Wednesday, December 24, 2008

BAFA’NIN DOĞUSUNDAN HABER VAR; ARTIK KARA SULAR BAFA’YA İNMEYECEK...




EKODOSD
EKOSİSTEMİ KORUMA VE DOĞA SEVENLER DERNEĞİ
KUŞADASI






24 Aralık 2008,Çarş.

Binlerce yıldır insanlara lezzet dağıtan, şifa sunan, şairlerin dizelerine konu olan bir ağaç türü var ; Zeytin...

Savaşlarda silah olarak, barışta başa taç olarak kullanılan zeytinin, dalından, yaprağından, çekirdeğinden yararlanmış insanoğlu.

Zeytin günümüzde de en çok değer verilen ve sevilen bir ağaç türüdür.

Türkiye’de en fazla zeytin ağacı varlığına sahip iller olan Aydın ve Muğla ilçelerine bağlı köylerin en büyük geçim kaynağı zeytintir.

Zeytinin olduğu her yerde, zeytinyağı ve pirina fabrikaları kurulmuştur. Bafa Gölü’nün çevresi zeytin ağaçlarıyla dolu olduğu için, bölgede birçok zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır.

Bafa Gölü çevresinde Çamiçi Beldesi’nde 4 , Pınarcık Köyü’nde 3, Gölyaka Köyü’nde 1, Çeri’nin yerinde 1, Dalyan Mevkiinde de 1 tane Zeytinyağı fabrikası vardır.

Geçtiğimiz yıllarda bu zeytinyağı fabrikaları, zeytin mevsiminde sıktıkları yağdan sonra çıkan zeytin kara atık sularını direk olarak doğaya bırakmaktaydı.

Geçmiş olduğu yerdeki toprağı, suyu ve bitkileri siyaha boyayan kara atık sular, dereler vasıtasıyla Bafa Gölü’ne gitmekteydi.

Gölün ekolojisini olumsuz etkileyen kara atık sular, hem bitki çeşitliliğini hem de gölde yaşayan canlıların ölmesine neden olmaktaydı. Kara atık suyun karıştığı göl, simsiyah bir renge bürünerek, çevreye ağır ve kötü bir koku yaymaktaydı.

Ülkemizin ve zeytin üretimi yapan Akdeniz ülkelerinin büyük bir çevre sorunu olan kara atık sular, evsel atıklardan 200 kat daha zehirli olduğu, karıştığı suda oksijeni tükettiği ve canlılara yaşama hakkı tanımadığı, yeraltı sularını bile zehirlediği bilim adamları tarafından açıklanmıştır.

Bafa Gölü’ne salınan kara atık sular için, ilgili kurumları sürekli olarak uyarmış ve medya vasıtasıyla da konuyu kamuoyuyla defalarca paylaşmıştık.

Bafa Gölü’nün önemli kirleticileri arasında bulunan zeytin kara atık suları için, çevre koruma ve atık yönetmeliği yasası ile doğaya salıverilmesi yasaklandığından, Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri zeytinyağı fabrikalarını denetleyerek, kara atık suların doğaya salınmaması konusunda üreticileri uyarmıştır.

Zeytinyağı fabrikalarından, gölün hemen yanıbaşında bulunan Çeri Kontini Sistem Zeytinyağı Fabrikası’nda incelemelerde bulunduk. Fabrikanın ortaklarından Yalçın KOCAKAYA “ Zeytin kara atık suları kademeli olarak çökertme havuzlarından geçerek, büyük havuza geçmektedir.

Çökertme havuzlarından da, büyük havuza geçmektedir. Çevre Yasası uyarınca kapasitemize göre 1125 tonluk olması gereken havuzu, daha büyük inşa ederek 1300 tonluk yaptırdık.

Taban sızdırmasız maddeyle kaplandığından, karasuyun bir damlası bile doğaya bırakılmamaktadır. Kara sular büyük havuzda birikerek buharlaşacak, dipte kalan tortuyu da işleyerek yakıt maddesi olarak kullanacağız.

Sadece zeytin kara atık sularını değil, aynı zamanda zeytin yıkama suları ve pirinadan sızan suları da büyük havuza yönelttik. Biz bu konuda çok hassas davranıyoruz. Çünkü yan tarafta bulunan turistik tesislerde bize ait. Biz turizmden de ekmek yiyoruz. Gölün temiz olması, turizmin geleceğini yakından ilgilendirmektedir. Gölün genel kirliliği nedeniyle, yazın yaşanan kokudan turistler gelmez oldu. Acentalar bize yaptıkları turları iptal ettiler. En verimli aylarda iş yapamaz olduk. Turist gölün kıyısına gitmek, suyun yanında oturmak istiyor, ancak kokuyu görünce kaçıyor.

Bölgemizdeki tüm fabrikalar, bizim gibi sızdırmasız havuzlarını yaptılar. Gölün kara atık suları ile sorunu artık bitti. Gölü kirleten tek unsur zeytin kara atık suları değildir. Kirliliği neden olan birçok faktör bulunmaktadır. Ekodosd’un bildirilerinde de bunu sık sık görüyoruz. Gölün doğusunda kara atık su problemi kalkmıştır. Yetkililer Menderes Nehri’ne kara atık su salınmasını da yasaklamalıdır. Bu göl ülkemizin en güzel gölüdür. Gölün eski günlerine dönmesini umut ediyoruz. Hem turizminden, hem zeytininden, hem de balığından ekmek yediğimiz göle biz de sahip çıkıyoruz. Çünkü çocuklarımızın geleceği göle bağlı. ”

Bafa Gölü’nün doğu kısmında yaşanan zeytin kara atık sularından yaşanan çevre kirliliği için, göle akan derelerde yaptığımız araştırmalarda bu yıl kara atık suların olmadığını gördük. Bu gölün geleceğiyle ilgili sevindirici bir gelişmedir. Bundan sonra da göle direk ya da dolaylı yoldan kirletenlerin gerekli hassasiyeti mutlaka göstermeleri gerektiğini düşünüyoruz.

Hem göl kıyısında bulunan, hem de Büyük Menderes Nehri boyunca göldeki ekolojik dengeyi tehdit eden sanayi kuruluşları ve işletmeler, tehlikenin boyutlarını görerek arıtma tesislerini kurup, gölün yaşaması için gerekli önlemleri mutlaka almalıdır.

Doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, kuşlarıyla, mitolojik efsaneleriyle Türkiye’nin en güzel gölüne sahip çıkalım.

Bafa Gölü, Ege denizi’nin bizlere karada bıraktığı tek mirastır.

Bu antik çağların mirasını hep birlikte koruyalım.

1 comment:

Anonymous said...

polsci interfere citizens columbia senator unity fraction investorsas letters nuking devi
semelokertes marchimundui