Tuesday, September 25, 2007

Ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatına ekimde vize


Dünya
25/09/2007


GAZİANTEP - Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan (DTM) yapılan bir açıklama ile ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalat yasağının yaşanan kuraklık nedeniyle beş aydan iki aya düşürüldüğü duyuruldu. Ekim ayının başından itibaren bu ürünlerde ithalat yapılabilecek.
Yerli üreticinin korunması amacıyla 1 Ağustos-31 Aralık döneminde uygulanan ithalat yasağının 1 Ağustos-30 Eylül dönemiyle sınırlandırılması ile ilgili DTM'den yapılan açıklamada, şunlar ifade edildi: "Bu yıl kuraklıktan dolayı yurtiçi ve yurtdışı yağlık ayçiçek tohumu rekoltesinde yaşanan düşüş, yerli ayçiçek tohumu üreticilerimizin 2007-2008 kampanya dönemi ürününün satışlarını tamamlamış olmaları ve dış piyasa fiyatlarında ortaya çıkan önemli artışlar dikkate alınarak, bitkisel yağ ihracatçılarımızın hammadde temininde sıkıntı yaşamamaları, fiyat artışından kaynaklanan ilave finansman yüküyle karşılaşmamaları ve yurtdışında kazandıkları pazarlarını kaybetmemeleri amacıyla dahilde işleme izni belgesi kapsamında 1 Ağustos-31 Aralık döneminde uygulanan mamul ürün ihracatı öncesi ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatı yasağının 5 aydan 2 aya düşürülerek, 1 Ağustos-30 Eylül döneminde uygulanmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır."

Yaşanan kuraklık nedeniyle, ürün azlığının Türkiye'de büyük bir yağ açığı doğurduğunu söyleyen Kadooğlu Yağ Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Müdürü Celal Kadooğlu ise "Bu ithalat yasağının sürecinin aşağı çekilmesi yerinde bir karardır. Bu sayede ihracat rakamımız yükselecek. Artık ihracat yaptığımız kadar ithalat yapma olanağımız var" şeklinde konuştu. Irak ve Ortadoğu pazarına başka ülkeler tarafından yağ satılmaya başlandığını, bunun da Türkiye'deki yağcılara pazar kaybı yaşattığını söyleyen Kadooğlu, "Yasak sürecinin geriye çekilmesiyle pazar kaybımızı minimuma indirmiş olacağız. Farklı pazar arayışlarına yönelip, ihracatımızı daha rahat yapacağız" dedi.
...


Vergisiz ayçiçek ithaline izin çıktı ihracatçı rahatladı

Sinan Doğan /Referans Gazetesi
25.09.2007



Dış Ticaret Müsteşarlığı ayçiçek üreticisinin ürününü satması üzerine hammadde sıkıntısı çeken yağ üreticilerinin taleplerini karşılayabilmesi için ithalata izin verdi. Dahilde işlem rejimi kapsamında yağ firmaları 1 Ekim'den itibaren ham ayçiçek yağı ve tohumu ithal edebilecek.


Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) İhracat Genel Müdürlüğü, 18 Eylül'de aldığı karar ile dahilde işleme izin belgeleri kapsamında yapılan ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithalatını kolaylaştırdı.

Yerli ayçiçek üreticisini korumak için Ağustos 2004 tarihinden itibaren 1 Ağustos ile 31 Aralık tarihleri arasındaki 5 aylık sürede firmalara ihracatın önceden yapılması kaydıyla ithalat izni veren Dış Ticaret Müsteşarlığı, kuraklık sonucu azalan ürün rekoltesi ve artan fiyatları dikkate alarak 30 Eylül tarihinden sonra ithalat için önce ihracat yapma şartını kaldırdı.

Üreticinin de 2007-2008 kampanya dönemi ürününün satışını tamamladığına dikkat çeken müşteşarlık, bitkisel yağ ihracatçılarının hammadde temininde sıkıntı yaşamamaları, fiyat artışından kaynaklanan ilave finansman yüküyle karşılaşmamaları ve yurtdışında kazandıkları pazarların kaybedilmemesi için bu kararın alındığını da açıkladı. Böylece bitkisel yağ firmaları 1 Ekim'den itibaren dahilde işleme rejimi çerçevesinde ham ayçiçek yağı ve ayçiçek tohumu ithal edip bunları işleyecek. Firmalar, ihracatlarını ise ithalattan sonra gerçekleştirebilecek. Ülke gruplarına göre ayçiçek tohumu ithalatında yüzde 27 ile yüzde 45, ham ayçiçek yağında ise yüzde 19,5 ile yüzde 60 arasında Gümrük Vergisi alınıyor. Dahilde işleme rejimi çerçevesinde ise teminat karşılığında Gümrük Vergisi ödenmeden ithalat yapılıyor.

İhracatçı rahatlayacak

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın kararının, işleyecek hammadde bulmakta sıkıntı çeken bitkisel yağ firmalarını rahatlatacağını kaydeden Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı A. Edip Uğur, ihracatta da sorun yaşanmayacağını kaydetti. Ülkenin yağlı tohum üretiminin ihtiyacının çok gerisinde kaldığına dikkat çeken Uğur, "Yağlı tohum ihtiyacının yüzde 70'ini ithal etmek zorunda kalıyoruz. Yağlı tohum ve ham yağ açığımız giderek artıyor. Geçen yıl tonu 600-650 dolar olan mısır yağı 1250 dolara kadar çıktı. Palm, ayçiçek ve diğer yağların fiyatları da hızla artıyor. Yapılan düzenleme, özellikle Irak gibi bölge ülkelerine çalışan ihracatçıları rahatlatacak" dedi.

Dış piyasalara bağlı olarak iç piyasa fiyatlarının da yükseldiğini belirten Uğur, düzenlemenin içerdeki fiyatları baskı altına almayacağını kaydetti. Uğur, "Üretici ayçiçek tohumunu 82.5 yeni kuruştan Trakya Birlik'e sattı. Ayrıca 20 yeni kuruş prim ödemesi bekleniyor. Bu şekilde üreticinin eline 1 YTL'nin üzerinde para geçecek. İthalattaki kolaylıklar, üretici fiyatları üzerinde baskı yaratmaz" dedi.

Sektör finans yükünden kurtulur

Orkide markasıyla yağ üreten Küçükbay AŞ'nin Dış Ticaret Müdürü Ahmet Kuddusi Us ise düzenleme ile bitkisel yağ firmalarının büyük bir finansman yükünden kurtarıldığını kaydetti. Firmaların beş ay boyunca kendi finans imkânları ile ihracat yaptığını, bu süreden sonra dahilde işleme çerçevesinde vergisiz ham yağ ithal edebildiğini dile getiren Us, "Bu uygulama küçük üreticilerin belini büküyordu. Düzenleme ihracatçıları bu yükten kurtardı" diye konuştu. Sektörün hammadde bulma konusunda sıkıntılarının devam ettiğini kaydeden Us, yerli hammadde üretiminin ihtiyacın sadece beşte birini karşıladığını kaydetti.

Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen, dahilde işleme rejimi kapsamında ithalatın kolaylaştırılmasının bu sezona özgü olarak üreticiye yönelik bir sorun yaratmayacağını ancak bu uygulamanın kalıcı hale gelmemesi gerektiğini söyledi.

Monday, September 24, 2007

Ege’de sabaha karşı


Cüneyt ÜLSEVER
culsever@hurriyet.com.tr

Hürriyet İnsan Kaynakları Eki, 23 Eylül 2007 Pazar


Bir arkadaşımın uyarısı ile sabaha karşı uyandım. Denize karşı oturdum. Karşımda Midilli Adası. Edremit Körfezi’nin ortasındayım. Arkama aldığım kara parçası zeytin ağaçları ile dolu. Küçükkuyu ile Assos arasında bir yerdeyim. Denizde deli dalgalar, gelip kayaları yalıyorlar. Etraf zifiri karanlık. Karşıda Midilli’deki yerleşim bölgelerinden tek tük sarı ışıklar yansıyor.

Keza, Küçükkuyu’dan uzanan birkaç ışık huzmesi de var. Denizin üzerine ise sadece yarım ayın ışık yolu düşüyor.

Karanlıkta dalgaların sesini dinliyorum. Denizde kavga var. Sular Tanrılardan birisine bozulmuşlar. Büyük tepki veriyorlar. Anladığım kadarı ile mesele büyük. Araya girmiyorum. Ne olur, ne olmaz! Deniz habire kayaları dövüyor. Hırsını alamıyor, tahta iskeleyi de tokatlıyor. Kayalardan garip bir homurtu göğe doğru yükseliyor.Karanlıkta ben şahadetimi gizlemeye çalışıyorum.

Sonra aniden Edremit tarafındaki dağlar kızarmaya başlıyor. Önce kızıllık hafif, sonra yavaş yavaş kızıl renk büyüyor, hakimiyetini artırıyor. Sanki dağların arkasında başka bir alem var. Kızılın büyümesi ile o taraf aydınlanmaya başlıyor. Ama tanıdığıım bir aydınlık değil. Herşey gözüküyor ama bildiğim renkleri ile değil. Küçükköy tarafı giderek belirgin olmaya başlıyor. Ama sanki başka bir görüntü çıkıyor ortaya. Tanıdık, bildik değil.

Assos tarafı, Midilli Adası hala zifiri karanlık.

Sağım gece, solum gündüz.

O anda garip bir duyguya kapılıyorum.

Sağımda ve solumda iki ayrı evren var. Karanlık tarafta bildiğim tanıdığım evren. Diğeri tanımadığım, hiç bilmediğim bir evren: Paralel Evrenler!

*** *** ***

O sıra içime dolan duygu; sanki ben evrenlerin dışına çıkmışım da hem bildik, tanıdık olanı, hem de ilk kez tanıştığımı birlikte seyrediyorum.

Diğer evreni ilk kez görüyorum ama meğerse o hemen dibimizdeymiş. İki evren esasında iç içe imişler. Paralel ama dipdibe var olurlarmış.

İkisine de dışarıdan bakınca ikisi de hem çok uzak, hem çok yakın gözüküyorlar.

Kızıl olanı seyrediyorum. Sanki ardında büyük bir güç var. Devamlı renk değiştiriyor. Renk değiştikçe boyutlar da değişiyor. Bir ara küçük olan sonra büyük oluyor. Bir ara büyük olan sonradan küçülüyor. Yakın olan birden uzaklaşıyor.Uzak olan aniden yaklaşıyor.

Karanlık tarafa bakıyorum. O tanıdığım, bildiğim şekilde olduğu gibi duruyor.

*** *** ***

Birden garip bir duyguya kapılıyorum. Karanlık olan ve tanıdık gözüken "bu dünya", tanımadığım, adeta ilk defa gördüğüm "öbür dünya" olabilir mi?

Kızıl, kıpkızıl olanın içinde 5 duyu ile algılayamadığım, bana sadece bir an için gözüken bir gerçeklik olabilir mi?

Öbür dünya ile bu dünya iç içe mi?

Esasında öbür dünya yok da, öbür dünya bu dünyanın içinde mi?

İkisi iç içe de biz sadece 5 duyumuzun izin verdiği kadarını mı görüyor, hissediyor, fark ediyoruz?

Bizim duymadığımız bazı sesleri köpekler nasıl duyar? O sesler nerede?

Neden kediler insanların suratına bakmaz da sanki suratları etrafında bir hare varmış da ona bakıyorlarmış gibi bakarlar?

*** *** ***

Kızıl büyüdükçe kırmızılaştı, karanlığı giderek teslim aldı. Karanlık da aydınlık olmaya başladı. Ama o kızıllaşmadı, doğrudan aydınlık oldu.

Kızıl büyüyünce bildik, tanıdık bir aydınlık oldu ve karanlığı teslim aldı. Esasında tanımadığım büyüdü ve tanıdığımı teslim aldı. Gariptir, tanımadığım tanıdığımı değiştirerek tanıdığım oldu. İkisi birleşince tek evren oldular ve ben iki evreni birden seyrettiğim yerden çıktım, tanıdık ve bildik tek evrene geri döndüm. Acaba tanımadığımız, tanımadığımız için ürktüğümüz, gidip de geri dönen olmadığı için hakkında somut bilgi alamadığımız "öbür taraf" esasında "bu taraf" ile iç içe mi?

Oraya gidenler aramızda dolaşır ve bizi seyrederken biz onları görmüyor, hissetmiyor, fark etmiyor olabilir miyiz?

*** *** ***

Gün doğup her şey normale dönüşünce seyrin tadı kalmadı.

Gittim, tekrar yattım!

Antalya Tarım İl Müdürü Bedrullah Erçin:Zeytincilik bölgede alternatif ürün haline geliyor


Kaynak : www.tarimmerkezi.com
22-Eylül-2007 Cumartesi


Antalya Valiliğince, son 10 yılda üreticilere dağıtılan zeytin fidanı sayısı
617 bin 881 oldu.

Antalya Tarım Müdürü Bedrullah Erçin yaptığı açıklamada, üreticilere alternatif ürün olarak zeytin yetiştirmeleri amacıyla zeytin fidanları dağıtıldığını hatırlatarak, son 10 yılda Valilik tarafından üreticilere dağıtılan zeytin fidanı sayısının 617 bin 881'e ulaştığını kaydetti. Bölgede 1999 yılında 13 bin 113 ton olan sofralık zeytin üretiminin, geçen yıl 15 bin 622 tona ulaştığını vurgulayan Erçin, yağlık zeytin üretiminin de 18 bin 933 tondan 31 bin 629 tona çıktığını
bildirdi.

-ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İŞLEME TESİSLERİ ARTIYOR-

Erçin, alternatif ürün haline gelen zeytinciliğin bölgede gelişmesiyle, zeytin ve zeytinyağı işleme tesislerinin de arttığına dikkat çekti. 10 yıl önce çok az sayıda olan zeytin ve zeytinyağı işleme tesisi sayısının bugün 18'e ulaştığını, bu tesislerin hızla markalaşmaya çalıştıklarını ifade eden Erçin, şunları söyledi:
"Antalya'da son yıllarda zeytin üretimi giderek artıyor. Ege ve Marmara, zeytincilik bölgesi olarak biliniyor, ancak Antalya'da da zeytinciliğe çok yoğun talep var. Böyle giderse Antalya, Ege ve Marmara bölgelerini geçebilir."

Zeytinin yıllık yağışın en az 600 mm olduğu alanlarda sulanmadan da yetiştirilebileceği konusunda yaygın görüş olduğunu dile getiren Erçin, ancak Türkiye'de yağış seyrinin düzensiz oluşunun, su ihtiyacının en yüksek olduğu yaz aylarında yeterli yağış düşmeyişinin, yağmura bağımlı zeytin alanlarında ürün ve kalite sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabileceğine işaret etti. Zeytin üreticiliğinde yetersiz toprak nemi koşullarında en kritik periyotlardan birinin çiçeklenme ve meyve bağlama dönemi olduğunu ifade eden Erçin, bu yıl yaşanan aşırı kurak ve ılık hava şartlarının çiçek ve küçük meyve dökümlerine sebep olduğunu, bunun da mevsim ürününü ciddi biçimde olumsuz etkilediğini kaydetti.

Erçin, şöyle devam etti:
"Zeytin ağaçlarının en çok su tükettiği Temmuz ve Ağustos aylarında su eksikliği halinde, sürgün gelişmesinde yetersizlik, fotosentez ürünlerinin yapımında azalma, meyve dökümlerinde artış, kalite sorunları özellikle yetersiz irilik ve buruşukluk ile karşılaşılmaktadır. Bu durumda gelecek yılın meyve gözlerinin oluşumunu da engelleyeceği için verim ve kalite kaybı sonraki yıllara da yansımaktadır.Dünya genelinde yaşanan küresel ısınma sürecinin en çok tehdit ettiği ülkeler arasında Türkiye de yer almaktadır. Küresel ısınma zeytin üretimini olumsuz etkiliyor."

-ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİNİN SORUNLARI-

Erçin, zeytin yetiştiriciliğinin de sorunları bulunduğuna işaret ederken, bu sorunların başında aşılı fidan kullanımı yerine daha ucuz fakat sorunları olan vejetatif fidan üretiminin geldiğini belirtti.

Erçin, şunları kaydetti:
"Zeytin üreticiliğinin sorunları arasında, öncelikli olarak yetersiz ürün ve kalite kaybına neden olan gübreleme gelmektedir. Zeytin yetiştiriciliği, sulama, budama ve toprak işleme hataları ile devam etmektedir. Türkiye genelinde mevcut zeytin ağacı varlığımızın yüzde 75 kadarı yamaç ve dağlık alanlarda yer alır. Bu arazilerde sulama, yağmur sularıyla sağlanmaktadır. Böyle arazilerde toprak işlemesi yapılamamakta veya çok az yapılabilmektedir. Mevcut zeytin alanlarımızın yarısına
gübre uygulanmamaktadır. Aynı şekilde budama ve zeytin sineğine karşı mücadelede de yetersiz kalınmaktadır.Bu sorunların sonucunda hasat sonrası işlemlerde kalite sorunu görülmektedir. Hasat sonrasında elde edilen zeytin danelerinin uluslararası geçerli standartlara uymayan ülkeler için dünya pazarında rekabeti zorlaşmaktadır. Ülkemizin en önemli problemlerinden biriside budur."

hhaberler...haberler...haberler...haberler...haberler...


Aydın Zeytinyağı Şenliği 27 Ekim'de..‏

Zeytin ve zeytinyağının Aydın ekonomisinde önemli bir yere sahipolduğunu belirten EBSO Aydın Şubesi Başkanı Ercan Çerçioğlu, Aydın'dazeytinyağı sanayisinin gelişmesi yönünde yatırımların da devam etmesigerektiğini söyledi. Zeytinyağının ve Aydın'ın tanıtımını yapmak üzere27 Ekim'de Zeytinyağı Şenliği düzenleyeceklerini bildirenÇerçioğlu,"Altı gün sürecek şenlikte ilk üç gün İspanya'dan gelen ikihoca eşliğinde 60 kişilik bir guruba zeytinyağı tadım kursu verilecek.Geri kalan üç günde hasat şenliği yapılacak" dedi.

...

Ravika Çinliler`e zeytinyağı yedirecek‏
Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında 1,5 milyon dolar yatırımlakurduğu ve yaklaşık 6 milyon dolara mal olan Ravika Zeytinyağı,uluslararası pazarda hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor

Bugün Gazetesi


Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında 1,5 milyon dolar yatırımlakurduğu ve yaklaşık 6 milyon dolara mal olan Ravika Zeytinyağı,uluslararası pazarda hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Bu konuda yapılan açıklamaya göre şirket, Çin'in devlete bağlı Shenfafirması ile anlaştı. Bu kapsamda ilk altı ayda 120 bin litrezeytinyağı ihraç edilecek. Önümüzdeki yıl Çin'de profesyonel birpazarlama ekibi kurularak toplam 10 bin noktada satışa sunulacak olanRavika Zeytinyağı için, Çin'in Lanzhou, Gingdao, Nantong, Shangai,Yichang, Zhuhai ve Kunming şehirlerinde 7 bölge bayiliği oluşturuldu.Şirket, 2008 yılında ise Çin'e 750 bin litre zeytinyağı ihracatıgerçekleştirmeyi hedefliyor.

...

Ayda 100 YTL`ye Kiralık Zeytinyağı Fabrikası

Milliyet Gazetesi, 21.09.2007

Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Umurlu mevkinde bulunan 4 bin metrekarelik zeytinyağı fabrikası ve depo binalarını 25 yıllığına kiraya verecek. Yerli ve yabancı kuruluşların birlikte veya münferit olarak katılabilecekleri ihale kapalı teklif usulüyle yapılacak.

Toplam muhammen bedeli 982 bin 923 YTL olarak belirlenen ihalede katılımcılardan 29 bin 487 YTL tutarında geçici teminat bedeli alınacak. İhale, 4 Ekim 2007 tarihinde saat 10.00`da Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü`nde gerçekleştirilecek.
Zeytinyağı fabrikası için hazırlanacak rölöve ve restorasyon projelerinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu`nun onayı için geçen 2 yıl ve sonrasındaki 3 yıllık restorasyon süresince kiracıdan ayda 100 YTL kira alınacak. Altıncı yıl kira bedeli aylık 1000 YTL olacak. Sonraki yıllarda kiraya ÜFE oranında artış yapılacak.

Thomas L. Friedman'in 1999 yilinda yazmis oldugu ve Ocak 2000'de Boyner Yayinlarindan Elif Ozsayar'in tercumesiyle cikan "Kuresellesmenin Gelecegi / Lexus ve Zeytin Agaci" adli kitabin, esere ismini veren bolumunu sizlerle paylasmak istiyorum.

Mahmut Caner OZDOLAP

LEXUS ve ZEYTİN AGACI


1992 Mayisinda Japonya'da dunyanin en modern treninde saatte 325 kilometre hizla ilerlerken, dunyanin en eski kösesi hakkindaki bir haberi okumaktaydim. Birden aklimdan su dusunce gecti: Az önce Lexus fabrikalarini gezdigim ve o anda trenleriyle seyahat etmekte oldugum Japonlar, olaganustu ileri teknolojiyle ve robotlarin yardimiyla dunyanin en iyi luks otomobilini uretiyorlardi. Ve orada, Herald Tribune'un ucuncu sayfasinda, Beyrut'ta ve Kudus'te insanlar hala hangi zeytin agaci senin, hangisi benim diye kavga ediyorlardi. O anda fark ettim ki Lexus ve zeytin agaci aslinda bu Soguk Savas sonrasi dönem icin hic de fena semboller degildi: Dunyanin yarisi Soguk Savas'tan daha iyi bir Lexus uretme azmiyle cikmisti; kuresellesme sisteminde gelisip zenginlesebilmek icin ekonomisini modernlestirmeye, özellestirmeye ve daha verimli kilmaya kararli görunuyordu. Diger yarisi ise - bazen ayni ulkenin bir yarisi, bazen de ayni insanin bir yarisi - hala hangi zeytin agaci kimin kavgasiyla ugrasiyordu.

Zeytin agaci önemlidir. Bizi bu dunyaya baglayan, bizlere kimligimizi kazandiran ve dunya uzerindeki yerimizi belirleyen her seyi temsil eder ister aile baglarimiz, ister bir topluluga, bir kabileye, bir ulusa, bir dine ve her seyin ötesinde "yurdum" dedigimiz bir yere duydugumuz baglilik olsun. Zeytin agaci bize ailenin sicakligini, birey olmanin hazzini, kisisel rituellerin mahremiyetini, özel iliskilerin derinligini ve baskalariyla bulusmak, onlarla karsilasmak icin gerek duydugumuz guven ve emniyeti veren seydir. Bazen zeytin agaclarimiz icin kiyasiya savasiriz; cunku, iyi tarafindan bakarsak, insan hayati icin ekmek kadar elzem olan bir seyi, özguven ve aidiyet duygusunu saglarlar.

Ama kötu tarafindan bakarsak, ifrata vardirildiginda, eski zeytin agaclarimizi saplanti haline getirmek, baskalarinin disarida birakilmasi uzerine kurulu kimlikler, baglar ve topluluklar icat etmemize yol acar. En kötu durumda da bu saplantilar gercekten kontrolden ciktiginda, Almanya'da Nazilerin ve Yugoslavya'da Sirplarin yaptigi gibi baskalarinin ortadan kaldirilmasina ön ayak olur.

Peki, o halde Lexus neyi temsil ediyor? Ayni ölcude asli, insanlik kadar eski bir durtunun - hayati idame ettirme, gelisme, refaha kavusma ve modernlesme - bugunun kuresellesme sistemi icindeki karsiligini temsil ediyor. Bugun daha yuksek yasam standartlarini kovalarken kullandigimiz butun yukselen piyasalari, finansal kurumlari ve bilgisayar teknolojilerini temsil ediyor. Yine de, gelisme yolundaki ulkelerde yasayan milyonlarca insan icin, maddi ilerleme ugruna verilen mucadele hala kuyudan su cekmeyi, bir ökuzun arkasinda yalin ayak tarla surmeyi veya kestigi odunu basinin ustunde on kilometre tasimayi gerektiriyor. Bu insanlar gecimlerini hala "yuklenerek" sagliyorlar, "yukleyerek" degil.

Kuresellesme caginda Lexus'un zeytin agacini gözardi etmesine iliskin bir örnek, bir arkadasimin bana gönderdigi bilgisayar parcasiyla ilgili. Parcanin arkasinda söyle yaziyordu: .Bu parca Malezya, Singapur, Filipinler, Cin, Meksika, Almanya, ABD, Tayland, Kanada ve Japonya'da imal edilmistir. Yapim yerlerinin coklugu nedeniyle, uretici ulke olarak belirli bir ulkeyi gösteremiyoruz..

İcinde bulundugumuz kuresellesme caginda ulkeleri ve bireyleri bekleyen sinav, bir tur kimlik, yurt ve topluluk duygusunu korumak ile kuresellesme sisteminde ayakta kalmayi saglayacak seyleri yapmak arasinda saglikli bir dengeyi kurabilmektir. Bugun ekonomik olarak refaha ulasmak isteyen her toplum, hic durmadan daha yeni bir Lexus yaratmanin ve onu kuresel pazara surmenin yollarini aramak zorunda. Ama kimse, bu kuresel ekonomiye katilmanin bir ulkeyi saglikli kilmak icin yeterli oldugu hayaline kapilmamali. Eger bu katilim o ulkenin kimligi pahasina gerceklesirse, eger bireyler zeytin agaclarinin köklerinin bu kuresellesme sistemi tarafindan ezildigi ya da yok edildigi duygusuna kapilirlarsa, bu kökler baskaldiracaktir. Ayaga kalkacak ve sureci islemez hale getireceklerdir.

Bir sistem olarak kuresellesmenin kalici olup olamayacagi, kismen, hepimizin bu dengeyi kurmadaki basarisina bagli olacak. Lexus'u olmayan bir ulke hicbir zaman buyuyemeyecek, cok ileriye gidemeyecek. Saglikli zeytin agaclari olmayan bir ulke, dunyaya butunuyle acilmak icin kendini hicbir zaman yeterince saglam, yeterince guvende hissedemeyecek. Ama bu ikisi arasinda bir denge kurmak kesintisiz bir mucadeledir.

Burhaniye Zeytincilik Organize Sanayi Bölgesi 2008 Yatırım Programına Alınacak


Balıkesir'in Burhaniye İlçesinde Kurulması Planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi İnşaatının 2008 Yılı Yatırım Programına Alınacağı Bildirildi.
(İhlas Haber Ajansı)(SŞ-MŞ)
24.09.2007


Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde kurulması planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatının 2008 yılı yatırım programına alınacağı bildirildi.

AK Parti Burhaniye İlçe Teşkilatı'nı ziyaret eden Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün, ilçede kurulması planlanan Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatının 2008 yatırım programına alınacağını müjdeledi. Özgün, parti binasında İlçe Başkanı İhsan Karagöz ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile görüştü. İl Genel Meclisi'nden gerekli onayın çıktığını belirten Özgün, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan ÇED raporu alınacağını bildirdi.

Zeytincilik OSB konusunu yakından takip ettiklerini belirten Özgün, "Zeytincilik OSB inşaatının 2008 yılı programına alınmasını sağlayacağız. İl Genel Meclisi'nden çıkan onaydan sonra şimdi Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan ÇED raporu çıkacak. Bunun devamında da 2008 yılı yatırım programına alınmasını sağlayacağız. Milletvekili arkadaşlarımızla beraber bunu titizlikle takip ediyoruz. Ayrıca kuraklıktan zarar gören zeytin üreticilerinin borçlarının bir yıl ertelenmesi ve zeytinyağına verilen pirimin artırılması için de çalışıyoruz" dedi.

Milletvekili İsmail Özgün, AK Parti İlçe Başkanı İhsan Karagöz ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Zeytincilik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak alanda incelemeler yaptı.

Sunday, September 23, 2007

Zeytin ihracatçısı belde, 'yol'suzluktan şikâyetçi


Muharrem Gökçen
Zaman, 23 Eylül 2007, Pazar


Manisa'nın Akhisar ilçesine bağlı Zeytinliova beldesi, ABD, Almanya, Yunanistan ve Bulgaristan'a yılda 8 bin tondan fazla zeytin ihraç ediyor. İç piyasaya da 36 bin ton ürün veren beldenin yıllık zeytin cirosu 100 milyon yeni lira.

Ancak kasabanın 'yoluyla' başı dertte. Yaklaşık 5 bin nüfuslu beldede 60'tan fazla zeytin işletmesi bulunuyor. Buralarda işlenen zeytinler TIR'larla İzmir Limanı'na gönderiliyor. Ürün almak için bölgeye gelen gelen TIR'lar, yolun darlığı ve bozukluğu nedeniyle büyük sıkıntı çekiyor. Şoförlerin kabusu haline gelen Zeytinliova yolunda iki araç yan yana geçmekte zorlanıyor. Tek TIR'ın bile güçlükle geçtiği virajlarda tehlike daha da büyüyor. Zeytin işletmecileri, bozuk yol nedeniyle TIR şoförlerini beldeye getirmekte güçlük yaşıyor.

Eser Zeytincilik İşletme Müdiresi Gülsen Aydemir, bozuk ve dar yolun imajlarına büyük zarar verdiğini düşünüyor. "Pazar sıkıntımız yok, tek derdimiz yol." diyen Aydemir, 30 yıl önce yapılan yolun daha sonra hiç bakım görmediğini ifade ediyor. Araçları zarar gördüğü için TIR şoförlerinin beldeye gelmek istemediklerini aktarıyor. Yetgin Zeytincilik'in sahibi İsmail Yetgin de bu yolun dünyaya zeytin ihraç eden Zeytinliova'ya yakışmadığını dile getiriyor. Yetgin, belde yolunun acilen genişletilmesi gerektiğini kaydediyor. TIR şoförü Sadullah Kumanova ise kullanılan yolun araçlara değil, ancak at arabalarına uygun olduğunu vurguluyor. Kumanova, "Buraya her gelişimizde aracın alt takımlarında mutlaka hasar oluşuyor. Kazandığımız, tamir parasına gidiyor. Bu yüzden Zeytinliova'ya gelmek istemiyoruz." şeklinde konuşuyor. Belde halkı, sorunlarının çözümü için AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber'e talepte bulunmuş. Berber ise bir türlü yapılmayan yolun düzeltilmesi için gerekli girişimlerde bulunma sözü vermiş.

Yol sorununu aşamayan Zeytinliova sakinleri, şimdi de kuraklıktan endişe ediyor. Yağışın düşmesiyle zeytinde yüzde 20 verim kaybı bekleniyor. Bulgaristan ve Almanya'ya zeytin ihraç eden İsmail Yetgin, "Kuraklık devam ederse ağaçlarımız kurur. Şu an Zeytinliova'daki kuyuların yüzde 10'u kurudu. Akhisar bölgesine acilen baraj ve gölet yapılması lazım ki yeraltı suları beslensin." önerisinde bulunuyor. Yetgin, gelecek yıl ihraç edecek ürünü bulamamaktan endişe ediyor. Bölgede bazı çiftçiler zeytin ağaçlarını tankerlerle başka yerlerden getirilen suyla besliyor. Bu da çiftçinin masraflarını artırıyor. Çiftçi Ahmet Önder, hiç bu kadar kurak bir dönemle karşılaşmadığını vurguluyor. Yağmur yağmadığı için zeytin tanelerinin gelişmediğini belirten Önder, bu yüzden sofralık zeytin rekoltesinde büyük düşüş olacağını anlatıyor.

Friday, September 21, 2007

ÜRETİCİNİN MALINI UCUZA KAPATMAK İSTEYENLER KİM?


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu adına Başkan Metin ÖLKEN
21/09/2007

ZEYTİNDOSTU DERNEĞİ BASIN BÜLTENİ

Türk zeytin ve zeytinyağı sektöründe ne zaman bir sıkıntı baş gösterse, hemen malum açıklamaların arkasına sığınılarak gerçek dışı yönlendirmelerle kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır.

Benzer açıklamaların bu dönemde de sık sık yapıldığı görülmekte ve dünya gerçeklerinden uzak demeçlerle hayali düşmanlar yaratılarak, sektör sözüm ona hizaya sokulmak istenmektedir.

Yurtdışı mihraklar, üretici düşmanı senaristler hatta vatan hainleri gibi suçlamaların yine havalarda uçuştuğu bir dönemde Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Sayın Cahit Çetin'in medyaya yansıyan son sözleri sektörde ciddi sıkıntılar doğurmuş ve sektör zan altında bırakılmıştır.

Sayın Çetin'in isim vermeden genel ifadelerle, sürekli olarak ; "spekülatörler, üreticinin malını ucuza kapatmak için çirkin senaryolar ortaya koyanlar, dış mihraklar" gibi ne olduğu ve kimi kastettiği belirsiz tanımlamalarına açıklık getirerek sözünü ettiği kişi ya da kişileri açıklamasını bekliyoruz.

Sektörün en önemli kurumlarından birinin başında bulunan bir kişinin genel olarak sektörü kapsayacak şekilde açıklamalarda bulunmak yerine, iddia ettiği senaryoları yazanları açık açık belirtmesi gerekir.

Sektörün en büyük sivil toplum örgütü olmanın sorumluluğu gereği Sayın Çetin'den kamuoyu önünde sözünü ettiği kişi veya kişileri açıklamasını istiyor ve bu açıklamanın yapılmamasının sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde yaralayacağını kamuoyuna duyurma gereği duyuyoruz.

Saygılarımızla

Zeytinyağı strateji ararken‏


NEDİM ATİLLA, AKŞAM -EGE
nedim.atilla@aksam.com.tr
21 EYLÜL 2007


Geçen hafta yazdığımız "Zeytinyağında eski bir film" başlıklı yazımıza aldığımız desteklerin yanı sıra, konu ile "alakasını" kendisinin bile anlatmakta zorluk çekeceğini bildiğimiz "bir takım" adamlar tepki gösterdiler. En başından beri söylüyoruz; biz üreticinin yanındayız,üretici birliklerinin yanındayız, Türkiye'ye kazandırmaya çalışan memleketini çok seven ihracatçıların yanındayız... Kimlerin karşısında olmamız gerektiğini de gazete kupürleri bize gösteriyor zaten. Bu konuda kim tertemizdir, kimin defteri kabarıktır sektör iyi biliyor...Bize gerçek adıyla e-posta bile göndermekten aciz figüranların durumu da malum...

Öncelikle bir karışıklığı giderelim, geçen haftaki kargaşa içinde sızma yağ ihracatına karşı çıkıyormuşuz gibi bir izlenim ortaya çıkmış. Böyle anlayanlardan özür dileriz. Türkiye'nin kendi markasıyla sızma yağı ihracatından gurur duyarız, bizim derdimiz ham yağı ihraç etmek isteyenlerle. Ham yağı ihraç ederseniz, bu yağ daha sonra İtalya veya İspanya menşeli gibi dünya piyasasında yer alırsa, bunu yapana karşı çıkmak vatanseverlik görevidir... Bu görevi de yaşadığımız sürece koruruz...

UZZK Başkanı ile

Figüranlara bu kadar cevap yeter... Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan ile konuştum zeytinyağı üzerine...Tan, "Türk zeytincilik sektörünün her üretici ülkede olduğu gibi geçmişten gelen ve güncel sorunları var bundan sonra da olacak. Anavatanı Anadolu'dan ağaç sayısı ve üretiminde lider olarak çıkıp İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus ve şimdilerde Suriye ardından 6.sıralara gerilemişiz. Ağaç başına zeytin ve zeytinyağı verimimiz düşük, kalite ve standarda ve pazarlamaya ilişkin sorunlarımız var.Aslında en verimli ve kaliteli ürünleri üretmeye uygun toprak ve iklim koşullarına sahip olduğumuz halde bu sorunlardan bahsediyoruz," diyordu.

Ülkemiz yılda yaklaşık 1 milyon bitkisel yağ ithalatına 1.5 milyar dolar harcıyor. Oysa ortalama 120 bin ton zeytinyağı üretiyoruz.İspanya ortalama 1 milyon ton üretiyor. Top yekün düşünceyle ve yerinde ve somut desteklerle ülkemiz zeytincilik sektörü bu miktar zeytinyağını 10-15 yılda üretir hale gelebilir. Bu durumda sadece zeytinyağından yaklaşık 5 milyar dolar bir döviz geliri elde ederiz. Zeytin ile yaratılan katma değer mislince katlanır. Böylesine önemli bir katma değer ve istihdam yaratabilir bu ürün. Zaten tüm din kitaplarında kutsal bir ürün değil mi? Ve daha ne bekliyoruz bu kutsallığı yaymak için.

Peki UZZK ne yapacaktır?

Dr. Tan'ın bu konudaki yanıtı şöyle:"Türkiye'yi zeytinyağı kültürünün uluslararası düzlemde tanınan en önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi, üretim kalitesini arttırmayı, markalaşmayı, iç bitkisel yağlar piyasasında ve uluslararası zeytinyağı piyasasında zeytinyağımızın payını arttırmayı amaçlıyoruz."

Kurak yılın dertleri

Bu yılki kuraklık ve sonrası için zeytin üreticisinin durumunu UZZK Başkanı nasıl değerlendiriyordu? Tan, "UZZK Yönetim Kurulu olarak biz prim konusunda bir sistem oluşturulmasından yanayız yani prim miktarının da bu sistem ile kolaylıkla belirlenmesine yardımcı ve kalıcı olan bir sistem" karşılığını verdi. Bundan sonrası için düşünceleri ise şöyle: Bir memlekette dertli ve dert varsa derdin sahibini anlayışla karşılamak lazım. Derde çare, ancak derdin sahibinin kendisini ifade etme imkanı varsa bulunur. İnsanlarımız prim sorunundan bahsediyor, son verilen prim 1 kg zeytinyağı için 11 YKr. İçinde bulunduğumuz kampanya ve gelecek için kaygı duyduğumuz kuraklık sorunu var, üretim verimliliği düşük, işletmelerin, ihracatçıların sorunları var.

Sektör, Avrupa Birliği'nde, ABD'deki destekleri hayranlıkla izlerken kendi ülkesinde neden yapılamıyor diye kederleniyor şevki kırılıyor.İyi şeyler de yapılmıyor değil zaman zaman, hükümet ilk kez bir Tarım Kanunu çıkardı. Yeni tesis zeytinliklere dekara 250 YTL dikim yardımı yapıyor. Bu fidan üretimini ve zeytin dikimini arttırdı. Damlama sulama için teşvikler geldi artarak gelişecek. Prim bir sisteme oturacak gibi. Henüz aksıyor ayağa kaldırmamız gerekiyor...

Evet, sektörde karara bağlanmış bir strateji maalesef henüz yok. Ancak zeytinciliğin stratejik bir tarımsal sektör olduğu genel bir kabul. Zeytincilik desteklenmekte. Ancak mevcut destekler yeterli değil. Devamlılığı olmazsa yapılan yardımlar da boşa gidebilir. Yani devlet bir fidan dikiyor sulamazsa fidan kuruyacak.

Manisa'da Üretilen Ravika Zeytinyağları Çin Pazarını Ele Geçiriyor


(Cihan Haber Ajansı)
21 Eylül 2007

Manisa'nın Akhisar ilçesinde Ravika marka zeytinyağlarını üreten Keskinoğlu Şirketler Grubu, Çin zeytinyağı pazarının yüzde 5'i için Çin devletine bağlı Shenfa Trade Co. ile anlaştı. İlk altı ayda 120 bin litre zeytinyağı Çin'e ihraç edilecek ve yedi bölge bayiliğiyle 2008 yılında toplam 10 bin noktada satışa sunulacak.

Manisa'nın Akhisar ilçesinde Ravika marka zeytinyağlarını üreten Keskinoğlu Şirketler Grubu, Çin zeytinyağı pazarının yüzde 5'i için Çin devletine bağlı Shenfa Trade Co. ile anlaştı. İlk altı ayda 120 bin litre zeytinyağı Çin'e ihraç edilecek ve yedi bölge bayiliğiyle 2008 yılında toplam 10 bin noktada satışa sunulacak.

Keskinoğlu Şirketler Grubu'nun 2005 yılında Akhisar'da yaklaşık 6 milyon dolara malolan Ravika Zeytinyağı Fabrikası, uluslararası pazarda büyümeye devam ediyor. Şirket, gelecek yıl Çin'de profesyonel bir pazarlama ekibi kurularak toplam 10 bin noktada satışa sunulacak olan Ravika için Lanzhou, Gingdao, Nantong, Shangai, Yichang, Zhuhai ve Kunming şehirlerinde yedi bölge bayiliği kurdu. 2008 yılında bu ülkeye 750 bin litre zeytinyağı ihracatı hedefleniyor.

101 Yaşındaki Dedenin Çok Yaşama Sırrı: Az Yemek, Çok Gezmek


(AT-SŞ-MŞ-MEF-Y)(İhlas Haber Ajansı) 20.09.2007

Sabah kahvaltılarında ekmeğini zeytin yağına bandığını ve tarhana çorbası yediğini belirten Hüseyin Karakaya, "Hayatım hep köyde geçti. Kendi ellerimle 400 zeytin ağacı yetiştirdim.

Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde yaşayan 101 yaşındaki Hüseyin Karakaya, bir asrı deviren ömrünü az yemek ve çok gezmeye borçlu olduğunu söyledi.

Hayatının hiç bir döneminde içki ve sigara içmediğini belirten Karakaya, çay ve kahve de içmediğini bildirdi. Sabah kahvaltılarında ekmeğini zeytin yağına bandığını ve tarhana çorbası yediğini belirten Hüseyin Karakaya, "Hayatım hep köyde geçti. Kendi ellerimle 400 zeytin ağacı yetiştirdim. 12 yıl önce eşim Makbule'yi kaybettim. Son zamanlarda ilçe merkezinde oturan kızlarım Seyhan ve Ceyhan'ın yanında kalıyorum. Allah'a çok şükür sıhhatim iyi. Bu güne kadar önemli rahatsızlığım olmadı. İlçede gezip dolaşıyorum. Hayatım boyunca hep az yedim ve çok gezdim. Uzun ve sağlıklı yaşamımı da buna borçluyum. Hiç alkol ve sigara içmedim. Hamdolsun çok iyiyim" dedi.

Güreli: "Tariş Başkanı Cahit Çetin'i Spekülatörlerin İsimlerini Açıklamaya Davet Ediyoruz"


Cihan Haber Ajansı
21 Eylül 2007

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin'i, basında yer alan, "Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor." şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin'i, basında yer alan, "Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor." şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

Çetin'in sözlerini ihracatçılar olarak üzerlerine almadıklarını belirten Güreli, Türkiye'de zeytinyağı fiyatlarının ihracat yapabilmek için uygun olmadığını daha önce basın aracılığıyla kamuoyu ile paylaştığını, zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olmaya devam ettiği sürece de dile getirmeyi sürdüreceğini, görüşlerinin Çetin'in ifadesiyle "spekülatörlük", bazı köşe yazarlarının ifadesiyle "vatan hainliği", "minarenin kılıfını çalmak" şeklinde nitelendirilmesinin düşüncelerini değiştirmeyeceğini söyledi.


BASIN BÜLTENİ

EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli;

TARİŞ Başkanı Cahit Çetin’i
spekülatörlerin isimlerini açıklamaya davet ediyoruz


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin’in basında yer alan, “Spekülatörler zeytinyağında fiyat düşürmeye çalışıyor” şeklindeki açıklamasında bahsettiği spekülatörlerin ismini açıklamaya davet etti.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Başkanı Cahit Çetin’in sözlerini ihracatçılar olarak üzerlerine alınmadıklarını belirten Güreli, Türkiye’de zeytinyağı fiyatlarının ihracat yapabilmek için uygun olmadığını daha önce basın aracılığıyla kamuoyu ile paylaştığını, Türkiye’de zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olmaya devam ettiği sürece de dile getirmeyi sürdüreceğini, görüşlerinin Çetin’in ifadesiyle “spekülatörlük” bazı köşe yazarlarının ifadesi ile “vatan hainliği”, “minarenin kılıfını çalmak” gibi nitelendirilmesinin düşüncelerini değiştirmeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin zeytinyağında 2006-07 sezonunda var yılı olmasına rağmen zeytinyağı fiyatlarının dünya fiyatlarının üstünde olması nedeniyle, yok yılı olan 2005-06 sezonundaki ihracat rakamının altında kaldığını anlatan Güreli şöyle devam etti: “09 Eylül itibariyle Suriye’de 2 asit zeytinyağının tonu 2100 Avro, İspanya’da 2275 Avro iken Türkiye’de 2410 Avro’dur. Türkiye’deki zeytinyağı fiyatları dünyanın en yüksek zeytinyağı fiyatı haline gelmiştir. Bir önceki var sezonu olan 2004-2005 sezonunda 92 bin ton ihracat yapan Türkiye, geçen sezon 45 bin ton zeytinyağı ihraç edebilmiştir. Bu ihracattaki yüzde 52’lik gerileme zeytinyağı üreticise daha az gelir olarak geri dönecektir.”

Türkiye’de zeytinyağı tüketim alışkanlığının çok az olduğuna işaret eden Güreli, “Türkiye’de kişi başı zeytinyağı tüketimi 1 kg.’ı dahi bulmamaktadır. En iyimser ifade ile 70 bin ton iç tüketim olduğunu düşünecek olursak Türkiye bu ürünü ihraç etmek zorundadır. İhracatçıları üreticiye öcü gibi göstermek üreticiye yapılacak en büyük yanlıştır. Üretici ve ihracatçı aynı gemidedir, kimse ihracatçıları üretici karşıtı gibi göstermeye kalkışmasın” diye konuştu.

SEZONLAR İTİBARİYLE ZEYTİNYAĞI
ÜRETİM, İÇ TÜKETİM VE İHRACAT RAKAMLARI


SEZONLAR 2006/2007 2005/2006 2004/2005
Üretim 166.000 ton 93.000 ton 163.000 ton
İç Tüketim 65.000 ton 64.000 ton 60.000 ton
İhracat 45.000 ton 47.000 ton 92.000 ton

Thursday, September 20, 2007

Zeytinyağında sezon rekolte tartışmaları gölgesinde başlıyor‏


Sinan Doğan/ REFERANS GAZETESİ-TARIM EKİ
20.09.2007


Aşırı sıcaklar ve kuraklığın etkisi nedeniyle yeni sezonda üretimin büyük miktarda azalacağı tahmin ediliyor. İzmir Ticaret Borsası başkanlığındaki rekolte tahmin çalışmaları önümüzdeki hafta tamamlanacak. Kimi tahminlere göre üretim 100 bin tonun altına düşecek.

Türkiye, uluslararası piyasaların etkisiyle zeytinyağında sıkıntılı bir sezon geçirdi. Fiyatların sürekli aşağı doğru gittiği, ihracatın son yılların en kötü performansını gösterdiği, iç tüketimde ise beklenen artışın sağlanamadığı bir sezon yaşayan zeytinyağında,kasımda başlayacak 2007-2008 sezonu öncesinde gözler rekolte miktarına çevrildi.

Aşırı sıcaklar ve kuraklığın etkisi nedeniyle yeni sezonda üretimin büyük miktarda azalacağı tahmin ediliyor. İzmir Ticaret Borsası başkanlığındaki rekolte tahmin çalışmaları önümüzdeki hafta tamamlanacak. Zaten 'yok yılı' olan sezonda, geçen yıl 166 bin ton olan üretimin büyük ölçüde düşmesi bekleniyor. Kimi tahminlere göre üretim 100 bin tonun altına düşecek. Özellikle Kuzey Ege'de üretim miktarı pek iç açıcı değil. Ancak mevcut sezondan devretmesi beklenen yaklaşık 80 bin stoğun, yeni sezonda iç ve dış piyasaların ihtiyaç duyduğu ürün miktarını karşılaması bekleniyor. Bu noktada özellikle Tariş tarafından belirlenecek alım fiyatı önem taşıyor. İhracatçılar üreticiye verilecek yüksek fiyatın ihracatı zor duruma sokacağını savunurken, sektörün diğer temsilcileri ise üretimin desteklenmesi için maliyetlerin üstünde fiyat verilmesi gerektiğini savunuyor.

Zeytinyağında işler iyiye gidiyor

İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Kristal markasının üreticisiTicaret ve Sanayi Kontuvarı A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanvekili AyhanBaran, zeytinyağının dünyada yükselen değer olduğunu belirterek,"Zeytinyağına olan talep sürekli artıyor. Buna bağlı olarak üretimdede büyük artışlar görülüyor. Türk zeytinyağı sektöründe işlerin kötüyegittiği yönündeki görüşe katılmıyorum. Doğru markalaşma, düzenli ürüntemini ve üreticinin desteklenmesi ile daha iyi noktalara gideceğiz," dedi.

Dünya zeytinyağına yöneliyor

Geçtiğimiz günlerde Aydın'da dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip zeytinyağı rafine tesislerinden birini kuran Aydın Ortak Girişimciler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Prof.Dr. Özcan Güven, dünyanın hayvansal yağlar ile diğer bitkisel yağlardan hızla uzaklaşarak zeytinyağına yöneldiğini söyledi. Bu gelişmeleri dikkate alarak yatırım yaptıklarını ifade eden Güven, "7-8 milyon YTL harcama ile dördüncü teknoloji olarak nitelenen rafineri tesisi kurduk. Tamamen ihracata yönelik çalışacağız. Yeni sezonda ihracata başlayacağız" diye konuştu.

İhracatçı yurtdışına kaçabilir

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli ise yüksek maliyetlerin zeytinyağı ihracatçılarını sıkıntıya soktuğunu ifade etti. Fiyatlar üzerinden popülizm yapıldığını öne süren Güreli, "Dünyanın en pahalı zeytinyağı Türkiye'de. İhracatçılar yurtdışına zeytinyağı satamıyor. Bu fiyatlarla ihracat zor. Bu nedenle ilk önce zeytinciler Mısır gibi ülkelerde tesis kurdu. Şimdi zeytinyağı ihracatçıları da Suriye, Tunus gibi ülkelerde tesis kurmayı planlıyorlar. Orada dolum yapıp Kanada,ABD gibi pazarlara ihracat yapmayı hedefliyorlar" şeklinde konuştu.

Aydın'da zeytinyağı üreticisi Hasan Köşklü, Türkiye'nin zeytinyağında daha iyi rekoltelere imza atması gerektiğini ama pazarlama sorununu da çözmesi gerektiğini söyledi. Köşklü geçen yıl uygulanan fiyat politikası nedeniyle Türkiye'nin dünya fiyatlarından koptuğunu savundu.

Sektör prim sistemi istiyor

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan,zeytinyağı üretiminin primle desteklenmesi gerektiğini belirterek,"Biz prim konusunda bir sistem oluşturulmasından yanayız. Zeytinyağına son verilen prim kilogram başına 11 Yeni kuruştu. İçinde bulunduğumuz kampanya ve gelecek için kaygı duyduğumuz kuraklık sorunu var, üretim verimliliği düşük. İşletmelerin ve ihracatçıların sorunları var.Avrupa Birliği'ndeki destekleri hayranlıkla izlerken, kendi ülkemizde neden yapılamıyor diye kederleniyoruz," dedi.

Zeytinyağında gelecek öngörüleri

OLUMLU FAKTÖRLER
* Zeytinyağına talep artıyor.
* Ülker pazarda büyüyecek.
* Tariş, ihracatta güçleniyor.
* Ağaç sayısı 125 milyona çıktı.
* Marmarabirlik zeytinyağına ağırlık verecek.
* Akdeniz ve Ege'de yerel markalar hızla artıyor.
* Zeytin dikimi artarak devam ediyor.

OLUMSUZ FAKTÖRLER
* Fiyatları hala İtalya-İspanya belirliyor.
* Üreticinin eline geçen para düşüyor.
* Var yılı-yok yılı farkı giderilemedi.
* Markalı ihracat yeterli değil.
* İç pazar büyümüyor.
* İhracatta istikrar yok.
* Karışım yağ sıkıntı yaratıyor.

Zeytinyağında rekabet artacak

Dünyada zeytinyağına olan talebin hızla arttığını gören sektördeki firmalar da, yeni sezonda pazara daha fazla ağırlık verecek. Ülker Grubu'nun Kuzey Ege'de zeytinyağı alım ağını giderek genişlettiği belirtiliyor. Tariş Zeytinyağı'nın ihracata yönelik etkin pazarlama çalışmaları, ana faaliyeti zeytin olan Marmarabirlik'in zeytinyağına yönelik yeni yatırımları, Arkas Grubu'nun Kristal'e ortak olması,Tariş Ayma'nın zeytinyağında belirlediği hedefler ve Anadolu Grubu'nun Kırlangıç markasıyla pazar payını artırmaya yönelik çalışmaları da zeytinyağında pazarın büyüyeceğine işaret ediyor.

Tariş, Avrupa'da ilk mağazasını Düseldorf'ta açacak


Dünya Gazetesi
20/09/2007


İZMİR - TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliğinin zeytinyağı butik mağazası Ta-Ze'nin ilk Avrupa mağazası Almanya'nın Düsseldorf kentinde açılacak.
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, birliğin satış ve pazarlama şirketi Tariş Zeytin AŞ kanalıyla yurt içi ve yurt dışında özel zeytinyağı butikleri açtıklarını belirterek, Ta-Ze konseptini Türkiye'den sonra yurt dışında da tanıtmak amacıyla ABD ve Kanada'da mağazalar açtıklarını hatırlattı. Avrupa'daki ilk mağazanın Almanya'nın Düsseldorf kentinde yarın açılacağını bildiren Çetin, mağazayla TARİŞ zeytinyağı markasına kalıcı pazarlar yaratılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Yeni açılacak mağazayla yurt dışı mağaza sayısının 4'e ulaşacağını ifade eden Çetin, şu görüşleri bildirdi:

"Almanya zeytinyağı pazarında Türk ürünlerinin payının yüzde 2 gibi çok düşük seviyelerde kalıyor. Düsseldorf yatırımıyla hedefimiz çok düşük seviyede olan Türk zeytinyağına, TARİŞ zeytinyağına yer açmak. Ürünümüzün farklı tatları ve zenginlikleri, Avrupa piyasasında başarıyla yer edinmesini sağlayacaktır."

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Genel Müdürü Güngör Şarman da sağlık trendinin tüm dünyada ve özellikle Avrupa'da hızla artmasına paralel zeytinyağı tüketiminin öneminin de arttığını ifade etti. Şarman, son yıllarda Almanya'da zeytinyağı tüketiminin yüzde 400 artışla kişi başına yıllık 1.6 kilogram seviyesine ulaştığına işaret eden Şarman, kısa sürede bu rakamın 2 kilogram seviyelerine ulaşacağının öngörüldüğünü anlattı.

Düsseldorf mağazasında 300 kalem ürünün satışa sunulacağı belirtildi.

"Spekülatörler zeytinyağınında, fiyat düşürmeye çalışıyor"


Dünya Gazetesi
20/09/2007


İZMİR - TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, zeytin ve zeytinyağı sektöründe piyasayı kötü senaryolar kurarak yönlendirmek isteyen kesimlerin bulunduğunu savundu.

Rekolte tespit çalışmaları sonuçlanmadan 2007-2008 zeytinyağı üretimi konusunda rakam vermenin doğru olmadığını ifade eden Çetin, her yıl olduğu gibi bazı çevrelerin üretici fiyatlarını aşağı çekmek için çalıştıklarını belirterek, "Bunun için kimi zaman rekoltenin yüksek olduğu, kimi zaman dünya fiyatlarının gerilediğini gündeme getirerek üretici fiyatlarını geriletmek istiyorlar. Bu kez de bunlara ilave olarak üreticiyi malını satmayarak, ihracatın önünde engel olarak gösteriyorlar. Geçen yıl daha ağaçlar çiçeklenmeden yüksek rekolte olacağını söyleyerek, fiyatları geriletmek isteyenler, bu kez de üreticiyi, ihracatı engelleyen olarak göstermeye çalışmaktadır.

Çetin, zeytinyağında geçen yıl belirlenen 11 YKr'lik primin kaynak israfından öteye geçemediğini ifade ederek bu konunun pazarlık konusu olmaktan çıkarılarak, bir sisteme oturtulması gerektiğine değindi.

Bu yıl kuraklık nedeniyle küçük taneli zeytinlerin de sofralıktan yağlığa kayacağını tahmin ettiklerini ifade eden Çetin, "Her yıl sofralık zeytinden yaklaşık yüzde 20-25 oranında yağlığa kayan zeytinlerde bu sezon kuraklık nedeniyle bu yönelişin yüzde 50 seviyesine ulaşması mümkündür. Öte yandan 2006-2007 üretim sezonundan yaklaşık 30-35 bin ton zeytinyağının da yeni sezona devredeceği düşünülürse, iç tüketim ve ihracat için yeter miktara ulaşılacaktır" diye konuştu.

Wednesday, September 19, 2007

Zeytin ihracatçısı UGS, Multiscan firmasının makineleri ile iç pazarda


Dünya Gazetesi, 19/09/2007

İZMİR - Henüz 19 yaşındayken Babası Yavuz Bozkurt'un yanında başladığı zeytin ticaretini uluslararası pazarlara taşıyan ve dünyanın en önemli zeytin alıcılarına zeytin satmayı başaran Erol Avni Bozkurt, İspanyol Multiscan firmasının zeytinde renk ayırıcı makinelerinin Türkiye distribütörlüğünü aldı. Makineleri sofralık zeytin ve zeytinyağı üretimi yapan firmalara makine satacaklarını belirten Bozkurt, yüksek teknoloji ürünü makinelerin sektörün önünü açacağını söyledi. Multiscan firmasıyla distribütörlük görüşmesine 7 ay önce başladıklarını kaydeden Bozkurt, iklimsel koşulların zorlaşması nedeniyle ürünlerdeki kusurların arttığını ve bu tür makinelerin sektörde ciddi ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Bozkurt, "Makine, son ürün kalitesine büyük katkı sağlıyor. Kendimiz için aldığımız ürünü Türkiye pazarına sunmak konusunda İspanyol firmadan öneri geldi, biz de kabul ettik. Makine, zeytin hammaddesinin ya da fermente olmuş stok zeytini renklerine, kusurlarına ve boylarına göre ayırarak sonraki sürece hazırlıyor. Saatte 10 tondan 20 tona kadar ürünü ayırma kapasitesine sahip makineler, sektördeki yüksek teknoloji ihtiyacına cevap verecek. Ayrıca bu makineler, son dönemde sadece sofralık zeytin üretimi yapan firmalar tarafından değil, zeytinyağı fabrikaları tarafından da tercih edilmeye başlandı" dedi.

ABD'ye ihracat yapıyoruz

Zeytin ihracatı konusundaki çalışmalarına da değinen Bozkurt, Aydın ve Akhisar zeytinlerini İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'ndeki tesislerinde işlemden geçirerek, dünyanın önde gelen zeytin alıcılarına gönderdiklerini açıkladı. ABD, Kanada, Avustralya gibi ülkelere en fazla zeytin ihraç eden Türk firmalarından biri olduklarını anlatan Bozkurt, şunları söyledi: "Son yıllarda ihracatta gösterdikleri başarılı performans ile İzmir Ticaret Odası ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından ödüllendirildiklerini de kaydetti. Bozkurt, "26 yıldır sektörün geleceğini görerek bu işe yatırım yapıyoruz. Şu anda Türkiye'den ABD'ye ihraç edilen zeytinlerde ciddi bir pazara sahibiz. Bu pazarlardaki etkinliğimizi artırarak devam ettirmek istiyoruz."

Tuesday, September 18, 2007

Çin otomobil gönderip, mermer, zeytinyağı ve şarap götürecek


Dünya, 2007-09-13

Türkiye`de yola çıkmak için uzun süre vize bekleyen Çin malı otomobiller, ihracat karşılığında gelecek. Mermerler Grubu , Çin`den ithal edilecek olan Chery marka otomobillere karşılık, Chery `nin kardeş kuruluşu olan Kowin`e krom, mermer, zeytinyağı ve şarap ihraç edecek.

Önümüzdeki ay ise Çin Kowin şirketinden 5 kişilik bir heyet Türkiye`ye gelerek, satın alınacak ürünler ve miktarlarında mutabakat sağlamaya çalışacak. Grup, 5-6 ay içerisinde ise bir ofis kurarak, depolama ve dağıtım yapacak. İthalata karşılık ihracat yapılması, Çin ile Türkiye arasında Türkiye aleyhine olan dış ticaret dengesizliğini olumsuz etkilemeyecek.

Türkiye`den Çin`e mal ihraç etmek için çalışmalara başladıklarını söyleyen Mermerler Grubu Başkanı Yüksel Mermer, ilk olarak geçen ay numune olarak mermer gönderildiğini söyledi. Bu sayede Türkiye`nin Çin `e olan ihracatını artırmaya çalışacaklarını söyleyen Mermer, muhtelif malların yıl sonundan önce gönderilmesi için çalışılacağını ifade etti.

5 kişilik alım heyeti pazarlığa gelecek

Ticari ilişkilerin başlatılması amacı ile önümüzdeki ay Çin Kowin şirketinden bir heyetin geleceğini bildiren Mermer,`Gelecek ay Çin`den 5 kişilik bir alım heyet gelecek. Biz numuneleri gönderdik. Fiyat, şartlar ve ne miktardan mal alınacağı görüşülecek` dedi. Çin`e gönderilmesi düşünülen ürünler arasında mermer, krom, zeytinyağı, şarap ve hatta fındık olduğunu belirten Mermer, ne kadar ürün gönderileceği konusunda bir limit koymadıklarını bildirdi. Mermer,`Limitimiz yok; ne kadar mal talep ederlerse, o kadar göndereceğiz . Ne kadar alım yapacağını şimdiden kestirmek zor. Çin, başka ülkelerden büyük ölçüde mal alımı gerçekleştiriyor. Biz bu alımı Türkiye `ye çevirmeye çalışıyoruz` açıklamasında bulundu. Kowin şirketi alım heyetinin ardından Chery `den 10 kişilik bir yatırım heyetinin de yine İstanbul`a geleceğini açıklayan Mermer,`Önümüzdeki ayın sonuna doğru da yatırım için bir heyet daha gelecek. 10 kişilik bu heyet de yan sanayiye de bakacak . Üretim için henüz belirlenen bir yer yok. Bununla ilgili ihracat birimimiz ilgileniyor. Butün bu çalışmalarla Türkiye `ye döviz getirmek için uğraşıyoruz,` dedi.

Kuraklık Zeytini de Vurdu


İhlas Haber Ajansı(BT-MŞ)
16.09.2007

Edremit Ticaret Odası (Eto) Zeytin ve Zeytinyağı Meslek Komitesi Başkanı Doğan Öge, Zeytin Yağı Fiyatı Konusuna Açıklık Getirdi.


Edremit Ticaret Odası (ETO) Zeytin ve Zeytinyağı Meslek Komitesi Başkanı Doğan Öge, zeytin yağı fiyatı konusuna açıklık getirdi.

Doğan Öge, "Biz 2006-2007 yılları, (yani geçen yıl) sızma zeytin yağı fiyatının 5- 5,5 YTL arasında olduğunu söyleyerek, aynı dönem 5 asit ham zeytin yağının 3,5 -4 YTL arasında olduğunu belirttik. Bu yılki fiyatlar ise henüz belli değildir. Bu yıl 2007-2008 yılı için sızma zeytin yağı ve 5 asit ham zeytin yağı fiyatı dünya piyasası fiyatları ile orantılı olarak arz ve talebe göre oluşacaktır. 2007- 2008 sezonu için ağaç üzerinde bu yıl 1 çuval yağlık zeytin fiyatını minimum 40 YTL olarak belirledik," dedi.

Kuraklığın zeytin ağacını çok olumsuz etkilediğini de söyleyen Öge, "Bu da yağ veriminin düşük olmasına sebep olacaktır. Aynı zamanda kalibrenin küçük olması salamur zeytininde de büyük düşüş yaşatarak üreticimizi olumsuz etkileyebilir. Zeytinde verimin artması için sulama ve ilaçlama imkanı bulunan üreticinin kendi imkanlarını seferber etmesi gerekmektedir. Bu sezonda zeytin zararlıları ile mücadelede geç kalınmıştır. Bu da verimi büyük ölçüde düşürecektir. Devletimizden zeytinciyi bu yıl da kaderi ile baş başa bırakmamasını bekliyoruz. Şu an zeytinyağına ödenen prim desteği çok komik bir rakamdır. Bunun diğer zeytin yetiştiren ülkelerdeki üreticiye ödenen rakamlara yakın olması gerekmektedir. Üreticimiz ancak bu şartları getirilse rekabet edecek şansı yakalayabilir. Aynı zamanda bu şartlar tüccar ve ihraçatcıyı da dünya piyasalarında rekabet şansını arttıracaktır," şeklinde konuştu.

Yüksek zeytin fiyatı zeytinyağı ihracatını vurdu üretici primi artırılsın‏


Anadolu Ajansı / REFERANS GAZETESİ
18.09.2007


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, yurtiçi fiyatlardaki yükseklikten dolayı zeytinyağı stoklarının son yıllarınen yüksek rakamına ulaştığına dikkat çekti.

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, sektörün,ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybettiğini söyledi. Ölken,zeytinyağı stoklarının son yılların en yüksek rakamına ulaştığını ifade etti.

Ölken, Türkiye'de son 10 yılda gerçekleştirilen yeni dikimler sonrasında zeytin ağacı varlığının 150 milyonun üzerine çıktığını,sağlanacak üretim artışıyla dünya üretim sıralamasında zeytinde birinciliğe, zeytinyağında da ilk üçe ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. Ölken, üretimde sürekliliğin sağlanmasının iç tüketim ve ihracatta istikrar getireceğini ifade ederek şöyle konuştu: "Üretim sürekliliği açısından zeytin ağacı sayısını tahmin etmekle beraber üretim teknolojilerinin henüz istenilen düzeyde olmayışı, üretim istikrarı açısından olumsuz bir noktadadır. Biz ise ne yazık ki yıllardır üreticiyi korumanın sadece taban fiyatlarıyla tarım satış kooperatiflerini kullanarak yapılabileceğinden başka bir düşünce geliştiremediğimiz için bu geçiş sürecinde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Görev zararı adıyla trilyonlarca lira harcanarak üreticiye şirin gözükme ve oy toplama amacı ile birliklerin finanse edilmesi yerine üretimin istikrarlı ve randımanlı duruma getirilmesine harcanmış olsaydı, bugün sektör ayakları üzerinde duran ve dünya lideri konumunda olabilirdi" diye konuştu.

Zeytinyağı stoklarının son yılların en yüksek rakamına ulaştığına dikkat çeken Ölken, "Sektör, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybetmiştir. Dünya gerçeklerini değerlendiremeyen birtakım kişi ve kurumların yanlış yönlendirmeleri sonucunda, yüksek fiyat beklentisine sokulan üreticiler ürünleri satmamış, finansman ihtiyaçlarını özel bankalardan tarımsal krediler alarak beklemeye geçmişlerdir" dedi.

Fiyatlar düşme eğiliminde

Ölken, dünya fiyatlarının, mart ayından beri genel olarak düşme eğiliminde olduğunu, şu anda Türkiye'de fiyatların dünya fiyatlarının üzerinde seyrettiğini belirterek şöyle devam etti:

"2007-2008 rekolte beklentisi dünya genelinde iyi olduğundan fiyatlardaki baskının devam edeceği düşünülmektedir. Tüm bu gelişmeler üreticilerin de aleyhinedir. Durum böyle olunca sektörün sağlıklı gelişmesi için zorunlu olduğunu her zaman ifade ettiğimiz üretim primleri konusunda 'zeytinyağına 1 YTL, zeytine 20 YKr prim için elele' adında bir kampanya başlattık."

Ölken, kampanyanın amacının, bugüne kadar "üreticiye mavi boncuk" niyetiyle verilen üretim prim mantığını değiştirerek üreticinin üretim maliyetlerine ciddi bir destek olunmasını ve bir borsa malı olan zeytinyağının fiyat hareketlerinden üreticinin korunmasını sağlamak olduğunu anlattı. Ölken, "Avrupa Birliği'nde (AB) 2 YTL olan bu primin ülkemizde de en azından 1 YTL olarak tespit edilmesi için sektörde tek ses olarak Ankara'ya bu talebimizi iletmek için girişimlerde bulunuyoruz" dedi.

Damla sulamaya geçilmeli

Ölken bu arada, küresel ısınmaya karşı en dayanıklı ağaçlardan birisi olan zeytin ağacının, olumsuz etkilerden korunmasının damla sulama sistemine geçilmesiyle mümkün olduğunu da vurguladı. Ancak Türkiye'de bu sisteme dahil olan üretici oranının henüz onda 1'e bile ulaşmadığını anlatan Ölken, rakip ülkelerden İspanya'da bu oranın yüzde 50'nin üzerinde olduğunu, AB dışındaki rakiplerin önemli bir bölümünün bu konularda Türkiye'den çok önde bulunduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye'nin zeytinyağı ihraç ettiği ilk 10 ülke (2006/2007 sezonu)

Ülke Miktar (kg) Tutar (&)

Birleşik Devletler 11.033.895 35.637.941
İtalya 9.594.640 30.429.963
Kanada 3.324.838 12.397.744
İspanya 2.404.620 7.223.796
Fildişi Sahili 1.915.820 6.713.703
Japonya 1.762.962 6.964.064
Avustralya 1.561.774 5.762.495
Seyşel Adaları 921.040 3.465.799
Güney Kore 409.622 1.610.953
Suudi Arabistan 316.256 1.035.270
Genel Toplam 36.742.778 125.289.673

Kaynak: Ege Zeytin-Zeytinyağı İhracatçıları Birliği

***

Zeytinyağı ihracatçısı yüksek fiyattan şikayetçi‏

-DÜNYA GAZETESİBURSA -
18/09/2007


Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, sektörün, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybettiğini söyledi.Ölken, Türkiye'de son 10 yılda gerçekleştirilen yeni dikimler sonrasında zeytin ağacı varlığının 150 milyonun üzerine çıktığını,sağlanacak üretim artışıyla dünya üretim sıralamasında zeytinde birinciliğe, zeytinyağında da ilk üçe ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti.

Ölken, üretimde sürekliliğin sağlanmasının iç tüketim ve ihracatta istikrar getireceğini ifade ederek, "Üretim sürekliliği açısından zeytin ağacı sayısını tahmin etmekle beraber üretim teknolojilerinin henüz istenilen düzeyde olmayışı, üretim istikrarı açısından olumsuz bir noktadadır. Biz ise ne yazık ki yıllardır üreticiyi korumanın sadece taban fiyatlarıyla tarım satış kooperatiflerini kullanarak yapılabileceğinden başka bir düşünce geliştiremediğimiz için bu geçiş sürecinde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Görev zararı adıyla trilyonlarca lira harcanarak üreticiye şirin gözükme ve oy toplama amacı ile birliklerin finanse edilmesi yerine üretimin istikrarlı ve randımanlı duruma getirilmesine harcanmış olsaydı, bugün sektör ayakları üzerinde duran ve dünya lideri konumunda olabilirdi. "Sektör, ihracat açısından özellikle zeytinyağında son 2 yıldır yurtiçi fiyatlarındaki yükseklikten dolayı kan kaybetmiştir. Bugün için zeytinyağı stokları,son yılların en yüksek rakamına ulaşmıştır. Ancak dünya gerçeklerini değerlendiremeyen birtakım kişi ve kurumların yanlış yönlendirmeleri sonucunda, yüksek fiyat beklentisine sokulan üreticilerin ürünleri satmamış, finansman ihtiyaçlarını özel bankalardan tarımsal krediler alarak beklemeye geçmişlerdir."

Fiyat baskısı

Ölken, dünya fiyatlarının, mart ayından beri genel olarak düşme eğiliminde olduğunu, şu anda Türkiye'de fiyatların dünya fiyatlarının üzerinde seyrettiğini belirterek, "2007-2008 rekolte beklentisi dünya genelinde iyi olduğundan fiyatlardaki baskının devam edeceği düşünülmektedir. Tüm bu gelişmeler üreticilerin de aleyhinedir. Durum böyle olunca sektörün sağlıklı gelişmesi için zorunlu olduğunu her zaman ifade ettiğimiz üretim primleri konusunda "Zeytinyağına 1 YTL,zeytine 20 YKr prim için el ele" adında bir kampanya başlattık.Kampanyanın amacı bugüne kadar 'üreticiye mavi boncuk' niyetiyle verilen üretim prim mantığını değiştirerek, üreticinin üretim maliyetlerine ciddi bir destek olunmasını ve bir borsa malı olan zeytinyağının fiyat hareketlerinden üreticinin korunmasını sağlamayı amaçlıyoruz. AB'de 2 YTL olan bu primin ülkemizde de en azından 1 YTL olarak tespit edilmesi için, sektörde tek ses olarak Ankara'ya bu talebimizi iletmek için girişimlerde bulunuyoruz. Talep ettiğimiz seviyelerde bir üretim priminin sektörün önünü açacağına inanıyoruz."

“Marmarabirlik’i göreve bekliyoruz”


Haber Tarihi : 18.09.2007
Haber Editörü : Seyfettin ŞEKERSÖZ
Haber Kaynağı : gemlik korfez gazetesi


Birlik, rapor hazırlamaması nedeniyle Devletten prim istenmesini geciktirmekle suçlandı.

Gemlik Ziraat Odası Başkanı Ali Çelik, zeytin üreticisinin sorunları ve zeytinin geleceği için yapılan toplantılarda kendi raporlarını hazırlamayı geciktiren Marmarabirlik Genel Merkezi'ni göreve beklediklerini açıkladı.

Gemlik, Nilüfer, Osmangazi, Mudanya, Orhangazi ve İznik Ziraat Odaları ile birlikte bir süre önce Marmarabirlik Genel Merkeziyle yaptıkları toplantıda, odalar olarak üreticilerin mağduri yetlerini önlemek ve Marmarabirlik yönetiminin de boş yere yıpratılmaması konusunda sorunların masaya yatırıldığını söyleyen Ali Çelik, "Her oda ve Marmarabirlik yönetimi rapor hazırlayarak değerlendirildikten mağdur edilmemesi ve birliğin mahsul alım sıkışıklığının önlenmesi için ortak rapor hazırlayıp devletten üretim bazında prim talep edilmesini ve Anka ra'da görüşmelerde bulunulmasını kararlaştırdık. Yaptığımız ikinci toplantıda Odalar raporlarını hazırlamasına rağmen Marmarabirlik kendi raporunu henüz hazırlayamadığını bildirince karar alınamadı.Bir hafta sonra yaptığımız toplantıda birlik yönetimi raporu yine hazırlayamadığını beyan etti ve iki gün içinde bu raporu hazırlayıp odalara göndereceğini söyledi. Ancak bu güne kadar bu konuda Birlik yönetiminden rapor henüz bize ulaşmadı" dedi.

Marmarabirlik yöneticilerinin bu davranışını Ziraat Odaları olarak anlayamadıklarını söyleyen Ali Çelik, "Yönetici işletmenin gelişimini, önünün açılmasını, ortaklarına faydalı olmasını ister.

Ziraat Odaları olarak Birlik yönetimine her zaman üreticilerin menfaatlerinin
korunması yönünde destek verdik. Acaba bizi mi dikkate almıyorlar, yoksa kendi yeteneklerimi noksan anlayamadık. Altı ilçenin Ziraat Odaları olarak Marmarabirlik yönetiminin biran önce karar alıp rapor hazırlayarak Ankara gitmeyi istiyoruz" şeklinde konuştu.

CHP'li Demirel: "Zeytine Taban Fiyat Uygulansın"


(ANKA) (Ankara Haber Ajansı) 10.09.2007

CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, Son 5 Yılda Düşen Zeytin Fiyatlarının Artırılması İçin, Konuyu Yazılı Soru Önergesiyle Meclis Gündemine Taşıdı. Demirel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Yanıtlamasını İstediği Önergesinde, "Zeytinde Taban Fiyat Uygulamasına Geçilmesi Konusunda Acil Olarak Neler Yapmayı Planlıyorsunuz" Diye Sordu.


ANKARA (ANKA) - CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, son 5 yılda zeytin fiyatlarının düştüğünü belirterek, zeytinde taban fiyat uygulamasına geçilmesi talebini yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

Demirel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği önergesinde, "Zeytinde taban fiyat uygulamasına geçilmesi konusunda acil olarak neler yapmayı planlıyorsunuz" diye sordu.

Bu yıl yaşanan kuraklığın zeytin üretimini olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Demirel, Başbakan Erdoğan'a, "Zeytinde taban fiyat uygulamasına geçilmesi konusunda acil olarak neler yapmayı planlıyorsunuz" diye sordu.

Demirel, zeytin ve zeytinyağı konusunda Türkiye'nin dünyada sahip olduğu kaliteyi de hatırlatarak, "Zeytinin korunması ve daha tanınır ve aranır hale gelmesi için 'zeytin ve zeytinyağı politika ve stratejilerinin belirlenmesi noktasında acil olarak neler yapmayı planlıyorsunuz" sorusunu yöneltti.

***

Demirel; “Zeytin ve yağ üreticisi desteklensin”

Kaynak :Gemlik Körfez GazetesiHaber

12.04.2007

CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, zeytin ve zeytinyağ üreticilerinin desteklenmesi için TBMM'ne yazılı soru önergesi verdi.

Kemal Demirel'in Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker tarafından yazılı olarak cevaplaması için verdiği önergede, dünya ülkeleri tarafından benimsenen ancak ülkemiz ve Bursa açısından hem çok değerli bir besin maddesi, hem de çok zengin ekonomik potansiyele sahip bir ürün olan zeytine hak ettiği değerin verilmesi gerektiği vurgulandı.

Demirel, önergesinde "Geçtiğimiz yıllarda Bursa ilinde zeytin ve zeytinyağı üreticisi köylülerimiz bir çok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Uygun desteklemeleri alamamış, fiyat da istenilen düzeyde olmamıştır. Bölgesel özelliklere göre yetiştirilen zeytinlerin en uygun biçimde değerlendirilerek, gerekli işlemler sonucunda, kayıp olmadan üretici köylülerimizin verdiği emekler ve alın teri hak ettiği değeri bulmalıdır" dedi.

CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, önergesinde şu sorulara cevap istedi;
"1- 2007 yılında zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin desteklenmesi yönünde neler yapmayı planlıyorsunuz?
2- 2007 yılında zeytin ve zeytinyağı üreticilerine ilaç, gübre ve mazot desteği verilmesi yönünde çalışmalarınız mevcut mudur? Varsa bunlar nelerdir?
3- Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin ürünün, pazarlama, satışı ve fiyat tespiti konusunda geçtiğimiz yıllarda karşılaştıkları sorunlarla yeniden karşılaşmamaları için bu yıl ne gibi önlemler alınması planlanmaktadır?"

Saturday, September 15, 2007

ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARININ ÇİN SEFERİ


ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI ÇİN PAZARINDA FINDIK İHRACATÇILARINI ÖRNEK ALACAK

ÇİN BÜYÜK BİR ZEYTİNYAĞI TÜKETİCİSİ OLACAK

ÇİN’DE ZEYTİNYAĞI TÜKETİMİ KATLANARAK ARTIYOR

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI ÇİNLİ TÜKETİCİYİ KAZANMAYA GİTTİ


Zeytinyağı tüketimi son yıllarda katlanarak artan Çin Halk Cumhuriyeti’ne Türkiye’den zeytin ve zeytinyağı ihracatını arttırmak için kolları sıvayan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Çin'in en önemli liman kentlerinden Xiamen'de 8-11 Eylül 2007 tarihleri arasında yapılan Uluslararası Yatırım ve Ticaret Fuarı’na (CIFIT) katılarak stand açtı, Çinlilere zeytin ve zeytinyağı ikramında bulundu. Çinli tüketicilerin beklentilerini öğrendi.

Çin’in 3 yıl önce yıllık 900 ton zeytinyağı tüketen bir ülke olduğunu belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Çin’in zeytinyağı tüketiminin her yıl artarak bu yıl 5 bin tona ulaştığını söyledi. Güreli, “Bu hızda tüketimlerinin artması halinde yakın gelecekte Çin önemli bir zeytinyağı ithalatçısı ülke haline gelecek. Şu anda zayıf olduğumuz bu pazarda güçlü bir oyuncu olmak istiyoruz. Bu anlamda son derece başarılı bir seyahat oldu” diye konuştu.

Türkiye’nin imajını geliştirmek için yapılan organizasyon sırasında standlarını Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in Çinli yetkililer ile birlikte ziyaret ettiğini anlatan Güreli, Tüzmen’in Çin temaslarının bütününde çok başarılı olduğunu ve Çinlilerle çok verimli bir işbirliği iklimini yakaladığını, bu başarının kendi sektörlerinin o pazara yerleşmesini tetikleyeceğini söyledi.

ÖLKEN: ÇİNDE 150 MİLYONLUK ZENGİN BİR ALICI KİTLESİ VAR

Çin’in özellikle zeytinyağı için önemli bir potansiyele sahip olduğuna işaret eden Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu Başkan Vekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Metin Ölken ise, Çin’in şu ana kadar zeytinyağı ile tanışmasını tam anlamıyla tamamlayamamış durumda bulunduğunu kaydetti.

“Ülkenin sadece Doğu kıyısında özellikle Şangay ve çevresinde tüketim görülmekte” diyen Ölken şöyle devam etti: “Ancak Çin nüfusunun alım gücü yüksek kesminin dahi 150 milyona yakın insan olduğu düşünülür ise sadece ülke olarak değil tüm zeytinyağı üretici ülkelerinin Çin e yönelik yapacakları zeytinyağı tanıtım programları sonucunda ülkedeki tüketimin hızla artması beklenebilir. Ülke olarakta belki de ilk kez daha henüz gelişmekte olan bir pazarda yer alarak gelecek için çok önemli bir adım atmış oluruz. Bunun için belki ilk hedef pazar anlamında değil ama muhtemel pazar kapsamında Çin’e yönelik çalışmalar yoğunlaştırılarak yapılmalıdır.”

ZEYTİNDE DAHA UZUN MÜCADELE GEREKİYOR

Çinlilerin zeytin tüketim alışkanlıklarının yok denecek kadar az olduğunu belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Demirci, Çin’de zeytin ile ilgili çalışmalarda kendilerine Fındık Tanıtım Grubu’nu örnek aldıklarını söyledi.

Fındık Tanıtım Grubu’nun Çin pazarı ile ilgili çalışmalara başladığında 30 ton olan ihracatın bugün 1.200 ton seviyesine ulaştığını anlatan Demirci, “Çin’de 200 gr’lık kutularda zeytin satılıyor, İspanyol ve İtalyanların zeytinleri var ülkede yaşayan yabancılar için satılıyor. Tuzlu zeytin sevmiyorlar. Tuz tüketimi düşük, tuzsuz konserve türü sterilize edilmiş siyah zeytin satılabilir. İspanya ve İtalya bu tür zeytin satıyor. Bizim tuzlu siyah fermante edilmiş zeytinlerimiz damak tatlarına uymadı. Zeytinyağı gibi kısa vadede olmasa bize orta vadede başarı mümkün” şeklinde konuştu.

Friday, September 14, 2007

Yağlı tohum desteklemelerinde değişikliğe üreticiden tepki


Dünya Gazetesi, 14/09/2007

ADANA - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yağlı tohumlardan pamuk, soya fasulyesi, dane mısır, ayçiçeği, kanola, aspir ve zeytinyağına verilen destekleme primlerinde radikal değişikliğe gitme çalışmasına üretici tepkili. Ürün bazında destek yerine, alan üzerinden dekar başına destek ödenmesine geçilme çalışmalarının gündemde olması tarım kesiminde rahatsızlık yaratırken, uygulamanın hayata geçmesinin üretimsizliği beraberinde getireceğine işaret ediliyor.

Yağlı tohumlara verilen destekleme primlerinde yapılmak istenilen değişikliğe yönelik üretici kesimin rahatsızlığını düzenlediği bir basın toplantısı ile dile getiren Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO)Adana Şube Başkanı Ayhan Barut, "Değişikliğin gerekçesi Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına ve AB ortak piyasa düzenine uyum sağlanması olarak söyleniyor. Fakat asıl neden destekleme primlerini artıracak kaynağın bütçede olmaması. Dolayısıyla destekleme primlerinde uygulanacak olan bu radikal değişiklik yürürlüğe girdiği zaman pamukta 2006 yılında bir kilogram kütlü pamuk primi 34.8 YKr'den dekara 600 kilogram hesaplandığında dekar başına 209 YTL olarak ödendi. Şimdi yeni uygulama ile dekar başına verim 407 kilograma düşürülmek isteniyor. Prim rakamları aynı kalsa bile 2007'de dekar başına yaklaşık 142 YTL olarak görülmekte. Burada ciddi kayıp söz konusu" dedi.

Barut, "Aynı zamanda Hazine'ye ait olan arazilerin Milli Emlak'tan kiralanarak yani ecri-misillerini yatırıp orada elde edilen ürünlere alan bazında ya da ürün bazında teşvik primi ödenmemesi,ileriki yıllarda pamuk ekim alanlarını daha da azaltacak ve bu da üretimsizliği beraberinde getirecektir" diye devam etti.

"DGD'den farkı kalmaz"

Yağlı tohumlarda üretime değil de dekar başına verilmesi planlanan prim uygulamasının hayata geçmesi halinde doğrudan gelir desteğinden(DGD) herhangi bir farkı kalmayacağına da işaret eden Barut, şunları kaydetti:

"DGD modelinin yıllardır çeşitli örgütler tarafından yanlışlığı vurgulandı. Bu model ile ilgili şikayetler had safhaya ulaştı. 59.Hükümet döneminde çıkarılan Tarım Yasası ile DGD'nin genel destekler içerisindeki payı yüzde 85'ten yüzde 45'e indirildi. Zaman içerisinde bu rakam sıfırlanıp üretimle ilişkilendirilecekti. DGD'den tarımcılar şikayet ederken hükümetler bile bu sistemden şikayetçiydi. Ancak yeni uygulamada tıpkı DGD'de olduğu gibi üretime, verimliliğe ve kaliteye bakılmadan destekleme primi dekar başına ödenecek. Aynı zamanda arazi sahibi ile araziyi kiraya işleyen arasında çeşitli sorunlar da başgösterecek. Üretici temsilcileri olarak bizler, milyarlarca dolar dövizin bu ülkede kalması ve ülke tarımına yatırım olması, yağlı tohumlardan elde edilen ürünlerin artırılması ve ülke ihtiyacını karşılaması için destekleme primlerinin üretimle bağlantılı olması gerektiğini savunuyoruz."

Zeytin ve zeytinyağı ihracatçıları, CIFIT'te Çinlilerin beklentilerini öğreniyor


Dünya Gazetesi,14/09/2007

İZMİR - Zeytinyağı tüketimi son yıllarda katlanarak artan Çin Halk Cumhuriyetine, Türkiye'den zeytin ve zeytinyağı ihracatını artırmak için kolları sıvayan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Çin'in en önemli liman kentlerinden Xiamen'de 8-11 Eylül 2007 tarihleri arasında yapılan Uluslararası Yatırım ve Ticaret Fuarına (CIFIT) katıldı.

Birlikten yapılan açıklamada, Fuarda açılan stant ile zeytin ve zeytinyağı çeşitlerinin tanıtıldığı ve Çinli tüketicinin beklentilerinin öğrenildiği belirtildi. Çin'in 3 yıl önce yıllık 900 ton zeytinyağı tüketen bir ülke olduğunu belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, Çin'in zeytinyağı tüketiminin her yıl artarak bu yıl 5 bin tona ulaştığını kaydetti. Güreli, Çin'de tüketimin bu şekilde artması durumunda ülkenin önemli bir zeytinyağı ithalatçısı ülke haline geleceğini ve şu anda zayıf oldukları bu pazarda güçlü bir oyuncu olmak istediklerini kaydetti.

Ziyaretlerinin ve temaslarının başarılı geçtiğini ifade eden Güreli, organizasyon sırasında stantlarını Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, Çinli yetkililerle birlikte ziyaret ettiğini hatırlatarak, yaptıkları temaslarda Çinlilerle çok verimli bir işbirliği iklimini yakaladıklarını belirtti.

Çin'in özellikle zeytinyağı için önemli bir potansiyele sahip olduğuna işaret eden Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu Başkan Vekili ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Metin Ölken de, Çin'in şu ana kadar zeytinyağıyla tanışmasını tam anlamıyla tamamlayamamış durumda bulunduğunu kaydetti.

Ülkenin sadece Doğu kıyısında özellikle Şangay ve çevresinde tüketimin yoğun olarak görüldüğünü anlatan Ölken, ülke olarak belki ilk kez henüz gelişmekte olan bir pazarda yer alarak, gelecek için çok önemli bir adım attıklarını belirtti.

Çinlilerin zeytin tüketim alışkanlıklarının yok denecek kadar az olduğunu belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Demirci ise Çin'de zeytin ile ilgili çalışmalarda kendilerine Fındık Tanıtım Grubunu örnek aldıklarını belirtti.

Fındık Tanıtım Grubu Çin pazarıyla ilgili çalışmalara başladığında 30 ton olan ihracatın bugün bin 200 ton seviyesine ulaştığını anlatan Demirci, Çinlilerin tuzsuz tüketim alışkanlıkları nedeniyle bu ülkeye daha çok tuzsuz konserve türü sterilize edilmiş siyah zeytin satılabileceğini kaydetti.

Zeytinyağında eski bir film


Nedim Atilla
nedim.atilla@ aksam.com. tr
Kaynak :Akşam gazetesi Ege Eki


Ege’nin beşibiryerdesi üzüm, incir, pamuk, tütün ve zeytinde bu yıl yaşanan kuraklığa bağlı sıkıntıları ve üreticinin beklentilerini ilk dört ürün açısından dün yazmıştım. Bugün de zeytin ve zeytinyağı üzerine değerlendirmeler yapmak istiyorum.

Zeytin ve zeytinyağı üretiminde de bölgemizde kuraklığa bağlı olarak yüzde 25 oranında bir düşüklük yaşanırsa kimse şaşırmasın. Geçen yılki fiyatlara zeytinyağı almayı düşünenler ise peşin söyleyelim bunu hemen akıllarından çıkarsınlar.

Ülkemizde tarım gazeteciliği denince akla gelen ilk isim olan Ali Ekber Yıldırım’ın köşesinden öğreniyoruz ki, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, zeytin ve zeytinyağı sektör stratejisini belirlemek üzere bir çalışma başlatmış. Çalışmanın amacı, zeytin ve zeytinyağı ihracatını artıracak yol haritasını belirlemek olarak belirlenmiş. Bu kapsamda, Marmarabirlik, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Ege İhracatçılar Birliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Aydın Ticaret Odası, Balıkesir Sanayi Odası, Aydın, İzmir ve Balıkesir Ziraat Odası gibi bazı kuruluşlardan yazılı görüş istenmiş.

Ali Ekber kardeşimiz, zeytinyağı rekoltesini belirlenmesinde koordinasyon görevi yapan, sektör konusunda 100 yılı aşkın bir deneyime sahip İzmir Ticaret Borsası ile Ayvalık Ticaret Odası’ndan görüş istenmemesine tepki göstermiş. Ama bunlardan önemlisi var, Yıldırım’ın dediği gibi, “Daha da önemlisi yasa ile kurulmuş ve sektörün tüm kesimlerini temsil eden Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK)’nin bu çalışmanın dışında tutulması eğer bir art niyet yoksa, çok büyük bir eksikliktir.”

Bizim de kaygılarımız var elbette, geçen yıllarda çokça tartışılan sızma zeytinyağının dökme olarak ihracatına izin çıkarmak hedefleniyor gibi geliyor. Geçen yıllarda da söylemiştik, Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin’in, Verde’den Ali Ulukartal’ın düşüncelerini yansıtmış; “vatansever” olmaya davet etmiştik bu işe kafa yoranları.

Durum buğdayında eskiden, fındıkta halen süren “Avrupa’nın ucuz tedarikçisi” durumuna zeytinyağcıları da düşürmeyin demiştik...

Zeytinyağında eski bir film yeniden gösterime çıkacakmış gibi görünüyor. Ama bu filmin iş yapmayacağı belli.


Zeytinyağı strateji ararken

Nedim Atilla
Akşam Gazetesi
21 Eylül 2007


" Türkiye’nin kendi markasıyla sızma yağı ihracatından gurur duyarız, bizim derdimiz ham yağı ihraç etmek isteyenlerle. Ham yağı ihraç ederseniz, bu yağ daha sonra İtalya veya İspanya menşeli gibi dünya piyasasında yer alırsa, bunu yapana karşı çıkmak vatanseverlik görevidir.."

Geçen hafta yazdığımız “Zeytinyağında eski bir film” başlıklı yazımıza aldığımız desteklerin yanı sıra, konu ile “alakasını” kendisinin bile anlatmakta zorluk çekeceğini bildiğimiz “bir takım” adamlar tepki gösterdiler. En başından beri söylüyoruz; biz üreticinin yanındayız, üretici birliklerinin yanındayız, Türkiye’ye kazandırmaya çalışan memleketini çok seven ihracatçıların yanındayız... Kimlerin karşısında olmamız gerektiğini de gazete kupürleri bize gösteriyor zaten. Bu konuda kim tertemizdir, kimin defteri kabarıktır sektör iyi biliyor... Bize gerçek adıyla e-posta bile göndermekten aciz figüranların durumu da malum...

Öncelikle bir karışıklığı giderelim, geçen haftaki kargaşa içinde sızma yağ ihracatına karşı çıkıyormuşuz gibi bir izlenim ortaya çıkmış. Böyle anlayanlardan özür dileriz. Türkiye’nin kendi markasıyla sızma yağı ihracatından gurur duyarız, bizim derdimiz ham yağı ihraç etmek isteyenlerle. Ham yağı ihraç ederseniz, bu yağ daha sonra İtalya veya İspanya menşeli gibi dünya piyasasında yer alırsa, bunu yapana karşı çıkmak vatanseverlik görevidir... Bu görevi de yaşadığımız sürece koruruz...

UZZK Başkanı ile

Figüranlara bu kadar cevap yeter... Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan ile konuştum zeytinyağı üzerine... Tan, “Türk zeytincilik sektörünün her üretici ülkede olduğu gibi geçmişten gelen ve güncel sorunları var bundan sonra da olacak. Anavatanı Anadolu’dan ağaç sayısı ve üretiminde lider olarak çıkıp İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus ve şimdilerde Suriye ardından 6.sıralara gerilemişiz. Ağaç başına zeytin ve zeytinyağı verimimiz düşük, kalite ve standarda ve pazarlamaya ilişkin sorunlarımız var. Aslında en verimli ve kaliteli ürünleri üretmeye uygun toprak ve iklim koşullarına sahip olduğumuz halde bu sorunlardan bahsediyoruz” diyordu.

Ülkemiz yılda yaklaşık 1 milyon bitkisel yağ ithalatına 1.5 milyar dolar harcıyor. Oysa ortalama 120 bin ton zeytinyağı üretiyoruz. İspanya ortalama 1 milyon ton üretiyor. Top yekün düşünceyle ve yerinde ve somut desteklerle ülkemiz zeytincilik sektörü bu miktar zeytinyağını 10-15 yılda üretir hale gelebilir. Bu durumda sadece zeytinyağından yaklaşık 5 milyar dolar bir döviz geliri elde ederiz. Zeytin ile yaratılan katma değer mislince katlanır. Böylesine önemli bir katma değer ve istihdam yaratabilir bu ürün. Zaten tüm din kitaplarında kutsal bir ürün değil mi? Ve daha ne bekliyoruz bu kutsallığı yaymak için.

Peki UZZK ne yapacaktır? Dr. Tan’ın bu konudaki yanıtı şöyle: “Türkiye’yi zeytinyağı kültürünün uluslararası düzlemde tanınan en önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi, üretim kalitesini arttırmayı, markalaşmayı, iç bitkisel yağlar piyasasında ve uluslararası zeytinyağı piyasasında zeytinyağımızın payını arttırmayı amaçlıyoruz.”

Kurak yılın dertleri

Bu yılki kuraklık ve sonrası için zeytin üreticisinin durumunu UZZK Başkanı nasıl değerlendiriyordu? Tan, “UZZK Yönetim Kurulu olarak biz prim konusunda bir sistem oluşturulmasından yanayız yani prim miktarının da bu sistem ile kolaylıkla belirlenmesine yardımcı ve kalıcı olan bir sistem” karşılığını verdi. Bundan sonrası için düşünceleri ise şöyle: Bir memlekette dertli ve dert varsa derdin sahibini anlayışla karşılamak lazım. Derde çare, ancak derdin sahibinin kendisini ifade etme imkanı varsa bulunur. İnsanlarımız prim sorunundan bahsediyor, son verilen prim 1 kg zeytinyağı için 11 YKr. İçinde bulunduğumuz kampanya ve gelecek için kaygı duyduğumuz kuraklık sorunu var, üretim verimliliği düşük, işletmelerin, ihracatçıların sorunları var.

Sektör, Avrupa Birliği’nde, ABD’deki destekleri hayranlıkla izlerken kendi ülkesinde neden yapılamıyor diye kederleniyor şevki kırılıyor. İyi şeyler de yapılmıyor değil zaman zaman, hükümet ilk kez bir Tarım Kanunu çıkardı. Yeni tesis zeytinliklere dekara 250 YTL dikim yardımı yapıyor. Bu fidan üretimini ve zeytin dikimini arttırdı. Damlama sulama için teşvikler geldi artarak gelişecek. Prim bir sisteme oturacak gibi. Henüz aksıyor ayağa kaldırmamız gerekiyor...

Evet, sektörde karara bağlanmış bir strateji maalesef henüz yok. Ancak zeytinciliğin stratejik bir tarımsal sektör olduğu genel bir kabul. Zeytincilik desteklenmekte. Ancak mevcut destekler yeterli değil. Devamlılığı olmazsa yapılan yardımlar da boşa gidebilir. Yani devlet bir fidan dikiyor sulamazsa fidan kuruyacak.

Thursday, September 13, 2007

İftarın İncisi


İftarın incisi

Sahrap SOYSAL
sahrababla@e-kolay.net

Hürriyet Kelebek 07 Ekim 2006, Cumartesi


Zeytinle aç orucunu" derdi anneannem, "sevaptır".

Sağlıklı beslenme ve yaşam hakkında bilgilenmek yaygınlaştığından beri, hakkında anlata anlata bitiremediğimiz meyvelerin başında yer alıyor zeytin. Zeytinin ve zeytin ağacının, bereketi, sağlığı, şifayı ve ağız tadını simgelemesine biz alışkınız alışkın olmasına ama Batı dünyası bu mucizeyi yeni keşfetmeye başladı sayılır. Ben de içinde bulunduğumuz ramazan ayının vazgeçilmezi olan zeytine bir de Batılıların gözüyle bakmak istedim bugün. "Siyah İnci" (Black Pearl) diye anılan zeytin, Batı’nın sofrasında bizim tanıdığımız buruşuk görünümüyle değil, her biri bir üzüm tanesi kadar tombul, pürüzsüz ve etli haliyle yer alıyor.

Zaten zeytini bizim gibi kahvaltıda sunan ya da yiyen ülke sayısı yok denecek kadar az. Batıda zeytin daha ziyade yemeklerde kullanılıyor, hatta çekirdeği çıkarılmış siyah zeytinlerin içi peynir çeşitleriyle doldurularak tek başına başlangıç yemeği olarak bile sunuluyor. Eski Bodrumluların taze incirin yarısını kepçe gibi kullanarak zeytinyağı içtiklerini, sonunda da o inciri yiyerek ağızlarını tatlandırdıklarını biliyor muydunuz? Sizi bilmem ama ben kasede mis kokulu bir zeytinyağının olmadığı bir kahvaltı ve elbette zeytinsiz bir iftar sofrası düşünemiyorum. Ayrıca iftarda çiğ zeytinyağına bir parça ekmek banıp yerseniz sindiriminize yardımcı olur, aklınızda olsun.

Kanada'ya satış için sanal mağaza


13.09.2007 / Anadolu Ajansı / Haber

Kanada'nın Toronto ve Montreal kentlerinde açtığı iki TA-ZE mağazası ile Kanadalı tüketicilere hizmet vermekte olan Tariş Zeytin, bu ülkeye yönelik sanal mağazasını da açtı. Tariş'ten yapılan yazılı açıklamada, web sitesinin, Kanadalı tüketiciler için İngilizce ve Fransızca hazırlandığı kaydedildi. “www.ta-ze.ca” adresinde faaliyete geçen sanal mağaza, Tariş Zeytin'in Türkiye'deki sunucularından yayın yapacak, Tariş Zeytin Genel Müdürü Hakkı Özmoralı, Kanada'nın fırsatlar sunan bir pazar olduğunu ve Tariş olarak öteden beri önemle üzerinde durduklarını kaydetti.