaliteli zeytinyağını ürettiğini, bu ürüne "kalitesiz" demenin "o çiftçiyi de tanımamakla eşdeğer" olduğunu öne süren Çetin, "Artık ülkemizin menfaatlerine uygun duruşumuzu sektör olarak göstermemiz lazım. Bu tarımda ve gıdada üstünlük savaşlarıdır." diye konuştu.

Bu noktada Çin örneğine dikkat çeken Çetin, şöyle devam etti:
"Çin gıda tekellerinin oyuncağı olmamak için Afrika'da arazi kiralıyor. Tarım ürünü yetiştirip onların tuzaklarına düşmemek için mücadele ediyor. Bizim o kadar aklımız yok mu? 'Dışarıdan ithâl edilirse Türk yağının değeri artacak' diyorlar. Bu anlaşılacak iş değil. Yabancı ülkenin çiftçisine para vererek, Türk çiftçisinin karnını nasıl doyuracaksın? Böyle bir ihtiyaç varsa ithalât da yapılabilir. Ama yok. Türk çiftçisi her şeyi becerebilecek güçte. O kadar mütevekkil insanlardır ki, biraz imkân tanınsa, bu krizi aşabilecek gücü iradesiyle gösterecektir. Hudutlarda kanını dökmekte tereddüt etmeyen Türk insanı tarlaya alnının terini dökmeye seve seve razı olur. Zorunlu ihtiyaçlar dışındaki bütün ithâl kalemlerin milli ekonomiye zarar verecek kısmının durdurulmasını ve milli kaynaklarımızın harekete geçirilmesi gerekiyor."

Tariş Organik, Biofach Fuarından Ödülle Döndü
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin ürünü olan 'Tariş Organik' Almanya'nın Nürnberg kentinde düzenlenen dünyanın en büyük organik Gıda Fuarı BIOFACH'tan ödülle döndü. Ziyaretçi ve katılımcıların yaptıkları tadım sonunda verdikleri puanlarla, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Organik ürünü 72 zeytinyağı firması arasında 4'üncü oldu. Cahit Çetin, bu yıl 20'incisi düzenlenen dünyanın en büyük organik fuarı olan BIOFACH organizasyon kapsamında gerçekleştirilen "Zeytinyağı Tadım Ödülleri''nde elde edilen bu başarının gurur verici olduğunu kaydederek, "Bu 28 bin üretici ortağımızın başarısıdır. Gurur hepimizin" dedi. Organik zeytinyağı üretimine 2001'de başladıklarını kaydeden Çetin, ürünün iç ve dış pazarlarda büyük ilgi gördüğünü, tüketici memnuniyetinin yüksek olduğunu söyledi.

Bu yıl daha önce açıkladıkları gibi ortaklarından yaklaşık 18 bin ton ürün alacakları bilgisini veren Cahit Çetin, Tariş'in organik zeytinyağında iç piyasa payının da yüzde 80 seviyesinde olduğunu ifade etti. Cahit Çetin, dünyada organik ürünlere yönelik talebin hızla artmasına karşın Türkiye'de henüz dar bir alan olduğunu ancak önümüzdeki yıllarda daha hızlı gelişme göstereceğine inandığını da sözlerine ekledi.

Türk zeytinyağı Avrupa’da nasıl pazarlanabilir?

Burcu Durmuşoğlu
e-Gazete, Anadolu Üniversitesi
05 MART 2009


10 gün sürecek olan etkinlik kapsamında öğrenciler Türk zeytinyağının Avrupa ülkelerinde nasıl tutunabileceğine ilişkin projeler üretecek.

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen @ce - Advertising Canpaign Training for European Universities (Avrupa Üniversiteleri İçin Reklam Kampanyası Alıştırması) etkinliği 3 Mart Salı günü Kongre Merkezi Kırmızı Salon’da Doç. Dr. R. Ayhan Yılmaz ve Helga van den Bluck'ın açılış konuşmalarıyla başladı. Belçika’daki Plantijn Üniversitesi’nin başını çektiği projede İngiltere, İspanya, Hollanda, Belçika, Finlandiya, Almanya, Fransa ve Türkiye’den 53 öğrenci ve 8 akademisyen yer alıyor.

Eğitim boyunca sabah programlarında akademisyenler öğrencilere reklamcılık alanında dersler verirken, öğleden sonraki programlarda öğrenciler kendi projeleri hakkında çalışmalar yapacak. Advertising Canpaign Training for European Universities eğitiminde öğrencilerden istenen proje konusu ise “Türk zeytinyağlarının Avrupa’daki rakipleriyle nasıl rekabet edebileceği”. Her ülkeden farklı öğrencilerin yer aldığı ajans gruplarında öğrenciler proje konusu hakkında fikir üretip en yaratıcı çalışmayı ortaya koymaya çalışacak. Ajansların farklı ülke öğrencilerinden oluşması kültürler arası iletişim açısından da faydalı olacak.

İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Ferruh Uztuğ etkinliğin öğrenciler için çok faydalı olduğunu belirtirken proje için seçilen konunun ilginç olduğunu işaret etti. Uztuğ “Projede kapsamında Türkiye zeytinyağlarının Avrupa ülkelerinde tutundurulması konusunu belirledik. Bu konu da çok ilginç; çünkü şimdiye kadar hep genel, evrensel konular işleniyordu var olan ülkenin herhangi bir ürünü ya da markası tanıtılmıyordu. Bu Türkiye için bir farklılık olacak.” dedi. Doç. Ferruh Uztuğ etkinlik hakkında şu bilgileri verdi: Temelde öğrenciler Türk zeytinyağlarının Avrupa ülkelerinde nasıl daha iyi iletişime kavuşturulması gerektiğini, reklam, halkla ilişkiler ve pazarlama ayaklarını birlikte tasarlamaya çalışacaklar. Hem Türkiye imajı açısından hem Türk zeytinyağının Avrupa ülkelerindeki rakipleri olan İtalyan ve İspanyol rakiplerine göre nasıl farklılaşacaklarını tartışacaklar. Daha sonra bunun en yaratıcı şekilde sunumunu planlayacaklar.

Eğitimler 10 Mart’a kadar Eskişehir’de devam edecek. 11 Mart günü İstanbul’da sürecek olan etkinlikte katılımcılar burada sektör temsilcileri ile bir araya gelme fırsatı edinecek. Advertising Canpaign Training for European Universities etkinliği 13 Mart Cuma günü sona erecek. Etkinliğin son gününde projeler değerlendirilerek dereceye giren 3 grup çeşitli hediyelerle ödüllendirilecek.

Friday, March 06, 2009

Zeytinyağına çifte standart yanlış

Yeni Asır
06 Mart 2009,Cuma


Avrupa ülkelerinin Türk zeytinyağına uyguladığı kilo başına 2 euroluk fonun hesabı, İzmir'i ziyaret eden 15 kişilik Alman heyetine soruldu. Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Tiryaki, Almanya'nın Bremen şehrinin İzmir ile kardeş şehir olması nedeniyle İzmir'e gelen Bremen şehri parlamenterlerini ağırladı. Tiryaki, konuklara, Türk zeytinyağına uygulanan 2 euroluk fonun Türkiye aleyhine haksız rekabet yarattığını söyledi.
Ziyarette konuşan Bremen eyaleti İçişleri ve Spor Bakanı Senatör Ulrich Maurer, Türkiye'de çok büyük bir potansiyel bulunduğunu söyledi. Ayrıca İslam'dan kaynaklanan problemlerin bulunduğunu kaydeden Maurer, "İslam problemi var. Bu durum bizim kentimize de girdi. Türkiye'yi destekleyerek bu sorunu çözebiliriz" dedi.
Türk Alman İşadamları ve Akademisyenler Derneği Başkanı, EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Sayıl Dinçsoy da, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'ni (ALOSBİ) Frankfurt Borsası'na açma çabaları içinde olduklarını belirtti. Türkiye ve Almanya'yı mihenk taşları olarak gösteren Dinçsoy, "Bana göre Almanya AB'nin, Türkiye Ortadoğu'nun mihenk taşıdır" dedi.

Thursday, March 05, 2009

Marmarabirlik’in ihracat atağı

Yılmaz İşel
Olay
04 Mart 2009,Çarşamba


İhracatta zeytinin ağırlığı…

UİB’e bağlı ihracatçı birliklerinin dün şubat ayı ihracat rakamlarını incelerken, Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ihracat rakamları da dikkatimi çekti.
Taşıt araçları ve yan sanayi gibi, yaş meyve ve sebze ihracatı da kış mevsiminde bulunmamıza karşın ocakta 3,5 milyon dolardan şubatta 4,2 milyon dolara çıkmış.
Kriz ortamında böyle bir artış sağlanması bana göre önemli sayılır.
Son iki ayda yapılan 7,7 milyon dolarlık toplam ihracat içinde ise özellikle zeytin ihracatı öne çıkıyor.
7,7 milyon dolarlık toplam yaş meyve ve sebze ihracatı içinde zeytin ihracatı 3,3 milyon dolar ve payı da yüzde 43,07.
Üstelik.
2008’in ilk iki ayında 2,9 milyon dolar olan zeytin ihracatının 2009’un ilk iki ayında 3,3 milyon dolara çıkması da kuşkusuz sevindirici bir gelişme.

Marmarabirlik’in 3,1 milyon dolar…

Bu tablo üzerine Marmarabirlik’i aradım ve ihracat rakamlarını aldım.
2008 yılında 4 bin 387 ton salamura siyah zeytin ihracatı karşılığında 17 milyon 195 bin 62 dolar döviz girdisi sağlayan Marmarabirlik’in 2009’a da hızlı bir başlangıç yaptığı görülüyor.
Marmarabirlik’in 2009 Ocak ayı ihracatı 1 milyon 290 bin 252 dolar, şubat ayı ihracatı ise 1 milyon 839 bin 309 dolar.
Böylece.
Marmarabirlik’in ocak ve şubat aylarında 863 bin 938 ton zeytin ihracatı karşılığında 3 milyon 129 bin 561 dolar döviz sağladığı anlaşılıyor.
Ardından.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu’ndan şu açıklama geldi:
“Son aylarda dünyada yaşanan ekonomik kriz bütün sektörlerde etkisini gösterirken Marmarabirlik’in tutarlı ve temkinli politikaları sayesinde ihracatımız arttı. Kasım 2008-Şubat 2009 dönemini kapsayan son 4 ayda 6 milyon 200 bin dolar değerinde bin 700 ton sofralık zeytin ihracatı gerçekleştirdik ki, bu da geçen yılın aynı dönemine göre bedelde yüzde 4, miktarda yüzde 10 artış demektir.”
Aynı dönemde Ege Bölgesinden yapılan sofralık zeytin ihracatının miktar olarak yüzde 4 artmasına karşın, bedel olarak yüzde 10 gerilediğine de dikkat çeken Taviloğlu “Ege’den yapılan sofralık zeytin ihracatında ortalama kilogram fiyatı 1,29-2,36 dolar arasında değişirken, Marmarabirlik’in ortalama kilogram fiyatının 3,49-3,70 dolar arasında gerçekleşmesi çok önemli bir farklılıktır” diye ekledi.
Tamam, kriz var.
Var ama krize karşı mücadele veren ve başarılı sonuçlar alan kuruluşlarımız da var!
Kriz döneminde miktar ve bedelin yanı sıra ortalama ihraç fiyatını artıran Marmarabirlik bunun en somut örneğini oluşturuyor ve herkese moral veriyor.

Wednesday, March 04, 2009

BESNİ'DE ÇİFTÇİLERE ZEYTİN VE BAĞ FİDANI DAĞITILDI

CHA
04 Mart 2009 Çarşamba


Adıyaman'ın Besni ilçesinde İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından çiftçilere zeytin ve bağ fidanı dağıtıldı.

Besni İlçe Tarım Müdürlüğü'nde gerçekleşen fidan dağıtım törenine çiftçiler yoğun ilgi gösterdi. Yapılan törene Besni Kaymakamı Hulusi Şahin, Besni Belediye Başkanı İbrahim Öztürk, Emniyet Müdür Vekili Koray Yalınkaya, İlçe Tarım Müdürü Ömer Tercan, İlçe Müftüsü Musa Çiftçi, Sağlık Grup Başkanı Uzm. Dr. Hüseyin Alakuş, Ziraat Odası Başkanı İsmail Sümer katıldı.

Fidan dağıtımda konuşma yapan Besni Kaymakamı Hulusi Şahin, "Besni Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak her yıl ekonomik değeri olan zeytin ve bağ fidanlarının dağıtımı yapılıyor. Çiftçilerimizi alternatif ürünlere yöneltiyoruz. Bu çalışma ile insanımızın ekonomilerini düzelterek üretime teşvikleri sağlanmaktadır." dedi.

MARMARABİRLİK'İN İHRACATI ARTIYOR

CHA
03 Mart 2009,Salı


Türkiye'nin toplam ihracatında büyük düşüş yaşanırken, Marmarabirlik son 4 aylık dönemde ihracatını yüzde 10 oranında artırdı. Birlik, bu dönemde 6 milyon 200 bin dolar döviz geliri sağladı.
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, global ekonomik krizin etkisiyle pek çok işletmenin kapandığı bir dönemde Marmarabirlik'in ihracatını yüzde 10 artırdığını söyledi. Taviloğlu, kasım-şubat aralığındaki 4 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatını yüzde 10 artırdıklarını belirterek, "Son aylarda dünyada yaşanan ekonomik kriz bütün sektörlerde etkisini gösterirken, Marmarabirlik'in tutarlı, temkinli politikaları sayesinde ihracatımız arttı. Kasım 2008-Şubat 2009 dönemini kapsayan 4 ayda yaklaşık 6 milyon 200 bin dolar değerinde bin 700 ton sofralık zeytin ihracatı gerçekleştirdik ki, bu da geçen yılın aynı dönemine göre bedelde yüzde 4, miktarda yüzde 10'luk artış demek" dedi.


Taviloğlu, aynı dönemde Ege'den yapılan sofralık zeytin ihracatının miktar olarak yüzde 4 artmasına karşılık, bedel olarak yüzde 10 gerilediğine dikkat çekti. Taviloğlu ayrıca, Ege'den yapılan sofralık zeytin ihracatında ortalama kilogram fiyatı 1,29 ile 2,36 dolar arasında değişirken, Marmarabirlik'in ortalama kilogram fiyatının, aynı dönemde 3,49 ile 3,70 dolar arasında gerçekleştiğini bildirdi.

Tarım sektöründeki sıkıntının global krizle birlikte daha da katlandığını belirten Taviloğlu, şöylbe devam etti: "Bu zor koşullarda Marmarabirlik, ortak üreticilerini desteklemek için elinden gelenin fazlasını yapıyor. Bu yıl aldığımız ürünün bedellerini yüzde 80 oranında ödedik. Üreticimizin malını değerlendirmek için de koşulları zorluyoruz. Bu çabanın sonucunu gerek ihracat, gerekse içerdeki satış rakamlarında görebiliyoruz. Ancak üretici açısından sıkıntı azalacağına giderek artıyor. Alım kampanyası döneminde çeşitli kanallardan yüksek fiyat baskısı yapılmasına, birliğimizin satış politikalarına müdahale edilmesine rağmen Marmarabirlik Yönetim Kurulu, tutarlı ve temkinli politikalarla zeytin üreticisini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Suni gübre KDV'sinin düşürülmesi, mazot ve benzeri girdilerin ucuzlatılması, her şeyden önemlisi zeytinyağına olduğu gibi sofralık zeytine de gerçekçi prim verilmesi gibi önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu önlemler hayata geçirilmeden zeytin üreticisinin yüzünün gülmesi olanaksız"

ASAJA Saldırıyor



Charles Butler Mackay
http://olivegazette.blogspot.com/
Çeviri: Hasan Köşklü
11 Şubat 2009


Tarım Birliği ASAJA tarafından üyelere yönelik yayınlanan dergide Endülüs Özerk Hükümeti’nin olmayan mevcut politika ve beceriksizlikleri, en azından zeytin yetiştiricilerinin yaşamlarını etkilemesi nedeniyle önemli ölçüde mürekkep sarf edilerek eleştirildi. Jaén ili özelinde, üç makale ve yedi sayfa aşağıdaki noktaları dikkat çekiyor;

1). İlin Gayri safi yurtiçi hasılanın % 20'si Zeytinyağı sektörüne bağlı;

2). İlin zeytin plantasyonlarının 40%’ı cari fiyatlar itibariyle karlı değildir;

3). Bölgesel hükümet en iyi zamanlarında karlılık sağlayan büyük yaşlı bahçelerin modernizasyonu etkileyen herhangi bir liderlik sağlamadı-yapmadı.

4). Eğer Jaén üreticilerinin(klasik) yüksek yoğunluklu(modern)plantasyonlar ile rekabeti ana konu ise, Sulama suyu kullanımı teşkilatlanmasında hiçbir girişimi olmadı;

5). Yönetimin üç yıldır devam eden sorumluluğunda (ki eklemeyim, bu süre boyunca para Eyalet hesaplarında kaldı) gibi süregelen ve büyüyen 12.000 zeytin üreticisi AB desteklemelerinin onayını ve dağıtımını beklemekteler. Görünen o ki, herhangi bir kişinin destekleme konumunda 1999’dan 2005yılına değişiklik olanlar bu sıkıntıyı yaşamaktalar- benim emekli olan komşuma olduğu gibi, hakları karısına devredildi. Bir kuruş(cent) olmadan üç yıl…
Bu listeye ek olarak, ulusal hükümetin sorumluluğunda olan, hava şartları veya başka bir nedenle çalışmayan gündelik işçilere ek olarak ödenen para ile sosyal güvenlik ödemelerindeki17% artıştır. Bu yeni ihtiyacı önlemenin tek yolu, çalışılmayan günlerde işçi kayıtlarını sildirmek ve yeniden ne zaman çalışmaya devam ederlerse tekrar kaydettirmek - alışılmış şekilde ayakta çalışanlar ile birlikte saatlerini sırada bekleyerek geçirmek dahil.

Bu yazar / üretici, kendi şikayetlerini ekleyebilirdi ancak vazgeçiyor.


Üretici Fiyatları

Ocak ayı ortalarında yaşam belirtisi gösteren zeytinyağı üretici fiyatları tekrar son on yıl itibariyle en alt seviyelerde geçiyor. Mevcut PoolRed’den alıntıyla sızma zeytinyağı fiyatları 2,03 € /kg, birinci yemeklik 1,96 €/Kg. ve rafinajlık 1,86 €/Kg. seviyelerinde. Bu rakamların ortalama olması nedeniyle MFAO vadelideki rakamlara 3 ila 7 cent ekleme daha iyi sonuç verir. Mart teslimatı şu anda 1,83 kg € dur.

Ayrıca, nakit para hacmi yılın bu dönemine göre son derece düşük. 12.000ton günlük işlem olması gereken sezonun en işlek günlerinde günlük işlem 4000 ton/gün altında gerçekleşmektedir. Buna dayanarak, taksitli olarak(ASAJA’nın dediği gibi) yılsonunda belirlenecek ortalama fiyatlardan ambalajlı büyük firmalara gittikçe artan miktarlarda önsatış yapmaktadırlar. Ama biz de bir 'alıcı grevi' nin olduğundan şüpheleniyoruz. Yoksa, kooperatiflerin bir günde fiyatların düşmesini protesto amacıyla kapılarını kapatması, satışların düşmesi ve düştükten bu yana düşük kalması tesadüf müydü??

Daha görülmesi gereken, sürekli azaltılan toplam ürün ve tahminlerinin etkileri olacaktır. Sorun, sürekli yağmurun hasadın yapılmasını engellemesinden kaynaklanmaktadır. Burada, yarın yaklaşık dört haftadan bu yana ilk gün zeytin hasadı yapılacaktır. Bu zemin üzerine kalan ürünün yaklaşık 100% rüzgar ile kaybolmuştur ve biz zeytinyağı üretimi sonunda orijinal beklentilerin birkaç yüzbinton altında rekolte bulabiliriz.

Tuesday, March 03, 2009

Sonuç Bildirgesi

ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜ ORTAK AKIL VE GÜÇBİRLİĞİ TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

03 Mart 2009,Salı


Sektörümüzün yaşadığı sorunları saptamak ve çözüm bulmak amacıyla yapılan toplantıya sektörün her kesiminden farklı konumlarda olan kurum temsilcileri ve kişiler katılmış, yaklaşık 8 saatlik bir sürede bir arada kalınarak sorunlara çözüm aranabilecek bir tartışma kültürü oluşturulabileceğimizi bizlere göstermiştir.

Toplantımızın başlangıcında sektörün her kesiminde yaşanan sorunlar taraflarca dile getirilmiş, saptanan sorunların öncelikleri de belirlenerek Üretici Sorunları, İç Pazar Sorunları ve Dış Pazar Sorunları ana başlıklarında, Meclis Zeytin ve Zeytinyağı raporunda yer alan önerilerin hayatiyete geçirilmesi, Zeytin ve Zeytinyağı’nın Milli Ürün statüsüne kavuşturulması ile birlikte değerlendirilmiştir.

Üretici Sorunları bölümünde;

Pamuk’ta dekar başına 105.95TL. ayçiçek’te 33.08TL. soya fasulyesi’nde 67.32TL. kanola’da 40.16TL. aspir’de 18.42 YTL. olarak yağın hammaddesine-tohuma verilen prim Zeytinyağı’nda 9.45TL/Dk. olduğu değerlendirilmiş, 18.9Krş/Kg. olarak verilen primin alınma işleminin bürokratik işlemlerden arındırılması, rakip üretici ülkelerde uygulandığı mantık ve miktarda uygulanarak Zeytin’e de öncelikle ve acil olarak verilmesi,

Makro ölçekte yapılan üretimle rekabet amacıyla üreticimizin her konuda eğitimi ile birlikte üretim maliyetini düşürme ve ürün kalitesini artırmaya yönelik kooperatifleşme, üretici birlikleri, lisanslı depoculuk, arazi parçalanmalarının önüne geçmek amacıyla tarım şirketleri dahil benzeri yöntemlerin tartışılarak ülkemize en uygun modelin geliştirilerek en kısa sürede uygulanması değerlendirilmiştir.

İç Pazar Sorunları bölümünde;

Ürün miktar ve kalitesinin artırılmasına yönelik olarak üretici sorunlarının çözülmesi, haksız rekabet ve tağşişin önlenmesi, etkin denetim yapılması, lisanslı depoculuk uygulamasına öncelikle ve acil olarak geçilmesi,

Zeytinyağı tüketiminin artırılmasına yönelik tüketici anket ve analizleri yapılarak pahalı imajını oluşturan nedenlerin giderilerek etkin tanıtımın ilkokul seviyesinden başlatılması, halkımıza en kısa sürede uygun fiyat ve kalitede zeytinyağı sunulması, değerlendirilmiştir.


Dış Pazar Sorunları bölümünde;

Ürün miktar çeşit ve kalitesinin artırılması amacıyla üretici sorunlarının çözülmesi, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi(COI)’ne üye olunması, periyodite ve kuraklığa bağlı ürün çeşit-miktar yetersizliğinden kaynaklanan pazar kayıplarının engellenmesine yönelik DİR uygulamasına geçilmesi öncelikle ve acil olarak,

AB’ye ihracatta rakip ülke Tunus benzeri kota temin edilmesinin, sürekli ve kaliteli ürün temini ile tağşişin önlenmesi ve veri tabanı oluşmasına yönelik olarak lisanslı depoculuk kurumlarının oluşturulmasının en kısa sürede sağlanması değerlendirilmiştir.

Üretici sorunlarının öncelikle ve acil çözülmesinde aynı fikirde olan katılımcılar, benzeri toplantıların farklı yörelerde belirli aralıklarla düzenlenerek yapılan öncelikle ve acil statüsündeki taleplerin izlenmesine, en kısa sürede statüsündeki sorunların çözümlerinin araştırılması ve tartışılmasına karar vermişlerdir.

Toplantı konuşma tutanakları ayrıca tam metin olarak yayınlanacaktır.

Kamuoyunun bilgisine arzolunur.

26/02/2009

Saygılarımızla

Hasan Köşklü -Toplantı Moderatörü

Ülkü Ülken -Toplantı Raportörü



Katılımcı Kuruluşlar;


AD SOYAD -KURUM
1 FEHMİ UÇAR AR ELEKTRONİK
2 TOROS YÜKSEL ŞAHIS
3 MELİH ÜLGEN POLAT MAKİNA
4 M.TAYLAN ŞENOL MOROVA
5 NACİ ÖZKARA AKHİSAR ZİRAAT ODASI
6 SAİM BALTACIOĞLU AKHİSAR ZİRAAT ODASI
7 ÖNDER ÖZTÜRK KARYA SMD.
8 AHMET AKBUĞA AKHİSAR ZİRAAT ODASI
9 HÜSEYİN DEMİRÖZ AKHİSAR ZİRAAT ODASI
10 S.KAYA ÜZEN ÇANAKKALE TİCARET BORSASI
11 ALİ UZUNIRMAK AYDIN MİLLET VEKİLİ
12 ÜLKÜ ÜLKEN AYTB LAB. HİZ. AŞ
13 ADNAN BOSNALI AYDIN TİCARET BORSASI
14 ALİ MARMARA AYDIN TİCARET BORSASI
15 RUKNETTİN CEYHUN BALIKESİR İL TARIM MÜDÜRÜ
16 MURAT KURALI ALKIN GIDA TARIM ÜRÜNLERİ
17 İBRAHİM ÇOLAK GÜMÜŞLÜ YAĞLARI
18 DİLŞEN OKTAY EGE ÜNV. TARIM EKONOMİSİ BÖLÜMÜ
19 FEVZİ ÇAKALOĞLU AYZEYDER YÖNETİM KURULU ÜYESİ
20 EMİN DEMİRCİ İDEAL TARIM
21 İHSAN AYDAR AYDAR ZEYTİNCİLİK
22 HASAN KÖKLÜ ÜRETİCİ
23 ÜMİT AYDIN BORSA MÜDÜR YARDIMCISI
24 DUYGU ÖDENİR AYDIN TİCARET BORSASI
25 FARUK CANATAR ADANA TİCARET BORSASI
26 SEDAT TETİKER ÜRETİCİ
27 ZAFER KARADAĞ SHANGHAİ KARYA INT.TRADİNG CO. LTD.
28 CANER GENÇ KOZMEN A.Ş
29 BURCU KESER AYDIN TİCARET BORSASI
30 SAVAŞ KOYCU MÜSTAHSİL
31 FATİH CENİKLİ ZEYTİN İSKELESİ
32 TUĞBA ÇELİKEL ZEYTİN İSKELESİ
33 ASUMAN IRMAK MÜSTAHSİL
34 İSMAİL IRMAK MÜSTAHSİL
35 ERDAL ÇORLU MÜSTAHSİL
36 İDRİS BAŞPINAR MANİSA ZİRAAT ODASI
37 EROL BOZKAN SANAYİCİ
38 ÜNAL IRKDAŞ ÜRETİCİ
39 NEDİM ZURNACI ZEYTİNDOSTU MANİSA TEMSİLCİSİ
40 ÇOSKUN İŞTİP İŞTİP ZEYTİNCİLİK
41 HALİT TUNÇ KANAL 35
42 RENAN TUNALIOĞLU ADNAN MENDERES ÜNV.
43 CEMALİ KIRMIZIOĞLU VERDE
44 HASAN İLDENİZ AYZEYDER
45 ÜMİT BARLAS AYZEYDER
46 H.UÇAR APATARKAN GIDATAY AŞ.
47 HÜSAMETTİN BERBER ZEYTİNAĞACI DERGİSİ
48 ALİ NEDİM GÜRELİ EZZİB BAŞKANI
49 SERVET PEHLİVAN GEMLİK TİCARET BORSASI
50 İLHAN ACAR GEMLİK TİCARET BORSASI
51 ÖZDEN ÇAKIROĞLU GEMLİK TİCARET BORSASI
52 ZAFER ÖZER ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ ÜYESİ
53 HAKAN ÖZDOLGUN EZZİB YÖNETİM KURULU ÜYESİ
54 İLHAMİ ÇELEBİ KOÇTAŞ AŞ.
55 SERDAR ÖÇTEN ÜNSAL TÜKETİCİ
56 EMRE UYGUN EZZİB YÖNETİM KURULU ÜYESİ
57 NURİ ÇAYIRLI AYDIN ZİRAAT ODASI MECLİS BAŞKANI
58 M.KADRİ GÜNDEŞ ZZTK
59 SEMRA KARA ZEYTİNDOSTU YÖNETİM KURULU ÜYESİ
60 A.FETTAH GÜRMEN AKHİSAR TİCARET BORSASI MECLİS BAŞKANI
61 KEMAL CENGİZ HİSAR ZEYTİNCİLİK
62 BÜLENT BİREL AKHİSAR TİCARET ODASI
63 FATİH KÜÇÜKTABAN AYDIN TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ
64 FERHAT AYDOĞDU AYDIN TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ
65 MUSTAFA BAŞ ÜRETİCİ
66 S.MEHMET OKTAV TİRE TİCARET ODASI
67 FEVZİ TUNÇELLİ İZMİR TİCARET BORSASI
68 EMEL BOZKURT İZMİR TİCARET BORSASI
69 GÖKHAN BÖCEKLİ TÜCCAR
70 MÜCAHİT KIVRAK BALIKESİR ÜNV.
71 CENKER ABACI MAROLİ GIDA
72 ÇİMEN MUTLU AYDIN TİCARET BORSASI
73 TUĞBA ŞENGÜN AYDIN TİCARET BORSASI
74 MEHMET BİNGÖL TURKUAZ PAZARLAMA
75 METİN ÖLKEN ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ
76 MUSTAFA ALHAT ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ
77 ALİ ULUKARTAL VERDE
78 OKTAY AY ALHATOĞLU
79 ZEYNEP AKTÜRK ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ

Monday, March 02, 2009

RAVİKA ZEYTİNYAĞI ABD'DE 20 MİLYON KİŞİYE ULAŞACAK

CHA
28 Şubat 2009,Cumartesi


Keskinoğlu, ABD ile bugüne kadarki en büyük hacimli zeytinyağı anlaşmasına imza attı. Böylece şirketin ihracat yaptığı ülke sayısı 18'e ulaştı. Keskinoğlu, Ravika marka zeytinyağları ile ABD'de 80 noktada yıllık 500 bin litrelik satış yapacak.
Manisa'nın Akhisar ilçesinde Keskinoğlu Şerketler Grubu tarafından üretilen Ravika zeytinyağı, yıllık 250 bin ton tüketimle dünyadaki en büyük zeytinyağı pazarı olan ABD'nin toplam ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu karşılamayı hedefliyor. Özellikle erken hasat ürünü 'Eylül' ve organik ürün gamında Amerikalılardan tam not alan 'Ravika', bu pazardaki iddiasını önümüzdeki yıllarda daha yukarılara taşıyacak. Ravika'nın ABD'deki satış noktaları arasında, New York'un en prestijli gurme mağazası olan tarihî Kalustanya ve 400 çeşit peynirin satıldığı Boston'daki Formaggio Kitchen öne çıkıyor.

Şu anda Bulgaristan, Bosna Hersek, Azerbaycan, Hong Kong, Rusya, ABD, Kanada, Kosova, Makedonya, Çin, Norveç, Hindistan, Ukrayna, Maldiv Adaları, İsviçre, İngiltere, İran ve Dubai'ye zeytinyağı satan Ravika, 2009'da bunlara Katar, Umman, Kuveyt, İsrail, Brezilya ve Japonya'yı da ekleyerek toplam 1,5 milyon litre ihracat hedefliyor.

Friday, February 27, 2009

ZEYTİN-ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE ORTAK AKIL ARAYIŞI

27 Şubat 2009,Cuma

Zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun yıllardır sektörün aktörleri arasında yaşanan gerginliği ortadan kaldırmayı hedefleyen, “Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı” Zeytindostu Derneği’nin Sekreteryası’nda, Ege İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Prim ödemelerinin arttırılması, iç pazardaki tüketimin arttırılması için yapılması gerekenler, ihracatta yaşanan sıkıntıların çözüm yolları ve Dahilde İşleme Rejimi(DİR) konularının ele alındığı toplantıda, zeytin-zeytinyağının milli ürün olarak kabul edilmesi istendi.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin-zeytinyağının milli ürün olarark kabul edilmesini önerdiğini söyledi.

Tarımsal sorunlar nedeniyle çiftçiler arasında intihar olaylarının arttığını ifade eden Uzunırmak, şunları söyledi: “GSMH’nın yüzde 1’nin tarım desteklerine ayrılması mevcut Hükümet döneminde kararlaştırıldı. Ancak henüz bu sağlanamadı. Bu yıl 11 milyar TL olması gereken tarım destekleri 5 milyar TL’nin altına düştü. Biz bunu bütçe gelirken de reel olmadığını belirtmiştik. En son gece operasyonu ile getirilen önerge ile destekler yüzde 10 daha kesilerek, 4,9 milyar TL’ye düşürüldü. Tarım desteklerinin yönlendirme fonu olarak kullandırılmasını savunuyoruz. Kaynakları yerinde etkin ve verimli kullandırmamamız lazım.”

TANITIM GRUBU ETKİN HALE GELECEK

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, kriz ortamında hamasetin karın doyurmadığını belirterek, 500 bin çiftçi ailesinin mutlu olması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti. Güreli, zeytin ve zeytinyağı tanıtım grubunu daha etkin hale getirmek için gerekli finansmanı bulacaklarını söyledi.

SİVİL ÇÖZÜM ARAYIŞI
Toplantının açılış konuşmasını yapan Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, sektörde iki yıldır kan kaybının devam ettiğini, sektördeki tüm kesimlerin çözüm arayışında olduğunu söyledi. Ölken, bu nedenle sivil insiyatifin katılımı ile toplantı düzenleme kararı aldıklarını belirterek, “ Daha önce devlet ve Hükümet yetkilileri ile bazı toplantılar düzenlenerek sorunlara yönelik çözüm önerileri arandı. İlk kez bir sivil insiyatifin öncülüğünde bir toplantı ile sıkıntıların giderilmesine yönelik çözüm aranıyor. Sektörde daha öncede kriz vardı. Bizim sektör dip yapmıştı o nedenle şimdiki krizin etkisi sınırlı oldu” dedi.

2. RAPOR MECLİSTEN GEÇTİ

Toplantının moderatörlüğünü yapan Hasan Köşklü, krizin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki zincirin tüm halkalarını tahrip eder şekilde devam ettiğini vurguladı. Köşklü, sektörün sorunlarına ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu’nun kurulduğunu hatırlatarak, bu kapsamda yapılan çalışmalarında sıkınıtılara çözüm getirmediğini söyledi.

TBMM Araştırma Komisyonu’nun zeytin zeytinyağı sektörüne ilişkin hazırladığı ikinci raporun meclisten yeni geçtiğini belirten Köşklü, raporda yeralan çözüm önerilerinin arkasında durulmasını istedi.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği eski Denetim Kurulu Üyesi Hasan Köşklü’nin fikir babası olduğu “Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı”na Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, İzmir Ticaret Borsası, Aydın Ticaret Borsası, Aydın Sanayi Odası, Akhisar Ticaret Borsası, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Zeytindostu Derneği temsilcileri katıldı.

Thursday, February 26, 2009

'ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI MİLLÎ ÜRÜN KABUL EDİLMELİ'

CHA
26 Şubat 2009,Perşembe


MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesi gerektiğni bildirdi.
Uzun yıllardır zeytin ve zeytinyağı sektörünün aktörleri arasında yaşanan gerginliği ortadan kaldırmayı hedefleyen "Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Güçbirliği ve Ortak Akıl Toplantısı", Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)konferans salonunda yapıldı. Prim ödemelerinin arttırılması ve iç pazardaki tüketimin çoğaltılması için yapılması gerekenler, ihracattaki sıkıntıların çözüm yolları ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konularının ele alındığı toplantıda, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesi istendi.

Açılış konuşmasını yapan Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, sektörde iki yıldır kan kaybının devam ettiğini, bütün kesimlerin çözüm arayışında olduğunu söyledi. Ölken, bu sebeple sivil inisiyatifin katılımıyla toplantı düzenleme kararı aldıklarını belirterek, "Daha önce devlet ve hükümet yetkilileriyle bazı toplantılar yapıldı ve çözüm yolları arandı. İlk defa bir sivil inisiyatifin öncülüğünde toplantı yapılıyor. Bizim sektör daha önce de krize girip dip yapmıştı, o sebeple şimdikinin etkisi sınırlı oldu." dedi.

Moderatör Hasan Köşklü ise, krizin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki zincirin bütün halkalarını tahrip eder şekilde devam ettiğini vurguladı. Köşklü, sektörün problemlerine ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlatarak, bu kapsamda yapılan çalışmaların da çözüm getirmediğini söyledi. Komisyonun zeytin ve zeytinyağı sektörüne ilişkin ikinci raporunun Meclis'ten yeni geçtiğini belirten Köşklü, burada yer alan çözüm önerilerinin arkasında durulmasını istedi.

Toplantıda konuşan MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, zeytin ve zeytinyağının millî ürün olarak kabul edilmesini önerdi. Uzunırmak, "GSMH'nin yüzde 1'inin tarım desteklerine ayrılması, mevcut hükümet döneminde kararlaştırıldı ancak sağlanamadı. Bu yıl 11 milyar lira olması gereken destekler, 5 milyar liranın altına düştü. En son gece operasyonuyla getirilen bir önergeyle de yüzde 10 daha kesilerek 4,9 milyar lira oldu. Tarım desteklerinin yönlendirme fonu olarak kullandırılmasını savunuyoruz." dedi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ise kriz ortamında hamasetin karın doyurmadığını vurgulayarak, 500 bin çiftçi ailesinin mutlu olması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Güreli, Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu'nu daha faal hale getirmek için finansman bulacaklarını da söyledi.

ANADOLU'DAN DÜNYAYA YAYILAN ZEYTİNİN KIYMETİNİ BİLMİYORUZ

Gıda Teknolojisi
26 Subat 2009,Perşembe


“Bir gün ağaçlar, aralarında birinin kral olmasını isterler. Uzun tartışmalardan sonra zeytin ağacını seçmeye karar verirler. Ancak zeytin ağacı; ‘İnsan türünün iyiliği için Tanrı’nın bana emanet ettiği görev, benim hükümet işleri ile ilgilenmemden çok daha önemlidir’ diyerek bu teklifi reddeder“ anekdotunu hatırlatan UZZK Başkanı Mustafa Tan, Anadolu’dan çıkıp diğer yerlere misafir olan zeytinin yeterince kıymetini bilmediğimizi söylüyor.

Tüm zeytincilik literatürlerinde zeytinin kökeni konusunda iki görüşe rastlanır. Birincisi, zeytinin ilk olarak Ege, Anadolu'nun Akdeniz kıyıları, Suriye ve Lübnan'da ortaya çıktığı; ikincisi ise, kökeninin bugünkü Mısır toprakları, Kuzey Afrika'nın Atlas dağları olduğudur. En parlak devirlerini Anadolu’ da yaşayan, aynı zamanda birçok savaşlara da burada şahit olan zeytin ağacı, dimdik duruşu ile bugünlere gelmiş ve bu süreçte geçtiği tüm Akdeniz çanağında uygarlıkların sembolü, çeşitli medeniyetlerin kuruluşunda en büyük etken, insanlığın en önemli gıdası, ortalığı aydınlatan ışığı, güzellik iksiri ve ticari geliri olmuştur.

Zeytine ülkemizde gereken değer veriliyor mu sizce?

Gerçekten de dünyanın en kalitelilerinden sayılabilecek nitelikte zeytinyağlarının, sofralık zeytinlerin, üretildiği bir ülkede yaşıyoruz. Üzerinde bulunduğumuz topraklarda bu ürünlere dair binlerce yıllık bir kültür birikimi var. Özellikle eşsiz iklim özelliklerine sahibiz ve en önemlisi Avrupa topraklarına göre çok daha temiz ve verimli topraklarda tarım ve zeytincilik yapıyoruz. Ancak bizlerin bugüne kadar bu değerli ürünlerimize yeteri kadar sahip çıktığımız, onlara gereken önemi verdiğimiz, ekonomik ve kültürel açıdan taşıdıkları önemi benimsediğimiz söylenemez. Bu yüzden üretim, kalite ve pazarlama açısından ne iç pazarımızda ne de dünya piyasasında Anadolu’nun hak ettiği yere gelemiyoruz.

Zeytinciliğimizin bugüne kadar ki geliş sürecinden bahseder misiniz?

Bugün % 98’ i Akdeniz ülkelerinde olan yaklaşık 900 milyon adede ulaşan zeytin ağacı, ne hazindir ki, Anadolu’dan misafir olarak gittiği ülkelerde baş tacı edilmiş, komşumuz Yunanistan’ da 170 milyon, İtalya’da 237 milyon ve İspanya’ da 308 milyon adet ağaç sayısına ulaşmıştır. Son 6 yıllık UZK verilerine göre, 2.213.600 ton ile dünya zeytinyağı üretiminin % 78’ini, 1.973.800 ton ile tüketimin % 71‘ini ve 322.600 ton ile dış ticaretinin % 55. 7’sini gerçekleştiren AB, dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi haline gelmiştir. Anlaşılıyor ki Anadolu insanı, zeytin ağacının Akdeniz’ deki Zafer Yürüyüşü’nü hayranlıkla izlerken kendi evinde adeta üvey evlat muamelesi görmesine uzun süre sessiz kalmış. Zeytinciliğimizin bugünlerine ve geleceğine ilk umut ışığı ise; 1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Yalova Millet Çiftliği’ne ziyareti olmuş. Ata’nın, Çiftlikte ki 4.000 ağaçlı metruk zeytinliğin imar ihyası için verdiği direktifler ve izlediği yol bugüne bile ışık tutacak devrimci davranışlar olarak tarihe geçiyor. Direktifleri İtalya’dan uzman getirtilir, bizim ziraatçılar ise İtalya’ ya uzman eğitimine gönderilirler, onların uzmanlığı ile yetiştirdikleri ve onlardan sonrakilerin da yetiştirdikleriyle, toplam zihniyet değişikliğinin getirdiği bilinçlenme, zeytinciliğimize yeni heyecanları doğurdu ve adeta zeytincilik seferberliği başlatıldı.

İHTİSASLI ZEYTİNCİLİK DÖNEMİ

İhtisaslı zeytincilik dönemi olarak adlandırılan bu süreçte yani 1934’te 26 milyon adet zeytin ağacımız var ve 1937 de Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü açılmıştır. 1950 yılında ağaç sayımız 30 milyon adeta ulaşır ve izleyen dönemler birbirini kovalamıştır. 1951-1960 teşkilatsız dönem ve 1960’da 55 milyon ağaç, 1960-1969 Kalkınma Planlı Dönem “ Zeytincilik Seferberliği Dönemi” 1964 de yaklaşık 2 milyon delice aşılanıp dağıtıldı ve 1969’ da 74 milyon ağaç ve, 1970-1982 arasında, Yatırımsız Dönem ve 81 milyon adet ağaç varlığına erişildi.

1982-1990 yılları hakkında bilgi verir misiniz?

1982-1990 yıllarında ‘Plansız Programsız Yatırımsız’ dönem başladı. Zeytin ağaçlarının turizm amaçlı kesildiği, zeytinciliğimizin zor yılları oldu bu yıllar. Bu dönemde bayrağı devralmak, mücadele etmek gerekiyordu. Üzerimize düşen görev ağırdı. Bu dönemde çok çalıştık gece gündüz üreticiyle, sektörle buluştuk. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi (COI) ya da UZK’dan alınan eğitimlerin bu yıllarda önemi çok büyük. Özellikle yaşlı ağaçların gençleştirilmesi, gübrelenmesi, damlama sulama, derin toprak işlemeden kaçınılması ve bunun gibi konularda teorik ve pratik eğitimlerin verilmeye başlandığı üreticilerin bu yenilikleri dikkatle izlediği önder üreticilerin yenilikleri uygulamaya başladığı yıllar. Sulu baskı geleneksel yağhanelerden modern kontinü zeytin sıkma tesislerine geçişin ilk temelleri atılıyor. Bu çalışmalar üreticinin ilgisini çekiyor.

Margarin ve diğer yağlarda halkı yanıltan bilgiler tüketiciye empoze ediliyor

Her ortamda zeytincilikten bahsedilirken, TV reklamlarında bugünlerde yine başladığı gibi margarin ve diğer yağlar hakkında halkı yanıltıcı bilgiler tüketicilere empoze ediliyor. Tıp doktorlarının diyet programlarında, tavsiyelerinde zeytinyağından çok margarin veya diğer bitkisel yağları betimlediği talihsiz yıllardır bu yıllar. Üretici ürettiğinin karşılığını yeterince alamadığı piyasada sadece 3-4 firmanın fiyat belirlediği ve zeytinyağının değerinin çok altında kaldığı yıllar… Ezilmiş üreticiler, birlik olma ve kooperatifleşmenin en büyük güvenceleri olduğunu fark etti. TARİŞ gibi kooperatifler ve birlikler Ar-Ge faaliyetlerine önem verdi. Zeytinde budama kursları sonucunda iri zeytin elde edilişi, sofralık zeytinin Marmara’dan sonra Edremit Körfez Bölgesi gibi diğer bölgelerde de ekonomik olacağını gösterildiği somut adımlar atıldı ve üretici zeytinyağının yanı sıra sofralık ticareti zeytini keşfetti.

1990-2000 yıllarında zeytin konusunda UZK’nın nasıl bir çalışması oldu?

1990 ve 2000 önemli bir dönem. Zeytin ağaçlarının büyük miktarı yaşlı ve verimden düşmüş ve bu derde çare olarak UZK kurslarından edinilen bilgiler ile eğitim-yayım teknoloji transferinin kişisel çabalarla ve yoğun yapılmaya başlandığı yıllar olarak değerlendirebiliriz. Bu dönemde, UZK yayınları ile UZK’dan eğitim alanların teorik ve pratik kurslar sonucu yaklaşık 30 milyon zeytin ağacı gençleştiriliyor.1987-1992 yıllarındaysa zeytin ağaçlarına kuraklık ve aynı yıllarda Kuzey Ege, Mamara’ da kuvvetli don zararları zeytinciliğimize darbe vurmuştur. Buna rağmen üretimde ve verimde artış sağlandı. Sektör hızla bilinçlendi. Bir anda beklenmedik bir gelişme ve sektörün frenine basıldı. 1998’de ülkemiz 35 yıldan beri üye olduğu UZK’ dan bir hükümet kararı ile çıkartıldı. Böylece üretici olup da UZK üyesi olmayan tek ülke konumuna düşüldü. Bu karar sektör tarafından tepki ile karşılandı. Bu tepki 1998’den itibaren UZZK’nın temellerinin atılmasını doğuruyor. 2000’li yıllara kadar hala 90 milyon zeytin ağacına ulaşılmışken, UZK’dan ayrılığa tepki gösterenler yılmadan çalışıyor köy köy zeytinciliği anlatıyorlar. 2000’den sonra zeytinciliğe gönül verenler, ona ilgi gösterenler emekleri karşılığını almaya başlıyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye yeniden zeytin ve zeytinyağı mucizesini keşfetmeye başlıyor.

UZK ayrılığı UZZK’yı mı doğurdu?

Önce 109 milyon zeytin ağacı varlığına ulaştık. Ama hala Yunanistan’ın ve Tunus’ un gerisindeyiz. Ama heyecan artarak devam etti. UZZK’nın ilk örgütlü çalışmaları 2002 yılı bu heyecanın doruğa çıktığı zeytinde yeni bir seferberlik isteminin meclis koridorlarına taşındığı yıllar… Madencilik kanunuyla delinmek istenen zeytincilik yasasının muhafazası için savaş verildi. Zeytin ağacını koruma çabaları, zeytin ağacını arttırma çabaları yeşerdi. Sektör temsilcileri UZZK kurucu girişimi adıyla güçlü bir sivil toplum insiyatifi haline gelerek bir taraftan UZK’ ya yeniden dönmeyi bir taraftan da kanuna dayalı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi UZZK’yı kurmak için çalışıldı. İnternet üzerinde zeytinciliğin sorunlarını ve çözüm yollarını tartışan bir grup zeytin sevdalısı, bu çabaları uygulamaya geçirmeye karar verdiler. Böylece, zeytin ağacına gönül verenler sık sık bir araya gelmeye başlar, birçok zeytinci ilde ve yörede geniş katılımlı sektörel toplantılar yapıldı. Bugün UZZK’nın yönetimini oluşturanlar o toplantılarda UZZK’nın yasasının çıkarılması ve yasaya dayalı bir Konsey kurulması için çalışmalar yapmak üzere yüzlerce sektör temsilcisi tarafından icra kurulu olarak seçildiler. Bu çalışmalar tamamen gönüllülük esasına göre ve hemen her hafta bir araya gelmek suretiyle devam etti. 5488 Sayılı Tarım Kanunu’nun çıkarılmasına çok önemli katkılar yapan grup, nihayet bu kanun çerçevesinde Ürün Konseyleri’nin kurulmasının önünü açmıştır. 21 Mayıs 2007’de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ilk kurulan ürün konseyi olarak tarihe geçti. Böylece 2002 yılından bugüne kadar kuruluşuna emek verenler UZZK Yönetmeliği doğrultusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ilk yetki belgesini alarak Kurucular Kurulu olarak göreve başladılar. Kurucular Kurulunca 6 ay süresince UZZK’ya her kesimden üye kaydı gerçekleştirildi ve, 12 Kasım 2007’de 1. Olağan Genel Kurula gidilerek kendinden sonra kurulan Pamuk, Fındık ve Turunçgil Konseylerine de önderlik yapıldı.

Zeytinciliğimizin durumu ve yapılması gerekenler hakkında bilgi alabilir miyim?

Sektörün yeniden uyanışı anlamındaki yoğun heyecan, ulusal çabalar hükümet önlemleri ile sinerji yaratarak meyvelerini vermeye başladı. Son dönemde yeni dikimlere teşvik verilmesi, il özel idare vb gibi yardımlarla fidan üreten ve fidan diken kişi sayısında önemli artışlar görülüyor ve 2007 TÜİK rakamlarına göre ağaç sayımız 140 milyon adete ulaştı. 2001 Yılı baz alındığında, 2006 yılında toplam zeytin alanında ki değişim oranının % 20’ ye yükseldiğini görüyoruz. Böylece;“Ülkemizde son 10 yıllık ortalamalara göre; sofralık zeytin üretimimiz 363.000 ton, yağlık zeytin üretimimiz 878.000 ton, zeytinyağı üretimimiz ise 120 bin tona ulaştı. Yıllara göre değişmekle birlikte dünyadaki yerimiz, sofralık zeytin üretiminde ikinci, zeytinyağı üretiminde ise beşincilik. Sofralık zeytin tüketimi ortalama 135.000 ton, zeytinyağı tüketimi ise 60.000 ton. Sofralık zeytin ihracatımız 35-70 bin ton arasında değişmekte, ihracatı gerçekleştirdiğimiz ülkeler AB ve Ortadoğu ülkeleri. Zeytinyağı ihracatımız ise ortalama 60 bin ton, ihracatımızın yarısından fazlasını (% 60-65) AB`ye gerçekleştiriyoruz. AB`ye gerçekleştirdiğimiz zeytinyağı ihracatında İtalya ve İspanya önemli bir yer tutmakta. İhracatımızdaki diğer önemli ülkeler ise ABD, Kanada ve Suudi Arabistan.

Türkiye zeytinyağı tüketimde kişi başı kaç kg’lık tüketime sahip?

Hala güzelim zeytinyağının girmediği binlerce ev, zeytinyağını yeterince tanımayan milyonlarca insan var bunu kişi başına yılda 1 kg zeytinyağı tüketmemizden anlıyoruz. En yakınımızdaki Yunanlı komşumuz ise kişi başına yılda 20 kg zeytinyağını salatasına, sıcak, soğuk yemeklerine ve tatlılarına katıyor. Saçına ve vücuduna sürüyor. Niye bizim insanımız zeytinyağı ve zeytin ile bunu gerçekleştirmesin neden daha sağlıklı, daha zeki, daha güzel olmasın? İlk aşamada kişi başına tüketimi 2 kg’a çıkarmak ve ürettiğimizi tüketir hale getirmeyi başaracağız. Bu durumda pazarlama sorunumuz kalmayacak daha fazla üretmeye yöneleceğiz.

Bu doğrultuda hedefler nelerdir?

UZZK nezdinde sektörün tüm temsilcilerince dile getirilen ve genel anlamda kabul gören ve zeytinciliğimizin gelecek yıllarda önce Yunanistan ve Tunus’u geçme ve daha sonra da İtalya’yı geçerek 10 yıl içinde İspanya’nın ardından 2. sıraya yerleşme hedefi ilk kez bir Tarım Bakanı tarafından da telaffuz edildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker Adana Zeytin Zirvesinde yapmış olduğu konuşmasında, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konsey Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesiyle, sektörün kurumsallaşmasının önünün açıldığını belirtmiş ve AB'ye tam üyelik gerçekleşmeden Türkiye'nin zeytincilikte bazı mesafeleri kat etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Sektörde geleceğe yönelik (2008-2020) beklentiler nelerdir?

AB’de üretim artış hızı azalacak ve tüketim artacak, piyasada arz-talep dengesi kısmen düzelecek. Tunus ve Suriye gibi başlıca AB dışı ülkelerde üretim artacak. Bu ülkelerin tüketimi hakkında öngörüde bulunulamamakta. Üretici olmayan veya çok az üretimi olan ülkelerde tüketimin az miktarda olsa da artması beklenmekte. Dünya çapında en önemli gelişme kalitenin (sızmalaşma, organik üretim, coğrafi işaretler) tüketici tercihlerinde giderek daha öne çıkacak olmasıdır. Türkiye’nin AB’ye 2015’te üye olacağı varsayılıyor. Zeytincilik sektörü 2008-2020 döneminde; kooperatifçiliği sağlıklı bir yapıya oturtmuş, kültürel uygulamalar konusunda ilerleme kaydetmiş, organik üretim potansiyelini gerçekleştirmiş, iç piyasada payını arttırmış, dış piyasada markalaşmış, yeni pazarlama kanalları aracılığıyla ihracatını genişletmiş ve derinleştirmiş, 2015 sonrasında ihracatta Tunus ve Yunanistan’ı geçmiş, Avrupa düzeyinde tanınan coğrafi işaretlere sahip ve AB tarım müktesebatını üstlenmiş, gerekli kurumsal yapıyı oluşturmuş, piyasayı izleyebilen, kamu sağlığını, rekabeti, tüketici haklarını koruyan bir halde olmalıdır.

Bakanlığın 2014 yılına kadar zeytincilik hedefleri

-Zeytin alanı: 700 bin ha’dan 1 milyon ha’a
-Zeytin ağacı sayısı: 140 milyondan 180 milyona
-Sofralık zeytin üretimi: 400 bin ton’dan 650 bin tona
-Yağlık zeytin üretimi: 800 bin ton’dan 3 milyon tona
-Zeytinyağı üretimi: 115 bin ton’dan 750 bin tona
-Zeytinyağı ihracatı: 70 bin ton’dan 300 bin tona
-Sofralık zeytin ihracatı: 50 bin ton’dan 200 bin tona
-Ağaç başına verimi: 12 kg’dan 25 kg’a
-Kişi başı Zeytinyağı tüketimi: 1 kg’dan 5 kg’a yani 250 bin tona
-Sofralık zeytin tüketimi: 6 kg’a çıkarılacak.

TARİŞ'İN ORGANİK ZEYTİNYAĞI ULUSLARARASI ÖDÜL ALDI

CHA
26 Şubat 2009,Perşembe


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Ürünü Olan 'Tariş Organik' Markalı Zeytinyağı Uluslararası Yarışmada Ödül Aldı.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin ürünü olan 'Tariş Organik' markalı zeytinyağı uluslararası yarışmada ödül aldı. Almanya'nın Nürnberg şehrinde 19-22 Şubat arasında düzenlenen ve dünyanın en büyük organik gıda fuarı olan Biofach'ta ziyaretçi ve katılımcıların tadımları sonucu verdikleri puanlarla Tariş, 72 zeytinyağı firması arasında dördüncü oldu.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, konuyla ilgili açıklamasında, bu yıl yirmincisi düzenlenen Biofach kapsamındaki 2. Zeytinyağı Tadım Ödülleri Yarışması'nda elde edilen başarının gurur verici olduğunu kaydederek, "Bu, 28 bin üretici ortağımızın başarısıdır." dedi.

Birlik Başkanı Çetin, sözkonusu yarışmaya birçok ülkeden 72 firma katılırken tek Türk firmasının Tariş olduğunu ifade etit. Çetin, "Tariş Organik zeytinyağının başarısı, bu toprakların ve onları işleyen çiftçilerin uluslararası kalite ve lezzet üstünlüğüdür.'' şeklinde konuştu. Çetin, Tariş organik zeytinyağının çevreye ve insana saygı ilkesiyle Küçükkuyu yöresinde yetiştirilen zeytinlerden elde edildiğini, uluslararası akreditasyon şirketi olan Ecocert tarafından da sertifikalandırıldığını vurguladı. Çetin, asit oranı 0.8 dizyem olan yağın, Edremit tipi zeytinlerden çıkarıldığını belirtti. Tariş'in organik zeytinyağında iç piyasa payının yüzde 80 seviyesinde olduğunu aktaran Cahit Çetin, dünyada organik ürünlere yönelik talep hızla artmasına rağmen Türkiye'de henüz dar bir alan olduğunu, ancak önümüzdeki yıllarda daha hızlı gelişme göstereceğine inandığını sözlerine ekledi.

Almanya'nın Nürnberg şehrinde bu yıl yirminci yılını kutlayan Biofach, dünyanın en büyük organik ürün fuarı. Son iki yıldır zeytinyağı ve şarap konularında tadım ödülleri verilen fuar Hindistan, Çin, ABD, Japonya ve Brezilya'da da düzenleniyor.

Biofach Zeytinyağı Tadım Ödülleri Yarışması, ilk olarak 2008 yılında yapıldı. Fuarda standı bulunan zeytinyağı firmalarının ürünleriyle katıldığı yarışma için bir tadım standı kuruldu. 'Damak Zevkinizi Gösterin' sloganıyla yapılan yarışmada fuar ziyaretçileri ve katılımcıları, kapalı usulle yağları 12 panelde tattı. Zeytinyağları, kimlik ve orijinleri belirtilmeksizin değerlendirildi. Verilen puanlar, fuardaki panolarda anında ziyaretçilerle paylaşıldı. Bu sene bazı firmaların birden fazla ürünle katıldığı fuarda 72 zeytinyağı yarıştı.

Wednesday, February 25, 2009

Zeytinyağı sektöründe “Ortak Akıl” sıkıntısı

SEDA GÖK
Ticaret Gazetesi
25 Şubat 2009,Çarşamba


Zeytin zeytinyağı sektörü, 26 Şubat’da gerçekleştirilecek Ortak Akıl Toplantısı’nda bir araya gelecek.

Zeytindostu Derneği’nin sekretaryasını yürüttüğü ve Ege İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek Ortak Akıl Toplantısı’nda; zeytinyağına uygulanan primin arttırılması, zeytinyağının iç pazardaki tüketiminin arttırılması, ihracat sorunları ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konuları ele alınacak.

Sektörün ortak akılda buluşması amacıyla düzenlenecek toplantıda uzun zamandır ihracatçılar ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) arasında yaşanan iletişim sıkıntısına da çözüm olması hedeflenirken, UZZK toplantıya katılmayacağını açıkladı.

İnternet ortamındaki zeytinyağı tartışma grubunda ortaya çıkan toplantı fikrinin hayata geçmesine öncülük eden Hasan Köşklü, “Sektörün bazı konularda anlaştığı ve kolayca yola gidebilecekleri halde çözüm bulunamaması nedeniyle yuvarlak masa toplantısı gündeme geldi.

Anlaşılan konu başlıklarında güç birliği oluşturulması gerekiyor. Bir de bizde eksik olan tartışma kültürünü geliştirmeyi ilke edindik. Bu toplantı İzmir’de çeşitli kurumların görüşlerine yer verildi. Sorunları karşılıklı dinlemek ve eşgüdüm yapıp müşterek yol almayı ilke edindik” dedi.

Toplantıdaki konuların başında üreticiye verilen primin arttırılması olacağını belirten Köşklü, ayrıca prim sisteminin zeytin üretiminde de uygulanmasının ele alınacağını kaydetti.

Köşklü, “İhracatçı birliği ayrı, Tariş ayrı, Ulusal Zeytin Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ayrı rapor hazırlayıp ilgililere gidiyor. Hiç kimse birlikte deklarasyon yayınlamıyor. Bunu yapmak istiyoruz. Ortak diğer konular ise iç tüketimin arttırılması ve lisanslı depoculuk” dedi.

Toplantı ile ilgili olarak UZZK ve Tariş Zeytin gibi üs kuruluşlara da resmi davet gittiğini belirten Köşklü, “Bu toplantının amacı sektördeki çözümsüzlükleri gidermek. Toplantı herkese açık” dedi.

SÜREKLİ DÜZENLENECEK

Toplantının organizasyon ve sekretaryasını yürüten Zeytin Dostu Derneği Başkanı Metin Ölken ise iki haftadır üzerinde çalıştıkları Ortak Akıl Toplantısı’nda prim, iç tüketimin arttırılması, ihracatçıların sorunlarının ele alınacağını kaydetti.

Toplantı için 200 kişiye davette bulunulduğunu ifade eden Ölken, gündem maddesinde talebe bağlı olarak yeni maddelerinde eklenebileceğini kaydetti.

Ölken, “Bu toplantıları periyodik olarak düzenleyeceğiz. Üretici ve ihracatçılarımız da sonrasında kendi aralarında daha sık toplanarak raporlama yapacak” dedi.

UZZK: KATILMAYACAĞIZ

Ortak Akıl Toplantısı için sektörün üs kuruluşu olan UZZK’ya davet gitti.

Ancak UZZK Başkanı Mustafa Tan, toplantıya katılmayacaklarını söyledi. Tan, toplantıya katılmama nedenleri hakkında ise şu bilgileri verdi:

“Yuvarlak masa toplantısının yeri UZZK’dır. Sektör temsilcileri bunu ilettiklerinde, biz bu toplantıları çeşitli vesilelerle zaten yapıyoruz.

Konsey dışında başka bir toplantıya gereklilik yoktur. Konsey sorunların ve çözüm önerilerinin farkındadır.

Sorunların çözümünü ifade etmek isteyenler öncelikle konseyde gelip masaya oturmalı.

Konseye üye olmayıp onlarla aynı masaya oturmamak ve sonrasında davette bulunmak mantıklı değil. Her kuruluş kendi başına Ortak Akıl Toplantısı yapmaya kalkarsa konseyin gerekliliği ortadan kalkar.

Amaç çok başlılığı ortadan kaldırmaktır. Toplantının biçim yanlışlığı var. İhracatçı birlikleri daha bizim üyemiz değil.

Toplantıda sektörün belası olan Dahilde İşleme Rejimi gündeme getirilecek. Bu sektörün moralini bozan bir söylemdir. Bunun konuşulmasını bile doğru bulmuyoruz.”

Tuesday, February 24, 2009

Zeytinyağı ve Kızartma



















Fatih Cenikli

Her Yemekte Zeytinyağı " ... Kızartmalarda da en uygun yağ zeytinyağıdır." (s.113)

" ...Yüksek sıcaklıklarda (~180 derece) yapılan kızartma işlemi (yağ-hava tepkimesi sonucu oluşan oksidasyon ve yiyecek – yağ arasındaki tepkimeler nedeniyle) oldukça karmaşıktır. Yağ asitlerinin ısıya stabil olması, iyi bir kızartma yağının, tamamının doymuş yağ asitlerinden oluşmasını desteklemesine karşın beslenme kalitesi yönünden bu olanaklı değildir ...

... Yağ asitlerinin ısıya karşı stabil olmaları oksidasyon olayının başladığı, doymamış merkezlere sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır. Gıda ve beslenme açısından yararlı ve oldukça az stabil olanlar, oleik asit gibi tek çiftebağlı doymamış yağ asitleridir. Oleik asit, zeytinyağındaki yağ asitlerinin yaklaşık %75-80'inini oluşturur. ...

... Oksidasyona direnç açısından bakıldığında, bu yüzden kızartmaya en uygun yağ zeytinyağıdır. ...

... Zeytinyağının yiyecekler ile arasındaki tepkimeleri aşağıdaki gibi sınıflandılabilemektedir.

- Kızarmış yiyecek tarafından absorbsiyon,
- Yiyecek ile uçucu ürünlerin tepkimesi,
- Yiyecek ile uçucu olmayan ürünlerin tepkimesi,

Zeytinyağı, daha az parçalandığından ve bu parçalanmış ürünler yiyecekler tarafından daha az absorbe edildiklerinden, stabil bir yağ olarak kızartmada kullanıldığı zaman yukarıda sayılan bütün bu olasılıklar minimuma indirilmiş olur. ...

... Zeytinyağı, diğer tohum yağlarından ayrı olarak, yüksek kızartma ısılarında bile özelliği değişmeden kalır, bunu sağlayan zeytinyağının antioksidan özelliği ve yüksek oleik asit miktarıdır, böylece oksidasyona açık olmaz ve sonrasında oluşan toksik maddeler oluşmaz (peroksitler ve polimerler gibi). Ayrıca, Varela ve ark., (1982) tarafından yapılan çalışmalar göstermiştir ki diğer katı ve sıvı yağlar gıdanın büyük bir bölümünün ya da her tarafının içine girerken zeytinyağı gıdanın içine girmez ve yüzeyinde kalır. Üst üste tekrarlanan et ve sardalyanın 10 kez kızartılmasında bile, kullanılan zeytinyağının sindirilebilirliği değişmemiştir. (Valera ve ark., 1984) ...

... Natürel zeytinyağında kızaran yiyecekler; su çekme yapıları nedeniyle, aromatik maddeleri absorbe ettikleri için özel bir tat verirler. ... " (Kaynak, "Uluslararası Zeytinyağı Konseyi" yayınları)

Zeytinde ağaç başına verim yeni fidanlarla 3 kat artacak

Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan: '15 kilo olan ağaç başına verim, yeni fidanlarla 40-50 kilolara ulaşacaktır'.

ADANA (İHA) -
22 Şubat 2009

Son 5 yılda 40 milyon zeytin fidanının dikildiği Türkiye'de, 15 kilo olan ağaç başına verimin yeni dikilen fidanlarla 40-50 kiloya ulaşması bekleniyor. Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan, zeytinciliğin her geçen gün geliştiği ülkemizde son 5 yılda yaklaşık 40 milyon yeni fidan dikildiğini, bu fidanlarla toplam zeytin ağacı sayısının 150 milyona dayandığını belirtti. Çiftçinin zeytinciliğe yönelmesinde dekar başına 250 TL desteğin de etkili olduğunu ifade eden Tan, devlet desteğinin devam etmesi durumunda her yıl 10 milyona yakın zeytin fidanının dikilebileceğini, bunun da 2014'te 180 milyon ağaç sayısına ulaşılması anlamına geldiğini kaydetti. Bu sayıya ulaşıldığında Türkiye'nin ağaç sayısı bakımından İspanya'nın ardından dünya ikincisi olacağını vurgulayan Tan, "Ağaç sayımızı 200 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Yeni fidanların devreye girmesiyle üretimde de misli misli artış olacaktır. 115 bin ton olan zeytinyağı üretimimiz kat kat artacaktır. Bugün Türkiye'de ağaç başına verim ortalama 15 kilo civarındadır. Avrupa'da ise 30 kilo civarındadır. Ama yeni üretilen fidanlarla ağaç başına verim ortalama 40-50'lere ulaşacaktır" dedi. Zeytincilik anlamında ülke için çizilen hedeflerin son derece önemli olduğunun altını çizen Tan, "Ancak sektörün geçmişten gelen ve devam eden sorunları vardır. Örneğin fidan üretimi teşvik edildi, yeni fidanlara destek verildi, o oranda da fidan üreticisi sayısında artış oldu. Ama şimdi destek miktarları düşürüldü, fidancılar iflas noktasına geldi. Bu konuda yeni önlemler alınmalı" diye konuştu.
Avrupa Birliği'ne (AB) girmeyi planlayan Türkiye'nin birliğe dahil olmadan ağaç sayısını artırabildiği kadar artırması gerektiğini ifade eden Tan, şunları söyledi: "Türkiye olarak AB'ye uyum sürecini yaşıyoruz. Muhtemel olarak 2014-2015'te AB'ye giriş hedefleniyor. Bu dönem zarfında AB'de artık zeytin dikim alanlarının kısıtlandığını görüyoruz. Yani daha fazla yeni dikimlere yardım yapılmıyor. Mevcut alanları destekliyorlar, ama ülkemiz henüz AB'ye girmediği için bu bölümü fırsat bilip AB sürecinde mümkün olduğu kadar fazla zeytin ağacı dikilmesini konsey olarak çok önemsiyoruz. Çünkü ne kadar fazla sayıda ağaç varlığıyla AB'ye girersek, o kadar ağaç miktarı kayıtlara girmiş olacak. Bu dikimleri o nedenle çok önemsiyoruz. İlk hedefimiz İspanya'nın ardından ikincilik, sonraki 10 yıl içinde de İspanya'yı geçmektir."

Hasan Köşklü :”Cahit Çetin’in politikaları yetersiz ve tutarsız.”

Söyleşi: Hasan Cengiz Yazar
Karasaban


DİR nedir ? ve sizin bu konuya bakışınız nasıldır?

Dahilde İşleme Rejimini bugün detaylı verilen hava raporlarındaki gibi açıklamak gerek.

Çeşitli kaynaklara göre DİR şöyle tarif ediliyor;
http://www.alomaliye.com/bulent_golgeli_dahilde_isleme.htm

Dahilde işleme rejimi ve geçici Kabul rejimleri ihraç edilecek olan malların üretiminde kullanılacak girdilerin ithal edilmesi halinde bu girdilere ilişkin olarak ithalde ödenmesi gereken vergilerin ödenmeyerek teminata bağlanmak suretiyle ertelenmesini ve bu girdiler kullanılmak suretiyle imal edilen malların ihraç edildiğinin tevsiki halinde, daha önce ertelenen vergilerin terkin edilerek bunlarla ilgili olarak verilen teminatların çözülmesini sağlamaya yönelik düzenlemeler bütünüdür.

Wikipedia’da;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dahilde_%C4%B0%C5%9Fleme_Rejimi

İhraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi aramallara ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir. İhracat yapmayı düşünen işletmeler, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılacak olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, ara malı ve ambalaj malzemelerinin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere ve devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yararlanabilirler.

Ekonomist öğretim üyesine göre DİR;
http://www.deu.edu.tr/userweb/dilek.seymen/dosyalar/Dahilde%20ve%20Haricte%20Isleme%20Rejimi.pdf

DİR, ihracatçılara, ihraç mallarında kullanılmak kaydıyla dünya piyasa fiyatlarından hammadde sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir teşviktir.

Rejim, ihraç ürünlerinin üretiminde kullanılan, ithalatı vergiye tabi ürünlere yönelik esasları belirlemektedir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Gümrük Birliği (GB) çerçevesinde doğrudan parasal teşviklerin kaldırılması ile DİR, Türkiye’de ihracatı artırmaya yönelik en önemli teşvik haline gelmiştir.

Türkiye İhracatının yaklaşık %40′ı DİR kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde DİR’in hissedilen anlamı çok farklıdır.

Kimilerine göre dışarıdan neredeyse gümrüksüz getirilen ürünün tekrar ihracı yerine ülkemizin en ücra sınır kapılarından ihraç edilmiş gibi gösterilebilecek olması bir kazanç kapısıdır.

Kimilerine göre her DİR konusu yukarıda bahsettiğim kötü örnekler nedeniyle hep suistimal edilen geçiçi değil daimi ithalat yoludur ve düzenbazla, vatan hainlerinin tercih ettiği bir uygulamadır.

Kimilerine göre özellikle sektörümüzde konusunun açılması, DİR kelimesinin telaffuz edilmesi bile üreticinin aleyhinedir ve konuşulmasına engel olunmalı, yasaklanmalıdır.

Bana göre zeytin ve zeytinyağı sektöründe DİR, diğer sektörlerde uygulanmasına rağmen, sektörümüz lehine uygulanabilir yöntemi bir türlü bulunamayan ne kuş, ne deve, ne de devekuşudur.

Sektörümüzün temel yanlışlıklarından bir tanesi, DİR uygulamasının yanlış olduğunu düşünenlerin Anayasa Mahkemesi’nce iptali dahil, uygulanmaması için gerekli işlemleri yapmamalarıdır.

Diğer temel yanlış, zeytinyağı gibi özel ve nitelikli bir üründe uygulanan politikaların ihracatçıya DİR istemekten başka çare bırakmamasıdır.

Bir başka deyişle, DİR istenmesinin asıl sorumlusu, DİR istenmesini gerektiren politikaları uygulayanlardır.

Sektör bileşenlerinin ve bireylerinin, geçmişteki kötü örnekleri nedeniyle ithalat sanılarak piyasa düşürücü etkisi olacak diye istenmeyen DİR ile ilgili olarak üzerinde önceden anlaştıkları, tanımlamaları yapılmış ve bir daha DİR spekülasyonu yapamayacakları bir formulasyon ile DİR ülke çıkarları doğrultusunda kullanılabilir duruma getirilmelidir.

Diğer yandan DİR’in ülkemize yararı yok olduğu değerlendiriliyorsa, gündemden kalıcı olarak kaldırılması tartışmaya açılmalı, fazlaca zarar veren spekülasyonu engellenmelidir.

TARİŞ’in açıkladığı fiyatlar konusunda ne düşünüyorsunuz?

Zeytin ve Zeytinyağı Birliği her zamankinden daha geç bir tarihte fiyat açıkladı. Gazete sütunlarından öğrendiklerimiz Birliğin gelecekteki dünya zeytinyağı fiyatlarını tahminde her zamankinden daha çok zorlandığı yönünde. http://zeytuni.blogspot.com/2009/02/zeytinyag-fiyatlar-son-10-yln-en-dusuk.html

Tariş’in bu sezon İhracatta kur farkıyla iyi bir yerde olabilme olarak açıklanan politikasını ve İspanya kooperatifçiliğinin anlatıldığı günlerde İspanya’da fiyatların oluşumu ve kooperatiflerin alımlarda uyguladıkları yöntemlerin ne şekilde olduğuna ilişkin yeterli bilgiyi vermemelerini değerlendirmeden yalnızca fiyatları değerlendirmek doğru olmaz.

16 Haziran 2000 yılında çıkan 4572 sayılı yasa ile özerkleşen Tariş, değişen şartlara uyacak, söylemlerde kalan evrensel kooperatifçiliğe geçişte uygun ve uyarlanabilen bir alım yöntemini uygulayamıyor.

Özerkleşmenin ve evrensel kooperatifçiliğin aksine ofis uygulamalarında olduğu gibi fiyat vererek kooperatifçiliği uyguladıklarını, piyasayı belirlediklerini, fiyatları daha fazla düşmekten kurtardıkları yanılgılarını yaşıyorlar.

Son 15 günlük bir değerlendirmede, 5asit zeytinyağı fiyatlarında körfez bölgesinde brüt2.9TL/Kg.-net 2.839TL/Kg. ve Aydın’da brüt3.6TL/Kg.-net3.524TL/Kg. seviyesinde iken Tariş’in brüt3.7TL/Kg.-net3.437TL/Kg. fiyatı ile daha fazla düşmemesini sağladıkları iddiasını doğrulamıyor

Bu arada son günlerde Kristal 5asit fiatını 3.7TL/Kg.(+KDV) seviyesine çekti.

Bu seviyelerde açıklanan fiyatlar ile tabii ki tüccar memnun ve Tariş ortakları memnun değil, basına da yansıdığı şekliyle.

Açıklanan fiyatlara basına yansıdığı şekliyle İhracatçı A.Nedim Güreli piyasaya uygun ve iç piyasaya çalışan Kristal’in Genel Müdürü Ayhan Baran açıklanan fiyatlar normal diyerek memnuniyetlerini, üretici temsilcileri memnun olmadıklarını açıkladılar ve üreticinin memnun olmadığı tüccarın memnun olduğu bir tablo ilk kez ortaya çıktı. http://yeniasir.com.tr/haber_detay.php?hid=18187 http://zeytuni.blogspot.com/2009/02/taris-onceki-gun-fiyat-politikasini.html

Aslında Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin “Fiyatlar uygun bir seviyede değil” diyerek gerçeği kendisi de teyit ediyor.

Çahit Çetin’in ve Ali Nedim Güreli’nin bu konudaki tutumunu nasıl buluyorsunuz?

Cahit Çetin’in politikaları yetersiz ve tutarsız.

Fiyatlara ilişkin son üç yıldaki değerlendirmeleri, beyanları çoğunlukla doğru çıkmadı.

Ülkesel dik duruş ile fiyatları belli seviyede tutmanın ülkemizin dünya üretimindeki payıyla mümkün olamayacağını değerlendiremedi.

Satmayın, zeytinyağı yükselecek fiyatlar 3200€/ton olacak söylemi de gerçekleşmedi.

AB fiyat düşürme politikası izliyor dedi.

Sonrasında DİR istenmesini fiyatların düşüşüne neden olarak gösterdi.

Bu yıl kartel değerlendirmesi var ki bu oluşum da yeni değil.

Oluşumun ilk başlangıcını kendisi bilir, bilgiyi veren ben olduğum için ben de bilirim. Basına da bu konuda yetersiz ve cılız beyanları oldu.

Öncesinden bildiği bir konuda yeterli tedbir almamasını kamuoyunun değerlendirmesine bırakmak gerek.

Şimdilik kartel konusunu ürünleri zarar gördüğünde bu fırsat kaçmaz dediği rakip ülke İspanya’nın kooperatifleriyle birlikte çözümlemeye çalışıyor

Ali Nedim Güreli bir ihracatçı ve EZZİB başkanı olarak diğer ihracatçıların görüşlerini, isteklerini seslendiriyor. Ticaret yaparken kural olarak da ticarette mal alırken para kazanılır ilkesini uyguluyorlar.

Ancak ülkemizde fiyatlar 1994 yılı öncesinde dökme zeytinyağı ihracatının yasak olduğu dönemlerdeki gibi iki-üç firma tarafından belirlenmiyor.

Yine mal alırken kazanılır ilkesini uygulayabilirler ancak bu fiyat dünya fiyatlarından çok aşağıda olamaz.

Dünya fiyatlarına uygun satış yapabilecek, maliyetlerini küresel maliyetlerin altında ile gerçekleştiren bir başka firma bu özel ürünü alır ve kolaylıkla ihraç eder.

Bu arada her fırsatta arkadaş-hemşeri ve ağabey-kardeş ilişkisi içinde olduklarını söyleyen ilgililer aynı fikirde oldukları prim gibi sektörel sorunları ayrı ayrı seslendirirler ama nedense üzerinde anlaştıkları sorunlara beraber çözüm aramazlar.

Z.yağı fiyat politikası nasıl olmalı ve buna göre bu yılki z.yağı fiyatları ne olmalı?

Konuya yalnızca bir fiyat politikası olarak bakmak yanlıştır.

Üreticinin mutluluğunu yalnızca fiyat vererek sağlamak mümkün değildir.

Açıklanan fiyatları dünya fiyatlarının altında-üstünde şeklinde değerlendirmek ve buna göre de çiftçimiz sahipsiz olmadığını gördü demek de doğru değildir.

Diğer yandan fiyatlar serbest piyasalarda zaten oluşmaktadır.

Sorun, oluşan fiyatların özellikle bu sezonda maliyetleri bile karşılamamasıdır.

Oluşan dünya fiyatlarından son birkaç yıldır koşulları olumsuz olarak değişen İspanyol üreticilerinin(özellikle klasik üretim yapanları) bu sezon hiç memnun olmadığını herkesin bilmesi gerek.

İspanyolları memnun etmeyen dünya fiyatları yüksek girdiler ile üretim yapan bizim üreticimizi hiçbir şekilde memnun edemez.

Dünya Ticaret Örgütü ticarette olduğu kadar tarımda pek çok ülkenin neyi ne kadar üreteceğine ve üretirken ne kadar teşvik-prim gibi uygulamalar yapabileceğine müdahil olmaktadır.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Gümrük Birliği (GB) çerçevesinde doğrudan parasal teşviklerin kaldırılması ile DİR, Türkiye’de ihracatı artırmaya yönelik en önemli teşvik haline gelmiştir.(Dr.Dilek Seymen) Küresel rekabetin ezici ve maliyetlerin hızla arttığı şartlarda üretim yapan üreticilerimizin üretim girdi maliyetlerinin düşürülmesine ve destekleme primlerinin artırılmasına, birim maliyetin azaltılması için de üretiminin artmasına ihtiyacı vardır.

Dünyada son yıllarda uygulanmaya çalışılan bir politika var, tüketiciye makul fiyatlardan zeytinyağı gibi zeytinyağı sunabilmek olarak ifade edilen.

Bu tür politikaların oluşturulduğu merkezleri etkileme gücümüz olmaması nedeniyle bizim fiyat yapmanın ötesinde, maliyet düşürme çalışmalarını hızlandırmamız, üreticimizi artan üretim, ucuzlatılmış gübre-mazot-ilaç-vb, artırılmış destekleme primleri ile güçlendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

Hasan Köşklü Kimdir ?

1957 doğumlu İzmir Atatürk Lisesi mezunu Hasan Köşklü, Üniversite eğitimini yarım bırakarak aile işi tarımsal üretime, çiftçiliğe 1978 yılında başladı. 1994-2007 yılları arasında Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Denetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Aydın Ziraat Odası ve Tariş adına Yurt içi ve dışındaki Uluslar arası Zeytinyağı Konseyi (COI) ve benzeri kurum toplantılarına katıldı. Rakip ülkelerdeki tarımsal üretim ve Zeytin&Zeytinyağı sektörünü izleyerek toplam kaliteyi artırma amacıyla gelişmeleri internet öbekleri, gazete, dergi ve TV yoluyla paylaşıyor.

Thursday, February 19, 2009

ZEYTİNYAĞI UZAKLARI SEVDİ

Sözcü
19 Şubat 2009,Perşembe


Türkiye, zeytinyağında AB pazarında gümrük vergileriyle mücadele ederken okyanus ötesindeki pazarlarda önemli başarılara imza atıyor. Japonya, Kanada ve Avustralya, bu üründe ''yıldız pazarlar'' haline gelirken, Ege'den Çin pazarına yapılan satış bir yılda üçe katlandı.

Türkiye İhracatçılar Merkezi (TİM) rakamlarından derlediği bilgilere göre Türkiye, İtalyan zeytinyağlarının etkili olduğu pazarlara yaptığı ihracatını hızla artırıyor. 5 yıl öncesine kadar çok küçük miktarlarda ihracatın yapıldığı Kanada'ya geçen yıl 11 milyon dolar, Japonya'ya 10 milyon dolar, ABD'ye 21 milyon dolar ve Avustralya'ya 7 milyon dolarlık zeytinyağı gönderildi.

Zeytinyağında ihracatın önceki sezona göre yarı yarıya azalarak 74 milyon dolar seviyesinde kapandığı geçen sezonda, uzak pazarlara yapılan ihracat artmaya devam etti. İtalya, İspanya gibi geleneksel pazarlarda önemli gerilemeler görülürken Avustralya 7 milyon dolar, Çin 3 milyon dolar ihracatla dikkat çeken ülkeler oldu. Filipinler, Fildişi Sahili, Güney Kore, Seyşel Adaları ve Tayland, ihracatta 1 milyon dolar sınırının aşıldığı ülkeler arasına girdi.

Dünyada zeytinyağına sürekli artan talep nedeniyle bir çok pazarda büyük potansiyelin bulunduğu belirten ihracatçılar, son dönemde özellikle Japonya pazarında Türk zeytinyağının kendini kabul ettirmesinin önemli başarı olduğuna dikkat çekiyor.

Uzak pazarlara en yüksek katma değerle, markalı olarak ihracat yapıldığına dikkat çeken yetkililer, devletin de desteğiyle zeytin ağacı sayısının son yıllarda arttığını, gelecek sezondan itibaren bunun üretime yansıyacağını ve ihracat miktarının da buna bağlı olarak katlanacağını tahmin ediyor.

AB pazarında ise uygulanan gümrük vergisi nedeniyle Türk ihracatçıların rakiplerle fiyat rekabetinde zorlandığı ve potansiyeline rağmen bu pazarda başarılı olunamadığı kaydediliyor.

ÇİN'DE TÜRK ZEYTİNYAĞI İMAJI-

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, ihracatçının sürekli yeni pazar arayışında olduğunu, bunun meyvelerinin alınmaya başladığını ifade etti.

Türk firmaların dünya genelindeki fuarlarda boy göstermeye başladığına, İtalya, İspanya ve Yunanistan yağlarının yanında artık Türk zeytinyağının da markalaşmaya başladığına dikkat çeken Güreli, son dönemde Japonya ve Çin'deki başarıların geleceğe yönelik umutları artırdığını kaydetti.

Geçen sezon toplam zeytinyağı ihracatının 7'de 1'lik bölümünün yapıldığı Japonya'nın tüm dünyada referans pazar olma özelliğine sahip olduğunu dile getiren Güreli, ''Hızla büyüyen başka bir pazar da Çin. Bu ülkede zeytinyağı kültürünün yeni yeni oluşması da bizim avantajımıza. Zeytinyağının tanındığı tüm pazarlarda İtalyan zeytinyağı imajına karşı mücadele veriyoruz. Oysa bu pazarda Türk zeytinyağı imajını oluşturma şansımız daha yüksek'' dedi.

Güreli, geçen yıl kötü bir sezon yaşayan sektörün bu yıl ihracattaki küçük artışlara rağmen önceki yıllarda yakaladığı performansa ulaşmasının zor olduğunu söyledi.

Küresel krizin zeytinyağına etkilerinin kısıtlı olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Güreli, dünya fiyatlarının gerilemesinin maliyetleri yüksek kalan Türk firmalarını zorladığını bildirdi.

Bu yıl 25 bin tonluk bir ihracat yapılacağını tahmin ettiklerini söyleyen Güreli, fiyatlarda yükselme beklemediklerini dile getirdi.

Öte yandan Ege'den Çin'e yapılan ihracat geçen yıl, önceki yıla göre tam üç kat artarak 2 milyon 400 bin dolara ulaştı.

Türkiye'den özellikle Yudum, Olio Verde, Tariş ve Orkide markalarının uzak pazarlara önemli miktarda ambalajlı ve markalı ihracat gerçekleştirdiği belirtildi.