Saturday, August 16, 2008

Zeytinyağı’nın kraliçesi‏



YENİGÜN
16 Ağustos 2008,C.tesi







İzmir 1979 doğumluyum. Gıda mühendisliği ve ardından işletme yönetimi master eğitimimi tamamlandıktan sonra 50 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösteren aile şirketimizde ailemle birlikte çalışmaya başladım. Halen mevcut firmamla birlikte Zeybekoğlu Fabrikası'nın üretim ve pazarlama stratejisini belirliyorum.

- Rheia zeytinyağları nasıl kuruldu? Ne zaman kuruldu?

Zeytinyağı sektörüne girmeye bundan 4 sene önce karar verdim. Zeytinyağı, Akdeniz kültürünün bir yansıması… Sektörün cezbedici yapısı ve zeytinyağına olan tutkum dolayısıyla zeytinyağı sektörüne yeni bir soluk katmak istedim. Market ve piyasa araştırması yaparak çalışmalara başladım ve 2007 yılında Sa-Ze Gıda Ltd. Şti'ni kurdum. Zeybekoğlu ailesinden aldığım destek ve gerek sektörden gerekse hizmet verdiğim müşteri kitlesinden aldığım olumlu tepkiler sonucu zeytinyağı sektöründe 2008 Ocak ayında üretime başladım.

- Rheia ismi nereden geldi? Anlamı nedir?

Zeytinyağı, bundan 8000 yıl öncesine dayanan köklü bir tarihe sahip. Eski Roma ve Yunan döneminde Tanrıların Güç İksiri olarak da tanımlanmıştır. Tarihin mistik dokusuyla günümüzün zeytinyağını buluşturacak bir marka aradık ve Tanrıça "Rheia" isminde karar kıldık. Rheia Tanrıların Tanrısı Zeus'un annesi olması itibariyle de hem gücü ve sağlığı hem de estetiği ifade etmektedir.

Rheia zeytinyağlarının özellikleri nelerdir? Diğerlerinden farkı nedir?

Rheia zeytinyağları özel olarak üretilmektedir. Rheia, Ayvalık yöresinin Ayvalık zeytin çeşidinin özenle seçilmiş, toplandıktan en geç 24 saat içinde, zeytinin vitamin, mineral ve antioksidan içeriğine zarar vermeden, hiçbir şekilde sıcakla temas etmeden, soğuk sıkım yöntemiyle üretilmektedir.
Soğuk sıkım yöntemi, her ne kadar zeytinden elde edilen zeytinyağı miktarını düşürse de, biz zeytinyağının vitamin, mineral ve antioksidan değerlerinden ödün vermemek için hiçbir katkı maddesi kullanmadan üretimimizde bu yöntemi tercih ettik. Ve yağlarımızı, kendine ve dostlarına değer veren zeytinyağının beslenmedeki önemini bilen kendi sağlığına önem gösteren kaliteli ve uzun yaşamak isteyen yaşam tutkunları ve zeytinyağı gurmeleri için piyasaya sunduk. Satışımıza da sadece seçkin gurme market, otel ve restoranlarda yapmaktayız.

Kaç çeşit zeytinyağınız var?

Farklı ambalaj ve özelliklerde iki çeşit ürünümüz var.Biri Erken hasat; hasadı ekim ve kasım aylarında yapılan tamamen yeşil zeytinden üretilen, tadı ve aroması meyvemsi yeşil zeytin ve hafif badem tadında % 0,3 asit değerli zeytinyağımız. Diğeri olgun hasat Natürel Sızma; yoğun tadı seven, olgun dönem zeytinlerinden üretilen, hafif yakıcı, meyvemsi, ağızda yağlanma hissi bırakan yoğun kıvamlı tadı ve %0,6 asit değerli zeytinyağımızdır.

Hangi bölgelerin zeytinlerinden elde ediyorsunuz yağı?

Her ne kadar Türkiye'de, kaliteli bir zeytin tanesinden ve olması gereken üretim yöntemiyle üretilen tüm zeytinyağları kaliteli olsada körfez bölgesi(Ayvalık, Burhaniye Edremit, Küçükkuyu gibi)yağları herzaman kendine has meyvemsi aroması ve tadıyla bildiğiniz gibi daha çok tercih edilir ve dünyaca ünlüdür. Bizimde Rheia markasıyla üretime başladığımız tüm sızma zeytinyağlarımız kendine has tadı ve aroması olan Ayvalık yöresinin Ayvalık zeytinlerinden üretilmektedir. Ayrıca sadece ayvalık bölgesinde ayvalık zeytin çeşidinden üretilen zeytinyağlarına verilen Ayvalık Coğrafi İşaretini ürünlerimizin ambalajında mevcuttur.

Gıda mühendisi olmanız, soframızdan eksik etmediğimiz zeytinyağı konusunda güven veriyor. Zeytinyağı kullanırken ve alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Zeytinyağı her türlü yemekte ve özellikle çiğ olarak tüketilmelidir. Biz zeytinyağında Natürel Sızma Zeytinyağını öneriyoruz. Zeytinyağının içinde bulunan vücuda yararlı tüm besin öğelerinden doğru bir şekilde tam olarak faydalanabilmek için zeytinyağının çiğ olarak tüketilmesini ve ya yemeklere bir miktar pişerken bir miktarda piştikten sonra ilave edilmesini öneriyoruz.

Friday, August 15, 2008

Zeytin reklamında seslendirme yaptı

Milliyet Ege
15 Ağustos 2008,Cuma


İZMİR sanayici Öner Akgerman, mikrofon karşısına geçti.

Mütevelli heyeti üyesi olduğu Ege Orman Vakfı’nın piyasaya yeni sunduğu zeytinin reklam filmini seslendirdi. Akgerman, amacının, küresel ısınmaya çözüm olan ağaçlandırma faaliyetlerine katkıda bulunmak olduğunu söyledi. Ege Orman Vakfı Zeytini’nden alanlar adına Torbalı Arslanlar Mevkii’nde kurulacak Tansaş Müşteri Ormanı’na fidan dikileceği bildirildi.

Zeytinciler Tariş'i gezdi

Yeni Asır
15 Ağustos 2008,Cuma


Muğla merkez, Ula, Milas ve Fethiye'de faaliyet gösteren zeytinyağı sıkma tesisi sahipleri, İzmir'deki Tariş zeytinyağı fabrikasını gezdi. AKP Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır tarafından organize edilen geziye katılan işletme sahipleri, zeytinyağı üretimi konusunda teknoloji ve kaliteyi yerinde gördü. Hıdır ve işletme sahiplerini Tariş Zeytinyağı Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin karşıladı.
Çetin, "Zeytinyağı hızlı gelişen pazar. Şu an Türkiye'de sıkıntılar olmasına karşın gelişen sektörlerde bu sorun her zaman olur. Gelişmekte olan sektörlerin kontrolünü yönlendirmek isteyen liberal ekonomi uygulanıyor. Türkiye'de de öyle olması gerekiyor. Bir İtalyan gelip burada zeytinyağı ticareti yapabilir, biz de orada yapabiliriz" dedi. Hıdır ve işletme sahipleri daha sonra ürünün fabrikaya zeytin olarak girişinden, şişelenmiş zeytinyağı olarak çıkışına kadar olan bütün birimlerinde yetkililer tarafından bilgi aldı.

Thursday, August 14, 2008

Filistin'in yetiştirdiği dünyaca ünlü şair Mahmut Derviş anısına saygıyla...















Mahmut Derviş

Üstümüze kapanıyor dünya Son boğaza gelene değin
Ve koparıyoruz uzuvlarımızı, geçebilmek için.
Unufak ediyor bizi dünya..
Tanesi olaydık bi’,
Ölebileydik ve doğabileydik yeniden.

Anamız olaydı dünya,
Sevecen davranaydı bize.
Resim olaydık kayalarda
Düşlerimize, taşımak için ayna diye.
Gördük yüzlerini, savuracakların,
Çocuklarımızı, penceresinden bu son barınağın.
Aynalar asacak yıldızımız.
Nereye gitmeliyiz son sınırdan sonra?
Ner’de uyumalı bitkiler, son soluklarından sonra?
Kızıl buharla yazacağız adlarımızı.
Keseceğiz elini şarkının, etimizle bitecek olan.
Öleceğiz burada, burada son boğazda.
Burada ve burada yetiştirecek kanımız,
Bir Zeytin Ağacını.

İngilizce’den çeviren: Ulaş Başar Gezgin/11.04.2002

Wednesday, August 13, 2008

ZEYTİNDOSTU 1. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

13 Ağustos 2008,Çarşamba

TANITIM İÇİN 3S FORMÜLÜ

Türk zeytin ve zeytinyağını yurt içinde ve yurtdışında tanıtmak ve tüketimi artırmak için çok sayıda proje yürüten Zeytindostu Derneği; sağlık, spor ve sanat alanlarında 3S formülüyle etkinlikler gerçekleştirecek.

3S'den ilk etkinlik ZEYTİNDOSTU 1. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

Zeytindostu Derneği, konusu zeytin ve zeytinyağı olan ilk fotoğraf yarışmasını düzenledi.

FIAP (International Federation of Photographic Art) ve TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) tarafından desteklenen yarışmanın Türk Zeytin ve Zeytinyağı sektörünün yurtdışında tanıtımına önemli katkılar sağlayacağını belirten Zeytindostu Derneği Başkanı Metin Ölken, sektörün gelişimi için tanıtım faaliyetlerinin artması gerektiğini bu nedenle 3S (SAĞLIK, SPOR VE SANAT) formülüyle bir dizi etkinlik düzenleyeceklerini açıkladı.

Konusu zeytin ve zeytinyağı olan uluslararası fotoğraf yarışmasını da 3S'nin sanatsal etkinlikler çerçevesinde hayata geçirdiklerini kaydeden Ölken, yarışmayla yurtiçinde ve yurtdışında farklı dinamiklerin dikkatini zeytin ve zeytinyağına çekmeyi hedeflediklerini, sağlık ve spor alanlarındaki projelerini sırayla uygulamaya sokacaklarını dile getirdi.

Ölken, yarışmanın FIAP ve TFSF tarafından desteklenen çok geniş kapsamlı bir organizasyon olduğunu, yarışmada fotoğraf sanatının en saygın ödülleri olan FIAP madalyaları ile çok sayıda özel ödül verileceğini belirterek, “Zeytindostu Derneği kuruluşundan bugüne sektörün tanıtımı ve gelişimi için sayısız etkinliğe imza attı. Sektörün tüm bileşenlerini aynı çatı altında toplayan en büyük sivil toplum örgütü olan derneğimiz bu yarışma ile tanıtım olayına çok özel bir boyut kazandıracak.” dedi.

DÜNYADA İLK

Konusu zeytin ve zeytinyağı olan ilk uluslararası fotoğraf yarışmasının ödül töreni ve sergisi 17-19 Nisan 2009 tarihinde Zeytindostu Derneği tarafından düzenlenecek 3. Anatolive Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Prosesleri Fuarı ve Kongresi etkinliği çerçevesinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

FIAP ve TFSF yönetmeliklerine ve kurallarına göre yürütülecek yarışmaya amatör- profesyonel tüm fotoğrafçılar, renkli baskı dalında en fazla 4 eserle katılabilecek.
Yarışmaya katılan eserleri Türkçe-İngilizce bir katalogda toplayacaklarını belirten Ölken, “ Benzer yarışmaları diğer sanat dalları için de projelendirdik. Amacımız bugüne kadar ihmal edilen nihai tüketiciyi, onların ilgi alanlarını devreye sokarak bilinçlendirmek. Zeytin ve zeytinyağı antik çağlardan beri içinde ölümsüzlük, asalet, adalet, bilgelik, bereket, güç, zafer, mistisizm, dinsellik, kutsallık, arınma, yeniden doğuş, temizlik, saflık, doğallık, güzellik, sağlıklı yaşam biçimi, gibi insanlığın en değerli özelliklerini barındırır. Zeytin ve zeytinyağı eski çağlardan günümüze aktarılmış çok değerli bir kültürdür. Biz bu kültürü 3S formülüyle yaygınlaştırmayı hedefledik” diye konuştu.

YARIŞMA TAKVİMİ

Yarışmaya katılmak için son tarih 6 Mart 2009. Sonuçlar 17 Martta açıklanacak, sergi ve ödül töreni ise 17 Nisan 2009'da İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

İLETİŞİM:

Tel:0 232 422 01 02
izmirzafer@gmail.com

Tuesday, August 12, 2008

Zeytinyağlı Bebek Çorbaları...

Hasan Köşklü

Anne sütüne en yakın gıdanın "içine bir miktar zeytinyağı ilave edilmiş süt" olduğu söylenir hep.
Ekteki çorbalar da bebeklerin beslenmesinde sıvı ve püre gıdalara geçilmesi aşamasında öneriliyor.
Afiyet olsun...


Yoğurt Çorbası:
2 su bardağı suyu kaynatın. Su kaynayınca içine 1 çorba kaşığı bulgur ya da pirinç atın. Bu arada ayrı bir kapta 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 yumurta (eğer bebeğiniz 6 aydan küçükse yumurtasız hazırlayabilirsiniz) ve bir dolu tatlı kaşığı unu karıştırın. Bulgur piştikten sonra karışımın üzerine yavaş yavaş kaynar sudan ilave edin.Bu arada kesilmeyi önlemek için sürekli karıştırın.Sulandırdığınız karışımı tencereye boşaltıp kaynayana kadar karıştırın. Kaynadıktan hemen sonra ateşten alın. Üzerine kuru nane ve 2 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Yaklaşık olarak 2 ya da 3 bebek porsiyonudur

Sebze Püresi:
1 havuç, 1 orta boy patates, bir miktar kabak, bir çorba kaşığı bulgur düdüklü tencereye konur. Yarım bardak su ilave edilir. Yaklaşık 10 dakika pişirilir. Sebzelerin vitamin değerlerinin kaybolmaması için düdüklü tencerede pişirin. Pişen sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Bebeğiniz katı gıdaya yeni başlıyor olsa bile belenderdan geçirmeyin. Bu şekilde bebeğiniz taneli gıdaya daha çabuk alışır.

Sebze püresini plastik bardaklara porsiyonlar halinde doldurup derin dondurucuda 6 hafta saklayabilirsiniz. Bebeğinize yedirmeden önce 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz. Tuz eklemeyin. Sebze püresini mevsim sebzelerinden hazırlayabilirsiniz. Kabak yerine taze fasulye, brokoli, domates gibi sebzeler koyabilirsiniz.

Yoğurtlu Sebze Çorbası:
Bebekler genelde yoğurt tadını çok severler. Onlara sebzeyi bu şekilde yedirebilirsiniz. 1 küçük boy patates, yarım kabak, 2-3 sap maydanoz veya ıspanak, 1 tatlı kaşığı pirinç düdüklü tencerede çok az su ile pişirilir. Ayrı bir yerde 1 kepçe yoğurt, 1 tatlı kaşığı un, yarım yumurta ( 6 aydan küçük bebek için yumurta ilave etmeyiniz) karıştırılır. Karışıma kaynar sebze suyu ilave edilerek karıştırılır. Sulandırılmış karışım diğer sebzelere eklenerek kaynatılır. Çorba koyulaşınca ateşten alınır. Üzerine istenirse kuru nane eklenir. 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile servis edilir.

Pirinçli Mercimek Çorbası:
Bebeğiniz mercimek çorbasını sevmiyorsa bu çorbayla ona kurubaklagil yedirmiş olursunuz. Küçük bir tencereye 2.5 bardak su , 1 çorba kaşığı kırmızı veya sarı mercimek, 1 çorba kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ederek pişirin. Pişen çorbaya 1 çay kaşığı tuzot ilave edin.

Mercimek Çorbası:
1 küçük boy havuç, 1 orta boy patates, 2 yemek kaşığı kırmızı mercimek, yarım küçük boy soğan, 2 bardak su ile pişirilir. Patates ve havucu rendeleyiniz. Çorba piştikten sonra tel süzgeçten geçirip 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz.

Bezelye Çorbası:
2 yemek kaşığı bezelye, yarım küçük boy patates, yarım küçük boy soğan, 7-8 sap maydanozu düdüklüde çok az suyla pişirin. Pişen sebzeyi tel süzgeçten geçirin. 200cc süt ile 1 tatlı kaşığı un ile karıştırarak pişirin. Sos koyulaşınca süzgeçten geçirdiğiniz sebzeleri ilave edin. En son sızma zeytintağını ilave edin.

Düğün Çorbası:
1 küçük havuç, yarım küçük boy soğan, 5-6 sap maydanoz düdüklüde pişirin. 1 tatlı kaşığı unu yumurta ile çırpın. Haşlanmış sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Süzgeçten geçirilmiş sebze ve sebze suyunu yumurta ile un karışımına yavaş yavaş ilave edin. En son haşlanmış ve küçük küçük didiklenmiş tavuk etini de ilave ederek kaynatın. Çorba koyulaşınca ateşten alın ve 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin.

Sütlü Tavuk Çorbası:
Bir çorba kaşığı kadar tavuğu bir küçük boy havuçla düdüklüde pişirin. Pişen tavuğu didikleyin. Havucu iyice ezin. Ayrı bir yerde 50cc süt ile 1 tatlı kaşığı unu pişirin. İçine 1.5 çay bardağı tavuk suyunu ezilmiş havucu ve tavuğu ilave edin. Kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin.

Tarhana Çorbası:
1 su bardağı su ile 1 çorba kaşığı tarhanayı karıştırarak pişirin. Çorba piştikten sonra 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Çorbaya bir kibrit kutusu ezilmiş beyaz peynir veya bir çorba kaşığı iyice pişirilmiş ve ufaltılmış kıyma da ekleyebilirsiniz.

Ezogelin Çorbası:
1 çorba kaşığı kırmızı mercimek, 1 tatlı kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı bulgur, yarım küçük doğranmış soğan, yarım rendelenmiş havuç, 1 tatlı kaşığı un 2 bardak su ile pişirilir. Su kaynadığında 1 tatlı kaşığı salça ve sızma zeytinyağı ilave edilir. Çorba piştikten sonra üzerine kuru nane ilave edilir. İsteğe göre çok az tuz ve karabiber ekleyebilirsiniz.

Patates Çorbası:
1 küçük boy patatesi haşlayın ve iyice ezin. Bu arada 2 bardak suyu 1 tatlı kaşığı salça ile kaynatın. Çok az tuz ve karabiber ekleyin. Kaynamış salçalı suyu ezdiğiniz patatese yavaş yavaş ilave edin. 3-4 dakika daha pişirin. Üzerine 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile kuru nane ilave edin.

Kıymalı Şehriye Çorbası:
1 çorba kaşığı kıymayı kısık ateşte kavurun. Topak olmamasına dikkat edin. Kıyma kavrulduktan sonra içine küçük küçük doğranmış 1 adet tatlı sivri biber, yarım domates, 4-5 sap maydanoz ilave edip biraz kavurun. Domatesler suyunu çekince 1 tatlı kaşığı salça ilave edin. Salçayı ilave eder etmez 2 su bardağı su ekleyin. Su kaynayınca 1 çorba kaşığı arpa şehriyeyi ilave edin. Yumurta, biraz limon, 1 çay kaşığı unu karıştırın. Şehriye pişince yumurtalı karışıma kaynar sudan biraz ilave edin. Ilıştırdığınız yumurtalı karışımı çorbaya ilave edin bir taşım kaynadıktan sonra altını kapatın.

Yeşil Mercimek Çorbası:
3 çorba kaşığı yeşil mercimek, yarım küçük ince doğranmış soğan ve 1 tatlı kaşığı un ve çok az sızma zeytinyağı 2.5 su bardağı su ile pişirin. Mercimekler piştiğinde 2 çorba kaşığı arpa şehriye veya erişteyi ilave edin. Şehriyeler pişince çorbayı ateşten alın üzerine kuru nane serpin.

"KESTANELİ VE ZEYTİNYAĞLI BAKLAVA OLUR MU!" DEMEYİN

turkforum.net

Portakallı ,cevizli ve fındıklı'dan sonra sıra şimdi de kestaneli baklavada!

LaresPark Otel Ramazan ayına özel üreteceği Zeytinyağlı Kestaneli Baklava’sıyla damaklarınıza değişik bir tat sunmaya hazırlanıyor.
Türk Mutfağı’nın vazgeçilmez tatlılarından baklava LaresPark Otel’e özel farklı bir lezzetle Ramazan ayında iftar sofralarınızla buluşuyor. Kestane ve zeytinyağı kullanılarak özel olarak üretilmiş Zeytinyağlı Kestaneli Baklava iftar sofralarının vazgeçilmez tatları arasına girmeye hazırlanıyor. Kestanenin eşsiz tadı ile zeytinyağı hafifliğinin buluşacağı baklava ile iftar sonrası hem mideniz rahatlayacak hem de ruhunuz…
Özel bakır tepsilerde sunulacak Zeytinyağlı Kestaneli Baklava, Ramazan ayı boyunca farklı lezzetler arayanlar için satışta olacak.

Monday, August 11, 2008

KANOLA YAĞI VE KANSER RİSKİ….

Kanola Yağı, Kolza bitki tohumlarının genetik yolla ıslah edilmesi ile elde edilmiş tohumlardan üretilen bir yağ çeşididir. Kozla ise gıda yağ bitkilerinin içinde en fazla zehirli olanıdır. Öldürücü zehirli olduğu için Böcekler onu yemezler..

Kanada tarafından geliştirilip dünyaya tanıtıldığından dolayı "Canadian oil, low acid" kelimelerinin başlangıç harflerinin birleştirilmesinden oluşturulan canola(kanola) ismi ile yayılmıştır.

Kolza yağı uzun yıllar makinalarda ve bilhassa buharlı makinalarda yağlama maddesi olarak kullanılmıştır. İkinci Cihan harbinden sonra yenebilir yağ yapımına yönelinmiş 1950 li yıllarda marketlerde satılmaya başlanmışdı.

Ancak hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insan sağlığında kalp hasarlarına sebep olduğunu ortaya koydu. Bunun üzerine bazı ülkelerin araştırmacıları bu yağın kullanılmasının tehlikeli olduğunu bildirdiler.

Yıllar gittikçe kötüye gidiyordu. Kozla (kanola)yağı, insanda ve hayvanda amfizem solunum sıkıntıları, kansızlık, kabızlık, aşırı duyarlılık ve körlük sebebi olabiliyor. Yasak edildiği tarihte İngiltere ve Avrupada 1986-1991 arasında sığır, koyun vs gibi büyükbaş hayvanların yemlerinde kozla yağı kullanılmakta idi. O dönemde hızla DELİ DANA hastalığı başgöstermişti.

Kanola yağının etkileri konusunda fareler üzerinde yapılan çalışmalar pekçok problemleri göstermiştir. Farelerde kalp, böbrek, böbrek üstü ve trioid bezlerinin yağlı dejenerasyonu gelişme göstermiştir. Diyetlerinden kanola yağı çıkarıldığı zaman birikimler eriyor,fakat organlardaki hasarlı dokular geride kalıyor. Kanola yağı bağışıklık sistemini de zayıflatıyor.

Bu yağda yoğun bir şekilde bulunan erusik asitin akciğer kanseri ile bağlantıları üzerinde durulmaktadır. Sinir ve kan dolaşım sistemlerinde de zararlı etkileri olduğu bildirilmektedir. Zararlı etkilerinin kanola yağının doğrudan bir trans yağ asidi oluşu ile ilişkilendirilmektedir.

Bu yağlar kullanılarak üretilen margarinlerin daha da büyük bir risk taşıyacağı ifade edilmektedir.

Diğer yandan, Kanola tohumlarının genetik yapısı üzerinde oynanarak daha düşük erosik asit oranlı yağ elde edilmeye çalışılmakta olduğu bildirilmektedir.

Problem, çok ucuz olduğu için, haberimiz olmadan ekmekte, margarinde ve her çeşit işlenmiş gıdada kanola yağının kullanılmış olabileceğidir. Burada tüketici olarak bizim uyanık, bilgili ve sorgulayıcı olmamız önemlidir. Böylece gıdalarımızın içerisine katılabilecek bu gibi zararlı katkıların bilgisini önceden temin etmiş oluruz. Sağlıklı olmadığı için, Yemek yağı ve salata yağı olarak kanola yağı kullanmaktan kaçınmalıyız.

Bugün için bu yağdan ve türevlerinden uzak durmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz.

Kaynak:
http://en.wikipedia.org/wiki/Canola
http://www.shirleys-wellness-cafe.com/canola.htm
http://www.aspartame.ca/page_oho3.htm
http://www.findhealer.com/glossary/C.php3
Canola Oil - Rape In A Different Guise By Maj. Amal Kumar, The Wall Street Journal Article June 7,1995
Is Canola Oil Healthy?
Canola Oil - Is It Safe? Evidence Points To BIG Trouble
Canola - Canada's Oil Spill Onto The American Market
Health Warning / CANOLA OIL
CANOLA OIL - Danger
Google: canola oil

Yeni Asır TV'de "Zeytinyağı tadımı paneli ve kursu"

Bu gün (11 Ağusyos 2008,Pazartesi) Yeni Asır Tv'de, İsmail Uğural'ın programının konuğu Gökhan Böcekli olacaktır.

Saat 18.30'da yayımlanacak programda "Zeytinyağı tadımı paneli ve kursu" konusu konuşulacak.

Sunday, August 10, 2008

Zeytinin yeni merkez üssü Akhisar oldu

Haldun Keskin

Tütünden vazgeçen Akhisar yeni zeytin üretim üssü oldu

Türkiye, dünya zeytin üretiminde ağırlığını her geçen gün artırırken, çiftçiler de
başka ürünlerden vazgeçip topraklarına zeytin fidanı dikmeye başladı. Geçmişte tütün üretimiyle tanınan Manisa'nın Akhisar ilçesi, son yıllarda yaptığı dikimlerle zeytincilik merkezi haline geldi.

İlçede dikilen zeytin ağacı, beraberinde sanayi tesislerini de getirdi. İlçede son 10 senede 280'in üzerinde zeytin ve zeytinyağı fabrikası kuruldu. Sadece 2006 yılında 63 fabrika kurulması, ilçe yetkililerini organize sanayi bölgesi kurma arayışına zorladı.

Akhisar'ın Türkiye'nin sofralık zeytin üssü haline gelme süreci 1990'lı yılların başına dayanıyor. O zamanlar ilçede yoğun olarak yapılan tütüncülük para etmeyince çiftçiler başka ürün arayışına girdi. Tütün tarlalarına dikilen zeytin ağaçlarından alınan verimin yüksek çıkması üzerine ilçede dağ-taş zeytin bahçesine dönüştü. Dünyada sadece İspanya'nın bir bölgesinde, Türkiye'de ise Gemlik'te rastlanan sofralık zeytin tipinde en yüksek kaliteli verim Akhisar ilçesinde alınıyor. Gemlik tipiyle birlikte dört çeşit sofralık zeytinin ilçede yetişmesi Akhisar'ı yatırımcıların ilgi odağı haline getirdi.

1993 yılında ilçede üç olan zeytin işleme tesis sayısı geçen senenin sonunda 285'e ulaştı. Bu tesislerden bir tanesı butık tas sistem zeytinyagi fabrikasi olmak uzere 22'si zeytinyağı üretimi alanında faaliyet gösterirken, diğerleri sofralık zeytin üretiyor. Yağ tesislerinin yıllık kapasitesi 25 bin ton seviyesinde. Zeytin üreten 263 fabrikanın kapasitesi ise 150 bin tonu aşıyor. Akhisar Ticaret ve Sanayi Odası verilerine göre zeytin tesisleri yaklaşık 3 bin kişiye istihdam sağlıyor. Mevsimlik
işçilerle birlikte, çalışan sayısı 5 bini buluyor. Bölgede üretilen zeytinlerin büyük bölümü iç piyasaya veriliyor. İhracata çalışan firmaların pazarı ise Romanya ve Bulgaristan. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Ali Erdayıoğlu, zeytinciliğin ilçenin kurtuluşu olduğunu söylüyor. Zeytinliği olan her ailenin sofralık zeytin için bir de salamura tesisi kurduğunu vurgulayan Erdayıoğlu'na göre Türkiye'de zeytin dikiminde Akhisar birkaç yıldır birinci sırada. Sektöre yatırım yapan sanayiciler, Akhisar'ı öne çıkaran sebeplerin başında kaliteli hammadde geldiğini belirtiyor.

*Tesis sayısı patladı organize sanayi geliyor *

Akhisar'da sofralık zeytin üretiminde art arda kurulan tesisler, yetkilileri organize sanayi bölgesi kurma arayışına yöneltti. İlçe yetkilileri, Balıkesir'in Burhaniye ilçesinden sonra Türkiye'nin ikinci Zeytin ve Zeytinyağı Organize Sanayi Bölgesi'ni kurmak için çalışmalara başladı. Manisa Valiliği, Akhisar Ticaret ve Sanayi Odası girişimleriyle Süleymanlı Belde Belediyesi sınırları içinde zeytin ve zeytinyağı ihtisas organize sanayi bölgesi kurmak için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı nezdinde girişimler başlatıldı. Hazine'ye ait 900 dönümlük alanda 100 civarında tesis kurulması planlanıyor.

İspanya`ya 15 gün süreyle İnceleme


Tarım Merkezi
10 Agustos 2008,Pazar


Doğu Akdeniz`de, 12,5 milyon zeytin fidanına sahip Hatay, ağaç başına verimi İspanya seviyesine çıkarmaya çalışırken, Mersin`in Tarsus ilçesinde Sarıulak cinsi 200 bin zeytin fidanı daha bu yıl toprakla buluşacak, Osmaniye`de ise 7 teknik eleman İspanya`da 15 gün süreyle incelemede bulunacak.

Hatay Tarım İl Müdürü Hasan Özyılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyanın, insan sağlığı açısından en yararlı yağı olan zeytinyağını son yıllarda yeniden keşfettiğini ve zeytinyağına büyük talep olduğunu ifade etti.

Türkiye`nin dünyanın sayılı zeytin üreticisi ülkelerinden birisi olduğunu kaydeden Özyılmaz, ``Türkiye`de ise bu konuda Ege ve Marmara bölgeleri önde. Aslında zeytin ağacının ana vatanı Doğu Akdeniz`de, Hatay, Gaziantep ve Mardin`dir. Son yıllarda zeytinciliğin yükselişe geçtiği Doğu Akdeniz`de ise ağaç sayısı ve üretim olarak birinci il Hatay`` dedi.

Özellikle Özel İdare kaynaklı projelerle, her yıl 1 milyondan fazla fidan dağıtarak, ildeki zeytin ağacı sayısını 12,5 milyona çıkardıklarını kaydeden Özyılmaz, ``Hedefimiz, zeytinyağı üretiminde dünyada birinci sırada olan İspanya`nın seviyesine yükselmek. Bu konuda aşmamız gereken en önemli engel ise verimlilik. Biz ağaç başına 30 kilo verim alırken, budama, bakım, sulama teknikleri sayesinde İspanya`da bu rakam 40-50 kilo. Biz de gitgide verimimizi yükseltiyoruz ve İspanya seviyesine ulaşacağımıza inanıyorum`` diye konuştu.

-TARSUS MARKA OLMAK İSTİYOR-

Mersin`in Tarsus ilçesi Ziraat Odası Başkanı Ali Ergezer, Tarsus`ta 1997 yılına kadar zeytinciliğin sağlıklı ve modern yöntemlerle yapılmadığını, ancak, 1997 yılından bu yana Tarsus`ta 3 milyon zeytin fidanı dikildiğini ve yaklaşık 50 bin dekar alanda zeytin üreticiliği yapıldığını ifade etti.

Zeytincilikte Ege Bölgesini geçmeye kararlı olduklarını ve Tarsus`a özgü olan ``Sarıulak zeytini``ni markalaştıracaklarını vurgulayan Ergezer, ``Bu konuda Adana Zeytin Üreticileri Birliği ile ortak bir proje yürütüyoruz ve bu proje kapsamında üretilen 200 bin adet Sarıulak cinsi zeytin fidanını önümüzdeki yıl üreticilere sunacağız. Ayrıca Sarıulak ve Topak zeytinlerine coğrafi tescil belgesi alınması konusunda çalışmaları sürdürüyoruz`` dedi.

Damlama sulama yöntemiyle zeytincilik yapılmasını teşvik ettiklerini belirten Ergezer, ``Tarsus çiftçisi olarak biz bu işi öğrendik. Ağaç başına 80 kiloya kadar zeytin elde edebiliyoruz. Ayrıca Tarsus`ta zeytinyağı fabrikaları ve işleme tesisleri çok gelişti`` diye konuştu.

-OSMANİYE`DEN UZMANLAR İSPANYA`DAN EĞİTİM ALACAK-

Osmaniye İl Tarım Müdürü Ali Çeribaş ise ilde Zeytin Yetiştiriciliği ve İşlemeciliği Projesinin destekleme kapsamına alındığını, bu kapsamda 7 teknik personelin İspanya`da 15 gün eğitim göreceğini kaydetti.

Elemanların, İspanya`daki yetiştirme tekniği ve hasat işlemi hakkında incelemelerde bulunacaklarını ve yetiştirme konusunda önemli bilgileri alarak, kentteki üreticilerle paylaşacaklarını ifade eden Çeribaş, ``Son yıllarda zeytincilikteki gelişimle, ilde 20 adet zeytinyağı fabrikası kuruldu. Biz de daha kaliteli zeytin üretimi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz`` dedi.

Doğu Akdeniz Zeytin Birliği Başkanı Mehmet Güler ise Adana`da 2,5 milyon adet zeytin ağacı bulunduğunu ifade ederek, ``Adana`da zeytin üretimi desteklenmekte. Ancak, 2007 yılında fidan dağıtımındaki bazı usulsüzlükler nedeniyle dağıtım durduruldu. Desteklemenin ve fidan dağıtımının yeniden başlayacağı yönünde bilgiler var. Bunun gerçekleşmesiyle, ilde zeytinciliğin önemli gelişim göstereceğine inanıyorum`` diye konuştu.

Zeytin-Zeytinyağı Komisyonu en çalışkan komisyonlar arasında

10 Ağustos 2008,Pazar


Meclis'in 23. Dönem 2. Yasama Yılı Faaliyet Raporunda Geçtiğimiz Yasama Yılında İhtisas Komisyonlarının çalışmaları açıklandı.

Meclis'in 23. dönem 2. yasama yılı faaliyet raporu, geçtiğimiz yasama yılında ihtisas komisyonları arasında en çok Plan ve Bütçe Komisyonu'nun, en az da Dışişleri Komisyonu'nun çalıştığını ortaya koydu. Plan ve Bütçe Komisyonu 208 saat 33 dakika ile Meclis'in en yoğun mesai yapan ihtisas komisyonu olurken Dışişleri Komisyonu yıl boyunca sadece 2 saat 58 dakika çalıştı.

Zeytin ve Zeytinyağı üretimi ile ilgili sorunları araştırma komisyonu ise 23 saat 56 dakika ile çalışkan komisyonlar arasında.

Satılan her 430 gram zeytin için bir fidan

Haber Ekspres
09 Ağustos 2008,Cumartesi


Ege Orman Vakfı tarafından üretilen zeytinleri satın alacak müşteriler adına fidan dikilmesine yönelik olan ve TANSAŞ ile ortak hazırlanan sosyal sorumluluk projesi, protokolün imzalanmasıyla başladı.

Migros İnsan Kaynakları ve Endüstri İlişkileri Genel Müdür Yardımcısı Demir Aytaç, Ege Orman Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Narin'le birlikte protokolü imzaladıktan sonra yaptığı konuşmada, Tansaş olarak bugüne kadar tüketicilerle çok sayıda projeye imza attıklarını, imzalanan bu protokolle de önemli projeyi daha hayata geçireceklerini kaydetti. Ege Orman Vakfı tarafından Menderes Oğlananası mevkisinde, 2002 yılında 900 dekarlık alanda dikilen zeytin fidanlarından elde edilen zeytinlerin, bugünden itibaren Tansaş mağazalarında satışa sunulacağını dile getiren Aytaç, 430 gramlık kavanozlarda 5,5 YTL'den satışa sunulan bu zeytinlerden satın alan müşteriler adına birer fidan dikileceğini söyledi.

Ege Orman Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Narin de, bu çalışmayla bölgeye 20 bin ağaç kazandırılmasının planlandığını ifade etti.

Friday, August 08, 2008

Turistin şarap ve zeytinyağı ilgisi

AKŞAM EGE
08 Ağustos 2008,Cuma


İZMİR'İN Selçuk İlçesi'ne bağlı tarihi evleriyle ünlü Şirince Köyü, meyve şarapları ve zeytinyağı ile de yerli ve yabancıların ilgisini çekiyor. Şirince Muhtarı Levent Apak, 560 nüfuslu, 200 haneli köyün giderek turizmden aldığı payı artırdığını anlattı.

Tarihi evleri, doğal ortamı, şarabı ve zeytinyağıyla Şirince'nin artık bir marka haline geldiğini belirten Apak, köyde şeftali, üzüm ve zeytin başta olmak üzere birçok ürünün yetiştirildiğini, 12 çeşit meyve şarabı yapıldığını kaydetti. Köye gelen turistlerin özellikle şarap ve zeytinyağına büyük ilgi gösterdiğini, Şirince'de şarap fabrikasının bulunduğunu ifade eden Apak, "Buraya gelen yerli ve yabancı turistlerin yüzde 90-95'i muhakkak Şirince şarabı alır. Şirince şaraplarının ünü dünyaya yayılıyor. Şarap, köy ekonomisinin bel direği. Bunun yanında zeytinyağına da rağbet var" dedi.

GÜNDE 2 BİN ZİYARETÇİ

Şirince'de 20'den fazla tarihi evde pansiyonculuk yapıldığını dile getiren Apak, doğal ortamı nedeniyle özellikle yaz aylarında günde 2 binin üzerinde yerli ve yabancı turist ağırladıklarını sözlerine ekledi. Şarap evi işletmecisi Barış Morkaya, turistlerin beğendiği meyve şaraplarının yalnızca bu bölgede üretildiğini ifade ederek, "12 çeşit meyve şarabımız var. Yabancı turistlerden Koreliler bol miktarda alıyor. Fransızlar, Almanlar ise genelde Türkiye'de tüketecekleri kadar alıyor. Onun dışında yerli turistler şarap almadan gitmiyor. Kendisi içmese bile bir yakınına, arkadaşına şarap alıyor" dedi.

Fotoğraf Yarışması





Zeytin Ağacı
Fotoğraf: Erdal U. Özer







ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ,"Zeytin ve Zeytinyağı" konulu 1.Uluslararası Fotoğraf Yarışması düzenliyor.

Yarışma Adı “Zeytin ve Zeytinyağı”
Son Katılım Tarihi 06.03.2009
Seçici Kurul Toplanması 15.03.2009
Sonuç Bildirim Tarihi 17.03.2009
İlgili Kişi Zafer Özer
Telefon No 0 232 422 01 02 - 0 532 787 01 09
@ Posta izmirzafer@gmail.com

Umarız arkadaşlarımız Erdal U. Özer ve M.Caner Özdolap'ın fotoğrafları gibi güzel fotoğraflar zeytin kültürümüze kazanılacaktır.

Sarı çiçekten damlayan yağ mucizesi

Rota Haber
07 Ağustos 2008,Cuma


Türkiye'de yeni yeni tanınan kanola yağı, sadece sağlıklı beslenmede değil, ülke ekonomisinde de rol oynamaya hazırlanıyor.

Sarı çiçekten damlayan sağlıklı yağ mucizesi… 40 yılın emeği,lezzeti ve geleneği ile Kula Kanola Yağı yeni ambalajında…

Türkiye'de yeni yeni tanınan kanola yağı, sadece sağlıklı beslenmede değil, ülke ekonomisinde de rol oynamaya hazırlanıyor. Balıkesir'de üretim gerçekleştiren Kula Yağ'ın da ürün gamı arasında bulunan Kanola Yağı, kanola bitkisinin ekiminden hasat sonrası işlemlere kadar sadece sofralar için değil, arıcısından besicisine kadar geniş bir kitleyi de sağlık ve ekonomi açısından ilgilendiriyor.

Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, mısır yağı derken Türkiye'de son yıllarda besin değeri yüksek, ekonomik, sağlıklı ve üretimi sırasında elde edilen yan ürünleriyle adeta mucize bir bitkiyle tanıştı: Kanola…

Kanola tohumlarından elde edilen yağ, ideal yağ oranı, en düşük doymuş yağ oranı ve içerdiği zengin Omega 3 yağ asidi nedeniyle son yıllarda sağlık uzmanlarının ve diyetisyenlerin de gözdesi haline geldi. Tekli doymamış yağlar açısından zengin olmasıyla da kötü kolesterolü engelleyici özelliğe sahip. Kanola yüzde 40-50 yağ ve yüzde 20-25 protein içeriyor. Kolesterol ve trigliserid seviyesini düşürüyor, kan hücrelerinin akışkanlığını artırıyor ve damar tıkanıklıklarını ile kalp krizlerini önlüyor.

İçerdiği kerofil ile bağışıklık sistemini koruduğu, kemiklere yararlı olduğu, sinir sistemini güçlendirdiği biliniyor. A, D, E ve K vitaminleri açısından zengin olan kanola yağı, raşitizm ve özellikle menopoz sonrasında kadınların korkulu rüyası olan osteoporoza da iyi geliyor.

İçeriğindeki vitaminler kadar Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri de içeren Kanola Yağı, pek çok cilt hastalığına iyi geldiği gibi beyni de geliştiriyor. Antioksidan özelliği ise hem insan mekanizmasını olumlu etkiliyor hem de büyüme ve gelişmeye yardımcı oluyor.

5 ve 18 litrelik tenekelerin yanısıra gelen talepler doğrultusunda 1, 2 ve 5 litrelik pet ve 10 litrelik teneke kutu olarak da kullanıma sunulan Kula Kanola Yağı'nı mutfakta hemen her yemek yapımında kullanmak mümkün. Buna salatalar ve kızartmalar da dahil…

Kula Kanola Yağı, aynı zamanda doğal bir E vitamini deposu .Bilinen en güçlü antioksidan olan E vitamini sayesinde vücutta oksidasyonla oluşan serbest radikallerin DNA yapısına ve hücrelere zarar vermesi önleniyor, böylece bazı kalıtsal hastalıklara karşı hücre yapısından başlanarak korunma sağlanıyor.

Kanola Yağının ekonomik getirileri

Kanola yağı sadece sağlık değil, ekonomi açısından da önemli bir seçenek sunuyor. Öncelikle fiyatıyla diğer tüm yemeklik sıvı yağlara alternatif oluşturan Kula Kanola Yağı, özellikle tat benzerliği nedeniyle zeytinyağının yerini almaya hazırlanıyor. Bu arada gıda sanayinde de kanola yağı kullanımına doğru bir eğilim gözleniyor.

Kanola yağı yemekler ve gıda sanayinin yanı sıra kimyasal yağ olarak da değerlendiriliyor. Sarı çiçekleri ile arıların ve arıcıların göz bebeği olan kanola bitkisi, küspesinde bulunan % 33-44 ham protein miktarıyla da yem fabrikalarının önemli bir hammaddesi haline geliyor, besicilerin vazgeçilmezleri arasına giriyor.

Kanola yağının bir diğer ekonomik getirisi ise yağ ithaliyle harcanan döviz miktarını düşürmesi ve bitkisel sıvı yağı, Türkiye'de pahalı bir ürün olmaktan çıkarması. Yağ fiyatlarının ithalat nedeniyle iki yılda % 300 zamlandığa dikkat çeken yetkililer de kanola yağını önemli ve ekonomik bir alternatif olarak gündeme getiriyor.

İTO 10 bin ağaç dikiyor İstanbul, 'Zeytin Devri'ne geçiyor

Özgüç Kozan
Referans
05 Ağustos 2008


İstanbul Ticaret Odası, belediye ile işbirliği yaparak İstanbul'un dört bir yanına zeytin ağaçları dikecek. İlk etapta 10 bin fide dikilmesi planlanırken ağaçların İstanbullular için geçim kapısı olabileceği kaydedildi.

Son yıllarda dört bir yanına lale çiçekleri ekilen İstanbul, şimdi de zeytin ağaçlarıyla donatılacak.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yağlar ve Gıda Maddeleri İhracatçıları Meslek Komitesi "İstanbul'da Zeytin" projesi ile İstanbul'un çehresini değiştirmeye hazırlanıyor.
Proje için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Park ve Bahçeler Müdürlüğü, İl Orman Müdürlüğü ve 32 ilçe belediyesi ile iletişime geçen İTO, otoban kenarları ile park ve bahçelere ekilecek fideler, dikim işlemleri ve koruma çalışmaları için bütçesinden pay da ayıracak. Projenin fikir babası olan Yağlar ve Gıda Maddeleri İhracatçıları Meslek Komitesi Üyesi Attila Adalı, 2 yıl içinde İstanbul'a en az 10 bin zeytin fidesi dikeceklerini açıkladı.
Adalı, "Belediyelerin her yıl diktiği 100 binlerce fidenin arasında zeytinlerin de yer edinmesini, yeni imara açılan alanlarda ve uydu kentlerde zeytin ağacı dikme zorunluluğu getirilmesini de istiyoruz" dedi. Adalı, Küçükçekmece Gölü, Ömerli Barajı ve Terkos Gölü çevresini de zeytin ağaçlarıyla donatmak istediklerini kaydetti.

İstanbullu para kazanabilir
Adalı, "yaprağından köküne kadar" bütün ürünlerinin ticaretinin yapıldığı zeytinin İstanbulluya gelir kapısı da açabileceğini söyledi. Adalı, "Zeytinin çekirdeği, odunu, kökü, yaprağı bile para ediyor. İlaç ve çay sanayiinde de kullanılıyor" dedi.
Dikilecek fidanların 2-3 sene sonra meyve vermeye başlayacağını vurgulayan Adalı, şöyle devam etti: "Mahalli idareler istekli olduğu takdirde, zeytin ağaçları iyi bir planlama ile birçok vatandaşa dönemsel istihdam alanı açabilir. Zeytin, zeytinyağı ve ürünlerine talep giderek artıyor. Dünyada 2 ürün stratejik olarak öne çıkıyor, birisi buğday diğeri zeytinyağı. ABD'de sıkıştırılmış margarinler ve bazı kızartma yağları yasaklanmaya başladı. Zeytin, gıda piyasalarında her geçen gün öne çıkıyor. Bu potansiyeli görüp görevlendirmeler yapılırsa birkaç sene içinde İstanbullu bu ağaçlardan para kazanabilir."

Devlet kredi veriyor
Zeytin ağaçlarının dallarının çok geniş olduğunu ve yüzlerce yıl kurumadan yaşayabildiklerini de hatırlatan Adalı, birçok Avrupa ülkesinde ağaçlandırma çalışmalarında zeytinin kullanılmaya başladığını vurguladı. Attila Adalı, bazı ülkelerde bakanlıkların zeytini teşvik etmek için özel indirimler uyguladığını ifade etti. "İspanya'da belediyeler ve bakanlıklar çam ağaçlarını söküp zeytin dikiyor" diyen Adalı, Türkiye'de de Özel Orman Kanunu'na eklenen Özel Ağaçlandırma Kanunu çerçevesinde 10 yıldır ağaçlandırma yapan kurumlara devletin yılda 1.4 faiz ve 15 yıl vade ile kredi verdiğini belirtti.

Başbakan bu projeye sahip çıkmalı
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yağlar ve Gıda Maddeleri İhracatçıları Meslek Komitesi Üyesi Attila Adalı, "Her konuşmasında ‘İstanbul benim gözbebeğimdir', ‘İstanbul'da taş üstüne taş koyanın başımızın üstünde yeri vardır' diyen Sayın Başbakanımızdan bu projeye destek olmasını bekliyoruz" dedi.

Wednesday, August 06, 2008

Vapurlu zeytinyağı kapasiteyi ikiye katlayacak

Mete Tamer Omur
Referans
06 Ağustos 2008,Çarş.


Logosu nedeniyle Anadolu'da "Vapurlu zeytinyağı" olarak bilinen Kristal Yağları, geçen yıl Arkas Holding ile kurduğu ortaklık sonrasında yatırımlara hız verdi. Halen 25 bin tonluk üretim kapasitesine sahip olan firma, yapılacak yatırım ile bunu 50 bin tona çıkarmayı planlıyor.

Türk zeytinyağını dünyaya ilk kez ambalajlı ve markalı olarak tanıtan Kristal Yağları, farklı gelir gruplarına hitap eden yeni ürünleriyle portföyünü genişletmeye başladı. Nisan 2008'de daha uygun fiyatlı yeni ürünü Antik Küp'ü pazara sunan şirket, bitkisel yağ grubunda ise artan ayçiçek yağı fiyatları nedeniyle alternatif ürün olarak kanola yağı üretimine başladı. Şirket, sızma zeytinyağında farklı ambalajda yer alacak, üst gelir grubuna yönelik 2 yeni ürün konusunda da çalışmalarını sürdürüyor.

Bu yıl zeytinyağı ve bitkisel yağlar grubunda 2 yeni ürün çıkardıklarını ifade eden Kristal Yağları Mali İşler Müdürü Christopher Dologh, Güney Ege zeytinyağlarından üretilen sızma Antik Küp'ü satışa sunduklarını belirtti. Dologh, Antik Küp'ün yüzde 10 fiyat avantajına sahip olduğunu vurgulayarak, "Zeytinyağında uzun bir aradan sonra riviera ve naturel sızma zeytinyağlarının yanına yeni bir ürün ekledik. Ürün portföyümüzü genişletmeye başladık. Değişik bir tat ile raflardaki yerimizi aldık" dedi.

Sızma zeytinyağında farklı ambalajlı 2 yeni ürün üretmeyi planladıklarını açıklayan Dologh, bunların spesifik gurme tarzında olacağı bilgisini verdi. Yeni yağların özel ambalaj ve üründen oluşacağını anlatan Dologh, bu ürünle üst gelir grubunu hedeflediklerini, fiyatların diğer ürünlere göre yüksek olacağını söyledi.

10 milyon dolarlık yatırım planı

Şirketin yüzde 49 hissesini satın alan Arkas Holding'in kendilerine güç kattığını ve sinerji yarattığını anlatan Dologh, kapasite artışı ve teknoloji yenilemeye yönelik bir yatırım projelerinin bulunduğunu dile getirdi. Dologh, şu anda zeytinyağında yıllık 25 bin tonluk üretim kapasitesine sahip olduklarını, yapılacak yatırım ile bunu 50 bin tona çıkarmayı planladıklarını söyledi. Piyasalardaki belirsizliğin ortadan kalkması halinde yatırım planlarını devreye sokacaklarını ifade eden Dologh, 10 milyon dolarlık yatırım hedeflerinin olduğunu belirtti.

Tuesday, August 05, 2008

SEKTÖRÜN UZLAŞTIĞI TEK YER :UZZK

Röportaj ve Fotoğraflar: Hüsamettin Berber
Zeytin Ağacı Dergisi Mart-Nisan 2008 sayısı


Zeytin ve zeytinyağı sektöründe giderek daha etkin bir rol oynamaya başlayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan'la sektörün sorunlarını ve konseyin bu sorunlara bakışını, değerlendirmelerini konuştuk, çözüm önerilerini dinledik. Yakla şık 2 saat süren görüşmemizde UZZK Başkanı Tan, zaman zaman sektörde oldukça hararetli tartışmaların yaşandığı, üzerinde bir türlü anlaşma sağlanamayan konu başlıklarında da, dergimize görüşlerini içtenlikle anlattı. Neydi bu satır başları? Tabi önceliği ithalat izni ve prim konusu alıyor. Sektörün neredeyse bütün bileşenlerinin ortak sıkıntısı tağşişin önlenmesine yönelik olarak UZZK'nın uygulamaya koymak için gün saydığı Kalite Kontrol Sistemi'yle ilgili merak edilen ayrıntıları da, konseyin ilk ağzından, okurlarımıza aktarıyoruz.

Tağşiş, sektörün önemli sorunlarından biri. Bu sorunun çözümüne yönelik, UZZK olarak siz bir Kalite Kontrol Programı uygulamaya koyacağınızı açıkladınız. Bu programın sorunun çözümüne ne gibi katkıları olacak?

Kalite Kontrol Programı kendiliğinden kontrolü sağlayan ve uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bir program. Ülkemizde ki yağların kalitesini arttıran bir program.UZZK'nın bu programına üye olan firmalara ait yağların kontrolünün belirli dönemlerde yine UZZK tarafından yapılmasına dayalı bir program. Burada tağşiş yapan ve kalitesiz yağları tespit etmek yerine-ki o ayrı bir polisiye bir tedbirdir- kaliteli olan ve bu konuda kendine güvenen markaları ve zeytinyağlarını belirlemek için olumlu yönüyle baktık olaya. Buna dahil olan firmalarla bir anlaşma yapılacak, bu anlaşmayı hazırlıyoruz.

İsteğe bağlı olduğunu belirtiyorsunuz.

İsteğe bağlı tamamen. Bir zorunluluk yok programda. Anlaşmaya dahil olan firmayla, anla şma hükümleri doğrultusunda en az 2-3 defa kontroller yapılacak. Firmanın bize bildireceği markaları, bilgisi olmaksızın herhangi bir marketten gidip örnekler alıp, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'ne akredite edilmiş laboratuarlarda, uzmanlarca türlerine göre analiz edeceğiz.

Ege Analiz Labaratuarı'nda mı analizler yapılacak?

Bunu da şu anda belirlemedik, fakat UZK'ya üye olmuş 2 labaratuar var. Bir tanesi Ege Analiz Labaratuarı'dır, diğeri de Tariş Labaratuarı. Bu konuda yönetim kurulu olarak bir çalışma içerisindeyiz. Uluslararası labaratuarlarıda belki dahil edebiliriz. Labaratuar sayısını arttırabiliriz. Tabii bunun bir maliyeti var. Dolayısıyla bu program bir anlaşma doğrultusunda yürütülecek ve UZZK denetlemiş olduğu bu yağların kalitesine bir noktada güvence vermiş olacak. Bu bir liste halinde yayınlanacak. UZZK'nı n kalitesine güvence vermiş olduğu markalar olarak.

Bir anlamda UZZK referans olacak bu markalara.

Tabiî ki! Bu UZZK'nın kaliteli dediği veya kalitesine güvence verdiği yağlar grubu. Bu da önemli bir referans. UZZK, adı da üzerinde ulusal bir otorite aslında. Çünkü içinde Tarım Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, tüccarlar, üreticiler, sanayiciler, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve ilgili ne kadar kurum ve kuruluş varsa içinde olduğu bir çatı örgütüdür. Yani toplumsal mutabakatın sağlandığı, sektörel uzlaşının sağlandığı, zaman içinde de daha fazla gelişecek bir yapı. Biliyorsunuz Tarım Bakanlığı'da bunu 2012 vizyonunda net bir biçimde açıkladı. Adeta o vizyon toplantısında zeytincilikle ilgili görüşlerini açıklamak üzere zeytine verdikleri önemi de ortaya koymuş oldu. Bu anlamda konseylere önemli görevler düşüyor.

Beyaz liste olarak ifade ediyorsunuz açıklayacağınız listeyi…

Tabii beyaz liste var. Kara olanlar içinde farklı yaptırımlar, programlar oluşturabiliriz.

İsteğe bağlı, fakat firmalar mecburen üye olacaklar diye bir ifade geçti.

Mecburen bu programa girecek diye bir yanlış anlaşılma oldu. Ben o zaman şunu kasdetmiştim. Herkes bu programa dahil olmak için yarışacak demiştim. Bu program aslında Türkiye'de adını duyuramamış birçok firmaya da olanak sağlıyor. Ambalajlı ve markalı üretimi teşvik eden önünü açan bir uygulama. Sektörde küçük küçük firmalar var, çok iyi niyetli kaliteli firmalar var. Bölgesel özellikler gösteren onlarca marka türedi. Onlar kendilerini duyuramıyorlar. Bu program eşitlik ilkesine dayalı, onlarda bu programa dahil olabiliyor. Ve yağının kaliteli olduğu ispatlanınca onlarda bu listede yer alabiliyor. Bir nevi Halil İbrahim Sofrası, herkes bu sofrada yemek yiyebiliyor.

HERKESİN KONSEYE ÜYE OLMA İSTEĞİ İÇİNDE OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Konseye üye olan firmalar için geçerli olacak tabi.

O konu üzerinde çalışıyoruz. Konseye üyelik şartı olmayabilir. Şu anda öyle bir şartımız yok. Zaten herkesin konseye üye olma isteği içinde olduğunu biliyoruz. Zaman içinde olacak bir şeydir. Yönetmeliğimizde zorlamayla herkes üye olacak diye madde yok.

Şu anda UZZK' nın üye sayısı 40 civarında galiba!

Hayır, daha fazla, çok daha fazla. Kurumsal bazda 70'in üzerinde üyemiz var.

Bu programla ilgili olarak, uygulamada konseye üye olan firmaların markalarının öne çıkacağı, diğer markaların ise bu durumda muğlaklıkta kalabileceği endişesi vardı, ama herhalde konseye üyelik şartı aranmayacak ise bu endi şe yersiz mi olmuş oluyor.

Anlattıklarımdan hiç öyle bir şey çıkabilir mi? Herkese açık bir program. A'dan Z'ye Türkiye'de markalı ambalajlı üretim yapan firmaların kalitelerini teşvik etmek üzere uygulanan bir program bu. Bunu ticaretini yapan bir firma olduğunu ispatlamak suretiyle herkes dahil olabilir. Yani üretici bir firma olması lazım. Bir marka olması lazım, bununda şartları var biliyorsunuz. Sadece büyükler-küçükler diye bir şey yok.

İthalat konusuyla ilgili olarak Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları'nın son olarak bir açıklaması oldu. İthalata izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. UZZK olarak bu açıklamayı olumlu buluyor musunuz?

Ben olumlu karşılamak ya da karşılamamak durumunda değilim. O kurumlar benim üyem çünkü. UZZK içinde, bu ki şiler, kurumlar var. Üretici, tüccar, sanayici, sivil toplum kuruluşları, odalar, borsalar, bakanlıklar hepsi bizde. Dolayısıyla üyelerimizden bir tanesi de Tarım Bakanlığı. Zaten UZZK'nın bu konudaki görüşüde üyelerinin genel görüşünü yansıtıyor. Ambalajlı ihracatçılarda o kadar problem yok. Dökme ihracat yapanlardan daha fazla şikayet var. Aynı arkadaşlarımız geçtiğimiz yıllarda da, çok ürün yıllarında da, ham yağ ihracatı serbest bırakılsın diye gelmişlerdi. Dolayısıyla o değerli arkadaşlarımız var yılında ham yağın serbest bırakılması, yok yıllarında da ithalat yapılması gibi bir ikilem içinde. Fiyatları tutturamama olayı gündeme getiriliyor. Açıkcası, inceledik, fiyatların Tunus ve Suriye'den çok farklı olduğunu tespit edemedim. Bir kere Tunus'tan ithalat yapılması son derece zor. Tunus fiyatlarına baktığımızda bize göre çokta düşük değil. AB'ye gümrüksüz vergisiz 56 bin 400 ton yıllık kontenjanı var. Oraya gümrüksüz vergisiz verebiliyorsa bu önemli bir unsurdur. Birçoğunu da sattılar zaten. Ayrıca bizim kadar kaliteli yağları da yoktur. Diğ er taraftan Suriye'de tüketim çok fazla. Birde Suriye'nin yağları AB'ye girişte problemli yağlar. Yani özellikle değerleri açısından tercih edilen bir yağ türü değil.

İtalya'da da yine bir skandal yaşandı. Tağşiş tespit edildi. Bir skandal boyutunda yaşandı bu olay.

İtalya zaten üretimi, tüketimi, ticareti anlaşılmaz bir ülke. Devamlı hapise giren üreticiler, tüccarlar, sanayiciler var. O konuda da çelişkili ifadeler var. "Biz Türkiye'ye oradan, Suriye'den yağ getirelim. Yüzde 50 paçal yapalım, fiyatı düşürüp ihracatta kullanalım." deniyor. Aynı arkadaşların bir başka söylemi de Türkiye'de bu sene yağların kalitesiz olduğu yönünde. Türkiye'de eskiden yağ çok deniliyordu, şimdide yağ bulamıyoruz mevzusu oldu. Biz artık o konuda daha bilimsel, ayakları yere basan söylemler peşindeyiz. O arkadaşların ihracat yapmakta özellikle dökme yağ ihracatında problemleri var. Türkiye'de artık bol miktarda ucuz yağ bulunamadığı için. Artık zeytincilik, zeytinyağı sektörü kabuk değiştiriyor. Eskiden belirli sayı da marka varken artık onlarca marka çıktı, ambalajlı markalı ihracatı öğrenmeye başladılar. Yoksa siz ham yağ ihracatıyla Türkiye'yi Türkiye yapamazsınız. Türkiye'yi ilk 3'e ilk 2'e sokamazsınız. Bugün hedefimiz 2. sıraya yükselmek. O halde 2. sırada ki İtalya'nın uygulamalarına bakmamız lazım. İtalya'nın ürünleri Dünya'da hakim. İtalyanlar öyle bir çalışıyor ki, ispanyol yağını bile ithal edip markalayıp satıyor. Markalı ihracatta birinci. Dolayısıyla üretimde İspanya'yı, markalaşmada İtalya'yı hedeflemeliyiz. Bu çok önemli. Amerika'ya, Japonya'ya, Kanada'ya diğer ülkelere biz ambalajlı ihracat yaparsak başarılı oluruz. Yoksa tedarikçi olmaktan öteye gidemeyiz. Savunduğumuz temel felsefe bu. Yoksa ihracatçı baş tacımız. Bu ülkede üretici ne kadar önemliyse, ihracatçıda o kadar önemli. Onların sorunları da bizim sorunumuz. AB'de de böyle durumlarda belli uygulamalar var. Dış ticarette onu da savunduk biz. Varsayalım ki Türkiye'de yağlar diğer ülkelerden pahalı, ihracat yapamıyorsunuz. AB'de de benzer durumlar olmuş yıllar önce. İhracat ödemeleri devreye sokulmuş. Bu argüman kullanılabilir. İthalat talebi son derece hatalı. Biz konsey olarak bu söyleme karşıyız. Bunun üretime baskı yapacağını şimdiden söylemek mümkün. Bunu asla telaffuz etmemek lazım. İşte diğer sektörlerde ki durum ortada.

Dahilde İşleme Rejimi kapsamında getirilen yağın iç piyasada kullanılabileceği de ifade ediliyor. Bu yönde bir endişe de haklı olabilir mi?

Tabi ülkemize devletimize güveniyoruz. Türkiye'de ne, ne kadar kontrol edilebiliyor. Bu konuda siz yeterince güvence verebiliyor musunuz. Dışardan gelen yağın içerde kullanılmayacağına ilişkin maddeler var deniyor. Ama bunların uygulanabilirliği konusunda ne kadar güvence verebilirsiniz. Yaşandı bunlar. Nereden bakarsak bakalım bu yıl böyle bir şey için mücbir sebeb yok. Önümüzdeki yıl zaten var yılı. Ne zaman ithalat yapabilir Türkiye biliyor musunuz? Ticaretini arttırırsa ürettiği tüketimine ve ticaretine yetmezse yetmezse tabi ki ithalat yapabilir. Dünya'da bunun başka örneği yok bir İtalya ithalat yapıyor. Nereden yapıyor Türkiye'den hatta İspanya'dan mal alıyor. Ürettiğ i zaten 500-600 bin ton, sadece iç tüketimi zaten onu geçiyor. Türkiye'de böyle bir durum yok. Güreşcileri iyi karşılaştırmak lazım. Bir tane 80 kg. güreşcisi, bir tane 120 kg. güreşcisi… Öyle olmaz.

Sektör primle ilgili nasıl bir beklenti içinde olmalı? O konuda da telaffuz edilen rakamlar var.

Primle ilgili görüşlerimizi Tarım Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına, Dış Ticaret Müsteşarlığına, Tarımsal Destekleme Yönlendirme Kuruluna bildirdik. Bu, Tarımsal Destekleme Yönlendirme Kurulu'nun kararı sonucu çıkıyor. Biz bunun bir sisteme bağlanmasını gündeme getirdik. Avrupa Birliği'nin uygulamaları var biliyorsunuz. 1998-2002 dönemi için, AB'de kg'da 1.32 euro yardım vardı. Daha sonra bu yardımın şekli değişti. Ödenen toplam yardım miktarında bir azalma olmadı. Üreticinin eline değişik isimler altında geçti. Rekabet edebilirlik açısından bu primden komşumuz Yunanistan yararlanıyorsa Türkiye'nin de yararlanması lazım. Bu oran birbirini tutmuyorsa 1-0, hatta 3-0 yenik başlıyorsunuz. Biz bunu daha UZZK kurulmadan dile getirdik. Tarım Bakanlığı'na defalarca anlattık ve Tarım Kanunu'nun destekler bölümüne, yanılmıyorsam 9. maddede fark ödemeleri şeklinde konu oldu. Buna göre zaten Tarım Kanunu'nda bu madde var. "Prim iç piyasa ve dış piyasa fiyatlarıyla maliyetler arasındaki farktır." diyor. Maliyetlere baktığımızda, yörelere göre değişmekle birlikte 5.5-6 YTL maliyet var. Gerçekten zeytinyağı maliyeti Türkiye'de yüksek. Üretim primleri bugüne kadar ihmal edildiği için üretici yeterince ağacına bakamıyor. Malına bakmadığı için ağaç başına verimliliği düşük. Komşularımızda 35-40 kg. iken bizde 5-10 kg. Verim düşük olduğu zaman maliyet her zaman yüksek olur. Dolayısıyla 5.5-6 olduğuna göre, dünya fiyatları da 4-4.5 olduğuna göre1-1.5 YTL arasında bir rakam verilmesi gerekiyor. Ciddi bir biçimde, bakanlığa ve TDK üyelerine de bunu ilettik ve sistemi de anlattık. Son olarak bakanlığa, Adana'daki tarım zirvesinin sonuç bildirgesinde açılımıyla birlikte takdim ettik. Tabi bir bütçe var. Bu bütçe üzerinde istekler olmasına rağmen miktar olarak 20 kuruşa çıktı. Yüzde 82'lik bir artışa tekabül ediyor. Ve tek artış gösteren ürün. Çabalarımız sonuç vermedi değil. Zaten geçen yıl düşüktü. Bunun bir pazarlık konusu olmaması gerekiyor. Bu konudaki çabaları da biliyorum. 60-70 kuruşa kadar isteklerde bulunuldu.

1 YTL'lik bir söylem var.

1.5 YTL 'de söylendi. Ama biz böyle söylentilerle iş yapmıyoruz. Biz bunun gerekçeleri bilimsel donelerle ortaya konulmalı diyoruz. Tarım Kanunu'nda da bu var. Bunun açıklamasını Tarım Bakanlığı yapacaktır. Prim beklentilere cevap vermemekle birlikte, geçen yıla göre iyi.

Sektörde bir bölünmüşlük var mı? Öyle bir algı oluşuyor ister istemez.

Böyle bir bölünmüşlük olduğunu kabul etmiyoruz. UZZK'nın içinde yönetmelikte belirtilen bütün unsurlar yer alıyor. Tek itiraz eden İhracatçı Birliği. O konuyu da kendilerine anlattık, ziyarette bulunduk. Oraya giderek yönetim kurulumuzu tanıttık. Üyeliğe davet ettik. Çok iyi karşıladılar bizi. Ama üye olmadılar. Üyeliğe davet yazımız var ve aradan bir süre geçtikten sonra tekrarladık bu daveti.

Ne cevap aldınız peki?

Hayır. Hiçbir cevap yok. Dolayısıyla ihracatçıların üyeliği olmadı. Üye yapmıyoruz diye bir şey olabilir mi? Eğer müracat ederse, şartları yerine getirirse olabilir. EZZİB başvurmadı. EZZİB, Türkiye'nin çok önemli bir kurumudur. UZZK'nın içinde ayrıca ihracatçılarda vardır. İhracatçı yok diye bir şey yok. Türkiye'nin ihracat şampiyonu var. İ rili ufaklı firmalar var. Sayı olarak yüzlerce, binlerce olması önemli değil. Daha fazla, kurum bunlar kurum. Biz bir dernek falan değiliz, konseyiz. Bize Tariş Zeytinyağı Birliği üye oluyor, 28 bin kişi, Marmarabirlik var, 50 bin kişi. Tarım Bakanlığı var. Kurumsal üyelik söz konusu. Kişilerde var. Ziraat odalarına kayıtlı kişide bana üye olabiliyor. Ve Ziraat Odaları Birliği bana üye. Çok geniş bir kapsam. Bugün 400 bin üreticinin, ihracatçının konseye 1 günde üye olması mümkün mü? Herkes kooperatiflere üye mi, herkes İhracatçılar Birliğine üye mi? Bu süreç olayı. Biz yapabileceğimiz söylemler peşinde koşuyoruz.

Zeytinyağında tanıtım komiteleri oluşturuluyor. Bu komitelerin tanıtım çalışmalarında iç piyasa biraz ihmal mi ediliyor?

Onların çabaları var. DTM bünyesinde oluşturuldu yanılmıyorsam. Mustafa Sever başkanlığında kurulmuş bir komite. EZZİB'in ortaklaşa düzenlediği, sektör sorunlarını, arama konferansı nda tanıtmaya çalıştılar. Tabiî ki ihracata ve dış ticarete dayalı bir uygulama olduğu için daha ziyade dış tanıtıma yönelik bir görüntü var. Bizim burada katkımız şu olmalıdır. UZZK bu tanıtım komitelerinde yer almalıdır. Mesela biz buna davet edilmedik. Bence bu bir eksiklik. Bu tanıtımı sadece ihracatçı yapmamalı, sadece üreticide yapmamalı. Sektör yapmamalı. Konsey yoksa ben üzülürüm. Konsey neden yok? Yönetmelik uygun olmayabilir ama danışmanlık olabilir. Konseyin tecrübelerinden yararlanmak mümkündür. Ben bunu dile getirdiğimde bir arkadaşımız konseyin ne tecrübesi var dedi. Konsey kurumsal olarak yeni olabilir. UZZK'nın üyeleri sektörün önemli kurumları ve onların temsilcileri. Onların tabiî ki tecrübeleri var. Olayı saptırmamak lazım. Konsey yeni ama konseyi oluşturan öğeler eski kuruluşlar. Ve burada kişilerde deneyimli kişiler. Bu kişilerin kimler olduğunu biliyorsunuz değil mi? Tariş, Marmarabirlik, ticaret odaları, Unilever, Borsalar, ziraat odaları, Balıkesir Sanayi Odası var. Denetim kurulunda da yine geniş bir açı lım var. Aynı anda herkes bir araya gelemezki, Ziraat Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Türkiye'nin 2 akredite laboratuarından biri Ege Analiz laboratuarı var. Konseyin kamu niteliği vardır, ama sivildir. Bunu bozmamak içinde zaten bakanlıklara yer verilmemiştir. Bakanlıklar, bir nevi katkı yapan kuruluşlar olarak kalmıştır. Bu çok önemli. Biz size araştırma konularında yardımcı olalım dediler. İlgili bakanlıklara o konuda teşekkür ediyoruz. Ticaret Bakanlığı'da, Tarım Bakanlığı gibi aynı hassasiyeti gösterdi. Yönetimde de denetimde de yer almadılar. Sektörün esas aktörleri eli taşın altında olanlar yönetim kurulunda. Karar vericiler daha ziyade danışmada yer aldılar. Bana göre bu müthiş bir olay.

EGE BÖLGESİ İHRACATI 15 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE SEYRİNE DEVAM EDİYOR ANCAK…

Son 3 yıldır ihracatı sürekli gerileyen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin ihracatı 2008 yılının Temmuz ayında 9 milyon 920 bin dolar olarak gerçekleşti.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracat rakamları Temmuz ayında, 2007 yılının aynı ayına göre %41 artış göstererek 740 milyon 693 bin 236 dolara ulaştı. 2008 yılının yedi aylık döneminde 4 milyar 649 milyon 526 bin 460 dolarlık ihracat rakamına ulaşan EİB üyeleri, son bir yılda ise 7 milyar 826 milyon 783 bin 408 dolarlık ihracata imza attılar.

2008 yılının yedi aylık döneminde; Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 Birlik’ten sadece Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ile Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği geçen yıl yaptığı ihracat rakamının gerisinde kalırken diğer Birlikler geçen yılki ihracat rakamlarının üzerine çıkma başarısını gösterdiler.

Son 3 yıldır ihracatı sürekli gerileyen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin ihracatı 2008 yılının Temmuz ayında 9 milyon 920 bin dolar olarak gerçekleşti.

Monday, August 04, 2008

Ayçiçeği yağına konala karıştırılıyor

Haber Ekspres
04 Ağustos 2008,Pazartesi


Yaşanan kuraklık nedeniyle ayçiçeği yağının yüzde 100'e yakın zamlanması kolay yoldan para kazanmak isteyenlerin hilelere başvurmasına neden oluyor. Maliyeti düşürmek için ayçiceği yağına, daha ucuz olan başka yağların karıştırıldığı iddia ediliyor. Tüketiciyi aldatmaya yönelik bu uygulama ile ilgili olarak harekete geçen TBMM'de bir komisyon kurulurken konuya ilişkin bir de kanun teklifi hazırlandı.

Kuraklığın etkisiyle ayçiçeği yağının fiyatı ikiye katlanınca maliyeti düşürmek için ayçiçeği yağına daha ucuz olan başka yağların karıştırıldığı iddiası gündeme geldi. Ayçiçeğine başka yağların karıştırıldığı iddiaları üzerine TBMM harekete geçti. İddianın araştırılması amacıyla AK Parti, MHP ve DTP'li vekiller tarafından komisyon kurulurken, konuya ilişkin bir de kanun teklifi hazırlandı.

Bitkisel yağlarda karışım sıkıntısı, fiyatı yüksek ürünlerde yaşanıyor. Geçmiş yıllarda karışım daha çok zeytinyağıyla gündeme geliyordu. Ancak son yıllarda pamuk, fındık ve ayçiçeği yağı fiyatlarının rekor seviyelerde artması, bunların zeytinyağıyla karıştırılmasını önemli oranda azalttı. Ancak zeytinyağı ve ayçiçeğine şimdi de ucuz olduğu için kanola yağı karıştırılıyor. Kanola, sağlık açısından kaliteli. Türkiye'de tüketim alışkanlığı olmadığı için daha çok karışım hammaddesi olarak ithal ediliyor. Kanolanın, ayçiçeği yağına karıştırılmasının sağlık açısından sakıncası yok. Ancak yüzde 100 zeytinyağı veya ayçiçeği yağı diye karışım ürün satışı, tüketicinin aldatılmasına yol açıyor. Öte yandan kanolanın öyküsü de ilginç. Kanadalı bilim adamları genleriyle oynadıkları kolza bitkisini kaliteli yağ üretimine müsait hale getirdi. Yeni bitkinin ismine de 'Canada Oil'in ilk harfleri verildi. Böylece kolzaya dünya genelinde artık kanola denilmeye başlandı. Halen kanola ile ayçiçeği yağı arasında ton başına fiyat farkı 350 yeni lira. Zeytinyağı ile arasındaki fark ise çok daha büyük. Zeytinyağına kanola karıştırılıp karıştırılmadığı ön tahlil cihazlarıyla tespit edilemiyor. Tahlilin, yüksek teknolojiye sahip laboratuvarlarda yapılması gerekiyor.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Aydın Köşk Kooperatifi Başkanı Hasan Köşklü, kanolanın en sağlıklı yağ olarak bilinen zeytinyağına büyük darbe vurduğunu söyledi. Piyasaya karışım yağ sürenlerin kolay para kazandığını ifade eden Köşklü, kanolayla zeytinyağını karıştıranların üç kat fazla para kazandığını belirtti. Köşklü, "18 litrelik kanola yağı tenekesine, 3 ile 5 litre arasında zeytinyağı karıştırıyorlar. Ortalama 40 YTL'ye mal olan bu karışım, 136 YTL'ye yüzde 100 zeytinyağı diye satılıyor" dedi.

Karışım yani tağşiş yağ satanlara sadece para cezası uygulanıyor. Aynı zamanda AK Parti Balıkesir Milletvekili de olan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Edip Uğur, tağşişin zeytinyağından sonra ayçiçeği yağında da ciddi oranda yapılmaya başlandığını söyledi. Uğur, şikayetler üzerine kurdukları araştırma komisyonunun bütün Türkiye'yi gezdiğini ifade ederek sektörün en büyük sıkıntısının tağşiş olduğunu vurguladı. Komisyona en çok şikayetin de bu konuda geldiğini ifade eden Uğur "Zeytinyağı diye pamuk, ayçiçeği veya kanola yağı satılıyor. Ayçiçeği yağı diye de soya ve kanola yağı satıyorlar. Ambalajı başka, içi başka olan çok sayıda yağ var" diye konuştu.

'Yağı karıştıran' firma kapatılacak

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Edip Uğur, karışımda atık yağların da kullanıldığına dikkat çekerek başkanlığını yaptığı komisyonun, çalışmalarını tamamlayarak iki maddelik bir kanun teklifini TBMM'ye sunduğu söyöledi. Teklife göre zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları taklit eden veya başka bir madde ile karıştıran firmalar en az 1 yıl süreyle kapatılacak. Ayrıca bu firmalara 20 bin YTL para cezası verilecek. Yağı taklit ve katkı maddeli olduğunu bilerek satanlara da bin YTL para cezası kesilecek.

Zeytinyağında hedef İspanya'yı geçmek

Tarım Merkezi
03 Agustos 2008,Pazar


Zeytinyağı üretiminde gözümüzü, dünya birincisi İspanya `nın koltuğuna diktik.

Her yıl 1 milyondan fazla fidan dağıtarak, ildeki zeytin ağacı sayısını 12,5 milyona çıkardıklarını kaydeden Hatay Tarım İl Müdürü Hasan Özyılmaz, `Hedefimiz, zeytinyağı üretiminde dünyada birinci sırada olan İspanya `nın seviyesine yükselmek. Biz ağaç başına 30 kilo verim alırken, budama, bakım, sulama teknikleri sayesinde İspanya `da bu rakam 40-50 kilo.

Verimimizi yükseltiyoruz ve İspanya seviyesine ulaşacağımıza inanıyorum`dedi. Osmaniye İl Tarım Müdürü Ali Çeribaş ise, ilde zeytin yetiştiriciliğinin destekleme kapsamına alındığını, bu kapsamda 7 teknik personelin İspanya `da 15 gün eğitim göreceğini kaydetti.

Bunlar da zeytinyağı gönüllüleri

Edirne TV
02 Ağustos 2008,C.Tesi


Zeytinyağı gönüllüleri Edirne’den geçti. “Sağlıklı bir yaşam için zeytinyağı kullanımını artıralım” sloganı ile yola çıkan dernek üyeleri, çalışmalarını il il gezerek sürdürüyor.

Edirne, zeytinyağı gönüllülerini ağırladı. Aydın’ın söke ilçesine bağlı Yenidoğan beldesi’nin kültür ve dayanışma derneği’nden 15 kişilik ekip, zeytin ve zeytinyağının yararlarını anlatıp, tüketime katkıda bulunuyor.

Hazırladıkları “sağlıklı bir yaşam için zeytin, zeytinyağını kullanalım” adlı proje çerçevesinde 28 temmuz’da yola çıkan dernek üyeleri, Tekirdağ ve Çorlu’dan sonra Edirne’ye geldiler. İlhan koman parkında stant açan dernek üyeleri, zeytin ve zeytinyağının faydalarını anlattı.

Dernek üyelerinin yanı sıra 7 kişilik halk oyunları ekibi de ege yöresinin oyunlarını sergiledi.

Dernek Başkanı Bekaittin Sezer, 2006 yılında yaptıkları bir araştırmada dünya da 8 bin yıldır üretilen ve üretimi yaygınlaşan zeytinyağının tüketiminin çok az olduğunu söyledi.

Sezer, Ab ülkelerindeki yağ tüketimine değinirken, “Avrupa’daki pek çok ile zeytinyağı tüketimini kıyasladığımızda tanıtım çalışması yapılması gerektiğine karar verdik. Ab ülkelerinde kişi başına ortalama tüketim 14 litre, komşumuz Yunanistan’da 25 litre. Ülkemizde tüketim bu oranların çok altında” dedi.

Zeytinyağı tanıtımı için Edirne’ye gelen gurup, pazartesi günü de Keşan ilçesinde stant açacak. Dernek üyeleri, diğer illeri de gezerek, tanıtım yapacak.

Friday, August 01, 2008

Zeytin birliği başkanının istifası istendi

Haber Ekspres
01 Ağustos 2008,Cuma


Balıkesir'in Edremit Körfezi'ndeki Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği Başkanı Ramazan Yaşar'ın istifası istendi. Burhaniye Belediye Düğün Salonu'nda Belediye Başkanı Fikret Akova ile Körfez Ziraat Odası başkanları ve siyasi parti ilçe başkanları ve Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinin katıldığı bir toplantıda zeytinlerde uçakla yapılması planlanan mücadele masaya yatırılırken, tartışmalar yaşandı.

Edremit Körfezi'ndeki zeytinliklerde yapılması gereken zeytin sineği mücadelesinin parasızlık yüzünden yapılamayacağının ortaya çıkması körfezdeki zeytincileri telaşlandırdı. Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği geçen ay yaptığı uçak ihalesinin parasızlık gerekçesi ile iptal ederken, soruna çözüm bulunması için toplantı yapıldı. Belediye Başkanı Fikret Akova ile körfezdeki ziraat odaları başkanları, AKP Burhaniye İlçe Başkanı İhsan Karagöz, CHP Burhaniye İlçe Başkanı Tarık Erdil, CHP'li İl Genel Meclisi Üyesi Faruk Cenal, Ticaret Odası Başkanı Rıza Pabuccuoğlu, Tarım İl Müdürlüğü Bitki Koruma Şube Müdürü Mustafa Başoğlu ve şube başkanı Ramazan Yaşar'ın katıldığı toplantıda sert tartışmalar yaşanırken, bazı konuşmacılar birlik başkanının istifasını istedi.

Burhaniye Ziraat Odası Başkanı Ali Duman ve Havran Ziraat Odası Başkanı Emin Ersoy ve AKP İlçe Başkanı İhsan Karagöz birlik başkanının istifasını istedi. Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği Başkanı Ramazan Yaşar, zeytin üreticilerinden ilaçlama bedellerinin toplanamadığını belirterek parasızlık yüzünden ilaçlamayı yapamayacaklarını bildirdi. Körfezdeki zeytincilerin yüzde 15 kadarının ilaçlama bedellerini ödediğini belirten Ramazan Yaşar, "4 yıl önce batık bir birlik teslim aldık. İlaçlama yapılabilmesi için devlet desteği şart. Önceki yıl Tarım Bakanlığı'ndan ziray adlı cezp ediciyi kendi çekim ile aldım. Şu anda ziray adlı cezp edici için 300 bin YTL isteniyor. Bizim bunu ödememiz mümkün değil. 10 bin çiftçi hakkında haciz işlemi başlattığımız halde paraları toplayamadık. Bu durumu meclis zeytin komisyonu üyelerine de bir raporla bildirdik. Tarım bakanlığı yardımcı olmuyor. Paraların toplanması için yasal yaptırım gelmesi lazım" dedi.
Birlik başkanının başarısız olduğunu belirten Haran Ziraat Odası Başkanı ve İl Genel Meclisi Üyesi Emin Ersoy, başkanın istifa etmesini istedi. AK Parti İlçe Başkanı İhsan Karagöz ve Burhaniye Ziraat Odası Başkanı Ali Duman da birlik başkanının istifasını istedi. Emin Ersoy başkan Ramazan Yaşar'ın ne kadar maaş aldığını ve birliğin aylık gidereninin ne kadar olduğunu da sordu. Başkanın bin 750 YTL maaş aldığını belirten birlik sekreteri Naci Öztürk de, birliğin aylık 10 bin YTL giderinin olduğunu bildirdi. Birliği en şekilde yönetmeye çalıştıklarını belirten başkan Ramazan Yaşar, "Biz istifa etmeye hazırız. Yeter ki bu işi yapacak birini bulun. Bu ilaçlama yapılsın. Birlikteki 12 olan personel sayısını 6 ya düşürdük" dedi.

Sert tartışmaların yaşandığı toplantıda araya giren Belediye Başkanı Fikret Akova, başkanın istifasının çözüm olmadığını söyledi. Başkan Akova, "Zaten önümüzde yerel seçimler var. Yerel seçimlerden sonra birlik yönetimi de değişecek. Onun için şimdi biz ilaçlamayı nasıl yaparız, bunu tartışalım. Bir heyet oluşturarak Vali Selahattin Hatipoğlu'na gidelim. Özel idareden destek isteyelim" dedi.

Ticaret Odası Başkanı Rıza Pabuccuoğlu da ilaçlama için körfezdeki ziraat odalarının maddi destek yapmalarını istedi. Tarım İl Müdürlüğü Bitki Koruma Şubesi Müdürü Mustafa Başoğlu da yaptığı konuşmada, birliğin ilaçlama bedellerinin toplanması konusunda gayretini artırmasını istedi. Tarım Bakanlığı'nın sorunları bildiğini belirten Başoğlu, "Yeter ki sizler bir adım atın. Devlet 10 adım atar" dedi.
İl Genel Meclisi'nde Tarım Komisyonu Başkanı olduğunu belirten Havran Ziraat Odası Başkanı Emin Ersoy ise, özel idareden destek sağlanması konusunda yardımcı olacaklarını söyledi.

Edremit Körfezi'nde büyük tehlike

İHA
29 Temmuz 2008


Balıkesir'in Edremit Körfezi'ndeki zeytin üreticilerine hizmet veren Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği'nin bu yıl da ilaçlama yapamayacak olması, zeytin diyarı olarak bilinen körfezi önemli ölçüde etkileyecek.

Ortalama 30 bin üyesinden alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle 2007 yılında zeytin sineğiyle mücadele için ilaçlama yapamayan Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği'nin bu yıl da ilaçlama yapamayacağı öğrenildi. Basın mensuplarının konuyla ilgili görüşme talebini birlik başkanı Ramazan Yaşar kabul etmezken, birlik yetkililerinden edinilen bilgilere göre, 30 bin civarındaki kayıtlı zeytin üreticisinden yalnızca 5 bin kadarı borcunu ödedi. Elde edilen gelir ile yaklaşık 3 milyon YTL'ye mal olan uçakla zeytin sineği ilaçlama işlemini gerçekleştiremeyecek olan Körfez Zeytin Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Birliği çalışanları hakkında halk arasında istifa söylentileri de çıktı. Yarın birlik yönetiminin, üreticiler ile toplantı yapacağı öğrenilirken, bu yıl da Edremit Körfezi'ndeki 5 ilçede ilaçlama yapılmaması halinde 30 ila 60 milyon YTL'lik zarar tahmini yapılırken, devletin de durumdan ortalama 5 ila 7 milyon YTL kaybı olacağı bildirildi.

SIKINTIYI TARIM BAKANI DA BİLİYOR

Birlik yöneticilerinin ifadesine göre, 2007 yılı için çiftçiye yapılan doğrudan destek başvurularında 'birliğe borcu yoktur' belgesinin istenmemesi tahsilatları önemli ölçüde olumsuz etkiledi. Birliğin sağlıklı bir şekilde tahsilat yapabilmesi için Tarım İl Müdürlüğü önderliğinde defalarca toplantılar yapıldığı ve özellikle ilaçlama bedellerinin kaynağından kesilmesi konusunda bir çok teklifin rapor haline getirilerek Tarım Bakanlığı bürokratlarına sunulduğu öğrenildi. 2007 yılı ilaçlamalarının yapılmaması, hava sıcaklıklarının istenilen değerde seyretmesi nedeniyle olumsuzluklar ve rekolte ile kalite düşüşü yaşanmamıştı. Bu yıl hava sıcaklılarının olumsuz seyretmesi nedeniyle ilaçlama yapılmaması halinde uzmanlar, ürün kaybı ve kalite düşüşünün ciddi rakamlarda olmasını bekliyor.

Zeytin sineği ile mücadelenin yapılmaması halinde kaliteli zeytin yağının hayal olacağını belirten Burhaniye Ziraat Odası Başkanı Ali Duman, ilaçlamaya devlet desteği sağlanması için Ankara'ya gideceklerini söyledi. Körfez bölgesinde dünyanın en kaliteli zeytin yağlarının üretildiğine dikkat çeken Duman, zeytin sineği ilaçlamasının yapılmamasının üreticiyi büyük sıkıntıya sokacağını söyledi. Belediye Meclisi Salonu'nda körfez ziraat odası başkanlarının katıldığı bir toplantı yaptıklarını belirten Ali Duman, "Birlik başkanı Ramazan Yaşar toplantıda karamsar bir tablo çizdi. Birliğin üreticiden para toplayamadığını bahane ederek ilaçlamanın yapılamayacağını söyledi. Körfezde zeytin sineği mücadelesi yapılamazsa zaten sıkıntıda olan zeytinci iyice biter. Birlik başkanında ilaçlamanın yapılması konusunda bir gayret görmüyoruz. Başkan zeytincinin dilinden anlamalı. Zaten zeytinci borç batağında. İlaçlamanın yapılmaması halinde körfezde kaliteli zeytinyağı hayal olur. İlaçlamanın yapılmaması halinde Körfez zeytincisinin 100 milyon YTL zararı olur. Çarşamba günü ikinci bir toplantı yapacağız. Bu toplantıda oluşturacağımız bir heyetle Ankara'ya gideceğiz. Tarım Bakanlığı'ndan ilaçlamada kullanılan 'ziray' adlı cezp edicinin ücretsiz verilmesini isteyeceğiz. Devlet en azından bu yıl da zeytinciyi ilaçlama konusunda desteklemeli. Aksi halde üreticinin hali perişandır" dedi.

Zeytin ağacı doktoru: Orbit

Söyleşi: Buket YALÇIN
Haber Ekspres
01 Ağustos 2008,Cuma


Uzun ömrün ve sağlıklı yaşamın simgesi olan zeytin, içinde o kadar çok anlam taşıyan bir ağaç ki, dalları barışı simgeler, yağı sağlık, taneleri berekettir. 400-500 yılı aşan ömürleri de yaşama sevinci katar hissedebilene... Naim Cumalı da bu duyguları hissedebilen ve zeytin ağaçlarına ömrünü adayan biri. "Kurumalarına dayanamıyorum, 400 yıllık bir ağaçtan çıkan filizler, hayata sıkı sıkıya sarılmam gerektiğini hatırlatıyor" diyor. Cumalı, zeytin çekirdeğinin toprağa düşmesinden, insan midesine girene kadar geçen tüm aşamalarda hizmet veriyor. Yeni firması Orbit Ekoloji Grup ile zincirin son halkasını tamamlıyor. Toprak, yaprak analizleri ve solarizasyon çalışmaları yapan Cumalı, Torbalı'dan tüm Türkiye'ye hizmet vermeye hazırlanıyor.

Orbit'i kurmalarının birinci sebebi, şu anda bölgede olmayan toprak ve yaprak laboratuvarları ve atık su tesislerini Torbalı'dan yola çıkarak tüm bölgemize kazandırmak. Bölgedeki zeytinlerin üzerinde oluşan 'solgunluk hastalığı' ile ilgili çok ciddi çalışmaları var. Bu çalışmalarında Orbit'e yardım eden öncü firma da Peras. Ürettiği gübre ve dezenfektanlar ile hastalığın solarizasyon işlemi yapılıyor. Bu hastalığı önleyerek, bahçe içine yayılmasını engelliyorlar.

Zeytin ağacının yaşına bakmaksızın kurumasına sebep olan bir nevi mantar hastalığı olan 'solgunluk hastalığı' Torbalı bölgesinde oldukça yaygın. "Ağacın özsuyunu emerek, bir hafta içinde kurumasına sebep olur. Bu hastalık zeytin ağacının yanında, badem, ceviz ağaçlarında, domates, biber, kabak gibi sebzelerde de görülebilir. Özellikle zeytincilikte ara ziraat olarak domates kullanıldığı için bu hastalığın ağaca geçme riski artıyor. Torbalı'da yoğun olarak görülen bu hastalığın, elimizden geldiğince yayılmasını engellemek için çalışıyoruz" diyen Naim Cumalı, yeni kurdukları Orbit isimli şirketin ilk amacını açıkladı.

Az parayla çok ürün üreteceğiz

Kapsamlı bir analiz laboratuvarı kurma amaçlarından bir tanesi de Torbalı bölgesinde tarım ve sanayinin içiçe geçmiş olması. Cumalı, "Bir yandan ürün üreterek toprağımızı temizliyoruz. Diğer yandan sanayi atıkları ile toprağı kirletiyoruz. Yanlış gübreleme ve ilaçlama yapmak, sanayi atıklarının toprağa ve suya karışması çevrenin kirlenmesine sebep oluyor. Bizim kontrol etmek istediğimiz şeylerden biri de bu. Atık su, baca gazları, gürültü sanayi kısmında, topraklarımızda biriken elementler, kimyasallar da tarım kısmında dikkat etmemiz gereken noktalar. Çünkü her toprağın ihtiyaçları farklı. Buna göre gübreleme programı yapmak, bilinçli bir gübre ve ilaç tüketimi sağlamak, böylece de topraklarımızın kirlenmesini engellemek istiyoruz. Bu şekilde çalışarak, topraklarımızın verimini arttıracağız ve kaliteli ürün elde edeceğiz. Çiftçilerimiz daha az parayla daha çok ürün elde edecek" ifadelerini kullandı.

Torbalı bölgesinde bu konuda analiz yapan bir laboratuvar yok. Bilinçsizce hareket eden insanların, yanlış yollarla hem toprağın verimini azaltmaya devam ettiğini hem de yok yere çok para harcadıklarını ifade eden Cumalı, "Torbalı'nın toprağı çok güzel ve verimli. Her türlü ürünü yetiştirmeye müsait. Suya ve bitki besin elemenlerine hakim bir toprak. O yüzden çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Düzenli aralıklarla, belli dönemlerde ağacın ya da sebzenin ihtiyacı doğrultusunda su ve elementlerin verilmesi gerekiyor" dedi.

Para yerine yağ

Çiçeği burnunda bir firma olan Orbit, ilk hedeflerinin solgunluk hastalığı ilgili en güzel projeyi yapmak olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Bölgenin en büyük zeytincisi biziz. 3 bin dönüm zeytinliğimiz var. Bu zeytinliklerle ilgili, laboratuvarımızda incelemelerimizi yapacağız. Solarizasyon için dezenfektanlarımızı kullanmaya başladık. Daha iyi gelişim ve verim sağlayacağımızdan eminiz. Bunun yanında dışarıdan getirdiğimiz, toplama makinelerimiz var. Gerektiğinde onları satıyoruz. Ama durumu müsait olmayan vatandaşlarımızın zeytinlerini topluyoruz, sıkıyoruz. Para almıyoruz. Sadece belirli bir oranda yağ alıyoruz. Böylece onlar da rahat oluyor. Ayrıca solgunluk hastalığına yönelik yaptığımız solarizasyon çalışmalarımızda kullandığımız dezenfektanlar için de sonucunu görmeden ücret almıyoruz. Eğer sonuç vermez ve kurumaya devam ederse ücret almıyoruz. Kullandığımız dezenfektan oranında bir bedel alıyoruz."

Zincir tamamlandı

Cumalı, şu anda kullandıkları dezenfektanın Türkiye'deki en etkili ve zararsız ürün olduğuna dikkat çekerek, "Dezenfektanı sıcaklarda kullanamıyoruz. Çünkü buharlaşıyor ve etkisini kaybediyor. Bu nedenle gece kullanıyoruz" diyerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Teknolojiden faydalanarak getirdiğimiz cihazlarla hazırlığımızı yapıyoruz. 4 katlı bir binada faaliyet göstermeye başlayan Orbit, Eylül ayı itibariyle laboratuvarda analizlerini yapmaya başlayacak. Zeytin fabrikamız, zeytin sıkma ünitemiz, zeytinyağı paketleme ve işleme, zeytin toplama ve ilaçlama ünitemiz var. Orbit ile birlikte toprak, yaprak analizleri, solarizasyon işlemleri yapılarak ve zincirin tüm halkaları birleşmiş oluyor."

Ağacı güçlendiriyoruz

Solgunluk hastalığı adı verilen bir tür mantar, belirli sıcaklıklarda uykuya dalıyor. Toprak sahipleri mantar öldü sanıyor. Birkaç ay sonra mantar tekrar harekete geçiyor. Doğru dezenfektanlar kullanarak, hem sıcaklığı hem de mantarın bulunduğu ortamı daraltmak gerekiyor. Böylece mantarlar ölüm noktasına yaklaştırılıyor. Cumalı bu konuda, "Tabii ki mantar kendini uyandırmaya çalışacak ama ağaç mineral maddelerle güçlü olduğunda, topraktaki dezenfektan durduğu sürece mantar savaşamayarak ölecek. Bu tek uygulama ile olan bir işlem değil. En az 3 uygulama yapmak gerekiyor. Her uygulamada belli bir seviye azaltılıyor ve son noktada öldürülüyor. Bu süre içerisinde bir yandan da ağacı beslemek gerekiyor. Mantar tamamen ağacın tüm iletim demetlerini kapattığı için besin elementlerini alamıyor. Siz besin elementlerini vererek güçlü kalmasını ve direnç kazanmasını sağlıyorsunuz" dedi.

Dezenfektan çok etkili

120 gündür Peras'ın tanıtımını yapan ve bu ürünü kullanmaya başlayan Orbit Ekoloji Grup, Peras kullanılan yerlerde hiç başarısız olmadı. "Müşterilerimizden ilacın parasını, ağaç iyileşip ürün vermeye başladığında, zeytinyağı olarak alacağız. Bu onlar için büyük rahatlık. Tüm hizmetlerimizde, mevsiminde yağ olarak karşılık alıyoruz. Ayrıca bu ilaç, tamamen organik. Ziraat mühendisleri, uygulamasını yaparak, verimini test ediyorlar. Hiçbir zararı yok" diye konuşan Cumalı, bünyelerinde çalışan mühendislerin sayısının 6'ya çıkacağını ve kaliteli bir personelle çalıştıklarını belirtti.

Tarımsal danışmanlık

Bölgede sadece zeytin üretilmediği için diğer tarımsal konularda da danışmanlık hizmeti veren Orbit Ekolojik Grup, büyük bir açığı kapatıyor. Orbit'te Ziraat Mühendisi olarak çalışan Sibel Elbir de bu konu hakkında şu bilgileri verdi: "Üreticilerimiz, ara ziraati yapıyorlar. Dönem dönem sebze dikiyorlar. Ama tabii ki temel konu zeytin. Zeytin çok önemli ve özel bir bitki. Her yerde yetişiyor, her türlü kırsal alanda yetişiyor gibi görünse de özene ihtiyacı olan bir ağaç. Meyve elbette ki veriyor. Ama o meyvenin kaliteli olması çok önemli. Çünkü kalitesiz zeytin, yaptığınız her türlü işleme, gübre atarsınız, sürüm, budama yaparsınız, bunlara ek bir maliyet getirir. Yaptığınız şeyler yanlış olursa, bu sefer ürününüz kalitesiz olur ve ücreti düşük olur, ihtiyaçlarınızı karşılayamaz. Ama herşeyi doğru ve bilinçli yaparsanız, hem daha az masraf yapmış olursunuz hem de kaliteli ürün alırsınız ve daha iyi para kazanırsınız. Bizim yapmak istediğimiz, bu dengeyi sağlamak. Doğru ürünler kullanıp, kaliteli ürün çıkartmak istiyoruz."

Su tüketimi ve toprak analizi

Toprak için özellikle su tüketiminin önemli olduğunu ifade eden Cumalı şunları söyledi: "Suyu idareli kullanmak zorundayız çünkü su kaynaklarımız gittikçe azalıyor. Bu nedenle damlama sulamaya ağırlık vermeliyiz. Bu da en az miktarda suyla en iyi işi yapmak anlamına geliyor. Ama onu da bilinçli yapmalıyız. Damlama sulama düzeneğini kurmak da kolay değil. Bu işi bilen, programlı şekilde çalışan kişiler olmalı. Arıza çıkabilir. Her şey baştan düzgün tutulursa, problemsiz bir süreç işler. Bizim de bir damlama sulama ekibimiz var. Sorunsuz olarak kurulumu yapıp, kullanım sağlıyorlar."

Bunun yanında toprak analizinin önemine değinen Cumalı, "Ne kullanılacağını bilmek için, budama çok önemli, ağacın ışığı doğru alabilmesi için. Bütün her şey güzel ürün elde edebilmek için. Mesela makineyle hasat yapıyoruz belki ama onun da bir sistemi var. 3 bin dönümlük bir arazi toplanması, diğer müşterilerimize hizmet vermek dar alanda çok iş yapmamız anlamına geliyor. Bu da doğru ve eğitimli insanlarla iş yapmamızı gerektiriyor" dİye konuştu.

Atıksudan sabun üretimi

Bütün bu kapsamlı çalışmaların yanında Naim Cumalı ve ekibi çok önemli bir proje ile gündeme gelmeye hazırlanıyor. Cumalı, "Bizim hayata geçireceğimiz proje olan 'Zeytin karasuyu arıtma' tesisi Türkiye'de daha önce Edremit'te kuruldu. Bir randıman alınamadı oradan. Bizim çalışmalarımız kapsamında arıtma tesisimizin alt yapısı bitmiş durumda. Bir buçuk ay içerisinde makine işlemlerini tamamlayarak 'Zeytin Karasuyu Arıtma Tesisi'ni açacağız. Türkiye'nin bu yönde çalışan tek tesisi olacak. Torbalı'daki 28 tane fabrikanın tamamının atığı Fetret Çayı'na akıyor. Şu anda Fetret Çayı'nda bir tane canlı kalmadı. Biz 28 fabrikanın atıklarını arıtarak, temiz bir şekilde çaya bırakılmasını sağlayacağız. Bu konuda bize Torbalı ve Karakuyu Belediyesi büyük destek sağlıyor. Bu projenin Türkiye'nin en büyük projelerinden biri olacağına inanıyorum. Projedeki bilgi ortaklarımız arasında, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zeytincilik Araştırma Bölümü ve çeşitli firmalar bulunuyor. Bin 800 tonluk tanklarımız hazır durumda. Günlük 600 ton karasu arıtacağız. Arıtma esnasında değerli mineralleri geri dönüştüreceğiz. Gübre, dezenfektan ve hatta sabun olarak geri dönüşümünü nasıl yapabileceksek o yönde değerlendireceğiz" dedi.

Ağaç, hayat gibi

Zeytin ağacının hiçbir işleme tabi tutulmadan değerlendirilen tek ağaç olduğunu belirten Cumalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ölümsüz bir ağaç... Geçenlerde Çeşme'de 500-600 yıllık zeytin ağaçları gördük. Taze filizler veriyor. İnsana da bir yaşama sevinci, azmi veriyor. Ben kendimle bağdaştırıyorum. Zeytin ağacına baktıkça, her zaman yenilenmek, çalışmak ve gelişmek gerektiğine inanıyorum. Tüm bir hayatın felsefesini içinde barındırıyor adeta. Zeytin ağacı kuruduğu zaman benim içim yanıyor. Oraya gidip de kurumuş ağacı görmek istemiyorum. Solarizasyon yaptığımız kuru bir zeytin ağacının da filiz verdiğini gördük. Hergün takip ediyoruz o ağacı. Heyecanlanıyoruz, meraklanıyoruz."

Toplam yatırımlarımızın değeri 5 milyon YTL. Zeytinyağı fabrikamız, arıtma tesisi, sıkımhanemiz var. Orbit kapsamındaki laboratuvarların değeri zaten 1 milyon YTL...

İki çeşit dezenfektanımız var. Meyve verdiği dönemde ağaç zayıf kalınca, mantar ağacın özsuyunu emiyor. Böylece kurumasını hızlandırıyor. Biz bir yandan mantarı solarizasyonla engellerken diğer yandan da mineral desteği vererek ağacı güçlendiriyoruz. Böylece hastalığı yok ediyoruz.

Naim Cumalı Kimdir?

İzmir doğumlu olan Cumalı, Ticaret Lisesi mezunu. Büyük bir zeytinyağı firmasının 8 yıl işletme müdürlüğünü yaptıktan sonra emekliye ayrıldı ve kendi işinin başına geçti. Zeytin sıkım ve zeytinyağı üzerine köklü bir birikime sahip. Sektör zeytinyağı olunca, sektörü tamamlamak için zeytinin çekirdeğinin toprağa düşmesinden vatandaşın midesine girinceye kadar geçen tüm aşamalarda çalışmak gerektiğine inandı. Bu zincir halkayı tamamlamak için de Orbit Ekoloji Grubu kurdu. Oğlu ve damadı da zeytin sektöründe çalışıyor.

Zeytin Yağı İmalatçıları için AB hibe projeleri...

Süleyman YAĞCIZEYBEK
AB Proje Uzmanı
yagcizeybek@gmail.com


Zeytin ve Zeytin Yağı üreticilerimizin Avrupa Birliği hibe fonlarından yararlanabilecekleti AB projeleri aşağıdadır:

1) Sürdürülebilir modern entegre zeytin işleme, zeytin yağı ve zeytin mamulleri üretimi projesi,
2) Zeytin Yağı Fab. Atıksularının (karasu) arıtılarak, sağlık sektörü, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılacak faydalı ürünler üretilmesi projesi,
3) Zeytin Karasuyundan biyo-hidrojen üretimi projesi,
4) Zeytin Karasuyundan biyogaz (methane) üretimi projesi,
5) Zeytin Yağı Fab. prina (pomace) atıklarından biyo-dizel (bioethanol) üretimi projesi,
6) Zeytin orijinli atıkların gıda üretim proseslerinde yeniden değerlendirilmesi projesi,
7) Gıda Kalitesi ve Güvenliği projesi.

Bu konularda AB projesi sunarak, Avrupa Birliği hibelerinden faydalanmak isteyen Zeytin İşleme ve Zeytin Yağı imalatçısı firmalar/şirketler, her biri en az 3 Milyon Euro hibe alınabilecek AB projesi hazırlanarak sunulabilir.