Thursday, April 23, 2009

Hatay’da Gemlik faciası…

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
23 Nisan 2009,Perş.


Sine-i millete dönen tek milletvekili olarak siyasi tarihimize geçen Murat Sökmenoğlu ile memleketi Antakya’da karşılaştık. Memleket sorunları ve siyaset üzerine keyifli bir sohbet yaptık.
Sökmenoğlu, “Biz sadece sine-i millete dönmedik, sine-i tarıma da döndük” diyerek Antakya’da zeytincilik yaptığını söyledi.
Aileye ait 200 dönümü aşkın alana 4 yıl önce yaklaşık 17 bin zeytin fidanı dikmiş ve bu sezon, ilk ürünü almaya başlamış. Fakat ürünü aldığına pek memnun değil. Nedeni ise diktiği zeytin çeşidinden kaynaklanıyor.
Ülkedeki modaya uyarak zeytincilik yapmaya karar veren Sökmenoğlu, bir çok üretici, girişimci gibi Gemlik fidanı dikmiş.
Ürün almaya başlayınca Gemlik dikmekle ne kadar büyük bir hata yaptığını fark etmiş. Fakat iş işten geçmiş. 17 bin fidanı aşılamaya kalksa bir dört yıl daha ürün almak için bekleyecek. Yaptığı yatırımın maliyeti en az iki kat artacak.
Antakya’da Murat Sökmenoğlu gibi bir çok Gemlik mağduru var. Oradaki girişimcileri dinledikçe, Gemlik fidanının Hatay’da nasıl bir faciaya dönüştüğüne tanık oluyoruz.
Hatay, Türkiye’deki zeytin varlığının yaklaşık yüzde 10’una sahip. 2008 rekoltesine göre, 150 bin tonu aşkın üretimi ile Aydın’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük zeytin üreticisi. Zeytinin yüzde 85’i zeytinyağı üretiminde değerlendiriliyor. İlde 15 milyonu aşkın zeytin ağacı var. Son yıllarda ülkede başlayan zeytin dikme seferberliğinde de Hatay ilk sıralarda. Yılda ortalama 1.5 milyon yeni zeytin fidanı dikiliyor. Fakat ne yazık ki bu fidanların yüzde 80’ni Gemlik zeytini.
Oysa, Gemlik zeytini Hatay’ın iklim koşullarına uygun değil. Hava şartlarına bağlı olarak yeterince yağ tutmuyor. Yine iklim şartlarına bağlı olarak Hatay’da Gemlik zeytininin kabuğu sertleştiği için salamura, sofralık olarak ta kullanılamıyor.
Hatay’da zeytin üretiminin yoğun olduğu Altınözü’nde, son zamanlarda çok sayıda zeytin fidanının dikildiği Amik Ovası’nda deyim yerindeyse Gemlik faciası yaşanıyor. Bu facianın sorumlusu kim?
Öncelikle son 8 yılda Hatay’da Tarım İl Müdürlüğü aracılığı ile 7 milyonu aşkın zeytin fidanı dağıtan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı. Bakanlığın dağıttığı fidanların yüzde 80’ninden fazlası Gemlik zeytini. Bakanlık bu hatayı sadece Hatay’da yapmadı, ülkenin diğer zeytin üretim bölgelerinde de yaptı. Fidan dağıtmakla kalmadı, dönüm başına 250 lira destek verdi. Diğer zeytin çeşitleri için bu desteğin verilmesi doğruydu. Fakat Gemlik zeytinine, özellikle Gemlik türüne uygun olmayan yerlerde desteğin verilmesi çok büyük bir yanlıştı. Bizler yazılarımızda, konuşmalarımızda bu yanlışı defalarca dile getirdik. Sonradan bu destek Gemlik için 45 liraya düşürülse de( halen dönüme 36 lira veriliyor) Hatay’da olduğu gibi bir çok yerde faciaya neden oldu. Zeytinler ürün vermeye başlayınca facianın farkına varıldı. Bu facia, Türkiye’de tarımın hangi vizyon ve misyonla yapıldığının somut örneğidir.
Elbette bakanlık kadar, yeterince araştırmayan, fizibilite çalışması yapmadan, Gemlik zeytininin bölge iklimine uygun olup olmadığına bakmadan diken üreticinin de suçu var.
Antakya bölgesinin en büyük zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden Yahya Kemal Nalçabasmaz, Tarım İl Müdürlüğü’nün her tarafa Gemlik fidanı dağıtmasına karşı çıktıklarını ancak engelleyemediklerini söylüyor.
Samandağı Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı ile yılda 4 milyon zeytin fidanının üretildiği Fidanlı Köyü’ne gidiyoruz. Köyün tek geçim kaynağı fidancılık. Yeni kurulan Samandağ Meyve Fidan Üreticileri Birliği’ne köydeki 35 üreticiden 22’si üye. Birlik Başkanı ve bölgenin en büyük fidancılık şirketi Fitaş’ın sahibi Zekeriye Sağ, yılda 4 milyon zeytin fidanı ürettiklerini ve üretilen fidanın yüzde 70’inin Gemlik olduğunu söylüyor. Ayvalık, Halhalı, Sarvani ve diğer türler de üretiliyor, fakat çok az. Bu türlere talep te çok değil. En büyük alıcı Tarım İl Müdürlükleri. Köyden Türkiye’nin her yerine fidan gidiyor. Köyde ayrıca yılda 800 bin narenciye, 300 bin Trabzon hurması, 2 milyon nar fidanı üretiliyor. Birkaç yıldır moda olan nar dikimi fidan üretimine de yansıyor. Ancak, bu yıl nar fidanına olan talepte biraz azalma var.
Hatay’da Gemlik faciası yaşanırken, Akçurun Köyü’nde zeytincilik yapan Lütfi Dana Haliloğlu, bölgeye özgü bir tür olan Haşeba zeytinini üretiyor. Haşeba erken hasat edildiğinde yağ oranı azalıyor. Bu nedenle diğer türlere göre biraz daha geç hasat edilmesi gerekiyor. Fakat, makineli hasada çok uygun. Verimi yüksek. Ayrıca zeytin kanserinin görülmediği tek tür olarak biliniyor.
Gemlik faciası önlenir ve bölgeye uygun Haşeba ve benzeri türler geliştirilirse ve birkaç marka yaratılırsa, Hatay, zeytinyağında dünyanın sayılı merkezlerinden biri olmaya aday. Bugüne kadar uçakla ilaçlama yapılmadığı için organik üretim konusunda da büyük potansiyeli var. Zeytin ve zeytinyağı konusunda yatırım yapacaklar Hatay’ın bu avantajlarını iyi değerlendirmeli.

Friday, April 17, 2009

ZEYTİNCİLİK KURSUNA REKOR KATILIM‏

17 Nisan 2009,Cuma


Zeytindostu Derneği’nin Manisa Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde düzenlediği Zeytincilik kursu üreticilerden büyük ilgi gördü. Manisa Ticaret Borsası Toplantı Salonu’nu dolduran yaklaşık 500 üretici gün boyu süren eğitimlerin ardından sertifikalarını Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Alhat ve Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Arif Koşar’ın elinden aldı.

Zeytindostu Derneği’nin ilkini 5-6 Mart tarihleri arasında Aydın Ticaret Borsası’nda düzenlediği zeytincilik kurslarının ikincisi 15 Nisan tarihinde Manisa Ticaret Borsası’nda devam etti. Zeytincilik Kursu, Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Arif Koşar ve Zeytindostu Derneği Başkan Vekili Mustafa Alhat’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Manisalı üreticiler gün boyu süren eğitimlerde, Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç.Dr. Ersel Yılmaz, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Halil Topuz ve Mehmet Güler ile Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Mücahit Kıvrak’tan sulama, bitki besleme, verim artışları, zararlı hastalıklarla mücadele, budama, hasat ve zeytinlerin taşınması konularında bilgi aldılar. Kurs bitiminde eğitimcilere plaketlerle teşekkür eden Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Arif Koşar, zeytincilik kursuna katkıları nedeniyle Zeytindostu Derneği Başkan Vekili Mustafa Alhat’tan plaket aldı.

3.Ortak Akıl Toplantı Duyurusu‏

17 Nisan 2009,Cuma

Zeytin ve zeytinyağı sektöründe mevcut olan sorunlara ortak akıl oluşturarak çözüm yolları bulmak ve sektörde bir güçbirliği oluşturarak çözüm yollarını hayata geçirmek için yola çıkılan ortak akıl toplantılarının üçüncü adımı Edremit Ticaret Odasının ev sahipliğinde Edremit’te gerçekleştirilecektir.

İlk iki toplantıda öne çıkan başlıklar ele alınarak belirlenen gündem maddeleri üzerinde ortak akıl oluşturma çabaları ciddi katılımlarla devam etmektedir.

Edremit’te, ilk toplantıda yoğun olarak üzerinde durulan ve ikinci toplantıda geliştirilerek çalışma komitesinin ve prim ödenme prensibinin belirlendiği prim konusu ile yine önemli sorunlardan biri olan tağşiş ve kalite sorunu ana gündem maddeleri olarak belirlenmiştir.

Prim konusunda komitenin çalışmaları sonucunda oluşan taslak modelin görüşe sunulacağı ve ülkemizde yaşanan tağşişin ve üründe kalite sorununun değerlendirilerek uygulanabilir, kalıcı çözüm yollarının tartışılacağı 3. Ortak Akıl Toplantısı’na ilgili tüm kurumların katılması beklenmektedir.Toplantılarda görüşülen konularda çalışma komitelerin hazırlayacakları akademik raporlar ilgili tüm kurum ve kuruluşlara Ankara’da yapılacak bir sunum ile iletilerek sonuçlanması takip edilecektir.

Yakalanan ortak aklın devamlılığı ve sağlıklı bir şekilde sonuca ulaşması için aşağıda belirtilen gündem maddelerini görüşmek üzere moderatörlüğünü Hasan Köşklü'n-n yapacağı, 14 Mayıs 2009 tarihinde Edremit Ticaret Odasında yapılacak olan 3. Ortak Akıl Toplantısına yoğun katılım beklenmektedir.

Tarih: 14 Mayıs 2009
Yer: Edremit Ticaret Odası
Gündem:
10.00-10.30 Açılış
10.30-11.00 Üretim primi ile ilgili yapılmış teknik çalışmanın Komite Başkanı tarafından sunumu,
11.00-12.30 Üretim prim modeli ve Sektörde üretim ve diğer maliyetlerin düşürülmesi hakkında görüş ve öneriler
13.00-14.30 Tağşiş ve kalite konusunda ülke durumunun tespiti ve alınacak önlemler14.45-15.45 Sektördeki ortak aklın oluşturulması yönündeki görüşler
16.00-16.30 Dilekler ve temenniler
Toplantıya katılım için bilgi: Gamze Hanım, Tel: 0 232 422 01 02
Faks: 0 232 465 07 74
e-posta: zeytindostu@zeytindostu.org

Monday, April 13, 2009

2. GÜÇ BİRLİĞİ VE ORTAK AKIL TOPLANTISI GEMLİK'TE YAPILDI

Hüsamettin Berber
Zeytin Ağacı Dergisi
13 Nisan 2009,P.Tesi


"PRİM KONUSUNDA TEKNİK KOMİSYON KURULACAK"

Zeytin ve zeytinyağı sektöründe sektörel uzlaşı sağlama misyonuyla düzenlenmeye başlanan "Güç birliği ve ortak akıl" toplantılarının ikincisi önemli bir zeytin merkezi olan Gemlik'te yapıldı. Gemlik Ticaret Borsası'nın evsahipliği yaptığı toplantıda sektörün en sıkıntılı konularından olan primle ilgili çalışma yapmak üzere bir teknik komisyon oluşturulması kararı alınırken, oluşturulacak komisyonn başkanlığına ise Balıkesir Üniversitesi Edremit Zeytincilik Enstitüsü Öğretim Üyesi Mücahit Kıvrak önerildi. Komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra Ankara'da konuyla ilgili olarak lobi çalışması yapacak.

"ZEYTİNYAĞINA VERİLEN TEŞVİK BİZİM BÖLGEYİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR"

Toplantıda söz alan Gemlik ilçe Tarım Müdürü İbrahim Çelik, sofralık zeytine teşvik verilmesi gerektiğini söyleyerek, kendi bölgelerinde zeytinyağı primi için başvurunun yok denecek kadar az olduğunun altını çizdi. Çelik, "Prim konusunda sofralık zeytim üretiminde etkili olan sivil toplum örgütleri yeteri kadar baskı yapmadıkları için sonuç alınamıyor. Bizim bölgeyi, zeytinyağına verilen teşvik hiç ilgilendirmiyor. Desteklemelerde ise bürokratik işlemler, prime olan ilgiyi olumsuz etkiliyor. Zeytine prim verilmesi ise bölge için son derece önemli" diye konuştu.

"DÜŞÜK PRİM KAYITDIŞINI ARTIRIYOR"

Zeytinyağında primin ilk kez 40 cent uygulandığını hatırlatan Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken ise, sektörün kayıt içine alınmasıyla sorunun kendi kendine çözüleceğini savundu. Düşük uygulanan primin kayıtdışını arttırdığını da ifade eden Ölken, "Ankara'ya gidip konuyu anlatırken bütçe üzerinde etkisinin düşünüldüğü kadar fazla olmayacağını da anlatmak gerekiyor. Neredeyse Avrupa'daki maliyetletlerle baş edemiyorsak ciddi bir sıkıntı var demektir." diye konuştu.

"ZEYTİNE PRİM TARIM BAKANI'NIN ZERRE KADAR UMURUNDA DEĞİL"

Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Fettah Gürmen ise Odalar, Borsalar ve sivil toplumkuruluşları olarak prim konusunda ortak bir çalışma yapılamamasından yakındı. Gürmen, "zeytine prim verilmesi noktası, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in zerre kadar umurunda değil. Bunu bizzat Tarım Bakanının ağzından duydum. Öncelikle Ankara'da bu sabit fikri değiştirmeliyiz" diye konuştu. Bakanlığın "Benim yağ açığım var, ben zeytine prim veririm. Onun dışında zeytine prim vermem" düşüncesinin kırılması gerektiğini savunan Gürmen Ankara'ya sesimizi duyurma noktasında zayıf kalındığını da sözlerine ekledi.

Oturum başkanlığını üretici Hasan Köşklü'nün, raportörlüğünü de Mücahit Kıvrak'ın yaptığı toplantının gündeminde primin yanısıra, Gemlik coğrafi işaretinin kullanılması ve üretici maliyetlerinin düşürülmesi vardı. Sektörde tartışma yaratan konuların başında gelen Dahilde İşleme Rejimi (DİR) konusu ise toplantı gündemine alınmadı.

Tadım Paneli ilk toplantısını yaptı









13 Nisan 2009,P.Tesi






Ulusal Zeytindostu-AYTB Tadım Paneli ilk toplantısını gerçekleştirdi.
Aydın Laboratuvarında yapılan tadım toplantısında, Ulusal Otorite tarafından "Ulusal Naturel Zeytinyağı Resmi Tadım Paneli" adayı olarak kabul edilen 34 kişilik tadım paneli, biraraya gelerek tadım yaptılar ve sonuçlar üzerinde görüş alışverişinde bulunarak bilgilerini tazelediler.
Bundan sonra 15 günde bir biraraya gelerek uzmanlıklarını geliştirecek olan adaylar IOC tarafından akredite edilmek üzere çalışmalarını sürdüreceklerdir.

Friday, April 10, 2009

2007-2008 DÖNEMİ ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI BİRLİĞİ'NİN GENEL KURULU YAPILDI

Yeni Asır
10 Nisan 2009,Cuma


Tariş, 9 milyon TL kâr açıkladı

“mesnetsiz” olduğu, “borca batık” durumda olmadıkları, çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığı ifade edildi

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, desteksiz ve belirsiz bir ortamda büyük özverilerle çalıştıklarını kaydederek, "Yaşanan tüm sıkıntılara rağmen Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Türkiye'nin en güçlü birliklerindendir" dedi. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan tesislerde yapılan 2007-2008 dönemi birlik genel kurulunda yaptığı konuşmada Tariş'in kazancına değinen Çetin, iş yılında 8 milyon 979 bin TL kar ettiklerini açıkladı.

ALIM POLİTİKASI
Zeytinyağı sektöründe son yıllarda dünya genelinde yaşanan değişim ve olumsuzluklara değinen Çetin, yaşanan belirsiz tablo karşısında bu yıl fiyatı geç açıklamak zorunda kaldıklarını söyledi. Çetin, kampanyada izlediğimiz fiyat ve alım politikasıyla piyasada etkinlik göstererek, fiyatların gerilemesine engel olunduğunu kaydetti. Çetin, şunları söyledi: "Dünya piyasalarında fiyatların önemli belirleyicisi olan İspanya'da da zeytinyağı fiyatlarında gerileme yaşanDI. İspanya piyasalarındaki az sayıdaki oyuncunun kartelleşmesi sonunda fiyatlarda ciddi düşüşler olması İspanyol kooperatiflerini harekete geçirdi. Yıllardır üretici ile sanayici arasında en kısa yolu tercih eden İspanyol kooperatifleri, yaşanan sıkıntılar karşısında tüketiciye sanayici aracılığıyla değil kendi markalarıyla ulaşmak istiyor. Yani bizim yıllar önce yaptığımızı İspanyol kooperatifleri şimdi yapıyor. Bize İspanyol kooperatiflerini örnek gösteriyorlardı. İspanyol kooperatifleri şimdi bizi örnek alıyor. Dahilde İşleme Rejimi (DİR) tartışmaları bu yıl da aynen devam etti. Ancak biz Tariş Zeytinyağı Birliği olarak DİR konusunda üzerimize düşen görevi yerine getirdik ve DİR kapsamında ithalat yapılmasına engel olduk."

ZARAR VERMEYİN
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Genel Müdürü Güngör Şarman ise , son dönemde tarım satış kooperatifleri birliklerinin varlık sebebinin haksız şekilde sorgulandığının altını çizerek, "Ülke genelinde 700 bini aşkın ortağı olan üretici kuruluşlarının kapanmasının kime ne yararı olacaktır? Bu soruya verilecek yanıt çok önemlidir. Bugüne kadar yaşadıklarımız bize göstermiştir ki üreticinin tek dayanağı sahip olduğu birliklerdir" dedi.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına Birlik Denetçisi Muhsin Dere, genel kurulda söz olarak geçmiş ve içinde bulunulan dönemi değerlendiren bir konuşma yaptı. Dere, 22 Nisan 2008'de gerçekleşen bir önceki olağan genel kurul toplantısında ve sonrasında bazı gazetelerde dile getirilen iddiaların "mesnetsiz" olduğunu, "borca batık" durumda olmadığını vurgulayarak, çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Dere, ortaklara sunduğu raporda: "Bir taraftan üretici ortaklarına en yüksek fiyatı vermeyi hedeflerken, bir taraftan da karlılık ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde hareket etme zorunluluğu bulunan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği yöneticilerine yapılacak eleştirilerde, sektörün ve diğer birliklerin içinde bulunduğu durum da dikkate alınarak, yapıcı ve insaflı davranılması gerekir. Birliğin borca batık durumda olmadığı, özellikle bahse konu genel kurul sonrasında bir gazetede 'Müfettiş, Tariş hakkında batak raporu yazdı' başlığıyla verilen haberin içeriğinin gerçeği yansıtmadığı, bu tür gerçek dışı haber ve değerlendirmelerin kıymetli marka değeri oluşturmuş olan ve en başarılı birlikler arasında gösterilen Tariş Zeytinyağı Birliği'ne zarar vermek dışında başka bir amaca hizmet etmediği de aşikardır" dedi

Zeytin Fidanı ihracat yasağı kaldırıldı

(İHRACAT 96/31) DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(TEBLİĞ NO: İHRACAT 2009/3)


MADDE 1 – 19/9/1996 tarihli ve 22762 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhracat 96/31 sayılı İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ ekinde yer alan (EK:1) İhracı Yasak Mallar Listesi'nin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"
Madde
Yasal Dayanak

13-Zeytin (tescili yapılmış ve Milli Çeşit Listesi'nde yayımlanmış olan çeşitlerin yurt içinde sertifikalandırılmış olanları hariç), incir, fındık, antep fıstığı, asma (sultani çekirdeksiz) fidanları
22.12.1995 tarih ve 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı

"
MADDE 2 – Aynı Tebliğ ekinde yer alan (EK: 2) İhracı Ön İzne Bağlı Mallar Listesi'nin 11 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 3 – Aynı Tebliğ ekinde yer alan (EK: 2) İhracı Ön İzne Bağlı Mallar Listesi'nin sonuna aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

"
Madde
İzin Veren Kurum
Yasal Dayanak

26-Zeytin fidanı (tescili yapılmış ve Milli Çeşit Listesi'nde yayımlanmış olan çeşitlerin yurt içinde sertifikalandırılmış olanları)
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
22.12.1995 tarih ve 95/7623 sayılı

İhracat Rejimi Kararı

"
MADDE 4 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Tebliğ hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı bulunduğu Bakan yürütür.

Tuesday, April 07, 2009

İspanyol heyeti Akhisar Ticaret Borsasını ziyaret etti

Kenan MOLLA
Akhisar Haber
28 Mart 2009


Zeytindostu Derneği Davetlisi olarak Türkiye'ye gelen İspanyol heyet Akhisar'daki zeytin, yetiştiriciliği ve sanayisi hakkında bilgi almak için Akhisar Ticaret Borsasını ziyaret etti. İspanya'dan gelen heyeti karşılayan Akhisar Ticaret Borsası başkanı Emin Demirci ve yönetim kurulu üyeleri İhsan Aydar, Üyesi Mehmet üz, Mustafa Alhat, Ali Bulanık, Ticaret Borsası meclis Başkanı A. Fettah Gürmen, Meclis Üyeleri İbrahim Aslan, Mustafa Yıldırım, Nuri Güner ile birlikte İspanya'dan gelen Cano Marchal Europa Sl, Rosa M.Marchal López And Pablo, Cano Marchal, Herparsur Sa: Haytham Ismael Mardini, Salvador Cordero Martin, Ingenıería Y. Desarrollo, Agroındustrıal Sa Francisco José Calero Ruiz, Cıtolıva: Carmen Cristina De, Toro Navero, Dolores Jiménez, Martínez And Miriam, Cano Rubio, M. M. Euroconsultıng Group, Elena Arévalo Castillo heyeti karşıladılar. Akhisar Ticaret Borsası Başkan ve Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte gele İspanyol heyeti, Akhisar'da üretici bahçeleri, üretimde olan fabrika ve işletmeler gezildi. Üretim pazarlama ve fuarlara katılım hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. İspanyol heyet, Akhisar Ticaret Borsası ve Akhisarlı üreticileri İspanyada Mayıs ayında yapılacak olan EXPOLİVA fuarına davet edildi.

Ak-Hisar Izgara Restauranttında birlikte yenilen öğle yemeğine katılan Akhisar Belediye Başkanı Salih Hızlı'ya İspanyol heyet İspanya'nın Granada şehri ile Akhisar'ın kardeş şehir olması hakkında teklifte bulundu. Yenilen öğle yemeğinde birlikte beraber hareket etmekle Akhisar Belediyesi , Akhisar Ticaret Borsası ve Zeytindostu Derneği yöneticileri ile İspanyol heyeti söz birliğine vardılar.

Friday, March 27, 2009

İspanyol zeytin sektörü rotayı Türkiye’ye çevirdi

26 Mart 2009,Perş.

Dünyanın en büyük zeytin üreticisi olan İspanya, Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü ile işbirliği olanaklarını araştırıyor.

Sektörün önde gelen temsilcilerinden oluşan İspanyol heyet, Akhisar’daki zeytin bölgelerinde incelemelere bulundu, Zeytindostu Derneği’nde karşılıklı işbirliği olanaklarının araştırıldığı toplantıya katıldı.


Zeytin ve zeytinyağı sektöründeki gelişmeler, dünyanın en büyük zeytin üreticisi ülkesi İspanya’nın ilgisini Türkiye’ye çekti.

İspanya’da devlet desteği ile örgütlenen sektörel KOBİ’lerini dış ülkelere açmak için oluşturulan Inoleo adlı birliğin temsilcileri ilk olarak Zeytindostu Derneği’nin davetiyle Türkiye’ye geldi.

Citoliva Araştırma Enstitüsü’nden Myriah Cano Rubio. Cristina Navero, Maria Dolores, İspanyol makine üreticisi Calero’nun temsilcisi Francisco Jose Calero Ruiz, İspanyol tank üreticisi Herpasur S.A.’dan Salvador Cordero Martin ve Haythem Ismael Mardini, CM-Europa SL laboratuarından Rosa Maria Lopez, Pablo Cano Marchal, M&M Danışmanlık firması temsilcisi Elena Arevalo Castillo ’dan oluşan heyet önce Aksihar Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde Akhisar’daki zeytin bölgeleri ile zeytin ve zeytinyağı kuruluşlarında incelemelerde bulundu. Karşılıklı işbirliği olanaklarının araştırıldığı Akhisar ziyareti sonrası heyet Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nde Türk ihracatçıları ile buluştu. Ardından Zeytindostu Derneği’ndeki sektörel toplantıya katılan ziyaretçiler, toplantıda Türk ve İspanyol firmalarının işbirliği olanaklarını görüştü. Her iki ülkenin sektörün gelişimi için ortak projeler üretmesi, toplantının ikinci ayağının İspanya’da tekrarlanması konusunda fikir birliğine varıldı.

Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, derneğin sektörün gelişimi için yurtiçinde yaptığı çalışmaların yanı sıra yurtdışında da önemli organizasyonlara imza attığını belirterek, “İspanyol heyetinin Türkiye’de partner olarak Zeytindostu Derneği’ni seçmesi derneğimizin yurtdışında da önemli bir ağırlığı olduğunu ortaya koymuştur” dedi.

Zeytindostu Derneği’nde bazı Türk firmaları ile ikili görüşmeler de yapan heyet temsilcileri, ziyaretin çok olumlu geçtiğini, kısa sürede olumlu sonuçlar alınacağını ifade ettiler.

Thursday, March 26, 2009

Marmarabirlik yönetimi güven tazeledi

Zeytin Ağacı
26 Mart 2009,Perş.


Marmarabirlik’te, Taviloğlu başkanlığındaki yönetim genel kuruldan güvenoyu aldı.

Tek listeyle gerçekleştirilen seçimde Taviloğlu başkanlığındaki yönetimde Hidamet Asa, İbrahim Aksoy ve Cengiz Sayın yer aldı. Kemal Dinç ve Fevzi İpek de denetim kurulu üyesi seçildi.

Refi Taviloğlu, genel kurulda zeytin üreticilerine de müjde verdi. 2008-2009 ürün bedellerinin geriye kalan yüzde 20’lik son diliminin temmuzda değil, nisan ayı sonunda ödeneceğini duyurdu.

--/--

Bünyesinde 8 zeytin tarım satış kooperatifi bulunan Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik)’te Refi Taviloğlu başkanlığındaki yönetim güven tazeledi.

Marmarabirlik’in Başköy’deki genel müdürlük toplantı salonunda gerçekleştirilen, Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Mahmut İnan’ın da katıldığı olağan genel kurulun açılış konuşmasını yapan Başkan Refi Taviloğlu, alım kampanyası ve birliğin faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi. 2007-2008 iş yılında 30 bin 769 ton zeytin aldıklarını, bu alımlar için 73,6 milyon lira ödeme yapıldığını bildiren Taviloğlu, “Almış olduğumuz zeytinin % 55,7’si 200-290 aralığında iri zeytinden oluşmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz 25 bin 559 ton zeytin, rafinajlık hariç bin 279 ton zeytinyağı ve 228 ton zeytin ezmesi satışından toplam 146,3 milyon lira hasılat elde edilmiştir. Birliğimizin elde ettiği cironun 17 milyon 195 bin 165 dolara tekabül eden 21,1 milyon liralık kısmı yurtdışı satışlarına aittir. Birliğimiz bu yıl da ihracat rekoru kırmış olup konusunda ihracat lideri olmayı sürdürmektedir” dedi.

POPÜLİZME KARŞI DURALIM

Tarım satış kooperatifleri birliklerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin süreci de özetleyen Taviloğlu, bu süreçte tarıma ve birliklere yönelik bakış açısıyla 50 yıldır alışılagelmiş düzenin değiştiğini anlattı. Yeniden yapılandırma süreci ve 2001 ekonomik krizi nedeniyle bazı birliklerin faaliyetini yavaşlattığını, bazılarının ise tamamen ortadan kalktığını hatırlatan Refi Taviloğlu, “Yetkililerin en geç bu yılın haziran ayına kadar yürürlüğe gireceğini belirttiği yeni bir kanunla, birliklerin yeniden yapılandırma süreci sona erecektir. Bu kanun, birliklere yönelik DFİF kredisi dahil finansman desteğinin tamamen sona ermesi anlamına gelmektedir” diye konuştu.

2008-2009 alım kampanyası döneminde yaşanan ekonomik krize rağmen büyük riske girerek, iri kalibreli 27 bin 713 ton zeytin aldıklarını belirten Taviloğlu, İstanbul’da oluşturulacak pazarlama ve satış bölge müdürlüğüyle atağa geçeceklerini ifade etti. Havuzdan toptan zeytin satışından vazgeçip küçük ambalaja yöneldiklerini, bu yapılmasaydı bugünkü satış rakamına ulaşmanın mümkün olmayacağını kaydeden Refi Taviloğlu, kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaları da sıraladı.

Taviloğlu şöyle konuştu:

“Bu zor dönemde, birliğimizin imkanlarını zorlayarak bölge üreticisi için çıkış yolları arıyoruz. Ancak kısa vadede birliğimize, orta vadede ise üreticimize ve tarıma zarar verecek, sonunun nereye varacağı belli olan popülist davranışlara yönelik beklentilere hep birlikte karşı koymak mecburiyetindeyiz. Gerçek üretici kimliğinin gerektirdiği davranış budur.”

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Refi Taviloğlu, 2008-2009 dönemi ürün bedellerinden geriye kalan yüzde 20’lik son dilimin ise planlandığı gibi temmuz ayında değil, nisan sonunda ödeneceğini müjdeledi.

SEÇİMLER TEK LİSTEYLE

204 delegeden 200’ünün katıldığı genel kurul, yönetim ve denetim kurulunu ibra ettikten sonra seçimlere geçildi. Seçim tek listeyle gerçekleştirildi. Kullanılan toplam 159 oydan yönetim kurulu için 157, denetim kurulu için ise 152 oy geçerli sayıldı.

Yönetim kurulu Refi Taviloğlu (Erdek), Hidamet Asa (İznik), İbrahim Aksoy (Gemlik) ve Cengiz Sayın’dan (Orhangazi) oluştu. Denetim Kurulu’nda ise Kemal Dinç (Mürefte) ve Fevzi İpek (Edincik) yer aldı.

TEŞEKKÜR KONUŞMASI

Delegelere hitaben teşekkür konuşması yapan Refi Taviloğlu, gösterilen güvenle çalışma azimlerinin kamçılandığını belirterek, “Huzurunuzda doğruluk, dürüstlük ve gerçekçilikten asla taviz vermeden üretici ortaklarımızın ve dolayısıyla Marmarabirlik’in yararı için var gücümüzle çalışacağımızdan emin olunuz” dedi ve bu yolda uğraş verirken önlerine çıkacak kişisel ve siyasi menfaat gruplarıyla mücadelede destek istedi.

Ne iş yaparsınız?

Hüsmen Solmaz
25 Mart 2009,Çarş.


Bazı mesleklerin ünvanı için eğitim yetmez, uygulamada kanıtlanması gerekir. Edebiyat mezunu, otomatikman edebiyatçı değildir. Güzel Sanatlardan sanat eğitimi alınır, ancak sanatçı olunmaz. Bendeniz de eğitimini aldığım meslekte doğrudan pek çalışmamış, çalıştığım mesleğin de eğitimini almamış bir Türkiye ürünüyüm.

Ancak zeytincilik bilimini ailem, çevrem ve bölgem gibi dev bir kaynaktan öğrenmiş olmak, zeytinciliğe ciddi bir proje olarak adım attığım günden beri bir artı oldu hayatımda. Hatta eğer başarılı olduğum varsayılırsa, onların öğrettiği zeytincilik mantığının yolumu çizdiğini söyleyebilirim.

Geçenlerde bir toplantıda, gençlik ile orta yaş sınırında bir bey, kalabalık bir sohbetin ortasında bana döndü ve sordu:

Beyefendi ne iş yaparsınız?

Zeytinciyim dedim ve bir şeyler anlattım.

Yani sadece zeytin yetiştiriyorsunuz. Hepsi bu mu?

Evet diye onayladım.

Kimilerinin bu kadar az iş yapan birine itibar etmelerini pek anlamamış gibiydi. Ama kibar olduğu için pek fazla bir şey söylemedi.

Gerçekten zeytin yetiştirmek bir iş miydi, değil miydi?

Bir arkadaşım bir sohbetinde anlatmıştı, bir gece bir kontrolde kendisini çevirenlerin ne iş yaptıklarını sorduklarında verdiği “zeytinciyim,” yanıtı üzerine görevli birinin “haa köylü yani..” demesine içerler ve nerede diye sorduklarında “dağ başında” der.

O zamandan beri köprünün altından çok sular aktı, çok şeyler değişti. Zeytincilik artık bir meslek sayılır oldu. Köylülüğün de bir işten sayılıp sayılmadığı tabii ayrı bir konu.

Bence nerede yaşadığın değil de, ne ürettiğin, nasıl ürettiğin, hatta belki biraz da neden ürettiğin önemli.

Her neyse o gece toplantıdan ayrılıp eve döndüğümde, baktım yine o beyefendinin sorusu takılmış kafama, demek ki iyice içerlemiş olmalıydım.
Belleğimde o mekâna geri döndüm, beyefendiyi karşıma aldım, filmi geri sardım ve tam “sadece zeytin mi?” anına getirdim. Daha sesindeki soru işareti tınısı bitmeden aldım sazı elime;

“Tabii değil beyefendi, o kadar çok işim var ki, saymakla bitmez,” dedim ve sorusunu geliştirmeye, değiştirmeye fırsat vermeden bir solukta anlatmaya başladım:
Hem dünyanın en güzel zeytinlerini yetiştirdiğimi söyledim hem de, bir gün bu topraklarda hiçbir şey kalmadığı zaman, “burada birileri vardı ve bir şeyler yapmaya çalışmışlardı,” dedirtecek bir tanıklık bırakmak için zeytini çok ciddiye alırım, dedim.

Zeytinliğe girdiğimde karşımda tüketicilerin ve müşterilerin hayaleti vardır. İşin özelliği, hatta ahlakı bunu gerektirir çünkü.

En başıma buyruk, en bencil ve günlük olaylardan uzaklaşmak için kafamı biraz rahatlatmak için tarlaya gittiğimde bile o hayalet karşıma dikilir.
Dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrılmış, bıyık altından muzipçe gülümsemektedir sanki bana.

Bazen bir masanın başında yerini almış, bir elinde çay bardağı vardır, diğer elinde başparmaklarıyla tuttuğu güzel bir çatal.
Bazen de gözlüğünü takmış, hafifçe kaşları çatık, “önce şu senin yetiştirdiğin zeytinlere bir bakayım, sonra da kızarmış ekmeğimi sarı yeşil zeytinyağına bandıralım bakalım" ifadesiyle bana bakar sanki...
Karşımda durup bana baktığını hayal ettiğim tüketicinin, benim zeytinlerimden ağzına bir adet atan, ya da ekmeğini yağımıza bandıran gerçek biri, kanlı canlı güzel ve titiz bir insan olacağını bilmek beni hem ürpertir hem de içimi ısıtır…
Benden tarafı daha fazla gelişmiş olan tek yanlı bir ilişkidir bu; zeytinlerim ve zeytinyağlarım vasıtasıyla sadece onların benden hep haberleri vardır. Kim olduğumu bilirler, tarlada ne yaptığımı her zaman görürler. Hayatları sürer gider; hep sağlıklı beslenirler, âşık olurlar, sevinirler, hayalleri bir gün gerçekleşince havalara uçarlar…

Onlarsız olmaz, onlarsız zeytin yetiştiremem, onların zeytinlerimden ve zeytinyağlarımdan yediklerini bilmeden var olamam ama çok doğal olarak ve aynı zamanda ne garip ki onları hiç bilmem, hiç tanımam. “Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular” durumu.

Her fırsatta gidip tarlalarda değişen iklimleri, her iklimde hemen hemen her ağacı izlerim, yağan yağmurları, düşen cemreleri sayarım. Eskiden kalan anılarla yetinen insanlar gibi eski bir tarla çeşmesini, eski tarla yollarını ararım bulamam, sonra efendiden kıranta bir köylü ile bir kuş ile sohbet ederim, gönül eğlerim.
Titrek bir kumaşa benzeyen çayırlarda bıldırcın sürüleri görürüm
Arada çakallara, tilkilere, sincaplara rastlar çıkardıkları seslerle, hareketleriyle anlattıklarını, dertlerini dinler, sonra filozofça başımı sallayarak;
Haklısınız, derim, haklısınız, nerde o eski zamanlar, doğal mamalar?
Dere boyuna iner, yabani hünnap, kızılcık, güvem, mevsiminde ne varsa ondan koparır yerim, yalnızlığımı giderir, bazılarını cebime koyarım, yemeden önce cebimde dokunurum onlara, sessiz büyüsüyle ruhumu ısıtırlar.
Yazın geceleri sulama yaparız tarlada, yıldızlar göletin aynasına düşerdi. Bilmem bilir misiniz bazıları yıldızlarla konuşur geceleri benim gibi.
Yıldızlarla konuşmayı ben de annemden öğrendim çocukluğumda, geceleri bahçede.
Şimdi bile yıldızlarla konuşurken içimdeki bütün engelleri aşıyorum.

Kimi zaman türkü söyler, ıslık çalarım tarlalarda, bazen gün doğmadan tarlada olur, günün geceyi yenmeye başladığı anı kişisel bir zafer olarak algılarım, başımda kavak yelleri eser.
Sevdalanırım böyle zamanlarda, zeytine sevdalanırım. Sarhoş bile olurum çok ciddi biçimde.
Hiç boş vaktim yoktur beyefendi, hiç. Hüzünlenirim ikide birde memleketin durumlarına, insanların hallerine.

Kimi zaman Ege de Yörük olurum, kimi zaman Anadolu’da Türkmen, kimi zaman dağlarda zeybek. Kimi zaman açları unutup, utanmadan tıka basa yediğim, içtiğim olur.
Kimi zaman alıp başımı, başka köylerin benim olmayan tarlalarına, tarla yollarına, bahçelerine giderim. Kimi zaman orada atar yüreğim, kimi zaman burada. Bazılarının dışında, bütün kâinatın dostu gök gözlü sarışın bir adamı canım gibi severim.
Can sıkıntısı gibi her gün karşımda duran, durmadan atıp tutan, boşa konuşan kimilerini ise hiç sevmem. Kimi sever beni, dostluğumu, sohbetlerimi, kimi ise arkasını döner gider.

Düşlerimizde bile zeytinle uğraşırız.

Öykücükler, senaryolar yazarım uyanınca bir tek sözcüğünü bile anımsamayacağım.
Fotoğraf çekerim. maça giderim, sinemaya giderim, tiyatroya giderim, mitinge giderim, alıp başımı giderim tarlada çalışırken, dünyayı gezerim.
..

Beyefendiyle düşsel sohbetim sürerken, fark ediyordum, o alaycı ve kuşkucu bakışlarında hiçbir değişiklik olmuyordu.

Yine sormayı sürdürür gibiydi:

Hepsi bu mu?

Sahi sevgili zeytin dostlarım, bizler ne iş yapıyoruz ki, herkes gibi yaşamaktan öte?

Wednesday, March 25, 2009

Borsa İşlemlerinde Gözle Görülür Düşmeler Yaşanıyor

24 Mart 2009,Salı

AYDIN (İHA) - Aydın Ticaret Borsası’nda işlem gören İncir, Zeytin, Zeytinyağı, Çiğitli Pamuk ve kestane işlemlerinde gözle görülür bir düşüş yaşanıyor. 2006 yılına oranla 2008 yılında yapılan işlemlerdeki düşüş bazı ürünlerin miktarında da görülürken, bazı ürünlerin miktarında işlem sayısı düşmesine rağmen miktarlarında artış yaşandı. Ürün fiyatlarında ise pamukta ve Zeytinyağında ciddi bir düşüş olduğu gözlendi.

2006 yılında Çiğitli pamukta bin 966 işlem yapılırken, 2008 yılında bu rakam bin 263’e düştü. Zeytinde ise 2006 yılında 7 bin 391 işlem yapılırken 2008 yılında işlem sayısı 6 bin 25’e düştü. Aydın Ticaret Borsasında kestane ve zeytinyağında da bu durum değişmedi. 2006 yılında kestane de 178 işlem yapılırken 2008 yılında 105 işlem yapıldı. Zeytinyağında ise 2006 yılında 2 bin 730 işlem yapılırken, 2008 yılında 2 bin 555’e geriledi.

Aydın Ticaret Borsası’nda işlemlerde görülen düşüş bazı ürünlerin miktarında düşüşe neden olurken, bazı ürün miktarlarında artışa neden oldu. 2006 yılında yapılan işlemler sonucunda 74 milyon 191 bin 130 kilogram Çiğitli Pamuk satışı gerçekleştirilirken, 2008 yılında bu rakam 52 milyon 629 bin 374 kilograma düştü. Zeytinde de 2006 yılında 69 milyon 765 bin 89 kilogram satış yapılırken 2008 yılında 63 milyon 677 bin 727 kilograma geriledi. İşlem sayısında düşüş olmasına rağmen ürün miktarında yükselme görülen kestane de ise 2006 yılında 1 milyon 907 bin 492 kilogram kestane satışı yapıldı. 2008 yılında ise bu rakam 2 milyon 886 bin 504 kilograma yükseldi. İşlem sayısında düşüş olmasına rağmen miktarı yükselen bir diğer ürün ise zeytinyağı. 2006 yılında 19 milyon 724 bin 632 kilogram olan satış miktarı işlemlerde görülen 185 işlem azalmaya rağmen 2008 yılında satış yapılan ürün miktarı 20 milyon 811 bin 231 kilograma yükseldi.

2006 yılında 74 milyon 191 bin 130 kilogram ürün satışından 61 milyon 249 bin 321 TL gelir elde edilen Çiğitli Pamuktan, 2008 yılında 52 milyon 629 bin 374 kilogramdan 39 milyon 812 bin 520 TL elde edildi. Fiyat düşüşü yaşanan bir diğer Aydın Ticaret Borsasında işlem gören ürün Zeytinyağında ise 2006 yılında 19 milyon 724 bin 632 kilogram üründen 102 milyon 654 bin 970 TL gelir elde edilirken, 2008 yılında ise 20 milyon 811 bin 231 kilogram üründen 96 milyon 272 bin 53 TL gelir elde edildiği açıklandı.

Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bosnalı, Aydın Ticaret Borsa’sında geçmiş yıllara göre 2008 yılında yapılan işlemlerinin azalmasının sebebini kuraklık ve ürünlere verilen destekleme primlerinin düşük olmasına bağladı.

Özellikle pamuk ekim alanlarının her geçen gün daraldığını dikkat çeken Adnan Bosnalı, kuraklık, sel olaylarının ekim alanlarını daralttığını destekleme priminin de düşük olması dolayısıyla üreticinin pamuk ekiminden vazgeçip farklı ürün ekimine gittiğini dile getirdi. Devletin pamukçulara olan desteğinin yok sayılacak kadar az olduğunu belirten Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bosnalı, “Aydın’da pamuk ekim alanları her geçen azalmaktadır. Aydın’da geçtiğimiz yıllarda 82 bin hektar olan pamuk ekim alanı, bu yıl 40 bin hektara düşmüştür. Buna bağlı olarak da borsamızda 2006 yılına göre işlem gören pamuk miktarında da düşüş yaşanmaktadır. Kuraklık ve sel olayları da pamuğun işlem hacmini düşürmüştür. Yüksek maliyete oranla destekleme miktarlarının artmamış olması da pamukta işlem hacmini düşüren bir diğer husustur” dedi.

Pamukta görülen işlem azalmasının incir, zeytin ve zeytinyağında da görüldüğünü kaydeden Bosnalı, Zeytinyağının Avrupa ülkelerinde ülkemizden daha düşük fiyatla satıldığını bu nedenle ihracat yapılamadığını söyledi. İhracat yapılamayan zeytinyağının piyasada fiyatının da yükselmediğini ve bu nedenle üreticinin salamura zeytine yöneldiğini kaydeden Adnan Bosnalı, “Avrupa ülkelerinde Zeytinyağına verilen 3 TL’lik prim dolayısıyla zeytinyağı fiyatı düşük. Ülkemizde zeytinyağı fiyatı destekleme priminin düşük olması nedeniyle Avrupa ülkelerinden daha pahalı. Bu nedenle zeytinyağında ihracat durma noktasına geldi. Üreticide ülkemizdeki fiyatı az bulup zeytinini yağa dönüştürmeyip, salamura şeklinde değerlendiriyor” diye konuştu.

Borsa işlemlerinin tekrar eski günlere gelmesi için devletin destekleme fiyatlarını yükseltmesi gerektiğini savunan Aydın Ticaret Borsası Başkanı Adnan Bosnalı, Çin’e barajının tamamlanmasıyla, kuraklıktan ve sel baskınlarından daralan pamuk ekim alanlarının tekrar pamuk ekilebilir hale geleceğini sözlerine ekledi.

Monday, March 23, 2009

KIRKAĞAÇ'TA YÖRESEL YEMEK YARIŞMASI DÜZENLENDİ

CHA
22 Mart 2009,Pazar


Samanyolu Televizyonu'nun sevilen programlarından Yeşil Elma'nın yapımcısı ve sunucusu Oktay Usta (Aymelek), Kırkağaç Eğitim Gönüllüleri ve Yardımlaşma Derneği (KEGYAD) tarafından düzenlenen 'Yöresel Yemekler' yarışmasında hayranlarıyla bir araya geldi.

Kırkağaç Kapalı Spor Salonu'nda gerçekleştirilen programda geleneksel Kırkağaç et yemekleri, börekler, şerbetli tatlılar ve zeytinyağlılar dalında 50 yarışmacı birincilik için yarıştı.

Programda canlı performans yarışmaları da düzenlendi. Oktay Usta, ilk olarak erkekler arasında soğan soyma ve rendeleme yarışması düzenledi. Yarışmada AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Candan birinciliği kazanırken, ikincilik Süleyman Sezer'in oldu. Yarışma sonunda dereceye girenler ödüllendirilirken kazanamayan yarışmacılara da teselli ödülleri verildi.

Kırkağaç'ta bulunmaktan mutlu olduğunu söyleyen Oktay Usta, yarışmacılara katılımlarından dolayı teşekkür ederek, Kırkağaçlıların öğrenciler yararına yapılan kermese yardımcı olmalarının sevindirici olduğunu belirtti.

Program sonunda meşhur Kırkağaç kavunu, zeytinyağı ve çeşitli hediyeler verilen Oktay Usta, bu hediyeleri Samanyolu Televizyonu Yeşil Elma programında tanıtacağını aktardı.

KEGYAD başkanı Nihal Turan ise amaçlarının fakir öğrencilere ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak olduğunu ifade etti. Turan, hafta içinde açtıkları kermesin 26 Mart'a kadar devam edeceğini ve yardımsever tüm halka giyim ve gıda kermesine beklediklerini dile getirdi.

Program sonunda Oktay Usta, hayranlarına kitaplarını ve Kırkağaçlı bayanların hazırladığı önlükleri imzalayarak bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.

Japon mutfağına Türk zeytinyağı

Hürriyet Ege
22 Mart 2009,Pazar


Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin Japonya’da düzenlenen Foodex Fuarı’ndaki tanıtımı büyük ilgi gördü. Japonlar firmalarla görüşmelere başladı.

DÜNYANIN ikinci büyük ekonomisi Japonya’da zeytinyağı tüketimi katlanarak artarken, Türk ihracatçılar bugüne kadar İtalyan ve İspanyollar’ın hakim olduğu pazardan daha fazla pay almak için harekete geçti. Japonya’nın Chiba kentinde düzenlenen Foodex 34. Gıda ve İçecek Fuarı’na bir standla katılan Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, büyük başarı sağladı.

Zeytinyağı pazarı

Fuarda, Komite’nin Başkan Vekili Metin Ölken ve Ege İhracatçı Birlikleri Raportörü Alper Alpar, Japonya, Çin ve Tayvan başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinden gelen alıcılara Türk zeytin ve zeytinyağı pazarının büyüklüğü, kalitesi hakkında bilgi aktardı.

Japon ithalatçılar

Ölken, “Bazı firmalar meyvemsi sızma zeytinyağı isterken, bazıları özel tasarımlı şişelerde ambalajlı zeytinyağı, bazıları da yüksek hacimli zeytinyağı alımı yapıp yapamayacaklarını araştırıyor. Japonlar ithalata başlamadan önce ihracatçıları deneme sürecinden geçiriyor. Firmalarımızın bizzat gelerek fuarlarda ürünlerini tanıtmaları ve Japon ithalatçılarla yüz yüze görüşmeleri gerekiyor” diye konuştu.

EATALY MODEL

Metin Ölken, Türk zeytin/zeytinyağının ve diğer Türk gıda ürünlerinin tanıtımı için örnek olabilecek Tokyo’nun merkezinde açılmış olan “EATALY” adındaki İtalyan süpermarketin pastadan zeytinyağına, peynirden şarapa kadar sadece İtalyan markalı gıda ürünlerinin satışının yapıldığını anlattı.

İHRACAT ARTIYOR

Türkiye’nin zeytinyağı ihracatı son üç yıldır genelde gerilediği halde dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan ve sağlıklı beslenme bilincinin en gelişmiş olduğu Japonya’ya artıyor. Türkiye 2005 yılında Japonya’ya 3 milyon 285 bin 566 dolarlık zeytinyağı ihraç etmişken, 2006 yılında 6 milyon 556 bin 267 dolarlık altınsıvı ihracat rakamına ulaştı.

Türk mutfağı

Türkiye’nin Japon-ya’ya zeytinyağı ihracatı 2007 yılında 8 milyon 4 bin 806 dolara, 2008 yılında ise 10 milyon 790 bin 37 dolara ulaştı. 2005 yılı ihracat rakamına göre 2008 yılındaki ihracat tutarı yüzde 230’luk artışa ulaştı. Ölken, ZZTK olarak önümüzdeki yıllaraki fuarlarda Türk Mutfağını tanıtmayı ve Türk yemeklerini tattırmayı düşündüklerini anlattı.

‘Namus meselemiz’

MEHMET EMİN AL
Yenigün
22 Mart 2009,Pazar


Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin: Zeytinyağı ithalatı üreticimize haksızlık…

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin, Genel Müdür Güngör Şarman, Baş Danışman Haldun Çıray Yenigün Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ömer Dinçer’i ziyaret etti. Çetin ziyaretinde bazı çevrelerin dışarıdan yağ ithal etmek isteyerek üretici fiyatları üzerinde baskı yaptığını hatırlattı. Dünyanın en kaliteli yağlarından olan Türk zeytinyağı dışarıdan ithal edilen ve yıllardan beri dökme yağ olarak satıldığı için bir türlü hak ettiği yere gelemediğine değinen Tariş Başkanı Çetin sektörün ayakta kalması için üreticiye fiyat baskısı yerine destek verilmesini gerektiğini kaydetti.

Yağın imajı zedeleniyor

Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Ortak Akıl Toplantısı’nda gündeme gelen zeytinyağı ithali konusuna değinen Çetin, Suriye gibi ülkülere kota vererek yağ almanın Türk yağının imajını zedeleyenciğini kaydetti. Bu yıl Türkiye genelinde var yılı olduğuna dikkat çeken Çetin, şöyle devam etti: “İç piyasada zaten bu yılki rekolte (yıllık ürün) tahmini 170 bin ton civarındaydı. Geçen yıldan da yaklaşık 30 bin ton yağ stoğumuz var. Yani elimizde toplam 200 bin ton yağımız olacak. Elimizde her yıl yağ kalıyor. Dışardan yağ alarak her yıl ‘dışardan ucuz yağ gelecek. ürününüz para etmeyecek’ türünden spekülasyon yapmak akıl karı değil. Biz her zaman üreticinin yanında olacağız.”

Pamuk, şeker pancarı bitti

Çetin bir yandan Türk zeytinyağının dünya piyasalarında etkili olması ve marka mücadelesini verirken öte yandan ithal yağ almanın sektöre ciddi zarar vereceğini dile getirdi. Cahit Çetin konuşmasında ayrıca dünyanın hiçbir ülkesinde üretimin yüzde 65’lere dayanmadığını hatırlattı. Pamuk, şeker pancarı gibi sektörlerin öldüğünü buna karşılık bir tek zeytinyağının ayakta kaldığını şu sözlerle sürdürdü: “Gerek zeytinyağı, gerekse kendi pamuk ve şekerpancarı gibi ürünler dışardan ithal edilen mallar nedeniyle öldü. Türkiye’nin bir tek namuslu ürünü zeytinyağı kaldı. Zeytinyağını da kaybedersek zor durumda kalır kendimizi hiçbir ürün ile ifade edemeyiz.”Krizi döneminde kendi kaynaklarımızı üretime dahil ederek global ekonomik krizin daha az tahribatla aşılacağına dikkat çeken Çetin “Biz kriz döneminde kendi kaynaklarımızla üretimi artırmak yerine dışardan mal ithal ediyoruz. Bir an önce çiftçiye KOBİ’lere desteklerin artırılması ve mille ekonominin bilinçli bir biçimde desteklenmesi gerekiyor” dedi.

‘Atatürk’ten utanın’

Cemal Sevgi
Yenigün
21 Mart 2009,C.Tesi


Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu 13 Aralık 2008’de bir çağrıda bulundu. “Komşunun işsiz kalmaması için Türkiye’de üretilen malları kullan” diyen Türkmenoğlu özetle şunları söyledi:

“Ekonomik kriz ortamında tüm dünyada tüketim düşüyor. Tüketim düştüğü için ihracatımızda geriliyor. 2008 yılında 130 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız 2009 yılında yüzde 17’lik gerileme ile 112 milyar dolar seviyesine düşecek. İhracattaki 18 milyar dolarlık düşüşün istihdamda gerilemeye yol açmaması için, kriz ortamında çalışanlarımızın işsiz kalmaması, işletmelerimizin üretime devam edebilmesi için vatandaşlarımızı Türkiye’de üretilen malları tüketmeye davet ediyoruz. Bu sadece ekonomik krizin yıkıcı etkilerini bertaraf edebiliriz. Aksi takdirde istihdamda oluşacak düşüş ekonomik krizin toplum üzerindeki etkisini daha ağır hale getirecektir”

Başkaları zengin oluyor

Ülkesini seven herkesin bu çağrıya katılmaması imkansız. Yüzde 65’i ithalata dayanan bir ihracat sisteminin ülkemizi ne hale getirdiği ortada. Biz çalışıyoruz başkaları zengin oluyor. Şimdi tablo böyleyken zeytinyağı konusunda yapılanları basit bir ticari anlayış olarak görmemiz mümkün değil. Burada farklı hesapların olduğu apaçık ortada. Ben şimdi Mustafa Türkmenoğlu’na soruyorum; Size nasıl inanalım Mustafa bey? Siz ülkemizin geleceği için çok önemli bir konuda Egeli ihracatçıların başkanı olarak önemli bir açıklama yaptınız. Ancak siz bunları söylerken Başkanlar Kurulu’nuzun bir üyesinin 2 yıldır ithalat diye tutturmasına neden ses çıkarmıyorsunuz? Birliklerinizin çoğu tarıma dayalı ihracat yapıyor. Yaşanan kötü örneklerden ders almayanları uyarmak sizin göreviniz değil mi? Üreticinin başına örülen çorapların dönüp dolaşıp sizi de etkileyeceğini görmüyor musunuz? Neden, “Gel bakalım Ali kardeşim, sen galiba yanlış yere geldin burası ithalatçı değil ihracatçı birliği” demiyorsunuz? Yoksa yaptığınız çağrıya kendinizde mi inanmıyorsunuz? 12 birlik başkanının acil olarak toplanıp üreticide büyük tepkiye neden olan bu soruna artık bir çözüm bulması gerekiyor. Çünkü bu durum sadece zeytinyağı değil tüm ihracatçılara olan bakış açısını değiştiriyor.

Milli ekonominin temeli

Zeytinyağı konusundaki yazılarıma e-mail ve telefonla yüzlerce yorum yapıldı. Böylece doğru yolda olduğumu bir kez daha anlamış oldum. Yapılan yorumların en güzellerinden biri de hiç şüphesiz Hakan Gündüz (31) isimli okuyucumuzun. Hakan Gündüz zeytinyağı ithal etmek isteyenlere lafı hiç uzatmadan Atatürk’ün sözleriyle cevap vermiş; “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkumdur." “Milletimiz çok büyük elemler, mağlubiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde bulunamayacaktık.” “Milli ekonominin temeli ziraattır. Bunun içindir ki, ziraatta kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır.” Anlayana!!!!

İşte Atatürk bu yüzden dünyanın en büyük liderlerinden biri oldu. Sadece askeri bir deha olmanın ötesinde ekonomik ve sosyal politikalardaki uzak görüşlülüğü onu dünya çapında bir lider yaptı. Bundan 80 yıl önce söylediği sözler bile sanki bugün söylenmiş gibi geçerliliğini koruyor. Hadi bizim söylediklerimize inanmıyorsunuz bari Atatürk’ten ders alın, utanın.

Friday, March 20, 2009

TÜRK ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI JAPONYA’DA GÖRÜCÜYE ÇIKTI

20 Mart 2009,Cuma

Dünya’nın ikinci büyük ekonomisi Japonya’da sağlıklı beslenme bilincinin artışına paralel olarak zeytinyağı tüketimi katlanarak artıyor. Bugüne kadar İtalyan ve İspanyolların hakim olduğu Japonya pazarından daha fazla pay almak için Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Japonya’nın Chiba kentinde düzenlenen, Foodex 34. Gıda ve İçecek Fuarı’na bir standla katılarak Türk zeytin ve zeytinyağını tanıttı.

Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Ölken ve Ege İhracatçı Birlikleri Raportörü Alper Alpar, Japonya, Çin ve Tayvan başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinden gelen zeytin ve zeytinyağı alıcılarına Türk zeytin ve zeytinyağı pazarının büyüklüğü, kalitesi hakkında bilgi aktardılar.

Türkiye Milli Katılım Organizasyonu İhracatı Geliştirme Merkezi (İGEME) tarafından gerçekleştirilen Foodex 34. Gıda ve İçecek Fuarı’na katılan alıcıların talep ettiği ürün gamının çok geniş olduğunu belirten Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Başkan Vekili Metin Ölken, “bazı firmalar meyvemsi sızma zeytinyağı isterken, bazıları özel tasarımlı şişelerde ambalajlı zeytinyağı, bazıları da yüksek hacimli zeytinyağı alımı yapıp yapamayacaklarını araştırıyor. Japon ithalatçılar yapacakları ithalat öncesinde ihracatçıları uzun soluklu bir deneme sürecinden geçiriyorlar, Japonlar açısından güven unsuru çok önemli, yazışma yoluyla kendilerine gönderilen teklifleri ciddiye almıyorlar, Japonya’ya mal satmak isteyen firmalarımızın bizzat gelerek fuarlarda ürünlerini tanıtmaları ve Japon ithalatçılarla yüz yüze görüşmeleri gerekiyor” dedi.

Sofralık zeytinde ise talep edilen çeşitliliğin daha fazla olduğunu anlatan Ölken şöyle konuştu: “Standımızı ziyaret eden ithalatçılar zeytini çerez şeklinde temin etmelerinin mümkün olup olmadığını sordular. Stantta yaptırılan tadımlarda sızma zeytinyağımız, yeşil zeytin, soslu dilimli zeytin, siyah zeytin ve siyah ve yeşil zeytin ezmeleri sunulmuş ve Japon alıcılar tarafından beğenildi.”

Foodex 34. Gıda ve İçecek Fuarı sırasında İtalya, İspanya ve Tunus gibi zeytin ve zeytinyağı üreticisi ülkelerin tanıtım çalışmaları yanında konferans düzenleyerek ülkelerinin zeytin ve zeytinyağının özelliklerini, kalitesini, bu ürünlerin dünya üretimi ve dış ticaretindeki ağırlıklarını vurgulayacak biçimde sunuş yaptıklarını belirten Ölken, ZZTK olarak önümüzdeki yıllaraki fuarlarda stantta yapılan tanıtımın yanında, Milli Katılım yaptığımız gıda fuarlarında Türk Mutfağı köşesi düzenleyerek burada ülkemizin tanınmış şeflerinin sunumlarıyla Türk Mutfağını tanıtmayı ve Türk yemeklerini tattırmayı düşündüklerini ayrıca, konferans, seminer düzenleme alternatiflerini de gündemlerine aldıklarını söyledi.

EATALY, TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK MODEL OLABİLİR

Türk zeytin/zeytinyağının ve diğer Türk gıda ürünlerinin tanıtımı için örnek olabilecek Tokyo’nun merkezinde lüks bir semtte açılmış olan “EATALY” adındaki İtalyan süpermarketin pastadan zeytinyağına, peynirden şarapa kadar sadece İtalyan markalı gıda ürünlerinin satışının yapıldığını anlatan Ölken, “EATALY kendine özgü iç tasarımı yanında, bu marketin ortasına kurulmuş açık bir restoran ile İtalyan mutfağının lezzetlerini gelen müşterilere tattırıyor. Bu süpermarkette İtalyan markalı ürünler iyi bir fiyata pazarlanıyor. Raflarda yarım litrelik şişelerde zeytinyağı 25-35 dolar aralığında satışa sunulduğunu gözlemledik. Türkiye benzer konseptleri uyguladığı takdirde başarılı olacaktır” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN JAPONYA’YA ZEYTİNYAĞI İHRACATI 4 YILDA YÜZDE 230 ARTTI

Türkiye’nin zeytinyağı ihracatı son üç yıldır sürekli gerilerken, Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan ve sağlıklı beslenme bilincinin en gelişmiş olduğu Japonya’ya artıyor. Türkiye 2005 yılında Japonya’ya 3 milyon 285 bin 566 dolarlık zeytinyağı ihraç etmişken, 2006 yılında 6 milyon 556 bin 267 dolarlık altınsıvı ihracat rakamına ulaştı.

Türkiye’nin Japonya’ya zeytinyağı ihracatı 2007 yılında 8 milyon 4 bin 806 dolara, 2008 yılında ise 10 milyon 790 bin 37 dolara ulaştı. 2005 yılı ihracat rakamına göre 2008 yılındaki ihracat tutarı yüzde 230’luk artışa ulaştı.

DiR = Düşük fiyat

Cemal Sevgi
Yenigün
20 Mart 2009,Cuma


Zeytinyağı ihracatçılarının ithalat için neden bu kadar çaba sarf ettiklerini bir türlü anlayamıyorum doğrusu. Ya da bu zihniyetteki insanların Ege İhracatçı Birlikleri içinde ne işi var? Şu ithalatçı birlikleri yasası biran önce çıksa da herkes safını belirlese ne güzel olur aslında. Mesela Zeytinyağı İthalatçıları Birliği’nin zeytinyağı ithalatı içi çaba sarf etmesinden doğal bir şey olamaz. Benim iddiam bütün bu tartışmaların temelinde zeytinyağı üreticisinin ürününü ucuza almak isteğinin yattığı yönünde. Rakamlarda bunu doğruluyor. DİR, DİR diye sürekli milletin kafasını bulandırmaya çalışıyorlar ya sanırsınız Dahilde İşleme Rejimi’ne izin çıksa yüzbinlerce ton zeytinyağı ithal edecekler. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de zeytinyağı ithalatı 1983/84 döneminde gümrük vergisinin kaldırılmasıyla başlamış. Yine aynı bakanlığın verilerine göre yıllar ve gerçekleşen ithalat rakamları ise şöyle:

YIL MİKTAR (TON)

1990 1.881
1991 -
1992 -
1993 -
1994 -
1995 17
1996 145
1997 19
1998 81
1999 229
2000 1.088
2001 29
2002 2.281
2003 1.106

Buyurun buradan yakın. DİR kapsamında bugüne kadar en fazla zeytinyağı ithalatı 2 bin 281 ton olmuş. Şimdi bütün yaygara bunun için mi yani. Kimi kandırıyorsunuz? Sizin asıl niyetinizin ne olduğunu ben değil rakamlar söylüyor işte.

TÜRKİYE’NİN YILLARA GÖRE ZEYTİNYAĞI İHRACATI

YIL AMBALAJLI KG $ DÖKME KG $
REKOLTE(BİN TON)

2000-2001
11.074.862 17.749.771 91.939.440 130.002.255 175 VAR YILI

2001-2002
6.502.889 13.198.525 24.902.001 45.279.830 65 YOK YILI

2002-2003 12.143.850 26.856.894 73.755.245 156.008.780
140 VAR YILI

2003-2004
14.152.254 40.533.518 46.034.412 125.647.829 79 YOK YILI

2004-2005
20.441.501 66.601.576 91.073.066 292.648.899 145 VAR YILI

2005-2006 11.320.361
50.985.340 47.564.927 203.348.662 112 YOK YILI

2006-2007
15.468.736 58.916.251 42.368.196 145.446.317 165 VAR YILI

2007-2008
12.267.724 58.350.042 17.302.029 77.873.155 72 YOK YILI

Türkiye’nin son 8 yıldaki ihracat rakamları da böyle. İsteyenler Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Ege İhracatçı Birlikleri, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, İhracat Genel Müdürlüğü gibi kuruluşların sitelerinden ihracat rakamları konusunda istediği bilgiye ulaşırlar. Şimdi DİR kapsamında yapılan ithalat rakamları ile ihracat rakamlarını karşılaştırdığımızda ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor. 175 bin ton rekoltenin olduğu 2000 yılında DİR kapsamında ithal edilen zeytinyağının miktarı bin 88 ton. 140 bin ton rekoltenin olduğu 2002 yılında ise yapılan zeytinyağı ithalatı 2 bin 281 ton. Şimdi bu rakamlara ne diyecekler çok merak ediyorum. Dikkat ederseniz yapılan ithalat devede kula bile değil. Yani asıl niyetleri gümrüksüz zeytinyağı ithal etmek değil. Asıl amaçları DİR’i şartlar ne olursa olsun gündemde tutup Türk zeytinyağının fiyatını ucuzlatmak.

Şimdi şunu da merak ediyorum. Var yılı ile yok yılı ihracatçıları neden bu kadar ilgilendiriyor? İçinde zeytinyağı ihracatçılarının bulunduğu komisyon rekolte tahmin çalışmasını açıklamıştı. Bu dönemde 165 bin ton zeytinyağı rekoltesi bekleniyor. Geçen yıldan kalan 30 bin tonu da hesaba katarsanız Türkiye’nin elinde yaklaşık 200 bin ton zeytinyağı olacak. Bir önceki yok yılında ise bu rakam stoklarla birlikte 130 bin ton civarındaydı. Bunun en fazla 80 bin tonu iç tüketime gidiyor. Yani bu dönemde isteyene satmak için 120 bin ton fazladan zeytinyağımız var. Ama tabi bu Türk zeytinyağı, kaliteli ve fiyatı pahallı. Bunu üreticinin elinden ucuza almanın en kolay yolu da DİR kapsamında ithalat yapıp fiyatları düşürmek. Hatta ithalat yapmaya da gerek yok söylentisi bile yetiyor. “Şuyuu vukuundan beter” misali DİR’in söylentisi bile yetiyor. Zaten rakamlar da asıl amaçlarının zeytinyağı ithal etmek değil Türk zeytinyağının fiyatını düşürmek olduğunu gösteriyor. Bu yüzden 2 yıldır DİR’i gündemde tutuyorlar. Her fırsatta, her toplantıda bir şekilde DİR’i gündeme getiriyorlar. Bu arada Türkiye’ye kanserojen madde içeren zeytinyağlarının nasıl sokulduğunu da unutmuş değiliz. Yüzlerce ton kanserli madde içeren zeytinyağı Türkiye’ye nasıl girdi, kimler bu yağları tüketti bu işin içinde olan herkes biliyor. Tabii ki yaşananlar bu durumun tekrarlanacağı anlamına gelmez ama böyle bir ihtimali ortaya çıkarmanın da hiçbir anlamı yok.

Thursday, March 19, 2009

Bin bir derde deva zeytin çekirdeği

MyNet Haber

Kocaeli'nde bir aktar, zeytin çekirdeğini öğüterek elde ettiği ürünle kendini tedavi ettikten sonra bunu piyasaya sürdü.

Kocaeli'nde 10 yıldır aktarlık yaparak insanların dertlerine deva olmaya çalışan Serkan Açık (35), kendi hastalığını da tedavi etmeyi başardı. Dükkanında 2 bin 500'den fazla bitki çeşidi bulunan Serkan Açık basur, gastrit, bağırsak iltihabı ve bağırsaklarında yaralar oluşması üzerine önce dükkanda bulunan tüm ürünleri denedi. Doktora başvurmak yerine kendi hastalığını kendisi tedavi etmeye çalışan Açık, bir gün kahvaltıda zeytin yerken aklına gelen bir fikri uygulamak üzere önce eline bir keser aldı.
Keser yardımı ile zeytin çekirdeklerini kırarak un haline getiren Serkan Açık elde ettiği unu yoğurtla karıştırdı. Kendini kobay olarak kullanan Serkan Açık bir süre sonra iyileştiğini fark ederek, elde ettiği ürünü piyasaya sürmeye karar verdi.

Zeytinyağı fabrikalarından zeytin çekirdeklerini toplayan Açık, topladığı çekirdekleri su değirmenlerinde kendi halinde doğal olarak ürettikten sonra 81 vilayetin yanı sıra Avrupa ülkelerine de pazarlıyor. Serkan Açık bulduğu zeytin çekirdeği ununun basur, gastrit, bağırsak iltihabı ve bağırsaklarda oluşan yaralar ve çeşitli hastalıkların iyileşmesinde büyük fayda sağladığını iddia ediyor.

Açık, "Önce kendimi iyileştirdim, şimdi de hasta insanların iyileşmesine yardımcı oluyorum. Bunu para kazanmak için değil, binim gibi yıllarca aynı hastalıkları çeken insanları iyileştirmek ve onlardan dua almak için yaptım" şeklinde konuştu.

Tarımcılar cezayı hak etti!..

Ali Ekber Yıldırım
Dünya
19 Mart 2009,Perşembe


Ekonomik kriz dönemlerinde köye dönüş başlıyor. 2001 krizinde olduğu gibi, yaşadığımız bu kriz döneminde de tarıma, kırsala dönüş hızlandı. Tarım ülkesi olmayı “utanç”sayanlar olsa da, tarım sektörü krizde sığınılacak bir liman olarak duruyor.
Krizde, ekonomik sıkıntıların en üst düzeye ulaştığı dönemlerde dahi ülkede sosyal patlamaların yaşanmaması, şehirde, kasabada yaşayanların bir ayağının köyde olmasından kaynaklanıyor. Bir çok gıda maddesini köyden temin eden memurların, işçilerin sayısı azımsanmayacak düzeyde. Bu yönüyle tarım sektörü, ülkenin sosyal sigortasını oluşturuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan, “fındık fiyatı ne olacak” diye soran okurlarımız var. İstanbul’da çalışsa da Ordu’da, Giresun’da fındıklığı olan çok sayıda yurttaş var.
Son günlerde hükümet yetkilileri dahil, toplumun bir çok kesimi tarım sektörünü krize karşı koymada en önemli güç,en önemli avantaj olarak öne sürüyor. Tarım sektörü olmasa, krizin çok daha derin yaralar açacağı konusunda görüş birliği var.
Ülke ihracatı hızla düşerken tarım ürünleri ihracatında artış sürüyor.
İstihdam yaratan, ihracatı artan, toplumun sigortası konumundaki tarım sektörü de elbette krizden çok ciddi olarak etkileniyor. Kriz tarım sektörünü teğet geçmiyor. Fakat, Hükümet tarım sektörünü her seferinde teğet geçiyor.
Kriz döneminde tarımın önemi vurgulanırken bir tarafta da uygulanan politikalarla tarım ve tarım kesimi yok edilmeye çalışılıyor.
Ekonomiyi canlandırma paketleri açılıyor. Can suyu kredileri veriliyor. Fakat, tarıma yönelik hiçbir önlem, hiçbir destek yok. Dahası, tarıma karşı görülmemiş bir çifte standart, iki yüzlülük var.
En son açılan pakette otomotiv, konut ve beyaz eşya sektörlerini canlandırmak için Özel Tüketim Vergisi(ÖTV) ve Katma Değer Vergisi(KDV) düşürüldü.
Otomobilin, kamyonun, minibüsün,midibüsün vergisi düşürülürken sadece traktörün vergisi düşürülmüyorsa bu çifte standarttır, iki yüzlülüktür.
Arabanın, beyaz eşyanın vergisi bir günde düşürülürken aylardan beri konuşulan, defalarca söz verilmesine rağmen sütte KDV yüzde 8′den yüzde 1′e indirilmiyorsa bu sadece iki yüzlülük değil aynı zamanda söz verenlerin utancıdır.
Süt fiyatları hızla düşerken veya düşürülürken, inekler kesime giderken bu vergiyi indirmeyecekseniz ne zaman indireceksiniz? İnekler kesildikten, süt üretimi bittikten sonra mı?
Kriz nedeniyle kırsala dönüş başlamışken sadece mazotun ÖTV’ si, KDV’si düşürülse, girdilerde bir ucuzlama sağlansa bakın neler olur.
1- Boş kalan tarlalar sürülür üretim artar
2- Ülkenin en büyük sorunu olan işsizlik azalır
3- Gıda ithalatına ödenen milyarlarca dolarlık dövizin büyük bölümü ülkede kalır
4- İhracat artar, ülkeye daha çok döviz girer
5- Tarımsal sanayi, makine, finans, taşımacılık, ticaret ve en önemlisi kan ağlayan esnaf kesimi derin bir nefes alır ve ekonomi canlanır
6- Büyük kentler göç baskısından kurtulur
7- Ülke krize karşı güçlü hale gelir.
Türkiye’de bunları sağlamak için yeterli tarım toprağı, altyapı ve bilgi birikimi var. Fakat, bu potansiyeli harekete geçirecek akıl yok. Daha doğrusu, tarıma bakıştaki iki yüzlülük bu potansiyelin değerlendirilmesini engelliyor.
Kriz döneminde bile tarım sektörü neden göz ardı ediliyor?
Tarımın lobisini yapacak, sektörün gücünü ortaya koyacak güçlü bir örgütü yok. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın sektörün gücü ölçüsünde hükümette etkinliği yok. Buna bir de çiftçilerin dürüstlüğü eklenince tarım sektörü yine “üvey evlat”muamelesi görüyor. Ülke öyle bir hale getirildi ki, dürüst olan mutlaka cezalandırılıyor.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım ne diyor: “çiftçi, borç ertelemesi veya af beklemesin”. Gerekçesi daha da ilginç; “çiftçilerin yüzde 90′nı borcunu düzenli olarak ödüyor. Borcunu zamanında ödemeyen yüzde 10 için borç ertelenmez.”
Bedrettin Bey çok haklı. Dürüstçe borcunu ödeyen çiftçiye niye erteleme veya af getirilsin ki.
Çiftçi, tarlasını, traktörünü satarak borcunu ödüyor. Ödeyemezse intihar ediyor. Çünkü onlar için borç namustur.
Bu kadar dürüstlük kimde var? Üstelik en az yüzde 50’si hükümet partisine oy veriyor. Bunlar kesin olarak cezayı hak ediyor!…